Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kanıksanmış Yanlış Davranışlar Seti ve Aldırmazlık Zırhı

  Kanıksamak; pek çok kez yinelenmiş olması dolayısıyla artık etkilenmez olmak, aldırmamak, alışmak, bıkmak, usanmak gibi anlamlara geliyor. Türkiye’de uzun zamandır ekonomi alanında, dış politika alanında sosyal alanlarda yanlış politikalar uygulanıyor. Bu yanlışların süresi öylesine uzadı ki insanlar yanlışı doğruyu karıştırmaya başladılar. Örneğin Merkez Bankası’nın amacı; kuruluş yasasında ‘fiyat istikrarını sağlamak’ olarak belirtilmiş bulunuyor. Bir başka deyişle Merkez Bankası’nın amaç belirleme yetkisi yok. Buna karşılık belirlenen bu amacı gerçekleştirmek için kullanacağı para politikası araçlarını (açık piyasa işlemleri, zorunlu karşılıklar, faiz oranları belirlenmesi) seçmekte ve bunları hangi oranda ve ne yönde kullanacağını belirlemekte yine aynı yasa gereğince bağımsız kılınmış bulunuyor. Buradaki bağımsızlık kuşkusuz siyasal iktidardan bağımsızlık anlamına geliyor. Çünkü merkez bankasını alacağı kararlarda etkileyebilecek tek güç, atamaları yapan siyasal iktidar. Yasa

2001 Krizinde Ülkeyi Nasıl Batırdım?

Resim
Habertürk televizyonunda yayınlanan bir tartışma programında katılımcılardan birisi yazdığım bir makaledeki şemayı gündeme getirince diğer bir katılımcı benim 2001 krizi sırasında Merkez Bankası Başkanı olarak ülkeyi krize sokup batıranlardan birisi olduğumu ve ekonomi konuşamayacağımı söyledi. Bu ifadelerin tamamının yalan olduğunu o günleri yaşayanlar ve inceleyenler bilir ama yeni kuşaklar o dönemleri bilmedikleri için bu yalana inanıp da zihinlerinde yanlış düşünceler doğmasın diye bunları yazmaya karar verdim.   Bendeniz yaşamımın hiçbir döneminde Merkez Bankası’nda görev yapmadım. 1972 yılında Mülkiye’yi bitirdikten sonra açılan yarışma sınavını kazanarak atandığım Maliye Müfettiş Muavinliğiyle başlayan kamu görevim sırasında daire başkanlığından müsteşar yardımcılığına kadar bütün yönetim kademelerinde görev yaptım. 1992 yılında Hazinenin Washington Büyükelçiliği nezdindeki Ekonomi Başmüşavirliği görevine atandım. 1995 yılında yurda döndüğümde müşavirlik görevine getirildim. D

Faizi Düşürürsek mi Enflasyon Düşer Yükseltirsek mi?

Resim
Son günlerde enflasyon ile faiz arasındaki neden – sonuç ilişkisi yeniden gündeme geldi. Bu kez hangisinin neden hangisinin sonuç olduğundan çok faizi artırınca enflasyon düşer mi düşmez mi tartışması gündemdeydi. Her şeyden önce bu soruyu doğru yanıtlamak için neden – sonuç ilişkisini doğru kurmamız gerekiyor. Bunun için de önce enflasyonun kaynağını belirlememiz gerekiyor. Enflasyon iki şekilde karşımıza çıkar: Talep enflasyonu ve maliyet enflasyonu. Talep enflasyonu; talep edilen miktarın arz edilen miktardan fazla olmasından kaynaklanır. Bunun da en bilinen nedeni piyasadaki para arzının fazlalığıdır. Eğer piyasada para fazla mal azsa o zaman enflasyon olur. Bu tür enflasyonu önlemenin bir yolu faizleri artırmak olabilir. Faizler artarsa insanlar tüketimden kısıp tasarrufa yönelirler bu da piyasada oluşan talep fazlasını giderir ve enflasyon frenlenebilir. Enflasyon oranı yüzde 19,25 iken net nominal faizler yüzde 18,50 ise insanlar tasarruf yapmayı seçmez, ellerindeki parayı b

SDR’ler Hesaba Girince Rezervleri Nasıl Etkiledi?

Resim
IMF’nin üye ülkelere tahsis ettiği 650 milyar dolarlık Özel Çekme Haklarından (SDR) payımıza düşen miktarın Ağustos sonuna doğru Merkez Bankası (TCMB) rezervlerine gireceğini ve rezervlerimizin artacağını 10 Temmuz 2021 tarihli yazımda vurgulamıştım ( https://www.mahfiegilmez.com/2021/07/agustos-sonuna-dogru-merkez-bankasnn.html ).  6,3 milyar Dolar tutarındaki SDR Ağustos sonuna doğru geldi ve TCMB rezervlerine girdi. Gelen 6,3 milyar dolar tutarındaki SDR, TCMB’nin 27.08.2021 tarihli Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Tablosunda da gösterildi. Aşağıda bu tablonun ilgili bölümü yer alıyor (Kaynak: TCMB.) Tabloda yer alan 7.731 milyon tutarındaki SDR’ler, IMF tarafından Türkiye’ye tahsis edilen SDR miktarının son durumunu gösteriyor.  Yeni tahsis edilen 6,3 milyar Dolarlık SDR gelmeden önce bu tutar 1.394 milyar Dolar idi. Görüleceği gibi 6,3 milyar Dolarlık yeni SDR tahsisi de hesaplara girince brüt rezervlerimiz yükselmiş bulunuyor. Buna göre aynı tarihte TCMB’nin brüt, net

Ne Oldu Yine Bu Dolara?

Dün akşam USD / TL kuru 8,27’lerde dolaşıyordu. Bu sabah 9’da 8,35’e yükseldi 12’de 8,46’yı gördü, şu sıralar (saat 15,30) 8,45 dolayında bulunuyor. Ne oldu da böyle bir günde yüzde 2’nin üzerinde değer kaybı yaşandı? İki olasılık var: (1) Dışarıda bazı gelişmeler olmuş ve Dolar bütün paralara karşı değer kazanmış olabilir. Mesela ABD’den gelen bazı veriler Doları güçlendirmiş ya da Fed’in açıklamaları Dolara talebi artırmış olabilir. (2) İçeride bir şeyler olmuş, mesela faiz indirimi yapmak gerekir şeklinde açıklamalar gelmiş ve bu açıklamalar Dolara olan talebi artırarak TL’nin değer kaybetmesine yol açmış olabilir. Önce dışarıya bir bakalım. Dışarıda ABD’de veya Avrupa’da Doları güçlendirecek ya da zayıflatacak bir açıklama görünmüyor. Yine de Dolar Endeksine bir bakalım. Altı önemli para birimine karşı (Euro, Sterlin, Yen, Kanada Doları, İsviçre Frangı, İsveç Kronası) oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksi bugün itibarıyla 92,69’da bulunuyor. 7 Eylül’de 92,51 idi. Euro / USD paritesi

Hükümetin Yılsonu USD / TL Kur Tahmini

Resim
2022 – 24 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Önümüzdeki yılların tahminlerinin zaten tutmayacağını düşünürsek sonlanmasına dört ay kalmış olan 2021 yılının tahminlerini ele alıp gerçekçiliğini değerlendirelim. Önce bir özet tablo ile OVP tahminlerini gösterelim: 2021 yılı gerçekleşme tahminleri bazı alanlarda çok gerçekçi görünüyor. Mesela büyümenin geçen yılın baz etkisiyle yüksek olması bekleniyor. Dolayısıyla yüzde 9’luk bir yıllık büyüme oranı makul görünüyor. Buna karşılık ilk çeyrekte yüzde 7,2, ikinci çeyrekte yüzde 21,7 büyümüş olan ekonomin yıllık yüzde 9’luk bir ortalamaya gelmesi için üçüncü çeyrekte yüzde 5, son çeyrekte de yüzde 2 dolayında büyümesi gerekir ki bu da ekonomide ciddi bir hız kesme anlamına gelir. İşsizlik oranı bu yöntemle hesaplanmaya devam edildiği, işsiz olduğu halde sırf başvuruda bulunmadığı için kişiler işsiz sayılmamaya devam edildiği sürece buradaki işsizlik oranı ne kadar gerçek dışı görünse de normal bir oran olarak kalacaktır.

Baz Etkisiyle Büyüme

Resim
Ekonominin, 2021 yılının ikinci çeyreğinde yıllık olarak (2020 ikinci çeyrekten 2021 ikinci çeyreğe) yüzde 21,7, bu yılın ilk çeyreğine göre de yüzde 0,9 büyüdüğü açıklandı. Bu konuda bazı noktalara değinmekte yarar var. İlk olarak belirtilmesi gereken mesele bu büyüme oranının Cumhuriyet tarihinin en yüksek büyüme oranı olmadığıdır. Geçmişte GSYH üçer aylık değil, yıllık ölçülüp açıklanırdı. Rekor yıllık yüzde 31,9 ile 1946 yılında kırılmıştır. Bu yılın ikinci çeyrek oranı olan yüzde 21,7 çok yüksek bir orandır ama iş yıllık olarak hesaplamaya gelince bunun yarısı kadar olması büyük başarı olacaktır. Geçmişte en yüksek yıllık büyüme oranları şöyledir: Bu yüksek büyüme oranlarının çoğu bir önceki yılda yaşanan küçülme ya da çok düşük büyümelerden sonra gerçekleşmiştir. Ekonomi literatüründe buna baz etkisi deniyor. Baz etkisi; karşılaştırmaya konu olan iki dönemden ilkinde ortaya çıkan aşırı bir düşüş veya yükselişin karşılaştıran dönem üzerinde yarattığı yanıltıcı etkidir. Günümüzde

İdeal Ekonomik Dengeye Ulaşmanın Yolu

Resim
Ekonomi bilimi bazı kavramlarını fizik bilimlerden almıştır. Denge kavramı bunlardan birisi hatta belki de en fazla bilinenidir. Fiziksel anlamda denge; İki karşıt gücün birbirine üstünlük sağlayamadığı durumdur. Bunun en basit örneği ip çekme oyununda iki tarafın birbirini hiç kıpırdatamadığı durumdur. Fizik bilimlerde iki tür denge vardır: İstikrarlı denge, istikrarsız denge. Bu iki dengeyi aşağıdaki şekilde gösterelim. Aşağıdaki şekilde iki tas var. Soldakinde tas normal şekilde duruyor ve içinde bir top var. Sağdaki şekilde ise tas ters dönmüş durumda ve top tasın üzerinde duruyor. Soldaki şekildeki tas sallandığı zaman top da tasla birlikte sağa sola yukarı aşağı sallanır. Ama tasın sallanması bittiğinde top da eski yerine gelir ve tekrar ilk denge haline döner. Buna istikrarlı denge diyoruz. Sağdaki şekilde ise tas sallandığında top yere düşer ve gidip ileride bir yerde durur. Tasın sallanması bittiğinde top eski yerine gelmez. Buna da istikrarsız denge diyoruz. İstikrarlı deng

IMF'nin SDR Tahsisleri ve Türkiye'nin Durumu

Resim
Rezerv ve Rezerv Para Nedir? Rezerv, saklama, biriktirme anlamına gelen bir sözcük. Rezerv para; herkes tarafından kabul edilen para anlamında kullanılıyor. ABD’nin dünya ticaretinde ağırlıklı bir yere sahip olması Doların altın, petrol ve diğer önemli maddelerin fiyatlarının tanımında kullanılmasına ve bütün bunlar da Doların dünyanın en önemli rezerv parası olmasına yol açmıştır. Onu, dünya ticaretinde ağırlıklı bir yere sahip olan Avrupa’nın Euro’su ve diğer bazı ülke paraları izler. Ülkelerin merkez bankaları, tıpkı insanlar gibi kötü günler için rezerv bulundururlar. İnsanlar bunu yaptığında adına tasarruf, merkez bankaları yaptığında adına rezerv denir. Rupi, Endonezya dışındaki ülkelerde alış verişlerde geçerli olmadığı için rezerv para olarak kabul edilmez. Buna karşılık ABD dolarını Endonezya’da da kullanmak mümkündür. Merkez bankaları iki türlü rezerv varlık bulundururlar: rezerv para olarak kabul edilen yabancı para birimleri (döviz) ve altın. Altın, rezerv paralara kola

Kadın Voleybolu ve Türkiye

Resim
Voleybol Hakkında Temel Bilgiler Voleybol, 9 metre eninde ve 18 metre uzunluğunda bir sahada oynanır. Saha tam ortasında bir file ile 9’ar metrelik iki sahaya bölünür. Filenin üst bandının yerden yüksekliği erkeklerde 2,43, kadınlarda 2,24 metredir. Filenin iki tarafındaki sahalarda fileden itibaren üçer metre mesafede birer çizgi bulunur (üç metre çizgisi.) Arka oyuncular bu çizginin gerisinden hücum yapmak zorundadır (topu rakip sahaya vurduktan sonra üç metre çizgisinin içine düşebilirler.) Voleybol 6 kişilik takımlarla oynanır. Oyun servis atışıyla başlar. Karşı takım servis atışını çıkaramazsa alınan sayıya ace denir. Her takımın üç pasta topu rakip sahaya atma zorunluluğu vardır. Bunun istisnası blok yapma halidir. Karşı oyuncunun hücumunu blokla karşılayan takımın blok hariç üç vuruş hakkı vardır. Şekildeki pozisyon oyuna başlayıştaki diziliştir. Servisi karşılayan takım servis atma hakkını kazanırsa oyuncuları saat yönünde yer değiştirirler. Buna göre 2 numaralı pozisyond

Türkiye Ekonomisinin Dünya Ekonomisindeki Yeri

Resim
Bir ekonominin dünya ekonomisi içindeki yerini (payını) ölçmenin en kestirme yolu o ülkenin GSYH’sinin dünya toplam GSYH’si içindeki payını hesaplamaktan geçer. Burada hesaplamaya alınacak GSYH iki farklı şekilde ele alınabilir: Cari fiyatlarla GSYH ve Satınalma Gücü Paritesine (SAGP) göre GSYH. Ben bu karşılaştırmalarda cari fiyatlarla GSYH’yi almayı tercih ediyorum, çünkü SAGP’ye göre GSYH bizim gibi dolarizasyonu yüksek, dual paraya dayalı ekonomilerde yanlış sonuç veriyor ve GSYH’yi olması gerekenden yüksek gösteriyor. Bu hesaplamalarda dual para kullanan ekonomilerde yerli para yabancı paralara karşı değer kaybettikçe satınalma gücü yükselmiş görünüyor. Dolayısıyla bu yöntemle yapılan ölçümler ABD gibi Euro Bölgesi ülkeleri gibi, Birleşik Krallık gibi rezerv paraya sahip gelişmiş ülkelerde doğru sonuç verse de bizim gibi dual para ekonomilerinde yanlış sonuç veriyor. Bu konuyu ele alan yazım için şu linkden yararlanılabilir: https://www.mahfiegilmez.com/2020/06/turkiye-ilk-10-ek

Cumhuriyet Projesi

Afganistan’ın yaşadıklarını yazılı ve görsel medyadan izleyince aklıma 4 Kasım 2010’da o zaman köşe yazısı yazdığım Radikal Gazetesi’nde yayınlanmış bir yazım geldi. İzninizle onu hiç değiştirmeden bir kez daha paylaşacağım: Şimdilerde dile getirildiği gibi tek bir proje değildi başlangıçta cumhuriyet. Birçok projeyi içinde taşıyan bir idealler bütünüydü. Projelerden birisi demokrasiyi getirmekti. Asıl olan cumhuriyet değil, demokrasi kuşkusuz. Ve demokrasi için cumhuriyetin şart olmadığının en önemli kanıtı da İngiltere ya da İsveç gibi monarşiyle yönetilen ülkeler. Bunların hepsi doğru ama Türkiye açısından cumhuriyet aynı zamanda demokrasi demekti. Çünkü Türkiye’de bugün sahip olduğumuz bütün demokratik haklar cumhuriyetle geldi. Ki bu haklar geldiğinde tek parti iktidarı vardı ve demokrasiden söz etmek mümkün değildi. O projeler bütününün en önemli parçalarından birisi kadın erkek eşitliğiydi. Hatta cumhuriyet, tek bir projeye indirgenecekse bir kadın projesi olduğunu bile söyl

Ceteris Paribus Kaldırılınca Ne Olur?

İktisatçılar bir konuyu incelerken basitleştirici bazı varsayımlar kullanır. Bunların en yaygını ‘ceteris paribus’ yani 'diğer şeyler değişmeden kalırsa' varsayımıdır. Diğer şeyler de değiştiğinde analiz tamamen farklı bir hal alır.  Bir ülkede yatırım kararları (I) birçok değişkenden etkilenir: (1) Gelir ve gelirdeki artış (veya azalış) ya da ekonomik büyüme veya küçülme. Gelir artışı talep artışına, talep artışı üretim artışına o da yatırım artışına yol açar, gelir azalışı ise tam tersini getirir. (2) Enflasyon ve faiz oranları. Enflasyon ve faiz oranları düştüğünde kredi alıp yatırım yapmak karlı hale gelir ve yatırımlar artar, enflasyon ve dolayısıyla faiz oranları yükseldiğinde ise tersi olur. Dolayısıyla yatırım kararları, faiz oranlarından etkilenir. Bu arada harcamalarındaki artış nedeniyle kamu kesimi borçlanmayı artırırsa bu da faizlerin yükselmesine (crowding out etkisi), harcamaları azaltırsa faizlerin düşmesine (crowding in etkisi) yol açar.   (3) Sermaye miktarı

Ülkelerin Geliriyle Elde Ettiği Madalya Sayısı Arasındaki İlişki

Resim
Tokyo Olimpiyatlarında alınan madalyalar genel olarak ülkelerin spordaki başarısını ölçmekte kullanılan bir ölçü olarak kabul ediliyor. Her ne kadar bir daldaki dünya rekoru, olimpiyat rekorundan önemli olsa da toplu olarak bakıldığında en çok sayıdaki spor dalının temsil edildiği olimpiyatlar toplu başarıyı ölçmekte en önemli ölçü. Ekonomide de bir ülkenin gücünü gösteren ve en iyi olmasa da en yaygın kullanılan ölçü ülkenin toplam gelirini temsil eden GSYH ve onun nüfusa bölünmesiyle bulunan kişi başına gelir. Olimpiyatlarda ülkelerin elde ettiği madalya sayısıyla bu ülkelerin GSYH’leri arasında bir ilişki var mı? Bu yazımızda bu ilişkiyi araştıracağız. Bunu 194 ülke için yapmak zor olacağı için dünyanın en yüksek GSYH’ye sahip 20 ülkesini esas alarak yapmaya çalışacağız. Önce eldeki verileri bir tabloya dökelim (Tablodaki verilerden GSYH ve kişi başına gelir miktar ve sıralamaları https://knoema.com/atlas sitesinden, Tokyo Olimpiyatları madalya sayı ve sıralamaları da https://o

Merkez Bankası'na Bir Öneri

Resim
Günümüz dünyasında beklentiler ve bu beklentilere göre yapılan tahminler neredeyse gerçekleşmeler kadar önemli. Özellikle rasyonel beklentiler teorisinin öne çıktığı son elli yılda merkez bankaları beklentileri ölçmeye yönelik anketler yaparak tahminlerini ve para politikası araçlarını bu beklentilere göre yönlendiremeye başladılar. Türkiye de bu akıma ayak uydurdu. Bir yandan TÜİK çeşitli anketlerle ekonominin gidişi hakkındaki beklentileri almaya çalışırken bir yandan da Merkez Bankası bu tür beklenti anketleri yapar oldu. Merkez Bankası’nın beklentileri ölçmekte kullandığı anketlerden belki de en önemlisi Piysa Katılımcıları Anketi’dir (eski adı Beklenti Anketi idi.) Bu anket; finansal ve reel sektörde karar alıcı ve uzman kişilerin çeşitli makroekonomik değişkenlere ilişkin beklentilerinin izlenmesini amaçlıyor. Katılımcılara gelecekteki çeşitli dönemlere ilişkin olarak tüketici enflasyonu, döviz kuru, cari işlemler dengesi, GSYH büyüme hızı ve faiz oranları gibi temel makroekono