Yayınlar

Ocak, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Merkez Bankası’nın Altınları Konusundaki Şehir Efsanesinin Sonu

Merkez Bankası’nın Altın Mevcudu İki yıldan uzun bir süredir Merkez Bankası’nın altın mevcutlarını nerede sakladığı konusu tartışılıp duruyor. Kamuoyunda şehir efsaneleri anlatılıyor ve olay bambaşka yerlere gidiyor. Bugüne kadar elimizdeki açıklanmış son veriler 2017 yıl sonu durumuna ait verilerdi. Bugün ise 2018 sonu verileri var. 2018 sonu durumunu 2017 sonuyla karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda sunuyorum (BOE: İngiltere Merkez Bankası, Fed: ABD Merkez Bankası, BIS: Uluslararası Ödemeler Bankası, BIST: Borsa İstanbul):

Küresel Sistemde Çin Korkusu

Resim
Büyümenin Büyüsü Sona Erince Küresel krize girilirken en sağlam görünen ekonomilerden birisi Çin’di. İhracata dayalı olarak hızlı büyüyen, gelişmiş ekonomilerle arayı hızla kapatan bir ekonomi görünümündeydi. Pek çok kişi ikinci bir Japon mucizesinin gerçekleşmekte olduğunu kabul ediyordu. Geleceğe dönük bütün tahminlerde Çin hep birinci büyük ekonomi olmaya doğru gidiyordu. Küresel krizle birlikte Çin’in ağırlıklı olarak ihracatının yöneldiği ABD ve Avrupa’daki krizin Çin’i de etkileyeceği düşünülmüş olsa da etkinin bu kadar büyük olacağı o dönemde tahmin edilmemişti. Etki tahminlerden oldukça öteye gitti. Büyüme düşmeye başladı. Büyüme düşmeye devam ettikçe, halının altına süpürülmüş olan sorunlar fark edilmeye başlandı. Büyüme, gerçekten büyüleyici bir gösterge. Bütün kötülüklerin üzerini örtüyor ve gerçeklerin fark edilmesini önlüyor. Çin, uzun yıllar yüzde 10’un üzerinde bir büyüme eğilimi yakalamışken küresel krizin ilerleyen dönemlerinde bu ivmeyi yitirdi. Büyüme düşmeye

Türkiye’ye İlgi Artışı

Son bir haftada Türkiye’ye ve Türk varlıklarına ilginin artmaya başladığı görülüyor. Bu ilgi artışının IMF’nin güncellediği dünya tahminlerini içeren Dünyanın Ekonomik Görünümü Ocak 2019 Güncellemeleri özet raporu sonrasında gelmesi de dikkat çekici. Çünkü IMF, Davos toplantıları öncesinde güncellediği raporunda Türkiye için yeni bir tahmin verisine yer vermediği halde “beklenenden daha derin bir daralma” ifadesini kullanmış bulunuyor. IMF’nin Ekim 2018’de yayınlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporunda Türkiye için 2019 büyüme tahmini 0,4 idi. Bu yeni ifade bundan daha kötü bir performansın beklendiği anlamına geliyor. Buradaki kritik soru bu beklenti bozulmasına karşılık Türkiye’ye yönelik ilgi artışının altında ne yatıyor? İlk neden dünyada işlerin birkaç önceki beklentiye göre farklı bir yöne evrileceği yolundaki beklenti değişikliği. Bunu Dünya Ekonomik Forumu’nun 800 CEO’ya uyguladığı anketin sonuçlarından görebiliyoruz. CEO’ların beklentisi dünyada bir resesyon yaşanacağı yo

IMF'nin 2019 Beklentileri ve Türkiye Ekonomisi

2019 yılının zor bir yıl olacağı konusunda görüş birliği var. Her ne kadar Fed’in faiz artırımlarına devam etmeyeceği yönünde beklentiler oluşmuş olsa da aslında bu gelişme zorluğun Fed tarafından onaylanması anlamına geliyor. Çünkü Fed, dünya çapında işlerin iyi gitmeyeceğini gördüğü için parasal sıkılaştırmayı erteliyor. Benzer bir yaklaşım Avrupa Merkez Bankası’nda da egemen. Draghi, toparlanmanın zaman alacağını, ekonomilerin o kadar güçlü olmadığını açıkladı. Bu açıklamalardan sonra Avrupa Merkez Bankası’nın parasal sıkılaştırmaya 2019 yılında başlama olasılığı gündemden düştü.    Geçtiğimiz günlerde yayınladığı Dünya Ekonomik Görünümü Güncellenmiş Raporunda IMF, 2019 yılında dünyanın ekonomik büyümesine ilişkin tahminini yüzde 3,7’den 3,5’e düşürmüş bulunuyor. Bunun nedenleri arasında ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının devam edeceği, ABD’de hükümetin kapanması, İngiltere’nin Brexit sorunu, Almanya’nın otomobillere yeni bir benzin emisyonu standardı uygulaması, İta

Ekonomi Nedir? Neyi İnceler?

Resim
Ekonomi deyimi eski Yunanca’da hane halkı anlamına gelen oikos sözcüğü ile yönetim anlamına gelen nomos sözcüklerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş bir sözcük olsa da zamanla anlamı oldukça genişlemiştir. Ekonomi biliminin konusunun ve kapsamının ne olduğu sorusuna pek çok farklı yanıt verilmiştir şimdiye kadar. Bu soruya verilecek yanıt kişinin ekonomi bilimine hangi ideoloji açısından baktığının da yanıtıdır aslında. Ekonomi biliminin en yaygın tanımı Alfred Marshall’ın neoklasik tüketim çıkışlı tanımından yola çıkan Lionel Robbins’in yaptığı tanımlamadır: Ekonomi bilimi; kıt kaynakların alternatif kullanım olanaklarını inceleyen bir bilimdir.   Bu tanım ekonomi bilimini tüketim ya da harcamalar açısından ele alan bir tanımdır. Oysa ekonomi bilimi yalnızca tüketimle (ya da daha geniş çerçevede harcamalarla) değil aynı zamanda üretimle ve o üretimin tüketimle köprüsünü kuran paylaşım (bölüşüm) sorunlarıyla da ilgilidir.   Tüketim açısından bakacak olursak ekonomi bi

Tahminlerin Tutarsızlığı ve Lucas Eleştirisine Katkı

İktisatçılar ya da geleceğe ilişkin gelişmeleri anlamaya çalışanlar tahmin yaparlarken genellikle eldeki veri setini kullanır ve mevcut koşulların değişmeden kalacağı varsayımını yaparlar. Oysa bu tahminler yapıldıktan bir süre sonra, özellikle gelişme yolundaki ekonomilerde, birçok değişiklik olur, yeni önlemler açıklanır ve mevcut durumu değiştirecek adımlar atılır. Bu durumda tahminin yapıldığı andaki mevcut koşulların devam edeceği varsayımı anlamını yitirmiş olur. Bir tahminin altında yatan varsayım anlamını yitirdiğinde o tahminin tutması beklenemez. Esasen tahmin değişen koşullarda tutuyorsa o da tahminin tutarlılığı konusunun sorgulanmasına yol açar.    Robert Lucas Jr. (1995 Nobel Ekonomi ödülü), yeni bir ekonomi politikası uygulamaya sokulduğunda, iktisatçı ve analistlerin, bu politikanın etkilerini geçerli ekonomik yapının devam edeceği varsayımına dayanarak ölçmeye çalışmalarının ve tahminlerini buna göre yapmalarının yanlış olduğunu vurguluyor. Bu yeni ekonomi polit

Yapısal Reformlar Kitabı

Herkese Göre Farklı Yapısal Reform Olmaz Yapısal reformlar son dönemde en çok kullanılan ifadelerden birisi oldu. Ekonomiyle ilgili ya da ilgisiz herkes yapısal reformlardan söz ediyor. Ne var ki herkes bu ifadeyi aynı anlamda kullanmıyor. Kimisine göre bir yasada yapılacak değişiklik yapısal reform anlamına geliyor, kimisine göre yasalardaki değişiklikler yetmiyor sistem değişikliği olması gerekiyor, kimisi yapısal reformu sadece ekonomiyle sınırlı tutuyor, kimisi siyasal ve sosyal alanları da kapsaması gerektiğini ileri sürüyor. İlk kez nasıl ve hangi çerçevede kullanıldı bilmiyorum ama bu ifadeyi yaygınlaştıran kurumlar IMF ve Dünya Bankası idi. Bu iki kurum bu ifadeyi ekonomik çerçeveyle sınırlı olarak kullandılar. Onu da piyasa sistemine geçiş, dalgalı kur uygulaması, vergiler ve harcamalar açısından kamu mali disiplininin sağlanması, sağlıklı ve denetlenebilir bir bankacılık sistemi kurulması, ödemeler dengesinin imkanlara göre yürütülmesi gibi konulara bağlayarak açıkladılar.

Merkez Bankası Nasıl Kâr Eder ve bu Kârı Niçin Hazineye Devreder?

Merkez Bankası’nın Kârı Merkez Bankası’nın 2018 yılında 37 milyar TL kâr ettiği Hazine ve Maliye Bakanı tarafından açıklandı. Merkez Bankası, normal olarak Nisan ayında yapacağı genel kurul toplantısını 18 Ocak’ta yapacak. Banka ana sözleşmesinde yer alan "Genel Kurul toplantıları her yılın nisan ayı içinde ve banka meclisinin tespit edeceği günde toplanır" ifadesinin "Genel kurul toplantıları her yıl hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde ve banka meclisinin tespit edeceği günde toplanır" şeklinde değiştirilmesi söz konusu. Aynı toplantıda bankanın 2018 yılı dönem kârından avans dağıtımı yapılmasına karar verilmesi konusu genel kurulun onayına sunulacak. Ondan sonra da kârın önemli kısmı Hazine’ye devredilecek. Hazine’nin İç Borçlanma Stratejisi adı altında yayınladığı Ocak – Mart 2019 iç borçlanma programına bakacak olursak Şubat ayında toplam 25,3 milyar TL’lik borç geri ödemesinin 3,3 milyar TL’si ve Mart ayında toplam 36,5 milyar TL’lik borç ödemesi

2019: Riskler ve Fırsatlar

2019 ilginç bir yıl olacak. Kendi başına bakıldığında zor ve sıkıntılı dursa da birkaç yılı kapsayan bir bütün içinde bakıldığında birçok fırsatı da beraberinde getiren bir yıl olacak gibi görünüyor. 2018 yılında yaşanan yüksek kur sıçraması ve belki ondan da önemlisi süreklilik kazanan kur oynaklığı ve onun sonucu olarak çıkan faizlerdeki yükselişler karar alıcıların yatırım, üretim, iş yapma gibi önemli konulardaki yaklaşımlarını son derecede olumsuz etkiledi. Kurda ortaya çıkan bu sıçramalar, ithal girdi fiyatlarını ve dolayısıyla maliyetleri arttırdı ve bu da fiyatlara yansıyarak enflasyonu yükseltti. Bu gelişme, kitlelerin satınalma gücünü düşürdüğü için talep daralmasına ve dolayısıyla üretimde düşüşe yol açtı. Bunu sanayi üretiminde ve imalat sanayii kapasite kullanımındaki hızlı düşüşlerden gözlemleyebiliyoruz. Bu peş peşe gelen etkiler büyümenin düşmesiyle sonuçlandı. Üçüncü çeyrekte yüzde 1,6 olan büyümenin son çeyrekte eksi çıkması bekleniyor. Bu küçülme büyük olasılı

Vergi İndirimleri ve Asgari Ücret Artışının Ekonomik Etkileri

Vergi İndirimlerinin Etkisi Belirli vergilerde yapılacak indirimler kamu kesiminde gelir kaybı yaratacağı için iki şekilde karşılanabilir: (1) Kamu kesimi bu kaybın yaratacağı açığı kamu harcamalarında aynı tutarlarda kısıntıya giderek karşılayabilir. (2) Kamu kesimi bu alanlarda ortaya çıkabilecek gelir kaybını başka alanlarda vergi artışı yaparak ya da kamu borçlanmasını artırarak karşılayabilir. KDV, ÖTV ve bazı harçlarda yapılan indirimlerle ortaya çıkan kamu gelir kaybının kamu harcamalarında kısıntıyla karşılanması halinde büyüme ve enflasyon açısından fazla bir etki ortaya çıkmaz. Çünkü kamu kesiminin harcamalarının yerini geliri artan özel kesim ve hanehalklarının harcama artışları alır ve toplamda pek bir şey değişmez. Değişen tek şey kamu kesiminin harcayacağı alanlar ile ötekilerin harcayacağı alanların farklılığı olur. Bu farklılık nedeniyle küçük çapta olumlu ya da olumsuz değişiklikler görülebilir.

Merkez Bankası’nın Bastığı Paraların Enflasyona Etkisi Oldu Mu?

Hatırlayacaksınız bundan 3 – 4 ay öncesine kadar güncel konuların başında “Merkez Bankası’nın karşılıksız para bastığı, ortada gıcır gıcır yeni basılmış paraların dolaştığı ve bunun enflasyonu azdırdığı” iddiası geliyordu. Ben de bunun doğru olmadığını anlatan bir yazı yazmıştım. [i] Bu yazıda konuyu verilerle incelemiş ve şu sonuca ulaşmıştım: “Veriler üzerinden yaptığımız inceleme; Ramazan ve bayram nedeniyle yaşanan emisyon sıçraması (ki o da normale dönmeye başlamış bulunuyor) dışında son dönemde herhangi bir anomaliye işaret etmemektedir. Görünen tek anomali 2016 yılında büyümeden kopuk olarak gerçekleştirilmiş olan emisyon artışıdır. Onun da etkisi bir sonraki yılda yaşanan enflasyon artışına katkı olarak ortaya çıkmıştır.”  

Kur Niçin Yükseldi

Dünden itibaren gelişme yolundaki ülke paraları başlıca rezerv paralara karşı hızlı değer kaybı içine girdi. Brezilya’daki iktidar değişiminin yarattığı olumlu rüzgârın Brezilya Real’inin olumlu biçimde ayrışmasına yol açması dışında gelişme yolundaki ekonomilerin paraları hep birlikte değer kaybetti. Bu gelişmede özellikle Çin’in büyüme hızının daha da düşebileceği beklentisi ve bunu esas alan Apple’ın iphone’a yönelik talep daralmasını da gerekçe göstererek satış tahminlerini düşürmesi etkili oldu. Bu gelişmeler, dünya genelinde büyümede bir yavaşlama olacağı izlenimi doğurdu. Bu izlenim, piyasaları olumsuz etkiledi ve sonuç olarak gelişmekte olan ekonomilerin para birimleri değer kaybı yaşadı.

Dolar Tahmini ve Vergi İndirimleri

Kur Tahmini Meselesi Genellikle katıldığım konferanslarda sunumum bittikten sonra en fazla sorulan sorulardan birisi dolar kurunun ne olacağı sorusudur. 2 yıl öncesine kadar yılbaşlarında tahminlerimi açıklar, bunlar arasında kur tahminime de yer verirdim. Son 2 yıldır tahmin açıklamaz oldum. Bunun nedeni yıl içinde sürekli farklı kararların alınıp uygulamaya konulabilmesi. Bu durumda yılbaşındaki tahminlerin 3 ay sonra bile geçerliliği olmuyor, o nedenle yıllık tahmin yapmanın da anlamı kalmıyor. Mutlaka tahmin yapılacaksa aylık ya da en fazla üçer aylık tahminler yapmak gerekli.   Buna karşın kur tahminiyle ilgili sorular gelmeye devam etti. Ben de her seferinde bu kadar karışık bir ortamda sağlıklı kur tahmini yapmanın mümkün olmadığını çünkü konunun yalnızca ekonomik değil, siyasal, sosyal, jeopolitik birçok farklı etki altında olduğunu söyler oldum. Dolayısıyla bana bu konuda sorulan sorulara çoğu kez “bu ortamda kur tahminini hep birlikte köşedeki falcıya sormamız daha akı