Yayınlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ne Demiştik Ne Oldu?

Resim
Geçtiğimiz Pazar günü yazdığım ‘Merkez Bankasını Beklerken’ başlıklı yazımın sonuna bir tablo eklemiş ve Merkez Bankasının hafta içinde yapacağı toplantıda faiz konusundaki olası kararının sonrasında nasıl gelişmelere yaşanabileceğini tahmin etmeye çalışmıştım. Şimdi bu tabloyu bir kez daha buraya alıyorum. Merkez Bankası, bu tablodaki olasılıklardan başlığı yeşile boyalı olanı karara bağladı. Yani Merkez Bankası, haftalık repo ihale faizini (politika faizi) 0,25, gecelik fonlama faizlerini (borç verme ve borç alma koridor faizleri) 0,50 puan indirdi. Şimdi bu gerçekleşen sütunu alalım ve yanına yeni bir sütun ekleyerek bu karardan sonra neler olduğuna bakalım. Merkez Bankası’nın kararının ardından hükümetten hafif sayılabilecek eleştiriler gelirken Cumhurbaşkanından sert eleştiriler geldi. Kurlar ve gösterge faiz yükseldi, enflasyon henüz açıklanmadı, CDS primi 188’den 190'a yükseldi yani orada da pek bir yükselme yaşanmadı. Eleştiriler dozu artarak devam ettiği için C

Bilim ve İnanç

13 Ocak günü yazdığım yazı aynen şöyleydi (italik bölüm): Birkaç ay önce geleceğe farklı bakıyorduk şimdi farklı bakıyoruz. Bakışımızdaki bu hızlı değişimin en önemli nedenlerini şöylece sıralamak mümkün: (1) Petrol fiyatlarının hızlı düşüşü. (2) Fed’in faiz artırımı beklentisinin ileriye doğru kaymaya başlaması. (3) Avrupa Merkez Bankası’nın parasal gevşemeyi devlet tahvillerine de yayarak genişletme eğiliminde olması.  Bunlar içinde en önemlisi petrol fiyatlarının düşmesi. 2015 yılı için birkaç ay öncesinde yapılan en iyimser tahminlerde bile 95 USD/Varil’in altında bir fiyat öngörülmüyordu. Bugün geldiğimiz fiyat 47 USD’nin biraz üstü. Petrol fiyatlarındaki düşüşün, hangi çerçeveden bakarsak bakalım, hangi kayıpları hesaba eklersek ekleyelim Türkiye’ye net olarak kazanç getireceğini söyleyebiliriz. Petrol fiyatlarının düşüşü, bu doğrudan kazancın yanı sıra, yatırımcılar açısından en büyük risk unsuru olarak görülen cari açığın düşmesine ve dış finansman sorununun azalmasına y

Merkez Bankasını Beklerken

Tuhaf bir durum Salı günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplanıyor. Konuyla hiç ilgisi olmayanlar bile bu toplantıya odaklanmış görünüyor. Merkez Bankasının faizi konusunda toplumdaki çok az kişinin yeterli teknik bilgisi olmasına karşın konu, siyasete alet edilen her şeyde olduğu gibi, tutulan tarafa göre üzerinde düşünce açıklanan bir konuya dönüşmüş bulunuyor. Hemen her zaman olduğu gibi toplum, Merkez Bankası faizi indirsin ve indirmesin diyenler arasında ikiye bölünmüş durumda. Konu üzerine düşünce açıklayan kişilere: “Merkez Bankasının indirmesini ya da indirmemesini savunduğunuz faiz neyin faizidir?” sorusunu sorsak alacağımız yanıtların tuhaflığını anlatmaya sayfalar yetmez. Bu kadar teknik bir konuda taraf tutulmasının tuhaflığından daha da şaşırtıcı olan konuyu bilen teknisyenlerin çoğunun da benzer bir yaklaşımla görüş açıklamaları.

Gelirden Kim Daha Çok Pay Alıyor?

Gelir dağılımı, bir ekonomide yaratılan gelirin o ekonomideki kişiler, gruplar, bölgeler arasında nasıl paylaşıldığını ortaya koyan göstergedir. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmek için üretim sürecine katılarak üretimde bulunmaları karşılığında o üretimden aldıkları pay onların gelirini oluşturur. Gelir dağılımı, üretimden alınan bu payların dağılımının eşitliğinin derecesiyle ilgilenir. 

Borsa - Faiz İlişkisi

Resim
Önce bu yazıda ele alıp karşılaştıracağım iki kavram ve kullanacağım bir istatistik teknik hakkında açıklama yapayım. BIST 100 Endeksi ; Borsa İstanbul Pay Piyasası için temel endeks olarak kullanılan bir endekstir. Ulusal Pazar’da işlem gören şirketlerle, Kurumsal Ürünler Pazarı’nda işlem gören gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım ortaklıkları arasından seçilen 100 paydan oluşmaktadır. Bu endeksin ayrıntıları ve hesaplanması hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler şu broşüre bakabilirler: http://www.borsaistanbul.com/docs/default-source/endeksler/bist-pay-endeksleri-temel-kurallari.pdf?sfvrsn=6 ) Gösterge Faiz; Vadesi 2 yıl olan ve 3 ayda bir kupon ödemesi yapılan ve ikincil piyasada en fazla işlem gören Devlet Tahvilinin faizine  gösterge faiz   deniyor. Piyasada en çok işlem gören tahvillerden biridir. İkincil piyasada birçok işlem için referans olarak alındığından adına gösterge faiz denir. Bugün itibariyle gösterge tahvilin faizi yüzde 8,10’d

Türkiye Ekonomisinin ve Piyasaların Görünümü

Resim
2015’e Girerken Ekonominin ve Piyasaların Görünümü 2015 yılına girerken Türkiye ekonomisinin başlıca göstergelerinin durumu şöyleydi: Gösterge 2014 Sonu Değeri Açıklama GSYH (Milyar USD) 810 OVP tahmini Kişi Başına Gelir (USD) 10.537 OVP tahmini Büyüme (%) 3,0 Gerçekleşme tahmini İşsizlik (%) 10,5 Gerçekleşme tahmini Enflasyon (Yılsonu, %) 8,17 Kesinleşen Bütçe Açığı / GSYH (%) 1,3 Kesinleşen Kamu Borç Stoku / GSYH (%) 34,9 Kesinleşen Cari Açık / GSYH (%) 5,7 Kesinleşen Son üç yıldır büyüme hızının, potansiyel büyüme olarak kabul edilen yüzde 5’lik oranın altında seyretmesi, işsizlik oranının yükselmesi, enflasyonda yaşanan artış, ekonominin en belirgin sıkıntıları arasındaydı. Türkiye ekonomisi, aşağı yukarı 7 – 8 yıldır, orta gelir tuzağının içinde bulunuyordu. Bütçe açığının düşük seyretmesi,

Enflasyon Beklendiği Gibi Düşmeyebilir

28.01.2015’de bu blogda yayınladığım ‘Enflasyon Matematiksel Olarak Düşecek’ başlıklı yazımda varsayımlarımı şöyle özetlemiştim. ‘Ben, eğer kurlarda olağanüstü bir artış olmazsa, petrol fiyatı da bu düzeylerde kalmaya devam ederse bu 4 ayda ortalama artışın yüzde 0,50’nin (yüzde yarımın) altında kalacağını ve dolayısıyla Mayıs ayına girdiğimizde 12 aylık enflasyonun yüzde 5 dolayında (biraz altında veya üstünde) çıkacağını tahmin ediyorum. Yani demem o ki biz hiçbir şey yapmasak da enflasyon yüzde 5 dolayında bir düzeyde olacak. Buna baz etkisi deniyor.’ Varsayımlarım bunlardı. Buna göre şu tabloyu sunmuştum: Aralık 2014 8,17 0,30 0,40 0,50 0,60 Ocak 2014 1,98 6,49 6,59 6,69 6,79 Şubat 2014 0,43 6,36 6,56 6,76 6,96 Mart 2014 1,13 5,53 5,83 6,13 6,43 Nisan 2014 1,34 4,49 4,89 5,29 5,69

Bir Haftada Neler Oldu?

Resim
Bir önceki hafta TCMB’nin 3 Şubat’ta enflasyon açıklandıktan sonra manşet enflasyonda eğer 1 puandan fazla düşüş olmuşsa politika faizini 24 Şubat’taki normal PPK toplantısını beklemeden 4 Şubat’ta acil olarak toplanıp faizi indirebileceğini açıklamasından sonra TL, USD ve Euro’ya karşı hızla değer kaybetti. Bu gelişme, Türkiye’ye benzer bütün ekonomilerde yaşanmakla birlikte TL’deki değer kaybı, Ruble’yi saymazsak benzer ekonomilerin para birimleri içinde en yüksek kayba uğrayan para birimi oldu. TCMB, TL’de yaşanan hızlı değer kaybını görünce bu görüşünü değiştirdi ve acil toplantı yapmayacağını açıkladı. Siyasetçiler, TCMB’nin faizi indirmemesine tepki göstermeye devam etti. Fed’in faiz artırımının yeniden gündeme gelmeye ve dolayısıyla USD’nin güçlenmeye başladığı bir ortamda bu tür demeçler riskleri artırdığı için TL’nin değer kaybı hızlandı.  

Faiz: Neden mi Sonuç mu?

Resim
Enflasyon ve Çeşitleri Fiyatlar genel düzeyinin sürekli artış halinde olmasına enflasyon diyoruz. İki önemli unsur var bu tanımda: Fiyatlar genel düzeyi ve süreklilik. Demek ki tanıma göre ilk olarak birkaç mal veya hizmetin fiyatının artması enflasyon olarak kabul edilmiyor. Enflasyondan söz edebilmek için mal ve hizmetlerden oluşan bir sepetin fiyatının artması gerekiyor. İkinci olarak da bu sepetin fiyatının sürekli artış içinde olması gerekiyor. Sepeti oluşturan mal ve hizmetlerin fiyatı bir kez artmışsa buna enflasyon değil fiyat artışı diyoruz. Enflasyon niçin ortaya çıkar? Bu soruya verilen yanıtları iki grupta toplamak mümkün: (1) Talep, arzdan fazlaysa enflasyon oluşur. Yani mal ve hizmetlere yönelik tüketim talebi bu mal ve hizmetlerin üretilip arzedilen miktarından fazlaysa o zaman enflasyon olur. Buna talep enflasyonu diyoruz. (2) Üretimi gerçekleştirmek için kullanılan üretim faktörlerine yapılan ödemelerin (emek, kira, faiz, kar payı) veya üretimde kullanılan girdi

Cıs

Enflasyon dediğimiz gibi matematiksel olarak Ocak ayında düştü. Ama düşüş beklendiği düzeyde olmadı. Beklenti Ocak ayında enflasyonun aylık 0,74 olmasıydı ama gerçekleşme 1,10 oldu. Geçen yılın Ocak ayında 1,98 olduğu için bundan düşük (1,10) gelen enflasyon nedeniyle bu ay 12 aylık enflasyon yüzde 8,17’den 7,24’e geriledi. Asıl sorun çekirdek enflasyondaki (I endeksiyle ölçülen enflasyon) düşüşün son derecede sınırlı kalması. Aralık ayında 12 aylık çekirdek enflasyon yüzde 8,73 iken Ocak ayında manşet enflasyondaki 0,93 puanlık düşüşe karşın yüzde 8,63'ten öteye gerilemedi.