7 Mayıs 2014 Çarşamba

Merkez Bankası'nın Reaksiyon Zamanlaması

Merkez Bankası, gecelik borç verme faizini, haftalık repo faizine (politika faizi) göre daha etkin bir politika aracı olarak kullanıyor. O nedenle bana göre gerçek politika faizi gecelik borç verme faizidir.

Aşağıdaki karışık grafik 2013 Ocak ayından bu yana enflasyon ya da TÜFE (mavi çizgi), USD kuru (yeşil çizgi), CDS primleri (gri çizgi) ve Merkez Bankası gecelik borç verme faizinin (kırmızı çizgi) gelişimini gösteriyor. Grafiğin sağındaki kesikli siyah çizgi ise Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faizi oranını yüzde 7,75’den yüzde 12’ye çıkardığı 27 Ocak tarihini işaretliyor.


Bu karmakarışık grafiğin ayrıntılarını net biçimde görebilmek için üç ayrı grafik sunacağım. Bu grafiklerde Merkez Bankası’nın gecelik borçlanma faizini muhafaza ederken her birinde bir göstergeye yer vereceğim. Böylece Merkez bankası gecelik borçlanma faizinin bu göstergeler üzerindeki etkisini de tek tek göstermiş olacağım. Merkez bankası gecelik borçlanma faizinin yanı sıra ilk grafikte USD kuru, ikinci grafikte CDS primleri ve üçüncü grafikte TÜFE yer alıyor. Kırıklı çizgi yine her bir grafikte Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faizini yüzde 7,75’den yüzde 12’ye çıkardığı 27 Ocak 2014 tarihindeki PPK toplantısı kararının gününü gösteriyor. 


Grafiklere bakıldığında 2013 yılının enflasyonun düştüğü, risk priminin (CDS) ona uyum sağladığını, kurun hafifçe yukarı gittiğini ve Merkez Bankası faizinin de hızlıca düştüğünü görüyoruz. Nisan 2013’de hem enflasyonda hem de risk priminde hızlı bir artış trendi başlıyor. Kurlar henüz sakin görünüyor. Merkez Bankası’nın faiz tepkisi henüz ortada yok. Merkez Bankası enflasyon ve risk artışına Haziran ayında tepki vermeye başlıyor ve gecelik borç verme faizini artırıyor. Yaz aylarında enflasyonda düşüş başlıyor, riskler artmaya devam ediyor ve kurlar sakinliğini koruyor. Merkez Bankası bu duruma hiçbir tepki vermiyor, faizi sabit tutuyor. Sonbahar’da bu kez kurlar ve riskler artmaya başlıyor, enflasyonda fazlaca bir kıpırdanma olmuyor. Merkez Bankası faiz duruşunu korumaya devam ediyor. 2014 yılının Ocak ayında kurlar ve riskler zirve yapıyor. Enflasyon ötekiler gibi olmasa da yükselmeye başlıyor. Merkez Bankası 27 Ocak 2014’de gecelik borç verme faiz oranını yüzde 7,75’den yüzde 12 gibi çok yüksek bir düzeye çıkarıyor. Bu hamlenin etkisiyle kurlar ve riskler düşmeye başlıyor ama enflasyon yükselmeye devam ediyor.    

Bugün içinde bulunduğumuz durum siyah kırıklı çizginin sağ tarafındaki durumdur. Kurlar ve riskler düşmeye devam etmekte, enflasyon ise artış eğilimini sürdürmektedir.  

Bu aşamada Merkez Bankası’nın uygulayacağı politika konusunda üç farklı beklenti var: (1) Kurlar ve riskler aşağıya döndüğü ve enflasyonda düşüş gerçekleşmediği için faiz artışının işlevi kalmadığını ve o nedenle derhal faiz indirimine gitmesi gerektiğini savunanlar. (2) Faiz indiriminin enflasyonu etkilemesinin ötekilerden daha fazla zaman alıcı olacağını o nedenle faiz indirimi konusunda bu etkiyi görünceye kadar daha beklenmesi gerektiğini söyleyenler. (3) Yüksek finansman gereksinimi olduğu için döviz girişinin kritik öneme sahip olduğunu ve faiz indiriminin uzunca bir süre gündeme alınmaması gerektiğini öne sürenler.

Bunlara belki bir dördüncü grup daha ekleyebiliriz: (4) Faizin hiçbir zaman artırılmamsı gerektiğini o nedenle de hemen indirilmesi gerektiğini öne sürenler. Ben ikinci grupta yer alıyorum. Kanımca enflasyon çizgisi de aşağıya büküldüğü dönemde Merkez Bankası faiz indirimini gündeme almalıdır. Ondan önce atılacak adımlar yeniden kurları ve riskleri artırıcı etki yaratırsa bu kez daha da yüksek faiz artışı yapmak gerekebilir. Tahminim faiz indiriminin Haziran ayında olabileceği yönündedir.  

54 yorum:

  1. Hocam Enflasyonun artması Rısklerın dusmesı anlamına mı gelıyor ? Cds bakımından ? yada soyle sormak sanırım daha dogru Cds dususu asında real faizlerin dusuk olmasından mı kaynaklarnı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Enflasyon artışı tam tersine risk artışı anlamına gelir.
      Bu tür ilişkiler kesin ve mutlak doğruları göstermiyor. Duruma göre, koşullara göre farklılık gösterir. Bizim konu ettiğimiz Türkiye'nin bugünkü durumudur. Riskler yükselmiş bu yükseliş kurlarda artışa yol açmış bu da enflasyonu yükseltmiştir. Faiz artırımı kurları aşağı döndürmek ve dolaysıyla enflasyona yapacağı olumsuz etkileri azaltmak amacı gütmektedir.

      Sil
  2. Hocam harikasınız yine. Geniş bir zaman diliminin kritiğini yapmışsınız.
    Hocam benim anlamadığım faizlerin inmesi taraftarı olanlar neye göre bunu söyleyebiliyorlar ? enflasyon yükselirken faiz indirilirse daha çok enflasyon azmaz mı ? sonuçta tüketimi, bir nevi teşvike yönlendiriyorsunuz. Enflasyonu kontrol altına almanın yolu sadece faiz midir ?
    Teşekkür ediyorum hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ama işin bir de maliyet enflasyonu yönü var. Faizi indirirseniz talep enflasyonu artar ama maliyet enflasyonu düşebilir. Onun için ben bizdeki enflasyonun iyi ölçülüp ayrıştırılması gerektiğini söylüyorum. Eğer ağırlık talep enflasyonundaysa faizi düşürmek enflasyonu azdırabilir ama ağırlık maliyet enflasyonundaysa o zaman faizi indirmek enflasyonu düşürebilir.

      Sil
  3. Hocam yazi cok basarili olmus.Tebrikler
    Kurun dusmesi genellikle yurt disindan doviz gelmesine bagli.Suan itibari ile eflasyon haziranda beklendigi gibi dususe gecmezse, kur gecen uc ay icinde dustugunden daha yuksek bir seviyeye gelecek sekilde artmaya baslamazmi. En azindan satin alma paritesine gore kurun olmasi gereken
    seviye bu degil.Neticede eflasyon yukselirse doviz kurunun yukselmesi gerekir.Ama durum boyle degil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Bizde tersi oldu. Ki bu zaman zaman olabilir. Yani risk artışı kur atışını o da enflasyona yansıyarak enflasyon artışını getirdi.

      Sil
  4. Hocam elinize sağlık, gayet güzel bir yazı olmuş. Iyi günler.

    YanıtlaSil
  5. bakıyorum da faizden başka birşey konuşmuyoruz.ekonomi faiz demek midir? faiz-vergi cenderesine hapsedilmiş bir toplumuz.biz bu faiz belasından kurtulmadığımız sürece hiçbir zaman ilerleyemeyeceğiz.çok samimiyim ki, bunu iyi düzeyde ekonomi bilen biri olarak,tamamen ekonomik bir bakış ile söylüyorum.nedense bu ülkede bunu söyleyenler şeriatçı,gerici oluyor.halbuki, bizim örnek aldığımız gelişmiş dediğimiz ülkelere baktığımızda faizlerin ya sıfır ya da neredeyse sıfır olduğunu görüyoruz(abd 0.25 , ab 0.25 , ing 0.50 , isviçre 0 , japonya 0.10 , vb..) nedense bunu biz söyleyince şeriatçı-gerici oluyoruz ama bunu fiilen uygulayan gelişmiş ülkeler gelişniş oluyor. hem de bu ülkeler müslüman da değil. ama sorsanız müslüman olan da biziz sözde. bu işte bir terslik var ama nerede...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz, ekonomide çok önemli bir yer tutar ve ekonomi politikasının da temel araçlarından birisidir. Onun için sık konuşulması, üzerine yorumlar yapılması normaldir. Kapitalist sistemin bir parçası olmuş bir ekonomide faiz en ön sıralarda yer alır. Bakın her ay Fed ya da AMB ya da diğer MB'ler faizi artırdı mı artırmadı mı o konuşuluyor.Çünkü çok etkili bir araç.

      Sil
    2. Hocam madem o kadar onemli de bu abd'de faiz neden 0.25 ab'de 0.50 japonyada 0.10 isvicrede 0.00 da bizde 11. Kapitalist sistemin parcasiyiz madem parcasi oldugumuz kapitalist sistemin kendisinde faiz yok da bizde niye var hocam. Sanirim sorum net. Daha net cevap verebilirseniz memnun olurum.

      Sil
    3. CDS primleri ülkelerin riskini en iyi yansıtan ölçü. Ayrıca enflasyon da önemli. ABD'nin CDS primi 17, enflasyonu yüzde 1,1. Japonya'nın CDS primi 46, enflasyonu yüzde 1,5. Türkiye'nin CDS primi 183, enflasyonu yüzde 9,38. Bilmem bu göstergeler bizde faizin niçin bu kadar yüksek olduğunu yeterince net açıklayabiliyor mu?

      Sil
    4. Siz faizin yuksekligini bir sonuc olarak goruyorsunuz sanirim.ben baslangic olarak goruyorum.bizde faiz yuksek oldugu icin cds primi yuksek.dikkat ederseniz bahsettiginiz ulkelerin risk oranlari ile faiz oranlari arasinda bir dogru oranti var.faiz orani yukseldikce risk primleri de yukseliyor. sonucta bu faizleri merkez bankalarinin para politika kurullari belirliyor,cds primleri degil. Sonucta bahsettigimiz politika faizi.adi uzerinde politika.yani tercih edilen faiz orani.politika faizleri dusuk ulkelerin gelismis oldugunu net bir sekilde goruyorum.cevabinizdan malesef tatmin olmadim

      Sil
    5. Yalnız bahsettiğiniz ülkelerin hepsinin parasının, rezerv para olduğunu gözden kaçırıyorsunuz. ABD nin euroya, AB nin de dolara ihtiyacı yok demektir bu. ABD nin euroya mı ihtiyacı oldu, verir dolarını alır eurosunu. Bizim ise böyle bir imkanımız yok. İthal ettiğimiz mallar için ya da ödeyeceğimiz döviz borçları için karşı ülkeye TL veremiyoruz. Verebiliyor olsak emin olun bizde de faizler sizin belirttiğiniz seviyelerde olurdu.

      Sürekli cari açık veren bir ülkeyiz. Cari fazla veren bir ülke olsak, yani ihracat nedeniyle döviz bolluğu yaşasak, faizler yine düşerdi. Ama ne yazık ki cari açık veriyoruz.

      Şunları yanıtlamak gerekir diye düşünüyorum;

      1- Faizleri 1 lere indirdiğimizde ülkemizden döviz çıkışı olur mu? Olursa ne kadar olur?
      2- Kurlar ne seviyede gerçekleşir. Bunun enflasyona yansıması ne kadar olur?
      3- Bu olumsuzlukları gidermek için ülkemizin yapabilecekleri nelerdir?
      4- İstihdama yansıması ne olur?
      5-Tekrardan faiz arttırmak mecburiyetinde kalır mıyız? Kalırsak niye indirdik? Bunun maliyeti daha mı az olur, daha mı fazla olur?

      Bu sorular uzar gider. Sizin bir çözüm öneriniz var mı? Muhakkak ki, olağan üstü çözümler imkansızlıklardan çıkar. Ekonomisi sadece Petrole bağlı ülkelerden, petrole alternatif seçenek sunmasını bekleyemeyiz değil mi?

      Saygılarımla

      Sil
    6. CDS primleri düşükken yükselmeye başladı. Faiz daha sonra yükseldi ve CDS primleri düşmeye başladı. Eğer bir ülkede talep enflasyonu varsa faiz sonuçtur. Eğer maliyet enflasyonu varsa faiz neden haline gelir.
      Faizi yüzde 1'e indirmek demek yabancı yatırımcıya sıfır reel faiz vermek yerli yatırımcıya ise eksi reel faiz vermek demektir. Bu durumda kimse tasarruf etmez etse de bankalara ya da devlet tahviline yatırmaz. O zaman da yatırım için fon bulunmaz, ekonomi hızla küçülmeye başlar.
      Faizi ekonomi dışı bir yere oturtursak işin içinden çıkamayız.
      Faizi şimdilerde indirmek gerekir çünkü mal,yet enflasyonunun ağırlıklı etkisi var.
      Faiz indirilir de arttırılır da. Eğer inişli çıkışlı bir patikada ilerliyorsa ekonomi politikası araçlarını esnek kullanmak gerekir.
      Bütün bunları yapabilmek için konuya bilimsel yaklaşım yapmak şarttır.

      Sil
    7. "Yalnız bahsettiğiniz ülkelerin hepsinin parasının, rezerv para olduğunu gözden kaçırıyorsunuz."
      timur bey, japon yeninin rezerv para olduğunu sizden öğrendim.iyi oldu.kim japon yeni rezerv ediyor? ya da isviçre frangı veya ingiliz sterlini rezerv ediyor? sizden başka bunları rezerv edecek kimsenin olacağını sanmıyorum dünyada.

      "Sürekli cari açık veren bir ülkeyiz. Cari fazla veren bir ülke olsak, yani ihracat nedeniyle döviz bolluğu yaşasak, faizler yine düşerdi"
      "Sizin bir çözüm öneriniz var mı?"

      çözümü de sorunu da aslında siz söylemişsiniz.bazı şeyleri kavramışsınız ama yerlerine oturtamıyorsunuz sanırım.
      demek ki ülkeye döviz getirmenin tek yolu faiz ödemek değilmiş: ihracat yaparak da ülkeye döviz getirmek mümkünmüş.ihracat yapmak için de birşeyler üretmek gerekiyor, birşeyler üretmek için de sizin politikalarınız üreteni destekleyecek şekilde düzenlenmeli.ama şu anda döviz çekmenin yolu faiz ödemek olarak görüldüğü için politikalar da faiz ödemek üzerine kurulmuş. o yüzden faizler yüksek.
      siz gerçek ekonomi politikaları oluşturamadığınız sürece o faizci sıcak paraya muhtaç olmaya devam edeceksiniz ve faizci de size istediği faizi dayatacak.işe bu yüzden faizleri biz düşüremeyiz.çünkü biz belirlemiyoruz.
      Dünya sizin önünüze çözüm önerilerini koymuş.siz görebilirseniz.normal olan sorun değildir, çözümdür.çünkü doğa mükemmel bir uyum ve dengeye sahiptir.onu bu dengeden çıkaran yani sorunu üreten biziz doğa değil...
      uzun lafın kısası : faiz çözüm değildir, sorundur. onu yaratan da bizleriz.

      Sil
    8. hocam sizin söylediğinize bakarsak, isviçre ekonomisi ve japonya ekonomisi hızla küçülmeli.ama nedense tam tersi.
      değerli hocam ben sizi çok iyi anlıyorum ama siz beni anlamıyorsunuz.şuanki yapı (model, politikalar) faize göre düzenlenmiş olduğu için siz şuanda bir anda faizi %1'e indirirseniz ekonomi hızla küçülür.Haklısınız.Bu ne anlama gelir biliyor musunuz? faizden para kazanan "para" hızla ekonomiden çıkar gider,ekonomiyi terk eder...ekonomi gerçek değerine ulaşır. o sizin küçülür dediğiniz ekonominin asıl gerçek değeridir. şuanki ekonomi faizli para ile suni olarak şişirilmiş bir ekonomidir...Gelelim asıl önemli noktaya...peki daha sonra ne olur hocam??? ekonomi hızla küçüldükten sonra??? ben size söyleyeyim.türkiye'de herşey çok ucuzladı diye gerçek sermaye bu ülkeye girmeye başlar? üretmek için yatırım yapacak olan "gerçek sermaye" işte o gerçek sermaye kalkınmanın lokomotifi olacak sermayedir.

      Sil
    9. Faizle ilgili takıntılardan kurtulmadıkça kapitalizme dayalı ekonomiyi yorumlamakta gerçek sermaye gibi ütopik kavramlara dalarsınız. Sermaye sermayedir gerçeği ya da sanalı yoktur. Gerçeği ve nominali olan şey faizdir.

      Sil
    10. Sayın Adsız bu kızgın tavrınız neden kaynaklanıyor. Şurda tatlı tatlı tartışıyoruz:)

      Google da aratma yapın tutulan döviz rezervi diye Japon Yenin Eylül.2013 itibariyle tutulan toplam rezerv içindeki payının %3 olduğunu da görebilirsiniz. Ülkemizde Japon Yenin üzerinden krediler açılıyor. Sterlin için burada yorum bile yapmama gerek yok aslında. Bugün Türkiye'de nereye gitseniz sterlin vererek alışveriş yapabilirsiniz. Bunu kuveyt dinarı için söyleyebilir misiniz? O halde sterlin rezerv paradır. Benim demek istediğim ülkesinin dışında da işlem gören, alışverişe, tasarrufa,krediye konu olabilen bir para olduğudur.

      Faizin belirttiğiniz ülkelerde düşük olmasının sebeplerinden bir tanesinin uluslar arası arenada geçerli akçe olarak görülmesi olduğunu düşündüğümdendir. Bu bir güçtür. Bu gücün yansıması faizlere muhakkak olur. Türkiye kendi bastığı para ile petrol ithal edebiliyor olsa bunun faizlere yansıması muhakak olur.

      Eğer faizin yüksekliği nedeniyle cari açık konusunda söylediğim cümlenin, çözümü ve sorunu olduğunu kabul ediyorsanız, ki ettiğinizi söylediğiniz, o zaman bizdeki faiz seviyesinin %10 larda seyretmesini de şaşırmamanız gerekir. Diğer ülkelerden örnek vererek onlarda %1 bizde niye %10, dememeniz gerekir.

      Niye ihracatımızı arttıramıyoruz, diyebilirsiniz.Sıcak paraya karşı olabilir, bunun için Tobin vergisi konulmalı diyebilirsiniz. Bu tarz sorular sorabilirsiniz.

      Yazdıklarımı tekrar okursanız, neden %1 seviyelerinde olmadığını anlatmaya çalıştım.
      "adı üstünde politika faizi" diyorsunuz, siz belirleyin politika faizi, indirin %1 lere, neler olacağını anlatın lütfen. Ama öyle "bir günde sıcak para gider, ikinci günde doğrudan yatırım gelir " şeklinde değil. Tüm yansımalarını hesap ederek. Keşke bu durumu görebileceğimiz "paralel bir ekonomi" olsaydı da sonuçlarını izleyebilseydik. Ve keşke bizdeki faizler de sizin belirttiğiniz ülkelerdeki seviyelerde olabilseydi.

      Türkiye cari açığını sürdürebilir bir seviye indirdiğinde, cari fazla vermeye başladığında siz de göreceksiniz ki faizler bu seviyelere gelecektir. Yani sebep sonuç ilişkisinde bu faizler bu seviyelerdedir. Merkez Bankasının bu ülkeye garazi yok, kötülük olsun diye bu seviyelerde belirlemiyor. Ve zaten ihracatçı TL kredisi değil, döviz kredisi kullanıyor. Döviz kredisinin faizini de biz belirlemiyoruz.

      Şunu diyebilirsiniz. %10 faiz çoktur, %8 olmalı. Ama şu an itibariyle faiz yüzde 1 olsun fikri, pek mantıklı değil.

      Sil
    11. "türkiye'de herşey çok ucuzladı diye gerçek sermaye bu ülkeye girmeye başlar?"

      Bu cümlede hesap etmediğiniz birşey daha var. Evet kurlar çok yükseleceği için yabancıya göre Türkiye'de herşey çok ucuz olur. Tarla, arazi, bina, fabrika, şirketler. Yenisini kurmazlar eskisini satın alırlar. Bir bakmışsınız elimizde hiçbirşey kalmamış. Ne kaldı ki zaten demeyin:)

      Sil
    12. değerli hocam,
      benim gerçek sermaye dediğim ülkeye faiz almak için değil, üretim yapmak için, ticaret yapmak için gelen yatırımcıdır.
      bu yatırımcının yaptığı yatırım, üretim yapar mal alır satar, istihdam yaratır, işsizliği düşürür gelir seviyesini arttırır, vs vs vs
      fakat hocam ülkeye faiz almak için gelen bir sermayeden(dövizden) bu ülkeye ne hayır gelir allah aşkına! eninde sonunda reel ekonominin tepesine bankaları bir kambur gibi çökertmekten başka ne işe yarayabilir? bizim ihtiyacımız olan sermaye bu değildir hocam. bu sermaye bu ülkede anca tüketici kredilerini düşürüp ucuza ithal malı girmesini ve sanal(suni) bir mutluluk oluşmasını sağlar.başka bir değer yaratmaz. bizim ihtiyaç duyduğumuz asıl sermaye, katma değeri, teknolojisi yüksek, değer yaratan, istihdam yaratan,know-how aktaran gerçek yatırımdır(gerçek yatırım:mal,tesis,makina,insan kaynağı yatırımı...sıcak para değil)
      mesela;samsung'un buraya üretim tesisi açması, ülkemizde son model telefonlarını üretmesi,üretirken bu ülkenin mühendisliğine arge'sine katkı sağlaması,buradan dünyaya ihracat yapması vs vs ya da bmw'nun yatırım yapıp otomotivi geliştirmesi vs vs 'dir.(firmalar tamamen rastgele seçildi) bizim gerçek yatırıma, üretime, katma değeri yüksek ileri teknolojiye ihtiyacımız var. tüketim sarhoşluğundan başka hiçbir etkisi olmayan, adeta bir insanı uyuşturucu bağımlısı yapmak gibi bir etkisi olan sıcak para, adeta ülke ekonomisini kendine bağımlı yapmaktadır. Ülke her darda kaldığında(siyasi risk algısı,bölgede oluşan krizler,dış piyasadaki sıcak para riskleri vs gibi) sanki uyuşturu bağımlısı bir insanın krize girmesi gibi ekonomi krize girmektedir...tekrar tekrar sıcak para çekmeyi çözüm gibi gösteren bu sanal zenginlik, olmayan bir hayatı bize varmış gibi sunuyor. kimileri son model arabaya binerken kimileri açlıkla boğuşuyor...
      hocam bunlar normal demeyin...bunlar normal, kapitalizm bu derseniz sizin bilim adamı kimliğinizden şüphe ederim...sizin zihniniz kabullenmeye değil, sorgulamaya ve çözüm üretmeye odaklanmalı...
      (faiz ile ilgili bir takıntım yok...dünyayı irdeleyip, çözümlüyorum ve sorunu algılayıp, çözümler üretiyorum...
      faiz sorundur, çözüm değil...çözüm üretmek,katma değeri yüksek, yüksek teknolojiyi ülkeye çekmek,gerçek yatırımın önünü açmaktır.bunun için de doğru bir model oluşturulmalı..buna göre tarlanmış bir ekonomik kalkınma modelimiz olmalı.)

      Sil
    13. Merhaba timur bey,
      bir kızgınlığım yok.yanlış anlaşılma olmuş.sadece tepkim var.tepkim, biz bişey yapamayız, dünya budur, ne yapalım şeklindeki şartlandırılmış düşünce yapısıdır. bu düşünce yapısı pasif bir düşüncedir. böyle düşünme hakkımız yok. etken olmalıyız. biz yapamayız, biz buyuz, dünyada dolar var, bizim paramız işe yaramaz kabullenmeleri bizi hiçbir yere götürmez...dünyanın para birimi dolardır, biz ne yaparsak yapalım bunu değiştiremeyiz kabullenmesi bizi faize bağımlı kılar. bu bir deli gömşeğidir. bu gömlek üzerimizde olduğu sürece hareket edemeyiz...önce bu gömleği çıkaracaz..ondan sonra hareket etmeye başlayacağız...türkiye kendi parasını satamıyorsa, ürettiği malını satacak...japon da parasını satamıyor ama sony'lerini satıyor..koreli de parasını satamıyor ama samsung'larını satıyor...nerde bizim fındığımız biz fındıkta dünyada tekelolabilecek bir ülkeyiz. nerde bizim çayımız, zeytinimiz? nerde bizim devrim arabalarımız(daha başlamadan bitmiş)...bu ülkenin mühendisleri ya yurtdışına gidip oralarda mühendislik yapıyor ya da burada kalıp o firmaların satış temsilciliğini yapıyor...yani her halukarda onlara çalışıyor...niye bu ülkenin mühendisleri kendi ülkesinde kendi markalarını yaratamaz? bunu kim sağlayacak? yüksek faiz ile ülkeye soktuğunuz sıcak para mı? sıcak paranın umurunda mı bu ülkede üretim olmuş, katma değer yaratılmış, ihracat olmuş? umurunda mı adamın? adam bakıyor faizini alsın kaçsın gitsin...bu kafalarla, bu politikalarla kalkınma olur mu? elini taşın altına koymalı herkes. siz de biz de devlet de millet de...herkes çalışacak, üretecek, öyle zenginleşecek...yok öyle bankadan kredi çekip, üç günde patron olup, son model arabalara binmek...o arabaları üreteceksin, satacaksın, öyle kazanacaksın...

      Sil
    14. Sayın adsız bey, sizin hatanız tepkinizi yanlış yere,kişiye göstermeniz. Bu blogdaki tüm yazıları, yorumları okudunuz mu bilmiyorum. Ama ne Mahfi beyin yazılarında, ne yorumlarda, ne bu başlık altındaki yazıda ve yorumlarda, benim yazmış olduğum yorumda şu cümleniz anlam olarak dahi geçmemiştir; "biz bir şey yapamayız, dünya budur, ne yapalım şeklindeki şartlandırılmış düşünce yapısıdır."

      Bazen hepimizin hatası karşımızdaki insanlara önyargıyla bakmamızdır. Bakın yukarıda izah ettim, böyle bir cümle geçmediği halde, söylemişim gibi tepki gösteriyorsunuz.

      Kimse burada üretmeden tüketimi savunmuyor. Ve kimsede elin adamına yüksek faiz verelim demiyor. Ben yabancıya yüksek faiz, yerliye düşük faiz, düşük kur politikasını savunmuyorum. Siz öyle düşünüldüğünü zannediyorsunuz sadece. Ki yazdıklarınızdan bu çıkıyor.

      Bir karşı tez ortaya koyuyorsak, dayanaklarımız daha komplike olmalı. Ben "Muhakkak ki, olağan üstü çözümler imkansızlıklardan çıkar. Ekonomisi sadece Petrole bağlı ülkelerden, petrole alternatif seçenek sunmasını bekleyemeyiz değil mi? " bu cümleyi yazarken sizden bunu beklemiştim, bana şu cümlenizle saldırmanızı değil.

      "timur bey, japon yeninin rezerv para olduğunu sizden öğrendim.iyi oldu.kim japon yeni rezerv ediyor? ya da isviçre frangı veya ingiliz sterlini rezerv ediyor? sizden başka bunları rezerv edecek kimsenin olacağını sanmıyorum dünyada."

      Yani saldırarak değil, çözüm üreterek biryerlere gelebilir, anlaşabilir, tartışmalar sonucunda bir fikre varabiliriz. Bundan çok şey öğrenebiliriz. Düşüncelerimizdeki mantık yanlışlıklarının farkına varabiliriz. Söylemlerimizi daha sağlam temellere dayandırabiliriz.

      Faize korikorodanmış gibi bakmamak gerekir:) Mahfi beyin bize kazandırdığı bir deyim oldu sanırım.

      Şimdi doğrudan yatırım yapan bir yabancı sermayesini ortaya koyar. Tamam sıcak paradan çok daha iyi. Bu durumda yüksek faiz ödemezsiniz, kar payı ödersiniz. Faiz ödersiniz mülkiyet sizindir, kar payı ödersiniz mülkiyet yabancınındır. Bu sizi daha mutlu ediyorsa tamam. Buradan şu sonuç çıkmasın yabancının buraya doğrudan yatırım yapmasına karşı değilim. Ama ülkemizde iç tüketime dayalı bir sektöre yatırım yapıyorsa, pazarı büyütmeyip ihracat yapmayıp, varolan pastadan pay alıyorsa bunda o kadar da ülkemiz için faydalı bir durum sözkonusu değildir.

      Bizim yapmamız gereken Net İhracatımızı arttırmaktır. Tabi net ihracatımızın artış tutarının, Gelir Dengesinin olumsuz artışıyla sıfırlanmamalı. Net ihracatımızı arttırdığımız müddetçe tasarruf tutarlarımız artacak, tasarruf oranlarımız yükselecektir. Yani ihracatımızı arttıracağız, ithalatımızı azaltacağız. Bunun için dövize ihtiyacımız var, ve yıllar boyu cari açık verdiğimiz için döviz burada bir yıl dahi durmuyor. Bu dövizleri finans hesaplarından tedarik etmeye mecbur kalıyoruz. Burada konu sadece faiz değil, dünyaya pazarlayacak fikirleriniz olmalı, ürünleriniz olmalı. Bu ürünler, fikirler rekabet edebilir olmalı. Bunun için eğitim seviyesini yükseltmemiz gerekiyor. Konu birkaç cümleyle açıklanacak gibi değil. Türkiye bunu başaracaktır, ama bir yılda değil, ama bilimsel düşüncenin yolundan çıkarak değil, saldırarak hiç değil.

      Son sözlere ihtiyaç yok, yapmamız gerekenleri yapalım yeter. (Son söz gibi oldu ama bu da benim kusurum olsun:) )

      Sil
    15. hocam siz hep ezberden konuşuyorsunuz. çözüm nedir? nerden başlayacağız, başlamalıyız? onu söyleyin bize. okullarda size ezberletilen teorileri atın bir kenara. gerçeklere bakın, yaşama bakın, topluma bakın. ve bize bir çözün önerin...ben öneriyorum...sıcak parayı kovun, reel yatırımın önünü açın diyorum, üreticinin önündeki engelleri kaldırın diyorum...ekonomiyi bankaların elinden alıp, mühendislerin eline verin diyorum...

      Sil
    16. Sıcak para derken, UYP verilerinde yeralan portföy yatırımları ile mevduat toplamından bahsediyorsanız, bu rakam 2014/şubat ayı itibariyle 208 milyar USD.dir. Kovmak o kadar kolay değil.

      Reel yatırımın önünde Türkiye'nin koyduğu herhangi bir engel yok. Hatta hükümetimizin sağladığı çok güzel teşvikler var. Buna faiz desteği dahil. Ortaya koyacağınız bir girişimcilik varsa, ve bunun yurtiçi katmadeğeri yüksek ise verilen müthiş hibe destekleri bile var.

      Siz yeterki ülkemizin net ihracatını arttırıcı alanlara yatırım yapın. Faiz düzeyi buna engel değil.

      Sil
    17. hep faiz. faizden başka bildiğiniz birşey yok. dönüyorsunuz dolaşıyorsunuz yine faiz diyorsunuz. çözüm yine faizmiş. senin bu ülkedeki veriglerden haberin de yok galiba. bir doğrudan yatırımcının buülkeye üretim amaçlı gelmesi için çılgın olması lazım bu vergi sistemiyle, bu ekonomi modeliyle. mevcut modelle buraya anca paradan para kazanan kalpazanlar gelir. zaten öyle de oluyor. siz bu ülkede yaşamıyorsunuz anlaşılan.

      Sil
    18. timur bey siz işin içine girin.sahaya çıkın.ekonomiyi yaşayarak öğrenin.aksi halde söyledikleriniz hep size ezberletilen teorilerden ibaret kalır.

      Sil
    19. Hep konudan konuya atlıyorsunuz, bilmem farkında mısınız? Gerçi vergi konusuna gireceğinizi önceki yorumlarınızdan anlamıştım. Yorumlarda fikirlerinizin dayandığı temelleri de açıklamanız gerekir, bir sisteme oturtmanız gerekir. Şu ana kadar yazdıklarınızdan benim anladığım;

      - Kredi kullanalım ama faiz vermeyelim,
      - Ya da kredide kullanmayalım, parası olan yatırım yapsın,
      - Para kazanalım ama vergi vermeyelim, ya da çok az olsun,
      - Ben sadece itham edeyim, saldırayım, yapılması gerekenleri ben değil, başkası yapsın,
      - Herkez benim istediğim konularda konuşsun,

      Böyle düşünmediğinizi söyleyebilirsiniz, ama yazdıklarınızın anlamı bu.

      Lütfen kendi ekonomi modelinizi ortaya koyunuz;

      - Serbest Piyasayı mı savunuyorsunuz, yoksa kapalı, yarı kapalı devletçi bir ekonomi mi?
      - Sadece parası olanların mı yatırım yapmasını istiyorsunuz, yani fikri olupta parası olmayan işveren olmamalı mı?
      - Diğer ülkelerle ticareti savunuyor musunuz?
      - Yabancılar ülkemizde yatırım yapsın mı? İster fabrika kurarak, ister sizin tabirinizle paradan para kazanarak?
      - Vatandaşlarımızı istihdam edecek, etmekle kalmayıp reel gelirlerini arttıracak bir politika ne olmalı? İşsizlik oranlarımız da düşük seviyelere indirecek tabi.
      - Bankacılık sistemine karşı mısınız? Karşıysanız vatandaş tasarrufunu nasıl değerlendirecek? Bu tasarruflar yatırıma nasıl dönüşecek?

      Bu sorular çoğatılabilir. Bu sorulara samimi cevaplar verin, kurguladığınız modeli bize anlatın. Kendi içinizde bu modeli kurgularken Mahfi Beyin bizlere karşılıksız olarak anlattığı konulardan hem faydalanacak, ekonominin doğasından bahsettiğini görecek, bu doğanın kanunlarından çıktığınız zaman dertlere boğulacağınızı göreceksiniz.

      Kurguladığınız model de işsizlik yaratacak, fakirlik yaratacak, faiz adını yasaklasanız bir başka adla doğacak, yine o inşaat işçisi o gözlerle, aynı duygularla size de bakacak.

      Size ezberinizden vazgeçin demeye hakkım yok, her olaydan bir fayda sağlayabiliriz, ezberinizi geliştirin diyorum. Kabınızdan çıkın diyorum, dünyayla tanışın.

      Sil
    20. Bence siz kalibinizdan cikin. Biz sizi kalibinizdan cikarmak icin bu kadar dil dokuyoruz. Sizin savundugunuz kapitalist ulkelerde, gelismis ulkerde faiz yok. Hepsinde faizler sifir seviyelerinde. Dunya yuksek faiz donemini terk etti. Siz hala bize tersini savunuyorsunuz. Dunya gidiyor mersine siz gidiyor tersine. Yuksek faizle ulkeye cektiginiz dovizin kalkinma yaratacagini savunuyorsunuz. Halbuki dunya tam tersini yapiyor, faizlerini dusuk tutup, dis ticarette avantaj yakalamaya calisiyor. Yani dunya ureterek buyumeye calisiyor, siz ise yuksek faizle borclanalim, bol keseden yiyelim diyorsunuz. Bu devir gecti. Siz kalibinizdan cikin. Geri gidiyoruz geri !

      Sil
    21. Değerli arkadaşlar, gelişmiş ülkelerde faizin sıfıra yakın olduğu doğrudur. Ama unutmayın ki oralarda enflasyon da sıfıra yakın. Bizde enflasyon % 9,4 faiz de yüzde 10. Yani reel faiz yüzde yarım. Gelişmiş ülkelerde de aşağı yukarı aynı durum var. Enflasyon yokmuş gibi yapıp faizi sıfırlarsanız kriz çıkarırsınız. Ekonomi tek gözle bakılacak bir alan değildir.

      Sil
    22. Degerli hocam,
      Ben basbakanin siyasi gorusunu begenmem, gunahimi da vermem kendisine. Fakat bir sozu vardi gecenlerde sarf ettigi; 'faizin olmadigi ortamda enflasyon da olmaz, ben buna inanirim dedi' ... Bu cumlesine kesinlikle katiliyorum.. Ve ekliyorum: faiz de enflasyon da parasal kavramlardir. Bu yuzden ikisi de ayni seydir. Soyle ki, faiz uzerinde veya kur uzerinden enflasyon yaratirsiniz. Yani enflasyon parasal kavramdir. Dolayisiyla gelismis ulkelerde enflasyonun da dusuk olmasi, faizlerin dusuk olmasindandir.

      Sil
    23. Suudi Arabistan'da faiz yok ama enflasyon yüzde 4 dolayında.
      Eğer bir ekonomide talep enflasyonu varsa faizin düşük olduğundan dolayıdır. Eğer maliyet enflasyonu varsa o zaman faizin yüksekliği enflasyonun nedenlerinden birisi olur.
      Dolayısıyla faiz bazen enflasyonun nedeni bazen sonucu olur. Burada yapılması gereken asıl şey enflasyonun niteliğini saptamaktır.

      Sil
    24. bunu söyleyeceğinizi tahmin etmiştim. peki hocam bir ekonomide bir ürüne talep varsa, o ürünün arzı neden olmaz?
      o malı o ekonomi üretemiyordur.üretemediğin bir malı ithal edersin. ithal ediyordur.
      (s.arabistan ithalata dayalı bir ekonomiye sahip değil mi? )
      peki ithal edilen malın fiyatını ne belirler? kur mu?
      malın ithal edildiği ülkenin döviz kuru. peki kurun fiyatı niye yükselir?
      malın ithal edildiği ülkede faizler yükselmiş olabilir mi???

      Sil
  6. mahfi yeri değil ama 500 kira geliri elde edebileceğim bir ev var. öte yandan o parayıı faize koysam 650 gelir elde edecek. kafam karıştı.. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişisel yatırım tavsiyesi vermiyorum.

      Sil
    2. Abicim hesabi kendin yapmissin zaten.cevap gayet net degil mi? Ev almanin ayrica alim satim masrafi, vergisi, kira gelirini kiracidan tahsil edememe riski gibi bircok ek olumsuzluklari da var.

      Sil
  7. hocam hem maliyet hem talep enflasyonu varsa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlara hep değindim zaten. BU ikisi arasında net ayrımlar yapmadan önlem alınması yanlış sonuçlara itebilir.

      Sil
  8. O halde o bakış açısına sahip insanlar maliyet enflasyonu olduğu kanaatindeler diyebiliriz. Hocam peki sene sonu dolar/tl tahmininizde bir değişiklik var mı? ben 2.30 olabileceği tahmininizi yaptığınızı hatırlıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yılsonu USD kuru tahminimde başlangıçtaki 2,20'lik tahminime geri döndüm. Ama bunlar emin olun tahmin değil. Çünkü bu yıl kur tahmini yapmak bence mümkün değil. Bunu en baştan söylemiştim. Çünkü her gün yeni bir gelişme olabiliyor. Putin'in Ukrayna kararı pozitif yönde değişirse başka bir gelişme oluyor, negatif yönde gelişirse bambaşka bir gelişme oluyor.

      Sil
  9. Hocam, grafikler şu sırayla demişsiniz ama o sırada değil o nedenle yanlış anlaşılmalar oluyor sanırım. bi bakabilir misiniz tekrar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyarı için çok teşekkür ederim. İlk yazdığımda grafiklerin sırası farklıydı sonra değiştirdim, yazı kısmı aynı kalmış. Düzelttim, tekrar teşekkürler.

      Sil
  10. Hocam aydınlatıcı yazınız için teşekkürler!
    Peki ilerleyen dönemde Merkez Bankası sizce yukarıda bahsettiğiniz 4 seçenekten hangisini tercih eder?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      bence bu koşullar sürerse faizi indirmeyi seçecektir. Ben de doğrusunun o olacağı kanısındayım.

      Sil
  11. Hocam teşekkürler, yine çok değerli ve faydalı bir yazı kaleme almışsınız. Biz masterda yanlış hatırlamıyorsam makroekonomi politikası dersinde MB güvenilirliği tarzında bir konu işlemiş ve Merkez Bankalarının açıkladığı hedefleri ne oranda tutturduğunun muazzam bir önem arz ettiğini öğrenmiştik. Bizim MB ise açıkladığı enflasyon hedeflemesinin sürekli uzağında, bu çok kritik bir durum değil midir? Yani % 7 deyip enflasyon % 10 üzerinde çıkarsa bu MB'nin güvenilirliğine büyük sekte vurmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Çok haklısınız itibarını kaybettiriyor.

      Sil
  12. Hocam önümüzdeki haftalarda E.Başçı ile A.Babacan arasında şöyle bir konuşmanın geçeceğini düşünüyorum:
    - Alo Erdem
    - buyrun sayın bakanım
    - yaw faizi sadece 1 puan düşürmüşsün. beyefendi daha çok faiz indirimi istiyor
    - ama sayın bakanım döviz rezervlerini artırmamız lazım. aralık başında 38 milyar dolar altın hariç net rezerv vardı, en son 26 milyara indi. ihracat reeskont kredilerini tahsil edip rezervleri artıracağız ancak zamana yayılı bir şekilde de olsa 10-12 milyar dolarlık tahsilat kuru yukarı itiyor. kur artışı dolayısıyla enflasyon beklentileri bozulmasın diye 1 puandan fazla indirim zor
    - anladım da bunu beyefendiye nasıl anlatıcaz? neyse bi yolunu buluruz artık

    YanıtlaSil
  13. sayın Basçı endişelenmesin, beyefendi şu sıralarda faiz değil Çankaya hesabı yapıyor

    YanıtlaSil
  14. hocam fed faiz artırımı için tarih vermişti bu açıklama yapıldıktan sonra adeta 360 derece çark etti açıklamalar değişmeye başladı "aslında öyle demedik böyle dedik yok kriz öncesine dönmek için 8 yıl lazım" bu tarz açıklamalar arka arkaya geldi nerdeyse parasal genişleme sonsuza kadar devam edecek diyecek!! siz bunu nasıl yorumluyorsunuz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu konu üzerinde iki farklı yorum vardı. İlki Yellen'in bu açıklamayı bilerek yaptığı yolundaydı. İkincisi acemiliğine geldiği biçimindeydi. İkinci görüştekiler haklı çıktı gibi görünüyor.

      Sil
    2. o koltuğa acemi birini oturtmayacak kadar kompleks bir sisteme sahipler. saf olmayın. acemilik onlarda olmaz. bizde oluyor.

      Sil
    3. Koltuğa oturan acemi diyen yok, basın toplantısında verdiği cevap acemice olmuş olabilir diyen var.

      Sil
    4. adamlar dünyayı parmağında oynatıyor resmen.yaptıkları herşeyi bilinçli yapıyorlar.spekülasyon manipülasyon ustasıdır kendileri.

      Sil
  15. Sayin Egilmez oncelikle tum ictenlikle saygi ve sevgilerimi belirtirim.

    Muteveffa Akin Ilkin Hocamizin' da derslerini- az da olsa - dinleme imkanini bulmus biri olarak,

    Para politikilari, milli ekonomi politikalarinin ne kadar oranini teskil etmelidir?
    Yatirimlari artirmak amacli faizi cikartip, ulkeyi batirdigimiz zamanlarda olmus mudur?

    Para politikalarinda faizler cift haneli rakamlara kadar kontrol edilebilir mi? Sonrasi mi tehlikelidir?

    Eger, uretimle surekli buyuyen ve ihracatla zenginlesen bir ulkeyseniz, faizler ve para politikalari sizleri batiramaz mi?

    sorularima cevap aramktayim:) Degerli cevaplariniz icin simdiden tesekkurler.

    Cagatay Yetim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...