7 Mart 2015 Cumartesi

Dövizden Kazananlar ve Kaybedenler

Türkiye’ye yatırım yapan Amerikalı ile Avrupalının durumu
Son bir yılda USD/TL, Euro/TL ve sepet kurdaki durumu ve değişimi aşağıdaki tabloda gösteriyorum


6 Mart 2014’de Türkiye’ye bir Amerikalının 100 Dolar ve bir Avrupalının 100 Euro getirdiğini ve bunları o günkü kurla bozdurduğunu düşünelim. Eline 220 TL geçen Amerikalı ve eline 303 TL geçen Avrupalının bu parayla yüzde 10 faizli bir yıl vadeli tahvil aldığını varsayalım. 6 Mart 2015’de vadesi geldiğinde tahvilleri izleriyle birlikte tahsil ettiklerinde ellerine geçen parayı getirdikleri dövizlere çevirdiklerinde Amerikalının eline 242 TL geçecek ve bunu Dolara çevirdiğinde (242/2,64=) 92 Dolar alacaktır. Amerikalı 100 Dolar getirmiş, faiz aldığı halde 8 Dolar zarar etmiştir. Avrupalının eline 333 TL geçecek bunu Euroya çevirince (333/2,86=) 116 Euro alacaktır. Yani Avrupalı Euro bazında yüzde 16 faiz ve kur kazancı elde etmiştir.     

Türk ihracatçının durumu
Bu yılın ve geçen yılın ilk iki ayında ihracat miktarlarını (USD değeri cinsinden) ve Euro/TL kur ortalamasını aşağıdaki tabloda sunuyorum.

Türkiye’nin ihracatında ilk iki ayda ortaya çıkan gerilemenin temel nedenlerinden birisi, TL’nin Euro’ya karşı değer kazanmasıdır.

Türk ihracatçısının gelir ağırlığı Euro ile olduğuna göre basit bir örnek vererek durumu açıklayalım (her örnek gibi bunun da genel durumu temsil eden bir örnek olduğunu, bütün ihracatçıların aynı durumda olmadığını dikkatinize sunmak isterim.) Diyelim ki ihracatçı A’nın ihracat tutarı hiç değişmiyor ve aylık olarak 100 Euro ihracat yapıyor. İhracatçı A’nın 2014 Mart ve 2015 Mart ayındaki karşılaştırmalı durumunu o dönemde geçerli olan kurları kullanarak şöyle gösterebiliriz.

Şubat 2014’de 100 Euro ihracatın karşılığı (100 x 3,03 =) 303 TL
Şubat 2015’de 100 Euro ihracatın karşılığı (100 x 2,86 =) 286 TL
Aynı malı aynı Euro değeriyle ihraç eden ihracatçı bir yıl öncesine göre 17 TL daha düşük gelir elde etmiş oluyor. 

2015’in ilk 2 ayında araba satıcılarının durumu
Bu yılın ve geçen yılın ilk iki ayında Euro/TL kur ortalaması aynı dönemler itibariyle otomobil ve hafif ticari araç satış sayıları aşağıdaki tabloda gösteriyorum.

Otomobil ve hafif ticari araç satışlarında geçen yılın ilk iki ayına göre bu yılın aynı döneminde yüzde 33’e yakın artış olmuş görünüyor. Bu artışın nedenlerinden birisi de Euronun TL’ye karşı yüzde 9’u aşan değer kaybı.  Euro ile ithal edilen arabalar TL’nin Euroya göre değer kazanmış olması nedeniyle geçen yıla göre ucuzlamış bu da araba talebini ve satışlarını artırmış bulunuyor.  

2014 yılının ilk ayında 20.000 Euroya ithal edilen bir yabancı araba Türkiye’de vergiler vb öncesinde 60.600 TL ediyordu. Aynı araba 2015’in ilk aylarında ithal edildiğinde 55.000 TL ediyor. Bu durumda arabanın fiyatı geçen yıla göre 5.600 TL ucuzlamış oluyor. Araba satışlarında ilk iki aydaki patlamanın en önemli nedeni budur.

Dolar cinsinden borcu olanın durumu
Dolar, TL’ye karşı bu dönem içinde değer kazandığı için dış borcu olanların çoğu ciddi kayıplarla karşılaştılar. Bunu da bir örnekle açıklayalım.

Diyelim ki A firmasının dış borç tutarı 100 USD ve bu miktar sabit kalıyor. A firmasının 2014 Şubat ve 2015 Şubat ayındaki karşılaştırmalı durumunu o dönemde geçerli olan kurları kullanarak şöyle gösterebiliriz (Mart 2014 USD/TL kuru için yazının ilk tablosundaki 2,20 kurunu, Mart 2015 USD/TK kuru için de haftanın kapanış kuru olan 2,62 kurunu kullandım.)

Mart 2014’de 100 USD dış borcun karşılığı (100 x 2,20 =) 220 TL
Mart 2015’de 100 USD dış borcun karşılığı (100 x 2,62 =) 264 TL
Aynı miktarda Dolar borcuna sahip kişinin bir yıl öncesine göre borcu 42 TL artmış oluyor.

Kazananlar/kaybedenler
USD birikimi olanlar, USD ile ihracat yapanlar, USD alacağı olanlar, Euro borcu olanlar, Euro ile ithalat yapanlar, Türkiye’ye Euro ile borç verenler bu dönemin kazananları oldu. TL ve Euro birikimi olanlar, USD borcu olanlar, USD ile ithalat yapanlar, Türkiye’ye USD ile borç verenler, Euro cinsinden alacağı olanlar, Euro ile ihracat yapanlar, Euro ile çalışan turizmciler ise bu dönemin kaybedenleri oldu.

Not: Araba fiyatları düşmemiş olsa bile yıllık yüzde 7,5 enflasyon yaşanan bir ülkede geçen yıla göre artmamış ya da yüzde 8'den düşük artmış olması fiyatın düşmesi anlamına gelir.


Veri Kaynakları: Kurlar TCMB sitesindeki satış kurları kullanılarak derlenmiş, ihracat verileri Türkiye İhracatçılar Meclisi – TİM sitesinden, otomobil ve hafif ticari araç satış verileri Otomotiv Distribütörleri Derneği Raporlarından alınmıştır

193 yorum:

  1. Hocam Galiba en karli olan 2014 yilinda € ile gelip bir kismini dolara bir kismini tahvile vb. yatiran kazandi. Mesela 200€ ile gelip 2014 yilinda 100€ dolara 100€ ise %10 faizli tahvile yatiran kisi 2015 de parasini tekrar € çevirince en yuksek kazanci sagladi galiba.
    Mesela 100€ ile 2014 de dolar alinca 100€×3,03=303tl ve 303/2,20=137,73$ almis olacak. 100€ ile de %10 faizli tahvil alinca 100×3,03=303 tl faizi 30,3 tl olacak ve 330,3 tl da tahvilden faizle birlikte gelir elde edecek. 2015 yilinda tekrar parasini € cevirirse 137,73×2,64=363,6tl bunur € cevirirsek. 127,13€ elde edecek. Tahvilden elde ettigi geliri € cevirirsek 330,3÷ 2,86=115,49€ elde edecek. Toplamda ise 127,13+115,49€=242,62€ elde etmis olacak 42,62€ . Kar saglamis Kisa yilin kari Ne diyelim. ZATEN eger cok cok ileri goruslu biriyse € tamamini $ yapmis olsa 2014 de bu kisi 200€×3,03=606tl l, 606\2,20=275,45$ 2015 de $ satarsa 727,18 tl € cevirince 254€ elde etmis oluyor 1 yilda 54€ kar. Bir de bunu milyonlarca €dan yaptigini dusunursek oara kazanmak boyle bir sey iste

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunu beceren fonlar var.

      Sil
    2. Peki hocam siz burada kurların yükseldiği zamana göre hesap yapıyorsunuz. Söz konusu fonlar kurlar yükselmeden önce çıkıp(istedikleri kâr la) içerde spekülasyonlarla kurlar yükseldiğinde tekrar giriyor olabilir mi ? Ortam durulup kur normalleştiğinde tekrar çıkmak isteyebilir mi ? ben amerikalı fon olsam bunu daha mantıklı görüyorum.
      ithalat oranlarınlarımız ortada. Nasıl yunanistanın batmasına göz yummadılar Türkiye de öyle batsın gitsin die kenara bırakamazlar artık. Ne ölsün nede adam olsun durumunda bırakıyorlar bizi.

      Sil
  2. elinize dilinize yureginize saglik sayin hocam.basit kucuk bir sorum var. Turkiye'ye finansal yatirim yapacak olan yatirimcilar Turk borclanma araclarini almak icin bu alimi tl ile yapmalidir oyle degil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Cok tesekku ederim. Madem yabanci parayada yatirim yapabiliyor finanstörler dolarin tl karsisinda degerinin kazanmasi neden onlarin disari cikmasina sebep oluyor. tek sebep risk faktoru mu yoksa?

      Sil
    3. Çünkü Türkiye'de dolar faizi düşük (yıllık % 1,5 - 2.) ABD'de 10 yıllık tahvillerin faizi de yüzde 2 dolayında. O kadar düşük bir getiri için Türkiye'de para tutmanın riskini almıyorlar.

      Sil
    4. Tesekkurler hocam. Iktisat calisiyordum Zeynel Dinler'in 2.cilt iktisat kitabindan Icerisinde sizin radikalde 2004'te yazdiginiz bir yaziya yer vermia.Surdurulebilir Borc Orani adli bu yazinizin son paragrafi:"Öncelikle yerli portfoy yatirimcilari borcun cevrilebilirligi konusunda ikna olmali.Cunku yabancilari en cok etkileyecek olan yerli portfoy yatirimcisinin tavridir" borcun cevrilebilirligini gunumuzdeko riskle sanirim esit gorebiliriz. Bu gunlerde yerli yatirimcilarin durumu ne , etkileyebiliyor mu yabanci yatirimcilari,onlarda mi tl den kaciyor ve dolarin kiymetti artiyor hocam?

      Sil
    5. Dışarı çıkmalarını sebep; doların tl karşısında değer kazanmasını sonuç diye düşünün sn. Besim QK. Dışarı çıkma sebepleri arasında doların değer kazanmaya devam edeceğini düşünmeleri olabilir pek tabii ki.

      Sil
    6. Prof.Dr. Zeynel Dinler'in ekonomi kitapları çok iyidir. Özellikle Mikroekonomisi KPSS'ye gireceklere ve konuyu ayrıntılarıyla öğrenmek isteyenlere tam bir rehberdir.
      Evet 2004'de yazdığım bu yazı bugün için de aynen geçerli. Yabancılar, yerlilere bakarlar. Onların tavrı yabancıyı da etkiler. Bugünlerde yerli yatırımcı yatırım yapmıyor bekliyor. Ve dolayısıyla bu tavır yabancı yatırımcıyı da olumsuz etkiliyor.

      Sil
  3. Hocam merhaba,

    1. Cuma günü açıklanan son ABD istihdam verisi sonrası doların daha da yukarı yönleneceğin söylemek yanlış olmaz sanırım. Katılır mısınız?
    2. Verinin çok iyi gelmesi Haziran'daki faiz arttırımı söylentilerine yol açtı. Ne düşünüyorsunuz?
    3. Bu gelişmeler ışığında dolar kaçta dengelenir?
    4. Son soru, CB artık yumuşar mı? Yumuşamazsa yokuş aşağı gidiyoruz, farkındadır umarım.

    Saygılar,
    ng

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Ben bu veriler açıklanmadan iki ay önce yılbaşında doların yönünün yukarı olduğunu söylemiş, yazmıştım. O nedenle bu kadar kanıttan sonra bu dediğinize katılmasam söylediklerimle çelişirim zaten.
      (2) Evet benim beklentim bu yılın ikinci yarısında açıklamayı yapıp faizi gelecek yıl artırması yönündeydi ama bu kadar hızlı iyileşme süreci benim de artırımı da bu yıl yapacağı yönünde görüş değiştirmeme yol açıyor.
      (3) Bu sadece bu gelişmelere bağlı değil. Bizim ekonomi teorisine ve piyasalara aykırı davranışlarımızın ne kadar devam edeceğine de bağlı.
      (4) Hiç bir fikrim yok. Bir insanın mantık yanlışlığı içinde olması hali davranışının değişmesinin önündeki en önemli engeldir.

      Sil
    2. Mahfi Hocam doların yönü yukarı doğru diye yazınca hanıma dedim,varlıkları dolara çevirelim ama kabul etmedi,ben de ısrar edemezdim, borsadan sabıkam vardı..şimdi karı koca dizimizi dövüyoruz

      Sil
    3. Üzülmeyin bu ülkede bu yönde yeni fırsatlar çıkar. Kendi kendine sorun yaratan bir ülkede yaşadığımız için bunların sonu yok.

      Sil
    4. hocam kusura bakmayın ama dolar değer kazanacak değil Önümüzdeki Üç Ayda Neler Olacak? yazınızda tl değerlenecek demiştiniz. 2 ay önceye denk geliyor. aynen şunu yazarak bitirmişiniz 13 ocakta arada dönüp okumak lazım galiba:
      "Türkiye’ye yabancı fon girişinde ortaya çıkacak artış, cari açığın düşüşü, enflasyonun düşüşü, dış finansmana erişimin kolaylaşması gibi olumlu gelişmelerle birleştiğinde TL’nin değerlenmesine yol açacak. Dolayısıyla ben ilk çeyrekte TL’nin biraz daha değerlenebileceğini düşünüyorum."

      Sil
    5. Heaaplanamayan riskler homegrown criss doguriyor malasef

      Sil
  4. Hocam cok guzel ozetlemıssınız 1 yıl içinde kur hareketi dolayısıyla yasanan olayları.

    Konumuzla ilgisi yok ama, fikrinizi almak istediğim bir konu var.Finans ve ekonomiye oldukça meraklıyım.
    Makina Mühendisliği bitirdim ve Finansal matematik alanında yuksek lisans yapmak istiyorum.
    Finans ve ekonomi alanındaki iş imkanları şu an ülkemizde ne durumda ? Finansal matematik ve analistlik konusu ülkemizde
    ne kadar önemseniyor yoksa bu alanda bir çalışma yapmam yanlış bir seçim mi olur. Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Son derecede önemli bir konu. Özellikle risk yönetiminin gelişmesi bu alanda talep yarattı. Matematiğe dayalı finans ve ekonomi alanında iyi yetişmiş insan kolayca iş bulabilir. Size önerim risk yönetimine yönelmenizdir.

      Sil
  5. Hocam 25000 dolar ile borclanarak 1.83 kurdan bozarak ev aldik.
    Napayim hocam simdi bekleyeyim mi?

    1500 tl maasla calisan birinin cebinden binlerce parayi aldilar.

    Benim param kimlerin cebine gitti hocam?

    Para parayi ceker derler sanirim anladim ne demek istendigini ?
    Bir akil verin hocam ?

    Yazilarinizi ilgiyle takip ediyor ve sayenizde yeni seyler ogrendikce mutlu oldugumuzu belirtmek istiyorum.

    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bu işlemi yapmadan önce sorsaydınız. Ben her zaman söylüyorum "geliriniz hangi para cinsinden ise o para cinsinden borçlanın" diye.

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bildiklerimi, öğrendiklerimi, görüp de iyi kötü analiz ettiklerimi paylaşmaya çalışıyorum. Ben de sizlerden birçok şey öğreniyorum.
      Aslına bakarsanız Tobin Vergisi kazanç üzerinden alınan bir vergi olduğu için sizin bu önerdiğiniz farklılığı kendiliğinden yaratıyor. Mesela bu örnekte Dolar getiren zarar etmiş durumda Tobin Vergisine tabi değil ama Euro getiren kar etmiş durumda Tobin Vergisine tabi olacak.
      Bu aşamada yatırımcıyı zaten sergilediğimiz bilim dışı tutum nedeniyle iyiden iyiye ürküttüğümüz için Tobin Vergisi getirmemiz daha da ürkütücü olabilir o nedenle bence zamanı değil dedim.
      Bu tür uygulamalar MB'na bırakılmıyor Maliyenin yetkisine giriyor. Kullanım alanı da kuşkusuz yine bütçe olacak.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim.
      Bu dediğimde çok samimiyim. Bu bloğu yazdığımdan ve soru ve yorumlarınızı yanıtlamaya çalıştığımdan beri gerçekten ekonomi bilgimi ilerlettim. Birçok yeni fikir bu sayede doğdu kafamda.

      Sil
  7. Hocam kusura bakmayın ama önceki yazınızda da bu soruyu sordum fakat kafamda tam oturtamadım. Kusura bakmayın tekrar oluyorsa;
    1) kredi genişlemesi ile cari açık arasında birebir ilişki olduğu söyleniyor.yani bankalrın verdiği kredi artarsa bu kredilerin bir kısmı iç tüketime gitmenin yanında dışarıya olan harcamalarıda artıracağı bu sebeplede cari açığı artıracağı söyleniyor.
    Fakat ben şöyle düşünüyorum; kredi genişlemesinin olması faizlerin düşürüldüğü ortamda gerçekleşir diye biliyorum ,tamam faizler düşerse kaynağa ulaşma maliyeti azalacak ,yerli mallara ve dışarıya olan harcamalrın artması beklenecek. Fakat faiz Düşüşü sebebiyle kurda artacak. Kurun artmasıda ilk durumda dışarıya olan harcamaları genişletmesi etkisini gidermez mi?yani kurlar yükselince de Türkiye şartlarında değilde teorik olarak ithalatın azaltması ihracatın ı da artırması beklenir böylecede cari açığı artırmaktan ziyade iyileştirici etki yapar sonucuna ulaşıyorum.
    Kısaca kredi genişlemesi ile cari açık arasında birebir Bağlantı kuramıyorum.çünkü kredi genişlemesi için faizlerin düşmesi gerekir faizler Düşüncede kur artacak artan kurda teorik olarak ithalatı azaltacak.eksik düşündüğüm yer neresi anlamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Hocam eksik düşündüğün yer kurlar artinca itlahatin ne derecede azalacagi, bizim ithal ettigimiz mallar esnekligi düşük olan mallar o yüzden ithalatimizda fazla bir düşüş yasanmiyor.

      Sil
    3. (1) Kredi genişlemesi ile cari açık arasında bir ilişki var ama bire bir ilişki yok. Yani kredi genişlemesinden doğacak her yeni talep mutlaka cari açık yaratmaz. Bazısı içeride absorbe edilir. Ama bu talebin bir bölümünün dışarı yönelmesi söz konusu. Bu da cari açığı artırır.
      (2) Her faiz düşüşü mutlaka kuru artırmaz. Eğer ekonomide riskler azalmışsa o zaman faiz düşüşü kuru artırmayabilir. Bunu hatırlarsanız daha önceki yıllarda yaşadık. Faizler enflasyonla beraber hızla düştüğü halde kur uzun süre neredeyse sabit kaldı. Çünkü ekonomide riskler düşmüş aşırı faiz talep edecek ortam değişmişti.
      Eksik düşündüğünüz tek yer her zaman aynı koşulların var olmasını beklemeniz. Bugün o sözünü ettiğimiz dönemden farklı bir noktadayız. Bugün bizim ekonomiye ilişkin riskler artmış durumda. Bu durumda faizleri düşürürsek kur yükselir ve cari açık artmaz. Cari açığı artırtacak kadar dış finansman da bulamayız zaten.

      Sil
    4. Hocam kur arttiginda ithalat otomatik olarak artmaz mi ithal mallarimizin esnekligi düşük olduğundan dolayi?

      Sil
    5. İthal mallarının bizim açımızdan talep esnekliği düşük. Özellikle enerji ithalatı bu durumda. Buna karşılık diğer ithal ürünlerinin kur artışı nedeniyle fiyatı artacağı için ithalatı düşebilir. Örneğin eskisi kadar iç talep olmayınca dışarıdan ithal edilip burada üretimde kullanılan ara malı, sermaye malı vb nin ithalatı da düşer. Çünkü onları kullanarak yapılan üretime talep düşer. Miktarlar düşer ama kur artışı nedeniyle ithalata ödenen paraların miktarı o kadar düşmez. Yani ithalatttaki miktar düşüşü değer düşüşünden fazla olur. Sanırım siz de bunu kastediyorsunuz.

      Sil
  8. Hocam burada aşırı fiyatlama ve dollar fiyatı için size aşırı bir değerleme olmadı mı?
    Abd bu aşırı değerli parası isle rekabette zorlanıp cari açığı yükselmeyecek mi?cari açık vermesi artık eskisi gibi konuşulmuyor neden?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü eskiden yüzde 6 olan cari açığı şu aralar yüzde 3'lerde.

      Sil
  9. Hocam ithal ikamesi ile ilgili sorumda ; ithal ikamesi modeli ,içerde herhangi bir şekilde üretimi yapılmayan Mala yönelik olarakta uygulanabileceğini ,yani gerekli ithalatı kısıtlayıcı önlemler alındıktan sonra da üretilmek istenen ürünün üretimine başlanabileceğini uygulamada bu şekilde olabildiğinden de bahsetmiştiniz;
    Şunu sormak istiyorum; ithalatı kıstlayıcı önlemler aldıktan sonra içerde herhangi bir şekilde önceden Üretmediğimiz malı üretmeyi planlamamız o sektörle ilgili önceden yetişmiş iş Gücü'nün ,altyapının v.b nin hazır olması halinde mümkündür değil mi?
    Yani biz bugün ıpad üretmiyoruz amacımız ıpad ithalatını kısıtladıktan sonra onun içerde üretimini gerçekleştirmek ise bugünden ıpad Ürününü üretecek bir altyapının, kalifiye elemanın hazır olması gerekir diye düşünüyorum.
    öbür şekilde ıpad ithalatını kısıtladıktan sonra ,eğer içerde ıpadi üretecek altyapımız,kalifiye elemanımız yoksa içerde ıpadi üretemeyiz Buda ithal ikamesinden çok ithalat yasağına girer diye düşünüyorum.yani yurtiçinde daha önceden üretmediğimiz malın ,ithalatını kısıtladıktan sonra bu malı içerde Üretmek için bu Mala yönelik altyapının hazır olması gerekir diye düşünüyorum katılırmısınız ?bu konuda ki düşüncelerinizi merak ediyorum esenlikte kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Evet tabii eğer bu altyapı yoksa o üretimi yapmak zordur.
      Doğru düşünüyorsunuz.
      Ama artık öyle bir küresel sistemde yaşıyoruz ki o ipadi yapacak adamları da transfer edebiliriz. Tıpkı futbolcu transfer eder gibi. Bütün mesele o maliyetlerle ithal edilenden daha ucuza mal edip edemeyeceğimiz.

      Sil
    3. Eee.. Hocam; "iPad'i yapacak adamları da transfer edebiliriz." demişsiniz de;

      KISIM 1:

      "Gelin size şu anda yaşadığınız ülke ve çalıştığınız şirkette ödenen maaş ne ise biz size onun 2 mislini vereceğiz; gelin Türkiye'de bizim tesislerimizde çalışın." sözü geride kalıyor!

      Hayatta birçok şeyin "para"ya göre ölçüldüğü o "çalışmak için ömür çürütmek!" dönemi yavaş yavaş (ve iyi ki!) yok oluyor!

      Çin'deki ve Tayvan'daki Foxconn fabrikalarında 1 milyon 800 binin üzerinde insan çalışıyor!
      Bu sayının yarısından fazlası "mavi yaka" statüsünde!
      Bu insancıklar "ucuz emek" düzeyinde görüldüğü için; patronlar sömürebildiği kadar sömürüyor!

      Foxconn fabrikalarının benzerleri ABD gibi bir yerde kurulsa; durum tam tersi olacak!
      Çünkü ABD'de işçilere ödenen maaşlar daha yüksek!
      İşçilerin; sigorta, sağlık, sosyal vb. hizmetlere layığıyla ulaşmak için mücadele etmeleri anayasal bir hak!
      ABD'li bir işçinin ABD içinde patronlara bindirdiği mali yük çok ağır olduğundan ve daha sayılabilecek birçok sebeple;
      ABD'li patronlar emeğin ucuza alınıp/satıldığı Uzak Asya ülkelerini sömürmeyi hedefliyor!

      "Ama artık öyle bir küresel sistemde yaşıyoruz ki o ipadi yapacak adamları da transfer edebiliriz. Tıpkı futbolcu transfer eder gibi. Bütün mesele o maliyetlerle ithal edilenden daha ucuza mal edip edemeyeceğimiz."

      Sözünüzü yukarıda verdiğim örnek çerçevesinde değerlendirdiğimizde;
      "Kapitalizm"in inatla saklanmaya çalışılan yüzünü bir kez daha görmüş oluyoruz!

      (KISIM 2'yi takip ediniz...)

      Sil
    4. KISIM 2:

      Türkiye'de istihdam edilecek "ithal mühendis, uzman, teknisyen, işçi vb.";
      Sadece ona vereceğimiz maaşın seviyesine bakmayacak ki!

      1) Eğer evli ise, eşinin de çalışacağı bir işe yeri istemesi gayet normal!
      Biz ise "Kadınlar için en iyi meslek anneliktir." diyen bir bakanımızın dediği gibi;
      Anneliği sadece birkaç metrekare evin içine hapseden, dar bir meslek olarak değerlendiriyoruz!

      2) Çocukları var ise; "bilimin ışığında" eğitim almaya devam edecekleri okul ve öğretmen kapasitesini istemesi gayet normal!
      Biz ise hâlâ erkek ve kızların ayrı sınıflarda eğitim görmesini temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp gündeme getirmek gibi bir yeteneğe sahibiz!

      (NOT: Sayfa ziyaretçileri arasında öğretmen arkadaşlar var ise alınmasınlar;
      Eğitim fakültesi mezunu birçok İngilizce öğretmeni, İngilizce'yi seri konuşacak düzeyde değil! Kendilerinin bir İngiliz edebiyatçı gibi, bülbül gibi konuşmasını tabii ki beklemiyoruz! Ama Türkiye'deki M.E.B. okullarına gelecek yabancı uyruklu öğrencilerle iyi seviyede İngilizce iletişim kuracak beceriye sahip değiller! Umarız yakın zamanda bu aşılabilecek sorunumuz çözülür!

      Eğitim fakültelerinin yabancı dil öğretmenlik bölümlerinde okuyan gençlerimize yeterli desteğin verilmediğinin de farkındayız!
      Üniversite kampüsleri içinde bile pratik yapabilecekleri alanlar çok sınırlı!
      Yurtdışına çıkıp orada pratik kazanmaya çabalasalar; bu kez "Erasmus'la yurtdışına çıkan; hamile kalabilir!" gibi zırvalamalar da duyuyoruz!

      Öğretmenlerimize birçok konuda kızmakta haklıyız;
      Ama onların haklarının yenmesine yeteri kadar yüksek ses çıkarmadığımızı da kendimize itiraf edelim!)

      3) Ülkemizin sağlık sistemi hakkında bilgi almak istemesi; bürokrasi sürecinde boğulmadığı, tahlil kuyruğu, tahlil sonucu kuyruğu, ilaç yazdırma kuyruğu, ambülansın 2 saat sonra olay yerine gelmesi gibi onlarca yüz kızartıcı eksiğimizin düzeltilmesini beklemesi gayet normal!

      4) Eşi ile bir haftasonu, bir lokantada yemek yemek istediğinde; sokakta yürürken "süzen gözlerle" hem kendisine, hem eşine bakılmasını istememesi gayet normal!

      5, 6, 7, 8...diye sıralamama gerek yok!

      Yukarıdakileri sadece Türkiye özelinde yazdığımı, ülkemi küçümsediğimi zannedenlere sözüm şu:

      Yukarıdaki 4 madde dünyanın birçok ülkesinde yaşanıyor diye;
      Türkiye'de de yaşanmasının normal olduğunu kabul etmek hangi mantığa sığar?!

      "Normal" ile "Anormal" olanı, "At izi" ile "İt izi" örneğindeki gibi;
      Ne zamandan beri birbirine karıştırır olduk?!

      Mahfi Hocamın KISIM 1 ve KISIM 2'ye ne cevap vereceğini sabırla bekliyorum!

      Sil
    5. Cok onemli noktalara temas edilmis. Mahfi hocanin cevabini ben de merak etmekteyim.

      Sil
    6. Ne birinci kısımda ne de ikinci kısımda verilemeyecek bir cevap yok aslında. Fakat doğru ya da yanlış, sadece tespit yapmak da güzel bir sonuç doğurmuyor. Kötülemek ya da de değil fark etmez. İşin bir de çözüm yanını yazalım. Ben de senden çözüm önerilerini sabırla bekliyorum.

      Birinci kısım, şuanda kapitalist bir sistemdesin, daha iyisini yaparsan, fiyatında makulsa satarsın. Esnek ol. Transfer ederek bu yapılacaksa, yapacaksın. İkinci kısım, şu anda ülkemizde gelişmiş ülkelerin vatandaşları çalışmıyor mu? Onların eşleri firmalarımızda çalışmıyor mu? Çocukları okullarımızda okumuyor mu?

      İkinci kısmı bence gereksiz olmuş. Düşünceni bulanıklaştırdı. Çabanı birinci kısmın için harcaman gerekirdi. Kabul et, basbayağı kötüledin bizi hınzır :) :)

      Sil
    7. "Ama artık öyle bir küresel sistemde yaşıyoruz ki o ipadi yapacak adamları da transfer edebiliriz." sözü ile artık daha fazla sayıda, daha fazla kalifiye kişiyi ithal etmemiz konusunda tavsiyede bulunduğunu anlamak o kadar da zor değil sayın Çimen!

      Bu ülkede her zaman yabancı uyruklu çalışanlar vardı, bunun zaten bilincindeyim.

      1. Kapitalizmin çemberi dışında düşünmeyi istemiyorsunuz!
      Sadece bu sayfada değil; yaptığınız her saptamada hiçbir zaman kapitalizmin dışında düşünmeyi tercih etmiyorsunuz; bu da ne yazık ki sizi bir kısır döngüye sokuyor!
      Eğer bir gün imkânınız el verirse; Çin'deki ve Tayvan'daki Foxconn fabrikalarını ziyaret etmenizi temenni ederim (Ben gittim!); sadece bu ziyaretiniz bile iki elinizin arasına kafanızı koyup şimdiye kadar yaptığınız saptamalarınızı, savunduklarınızı, çözüm önerilerinizi sorgulamanıza vesile olacaktır!

      2. KISIM 2'de sadece kendi fikrinizi destekleyecek bölümleri seçip, asıl bölümleri es geçmek iyi bir yol değil:
      ...
      Yukarıdakileri sadece Türkiye özelinde yazdığımı, ülkemi küçümsediğimi zannedenlere sözüm şu:

      Yukarıdaki 4 madde dünyanın birçok ülkesinde yaşanıyor diye;
      Türkiye'de de yaşanmasının normal olduğunu kabul etmek hangi mantığa sığar?!

      "Normal" ile "Anormal" olanı, "At izi" ile "İt izi" örneğindeki gibi;
      Ne zamandan beri birbirine karıştırır olduk?!
      ...

      3. Mesleğim öğretmenlik değil. 'Atanamayan Öğretmenler' gibi Ağrı Dağı kadar devasa bir sorun önümüzde dururken; gülücükler saça saça, hâlâ, kapitalizme kucak açıp onu savunmaya devam etmek; hem aklımızın, hem vicdanımızın erozyona uğramaya başladığına işarettir!

      4. Hâlinizin vaktinizin yerinde olduğu belli ki; kapitalizmi emir kipi kullana kullana savunacak kadar kendinizi garanti altında hissediyorsunuz! O çemberin içinde kalmak için ömür çürütmek o kadar konforlu ki; dışından çözüm getirmek büyük külfet yaratıyor!
      Siz yine şerbetlenmeye devam edebilirsiniz!

      5. Mahfi Hocamızın KISIM 1 ve KISIM 2'ye ne cevap vereceğini sabırla bekliyorum!

      Sil
    8. Çindeki üretim birimlerini ben de gezdim. Diyorsunuz ki ABD'li patronlar Çinli işçileri sömürüyor. İyi hoş da Çin de ABD sermayesini kendisi gönüllü olarak kullanmıyor mu? O sermaye oraya gitmeseydi, Çinin ürettiği malları ABD almasaydı Çin bugünkü gelişmiş düzeyine gelebilir miydi? Öyle anlatmışsınız ki sanki Çin kapılarını kapatmış da ABD buraya zorla girmiş. Çin, görünümü ne kadar farklı olursa olsun kapitalist küresel sistemin tam olarak bir parçası.
      Kapitalizmi savunmuyorum. Ama Çini sanki sistemin dışındaymış gibi düşünmenin yanlış olduğunu söylüyorum.

      Sil
    9. Sayın Adsız, kendi kısır döngünüzden kurtulmanız için, yukarıdaki soruma cevap vermeniz gerekiyor. "Kapitalist sisteme karşı çözüm öneriniz ne?" Neyi savunuyorsunuz? O yüzden düşünceni yani buraya yazdıklarını bulanıklaştırdı dedim.

      Kapitalist sistemin ne olduğunu herkes biliyor aslında, saklanılan birşey yok. Açık ve aleni cereyan ediyor herşey. Yine dediğim gibi bu tespitleri yaptık. Çok güzel. Sonrası? Öğrenmek adına soruyorum size.

      Siz bu tespitleri yaptığınız için melek, ben size cevap yazdığım için şeytan mı oldum. Bu çerçeveden bakmayın. Daha beni tanımadan bir sonuca varıyorsanız, sadece burada yazığım birkaç yorumdan ötürü, değerlendirme metodunuz da aksaklıklar var demektir. Başka değerlendirmelerinizde de yanılıyor olabilirsiniz.

      Tespit yapalım, çözümleri de ortaya koyalım. Benim dediğim sadece bu. Yoksa bir sonuca ulaşamayız.

      Saygılarımla.

      Sil
    10. 'İyi hoş da Çin de ABD sermayesini kendisi gönüllü olarak kullanmıyor mu?'

      1. mesele 'gönüllü' kelimesinde yatıyor Mahfi Bey!

      Çin'in (Kuzey Kore gibi) kapılarını dışarıya kapatamadığını hepimiz biliyoruz (ki siz bizlerden daha iyi biliyorsunuz!)

      'Onlar da gönüllü olmasalardı canım!
      Ne güzel; Kuzey Kore gibi kendileri çalar, kendileri oynarlardı!
      Veya Venezuela lideri Maduro'nun kükremesi gibi; Obama'ya ve onun uzantılarına kükremeye devam ederlerdi!
      Ben mi söyledim onlara; ABD'li şirketlere kapılarınızı açın, ve işçilerinizi onlara sömürtün.' diye!

      gibi bir açıklama; hem aklımızın, hem vicdanımızın erozyona uğradığının ikinci işaretidir!

      2. mesele, piyasaları kapalı kutular şeklinde tutmak değil; 'sömürü düzenini' ortadan kaldırmak!

      1970'li yılların Çin'in lideri Deng Xiaoping'in atmış olduğu temellerin günümüz Çin'ini yarattığını biliyoruz!
      Deng Bey'in bizim Turgut Özal ile 'ekonomi politikaları' yönünden hiçbir farkı olmadığını, ve her iki liderin de ülkelerini nasıl cenderelere attığını, yine siz bizlerden daha iyi gözlemlediniz!

      Üzerinde önemle durulması gereken konu:

      'Ama artık öyle bir küresel sistemde yaşıyoruz ki o ipadi yapacak adamları da transfer edebiliriz.'

      derken, ülkede (mesela Türkiye'de) gelişecek yeni sanayi kollarının getireceği sadece 'ekonomik zenginlik'i ön plâna çıkarmak değil;
      İşin 'insani' yönünü hasır altı etmemektir!

      Çoğunluğunuz,
      Ne yazık ki,
      Ekonomik refahın bir an önce inşa edilmesi için 'insani melekelerden' feragat etmeye dünden razısınız!

      Son örnek #1:

      10 Mart 2015 itibarıyla; ABD menşeli o ünlü şirket 'Apple' yeni ürünlerini, sanki çeyiz gösterirmiş gibi, bütün dünyaya ilân etti!

      Peki:
      En az Steve Jobs kadar kendisine tapılan Tim Cook; Çin'de veya Tayvan'da, Foxconn tesislerinde üretilen mallarının; hangi koşullarda üretim yaptığını, Çinli veya Tayvanlı veya Uzak Asyalı emekçilerin haklarının sürekli gasp edildiğini niçin gündeme getirmiyor!

      Yüzlerce emekçinin, hak gaspı ve ağır iş koşulları nedeniyle, fabrika çatılarından atlayarak intihara devam ettiğini;
      Niçin çeyizlerinden biri olan; 'iWatch' sunumu sırasına anlatmıyor!
      Anlatamaz da ondan!

      Basına verdiği 'denetimleri arttıracağız' gibi birkaç üstünkörü açıklamadan öteye giden hamleleri olmadı, olamaz!

      Bulmuşlar işçinin iliklerine kadar sömürüldüğü, sendikasız, sosyal hakların yok sayıldığı 'sözde komünist' bir ülkenin üretim tesislerini; seslerini soluklarını çıkarırlar mı; çıkarmazlar tabii!

      Çünkü aynı ürünleri ABD sınırları içinde üretmeye kalksa;
      Karşılarına mesela 'sendika' denen bir şey,
      Mesela ABD'li işçilere yüksek maaş ödenmesi gibi sayılabilecek onlarca engel çıkacak!

      Son örnek #2:

      Soma cinayetinde hayatını kaybeden emekçilerin arkadaşlarının çok büyük bir bölümü işten atıldı!

      Ekim/Kasım 2014'ten beri eylem yapıyorlar!

      Açlar, açıktalar, tazminatlarını alamıyorlar, T.K.İ. önünde eylem yapıyorlar, sizler de destek olur musunuz? diye bir soru soruyoruz;

      Sonra bizlere dönüp;

      'Siz bu ülkeye komünizmi mi getirmeye çalışıyorsunuz?

      Bu komünistler bir türlü akıllanmayacak herhâlde!

      Hem komünistler hangi teknolojik buluşu yapmış ki?'

      gibi bir 'ad hominem' yaparak; kestirip atıyorsunuz!

      Sizler,
      Her zaman olduğu gibi,
      Kapitalizmin:
      İşinize gelen taraflarını anlatıp, işinize gelmeyen taraflarını saklı tutarak;
      Kendi aranızda beyin fırtınaları yaratmaya devam ediniz!

      Bir gün bu işçiler elini masaya vurduğunda; o zaman sizlerin de düştüğü hâlleri göreceğiz!

      'Kapitalizmi savunmuyorum. Ama Çini sanki sistemin dışındaymış gibi düşünmenin yanlış olduğunu söylüyorum.' cümlenizde 'Kapitalizmi savunmuyorum.' kelimeleriniz bile bir umut ışığı bizler için!

      Saygılar!

      Sil
  10. Değerli Hocam,
    Otomotiv sektörü ile ilgili yorumunuza bir ekleme yapmak isterim.
    Geçtiğimiz yılın ilk çeyreği için durumu değerlendirirken dikkate alınması gereken iki konu daha olduğuna inanıyorum.
    Otomotiv sektöründe model yılı değişimleri son 3 yıldır yılbaşı olacak şekilde yeniden düzenlendi. Bu durum yeni yılın ilk 2 ayı boyunca geçmiş yıldan kalan stokunuzu (eğer ithalat yaparak otomobil satıyorsanız) tüketiciye sunacağınız anlamına geliyor. Yeni yıla belli bir stok adedi ile girmediğiniz takdirde, yeni model yılı otomobiller üretilene kadar, ki bu süre yaklaşık 2 aydır, pazarın beklediği otomobilleri sunamayacaksınız demektir. Dolayısıyla geçmiş yıldan öngördüğünüz ve stokunuzda yer alan otomobil adedi kadar hacim yaratabilirsiniz.
    Geçmiş yılın siyasi ortamını değerlendirdiğimizde karşımıza 17 Aralık krizi ile başlayan ve 30 mart seçimleri ile durulan bir siyasi tablo çıkıyor. Otomotiv sektörü içerisinde faaliyet gösteren ve ithalat ağırlıklı çalışan şirketler 2014 yılının otomotiv sektörü açısından nasıl geçeceğini öngörmekte oldukça zorlandıkları için yıl başında ellerinde otomobil bulundurmayacak şekilde sipariş miktarlarını düzenlediler. Dolayısıyla ilk çeyrek satışları bu temkinli stratejik yaklaşımın sonucu olarak oldukça düşük kaldı.
    Bir diğer konu da sizin bana göre çok çok daha iyi değerlendirebileceğiniz türev enstrümanlar konusu. 2013 yılı yaz aylarında yükselen euro kuru otomotiv ithalatçıları için 2014 yılı için kur sabitleme veya TL fiyatlama ihtiyacını beraberinde getirdi. Siyasi belirsizlikler bankaların türev enstrümanlar için kullanacakları kur değerini belli bir dönem için belirleyememelerine sonra da yüksek tutmalarına neden oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebriklee güzel tespitler hocam

      Sil
    2. Katkılar için çok teşekkür ederim. Doğru saptamalar.

      Sil
  11. Hocam merhabalar. Enflasyonun ve doların artacagı bu surecte dolar ve maliyet artısları nedeniyle lüxkonut fiyatları da artar mı? yoksa faizdeki artıs ve talepteki daralmayla düşer mi? Yatırımımızı dolara mı yoksa lux konuta mı yapalım? Şimdiden tesekkurler. Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Dolarla alınmış konutların bir çoğunun fiyatı düşer. Geçen yıl 500 bin dolara alınan bir konuta (500.000 x2,20=) 1.100.000 TL ödeniyordu bu yıl aynı kontun TL karşılığı (500.000x2.64=) 1.320.000 TL. Yani geçen yıl 500.000 Dolara aldığınız konutu şu anda 500.000 Dolara satmanız kolay değil.

      Sil
    3. Cevremdeki dostlarim, kendileri ve esleri mevcut maaslari ile kesintisiz calismaya devam edecekmiscesine, 6-10yillik krediler ile konut aldilar. Yasamakta oldugumuz ekonomik kriz saklanamaz hale gelip, havuz medyasi dahil konusulmaya baslandiginda krizin son asamasi olan panik ve kaos ortaya cikacaktir. Toptan isten cikarmalar coktan basladi, duyulamiyor, seslendirilemiyor. isini kaybeden, kredi taksidini odeyemeyenlerin evlerini, bankalar kendi kredilendirdikleri %75i kurtarmak icin satisa cikardiklarinda, emlak piyasasi TL cinsinden %25 zaten deger kaybeder. Dovizin artisi ile de dolar cinsinden, devaluasyon kadar zaten ucuzlayacak. Kisaca, 2016 ortalarinda sifir luks konut metrekare satis fiyatlari simdiki 2000$ seviyelerinden 2002deki gibi 500$ seviyelerine inecektir diye dusunuyorum. Panzehir olarak cok parlatilan yabancilara konut satisi ise pazarin %3u bile degil.

      Sil
  12. Hocam matematiksel iktisat ve ekonometri kitabi önerir misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Matematiksel iktisat: Alpha C. Chiang: Matematiksel Ekonominin Temel Yöntemleri
      Ekonometri: Gujarati, Porter: Temel Ekonometri

      Sil
    2. Mahfi Bey döviz kuru yönetimi ile ilgili, türkçe diline sahip bir finansal okur yazarlık kitabı önerebilirmisiniz.

      Sil
    3. Bu konuda okuduğum ve ona göre önerebileceğim Türkçe bir kitap yok.

      Sil
  13. hocam demir celik firmalari bu manada nasil etkileniyor kardemirde zararimiz buyuk kisa orta uzun vadede nasil harekrt etmek gerekir tskler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu incelemedim ama bir bakacağım.

      Sil
  14. BRICS kalkınma bankasının kurulmasıyla dünyada dengeler yeniden şekilleniyor... IMF ve Dünya bankasına karşı oluşturulan bu süreçte Kur savaşları Temmuz 2014 de temelleri atılmış oldu, bu savaş bütün dünyanın nefesini kesecek düzeyde kim ne kadar dayanabilirin senaryoları konuşulmakta, bunun böyle olacağını bilenler taa o zamanlardan dolar aldılar...makro dengeleri okuyamayan bir ülkeyiz, ülkemizde siyasal ekonomi konusunda entegre olabilecek eğitim veren kurumlar şart... maalesef doların bu yükselişi karşındaki şaşkınlık seviyesi ülkemizin her boyutuyla ne kadar entelektüel kapasitesinin sığ olduğunu gösteriyor... bundan 2 ay öncesine kadar şirketlerimize forex konusunda almaları gereken pozisyonları bir çocuğa anlatır gibi her şeyi çok net ifade etmeme rağmen, ön yargılarını ve dünyayı görmek istemeyişleri ülkemize ne kadar büyük maliyetler oluşturduğunu tekrar görmüş olduk... bize cehaletin faturasını çıkarınız deseniz her halde bundan daha iyi örnek olamazdı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ezbere dayalı bilimden uzak eğitim sisteminin sonuçları.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Bu düşünceler ve bunlari ifade etmekten ote gidemiyor maalesef. Bir seviyeden sonra da daha guclu ülkelerin darbesine maruz kaliyor.

      Sil
    5. Sayın Atadostu,

      Yazdıklarınızın çoğunun nabza göre şerbet olduğunu bildirmek zorundayım!

      Uzatmadan:

      Ümit ederim; gizli bir Ayn Rand'ın "Atlas Shrugged" eseri müptelası ve "Objectivism" akımının Türkiye şubesinin sıradan bir üyesi değilsinizdir!

      Ve yine ümit ederim; gizli bir Milton Friedman hayranı değilsinizdir!

      (NOT:
      Bu ülkenin muhafazakârlarının ekseriyetinin ne olduğu Uğur Mumcu'nun "Rabıta" adlı eseri ile tam manâsıyla nasıl ifşa edildiyse;

      Ümit ederiz; bu ülkenin "(gizli) liberallerinin" ne olduğu da, bir gün, birkaç cesaretli düşünce insanının yazacağı yeni "Rabıta" eserleri ile tam manâsıyla ifşa edilir!

      Eğer kendinizi yukarıda bahsettiğim kategoride değerlendirmediğinizi samimice açıklarsanız; şimdiden özür dilediğimi iletirim!)

      Saygılar, sevgiler!

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  15. Hocam doların artması sonucu ihracat artıp ithalat azalır diye tahmin ediyorum. Bunun sonucu olarak cari açığı düşürdük diye reklam yapılır. Ancak TL cinsinden borç geçen yıllara göre daha fazla olmayacak mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Ne yazık ki öyle olmadı. Çünkü bizim ihracatımızın ağırlığı Euro ile. TL, Euroya karşı değer kazandığı için bizim ihracatımız geriledi. Dolar cinsinden borçların TL karşılığı arttı.

      Sil
  16. Hocam,

    AKP gider BKP gelir, CKP gider DKP gelir, EKP gider FKP gelir, GKP gider HKP gelir, IKP gider JKP gelir...

    Dolar yükselir, Euro alçalır, Yen yerin dibine girer, Sterlin'in yüzü kızarır, Lira şaha kalkar sonra söner...

    Bu ülkenin tarihini her zaman "Cercle d'Orient" belirlemiştir!

    Bu ülkenin geleceğini de "Cercle d'Orient" belirleyecektir!

    Umarım şahsınız bu kulübün üyesi değildir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bendeniz hiçbir kulübün üyesi değilim. Üyesi olduğum iki dernek var. İkisi de zamanında görev yaptığım mesleklerin dernekleri: (1) Maliye Müfettişleri Derneği (maliye müfettişliği kapatıldı ama derneği devam ediyor), (2) Hazine Uzmanları Derneği.

      Sil
    2. Ama hocam, maske takıp, pelerin giyip, simsiyah bir lüx arabayla, haftada 3 gece, en pahalısından Fransız şampanyalarını da yanınıza alarak bu kulübü ziyaret ettiğiniz; ülkenin geleceğini belirleyecek çok mühim iktisadi ve siyasi toplantılara iştirak ettiğiniz ile ilgili fotoğrafların basına sızdırılmasını plânlıyorlarmış!

      Photoshop ve montaj da değilmiş!

      Bu bilgi doğru mu?

      Sil
  17. Mahfi Hocam,

    Yaptığım analize göre, Dolar'daki bu muazzam yükselişe rağmen, 17 Mart'taki TCMB PPK'nın 0,25 baz puanlık indirim yapmasının ülkemizin geleceği açısından iyi olacağı kanısındayım!

    Zaten 18 Mart'ta da FOMC toplantısı var. O toplantıda da, o meşhur "sabırlı" kelimesi çıkarılırsa; dünya piyasalarının rahatlayacağı, "ekonomik kriz" denen şeyin tarihe gömüleceği,

    Ve Türkiye'de ise Dolar/TL'de Dolar'ın hızla değer kaybedeceği;
    1 Dolar = 1,61 Lira seviyesine ineceğini hesapladım!

    19 Mart 2015 Perşembe sabahı saat 06:59 güzel ülkemiz Türkiye'de:

    Her şeyin sütliman olacağı,

    Ekonomik büyümenin tekrar canlanacağı,

    Hanehalklarının harcama yapmak için AVM'lere akın edeceği,

    Akıllı cep telefonu ve diğer elektronik eşyalarda kaldırılan taksitli satışların tekrar yürürlüğe sokulacağı,

    İnşaatlarda hızın artacağı, konut satışlarının yükseleceği,

    %7,99 büyüme oranını yakalayacağımızı,

    İşsizliğin %2,01'e düşeceği

    Gibi peşi sıra gelen sevindirici olaylar yaşayacağımızı öngörüyorum!

    Peki sizin hesaplamalarınıza göre; öngörüleriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne içtiysen aynından istiyorum.

      ng

      Sil
    2. Bonzai bile icilmis olsa yine de bu kafaya ulasilmaz :)))

      Sil
    3. Ben öngörülerimi paylaşmıştım zaten. % 3 büyüme, % 7 enflasyon vb. Bu öngörülerimin iyimser kaldığını düşünüyorum yakında revize edeceğim.

      Sil
  18. Hocam, lütfen yanlış anlamayın:

    Bu kez 'teğet geçmeyecek'miş;

    'Delip geçecek'miş gibi gözüküyor!

    Saygılarımla!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçen sefer de teğet geçmemişti .Teğet geçecek denilen yıl, Türkiye'de
      ekonomi % 4.5 küçülmüştü. O sözü söyleyen teğetin anlamını falan da bilmez zaten.

      Sil
    2. Hiçbir zaman teğet geçmedi zaten. Teğet geçti dendiği yılda ekonomi yüzde 4,7 küçülmüş, işsizlik oranı yüzde 14 olmuştu.

      Sil
  19. Hocam benim lumpen mutahit bir yegenim var. Bu son krizde yaptigi insaati terk etti karkas haliyle bir yeni mutahit olmak isteyen birine satti. Aldigi parayla bir engelli yakinina onun deyimiyle bir sakata lux ithal otomobiller aldirdi vergiden muaf olmak icin cunku doviz firliyor simdiden elimizi guclendirmek lazim. Boylelikle hem vergiden kurtuldu hem de doviz yukselisiyle aratcak fiyatlardan. Bu sizce neyin kafasidir hocam ? Bu bir nevi gelir adaletsizligi degil midir develuasyon fakirden alip zengine verme olmamuyor mu? bir baska sorum insaat sanayi midir ? Bir de lumpenlik size gore nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ahlaksızlıktır.
      İnşaat hem sanayi hem de hizmetler sektörüne girer. GSYH hesaplarında ayrı bir kategori olarak gösteriliyor. Bazen de yuvarlama yapmak gerektiğinde sanayiye dahil ediliyor.
      Lümpen sözcüğünün Türk Dil Kurumuna göre tanımı : 1 . Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan.
      2 . İçinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan; mensup olduğu sınıfın insanlarından kendini üstün göstermeye çalışan, bu yolda itici tavır ve tutum sergileyen, büyük bölümü işçi sınıfından oluşmuş insanlar.

      Sil
    2. 12 Eylül darbesi ürünü, Çakma Türk Dil Kurumu'nun yaptığı iki tanım da yanlış. Marksist tanım uydurmaya kalkması haddini bilmezlik. İkinci tanımı ise büsbütün cehaletini sergiliyor. Patronları olan politikacıların zırvalarını örtmek için uydurduğu kimi tanımlar gibi, bu gün egemen olan cehaletin hoşuna gideceğini umduğu bir lümpen tanımı da uydurmuş. Ne yazık ki insanlar adına bakıp onun tanımlarını ciddiye alıyor.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Lümpen terimi esası itibarıyla "tortu" demektir. Bir toplumun en altta kalan kısmıdır ama buradan akla gelen şey en fakir olmamalı. İnsanlar işçi ve fakir ve hatta aç olabilirler ama çalışır ve didinirler. Lümpen ise iş bulsanız bile çalışmayacak olan adamdır. Yani işçi sınıfına dahil değildir ama esasen proletarya içerisinde yaşar. Lümpenlik daha çok ahlaki bir yozlaşmayı gösterir. Samimiyet ve dürüstlük denen şeylerin enayilik olarak algılandığı bir kafa yapısını gösterir. Her gün gezer, ona buna sataşır, sigara dilenir, yancılık yapar, bulduğundan biraz para koparır ve günü atlatır. Yalakadır ve aldatma esastır.

      Dediğim gibi, bu adama "gel sana adam gibi maaşlı bir iş vereceğim" deseniz kabul etmez çünkü doğru dürüst ve disiplinli çalışması gerekecektir ve bunu yapamaz. Yollarda aracını parkedenlerden "bekçilik" adı altında para koparmaya çalışmak daha rahat gelir. Herhangi bir hizmet üretmez ve sunmaz.

      Burada ilginç olan şey şu: geçen zaman içinde lümpenlik marjinal bir durum arzetmekten çıkıp aksine kendi içinde bir sosyal sınıfçık haline gelmeye başladı. Yani artık bu adamlar sahte otoparkçılık, al-satçılıktan artık türkücü, sanatçı, medyatik kişilik ve hatta politikacılığüa terfi etmiş olarak karşımızdalar ve adı ve sanıyla onları konuşuyoruz her gün. Bir insanın başarılı olmak için eğitimli ve dürüst olması gerekmediğinin ispatı olarak ortada gezmekte ve kendince kendi varoluşlarına övgüler düzmektedirler. Laf ebeliği de eklenince üstesinden gelmesi zor bir sınıfçık haline gelmekte.

      Yanlış anlaşılmasın; otopark işletmeciliği aşağılık bir meslek değil ve bir insanın zorundalık nedeniyle diğerlerinden birşeyler dilenmesi de utanacak bir durum değildir. Burada söz konusu olan şey lümpenin sınıf bilincinin olmamasından öte artık bu türden ahlaki yargıların geçersiz olduğu türden bir mantık sisteminin göstergesi olarak ortada gezmesidir. Her toplumda lümpen vardır ama bizde dediğim gibi artık bir sınıfçık halini aldı ve kendi davranış biçimlerini olurlar hale getirdi. Saygılar.

      C.K.

      Sil
    5. Yazınızın sonuna bir :) simgesi koymalıydınız. Sipariş "çapulcu" tanımı gibi rezaletleri unutup, Çakma Türk Dil Kurum'unu, hemen hemen herkesin ciddiye aldığı ülkemizde, sizin esprinizi de ciddi bir tanım sanacak çok kişi vardır.

      Sil
    6. Lumpen, sözcüğü dilimize bir Marksist kavram olan, "Lumpen proleterya” ile girmiştir. Lümpen proleterya, Almanca “Lumpenproletarier” sözcüğünden gelir. Lumpen Almanca'da, “kötü gaddar insan” ve “paçavra” anlamlarındadır.

      Marksist bir kavram olarak lümpen proleterya, kapitalist toplumda şiddetli bunalım ve çözülme koşullarında, kendi çöken sınıflarından özellikle proleteryadan koparak sınıfsızlaşmış, her türlü kötü etkiye açık hale gelmiş yığınlardır.

      Karl Marx, Fransa’da Sınıf Savaşımları kitabında, lümpen proleteryadan, "toplumun çöplüklerinde yaşayan, her çeşitten hırsızlar caniler fideliği, belli bir mesleği olmayan sokak serserileri, evsiz barksızlar” olarak söz eder.

      Louis Boneparte’ın 18 Brumaire’i kitabında da Marx, Paris lümpen proleteryasından söz ederken, “Paris lümpen proleteryası ... geçimlerinin hatta kökenlerinin nereden geldiği belirsiz, yıkıma uğramış “kibar düşkünler”, burjuvazinin kokuşmuş serüvencileri ve düşkünleri, başıboş serseriler, askerlikten atılmışlar, zindandan çıkmış forsalar, sürgün kaçkını kürek mahkumları, hırsızlar, şarlatanlar, yankesiciler, gözden sürmeyi çeken hokkabaz kumarbazlar, pezevenkler, genelev işletenler, hamallar, paçavracılar, bileyiciler, kalaycılar, dilenciler ..... kısaca ne olduğu belirsiz çürümüş, kararsız yığın." der.

      Sil
  20. Hocam,

    Kişisel bir soru sorduğumun farkındayım. Ama üstadların böyle zorlu zamanlarda nasıl davrandığı hakkında dersler öğrenmek babında bu sorumu soruyorum.

    Aramızda 'ekonomik kriz'in getirdiği yıkımların ne seviyelere vardığını (ve varacağını!) en derin bilenlerden birisiniz!

    Eğer bir ekonomik kriz daha bizleri vurursa;

    Sizin özelinizde, gündelik hayatınızda nasıl değişiklikler olur?

    Mesela:

    Sarıyer'deki evinizden dışarıya 1 haftada 18 kez çıkıyorsanız; krizden sonra 9 kez mi çıkacaksınız?

    Arabanızın deposuna 1 haftalık 100 birim benzin dolduruyorsanız; krizden sonra 50 birim mi dolduracaksınız?

    Evinizden dışarıya her ne sebeple çıkarsanız çıkın; toplu taşıma araçlarını kullanmayı mı tercih edeceksiniz?

    Cep telefonunuz ile yaptığınız görüşmelerde 1 haftalık 300 birim harcama yapıyorsanız; krizden sonra 150 birim mi yapacaksınız?

    Halk pazarından 1 haftalık yaptığınız taze gıda alışverişi için 200 birim harcama yapıyorsanız; krizden sonra 100 birim mi yapacaksınız?

    Evinizde 10 adet kalorifer peteği soğuk havalarda yanıyorsa; krizden sonra 4 kalorifer peteği yakıp, battaniye altında ve ıhlamur çayı ile mi oturacaksınız?

    Gibi gündelik sorular hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bana söylemişti,masrafları kısmak için Datça'ya yerleşip badem ve zeytin yetiştircekmiş

      Sil
    2. Aşağı yukarı bu dediklerinizin hepsi geçerlidir. 2001 krizi sonrasında böyle olmuştu. Ve ne yazuık ki çoğunluk bu dediklerinizi yapacağı için (ben dahil) ekonomi daha da daralacaktır.

      Sil
    3. Peki,

      "İktisatçılar adı üzerinde 'iktisatçı' oldukları için ekonomik kriz gibi olaylardan en az seviyede etkilenirler."

      Gibi bir genelleme yapabilir miyiz?

      Örneğin bir Roubini'nin konumu ile Gaziantep'te bir üniversitede bir iktisatçı akademisyenin konumu aynı olamaz herhâlde?

      Mesela bir savaş vuku bulduğunda; yeri geliyor binbaşı rütbesinde bir asker de hayatını kaybediyor, er seviyesinde bir asker de hayatını kaybediyor.

      Fakat 'ekonomik kriz' gibi olaylarda durumlar biraz farklı gibi?

      Sil
    4. Yerinde iktisatçıyı görmüş biri olarak terzi kendi sokugunu dikemezmis. Sozunun tam anlamını buldugunu düşündüm.
      Hocamizin bile bu bilgiye ragmen steve jobs falan hikaye dersin. Zenginligi bu faaliyetlerde buluyor. Bizde kendilerine tesekkurlerimizi sunuyoruz. Sonsuza kadar yasayacak onlardır. Servet, para sahipleri değil.
      Bence en matikli olanı hoca kadar konuya hakim olmak ve is adami olmak. Zira hayat bu kadar uzun degil.

      Sil
    5. Evet herkesin yaşama, paraya, para kazanmaya ya da soyut konularla ilgilenmeye bakışı farklıdır. İktisatçılar bazen soyut konulara dalıp giderler, krizin özüyle o kadar çok uğraşırlar ki kendilerini nasıl etkilediğinin farkına bile varmazlar. Her iktisatçı böyle değildir.

      Sil
  21. Mahfi Bey,

    '1 Dolar : 3 Lira' seviyesinin 7 Haziran seçimlerine kadar 1 veya 1'den fazla test edileceği sonuçlarına (ne yazık ki) ulaşabiliyorum!

    Sizce bu seviyeyi görme ihtimalimiz var mı? (Zamanını sormuyorum Hocam, sadece böyle bir olasılık için iktisatçı olarak ne görüyorsunuz?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer aynı saçmalama hızıyla devam edersek bu dediklerinizin olma olasılığı bayağı yüksektir.

      Sil
  22. Hocam elinize sağlık, dövizle borçlanıp içeride kredi kullandıran bankalar artan kur yüzünden kullandırdıları kredileri geri çağırabilir mi ? Ticari kredileri geri çağırsalar bile uzun vadeli konut kredilerini geri çağırma ya da faiz güncellemesi yapma yetkileri var mı? Eğer varsa bu hangi noktaya geldiğimiz de gerçekleşir? Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz krizin işleri aşamalarında ortaya çıkıyor. 2001'de olmuştu.

      Sil
  23. 1)sayın hocam ;Bankalar tl cinsinden kredi faizlerini, mevduat faizlerinin maliyeti ve merkez bankasından haftalık repo ve gecelik borçlanma faizlerinin maliyetine bakarak belirliyor anladığım kadarıyla. Peki $ yada € kredi faizlerini neye göre belirliyorlar? Heralde burada merkez bankasının haftalık yada gecelik borç verme faizleri tl üzerinden olduğu için , döviz kredilerinin faizleri üzerinde etkili olmuyordur diye tahmin ediyorum.acaba döviz kredi ve mevduat faizleri hangi kıstas alınarak belirleniyor?

    2)hocam yanlışsam düzeltin ama ,faizler düşerse kurlar da fazla oynama olmama şartıyla kredi genişlemesi sonucunda ithalat artar demekteyiz .peki burada ki Düşen faizden kastımız tl cinsinden faizmi döviz cinsinden kredi faizi mi ? Izah ederseniz çok sevinirim

    3)tüketiciler, şirketler bildiğim kadarıyla ithalat yapacağı zaman ,bankadan direk olarak döviz üzerinden borçlanarak ta bunu gerçekleştirebilirler veyahut tl cinsinden kredi alıp bunu dövize çevirterekte ithalat yapabilirler.bankalara genel olarak baktığımda döviz cinsinden kredi faizi tl kredi faizine göre daha düşük. Acaba hanehalkı ithalat yapacağı zaman tl cinsinden borçlanarak mı yoksa döviz cinsinden borçlanarak mı ithalat yapar?hangisi tercih ediliyor?

    4)döviz kredi faizleri düşerse ,tüketicilerin yada firmaların ithalatında artış olur mu?Yoksa açık pozisyon taşıyacaklarından döviz faizleri düşsede ithalatta fazla artış gerçekleşmez mi?son olarak kurda fazla oynama olmama şartıyla tl faizlerinin düşmesi mi ithalata çok etki yapar yoksa döviz faizlerinin düşmesi mi ithalatı daha çok artırır? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Bankalar yurt dışından borçlanıyorlar ayrıca yurt içinden de döviz mevduatı topluyorlar. Döviz mevduatı faizlerini genellikle ilgili ülkedeki faizin biraz üzerinde belirliyorlar. Bunların maliyetlerine göre de döviz kredisi faizlerini belirliyorlar.
      (2) TL faizi. Öteki bundan fazla etkilenmiyor. Hatta tam tersine TL faizler düşünce insanlar TL'den dövize dönüyorlar o zaman döviz faizleri de düşüyor.
      (3) Hanehalkı pek ithalat yapmaz.
      (4) Bu sorunun cevabı her şirketin ve alıp sattığı mala olan talebin durumuna göre değişir.

      Sil
  24. Hocam dolar endeksi bazlı baktığımızda gecen sene 6 martta 80 seviyelerinden bu sene 96 seviyelerinde. Yüzde yirmilik Artış var. USD/TL ile hemen hemen ayni. Acaba İcte yaşanan merkez Bankası'na yüklenmelerin etkisi hiç mi yok yoksa yuklenmeseydi daha düsuk bir kur olurdu diyebilir miyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim kabaca hesaplamama göre içerideki olayların son 2 aydaki etkisi yüzde 25 - 30 dolayında.

      Sil
  25. Mahfi Hocam Altinla ilgili dusunceniz ne? kisa ve orta vadedeki gerek ons basina gerekse gr basina tahmininiz nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altın, Dolardaki artış nedeniyle yükseliyor. Dolar düşerse altın da düşer.

      Sil
  26. Hocam nasil hesapladin acaba bunu, neleri icine katarak

    YanıtlaSil
  27. merhaba
    abd istihdam verilerinin beklenenden iyi çıkması kur üzerinde yukarı yönlü baskı yapmasının nedeni nedir acaba ? bunu abd enflasyon oranları ve faizle ilişkilendirebilir miyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD ekonomisinin iyiye gidişi Fed'in faiz artıracağı beklentisi yaratıyor. Fed faizi artırırsa bize gelen yabancı paralar azalacağı için bizim ekonomiyi sarsıyor.

      Sil
  28. Hocam kisa ve orta vadede altindaki gelismelerden ne bekliyorsunuz ons ve gr bazimda yom ne olur sizce ve fedin faiz artiri durumunda bu altini nasil etkiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar arttığı sürece Türk altın yatırımcısı kazançlıdır.

      Sil
  29. Mahfi bey,
    09-13 mart haftasında piyasalar hangi verileri fiyatlayacaktır. ocak cari açıgının beklenenden yüksek gelmesi doların yükselişine katkı sağlayacak mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 9 - 13 Mart'ta biraz yumuşama olabilir. Bu dediğim tamamen siyasetin sakinleşip sakinleşmemesine bağlı.

      Sil
  30. Hocam Merhaba,
    İhracatımız ithalata bağlı bu da dolara endeksli olduğu için kazanmış gibi görünen ihracatçı aslında kaybetmiş ve Türkiye kaybetmiştir. İhracat hızlansa dahi ülkede üretilen ürünler düşük kar marjları ile satıldığı için yine Türkiye kaybetmiştir. Dolar borcu olanlar borçlarını ödeyemeyerek kaybetmiş, dolar borcu olmayanların da alacakları riskli hale gelmiş yine sanayici ve Türkiye kaybetmiştir. Herşeye zam gelmiş enflasyon için uygun ortam oluşmuş ekonomi orta vadede daralmaya gidecek vaziyete gelmiş yine vatandaş ve ülke kaybetmiştir. Ben böyle düşünüyorum. Ama bu durumda kimin kazandığını çözemedim. Sizce bu durum daha ne kadar devam edecek ve bu durumdan kimler karlı çıkacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünce mantığınız bence de doğru. Aslına bakarsanız ülkece kaybedilen bir konuda kişilerin görece kazançlı çıkması ne kadar kazanç sayılır o da değindiğiniz gibi, tartışmalı.
      Bu durum bence bu tartışmalar devam ettiği sürece devam eder ve tartışmalar bitse bile yabancı yatırımcının kafasında oluşan soru işaretleri bitmez. Bu da maliyetlere (faiz artışı olarak) yansır.

      Sil
  31. Hocam merhaba,
    üretime dayalı bir ekonomimiz olsaydı dolardan bu kadar çok etkilenirmiydik.. sıcak para ekonomisi bizi zarara uğratmıyor mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomimiz aslında iddia edilenlerin aksine üretime dayalı bir ekonomi. Bizim sorunumuz buluş yapamamak, teknoloji üretememek, ürettiğimiz mallardaki katma değerimizi artıramamak, yüksek teknoloji ürün üretememek. Yani bizim üretimimiz düşük değerli olduğu için bu tür hareketlerden daha fazla etkileniyor.

      Sil
    2. Bizim ekonomimiz üretiyor da, üretimde kullanılan ham madde ve ve yarı mamullerin büyük bölümü ithal edildiği için üretimimiz dışarıya bağımlı. Yani ithalat yapamazsak, sanayimiz de üretim yapamaz. Birçok ana sektörde, üretimde kullanılan, dışarıdan getirilmiş olan ham madde ve yarı mamul miktarı % 60 'ları buluyor. Böylece üretmiş gibi göründüğümüz ürünün, örneğin bir otomobilin aslında yarısından azını biz üretmiş oluyoruz.

      Ekonomistler buna kibarca, "ürettiğimiz maldaki katma değerimizin düşük olması" diyorlar. Daha az kibarca "hey! üretim istatistikleri, hey! ihracat istatistikleri siz kimi aldattığınızı sanıyorsunuz? Sizin verdiğiniz rakamlar hikaye!" de denilebilir. Onun içindir ki, dolar yükseldikçe sevinmesi gereken ihracatçı korkuda, girdi faturası kabaran sanayici korkuda. Bir tek sıradan vatandaş rahat. Onun dünyadan haberi yok ki!

      Durmadan cehalete yatırım yaptığımız bu dönemde, buluş yapmak, teknoloji üretmek sözü, ancak bir espri olabilir. Ama üretimin ithalata bağımlılığını azaltmak belki bir hedef olabilir.

      Sil
  32. Hocam bilmediğim için soruyorum bilen arkadaşlarda yanıtlayabilir avrupa genişleme politikası avrupa borsalarına nasıl yansır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu saatten sonra Avrupa toparlanamadan genişleme yaparsa bunun yansıması olumlu olmaz.

      Sil
  33. Hocam,
    Dolar 3 TL olursa zarar ederiz, fakirleşiriz, soluğu IMF'nin önünde alırız vs. Ama, bir tuhaflik var şimdiki durumda; Başbakan, Babacan Amerika'ya gidiyor; Amerika Hükumet sözcüsü haberim yok diyor. Derdin nedir demiyor; Türkiye zordaysa destekleriz demiyor; hatta nezaketen kabul bile yok. Muhatap almıyor. Mahallelinin ilişkisini kestiği kötü komşu gibiyiz de durumu kurtarmak için mahalledekilere gül vererek gönül almaya çalışıyormuşuz gibi..
    Ne dersiniz? veya ne demezsiniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özal da zaman zaman böyle önceden görüşüp konuşmadan giderdi ABD'ye. Ama benim hatırladığım kadarıyla bir şekilde Bush (baba Bush) ile görüşürdü.

      Sil
  34. Hocam paramızdan 6 0 atılmasının bizim ekonomimiz açısından yarattığı avantaj ne ya da Japonya neden parasında hala 2 0 tutuyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paradan sıfır atılması iki avantaj sağlıyor: (1) Gereksiz hesap zorluklarını, kafa karışıklıklarını gideriyor, (2) İnsanlarda ekonominin güçlendiği izlenimi yaratarak güven artışı sağlıyor. Ama bu işlem kolay değil. Bakın hala birçok insan binle trilyonu milyarla katrilyonu aynı anda söylüyor. Japonya bu zorluğu nedeniyle yapmıyor sanırım.

      Sil
    2. Hocam 6 0 demişken aklıma geldi de bugün Fenerbahçe Galatasaray maçı sizce ne olur ?

      Sil
  35. Güzel bir pazar gününden günaydın hocam,euronun düşüşü ve doların yükselişi hem ithalatçımızı hem de ihracatçımızı vuruyor.Benim öngörüm dolar 3 tlyi görürse ülkemiz kendini krizin içinde bulcaktır siz ne düşünüyorsunuz acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her geçen gün sıkıntı artıyor. Benim görebildiğim budur.

      Sil
  36. Mahfi Bey sorulan her soruya sabırla cevap veriyorsunuz bu sizin gerçekten çok iyi niyetli bir insan olduğunuzu gösteriyor.Bir çok yazarı takip ediyorum,sorularımıza cevap vermeye tenezzül etmiyen yazarlar da var.Ney se bunlar bir köşeye isabet eden ender yazarlardan birisiniz .Size sormak istediğim şu ,

    1-)Sn.Cumhurbaşkanı faiz düşürmesi Erdem Başçıya Ocak ayının sonunda sanırım 20 Ocak gibiydi bir baskı yaptı ,Dolar 5 gün içinde 2.2670 ten 2.37 oldu.

    2-),Basçı konuştu 2.37 den 2.34 e düştü,Bir basın mensubu bir soru sordu enflasyon düşerse erken toplantı yaparız deyince kur ateşlendi .

    Daha ortada hiç bir veri yokken 3 gün içinde 2.40 görüldü,sonraki hafta içinde 2.48 görüldü.

    M.B nın faiz kararından sonra 2.43 seviyesine geriledi.

    M.B yi eleştiren siyasi açıklamalar geldi Dolar 2.55 seviyesine fırlamasına rağmen ekonomi bakanı Zeybekçi dolara dokunmayın piyasa kendi oturur şeklinde doların yukarı hareketini destekleyen açıklamalar gelince doların fitili bir kere daha ateşlendi kısa zamanda 2.6290 görüldü.

    Bu tip siyasî baskı yapılmasaydı açıklamalar gelmeden 2.2670 seviyesinde olan kur hangi seviyelerde olurdu.

    Tarım Dışı istihdam verisine gelene kadar 2.40 geçilirmiydi Tarım Dışı istihdam verisi ile beraber 2.50 görülebilirmiydi ne kadar kalıcı olurdu?

    Kurdaki bu hareket sadece siyasiler konuştu diye olmadı.Ülkenin ekonomi kanallarını yatırımcıların tamamı izliyor.Bazı ekonomistlerin siyasi söylemleri de bahane göstererek 2.60 ve 2.70 gibi bantları 3 ay içinde bekliyoruz dediler.Bunlarin fon yatırımcıları olduklarını çok iyi biliyorum yaptığı tahminlerle müşterilerinin dolara yönlenmesini sağladılar.Yani bu hareketin sebebi sadece ülkeden çıkan para ise bu ülkeye para girerkende aynı hızla hareketin olması gerekirdi ama para girerken bu anı hareketleri görmedik.Bu hareketlerin sebebi bu harekete kiyi da köşede dolarım olsun diyen milyonlarca küçük yatırımcının online sistemlerle dolar alıp TL satması sonucu olmuştur.

    Bunun sorumlusu da ilk başta siyaset ,sonra dolara yönlendiren ekonomistlerdir.fedin etkisi ,siyasilerin etkisi,hane halkının da bu harekete katılması ile dalga dalga büyüyen kurdaki bu hareket rezonans oluşturarak büyük bir tusunami dalgasına dönmüştür.

    Enerji Bakanı Sn.Taner Yıldızin açıklamaları ile enerji kaynaklarımıza petrole başta olmak üzere her şey zam yiyeceği artık kesinleşmiş oldu.Düştüğümüz hale bak dünyada petrol fiyatları düşerken,doğalgaz da indirim elde ederken bilinçsiz açıklamalar sebebi ile biz zam yapmak zorunda kalıyoruz.Buna kendi ayağına kurşun sıkmak,bir çuval inciri berbat etmek demezlerde ne derler.Dolara yatırım yapan hane halki bunu gelen zamlarin etkisi ile geri vericek .Kısacası kur yükselmesinin hiç kimseye faydası olmadı zararı olmuştur.

    Cumhurbaşkanının kur üzerinde etkisi son derece büyük adeta başkanlık sistemi gelmeden gelmiş gibi kim ne derse desin kur düşmüyor.Cumhurbaşkanı konuşunca sanki ülkenin M.B Başkanı konuşmuş gibi kur hareketleniyor.

    Cumhurbaşkanı dolar alanlar yaya alıcak dediği zaman paraşütle süzülür gibi dolar 2.5759 seviyelerine kadar geriledi 1 saat sonra tarım dışı istihdam geldi 2.5740 tan 2.6470 le rekor kırıldı.Sormak istediğim bu son hareket Cumhurbaşkanınin konuşmalarına rağmen neden oldu,Cumhurbaşkanı bu açıklamayı neden müdahale edilmesi gereken 2.40 larda yapmadı,müdahale yapmak için neden 2.60 seviyelerinden ziyade Tarım Dışı istihdam verisinin hemen öncesini bekledi acaba hükümetin kurma ilgili bir hesabımı var çünkü tutumları kurun yükselmesini destekler türden acaba EUR/USD paritesinin etkisi ile 2.60 li seviyelere gerileyen EUR /TL yi 2.70 üzerine 2.80 civarına taşımak içinmi bu haf ar beklediler eğer hükümet ihracat geliri olan EUR,/TL nin düşmesini istemiyorsa bu durumda EUR /USD nin 0.8 seviyelerine geldiği düşünülürse dedin de etkisi ile USD /TL yi 3TL ve üzeri görmek mümkün gibi görünüyor ne dersiniz ?

    Sanırım artık herkes Doların Memlekete ne kadar büyük bir zarar verdiğini anlamıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bana soru soran herkese saygı duyuyorum ve elimden geldiğince yanıtlamaya çalışıyorum.
      Ben göremiyorum ama piyasa analistlerinden işin içinde olanların anlattıklarına göre Dolarda sözünü ettiğiniz düşüş CB konuştuğu için değil o konuşma sırasında kamu bankaları yüklü dolar satışı yaptığı için gerçekleşti.
      Benim görebildiğim kadarıyla bizde dolardaki yükselişin yarıya yakını dış etkilerden kala kısmı ise iç tartışmalardan kaynaklanıyor. Hükümet faizler konusunda konuşmasa ve MB'nin elinin faiz artırabilme konusunda bağlı olmadığı mesajı verilse kur düşer.

      Sil
    2. Mahfi bey, bi sayfa yazı içerisinden en anlamlı bulduğum ifadenizi alıntılıyorum:

      "Ben göremiyorum ama piyasa analistlerinden işin içinde olanların anlattıklarına göre Dolarda sözünü ettiğiniz düşüş CB konuştuğu için değil o konuşma sırasında kamu bankaları yüklü dolar satışı yaptığı için gerçekleşti."

      Piyasaya resmen deklare edilmeyen bir şekilde kamu bankaları üzerinden böyle bir müdahale yapılabilir mi? ve yapılmış mıdır?

      USD/TRY'nin geleceğini merak ediyorsak bu sorunun yanıtı çok önemli

      Sil
  37. MERHABALAR SAYIN HOCAM...
    1-)SN.CUMHURBAŞKANI DÜN G.ANTEP.ÇDE DERKİ..."DOLARDAN UZAK DURUN ELİNİZ YANACAK"ŞEKLİNDEKİ AÇIKLAMASININ TABANINDA NASIL BİR MANTIK ARAMALIYIZ...(ŞAHSIMCA PANİĞİ ÖNLEME AÇIKLAMASI GİBİ)
    2-)YURTİÇİ MEVDUAT TL.DEN DOLARA GEÇİŞ SÜRECİ HIZLANDI MI SİZ CE...AYRICA BU VERİYİ TAKİP EDEBİLECEĞİMİZ ADRES VARSA YAZARSANIZ MEMNUN OLURUM...
    3-)SON OLARAK,ELİNDE 3-5 KURUŞU OLAN VE DEĞERİNİ KORUMA ANLAMINDA NE YAPALIM...
    İLGİNİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür açıklamaları paniği daha çok artırır.
      Henüz Türk insanı TL'den USD'ye geçiş noktasına gelmedi. Ama bir süre sonra gelebilir.
      Dolar yükselişe devam eder. Gerçi şimdilerde biraz durulur hatta düşebilir ama orta dönemde yönü yukarı.

      Sil
  38. SAYIN HOCAM...
    KURLARDAKİ SON GELİŞMELERİ BAKANLAR YURT DIŞI DAHA DOĞRUSU FED'E İŞARET ETMEKTELER...KEZA FED'İN YAKLAŞIK 2 YILDIR UYGULADIĞI QE PROĞRAMI NETİCESİNDE HEMEN HEMEN TÜM EKONOMİSTLER İÇLERİNDE TÜRKİYE'NİN OLDUĞU GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ETKİLECEK DEMEMİŞLERMİYDİ...SANKİ FED DÜN BİR KARAR ALMIŞ DEĞİL Kİ...HATTA;SICAK PARANIN YOĞUN BİR ŞEKİLDE ÜLKEMİZE PARA GİRERKEN BUGÜNLERİ DÜŞÜNEREK GEREKLİ ADIMLARIN ATILMASI ZORUNLU OLMASINA RAĞMEN HİÇBİR ŞEY YAPILMADI...VE GÜNAH KEÇİSİ OLARAK DA FED GÖSTERİLİYOR...VE HATTA O DÖNEMLER DE İMF'YE BİLE BORÇ VEREBİLİRİZ DİYENLER ŞİMDİ NEREDE İSE İMF.DEN BORÇ ALACAK POZİSYONA DÜŞMEDİLER Mİ..
    .AYLIK GELİRİM DOLAR BAZINDA 450 TL.NET OLARAK AZALDI...VE DOLAYISI İLE ALIM GÜCÜM DÜŞTÜ...BİZDEN EKONOMİYE NASIL BİR KATKI BEKLENİR ANLAMAZ DURUMDAYIM...
    TEŞEKKÜR EDERİM...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki son 6 -7 yıldır yapısal reformları yapıp ekonomiyi güçlendirecek yerde günlük politikalarla durumu idare ettik. Fed'in gün gelip faiz artıracağı 3 yıldır bilinen bir şeydi. Gerekenleri yapmadık şimdi herkes birbirini suçluyor. Suçladıkça işler daha da kötüye gidiyor.

      Sil
  39. Rahmetli Erhan Göksel de karşılık vermeden her kesimi bilgilendirirdi. Liyakat sahibi insanların azaldığı ülkemizde umarım değer vermeyi bilen Türk vatandaşları olursak ekonomik değerlerin oluşması da kendiliğinden gelir diye düşünüyorum. Bilgilendiren ama en önemlisi herkesin anlayacağı dilden anlattığınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  40. Hocam merhaba. Makalelerinizi ilgiyle takip ediyorum. Size bir sorum olacak. Ev borcum bitti. Artik birikim ve yatırım yapmak istiyorum. Uzman doktorum. Her ay yatan maaş, döner ve diğer ek ödemeleri yattığı gün internet bankaciligi aracılığıyla o günkü kurdan dolara çevirsem mantıklı bir iş yapmış olur muyum? Piyasaları takip edecek vaktim olmuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kişisel yatırım tavsiyesi vermiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim görebildiğim kadarıyla doların (arada bir iniş yaşasa da) bu yıl yönü yukarı doğru olacak görünüyor.

      Sil
  41. Sayın Eğilmez, iktisat teorilerini bir kenara bırakalım. Ekonomi şu an yoğun bir iç kanama geçirmektedir. Hastanın anatomik yapısına göre sendrom izler. Türkiye iç kanama rahatsızlığına direnç gösterebilen bir ülkedir. Ama bu sefer kan ihtiyacı çok fazla olması gereken bir dönemdedir. Milli hasıla 200 milyar dolarken ihtiyaç duyduğu kan miktarı farklıdır. 800 milyar dolar iken farklıdır. Hayırlısı

    YanıtlaSil
  42. Hocam merhaba

    Amerika ekonomisi iyiye gidiyor.

    Çin büyümesi 1991 yılına geri döndü,
    Avrupa deflasyonla boğuşuyor,
    Gelişmekte olan ülkeler kur riski ile karşı karşıya

    O zaman şöyle diyebilirmiyiz,

    En zengin ile en fakir arasındakin gelir farkı artışı,şimdide,en zengin Amerika ile geri kalan fakirlere,mi dönüştü:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet güzel bir benzetme ama bunu diyebilmek için henüz erken. Çünkü küresel sistem bir ülkenin tek başına zengin olacağı ve buna dayanabileceği bir ortam değil.

      Sil
    2. Hocam esas aydınlatılması üzerinde durulması gereken konulardan bir tanesi de budur. Türk filmlerindeki ağalık sistemi gibi abd askeri güncünü kullanarak tahvillerini dünyaya pazarlamış, Bu paranın da akıbeti veya istikbali nasıl olacak, sonsuza kadar devam edecek mi kendi kendini götürebilecek mi?
      yeni sistemleri düzenleri kurabilecek mi yıkılış dönemine girerse sonuçları neler olacak vs.

      bir çok kimse doların bu şekilde götüremeyeceğini söylüyor ama üzerine tartışabilen yok gibi.
      genelde sizinde sevmediğiniz komplo teorilerine benziyor ama öngörülerde bulunmadan da önümüzü görmek mümkün
      olmuyor sanırım.
      diyelim ki ülke elde ettiği zenginliği dünyada gelir dağılımda adaleti sağlayacak unsurlarda kullansa, durumun daha normale döneceği söylenebilir.

      Sil
  43. merhaba hocam. mesela türkiye yatırımlarını/kaynaklarını nasıl kullanıyor? google a yazınca hep banka reklamları çıktı:) ya da nasıl aratayım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güldüm. Ama doğrusu da o. Çünkü tasarrufların çoğunlukla yattığı yer bankalar ve yatırım kredisini de onlar veriyor. Belki daha spesifik sorgulamak gerek.

      Sil
  44. Hocam,

    Hamgi durumda ekonomik kriz kesin gelmiş diyebiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Temel iki gösterge vardır:

      1. Ya "bilimsel göstergeler" krizin artık tam manâsıyla geldiğini; bilimi dikkate almayanların bile kafasına yerleştirdiği zaman.

      2. 'Wishful thinking' ve 'Self-fulfilling prophecy' denen kavramların (negatif anlamda yayılırsa):
      Sadece bir dar çevrenin kendi aralarında konuştuğu sınırlar içinde kalmayıp (mesela M.Eğilmez'in yorum bölümlerine yazılanlar gibi);
      Toplumun geneli tarafından kabul gördüğü zaman.

      Gibi genel bir çerçeve çizilebilir.

      Sil
    2. Amerikanın eski başkanlarından Truman'ın bir sözü vardır: "Komşunuzun işini kaybetmesi resesyon sizin işinizden olmanız ise depresyondur" der.

      Sil
  45. "Bu dediğimde çok samimiyim. Bu bloğu yazdığımdan ve soru ve yorumlarınızı yanıtlamaya çalıştığımdan beri gerçekten ekonomi bilgimi ilerlettim. Birçok yeni fikir bu sayede doğdu kafamda. "

    Valla hocam tevazunuza hayranım, bu duruşunuz karşısında söylenecek söz bırakmıyorsunuz.

    Herkesin sorduğu soruyu daha net bir şekilde sorsam nasıl değerlendirirsiniz acaba bu kurlardan yüklü miktarda dolar alımı yapmak yatırımıcısını üzermi acaba ?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah bu tevazu değil gerçek.
      Ben biliyorsunuz yatırım tavsiyesi vermiyorum. Ama dolar konusunda üç aydır söylediğim şety hala geçerli: Doların yönü bu yıl yukarı. Arada inişler olabilir. Çeşitli müdahaleler gelebilir ama yön genelde yukarı.

      Sil
  46. Hocam,

    Abdüllatif Şener'in geçmiş siyasi kimliği ve günümüzdeki siyasi plânlarını konu dışında tutarak;

    Sizin bir iktisatçı olmanız sebebiyle; usta bir gözle şu kitap hakkında fikirleriniz nedir, bizlerle paylaşır mısınız?

    Kitap içinde aktarılan veriler (data) objektif mi?

    Şener'in bu veriler üzerine yazdığı görüşler nasıl değerlendirilebilir?

    Aktarılan veriler üzerine; sizin iktisatçı hüviyetinizle herşeyden bağımsız olarak saptamalarınız nedir?

    "Osmanlı Maliyesinin Şeffaflaşması"
    Abdüllatif Şener
    Kapı Yayınları
    297 Sayfa

    Bütçelerin yayımlanmaya başlaması aynı zamanda Osmanlı maliyesinde şeffaflaşma sürecinin de başlaması anlamına gelmekteydi. Bütçe verilerinin hangi ölçüde gerçekçi olup olmadığı bir yana, daha sonraki yıllarda da pek çok bütçe yayımlanmış ve bu gelenek Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar devam etmiştir.

    Osmanlı maliyesinin şeffaflaşması Batı baskısıyla yakın ilişkilidir. 1854 yılında Osmanlı Devleti dış borçlanmaya başladıktan bir süre sonra, borç veren ülkeler alacaklarının hangi düzeyde risk altında olup olmadığını anlayabilmek için baskı yapmaya başladılar. Borçlanmayı sürdürmeyi düşünen Osmanlı devlet adamları, bu dış isteklere cevap verme ihtiyacı duydular. Bir taraftan da, başta "Ceride-i Havadis" olmak üzere gazeteler İngiltere, Fransa, Hollanda, Rusya gibi yabancı devletlerin bütçelerini yayımlamaya başladılar. Bunların Osmanlı devlet adamları üzerinde özendirici etkileri oldu. Önce 1276 ve 1277 bütçelerine ait tablolar gazetelerde yayımlandı. Sonunda ilk kez 1279 bütçesi kitap olarak basıldı. Daha sonraki yıllarda da pek çok bütçe kitap olarak basılmıştır. Yayımlanan bu bütçeler içinde en kapsamlısı 1279 bütçesidir. Özellikle eyalet ve nezaretlere ait gelir ve giderlerin de tablolar hâlinde bir önceki yıl bütçeleriyle karşılaştırmalı olarak verilmiş olması Önemli bir farkı göstermektedir. Bu yönden de araştırmacılar açısından önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

    1279 (1863-1864) bütçe cetvellerindeki ayrıntılar maliye tarihi çalışmaları açısından eşsiz bilgiler içermektedir. Toplam kamu gelirlerinin bölgeler itibariyle nasıl dağıldığı, en az ve en fazla gelir tahsilatının hangi eyaletlerden yapıldığı, vergi türlerinin bölgelere göre tahsil miktarlarındaki farklılıklar ve nedenleri bütçe cetvellerinin incelenmesiyle hemen tespit edilebilecek hususlardır. Benzer bir çalışma kamu giderlerinin nezaretler ve diğer kamu kurumları arasındaki dağılımı açısından da yapılabilir. Ayrıca bakanların, müsteşarların, valilerin, mutasarrıfların, bazı diğer kamu görevlilerinin, hatta valide sultanın aldıkları maaşlar arasındaki farklar açıkça görülebilmektedir. Bazı kamu kurumlarının kuruluşu ve kaldırılışıyla ilgili kayıtlar da önemlidir.

    İlgili yıl bütçe verileri ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değerlendirmeler yapmayı da sağlayacak özellikler taşımaktadır. A'şâr tahsilatından hareketle eyâletler ve bölgeler itibariyle zirai hasılatın miktarına; ağnam ve canavar (domuz) rüsümundan hareketle hayvan varlığına ulaşılabilir. Tersanelerin bulunduğu yerler, gemi inşa kapasitesi gibi konular hakkında bile bilgilenmek mümkündür. Söz konusu bütçe yılında ekmek, yağ, mum, odun, kömür, tekstil, kırtasiye, erzak, müzik aletleri, tıbbi cihazlar ve değişik malların fiyatlarında ucuzlamaların olduğu da kayıtlardan anlaşılmaktadır. Yine bedelat—ı askeriye ve canavar rüsümundan Osmanlı Devleti'ndeki gayrimüslim nüfusun eyaletler itibariyle dağılımı hakkında bilgiler çıkarılabilir. Açıkçası bu bütçe dönemle bağlantılı farklı uzmanlık alanlarını ilgilendiren araştırmalara yönelik önemli bir kaynak özelliği taşımaktadır.

    Osmanlı Maliyesinin Şeffaflaşması yayımlanmış ilk Osmanlı bütçelerini araştırmacılara ve ilgililere sunmayı amaçlamaktadır.

    http://www.kapiyayinlari.com/index.asp?sayfa=katalog11&kid=16

    *
    Bir de Mahfi Hocam "Ağnam ve canavar rüsümu" denen şeyi duyunca bayağı şaşırdım! Günümüzde bir karşılığı kaldı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdüllatif bey, siyasetçi kimliğinden önce maliye hocasıdır. Ben bu kitabı okumadım ama alıp okuyacağım. Önemli bir çalışmaya benziyor.
      Ağnam ve canavar rüsumunu biliyorum. Cumhuriyetin ilk zamanlarında da uzun süre hayvanlar vergisi adı altında devam etmiştir bu uygulama. Toplum geliştikçe bu ilkel vergilerden kazanç vergilerine geçiş olmuştur.

      Sil
  47. Hocam şu an durum nedir bilmiyorum ama geçen senelerde bankaların döviz stoku +TCMB rezervleri toplamı =135 milyar $ civarındaydı bu para fiziki para olarak anlamlıyım değil mi kaydi para olarak değil ?

    2)türk bankacılık sisteminin konsolide bilançosunda nakit değerler ve merkez bankası kaleminde yabancı para kalemi 188,4milyar tl gözüküyor.aslında bankaların ,kasasında yada merkez bankasında tuttuğu hesaplarda bu kadar fiziki para yok değil mi? Sadece muhasebe kayıtları sonucunda Oluşan Büyüklük olarak anlıyorum bu parayı doğrumu anlıyorum acaba?

    3)döviz rezervlerimiz şu an ne kadar net bilmiyorum ama bir aralar 125milyar$ civarındaydı.tabi bu brüt rakam. Bu 125 milyar$ ın içinde bankalrın merkez bankasında tuttuğu döviz hesapları sayılıyor mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Rezervler kaydi değil fizikidir.
      (2) Aynen doğru anlıyorsunuz.
      (3) Bankaların MB'ye yatırdığı zorunlu karşılıklar döviz rezervlerinde sayılıyor ama serbest mevduatları sayılmıyor. TCMB'nin brüt döviz rezervi Şubat sonu itibariyle 108 milyar dolar. Bunun kullanılabilir durumdaki kısmı 38 milyar dolar.

      Sil
  48. Yukarıda ki soruma ek olarak bankalar örneğin 100 lira kredi açtığında varsayım olarak bu paranın tekrar bankacılık sistemine mevduat olarak döndüğünü ve tekrar kredi verildiğini bu şekilde kredi-mevduat şeklinde ilerlemenin sonucunda sistemde eğer fiziki olarak 100 lira para varsa kaydi olarak ta bunun 10 katı kadar muhasebe kayıtları sonucunda para yaratılmış olabiliyor Yaratılan paraya da kaydi para deniyor sonuç olarak sistemde nakit olarak 100 lira varsa mevduat olarak 600-700 lira yaratılmış oluyor.

    Merkez bankasın döviz rezervi 130milyar$ civarında dersek(yanılıyor olabilirim) bu 130milyar$ muhasebe kaydı sonucunda Yaratılan kaydi para değildir değil mi ?bu 130milyar$ 'ı fiziki para olarak mı düşünmeliyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardes hocamizin kolay ekonomibkitabini oku hepsi var orada sorularinin

      Sil
    2. Rezervler fiziki varlıktır.

      Sil
  49. Hocam merhaba dis ticaret ilgili sadece anlasilabilir bir kitap adi verirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kolay anlaşılır olanı: http://www.betayayincilik.com/akademik/detay.aspx?id=1730

      Sil
  50. petrol fiyatları düşse bile, petrol usd ile satıldğından, usd revelüesi ile neredeyse petrolcü ülkelerin, abd dahil, kayıpları geri verildi.
    bütün majör paralar, usd karşısında bir anda eridi.. sebebi, fed faiz hikayesinden öte, abd.nin silahı,petrolü usd ile satma zorunluluğu ve altın rezervleri ile dünyada tek güç olması.. maalesef.
    biz bu ülkede 'rte konuştu tl eridi' deyip durmaktan başka bir iktisadi analiz yapmak zorundayız.
    yoksa sürekli, dünyayla birlikte gol yemeye devam ederiz.

    YanıtlaSil
  51. hocam ekşisözlükte birisi sizin birkaç yazınızı da derleyip güzel bi 2015 kriz değerlendirmesi yapmış.

    https://eksisozluk.com/entry/49714978

    krizde pozisyon önerilerine katılıyor musunuz arkadaşın?

    YanıtlaSil
  52. Hocam,şu an Petrolün varil fiyatı 60 dolar seviyesinde..Peki bu fiyat 100'a çıkınca ve 1 dolar 2.6 - 2.7 TL oldugunda.Benzin litre fiyatları uçar mı ? Birden Petrol fiyatları 100 dolar seviyesine gelse ekonomimiz için bir çöküşün başlangıcı olur mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir süre oraya çıkmayacağı tahmin ediliyor. Sonrası kötü olur tabii.

      Sil
  53. Merhaba,
    TCMB bugün doları kontrol altında tutabilmek amacıyla dolar döviz depo faizini %7,5'den, %4,5'e düşürdü. Nedir bu "döviz depo faizi?" Bu gibi durumlarda nasıl kullanılır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalara kullandırdığı döviz borçlanması imkanı.

      Sil
  54. Değerli Hocam , aydınlatıcı yorumlarınızdan dolayı sizi kutlarım.Bir kaç sorum var.Değerli yorumlarınızı esirgemezseniz sevinirim.
    1- ECB 'nin tahvil alımı beklentisiyle 22 Ocak tarihine kadar düşen EURO analistlerin '' daha da düşecek'' yorumlarına rağmen 2.63' lerden 2.87' lere kadar yükseldi. Hala da bir takım analistler aylık 60 Milyar lık alımından ve yaza doğru euro girişleri artacağından dolayı olumsuz yorumlar yapıyor ? FED 'in QE ' leri boyunca DOLAR süründü EURO da ilerde böyle mi olur ? Bu fiyatlardan EURO yatırımı önerir misiniz ?
    5- Altının onsu 1900 ' lerden 1170 'lere geldi.Ama DOLAR yükseldiği için gr/altın fiyatı düşmüyor ? Bu fiyatlardan ALTIN yatırımı önerir misiniz?
    6- Ayrıca FED ' in faiz arttırımına doğru DOLAR gittikçe yükselecek, peki bu ABD' nin ihacaatını olumsuz etkilemeyecek mi ?
    Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
  55. hocam dolar borclanan sirketler kendilerini bu volatileteye karsi hedge etmislerimidir etmemisse faiz cok etkili olurmu sirketler uzerinden

    YanıtlaSil
  56. hocam sanayi bakanin gorevi nedir? sanayi yerlerde surunurken kendisi ne yapar? tarim bakanin gorevi nedir? gida fiyatlari tavan yapmisken ? asli gorevlerini birakip lobilerle kafayi bozmuslari

    YanıtlaSil
  57. Hocam yazınızın son bölümünde "...Türkiye’ye USD ile borç verenler kaybetti..." yazmışsınız kazandı olmayacak mı?

    YanıtlaSil
  58. Hocam,

    Büyük düşünürümüz "Fuat Avni", koca ülkenin yarınlarını 140 karakterlik atımlarla belirleyen münevverlerin şahı bu şahsiyet:

    9 Mart'ta şu mesajı göndermiş:

    "C.B.'nin ekonomi danışmanlarının 7 Haziran seçimleri öncesi Dolar tahminleri 2,95 TL,

    2015 sonu için ise 3,5 TL !"

    https://twitter.com/fuatavni_f/status/574670895790342145

    Hangi bilim bu tahminleri açıklar hocam?

    İnanalım mı ? ! ? !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. seçim öncesi 2,95 olur mu bilemem ama eğer fed faizleri haziran ya da en geç eylül'de artırırsa,, türkiyedeki siyasi ortamda bu şekilde giderse 3,5 olur sanırım yıl sonunda.. türkiyede siyaset sukut bulsa dahi fed 2015 içinde faizleri arttırmaya başladığında 2015 sonu 3 tl yi kesin geçer

      Sil
  59. Sayın hocam, Avrupa Merkez Bankası (ECB), tarihinin en büyük varlık alım programını bugün başlattı.1 trilyon Euro. Bu durumun kurlara yansıması sizce nasıl olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. euro daha da düşerse bizim ülkemize ilk başta euro ile gelip bu parayı tlye çevirip faize yatıranlar euro düştükten sonra paralarını yeniden eurolarına çevirmek istediklerinde daha fazla euro elde edecekleri için karlı durumda olacaklar. euro ile ülkemize yatırama gelen bu yatırımcının karlılığını euro/tl kurundan başka neler etkiler hocam

      Sil
    2. Riskler etkiler. Örneğin CDS primi son dönemde yeniden yükselişe geçti ve 170 bp den 218 bep ye kadar yükseldi. Bu gelişme devam ederse getiri ne kadar yüksek olursa olsun yatırımcıyı kaçırır.

      Sil
  60. parasal Taban muhasebe kayıtları sonucunda oluşmamış fiziki olarak ekonomide var olan paradır.para arzı ise parasal tabanın para çarpanı ile çarpılması neticesinde Oluşan büyüklüktür.para arzının tanımsal olarak 3-4 çeşidi(M1,M2...gibi) vardır.
    Parasal taban;dolaşımdaki nakit+serbest rezerv+ zorunlu rezerv şeklinde tanımlanmaktadır .parasal tabana merkez bankası bilançosundan ulaştığımızda (rakam konusunda yanılıyor olabilirm) 75-80milyar tl aralığında para gözüküyor ,yani sistemde fiziki olarak bu kadar para var şeklinde anlıyorum .bu kadar para ekonomide dolaşarak 700 küsür milyar tl kadar bir M3 para arzı yaratıyor fakat bu kadar para fiziki olarak ekonomide yok, bankalrın kaydi para yaratması sonucunda Oluşan bir büyüklüktür M3 para arzı.

    Soruma gelirsem ;bankacılık bilançosunda aktif kalemlerinin en ilki nakit Değerler ve merkez bankasıdır yani bankaların nakit olarak tuttuğu para ve merkez bankasında serbest rezerv ve zorunlu rezerv olarak tutulan parayı göstermektedir bu kalem. Büyüklüğü ise türk parası cinsinden 25milyar tl yabancı para cinsinden ise 188,4milyar tl olarak gözüküyor şimdi bu para fiziki niteliği olan bir para değil mi anlamadım açıkçası ? Mantığıyla açıklamanız mümkün mü acaba hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün itibariyle Türkiye ekonomisinde mevcut fiziki para dediğiniz gibi kabaca 80 milyar TL. Gerisi kaydi para. Bankaların TCMB'de tuttuğu serbest mevduat ve zorunlu karşılıklar fiziki paradır. Serbest mevduat dışındakiler dolaşımda değil.

      Sil
  61. Hocam çözümü buldum:

    Dolar, Euro, Lira, Sterlin, bilmem ne... Hepsini kaldırıyoruz!

    Her yer Bitcoin, her yer güllük gülistanlık!

    Ne Merkez Bankası derdi, ne faiz derdi, ne enflasyon derdi, ne rezerv opsiyon katsayısı derdi!

    Böylece "iktisat" denen saçmalıktan da kurtulmuş oluyoruz!

    Sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke parayı kaldırınca iktisattan kurtulmak mümkün olsa. Asıl iktisat o zaman çıkar ortaya.

      Sil
  62. faiz çok olunca yabancı yatırımcı bizi tercih ediyor tamam, peki faiz inince noluyor da sürekli indirin diyorlar. inince yabancılar kaçacak, biz kendimize mi yeteceğiz?

    YanıtlaSil
  63. Sayın Hocam,
    Öncelikle elinize sağlık teşekkür ederim.
    "Bitcoin" ile ilgili arkadaşın yorumuna verdiğiniz cevapla ilgili bir düşüncemi paylaşmak isterim. Hocam, dünya ekonomisi ticari kapitalizmden (merkantalizm) sanayi kapitalizmine geçtiğinde Uzun Buhranı, sanayi kapitalizminden finansal kapitalizme geçtiğinde Büyük Buhranı yaşadı. Son olarak finansal kapitalizmden sermaye hareketliliğin çok arttığı hatta finansal piyasaların tek bir pazarda birleştiği küresel düzeye geçtiği, içinde bulunduğumuz dönemde 2008 Küresel Krizi'ni yaşadığını görüyoruz. Büyük değişimler yaşanmadan önce büyük krizlerin olduğu gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Ekonomideki bu dönüşümler fizik kurallarıyla bağdaştırıldığında sanki sırasıyla maddenin katı-sıvı-gaz hali gibi fiziki dönüşüm yaşanıyor. Hatta şimdiki değişimin adına, maddenin 4. hali olarak kabul edilen "plazma"dan hareketle "Plazma Ekonomisi" diyebiliriz. Burada bitcoinler, plazma haldeki maddenin iyonlarının gördüğü işlevi görüyor. Hatta iş arkadaşlarımızla yaptığımız sohbette daha eşleşen bir çok unsur da çıkardık. Sonuç olarak yeni ekonomik düzene yönelik maddi varlıkların ortadan kalkarak "bulut sunucular" içerisinde birbirini küresel boyutta çok hızlı etkileyen (aynı plazma halindeki madde gibi) yeni düzenin ayak seslerine şahit olduğumuzu düşünüyorum. Hal böyleyken kriz öncesinde şimdiye kadar yapılamamış tedbirlerin bu yönde alınmasının krizin etkilerini azaltacağı kanaatindeyim.

    Not: Plazma halinde, ekonomi birimlerinin bilgi edinim ve paylaşımına örnek olarak; benim gibi yolun çok başında olan birinin ekonomide sözü geçen alim seviyesindeki biriyle bu kadar kolay bir şekilde temasa geçebilmesi eskiden nerdeyse imkansızdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bitcoin muhakkak ki bir ihtiyacı karşılamış ki, ekonomi de yerini bulmuş. Ama daha çok bu ihtiyaç kara para ekonomisinde kendini bulmuş. Doların bol olduğu, batık şirketlerin bile o dönemde kredi bulduğu bir ortamda bu sanal paralar da talep görmüş. Ama o kadar. Sonuçta şu anda bu sanal paralara bir ihtiyaç var mı? Yani şu anda kullandığımız paralar ile sanal ortamda mal ve hizmet satın alamıyor muyuz? İstediğimiz yere transfer edemiyor muyuz?

      Bu bitcoin, diğer paraların tabi olduğu iktisat kurallarına tabi değil mi?

      Bitcoin tarzı paralar, diğer paraların veremediğini karşılarsa hayat bulabilir.

      Sil
    2. Bitcoin konusunda bu blogda yazım var. O zaman daha ateşli taraftarları vardı, şimdilerde gözden düştü.

      Sil
  64. Hocam , sıra dışı bir konu,ama Türkiye' deki katılım bankaları Arap ülkelerindeki gibi mi katılım bankacılığı yapıyor ( Onların da küresel ekonomiden dolayı ne derecede yaptıkları şüpheli ya...) yoksa sadece bir malı (ev,otomobil vs.) peşin alıp vadeli satma şeklinde mi yapıyor sizce ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peşin alıp vadeli satma şeklinde.

      Sil
  65. hocam seçime yakın faizler biraz daha düşer diye konut kredisini erteledim. sizce hala beklemeli miyiim. sizce faizler iner mi... saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani konu ekonomi dışına çıktığı tamamen siyasetin alanına girdiği için tahmini zor. Artık ekonomik göstergelere değil konuşmalara göre tahmin yapılıyor.

      Sil
  66. Alacağınız kredi tutarını bilmiyorum, beklemeye değer mi elbette onun kararını siz vereceksiniz. Ama burada önemli olan almayı düşündüğünüz ev olmalı. Ve bildiğiniz üzere, faiz düştüğünde ev almak isteyenlerin sayısı da artacaktır. Bu durum konut fiyatlarını yukarıya taşıyabilir. Talebin olmadığı zamanlarda satıcılar çok daha uygun fiyatlar sunabilirler size.

    YanıtlaSil
  67. bu develuasyon ve kriz sizce ne zaman biter. 2001deki gibi 1.5 senede piyasa duzelir mi`? imf ye gitme durumumz olur mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bunları bizim konulara bilimsel çerçevede mi yoksa takıntılarımız çerçevesinde mi yaklaşacağımıza bağlı.

      Sil
  68. Hocam,
    Avrupa ve ozellikle Almanya'nın, AMB genisleme kararı arifesindeyken, yunanistan'a hala kemer sıkma politikası dayatmaya calısması tuhaf degil mi? Onlarda da var takıntı durumları...

    Bitcoin'e karşı ılımlı/sogukkanlı bir yaklaşım sergileyen okurları takdir ediyorum. Matbaayı şeytan icadı olarak nitelendirip yüzyıllarca uzak duran gerici zihniyeti çoktan geride bırakmışız diye mutlu oldum.
    Paylaşmak istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yunanistan, hak ettiğinin yaklaşık yüzde 20 üzerinde bir on yıl yaşadı. O nedenle kemer sıkarak normal duruma dönmesinden başka çare yok.
      Bitcoin ile matbaa çok farklı şeyler.

      Sil
  69. Hocam...
    EURO Bölgesinde oluşan olumsuz gelişmelerden dolayı,yine AMB.üyesi İngiltere'ye olumsuz yansıması olur mu sizce..Bir Başka deyimle,AMB faizleri düşürürken,İngiltere Sterlin üzerinden Faiz artırım sürecine girerse,durum İngiltere ekonomisine nasıl yansır...
    Birde FED.mi yoksa BOE.mi ilk faiz artırım sürecine girer...
    İlginize Teşekkür Ederim...Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngiltere fena gitmiyor. Ama tabii etrafında büyüyecel bir krizden etkilenmemesi mümkün değil. Sani Fed daha önce artıracak gibi duruyor.

      Sil
    2. Eğer Erken faiz artrımına gidecek olursa İngiltere EURO bölgesi içerisindeki durumu ne olur...İşler Lehindemi yoksa Aleyhindemi gelişebilir...
      Tekrar Teşekkür Ederim..,

      Sil
  70. Mahfi hocam merhaba gazete köşe yazarlarını takip ederken Prof.Dr. Sedat Laçiner'in yazısını okur okumaz direk aklıma siz geldiniz konu ekonomi değil eğitimdi ;) sizinde hep yazılarınızda bahsettiğiniz konulara biraz daha veriler ekleyerek, gelişmiş ülkelerle kıyaslamalı okuması keyfli bir yazı kaleme almış. Okur okumaz niyeyse sizinlede paylaşmak istedim. (Okumuş olma ihtimalinizide göz önünde bulundurmadım değil hani) Bizlerle paylaştığınız tüm yazılarınız için teşekkürler Mahfi hocam http://www.internethaber.com/turkiyenin-en-buyuk-sorunu-17418y.htm

    YanıtlaSil
  71. Hocam öncelikle yazılarınız için çok teşekkür ederim. Yazınızla bağlantılı bir soru sormak istiyorum. İhracatçı birlikleri tarafından yayınlanan raporlarda veriler dolar ile açıklandığından aşağıdaki gibi bir parite etkisi hesaplaması yapılmış. Bu yaklaşım doğru mu ?
    Çok teşekkürler
    "2015 yılı Ocak-Şubat döneminde yapılan 2,7 milyar dolarlık hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatının 2 milyar dolarla %75,1’i ihracatın Euro üzerinden gerçekleştirildiği AB28 ülkelerine yapılmıştır.



    2014 yılının ilk iki ayında 1 Euro ortalama 1,3638 ABD Dolarına eşit iken, 2015 yılının ilk iki ayında Euro’nun değeri ABD Dolarına karşı %15,57’lik düşüşle 1,1515 dolar düzeyine gerilemiştir.



    Bu çerçevede, 2 milyar dolarlık Euro bölgesine yapılan ihracat, %15,57’lik pariteden kaynaklanan fiktif düşüşten arındırıldığında, 2,305 milyar dolarlık gerçek değere ulaşılmakta ve bu durumda 2015 yılı Ocak-Şubat döneminde reel bazda toplam ihracat tutarı 2,967 milyar dolar olup ihracatta %13,5’lik düşüş değil, reel anlamda %3,4’lük düşüş meydana gelmiş olmaktadır."

    YanıtlaSil
  72. "Türkiye’ye USD ile borç verenler" neden kaybeden olsun hocam? 2.20 iken 100 usd borç verdim diyelim , 2,60 ikende borcunu ödedi bana vatandaş..bunda benim kaybım nedir?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...