Kayıtlar

Önümüzdeki Aylarda Enflasyon Hızla Düşecek

Resim
Enflasyonu Düşürmek İçin Faizi Düşürmek mi Gerekir Yükseltmek mi? İki tür enflasyon var: Talep enflasyonu, maliyet enflasyonu. Eğer bir ekonomide para, maldan çoksa o zaman talep enflasyonu oluşur. Yani ekonominin üretip de piyasaya arz ettiği mal ve hizmetler, insanların bunları satın almak için sahip olduğu imkânlardan daha az ise o zaman fiyatlar yükselir. Bunu önlemenin iki yolu vardır: Üretimi artırmak ve/veya faizi artırmak. Üretimi artırmak kısa vadede kolay değildir, yeni yatırımlar gerektirir. O zaman faizi artırarak insanların ellerindeki parayı harcamayıp tasarruf etmesini sağlamak yani talebi kısmak gerekir. Maliyet enflasyonu; üretimde kullanılan faktörlerin ve girdilerin fiyatlarının artmasıyla oluşur. Ücretler, kiralar, faizler ya da girdi olarak kullanılan petrol, doğal gaz, elektrik, hammadde, yarı mamul maddelerin fiyatları artmışsa maliyetler artmaya, fiyatlara yansımaya ve dolayısıyla enflasyonu yükseltmeye başlar. Maliyet enflasyonunu önlemek bir ölçüde bizim eli

Merkez Faizi İndirince Herkes Niye İndirmiyor?

Resim
Bilmem farkında mısınız? Dünyanın en ilginç para politikası deneyimini yaşıyoruz. Uzun süredir söylüyorum: Türkiye, sosyal bilimler için dünyada eşi benzeri bulunmayacak bir laboratuvardır. Enflasyonun yükseldiği bir ortamda Merkez Bankasının (TCMB), politika faizini Eylül 2021’de yüzde 19’dan başlayıp tedricen indirerek Kasım 2022’de yüzde 9’a getirmesi mesela müthiş bir deneyim. Bunu dünyanın hiçbir yerinde göremez, yaşayamaz ve gözlemleyemezsiniz. Gelin bu konuyu en başından teoriden başlayıp uygulamaya doğru adım adım inceleyelim yani bir çeşit olay yeri incelemesi yapalım. Faiz, pek çok şekilde tanımlanıyor ama ekonomi bilimi açısından; satın alma gücünü belirli bir dönemde başkasının kullanımına devretmenin bedeli olarak tanımlanması sanırım en doğru tanım olur. Gelir iki şekilde kullanılır: Tüketim ve tasarruf. İnsanları tasarrufa özendirmenin yolu onların tasarrufuna enflasyonun biraz üzerinde bir faiz vererek satın alma güçlerini korumalarını sağlamaktan geçer. Aksi takdirde

Suudi Arabistan’dan Beş Milyar Dolar

Medyada “Suudi Arabistan’ın TCMB’ye 5 milyar dolar mevduat yatıracağı” yazıldı. Ne var ki benim aklıma gelen soruların hiçbirinin yanıtını bu yazılanlarda bulamadım. Hızlıca TCMB ve Hazine ve Maliye Bakanlığı sitelerine baktım ama konuyla ilgili hiçbir açıklama yoktu. Sonra sosyal medyayı inceledim, bazı yorumlar gördüm. Paranın hangi başlık altında geleceğine ilişkin yorumlarda mevduat diyen de vardı, swap diyen de, depo hesabı diyen de. Aklıma takılan sorular şunlardı: (1) Parayı yollayacak olanın Suudi Arabistan olduğu yazılıyor ama Suudi Arabistan devleti mi, Suudi Arabistan Merkez Bankası mı yoksa Suudi Fonu mu olduğuna ilişkin hiçbir açıklama yok. Oysa kime borçlu olacağımızı bilmek gerekir diye düşünüyorum. (2) Para hangi biçimde gelecek? Swap işlemi mi yapılıyor? Borç olarak mı geliyor? Depo hesabı olarak mı geliyor? (3) Gelecek olan paranın maliyeti ne olacak? Faiz mi ödenecek? Kâr payı mı ödenecek? Maliyeti normal borçlanmadan düşük mü olacak yüksek mi olacak? (4) Geleceği

Finansal Göstergelerle Ekonominin Sorgulanması

Resim
Şimdiye kadar ekonomiyi çoğu kez makroekonomik göstergelere bazen de mikroekonomik göstergelere göre ele alıp değerlendirdik. Bu kez finansal göstergeleri ele alıp bazı değerlendirmeler yapacağız. Önce bir tablo sunalım. [i] 2021 Kasım ayı ile 2022 yılı Kasım ayı arasında geçen bir yıllık sürede neler olduğunu ortaya koyan tablodaki gelişmeleri açıklamaya çalışalım: (1) Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 16’dan yüzde 10,5’e düşürmüş. Bu, yüzde 34 oranında bir faiz düşüşünü ifade ediyor. Normal olarak TCMB’nin faizinde bu kadar düşüş olduğunda ekonomide diğer faizlerin de hızla düşmesi gerekir. Oysa tam tersi olmuş: Mevduat faizleri yüzde 28, tüketici kredisi faizi yüzde 36 oranında artmış. (2) Hükümetin ‘faiz neden enflasyon sonuçtur’ tezini kanıtlamak üzere sürekli faiz indirimine gitmesine karşın Enflasyon (TÜFE) yüzde 21,3’den yüzde 85,5’e yükselmiş. (3) Hükümetin kur korumalı mevduat (KKM) başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle yabancı para mevduatı (YP Mevduat) TL mevdu

Dış Ticarette Durum Parlak Görünmüyor

Resim
  İhracat ve İthalat Yalnızca ihracat verisine bakarsak ihracattaki değer artışı başarılı bir dış ticaret performansını işaret ediyor. Buna karşılık ithalatı da resme katarak baktığımızda durum öyle parlak görünmüyor. Aşağıdaki tablo bu durumu sergiliyor (tablo TÜİK, Dış Ticaret İstatistikleri Haber Bülteni Eylül 2022’den alınmıştır.) Ocak – Eylül 2022 dönemi itibarıyla ihracat (FOB) 2021 yılının aynı dönemine göre yüzde 17 artmışken ithalat yüzde 40,4 artmış. Yalnızca Eylül ayına bakarsak fark giderek açılıyor gibi görünüyor. Aynı dönem itibarıyla 2021’de ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,2 imiş. Yani her 100 dolarlık ithalata karşılık 83,2 dolarlık ihracat yapmışız. 2022 yılında bu oran yüzde 69,4’e gerilemiş. Normal koşullarda bir ülkenin parası dış değerini kaybettiğinde ihracat ucuzlayacağı için talep artışı nedeniyle ihracatının artması ithalat pahalanacağı için talep düşüşü nedeniyle ithalatının düşmesi gerekir. İhracat artıyor ama TL’deki hızlı değer kaybına yanıt

2022 Biterken Türkiye Ekonomisinin Görünümü

Resim
Büyüme ve İstihdam Türkiye, Covid 19 salgını sonrasında yükselen enflasyon eğilimi karşısında enflasyonu hedef alıp düşürmeye çalışan pek çok ekonominin tersine büyümeyi yüksek tutmayı ve istihdamı önce korumayı sonra da artırmayı hedef aldı. Para ve maliye politikalarını bu çerçeveyle uyumlu olacak şekilde oluşturdu: Faizleri düşürürken çeşitli vergilerde de indirimler yaptı, kamu harcamalarını artırdı, asgari ücreti ve devlet yardımlarını yükseltti. Bu ve benzeri politikalarla büyümeyi ilk yarıda yüzde 7,6 oranında, işsizlik oranını da yüzde 10 dolayında tutmayı başardı. Üçüncü çeyrekten başlayarak perakende satış hacmi verilerinden gözlemleyebildiğimiz şekliyle talepte canlılığın devam etmesine karşılık sanayi üretim endeksine baktığımızda sanayi üretiminde düşen bir tempo gözlemliyoruz. Bu çerçevede 2022 yılının yüzde 5 – 5,5 dolayında bir büyüme oranıyla tamamlanmasını bekliyoruz. Yüzde 7,6’dan yüzde 5 – 5,5’a düşüş, çok önemli bir gerilemeye yol açmayacağı için işsizlik oranınd

Kitaplar ve Yorumlar 2022 - 7

Con Sinov, Yarının Adamı / Mustafa Kemal’i Anlamak, Masa Yayınları, 2022 Con Sinov, bu takma adla twitterda tarihimizle ilgili yalanları çürüten son derecede akıcı ve açık anlatımlı bilgiseller yayınlıyor. Kendisiyle yüz yüze karşılaşmadım ve o anlamda tanışmıyoruz ama birbirimizi izliyoruz ve arada bir karşılıklı mesajlaşarak kafamıza takılanları birbirimize soruyoruz. Kitabı elime aldığımda ‘Mustafa Kemal Atatürk üzerine kim bilir kaçıncı kitabı okuyacağım, bilmediğim bir şey kaldı mı?’ diye aklımdan geçirmiştim. Gerçekten de Atatürk üzerine onun yaşadığı dönem ve olaylar üzerinde kaç kitap ve makale okuduğumu hatırlayamayacak kadar çok okuma yapmıştım. Ona karşın bu kitap beni çok şaşırttı: Önceki okuduklarımdan farklıydı. Con Sinov’un bilgisellerindeki o akıcı, yalın ve net üslupla yazılmıştı ve tarihi adeta bir roman üslubuyla anlatıyordu. Kitaptan, Atatürk’ün yaşadıklarıyla ilgili bilmediğim, az bildiğim veya tam olarak doğrusunu bilmediğim şeyler öğrendim. Bu kitabı herkesin o

Faizi Düşürmek ve Kuru Tutmak Uğruna

Resim
Cumhurbaşkanı yıllar önce “faiz enflasyonun nedenidir” diye bir görüş açıkladı. Bilim insanları (büyük çoğunluk itibarıyla) bu görüşe karşı çıktılar ve bazıları tam tersinin geçerli olduğunu bazıları da enflasyonla başlayan ve faizle devam eden olgunun dönüp tekrar enflasyonun nedeni olabileceğini söylediler. Bu konuyu analiz edebilmek için neden – sonuç ilişkilerine bakmak gerekir (ayrıntılı bilgi için Remzi Kitabevi yayınlarından çıkmış olan Ekonomide Analiz adlı kitabıma bakılabilir.) (1) Tek bir neden tek bir etkiye ve tek bir sonuca yol açabilir. Para arzında, reel büyüme ve enflasyondan daha yüksek bir artış enflasyonun yükselmesi sonucunu getirebilir. (2) Tek bir neden birden fazla etkiye ve dolayısıyla sonuca yol açabilir. Dış kaynağa ihtiyacı olan bir ekonomiye döviz girişi azalırsa bu, kurların yükselmesine ve o da enflasyona yol açar. (3) Birden fazla neden ortak bir sonucun ortaya çıkmasına yol açabilir. İşsizlik artar, kamu giderleri azalır, ekonomik aktivite düşerse büy

Artık Bütçelerimiz Altı Aylık

Resim
Toplumun birçok önemli konuya olan duyarlılığında ciddi bir düşüş var. Bunların başında bütçe geliyor. Devletin bir yıl içinde hangi gelirleri, nasıl toplayacağını ve nerelere harcayacağını gösteren bütçe, eskisi kadar ilgiyle izlenmiyor. Bu ilgisizlik geçmişte de vardı ama şimdiki boyutta değildi. Beyannameli vergi mükellefleri ödemesi gereken vergiyi ödemediği, stopajla vergisi kesilenler ise tam olarak neyi ödediğini bilmediği için harcanan paraların hesabını sorma düşüncesinden uzak kalıyorlar. Oysa gelişmiş ülkelerde toplanan verginin ve en az onun kadar bu verginin nerelere harcandığının hesabı sürekli sorulur. Bizde de eskiden iyi kötü bu hesaplar sorulur ve verilmeye çalışılırdı. Bu temel yaklaşımla ilgili ilk meydan okuma Özal’ın bütçe dışı fonlarıyla oldu. Osmanlı’yı batıran çoklu Hazine sisteminin bir benzeriydi o fonlar. Kimin neyi nereye harcadığı bilinmiyordu. Fonlar üzerinde Sayıştay denetimi yoktu, dolayısıyla TBMM’nin denetimi de mümkün olamıyordu. Denetim, yürütmeye b

Muhalefete Eleştiriler ve Öneriler

Bir ülkede enflasyon yüzde 90’ları zorluyorsa, risk primi 700’ün üzerindeyse, nüfusun yarıdan fazlası geçim derdindeyse, gelir dağılımı bozulmaya devam ediyorsa, demokrasi, hukukun üstünlüğü, eğitim kalitesi gibi sosyal ve siyasal göstergeler sürekli geriye gidiyorsa, o ülkede siyasal iktidarın oyunun hızla düşmesi, muhalefetin oyunun hızla artması gerekir. Ne var ki Türkiye’de böyle olmuyor. Siyasal iktidarın (AKP) belirli bir çekirdek seçmen kitlesi var. Bu kitle (yüzde 20 diyelim) gidiş ne yönde olursa olsun AKP’yi destekliyor. Ama bunun üstündeki seçmenler, muhalefetin çözüm getiremeyeceği görüşünde olduğu için aslında soruna neden olmuş olan AKP’yi destekliyor. Tuhaf bir durum var karşımızda: Ülkeyi yirmi yıldır AKP yönetiyor, ülkenin bugün geldiği aşamanın sorumlusu AKP, ama seçmenin yüzde kırkı ülkeyi AKP’nin düzlüğe çıkaracağına inanıyor. Böyle bir durumda muhalefetin şu soruyu yanıtlaması gerekiyor: “Biz ne yapıyoruz (ya da yapmıyoruz) da bu kadar yanlışına, hatasına, açığına