4 Nisan 2020 Cumartesi

Yöneticiye Öğütler

Hazine başlıklı kitabım ilk kez 1996 yılında basıldı. İlk iki baskıda kitabın son sayfasında Hazineyi yönetecek siyasal ve teknik kadro için bazı öneriler yer alıyordu. Sonraki baskılarda bunları, yerinin bu kitap olmadığı düşüncesiyle çıkardım. Yeri orası değildi belki ama aslında önemli gözlemlerdi. Bunları bugün biraz değiştirerek gerek kamu kesimindeki gerekse özel kesimdeki bütün yöneticiler için yeniden yazmakta yarar olduğunu düşünüyorum.

Günü kurtarmaya yönelik parlak formüllere itibar etmeyin. Bir günü kurtarmanın maliyeti bazen birkaç günü yitirmek şeklinde karşınıza çıkabilir.

2 Nisan 2020 Perşembe

Gelir - Harcama Zinciri Koparsa

Covid-19 virüsünün ekonomik yaşamda yarattığı en ciddi tehdidin gelir – harcama zincirinin kopması ve bunun sonucunda üretimin durması olduğunu görüyoruz. Bu zincirin kopmasının ne demek olduğunu bir örnekle anlatmaya çalışayım: Geceleri 300 kişi ağırlayan ve 50 kişi çalıştıran bir restoran düşünün. Bu restoran Covid-19 nedeniyle kapandığında neler olur? İlk ay büyük olasılıkla çalışanlarını işten çıkarmaz, ücretlerini verir, kirayı da öder. Ama kapalı olduğu için mal alımını durdurur. Bu restorana et, balık, sebze, salata malzemesi, meyve, ekmek, yağ, peynir, içki, alkolsüz içecek, su, çay, kahve, tatlı malzemesi, temizlik malzemesi satanlar satamaz olurlar. Restoranın elektrik, doğalgaz gibi tüketimi düşer. İkinci ay da kapalı kalırsa büyük olasılıkla çalışanlarının yarısını işten çıkarır. İşsiz kalan 25 kişinin harcamaları düşer. Talep o kadar azalır. Onun dışında ilk ay olanlar aynen tekrarlanır, kira ödenemeyebilir. Restoran üçüncü ay da kapalı kalırsa kalan 25 çalışanı da işten çıkarır. Talepte 25 kişinin daha az harcamasının yarattığı düşüş olur. Onun dışındakilerde ikinci ay olanlar aynen tekrarlanır. Bu kez restoran sahibi de birikimlerinin sonuna yaklaşınca onun da harcaması düşer. Bu süre uzarsa büyük olasılıkla restoranın geri dönüşü, yeniden açılması imkânı da kaybolur. Sonuçta bu işletme ekonomiden çekilmiş olur. Çekilen sadece o olmaz. Eğer yerine aynı çapta bir başkası açılmazsa bu restoranın yarattığı yukarıda değinilen ekonomi de yok olur. Çünkü ekonomide birinin harcaması bir başkasının geliri, onun harcaması da bir başkasının geliridir.

25 Mart 2020 Çarşamba

Ekonomik Daralmayı Minimum Düzeyde Tutabilmek İçin Öneri

Covid – 19 virüsünün küresel sistemin tamamında yarattığı olumsuz ekonomik koşullar ne yazık ki geçici olgular değil. Bu olumsuz durumun ekonomiler üzerinde ortaya çıkardığı etki yıllarca sürecek. Nedenlerini daha önceki yazılarımda ortaya koymaya çalıştım. Ekonomik sistemin çarklarından birisini çekip çıkardığınızda sistem aksar ama sistemin gelir veya tüketim parçalarından birisini çekip çıkardığınızda sistem dağılır.  

Aşağıda sistemin en önemli parçalarını gösteriyoruz: Gelir, tüketim, tasarruf, yatırım ve üretim.

23 Mart 2020 Pazartesi

Çözüm Modern Para Teorisinde mi?

Modern Para Teorisi
Küresel kriz karşısında neoklasik ekonomi teorisi kökenli ana akım yaklaşımın yetersiz kaldığı görüldüğünde geliştirilen teorilerden birisi olan modern para teorisi, sermaye hareketlerinin serbest olduğu (küreselleşmiş bir dünyada) paraları rezerv para statüsünde olan ülkelerin bütçe açığı vererek ve para basarak ekonomiyi yönlendirmelerinin enflasyon gibi sorunlar yaratmayacağını anlatan bir teori. 

Modern para teorisi, vergi toplamadan kamu harcaması yapılmaması ilkesinin doğru olmadığını savunuyor. Tam tersine önce harcama yapılmasını sonra bu harcamaların yarattığı gelirden ve işlemlerden vergi alınması gerektiğini öne sürüyor.

Modern para teorisiyle ana akım ekonomi teorisinin yaklaşımları arasındaki farkı özet bir tablo yardımıyla gösterelim:

20 Mart 2020 Cuma

Bir Doktorun Mektubu ve Yanıtım

Mektup
‘Sayın hocam selamlar,
Olağanüstü bir durum yaşanıyor, belki birkaç güne kadar başımızı kaşıyacak vaktimiz olmayacak. İçimden geçenleri sizinle paylaşmak ve fikrinizi almak istiyorum.

44 yaşında bu ülkenin yetiştirdiği bir anestezi uzmanıyım. Hayatım çalışarak geçti, bir sürü felaket gördüm ve görev aldım, bunda da üzerime düşen ne varsa yapmaya çalışacağım. Benim 10 yaşında bir oğlum var onun geleceğini düşünmek zorundayım. Sizin fikriniz burada değerli oluyor. En kötüsü olan benim ölümüm üzerinden yürüyelim, çünkü virüse maruz kalma olasılığım diğer insanlara göre çok daha yüksek. Siz bir yazınızda devletlerin iflas etmediğini söylemiştiniz hocam.

18 Mart 2020 Çarşamba

2020 ve Ötesi

Küresel krizin bu üçüncü aşaması en zor ve en uzun sürmeye aday aşaması gibi görünüyor. İlk iki aşamada ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere finans piyasaları etkilendi krizden. Japonya uzun süredir durgunluk içindeydi ama o da etkilendi. Krizin gelişmiş ülkeleri vuran ilk iki aşamasının reel kesim üzerindeki etkisi finans kesimi üzerindeki etkisiyle karşılaştırılamayacak kadar düşük kaldı. Bazı büyük finans kuruluşları battı, bazıları el değiştirdi, bazılarını devlet kurtardı ama reel kesim kuruluşlarında büyük sorunlar ortaya çıkmadı. İlk yıl reel kesim kuruluşları bazı küçülmeler nedeniyle işten çıkarmalara gitti, bir süre sonra eski büyüklük ve istihdamlara geri döndüler. Bir yandan reel kesimin ayakta kalması, üretime devam etmesi ve istihdama katkı sağlamayı sürdürmesi bir yandan da merkez bankalarının sisteme parasal destek vermeleri ekonomileri yaşatan iki itici güç oldu. Sistemi ayakta tutan en önemli desteklerden birisi de gelişmekte olan ülkelerde kriz çıkmamış olmasıydı. Bu dönemde maliye politikası önlemlerine başvurulmadı. 

16 Mart 2020 Pazartesi

Faiz İndirerek Krizden Kurtulabilir miyiz?

Fed Faizi Nedir? İndirilmesi Ne İşe Yarar?
Fed’in faiz oranı, bankalar arası işlemlerde uygulanacak faizin alt ve üst limitini belirlemekle birlikte diğer alanlarda uygulanacak faizlerinde belirlenmesinde dolayısıyla ABD ekonomisinin parasal akımlarının etkilenmesinde büyük rol oynuyor. Fed, bu faizi indirip yükselterek likiditeyi denetliyor ve bu yoldan ekonomiyi etkileyebiliyor. Ekonomide harcamalar ve yatırımlar düştüğünde, bir başka deyişle ekonomi büyüme ivmesini yitirdiğinde Fed faizi düşürerek harcamaları ve yatırımları, dolayısıyla da ekonomiyi canlandırmaya çalışıyor. Ekonomi ısınmaya başladığında da tam tersini yaparak faizi yükseltiyor, harcamaları ve yatırımları frenleyerek ekonominin raydan çıkmasını önlemeye çalışıyor. Bu uygulamaların temel dayanağı faiz oranının harcamalar, tasarruflar ve yatırımlar için en temel belirleyicilerden birisi olması. Bu yaklaşıma göre yüksek faiz tasarrufu, düşük faiz ise harcamayı teşvik ediyor. İlki ekonomiyi soğutmak, ikincisi ise ısıtmak için gerekli.

13 Mart 2020 Cuma

CDS Primi Niçin Yükseliyor?

CDS, Credit Default Swap (kredi batma riskinin değiş tokuş edilmesi) deyiminin kısaltmasıdır. CDS, bir kişi ya da kuruluşun, kredi sahibinin karşılaşabileceği alacağın ödenmemesi riskini belirli bir miktar karşılığında üstlenmeyi kabul etmesinin bedelidir. Bu çerçevede bir anlamda kredi sigortası gibi çalışır. Bir ülkenin ya da şirketin CDS primi ne kadar yüksekse borçlanma maliyeti de o kadar yüksek demektir. Çünkü bu prim ister istemez faize yansımaktadır. CDS primi piyasada tıpkı döviz kurları gibi anlık arz ve talebe göre ortaya çıkar. O nedenle risk ölçmekteki en objektif ölçü olarak kabul edilir. 5 yıllık CDS primi; 5 yıllık ABD Hazine Tahvili verimine bağlı olarak geçmiş ve mevcut verilere dayanılarak belirlenir.

CDS primi 300’ün üzerinde olan ekonomiler aşırı kırılgan ekonomiler olarak kabul ediliyor.

9 Mart 2020 Pazartesi

Küresel Krizin Üçüncü Aşaması ve Türkiye Ekonomisine Olası Etkileri

Küresel Krizin Üçüncü Aşaması
Küresel krizin üç aşamalı olacağını ilk kez 2011 yılında Radikal’de yazdım. Bu yazımda ilk aşamada ABD’nin, ikinci aşamada Avrupa’nın etkilendiğini ve bu iki aşamada Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerin krizden pek etkilenmediklerini, fakat üçüncü aşamada krizin Çin ve diğer gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkacağını anlattım (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/mahfi-egilmez/krizin-ucuncu-asamasi-1064748/)

İkinci yazımı 2019 yılında bu blogda yazdım. Bu yazımda küresel krizde üçüncü aşamaya gelindiğini ve Çin’den başlayan çöküşün gelişmekte olan ülkeleri vuracağını yazdım. Eğer bu aşamada kriz durdurulamazsa uzun sürecek bir kriz kısır döngüsüne girileceğini ve bir ve ikinci aşamaların tekrarlanacağını anlattım. (https://www.mahfiegilmez.com/2019/10/geldik-krizin-ucuncu-asamasna.html)

Bunları yazarken korona virüsü elbette ki öngördüğüm bir şey değildi. Fakat küresel krizin etkisiyle dünyanın çabuk panikleyen bir yapıya geldiğini ve en ufak bir sallanmada krizin tekrarlanacağını düşünüyordum. Ekonomiyi, sıkça başvurulan bir örmekten hareketle, insan vücuduna benzetirsek bu tür krizlerin etkisi vücudun bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi etkiler yaratır. Nasıl ki bağışıklık sistemi zayıflamış bir insanın vücuduna bir mikrop girdiğinde, bir virüs bulaştığında ciddi sorunlar yaratabilirse krize girmiş ekonomilerde de aynı şey olur. Herhangi bir dengede yaşanan bozulma bütün sistemi tehdit eder.

5 Mart 2020 Perşembe

Çin Giderse Herkes Gider

Çin, 1,4 milyar nüfusu, 14,1triyon dolar GSYH’si, 10,099 dolar kişi başına geliri ile 86,6 trilyon dolarlık dünya GSYH büyüklüğü içinde en büyük ikinci ekonomidir (Birinci ABD 21,4 trilyon dolar, üçüncü Japonya 5,2 trilyon dolar on dokuzuncu Türkiye 754 milyar dolar.) Dünya GSYH’sinin yüzde 16,3'ünü Çin yaratıyor (ABD yüzde 24,7, Japonya yüzde 6, Türkiye yüzde 0,9.) Çin, 2,6 trilyon dolarlık ihracatıyla ihracatta 221 ülke arasında birinci, 2,5 triyon dolarlık ithalatıyla ithalatta ise 221 ülke arasında ikinci sırada yer alıyor.

3 Mart 2020 Salı

Korona Virüsü ve İdlib Etkisi

Korona virüsünden etkilenme korkusuyla diğer ülkelerin Çin’den yaptıkları ithalatı durdurması, ekonomik büyümesi büyük ölçüde ihracata bağlı olan Çin açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.  OECD, Çin’in büyüme tahminini yüzde 5,7’den 4,9’a düşürdü. Bu oran başka ülkeler için ideal oran gibi görünse de Çin için çok düşük bir oran.

Olumsuzluklar sadece ihracatta ortaya çıkacak olan gerilemenin Çin ekonomisinde yaratacağı çöküşle sınırlı değil. Çin’in ucuz ürünleri birçok ülkede ya kendi üretimlerinin yerini almış ya da üretimde girdi olarak kullanılır hale gelmiş bulunuyor. Bazı ülkeler Çin’den ithal girdi alıp onunla kendi ülkesinde üretim yapmakla yetinmiyor, dizaynını hazırladığı birçok ürünü ucuz emek ve hammaddeden yararlanıp Çin’de yaptırıyor. Bir başka deyişle Çin, dünyanın üretim merkezine dönüşmüş bulunuyor. İşte sorun da burada ortaya çıkıyor. Korona virüsünün ortaya çıkmasından sonra insanlar Çin’den ithal edilmiş ya da Çin’de yaptırılmış ürünleri almamaya başladılar. Bunun sonucu olarak birçok ülke Çin’den yaptığı ithalatı veya orada yaptırdığı imalatı durdurdu. Bu, sadece Çin’in ihracat, üretim ve büyümesinin düşmesine değil, bu ürünleri ithal eden, girdi olarak kullanan ülkelerin ekonomilerinin de büyüme ivmesini kaybetmesine yol açıyor.

1 Mart 2020 Pazar

Kitaplar ve Okumalar

Kenan Mortan, İbrahim Atalay, Türkiye’nin Kültür Atlası, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2019
Kenan Mortan ve İbrahim Atalay, çok yorucu ve titiz bir çalışmayla harika bir kitap yazmışlar. Türkiye’nin bölge bölge, kent kent kültürel rehberini hazırlamışlar. Her bölgenin ve o bölgedeki her kentin özelliklerini anlatmışlar, yorumlamışlar ve örnekler vermişler. Kenan Mortan yıllar yılı Anadolu’da kent kent kasaba kasaba gezerek kentlerin ticaret ve sanayi odalarıyla ortak ekonomik, sosyal, kültürel çalışmalar yapıyor. İbrahim Atalay da benzer gezileri coğrafi açıdan yapmış. Bu iki bilim insanının bir araya gelerek yazdıkları 700 sayfayı aşkın kitap gerçek bir hazine. Her sayfasından bir şeyler öğreniyor insan. Türkiye’yi biliyorum zannedip de kendi ülkemiz hakkında ne kadar az şey bildiğimizi kitabı elinize aldığınız anda anlıyorsunuz. Her evde bulunması gereken bir kitap.

23 Şubat 2020 Pazar

Bölünmüş Bir Toplumdan Yansımalar

Bütün insanların aynı şeyi düşünüp konuşması iyi bir şey değildir. Farklı görüşler, düşünceler olmazsa tartışma olmaz, tartışma olmazsa ilerleme de olmaz. Farklı sesler, farklı düşünceler, tıpkı doğadaki farklı renkler gibi yaşamı da renkli kılar.

Bilimde içsel tutarlılık önemlidir. Eğer bir model kendi içinde tutarlıysa buna içsel tutarlılık diyoruz. Örneğin bir tahminler setinde modelimizde gelecek yıl enflasyonun yüzde 12’den 8’e düşeceğini, bütçe açığının yüzde 3’de kalacağını, cari açığın yüzde artı 0,5’den yüzde – 1,2’ye geçeceğini varsayarak büyümenin yüzde 0,5’den yüzde 5’e çıkacağını tahmin etmişsek burada modelin içsel tutarlılığını bir kez daha gözden geçirmemiz gerekir. 4,5 puanlık büyüme artışı muhtemelen enflasyonda düşüş değil artış getirir. Aynı şekilde büyüme modelimizde esaslı bir değişiklik yoksa bu ciddi büyüme artışı ya bütçe açığının daha çok artmasını veya cari açığın varsayılanın ötesinde yükselmesini ya da Merkez Bankası değerleme hesabı kullanılacaksa enflasyonun düşmek bir yana artmasını gerektirir.   

19 Şubat 2020 Çarşamba

Faizi Düşürmekle Enflasyon Düşmez

Türkiye ilginç bir ülke. Herkesin kendisine göre teorileri var. Bu yalnızca ekonomide değil futboldan fiziğe kadar her alanda böyle. O nedenle biz aynı şeyi defalarca anlatmak zorunda kalıyoruz. Öyle olunca da bir türlü sorunları arkamızda bırakıp ilerleyemiyoruz. Defalarca aynı yere dönüyor, aynı hataları tekrarlıyoruz.

Aynı şeyi bir kez daha anlatmak yerine grafikler sunmaya çalışacağım bu kez. Aşağıdaki ilk grafik gösterge faizin, ikinci grafik USD/TL kurunun,  üçüncü grafik te enflasyonun son 6 aydaki seyir defterlerini (Kaynak: Bloomberg HT ve TÜİK.)

18 Şubat 2020 Salı

İstanbul Finans Merkezi Olabilir mi?

İstanbul finans merkezi olabilir mi? Uzun süredir tartışılan bir soru bu. Aslında İstanbul zaten ulusal ve bölgesel anlamda bir finans merkezidir. Yanıtlanması gereken asıl sorular İstanbul’un uluslararası alanda üst düzey bir finans merkezi olup olamayacağı ve enerji hatlarında olduğu gibi uluslararası finansal akımlara ev sahipliği yaparak bundan bir kazanç elde edip etmeyeceği soruları.  

Bu soruları yanıtlayabilmek için öncelikle Z/Yen ticari think tank grubunun hazırladığı 26’ncı Küresel Finans Merkezleri Endeksine bir bakalım. Endeksin yöntemi iki ayrı veri grubunun değerlendirilmesiyle oluşuyor. İlk grupta rekabete açıklık ölçümleri yer alıyor. Bunlar söz konusu merkezin sahip olduğu telekomünikasyon altyapısının rekabet gücü endeksinden (Birleşmiş Milletlerden alınıyor) iş yapma kolaylığı endeksine (Dünya Bankasından alınıyor), hükümetin etkinliği reytinginden (Dünya Bankasından alınıyor) yolsuzluk algısı endeksine (Uluslararası Saydamlık Örgütünden alınıyor) kadar uzanan 134 farklı değerlendirmeden oluşuyor. İkinci grupta yapılan anketler ve onların değerlendirilmesi yer alıyor.

12 Şubat 2020 Çarşamba

Kitaplar Üzerine Görüşlerim

Amin Maalouf, Uygarlıkların Batışı (Çeviren: Ali Berktay), YKY Yayınları, 2020
Lübnan asıllı yazar Amin Maalouf, öykü yazarlığının yanı sıra Ölümcül Kimlikler ve Çivisi Çıkmış Dünya kitaplarıyla başladığı denemelerine bu kitapla devam ediyor. Bu üçleme içindeki en karamsar olanı diye nitelendirilen bu kitabında Maalouf, dünyanın dağılışını anlatıyor. ABD’nin Amerikan rüyasının inandırıcılığını yitirdiğini, birleşme örneği olarak yola çıkıp dağılmanın eşiğine gelen Avrupa’nın artık kimseye umut veremediğini, dünyanın nefretini üzerine çeken Müslüman dünyanın durumunu, yükselen iklim sorunlarını, kaybolup giden özgürlükleri ve etnik düşmanlıkları vurguluyor. Maalouf’un kitabını okurken ‘Sovyet sisteminin dağılmasının ve soğuk savaşın sona ermesinin umulanın tam tersine sonuçlar vererek dünyaya yaramadığı’ şeklindeki tezimin doğruluğunu bir kez daha görmüş oluyorum. Okunması gereken bir kitap.     

8 Şubat 2020 Cumartesi

Dolar Kuru Niçin Yükseliyor?

Dolar Kurunun Yükselişi
Uzunca bir süre sakin duran USD/TL kuru son üç haftada yükselişe geçti. Bu yükselişin hem dışarıdan hem de içeriden kaynaklanan nedenleri var. Bir başka ifadeyle dolar yalnızca TL’ye karşı değil diğer para birimlerine karşı da yükseliyor. 7 Ocak’ta 95,6 olan Dolar Endeksi[i] (DXY), 7 Şubat’ta 98,7’ye yükselmiş bulunuyor.

Aşağıdaki grafik USD / TL kurunun son üç haftadaki değişimini gösteriyor (Kaynak: https://www.bloomberght.com/doviz/dolar)

6 Şubat 2020 Perşembe

Altının Çıkışı Devam Edecek mi?

Altın, 2019 yılı Aralık ayından başlayarak hızlı bir yükseliş sergiledi. Bu yükselişi aşağıdaki grafikten izlemek mümkün (Kaynak: Bloomberg HT):


Grafikten görüleceği gibi altın fiyatları 2019 ortalarında yükselmiş, 2019 sonlarına doğru düşmüş ve Aralık ayından itibaren yeniden ve ciddi biçimde artışa geçmiş. 

3 Şubat 2020 Pazartesi

Faizi Düşürünce Ne Oldu?

Faiz, Enflasyonun Nedeni midir Sonucu mudur?
Faizin, yükselen enflasyonun bir sonucu olarak arttığı herhangi bir gözlem yapılmasına gerek kalmayacak kadar açıktır. Ekonomi biliminde para da kiralanabilen bir maldır ve bu kiralamanın bir bedeli vardır. Buna faiz diyoruz. Nasıl ki bir evi ya da arabayı kiraladığınızda kira bedeli öderseniz bir başkasından (ya da bankadan) parayı ödünç aldığınızda da faizini ödersiniz. Ekonomide enflasyon yükseliyorsa kiralar artar, doğal olarak faiz de yükselir.

Ne var ki enflasyonla faiz arasındaki ilişki her zaman bu kadar net görülemez. Eğer işin en başına gidip oradan incelemeye başlamazsanız faizin neden enflasyonun sonuç olduğunu düşündürecek bazı gözlemler yapar ve yanlış sonuca varırsınız. Çünkü enflasyondaki yükselişle başlayan faiz artışı bir süre sonra maliyetleri artırarak enflasyon artışına da neden olmaya başlar. Bir başka ifadeyle neden – sonuç ilişkileri karışır. Biz buna ‘kısır döngü oluşturan nedensellik ilişkisi’ diyoruz.[*]

2 Şubat 2020 Pazar

Çok Tartışılan Birkaç Soru ve Yanıtları

İnsanlar niçin vergiye değil de doğal gaz faturasına daha fazla tepki gösteriyor?
Çevremize baktığımızda Türk insanının vergiden ziyade diğer alanlardaki artışlara tepki gösterdiğini görüyoruz. Örneğin doğal gaz faturalarının yükselmesine büyük tepki gösteren insanlar harcamalarından ya da gelirlerinden alınan vergilere benzer bir tepki göstermiyorlar.

Bunun temel nedeni insanların çoğunun ödediği vergilerden haberinin olmamasında yatıyor. Gelir vergisi, çalışanlardan stopaj yoluyla alınıyor ve net ücret ödeniyor. Birçok insan bu verginin tutarını bile bilmiyor. Harcamalarda KDV ve ÖTV fiyatın içinde gizleniyor. Dolayısıyla çoğu insan ödediği vergiyi bilmiyor ama doğal gaza ödediği miktarı biliyor. O nedenle de vergiye değil bu tür ödemelere çok daha fazla tepki gösteriliyor. Mesela bir kişiye kesintili olarak 3500 TL maaş ödemek yerine 4200 TL maaş ödeyip 700 TL’sini gelir vergisi olarak vergi dairesine yatırmasını isteseniz ya da satın aldığı bir tüketim malının fiyatını 118 TL yerine 100 TL koysanız ve o kişiden ayrıca 18 TL KDV ödemesini isteseniz tepkiler çok farklı olurdu.

30 Ocak 2020 Perşembe

Türkiye'nin Dünyadaki Yeri

Türkiye’nin dünyadaki yeri neresi? Eldeki geniş veri setiyle konuya ekonomik, sosyal, siyasal göstergeler ve endeksler açısından bakarak dünyanın bizi nerede gördüğünü saptamamız mümkündür.

Ekonomik Açıdan Durum
Ekonomik açıda Türkiye’nin dünyadaki yeri özetle aşağıdaki tablodaki gibidir.

Gösterge
2018
Yayınlayan Kuruluş
GSYH Sıralaması (1 en yüksek)
19/191
www.knoema.com (IMF verilerinden derleme)
Kişi Başına Gelir (1 en yüksek)
72/191
www.knoema.com (IMF verilerinden derleme)
Enflasyon (1 en kötü)
13/176
www.knoema.com (IMF verilerinden derleme)
İşsizlik (1 en kötü)
19/109
www.knoema.com (IMF verilerinden derleme)

Görüleceği üzere Türkiye GSYH büyüklüğü açısından dünyada en büyük ilk 20 ekonomi arasında yer almakla birlikte bu büyüklüğünü dengeli ve sağlam bir ekonomik güce döndürememiş bulunuyor. Bunun nedeni ise aşağıda dünya kredibilite haritasından çıkarılabiliyor (Kaynak: http://www.worldgovernmentbonds.com/world-credit-ratings/)

23 Ocak 2020 Perşembe

Demokrasi Dosyası: Dünyada ve Türkiye'de Durum

Demokrasinin Düzeyi ve Kalitesinin Ölçülmesi Meselesi
Demokrasinin düzeyi ve kalitesinin ölçülmesinde başvurulacak yöntemler konusunda farklı düşünceler ve yaklaşımlar bulunuyor. Konuyu uluslararası alanda değerlendiren iki önemli kuruluş var: (1) Freedom House (merkezi Washington'da olan ve bazı ülkelerde şubeleri bulunan bir sivil toplum örgütü), (2) The Economist Intelligence Unit (İngiltere kökenli The Economist Dergisi Grubu içinde yer alan, araştırma ve analizler yapan, tahmin ve danışmanlık hizmetleri veren bir kuruluş.) Bu iki kuruluşun demokrasi derecesini ölçme yöntemleri arasında kapsam ve seçilen göstergeler yönünden bazı farklar var. Önce bunları açıklayalım.

The Freedom House, 2019 yılında, önceki yıllarda uyguladığı metodolojide olduğu gibi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde yer alan haklardan yola çıkmış ve kişilerin bu haklardan yararlanma derecesine göre ölçüm yapmış. Bu haklara dayalı 25 farklı kategoride ülkelerin durumuna 0 ile 4 arasında not vererek toplamı 100 üzerinden değerlendirmiş. Bütün bu ölçümler sonunda siyasal haklar ve sivil özgürlükler şeklinde bölünen iki kategori esas alınarak en yüksek demokrasi kalitesine sahip ülkeler 1 ve en düşük demokrasi kalitesine sahip ülkeler 7 olacak şekilde nihai değerlendirmeye tabi tutularak ülkeler üç grupta sınıflandırılmış: (1) Özgür Ülkeler, (2) Kısmen Özgür Ülkeler, (3) Özgür Olmayan Ülkeler.      

20 Ocak 2020 Pazartesi

Türkiye’de Para ve Maliye Politikasının Başarısının Ölçülmesi

Maliye Politikası Uygulamasının Sonuçları
Bütçe, vergiler başta olmak üzere gelirleri, harcamaları ve borçlanmayı kapsadığı için maliye politikasının en önemli uygulama aracı konumundadır. Buna göre bütçede başlangıç için öngörülen açık (ya da fazla) ile gerçekleşen (açık ya da fazla) arasındaki farklar (sapmalar) bize maliye politikasının ne kadar başarılı olduğunu gösterir.

Aşağıdaki grafiklerden soldaki 2002 – 2019 yılları arasında bütçe dengesinde başlangıç öngörüsüyle gerçekleşen durum arasındaki sapmayı, sağdaki grafik aynı durumun 2010 – 2019 yılları arasındaki görünümünü sergiliyor. Sağdaki grafiğin kapsanan süre dışındaki bir farkı da 2019 yılında tarihte ilk kez kullanılan TCMB yedek akçesini dışarıda bırakmış olmasıdır.

18 Ocak 2020 Cumartesi

Ticaret Savaşı ABD'ye Yarar mı?

ABD Merkez Bankası Fed’in iki ekonomisti Aaron Flaaen ve Justin Pierce’in 23 Aralık 2019’da Fed tarafından yayınlanan ‘Disentangling the Effects of the 2018-2019 Tariffs on a Globally Connected U.S. Manufacturing Sector’[i] başlıklı çalışmalarında ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD’li imalatçıları korumak ve güçlendirmek adına tarifeleri yükseltme stratejisinin ters sonuçlar verdiği, iş kayıplarına yol açarak üretici fiyatlarında artışa sebep olduğu ortaya konuluyor. Çalışmada, tarifelerin ABD iç piyasasında bazı sanayi kollarında rekabeti düşürdüğüne de değiniliyor. Yazarlar, ticaret politikasının yerli üretimin korunması ve geliştirilmesi amacıyla geleneksel kullanımının günümüzde birbirine bağlı küresel arz zincirinin varlığı altında karmaşık sonuçlara yol açtığına değiniyorlar. Bu politikanın gelişmiş ülke ekonomilerine bir yarar sağlayacaksa bunun çok sınırlı olacağına dikkati çekiyorlar.   

15 Ocak 2020 Çarşamba

Büyümeye Dönüşün Maliyeti

TÜİK’in açıkladığı Kasım ayı verileri daha önce Ekim ayı verileri üzerine yaptığımız ekonomideki dipten dönüş işaretleri yorumumuzu güçlendiriyor. Aşağıdaki üç grafikten sol üstteki arz (üretim) tarafını temsil etmek üzere kullandığımız sanayi üretimindeki yıllık değişim oranlarını, sağ üstteki talep (tüketim) tarafını temsil etmek üzere kullandığımız perakende satış hacmi yıllık değişim oranlarını ve en alttaki de konut satış sayılarını gösteriyor (Grafikler için kaynak: TÜİK, Haber Bültenleri.)


Grafiklerden görüleceği gibi 2019 yılının Eylül, Ekim ve Kasım aylarında değişim oranları 2018 yılındaki aynı aylara göre pozitif değişime dönüşmüş yani arz da talep de artmış bulunuyor. Üç aydır devem eden bir artış eğilimini artık işaret olarak nitelendirmek doğru olmaz, dönüş başlamış diye yorumlamak gerekir. Bu dönüşü, konut satışlarındaki artışlardan ve buraya grafiğini almadığımız otomotiv sektöründeki toparlanmadan da görmek mümkün.

11 Ocak 2020 Cumartesi

Kitaplar ve Yorumlarım

Kathleen Sears, Mitoloji 101 (Çeviren: Ekin Duru), 8. Baskı, Say Yayınları, 2019.
Yunan ve Roma mitolojisi benim pek sevdiğim bir daldır. Her biri içinden dersler çıkarılacak öykülerdir. Arada bir dalıp mitolojiyi gözden geçirir, yeni öyküler bulur, dersler çıkarırım. Kathleen Seras’in mitoloji kitabı bu anlamda harika bir özet.

Şenol Çarık (derleyen), Cumhuriyet’in Ekonomi Politiği, Tarihçi Kitabevi, 2019
Şenol Çarık ilginç bir derleme yapmış. Aralarında benim de bulunduğum iktisatçı, sosyal bilimci ve gazetecilerin Cumhuriyet döneminin ekonomik ve sosyal durumuyla ilgili yazılarını, görüşlerini bir araya getirmiş ve kolay okunur, anlaşılır bir kitap çıkarmış ortaya. Farklı yaklaşımlara sahip yazarların birçok konuda birleştiği derlemeyi okumakta yarar var.

8 Ocak 2020 Çarşamba

Ekonomide Tehlikeli Deneyler

Türkiye, hızlı bir faiz indirimi sarmalına girdi. İlk sonuçlar başarılı göründüğü için pek çok kişi faizleri hızlı düşürmenin yanlış olabileceğini savunan iktisatçıları suçlamaya koyuldu.
Faiz bir ekonomide ne kadar önemlidir ve eğer düşürülürse yatırımlara ayrılacak tasarruflar artar mı? Önce bu soruyu yanıtlayalım. Bu sorunun yanıtını verebilmek için üretim faaliyetinde yer alan faktörlere ve onların üretimden aldığı paylara bakmak gerekir.  

Bir ekonomide üretim yapılabilmesi için dört üretim faktörünün bir araya gelmesi gerekir: Emek, sermaye, doğal kaynaklar, girişimcilik (müteşebbislik.) Girişimci, emek, sermaye ve doğal kaynakları bir araya getirip organize ederek üretimi gerçekleştiren kişidir. Bu üretim faktörlerinin üretime yaptıkları katkı karşılığında aldıkları paylar da şöyledir:

Üretim Faktörü
Üretimden Aldığı Pay
Emek
Ücret
Sermaye
Faiz
Doğal Kaynaklar
Rant
Girişimcilik
Kâr

Herhangi bir mal veya hizmetin üretimi amacıyla yatırım yapacak olan kişi ister kredi alarak isterse kendi parasını sermaye olarak koysun faiz hesabını yapmak zorundadır. Çünkü kendi parasını sermaye olarak koyduğunda o parayı bankaya koyarak veya tahvil alarak elde edeceği faizden vazgeçmiş olur (alternatif maliyet.)

2 Ocak 2020 Perşembe

Türkiye Ekonomisinin Son 17 Yılı

AKP, 17 yıldır tek başına iktidarda bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir siyasal parti bu kadar uzun süre iktidarda tek başına kalamadı. Öteden beri yaygın olan bir inanç vardır: “Tek başına iktidar istikrar demektir ve dolayısıyla ekonominin de istikrarlı olmasını sağlar.” Bu inancın doğru olup olmadığını test etmek için elimizde yeterince uzun bir süre iktidar süresi ve yeterince veri var. Şimdi bu verileri kullanarak 2002 – 2018 arası dönemi, 1985 – 2001 arası dönemle karşılaştırarak değerlendirmeye çalışalım.

Kaynaklar ve Yöntem Hakkında Açıklama
Verilere dayalı değerlendirmelere girişmeden önce kullandığımız veriler ve yöntem hakkında kısa bir açıklama yapalım.

Bu yazıda kullanılan bütün veriler (son tablo hariç) devletin (TÜİK, Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB ve Özelleştirme İdaresi) yayınladığı resmi veriler kullanılarak oluşturulmuştur. Son tablo (küresel sistemdeki yerimiz) ise IMF sitesindeki veriler (IMF, World Economic Outlook Database, October 2019) esas alınarak düzenlenmiştir.   

Dönem karşılaştırmaları yaparken AKP’nin iktidarda olduğu 17 yıllık süreyi (2003 – 2019) esas aldık. Öyle olunca önceki dönemi de 1985 – 2001 yılları olarak aldık. 2002 yılına her iki dönemde (ilki için karşılaştırmanın son yılı, ikincisi için karşılaştırmanın ilk yılı olarak yer verdik. 2019 yılı verileri gerçekleşme tahminleridir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...