Yayınlar

Nisan, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

IMF'ye Borcumuz Bitiyor

Türkiye IMF ilişkileri Üyelik tarihimiz: 11 Mart 1947 Kotamız: 1.455,8 milyon SDR (yaklaşık 2.184 milyon USD) Bugüne kadar yaptığımız stand by düzenlemesi sayısı: 19 Bugüne kadar IMF’den kullandığımız destek tutarı: Yaklaşık 50 milyar dolar (Bu konuda ayrıntıları merak edenler için bu blogdaki yazım: http://www.mahfiegilmez.com/2012/06/imf-hakkndaki-sehir-efsaneleri.html .) Kalan borcumuz (2008 tarihli 19. Stand by düzenlemesinden) 282,10 milyon SDR (yaklaşık 423 milyon USD) Kalan borcumuzun ödenme tarihi: 14 Mayıs 2013   Son 3 Stand by düzenlemesi (1 SDR = 1,5 USD.) Onay Tarihi Bitiş Tarihi Onaylanan Tutar (milyon SDR) Kullanılan Tutar (milyon SDR) Kullanılan Tutar (milyon USD) 22.12.1999 04.02.2002 15.038 11.739 17.609 04.02.2002 03.02.2005 12.821 11.914 17.871 11.05.2005 10.05.2008 6.662 6.662 9.993 Toplam 34.521 30.315 45.473

Tutankhamun'un Gizemli Ölümü

Resim
Tutankhamun’u Mısır’ın en çok konuşulan firavunlarından biri konumuna getiren iki şey var: (1) En zengin kalıntılar onun mezarında bulundu, (2) 19 yaşında öldüğü ve ölüm nedeni bilinmediği için hakkında en fazla spekülasyon yapılan firavun konumuna geldi (aşağıda solda Tutankhamun’un mezarından çıkan Lapis Lazilu taşlarıyla bezeli altından yapılmış maskesi, sağda altından yapılmış ve sırt kısmında kendisinin ve karısı ve kızkardeşi Ankasenamun’un resimleri olan tahtı.). Tutankhamun’un ölümü konusunda bugüne kadar başlıca üç kuram ortaya atıldı. Bunları ve ardında yer alan kanıtları sıralayalım. İlk kuram atlı arabadan düşerek öldüğü iddiasına dayanıyor. Tutankhamun’un mumyası üzerinde yapılan incelemeler ve çekilen röntgen filmlerindeki görüntüler başının arka tarafında bir darbe izi olduğunu, bacağında bir kırık olduğunu ve kaburga kemiklerinde de çeşitli zedelenmeler olduğunu gösteriyor. Buradan hareketle ileri sürülen kurama göre Tutankhamun’un atlı arabadan düşerek ağ

Küresel Krizin Neresindeyiz?

Tarihin ilk küresel ekonomik krizi Bazı yorumcular küresel krizin ABD’de 2006 yılında ortaya çıkan subprime mortgage kriziyle başladığını, bazı yorumcular da yine ABD’de ortaya çıkan Lehman Brothers’ın batışının gerçekleştiği 2008 yılında başladığını kabul ediyor. Bence krizin başladığı yıldan çok küreselleşmesi önem taşıyor. Bu da 2008 yılında gerçekleşmiş görünüyor. O nedenle başlangıç yılı olarak 2008 yılını almak daha doğru bir yaklaşım olacak.   Küresel kriz, başlangıçta finansal bir kriz olarak ortaya çıktı ve bir süre o çerçevede devam etti. Sonraları giderek reel sektöre de yayıldı ve bir ekonomik krize dönüştü.   Bu krize üç ayrı isim yakıştırılıyor: Küresel Finans Krizi, Küresel Kriz, Büyük Resesyon. Büyük Resesyon IMF tarafından verilmiş olan isim. Ben bu krizin gerçek adının Küresel Ekonomik Kriz olduğunu düşünüyorum. Bu isim hem finans krizini hem de resesyonu kapsıyor. Kriz ülkeden ülkeye ekonomiden ekonomiye sektörden sektöre farklı görünümler sergilese de bü

Küresel Ekonomik Görünüm

IMF, ara dönem (Nisan ayı) toplantıları için Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu, Finansal İstikrar Raporu ve Mali Gözlem Raporunu yayınladı. Bu raporlarda IMF’nin 2013 yılı için revize tahminleri ve görüşleri yer alıyor. IMF’nin 188 üye ülkesinin 35’i gelişmiş ekonomi. 153’ü gelişme yolundaki ekonomi. Dünyanın toplam GSYH’sı 71,7 trilyon dolar. Dünya nüfusunun yüzde 15’ini temsil eden 35 gelişmiş ekonomi toplam GSYH’nın 44,4 trilyon dolarına yani yüzde 62’sine sahip bulunuyor (satın alma gücü paritesiyle hesaplama yapıldığında bu oran yüzde 50,1’e düşüyor.) Dünya nüfusunun yüzde 85’ini temsil eden 153 ekonominin toplam GSYH’sı 27,3 trilyon dolar yani dünya toplam GSYH’sının yüzde 38’ine eşit bulunuyor (hesaplama satın alma gücü paritesine göre yapılınca oran yüzde 49,9’a çıkıyor.)   Satın alma gücü paritesi gelişme yolundaki ekonomilerin gelişmiş ekonomilere yaklaşmaya başladığı izlenimi yaratarak onların ithalat kısıtlamalarına gitmek veya ihracat teşvikleri uygulamak ya da d

Döviz Yoksa Ne Olur?

Burada yazdığım yazılara gelen yorumlar ve sorular içinde ne kadar yanıtlamaya çalışsam da bir türlü anlaşılamadığını düşündüğüm bir konu var: Döviz ihtiyacımız olduğuna ve dışarıdan mal alırsak ödemeyi dövizle yapacağımıza göre nasıl oluyor da iç tasarrufları artırırsak cari açığımız kapanıyor? Döviz kuru dalgalı kur rejiminde piyasada belirleniyor. Merkez bankaları biraz karışsa da bu karışım sadece dalgalanmayı önlemeye yönelik. Dolayısıyla bir ülkenin elindeki döviz, ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyorsa o zaman kur değişecek demektir. Diyelim ki 1 USD = 1,8 TL iken yeterli döviz bulunamıyorsa o zaman kur değişecek, örneğin 1 USD = 1,9 TL olacaktır. Bu durumda kur (yani döviz fiyatı) yükseldiği için ithalat pahalı hale gelecek ve ithalat miktarı düşecek, buna karşılık ihracat karşılığı elde edilecek TL artacak demektir. Yurt dışından ithalat yapacak olan bir şirketin elinde yeterli döviz yoksa o ithalatı yapamaz diye düşünmek yanlıştır. Şirketin TL’si veya bankada hesabı v

Kimin Borcu Artıyor

Toplumda borçlar konusunda uzun süredir bir tartışma var. Herkes borç tutarlarını kendine göre sınıflandırıyor, eğiyor büküyor. Kimi borçların azaldığını söylüyor kimisi arttığını. Bu tartışmaya bir son verebilmek amacıyla aşağıdaki iki tabloyu sunuyorum (Tablolardaki veriler TÜİK ve Hazine Müsteşarlığı sitelerinden derlenmiş ve hesaplanmıştır.)   Tablo 1: Borç Verileri Yıllar GSYH (TL) USD Kuru GSYH (Milyar $) Kişi Başına GSYH ($) Dış Borç Stoku (Milyar $) Kamu Borç Stoku (Milyar TL) Hane Halkı Borç Yükü (Milyar TL) 2002 350.476 1,51 231 2.619 130 257 6 2003 454.781 1,50 305 3.383 144 298 13 2004 559.033 1,43 390 4.172 161 333 27 2005 648.932 1,35 482 4.964 171 351 46 2006 758.391 1,44 526 7.500 208 366 67 2007