Kayıtlar

savaş ekonomisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Savaş Öncesinde de Ekonomi Yorgundu

Önümüzdeki günlerde sık duyacağımız cümlelerden biri şu olacak: “Savaş olmasaydı her şey yolundaydı.” Oysa öyle değildi. Savaşın etkileri henüz verilere tam yansımamışken, elimizde net bir fotoğraf var: Türkiye ekonomisi zaten ivme kaybediyordu. Savaş, bu zayıflığın sebebi değil; hızlandırıcısı oluyor. Bu yüzden bugünü anlamak için önce o “son fotoğrafa” bakmak gerekiyor. Büyüme: Potansiyelin Altında 2025’in son çeyreğinde büyüme yüzde 3,4. Türkiye’nin potansiyeli ise yaklaşık yüzde 5. Aradaki fark az değil. Enflasyonu düşürmek için büyümeden fedakârlık anlaşılabilir. Ancak sorun sadece bu değil. İmalat sanayi zayıflıyor, kapasite kullanım oranı son üç yılın en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Daha önemlisi, bugüne kadar ekonomiyi taşıyan hizmet sektörü de artık yavaşlıyor. Bu tabloya savaşın maliyeti de eklenecek artık. 2026’da yüzde 2,5–3 bandında bir büyüme bile iyimser görünüyor. Enflasyon: Beklenen Düşüş Gelmedi Yılbaşında beklenti netti: Enflasyon, geçen yılı...

Zor Oyunu Bozar

Ekonomi yönetimi bazen fırtınada güneşli günlerin haritasına bakmak ister. Oysa rüzgâr yön değiştirdiğinde, eski hesaplar artık işe yaramaz. Petrol fiyatları tavan yaparken, faizler ve risk primleri yükseliyor, bütçe dengesi ve dış denge kırılganlaşıyor. Başlangıçta öngörülen program, gerçeklerin ağırlığı karşısında artık geçerliliğini yitirdi. Zaman, eski planları savunma zamanı değil, yeniden gerçekçi hesaplar yapma zamanıdır. Bunun en çarpıcı örneği petrol fiyatlarında görülüyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için Brent petrolün ortalama 65 dolar olacağı varsayılmıştı. Oysa bugün fiyatlar 110 doların üzerine çıkmış durumda. Bu, devasa bir sapmayı gösteriyor. Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın, dolaylı etkilerle birlikte cari açığı 3,5–4 milyar dolar artırdığı ve enflasyonu 1–1,5 puan yukarı ittiği biliniyor. Bu tablo, başlangıç varsayımlarının fiilen geçersiz hale geldiğini gösteriyor. Risk primi cephesinde de benzer bir tablo var. Türkiye’nin CDS primi mart a...

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın üst düzey yönetim kadrosunda yaşanan kayıplar, Orta Doğu’da yeni ve tehlikeli bir eşiğe işaret ediyor. İlk füze dalgasının ardından gelen haberler, çatışmanın sınırlı bir misilleme olmaktan çıkıp daha geniş bir savaşa evrileceğini düşündürüyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığına ilişkin resmî bir doğrulama yok. Ancak gemilerin rota değiştirerek geri döndüğü haberleri bile küresel piyasaları sarsmaya yetti. Çünkü dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar geçitten yapılıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ekonomi açısından enerji damarının sıkılması demektir. Böyle bir şoktan en hızlı etkilenecek ülkelerden biri Türkiye olur. Türkiye net enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatlarının sert yükseldiği bir ortamda ilk etki akaryakıt fiyatlarında görülür. Ardından taşımacılık maliyetleri artar; üretim ve gıda fiyatları zincirleme biçimde yükselir. Enerji faturası kabardıkça daha fazla dövize ihtiyaç duyulur....

Orta Doğu Gerilimi ve Türkiye

Orta Doğu’da gerilim giderek tırmanırken Türkiye’de finansal piyasalar ve dolayısıyla ekonomi bu gerilimden ciddi biçimde etkileniyor. Petrol ve doğal gaz üretiminin önemli bir bölümü orta doğuda yapıldığı için gerilim, üretimin düşmesine ve fiyatların artmasına yol açıyor. Bunu benzin fiyatlarına gelen artışlardan görebiliyoruz. Gerilim devam ettiği sürece bu artışların da devam edeceğini tahmin edebiliriz. Türkiye, ciddi bir enerji ithalatçısı konumunda olduğu için, bu gerilim devam ederse, petrol ve doğalgaz fiyatlarında ortaya çıkan artışlar cari açığımızı olumsuz etkileyecek. Geçen yıl ortalama 82 USD/varil düzeyinde olan Brent petrol fiyatı bu yıl önce 70 sonra da 60 USD/varil düzeyine düşünce cari açığın daralması yönünde son derecede olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştik. Brent petrol fiyatının bu gerilimle birlikte yeniden 75 USD/varil düzeyine yükselmiş olması cari açık açısından bu kez olumsuz bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Bu olumsuz gelişmenin yine olumsuz bir...

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme

Resim
Savaşın Finans Piyasalarına Etkileri Rusya’nın, Donbas bölgesinden sonra bütün Ukrayna’yı işgale başlamasıyla savaş farklı bir boyuta taşınmış oldu. Savaşın finansal piyasalarda yarattığı ilk etkileri aşağıdaki tablo özetliyor:   ABD, bölgeye uzak olduğu, Rusya ile doğal gaz alış verişi olmadığı ve bir sıcak savaşa girme eğilimi sergilemediği, karşılıklı ticaretin kesilmesinden de ABD zararlı çıkmadığı için (ABD dış ticarette Rusya’ya karşı 14 milyar dolar dolayında açık veriyor) Dolar Endeksi değer kazanıyor. Avrupa ise Rusya ile ticaret ilişkilerinin sekteye uğramasından Rusya’nın tutumuna göre oldukça zararlı çıkabilir. Çünkü Avrupa ülkeleri doğalgazı büyük ölçüde Rusya’dan alıyor Avrupa’nın 2021 yılında Rusya’dan aldığı doğalgazın toplam miktarı 155 milyar m3 (bu miktar toplam tüketimlerinin yüzde 45’ine denk geliyor.) Bu kadar yüksek miktarlı ithalatın başka üreticilere kaydırılması kolay değil. Karşılıklı ambargolar çerçevesinde Rusya’nın doğalgazı kesme olasılığının varl...

Ukrayna Sorunu ve Ekonomiye Etkileri

Resim
Rusya’nın Ukrayna’ya Girmesinin Yarattığı Tablo Rusya, Ukrayna’da kendilerini bağımsız birer devlet olarak ilan eden Donetsk ve Luhansk’ı tanıdıktan sonra Rus ordusu Ukrayna’ya girmeye başlayınca uluslararası gerilim iyiden iyiye tırmandı ve her tarafta piyasalar ağır darbeler aldı. Şimdi bütün mesele burada Nato ve Rusya arasında bir savaş çıkıp çıkmayacağında. Ben, her iki tarafın da ellerinde nükleer güç bulunması nedeniyle, bu gerilimin, bir sıcak savaşa dönüşmeyeceği buna karşılık tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşandığı gibi uzun süreli bir soğuk savaşın başlangıcı olacağını düşünüyorum. Soğuk savaş; iki ya da daha fazla devlet arasında silahlı mücadeleye dönüşmeyen ama her an dönüşebilecekmiş gibi görünen siyasal gerginlik hali olarak tanımlanabilir. Dünden bugüne yaşanan gerginliğin piyasalarda yarattığı etkiye bakarsak karşımıza şöyle bir özet tablo çıkıyor: ABD, Avrupa ve Rusya’nın Durumu Nato, şu ana kadar bir müdahale yerine sürekli olarak Rusya’ya ambargo uyg...

Savaş Ekonomisi

Rusya’nın, Ukrayna’da kendilerini bağımsız birer devlet olarak ilan eden Donetsk ve Luhansk’ı tanımasıyla doruk noktasına tırmanan uluslararası gerilimin Nato ile Rusya arasında bir savaşa dönüşmesi olasılığı bir anda dünya gündeminin ilk sırasına oturmuş bulunuyor. Her konuda olduğu gibi bu konunun da içinde birçok farklı mesele var. Bunlardan birisi de ekonomilere neler olacağı meselesi.    Savaş üç türlü tanımlanıyor: (1) İki ya da daha fazla devlet arasında ortaya çıkan ekonomik, siyasal ya da dinsel anlaşmazlıklar nedeniyle, bu devletlerin birbirlerine karşı ordularıyla giriştikleri silahlı mücadele (uluslararası savaş.) (2) Bir ülkenin içinde, farklı grupların, yönetimi ele geçirmek için giriştikleri silahlı mücadele (iç savaş.) (3) İki ya da daha fazla devlet arasında silahlı mücadeleye dönüşmeyen ama her an dönüşebilecekmiş gibi görünen siyasal gerginlik hali (soğuk savaş.) Küresel sistemde bir devlet bu üç tür savaşın hiçbirinde fiilen yer almasa bile savaş halind...