Kayıtlar

Türkiye’nin Sorunlar Envanteri

“Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânını vermiyor” Ahmet Hamdi Tanpınar     Sorunlar Envanteri Çıkarmak Bugüne kadar hep yapısal reformları anlatmaya çalıştım. Bu sefer hedef olarak kabul ettiğimiz muasır medeniyetler (çağdaş uygarlıklar) düzeyine çıkmayı engelleyen sorunlarımızın neler olduğunu ortaya koymayı deneyeceğim. Bunlar aynı zamanda çağdaş dünyanın bize baktığında risk olarak nitelediği sorunlar. Bizim en ciddi sorunlarımızdan birisi çoğunu kendi başımıza yarattığımız sorunları, sorun olarak görmemek ya da onları birer sorun olarak kabul etmemek. Öyle olunca da sorunları azaltma ve çözme çabası içine girmiyoruz. Bırakın mevcutları çözmeyi her gün bu envantere yeni sorunlar ekliyoruz. Sonuçta sorun sayısı sürekli artıyor. Sorunları çözmek için önce başlıca sorunların neler olduğunu yazalım. Bu liste tam bir liste değil, buna eklemeler yapılabilir kuşkusuz.   Hukuk “Hukukun bittiği yerde diktatörlük başlar” John Locke   Hukukun herkese eşit ve taraf

Önce Zenginleştiren Sonra Yoksullaştıran Büyüme

Resim
Ülke daha fazla üretip daha fazla ihraç eder hale geldiği halde dış ticaret hadleri bozulduğu için daha az tüketebilir duruma gelmişse bir başka ifadeyle ülke büyümüş ama refahı azalmışsa buna yoksullaştıran büyüme deniyor (Jagdish Bhagwati'nin yoksullaştıran büyüme tezi.)   Türkiye’de daha değişik bir yoksullaştıran büyüme süreci yaşanıyor. Bunu ortaya koyabilmek için bir grafikten yararlanalım. Bu grafikte Türkiye’nin kişi başına yıllık ortalama geliri ve USD/TL kurundaki değişim yer alıyor. 2001 krizi öncesinde 4.000 doların üzerinde olan kişi başına gelir, krizle birlikte 3.000 dolar düzeyine gerilemiş, ardından IMF destekli Güçlü Ekonomiye Geçiş Programıyla birlikte yükseliş başlamış. 2003 yılında kriz öncesi düzeyi geçen kişi başına gelir yükselmeye devam etmiş. Arada 2008 krizinin etkisiyle yaşanan düşüş (ki bu bize krizin teğet geçmediğini net bir biçimde gösteriyor) dışında 2013 yılına kadar yükseliş sürmüş. 2013 yılı 12.480 dolarla kişi başına ortalama yıllık gelirde bu

Parayı Kim Yaratıyor?

Resim
Merkez Bankası ve Darphane’nin Bastığı Paralar Para; devletçe bastırılan, mal ve hizmetleri satın alma gücü olan, herkes tarafından kabul gören bir değişim aracıdır. Bu çerçevede para toplumda değiş tokuşu sağlar, değer ölçüsü olarak kullanılır ve bir yatırım ve tasarruf aracı görevi görür. Tanımdan hareketle parayı devletin bastırdığı anlaşılıyor. Devlet, Hazineye bağlı Darphane aracılığıyla madeni parayı kendisi basar ama kâğıt parayı merkez bankasına bastırtır. Bunun nedeni kâğıt paranın karşılıksız olmasıdır. Kâğıt para basma yetkisi siyasal iktidara verilirse vergi toplamak yerine kolay yolu seçerek para basmaya yönelen iktidar paranın değerinin düşmesine ve enflasyon ve dış değer kaybı yaşanmasına yol açar. Bugün dolaşıma çıkan toplam 216,2 milyar TL paranın 206,3 milyar TL’si kâğıt para, 9,9 milyar TL’si de madeni paradır. Buraya kadar anlattıklarımız eski durumu ortaya koyuyor. Eski duruma göre para arzı Merkez Bankası’nın bastığı paradan ibarettir. Bunu 21 Mayıs 2021 tarih

TL Niçin Değer Kaybediyor?

Resim
Dolar, gelişmiş ülke paralarına karşı değer kaybederken gelişmekte olan ülke paralarından çoğuna karşı değer kazanıyor. En çok değer kaybeden para ise Türk Lirası. Bu çelişkili gibi görünen durumun nedeni nedir? Bu yazımızda bunu irdeleyeceğiz. ABD’de enflasyon beklenmedik bir artış sergilemeye başladı. Nisan ayında enflasyonun yüzde 0,8 gelmesiyle birlikte 12 aylık enflasyon tüketici fiyatları bazında) yüzde 4,2’ye yükselmiş oldu. Bu oran küresel krizin çıktığı 2008 yılından bu yana en yüksek enflasyon oranı. Aşağıdaki grafik bu gelişimi gösteriyor (Kaynak: https://tradingeconomics.com/united-states/inflation-cpi ) Grafikten görüleceği gibi ABD’de enflasyonda 2021 yılında ciddi bir hızlanma görülüyor. ABD Merkez Bankası Fed’in uzun dönemli hedefinin yüzde 2 oranında enflasyon olduğu dikkate alınırsa yüzde 4,2’lik oran ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu gelişmenin sonucu olarak Dolar, diğer paralara karşı değer kaybediyor. Bunu aşağıdaki Dolar Endeksi grafiğinden gözlemley

Bir Yılda Vadesi Gelecek Dış Yükümlülüklerimiz

Resim
Öncelikle dış yükümlülükle dış borç arasındaki farkı ortaya koyalım. Dış yükümlülük, dış borca göre çok daha geniş bir kavramdır: ‘Her dış borç dış yükümlülüktür ama her dış yükümlülük dış borç değildir’ desek doğru olur. Dış borç; fon fazlası bulunan ekonomilerden fon açığı bulunan ülkelere yönelik akımlarla oluşan ve kendi para cinsi dışında yapılan borçlanmadır. Bu borçlanmanın vadesi bir yıldan kısaysa buna kısa vadeli dış borç denir. Dış yükümlülük ise Türkiye’de yerleşik olmayan kişi ve kurumlara olan dış borçlar, dış krediler ve DTH biçimindeki mevduat gibi yükümlülükleri içerir. Bu dış yükümlülüklerden bir yıl içinde vadesi gelecek olanlar kısa vadeli dış yükümlülük olarak adlandırılır. Aşağıdaki tablo Türkiye’nin Mart 2021 sonu itibarıyla kısa vadeli dış yükümlülüklerinin toplam 185,6 milyar dolar olduğunu ve bunların hangi kalemlerden oluştuğunu gösteriyor (Kaynak: TCMB / Ödemeler Dengesi İstatistikleri / Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri) Tabloya göre toplam 185,6 milyar

Her Büyüyen Ekonomi Gelişmiş Olmaz

İngiliz düşünürü Thomas Hobbes (1588 – 1679), Oxford Üniversitesinde öğrenim görmüştü. Ünlü kitabı Leviathan’da; liberalizmin, ülkeyi yöneten Egemen’in iktidarını sınırlandırma aracı olarak geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesine karşı çıkmıştı. Çünkü Hobbes’a göre güçleri ayırmak Egemen’i zayıflatır, gücünü azaltır, böyle bir zayıflık ortaya çıktığında insanlar doğaları gereği yine güç savaşına girerler ve bu gidiş sivil savaşa yol açar. Hobbes’a göre insan insanın kurdudur (homo homini lupus.) Bu yüzdendir ki mutlak egemenlik, devleti yıkılmaktan korumanın gerekli koşuludur. Siyasal ve dinsel iktidarlar arasında yapılan ayırım Hobbes’a göre iktidar gücünü zayıflatacak bir ayırımdır. O nedenle bu ikisi tek elde toplanmalıdır. Hobbes, meşruti monarşi, aristokrasi ve demokrasi gibi yönetim biçimleri olduğu gerçeği kabul edilse bile asıl olarak egemenin gücünün mutlak olması gerektiği görüşündedir. Hobbes’un mutlak monarşiden yana olduğunu desteklemek için verdiği örnek evrenin tek bir Tan

Türkiye’nin Dünyadaki Yeri 2020

Resim
Aşağıdaki tablo; Türkiye’nin dünyadaki sosyal, siyasal ve ekonomik yerine ilişkin gösterge ve endeksleri bir araya getiren ve aynı gösterge ve endeksleri 2015 yılındaki durumla karşılaştırıyor (Kaynak: https://knoema.com/atlas . Bu site yayımladığı verileri IMF’nin World Economic Outlook April 2021 Database setinden alıyor. İkisi arasında fark olduğu hallerde IMF verisi esas alınmıştır. Endeksler içinde yalnızca Yolsuzluk Algı Endeksi ‘en düşük puan en iyi’, diğerleri ‘en yüksek puan en iyi’ olarak düşünülmelidir.) Türkiye’nin nüfusu artıyor olsa da nüfus büyüklüğü açısından dünya sıralamasındaki yeri değişmiyor. Buna karşılık kentli nüfusu arttıkça orada yukarı doğru ilerliyor. Doğuşta beklenen yaşam süresi de artıyor. Türkiye, son beş yılda 200 milyar dolardan fazla GSYH kaybıyla, kişi başına gelirde 2.400 dolardan fazla kayıpla karşılaşmış, GSYH büyüklüğü açısından 16’ncı sıradan 18’inci sıraya, kişi başına gelirde 64’üncü sıradan 72’nci sıraya gerilemiş bulunuyor. Enflasyon ve işsi

Ben Düşündükçe Var Dünya

Bu yazım   Radikal Gazetesinde 12.02.2004 günü yayınlanmıştır.  Pazar günü annemi kaybettim. Cumhuriyet'in ilanından bir yıl önce doğmuştu annem. Cumhuriyet'in ilk kuşağı arasında yetişmiş, Cumhuriyet'in ilk heyecanlarını yaşamış, cumhuriyet eğitimi almıştı. Küçücük bir ortaokul öğrencisiyken kim bilir hangi heyecanlarla söylemişti Onuncu Yıl Marşını.

Kitap Önerileri

Ekrem Alican: Günlükler (1956 – 1966), Binnur Mörel Büyükertan (Hazırlayan), YKY Yayınları, 2021 Alican ailesinin sunuş yazısını yazma onurunu bana verdikleri bu kitap ülkenin yetiştirdiği en dürüst ve ilkeli siyasetçilerden olan Ekrem Alican’ın 1956 – 66 arasındaki on yıllık dönemi anlatan günlüklerinden oluşuyor. Günlüklerinde Alican, Demokrat Parti milletvekili olarak başladığı, Hürriyet Partisi kurucuları arasında yer aldığı, Yeni Türkiye Partisi’nin kurucusu ve genel başkanı olduğu, Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemde yaşadıklarını anlatıyor. Kitaptan bir alıntı: “Dünyanın geçirdiği asırlar boyu tecrübeler göstermiştir ki; çeşitli diyarlarda evvela iktisadi kalkınma sonra hürriyet diyerek, istibdat zihniyetinin uşaklığını yapanlar, büyük suiistimal şebekelerinin, büyük menfaat gruplarının bedbaht alet veya ortakları oldukları hakikatini, hiçbir zaman gizlemek imkânını bulamamışlardı’ diyordum.” Cumhuriyet tarihimize ışık tutan bu çok önemli kitabı okumanızı

Dış Ticaret ve Turizmde Son Durumumuz

Resim
Dış Ticaretin Durumu 2020 yılında TL yüzde 25’e yakın değer kaybı yaşadığı halde ihracat yüzde 6,2 azalmış, ithalat ise yüzde 4,4 artmıştı. Bu gelişme, ilk bakışta; ‘ülkenin parası dış değer kaybına uğrarsa ihracatı artar, ithalatı azalır’ şeklinde formüle edilen genel kabule aykırıydı. Konuya biraz daha ayrıntılı baktığımızda bu farklı durumun bizim mal sattığımız ekonomilerin durumunun kötüleşmesinden kaynakladığı anlaşılabiliyordu. Durumu kötüleşene ekonomiler fiyat ucuzlasa bile talebi düşürdükleri için bizim ihracatımız azalmıştı. Buna karşılık bizim ekonomimiz 2020 yılında düşük hızda da olsa büyümeye devam ettiği için, artış hızında düşüş olsa da, ithalat artmaya devam etmişti.