Kayıtlar

enflasyon etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Türkiye'de Fiyat Algısı Neden Bozuldu?

Son yıllarda Türkiye'de alışveriş yapan hemen herkesin aklından benzer bir soru geçiyor: "Bu ürün gerçekten bu kadar eder mi?" Market raflarında, restoran menülerinde, kiralarda ya da otomobil ilanlarında gördüğümüz rakamlar artık çoğu zaman tek başına bir anlam ifade etmiyor. Çünkü yalnızca fiyatlar değil, fiyatları değerlendirme biçimimiz de değişti. Bunun temel nedenlerinden biri, fiyat algımızın değişmesidir. Fiyat algısı, bir ürün veya hizmet için ödenmesi gereken makul fiyatın insanların zihninde oluşan karşılığıdır. Bu algı; geçmiş deneyimler, gelir düzeyi, benzer ürünlerin fiyatları ve içinde bulunulan ekonomik koşullar tarafından biçimlendirilir. Uzun yıllar aynı ürünü benzer fiyatlardan satın alan bir kişi, o ürünün normal fiyatına ilişkin doğal bir referans geliştirir. Davranışsal ekonomi literatüründe bu referans fiyat, tüketicilerin satın alma kararlarında önemli bir rol oynar. İnsanlar çoğu zaman fiyatları mutlak değerleriyle değil, zihinlerindeki bu ref...

Friedman’ın Dünyasından Bugünün Enflasyonuna / From Friedman’s World to Today’s Inflation

Yazının Özeti: Bugünün enflasyonu artık yalnızca para arzıyla açıklanamıyor. Savaşlar, enerji krizleri, tedarik zinciri sorunları ve jeopolitik gerilimler maliyetleri artırarak enflasyonu besliyor. Rezerv para sahibi ülkeler para basmanın etkisini küresel sisteme yayabilirken, gelişmekte olan ülkelerde para arzı doğrudan iç talep ve enflasyon yaratıyor. Bu nedenle gelişmekte olan ekonomiler hem maliyet hem talep enflasyonunu aynı anda yaşıyor. Türkiye’de enflasyonla mücadelede faiz politikası gerekli olsa da tek başına yeterli değil. Kalıcı çözüm için üretim, enerji, hukuk, güven ve yapısal reform alanlarında iyileşme gerekiyor. Friedman’ın Dünyası Bugünün dünyasında enflasyon artık yalnızca merkez bankalarının para arzını artırmasıyla açıklanabilecek bir olgu değil. Friedman’ın dünyasında enflasyonla mücadele büyük ölçüde parasal araçlarla yürütülüyordu. Faiz artırımları, para arzının kontrol altına alınması, zorunlu karşılık oranlarının yükseltilmesi ve kredi genişlemesini ...

Enflasyonu Niçin Düşüremiyoruz?

Türkiye’nin uzun süredir çözemediği temel ekonomik sorunların başında enflasyon geliyor. Zaman zaman düşürülüyor gibi görünse de kısa süre sonra yeniden yükseliyor. Demek ki sorun yalnızca enflasyonu düşürmek değil, düşürülen enflasyonu kalıcı hale getirebilmekte yatıyor. Enflasyonla mücadelede ilk kural, onun yükselmesine izin vermemektir. Türk siyasetine egemen olan; “ekonomi büyüsün, canlı kalsın, enflasyon biraz artsa da sonra düşürürüz” şeklindeki anlayış son derece yanlıştır. Çünkü enflasyon yalnızca fiyatların yükselmesi değildir. Aynı zamanda beklentilerin bozulmasıdır. Beklentiler bozulduğunda insanlar gelecekte fiyatların daha da artacağını düşünmeye başlar. Bu beklenti yerleştiğinde enflasyonu düşürmek çok daha zor hale gelir. İkinci önemli konu, enflasyonun kaynağını doğru belirlemektir. Eğer ortada bir talep enflasyonu varsa yani insanlar aşırı harcama yapıyorsa, bunu durdurmanın yolu faizleri ve vergileri artırarak talebi kısmaktan geçer. Buna karşılık sorun maliyetle...

Hedefler, Tahminler ve Çelişkiler

Merkez bankacılığında en tehlikeli şey yüksek enflasyon değildir. En tehlikeli şey belirsizliktir. Çünkü enflasyonla mücadele, sadece faizle değil, beklentilerle yapılır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kanunu gereği fiyat istikrarını sağlamakla yükümlü. Bu amaçla, dünyadaki birçok merkez bankası gibi enflasyon hedeflemesi rejimi uyguluyor. Sistem basit: Hükümetle birlikte bir enflasyon hedefi belirleniyor ve para politikası araçları bu hedefe ulaşmak için kullanılıyor. Uzun süredir ilan edilen resmi hedef yüzde 5. Teoride mesele net: Tek hedef, tek çıpa. Ancak uygulamada tablo o kadar sade değil. Bir süredir yüzde 5’lik oran yıllık hedef olmaktan çıkmış, orta–uzun vadeli hedef gibi sunulmaya başlanmış durumda. Buna ilişkin açık bir politika değişikliği ilan edilmiş değil, fakat uygulama fiilen bu yönde. Bunun yanında bir de tahmin aralıkları açıklanıyor. Örneğin yılsonu enflasyonu için yüzde 15–21 arası bir bant veriliyor. Bu bant açıklanırken ayrıca bir “ara hedef” ...

Yeni Enflasyon Tahmini Yine Yüzde 16

Resim
TCMB yetkilileri, piyasanın dört gözle beklediği 2026 yılının ilk Enflasyon Raporunu açıkladı. Raporun iki önemli bölümü var. İlki 2026 yılsonu enflasyon oranı tahmini. 2026 yılına girmeden önce yılsonu enflasyon hedefi yüzde 5, tahmini de hem Orta Vadeli Programda hem de TCMB’nin Kasım 2025 tarihli bir önceki Enflasyon Raporunda yüzde 16 olarak belirlenmişti. TCMB bu yeni raporunda 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 16 olarak korumaya devam etmiş. Buna karşılık yüzde 13 – 19 olan geniş aralık tahminini yüzde 15 – 21 olarak güncellemiş, yüzde 5’lik enflasyon hedefi ise adeta demirbaş. Tutmuyor, tutma ihtimali yok ama yerinde durmaya devam ediyor. İlk bakışta nokta tahmin yüzde 18’e çıkmış gibi görünse de aslında yüzde 16 olarak korunmuş: Kafaların ne kadar karışık olduğunun bir göstergesi. Bari nokta tahmini de 15 ile 21’in ortalaması olan 18’e çıkarsalardı. TCMB yetkilileri, 2026 için yaptıkları güncellemelerinin gerekçeleri arasında TÜİK’in TÜFE endeksini hesaplama yönteminde y...

Enflasyon Niçin Fazla Düşmez?

Resim
Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının nedeni teknik bir yetersizlik değil; büyümeden ve onun yarattığı sanal refahtan vazgeçemeyen bilinçli bir siyasal tercihtir. Enflasyon, bir aydan diğerine fiyatlar genel düzeyindeki artış eğilimidir. En çok kullanılan endeks tüketici fiyatlarına dayalı TÜFE’dir. Bu endeksin ortaya koyduğu enflasyona manşet enflasyon deniyor. Büyüme; bir ekonominin bir çeyrekten sonrakine reel olarak (enflasyondan arındırılmış fiyatlarla) ne kadar büyüdüğünü ortaya koyan bir göstergedir. Türkiye, yaklaşık yarım yüzyıldır, dönemsel sapmalar dışında, enflasyonla ve onun beslediği tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uyguluyor. Bunun belki en uzun süreli istisnası 2008 – 2016 arası dönemdir.     Aşağıdaki grafik enflasyonla büyüme ilişkisini ortaya koyuyor (grafik; TÜİK’in enflasyon ve büyüme verileri kullanılarak tarafımızdan hazırlandı. Veriler arasında uyum sağlayabilmek için TÜİK’in aylık TÜFE endeks değişimlerinin üçer a...

TÜFE Yenilendi Ama Yaklaşım Aynı

Resim
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önceden ilan ettiği gibi 2026 başından itibaren Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ölçümünde baz yılı, kapsam ve ağırlıkları değiştirdi. TÜFE’de yapılan değişiklikler sadece teknik bir güncelleme değil, ölçülen enflasyonun düzeyini ve kamuoyunun algısını doğrudan etkileyecek değişiklikler. Bu değişikliklerin neler olduğunu ek 1’de ayrıntılı olarak veriyoruz. Aşağıdaki tabloda TÜFE’nin kapsamı yer alıyor (kaynak: TÜİK, TÜFE Metodoloji Dokümanı): Endeksten çıkarılan ürünler arasında bazıları oldukça dikkat çekici görünüyor. Mesela bitki ve meyve çayı, kakao, diş çekme ücreti, otopark ücreti, bilgisayar ekipmanları (fare vb.), spor müsabakalarına giriş ücretleri, tıraş malzemeleri bunlar arasında ilk dikkat çekenler. Diyelim ki insanlar artık eskisi gibi diş çektirmiyor onun yerini dişlerini kaplatıyorlar ama kakaonun artık kullanılmadığı, erkeklerin tıraş olmayı bıraktıkları ya da spor müsabakalarına eskisi gibi gidilmediği söylenebilir mi? Tam tersine bunlar ...

Enflasyon Nasıl Düşürülür?

2026’nın ilk dört ayında yıllık enflasyonda ciddi bir düşüş görebiliriz. Bunun temel nedeni, 2025’in aynı döneminde enflasyonun olağanüstü yüksek seyretmiş olmasıdır. Eğer bu yılın ilk dört ayında aylık ortalama enflasyon yüzde 1,5 civarında gerçekleşirse, Mayıs ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 22–23 bandına gerilemesi mümkündür. Ancak bu bir başarı hikâyesi değildir. Büyük ölçüde baz etkisinin doğal sonucudur. Dolayısıyla böyle bir düşüşe fazla anlam yüklemek, kamuoyunu yanıltır. Asıl soru şudur: Enflasyon baz etkisiyle geçici olarak mı düşüyor, yoksa doğru politikalarla kalıcı biçimde mi geriliyor? Bu soruya yanıt verebilmek için önce doğru teşhisi koymak gerekir. Bizde sık yapılan hata, hastalığın adını koymakla yetinmektir. “Sorun enflasyon” demek, bir hekimin “bu hastalık kanser” demesi gibidir. Yetmez. Hangi tür kanser olduğu bilinmeden doğru tedavi uygulanamaz. Türkiye’deki enflasyonun kaynağı nedir? Talep mi, maliyet mi, ikisi birden mi? Bunların yanında başka etkenl...

2026 Tuhaf Bir Yıl Olacak

Resim
Altın, Gümüş, Petrol Fiyatları ve Trump Aşağıdaki tablo altın, gümüş ve ham petrol (Brent) fiyatlarının Trump göreve başlamadan bir gün önceki fiyatlarıyla bugünkü fiyatlarını ve iki tarih arasındaki değişim oranını gösteriyor: Altın bir yılda yüzde 64, gümüş yüzde 163 değer kazanmış, ham petrol ise yüzde 27 değer kaybetmiş. Altın ve gümüşün sanayide kullanımının artması bu artışlarda etkili olmakla birlikte Trump’ın yarattığı riskler nedeniyle merkez bankalarının altın rezervlerini artırmaya yönelmesinin ve insanların da güvenli liman olarak görülen altına taleplerini yükseltmesinin etkisi daha büyük. Özellikle güneş panellerinde ve elektrikli otomobillerde kullanılmasıyla sanayideki talebi artan gümüşe insanların da yatırım aracı olarak yönelmesi sonucu fiyat astronomik bir şekilde yükselişe geçti. Avrupa’da, Çin’de, Japonya’da ekonomilerin büyüme ivmelerini kaybetmesi petrole olan talebi azaltır ve fiyat düşüşüne yol açtı. Trump’ın Venezuela operasyonu petrol fiyatının daha da düş...

Enflasyonu Asgari Ücretli ve Emekliye Ödetmek

Asgari ücretlilere satın alma gücü kayıplarının altında ücret artışı yapılması konusunu burada uzun uzun matematiksel yanlışlarını da ortaya koyarak eleştirmiştik: https://www.mahfiegilmez.com/2025/12/asgari-ucret-hesabnn-dogrusu.html Bu eleştiriyi yaparken temel dayanağımız her şeyden önce 2025 yılı başındaki asgari ücretin kaybettiği satın alma gücünü iade edip ücret artışını sonra ele almak üzerineydi. Bu durumun bir benzeri emeklilerin başına geldi.  SSK veya BAĞ-KUR emeklisi ve memur emeklisi iki kişi düşünelim. Örneğimizi basitçe ortaya koyabilmek için diyelim ki ikisi de farklı süreler ve derecelerle emekli oldukları için tesadüfen aynı emekli ücretini alıyor olsunlar. Önce eldeki verileri yazalım: Diyelim ki her ikisinin de 2025 yılbaşında aldıkları zamlarla emekli aylıkları 100 lira olsun (anlatım kolaylığı için 100 lira olarak ele alıyoruz.)   Temmuz 2025’de SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yüzde 16,67, memur emeklilerine de yüzde 15,57 maaş artışı yapıldı. Bu duru...

Tutmayan Enflasyon Hedefleri

Resim
Merkez Bankası (TCMB), uzunca bir süredir enflasyon hedeflemesi yöntemine uygun para politikası izleyerek enflasyonu o hedefe indirmeye çalışıyor. Hükümetle birlikte TCMB’nin belirlediği enflasyon hedefi yıllardır hep aynı: Yüzde 5. Ne var ki üç yıl dışında (2009, 2010 ve 2012) hedefe yaklaşamamış bulunuyor. Bir de Orta Vadeli Programlarla belirlenen yıllık enflasyon tahminleri söz konusu. O tahminler, enflasyon hedeflerine göre daha gerçekçi ama onlar da gerçekleşen enflasyon çok uzak tahminler. Aşağıdaki tablo enflasyon hedeflerini, OVP enflasyon tahminlerini, gerçekleşen enflasyonu, gerçekleşen enflasyondan yüzde sapmaları ve TCMB politika faizlerini yıllar itibarıyla gösteriyor (tabloda yer alan verilere ilişkin kaynaklar yazının altında gösterilmiştir.) Tablo, enflasyon hedefinden, OVP’lerdeki tahminlerden sapmaların yüksekliğini ve TCMB politika faizinin hedefe veya OVP tahminlerini yakalamak konusunda ne kadar yetersiz kaldığını net bir biçimde ortaya koymakla birlikte, durumu d...

Para Arzı ile Enflasyon İlişkisi

Resim
Parasalcı (monetarist) iktisatçıların önderi kabul edilen Milton Friedman’ın ünlü bir sözü var: “Enflasyon, her zaman ve her yerde parasal bir olgudur.” Enflasyon olgusunun parasal nedenlerden doğduğunu ifadeden öte bu olgunun parasal bir yaklaşımla çözülmesi gerektiğini de işaret eden bu yaklaşımın önce ABD’de sonra da Avrupa’da benimsenmesiyle birlikte, 1970’lerin ortalarına kadar geçerli olan Keynesyen maliye politikasının yerini yavaş yavaş para politikası aldı. İlk zamanlarda para politikası, piyasadaki para miktarını, enflasyon oranıyla paralel artırmak suretiyle enflasyonu denetleme yaklaşımı olarak uygulandı. Fed başta olmak üzere çoğu merkez bankası para arzının artışını bu yolla kısıtlamaya yöneldi. 1990’larda bu kez enflasyon hedeflemesi yaklaşımına geçildi ve enflasyon için yılsonu hedefi açıklanarak para politikası o hedefi yakalayacak şekilde ayarlanmaya başlandı. Para politikasının en etkili aracı faiz politikası olduğu için merkez bankaları enflasyon yükselirken faizi o...

Enflasyon Düşerken İşsizlik Artar mı?

Resim
Yeni Zelandalı iktisatçı Alban William Phillips tarafından İngiltere ekonomisi üzerinde yapılan bir araştırma [i] sonucunda geliştirilen Phillips eğrisi analizi, enflasyonla işsizlik arasında ters yönlü ilişki olduğunu ortaya koyar. Phillips’in yukarıda değinilen araştırmasında dikey eksende enflasyon değil ücretlerin değişim oranı yer alır. Zaman içinde bu analizi geliştirenler dikey eksene enflasyon oranı yerleştirmişler ve analiz bu şekli almıştır. Enflasyon ve işsizlik oranı arasındaki ilişkiyi şöyle bir şekille göstermek mümkündür. Phillips eğrisi analizinin ortaya koyduğu iddiaya göre; enflasyon e1’den e2’ye düştüğünde işsizlik oranı da i1’den i2’ye yükselir. Şimdi bu analizi Türkiye’ye uygulayalım. 1990 ile 2024 yılları arasında yılsonu enflasyon (TÜFE) ve işsizlik oranlarını aynı grafik üzerine taşıdığımızda Türkiye için Phillips eğrisi ortaya çıkar. Enflasyon ve işsizlik verileri TÜİK verilerinden alınmış olup yazının altında tablo olarak yer verilmiştir. Grafik ve ekte sun...

Enflasyonu Düşürme Başarısı

Resim
Enflasyon düşüyor. Hangisini esas alırsanız alın ister TÜİK TÜFE, ister ENAG e-TÜFE, ister İTO İstanbul ücretliler geçinme endeksi hepsi düşüşte. Aşağıdaki grafik bu durumu gösteriyor (grafiği, TÜİK, İTO ve ENAG enflasyon serilerini kullanarak hazırladım.) Kırıklı çizgi “faiz sebep enflasyon sonuç” diyerek giriştiğimiz faiz düşürme operasyonundan sonra oluşan durumu gösteriyor. Bu yanlış politikayla yüzde 80’lere yükselmesine neden olduğumuz TÜİK TÜFE enflasyonunda henüz başladığımız noktaya gelemedik. 2025 yılı boyunca aylık ortalama yüzde 1,5 enflasyon oranını yakalarsak enflasyonu yılsonunda yüzde 19,56’ya düşüreceğiz. Bir de Merkez Bankası’nın (TCMB) bu dönemde nasıl bir faiz politikası izlediğine bakalım (grafiği hazırlarken kullandığım TCMB faizi verisini ve enflasyon hedefini TCMB sitesinden, gerçekleşen enflasyon verisini de TÜİK sitesinden aldım.) Grafikte kırıklı çizgi TCMB’nin yıllardır hiç değişmeyen yüzde 5’lik enflasyon hedefini gösteriyor. TCMB’nin 2021 Eylül ayında ...

Tüketimle Birlikte Enflasyon da Büyüme de Düşüyor

Resim
Yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,3 büyüyen ekonomi, faizin başrolde olduğu dezenflasyon programıyla hız kesmeye başlamıştı. İkinci çeyrekte büyüme yüzde 2,3’e ve üçüncü çeyrekte de yüzde 2,1’e geriledi. Geçen yılın son çeyreğini de katarak 12 aylık büyüme oranına bakarsak yüzde 3,6’lık bir büyüme oranı karşımıza çıkar. Ekim ve Kasım aylarının sanayi üretim endeksi ve kapasite kullanım oranlarından giderek bir tahmin yapacak olursak yıllık büyüme oranının yüzde 3 dolayında bir yerlerde çıkacağını tahmin edebiliriz. Demek ki ekonomide bir soğuma var. Şimdiye kadarki görünüm yumuşak iniş denilen görünüme uygun. Ekonomideki soğumanın arkasında yatan neden tüketim harcamalarının yani talebin hız kesmiş olması. Bunu değerlendirebilmek için tüketim harcamalarının bir önceki yıl ortalamasına göre nasıl değiştiğine bakmamız gerekir. TÜİK, Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, III. Çeyrek: Temmuz-Eylül, 2024 Haber Bülteni ve eklerindeki verileri kullanarak ürettiğim aşağıdaki tablo bu durumu gösteri...