Kayıtlar

fiyat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Türkiye'de Fiyat Algısı Neden Bozuldu?

Son yıllarda Türkiye'de alışveriş yapan hemen herkesin aklından benzer bir soru geçiyor: "Bu ürün gerçekten bu kadar eder mi?" Market raflarında, restoran menülerinde, kiralarda ya da otomobil ilanlarında gördüğümüz rakamlar artık çoğu zaman tek başına bir anlam ifade etmiyor. Çünkü yalnızca fiyatlar değil, fiyatları değerlendirme biçimimiz de değişti. Bunun temel nedenlerinden biri, fiyat algımızın değişmesidir. Fiyat algısı, bir ürün veya hizmet için ödenmesi gereken makul fiyatın insanların zihninde oluşan karşılığıdır. Bu algı; geçmiş deneyimler, gelir düzeyi, benzer ürünlerin fiyatları ve içinde bulunulan ekonomik koşullar tarafından biçimlendirilir. Uzun yıllar aynı ürünü benzer fiyatlardan satın alan bir kişi, o ürünün normal fiyatına ilişkin doğal bir referans geliştirir. Davranışsal ekonomi literatüründe bu referans fiyat, tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir rol oynar. İnsanlar çoğu zaman fiyatları mutlak değerleriyle değil, zihinlerindeki bu ref...

Değeri Yaratan Nedir?

Ekonomide değer, bir mal veya hizmetin insanlara sağladığı faydanın ölçüsü olarak kabul edilir ve genellikle fiyat ile ölçülür. Domatesin kilosu 40 lira denildiğinde bir kilogram domatesin değerinin 40 lira olduğu anlaşılır.  Ekonominin bir bilim olarak ortaya çıktığı ilk zamanlardan beri en önemli tartışma konularının başında mal ve hizmetlerin değerinin nereden kaynaklandığı ve neye göre biçimlendiği sorusu gelir. Bir kilo domates 40 lira ederken avokadonun bir tanesi niçin 45 lira ediyor? Bu değer farklılığını yaratan şey nedir? Bu soruya çeşitli ekonomi okulları farklı yanıtlar vermiştir. Adam Smith ile başlayıp David Ricardo ve John Stuart Mill ile doruk noktasına çıkan klasik ekonomi okulunun ve Karl Marx ile başlayan Marksist ekonomi okulunun bu soruya ortak yanıtı “değeri yaratan emektir” şeklindedir. Bir malın veya hizmetin üretilmesinde ve sunulmasındaki emek, o mal veya hizmetin değerini belirler. Marx, sermayenin de üretimdeki katkısını yine emekle açıklar. Sermaye,...

Faiz, Kur ve Fiyat Dengesi

Resim
Dolarizasyon etkisindeki bir ekonomide piyasalarda dengeyi sağlayan üç unsur vardır: Mal piyasaları için fiyat, para ve sermaye piyasaları için faiz ve döviz piyasası için kur. Bu üçlü bir tahterevalli üzerinde gibi düşünülebilir. İdeal denge halinde faiz bir uçta, fiyat bir uçta ve kur da tam ortadadır. Bu durumda tahterevalli dengededir.          Piyasalar bu durumda dengedeyken merkez bankasının faizi indirmeye karar verdiğini düşünelim. Bu durumda tahterevallide faizin bulunduğu kısım aşağı inecek, kur, fiyatın yerini alacak, fiyat da yukarı gidecek ve para hem iç hem de dış değerini kaybedecektir (enflasyon ve dış değer kaybı.)                   Enflasyonun sıkıcı etkilerinden kurtulmak için bu kez faiz artırmaya karar verildiğini ve merkez bankası faizi aracılığıyla piyasa faizlerinin artırıldığını varsayalım. Bu durumda kur yine fiyatın yerini alacak fiyat da onunla birlikte aşağı gidecektir.    ...

Fahiş Fiyat, Fahiş Risk

Resim
Arapça kökenli fahiş sözcüğü; ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla, ölçüsüz gibi anlamlara geliyor. Buradan türetilen fahiş fiyat deyimi de; satışa sunulan mallar veya hizmetler için talep edilen ve ölçüyü aştığı düşünülen satın alma bedellerini tanımlamak için kullanılıyor.   Son günlerde özellikle tarımsal ürünlerin fiyatlarının hızlı bir artış içinde olması karşısında hükümet tarafından ‘fahiş fiyatları önlemek için çeşitli denetimler yapılacağı, önlemler alınacağı’ dile getirilmeye başlayınca bu sözcükler de gündemde yerini aldı.   Tekelciliğe izin vermeyecek düzenlemeleri yapmış olan düzgün bir piyasa sisteminde 'fahiş fiyat' diye bir olgu olmaz. Fahiş fiyat varsa ya piyasa sistemi düzgün işlemediği için tekel sistemi yaygın hal almıştır ya da üretimde bir sorun var demektir. Düzgün işleyen bir piyasa sisteminde mal ve hizmetlerin fiyatı, arz ve talebe göre belirlenir. Bu iki karşıt gücün dengelenmesini sağlayan iki unsur vardır: Miktar ve fiyat. Eğer bir malın satılmak...