Yayınlar

Mayıs, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kafa Karışıklıkları İçin Rehber

Tüketmeden üretim olmaz Bir yerde üretim yapılması için bir tüketim talebi olması gerekir. Eğer bir ülkede çoğunluğun dini inançlarına göre domuz yenmesi günah olduğu için domuz etine talep yoksa ve o ülke domuz eti ihracatı da yapamayacaksa orada domuz üretmenin hiçbir anlamı olmaz. Yani bir yerde tüketim için talep olmalıdır ki orada üretim de olsun. Tüketim ile üretim bir madalyonun iki yüzü gibidir. Üretimi artırmadan büyüme olmaz Bir ekonomi üretimini artırarak büyür. Sağlıklı olanı budur. Bir de ithal ederek büyüyen ekonomiler vardır. Onlar bir süre sonra ithalat yapacak kadar döviz bulamazsa büyüyemez, küçülmeye başlar.

Ekonomi Siyasetten Soyutlanabilir mi?

Önce siyaset deyimiyle neyi kastettiğime açıklık getirmem ve ideolojiyle farkını ortaya koymam gerekiyor. Aksi takdirde siyaset ile ideolojiyi birbirine karıştırmaktan kurtulamayız.   Siyaset, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili görüş ve anlayışlara verilen ad. Siyaset kelimesi Arapçadaki at bakıcısı (seyis) kelimesinden, batı dillerinde kullanıldığı biçimi olan politika kelimesi ise Yunanca kent veya devlet anlamına gelen polis sözcüğünden türetilmiş bulunuyor.  

Faiz Lobisi Haklı Çıktı

Resim
Merkez Bankası ne yaptı? 22 Mayıs 2013’de Fed’in tahvil alımını yavaşlatacağına ilişkin ilk açıklamasını yaptığı günden başlayarak başta gelişme yolundaki ülkeler olmak üzere küresel piyasalarda dalgalanma yaşanmaya başladı. Türkiye, bu küresel dalgalanmaya kendi iç siyasal ve sosyal dalgalanmalarını da eklediği için en fazla etkilenen ülkelerden birisi oldu. Kırılgan beşli olarak adlandırılan ülkeler içinde (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye) en kırılgan ekonomi konumuna geldi. Dış finansman ihtiyacı olan gelişme yolundaki ülkeler bu gelişmeye karşı faiz artırarak yabancı fon çekmeyi denerken TCMB, kurlara satış yoluyla müdahale etmeyi denedi. TCMB bu uygulamada başarılı olamadı.    TCMB’nin, faiz aracını kullanamamasının nedeni toplumda faizle ilgili başlatılan ve büyük ölçüde siyasal iktidar kadrosunun da desteklediği faiz karşıtı söylemlerdi. Faizin artırılmasını önerenlerin “faiz lobisi” olarak suçlanmasıyla doruk noktasına ulaşan bu yaklaşım Merkez Ba

Okuduğum Kitaplar

Capital in the Twenty First Century, Thomas Piketty (henüz Tükçe çevirisi yok) Kapitalizmin ve onun ana dayanağı olan sermayenin kavramsal, kurumsal ve ideolojik değerlendirme ve eleştirisini Karl Marx Das Capital’de ve diğer eserlerinde ayrıntılı olarak yapmıştır. Kuşkusuz bu eleştiri 19. yüzyılın yani sanayi kapitalizminin yeni doğduğu ve gelişmeye başladığı dönemin kapitalizminin eleştirisidir. O zamandan bu zaman işin özü çok az değişse de öz dışında değişen çok şey oldu. Kapitalist sistemin üzerine oturduğu sömürü gibi olgulardan bazılarında iyileşmeler, bazılarında ise yalnızca şekil değişiklikleri ortaya çıktı. Piketty bu kitabında çerçeveyi gelir dağılımı eşitsizliği üzerine kuruyor. Kapitalist sistemin günümüzde önemsiz bir olguymuş ya da gelir artışı devam ettiği sürece ileride kendiliğinden düzelecekmiş gibi göstermeye çalıştığı gelir dağılımı eşitsizliği kitabın en önemli teması. Bence en önemli önermesi de şu: Gelir artarsa gelir dağılımı düzelir tezi yanlıştır. Doğrusu

Son Bir Yılda Yaşanan Olayların Piyasalara Etkisi

Resim
Olayların piyasalara yansımalarını grafikler yardımıyla göstermeye çalışalım Aşağıda kronolojik olarak değindiğim olayların yarattığı risk artışlarını ve düşüşlerini ilk grafikte yer alan CDS primleri aracılığıyla gözlemlemek mümkün. 22 Mayıs 2013’de 118 olan CDS primi olaylara göre dalgalanmış, Başbakan’ın telefon konuşması kayıtlarının ortaya çıkmasıyla en üst düzeye ulaşmış ve sonra düşüşe geçmiş görünüyor. 22 Mayıs 2013’den bir yıl sonra CDS primi 180’in altına inmemişti. Yani hala ilk duruma göre 60 puan yüksekte bulunuyor.     Alttaki grafik borsadaki gelişmeleri özetliyor. 22 Mayıs 2013’de 90 binler düzeyinde bulunan BIST 100 endeksi 60 binlere kadar gerilemiş ve sonra yeniden yükselerek 75 bin düzeyine gelmiş görünüyor. Borsada yaşanan toparlanmaya karşılık başlangıç aldığımız 22 Mayıs 2013’e kadar hala 15 bin puanın üzerinde bir kayıp bulunuyor. Bu da Borsa İstanbul’u çekici kılıyor. 90 binlere kadar artma potansiyeli bulunduğu düşünüldüğünde borsa oldukça çekici bi

Temel Yanılgılarımız

Birinci yanılgı: Demokrasiyle seçimi karıştırmak Seçim, demokrasinin en önemli kilit taşlarından birisidir. Ama yalnızca birisidir. Seçimi kazananlar yönetimi, kendileri için biçimlendirmeye başlarlarsa demokrasi biter. Demokrasi azınlığın haklarını korumaktır. Bizde son zamanlarda tam tersi yayılıyor ve demokrasi çoğunluğun tahakkümüne dönüşüyor. Seçim yapmış ama seçimi kaybetmiş olanlara kazanmış olanlarla aynı hakları tanımayan bir ülkenin demokrasiyle yönetildiğini söylemek mümkün değil.

Ahbap Çavuş Kapitalizmi

Tanımlar Kapitalizmin temelini oluşturan serbest piyasa ekonomisinin özelliklerini taşıyor görünen ama aslında hükümete yakınlıkları olanlara özel kurallar uygulayan ekonomik sisteme ahbap çavuş kapitalizmi deniyor. Ahbap çavuş kapitalizmi; işadamlarının işlerini, siyasal iktidar ve bürokratlarla olan yakın ilişkilerine dayanarak yürüttüğü sistemin adıdır.   Siyasal iktidarın ve onun talimatı altında bürokrasinin verdiği izinler, ihaleler, teşvikler ve destekler, ahbap çavuş kapitalizminin başlıca alanını oluşturuyor.  

Soma

Sorumlu kim? Soma’da yaşanan maden kazası çok sayıda insanımızın yaşamını kaybetmesine mal oldu. Aileler yıkıldı, ocaklar söndü. Şimdi yurdun dört tarafından yardım yağıyor. Bunlar özünde iyi girişimler ama asıl olayın izlenmesini önlememeli. Kusuru, ihmali saptanırsa sorumlular mutlaka bu işin bedelini hem madden hem de ceza olarak ödemeli. Aksi takdirde bu kazalar her yıl tekrarlanan rutinlere dönüyor.

2014 Tahminleri Alt Üst Oldu

Yılbaşında yaptığım tahminleri sık sık değiştireceğimi çünkü bu yılın çok iniş çıkışlı bir yıl olacağını söylemiştim. Bu iniş ve çıkışlar yalnızca bizim ekonomimizle ilgili gelişmeleri değil sosyal ve siyasal gelişmeleri ve dış dünyadaki gelişmeleri de yansıtıyor. Son dönemde ben bu kadar farklı faktörün farklı yönlerde ekonomi üzerinde etkili olduğunu görmemiştim. Tahminlerimi sık sık değiştirmek zorunda kalacağımı biliyordum ama bu kadar oynaklık benim beklentimi de aştı.  

Korikorodan

Çocukken babam bir dizine beni, öbür dizine kardeşimi oturtur masallar anlatırdı. Çoğu kendi uydurduğu masallardı. En sevdiğimiz masal korikorodan masalıydı. Ayrıntısını hatırlamıyorum şimdi ama bir yerinde şöyle bir şeyler geçiyordu “…ormanda yürürlerken ağaçların arasından birden bire koskoca bir korikorodan çıkmış.” İkimiz birden hemen sorardık “korikorodan nedir?” Babamın anlattıklarından hayalimizde canlandırdığımız kadarıyla, korikorodan, ejderhayla dinozor arası, ağzından burnundan ateşler çıkaran apartman boyunda bir yaratıktı. Tam bir masal canavarı. Bize sevimli bir canavarmış gibi gelirdi. Sonra Herkül gibi biri gelip korikorodanı öldürür, kardeşim de ben de Herkül benzeri adamın başarısına sevineceğimize korikorodana acırdık.

Merkez Bankası'nın Reaksiyon Zamanlaması

Resim
Merkez Bankası, gecelik borç verme faizini, haftalık repo faizine (politika faizi) göre daha etkin bir politika aracı olarak kullanıyor. O nedenle bana göre gerçek politika faizi gecelik borç verme faizidir. Aşağıdaki karışık grafik 2013 Ocak ayından bu yana enflasyon ya da TÜFE (mavi çizgi), USD kuru (yeşil çizgi), CDS primleri (gri çizgi) ve Merkez Bankası gecelik borç verme faizinin (kırmızı çizgi) gelişimini gösteriyor. Grafiğin sağındaki kesikli siyah çizgi ise Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faizi oranını yüzde 7,75’den yüzde 12’ye çıkardığı 27 Ocak tarihini işaretliyor.

Faiz, Kur ve Risk İlişkisi

Resim
Bu analizde Türkiye’nin dış finansmana ihtiyacı olduğu, bu finansmanı çekebilmek için rakipleriyle faiz konusunda bir yarış içinde bulunduğu, risklerinin ekonomi içi ve ekonomi dışı nedenlerle yükseldiği, risklerindeki yükselişin frenlenebilmesinin dış finansmana ulaşmadaki zorlukları aşmasından geçtiği, bunun yolunun da faiz artışı yoluyla dış finansman kaynaklarını çekebilmek olduğu gerçeğinden hareket edilmiştir. Aşağıdaki grafiklerde, girişte sözünü ettiğim risk yükselmesinin etkilerini gösteren Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faiz tavanını yüzde 8’den yüzde 12’ye yükselttiği 27 Ocak 2014’den sonra dolar kuru ve CDS primlerinde yaşanan gelişmeler yer alıyor. Grafiklerin gösterdiği durum, Merkez Bankası’nın yükselen riskler karşılığında faizi arttırması sonucunda hem kurun hem de risk priminin düştüğü gerçeğidir (Bu sonucun ortaya çıkmasında faiz artırımına eşlik eden siyasal tansiyon düşüşünün de etkisi olmuştur.) Cari açık veren ve bu açığı borçlanma ağır

Enflasyon ile Faiz İlişkisi

Resim
Enflasyon ve çeşitleri Fiyatlar genel düzeyinin sürekli artış halinde olmasına enflasyon diyoruz. İki önemli unsur var bu tanımda: Fiyatlar genel düzeyi ve süreklilik. Demek ki tanıma göre ilk olarak birkaç mal veya hizmetin fiyatının artması enflasyon olarak kabul edilmiyor. Enflasyondan söz edebilmek için mal ve hizmetlerden oluşan bir sepetin fiyatının artması gerekiyor. İkinci olarak da bu sepetin fiyatının sürekli artış içinde olması gerekiyor. Sepeti oluşturan mal ve hizmetlerin fiyatı bir kez artmışsa buna enflasyon değil fiyat artışı diyoruz. Enflasyon niçin ortaya çıkar? Bu soruya verilen yanıtları iki grupta toplamak mümkün: (1) Talep, arzdan fazlaysa enflasyon oluşur. Yani mal ve hizmetlere yönelik tüketim talebi bu mal ve hizmetlerin üretilip arzedilen miktarından fazlaysa o zaman enflasyon olur. Buna talep enflasyonu diyoruz. (2) Üretimi gerçekleştirmek için kullanılan üretim faktörlerine yapılan ödemelerin (emek, kira, faiz, kar payı) veya üretimde kullanılan girdi