Yayınlar

Ağustos, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Özelleştirme

Özelleştirme dar anlamda kamu kesimi elinde bulunan şirket paylarının özel kesime aktarılması, geniş anlamda ise kamu kesimi tarafından yönetilen üretim birimlerinin yönetiminin özel kesime devri olarak tanımlanabilir. Konuya dar tanım çerçevesinde yani kamu mülkiyetinin ya da şirket paylarının özel kesime aktarılması olarak bakarsak iki durumla karşılaşabiliriz: (1) Kamu kesimi, elinde bulunan bir şirketin mülkiyetini tümüyle özel kesime satarak devredebilir. Bu durumda o şirket artık özel kesim şirketi haline gelir. (2) Kamu kesimi elinde bulunan şirket paylarını (bir bölümünü ya da tamamını) özel kesime satarak devredebilir. Diyelim ki bir anonim şirkette özel kesim yüzde 49, kamu kesimi de yüzde 51 pay sahibi ise ve kamu kesimi yüzde 51 payını özel kesime satarak bu işletmeden çekilirse özelleştirme yapılmış olur. Buna tam özelleştirme diyebiliriz. Kamu kesimi yüzde 51 payının diyelim ki yüzde 31’ini satıp yüzde 20’sini kendisinde tutmaya ve yönetimde söz hakkını muhafaza etm

Gelirden Ne Kadar Pay Alıyorsunuz?

Bu yazımda anlattıklarımı tam olarak değerlendirebilmek için önce yine bu blogda yayımlanan Türkiye’de Gelir Dağılımı başlıklı yazımı okumanızı öneririm ( http://www.mahfiegilmez.com/2012/03/turkiyede-gelir-daglm.html ). Gelir dağılımı eşitliğini ölçmek için kullanılan araçlardan en çok kullanılanı Gini katsayısıdır. Eğer gelir dağılımı tam anlamıyla eşitse, yani bütün değerler mutlak eşitlik çizgisi üzerindeyse o zaman Gini katsayısı sıfır çıkacak demektir. Sıfır ile bir arasında değişen katsayı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını söyler bize.  Türkiye’de gelir dağılımı ve çeşitli grupların gelirden aldıkları paylar aşağıdaki tabloda yer alıyor (Veriler TÜİK.)   2006 2007 2008 2009 2010 Gini Katsayısı 0,43 0,41 0,41 0,42 0,40 Gelir Dağılımı (Gelir Grupları) Toplam 100,0 100,0 100,0 100,0

Ben Bernanke Sen Kimsin?

Amerikan Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke Harvard Üniversitesinde ekonomi okudu. Doktora derecesini Massachussetts Institute of Technology’den (MIT) “Long term commitments, dynamic optimization and the business cycle” başlıklı teziyle aldı. Tez danışmanı ünlü iktisatçı, şimdiki İsrail Merkez Bankası Başkanı Stanley Fischer’di. Bernanke 1979 – 85 arasında Stanford Graduate School of Business’de ders verdi. New York Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı ve ardından Princeton Üniversitesi’ne geçerek orada ekonomi dersleri verdi. 1996 ile 2002 yılları arasında Princeton Üniversitesi ekonomi bölümü başkanlığı yaptı. 2002 yılında ABD Merkez Bankası (Fed) Guvernörler Kurulu üyeliğine seçildi. 2005 yılında üniversitedeki görevinden ayrıldı. 2006 yılında George Bush tarafından Fed başkanlığına atandı. 2010 yılında 4 yıllık süresi doldu ve bu kez Barack Obama tarafından ikinci kez aynı göreve atandı. Ben Bernanke, siyaseten Cumhuriyetçi bir kişi. Kendisini göreve

Neolitik

Taş devri kabaca 2,5 milyon yıl önce başladı ve yine kabaca M.Ö. 5.000’e kadar sürdü. Taş devrini paleolitik (yontma taş devri), mezolitik (orta taş devri) ve neolitik (cilalı taş devri) olarak üçe ayırmak adet olmuştur.   İnsanın homo sapiens formatında yaklaşık 200 bin yıl önce ortaya çıktığı düşüncesinden yola çıkarsak paleolitik ve mezolitik çağlar boyunca yalnızca bir tüketici olarak yaşamış olduğunu söyleyebiliriz. Bu uzun süre boyunca insanın üretimi; taşlardan, ağaçlardan silah imal etmek, bitki ve hayvan postlarından giyecek yapmak, ağaçlardan, yapraklardan barınak inşa etmek gibi faaliyetlerle sınırlı kalmış görünüyor. Yani üretimi artırma anlamında doğaya hiçbir katkıda bulunmamış.   Bu çok uzun sürenin ekonomi tarihi ağırlıklı olarak tüketim ve insanın kendisini korumaya yönelik sınırlı üretim faaliyetinden ibarettir. İnsanın yerleşik yaşama geçişi, hayvanları evcilleştirmesi ve bitkileri ehlileştirmesi yani üretim yapmaya başlaması neolitik çağın başlangıcı o

Para Politikası Niçin Maliye Politikasına Tercih Ediliyor?

Resim
Para politikası denildiğinde üç temel alt politika anlaşılır: (1) Merkez Bankası’nın bankalarla para alış verişinde uyguladığı faizleri değiştirerek piyasa faizlerini etkilemesi. (2) Açık piyasa işlemleri (APİ) yoluyla bankalardan tahvil almak veya onlara tahvil satmak suretiyle piyasadaki para miktarını (likiditeyi) ayarlaması. (3) Bankaları topladığı mevduattan alacağı payı (mevduat zorunlu karşılıkları) artırıp azaltarak açılabilecek kredi miktarını ve maliyetini etkilemesi. Merkez Bankası’nın TL’nin dış değerini ayarlamaya yönelik olarak bir müdahalesi söz konusuysa bunlara ek olarak bir de kur politikasından söz edilebilir. Maliye politikası denildiğinde dört temel alt politika anlaşılır: (1) Duruma göre ekonomiyi canlandırmak veya soğutmak için daha az ya da çok vergi almaya yönelik vergi politikası. (2) Aynı amaca yönelik olarak artırılan ya da azaltılan harcamaları kapsayan kamu harcama politikası. (3) Ekonomideki likiditeyi çekmeye ya da yeni likidite vermeye yönelik o

Merkez Bankası ve Para Politikası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yasayla kendisine verilmiş olan temel görevi “fiyat istikrarını sağlamaktır.” Kimileri fiyat istikrarını sağlamak ifadesini enflasyonla mücadele etmek olarak tercüme ediyor. TCMB’nin yürüttüğü enflasyon hedeflemesi uygulamasına bakınca bu tercümenin çok da yanlış olmadığı izlenimi ortaya çıkıyor.   Merkez Bankası ve para politikası denildiğinde akla üç politika bileşeni gelir: (1) Faiz politikası, (2) Açık piyasa işlemleri (APİ), (3) Karşılıklar politikası. Merkez Bankası halktan mevduat kabul etmez ve halka kredi vermez. Mevduat kabul ettiği ve kredi verdiği kurumlar kural olarak yalnızca bankalardır. Geçmişte kamu kesimine de kredi verirdi ama günümüzde bu uygulama terk edilmiş bulunuyor. Faiz politikası Bankalar, gün sonunda ellerinde kalan fazla parayı Merkez Bankası’na yatırır ya da gün sonunda hesapları açık kalmışsa o kadar parayı Merkez Bankası’ndan borç alırlar. TCMB bu işlemlerde kendisine borç verenlere yüzde 5 faiz ve