Yayınlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Faiz Dersi

Faiz nedir? Piyasa açısından bakarsak faizi, tasarruf sahibinin, tasarrufunu, ihtiyacı olana belirli süre için kullandırmasının karşılığı olarak aldığı bedel olarak tanımlayabiliriz. Ekonomi bilimi açısından faiz iki farklı biçimde tanımlanır: (1) Bir borç anlaşmasının satışı sonrasında elde edilen getiri miktarı, (2) Üretim amaçlı olarak kullanılan sermayenin getiri oranı. Piyasa faizi türleri Bankaların belirli bir dönem için mevduat karşılığında uyguladıkları faize mevduat ya da borçlanma faizi, topladıkları mevduattan ihtiyaç sahibine verdikleri borçlara uyguladıkları faize de kredi ya da borç verme faizi deniyor.   Basit faiz Belirli bir dönem için yatırılan mevduatın o dönem sonunda kazandığı faiz getirine basit faiz deniyor. Basit faiz getirisi şöyle bir formülle hesaplanıyor: Basit Faiz = Anapara x Faiz Oranı x Süre Bir yıl vade ve yüzde 8,5 (= 0,085) faiz oranıyla 10.000 TL mevduat yatırdığımızı düşünürsek basit faiz getirisi şöyle hesaplanır: Basit

Cumhuriyet Projesi

Şimdilerde dile getirildiği gibi tek bir proje değildi başlangıçta cumhuriyet. Birçok projeyi içinde taşıyan bir idealler bütünüydü. Projelerden birisi demokrasiyi getirmekti. Asıl olan cumhuriyet değil demokrasi kuşkusuz. Ve demokrasi için cumhuriyetin şart olmadığının en önemli kanıtı da İngiltere ya da İsveç gibi monarşiyle yönetilen ülkeler. Bunların hepsi doğru ama Türkiye açısından cumhuriyet aynı zamanda demokrasi demekti. Çünkü Türkiye’de bugün sahip olduğumuz bütün demokratik haklar cumhuriyetle geldi. Ki bu haklar geldiğinde tek parti iktidarı vardı ve demokrasiden söz etmek mümkün değildi. O projeler bütününün en önemli parçalarından birisi kadın erkek eşitliğiydi. Hatta Cumhuriyet, tek bir projeye indirgenecekse bir kadın projesi olduğunu bile söylemek mümkün. Kadını, itildiği ikinci sınıf konumdan çekip çıkarmayı, onu toplumun içine katmayı, erkeklerle birlikte, omuz omuza çalışmasını sağlamayı ve böylece toplumun yaratıcılığını artırmayı hedefleyen bir projeydi. Cum

G-8 ve G-20

G-8 Ekonomik açıdan dünyanın en zengin 7 ülkesinin, küresel sistemin ekonomik ve parasal sorunlarını görüşmek ve bu konularda işbirliği gerçekleştirmek amacıyla oluşturdukları gurubun adıdır. Group of Seven adının kısaltılmış halini ifade eder. Bu gurubun üyeleri ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada ve Rusya’dır. İlk kez G-6 adı altında 6 üye ile 1975 yılında toplanmış, 1976 yılında Kanada katılınca adı G-7 olmuş ve 1997 yılında Rusya’nın da guruba girmesiyle adı G-8’e dönüşmüştür. Bu 8 ülkenin Ekonomi Bakanları ve sonra da liderleri yılda bir veya iki kez bir araya gelerek küresel sistemin ekonomik ve parasal sorunları hakkında görüş alış verişinde bulunurlar ve izlenecek ortak politikalar için altyapı oluşturmaya çalışırlar. Her ne kadar burada oluşturulan politikalar bu devletleri bağlar gibi görünse de bu ekonomiler küresel sistemin ekonomik gücünün beşte ikisini oluşturduğu için küresel sistemin tümünü etkileyecek ağırlıktadır. G-20 Dünyanın 2

İkiz Açık, Üçüz Açık

İktisatçıların bir bölümü cari açığın, kamu gelir gider dengesinin açık vermesinden kaynaklandığı ve cari açığın da dönüp kamu gelir gider açığını beslediği görüşündedir. Bu neden sonuç ilişkisine ikiz açık hipotezi adı veriliyor. Bu hipotezi savunanlara göre büyük oranlı bütçe açıkları verdiği için cari açığı da giderek büyüyen ABD'nin cari açığını azaltması ancak kamu gelir gider açığını kapatmaya başlanmasıyla mümkün olabilir. Önce makroekonomik denge denklemini yazalım: (S - I) + (T - G) = (X - M) yani özel kesimin tasarruf (S) ve yatırım (I) dengesi ile kamu kesiminin gelir (T) ve gider (G) dengesinin  toplamı cari dengeye (X - M) eşittir. Denklemin sol tarafındaki iki dengenin toplamı bir ülkenin iç ekonomik dengesini, sağ tarafı ise dış ekonomik dengesini gösterir. Yani bir ülkenin iç ekonomik dengesi ile dış ekonomik dengesi birbirine eşittir ve denklemin kuruluş mantığı gereği bir ülkenin iç ekonomik dengesi ne kadar açık veriyorsa dış ekonomik dengesi de o kadar açı

Faiz Düştü Düşmesine de

Türkiye'de brüt nominal mevduat faizi ortalama yüzde 8,5. Bunun vergisi yüzde 15. Bu durumda net nominal faiz yüzde 7,2 oluyor. Reel faiz şu denklemle hesaplanıyor:  Reel faiz = (1+Nominal faiz) / (1+Beklenen enflasyon) - 1 Bu denklemde nominal faiz olarak net nominal faizi yani yüzde 7,2'yi kullanmak gerekiyor.  Beklenen enflasyon mevduatın vadesinin son gününde olması beklenen enflsyon oranını ifade ediyor. Bir yıl boyunca net nominal faizin yüzde 7,2 düzeyinde aynı kalacağını ve yıl sonunda enflasyonun yüzde 6 olacağını tahmin ediyorsak net reel faizi şöyle hesaplarız: Reel faiz = (1+0,072) / (1+0,06) -1 Reel faiz = Yüzde 1,13 Buna karşılık insanlar hesaplamaya beklenen enflasyonu değil bugünkü enflasyonu alıyor ve ona göre bakıyorlar. Bugünkü enflasyon yüzde 8,5 ise hesaplama şöyle yapılıyor: Reel faiz = (1+0,072) / (1+0,08) - 1 Reel faiz = Yüzde - 0,74 Türkiye'de tasarrufların GSYH'ya oranı yüzde 12 dolayında bulunuyor. Bu oran. Bu

Düyun-u Umumiye

Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi (Türkçesi; Osmanlı Genel Borçlarına Tahsis Edilmiş Gelirler İdaresi) 1872 ile 1939 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçlarını denetleyen kurumun adıdır. Kısaca Düyun-u Umumiye olarak anılır.  Osmanlı İmparatorluğu ilk dış borçlanmasını Kırım savaşına finansman bulabilmek için 1854 yılında yaptı. Bu yıldan 1874 yılına kadar geçen 20 yıllık sürede 15 ayrı dış borçlanma yapıldı ve toplamda 239 milyon lira borçlanıldı. Bu sürenin sonuna gelinirken Osmanlı İmparatorluğu alınan borçların anaparası bir yana faizlerini bile ödeyemez aşamaya geldi. Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu bir kararname yayınlayarak vadesi gelen borçların yarısını ödeyeceğini açıklayan bir çeşit moratoryum ilan etti. Ne var ki bu söze de uyulamadı. 1877 – 78 Osmanlı – Rus savaşıyla (93 harbi) birlikte imparatorluk dış borçlarının yanı sıra Galata bankerlerinden almış olduğu iç borçları da ödeyemeyeceğini açıklamak zorunda kaldı.  Moratory

Türkiye İçin 2013 Falı: Küresel Kıssadan Türkiye'ye Hisse

Küresel sistemdeki sıkıntının Türkiye’ye etkileri 2013 yılı tahminleri açıklandı. Bunları ele alarak Türkiye için bir fal bakmaya çalışalım. Öncelikle küresel sistemdeki gelişmelerden bize yansıyacak sorunlara kısaca değineyim (küresel sistemin 2013’deki görünümüne ilişkin değerlendirmelerim için bkz. http://www.mahfiegilmez.com/2012/10/kuresel-ekonominin-2013-fal.html Küresel sistem 2013 yılında genel bir toparlanma vaad etmiyor. Özellikle Euro bölgesi sorunlarını çözmeye yetecek bir sıçrama yapabilecek güçten oldukça uzak bir konumda görünüyor. ABD’nin göreli olarak toparlanmasının sürmesi, Çin’in tahminler çerçevesinde yavaşlama eğiliminden çıkması 2013 yılının kazançları olacak ve en azından sonraki yılları küresel sistem genelinde olumlu etkileyebilecek. Türkiye açısından küresel sistemin yansımalarından bir sonuç çıkarmamız gerekirse sıkıntılı bir yıla hazırlanmakta yarar olduğunu söylememiz gerekiyor. Bunun başlıca iki nedeni var: (1) Türkiye’nin en büyük ticaret or

Küresel Ekonominin 2013 Falı

2012 yılının sonuna doğru yaklaşıyoruz. Ekim ayı, bir sonraki yıla ilişkin tahminlerin derlenip toparlandığı, planların, programların yapıldığı dönemin başlangıcıdır. IMF ve diğer uluslar arası kuruluşlar küresel tahminlerini açıklar, devletler ve kamu kurumları gelecek yıla ilişkin bütçe ve program hazırlıklarına, şirketler de işletme bütçelerinin hazırlıklarına başlarlar. Gerek devletlerin ve kamu kurumlarının bütçe ve program hazırlıklarında gerekse şirketlerin işletme bütçesi hazırlıklarında gelecek yılda dünya ekonomisinin nasıl bir yön izleyeceği, petrol fiyatlarının ne olacağı, döviz kurlarının nasıl seyredeceği, ticaret hacminin ne kadar artacağı gibi tahminler önemli yer tutar. İhracatıyla ithalatıyla finansmanıyla hepimizi sarmalayan bir küresel sistem içinde bulunuyoruz. Küresel sistemle ilgi tahminlerde IMF’nin özel bir yeri vardır. Her ne kadar benzer tahminleri yapan başka kuruluşlar olsa da üyesi olan 188 ülkeden sürekli veri derleyen ve bu üye ülkelerin büyük çoğu

Fren mi Gaz mı? ya da Cari Açık mı Büyüme mi?

Ocak - Ağustos ödemeler dengesi açıklandı. Önemli gelişmelere değineyim: 1. 2012 yılının 8 aylık cari açığı 36,1milyar dolar. Geçen yılın 8 aylık açığı 52,2 milyar dolardı. Buna göre cari açıkta geçen yılın aynı dönemine göre 16,1 milyar dolarlık (% 31 oranında) düşüş var. 2. Cari açık 12 aylık bazda 60 milyar doların altına indi (59.013 milyon dolar) 3. Hafta içinde açıklanan OVP'de 2012 yılı için yapılan cari açık tahmini 58,7 milyar dolar, GSYH tahmini 799 milyar dolar. Eğer yılsonunda cari açık Ağustos sonundaki 12 aylık miktar gibi çıkarsa cari açık / GSYH oranı yüzde 7,4 çıkacak demektir.  4. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ilk 8 ayda 9,6 milyar doları buldu. Geçen yılın ilk sekiz ayında bu miktar 10,5 milyar dolardı. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında görülen yaklaşık 1 milyar dolarlık düşüşe karşılık portföy yatırımlarında (hisse senedi ve borç senetleri) 2,3 milyar dolarlık artış söz konusu olmuş görünüyor. Bu bize cafi açığın finansman kalitesinde bi

Dünyanın Ekonomik Görünümü Değişiyor mu?

Aşağıda IMF World Economic Outlook’tan yararlanarak hazırladığım bir tabloyu sunuyorum. Tablo dünyanın ekonomik görünümünü son iki yılda karşılaştırmalı olarak veriyor. Üst bölümde 2010 yılı görünümü alt bölümde de 2011 yılı görünümü var.   Öncelikle 2011 yılı görünümünü basit biçimde açıklamaya çalışayım. Dünyayı 100 kişiden oluşan, toplam geliri 100 dolar olan bir köy olarak hayal edersek Köydeki nüfusun 15’inin gelişmiş ekonomiler adıyla, 85’inin ise yükselen ve gelişen ekonomiler adıyla sınıflandırıldığını görürüz. 15 kişilik gelişmiş ekonomiler 100 dolarlık köy gelirinin 51,1 dolarını alıyor buna karşılık 85 kişilik yükselen ve gelişen ekonomiler ise 100 dolarlık köy gelirinin 48,9 dolarını alıyor. DÜNYA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ 2010 Sayı GSYH Payı (%) Nüfus Payı (%) Toplam Ekonomi 184 100,0 100,0 Gelişmiş Ekonomiler 34 52,3 15,0      ABD 19,7 4,5      Euro Bölgesi