Yayınlar

Temmuz, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kur, Faiz, Enflasyon Üçlüsü

Resim
Prof. Dr. Veysel Ulusoy twitter hesabından bir şema paylaştı. Önce o şemayı gösterelim.                                                          Bu şemanın altına da şöyle bir not eklenmişti: Bu üçünden ancak birini sabit tutabilir, kontrol edebilirsiniz. Diğer ikisi dalgalanmaya bırakılır (yani denetim dışıdır.)

Merkez Bankası Faiz Arttırır mı?

Eldeki Verilerin Analizi Şimdiye kadar defalarca karşıma çıksa da hiç yanıtlamadığım bir soru bu. Yanıtlamıyorum çünkü Merkez Bankası yönetiminin ne düşündüğünü, ne planladığını, nasıl bir para politikası izlediğini bilmiyorum. Yüzde 5 hedef koyup bu hedefte ısrar ettiklerinden beri benim açımdan Merkez Bankası para politikası, bütün açıklamalara, raporlara karşın bilinmez ve işin daha kötüsü tahmin edilemez bir politika halini aldı. O nedenle bu soruya yıllardır yanıt vermiyorum. Buna karşılık verileri analiz ederek ve piyasayı gözlemleyerek Merkez Bankası’nın faiz konusunda ne yapması gerektiğini söylüyorum. Önce mevcut durumda Merkez Bankası faiz kararını etkileyecek göstergelerin durumuna bir bakalım (veriler için kaynaklar: TÜİK, TCMB, Bloomberg HT.)

Türkiye Ekonomisi ve Aşırı Isınma

Otomobil Motoru Niçin Isınır ve Sonucu ne Olur? Otomobil motorunun çalışırken ısınması normaldir. Bunun normal kabul edilebilmesi için otomobilin motor sıcaklık göstergesinin, araçtan araca değişiklik gösterse de, genellikle 90 dereceyi geçmemesi gerekir. Eğer gösterge 90 dereceyi geçiyorsa o zaman motorun aşırı ısındığı anlaşılır. Aşırı ısınan motor, bozulabileceği gibi araca da zarar verebilir. Normal olarak araçtaki soğutma sistemi motor ısındığında devreye girer ve ısıyı düşürür. Müşür denilen parça, arabanın motor ısısı belli bir dereceye ulaştığı zaman araba fanının çalışmasını ve motoru soğutmasını sağlar. Eğer müşür bozulmuşsa fan çalışmaz ve motoru soğutamaz. Isınmanın bir nedeni de kalorifer sisteminin düzgün çalışmaması olabilir. Soğutma sisteminde motor içinde dönen su, aracın kabinini ısıtmak için de kullanılır. Bu su, motor içerisinde devri daim yaparken kalorifer radyatöründen geçer ve kalorifer açıldığında arabanın içini ısıtır. Eğer kalorifer radyatörünün petekl

Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Resim
Bir ülkeye yönelik uluslararası yatırımları iki başlıkta incelemek mümkündür: (1) Uluslararası doğrudan yatırımlar; bir ülke sınırları dışındaki yatırımcıların ilgili ülkeye fabrika gibi üretim tesisleri kurarak, şube açarak, taşınmaz mal edinerek veya var olan bir şirketi tamamen ya da kısmen satın alarak yaptıkları yatırımlardır. (2) Uluslararası dolaylı yatırımlar; bir ülke sınırları dışındaki yatırımcıların o ülkeden hisse senedi alımı, tahvil alımı gibi yollarla gerçekleştirdikleri portföy yatırımlarıdır (plasman).   Uluslararası doğrudan ve dolaylı yatırımlar arasındaki üç temel fark vardır: (1) Doğrudan yatırımlar kalıcıdır (uzun vadeli) buna karşılık dolaylı yatırımlar geçicidir (kısa vadeli.) O nedenle dolaylı yatırımlar, borçlar, krediler, mevduat gibi kaynaklarla birlikte sıcak para kategorisinde değerlendirilir. (2) Doğrudan yatırımlar, yatırımcısına yönetim yetkisi vermesine karşılık dolaylı yatırımlar yatırımcısına yönetime karışma yetkisi vermez. (3) Doğrudan yatı

Üretmeden Tüketme Tezi

Basit bir şekilde anlatırsak üretim açısından GSYH, ülkede bir yılda üretilen bütün nihai mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarının toplanmasıyla hesaplanır. Harcamalar açısından bakarsak bu hesaplama bir yılda yapılan bütün nihai tüketim, yatırım harcamaları, kamu kesimi harcamaları ve ihracat ithalat farkı toplanarak yapılır. [i] Bir ekonomide bir yıl içinde üretilen nihai mal ve hizmetlerin değeri o ekonomide aynı yıl içinde yapılan harcamaların toplamına eşittir. GSYH, üretim yönünden hesaplandığında tarım, sanayi, inşaat ve hizmetler kesimlerinde yapılan üretilen nihai mal ve hizmetlerin değerleri üzerinden hesaplanır. Bu hesaplama fiyat hareketlerinden arındırılmamışsa bize fiziksel üretimde artış olup olmadığı hakkında bir fikir vermez. Fiziksel üretimde artış olup olmadığını anlamak için belirli bir yılın fiyat hareketlerinden arındırılmış GSYH’sini 100 olarak kabul edip sonraki yıllarda bunun üzerinde bir artış olup olmadığına bakmamız gerekir. 2009 yılını temel alıp (200

Dört Ekonomi Dört Öykü

Bir ekonomide GSYH harcamalar yönünden yani bir yıl içinde yapılmış bütün harcamaların toplamı açısından yazıldığında şöyle bir denklem çıkar karşımıza: Y = C + I + G + (X – M) Bu denklemdeki harfler şu anlama gelir: Y: GSYH, C: Tüketim harcamaları, G: Kamu harcamaları, (X – M): İhracat – İthalat. Kolaylık olsun diye (X – M)’i NX (net ihracat) olarak göstereceğiz. Bazı ekonomilerde tüketim harcamalarının payı çok yüksek, bazı ekonomilerde tasarruf eğilimi çok yüksektir. Tasarruf eğilimi yüksek olan ekonomilerde yatırım harcamaları da yüksektir. Aşağıdaki tablo ABD, Türkiye, Çin ve Kore ekonomilerinin 2016 verilerine göre GSYH içinde çeşitli harcama gruplarının ve iç tasarrufların paylarını ortaya koyuyor. ABD Türkiye Çin Güney Kore GSYH (Y) 100 100 100 100 Tüketim (C) / GSYH (%) 68 59 39 49 Yatırımlar (I) / GSYH (%) 20 28 43 29 Kamu Harcamaları (G) / GS

Para Arzı Nedir ve Nasıl Ölçülür?

Para Arzı Para arzı, bir ekonomide bir dönemde piyasada bulunan para stokuna verilen addır. M harfiyle gösterilir. Bu kavram emisyon hacminden büyüktür, içinde emisyon yani dolaşımdaki banknotlar ve madeni paralara ek olarak başka satınalma araçları da vardır. Para arzının çeşitli şekillerde ölçülmesi mümkündür. Bu ölçümler genellikle iki grupta toplanır; dar para arzı ve geniş para arzı. Dar Para Arzı Dar para arzı iki şekilde ölçülür: M0 ve M1. M0 , en dar anlamdaki para arzıdır. TCMB tarafından dolaşıma çıkarılmış banknotlarla (emisyon hacmi), Darphane tarafından dolaşıma çıkarılmış madeni paranın toplamından bankaların kasalarında bulunan nakit paranın düşülmesiyle bulunan toplamı gösterir. M0 = (Dolaşımdaki Banknotlar + Madeni Paralar) – Banka kasalarındaki nakit  M1 , M0’a bankalarda bulunan vadesiz mevduatın da eklenmesiyle ortaya çıkar. M1 = M0 + Vadesiz Mevduat

Merkez Bankası Para mı Basıyor?

Resim
Meselenin ortaya konuluşu ve tanımlar Seçimlerden bir süre önce fısıltı gazetesinde bir dedikodu yayılmaya başladı. Buna göre Merkez Bankası karşılıksız para basıyordu. ‘Karşılıksız’ ifadesine takılmadan konuyu araştırdım, emisyon verilerine ve ondan da önemlisi mevsim etkilerine baktım. Bizde genellikle ramazanda ve bayramlarda nakit para talebi arttığı için o dönemlerde Merkez Bankası da para basmayı artırır. Benim gördüğüm artış bu nedenlerle ortaya çıkmış göründüğü için bir yazı yazmadım. Ama bu konuda bana yönelen soruların ardı arkası kesilmedi. Konu “babam emekli maaşını almaya bankaya gitti, eve geldiğinde elinde tamamı yeni basılmış gıcır gıcır 100 ve 200 liralık banknotlar vardı. Demek ki Merkez Bankası karşılıksız para basıyor. İşte enflasyon da ondan oluyor” noktasına kadar gelince artık dayanamadım ve bir şeyler yazmaya karar verdim. Önce bir düzeltme ile başlayayım. “Karşılıksız para basma” ifadesi tümüyle yanlıştır. Çünkü bütün paralar karşılıksızdır. Bu konuyu mer

Kur - Enflasyon Kısır Döngüsü

Resim
Ekonomi açısından kısır döngü; fiyatların ve ücretlerin birbirlerini etkileyerek sürekli yükseldikleri piyasa durumunu ifade etmek için kullanılıyor. Kanımca bu tanım doğru ama yeterli değil. Daha genel bir tanım olarak; birbirini olumsuz şekilde etkileyerek sürekli daha kötüye giden iki veya daha fazla değişkenin durumu biçiminde bir tanım kısır döngüyü ifade etmekte daha doğru bir yaklaşım olur. Çünkü ekonomide birbirini olumsuz etkileyen şeyler sadece fiyatlar ve ücretler değil. Mesela kurlar ve enflasyon ya da riskler ve kurlar da aynı kısır döngüyü yaratabiliyor.   Enflasyon tüketim ve yatırım harcamalarının yükselmesinden yani talep artışından kaynaklanıyorsa buna talep enflasyonu deniyor. Enflasyonun kökeninde üretim maliyetlerinin yani üretimde kullanılan üretim faktörleri ve girdilerin fiyatlarında artış varsa buna da maliyet (arz) enflasyonu deniyor. Eğer bir ekonomide üretimde kullanılan girdilerin önemli bir bölümü ithal ediliyorsa o zaman kur artışı da maliyet enfl

Dış Borç, Dış Yükümlülük Farkı

Dış yükümlülük ve dış borç denildiğinde ilk bakışta benzeyen ama aslında aralarında farklar bulunan iki kavram çıkıyor karşımıza. Bunların farklarını tam olarak ortaya koyamazsak kafa karışıklığına yol açabiliyorlar. Bu iki kavram arasındaki farkları açıklayabilmek için öncelikle kamuoyuna açıklanan istatistiksel tablolar arasında yer alan iki tablodaki bazı verilere ilişkin tanımları ortaya koymamız gerekiyor. Dış borç stoku; ulusal ekonomi dışındakilere olan borçlar, bir başka ifadeyle yurtiçinde yerleşik olan kişi ya da kurumların yurtdışında yerleşik olan kişi ya da kurumlara olan borçları olarak tanımlanıyor. Bu borcun yabancı parayla (dövizle) ya da TL ile olması dış borç olarak değerlendirilmesini değiştirmiyor. Burada önemli olan borcun hangi parayla olduğu değil alacaklının kim olduğu meselesidir. Eğer alacaklı yurt dışında yerleşik kişi veya kurumlar ise o zaman bu borç hangi para cinsinden alınmış olursa olsun dış borç olarak değerlendiriliyor. Burada konu edilen dış