Yayınlar

Ağustos, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiye Ekonomisi Dünyada Kaçıncı Sırada?

Meselenin Özü Son günlerde yeni bir keşif yapıldı ve birdenbire Türkiye’nin GSYH sıralamasında dünyada 13’üncü sırada olduğu konuşulmaya başlandı. Aslında bu veri öteden beri IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü Veri Tabanında (World Economic Outlook Database) durup duruyordu ama nedense biz yeni keşfettik ve keşfeder etmez Türkiye’nin nerelerden nereye geldiğini konuşmaya başladık. Gelelim işin aslına ve bilimsel açıklamasına. IMF, ülkelerin GSYH ve kişi başına GSYH serisini farklı yöntemlere dayanarak hesaplayıp yayınlıyor. Bunlar iki grupta toplanabilir: (1) Cari fiyatlarla hesaplanan GSYH ve oradan giderek bulunan kişi başına gelir (bunların hem TL hem de USD cinsinden değerleri açıklanıyor.) (2) Satınalma gücü paritesine (SAGP) göre hesaplanan GSYH ve oradan giderek hesaplanan SAGP kişi başına gelir (bunların sadece Dolar cinsinden değerleri açıklanıyor.)  

30 Ağustos 1922

Resim
Türk ordusunun, İtilaf Devletlerinin desteklediği Yunan ordusuna karşı giriştiği genel saldırıyı tanımlayan Büyük Taarruz, Kurtuluş savaşının en önemli aşamasıdır. 21 Ağustos 1922’de taarruz emri verilmiş, 26 Ağustos’ta saldırı başlatılmış, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesinde Yunan kuvvetleri yenilmiş ve 9 Eylül’de Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle Büyük Taarruz sonuçlanmıştır. Yunan kuvvetleri 18 Eylül’de Anadolu’yu tamamen terk etmiştir. Saldırının başlayacağı 26 Ağustos gecesini Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı’nda 8. Bap’ta ‘26 Ağustos Gecesi Saatler’ başlığı altında şöyle anlatıyor:

Varlık Fonu Bir Yaşında

Türkiye Varlık Fonu bir yıl önce bugün kuruldu. Varlık Fonu’nun kuruluşu, amaçları, eksikleri gibi konulardaki görüşlerimi daha önceki bir yazımda ayrıntılarıyla açıklamıştım. [i] Varlık Fonu hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler bu yazımı okuyabilir. Varlık Fonunun kuruluşundan bu yana yaşanan gelişmeleri kısaca özetleyelim. Kamu kesimine ait malvarlığının bir bölümü Varlık Fonuna devredildi Son bir yıl içinde Hazine’ye ait bazı işletmeler veya bazı işletmelerdeki Hazine hisseleri, mülkiyeti Hazine’ye ait bazı malvarlıkları, taşınmaz mallar Varlık Fonuna devredildi. Bunların dökümü şöyle: (1) Türk Hava Yolları A.O’nun % 49,12 oranındaki hissesi. (2) Türk Telekom A.Ş’nin % 6,68 oranındaki hissesi. (3) T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (4) T. Halkbankası A.Ş’nin % 51,11 oranındaki hissesi. (5) Türkiye Petrolleri A.O’nun Hazineye ait bütün hisseleri. (6) BOTAŞ’ın Hazineye ait hisselerinin tamamı. (7) PTT’nin Hazineye ait hisselerinin tamamı. (8) TÜRKSAT’ın Hazineye ait hisselerinin ta

Dolar Değer Kaybetmeye Devam Eder mi?

Resim
Doların değer kaybının nedenleri arasında ABD ekonomisinin gidişi, ABD Başkanı Trump’ın durumu, başta Euro olmak üzere diğer rezerv paraların gelişimi gibi nedenler en ön sıralarda yer alıyor. Önce ABD ekonomisinin durumuna bir bakalım. Aşağıdaki tablo çeyreklik dönemler itibariyle karşılaştırmalı durumu ortaya koyuyor. 2015 IV Ç 2016 IV Ç 2017 I Ç 2017 II Ç Büyüme (%) 2,0 1,8 1,2 2,6 İşsizlik (%) 5,3 4,9 4,5 4,4 Enflasyon (%) 1,3 1,9 1,8 0,9 Cari Denge / GSYH (%) -2,4 -2,4 -2,4 -2,5

Dolar Niçin Düşüyor?

Resim
Dolar, istisnai durumdaki ülkeler dışında kalan bütün ülke paralarına karşı değer kaybediyor. Bunun iki temel nedeni var: (1) Trump’ın açıkladığı ama bir türlü uygulamaya koyamadığı önlemlerinden öte iktidarda devam edip edemeyeceğinin yarattığı belirsizlikler. (2) Fed’in faiz artırımları ve bilanço küçültme konusunda biraz da Trump’ın durumuyla bağlantılı olarak net bir görüşe varamamış olması. Dolar Endeksinin Trump seçimi kazandığından bu yana çizdiği görünüm aşağıdaki grafikte özetleniyor. 

Eğitim - Öğretim ve IQ Düzeyi

Statistic Brain Research Institute tarafından 2016 yılında yapılmış test sonuçlarına göre dünyada insanların zeka düzeyleri IQ testleriyle ölçülmüş ve şu sonuçlar çıkmış. [i] Zeka testi (IQ) sıralamasında en üstteki ilk 5 ülke: Sıra Ülke IQ 1 Hong Kong 107 2 Güney Kore 106 3 Japonya 105 4 Tayvan 104 5 Singapur 103 Zeka testi (IQ) sıralamasında son 5 ülke: Sıra Ülke IQ 1 Ekvator Ginesi 59 2 Etiyopya 63 3 Sierra Leone 64 4 Kongo 65 5 Zimbabve 66 Türkiye, farklı kurumlarca yapılan testlerde ortalama 88 ile 90 arasında bir IQ düzeyiyle ile orta sıralarda yer alıyor. 90 IQ düzeyi, bu araştırmalara göre ortalama zeka düzeyinin biraz üzerinde görünüyor. Ölçümde kullanılan testler tamamen mantıklı sonuç çıkarmaya dayalı. Dolayısıyla ölçüm biçiminin kültürle,

Merdiven altı Öğretim

Merdiven altı sözcüğü genellikle üretimle birlikte ve merdiven altı üretim deyimi biçiminde kullanılıyor. Bir ürünün, onaylanmış üretim koşulları dışında daha ucuza ama daha kalitesiz ve sağlıksız olarak üretilmesine merdiven altı üretim deniyor. Başkalarının ürettiği eserlerin, eser sahibinin izni olmaksızın, yasa dışı yollarla kopyalanarak veya taklit edilerek üretilmesi sonucu ortaya çıkan ürüne de korsan ürün deniyor. Eğitim, belirli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim anlamına geliyor. Öğretim ise öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi olarak tanımlanıyor. Eğitim, daha çok insanın ailesinden, çevresinden öğrendiklerini, öğretim ise daha çok okullarda öğrenilen bilgileri kapsıyor. O nedenle ikisi arasındaki farkı en iyi belirten ifade Albert Einstein’in şu sözünde yer alıyor: “Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır.” 

Sanayi Kapitalizminin Yarattığı Çelişki

Özetle Sanayi Kapitalizminin Tarihçesi James Watt’ın 1700’lerin sonlarına doğru geliştirdiği buhar makinesinin sanayiye uygulanabilir hale gelmesiyle sanayi devrimi sayfası açılmış oldu. Bu, aynı zamanda o döneme kadar tarım, ticaret ve atölye üretimi çerçevesinde yürüyen merkantilist – fizyokrat kapitalizmin artık yavaş yavaş sanayi kapitalizmine geçiş dönemeciydi. Dokuma tezgâhlarıyla başlayan bu değişim sanayinin her alanına yayıldı. 1870’lerden itibaren elektrik gücünün montaj hatlarına kumanda etmesiyle birlikte kitlesel üretim zirveye çıktı. Bu yeni sistem, üretim ölçeğinin büyümesine, maliyetlerin ve fiyatların ucuzlamasına ve satışların katlanarak artmasına yol açtı. Sanayi kapitalizmi ciddi bir sermaye birikimi sağlamaya başladı.

Faizi Niçin Düşüremiyoruz?

Resim
Hipotez “Bir ekonomi dış finansmana bağımlı durumdaysa, faizini kendi koşullarına göre belirleme şansı; enflasyonun çok düşük olmasına, risklerinin düşük olmasına, yatırımcı için istikrarlı bir görünüm sergilemesine bağlıdır.” Ortaya koyduğumuz bu hipotezin doğru olup olmadığını görebilmek için Türkiye ekonomisini analiz masasına yatıralım. Bunu yaparken hipotezimizdeki koşulları tek tek ele alıp irdeleyeceğiz.

Lucas Eleştirisi (Kritiği)

Yeni bir ekonomi politikası uygulamaya sokulduğunda, iktisatçılar ve analistler, bu politikanın etkilerini geçerli ekonomik yapının devam edeceği varsayımına dayanarak ölçmeye çalışırlar. Oysa bu yeni ekonomi politikası, ekonomik aktörlerin bekleyişlerini etkilemek suretiyle mevcut yapıda değişikliğe yol açabilir. Bu durumda eski yapıya dayalı tahminler tutmaz. Yeni politikanın sonuçlarını doğru tahmin edebilmek için bu politikanın karar alıcıları ne yönde etkileyeceğini göz önüne almak gerekir. Bu eleştiriye Lucas Eleştirisi adı veriliyor. Robert Lucas, 1995 yılında Nobel Ekonomi Ödülünü kazanmış, rasyonel bekleyişler teorisinin kurucuları arasında yer alan bir iktisatçı. Lucas’ın bu eleştirisi rasyonel bekleyişler teorisinin belkemiğini oluşturan yaklaşımların başında gelir. 

Piyasa Tutarsızlıkları Nereden Kaynaklanıyor?

Resim
Piyasada İlişkilerin Normal Durumu Risk düşerse yerel para değer kazanır (kurlar düşer) ve enflasyon düşer. Bu sözü bir finansal piyasa yasası gibi almasak da genel eğilim olarak alabiliriz herhalde. Ne var ki her eğilimin istisnası olduğu gibi bunun da istisnaları var. Faizler artarsa enflasyon düşer. Genel olarak enflasyonun yükseldiği yerlerde ekonomi otoriteleri enflasyonla mücadele için faizleri artırırlar. Doğal olarak bu ilişki faizlerle talep enflasyonu arasında vardır. Artan talebi kesip tasarrufa yöneltebilmenin yolu faizi artırmaktan geçer. Eğer enflasyon maliyet enflasyonuysa ve mesela kur kaynaklıysa o zaman faizleri yükseltmek bir dereceye kadar etkili olabilir. Faiz ile borsa ters yönde hareket eder. Normal koşullarda tahvil ve mevduat faizleri borsanın rakibidir. Dolayısıyla faizler yükselirse borsa düşer. Ne var ki bunun da istisnaları var. Eğer borsadaki hisse senetlerinin değerleri, yabancı para cinsinden geçmiş değerlere göre düşük kalmışsa o zaman bu ter

Türkiye ve Güney Kore Ekonomilerinin Karşılaştırılması

Resim
Güney ve Kuzey Kore ekonomilerini karşılaştıran yazımda aynı tarihte, aynı noktadan yola çıkan, aynı halktan oluşan ikiye bölünmüş bir ülkede Kuzey ile Güney’in nasıl farklı yerlere geldiklerini göstermişti. Yaptığım karşılaştırma dünyaya açık bir kapitalist modele dayanan Güney Kore’nin, dünyaya kapalı bir sosyalist ekonomik modele dayanan Kuzey Kore ile arasında ciddi bir fark oluştuğunu ortaya koymuştu. Yazımın sonuna bir açıklama notu ekleyerek iki ülke arasındaki farkın sistem farkından değil yönetim farkından kaynaklandığını eklemiştim. Bunu yaparken, hazırladığım Güney Kore ile kapitalist model içinde bulunan Türkiye’yi karşılaştıran tabloya bakıyordum. Eğer aşağı yukarı benzer başlangıçtan başlayarak yürüyen ve benzer modeli benimsemiş Güney Kore ile Türkiye arasında belirgin bir fark çıkmayacak olursa benim o yazıya koyduğum not anlamsız kalacaktı.

Türkiye’nin Heterodoks Ekonomi Politikası Uygulamaları

Türkiye, her zaman ilginç bir ekonomi görünümü sergileyen bir ülke olmuştur. Zaman geçtikçe ilginçliği de artıyor. Bu ilginçliği bazı konularda heterodoks ekonomi politikası uygulamalarına girip çıkmasından kaynaklanıyor. Son yıllarda bunun örnekleri çoğaldı. Bunlara değineceğim bu yazımda ama önce kavramları yerli yerine oturtmaya çalışalım. Ortodoks, Yunanca orthos (doğru) ve doxa (inanç, öğreti) sözcüklerinden oluşan doğru inanç, heterodoks ise, yine Yunanca heteros (farklı) ve doxa sözcüklerinden türetilmiş farklı inanç anlamına gelen sözcükler.   Ekonomi alanında geleneklere, genel kabul görmüş görüşlere dayanan öğretiye ve yaklaşımlara ortodoks ekonomi yaklaşımı, bu yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen ekonomi politikasına da ortodoks ekonomi politikası adı veriliyor. Buna karşılık ekonomi alanında geleneksel görüşlerin ve yaklaşımların dışındaki yaklaşımlara heterodoks ekonomi yaklaşımı, bu yaklaşımlara dayanılarak oluşturulan ekonomi politikası uygulamalarına da hetero