Kayıtlar

Borçlanarak Yaşamanın Maliyeti

Resim
2026 yılı Ocak ayında bütçe giderleri de gelirleri de yaklaşık yüzde 55 oranında artmış görünüyor. Buna karşılık bütçe açığı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 54,1 daha yüksek gerçekleşti. İlginç olan nokta, faiz dışı dengenin fazla vermesidir. Bu durum, bütçe açığındaki artışın esas olarak faiz giderlerinden kaynaklandığını gösteriyor. Aşağıdaki tablo faiz giderlerindeki gelişimi açık biçimde ortaya koyuyor (Hazine ve Maliye Bakanlığı verileri kullanılarak hazırlanmıştır): Veriler, 2022’den itibaren bütçe giderlerinde belirgin bir ivmelenmeye işaret ediyor. Bu sıçramada, enflasyonla uyumlu olmayan düşük faiz politikasının ardından yaşanan kur ve fiyat artışları etkili oldu. 2023 ve sonrasında ise deprem nedeniyle zorunlu kamu harcamaları devreye girdi. Faiz giderlerinin seyri daha çarpıcı bir görünüm çiziyor. 2022’ye kadar yıllık artış oranı yüzde 35’i aşmazken, 2022’de yüzde 72’ye, 2023’te yüzde 117’ye çıktı. 2025’te artış oranı gerilemiş olsa da 2026’nın ilk ayında faiz gider...

Beta Bölgesindekiler

Hiç düşündünüz mü, neden yaşamımızı altüst eden büyük krizlerde hızla karar alırken, bizi azar azar kemiren sıkıntılara yıllarca katlanıyoruz? İnsan doğasının tuhaf bir tarafı var: Canımız çok yandığında harekete geçiyoruz, az yandığında ise bekliyoruz. İşte bu durum, Harvard’lı sosyal psikolog Daniel Gilbert ve arkadaşlarının ortaya koyduğu “Beta Bölgesi Çelişkisi” ile açıklanıyor. [i] Tez basit ama sarsıcı: Durum çok kötüyse değişim için risk alıyoruz. Bu bölgeye gama bölgesi deniyor. Durum çok önemsizse “uğraşmaya değmez” deyip geçiyoruz. Bu bölgeye de alfa bölgesi deniyor. Asıl mesele, alfa ile gama arasında kalan beta bölgesinde: Ne katlanılamayacak kadar kötü, ne de görmezden gelinecek kadar önemsiz durumları ifade ediyor. İnsan en çok orada takılı kalıyor. [ii] Uzak bir markette kasadayken zarfın içinde para unuttuğunuzu düşünün. Zarfın içinde 50 lira varsa geri dönmezsiniz. 1.000 lira varsa tereddüt etmez ve dönersiniz. Ama 100 lira varsa ve gidiş-dönüş masrafı 70 lira...

Cari Açığı Nasıl Finanse Ettik?

Resim
Türkiye’nin ödemeler dengesi son yıllarda yalnızca sayısal değil, yapısal olarak da dikkat çekici bir tablo sunuyor (ödemeler dengesi özet tablosu, kalemlerin açıklanmasını da kapsar şekilde metnin altında sunulmuştur). Görünürde yönetilebilir büyüklükte duran cari açık, ayrıntılara inildiğinde finansman kalitesi açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor. Tabloya göre 2025 yılında verilen 69,7 milyar dolarlık mal dengesi (mal ihracatı – mal ithalatı) açığı, ekonominin dış ticaret tarafındaki kırılganlığının sürdüğünü gösteriyor. Bu büyüklük, üretim yapısının ithal girdiye bağımlılığının hâlâ yüksek olduğuna işaret ediyor. Turizm, taşımacılık, sigorta gibi hizmet gelirleri sayesinde açık 6,2 milyar dolara kadar gerilese de bu gelirlerin konjonktürel dalgalanmalara açık olduğu düşünüldüğünde, mal ticaretindeki yapısal açığın devam etmesi önemli bir risk unsuru olarak kalıyor. Birincil gelir (faiz, kâr, temettü ve ücret ödemeleri) ile ikincil gelir kalemlerinden (karşılıksız elde e...

Yeni Enflasyon Tahmini Yine Yüzde 16

Resim
TCMB yetkilileri, piyasanın dört gözle beklediği 2026 yılının ilk Enflasyon Raporunu açıkladı. Raporun iki önemli bölümü var. İlki 2026 yılsonu enflasyon oranı tahmini. 2026 yılına girmeden önce yılsonu enflasyon hedefi yüzde 5, tahmini de hem Orta Vadeli Programda hem de TCMB’nin Kasım 2025 tarihli bir önceki Enflasyon Raporunda yüzde 16 olarak belirlenmişti. TCMB bu yeni raporunda 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 16 olarak korumaya devam etmiş. Buna karşılık yüzde 13 – 19 olan geniş aralık tahminini yüzde 15 – 21 olarak güncellemiş, yüzde 5’lik enflasyon hedefi ise adeta demirbaş. Tutmuyor, tutma ihtimali yok ama yerinde durmaya devam ediyor. İlk bakışta nokta tahmin yüzde 18’e çıkmış gibi görünse de aslında yüzde 16 olarak korunmuş: Kafaların ne kadar karışık olduğunun bir göstergesi. Bari nokta tahmini de 15 ile 21’in ortalaması olan 18’e çıkarsalardı. TCMB yetkilileri, 2026 için yaptıkları güncellemelerinin gerekçeleri arasında TÜİK’in TÜFE endeksini hesaplama yönteminde y...

Orta Çağa Dönüş

İnsanlık tarihinin en uzun evresi olan avcı-toplayıcılık dönemi, tüketime dayalı bir hayatta kalma düzeniydi. Ortada ne birikim vardı ne de tasarruf. Ancak bu dönem, çoğu zaman gözden kaçırılan çok önemli bir miras bıraktı: doğa gözlemi, alet yapımı ve deneme-yanılmaya dayalı yöntem bilgisi. Henüz artık ürün yoktu ama bugünkü üretim tekniklerinin zihinsel altyapısı bu evrede filizlenmişti. İnsanlık için asıl ekonomik kırılma, Tarım Devrimi ile yaşandı. Toprağın işlenmesi ve hayvanların evcilleştirilmesi, tarihte ilk kez tüketilenden fazlasının üretilmesini mümkün kıldı. Artık ürün, yalnızca açlık korkusunu azaltmadı; aynı zamanda biriktirme, mülkiyet ve yatırım kavramlarını doğurdu. Bu birikimi koruma ihtiyacı ise toplumsal hiyerarşiyi, devleti ve hukuk sistemlerini kaçınılmaz hale getirdi. Kısacası, modern toplumun tohumları bu dönemde atıldı. On beşinci yüzyıldan itibaren coğrafi keşiflerle dünya, bir yağma ekonomisine ve ardından merkantilizme sürüklendi. Zenginlik, sahip olunan...

Enflasyon Niçin Fazla Düşmez?

Resim
Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının nedeni teknik bir yetersizlik değil; büyümeden ve onun yarattığı sanal refahtan vazgeçemeyen bilinçli bir siyasal tercihtir. Enflasyon, bir aydan diğerine fiyatlar genel düzeyindeki artış eğilimidir. En çok kullanılan endeks tüketici fiyatlarına dayalı TÜFE’dir. Bu endeksin ortaya koyduğu enflasyona manşet enflasyon deniyor. Büyüme; bir ekonominin bir çeyrekten sonrakine reel olarak (enflasyondan arındırılmış fiyatlarla) ne kadar büyüdüğünü ortaya koyan bir göstergedir. Türkiye, yaklaşık yarım yüzyıldır, dönemsel sapmalar dışında, enflasyonla ve onun beslediği tüketim artışıyla büyüyen bir ekonomik modeli bilinçli olarak uyguluyor. Bunun belki en uzun süreli istisnası 2008 – 2016 arası dönemdir.     Aşağıdaki grafik enflasyonla büyüme ilişkisini ortaya koyuyor (grafik; TÜİK’in enflasyon ve büyüme verileri kullanılarak tarafımızdan hazırlandı. Veriler arasında uyum sağlayabilmek için TÜİK’in aylık TÜFE endeks değişimlerinin üçer a...

TÜFE Yenilendi Ama Yaklaşım Aynı

Resim
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önceden ilan ettiği gibi 2026 başından itibaren Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ölçümünde baz yılı, kapsam ve ağırlıkları değiştirdi. TÜFE’de yapılan değişiklikler sadece teknik bir güncelleme değil, ölçülen enflasyonun düzeyini ve kamuoyunun algısını doğrudan etkileyecek değişiklikler. Bu değişikliklerin neler olduğunu ek 1’de ayrıntılı olarak veriyoruz. Aşağıdaki tabloda TÜFE’nin kapsamı yer alıyor (kaynak: TÜİK, TÜFE Metodoloji Dokümanı): Endeksten çıkarılan ürünler arasında bazıları oldukça dikkat çekici görünüyor. Mesela bitki ve meyve çayı, kakao, diş çekme ücreti, otopark ücreti, bilgisayar ekipmanları (fare vb.), spor müsabakalarına giriş ücretleri, tıraş malzemeleri bunlar arasında ilk dikkat çekenler. Diyelim ki insanlar artık eskisi gibi diş çektirmiyor onun yerini dişlerini kaplatıyorlar ama kakaonun artık kullanılmadığı, erkeklerin tıraş olmayı bıraktıkları ya da spor müsabakalarına eskisi gibi gidilmediği söylenebilir mi? Tam tersine bunlar ...

Altın, Gümüş ve Manipülasyon

Resim
Altının yükselişi kısmen manipülasyon olsa da altında reel gerekçeler var. Trump'ın kararlarının hepsi risk artırıcı kararlar. Dolayısıyla riskler, belirsizlikler artınca güvenli liman görülen altına ve diğer değerli metallere hücum oldu. Fakat bu hücumla fiyatlar o kadar kısa zamanda o kadar hızlı yükseldi ki bu da normal değildi ve en ufak bir bahaneyle kâr realizasyonu yapılacağı belliydi. O da Warsh'ın aday gösterilmesi oldu. Oysa bu hamle bu kadar düşüşe neden olacak kadar önemli bir hamle değil. Ama dediğim gibi bahane arayan ortam bunu buldu ve kârları realize etme zamanı geldiğini düşünerek satışa geçti. Pek çok kişi de bu gelişmeyle paniğe kapılıp satışa geçtiler. Yükseliş de bir sürü psikolojisiydi düşüş de. Altın fiyatının (USD/Ons) son 20 gündeki gelişimini gösteren grafik (03.02.2026 saat 12.30) aslında her şeyin özeti gibi. Önce Trump’ın yarattığı risklere İran meselesi de eklenince panik halinde altına hücum yaşanıyor (1 ile gösterilen bölge) ve yaklaşık iki haft...

Altın ve Gümüşün Yükselişi ve Düşüşü

Piyasalar bir süredir adeta hipnoz altındaydı. Herkes, Donald Trump’ın Fed’in başına, Beyaz Saray’ın taleplerine hayır demeyecek; enflasyon riskini büyüme uğruna görmezden gelecek ve faizleri hızla aşağı çekecek güvercin bir isim atayacağını fiyatlıyordu. Bu beklentiyle dolar zayıflarken, altın güvenli liman algısıyla, gümüş ise hem endüstriyel talep hem de dolar ikamesi rolüyle hızla yükseliyordu. Merkez bankalarının rezerv tercihlerinde dolardan altına yönelmesi de bu hareketi destekleyen önemli bir faktördü.  Ancak Trump, yine piyasanın alıştığı senaryoyu bozdu. Fed Başkanlığı için adı öne çıkan Kevin Warsh, piyasaların beklediği sadık bir güvercin profilinden oldukça uzaktı. Daha önce Fed Yönetim Kurulu’nda görev yapmış, Wall Street deneyimi olan ve akademik kariyerini sürdüren Warsh, özellikle para politikasında şahin duruşuyla biliniyor. En önemlisi de siyasi baskılara karşı Fed’in bağımsızlığını önceleyen bir çizgiye sahip olması. Bu ihtimalin güçlenmesiyle birlikte, kol...

İşsizlik Gerçekten Düşüyor mu?

Resim
TÜİK, 2025 yılsonu işsizlik oranını yüzde 7,7 olarak açıkladığında kamuoyunda doğal olarak bir şaşkınlık oluştu. Çünkü daha bir ay önce, Kasım verilerinde işsizlik oranı yüzde 8,6 idi. Ne oldu da işsizlik bir ayda böylesine sert bir düşüş gösterdi? Bu sorunun yanıtını bulmak için manşetlere değil, rakamların arkasına bakmak gerekiyor. Aşağıdaki tablo mevsim etkilerinden arındırılmış verilerle Aralık 2024 ve Aralık 2025 sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteriyor (kaynak: TÜİK: İşgücü istatistikleri, Temel İşgücü Göstergeleri, Aralık, 2025): 15 yaş üstü nüfus artıyor. Bu çok normal çünkü ülke nüfusu artmaya devam ediyor. Buna karşılık işgücü, yani çalışanlar ile işsizlerin toplamı, yüzde 1,2 oranında azalmış . Nüfus artarken işgücünün küçülmesi, “ekonomi iyiye gidiyor” denecek bir durum değil. İstihdam da artmamış, tersine binde 2 oranında gerilemiş. Yani daha fazla insan çalışmıyor, aksine çalışan sayısı düşüyor. Asıl dikkat çekici olan işsiz sayısındaki yüzde 11’lik azalma. Burad...