17 Ağustos 2013 Cumartesi

Ücret, Faiz, Rant ve Kâr

Ekonomide dört üretim faktörü vardır. Bunlar emek (L), sermaye (K), doğal kaynaklar (toprak veya arazi olarak de geçer) (N) ve girişimcilik (E) olarak sayılır. Belirli büyüklükte bir üretimi gerçekleştirebilmek için emek, sermaye ve doğal kaynakları bir araya getirecek bir girişimcilik gereklidir. Bu bir araya getirme işlemi yapılacak üretimin boyutuna göre farklılık gösterebilir. Örneğin tarımda geçimlik bir üretim yapılacaksa emek ile doğal kaynakların bir arada olması yeterli olabilir. Girişimcilik ve emek aynı kişide birleşebilir. Sermaye ise kendi birikimiyle elde edilen tasarruflardan sağlanabilir. Ama eğer büyük bir üretim yapılması söz konusuysa o zaman bu dört faktörün hemen hepsinin bir araya gelmesi gerekir.

Bir fabrika kurarak gömlek üretimi yapmayı planlayan bir işadamı düşünelim. Önce bu fabrikayı kuracağı araziyi ya satın alacak ya da kiralayacak yani doğal kaynaklar kategorisine giren toprağı üretim için edinecektir. Bu araziyi satın almak ve fabrikayı kurmak için kullanabileceği kendi birikimi yoksa ya da yeterli değilse gerekli sermayeyi bankadan kredi olarak alacak yani bankaya borçlanacaktır. Fabrika tamamlanınca bu kez bunu çalıştıracak işçileri tutacak ve üretime başlayacaktır. Böylece bu fabrikada doğal kaynaklar, sermaye, emek ve girişimcilik bir araya gelmiş olacaktır.   

Buraya kadarki durumu özetlersek üretim fonksiyonunu şöyle yazabiliriz:

Q = f (L, K, N, E)

Yani üretim, emek, sermaye, doğal kaynaklar ve teşebbüs gücünün bir fonksiyonudur. Üretim fonksiyonunu ifade eden pek çok denklem geliştirilmiştir. Genellikle Q, yalnızca L ve K’nın bir fonksiyonu olarak gösterilir. N ve E, K’nın içinde sayılır.

Üretimde yer alan bu dört faktörün üretimden aldıkları paylar onların gelirlerini oluşturur.

Fabrika sahibi, fabrikasını kurmak için edindiği toprağa kira (rant) ödeyecektir. Demek ki doğal kaynakların kullanılmasının bedeli ranttır (r.) Üretimi gerçekleştirmek için tuttuğu işçilere ücret ödeyecektir. Demek ki kiraladığı emeğin geliri ücrettir (w.) Fabrikayı kurmak ve ileride işletmek için alacağı krediye faiz ödeyecektir. Demek ki sermayenin bedeli faizdir (i.) Eğer kendi birikimini kullanıyorsa bile sermayenin bedeli faiz olacaktır. Çünkü o sermayeyi başkasına kullandırsa o kadar faiz geliri elde edecekti. Ondan vazgeçtiğine göre onun bedeli yine faizdir. Bütün bu üretim faktörlerine gereken karşılıkları ödeyip onları bir araya getirerek yaptığı üretimden elde ettiği net gelir de onun karını oluşturacaktır. Demek ki girişimcilik eyleminin geliri de kardır (p.)

Bunları toplam geliri özetleyen bir denklemde toplamamız gerekirse:

Y = w + r + i + p

Yani gelir bu dört faktör gelirinin toplanmasından oluşur. Bu denklemdeki gelir unsurları bütün ülkenin gelirlerini kapsıyorsa bu toplam bize Milli Geliri verir. Buna bazı kalemleri eklersek de gelir yöntemiyle hesaplanmış GSYH’ya ulaşırız.

Bu dört kavram birbirinin içine girmiştir. Örneğin bir işçi elde ettiği ücretin bir bölümünü harcar, bir bölümünü biriktirir. Aynı fabrikada çalışan çok sayıda işçinin az da olsa birikim yapıp bankaya mevduat olarak faiz karşılığı yatırdığını düşünelim. Bir süre sonra onların çalıştığı fabrikanın patronu işi büyütmek için yeni yatırım yapmaya karar vermiş olsun ve bu bankaya gidip kredi alsın. Bu kredi, kendi fabrikasında çalışan işçilerin de tasarruf mevduatlarının oluşturduğu bir kaynak havuzundan gelecektir. Bankayı aradan çıkarır da bakarsak, işçileri, patrona kredi vermiş konuma gelecektir. Burada emek, sermaye, girişimcilik, faiz, ücret ve kar iç içe geçmiş konumdadır.

Toprağını bir otomobil fabrikatörüne satmış olan toprak sahibini düşünelim. Diyelim ki bu kişi eline geçen parayı bir süre bankada tutup faiz geliri elde ettikten sonra bir bölüm parasıyla toprağını satın alan fabrikatörün kendisinin eski toprağı üzerindeki fabrikada ürettiği arabalardan satın almış olsun. Bu durumda toprak sahibinin rantının ve o rantın bankada tutulmasının yarattığı faizin bir bölümüyle girişimcinin karının bir bölümü yer değiştirmiş olur. Özetle söylemek gerekirse üretim faktörleri ve gelirleri birbirinden bağımsız değildir.

TÜİK’in 2010 ve 2011 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Raporu’na göre 2011 yılında Türkiye’de hanehalkı gelirlerinin yüzde 47’si maaş, ücret ve yevmiyelerden oluşuyor. Buna, gelirlerin yüzde 17’sini oluşturan emekli, dul ve yetim aylıklarını da eklersek aktif emeğin ve geçmiş emeğin karşılığındaki ücret ve benzeri gelirlerin toplam hanehalkı gelirleri içindeki payı yüzde 64’e yükseliyor. Geriye kalan yüzde 36 ise öteki gelir türleri yani faiz, rant ve kardan oluşuyor. 

43 yorum:

  1. Yazilariniz o kadar guzel ve aciklayici ki,şimdi ogrenci olmak isterdim.Teşekkurler. :))

    YanıtlaSil
  2. Sermayeyi elinde tutan kesim faiz, rant ve üretimden sağladığı gelirleri arttırarak zenginliğine zenginlik katıyor. Onların çocukları iyi eğitim alıyor ve o fabrikalara veya kamuya yönetici olarak giriyor. O işletmelerde üretilen yüksek katma değerli ürünleri sadece o kişiler alabiliyor. Sıradan bir ailenden gelen ve sıradan bir eğitim almış kişiler ise (İstisnalar kaideyi bozmaz) o kişilerin yanında veya kamuda düşük ücretlerle çalışıyor. Onların çocukları da aynı şekilde sisteme giriyor düşük ücretlerle çalışmaya devam ediyor. Sistemden çıkmak için ya çok şanslı olmak ya birilerinin yalakası olmak ya da insanları kullanarak onların üzerlerine basmak gerekiyor. Bunlardan hiçbirini yapamadığım için ancak yazdıklarımla yetinebiliyorum:) Yazınız için teşekkürler Hocam.

    YanıtlaSil
  3. Öğrenciniz olabilmeyi çok isterdim,birikimlerinizi paylaşmanız çok önemli ve değerli,anlamını bilenler için.Teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
  4. Şikayetim var hocam;
    1. şikayetim cnbc-e deki bölümünüz kısa 3 saat lik bir analiz programınıza ihtiyacımız var doyasıya. Programınızdan sonraki bölümler cnbc-e izleyicisinin itibar ve ilgi göstermediği programlar ayrıca.

    2.si şikayet sayılmasa da öğrencilerinize "100 temel eser" olmasa da bir kaç düzinelik "iktisat ve/veya maliye bilimi için temel eser listesi sunmanızdır. Kaynak konusunda sizden öneri bekleyen, buraya yazan, yazmayan önemli bir kitle olduğunu varsayıyorum. (Yazılarınızın neredeyse tamamını okudum, gözden kaçırdıysam affedin) Orta vadede zaman ayırmanız umuduyla, ayrıca bu site için her yönüyle teşekkür ederim sayın hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Bu konuda yapabileceğim bir şey yok. Tercih onların. ben dışarıdan yorum yapan birisi konumundayım.
      2. Bu konu benimle ilgili. Böyle bir liste hazırlayıp kısa zamanda yayınlayacağım.
      Tşkler.

      Sil
    2. Teşekkür ediyorum büyük emeğiniz için çok iyi bir insansınız.

      Sil
  5. üstat verdiğiniz önemli bilgiler için teşekkür ederim.Peki tüikin verdiği veri bizim için olumlu mu olumsuz mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu veri olumlu ya da olumsuz olarak yorumlanabilecek bir veri değil. Sadece hane halklarının gelirinde ücretin ötekilerden daha yüksek bir payı olduğunu gösteriyor.

      Sil
  6. geçenlerde amerikanın saygın bir ekonomisti "abd toparlanıyor" cümlesinin duyduğu en saçma "zırva"lardan biri olduğunu söylüyordu. amerikada ücretlerin gdp'den aldığı pay 2008 sonundaki %44'ten %42'ye düşmüş. ve bu oran sürekli bir düşüş içindeymiş, yani 2008'den 2013'e kadar her geçen yıl bir önceki yıla göre düşmüş. vergi sonrası şirket karlarının gdp'den aldığı pay ise %7'den %11'e çıkmış. reel ücretler ise %3 azalmış. veriler böyleyken kimse toparlanmadan söz edemez diyor. bilmem katılır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak katılmam. Çünkü kimse ABD ekonomisi iyiye gidiyor, sorunlar çözülüyor filan demiyor. Sadece toparlanıyor diyorlar.

      Sil
  7. Hocam TÜİK Gsyh yı hesaplarken üretim hesabına göre hesaplamasının yanı sıra bu saydığınız dört üretim faktörünün üretimden aldığı payları hesaplayarak sonuca ulaşıyor mu ? Eğer bu yöntem kullanılıyorsa çoğu şirket fazla vergi ödememek için işçilerinin ücretini asgari ücretten gösteriyor ve Buda gerçek Gsyh rakamına ulaşılmamış oluyor eğer bu yöntemle hesaplayıp bizlere sunuyorsa yanıltıcı sonuç çıkmaz mı hocam
    2.sorumda ) üretimden pay alan bu gelirler bazen gerçeği göstermede yanıltıcı olsada harcama yaparken bu yanıltıcılık kendini gideriyor hocam harcama yöntemine göre yapılan bu hesaplama diğer üretim yöntemlerinden daha sağlıklı sonuçlar vermiyormudur ?
    Sizce hangi yöntem en sağllıklısı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK bu hesabı ne yazık ki düzenli yapmıyor. En son olarak 2006 yılında bu şekilde GSYH hesaplamış.
      En sağlıklısı harcamalar yöntemi.

      Sil
  8. Hocam TÜİK gelirler yöntemine göre hesabı 2006 yılında bıraktıysa ve de harcamalar ve üretim yöntemine göre hesaplama yapıyorsa
    1) üretilen malların hesaba katılış şeklini anlıyorum üretilen mal üretim yöntemi ile hesaba katılıyor ayrıca üretilen mal satılmasa bile harcamalar yöntemi ile hesaplandığında bu sefer stok harcamalarında sayılıyor ve bu şekilde de harcamalar yöntemine göre hesaplanmış oluyor peki hocam GSyh hesabının içine sadece mallar değil hizmetlerde giriyor örneğin bankacılık hizmeti ,ulaştırma hizmeti v.s bunlar harcama yöntemine göre yasa üretim yöntemine göre hesaplanırsa nasıl hesaba dahil ediyor
    2) örneğin 100 tane muz üretildi ve 80 i satıldı muzun piyasa fiyatı da 2 lira stoklarda kalanı da harcamaya dahil ettiğimizden 100*2=200 lira olarak GSyh ya katılıyor peki bri havayolu şirketi 200 liraya bir yolcu taşıyor bu harcamalar yöntemine göre hangi grupta yer alıyor tüketim harcaması mı yatırım harcaması mı devlet harcaması mı net ihracat mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam ben şunu ayırt etmek için soruyorum Türkiye'nin GSyh 780 milyar $ bunun bir kısmı mal üretiminin piyasa fiyatları ile çarpımından diğer kısmı da hizmet üretiminden acaba bunu ne kadar ilk kısmı hizmet üretiminden ?
      Birde mal üretilince şu kadar mal üretildi ve piyasa fiyatı şu kadar diye hesaba katarken hizmet üretiminde nasıl hesaba katıyoruz ? Şu kadar hizmet üretildi piyasa fiyatı da şu kadar diye mi ? Hocam bu kısmı anlayamadım yardımcı olursanız sevinirim

      Sil
    2. Ulaştırma hizmetleri mal üretiminde değil hizmet üretiminde yer alıyor. Eğer uçağın imalatı söz konusuysa ya da yedekparça, koltuk vb yapımı varsa bunlar mal üretimi olarak sanayi üretiminde yer alıyor. Buna karşılık uçağın yer hizmetlerinden insan taşımasına kadar olan bütün hizmetler hizmet üretiminde yer alıyor. Siz diyelim ki THY'den bir bilet aldığınızda bunun bedeli hizmet üretimine giriyor. Bu üretim cinsinden hesaplama. THY'nin o uçağın uçurulması için yaptığı harcamaların yatırımla ilgili olanlarını yatırım harcaması olarak cari giderlerle ilgili olanları (örneğin uçakta ikram edilen yiyecekler vb) tüketim harcaması cinsinden GSYH'ya katılıyor.
      Bunlar tek tek ölçülerek yapılmıyor. GSYH bir tahmin sonuçta. Ankara İstanbul uçağı kaç kez uçmuş ortalama kaç yolcu taşımış ortalama bilet kaç para vb üzerinden tahminle hesaplanıyor.

      Sil
  9. Hocam kusura bakmayın derdimi tam anlatabilmek için uzun yazıyorum kafamın karıştığı husus harcama yöntemine göre yapılan hesaplamada bireylerin harcaması şöyle olur ; GSyh =C+I+G+X-M. Şeklindedir harcamalar bu dört gruptan birine girer eğer üretilen mal satılmamışsada stokmolduğundan yatırım harcamasına girer
    Şimdi hizmet te üretim sayıldığından ama hizmet bir mal gibi stoklanamaz olduğundan üretildiğinde tüketildiğinden onun stok harcamalarına girmesinin mümkünatı yoktur biz GSyh yı harcamalar yöntemine göre hesaplıyorsak bankadan aldığımız hizmet ulaştırma hizmeti posta hizmeti gibi hizmetlerde harcama grubuna girmez mi bunu bu dört gruptan hangisine sokarız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hizmette stok elbette söz konusu değil. O, yapılıp sunulmuşsa hesaba giriyor.
      Bankadan alınan hizmet üretim hesabında mali aracı kuruluşların faaliyetleri başlığına, harcamalar yönteminde özel sektör olarak yer alan başlığa girer.
      Y = C + I + G + (X-M) sembolik bir denklemdir. Yaşamda herşey bu kadar basit değil. TÜİK'in GSYH hesaplarına baktığınızda genel olarak benzese de daha farklı başlıklarla sınıflandırmalar görürsünüz.
      Burada C hanehalklarının tüketimini temsil ediyor
      I özel kesimin bütün harcamalarını G ise kamu kesiminin bütün harcamalarını temsil ediyor.
      Dolayısıyla bu saydıklarınızı bu dört grup içinde I'ya koymak gerekiyor. Aslında doğrusu şöyle olmalı:
      Y = (C özel + C kamu) + (I özel + I kamu) + (G tüketim + G yatırım) + (X - M)
      Ama konuyu basitleştirmek için böyle yazılmıyor.

      Sil
  10. Hocam anlattıklarınızı şöyle özetlersek yanılmış olurmuyum ; eğer üretim yöntemine göre hesaplanıyorsa doktorluk avukatlık bankacılık ulaştırma hizmetleri tahmine göre GSyh da yer alıyor
    Eğer harcamalar yöntemine göre hesaplanıyorsa bu hizmetler 4 gruptan yatırım harcaması grubuna giriyordur hocam anlattıklarınızdan bunu mu anlamalıyım ?
    Son olarakta hocam harcamalar grubuna göre hesaplarken neden hizmetleri yatırım harcamasının içine soku yoruz ? Bunun mantığı nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİİK in GSYH hesaplamalarına bakarsanız oradaki sınıflamanın Y = C + I + G + (X - M) denkleminden farklı olduğunu göreceksiniz. Dolayısyla bu denklem işi basitleştiren bir denklem olarak kabul edilmeli. Aslı için tüik tablolarına bakın.

      Sil
  11. Hocam benim sorum farklı bir konuda olacak bizim ülkemizde öğretilen iktisat derslerinde kaynakların kit olduğu savunuluyor peki bu nekadar doğru çünkü toprağı ekiyosun hersene yeni ürün veriyor veya hayvanlar üreyip çoğalıyor yani böyle bir durum varken kaynakların kit olduğunu söylemek biraz sorgulamadan kabullenmeye girmiyor mu bu görüşün karşısında olan kisilerin var olduğunu biliyorum ama bizim ülkemizde böyle kabul edilmesinin nedeni ekonomi yapımız mı (yanı liberal ekonomi)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayvanlar her sene üreyip çoğalsalar da fakir insanlar et yiyemiyor. Kaynakların kıtlığı ihtiyaçların sınırsızlığıyla ölçülen göreli bir kavramdır. Buna karşılık Marshall Sahlin bunun sadece reklamlarla artırılan bir ihtiyaç olduğunu savunuyor. İkisi,nin de doğru yanları var.

      Sil
  12. Tek yaratıcı değer emek olduğuna göre sermaye de biriktirilmiş emek, daha doğrusu artı değerden başka bir şey değildir. Günümüz liberal/kapitalist ekonomilerde görmezden gelinse de Marks'ın bu tespiti tarihsel bir gerçekliktir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marksist analiz böyle söylüyor. Fizyokratlar ise toprağın bu konumda olduğu iddiasındalar. Yani emek ile doğal kaynaklardan yararlanarak bir şeyler yaratmanın mümkün olduğu sanki daha mantıklı bir çözümleme gibi duruyor. Sermaye ve teşebbüs gücü dediğiniz gibi emeğin birikmiş ya da farklılaşmış halleri olarak alınabilir.

      Sil
  13. Hocam,

    Çok yalın ve açıklayıcı olmuş..Elinize sağlık. Buradan şu sonuca varabiliriz herhalde;Dünyada da yaratılan toplam gelirin de 2/3'si emek geliri olduğuna göre, müteşebbis olarak zenginleşmenin yolu da emeğin daha çok üretip karşılığında daha az ücret alması.ünyada yaklaşık 4-5 milyar insanın günlük 1-2 dolar ile yaşadığı göz önüne alındığında,çok sayıda insan az sayıda insanın mutluluğu için çalışıyor diyebilirmiyiz? K.Marks geri gelecek mi ne dersiniz hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sayıda insan az sayıda insanın mutluluğu için çalışıyor gibi gözükse de o az sayıda insan olmasa çok sayıda insan çalışacak iş bulamayabilir. Çünkü biliyorsunuz herkes müteşebbis olamıyor.

      Sil
  14. Hocam yazıdan hareketle Ricardonun antagonizm teorisine iki aktör daha eklemek gerekir, demek doğru olur mu? Rant ve faizin kaynağı da ücret ve karın kaynağıyla aynı şeydir önermesi yanlış olmaz sanıyorum. Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rant ile faiz farklı. Faizin kaynağı bunların dördü de olabilir.

      Sil
  15. Yazınız çok güzel olmuş hocam yalnız anlayamadığım tek bir nokta var burada.Emek,sermaye,doğal kaynaklar,girişimcilik üretim faktörü deyip aşağıda açıklamışsınız.Bakıldığı zaman aslında Ekonomi de üretim faktörü sadece Emektir.Neden diyecek olursanız fabrika da çalışan bir işçi veya bir toprak sahibi kişi tüm üretimi genel maksatlı yaparken sermayedar veya dediğiniz gibi fabrikatörler üretimin karşılığını almakta bu da Kapitalizm gibi bir ekonomik sistemi oluşturmaktadır.Sosyalist değilim bazı noktalarını savunsam da genel mana da sosyalizmin de ekonomik anlam da çıkarım yapamadığı noktalar var.Acaba ekonomik anlamda üretim sadece Emek ve 'devlet kontrolün de ' bir yapının elinde olsa ; yani sermayedar yerine devlet bunu sadece kontrol mahiyetinde işletse nasıl olur?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tşkler
      Bu dediğiniz yol denendi dünyada. Sovyet sistemi aşağı yukarı bu dediğiniz modeli uyguladı başarılı olamadı. Yani kâr güdüsü yerine devlet memurlarının maaş güdüsünü koyunca tam aranan sonuç alınamıyor.

      Sil
    2. Ben teşekkür ederim hocam fakat dediğim sistem kapitalizmin haksız kazancına ve sosyalizmin karı yok eden bakışına karşı ; hem kontrollü hem adaletli bir sistemi doğurabilir.Tabi ki iktisat teoremleri buna ters ve sosyalizme yakın duruyor fakat aslında öyle değil.Kolay gelsin hocam

      Sil
  16. Hocam merhaba,
    Emek gelirinin oranı arttıkça tasarruf oranı azalır önermemiz doğru olur mu yazınız çerçevesinde,
    eğer bu doğruysa ülkede kapitalin ve kapitalistlerin artması gerekmez mi? Çok teşekkürler yazılarınız için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emek geliri genellikle en yaygın ama kişi başına alındığında en düşük gelir türüdür. Bu çerçevede de tasarruf oranı düşüktür. Zenginlerin çok daha fazla tasarruf yaptığı doğru olmakla birlikte zengin sayısı az olduğu için onların tasarrufu yeterli değildir. Önemli olan vergi, gelir, faiz üçgenini doğru bir bileşime oturtup tasarrufu artırabilmektir.

      Sil
  17. hocam alman merkez bankası bitcoinsi tanımış. bu bitcoins daha yaygın olursa uzun vadede altını tahtından edebilir mi?

    YanıtlaSil
  18. hocam ucret emek karlisigi alinan para. bir iktisat mezunu okul bittikten sonra ozel sektorde ise basvurdugunda 1300 den fazla verilmiyor. asgari ucret 1021 tl. biz bosa mi okuduk ? tamam arzimiz xok talabemiz fazla. hukumetin arzi kismaktan kontenjanlari azalatmaktan baska bizler yapabilecegi hicbirsey yok mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun bir tek yolu var: Yüksek lisans yapmak ve bilgiyi geliştirmek.

      Sil
  19. Hocam bütün yazılarınızı olduğu gibi bu yazınızı da çok beğendim, ancak bir şey sormak istiyorum. Bugün üretimden elde edilen gelir sermaye, rant, kar ve ücret arasında bölüştürülüyor. Buna karşın ücrete bir değer artışı yaşanmıyor. Örneğin Askeri ücretin moninal değeri artsa da real değeri hep aynı kalıyor. Bu gelir adaletsizliğine yol açmıyor mu? Sizi düşünceleriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Ücretlerin enflasyon kadar artmaması elbette adaletsizlik doğruyor. Ancak o kadar çok işsiz var ki onlar da o paraya çalışmaya razı görünüyor.

      Sil
    2. Teşekkür ederim.
      Ücretlerin enflasyon kadar artmaması elbette adaletsizlik doğruyor. Ancak o kadar çok işsiz var ki onlar da o paraya çalışmaya razı görünüyor.

      Sil
  20. Emek-yoğun bir ülke olmanın doğal sonucu olarak değerlendirmek yanlış olmaz sanırım. Analizin, sermaye-yoğun olduğu varsayılan ülke ekonomileri ile karşılaştırmaya gitmek suretiyle derinleştirilmesinin faydalı olabileceğini düşünüyorum.
    Saygılar...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...