Yayınlar

Her Büyüyen Ekonomi Gelişmiş Olmaz

İngiliz düşünürü Thomas Hobbes (1588 – 1679), Oxford Üniversitesinde öğrenim görmüştü. Ünlü kitabı Leviathan’da; liberalizmin, ülkeyi yöneten Egemen’in iktidarını sınırlandırma aracı olarak geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesine karşı çıkmıştı. Çünkü Hobbes’a göre güçleri ayırmak Egemen’i zayıflatır, gücünü azaltır, böyle bir zayıflık ortaya çıktığında insanlar doğaları gereği yine güç savaşına girerler ve bu gidiş sivil savaşa yol açar. Hobbes’a göre insan insanın kurdudur (homo homini lupus.) Bu yüzdendir ki mutlak egemenlik, devleti yıkılmaktan korumanın gerekli koşuludur. Siyasal ve dinsel iktidarlar arasında yapılan ayırım Hobbes’a göre iktidar gücünü zayıflatacak bir ayırımdır. O nedenle bu ikisi tek elde toplanmalıdır. Hobbes, meşruti monarşi, aristokrasi ve demokrasi gibi yönetim biçimleri olduğu gerçeği kabul edilse bile asıl olarak egemenin gücünün mutlak olması gerektiği görüşündedir. Hobbes’un mutlak monarşiden yana olduğunu desteklemek için verdiği örnek evrenin tek bir Tan

Türkiye’nin Dünyadaki Yeri 2020

Resim
Aşağıdaki tablo; Türkiye’nin dünyadaki sosyal, siyasal ve ekonomik yerine ilişkin gösterge ve endeksleri bir araya getiren ve aynı gösterge ve endeksleri 2015 yılındaki durumla karşılaştırıyor (Kaynak: https://knoema.com/atlas . Bu site yayımladığı verileri IMF’nin World Economic Outlook April 2021 Database setinden alıyor. İkisi arasında fark olduğu hallerde IMF verisi esas alınmıştır. Endeksler içinde yalnızca Yolsuzluk Algı Endeksi ‘en düşük puan en iyi’, diğerleri ‘en yüksek puan en iyi’ olarak düşünülmelidir.) Türkiye’nin nüfusu artıyor olsa da nüfus büyüklüğü açısından dünya sıralamasındaki yeri değişmiyor. Buna karşılık kentli nüfusu arttıkça orada yukarı doğru ilerliyor. Doğuşta beklenen yaşam süresi de artıyor. Türkiye, son beş yılda 200 milyar dolardan fazla GSYH kaybıyla, kişi başına gelirde 2.400 dolardan fazla kayıpla karşılaşmış, GSYH büyüklüğü açısından 16’ncı sıradan 18’inci sıraya, kişi başına gelirde 64’üncü sıradan 72’nci sıraya gerilemiş bulunuyor. Enflasyon ve işsi

Ben Düşündükçe Var Dünya

Bu yazım   Radikal Gazetesinde 12.02.2004 günü yayınlanmıştır.  Pazar günü annemi kaybettim. Cumhuriyet'in ilanından bir yıl önce doğmuştu annem. Cumhuriyet'in ilk kuşağı arasında yetişmiş, Cumhuriyet'in ilk heyecanlarını yaşamış, cumhuriyet eğitimi almıştı. Küçücük bir ortaokul öğrencisiyken kim bilir hangi heyecanlarla söylemişti Onuncu Yıl Marşını.

Kitap Önerileri

Ekrem Alican: Günlükler (1956 – 1966), Binnur Mörel Büyükertan (Hazırlayan), YKY Yayınları, 2021 Alican ailesinin sunuş yazısını yazma onurunu bana verdikleri bu kitap ülkenin yetiştirdiği en dürüst ve ilkeli siyasetçilerden olan Ekrem Alican’ın 1956 – 66 arasındaki on yıllık dönemi anlatan günlüklerinden oluşuyor. Günlüklerinde Alican, Demokrat Parti milletvekili olarak başladığı, Hürriyet Partisi kurucuları arasında yer aldığı, Yeni Türkiye Partisi’nin kurucusu ve genel başkanı olduğu, Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yaptığı dönemde yaşadıklarını anlatıyor. Kitaptan bir alıntı: “Dünyanın geçirdiği asırlar boyu tecrübeler göstermiştir ki; çeşitli diyarlarda evvela iktisadi kalkınma sonra hürriyet diyerek, istibdat zihniyetinin uşaklığını yapanlar, büyük suiistimal şebekelerinin, büyük menfaat gruplarının bedbaht alet veya ortakları oldukları hakikatini, hiçbir zaman gizlemek imkânını bulamamışlardı’ diyordum.” Cumhuriyet tarihimize ışık tutan bu çok önemli kitabı okumanızı

Dış Ticaret ve Turizmde Son Durumumuz

Resim
Dış Ticaretin Durumu 2020 yılında TL yüzde 25’e yakın değer kaybı yaşadığı halde ihracat yüzde 6,2 azalmış, ithalat ise yüzde 4,4 artmıştı. Bu gelişme, ilk bakışta; ‘ülkenin parası dış değer kaybına uğrarsa ihracatı artar, ithalatı azalır’ şeklinde formüle edilen genel kabule aykırıydı. Konuya biraz daha ayrıntılı baktığımızda bu farklı durumun bizim mal sattığımız ekonomilerin durumunun kötüleşmesinden kaynakladığı anlaşılabiliyordu. Durumu kötüleşene ekonomiler fiyat ucuzlasa bile talebi düşürdükleri için bizim ihracatımız azalmıştı. Buna karşılık bizim ekonomimiz 2020 yılında düşük hızda da olsa büyümeye devam ettiği için, artış hızında düşüş olsa da, ithalat artmaya devam etmişti.

Kitaplar ve Kitaplar

“Sizi Bırakmayı Muvafık Bularak Tatlîk Ettim”, Murat Bardakçı, T. İş Bankası Yayınları, 2021 Mustafa Kemâl Paşa ile Latife Hanım’ın boşanmalarının belgeli öyküsünü anlatan Murat Bardakçı’nın bu kitabı olağanüstü bir kitap. Elime aldığımdan itibaren bırakamadım. Latife Hanım’ın boşandıktan sonra yazdığı mektuplarda bile Paşa’ya aşkını ve hayranlığını yansıtması son derecede etkileyici. Bir örnek vereyim. Mustafa Kemal Paşa’nın, boşanmalarından sonra İzmir’e ilk gidişinde Latife Hanım’ın kendisine yazdığı mektuptan bir pasaj: “Sana hissiyle, fikriyle, bütün mevcudiyetiyle, ebediyyen mağlub ve merbut (bağlı) bir âşık sıfatıyla! Bütün geçtiğin yollarda, seni hatve hatve (adım adım) takip ettim. Ne ilâhi bir adamsın…Hepimizin vazifesi hitabelerinin her kelimesini vatanın müdafileri olacak olan genç neslin tâ kalbine hakketmektir.” Bu kitap herkesin kitaplığında olmalı.

Altın Rezervi ve Rezervlerin Son Durumu

Resim
Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri ve onun içindeki altınlar son dönemin en çok tartışılan ekonomik konusu olmaya devam ediyor. Önce TCMB sitesinde yer alan rezerv tanımına bir bakalım (Kaynak: TCMB sitesinde ödemeler dengesi istatistikleri/uluslararası rezervler ve döviz likiditesi/metaveri.) “Resmi Rezerv Varlıkları ve Diğer Döviz Varlıkları: Resmi rezerv varlıkları; döviz varlıkları, parasal altın (tabloda sadece altın olarak geçer), SDR’ler, IMF rezerv pozisyonu ve diğer döviz varlıklarından oluşur. Döviz varlıkları, menkul kıymetler, efektif mevcudu ve depo hesaplarından oluşmaktadır. Döviz varlıkları, yurt içi ve yurt dışı bankalarla yapılan finansal türev işlemleri kaynaklı varlıkları da içermektedir. Menkul kıymetler ise, yurtdışı borsalardan satın alınmış sabit getirili devlet ve/veya hazine tahvillerini göstermektedir. IMF Rezerv Pozisyonu, Türkiye’nin IMF nezdinde bulunan ve her an kullanıma hazır olan yabancı para varlıklarıdır. SDR’ler, IMF tarafından üye ülkelerin kot

Rezervlere Ne Oldu?

Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinde ortaya çıkan azalmanın miktarı ve nedeni 2019 sonunda TCMB’nin swaplar hariç net rezervleri 18,4 milyar dolardı. 2020 sonu itibarıyla bu tutar eksi 58,4 milyar, 9 Nisan 2021 itibarıyla da eksi 60,6 milyar dolardır. Demek ki TCMB’nin rezervi kalmadığı gibi emaneten kendisinde bulunan rezervleri tamamlaması için bugün itibarıyla 60,4 milyar dolar bulması gerekiyor. Son 15 ayda rezerv kaybı (artı 18,4 milyar dolardan eksi 60,6 milyar dolara inişle) 79 milyar dolar olmuş. 2020 yılsonunda eksi 58,4 milyar dolar olan rezervler 9 Nisan 2021’de eksi 60,6 milyar dolar olduğuna göre rezervlerdeki azalma 2021 yılında durmamış, artmaya devam etmiş görünüyor. Buna ek olarak TCMB Başkanının yaptığı açıklamadan iki kurum arasında 2017 yılında yapılan (ve bu açıklamaya kadar kamuoyuna duyurulmamış olan) bir protokolle TCMB’nin Hazine’ye döviz sattığı, Hazine’nin de bu dövizleri kamu bankaları aracılığıyla kurun yükselmesini önlemek amacıyla piyasaya verdiği ortaya

Hazinenin İç Borçları

Resim
Merkezi yönetim ifadesi kamu kesiminin en büyük bölümünü kapsar. Bu çerçevede şu kurumlar yer alır: Genel bütçe içinde yönetilen daireler (TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Yargı Organları, Bakanlıklar vb.), özel bütçeli idareler (YÖK, Üniversiteler, Karayolları G.M., Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları G.M. vb.) ve düzenleyici ve denetleyici kurumlar (BDDK, TMSF, SPK, RTÜK vb.) Merkezi yönetimin brüt borç stoku aşağıdaki tabloda sergileniyor:

Beklentiler Nasıl Bozuldu?

Resim
Ekonomik birimler (tüketiciler, üreticiler, şirket yöneticileri) kötü şeyler olacağını beklerse kötü şeyler, iyi şeyler olacağını beklerse iyi şeyler olur. Çünkü bu birimler beklentilere göre tavır alırlar. Örneğin enflasyonun yükseleceğini beklerlerse ürettikleri, sattıkları mal ve hizmetlerin fiyatlarını artırırlar. Ve sonuçta enflasyon yükselir. Beklentileri en çok etkileyen şeylerin başında hükümetlerin ve merkez bankalarının uyguladığı politikalar ve yaklaşımlar gelir. Hükümetin ya da merkez bankasının aldığı yanlış kararlar ya da alması gerektiği halde almadığı bazı kararlar yine beklentileri bozarak ekonomi politikasının etkisiz kalmasına yol açar. Enflasyonun artışa geçtiği bir ortamda enflasyonla mücadele edeceğini açıklamış bir hükümetin vergileri indirmesi ya da enflasyon hedeflemesi uygulayan bir merkez bankasının hızlanan enflasyon ortamında faizleri düşürmesi enflasyonun yükseleceğine ilişkin beklentiler oluşturur.