Yayınlar

Aralık, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Brüt ve Net Dış Borç Stoku, Dış Borçların Döviz Kompozisyonu ve Bir Yılda Ödenecek Dış Borç Miktarı

Türkiye’nin Toplam Brüt Dış Borç Stoku 2017 yılının ilk 9 ayının sonunda Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 438 milyar Dolar. Bu borç stokunun 129,4 milyar Doları kamu kesimine, 704 milyon Doları TCMB’ye ve 307,9 milyar Doları da özel kesime ait bulunuyor. Aşağıdaki özet tablo bu durumu gösteriyor. Yıllar Kamu TCMB Özel Türkiye GSYH Payı (%) 1990 33.268 8.342 10.770 52.381 26,1 2002 64.533 22.003 43.066 129.601 54,8 90 - 02 Değişim (%) 94,0 163,7 299,9 147,4 2017 129.438 704 307.855 437.996 51,9 2002 - 17 Değişim (%) 100,6 -96,8 614,9 238,0

Merkez Bankasının Altınları Nerede?

Merkez Bankası’nın Altın Rezervi   Tam olarak açıklanmayan, gizli kalan her şeyde olduğu gibi altınların nerede olduğu meselesi de arada bir şehir efsanesi olarak karşımıza çıkıyor. Hatta iş orada kalmıyor paranoyaya dönüşmeye kadar gidiyor. Basında yer alan ifadelere göre Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı bir soruyu yanıtlarken TCMB’nin 490 ton altını olduğunu, bunun aşağı yukarı 40 tonluk bölümünün TCMB kasa dairesinde saklandığını, kalan altınların İngiltere Merkez Bankası’nın ve ABD Merkez Bankası Fed’in altın deposunda koruma altında olduğunu açıklamış. Bu açıklamadan sonra pek çok soru ortaya atıldı. Sonunda iş geldi şu şehir efsanesine dönüştü: “Türkiye’nin altınları İngiltere Merkez Bankası’nda Türkiye’nin aldığı dış borçların teminatı olarak tutuluyormuş.” İkinci Dünya Savaşı sonrasında bazı ülkeler altın rezervlerini kendi ülkeleri dışında özellikle bu konuda geniş imkânı olan ve dünyanın en güvenli kasa dairelerinden birisi olarak kabul edilen İngiltere Merkez B

2017'den 2018'e Geçerken

2017 Yılının Değerlendirilmesi 2017 yılı inişli çıkışlı bir yıl olarak arkamızda aklıyor. Küresel sistemde olduğu kadar Türkiye’de de siyasetten sosyal yapıya, ekonomiden finans piyasalarına kadar ciddi savrulmalar yaşandı. Küresel çerçevede bu dalgalanmalara yol açan olayların en önemlileri arasında Trump’ın yaklaşımlarının yarattığı rahatsızlıklar, Brexit olayı, Fed’in faiz artırımları, ortadoğuda yaşanan olumsuz gelişmeler, Kuzey Kore liderinin füze denemeleri, Avrupa’da ortaya çıkan hükümet bunalımları ve Kudüs sorunu sayılabilir. Türkiye açısından bu dalgalanmalara ek olarak düşürülen Rus Uçağının yarattığı olumsuz etkilerin devamı, darbe girişiminin yarattığı olumsuzlukların devamı, referandumun bütçe üzerinde yarattığı olumsuzluklar, enflasyonun denetlenememesi, işsizliğin düşürülememesi, turizmde yaşanan sorunlar, ABD ile çıkan vize sorununun etkileri, Zarrab davasının yarattığı çeşitli olumsuzluklar sıralanabilir. 

Problem Yaratıp Çözme Takıntısı

Takıntı (obsesyon, saplantı); kişinin elinde olmadan, istemeden aklına takılan ve kişiyi rahatsız eden düşüncelerdir. Mesela her yerden mikrop bulaşabileceği düşüncesi bir takıntıdır. Yolda yürürken çizgilere basmama düşüncesi de bir takıntıdır. İlkinde kişi sürekli elini yıkamak isteği duyar, ikincisinde ise başa dönüp yeniden çizgilere basmadan yürümeye çalışabilir. Bunların hepsi aslında kendi kendine sorun yaratıp çözmeye çalışma takıntılarıdır.

Ricardo – Barro Hipotezine Karşı Arz Yönlü Ekonomi Yaklaşımı

ABD’nin Vergi Düzenlemeleri ve Etkisi ABD Başkanı Trump, uzun süredir peşinde koştuğu vergi indirimlerini Kongreden geçirerek yasalaştırmak üzere bulunuyor. Buna göre ABD’de kurumlar vergisi oranı yüzde 35’den yüzde 21’e düşürülüyor. Gelir vergisi oranlarındaki değişiklik de aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi yapılıyor: Dilim Eski Tarife (%) Yeni Tarife (%) 1 10 10 2 15 12 3 25 22 4 28 24 5 33 32 6 35 35 7 39,6 37 ABD yönetimi, kurumlar vergisini düşürerek, vergileri yüksek bulduğu için ABD dışındaki ülkelere gitmiş olan kuruluşları geri getirmeyi hedefliyor. Gelir vergisi oranlarını düşürerek de kişilerin net gelirlerinin ya da ekonomik ifadesiyle harcanabilir gelirlerinin yükseltilmesini ve böylece onların daha fazla harcama yapmasını hedefliyor. Böylece ortaya çıkacak talep artışının ekonomiyi canlandırmaya yarayacağını biliyor

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?

Resim
Merkez Bankası’nın Sahipliği Meselesi Son yıllarda şehir efsanelerinin sayısında artış var. Giderek bilimden uzaklaşan insanlar, kulaktan duyma dedikodulara inanarak ve bu duyduklarını sanki araştırmış da bulmuş gibi birbirlerine anlatarak sürekli şehir efsaneleri üretilmesine alet oluyor. Son zamanların yaygın şehir efsanelerinden birisi de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hisselerinin çoğunun yabancılarda olduğu ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın onların etkisinde karar aldığı safsatası. Bu şehir efsanesini çökertmek için incelemeye Osmanlı’dan başlamamız gerekiyor. 1856 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria’nın fermanıyla merkezi Londra’da bulunan İngiliz sermayeli Ottoman Bank (Osmanlı Bankası) kuruldu. Bir süre sonra Osmanlı devlet bankası işlevlerini görmeye başlayan Banka 1863 yılında ilk Osmanlı banknotlarını çıkarmaya başladı. Aynı yıl İngiliz-Fransız ortaklığı şeklinde yeniden örgütlendirildi ve Bank-ı Osmani-i Şahane (Osmanlı Bankası) adıyla Osmanlı İmpara

İşsizlik Niçin Düşmüyor?

Devlet yetkilileri sanayicilere mevcut istihdama ek olarak 2 kişi daha istihdam etmeleri yolunda çağrı yaparak bu şekilde işe alınanların bir aylık ücretinin işveren tarafından ödenmesine karşılık bir aylık ücretinin de devletçe ödeneceğini açıkladılar. Benzer bir uygulama bu yılın ilk aylarında yürürlüğe sokulmuş ve her sanayicinin bir kişiyi yeni eleman olarak işe alması teşvik edilmişti. İstihdam anketinin uygulandığı dönemde ücretli ya da ücretsiz olarak hiç bir işte çalışmamış kişilerden son 4 hafta içinde iş aramak için başvurmuş olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz sayılıyor. İşsiz sayısının toplam işgücüne bölünmesiyle bulunan işsizlik oranına literatürde resmi işsizlik oranı deniyor. Bu işsizlerin dışında bir de çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iş bulursa 2 hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler var. Bunlar, son 4 hafta içinde iş aramak amacıyla başvuruda bulunmadığı için işsiz olarak kabul edilmiyor. Bunlara da çalışmaya hazır kişiler diyelim

Reel Faiz Kur İlişkisi ve Bir Hipotez

Ekonomik Analiz Ekonomik gelişmeleri analize tabi tutarken ayrıntılar, gizli kalmış gerçekler bazen de gözümüzün önünde durduğu halde görüp de fark etmediğimiz şeyler son derecede önemlidir. Bazen küçücük bir ayrıntının atlanması bizi tümüyle yanlış sonuçlara götürebilir. Maurice Leblanc’ın ünlü roman karakteri hırsızlar kralı Arsene Lupin şöyle diyor: "En gizlenmiş şey gözümüzün önünde duran şeydir. Genellikle hep gizli yerlere bakarız ama gözümüzün önünde durana bakmayız." Benzer bir söz de Sir Arthur Conan Doyle’un dünyaca ünlü roman kahramanı dedektif Sherlock Holmes’e aittir: “Sadece akılsız bir fare bir kedinin yatağına saklanır ve sadece zeki bir kedi oraya bakmayı akıl eder.” [1]

Dolar Kuru Yükselince Piyasalar Niçin Karışıyor?

Aşağıdaki tablonun I numaralı bölümü Türkiye’nin bir yıldan kısa vadeli dış borç stokunu borçluları bazında, II numaralı bölümü aynı borç stokunu bu kez alacaklıları bazında gösteriyor. Tablonun III numaralı bölümü Türkiye’nin kısa vadeli dış borçlarının döviz kompozisyonunu sergiliyor. Tablonun IV numaralı bölümü de Türkiye’nin Ekim 2017’den Ekim 2018’e kadar vadesi gelecek olan dış borç stokunu ortaya koyuyor (Kaynak TCMB, Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri; http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/08d4d86e-49bf-4739-baf8-3592bf9ce543/kv.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-08d4d86e-49bf-4739-baf8-3592bf9ce543-m1jQGjH) 

Hızlı Büyümenin Kökenleri ve Sorunları

Türkiye ekonomisi yüzde 11,1 büyümeyle üçüncü çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Türkiye’yi yüzde 6,8 ile Çin, 6,2 ile Malezya ve 6,1 ile Hindistan izliyor. TÜİK, üçüncü çeyrek büyümesiyle birlikte ilk iki çeyreğe ilişkin büyüme oranı düzeltmelerini de açıkladı. Buna göre ekonomi, ilk çeyrekte 5,3, ikinci çeyrekte 5,4 büyümüş görünüyor. Bu durumda ilk 9 aylık büyüme yüzde 7,3 dolayında çıkıyor (çeyreklerin ağırlık farklarını ihmal ediyorum.) Bu eğilim sürerse yıllık büyüme yüzde 7 dolayında çıkacak demektir.

Bitcoin Nasıl Alınıp Satılır?

Bitcoin Nasıl Satın Alınır? Bitcoin veya diğer kripto paraları satın alabilmek için önce bu paraları satan ve fiyatını belirleyen kripto para borsalarından birisine kaydolmak gerekiyor. Bu paraları satan ve üzerinden işlem yapan birçok borsa var. Bunlara internet arama motorlarından herhangi birinin arama çubuğuna ‘bitcoin alım satımı’ ya da ‘bitcoin borsası’ yazarak ulaşmak mümkün. Bu borsalardan herhangi birinde işlem yapabilmek için kaydolurken nüfus bilgilerinin ve açık adresin verilmesi gerekiyor. Ayrıca borsalar, genel olarak kişinin nüfus cüzdanının ya da sitenin kabul edeceği bir kimliğin arkalı önlü kopyasını, elektrik, su ya da doğalgaz faturası gibi adı ve adresi gösteren bir belgenin kopyasını ve bu borsadan işlem yapmak istendiğine ilişkin bir dilekçenin verilmesini istiyor. Bunları tarayıcıdan tarayıp internet aracılığıyla söz konusu bitcoin borsasına yollamak gerekiyor. Bu işlemlerden sonra ilgili borsa sitesi tarafından gönderilen bilgilerin doğruluğu kontrol ediliyo

2000'lerde Doğrularımız ve Yanlışlarımız

Resim
Siyasal sorunların arttığı ve ekonominin iyi yönetilemediği bir ülke, eğer tasarruf açıkları da varsa, bu hataların bedelini ekonomide, parasının iç ve dış değer kaybıyla öder. Paranın iç ve dış değer kaybı karşımıza yüksek enflasyon ve yüksek kur olarak çıkar. Her ikisini de denetlemenin temel aracı faizin artırılmasıdır. Dolayısıyla yüksek faiz, paranın iç ve dış değer kayıplarının sonucudur. Sorunu sonuçtan yani faizden giderek çözmeye çalışan ekonomilerde sorun daha da büyür. Sorunu faizi artırarak çözmek ancak geçici bir rahatlama sağlar. Orta ve uzun vadede sorunu çözmek için ekonomiyle birlikte ekonomi dışı yapısal meseleleri çözmeye girişmek gerekir.  

TL Niçin Değer Kazandı? Merkez Bankası Faiz Artırır mı?

TL Son Günlerde Niçin Değer Kazandı? Soru şu: “Ne oldu da iki gün içinde TL, yabancı paralara karşı değer kazandı?” Temelde üç şey oldu. İlki dış piyasalarla ilgili bir gelişme. Dışarıda gelişmekte olan ekonomilere ilgi artışında yeni bir dalga oluştu. Bunun sonucunda gelişmekte olan ülke paraları, o arada TL, rezerv paralara karşı değer kazandı. Diğer ikisi içeriyle ilgili gelişmelere dayanıyor. İlk olarak Cumhurbaşkanı’nın bazı işadamlarını kastederek “dışarıya varlık çıkarıyorlar, bunun önlenmesi lazım” yolundaki açıklaması gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların kafasını karıştırdı ve Türkiye’nin kambiyo kısıtlamalarına gidip gitmeyeceği tartışması çıktı. Bu karışıklık mesela USD / TL kurunun 2,5 puan yükselmesine yol açtı. Ertesi gün gerek Cumhurbaşkanı gerekse diğer hükümet yetkilileri bunun kastedilmediğini, kambiyo kontrolünün düşünülmediğini açıklayınca kurda düzeltme yaşandı. İkinci gelişme enflasyonla ilgiliydi. Açıklanan 12 aylık manşet enflasyon yüzde 12,98, çekirdek

Piyasa Aldırmazlığı

Davranışsal ekonomi ve davranışsal finans, günümüzün gözde yaklaşımları arasında yer alıyor. Adından da anlaşılacağı gibi davranışsal ekonomi ve davranışsal finans, ekonomi ile psikolojiyi bir araya getirerek insan davranışlarını ele alıyor. Bu iki yeni girişim, psikolojiyi bu kadar öne çıkarmayan ve insan davranışlarını sanki birer matematik fonksiyonuymuş gibi ele alarak konuya yaklaşan neoklasik ekonomi teorisine meydan okuyan yaklaşımlar. Neoklasik teorinin en başta varsayımlarının gerçek dünyayı tam olarak yansıtmadığından hareketle ortaya çıkan arayışlar serisindeki son aşama. Borsa başta olmak üzere tahvil, bono piyasası, türev ürünler piyasası vb gibi sermaye ve para piyasasının alt piyasalarının oluşturduğu finansal piyasalara baktığımızda ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Bu ilginçlik bütün ekonomilerde karşımıza çıkıyor olsa da gelişme yolundaki ülkelerde çok daha fazla görülüyor.