10 Aralık 2012 Pazartesi

Büyümede Hayal Kırıklığı


Büyüme düşük
2012 yılı ilk çeyrek reel büyümesi yüzde 3,5'den 3,4'e, ikinci çeyrek büyümesi yüzde 2,9'dan 3'e revize edilirken üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 1,6 olarak açıklandı. Burada konu ettiğimiz yüzde 1,6'lık büyüme oranı, 2012 yılı üçüncü çeyreği için hesaplanan GSYH’nın, 2011 yılının üçüncü çeyreğindeki GSYH’sına göre olan reel büyümesidir. Buna göre ilk üç çeyrek ortalaması yüzde 2,6 olarak gerçekleşmiş oldu.

Eldeki veriler ne anlatıyordu?
Büyümenin açıklanmasından önce eldeki veriler şöyle bir görünüm veriyordu: (1) Sanayi üretimi geçen yılın aynı dönemine göre zayıf bir artış sergiliyordu. Sanayi üretimi artışı üçüncü çeyrekte yüzde 2,7 ile sınırlı kaldı. İmalat sanayi kapasite kullanımı da 2011 yılının üçüncü çeyreğinde ulaştığı yüzde 75,9’luk ortalamaya göre düşük bir düzeyde gerçekleşti (yüzde 74,4.) (2) Tarımsal üretimin en önemli kalemini oluşturan tahıl üretiminde de geçen yıla göre üretimde yüzde 5,2 gerileme söz konusuydu. Her ne kadar diğer tarım ürünlerinde bir miktar artış olsa da tarım üretiminin ağırlığını oluşturan tahıl üretimindeki düşüş büyümeyi aşağı çekiyordu. (3) Hizmetler kesiminin en önemli alt kesimlerinden birisini oluşturan bankacılık kesiminin açtığı kredilerde de geçen yıla göre gerileme vardı. Geçen yıl yüzde 25 dolayında artış gösteren krediler bu yılın Ocak – Ekim ayalarını kapsayan 10 aylık döneminde yüzde 12 dolayında bir artış göstermiş durumda bulunuyordu.    

Dünyada durum
Aşağıdaki tablo gelişmiş ekonomiler ve yükselen piyasa ekonomilerinin üçüncü çeyrek büyüme oranlarını karşılaştırmalı olarak göstermeyi amaçlıyor (Kaynak: The Economist, Economic and Financial Indicators.)


Tablo, bize Türkiye’nin bu yılın üçüncü çeyreğinde büyüme konusunda gelişmiş ekonomilere göre iyi, yükselen piyasa ekonomilerine göre kötü performans sergilediğini gösteriyor.

Son çeyrek daha kötü görünüyor
Büyüme ile birlikte açıklanan Ekim ayı sanayi üretim endeksi değişimi geçen yıla göre yüzde 5,7 oranında bir düşüşü gösteriyor. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılsa bile düşüş var (yüzde 0.9) Bu görünüm yılın dördüncü çeyreğinde canlanma bekleyenler ve ekonominin yeniden büyümeye döneceğini öne sürenler için oldukça büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor.  Eğer dördüncü çeyreğin son iki ayında da bu eğilim sürerse son çeyrekte eksi büyümeyle karşılaşabiliriz.

Notlar:
GSYH’nın bir dönemden ötekine fiyat artışlarından arındırılmış olarak artmasına ekonomik büyüme diyoruz. Tersine de ekonomik küçülme. 2011 yılının üçüncü çeyreğinde 100 TL GSYH’sı olan bir ekonominin 2012 yılının üçüncü çeyreğinde GSYH’sı 110 TL olmuşsa o zaman bu ekonomide geçen yılın aynı dönemine göre % 10 büyüme olmuş demektir. Bu büyüme nominal büyümedir. Nominal büyüme fiyat artışlarının etkisinin giderilmediği büyümedir. Yukarıdaki örnekte büyüme fiyat artışlarının etkisini taşımaktadır ve bu artışın büyümeyle bir ilgisi yoktur. Eğer bu dönemde yüzde 5 fiyat artışı olmuşsa reel büyümeyi hesaplamak için bu artışı gidererek büyümeye bakmamız gerekir. Bu durumda 2012 yılının GSYH’sı (110 – (110 x 0,05) 104,5, 2012 yılının üçüncü çeyrek reel büyümesi de yüzde 4,5 olarak hesaplanır.


36 yorum:

  1. daha önce çin i bile geçtik diye hava atarken şimdi rusya nın abd nin bile gerisindeyiz. kaldı ki bunlar gelişmiş ülkeler. abd deki finansal durum da ortada.
    sanırım bizi siyaset vurdu. suriye krizi ve yazın depremlerin olması ile olumsuz etkilenen turizmin de etkisi olabilir.
    ben en önemli hususun suriye meselesi olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En önemli mesle cari açığın büyümesi ve finanse edilememesi korkudur bence.

      Sil
    2. hocam konuyla alakasız olacak ama bu mali disiplin, mali kural, mali uyum, mali uyumun kalitesi gibi terimlerle karşılaşıyorum ama tatmin edici bilgilere ulaşamadım acaba bu konuda bilgilendirebilir misiniz bizi

      Sil
  2. Bakanlar 4.çeyrek daha iyi olacak diyor. ama %5,7 sanayide daralma ile bu pek mümkün değil. o zaman 2012 için %3 büyüme çok iyimser kalmıyor mu? hatta %2,5 bile iyimser değil mi? BH

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim tahminim 4. Ç in daha kötü olacağıdır. Hatta eksi büyüme bile görebiliriz.

      Sil
  3. Cari açığın sürekli artmasındansa azar azar büyümek daha iyi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En iyisi ikisi arasındaki bağı koparabilmek ama zor görünüyor.

      Sil
  4. Ekonomimiz çoook çoookkk iyi diyen Süleyman Yaşar ve Deniz Gökçe'ye gelsin bu haber

    YanıtlaSil
  5. Hocam Saygılar,
    Bence son çeyrekte de olumlu bir beklenti içinde olmak zor.Artık 2013'e bakmalıyız.Net olan şu ki sanayinin çarkları biraz yavaşlayınca ekonomide yavaşlıyor.Bu bağlamda uzun zamandır araştırdığım bir konuyu size de sormak istiyorum.Hocam gelişmiş ülkelerin hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomik yapıya sahip olması bu krizin bir temel faktörü olabilir mi?Hocam yukarıda notlar kısmında nominal büyümede 'fiyat artışlarından arındırılmış' olan yer arındırılmamış şeklinde olmayacak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomik büyüme deyimiyle kasdettiğimiz aslında reel büyümedir. O cümle onu ifade ediyor. Nominal büyüme tanımı sonradan geliyor. Ama karışıklığı önlemek için belki oradaki başlıkları kaldırmak daha doğru olabilir.

      Sil
    2. Teşekkürler hocam.İlk sorum hakkındaki yorumunuzu merak ediyorum hocam..

      Sil
  6. Gecen gun plastik fuarini dolastik, moraller ust seviyedeydi, %15, %20 buyume ongoruyordu herkes, hayirlisi bakalim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım hayal kırıklığı yaşamazlar.

      Sil
  7. iyi günler hocam

    hep kredi derecelenme kuruluşlarını eleştirildi 2011 temmuz sonu gibi standart poors açıklama yaptı türkiye sert iniş yapabilir %2.8 büyüme ön gördü 2012 için tam isabet oldu ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet varmış bir bildikleri. Ama 2007 için yaptığımız eleştiri doğrudur. Türkiye'nin notunu 2007 - 2008'de BBB'ye çıkarmaları gerekirdi.

      Sil
  8. iyi geceler

    merkez bankası politika faiz ni 5.75 den yarım puan yada 0.25 indirmesi yada bülent gedikli nin söyledigi gibi 2 puan mı indirmesi lazım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz konusunda hassas bir yerdeyiz. Faiz fazla inerse negatif reel faiz söz konusu olacak. TCMB zor durumda. Bir yandan faizi indir baskısı bir yandan da negatif reel faiz gerçeğiyle karşı karşıya. Ben düşük bir indirim yapar diye bekliyorum.

      Sil
  9. Hocam yeni verileri grafiklerime isledim ve analiz yapmaya calisiyorum. Oncelikle gozume carpan su; 2C2011'den itibaren sanayi uretim verisinin volatilitesinin cok yuksek oldugunu goruyorum. Bu volatiliteye bir yorum getirebiliyormusunuz?
    Ben sahsen son bir kac senedir oldugu gibi kapasite kullanim verisini de gozonunde bulundurarak kasim sanayi uretim verisinide dususun hizlanarak devam etmesini bekliyorum.
    Belkide bu son veriler ile birlikte, yapay iyimserligin azalmasi ve aralik kapasite kullaniminda dususun devami ile aralik ayi sanayi uretiminin gectigimiz senelerde oldugu gibi toparlanmasini engelleyebilir.
    Bu verilerin ayni dogrultuda 1C2013'de surmesini bekleyebilirmiyiz?

    Hocam, diger bi sorumda kapasite kullanim ile sanayi uretim verisi arasinda tam olarak nasil bir bag aramaliyiz?
    Tesekkurler iyi calismalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayi üretimindeki yüksek dalgalanma büyük ölçüde küresel krizin etkilerinden kaynaklanıyor. Bir yandan da zaman zaman üretmek yerine Çin'den ucuza ithalatı tercih ediyor. Bu etkiler sanayi üretimini dalgalandırıyor.
      Sanayi üretiminde ben de düşüşün devam edeceğini bekliyorum.
      2012 yılının başında cnbce televizyonunda, herkes yüzde 6 -7 büyüme beklediğini söylerken ben yılın son çeyreğinde kriz beklediğim için tahmin yapmayacağımı söylemiştim. Kriz Avrupa'da artarak ilerledi. Son çeyrekte bizi de etkilemeye başladı. Eğer Avrupa'da hızlı bir toparlanma olmazsa 2013 bizim açımızdan daha da sıkıntılı geçebilir.
      Kapasite kullanımının sanayi üretimiyle genellikle paralel olması gerekiyor. Ne var ki bazen kapasite kullanımındaki değişiklikler dikkati çekmeyecek kadar küçük dozda olabiliyor. Kapasite kullanım oranlarını önceki aylarla karşılaştırırken virgülden sonrasına bakmak gerekiyor.

      Sil
  10. Suriye ile olan sıkıntı ekonomiyi geri plana aldı bunu büyüme ve kapasite kullanımı oranlarında görebiliyoruz.Sürdürülebilir bir büyüme için ne yapılmalı bence bunun analizi yapılmalıdır diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürdürülebilir büyüme cari açığın ve bütçe açığının eş-anlı olarak denetim altına alınması halinde mümkün. Bunun da tek yolu var: Yapısal reformlar.

      Sil
  11. hocam selamlar,

    büyümede düşüş sürüyor, sanayi üretimi zaten düştü fakat emlak fiyatları giderek artıyor. Bu normal bir durum mudur? zira konut satışlarında da düşüş var...

    iyi çalışmalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle İstanbul'da deprem riski nedeniyle kentsel dönüşüm gerekliliği fiyat düşüşlerini şimdilik engelliyor.

      Sil
  12. hocam

    bu altın ihracatı ilk 10 ayda 2 715 924--- 14 340 177 428,0 artışı var kabaca 12 milyar dolar gibi bir rakam

    bu gün cari açık geldi 53 milyar dolar 12 de altını eklersek(böyle bir ihracat olduguna inanmıyorum fiziken) 65 milyar dolar açık vermişiz



    altın ayrıca büyüme kaç puan katkı yaptıgını bilmiyorum 1.6 puna varsaysak

    http://www.finanstrend.com/haber/110324/ft:-altin-olmasa-turkiye-resesyona-girerdi#.UMdBVeRg8Qg
    sözün özü %1 büyüme ve 65 milyar dolar cari açık olur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu altın işini çok konuştuk. İran'la doğalgaz karşılığı yapılan işlemin ihracat olamayacağını anlattık durduk. Bunu ilk söylediğimizde karşı çıkanlar bile artık kabul ediyor. Yabancı basında da bu konu enine boyuna ele alınıyor. Altın ihraç etmek mümkündür ve cari açığı düşürür. Ama bir mal ödeme aracı olarak kullanılıyorsa bu aynı kapsamda değerlendirilemez.

      Sil
  13. Türkiye ekonomisindeki yavaşlama yabancı basında


    Financial Times, üçüncü çeyrekteki büyümeyi büyük ölçüde altın ihracatına bağlarken son verilerin çok canlı bir Türk ekonomisinden söz etmemin artık biraz "demode" olabileceğini gösterdiğini yazdı.


    LONDRA/NEW YORK - Türkiye'de ekonomik büyüme yavaşlarken sanayi üretiminin beklentileri aşan bir oranda gerilemesi, yurt dışında da yankılandı. Financial Times gazetesi, üçüncü çeyrekteki büyümeyi büyük ölçüde altın ihracatına bağlarken "Altın olmasa ekonomi, resesyona girmiş olurdu" yönündeki görüşleri de yansıttı. Wall Street Journal ise, "Türkiye'nin büyümesi baskı altına girdi" derken ekonominin, euro krizi ve bölgesel gerilimlerin bedelini ödediğini savundu.

    FT: Canlı ekonomi lafı artık biraz demode
    Ekonomi gazetesi Financial Times, Türk ekonomisinin altın ihracatının sayesinde büyüdüğü savını başlığa çıkarttığı haber analizinde "Türkiye'nin, üçüncü çeyrekte sadece yüzde 1.6 olan son büyüme rakamları, çok canlı bir Türk ekonomisi lafının, artık biraz demode olabileceğini gösteriyor" diye yazdı.
    Ayrıca büyümenin kaynaklarının da önemli bir faktör olduğunu belirten gazete, büyümenin belirli bir ölçüde altın ihracatından kaynaklandığını öne sürdü.

    Altın ihracatı gerçek bir ihracatt mı?

    Altın ihracatı gerçek bir ihracat mı?
    İngiliz gazetesi, Türk yetkililerinin altın etkisini küçümse de verilerin farklı bir durum gösterdiğini belirterek İran'a yönelik altın ihracatının gerçek bir ihracat ve sürdürülebilir olup olmadığı konusunda soru işaretlerinin bulunduğunu kaydetti.
    Bu bağlamda haberde Capital Economics'ten Neil Shearing'in altın satışlarının bu yıldaki ihracat artışının yüzde 60'ını oluşturduğu yönündeki değerlendirmesine dikkat çekildi. Shearing "Altındaki yüksek artışı olmasa ekonomi resesyona girmiş olurdu" sözlerini de kullandı.

    Ankara'nın ikilemi
    FT, ekonomiyi koruyan diğer bir faktörün hükümet olduğunu savunduğu haberinde Türk yetkililerinin Avrupa'daki açıkları Türkiye'nin mali disiplini ile karşılaştırdıklarını ancak verilerin üçüncü çeyrekte özel sermaye harcamaları yüzde 11.1 düşerken kamu yatırımlarının yüzde 11.2 yükseldiğini, kamu harcamalarının da yüzde 4.4 artığını gösterdiğine işaret etti.
    Türkiye'nin diğer yükselen piyasalar gibi sanayileşmiş ekonomilerdeki sıradan performansın sürmesine güvendiğini savunan gazete "Ankara için ikilem, Batı kaynaklı fonların girişinin sürmesini sağlayan ekonomik sorunların, aynı zamanda Batı'nın Türk mal ve hizmetlerine olan iştahını azaltıyor olmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.


    WSJ:Büyüme baskı altına girdi
    ABD'nin borsa ve iş çevrelerinin gazetesi Wall Street Journal, Türkiye'de yayımlanan son ekonomik verileri "Türkiye'nin büyümesi baskı altına girdi" başlıklı haber analizinde irdeledi.

    WSJ, politika yapıcıları Temmuzdan bu yana Türk ekonomisinin "yumuşak bir iniş" gerçekleştirdiğini, ihracat artırılırken iç talebini kısaltarak bir denge sağlandığını söylese de son verilerin revize 2012 hedeflerine ulaşılamayabileceğini gösterdiğini savundu. Gazete şöyle devam etti:

    "Euro bölgesi krizinden kaynaklanan belirsizlikler, Ankara'nın en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği'ne satışları düşürüyor ve Suriye ihtilafı gibi bölgesel gerilimler, Türkiye'nin iç talebini olumsuz etkiliyor."

    ABD'li gazete, Standard Bank'ın yükselen piyasalar araştırma bölümü başkanı Tim Ash'ın verilerin Türkiye'nin küresel trendlerine bağışık olmadığını gösterdiğini belirterek bir dize faktörlerin Türk ekonomisini "dramatik" biçimde yavaşlattığına dikkat çekti. WSJ, yatırımcıların yeni bir faiz indirimi beklentisi olduğunu belirtti.

    bu yazı hakkında hocam görüşünüz bilmek isterim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bu yazılarda bilinmeyen ya da sürpriz olabilecek bir yorum yok. Tek önemli mesele FT'nin altın konusuna dikkat çekmeye başlaması. Bence bu büyüme düşüşünü ne çok fazla abartmak ne de çok fazla küçümsemek lazım. En önemli konulardan birisi cari açığın finansmanında giderek daha fazla sıcak paraya dayanıyor olmamız.

      Sil
    2. Çok haklısınız. Borsa yükseldikçe bendeki korku dağları sarıyor. % 75'i yabancı da olsa yüksek faizle borçlanmaya daha ne kadar dayanır bu ekonomi?! Bir yerde patlayacağız gibi geliyor bana. Havuç-sopa durumu. Siyasi dayatmalara karşı bir silah.Acı ama gerçek. (Feriha G.)

      Sil
  14. Merhaba Sayın Eğilmez,
    AKP iktidarı süresince üretime dayalı ekonomi değil de inşaata dayalı ekonomiye ağırlık verildi. Bir anlamda para toprağa yatırıldı. Sadece toprakla ilişkili yan sanayii nemalanırken, üretime dayalı sanayii ihmal edildi. Parayı katma değeri yüksek sanayii üretimine yatırmadığımız sürece bir gün Yunanistan'ın durumuna düşmez miyiz?! Mandacılığın yönetimimizde hakimiyeti bariz ortada. Gelecekten endişeliyim. Ekonomi siyasetten ayrı düşünülemez. 2030 parçalanma senaryolarını ciddiye alıyorum ve bunlara karşı koyacak stratejiler geliştiriliyor mu? Düşüncelerinizi olanaklarınız dahilinde paylaşırsanız sevinirim. Saygılar. (Feriha G.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız inşaat dayalı ekonomi dediğimiz şey bir ihtiyacı karşılamaya yönelikse o zaman üretime dayalı olmayan bir ekonomi olarak nitelendirilmesi pek doğru olmaz. Bir apartman dairesinde 150 çeşit sanayi malı kullanılıyor (tuğladan çimentoya, demirden kiremite, boyadan cama, parkeden seramiğe vb.) Bunların hepsi sanayi mamulü. Bütün mesele bu inşaatlar bir ihtiyaca mı yönelik yoksa İspanya'da olduğu gibi gelecek turistlere satmayı hayal edip mi yapıyoruz sorusunun yanıtında. İstanbul gibi deprem nedeniyle kentsel dönüşüme giren kentler için bu inşaatların bir bölümü ihtiyaç kuşkusuz ama bir bölümü daha şimdiden boş kalmaya başladı. Türkiye'nin 2023 yılında ilk on ekonomi arasına girmesi için daha çok yol alması gerekiyor. Bu konuyu yazıyorum bugün yarın görüşlerimi yayınlarım.

      Sil
  15. MAHFİ HOCAM KONU BAŞLIĞI İLE ALAKASI YOK AMA OPERATİON TWİST İLE FAİZLER NASIL DÜŞÜRÜLÜYOR İNGİLİZCE MAKALE OKUDUM AMA ANLAMADIM TAHVİL FİYATI ARTAR GETİRİSİ DÜŞER DİYORDU... ARKASINDAKİ MANTIK NEDİR??? CEVAPLARSANIZ SEVİNİRİM...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada çok güzel açıklanmış
      http://veliakel.blogspot.com/2012/07/operation-twist-nedir.html

      Sil
    2. teşekkürler hocam...

      Sil
  16. Hocam ilk 3 çeyrek büyümesi %8. OVP hedefinden ziyade %3'lük büyüme oranının tutturulması için bile son çeyrekte %4'lük büyüme gerekiyor. Son çeyrekte % 2,5'luk bir büyüme rakamı gelirse yıllık büyüme 2,6 oluyor. Benim tahminim şuanki verilerle %2,5 ile 2,7 arasında bir bir yılsonu büyüme rakamı geleceği yönünde. Sizin yol sonu tahmin aralığınızı merak ettim genç bir meslektaşınız olarak.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...