Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Laik

Devlet yönetiminde dinin refreans olarak alınmamasını, devletin din karşısında tarafsız olmasını savunan yaklaşım anlamına gelen laik sözcüğünün yolculuğu Yunanca’da halka ait, ruhban olmayan anlamına gelen laikos’a kadar gidiyor. Yunaca’dan Latince’ye ‘laicus’ olarak geçmiş olan sözcük Fransızca’ya ‘laicite’ olarak geçmiş. Roma İmparatorluğu’nda din adamlarına ‘clerici, din adamı olmayanlara da ‘laici’ adı veriliyordu. Laisizmin İngilizce’deki karşılığı ‘secularism’dir. Türkçe’de laiklik de sekülerlik de kullanılmakla birlikte yaygın olan ifade laiklik sözcüğüdür. Her iki ifade de din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına geliyor.  Ortaçağ tarihi uzmanı Joseph Strayer, kilisenin, kamusal yetki ya da görevleri bulunmayan bir özel topluluk olarak kabul edilmesinin, laik yönetim tarzının temel çıkış noktası olduğunu söylüyor. [i] Strayer’e göre bir toplum, laik yönetim tarzına geçtiğinde, siyasal yönetimde kilisenin etkisi tümüyle ortadan kalkmış demektir. Bu anlamda kilise, devlet yön

Hititlerde Para Politikası ve Döviz Kuru

Hititlerin para yerine kullandığı şekel, aynı zamanda, tıpkı bugünkü İngiltere parası Sterlin’de olduğu gibi, bugünkü ölçüyle 12,5 grama eşit bir ağırlık ölçüsüydü. Para yerine kullanılan şekel, 12,5 gram ağırlığında gümüş çubuk ve halkalar şeklindeydi. Bir üst ağırlık ve para birimi olan 1 Mina, 40 şekele, yani 500 gram ağırlığa eşitti. Hitit yasalarında bazı malların fiyatları yazılıydı: Koyun 1 Şekel; yünüyle birlikte koyun derisi 1 Şekel; koyun eti 1/10 Şekel; keçi 0.75 Şekel; inek 7 Şekel; at 14 Şekel; katır 1 Mina; dana derisi 1/10 Şekel; mavi yün elbise 20 Şekel; geniş keten kumaş 5 Şekel ediyor. Katırın, attan daha pahalı olması ilginç görünüyor. Ya katır sayısı azdı ya da katır, attan daha fazla işe yarıyordu. Koyununu satmak isteyen kişi, bu satışı yapıp 1 şekel alacak yerde, koyunu kesip etini 1/10 Şekele, yünüyle birlikte derisini de 1 Şekele satarsa 1 tam 1/10 Şekel alabiliyordu. Buna göre koyunu kesme ve derisini yüzme emeğinin karşılığı da onda bir Şekel olarak belirle

Sahte Sultan'dan Günümüz İçin Seçme Sözler

Mahfi Eğilmez, Sahte Sultan, Remzi Kitabevi Yayınları, 2021 Cemal Süreya'nın bir sözü (Murat K.’nin) zihninde dolaşıp duruyordu: "Önce sevdiğiniz terk eder sizi, ardından uykunuz." Murat, Rüya’ya dedi ki: "Sana bir şey söyleyeyim mi bu ülkede hiçbir dosya tam olarak kapanmıyor, yargı kararı olsa bile..." Napoleon Bonaparte'nin sözü geldi aklına: “Dünya tek bir devlet olsaydı başkenti İstanbul olurdu” Marta G.’nin İstanbul gözlemleri: “Oysa burada mesai saatlerinde bile yollar, kafeler, dükkânlar doluydu. Bu kadar insan sokaklarda ne yapıyordu? Bu insanlar ne zaman para kazanacak bir iş yapıyorlar, ne zaman okula gidiyor ya da ders çalışıyorlardı?” James Crook’un dediği gibi: ''Orkestrayı yönetmek istiyorsan kalabalığa sırtını dönmelisin.'' Marta G.’nin İstanbul gözlemleri: ''Ona bu kentte en itici gelen şey insanların burada sanki geçici görevle gelmiş de bir süre sonra dönecekmiş gibi yaşıyor olmalarıydı.'' Mura

Cadı Avı

Avrupa uygarlığının en karanlık dönemini oluşturan ortaçağda uzunca bir süre cadı avı adı altında yaşanan ve son derecede ağır toplumsal travmalara yol açan bir deli saçmalığı var. Bu deli saçması facianın en az görüldüğü ülkelerden birisi tarihsel olarak hukuka en fazla bağlı Avrupa ülkesi konumunda öne çıkan İngiltere olmuş. Hukuka bağlı olsa da giderek yaygınlaşan bu çılgınlık eğiliminden kurtulamayan İngiltere’de Matthew Hopkins adında bir hukukçu ortaya çıkmış ve cadı avcılığının lideri olmuş. Hopkins, bir süre avukatlık yaptıktan sonra daha fazla kazanç getirecek şeyler aramaya girişmiş. O dönemde sefaletin kol gezdiği taşra İngiltere’sinde toplumun yaşadığı sıkıntıları ve eziyetleri mal edecek günah keçileri arandığını kısa sürede keşfetmiş ve bunun yolunun kıta Avrupa’sında çığ gibi yayılan cadılık olayının kaşınmasında yattığını fark etmiş.   Hopkins, bir suçlamadan yola çıkarak bir cadılık davası açmış ve bu davayı kazanınca şöhreti hızla yayılmış. Bir süre sonra kendisin

Şangay İşbirliği Örgütüne Üyelik

Resim
Şangay İşbirliği Örgütünün Kuruluşu ve Amaçları Şangay Paktı adı altında 1996 yılında Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından kurulan ve Şangay Beşlisi olarak da anılan örgüt, 2001 yılında Özbekistan’ın katılımından sonra Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) adını aldı. Merkezi Pekin’de (Çin) olan ŞİÖ’ye 2017’de Hindistan ve Pakistan, 2021’de de İran üye oldu ve böylece üye ülke sayısı dokuza çıktı. Afganistan, Moğolistan ve Belarus gözlemci ülke, Türkiye, Azerbaycan, Sri Lanka, Ermenistan, Kamboçya, Nepal, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar diyalog ortağı konumunda bulunuyor. ŞİÖ, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Bağımsız Ülkeler Topluluğu (CIS) ve İslami İşbirliği Örgütü ile de ilişkiler kurmuş bulunuyor. İlk kuruluşta örgütün amaçları; üye ülkelerin sınır güvenliğini sağlamak, daha çok bölgeye yönelik terör, ayrılıkçılık ve aşırılıklarla mücadele etmek, örgüt üyeleri arasında ekonomik ve kültürel işbirliğini gerçekleştirmek

Nereden Geldi Bu 24 milyar Dolar?

Ödemeler dengesinde dört ana hesap yer alır: (1)   Cari İşlemler Dengesi (ihracat + hizmet gelirleri + diğer gelirler – ithalat – hizmet giderleri – diğer giderler.) (2)   Sermaye hesabı (üretilmeyen ve finansal olmayan varlıklar.) (3)   Finans Hesabı (doğrudan yatırımlar + portföy yatırımları + diğer yatırımlar.) (4)   Rezerv Varlıklar (Resmi döviz rezervlerindeki artış ya da azalışlar ve IMF’ye yapılan ödemeler ya da IMF’den alınan krediler.) Bu dört denge de artı veya eksi işaret taşıyabilir. Bilanço mantığı gereği bu dört dengenin toplamının sıfıra eşit olması gerekir. +/- Cari İşlemler Dengesi +/- Sermaye Hesabı +/- Finans Hesabı +/- Rezerv Varlıklar = 0 (1 numaralı denklem) Ne var ki çeşitli kayıt hataları veya eksiklikleri nedeniyle bu hesapların toplamı uygulamada sıfırdan büyük ya da küçük çıkar. Ödemeler dengesi, çift taraflı kayıt yöntemine göre tutulan muhasebe sistemine dayalı bir bilanço olduğu için tanım gereği dengede olması gerekmektedir. O nedenle dengeyi sağlay

İşsizlik Oranı Gerçekten Düşüyor mu?

Resim
15 ve daha yukarı yaştaki bir kişinin işsiz sayılabilmesi için: (1) Son 4 hafta içinde bir gün dahi ücretli ya da ücretsiz hiçbir işte çalışmamış olması, (2) Son 4 hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış olması, (3) 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olması gerekiyor. Bu tanıma uymayanlar mesela işsiz olduğu halde son 4 haftada iş başvurusu yapmamış olanlar veya birisinin yanında bir gün ücretle bir iş yapmış olanlar ya da bir gün karın tokluğuna çalışıp da ücret almamış olanlar işsiz sayılmıyor. Oysa işsiz olan ama son 4 haftada iş başvurusu yapmamış olan ya da son dört haftada yalnızca birkaç saat veya gün çalışmış olduğu için işsiz sayılmayan çok sayıda insan var. Bunları da işsizlik oranına eklersek geniş işsizlik oranı ya da atıl işgücü oranı denilen bir büyüklüğe ulaşıyoruz. Temmuz 2022 itibarıyla toplam işgücü 34.052 bin kişi olarak hesaplanıyor. [i] Bunun 30.608 bini istihdam ediliyor, 3.445 bini de işsiz durumda. İşsizlik oranı; işsizlerin sayısını

Nebukadnezar

Küçük bir kent devleti olan Babil’in Mezopotamya’da büyük bir krallık haline gelişi ünlü yasa koyucu kral Hammurabi (M.Ö. 1793 – 1750) zamanında oldu. Hammurabi öteki kentlerle yaptığı savaşları kazanarak hepsine egemen oldu ve Babil krallığını kurdu. Babil krallığının ortadoğuda bir süper güç olarak çıkışı ise kral II. Nebukadnezar (M.Ö. 605 – 562) zamanında oldu. II. Nebukadnezar, Med kralının kızı Prenses Amytis ile evlenerek Med krallığının gücünü de arkasına aldı ve rakiplerini dize getirerek Babil’i Mezopotamya’ya egemen kıldı. Med ülkesi yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya’nın dümdüz ve sıcak ortamı Amytis’i bunalıma sokunca Nebukadnezar, karısının sıla hasreti çekmemesi için Babil’in başkenti Ninova’da yapay dağlardan ve suların akacağı büyük teraslardan oluşan ve dünyanın yedi harikasından birisi olarak nitelenen Babil’in asma bahçelerini yaptırdı. Yunan coğrafyacı Strabon’un tanımlamasına göre bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içle

Enflasyon Düşer mi?

Resim
Aşağıda sunduğum grafikte enflasyon hedefi, TCMB politika faizi ve gerçekleşen enflasyon birlikte gösteriliyor (2022 yılı için gerçekleşen enflasyon olarak eldeki son veri olan Eylül ayı 12 aylık enflasyonu alındı. Enflasyon Hedefleri ve TCMB Faizi TCMB sitesinden, gerçekleşen enflasyon verileri TÜİK sitesinden alınarak tarafımdan hazırlandı.) Grafikten de görüleceği gibi TCMB’nin hükümetle birlikte belirttiği enflasyon hedefi on bir yıldır hiç değişmiyor: Yüzde 5. 2012 ile 2016 yılları arasında gerçekleşen enflasyon faiz politikasının da doğru uygulanmasıyla hedefe yakın seyretmiş. 2017 yılında kopma başlamış ama faizin artırılmasıyla enflasyon yeniden biraz daha yüksek düzeyde olsa da denetim altına alınmış. Asıl kopma 2021 yılında başlıyor. 2021 yılının Ağustos ayından başlayarak TCMB’nin politika faizini 19’dan günümüzde geçerli olan 13’e kadar indiren bir yaklaşım izlemesinin yarattığı faciayı grafikten net bir biçimde görmek mümkün. 2022 yılının Eylül ayına geldiğimizde sapma mak

Orta Vadeli Programın (2023 – 2025) Değerlendirilmesi

Resim
2023 – 2025 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. OVP’de yer alan sayısal hedeflerin en önemlilerini yazının altındaki ek:1’de bulabilirsiniz. Ek:2’de de yine OVP (2023 – 2025)’de yer alan kamu kesimi genel dengesi tablosunun özetini veriyoruz.   OVP 2023 – 2025’de yer alan sayısal hedefleri değerlendirmeye başlamadan önce programda yer alan önlemler ve yapılacak işler konusunda birkaç cümle yazalım. OVP’ler giderek zorunlu bir ödevin yapılmasına yönelik belgeler halini aldı. Bu son OVP de bunların tipik bir örneği olarak karşımızda duruyor. Mesela Fiyat İstikrarı başlıklı 4. Bölümde Politika ve Tedbirler başlıklı bir alt bölüm yer alıyor. Burada yer alan uzun cümleyi ikiye bölerek irdeleyelim. İlk cümle şöyle: “Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi amacıyla enflasyon hedeflemesi uygulamasına devam edilecek.” Bu cümleye bakınca enflasyon hedeflemesi uygulaması yapıldığı, bundan sonuç alındığı ve bu uygulamaya devam edileceği

Yüksek Enflasyonlu Büyüme Sürdürülebilir mi?

Resim
Türkiye ekonomisi 2022 yılı ikinci çeyreğinde (bir önceki yılın ikinci çeyreğine göre) yüzde 7,6 oranında büyüdü. TÜİK, ikinci çeyrek büyüme oranıyla birlikte son iki yıla ilişkin büyüme oranlarında da düzeltme yaptı. Buna göre 2020 yıllık büyüme oranı yüzde 1,8’den 1,9’a, 2021 yılı büyüme oranı da yüzde 11’den 11,4’e yükseldi. Ekonomik büyüme; bir ülkede ya da bölgede insan ihtiyaçlarını karşılayacak olan mal ve hizmetlerin üretimindeki artış olarak tanımlanıyor. Bunu ölçmenin en kestirme yolu GSYH’de bir dönemden diğerine reel bir artış olup olmadığına bakmaktır. Bu tanımdan hareket edersek 2022 yılının ikinci çeyreğinde ekonomideki mal ve hizmet üretimi miktarı reel olarak (fizik miktar olarak) yüzde 7,6 oranında artmış bulunuyor. Bu artışın hangi sektörlerden hangi oranlarda geldiğini aşağıdaki tablo gösteriyor (TÜİK verilerinden yararlanılarak tarafımdan hazırlanmıştır): Tabloya göre tarım kesimi ikinci çeyrekte yüzde 2,9 oranında küçülme yaşamış. Bunu, aslında tarımsal ürün f

Hayat Pahalılığı ve Enflasyondan Farkı

Resim
Günlük konuşmalarda birbirinin yerine kullanılan üç ifade var: Enflasyon, fiyat artışı ve hayat pahalılığı. Sanki aynı anlama geliyormuş gibi görünseler de aslında çok farklı kavramlar. Enflasyon; fiyatlar genel düzeyinin süreklilik gösterir biçimde artması demek. Bu tanımda iki önemli nokta var: (1) Seçilmiş mal ve hizmetlerin ağırlıklarına göre toplandığı bir sepetin toplam değeri yani fiyatlar genel düzeyi. (2) Fiyatlar genel düzeyinin yani bu sepetin toplam değerinin sürekli artış göstermesi. Her biri aile bütçelerindeki ağırlığa göre yerleştirilmiş 400 mal ve hizmetten oluşan bir sepetin başlangıç endeks değeri 100 iken bir sonraki ay 102, sonraki ay 103 olmuşsa biz bu artışları (hem genel artış hem de süreklilik gösteren artış olduğu için) enflasyon olarak nitelendiriyoruz. Fiyat artışı; bir malın ya da mal ve hizmet sepetinin bir defalık artış göstermesi demektir. Diyelim ki elma fiyatları 5 TL/Kg’den 6 TL/Kg’ye çıkmış, sonraki ayda da 7 TL/KG’ye çıkmış olsun.   Bu durumda s

Heyet-i Mümtaze

1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı mali konularda ıslahat yapmak, vergi adaletini sağlamak, rüşveti ortadan kaldırmak gibi hedefler güdüyordu. Bu hedeflere mevcut teşkilatla ulaşılamayacağı ve denetimde gerekli etkinliğin sağlanamayacağı görülünce Sultan II. Abdülhamid’in fermanıyla 25 Temmuz 1879 yılında Maliye Teftiş Kurulu (o zamanki adıyla Heyet-i Teftişiye-i Maliye) kurulması kararlaştırıldı. 26 Ağustos 1879 tarihli ‘Teftiş-i Muamelâtı Maliye Nizamnamesi’ ile ilk maliye müfettişlerinin atanması yapıldığından bu tarih kurulun kuruluş tarihi olarak kabul ediliyor. 2011 yılında kapatılmamış olsaydı bugün kurulun 143’üncü kuruluş yıldönümü kutlanıyor olacaktı. Devlet çocuğu yetiştirme düşüncesi ilk kez Spartalılarca uygulandı. Osmanlının devşirme yöntemi ve Enderun sistemi de bu yaklaşımdan esinlenmişti. Devşirme yöntemiyle ailelerinden küçük yaşta alınan çocuklar sarayın içindeki Enderun okulunda yetiştirilirler ve ileri yaşlarda devlet yönetiminin en üst makamlarına kadar y

Sefalet Endeksinde Son Durum

Resim
Sefalet endeksi (misery index), Arthur Okun tarafından ilk kez ortaya atıldığında işsizlik oranıyla enflasyon oranının toplanmasından oluşan bir göstergeydi. İşsizliğin yükselmesi geliri olmayanların sayısının arttığını, enflasyonun yükselmesi yaşamın pahalandığını gösterdiği için endeksin yükselmesi sefaletin arttığını, dolayısıyla ekonomide bozulma ortaya çıktığını gösteriyor. Zaman içinde endeks,  Robert Barro ve Steve Hanke tarafından yeniden formüle edildi. Yeniden formüle edilmiş haliyle endeksi şöyle bir denklemle ifade etmek mümkündür: Sefalet Endeksi = (Enflasyon Oranı + İşsizlik Oranı + Faiz Oranı) – Büyüme Oranı Burada yer alan faiz oranı olarak on yıllık devlet tahvili faizleri alınıyor. Eğer büyüme oranı pozitifse yani ekonomi büyümüşse bu oranın düşülmesi gerekiyor, çünkü ekonomik büyüme sefaleti azaltıyor. Tersine büyüme oranı negatifse yani ekonomi küçülmüşse o zaman bu oranın da toplama eklenmesi gerekiyor, çünkü eksi büyüme sefalet artışı getiriyor. Aşağıdaki ta

Faiz İndiriminin Sonuçları

Enflasyon yükselmeye devam ederken Merkez Bankası (TCMB) faizi yüzde 14’den 13’e indirdi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Kararında (PPK) yer alan ifadeleri irdeleyelim (italik yazılı olanlar PPK Kararında geçen ifadelerdir):   “Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir.” Gerçekten de üçüncü çeyrekte büyümede düşüş sinyalleri var. Eğer böyle devam ederse dördüncü çeyrekte düşüş çok daha belirgin hale gelecek ve bu kadar yüksek enflasyonda bir de büyüme sıfıra yaklaşıp da stagflasyon ortaya çıkarsa işler iyice karışacak. Dolayısıyla TCMB’nin bu tespiti doğru. “Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika f