Kayıtlar

Yağmurdan Kaçarken

Resim
Ulusal para yerine yabancı bir rezerv parayı tutmak, onunla işlem yapmayı tercih etmek anlamına gelen dolarizasyon ya da bilimsel ifadesiyle para ikamesi Türkiye’nin eskiden beri baş belasıdır. Enflasyon yüksek olduğu için insanlar, tasarruflarını, satın alma gücünü sürekli kaybeden Türk Lirası yerine dolar, euro gibi rezerv paralar üzerinden saklamayı tercih ederler. Bu olgu sadece Türkiye’ye özgü değildir. Konvertibiliteye geçmiş yani döviz alış verişini serbest bırakmış ama enflasyonunu düşürmeyi başaramamış çoğu gelişmekte olan ülkede benzer bir durum geçerlidir. Dolarizasyonu önlemenin yolu ulusal parayı istikrarlı duruma getirmek yani enflasyonu önlemektir. İç değeri düşmeyen bir ulusal paranın dış değeri de düşmeyeceği için insanlar birikimlerini yabancı paraya çevirmeyi tercih etmez ve dolarizasyon dediğimiz olgu yaşanmaz. Türkiye’de dolarizasyonun seyri 2002’den bu yana şöyledir: 2001 krizinden çıkıldığında dolarizasyon oranı % 57 idi. Yani bankalardaki her 100 liralık mevdu

Dolardan TL'ye Geçişin Nedenleri ve Sonuçları Üzerine

Resim
Yerel seçimlerden sonra döviz kurlarında sabitleşme eğilimi oluşunca döviz bozdurma eğilimi hızlandı. Son haftalarda yabancı para mevduatındaki (soldaki grafik) ve Türk Lirası mevduatındaki (sağdaki grafik) eğilim şöyle (grafikler BDDK günlük bültenden alındı): Görüleceği gibi yabancı para mevduat gerilerken TL mevduat yükseliyor. İnsanlar ellerindeki, banka mevduat hesaplarındaki dövizlerini bozdurup TL mevduat hesabı açıyorlar. Bunun iki nedeni var: (1) Bankalar döviz mevduatına faiz vermiyor. (2)   USD/TL kuru son zamanlarda sabitleşme eğilimi gösteriyor ve yakın gelecekte kurun gerileyeceği tahmin ediliyor.   Bu durumu bir tablo eşliğinde anlatalım. Burada dolardan TL’ye çevrilen paranın üç ay süreyle (yıllık yüzde 50 üzerinden) üç ay süreyle yüzde 12,5 net faizle hesapta kalmasını örnek aldım. Bankada sıfır ya da sıfıra yakın faizle 100.000 dolar mevduatı bulunan bir kişi bu parasını bugünkü 32,20 USD/TL kurundan TL’ye çevirdiğinde 3.220.000 TL’si olur. Bunu bankaya üç aylık TL

Bileşen Hatası, Bölünme Hatası ve Devleti Şirket Gibi Yönetme Hatası

Bileşen (Terkip) Hatası Sosyal bilimlerde bileşen ya da terkip hatası, bir bütünü oluşturan bireyler (ya da birimler) için tek tek doğru ya da geçerli olan bir olgunun, o bireylerin (ya da birimlerin) oluşturduğu bütün için de benzer biçimde geçerliliğe sahip olacağını düşünmekle içine düşülen hatadır. Bu, yalnızca ekonomi bilimi için değil sosyal bilimler kategorisinde yer alan bütün dallar için geçerli bir hata biçimidir. O nedenle yalnız iktisatçıların değil, sosyologların, filozofların da uğraştığı bir durum olmuştur. Ekonomi biliminde terkip hatasının en tipik örneği tasarruf çelişkisidir. Bir kişi ya da birkaç kişi tasarrufunu artırırsa bu, onlar açısından pozitif bir gelişme olabilir ve toplum da bundan pek etkilenmez. Buna karşılık bir toplumu oluşturan bütün bireyler tasarruflarını artırırlarsa toplum bundan negatif etkilenir. Çünkü gelir iki şekilde kullanılır: Tüketim ve tasarruf. Gelirin değişmediği bir ortamda tasarrufun artması demek tüketimin azalması demektir. Tüket

Merkez Bankasının Durumu ve 2023 Zararı

Resim
Merkez Bankasının (TCMB) 2023 yılı durumunu ve zararını genel olarak değerlendirmeyi ve uygulanan yanlış politikalardan ders çıkarmayı amaçlayan bu yazıdaki bütün veriler, aksi belirtilmedikçe, TCMB finansal tabloları üzerine yazılmış bağımsız denetçi raporundan alınmıştır ( raporun linki için son not 1'e bakınız. )    Şimdi bu verilerden hareket ederek TCMB’nin 2023 yılı faaliyet sonuçlarını değerlendirelim. TCMB’nin Hissedarları ve Kâr Dağıtımından Alacakları Paylar Önce TCMB’nin kâr ettiğinde bu kârdan kimlerin pay alacağına yani Bankanın hissedarlık yapısına bir bakalım: Bu yapıya göre TCMB’nin yüzde 55’i Hazine ve Maliye Bakanlığı’na (Hazine), yüzde 19’u sermayesi Hazine’ye ait olan Ziraat Bankası’na ait bulunmaktadır. Kalan hisseler içinde başka bazı kamu kurumları ya da kamu kesimi ortaklı kuruluşlar yer almaktadır. Bir başka ifadeyle bir anonim şirket olan TCMB’nin hisselerinin büyük çoğunluğu kamu kesimine aittir. Hissedarlar arasında yer alan Mervak; Merkez Bankası Me

Yaz Aylarında Enflasyon Nasıl Düşecek?

Resim
Yapılan bütün açıklamalarda enflasyonun yaz aylarında hızla düşeceği anlatılıyor. Bu anlatılırken de genellikle uygulanan programın sonucu olarak böyle bir gelişme olacağı ya vurgulanıyor ya da ima ediliyor. Oysa enflasyonda ortaya çıkacağı ifade edilen düşüş [i] baz etkisi [ii] dediğimiz bir gerçeğin ortaya çıkacak olmasından kaynaklanacak. Bu durumu açıklamak için önce Nisan – Aralık ayları arasında ortaya çıkacak aylık enflasyon oranlarını esas alan senaryolardan oluşan bir tablo paylaşayım sonra da bu tablo üzerinden enflasyonda düşüşün nasıl ortaya çıkacağını anlatayım. Tablo: Çeşitli Senaryolara Göre Yıllık Enflasyon Oranı Tahmini (2022 Aralık ile 2024 Mart ayları arasındaki beriler TÜİK verilerinden alınmıştır. Nisan 2024 ile Aralık 2024 arasındaki veriler ise çeşitli senaryolara göre tahminleri göstermektedir.) Bu karışık görünümlü tabloyu açıklayarak başlayalım. Tablonun 1 numaralı sütunu sarı boyalı bölgeye kadar gerçekleşmiş aylık TÜFE enflasyonu oranlarını gösteriyor

IMF’nin Türkiye Ekonomisi 2024 Falı Üzerine Düşüncelerim

Resim
Fal sözcüğünü başlıkta özellikle kullandım. Çünkü içinde bulunduğumuz dönem doğru dürüst tahmin yapma olanağını vermiyor. Her an bir yerde sorun çıkıyor, savaş dalgaları alevleniyor, bunlara ek olarak bu yıl dünyanın dört büyük ekonomisinden birisi olan Euro Bölgesi durgunlukla savaşıyor, diğeri olan Çin eski ivmesini kaybetmiş durumda devam ediyor, Japonya uzun süredir devam eden durgunluktan çıkma yolunda son derecede zayıf sinyaller veriyor. Dört büyük ekonomi arasında en iyi durumda görüneni ABD ekonomisi gibi olsa da orada da bu yıl seçimlerin olması durumu belirsiz hale getiriyor. Bu gelişmeler, petrol, doğal gaz, altın, emtia fiyatlarını dalgalandırıyor. Bütün bunlara Türkiye’nin kendine özgü belirsizlikleri, sıkıntıları da eklenince yapılan iş tahmin değil büyük ölçüde fal bakmaya dönüşüyor. Aşağıda IMF’nin Türkiye ekonomisiyle ilgili yeni tahminleri yer alıyor. IMF’nin tahminleri 2028’e kadar uzansa da ben buraya 2024’den ötesini almadım. 2024 yılı için yapılan tahminler bil

Ödemeler Dengesi Ne Durumda?

Resim
Ödemeler dengesi, geniş tanımıyla, bir ekonomide yerleşik kişilerin, başka ekonomilerde yerleşik kişilerle belirli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemlerin sistematik kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiksel bir rapordur. Burada asıl olan Türkiye’de yerleşik kişilerin başka ülkelerde yerleşik kişilerle yaptıkları işlemlerdir. Bu işlemlerde kullanılan paranın cinsi veya bu işlemleri yapan kişilerin uyruğu önemli değildir. Ödemeler dengesinin en önemli alt dengesi cari işlemler dengesidir. Ödemeler dengesi hesapları içinde yer alan mal ve hizmet ticareti (ihracat ve ithalat) ile birincil ve ikincil gelir hesaplarını [i] kapsamaktadır. Cari işlemler hesabında, gelirler giderleri aşmışsa cari fazla, giderler gelirleri aşmışsa cari açık söz konusu olur. Eldeki son veri Şubat 2024 ayına ait veriler. Buna göre 12 aylık cari açık 31,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bir başka ifadeyle Türkiye’de yerleşik kişilerin yabancı ülkelerde yerleşik kişilerle yaptıkl

2024 Dünya ve Türkiye Ekonomisi Tahminleri

Resim
IMF’nin Bahar toplantısı başlarken yayınladığı Dünya Ekonomik Görünümü (WEO) raporunda 2024 için yenilenmiş tahminler yer alıyor.  Öncelikle dünya ekonomisinin görünümünü 2022 ile karşılaştırmalı olarak paylaşalım: Dikkati çeken ilk husus gelişmiş ekonomilerin dünya GSYH’sindeki payı hafifçe gerilerken gelişme yokundaki ekonomilerin payının hafifçe artmasıdır. İkinci olarak ABD’nin GSYH’deki payının artmasına karşılık Euro Bölgesinin payındaki gerileme dikkat çekicidir. Üçüncü önemli nokta Çin ve Hindistan’ın paylarının artmaya devam etmesidir. Türkiye’nin görünümünde bir değişiklik yoktur. 2023 yılına ilişkin bu görünümün 2024 yılında nasıl değişeceğine bakalım şimdi de. IMF, dünyanın 2024 yılında yüzde 3,2 oranında büyüyeceğini, bu büyümeye gelişmiş ekonomilerin yüzde 1,7’lik gelişmekte olan ekonomilerin de yüzde 4,2’lik katkı vereceğini tahmin ediyor. 2023 yılında yalnızda yüzde 0,3 büyüdüğü tahmin edilen dünya ticaretinin 2024 yılında toparlanarak yüzde 3 büyümesi bekleniyor. G

Dünya Bankasından Gelecek Parayla İlgili Sorular ve Yanıtlar

Resim
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Dünya Bankasından (DB) 18 milyar dolar tutarında ek kredi alınmasıyla ilgili anlaşmaya varıldığını açıklaması üzerine pek çok soru ve tartışma konusu ortaya atıldı. Bu soruların çoğu toplumun son yıllarda kamu kesiminin para ve para kullanımı konusunda yaşadığı travmayı yansıtacak şekilde kuşkularla dolu bulunuyor. Bu sorulardan en önemlilerini yanıtlayayım. Soru: DB kredisiyle IMF’den alınacak para arasında ne fark vardır? Yanıt: DB, kamu kesiminin yatırım projelerine veya kamu kesiminin sektörel yeniden yapılanma programlarına kredi verir. Proje kredileri için örnek olarak liman yapımı projeleri, atık tesisi projeleri, depreme maruz kalan bölgelere altyapı yapım projeleri vb. verilebilir. Program kredilerine örnek olarak da sağlık sektörü iyileştirme programı kredisi, mali sektör yeniden yapılandırma programı kredisi gibi örnekler verilebilir. DB, son yıllarda ağırlıklı olarak iklim ve çevre projelerine kredi vermektedir. IMF’in vereceğ

Yüz Yılda Geldiğimiz Yer

1923’de Türkiye Cumhuriyeti ilan edildiğinde GSYH 570 milyon dolar, kişi başına gelir 48 dolar, ihracat 57 milyon, ithalat 80 milyon dolardı. Sanayinin payı GSYH’nin yüzde 10’undan azdı. Gerçek anlamda okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 3 dolayındaydı. Lozan Antlaşması imzalandığında İstanbul ve Çanakkale Boğazları uluslararası gücün yönetimindeydi, Hatay Türkiye sınırları içinde değildi. Boğazların Türk egemenliğine geçişi 1936 yılında Montrö Antlaşmasıyla oldu. Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması 1939 yılında gerçekleşti. Türkiye, Cumhuriyetin ilanından sonra sayısız fabrika ve üretim kurumu kurdu, sanayileşmeyi hızlandırdı, eğitime ağırlık vererek okuma yazma sorununu çözdü, 1929 Büyük Depresyonu ve İkinci Dünya Savaşına karşın gücünü ve üretimini artırarak ilerledi. Özetle Türkiye, özellikle 1945 sonrasında yaptığı bazı hatalara ve çözmesi gereken sorunlarını çoğaltmasına karşın çok kötü başladığı yirminci yüzyılı zaman ilerledikçe lehine çevirmeyi Osmanlı’dan devralınan dı