Yayınlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tasarruf, Yatırım ve Büyüme

Resim
Türkiye, büyümede sayılı ekonomiler arasında yer alıyor. Buna karşılık büyümesi istikrarlı değil. Yani inişli çıkışlı bir eğilim izliyor. Bir bakıyorsunuz yüzde 9 büyümüş bir bakıyorsunuz yüzde 4 büyümüş, ertesi yıl küçülmüş, sonra tekrar yüzde 8 büyümüş. Bu iniş ve çıkışlar yatırım ortamını bozuyor.   Bunun nedenlerini irdeleyebilmek için öncelikle Türkiye’de yatırımlara kaynaklık eden tasarrufların oranına bakmak gerek. Yani tasarrufların GSYH’ya oranı nedir? Yıllar itibariyle nasıl gelişmiştir? Dünya ortalamasıyla karşılaştırdığımızda nasıl bir görünümü çizmektedir? Bu soruların yanıtları aşağıdaki grafikten izlenebilmektedir (Bu yazıdaki bütün grafikler için kullandığım verileri IMF WEO Database April 2012’den derledim.).   1980 ile 2011 yılları arasında Türkiye’deki tasarrufların GSYH’ya oranıyla dünyada aynı oranın ortalamasını karşılaştırmalı olarak gösteren bu grafik, 1990’lı yıllarda yaşanan yakınlaşma dışında Türkiye’de tasarrufların sürekli olarak

Satınalma Gücü Paritesi Nedir?

Resim
Satınalma gücü paritesi (SAGP) ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını ortadan kaldırarak farklı para birimlerinin satın alma güçlerini eşitleyen bir değişim oranını ifade ediyor.   Bir kilogram domatesin ortalama olarak Türkiye’de 2 TL, ABD’de ise 2,5 dolar olduğunu varsayalım. Bu durumda yıllık geliri 10.000 dolar olan bir Amerikalı yılda (10.000 / 2,5 =) 4000 kg domates alabilir. Aynı miktar domatesi alabilmesi için bir Türk’ün yıllık gelirinin 8.000 TL olması yeterlidir. 1 dolar 1,8 TL’ye eşit ise Amerikalının geliri (10.000 x 1,8 =) 18.000 TL’ye, Türk’ün geliri ise (8.000 / 1,8 =) 4.445 dolara eşit olmaktadır. Amerikalı Türkiye’ye gelir de parasını TL’ye çevirirse bu parayla (18.000 / 2 =) 9.000 kg domates alabilir. Buna karşılık Türk, ABD’ye gider de parasını dolara çevirirse bu parayla (4.445 / 2,5 =)  1.778 kg domates alabilir. Satınalma gücü paritesi bu iki kişinin ikisinin de gelirini kendi ülkesinde harcadığı varsayımını yapar. Bu durumda Amerikalı 10.000 d

Kişi Başına Düşen Gelirimiz Kaç Dolar

Resim
Ekonomide insanların en az inandığı hesaplamaların başında enflasyon ve işsizlikle birlikte kişi başına düşen gelir hesabı geliyor. Kişi başına gelir hesabı ekonomi bilimindeki birçok hesaplamada olduğu gibi teorik bir ölçüdür. Sadece bir ortalamayı göstermeyi ve bu ortalamalardan hareketle uluslararası karşılaştırmalar yapmayı hedefler. Kişi başına gelir ya da daha bilimsel şekliyle kişi başına GSYH şu basit formülle hesaplanır: Kişi Başına Gelir = GSYH / Yıl Ortası Nüfusu. Örneğin Türkiye’de 2011 yılı GSYH’sı 772 milyar dolar ve yıl ortası nüfusu 73,5 milyon kişi olarak bulunmuş ve buna göre de kişi başına yıllık ortalama gelir 10.444 dolar olarak  hesaplanmıştır. Bu hesaplamada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta vardır: (1) Bu gelir yıllık gelirdir. Yani aya bölersek aylık gelir kişi başına 870 dolar eder. (2) Bu gelir ortalama gelirdir. Yani bu ortalama tutarın çok altında veya çok üstünde geliri olanlar olabileceği gibi bu gelir dolayında yıllık gelir elde e

Kayıt Dışı Ekonomi

Kayıt dışı ekonomi hesapları yine güncel konu oldu. Bazılarına göre Türkiye’de kayıt dışılık öylesine büyük ki GSYH’mız gerçeğin yarısını bile göstermiyor. Gerçekten böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Bu soruya yanıt ararken öncelikle kavramların neyi ifade ettiğine bakmamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’de kayıt dışılık sözüyle kastedilen şeyler farklı. Büyük çoğunluk kayıt dışılıkla GSYH hesapları dışında kalmış geliri kasdetmekte ve fakat bunu vergi kaydına girmemiş kazançla özdeşleştirmektedir. Çoğu kez akım ve stok kavramları da birbirine karıştırılmaktadır. Birbirine çok yakın kavramlar olan ve o nedenle sık sık birbiri yerine kullanılan milli gelir, GSYH, GSMH gibi kavramlar akım kavramlardır. Yani üç ay ya da bir yıl gibi bir sürede bir ekonomide yapılan üretimi veya harcamaları ya da gelirleri gösterir. Bunlar stoku göstermezler. Stok olan şey ülkenin servetidir. Kayıt dışı ekonomi, milli gelir hesaplarına girmemiş miktarı ölçmeyi hedeflediği için o da akım kavramdır. Eğer bu

En Çok Hangi Yatırım Aracı Kazandırdı?

Resim
Son on yılda ve son 2,5 yılda hangi yatırım aracı daha çok kazandırdı? Bu karşılaştırmayı yapacağımız araçlar: Altın, petrol, bakır, Dow Jones Sanayi Endeksi, İMKB 100 Endeksi, USD ve Euro. Bunlar arasına mevduat ve dolayısıyla faiz ile gayrimenkulü de koymak karşılaştırmayı tam yapabilmek için daha uygun olurdu ama ne yazık ki bunu yapabilmenin çok önemli zorlukları var. O nedenle o iki aracı karşılaştırma dışı bıraktım. Aşağıdaki tabloda bu saydığım yatırım araçlarının 2002 yılından 2011'e kadar yıl sonları itibariyle oluşmuş değerleri yer alıyor. Tabloda yalnızca İMKB 100 endeksi hem TL hem de USD değeriyle gösterilmiş durumda. Öteki veriler ağırlıklı olarak dolar cinsinden olduğu için karşılaştırmayı öyle yapmak isteyenlere kolaylık olsun diye böyle bir gösterime gittim.  Bu tablodan yararlanarak hazırladığım aşağıdaki tablonun ilk bölümünde bu araçların 2002 yıl sonu değerlerini 100 kabul ederek yaptığım endeks karşılaştırmalarına yer veriyorum. Tablonun

Altın

Resim
Altın, parlak, ağır ve kolay tepkimeye girmeyen bir metaldir. O nedenle dış etkenlerden fazlaca etkilenmez. Örneğin paslanmaz ve kararmaz. Saf haliyle son derecede yumuşak olduğu için kolay şekil verilebilir. Aslında iletkenliği bakırdan çok daha yüksektir ama az bulunduğu için iletken olarak kullanılamayacak kadar pahalıdır.  National Geographic Dergisi’nde yer alan bir saptamaya göre tarih boyunca çıkarılan altının toplamı 160 bin tonun biraz üzerinde tahmin edilmektedir. Bu miktar ancak iki olimpik havuzu dolduracak büyüklüktedir. Yine aynı tahminlere göre bugüne kadar çıkarılmış bulunan altının yarısı Merkez Bankalarının ve bankaların rezervlerinde yer almaktadır.    Altının saflık derecesi ayar ya da karat denilen ölçüyle ölçülür. Ayarın formülü şöyledir: X = 24 (Mg/Mm) Bu formülde; X altının ayarını, Mg alaşımdaki altın miktarını, Mm alaşımın toplam ağırlığını gösteriyor. Bu formülü kullanarak örneğin 91,6 gram altınla 8,4 gram gümüşün karışımından oluşan bir al

Mayısın Ondokuzu

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta 19 Mayıs’ı anlatıyor: “1919 yılı Mayısının 19 uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş: Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ‘Ateşkes Anlaşması’ imzalanmış. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda… “Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta… “İtilâf devletleri, Ateşkes Anlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer uydurma nedenle, İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana iline Fransızlar; Urfa, Maraş, Antep’e İngilizler girmişler. Antalya ile Konya’da İtalyan birlikleri, Merzifon’la Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her yanda yabancı devletlerin subay ve memurları ve özel adamları çalışmakta. Daha sonra, sözümüze başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919 da İtilaf devletlerinin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmir’e çıkarılıyor. Bundan başka,