30 Nisan 2020 Perşembe

Covid - 19 Pandemisinin Beklentilerde Yarattığı Bozulmalar

Bu sadece TÜİK ve Merkez Bankası’nın sürekli ve düzenli olarak yaptığı anketlerden elde edilen verilerin grafik haline dökülmesinden oluşan bir derlemedir. Her bir grafikte Nisan ayında Covid – 19 pandemisinin yarattığı beklenti bozulmaları görülebiliyor.



28 Nisan 2020 Salı

Türkiye İçin 2020 Tahminleri

2020 yılı küresel krizin üçüncü aşamasına girdiğimiz yıl. IMF’nin Dünyanın Ekonomik Görünümü Nisan 2020 Raporuna göre küresel sistemde yüzde 3,03 oranında bir küçülme olması öngörülüyor. Küçülme oranı gelişmiş 55 ekonomide ortalama yüzde 6,11 dolayında tahmin edilirken gelişmekte olan 155 ekonomide ortalama yüzde 1,05 oranında büyüme bekleniyor. Türkiye ekonomisinin de küresel ekonomide Covid-19 pandemisinin yarattığı çöküşten ciddi darbe alacağını tahmin etmek gerçekçi bir yaklaşım olur. Eldeki verileri ve anket sonuçlarını kullanarak 2020 yılı için GSYH ve kişi başına gelir tahminleri yapalım.

Aşağıda ilk tahmin seti yer alıyor. Bu tahmin setinde Merkez Bankasının (TCMB) her ay reel sektör, finans sektörü ve profesyonellerden oluşan gruba uyguladığı Beklenti Anketinin nisan ayı sonuçlarını, yıl ortası nüfus tahmini için de TÜİK’in tahminini kullandım. Buna göre ankete katılanların 2020 yılsonu USD/TL kuru tahmini olan 6,9277’yi, yılsonu enflasyon tahmini olan 9,76’yı esas alarak 2020 yılı ortalama USD/TL kurunu ve ortalama yıllık enflasyonu hesapladım. Beklenti anketinde yer alan 2020 büyüme tahmini olan yüzde - 0,6’yı aynen aldım. Sonuç olarak aşağıdaki tablo çıktı ortaya:

26 Nisan 2020 Pazar

Bu Kadar Dolar Basılıyor da Değeri Niçin Düşmüyor?

Başlıktaki soru son zamanların en çok merak edilen konularından birisi. Hatta oradan giderek ‘acaba herkes bu şekilde para bassa dünyadaki sorunlar daha rahat çözülebilir mi?’ sorusuna kadar geliniyor.

Önce bakalım küresel krizden bu yana ne kadar dolar basılmış. 22 Nisan 2020 itibarıyla Fed bilançosunun aktif büyüklüğü yaklaşık 6,6 trilyon dolar olmuş. Küresel krizin başladığı tarih olarak kabul edilen 2008 yılı Ağustos ayında bu miktar yaklaşık 900 milyar dolardı. Demek ki 2008 Ağustosuyla 2020 Nisanı arasında Fed bilançosunun aktifi 7 kattan fazla artış göstermiş. Ağustos 2008’de dolaşımdaki dolar banknotlarının tutarı yaklaşık 830 milyar dolarmış, 22 Nisan 2020 itibarıyla bu miktar 2,3 katına ulaşarak yaklaşık 1.9 trilyon dolar olmuş. Aşağıda soldaki grafik Fed bilançosunun, sağdaki grafik de dolaşımdaki dolar banknotu miktarının gelişimini gösteriyor (https://fred.stlouisfed.org/series/WALCL)

24 Nisan 2020 Cuma

Döviz Durumu Karışık

Türkiye, 2017’den 2018’e giderek azalan miktarda cari açık verdi. 2019 yılında yaşanan ekonomik durgunluk sonucu cari denge fazlaya dönüştü. Cari denge 2020 yılının ilk iki ayında 2,8 milyar dolar açık verse de 12 aylık bazda bakıldığında 6,1 milyar dolar fazla vermeye devam etmiş görünüyor. 2020 yılında ihracat, ithalatçı ülkelerde yaşanan ekonomik küçülme nedeniyle düşecek. Buna karşılık ithalat Türkiye’de yaşanacak üretim düşüşü, petrol fiyatlarının ucuzlaması gibi nedenlerle daha da hızlı düşecek. Turizm gelirleri de giderleri de düşecek. Turizm gelirlerimiz, giderlerimizden çok yüksek olduğu için bu düşüşler cari dengemize zarar verecek. Doğrudan yatırımlar da düşecek. Çünkü böyle bir ortamda kimse dışarıda yatırım yapmayı düşünmez. Buna karşılık portföy yatırımlarında (tahvil, hisse senedi vb alımları) karışık etkiler görülebilir. Fiyatların düşüklüğüne ve risklerin durumuna bağlı olarak portföy yatırımları inişler ve çıkışlar gösterebilir. Bütün bunları özetlersek Türkiye’nin bu yıl da cari fazla vereceğini tahmin etmemiz zor olmasa gerekir.  

21 Nisan 2020 Salı

Merkez Bankası Para Basıyor mu?

Pek çok kişi ATM’den çektiği paraların hiç kullanılmamış ve seri ve sıra numarası izleyen banknotlar olduğunu fotoğrafını çekerek sosyal medya hesaplarında paylaşıyor ve soruyor: Merkez Bankası para basmıyorsa bunlar ne? Bu soruyu ikinci bir soru izliyor: Merkez Bankası para basıyorsa bu para nerede kullanılıyor?  Bu iki soruyu yanıtlarken kullanacağım kavramları merak edenler yazının altındaki kavramlarla ilgili notlara bakabilirler.

Önce Merkez Bankası analitik bilançolarında son üç yılın 17 Nisan günlerindeki emisyon miktarlarını ve bunların önceki yıla göre değişim oranlarını (%) bir tablo haline getirelim (kaynak:
https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/portlet/IScH%2BA8YwOo%3D/tr)

Milyar TL
2018
2019
Değişim(%)
2020
Değişim(%)
Emisyon
133,4
131,3
-1,57
204,1
55,45

18 Nisan 2020 Cumartesi

Aktif Rasyosu

Aktif Rasyosu Nedir ve Nasıl Uygulanacak?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bankaların daha fazla kredi vermesini sağlamak için yeni bir model geliştirdi. Bu modelin temelini Aktif Rasyosu denklemi oluşturuyor. Denklem şöyle:


Bu oranın mevduat bankaları için yüzde 100’ün, katılım bankaları için yüzde 80’in altına inmemesi gerekiyor. Bu oranın altında kalan bankalara formüle aykırılık oluşturan tutarın yüzde 5’ine kadar ceza kesilecek ve bu ceza 500 bin TL’den az olamayacak. Şimdi bu denklemi bir örnekle açıklayalım. Mevduat bankası olan X Bankasının mayıs ayı değerleri şöyle çıkmış olsun (TL):

17 Nisan 2020 Cuma

Neoliberalizmin Bilmem Kaçıncı Çöküşü

Neoliberalizm, Keynes’in klasik iktisatçılar diye sınıflandırdığı iktisatçıların ‘bırakınız yapsınlar’ yaklaşımına dayalı ekonomik felsefeye geri dönüşü desteklemek üzere ortaya atılmış görüşleri temsil eden bir terim. 1929 Büyük Depresyonunun ardından bütün dünyada ekonomik toparlanma amacıyla uygulanan Keynesyen ekonomi yaklaşımı, klasik iktisatçıların öne sürdüğü gibi ekonominin kendi haline bırakıldığında dengeye kavuşamayacağını, devlet müdahalesinin zorunlu olduğunu öne sürüyordu. Neoliberalizm taraftarları, 1970’lerden itibaren seslerini yükselterek, Keynesyen yaklaşıma karşı çıkmaya, piyasaların kendi haline bırakılmasını savunmaya ve bu serbestlik çerçevesinin oluşturulması halinde ekonomik sistemin hiçbir aksamaya meydan bırakmadan çalışacağını öne sürmeye başladılar. Bu görüşler, 1980’lerde arz yönlü ekonomi yaklaşımına temel oluşturdu. Arz yönlü ekonomi yaklaşımının savunucuları; üretimin arttırılmasının, dolayısıyla toplumsal refahın yaygınlaştırılmasının vergilerde indirim yapılması, üretimi kısıtlayan çevre koruma standartlarının hafifletilmesi, kuralların gevşetilmesi, kamu kesimine ait üretim birimlerinin özelleştirilmesi gibi adımlarla gerçekleştirilebileceğini öne sürdüler. Onlara göre talep denetimi yoluyla sağlanacak enflasyonla mücadele politikasının yerini arzı arttırmak suretiyle yaratılacak fiyat ucuzluğu politikası almalıydı. Arz yönlü ekonomi yaklaşımı ABD’de Reagan, İngiltere’de Thatcher ve Türkiye’de Özal zamanında yaşama geçirildi ve günümüze kadar uygulanmaya devam etti.  

13 Nisan 2020 Pazartesi

Döviz Swapı İşlemi

Döviz ya da para swapı bir kişi ya da kurumun bir başka kişi ya da kurumla belirli bir süre için para değiştirmesi işlemidir. Süre sonunda taraflar birbirlerinden aldıkları parayı karşı tarafa, o süreye isabet eden faizini de ekleyerek iade ederler. Merkez bankaları da birbiriyle swap işlemi yapabilir. İki ülkenin merkez bankaları birbirlerinin parasına ihtiyaç duyduklarında paralarını aynı şekilde değiş tokuş edebilirler. Kriz döneminde Fed’in başka ülke merkez bankalarına açtığı swap hattı da bu şekilde işler.

Döviz ya da para swapı işlemini bir örnekle açıklayalım:

Türk Bankası TRB Amerikan Bankası USB ile bugün Dolar TL Kuru 1 USD = 6,75 TL iken bir yıl vadeli 100 USD tutarında döviz swapı yapıyor olsun. İlk işlemde sistem şöyle işler:

12 Nisan 2020 Pazar

Borsalarda Toparlanma Eğilimleri

Finansal Piyasalarda Çöküş
Piyasaları ikiye ayırarak inceleyebiliriz: (1) Reel piyasalar (emtia piyasası, emek piyasası gibi mal ve hizmet üretimi ve alım satımıyla uğraşan piyasalar), (2) Finansal piyasalar (reel piyasalarda üretilen mal ve hizmetleri üreten ve satan firmaların hisselerinin, tahvillerinin ve kamu kurumlarının çıkardığı tahvillerin alım satımıyla uğraşan piyasalar.) Asıl olanın reel piyasalar olduğunu, finansal piyasaların reel piyasalar üzerine kurulu bir çeşit türev piyasalar olduğunu söylememiz mümkün.
Covid – 19 salgınının pandemiye[i] dönüştüğü ortaya çıkınca finansal piyasalarda hızlı bir çöküş yaşandı. Aşağıda soldan sağa Shanghai Endeksi (Çin), Dow Jones IA Endeksi (ABD), Dax Endeksi (Almanya) ve BIST 100 Endeksi (Türkiye)’nin şubat ve mart ayı gelişimleri yer alıyor. Görüleceği gibi Covid – 19’un ilk olarak Çin’de çıkmasıyla Çin borsası çöküyor, sonra pandemi olduğunun anlaşılmasıyla birlikte diğer borsalar da çöküyor.

10 Nisan 2020 Cuma

Covid - 19, Para Basımı ve IMF'nin Yeni İmkânı

Covid – 19 salgını nedeniyle küresel sistemin tümü etki altında bulunuyor. Bu etkiler sağlık alanından başladı, ekonomiye, sosyal ve siyasal yaşama ve kişisel yaşama kadar uzandı. Dünyada birçok ülke salgının bu etkilerini hafifletmek için önlemler aldı. Çin, Kore ve diğer Uzakdoğu ülkeleri en sıkı önlemleri aldılar, ABD ve Avrupa ülkeleri baştan hafife aldıkları salgının etkileri büyüyünce işi ciddileştirdiler. Ekonomide alınan en belirgin önlemler parasal gevşemeyi artırmak yani para basmak ve vergileri düşürmek şeklinde ortaya çıktı. Devletler, bastıkları paralarla işletmelerin ve kişilerin birçok yükünü üstlendi. Bazı ülkelerde devletler şirketlere ve kişilere doğrudan gelir desteği vermeye yöneldi.

Türkiye para basıyor mu?
Tersi düşünülse de bu sorunun yanıtı olumludur. Merkez Bankasının kamu bankalarına döviz satıp geri alarak yarattığı kârı da ekleyip arttırdığı kârını ilk ayda hazineye devretmesiyle aslında Türkiye Covid – 19 salgınından önce para basmaya başlamıştı. Sonrasında piyasaya TL verip, fazlasını dolar satarak çekmek yoluyla buna devam etti. Bu aşamada parasal duruma tablo eşliğiyle bakalım. 10 Nisan 2020 itibarıyla parasal göstergeler şöyledir:

9 Nisan 2020 Perşembe

Küresel Ticaret ve Büyüme Çöküyor

Kapitalizmin temel önermelerinden birisi olan ‘ticaretin refahı arttıracağı’ ilkesinin doğruluğunu dünya ekonomik büyümesiyle dünya ticaret hacmi artışı arasındaki korelasyonla test ediyoruz. Aşağıdaki grafik bu ilişkiyi ortaya koyuyor (kaynak: IMF, World Economic Outlook Database, October, 2019.)


Bu ikili arasındaki korelasyon katsayısı 0,954[i] olarak bulunuyor ki bu yüksek katsayı dünya ticaretindeki artışla büyümedeki artış arasında çok yüksek bir ilişki bulunduğunu ve dolayısıyla kapitalizmin temel önermesinin doğru olduğunu gösteriyor.

4 Nisan 2020 Cumartesi

Yöneticiye Öğütler

Hazine başlıklı kitabım ilk kez 1996 yılında basıldı. İlk iki baskıda kitabın son sayfasında Hazineyi yönetecek siyasal ve teknik kadro için bazı öneriler yer alıyordu. Sonraki baskılarda bunları, yerinin bu kitap olmadığı düşüncesiyle çıkardım. Yeri orası değildi belki ama aslında önemli gözlemlerdi. Bunları bugün biraz değiştirerek gerek kamu kesimindeki gerekse özel kesimdeki bütün yöneticiler için yeniden yazmakta yarar olduğunu düşünüyorum.

Günü kurtarmaya yönelik parlak formüllere itibar etmeyin. Bir günü kurtarmanın maliyeti bazen birkaç günü yitirmek şeklinde karşınıza çıkabilir.

2 Nisan 2020 Perşembe

Gelir - Harcama Zinciri Koparsa

Covid-19 virüsünün ekonomik yaşamda yarattığı en ciddi tehdidin gelir – harcama zincirinin kopması ve bunun sonucunda üretimin durması olduğunu görüyoruz. Bu zincirin kopmasının ne demek olduğunu bir örnekle anlatmaya çalışayım: Geceleri 300 kişi ağırlayan ve 50 kişi çalıştıran bir restoran düşünün. Bu restoran Covid-19 nedeniyle kapandığında neler olur? İlk ay büyük olasılıkla çalışanlarını işten çıkarmaz, ücretlerini verir, kirayı da öder. Ama kapalı olduğu için mal alımını durdurur. Bu restorana et, balık, sebze, salata malzemesi, meyve, ekmek, yağ, peynir, içki, alkolsüz içecek, su, çay, kahve, tatlı malzemesi, temizlik malzemesi satanlar satamaz olurlar. Restoranın elektrik, doğalgaz gibi tüketimi düşer. İkinci ay da kapalı kalırsa büyük olasılıkla çalışanlarının yarısını işten çıkarır. İşsiz kalan 25 kişinin harcamaları düşer. Talep o kadar azalır. Onun dışında ilk ay olanlar aynen tekrarlanır, kira ödenemeyebilir. Restoran üçüncü ay da kapalı kalırsa kalan 25 çalışanı da işten çıkarır. Talepte 25 kişinin daha az harcamasının yarattığı düşüş olur. Onun dışındakilerde ikinci ay olanlar aynen tekrarlanır. Bu kez restoran sahibi de birikimlerinin sonuna yaklaşınca onun da harcaması düşer. Bu süre uzarsa büyük olasılıkla restoranın geri dönüşü, yeniden açılması imkânı da kaybolur. Sonuçta bu işletme ekonomiden çekilmiş olur. Çekilen sadece o olmaz. Eğer yerine aynı çapta bir başkası açılmazsa bu restoranın yarattığı yukarıda değinilen ekonomi de yok olur. Çünkü ekonomide birinin harcaması bir başkasının geliri, onun harcaması da bir başkasının geliridir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...