11 Ekim 2012 Perşembe

Fren mi Gaz mı? ya da Cari Açık mı Büyüme mi?


Ocak - Ağustos ödemeler dengesi açıklandı. Önemli gelişmelere değineyim:

1. 2012 yılının 8 aylık cari açığı 36,1milyar dolar. Geçen yılın 8 aylık açığı 52,2 milyar dolardı. Buna göre cari açıkta geçen yılın aynı dönemine göre 16,1 milyar dolarlık (% 31 oranında) düşüş var.

2. Cari açık 12 aylık bazda 60 milyar doların altına indi (59.013 milyon dolar)

3. Hafta içinde açıklanan OVP'de 2012 yılı için yapılan cari açık tahmini 58,7 milyar dolar, GSYH tahmini 799 milyar dolar. Eğer yılsonunda cari açık Ağustos sonundaki 12 aylık miktar gibi çıkarsa cari açık / GSYH oranı yüzde 7,4 çıkacak demektir. 

4. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ilk 8 ayda 9,6 milyar doları buldu. Geçen yılın ilk sekiz ayında bu miktar 10,5 milyar dolardı. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında görülen yaklaşık 1 milyar dolarlık düşüşe karşılık portföy yatırımlarında (hisse senedi ve borç senetleri) 2,3 milyar dolarlık artış söz konusu olmuş görünüyor. Bu bize cafi açığın finansman kalitesinde bir miktar düşüş olduğunu gösteriyor.

5. Resmi döviz rezervleri ilk sekiz ay sonunda 15,7 milyar doları geçmiş durumda. Geçen yılın aynı döneminde rezerv artışı 4,7 milyar dolardı. Demek ki geçen yıla göre 11 milyar dolarlık bir artış var. Son bir aydaki rezerv artışı 7 milyar dolara yakın bir düzeyi gösteriyor. TCMB'nin döviz rezervlerini artırmayı bir politika aracı haline getirdiği ve bu amaçla karşılık oranlarında yaptığı ROK uygulamasının da yardımıyla rezervleri artırdığı ortaya çıkıyor. TCMB'nin döviz rezervleri bu sayede 90 milyar doları aşmış bulunuyor.

6. Net hata ve noksan ilk sekiz ayda 4,2 milyar dolar düzeyinde. Geçen yılın aynı döneminde bu tutar 9,1 milyar dolar düzeyindeydi. Net hata ve noksan miktarında12 aylık bazda cari açıktaki düşüşe paralel bir düşüş olsa da son bir ayda 1,1 milyar dolarlık bir artış söz konusu olmuş görünüyor.

Cari açıktaki hızlı düşüş büyümenin de hızla düşmesine yol açıyor. Cari açıktaki düşüşün olumlu görünümü büyümedeki hızlı düşüşün yarattığı olumsuz görünümün gölgesi altında kalıyor. Hükümet içinde başlayan fren - gaz kavgasının arkasında da bu konular var. Bu gelişme bize net bir biçimde bir ekonomik ilişkiyi gösteriyor ya da zaten bildiğimiz bir gerçeği bir kez daha doğruluyor: Türkiye'nin büyümesi ithalatla çok yakından ilişkili. Yani Türkiye potansiyel büyüme hızı olan yüzde 5 oranını yukarı doğru zorladıkça ithalatı ve dolayısıyla cari açığı artıyor. 

Bu durumda yapılması gereken şey bu ilişkiyi koparacak ya da en azından daha esnek hale getirecek olan yapısal reformları yapmak. Yapısal reformları yapıp sonuç almaya başlayana kadar da büyümeyi yüzde 5'lik potansiyel büyüme hızının çok ötesine zorlamamak.

36 yorum:

  1. hocam yazınız için teşekkürler.. bakalım cari işlemlerdeki düzelme yıl sonunda bütçeye nasıl yansıyacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açık düşer bütçe açığı artar, büyüme düşer. Türkiye'nin formülü budur.

      Sil
  2. rusya, gaz'ımızı kesmese bari :)


    gazcılar:
    recep tayyip erdoğan
    zafer çağlayan

    frenciler:
    erdem başçı
    nihat ergün

    yanılıyor ya da bilgi eksikliğim varsa beni düzeltin hocam.
    erdem başçı gibi bir ismin zaten gaza basalım demesini beklemem. neticede cari açık deyince türkiye'de en fazla kafa yorması gereken en üst düzey isimlerden bir tanesi.
    ovp'de de zaten hız sabitlenmiş görünüyor. ama ayağımız frende dursun, olası bir ihtimalde frene basalım diye tedbirli gidelim deniliyor.
    ovp'den alıntı:
    "Politika faizlerinin dönem boyunca tek haneli düzeylerde kalması, gıda enflasyonunun yüzde 7 seviyesinde dalgalanması ve petrol fiyatlarının 110 dolar civarında seyretmesi beklenmektedir"

    2. Ekonomide Kayıt Dışılığın Azaltılması
    Ekonomide rekabet gücünün artırılması, haksız rekabetin önlenmesi ve kamu finansmanına katkıda bulunulması hedefleri doğrultusunda, ekonomide kayıt dışılığın azaltılması temel amaçtır. Bu çerçevede;
    i) Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi
    Eylem Planı güncellenecektir.
    ii) Kayıt dışılığa karşı mükelleflerin gönüllü uyumunu destekleyen, yaptırımların caydırıcılığı-
    nı artıran, kayıt dışılık konusunda toplumsal
    farkındalığı artırmak üzere sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğini öngören eylemlere ağırlık
    verilecektir.
    iii) Başta vergi denetimi olmak üzere, denetimlerde etkinliğin kurumlar arası çapraz kontrolü de içerecek şekilde sağlanması amacıyla
    kamu idarelerinin denetim ve uygulama Orta Vadeli Program pasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara ağırlık verilerek, idarelerin beşeri ve teknolojik altyapısı iyileştirilecektir."

    ovp ye şöyle bir göz atınca, türkiye'de plan yapmanın, realite ile pek de örtüşmediği kanaatine vardım.
    ovp yi de pek samimi bulmadım kendimce.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef bizde programlar hep böyle olur. Sanki yapamayacağımız şeylerin listesini yapmış gibi oluruz hep.

      Sil
  3. iyi günler hocam

    büyüme %3 cari açık %7.5 enflasyon %7.5 2012 yılı için başarı diye bilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyemeyiz. Büyüme yüzde 3'ün altında olabilir (% 2,5)

      Sil
  4. hocam

    %5 büyüme için kabaca 70 milyar dolar yani %8.5 cari açık demek

    bence türkiye %2 ile %4 arası yıllarca sürecek büyümeyi hazır olmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet son on yılın faturasını ödeyeceğiz diyorsunuz yani.

      Sil
  5. merhaba hocam, önce piyasa bilgisi vermek istiyorum ve ardından iki sorum olacak.
    Piyasa şuan nakit felci yaşıyor, damarlardaki kan kurumuş durumda, güven sorunu ve çevremizdeki savaş tehditleri birleşince ülkede her kes sıcak paranın üzerine oturma kararı verdi. Faktoring şirketleri ciroda tavan yapmış durumdalar. Eğer böyle bu hızla gidersek çok daha sıkıcı durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Piyasanın içerisinde bulunan her kes ki bunun başında Bakan Çağlayan geliyor, her şeyin farkında, piyasaya uzak ve sadece rakamlarla bakanlarsa frende kalmayı tercih ediyor.
    Rakamların başka bir boyutuda gelirler kısımında bulunuyor, tabiki sadece rakamlarla ilgilenenler görev alanı nedeniyle bazı rakamları görmez yada görmezden gelebilirler, ancak gelirler boyutu çok kritik durumda bir ilçe vergi dairesinde bile 1000 lerce mükellef vergisini düzenli ödeyemez noktaya geldi. Vergi daireleri e-icra ile her yolu kullanıyor, kredi kartı bloke etme, müşterinden alırım gibi tahditler bile mevcut. Bu ortamdayken hangi frenden bahsedebiliriz. Perakende yere serilmiş vaziyette kimse zaruri harcamaların dışında harcama yapmak istemiyor, doğal olarak. Yatırım ise neredeyse durmuş vaziyette, 2012 ilk yarı için özel sektör harcamaları -%8 gerçekleşmiş.
    Tüm bunlarda hükümeti ve başta sayın Babacan beyi suçlu görüyorum. Hatırlarsınız yazın hem sayın Babacan hem sayın Erdoğan dikkatli olun sıkıntı olabilir demelerine rağmen büyüme hafif inişe geçsede sorun yoktu. Ne zaman ki sene sonuna doğru panik yaparak tüm önlemleri aynı anda devreye sokunca olduğu gibi yere çakıldık. Evet sayın Babacan çok temkinli ama uğraştığınız şey milyonlarca insanın kaderini belirliyor. Panik yapmak göründüğü gibi ciddi sıkıntılar yarattı ve en az bir yıl tahminen 2-3 yıl kaybedeceğiz.
    Önlemelere gelince benim hatırladığım kadarıyla;
    Munzam karlışlar artırıldı
    Faizler yükseltildi
    Kredi kullanımını sınırlandırıldı.
    Kredi kartı minimum Ödeme oranları %50ye, nakit çekme ve diğer tedbirler
    Hızlı bir vergi affı çıkarıldı ve yeniden yapılandırmaya gidildi (para varken alalım misali)
    Piyasaya yapılması gereken ödemeler ileri tarihlere ötelendi
    Her zaman olduğu gibi ithalat vergileri artırıldı
    Develet yatırımları kısıldı
    Planlanmamış ve Etkisi tahmin edilemeyen Suriye olayı.
    Ve Unuttuğum diğer tedbirler..

    Fren edebiyatına yeni boyut getirdim, "freni köklemek" şeklinde. %9 büyürken nasıl bir talaşa kapılıp insan bu kadar önlemi aynı anda alır ki. Evet önceki tedbirlere rağmen cari açık düşmedi ama büyüme aşağıya doğru geliyordu zaten.
    Sormak istediğim şey böyle bir durumdayken vücuttaki kan gibi olan piyasada ki para miktarı ve dolaşımıyla ilgili engeller gerçekten alınması gerekirmi? Bazı tedbrilerin para arz talebinde sorunlar yaratacağını ben bile görüyorken ekonomi yönetiminin bukadar duyarsız kalması ve gözlerinin bağlanması nedendir? Krize girmeyelim girmeyelim dediniz, bir çoğu gereksiz alınan tedbirlerle tam göbeğindeyiz krizin.
    Son sorum ise, piyasada güveni yeniden tesis etmek için ilk yapacağınız yada en etkili olacağını düşündüğünüz eylem ne olurdu?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki yanıt: (1) Türkiye % 10 oranındaki cari açığı sürekli taşıyamazdı. O nedenle bir yerde fren yapması kaçınılmazdı. (2) Yalnız fren biraz sert oldu. O nedenle de piyasa dağıldı. MB'nin piyasaya likidite vermesi gerekir. Bence karşılık oranları biraz düşürülebilir.

      Sil
    2. Murat Bey asıl "karnaval" ABD başkanlık seçimlerinden sonra başlıyor. Bunlar daha iyi zamanlarımız. Wall Street bu aralar "prens Obama"nın yeniden seçilmesi için her türlü manipülasyon tekniğini kullanıyor. Adamlar işsizlik oranını düşük göstermek için her ay bir yığın gerçek işsizi sudan bahanelerle işgücünden düşüyor. Aslında kimin seçileceğinin de önemi yok. Obama da seçilse bütçe kısıntıları devreye girecek, çünkü Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında geçen yıl bu konuda protokol imzalandı. Yani olay kesin, kaçarı yok. Her halükarda Kasım-Aralık aylarında çok sert satışlar gelecektir. Hükümetin 2013 yerel seçimleri öncesi işi riske atmayıp IMF'yle anlaşarak hazır para bulacağını düşünüyorum.

      Sil
    3. yanilmiyorsam abd için seçimlerde görev alan işsizler de iş bulmuş yani işi olan olarak gösteriliyor kayıtlarda.

      Sil
    4. Tekrar Merhaba Hocam,
      Kesinlikle karşılıklarda hem fikirim, birincil etkili operasyon bence bu olurdu.
      Ayrıca piyasada aslında para yok değil, para arzını takip ediyorum ve çok uzun süredir anormal değişiklikler yok. Hatta piyasanın normal olduğu dönemlerle neredeyse fark yok.
      MB piyasaya para verdiğinde o para yine piyasaya inmeden üstüne otucakların eline geçecek. Diğer konuda muhtemelen piyasadan döviz çekmesi gerekecek ve kurlar yukarı zıplayacak, etkisi enflasyon olacak.
      Piyasaya en hızlı para krediler mekanizması ile girdği için şu aralar Bakan Çağlayan faizlerin inmesi için sesini yükseltiyor.
      Aslında hükümetin elinde çok fazla seçenek var ama çok temkinli duruyorlar.
      En önemli beklentim inşaat alınında, piyasayı domine edecek uzun yıllar bu sektör olacak. Konut reformu ve yabancılara konut satışı ülkedeki büyüme potansiyelini %5 üzerine tuutabilecek çok kritik teşvikler. Ancak bunların etkisi ancak 2013 sonuna doğru olacak. Kısa vadede çözüme ihtaç var.

      Sizce plandıkları kara taşıtlarında ki yaş sınırı ve teşvikleri ile ilgili program piyasayı hareketlendirmek için işe yararmı?

      Son olarak bence parekende sektörü kredi kartları üzerinde yaşıyordu, tüketici algısında ki en büyük bozulmada kredi kartlarınde ki yasa değişikliği ile gerçekleşti. Kanımca bu yasayı daha yumuşak bir şekilde uygulayabilirlerdi.
      Siz bu yasanın özellikle perakendenin daralmasında etkili olduğunu düşünüyormusunuz?

      Sil
    5. Kasım ve Aralık ayına ABD deki seçimler etki edecek. Bu seçimlerin şöyle bir önemi olduğuna inanıyorum. Paradigma değişikliğini aslında seçimler üzerinden ilan ediyor etkin güçler.
      ABD de Cumhuriyetçiler gelirse, irade savaş istiyor demektedir. Kanımca ABD de yapılacak işlerin niteliğine göre hükümetler iktidara geliyor. Al Gore un kaybetme senaryosu çok mühimdir. Al Gore un savaş çıkarma gibi bir vizyonu olmazdı, 11 Eylülde Al Gore başkan olsaydı bile afganistan ve Iraka girilemezdi, W.Bush ile istenilen operasyonlar yapıldı ve gitti. Haberlerin çıkış biçimine göre bakılırsa aslında Cumhuriyetçileri isteyenler çok daha güçlüler. Dikkat ederseniz Obamanın işine yarayacak olaylar bile ters PR ile çok iyi kullanılıyor. Bu şu demek, Obama kaybederse İstrail kazanacak ve İrana girecekler. Bunu aklıma bile getirmek istemediğim için Obamanın(Demokratlar) devam etmesi için en az dört yıl daha dua ediyorum.
      Başka bir tahminim daha var bir sonraki seçimlerde ABD de Kadın bir başkan göreceğiz o nedenle Romney'nin kazanma şansı daha da artıyor. Ancak irandan çıkmak 4 yılda mümkün olmaz o nedenle içlerinde kalmasın diye hava saldırısı ile İranda yönetimi değiştirmeyi deneyebilirler, ama kanımca büyük bir hata olur. Ama şu varki önümzdeki on yılda İran ve K. Korede kesin yönetim değişikliği olacaktır.
      Kasım ve Aralık aylarına ABD deki paradigma değişikliğinde bakmakta fayda var. Obama gelirse kaderi EU belirler. Romney gelirse ABD belirler.

      Sil
  6. Üstad, düştü diye sevindiğimiz cari açık GDP'nin %7.5'i gibi, çok değil 5-6 yıl önce rüyamızda görsek hayra yormayacağımız bir rakam. İyice Polyanalaştık anlayacağınız. Ama en çok dikkatimi çeken döviz varlık-yükümlülük durumumuz da pek iyi değil. "Öldük, bittik, yandık, mahvolduk" dediğimiz 2001'de yurtiçi-yurtdışı DTH'lar 50 milyar dolar, yurtiçi döviz kredileri ve bankalar hariç özel sektörün dış borcunun toplamı ise 43 milyar dolarmış, diğer ifadeyle varlıklar yükümlülüklerden fazlaymış. Yıl 2012, yurtiçi-yurtdışı DTH'lar 130 milyar dolar, döviz borç toplamı ise 217 milyar dolara gelmiş. Belli ki döviz dengesi epey bir bozulmuş. Ama bakıyorum ekonomistler aleminde hiç kimse bunlara değinmiyor. Acaba ben mi çok kötümserim? Yada piyasaya "hükümet bi şekilde bi yerlerden para bulur" beklentisi mi hakim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru yüzde 7,5'a sevinmek pek de akıl kârı değil. Bu biraz "dokunanın elinde kalır" oyunu gibi oldu. Kimse söylemek istemiyor.

      Sil
    2. keynes in müzik oyunlü sandalyesi gibi. müzik durunca bir kişi ayakta kalır.

      Sil
  7. Hocam; cari açığın düşmesinin nedeni ihracattaki artış mıdır (ki küresel krizde bu nasıl olacak) yoksa yapılan zamlarla parayı halktan toplamak mıdır? Bizim cari açık hangisiyle düşüyor şu anda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açıktaki düşüşün asıl nedeni ithalattaki düşüş. O da zaten büyümenin düşmesi olarak yansıyor.

      Sil
  8. Sevgili Hocam,
    Cari açık konusuna başka bir pencereden bakmak istiyorum. 1996 yılında AB ile gerçekleştirdiğimiz gümrük birliği nedeniyle birlik dışındaki ülkelere uygulamak zorunda olduğumuz Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) ye dikkatinizi çekmek istiyorum. Gümrük birliği nedeniyle birlik dışındaki ülkere biz OGT uygulamak zorunda iken, anılan ülkelerin bize kendilerini belirlediği yüksek gümrük vergileri uygulamalarının adil uluslararası ticareti ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Bu nedenle, bir an önce gümrük birliği yerine AB ile ticarette Serbest Ticaret Anlaşması'nın imzalanmasını, bu sayede de AB ile ticaretimizde gümrük vergileri aynen korunurken, birlik dışında kalan ülkere, kendi belirlediğimiz gümrük vergilerini uygulamamız gerektiğini düşünüyorum. Birlik dışında kalan ülkere,örneğin bize uyguladıkları gümrük vergilerinin aynısı uygulayabiliriz. Bu sayede, hem cari açığın azalacağını hem de hazineye gelir sağlanabileceğini düşünüyorum. Bu görüşüme katılır mısınız hocam? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da bir düşünce tabii ama o zaman AB üyeliği olayından tümüyle vazgeçmiş oluyoruz.

      Sil
  9. bir beyaz esya magazasi bir urunde yuzde 20 indirim yaptiginda talep yuzde 5 artar, oysa devlet yuzde 5 lik bir kdv indirimi sagladiginda talep yuzde 20-30 artmaktadir. su siralar hem siyasi durum hemde atilan adimlar vatandasi tedirgin etmekte. ve bu durum iyice bulasici hale geldi. cari acigin dusmesinin ic talebin dusmesine bagli kacinilmaz bir sonuc oldugunu dusunuyorum. Bu rakamlarin sevinilecek herhangi bir yani oldugunu dusunmuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da farklı bir görüş ve doğru yanları da var.

      Sil
  10. Hocam cari açık ekonomiyi kırılgan hale getiriyor.Böyle günlük hamlelerle cari açık uzun vadede ortadan kaldırılamaz.Sürekli söylenen yapısal reformlar yapılmalı.Uzun vadede Türkiye de büyümenin lokomotifi olan sanayi sektöründeki ara malı ithalatını durdurmak gerekir.Bu ara malının üretebildiğimiz kadarını Türkiye'de üretmeye başlarsak cari açık Türk ekonomisinin zayıf karnı olmaktan çıkar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllardır söylenen bu ama siyasetçi açısından kabul edilebilir görünmüyor.

      Sil
  11. Mahfi Bey,

    Belirttiğiniz gibi resmi döviz rezervleri ilk sekiz ay sonunda 16 milyar dolara yakın ve geçen yıla kıyasla 11 milyar dolarlık bir artış söz konusu. Zorunlu karşılıklar ve son dönemde de Rok vasıtasıyla artırılmış bu rezervler aktif olarak kullanılmayacak durumdayken lokal ekonomi yönetimine ne gibi avantaj yaratmaktadır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu daha çok yabancı yatımcıya güzel görünmek için.

      Sil
  12. Üstad,

    Dönüp dolaşıp hep gerçekleştirilmesi gereken "Yapısal Reformlar"a geliniyor.
    Bir başka yazınızda başlıklar halinde değinebilirmisiniz ?
    Bir de önündeki engeller nedir ?

    Çok selamlar,
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bu blogda bir yazım var: http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html

      Sil
    2. Mahfi bey,

      Teşekkür ederim.

      İyi Pazarlar
      Cafer Demir

      Sil
  13. Serdar Kelleci;
    Sayın hocam özellikle son 5 ayda yaşanan durgunluktan sonra şu an piyasada bir hareketlenme başladı; bu hareketlenme sadeece benim bulunduğum hinterlandda mı kestiremiyorum ancak ülke genelinde müteşebbis lerin ertelenen yatırımları son bir aydır talep olarak dönmeye başladı.
    Burada m.b. faiz indiriminin etkisi mutlaka vardır ancak piyasaya sürülen bir likit de yok. Bu durumun tek açıklaması faiz indirimi midir yoksa bu hareketlilik spesifik bir hareket midir?
    2.sorum ise M.b. bir faiz indirimi daha sağlayıp piyasaya likitide sağlarsa enflayonun yönü yine yukarı tlnin yönü de aşağı kaymış olacak. Düşüş gösterse de halen yeterli seviyelere çekilemeyen cari açık da böylelikle yine artmış olacak akabinde de büyüme rakamları %3 seviyelerine yaklaşacak.
    Son olarak 2013 yılında öngörlen büyüme %4 büyüme; ekonomide gerçekten ciddi bir durgunluk oluşturmaz mı bunun sonucunda işsizlik oranının artması, kapanan işletmelerin fabrikaların artması, çok ciddi problemleri beraberinde getirecek.Türkiye'nin %5 'in altında büyümesi her zaman için bir risk değil midir?
    Ekonomide denklem çözmek çok zor gerçekten:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında MB karşılıkların bir bölümünü TL yerine döviz ve altınla alınca bankaların elinde fazladan TL likiditesi kaldı onlar da bunu kredi olarak kullandırıyor.

      Sil
  14. Hocam;
    Yapısal reformlardan bahsediyoruz bu yeni teşvik sisteminin cari açığa ilişkin meyvelerini ne zaman toplarız ya da ithalata dayalı büyüme modelinden kurtulmamız için ne yapmamız gerek çünkü ithalat yavaşlayınca büyüme de yavaşlıyor ekonomide iniş çıkışlar oluyor bu teşvik sistemi ilaç olamaz mı ya da ne yapılması gerekir şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni teşvik sistemi iyi görünüyor. Ama önemli olan uygulama tabii. Bu teşviklerin nasıl kullanıldığını sürekli izleyecek ve ona göre yönlendirecek bir ekip gerekir. Böyle bir ekip var mı bilmiyorum. Eğer doğru kullanılırsa bir kaç yılda iyi sonuç alınabilir.

      Sil
    2. sayın eğilmez, 2001 krizinde türk bankacılık sisteminin özellikle de risk algılama kapasiteleri yükseltildi ve bunun faydasını 2008 abd merkezli küresel krizde gördük.fakat 2001 döneminde, asıl ekonomi olan reel ekonomiye yönelik hiçbir adım atılmadı ve sanki krize ve sorunlara çok fazla finansal iktisadi merkezli yaklaşımlarda bulunuldu. bir yerde evet, türkiye tasarrufların kıt olduğu ve buna paralel olarak da bankacılık ve finans sisteminin daha önem arz ettiği bir ekonomi olabilir; ancak, temelde ana ekonomi reel ekonomi olduğuna göre herşeye rağmen reel ekonomiye dönük güçlü adımlar atılması gerekmiyor muydu?. yani; sadece, fonlama sistemini çalışır vaziyete getirerek sizce türk ekonomisinin defoları ortadan kaldırılmış oluyor mu?.. saygılar...

      Sil
    3. Türkiye ekonomisinin defoları devam ediyor. Yani finans sektöründe düzeltmeler yapılmış olmasına karşılık reel sektörde bir ilerleme veya düzeltme yapılmadı. O nedenle ben sürekli yapısal reformları vurgulayıp duruyorum.
      Tasarrufların artması yalnızca finans sektörü için gerekli bir konu değil. Reel sektör için de çok önemli. Bir ülkede tasarrufların artması demek ithalat yerine içeride bazı üretimlerin ikame ediliyor olması demek ve cari açığın düşmesi demektir.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...