Kayıtlar

Tarih etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

70'lerdeki Kuyruklar

Bugün Türkiye ekonomisinin geçmişten daha iyi durumda olduğunu savunanların en sık başvurduğu örneklerden biri, 1970'lerde yaşanan uzun kuyruklardır. Yağ, sigara, tüpgaz ve benzin kuyrukları sık sık hatırlatılır; bugünkü tablo ise bu görüntülerle karşılaştırılır. Bu kuyrukların nedenleri ise günümüzde hâlâ siyasi tartışmaların konusu olmaya devam ediyor. Kimileri yaşanan sıkıntıları tamamen dönemin hükümetlerine bağlarken, kimileri ise dış gelişmeleri belirleyici etken olarak görüyor. Gerçekte yaşananlar ne yalnızca hükümetlerin ne de yalnızca dış gelişmelerin sonucuydu. 1970'lerin başında dünya ekonomisi ciddi bir sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. 1973 Petrol Krizi ile petrol fiyatları birkaç kat arttı. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bölümünü ithalatla karşıladığı için bu gelişmeden doğrudan etkilendi. Artan enerji maliyetleri ulaştırmadan sanayiye kadar hemen her sektörde üretim maliyetlerini yükseltti. 1979'daki ikinci petrol krizi ise mevcut sorunları daha da ağı...

Sadrazam Şehit Ali Paşa'yı Bilir misiniz?

Osmanlı tarihiyle hayli ilgilenmiş olmama karşın açıkçası Sadrazam Şehit Ali Paşa hakkında pek bir şey bilmezdim. Ta ki Servet Taşdelen bir yerlerde onunla ilgili bir şeyler yazıncaya kadar. Onun yazdıklarını okuyunca araştırmaya karar verdim. Araştırdıkça altından neler çıktı neler. Sadrazam Damat Şehit Ali Paşa (ya da Silâhtar Ali Paşa), III. Ahmed’in saltanatında 3 yıl 8 ay sadrazamlık yapmış olan bir devlet adamı. 1709 yılında III. Ahmed’in kızı Fatma Sultan’la nişanlandıktan sonra ikinci vezir rütbesine gelmiş, 27 Nisan 1713’de sadrazamlığa getirilmiş. Osmanlı İmparatorluğu 1699 yılında imzalanan Karlofça Barış Antlaşmasıyla Mora yarımadasını Venediklilere terk etmek zorunda kalmıştı. Venedikliler antlaşma hükümlerini çiğneyerek Karadağ’da çıkan isyanda isyancıların yanında yer aldılar. Bununla da kalmayıp İstanbul ile Mısır arasında sefer yapan Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırmaya başladılar. Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu 8 Aralık 1714'te Venedik'e savaş i...

En Büyük Bayram Kutlu Olsun

Resim
Kurtuluş Savaşının bütün aşamaları önemlidir ama en önemli aşaması 26 Ağustos 1922’de başlayan ve 9 Eylül’de İzmir’de sonuçlanan Büyük Taarruzdur. Büyük Taarruzun en önemli, aşaması da Atatürk’ün Başkomutan Savaşı dediği Başkomutanlık Meydan Savaşıdır. Savaşın tarafları, güçleri ve kayıpları şöyledir (kaynak: Wikipedia.)

Kritovulos Tarihi'ni Okumanın Tam Zamanı

Asıl adıyla Mihail Kritopulos, bilinen adıyla Kritovulos 1410 yılında Gökçeada’da doğmuş, 1470 yılında Aynaroz’da (Yunanistan) ölmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hükümdarlık süresinin 1453 – 1467 yılları arasını kapsayan tarih kitabını padişaha “Bahtiyar, mazhar ve muzaffer, üstün ve yenilmez, Tanrı’nın yardımıyla karanın ve denizin egemeni, şahların şahı, yüce imparator Mehmed’e kullarının kulu adalı Kritovulos’tan” diye yazdığı ithaf mektubuyla takdim etmiş.

Montreux (Montrö) Boğazlar Sözleşmesi ve Kanal İstanbul

Resim
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Neyi Düzenliyor? Montrö Boğazlar Sözleşmesi, yalnızca İstanbul Boğazından geçişleri değil Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul (Karadeniz) Boğazı deniz trafiğini düzenleyen bir antlaşmadır. Sözleşmeyle, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere, diğer ülkelere göre bazı üstünlükler sağlanmakta ve Boğazların yönetimi Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmaktadır. Aşağıdaki harita Boğazları, Marmara Denizini ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri (Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan) gösteriyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesini İmzalayanlar Hangi Ülkeler? Montrö Boğazlar Sözleşmesi, İsviçre’nin Montreux (Montrö) kentinde Fransa, İngiltere, Bulgaristan, Japonya, Sovyetler Birliği, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya devletlerinin temsilcileri tarafından 20 Temmuz 1936’da imzalanarak yürürlüğe girmiş bir uluslararası antlaşmadır. Bu antlaşmayla Boğazların yönetimi Türkiye’ye geçmiştir.

Faizin Doğuşu ve Yasaklanışı

Faiz, parasal ekonomiden de tek tanrılı dinlerden de çok daha önce ortaya çıktı.   Antik dünyada çiftçiler başta buğday, arpa olmak üzere ürettikleri tarımsal ürünlerin eşkıyalar ya da hükümdarlar tarafından el konulmasından bıkmış usanmışlardı. Bu ürünleri çuvallara koyup tapınaklara emanet etmeye başladılar. Mallarını, ihtiyaç oluncaya kadar tapınaklara emanet etmelerinin onlara iki önemli avantajı oluyordu: (1) Tapınaklar tanrıların evi olarak kabul edilip kutsal sayıldığı için kimse içeri zorla girip bu mallara el koyamıyordu. (2) Tapınaklarda görevli rahipler dönemin en iyi yetişmiş, okuma yazma ve ölçü, hesap bilen kişileri olduğu için tapınağa getirilen tahılları tartıyor, ölçüyor ve kayda geçiyorlardı. Böylece tapınağa teslim edilen malın aynen geri alınmasında hiçbir tartışmaya yer kalmıyordu.

Tarhuncu Ahmet Paşa'nın Bütçesi

IV. Mehmed (Avcı Mehmed) 1648 yılında, henüz altı yaşındayken, Osmanlı tahtına çıktığında, Hazine’nin finansal açıkları sürekli artış halindeydi. 1652 yılında IV. Mehmed’in annesi Valide Turhan Sultan’ın takdiriyle sadrazamlığa Tarhuncu Ahmet Paşa getirildi. Paşa, işbaşına gelir gelmez, giderleri azaltmaya ve mali işleri yoluna koymaya girişti. Padişaha (asıl olarak Valide Turhan Sultan’a), gelirlerin yetersizliği ve yönetimin düzensizliğine ilişkin bir rapor sundu. Bu rapor üzerine IV. Mehmed, Tersanede bir divan topladı. Sadrazam Tarhuncu Ahmet Paşa, hazırladığı raporu divanda okudu. Bu rapor, önceki yılın gerçekleşmelerini ortaya koymanın yanı sıra, geleceğe ilişkin tahminleri de içeriyordu. Dolayısıyla bugünkü anlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk bütçesi olarak kabul edilebilir [1] .

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?

Resim
Merkez Bankası’nın Sahipliği Meselesi Son yıllarda şehir efsanelerinin sayısında artış var. Giderek bilimden uzaklaşan insanlar, kulaktan duyma dedikodulara inanarak ve bu duyduklarını sanki araştırmış da bulmuş gibi birbirlerine anlatarak sürekli şehir efsaneleri üretilmesine alet oluyor. Son zamanların yaygın şehir efsanelerinden birisi de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hisselerinin çoğunun yabancılarda olduğu ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın onların etkisinde karar aldığı safsatası. Bu şehir efsanesini çökertmek için incelemeye Osmanlı’dan başlamamız gerekiyor. 1856 yılında İngiltere Kraliçesi Victoria’nın fermanıyla merkezi Londra’da bulunan İngiliz sermayeli Ottoman Bank (Osmanlı Bankası) kuruldu. Bir süre sonra Osmanlı devlet bankası işlevlerini görmeye başlayan Banka 1863 yılında ilk Osmanlı banknotlarını çıkarmaya başladı. Aynı yıl İngiliz-Fransız ortaklığı şeklinde yeniden örgütlendirildi ve Bank-ı Osmani-i Şahane (Osmanlı Bankası) adıyla Osmanlı İmpara...

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e

Kapitülasyonlar ve Lozan Antlaşması Osmanlı İmparatorluğu’nun yedi düvele verdiği çeşitli siyasal, ekonomik, ticari ve mali imtiyazları kapsayan kapitülasyonlar, 1365 yılında I. Murat’ın Raguse Cumhuriyetine verdiği kapitülasyonla başlar (bugün Hırvatistan’a ait bulunan Dubrovnik kenti o dönemde ayrı bir devletti.) Bu ilk kapitülasyondan sonra Osmanlı Padişahları 33 devlete daha kapitülasyon vermişlerdir. Bunlar arasında Venedik Dükalığı, Fransa, Almanya, İngiltere, Hamburg kent devleti, Rusya, Balkan devletleri, ABD gibi devletler vardır. Son olarak Vahdettin 1920’de süresi biten İngiltere, Fransa ve Almanya’nın kapitülasyonlarını yenilemiştir. Başlangıçta belirli bedeller alınarak verilen kapitülasyonlar, Fatih Sultan Mehmet ile birlikte karşılıksız verilmeye başlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nu gümrük korumasından, gümrük gelirlerinden büyük ölçüde mahrum bırakmanın yanı sıra kapitülasyonların en önemli etkisi Osmanlı sanayi ve ticaretinin büyük ölçüde yabancıların eline geçmes...

30 Ağustos 1922

Resim
Türk ordusunun, İtilaf Devletlerinin desteklediği Yunan ordusuna karşı giriştiği genel saldırıyı tanımlayan Büyük Taarruz, Kurtuluş savaşının en önemli aşamasıdır. 21 Ağustos 1922’de taarruz emri verilmiş, 26 Ağustos’ta saldırı başlatılmış, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesinde Yunan kuvvetleri yenilmiş ve 9 Eylül’de Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle Büyük Taarruz sonuçlanmıştır. Yunan kuvvetleri 18 Eylül’de Anadolu’yu tamamen terk etmiştir. Saldırının başlayacağı 26 Ağustos gecesini Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı’nda 8. Bap’ta ‘26 Ağustos Gecesi Saatler’ başlığı altında şöyle anlatıyor:

Tarihin İlk Meclislerinden Birisi Bu Topraklarda Kurulmuştu

Bundan yaklaşık 3500 yıl önce bu topraklarda yaşayan Hititler, hukuk alanında ve iktidar gücünü sınırlama konusunda iki büyük devrime imza attılar. O zamana kadar orta doğuda geçerli olan Babil kralı Hammurabi’ye ait kısas hukukunu tazminat hukukuyla değiştirdiler. Bu, günümüzün birçok orta doğu devletinde bile hala yerli yerine oturtulamamış bir meseledir. Bu hukuk devrimini yaparlarken bir yandan da başkent Hattuşa’da Panku adı verilen bir çeşit yasama/denetleme meclisi oluşturdular. Hitit dilinde ‘topluluk, kurul, grup’ ve ‘ tüm, bütün, hepsi, tamamı’ anlamlarına gelen Panku, m eclis olarak krala danışmanlık yapmasının yanı sıra yasama görevini de yerine getiriyordu.

Çanakkale Savaşından Lozan Antlaşması'na

Resim
Çanakkale Savaşı ve Osmanlı’nın Topraklarını Savunması 1 Ağustos 1914’de Almanya Rusya’ya savaş ilân etti. 2 Ağustos günü Osmanlı İmparatorluğu, Almanya ile ittifak antlaşması imzaladı. Bu antlaşmayla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun itilaf devletlerine karşı savaşa girmesinin yolu açılmış oldu. İstanbul’a gelen Alman gemileri Goeben ve Breslau, Osmanlı donanmasıyla birlikte 27 Ekim 1914’de Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilân etti. Rusya ile birlikte savaşan İngiltere ve Fransa'nın gemilerinden oluşan birleşik bir donanma 1915 yılı Şubat ayında Çanakkale boğazını geçerek İstanbul’un işgali ve müttefikleri Rusya'ya destek götürmek için harekâta girişti. Bu harekât peş peşe deniz ve kara savaşlarıyla yürütüldü. En büyük deniz savaşı 18 Mart 1915’de gerçekleşti. İttifak devletlerinin oluşturduğu birleşik donanma bu savaşta büyük kayıplar verdi ve müttefikler deniz harekâtından vazgeçmek zorunda kaldı. Deniz savaşlarında büyük başarısızlığa ...

Elbise Nasıl Alınır?

Kurtuluş savaşı zaferini izleyen Mudanya Mütarekesi görüşmeleri sırasında Lozan kentinde bir barış konferansı düzenlenmesi kararlaştırılmıştı. Bu konferansa Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp – Hırvat – Sloven Devleti katılmaktaydı. ABD’nin gözlemci sıfatıyla katıldığı görüşmelere, Bulgaristan Ege denizi, Rusya ise Boğazlar konusu gündeme geldiğinde katılacaklardı.

Amin

Amin, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “öyle olsun, Allah kabul etsin” anlamlarında duaların arasında ve sonunda kullanılan bir sözcük olarak açıklanıyor. Sözcüğün eski Mısır dilinden gelen kökeni olan Amon (ya da Amun) ise “saklı olan, gizlenen” anlamına geliyor. Sözcük batı dillerine Amen olarak geçmiş bulunuyor.        

Osmanlı'dan Bu yana Kişi Başına Gelir (Uluslararası Karşılaştırma)

‘Osmanlı’dan Bugüne GSYH’ başlıklı yazımda 1500 yılından 2008 yılına kadar GSYH, nüfus ve kişi başına gelirdeki gelişmeleri ele alıp inceledim. Bu yazımda da 1600 yılındaki GSYH, nüfus ve kişi başına gelirleri ele alarak Osmanlı / Türkiye’nin de dahil bulunduğu bir uluslararası karşılaştırma yapacağım.

Osmanlı'dan Bugüne Kişi Başına Gelir

Osmanlı ekonomisinin ne durumda olduğunu ayrıntılı olarak ölçebilecek durumda değiliz. Elimizdeki veriler çok sınırlı. Osmanlı ekonomisi üzerine yapılmış çok değerli araştırmalar ve yayınlar olsa da bu araştırma ve yayınlarda yer alan veriler bir bütün olarak bize Osmanlı ekonomisi hakkında tam bir bilgi veremiyor. Bu eksiklere karşılık İngiliz iktisatçı Angus Maddison’un OECD için yaptığı ve daha sonra bir proje haline dönmüş olan bir çalışması var. Bu çalışmada Maddison, ülkelerin nüfuslarını, GSYH’larını ve kişi başına gelirlerini 1 yılına (milat) kadar geri giderek hesaplamış bulunuyor.

26 Ağustos Gecesi Saatler

Resim
Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı giriştiği genel saldırıyı tanımlayan Büyük Taarruz, Kurtuluş savaşının en önemli aşamasıdır. 21 Ağustos 1922’de taarruz emri verilmiş, 26 Ağustos’ta saldırı başlatılmış, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesinde Yunan kuvvetleri yenilmiş ve 9 Eylül’de Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle Büyük Taarruz sonuçlanmıştır. Yunan kuvvetleri 18 Eylül’de Anadolu’yu tamamen terk etmiştir.

4000 Yıldır Burada Aynı Şeyler Yaşanıyor

Günümüzden 4000 yıl kadar önce Asurlu tüccarlar Anadolu’daki kent krallıklarının halklarıyla yaygın bir ticaret ilişkisi içindeydi. Asurlu tüccarlar, Mezopotamya'dan Anadolu’ya çoğunlukla tekstil ürünleri ve kalay getirip karşılığında altın, bakır ve tahıl alıp götürüyorlardı. Gümüş bir ticari meta olmaktan çok bir değer ölçüm ve ödeme aracı işlevi görüyordu. Asur ticaretinin temel işlevi Asur Krallığı’nın bronz yapmak için gerek duyduğu bakırı Anadolu’dan Asur’a transfer etmekti.

Nebukadnezar'ın Rüyası ve Günümüz İçin Dersler

Resim
II. Nebukadnezar, Babil’in en ünlü krallarından birisidir (M.Ö. 605 – 562.) Onun zamanında Babil bir süper güç olarak ortadoğuda yükseldi. Babil kenti, kentin kralı Hammurabi zamanında öteki kentleri yenerek hepsine egemen oldu ve Babil krallığı kuruldu. Krallığın ortadoğuda bir süper güç olarak çıkışı Nebukadnezar zamanında gerçekleşti. Nebukadnezar, Med kralının kızı Prenses Amytis ile evlenerek Med krallığının gücünü de arkasına aldı ve rakiplerini dize getirdi.  

4000 Yıl Önce Anadolu'da Yolsuzluk

M.Ö. 2000’lere doğru, Asurlu tüccarlar Anadolu’nun o dönemdeki halklarıyla (Hattiler) yaygın bir ticaretin içine girmişlerdi. Bu ticareti yürütmek üzere Anadolu'da kurulmuş bulunan pazar kentlerinden oluşan bir koloni vardı. Bu pazar kentlerinin büyüklerine, Asur dilinde liman anlamına gelen, karum küçüklerine ise, Asur dilinde konak anlamına gelen wabartum deniliyordu. İrili ufaklı bu pazar yerlerinin sayısı 50 dolayındaydı. Asur ticaret kolonisinin merkezi konumundaki Neşa Karumu Kayseri yakınlarındaki Kültepe'de kuruluydu.