Yayınlar

Kasım, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Faizin Doğuşu ve Yasaklanışı

Faiz, parasal ekonomiden de tek tanrılı dinlerden de çok daha önce ortaya çıktı.   Antik dünyada çiftçiler başta buğday, arpa olmak üzere ürettikleri tarımsal ürünlerin eşkıyalar ya da hükümdarlar tarafından el konulmasından bıkmış usanmışlardı. Bu ürünleri çuvallara koyup tapınaklara emanet etmeye başladılar. Mallarını, ihtiyaç oluncaya kadar tapınaklara emanet etmelerinin onlara iki önemli avantajı oluyordu: (1) Tapınaklar tanrıların evi olarak kabul edilip kutsal sayıldığı için kimse içeri zorla girip bu mallara el koyamıyordu. (2) Tapınaklarda görevli rahipler dönemin en iyi yetişmiş, okuma yazma ve ölçü, hesap bilen kişileri olduğu için tapınağa getirilen tahılları tartıyor, ölçüyor ve kayda geçiyorlardı. Böylece tapınağa teslim edilen malın aynen geri alınmasında hiçbir tartışmaya yer kalmıyordu.

Bu Yazıya Başlık Bulamadım

Birkaç önemli ekonomik veri açıklandığında ya da çeyrek dönemler tamamlandığında nereye gittiğimize ilişkin bir yazı yazmak adetimdir. Benim gibi düşünen ve yazan başkaları da var. Bu yazılarda genellikle sanayi üretimindeki değişim, kapasite kullanımındaki farklar, cari açık, bütçe açığı, enflasyon, faizler gibi göstergeleri kullanarak bir durum tespiti yapmaya çalışırım. Daima resmi verileri kullanırım. Resmi verilere güvenilmiyor olması konusunu “veriler yanlış olsa da trend doğruyu gösterir” diye bana ait bir yaklaşımla aşarım. Uzunca bir süredir Türkiye ekonomisi kötüye gidiş yaşıyordu. Büyüme eksiye düşmüş, enflasyon iki hanede gidiyor, cari açık düşüyor ama büyümeyi de peşinden sürüklüyordu, bütçe açığı yükseliyor ve tek seferlik gelirlerle çözüm aranıyordu, riskler yükseldiği için dış borçlanma zorlaşıyor, maliyetleri de artıyordu. Böyle bir durumda konuya tarafsız gözle bakan, bir iktisatçının durum iyiye gidiyor demesi imkânsız. Gerekli uyarıyı yapması, kötü gidişi gös

Piyasada Ne Kadar Nakit Para Var?

Ekonomi öğrenenlerin genellikle ilk ya da bilemediniz ikinci dönemde öğrendiği bir konudur kaydi para (ya da banka parası) yaratılması meselesi. Buna karşılık sokaktaki insan bu konuyu bilmez ve ilk kez duyduğunda da dehşete kapılır. Son dönemlerde Harari’nin Sapiens kitabını okuyanlar bu konuyla karşılaştığında yaşamın o ana kadar anlamadıkları sırrını çözmüş gibi şaşkınlıklar içinde kalıyor. Ve ondan sonra sosyal medyada başlıyor sorular: Herkes aynı anda Dolarını çekmeye kalksa ne olur? Herkes aynı anda TL’sini istese bankalar ne yapar? Paraların bankada durması gerekmiyor mu? Kaydi Para (Banka Parası) Nasıl Yaratılır? Önce izninizle kaydi para nasıl yaratılır onu anlatayım sonra bu soruları yanıtlamaya çalışayım. Bankalar kendilerine yatan paraları (mevduatı) kredi olarak kullandırırlar (kasalarında tutup kimseye vermeseler para kazanamayacakları için vade dolduğunda sizin faizinizi ödeyemezler.) Şimdi bir farazi örnek üzerinden gidelim. Bankaların ayırması gereken zorunlu

Dipten Dönüş İşaretlerini Çıkışa Dönüştürebilmek

Resim
Türkiye ekonomisi son aylarda dipten dönüşün sinyallerini veriyor. Bu dönüş sinyallerini birkaç grafikle göstermeye çalışayım. İlk grafik seti ekonominin arz yönünü temsil eden sanayi üretimindeki değişim oranları (altta solda) ve ekonominin talep yönünü temsil eden perakende satış hacmindeki değişi (altta sağda.) Bu ikisine baktığımızda gerek talepte gerekse arzda bir toparlanma başladığı görülebiliyor.   İkinci grafik seti ekonominin iki önemli kesimi olan otomotiv (altta soldaki grafik) ve konuttaki (altta sağdaki grafik) durumu gösteriyor. Otomotivde pazarın durumunda(mavi olan bu yıl, turuncu geçen yıl ve çubuklar on yılın ortalaması) son üç ayda toparlanma söz konusu ve son iki ayda da geçen yılın üzerine çıkılmış görünüyor. Konut satış fiyatlarındaki toparlanmayı da sağdaki grafikten görebiliyoruz. Nominal satış fiyatları ve dolayısıyla reel satış fiyatları yükselişe geçmiş bulunuyor.   Bu toparlanmanın maliyeti nereye yansıyor? Bunu görebilmek için bütçe

Bir Sepet Kitap

Stefan Zweig, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar (çeviri: Kasım Eğit), Can Yayınları, 2019 (24. Baskı) Zweig’in bir kitabını okuduğunuzda diğerlerini de okuma isteği doğuyor içinizde. Hele ilk okuduğunuz kitabı Dünün Dünyası ya da Mary Stuart ise bu istek çok güçlü oluyor. İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar’da Zweig 14 önemli olayı anlatıyor. Bu 14 olayın kahramanları arasında Kristof Kolomb, Fatih Sultan Mehmet, Napolyon, Tolstoy, Lenin gibi isimler var. Bazı bölümler çok önemli bazıları o kadar da önemli değil gibi (ya da bana öyle geldi.) Zweig, bu kitaptaki olayları öykü tadında anlatmış. Ama eğer Zweig’in sadece bir eserini okuyacaksanız bence ya Dünün Dünyasını ya da Mary Stuart’ı okuyun.

Hazine Nakit Açığı ve Finansmanı

Genel Bütçe ve Merkezi Yönetim Bütçesi ayrımı ve farkı Kamu mali yapısı şöyle özetlenebilir: Genel Yönetim KİT'ler Diğer Kamu Kesimi Merkezi Yönetim İşletmeci KİT'ler Bütçe Dışı Fonlar    Genel Bütçeli İdareler Finansal KİT'ler Döner Sermayeli Kuruluşlar    Özel Bütçeli İdareler İşsizlik Sigortası Fonu    Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Sosyal Güvenlik Kuruluşları    SGK    İşkur Yerel Yönetimler    Belediyeler    İl Özel İdareleri Genel Bütçe ; Bütçe Kanunlarına ekli 1 sayılı cetvelde yer alan kurumları kapsayan bütçedir. Bu kurumlar: Cumhurbaşkanlığı, MİT, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, TBMM, Yüksek yargı organları ve ba

Krizden Çıkışın Anahtarı

Resim
Para Politikası Yetmiyor 2008 yılında ABD finans sisteminde başladığı kabul edilen küresel krizde ABD ekonomisi başta olmak üzere gelişmiş ekonomiler (Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya) niceliksel gevşeme (quantitative easing) adı altında genişletici (gevşek) para politikası uygulamasına giriştiler. Genişletici para politikası bir yandan Merkez Bankası’nın bankaları fonlamada uyguladığı faiz oranlarının düşürülmesi bir yandan da piyasadaki orta – uzun vadeli tahvilerin Merkez Bankası tarafından satın alınarak karşılığında para verilmesi yoluyla uygulandı.    Aşağıdaki iki grafikten soldaki ABD Merkez Bankasının (Fed) bankaları fonlarken uyguladığı faiz oranındaki (Fed’s Fund Rate) değişimi, sağdaki ise Fed’in piyasadaki tahvilleri satın alıp karşılığında piyasaya para vermesi sonucu bilançosunun aktifindeki artışı gösteriyor.

Olumlu Baz Etkisinin Sonuna Geldik

Resim
Baz etkisinin olumlu etkisi Baz etkisi; karşılaştırmaya konu olan iki dönemden ilkinde herhangi bir nedenle oran ya da sayılar üzerinde ortaya çıkan aşırı bir yükseliş veya düşüşün karşılaştırılan dönemlerin sonuçları üzerinde yarattığı etkidir. Bu etki bir sonraki döneme ilişkin karşılaştırmada ortadan kaybolabilir. Baz etkisini bu yılın Eylül ayı enflasyonunu geçen yılın Eylül ayı enflasyonuyla karşılaştırarak açıklamaya çalışalım. Geçen yıl yaşanan kur artışları sonucu Eylül ayında aylık enflasyonun yüzde 6,30 gibi çok yüksek bir oranda geldiğini düşünelim. Bu aylık artış, endeksi 6,30 puan artırmış olur. Bu yılın Eylül ayında kurlar aynı sıçramayı göstermediği, başkaca da bir olumsuz etki olmadığı için aylık enflasyonun yüzde 0,99 geldiğini varsayalım. Bu durumda geçen yılın Eylül ayına ait yüzde 6,30’luk enflasyon oranı endeksten çıkacak yeni gelen yüzde 0,99’luk oran girecek ve 12 aylık enflasyon ciddi oranda düşmüş olacaktır (endeks ile hesaplama buradaki basit hesaplamad

Ticaret Savaşlarının Küresel Refaha ve Türkiye’ye Etkisi

Resim
Uluslararası Ticaret ile Küresel Refah İlişkisi Kapitalizmin temel kabullerinden birisi uluslararası ticaretin küresel refahı artıracağı hipotezidir. Bu kabulün teorik altyapısı karşılaştırmalı üstünlükler teorisinde yer alır. Teoriye göre iki ulusun birbiriyle ticaret yapması için her ikisinin de bir malın üretiminde mutlak üstünlüğe sahip olmasına gerek yoktur. Karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olunması ticaretin ortak refah yaratması için yeterlidir [i] . Kapitalizmin “uluslararası ticaretin geliştirilmesi uluslararası refahın artmasını sağlar” kabulünün yaşama geçirilmesini sağlayan Bretton Woods sistemi bu amaca hizmet etmesi için IMF ile Dünya Bankası’nın temellerini attı. Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) de bunlara katılmasıyla sistem, dış ticaretin serbestleştirilmesi, konvertibiliteye geçiş ve sonunda da sermaye hareketlerinin serbest bırakılmasıyla küreselleşmeye kadar vardı.