Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiye’nin Sorunlar Envanteri

Sorunlar Envanteri Çıkarmak Bugüne kadar hep yapısal reformları anlatmaya çalıştım. Bu sefer hedef olarak kabul ettiğimiz muasır medeniyetler (çağdaş uygarlıklar) düzeyine çıkmayı engelleyen sorunlarımızın neler olduğunu ortaya koymayı deneyeceğim. Bunlar aynı zamanda çağdaş dünyanın bize baktığında risk olarak nitelediği sorunlar. Bizim en ciddi sorunlarımızdan birisi çoğunu kendi başımıza yarattığımız sorunları, sorun olarak görmemek ya da onları birer sorun olarak kabul etmemek. Öyle olunca da sorunları azaltma ve çözme çabası içine girmiyoruz. Bırakın mevcutları çözmeyi her gün bu envantere yeni sorunlar ekliyoruz. Sonuçta sorun sayısı sürekli artıyor. Sorunları çözmek için önce başlıca sorunların neler olduğunu yazalım. Bu liste tam bir liste değil, buna eklemeler yapılabilir kuşkusuz. Hukuk Hukukun herkese eşit ve tarafsız biçimde uygulanmayışı (hukukun üstünlüğünün bulunmayışı) Yasaların, yasaları yapanlara ve uygulayanlara uygulanmaması Kadınlara ve çocuklara karş

Önce Zenginleştiren Sonra Yoksullaştıran Büyüme

Resim
Ülke daha fazla üretip daha fazla ihraç eder hale geldiği halde dış ticaret hadleri bozulduğu için daha az tüketebilir duruma gelmişse bir başka ifadeyle ülke büyümüş ama refahı azalmışsa buna yoksullaştıran büyüme deniyor (Jagdish Bhagwati'nin yoksullaştıran büyüme tezi.)   Türkiye’de daha değişik bir yoksullaştıran büyüme süreci yaşanıyor. Bunu ortaya koyabilmek için bir grafikten yararlanalım. Bu grafikte Türkiye’nin kişi başına yıllık ortalama geliri ve USD/TL kurundaki değişim yer alıyor. 2001 krizi öncesinde 4.000 doların üzerinde olan kişi başına gelir, krizle birlikte 3.000 dolar düzeyine gerilemiş, ardından IMF destekli Güçlü Ekonomiye Geçiş Programıyla birlikte yükseliş başlamış. 2003 yılında kriz öncesi düzeyi geçen kişi başına gelir yükselmeye devam etmiş. Arada 2008 krizinin etkisiyle yaşanan düşüş (ki bu bize krizin teğet geçmediğini net bir biçimde gösteriyor) dışında 2013 yılına kadar yükseliş sürmüş. 2013 yılı 12.480 dolarla kişi başına ortalama yıllık gelirde bu

Parayı Kim Yaratıyor?

Resim
Merkez Bankası ve Darphane’nin Bastığı Paralar Para; devletçe bastırılan, mal ve hizmetleri satın alma gücü olan, herkes tarafından kabul gören bir değişim aracıdır. Bu çerçevede para toplumda değiş tokuşu sağlar, değer ölçüsü olarak kullanılır ve bir yatırım ve tasarruf aracı görevi görür. Tanımdan hareketle parayı devletin bastırdığı anlaşılıyor. Devlet, Hazineye bağlı Darphane aracılığıyla madeni parayı kendisi basar ama kâğıt parayı merkez bankasına bastırtır. Bunun nedeni kâğıt paranın karşılıksız olmasıdır. Kâğıt para basma yetkisi siyasal iktidara verilirse vergi toplamak yerine kolay yolu seçerek para basmaya yönelen iktidar paranın değerinin düşmesine ve enflasyon ve dış değer kaybı yaşanmasına yol açar. Bugün dolaşıma çıkan toplam 216,2 milyar TL paranın 206,3 milyar TL’si kâğıt para, 9,9 milyar TL’si de madeni paradır. Buraya kadar anlattıklarımız eski durumu ortaya koyuyor. Eski duruma göre para arzı Merkez Bankası’nın bastığı paradan ibarettir. Bunu 21 Mayıs 2021 tarih

TL Niçin Değer Kaybediyor?

Resim
Dolar, gelişmiş ülke paralarına karşı değer kaybederken gelişmekte olan ülke paralarından çoğuna karşı değer kazanıyor. En çok değer kaybeden para ise Türk Lirası. Bu çelişkili gibi görünen durumun nedeni nedir? Bu yazımızda bunu irdeleyeceğiz. ABD’de enflasyon beklenmedik bir artış sergilemeye başladı. Nisan ayında enflasyonun yüzde 0,8 gelmesiyle birlikte 12 aylık enflasyon tüketici fiyatları bazında) yüzde 4,2’ye yükselmiş oldu. Bu oran küresel krizin çıktığı 2008 yılından bu yana en yüksek enflasyon oranı. Aşağıdaki grafik bu gelişimi gösteriyor (Kaynak: https://tradingeconomics.com/united-states/inflation-cpi ) Grafikten görüleceği gibi ABD’de enflasyonda 2021 yılında ciddi bir hızlanma görülüyor. ABD Merkez Bankası Fed’in uzun dönemli hedefinin yüzde 2 oranında enflasyon olduğu dikkate alınırsa yüzde 4,2’lik oran ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu gelişmenin sonucu olarak Dolar, diğer paralara karşı değer kaybediyor. Bunu aşağıdaki Dolar Endeksi grafiğinden gözlemley

Bir Yılda Vadesi Gelecek Dış Yükümlülüklerimiz

Resim
Öncelikle dış yükümlülükle dış borç arasındaki farkı ortaya koyalım. Dış yükümlülük, dış borca göre çok daha geniş bir kavramdır: ‘Her dış borç dış yükümlülüktür ama her dış yükümlülük dış borç değildir’ desek doğru olur. Dış borç; fon fazlası bulunan ekonomilerden fon açığı bulunan ülkelere yönelik akımlarla oluşan ve kendi para cinsi dışında yapılan borçlanmadır. Bu borçlanmanın vadesi bir yıldan kısaysa buna kısa vadeli dış borç denir. Dış yükümlülük ise Türkiye’de yerleşik olmayan kişi ve kurumlara olan dış borçlar, dış krediler ve DTH biçimindeki mevduat gibi yükümlülükleri içerir. Bu dış yükümlülüklerden bir yıl içinde vadesi gelecek olanlar kısa vadeli dış yükümlülük olarak adlandırılır. Aşağıdaki tablo Türkiye’nin Mart 2021 sonu itibarıyla kısa vadeli dış yükümlülüklerinin toplam 185,6 milyar dolar olduğunu ve bunların hangi kalemlerden oluştuğunu gösteriyor (Kaynak: TCMB / Ödemeler Dengesi İstatistikleri / Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri) Tabloya göre toplam 185,6 milyar

Her Büyüyen Ekonomi Gelişmiş Olmaz

İngiliz düşünürü Thomas Hobbes (1588 – 1679), Oxford Üniversitesinde öğrenim görmüştü. Ünlü kitabı Leviathan’da; liberalizmin, ülkeyi yöneten Egemen’in iktidarını sınırlandırma aracı olarak geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesine karşı çıkmıştı. Çünkü Hobbes’a göre güçleri ayırmak Egemen’i zayıflatır, gücünü azaltır, böyle bir zayıflık ortaya çıktığında insanlar doğaları gereği yine güç savaşına girerler ve bu gidiş sivil savaşa yol açar. Hobbes’a göre insan insanın kurdudur (homo homini lupus.) Bu yüzdendir ki mutlak egemenlik, devleti yıkılmaktan korumanın gerekli koşuludur. Siyasal ve dinsel iktidarlar arasında yapılan ayırım Hobbes’a göre iktidar gücünü zayıflatacak bir ayırımdır. O nedenle bu ikisi tek elde toplanmalıdır. Hobbes, meşruti monarşi, aristokrasi ve demokrasi gibi yönetim biçimleri olduğu gerçeği kabul edilse bile asıl olarak egemenin gücünün mutlak olması gerektiği görüşündedir. Hobbes’un mutlak monarşiden yana olduğunu desteklemek için verdiği örnek evrenin tek bir Tan

Türkiye’nin Dünyadaki Yeri 2020

Resim
Aşağıdaki tablo; Türkiye’nin dünyadaki sosyal, siyasal ve ekonomik yerine ilişkin gösterge ve endeksleri bir araya getiren ve aynı gösterge ve endeksleri 2015 yılındaki durumla karşılaştırıyor (Kaynak: https://knoema.com/atlas . Bu site yayımladığı verileri IMF’nin World Economic Outlook April 2021 Database setinden alıyor. İkisi arasında fark olduğu hallerde IMF verisi esas alınmıştır. Endeksler içinde yalnızca Yolsuzluk Algı Endeksi ‘en düşük puan en iyi’, diğerleri ‘en yüksek puan en iyi’ olarak düşünülmelidir.) Türkiye’nin nüfusu artıyor olsa da nüfus büyüklüğü açısından dünya sıralamasındaki yeri değişmiyor. Buna karşılık kentli nüfusu arttıkça orada yukarı doğru ilerliyor. Doğuşta beklenen yaşam süresi de artıyor. Türkiye, son beş yılda 200 milyar dolardan fazla GSYH kaybıyla, kişi başına gelirde 2.400 dolardan fazla kayıpla karşılaşmış, GSYH büyüklüğü açısından 16’ncı sıradan 18’inci sıraya, kişi başına gelirde 64’üncü sıradan 72’nci sıraya gerilemiş bulunuyor. Enflasyon ve işsi

Ben Düşündükçe Var Dünya

Bu yazım   Radikal Gazetesinde 12.02.2004 günü yayınlanmıştır.  Pazar günü annemi kaybettim. Cumhuriyet'in ilanından bir yıl önce doğmuştu annem. Cumhuriyet'in ilk kuşağı arasında yetişmiş, Cumhuriyet'in ilk heyecanlarını yaşamış, cumhuriyet eğitimi almıştı. Küçücük bir ortaokul öğrencisiyken kim bilir hangi heyecanlarla söylemişti Onuncu Yıl Marşını.

Kitap Önerileri

Ekrem Alican: Günlükler (1956 – 1966), Binnur Mörel Büyükertan (Hazırlayan), YKY Yayınları, 2021 Alican ailesinin sunuş yazısını yazma onurunu bana verdikleri bu kitap ülkenin yetiştirdiği en dürüst ve ilkeli siyasetçilerden olan Ekrem Alican’ın 1956 – 66 arasındaki on yıllık dönemi anlatan günlüklerinden oluşuyor. Günlüklerinde Alican, Demokrat Parti milletvekili olarak başladığı, Hürriyet Partisi kurucuları arasında yer aldığı, Yeni Türkiye Partisi’nin kurucusu ve genel başkanı olduğu, Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemde yaşadıklarını anlatıyor. Kitaptan bir alıntı: “Dünyanın geçirdiği asırlar boyu tecrübeler göstermiştir ki; çeşitli diyarlarda evvela iktisadi kalkınma sonra hürriyet diyerek, istibdat zihniyetinin uşaklığını yapanlar, büyük suiistimal şebekelerinin, büyük menfaat gruplarının bedbaht alet veya ortakları oldukları hakikatini, hiçbir zaman gizlemek imkânını bulamamışlardı’ diyordum.” Cumhuriyet tarihimize ışık tutan bu çok önemli kitabı okumanızı

Dış Ticaret ve Turizmde Son Durumumuz

Resim
Dış Ticaretin Durumu 2020 yılında TL yüzde 25’e yakın değer kaybı yaşadığı halde ihracat yüzde 6,2 azalmış, ithalat ise yüzde 4,4 artmıştı. Bu gelişme, ilk bakışta; ‘ülkenin parası dış değer kaybına uğrarsa ihracatı artar, ithalatı azalır’ şeklinde formüle edilen genel kabule aykırıydı. Konuya biraz daha ayrıntılı baktığımızda bu farklı durumun bizim mal sattığımız ekonomilerin durumunun kötüleşmesinden kaynakladığı anlaşılabiliyordu. Durumu kötüleşene ekonomiler fiyat ucuzlasa bile talebi düşürdükleri için bizim ihracatımız azalmıştı. Buna karşılık bizim ekonomimiz 2020 yılında düşük hızda da olsa büyümeye devam ettiği için, artış hızında düşüş olsa da, ithalat artmaya devam etmişti.

Kitaplar ve Kitaplar

“Sizi Bırakmayı Muvafık Bularak Tatlîk Ettim”, Murat Bardakçı, T. İş Bankası Yayınları, 2021 Mustafa Kemâl Paşa ile Latife Hanım’ın boşanmalarının belgeli öyküsünü anlatan Murat Bardakçı’nın bu kitabı olağanüstü bir kitap. Elime aldığımdan itibaren bırakamadım. Latife Hanım’ın boşandıktan sonra yazdığı mektuplarda bile Paşa’ya aşkını ve hayranlığını yansıtması son derecede etkileyici. Bir örnek vereyim. Mustafa Kemal Paşa’nın, boşanmalarından sonra İzmir’e ilk gidişinde Latife Hanım’ın kendisine yazdığı mektuptan bir pasaj: “Sana hissiyle, fikriyle, bütün mevcudiyetiyle, ebediyyen mağlub ve merbut (bağlı) bir âşık sıfatıyla! Bütün geçtiğin yollarda, seni hatve hatve (adım adım) takip ettim. Ne ilâhi bir adamsın…Hepimizin vazifesi hitabelerinin her kelimesini vatanın müdafileri olacak olan genç neslin tâ kalbine hakketmektir.” Bu kitap herkesin kitaplığında olmalı.

Altın Rezervi ve Rezervlerin Son Durumu

Resim
Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri ve onun içindeki altınlar son dönemin en çok tartışılan ekonomik konusu olmaya devam ediyor. Önce TCMB sitesinde yer alan rezerv tanımına bir bakalım (Kaynak: TCMB sitesinde ödemeler dengesi istatistikleri/uluslararası rezervler ve döviz likiditesi/metaveri.) “Resmi Rezerv Varlıkları ve Diğer Döviz Varlıkları: Resmi rezerv varlıkları; döviz varlıkları, parasal altın (tabloda sadece altın olarak geçer), SDR’ler, IMF rezerv pozisyonu ve diğer döviz varlıklarından oluşur. Döviz varlıkları, menkul kıymetler, efektif mevcudu ve depo hesaplarından oluşmaktadır. Döviz varlıkları, yurt içi ve yurt dışı bankalarla yapılan finansal türev işlemleri kaynaklı varlıkları da içermektedir. Menkul kıymetler ise, yurtdışı borsalardan satın alınmış sabit getirili devlet ve/veya hazine tahvillerini göstermektedir. IMF Rezerv Pozisyonu, Türkiye’nin IMF nezdinde bulunan ve her an kullanıma hazır olan yabancı para varlıklarıdır. SDR’ler, IMF tarafından üye ülkelerin kot

Rezervlere Ne Oldu?

Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinde ortaya çıkan azalmanın miktarı ve nedeni 2019 sonunda TCMB’nin swaplar hariç net rezervleri 18,4 milyar dolardı. 2020 sonu itibarıyla bu tutar eksi 58,4 milyar, 9 Nisan 2021 itibarıyla da eksi 60,6 milyar dolardır. Demek ki TCMB’nin rezervi kalmadığı gibi emaneten kendisinde bulunan rezervleri tamamlaması için bugün itibarıyla 60,4 milyar dolar bulması gerekiyor. Son 15 ayda rezerv kaybı (artı 18,4 milyar dolardan eksi 60,6 milyar dolara inişle) 79 milyar dolar olmuş. 2020 yılsonunda eksi 58,4 milyar dolar olan rezervler 9 Nisan 2021’de eksi 60,6 milyar dolar olduğuna göre rezervlerdeki azalma 2021 yılında durmamış, artmaya devam etmiş görünüyor. Buna ek olarak TCMB Başkanının yaptığı açıklamadan iki kurum arasında 2017 yılında yapılan (ve bu açıklamaya kadar kamuoyuna duyurulmamış olan) bir protokolle TCMB’nin Hazine’ye döviz sattığı, Hazine’nin de bu dövizleri kamu bankaları aracılığıyla kurun yükselmesini önlemek amacıyla piyasaya verdiği ortaya

Hazinenin İç Borçları

Resim
Merkezi yönetim ifadesi kamu kesiminin en büyük bölümünü kapsar. Bu çerçevede şu kurumlar yer alır: Genel bütçe içinde yönetilen daireler (TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Yargı Organları, Bakanlıklar vb.), özel bütçeli idareler (YÖK, Üniversiteler, Karayolları G.M., Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları G.M. vb.) ve düzenleyici ve denetleyici kurumlar (BDDK, TMSF, SPK, RTÜK vb.) Merkezi yönetimin brüt borç stoku aşağıdaki tabloda sergileniyor:

Beklentiler Nasıl Bozuldu?

Resim
Ekonomik birimler (tüketiciler, üreticiler, şirket yöneticileri) kötü şeyler olacağını beklerse kötü şeyler, iyi şeyler olacağını beklerse iyi şeyler olur. Çünkü bu birimler beklentilere göre tavır alırlar. Örneğin enflasyonun yükseleceğini beklerlerse ürettikleri, sattıkları mal ve hizmetlerin fiyatlarını artırırlar. Ve sonuçta enflasyon yükselir. Beklentileri en çok etkileyen şeylerin başında hükümetlerin ve merkez bankalarının uyguladığı politikalar ve yaklaşımlar gelir. Hükümetin ya da merkez bankasının aldığı yanlış kararlar ya da alması gerektiği halde almadığı bazı kararlar yine beklentileri bozarak ekonomi politikasının etkisiz kalmasına yol açar. Enflasyonun artışa geçtiği bir ortamda enflasyonla mücadele edeceğini açıklamış bir hükümetin vergileri indirmesi ya da enflasyon hedeflemesi uygulayan bir merkez bankasının hızlanan enflasyon ortamında faizleri düşürmesi enflasyonun yükseleceğine ilişkin beklentiler oluşturur.

IMF'nin 2021 Dünya ve Türkiye Tahminleri

Resim
  2021 Yılı İçin Dünya Tahminleri

Özdeyişlerim (Aforizmalar)

“Bir kez yalan söylemeye başlarsanız sonuna kadar yalan söylemek zorunda kalırsınız.” “Sorunu yanlış tanımladığımız sürece çözümü bulamayız.” “İnsanlar gördüklerine değil de duyduklarına inanmaya başlamışsa doğruları anlatmak giderek zorlaşır.” “Yaptığınız hataları kabul edip düzeltmek yerine kendinizi haklı göstermeye çabalarsanız yaşamınız bir hatalar zincirine dönüşür.” “Riskleri düşürmek istiyorsanız, hatalarınızı kabul edip düzeltmeye başlayın.” “En büyük risk hatayı kabul etmemekle oluşur.”

Enflasyon Oranının İnandırıcılığı Sorunu

Resim
TÜİK’in açıkladığı istatistik göstergeler arasında kamuoyunda en fazla tartışma konusu olanları enflasyon ve işsizlik verileridir. TÜİK, son dönemde işsizlik verisini resmi işsizlik ve geniş işsizlik verisi olarak açıklamaya başlayınca tartışmanın işsizlik kısmı bir anlamda sona erdi. Resmi işsizlik verisi yüzde 12 dolayında olduğu halde geniş işsizlik verisi yüzde 30 dolayında açıklanınca resmi işsizliğin yalnızca bir tanım farklılığından kaynaklandığı, gerçekte işsizliğin yüzde 30 oranında olduğu konusu resmi olarak da onaylanmış oldu. Buna karşılık enflasyon oranı meselesi hala karışık. TÜİK, Mart ayı itibarıyla 12 aylık enflasyon oranını tüketici fiyatları açısından (TÜFE) yüzde 16,19, yurt içi üretici fiyatları açısından (Yİ-ÜFE) yüzde 31,20 olarak açıkladı.  Sokaktaki insanlara sorduğunuzda karşılaştıkları enflasyon oranını yüzde 30’lar (yani Yİ-ÜFE) dolayında hissettiklerini söylüyorlar. Oysa tanım gereği onların karşılaştığı enflasyon TÜFE ile tanımlanıyor. Bu durumda tüketic

Dış Borçlar ve Hazine Garantileri

Resim
Türkiye’nin Brüt ve Net Dış Borç Stoku Aşağıdaki tablo 2020 sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam dış borç stokunu gösteriyor (aksi belirtilmedikçe bu metindeki bütün veriler için kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı / Aylık Kamu Borç Yönetimi Raporu, Mart 2021.) Görüleceği gibi toplam brüt dış borç stokumuz 2020 sonu itibarıyla 450,1 milyar dolar ve buna göre brüt dış borç yükümüz (Brüt Dış Borç Stoku / GSYH) yüzde 62,8’dir. Türkiye’nin brüt dış borç stokundan bazı alacaklar ve hesapların indirilmesiyle bulunan 2020 sonu net dış borç stoku 268,9 milyar dolardır ve buna göre net dış borç yükü (Net Dış Borç Stoku / GSYH) yüzde 37,5’dir.  

Enflasyon, Kur, Faiz ve Risk İlişkisi

Resim
Son kırk yılımız enflasyonu konuşmakla geçti. Ne yazık ki yalnızca konuşmakla geçti. Aşağıdaki grafik Türkiye’nin (kırmızı) enflasyonla sınavını gösteriyor. 2005 -2013 yılları arasında gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) ortalamasından (yeşil) oldukça yüksek bir enflasyona sahip olsa da dünya ortalamasından (mavi) büyük bir kopma içinde görünmeyen Türkiye, asıl olarak son dört yılda ciddi biçimde olumsuz bir ayrışma içine girmiş (grafikte kullanılan veriler için kaynak: IMF, WEO Database, October 2020.)

Akıl Dışılık Tuzağı

Rasyonellik; akla, anlaşılmaya, mantığa uygun, tutarlı davranış anlamına geliyor. Bunun tersi yani akla, anlaşılmaya, mantığa uygun olmayan, tutarsız davranışlar da irrasyonellik olarak tanımlanabilir. İstikrar; belli bir noktada, aynı kararda ve biçimde sürüp gitme, kararlılık, yerine oturma anlamına geliyor. İstikrarsızlık; istikrarın tam tersine istikrarsız olma durumu, dengesizlik hali, bir düzende durmayan, durup oturmamış olan, kararsız anlamı taşıyor. Bir ülkede sürekli irrasyonel kararlar alınıyorsa irrasyonellik istikrar kazanmış olur ve insanlar kendilerini bu duruma uyarlamaya çalışırlar. Buna irrasyonelliği rasyonalize etme eylemi diyebiliriz. Bu aşamada kararlar rasyonel hale geldiğinde irrasyonellikmiş gibi algılanmaya başlanır.  Kur ve faiz üzerinden iki örnek ele alarak bu teorik altyapının uygulamada nasıl kendini göstereceğini açıklamaya çalışayım.

Faiz Niçin Artırıldı, Şimdi Ne Olacak?

Resim
Faiz Lobisi, Faiz Fobisi Kurlar ve dolayısıyla enflasyon yükselirken faiz artırımını savunanlar faiz lobisi ilan edildi. Bir süre sonra başta siyasetçiler olmak üzere pek çok kişi bu tanımlamayı benimsedi ve faizin artırılması gerektiğini söyleyenleri faiz lobisine hizmet etmekle suçladı. Oysa en başından beri söylediğimiz gibi faiz lobisi diye bir şey yoktur olsa olsa faiz fobisi vardır.   Son dönemde Merkez Bankası peş peşe beklenenin üzerinde faiz artışları yapınca işler karışmaya, faiz lobisi söylemleri kaybolmaya yüz tuttu. Burada bir konuya açıklık getirelim: Faiz, aslında kuru denetlemek için kullanılmaz. Buna karşılık Türkiye gibi Doların son derecede etkili olduğu bir çeşit dual para sitemi içinde olan ülkelerde kur, enflasyon üzerinde en fazla etkili olan unsurdur. Bir başka ifadeyle Türkiye’deki enflasyon karma bir enflasyon (talep enflasyonu + maliyet enflasyonu) olmakla birlikte ağırlık kur baskısı nedeniyle maliyet enflasyonundadır. O nedenle kuru istikrar kavuşturm

Reform Paketine İlişkin Görüş ve Önerilerim

Resim
Reform ve Program Kelime anlamı olarak yeniden biçimlendirme demek olan reform; asıl olarak 16. yüzyılda Rönesans’ın yarattığı aydınlanmanın etkisiyle, giderek yaygınlaşan yanlış kilise uygulamaları ve haksızlıkları karşısında Almanya’dan başlayarak Avrupa’ya yayılan ve kiliseyi dini uygulamada değişiklik yapmaya zorlayan harekete verilen isimdir. Bugün reform kelimesi bu dinsel anlamından çıkarak daha geniş bir çerçeveyi tanımlayacak bir çerçeveye oturmuştur. Günümüzde reform denilince; var olan sistemin eksik ya da yanlış olduğu düşünülen yönlerini değiştirmek, yeni bir statüye kavuşturmak için yapılan düzenlemeler anlaşılıyor. Günümüzde reformlar genellikle bir program çerçevesinde sunuluyor. Bu programlardan bazıları sosyal, bazıları siyasal bazıları da ekonomik reform programları biçiminde olabiliyor.

Kitap Değerlendirmeleri

Ozan Bingöl, Kontrolsüz Güç, Sia Yayınları, 2021 Ozan Bingöl, her zamanki esprili ama düşündüren üslubuyla kaleme aldığı bu kitabında vergiyle illi olması gerekenleri (aslında daha çok olmaması gerekenleri) anlatıyor, tartışıyor ve yol gösteriyor. Kitap; maliye derslerinde okutulacak bir yardımcı kitap olmasının yanı sıra vatandaşın ödediği vergilerin nereden gelip nereye gittiğini anlama açısından da çok iyi bir rehber niteliği taşıyor.

Rezerv Meselesi

Resim
Son dönemin en çok tartışılan meselesi haline gelen Merkez Bankasının swaplar hariç net rezervleri konusunu bir kez daha açıklığa kavuşturalım. Aşağıda bu hesaplamanın nasıl yapılacağını, verilerin nereden ve nasıl derleneceğini adım adım anlattım.

Kurlar Niçin Dalgalanıyor?

Resim
Bu sabah itibarıyla Euro / USD paritesi 1,18, Dolar Endeksi 92 idi. Bu değerlere bakınca Doların son bir haftada bütün dünyada değer kazanmış olduğu görülüyor. Oysa yılbaşında Dolar değer kaybediyordu. Mesela 6 Ocak’ta Euro / USD paritesi 1,23, Dolar endeksi 89 idi. Bizim gibi sıcak para çeken ekonomiler açısından, yerel riskler ve sorunlar nedeniyle, bu hareketin etkisi ve yarattığı dalgalanma bazen genel durumdan daha yüksek olabiliyor. Örneğin USD / TL kuru yılbaşında 7,43, 15 Şubat’ta 6,96, 8 Martta 7,75 idi. Bugün saat 15.30 itibarıyla 7,58. Kurların yükselmesi veya düşmesinden daha fazla risk yaratan konu oynak olmasıdır. Çünkü bu dalgalanmalar tıpkı işkenceye tabi tutulan bir insana elektrik şoku verilmesi gibi şok etkisi yaratıyor.

Ekonomide Mucize Nasıl Sağlanır?

Resim
Bilimde mucizelere yer yoktur. Ekonomi de bir bilim olduğuna göre ekonomide de mucizelere yer yoktur. Buna karşılık beklentileri değiştirmek mucize sayılabilecek sonuçlar yaratabilir. Ekonomide hedefler birbiriyle çelişir. O nedenle bir ekonomiyi hem yüksek hızla büyütmek hem enflasyonu ve işsizliği düşürmek aynı anda pek mümkün olmaz. Bunun tek istisnası beklentileri değiştirmektir. Mevcut durumda büyüme oranı % 2, enflasyon oranı % 15, işsizlik oranı % 13, cari açık % 5 ve bütçe açığı % 4 olsun.  

Yabancı Sermaye Raporu

Resim
Yabancı Kaynak Nedir ve Hangi Formlarda Gelir Yabancı kaynak, yurt dışında yerleşik kişi veya kurumlardan alınan kaynaklardır. Bir ekonomiye birkaç şekilde yabancı kaynak girişi olur: (1) Doğrudan yabancı sermaye yatırımı (yurt dışında yerleşik olan yatırımcıların ülkede yeni tesis kurmak veya mevcutları satın almak ya da onlara ortak olmak üzere döviz getirmesi.) (2) Portföy yatırımı (yabancıların hisse senedi ve tahvil satın almak amacıyla döviz getirmesi.) (3) Borç verme (yabancıların ülke kuruluşlarına dövizle borç vermesi.) Türkiye’ye her üç formda da yabancı kaynak girişi oluyor. Cumhuriyet’in ilk birkaç kuşağı Lozan’da kapitülasyonları zorlukla kaldırdıkları ve sonrasında da 1954 yılına kadar Osmanlı dış borçlarını ödemekle uğraştıkları için yabancı sermayeye de dış borçlanmaya da mümkün olduğunca uzak durmaya çabalamışlardır. Bu uzak duruş nedeniyle Türkiye’ye 1923 – 1954 arasındaki 31 yılda yalnızca 2,4 milyon dolar tutarında doğrudan yabancı sermaye yatırımı girmiştir. 19

Büyüme Üzerine Bazı Gözlemler

Resim
Dördüncü çeyrekle birlikte (yüzde 5,9) 2020 yılı büyümesi yüzde 1,8 olarak açıklandı. Dünyada genel bir küçülme yaşandığı 2020 yılında Türkiye’nin büyümesi önemli bir gelişme olarak görülüyor. Bunu neye borçluyuz?

Dolar Kuru Yine Niçin Yükseldi?

Son iki günde Dolar kurunda yaşanan yükselişler üzerine pek çok soru sorulur oldu. Bunları topluca yanıtlamaya çalışayım. Döviz fiyatı hangi mekanizmayla belirleniyor? Ekonomi biliminde mal insanların ihtiyaçlarını ve isteklerini gidermek üzere alım satım konusu yapılan somut araçlardır. Bu tanım çerçevesinde ekonomi bilimi açısından döviz de tıpkı elma gibi bir maldır ve arz (satışa sunulan üretim) ve talebe (satın alınmak istenen miktara) göre piyasada belirlenen bir fiyatı (kur) vardır. Elma fiyatı gibi dövizde de arz yüksekse (mal bolsa) fiyat düşer, talep yüksekse fiyat artar. Buna karşılık kurun oluşumunda arz ve talep güçlerini etkileyen güçler elma arz ve talebini etkileyen güçlerden biraz farklıdır. Burada beklentiler çok daha fazla önem kazanır. Ekonominin genel gidişinin, ülke risklerinin artışının, yapılan açıklamaların ya da yurt dışında bizi de etkileyebilecek gelişmelerin kurlar üzerindeki etkisi elma fiyatı üzerindeki etkisinden çok daha fazladır.  

Kayıt veya Sistem Dışı Döviz ve Altınlar

Kayıt dışılık; kamu otoritesinden gizlenen, kayda geçirilmeyen, kayda geçirilmediği için denetlenip doğruluğu saptanamayan faaliyetler olarak tanımlanıyor. Kayıt dışı gelir de bu tür faaliyetlerde bulunmaktan dolayı elde edilen gelir olarak karşımıza çıkıyor. İki çeşit kayıt dışılık söz konusudur: Akım şeklinde kayıt dışılık, stok şeklinde kayıt dışılık. Akım şeklindeki kayıt dışılık; genellikle yıl içinde yapılan üretimin, elde edilen kazançların ya da yapılan harcamaların kayıt dışında kalması olarak çıkar. Böyle bir durum GSYH’yi etkileyen bir gelişmedir. Bir başka deyişle yıl içinde yapılan üretim, elde edilen kazanç ya da yapılan harcama kayıt dışında kalmışsa o yılın GSYH’si kayıt dışı bırakılan bu değerler kadar düşük görünür. Bir yıl içinde ülkede üretilen bütün nihai mal ve hizmetlerin toplam piyasa değeri 100 birim olsun. Bu üretimin 80 birimlik kısmı kayda geçmiş kalan 20 birimlik kısmı kayıt dışı kalmış olsun. Bu durumda bu ülkenin GSYH’si 80 birim olarak görünür. Stok şekl

Sınırlanması Gereken Şey Hırslarımızdır

Resim
Bugünlerde çok konuşulan büyük sıfırlama (the great reset) yaklaşımı üzerine düşünmeye devam ediyoruz. Bu konudaki ilk değerlendirmemi bu blogda yazmış (söz konusu yazım için bkz.: https://www.mahfiegilmez.com/2021/01/buyuk-sfrlama-great-reset.html ) ve sürekli kriz yaratan kapitalist sistemin günümüz koşullarına uydurulması için bazı düzenlemeler öneren büyük sıfırlama yaklaşımına yönelik görüşlerimi o yazımda belirtmiştim. Özellikle neo-liberal politikaları yaşama geçiren Washington Uzlaşısı yaklaşımının yarattığı küresel krizden sonra yine büyük ölçüde sermaye kökenli düzenlemelerin dünyaya yarar getireceği konusunda ciddi kuşkularım var. Eğer dünyaya ve kapitalist sisteme gerçekten anlamlı yön verilmesi isteniyorsa yapılacak şey ‘ne pahasına olursa olsun büyümek’ şeklindeki hırsları sınırlamaktır. Kapitalizme yeni bir biçim verilmek isteniyorsa yapılması gereken şey doğaya ve çevreye zarar vermeyen ılımlı bir büyüme modeli geliştirmek olmalıdır.

Türkiye Ekonomisinde İvme Kaybı Ne Zaman Başladı?

Resim
Türkiye ekonomisi, 2001 krizi sonrasında yarattığı olumlu gidiş ivmesini, 2013 yılında Fed’in açıklamaları sonrasında kaybetmeye başladı. Bu kayıp son 3 yılda iyice belirgin bir durum aldı. Türkiye’nin 2000 – 2020 dönemindeki durumunu Avrupalı dört ülkeyle (Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya) karşılaştırarak değerlendireceğiz. Bunu yaparken bir ekonominin refah ve sağlık durumunu en net biçimde özetleyen üç göstergeyi (kişi başına gelir, enflasyon ve işsizlik) grafiklerle ele alıp analiz edecek ve Türkiye ekonomisinin ivme kaybının nedenlerini değerlendirmeye çalışacağız (Grafiklerin dayandığı veriler için kaynak: IMF, World Economic Outlook Database, October 2020.)

Az Bilinen Önemli Ekonomik Kavramlar ve Türkiye Örnekleri

İç Borç Çevirme Oranı İç borç çevirme oranı belirli bir dönemde (diyelim bir yılda) yapılan yeni borçlanmaların faiz dahil o yılda yapılacak iç borç geri ödemelerinin ne kadarını karşıladığını ölçmeye yarayan bir ölçüdür. Şöyle formüle edebiliriz: İç Borç Çevirme Oranı = İç Borçlanma / (Faiz + İç Borç Anapara Ödemesi) Eğer sonuç 1’den (ya da yüzde 100’den) küçükse Hazine yeni aldığı iç borçtan daha fazla geri ödeme yapıyor demektir ki bunun anlamı iç borç stokunun azalıyor olmasıdır. Sonuç 1’den büyükse o zaman Hazine ödediğinden daha fazla yeni borç alıyor demektir ki bu, iç borç stokunun arttığını gösterir. Türkiye’den 2020 yılı sonuçlarını alarak örnek verelim.

Kur ve Faiz Değişirken Kazananlar ve Kaybedenler

Resim
Toplumun bir kesimi kur veya faiz yükselirken bir kesimi de kur veya faiz düşerken kazanır. Kur ve faiz fazla değişmediğinde kazananlar ise üretimle uğraşanlar olur. 1 Ocak 2020’de USD/TL kuru 5,95 idi. 31 Aralık 2020’de kur 7,44 olmuştu.   1 Ocak 2020’de bankadaki 100.000 TL mevduatını dolar mevduatına çevirme talimatı veren bir kişinin hesabında (100.000 / 5,95 =) 16,806 dolar olur. Bu kişi 16.806 dolarını 31 Aralık 2020’de vadesi dolduğunda TL’ye çevirse (16.806 x 7,44 =) 125.042 TL olur. Bu kişi bir yılda 25.042 TL bir başka deyişle yüzde 25 faiz getirisi elde etmiş demektir (dolar tevdiat hesabının faizi sıfır olsa bile.) Oysa aynı kişi 100.000TL’sini TL mevduat olarak tutsa faiz getirisi kabaca 15.000 TL olacaktı. Demek ki kur yükselirken parasını dövize çeviren yerli tasarruf sahibi, kurdaki gerileme başlangıç noktasına gelmeden tekrar TL’ye dönerse kazançlı çıkıyor. Aynı hesabı Türkiye’ye sıcak para getiren yabancı yatırımcı için yaparsak farklı bir sonuçla karşılaşırız

Dış Ticaret ve Turizmde Durum

Resim
2020 yılı birçok ülke gibi Türkiye açısından da çok sıkıntılı bir yıl oldu. Bu sıkıntılar birçok alanda görülmüş olsa da en çok döviz gelirleri açısından etki gösterdi. Türkiye, geleneksel olarak dış ticaret açığı veren bir ekonomidir. Bu açığı başta turizm gelirleri olmak üzere hizmet geliri olarak elde ettiği dövizlerle düşürür ve kalan kısmı da, hepsi her zaman bir arada olmamak kaydıyla, yatırımlar, borçlanmalar, rezerv kullanımları, net hata ve noksan ile kapatır.

Demokrasi Sınıflandırmasındaki Yerimiz

Resim
 The Economist Dergisinin The Economist Intelligence birimi bir süredir demokrasi endeksi adı altında 167 ülkeye çeşitli ölçütlere göre notlar veriyor ve bu notlara göre de ülkeleri demokrasideki yerlerine göre sınıflandırıyor. Bu ölçütlerin esas alındığı değerlendirmeler şu kategoriler çerçevesinde yapılıyor: (1) Seçim süreci ve çoğulculuk, (2) Sivil özgürlükler, (3) Devlet fonksiyonları, (4) Politik katılım, (5) Politik kültür.

2021 Yılında Dünya ve Türkiye Ekonomisi

Resim
Büyüme, Enflasyon ve Ticaret Hacmi Tahminleri ve Değerlendirilmesi 2020 yılı ekonomilerde küresel krizle Covid–19 Salgınının birlikte yarattığı büyük hasarla tamamlandı. Covid-19 Salgını olmasaydı da başta Euro Bölgesi olmak üzere gelişmiş ekonomilerde sıkıntılar büyümeye yüz tutmuştu. 2020 başında gelen salgın bu sıkıntıları iyice artırdı ve sonuçta gelişmiş ekonomiler bir kez daha resesyon gerçeğiyle yüz yüze geldiler.

Büyük Sıfırlama (Great Reset)

Bir süredir büyük sıfırlama diye bir konu tartışılıyor. Bu yaklaşımı ortaya atanlara göre küreselleşme sonrasında kapitalizm artık eski haliyle sürdürülemez bir noktaya geldi. Sermaye hareketlerinin serbest kaldığı, bir başka deyişle sermaye sahiplerinin dilediği yere dilediği zamanda parasını yollaması ve çekmesiyle başlayan serbestleşmeyle ulus devletlerin kendilerine özgü para ve maliye politikaları birbiriyle çelişiyor. O nedenle bu politikaları tek elden standart biçimde yürütecek bir otoriteye ihtiyaç var. Bu otorite Bretton Woods’un IMF’si gibi bir otorite de olabilir ABD gibi bir hegemon devlet de. Bu otorite küresel sistemin tümünde geçerli kuralları belirleyip uygulamayı denetlemeli. İşte buna büyük sıfırlama (great reset) deniyor. Bu görüşün arkasında Rotschild ve Rockefeller aileleri gibi kapitalizmin en güçlü ailelerinin olduğu ve kapitalizmi yayma ve yaşatma derneği olma görevini üstlenmiş olan Davos Konferanslarının düzenleyicisi Dünya Ekonomik Forumunun başkanı Klaus Sc

2020’yi Eksi 41 milyar Dolar Rezervle Tamamladık

Resim
Türkiye, 2020 yılında faizi düşük tutabilmek amacıyla döviz satarak kuru kontrol etmeyi denedi. Bu denemenin bir işe yaramayacağını önünde sonunda faizi yükseltmek gerekeceğini yıl boyunca anlattık durduk. Yılın bitmesine iki ay kalana kadar bu politikada ısrar edildi ve döviz satarak kura müdahale etmeye çalışılırken Merkez Bankası’nın döviz rezervleri kullanıldı. Swaplar hariç net rezervler eksiye geçmesine karşın bu politikada devam edildi. Sonrasında bu politikanın çözüm getiremeyeceği anlaşıldı ve TCMB politika faizi yüzde 8,25’den 17’ye kadar yükseltildi. Ne yazık ki giden rezervleri yerine koymak öyle kolay değil.

Türkiye Ekonomisinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolu

Yüksek Enflasyon ve Yüksek Faiz Sorunu Türkiye’nin çok uzun bir süredir yüksek enflasyon sorunu var. Yüksek enflasyonun varlığı faizlerin de yüksek olmasına yol açıyor. Enflasyon sorunu döneme bağlı olarak farklı nedenlerden kaynaklanarak çözümsüz biçimde ekonominin tepesinde duruyor. Son birkaç yılda enflasyonun temel nedeni TL’nin yüksek dış değer kaybı yaşaması. Türkiye’nin üretimde kullandığı girdilerin (hammaddeler, ara malları ve makine teçhizat gibi sermaye malları) önemli bölümü ithal ediliyor. O nedenle TL’nin yabancı paralara karşı değer kaybı bu girdilerin pahalanmasına ve dolayısıyla da üretim maliyetlerinin yükselmesine yol açıyor. Üretim maliyetleri yükselince de ister istemez bu artışlar fiyatlara yansıyor ve enflasyona neden oluyor. TL’nin değer kaybı süreklilik gösterdikçe enflasyon da süreklilik sergiliyor. Enflasyon yükseldikçe faizin yükselmesi de kaçınılmaz oluyor.

Sıcak Para Kazanıyor Biz Kaybediyoruz

Resim
22 Aralık 2020’de 1 USD = 7,66 idi. Bugün 1 USD = 7,40 (saat:10.40.) ABD’de 1 aylık tahvilin faizi (yıllık) % 0,45. Bunu aylık olarak düşünürsek getirisi % 0,0375 eder (vergiyi ihmal ediyoruz.) Türkiye’de gösterge faiz (vadesine 2 yıl kalmış olan ve piyasada en çok işlem gören tahvilin faizi) % 14,78. Bunun bir aylık getirisi % 1,23 eder (vergiyi ihmal ediyoruz.)

Dünya Belirsizlik Endeksi

Resim
 Belirsizlik; içinde bulunulan durumu tanımlamak ve tanılamayı (teşhis etmeyi) olanaksız kılan veya zorlaştıran bilgi eksikliği sonucunda durumun nereye ve nasıl evrileceğini tam olarak görememek hali olarak tanımlanabilir. Belirsizlik, tanı konulamayan ya da tanı konulsa da durumun nereye gideceği anlaşılamayan durumda ve her alanda geçerlidir. Ekonomi, sosyal yaşamdan siyasal karar ve yaklaşımlardan, ülke dışında olan gelişmelerden etkilendiği bir başka deyişle birden çok alan ve olaydan etkilendiği için belirsizliklerden en fazla etkilenen alanların başında gelir.

Genellikle Karıştırılan Ekonomik Kavramlar 1

Ödemeler dengesi neyi gösterir? Ödemeler dengesinde asıl olan milliyet değil yerleşiklik kavramıdır. Bir ülkede bir yıldan fazla devamlı ikamet edenler o ülkede yerleşik sayılır. Yurt içinde yerleşiklerle yurt dışında yerleşiklerin (bunlar T.C. vatandaşı da olabilir) alışverişleri (TL ile olsa bile) ödemeler dengesine girer.

Makroekonomik Denge Bozulmaya Devam Ediyor

Resim
2020 yılının birçok göstergesi çıkmış olsa da bazı göstergeler henüz tamamlanmadı. En son açıklanan üç önemli veriyi ele alalım. İlk veri hazine nakit dengesi. Bire bir aynı şey olmasa da çok yakın iki veri olması nedeniyle hazine nakit dengesi bütçe dengesi için bir anlamda öncü göstergedir. Nakit dengesi aşağıdaki tablodaki gibi açıklandı (kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı.)  

Amerikan Rüyasından Karabasana

Charles Dickens’in, ön tarafta birtakım dramları, karşılıksız aşkları, nefret ve sevgileri ele alırken arka tarafta Fransız Devrimi ve onun çevrede yarattığı etkileri işleyen ‘İki Şehrin Hikayesi romanı’ (ilk yayınlanışı 1859) şu cümlelerle açılır: "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, akıl çağıydı, budalalıklar çağıydı…” Gerçekten de o dönemde olup bitenlere bakıldığında bu cümlelerden daha iyi tanımlama yapılamaz diye düşünürsünüz. Fransız filozof Alexis de Tocqueville, başyapıtı ‘Amerika’da Demokrasi’de (ilk yayınlanışı 1835) Amerika’da çok önem verildiğini gözlemlediği ‘halk egemenliği’ ve ‘fırsat eşitliği’ konularının önemine dikkat çeker. Ona göre Amerikan halkı, bu iki ilke çerçevesinde örgütlenir ve bütün sistemin işleyişini denetler ve bu da Amerikan demokrasisine eşsiz bir güç kazandırır. Tocqueville, bir yandan Amerikan yönetim biçiminin ele alıp demokrasinin erdemlerini vurgularken bir yandan da demokratik çoğunluğun zorbalığa dönüşme tehlikesine dikkat ç

2021 Para ve Kur Politikası

Resim
2021 Para ve Kur Politikasının Başlıca Özellikleri TCMB, 2021 Yılı Para ve Kur Politikası Rehberinde 2021 yılı enflasyon hedefini geçmiş yıllardaki gibi yüzde 5 olarak açıkladı. Rehberde açıklandığına göre: “Enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskler 2021 yılında para politikasının sıkı ve kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kılıyor.” Bu çerçevede yine rehberdeki ifadeyle: “Para politikası kararları fiyat istikrarı önceliği korunarak alınacaktır.” Bu iki cümleden hareketle TCMB’nin faizleri, en azından enflasyonda bir gevşeme görülünceye kadar düşürmeyeceği hatta artırabileceği sonucu çıkarılabilir.

2021 Yılı Başında Türkiye Ekonomisinin Görünümü

Resim
2020 yılının bahar aylarında başlayan ve halen devam eden Covid-19 salgını bütün dünyada son derecede ağır etkiler yarattı. Bu etkiler Türkiye ekonomisinin de ivme kaybı yaşamasına yol açtı. İvme kaybı aslında 2020 yılında salgın sonrasında değil 2019 yılında yaşanmaya başlamıştı. 2019 yılına küçülmeyle giren ekonomi ilk iki çeyrekte yüksek enflasyon ve küçülme olgularını birlikte görerek slumpflasyonla karşılaştı. 2020’nin ilk çeyreğinde yaşanan toparlanmayı bu kez Covid-19 salgınıyla gelen yeni bir slumpflasyon dalgası alt üst etti. 2013 yılında 958 milyar dolara ulaşarak bütün zamanların zirvesine çıkmış olan GSYH, izleyen yıllarda sürekli gerileyerek 2019 yılında 761 milyar dolara düşmüştü. 2020 yılında gerilemenin biraz daha devam edeceğini ve 739 milyar dolar dolayında tamamlanacağını bekliyoruz. GSYH’deki gelişmeye benzer bir gelişme kişi başına gelirde görülüyor. 2013 yılında 12.489 dolarla bütün zamanların zirvesine çıkmış olan kişi başına gelir, o tarihten sonra sürekli ger