10 Nisan 2016 Pazar

Türkiye'nin Dış Borçları

Türkiye’nin dış borçları, üzerinde tam bir anlaşma olmayan bir konudur. Kimisi brüt miktarları, kimisi net miktarları, kimisi mutlak miktarları, kimisi de GSYH içindeki payları esas alarak yorum yapar. Burada hepsini ele alarak durumu açıklamaya çalışacağım.

Metnin altında yer alan 1 numaralı tablo 1989 yılından bu yana yılsonları itibariyle Türkiye’nin brüt dış borç stokunu ve bunun GSYH’ya olan oranını gösteriyor.

1989 yılında Türkiye’nin GSYH’sı 144 milyar, kişi başına geliri 2,811 USD. Aynı yılın sonunda Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 43,9 milyar USD ve toplam brüt dış borç yükü (kamu kesimi, özel kesim ve TCMB’nin kısa ve uzun vadeli dış borçlarının toplamının GSYH’ya oranı) yüzde 30,8 imiş. 1989 yılı itibariyle kişi başına düşen brüt dış borç miktarı 1.250 USD olarak hesaplanıyor.

2015 yılında Türkiye’nin GSYH’sı 720 milyar, kişi başına geliri 9,261 USD. 2015 yılsonu itibariyle toplam brüt dış borç stoku 398 milyar USD ve toplam brüt dış borç yükü yüzde 55,3. 2015 yılı itibariyle kişi başına düşen dış borç miktarı 5,050 USD olarak hesaplanıyor.

Tabloya göre Türkiye’nin brüt dış borçları 1989 – 1999 arsındaki dönemde GSYH’nın yüzde 30 – 35’i aralığında seyrederken 1999 yılında yüzde 40’ın üstüne çıkmış, 2001 kriziyle birlikte yüzde 58’e gelip dayanmış görünüyor. Sonraki yıllarda yeniden inişe geçen brüt dış borç stoku / GSYH oranı, eski düzeyine gerilemese de yüzde 40’ların altında seyretmiş. Bu düşüşte Türkiye’nin 2004 yılı sonunda AB ile adaylık müzakeresine başlamasının etkisi yüksektir. Bu müzakerelerle birlikte Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişi rekor düzeylere çıkmış ve dış borçlanmanın yerini almıştır. 2009’dan başlayarak adaylık sürecinin ilk yıllardaki ciddiyeti kaybolmuş ve bu gelişmeyle birlikte yabancı kaynak girişinin doğrudan yabancı sermayeden yeniden borç biçimine dönmesi söz konusu olmuş bulunuyor. Bunun da etkisiyle 2012 yılından başlayarak brüt dış borç stoku / GSYH oranının yeniden yükseldiğini ve yüzde 50’lerin üzerine çıktığını tablodan görebiliyoruz. Bu 1 numaralı tablodaki toplam brüt dış borçların yıllar itibariyle gelişimini bir grafik yardımıyla daha açık biçimde gösterelim.

Grafik bize brüt dış borç yükünün yıllar itibariyle arttığını gösteriyor. Kırmızı kesikli eğilim çizgisi brüt dış borç yükündeki artışı net bir biçimde sergiliyor. 2000 – 2003 arasındaki sıçrama 2001 krizinin etkisidir. Son yıllardaki artış ise TL’nin USD’ye karşı yaşadığı değer kaybının GSYH’da yarattığı düşüşün etkisiyle ortaya çıkmış bulunuyor. 

Son yıllarda brüt dış borç stoku / GSYH oranının yükselmesinin iki nedeni var: (1) AB ile olan adaylık meselesinin ciddiyetini kaybetmesi ve yabancı kaynak girişinin doğrudan yabancı sermaye yerine dış borca dönmesi. (2) TL’nin hızlı dış değer kaybı sonucunda GSYH’nın USD bazında gerilemiş olması (Bilindiği gibi GSYH TL ile hesaplanıp sonra USD’ye çevriliyor, buna karşılık dış borçlar doğrudan USD ile hesaplanıyor. Dolayısıyla TL değer kaybettikçe kur yükseldiği için GSYH geriliyor, buna karşılık USD ile hesaplanan dış borç miktarı değişmiyor.)   

Metnin altında yer alan 2 numaralı tablo Türkiye’nin net dış borç stokunu ve net dış borç yükünü gösteriyor. Bu tablonun kırmızı renkle yazılı sütunları ilk tablodaki brüt dış borçları toplu olarak (vade ayrımı yapmaksızın) sergilerken mavi renkle yazılı sütunları banka ve benzeri kuruluşların döviz cinsinden net dış varlıklarını gösteriyor. Brüt dış borçlar toplamından net dış varlıklar toplamını düştüğümüzde Türkiye’nin net dış borçlarına ulaşıyoruz. 1989 yılında Türkiye’nin net dış borç stoku 30,4 milyar USD, net dış borç stoku / GSYH oranı yüzde 21,3 iken 2015 yılında net dış borç stoku 254 milyar USD’ye ve net dış borç stoku / GSYH oranı da yüzde 35,3’e ulaşmış görünüyor.

Kişi başına borç hesabını net dış borç stoku üzerinden yaparsak bu yükün 1989’da 550 USD dolayındayken 2015’de 3.220 USD düzeyine çıktığını hesaplıyoruz.

Dış borçlarla ilgili önemli bir konu da Türkiye’nin 2016 ve izleyen yıllarda yapacağı dış borç servisiyle ilgili (Dış borç servisi, vadesi gelecek olan dış borç anapara ve faizlerinin ödenmesi demektir.) Metnin altında yer alan 3 numaralı tablo, Türkiye’nin 2016 yılının kalan bölümü ile sonraki yıllara ilişkin dış borç ödeme projeksiyonunu gösteriyor. 

2016 yılının kalan bölümünde yapılacak dış borç anapara ve faiz ödemeleri; 18,1 milyar USD’lık bölümü kamu sektörüne, 71,4 milyar USD’lık bölümü de özel sektöre at olmak üzere toplam 89,5 milyar USD’dir. 2016 yılından sonraki yıllara ilişkin miktarlar bu aşamada sağlıklı bilgi vermekten uzaktır. Çünkü bu yıl içinde alınacak, yenilenecek kısa vadeli dış borçlar 2017 ve sonraki yıllarda ödenecek miktarların üzerine eklenecek ve bu miktarları artıracaktır.

Özet ve Sonuç
1989 yılında 2015 yılına kadar geçen sürede Türkiye’nin GSYH’sı USD bazında 4 kat artarken brüt dış borç stoku yaklaşık 8 kat artmıştır (Bunun bir nedeni TL’nin USD karşısında yaşadığı değer kaybıdır. Yukarıda da değindiğim gibi GSYH, TL ile hesaplanmakta ve yıllık ortalama USD/TL kuruna bölünerek USD cinsinden ifade edilmektedir. Bu hesaplama tarzı kur değişimini sonuca yansıtmaktadır. Oysa dış borçlar doğrudan USD ile hesaplandığı için bu tür kur değişikliklerinden etkilenmemektedir.) 


Tablo 1: Türkiye Brüt Dış Borç Stoku ve Yükü
Yıllar
KAMU SEKTÖRÜ
TCMB
ÖZEL SEKTÖR
TÜRKİYE TOP.
TÜRKİ
YE TOP. / GSYH (%)
KISA VADE
UZUN VADE
TOPLAM
KISA VADE
UZUN VADE
TOPLAM
KISA VADE
UZUN VADE
TOPLAM
1989
0
29.446
29.446
799
7.028
7.827
4.946
1.692
6.638
43.911
30,8
1990
0
33.268
33.268
855
7.487
8.342
8.645
2.125
10.770
52.381
26,1
1991
281
34.999
35.280
557
6.658
7.215
8.279
2.849
11.128
53.623
26,7
1992
400
36.076
36.476
572
6.158
6.730
11.688
3.702
15.390
58.595
27,8
1993
65
39.575
39.640
667
6.626
7.293
17.741
5.838
23.579
70.512
29,6
1994
36
41.705
41.741
828
8.949
9.777
10.323
6.863
17.186
68.705
38,8
1995
250
41.753
42.003
993
11.178
12.171
14.257
7.517
21.774
75.948
33,6
1996
0
40.192
40.192
984
11.397
12.381
16.088
10.637
26.725
79.299
32,6
1997
204
38.864
39.068
889
10.876
11.765
16.598
16.925
33.523
84.356
33,2
1998
1.602
39.737
41.339
905
12.081
12.986
18.267
23.760
42.026
96.351
35,6
1999
1.581
42.526
44.107
686
10.320
11.006
20.654
27.357
48.011
103.123
41,7
2000
2.461
47.621
50.081
653
13.437
14.090
25.187
29.244
54.431
118.602
44,7
2001
1.019
46.110
47.129
752
23.599
24.351
14.632
27.480
42.112
113.592
57,7
2002
915
63.618
64.533
1.655
20.348
22.003
13.854
29.206
43.060
129.596
56,2
2003
1.341
69.503
70.844
2.860
21.513
24.373
18.812
30.133
48.945
144.162
47,3
2004
1.840
73.828
75.668
3.287
18.123
21.410
27.076
36.986
64.062
161.140
41,3
2005
2.133
68.278
70.411
2.763
12.662
15.425
34.018
50.896
84.914
170.751
35,5
2006
1.750
69.837
71.587
2.563
13.115
15.678
38.540
82.300
120.840
208.105
39,5
2007
2.163
71.362
73.525
2.282
13.519
15.801
38.700
121.991
160.691
250.018
38,5
2008
3.248
75.086
78.334
1.874
12.192
14.066
47.397
141.152
188.549
280.949
37,9
2009
3.598
79.915
83.513
1.764
11.398
13.162
43.626
128.619
172.245
268.921
43,6
2010
4.290
84.819
89.109
1.553
10.012
11.565
71.401
119.788
191.189
291.864
39,9
2011
7.013
87.266
94.279
1.239
8.095
9.334
73.323
126.942
200.265
303.878
39,3
2012
11.040
92.983
104.023
1.036
6.052
7.088
88.113
140.466
228.579
339.691
43,2
2013
17.605
98.339
115.944
833
4.401
5.234
111.952
157.071
269.023
390.201
47,4
2014
17.866
99.843
117.709
342
2.142
2.484
113.524
168.988
282.512
402.705
50,4
2015
14.550
98.405
112.955
176
1.151
1.327
88.023
195.733
283.756
398.038
55,3

  
Tablo 2: Türkiye Net Dış Borç Stoku ve Yükü
Yıllar
Toplam Brüt Dış Borç Stoku
TCMB Brüt Dış Borç Stoku
Bankacılık Kesimi Brüt Dış Borç Stoku
Bankacılık Kesimi Dışındakilerin Brüt Dış Borç Stoku
Parasal Yetkili ve Mevduat Bankaları Net Varlıkları (I)
Katılım ve Yatırım Bankaları Net Dış Varlıkları
Net Dış Varlıklar
Toplamı (II)
Türkiye Net Dış
Borç Stoku (I-II)
Türkiye Net Dış Borç Stoku /  GSYH
1989
43.911
7.827
5.239
30.845
459
16
475
30.370
21,3
1990
52.381
8.342
7.586
36.452
604
-54
550
35.903
17,9
1991
53.623
7.215
8.043
38.364
1.571
-375
1.196
37.168
18,5
1992
58.595
6.730
10.018
41.848
3.533
-373
3.160
38.688
18,4
1993
70.512
7.293
14.258
48.961
2.279
-325
1.954
47.007
21,3
1994
68.705
9.777
7.265
51.663
4.907
-324
4.583
47.080
26,6
1995
75.948
12.171
9.127
54.649
6.709
194
6.903
47.746
21,1
1996
79.299
12.381
11.874
55.043
7.158
103
7.261
47.782
19,6
1997
84.356
11.765
13.593
58.998
7.498
299
7.797
51.201
20,2
1998
96.351
12.986
16.700
66.665
5.404
220
5.624
61.041
22,5
1999
103.123
11.006
19.571
72.547
10.838
-882
9.956
62.590
25,3
2000
118.602
14.090
23.161
81.351
4.049
-1.123
2.926
78.425
29,6
2001
113.592
24.351
12.703
76.538
-1.235
-736
-1.971
78.509
39,9
2002
129.596
22.003
10.393
97.201
9.565
-811
8.755
88.446
38,4
2003
144.162
24.373
13.699
106.090
11.078
-1.161
9.918
96.172
31,5
2004
161.140
21.410
21.149
118.581
17.097
-1.469
15.628
102.953
26,4
2005
170.751
15.425
31.854
123.472
25.906
-1.398
24.508
98.964
20,6
2006
208.105
15.678
44.515
147.913
41.063
-1.652
39.411
108.502
20,6
2007
250.018
15.801
50.129
184.088
53.106
-3.092
50.014
134.073
20,7
2008
280.949
14.066
57.716
209.167
60.933
-3.692
57.241
151.926
20,5
2009
268.921
13.162
54.494
201.264
57.609
-2.887
54.723
146.542
23,8
2010
291.864
11.565
81.358
198.941
31.630
-5.589
26.041
172.900
23,6
2011
303.878
9.334
90.202
204.342
30.834
-9.158
21.676
182.666
23,6
2012
339.691
7.088
116.382
216.221
38.541
-12.240
26.301
189.920
24,2
2013
390.201
5.234
154.985
229.982
15.232
-15.554
-323
230.304
28,0
2014
402.705
2.484
171.410
228.811
0
-16.529
-16.529
245.340
30,7
2015
398.038
1.327
164.021
232.690
-4.629
-16.623
-21.252
253.943
35,3


Tablo 3: Türkiye Dış Borç Ödeme Projeksiyonu
SEKTÖRLER
2016
2017
2018
2019
2020
2021+
TOPLAM
GENEL TOPLAM
89.448
48.005
40.142
37.805
28.127
150.880
394.406
KAMU SEKTÖRÜ
18.096
14.103
11.465
12.266
9.815
80.142
145.887
ANAPARA
14.115
10.121
7.992
9.087
7.081
55.309
103.706
FAİZ
3.980
3.982
3.474
3.179
2.734
24.833
42.182
ÖZEL SEKTÖR
71.353
33.902
28.676
25.539
18.312
70.738
248.519
ANAPARA
67.352
29.395
24.431
21.565
14.921
58.725
216.389
FAİZ
4.001
4.506
4.245
3.974
3.391
12.013
32.130

Tablolar için kaynak: Hazine Müsteşarlığı, Dış Borç İstatistikleri (https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Istatistik-Sunum-Sayfasi?mid=59&cid=12&nm=167) 

128 yorum:

  1. İşte rakamlarla oyun oynayarak yazılan bir yazı daha...

    IMF'ye borç verebilecek düzeye geldik, haberiniz vardır herhalde Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak gene bedava makarnani yememissin bugun kan sekerin dusmus. Okudugunu anlamamissin diyecektim ama zaten anladigin zaman hic olmamisti ki. Sen de Aziz nNesin in bahsettigi %60'a dahilsin belli.

      Sil
    2. Siz kendinizi böyle avutup gözlerinizi açmadıkça bu ülke her zaman biraz daha geriye gidecektir.Dolar kuru da aslında 1.70 ama rakamlarla oynuyor faiz lobisi :-)

      Sil
    3. IMF ye borç verdiğimiz falan yok.Her üye ülke kotası oranında belli bir miktar para yatırmak zorunda zaten.Bu durumu siyasiler 'IMF'ye borç veriyoruz.'' diye anlatıyorlar halka, bunları öğren önce sen.Asıl senin bunlardan haberin yok gelmiş hoca ya laf çakıyorsun aklınca...

      Sil
    4. Arkadaşlar Adsız 15:43 dalga geçiyor bence, gülüp geçin.

      Sil
    5. siz beni güldürdünüz allahda sizi güldürsün sayın kardeşim.

      Sil
    6. yukardaki adsız isimli arkadaş rakamlarla oynayarak yazılan bir yazı demiş ve benide açıkcası tebessüm ettirdi.rakamlarla oynamada şu anki hükümetin eline kimse su dökemez.işsizlik rakamlarında,enflasyon rakamlarında,kişi başı milli gelir rakamlarında kısacası tüm rakamlarda oynayan iyi göstermeye çalışan şu anki hükümettir.bir gecede rakamlarla oynayıp milli geliri 10.000 dolar yaptılar ve aslında zengin oldugumuzu bize hatırlattılar.enflasyonu her yıl 7- 9 arası gösteriyorlar.gidin çarşıya pazara artışın ne oldugunu görürsünüz .keza işsizlik rakamları güya -9- muş.atın yalanı sevsinler inananı.ekonomik rakamlarıda geçtim ülkeyi ıraka filistine suriyeye çevirdiler.nerdeyse ülkede şehit olmayan gün yok aglamayan ana eş çocuk yok bunların derdi hükümete yag çekmek .cinsel dinsel ekonomik konularda milletin çogunun hali yerlerde, bunlara kalsa türkiye her konuda uçusa geçti.uçusa geçtide kötü durumlar konularında uçusa geçti.bırakın bu koşulsuz şartsız şurtsuz biat etmeyi.açın gözlerinizi yoksa çok geç olacak filistinden beter olacagız.ha bu arada ülkeyi mülteci kampına çevirdiler kendi menfaatleri için,para için unutmadan onuda yazayım.oda ayrı bir rezillik.günlerimiz iyi olmasada laf icabı iyi ve güzel günler diliyorum

      Sil
    7. sayın hocam kaynagı belirsiz para diye bir terim olabilirmi.buna şahsen ben inanmıyorum.bunca milyon veya milyar dolarlar elde taşınıp ülkeye gelemez.bu paralar illaki bir ekonomik sistem üzerinden ülkeye giriyor .dolayısıyla kimden nerden ve nasıl geldigi belli olmuyormu bu nasıl bi terim inanamıyorum açıkcası.yoksa bilmedigimiz bir yol varda ordanmı para geliyor.bu yol nedir bilgi verirseniz sevinirim sayın hocam

      Sil
    8. Şükrü bey, elinize saglik. olayı özetlemissiniz.kaynagi belirsiz para konusu da sizin ve bizim bildiğimiz sekilde.

      Sil
    9. Türkiye'nin geliri euro gideri dolarken ve dolar borçlusu Türkiye'de dolar 2 kat değer kazanmışken, aylık 5 bin lira geliri 4 bin lira gideri olan bir ailenin gideri biranda 8 bin liraya çıkarsa o evin ekonomisinin başına ne geliyorsa Türkiye'nin de başına aynısı gelecektir. Ya borç bulacaklar (resmi veya gayri resmi (bkz. Suudi, Katar)) ya da istikrarın dibini göreceğiz hep birlikte.

      Sil
  2. Hocam bu sorumu göstergeler yazınızın altına göndermiştim ancak sorduğum soru üzerine bir yazı yazmışsınız. O yüzden buraya da yollamak istedim. Hocam kamunun dış borcu iç borcuna göre düşük seviyelerde seyretse de iç borçtaki hadlerin yüksek olması ve iç borçlunun bankacılık sektörü olduğunu düşünürsek son günlerde bu sektördeki karlılık oranlarının düşmesi borçların ödenmemesi korkusunu yaratıp ekonomiyi kötü bir havaya sokar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn Güloğlu, aslında kamunun dış borcu özelin dış borcuna göre az, korkmaya gerek yok demek içi boş bir ifadedir. Niye mi:
      1) Türkiye Cumhuriyeti, bırakın toplam dış borcunu sadece kamunun dış borcunu bile asla ödeyemeyecektir. Bu ifade Almanya, İngiltere ve Japonya için de geçerlidir. Yani tüm dünya halkları eğer küresel sistem değştirilmezse yaşadıkları sürece uluslararası finans sermayesine çalışmaya mahkumdurlar.
      2) Yunanistan örneği: Yunanistan krize girdiğinde kamunun dış borcu özelin dış borcunun 3'te biriydi. AB Yunanistana ilk yardım paketini hayata geçirmek için önkoşul koydu: Yunanistan özel sektöründe dış borcunu üslenecekti. Bu şöyle gerçekleşti: Gelen ilk yardım parasının neredeyse tamamı Yunan bankalarına dış bankalara olan borçlerını kapatmaları koşuluyla yunan devleti tarafından aktarıldı. Yunan bankaları -özellikle- AB bankalarına olan borçlarını kapattı ve kendileri yunan devletine borçlu duruma geldiler. Yunan devleti de tabiatıyla AB'ye borçlu hale geldi. AB böylelikle -kamuoyuna çaktırmadan- AB'nin esas bankalarını kurtardı, borcu yunan devletine dolayısıyla da bu borcun önemli bir kısmında hiç bir günahı omayan yunan halkının üzerine yıktı. Şimdi Yunanistan talan ediliyor.
      Ayni durum içinde bulunduğumuz krizin esas aşamasına geldiğimizde bizim de başımıza gelecek.

      Sil
    2. Bugün itibariyle böyle bir durumda değiliz.

      Sil
    3. Yorumlarınız için teşekkürler.

      Sil
    4. Hocam iyi gunler. Sizce dolarin seyri Hangi yonde olur ? Bu aylarda dolar almak gerekir mi.tesekkurler

      Sil
  3. Hocam elinize sağlık..
    Son yıllarda Türkiye'ye çok fazla kayıtdışı döviz girdiği söyleniyor. Ayrıca şu İran'a ambargo dönemi giren milyarlarca dolar..vs. konuşulanlar ve bunların etkileri ile ilgili bir bilgilendirici yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konularla ilgili ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemi üzerine bir yazı yazmıştım. Ne var ki bu kalemde yer alan miktardan ötesi ile ilgili elde bir veri yok. Sadece dedikodu niteliğinde bazı rakamlar var. Buradan giderek bir yazı yazmak benim tarzım değil.

      Sil
    2. Hocam net hata ve noksan yazinizda yazdınız ama ben bir ekonomi mezunu olarak arkadaşa şunu soylemek isterim.net hata ve noksan kalemindeki rakam bile akıllara zarar bir rakamdir ve"hırsızın kravatlısı" diye bir deyim vardir, buda yazmış olduğun şeydir arkadaşım.

      Sil
  4. İMF ye borç verir düzeye geldik yazan mal,hoca borç miktarlarını yazmış neyin pesindesin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence dalga geçiyor, aldırmayın.

      Sil
    2. ismail bey adamın espri yaptığını anlayabilmek lazım

      Sil
  5. İyi günler,
    Ben Türkiye'de borçlanma ve vergilendirme üzerine bir makale çalışması yapacağım hocam. Daha doğrusu Ricardo Denklik Teorisi üzerinden bunu incelemek istiyorum. Bu bağlamda bana makale veya çalışmalar önerebilir misiniz? Ve de aynı zamanda konu üzerinde bir değişiklik yapmam gerekebilir mi?
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda benim eski bir makalem var: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=246601
      Bu konuyla ilgili bazı makaleler şunlar:
      http://iibfdergi.ogu.edu.tr/makaleler/13525031_10-3_ARALIK%202015_Makale_0.pdf
      http://library.cu.edu.tr/tezler/6798.pdf
      https://www.uea.ac.uk/documents/953219/2651834/Vol+7_Samuel+Bittante.pdf/c08ffc44-b033-47a0-87e8-c0d87de4042d

      Sil
  6. Ferruh Atalay10 Nisan 2016 16:55

    Hocam saygılar;
    Dış borç stoku ile dış borç yükü arasındaki içerik fark nedir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borç stoku miktardır; 398 milyar dolar gibi.
      Borç yükü orandır; Borç Stoku / GSYH = 398 / 720 = % 55 gibi.

      Sil
    2. Ferruh Atalay10 Nisan 2016 17:30

      Hocam, teşekkür ederim sağolunuz.

      Sil
    3. hocam, diğer gelişmekte olan ülkelerde durum ne durumda acaba, bu konuda bilgi verebilmeniz mümkün müdür? Bu borç oranı ne kadardan sonra canımızı sıkmaya başlar acaba? şuan ki durum cari oran 1,5-2 arasında deyip bir problem yok diyebilmek aşırı iyimserlik mi olur?

      Sil
  7. Hocam merhaba,
    Dış borç artışı dışarıdan kredi sağlamanın maliyetli olmaması yani faizlerin düşük olması değil midir?Merkez bankasına parasal tabanı ayarlama konusunda yapılan baskılarda bunu tetiklemiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama dışarıdan da istediğiniz kadar borç alamıyorsunuz. Onlar da sizin risklerinize bakıp belirli bir miktarın üzerine çıkmıyorlar.

      Sil
  8. Hoca özel kesim borc stok değeri ne kadar doğru. Şirketlerin veya sahiplerinin yurtdışı birikimlerini kredi olarak getirdikleri söyleniyor. Bu ne kadar doğrudur.
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemem ben devletin resmi rakamlarını kullandım.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. hocamız resmi rakamları kullanarak yapılması gereken analizi doğru bir şekilde yapmış kesinlikle haklı. ancak özel sektör borç rakamı kesinlikle şişirilmiş bir balondur. Ülkede böyle bir borç stoğu yoktur. Var diyenlere sorum şu: Bankalar dahi sınırlı bir perspektifle dışarıdan borç bulurken (özel sermayeli bankaların sermaye benzeri kredilerin önemli bir kısmı bu bankalara ait grupları tarafından dışardan alınmaktadır "bankanız en son sermaye benzeri kredi ihracı yapan banka") bizim şirketler bu kadar rahat borcu nereden buluyorlar? madem bu kadar güçlü ratingleri var neden iç piyasada tahvil ihraç edeiyorlar. Sn. Ali Babacan'ın son dönemlerde sık sık bahsettiği gibi bunlar "bıyıklı yabancı" denilen ve vergi avantajı sağlamak için oluşturulan "sahte borçlardır."

      Sil
  9. Hocam merhaba,
    1-)"Net katma değer" tam olarak ne demektir?Mesela;doğrudan toplam gelir diyebilir miyiz net katma değere?İçinde ücretlerin de yer aldığı.
    2-)Özsermaye karlılığı tam olarak ne demektir?Sözlük anlamını beynimde pratikleştiremedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Netini bilemem ama katma değer bir sektörün bir mala kattığı değerdir. Bunların toplamı milli geliri verir.

      Öz sermaye karlılığı Net karın öz sermayeye oranıdır. Öz sermaye karlılığı işletme ortaklarının koydukları sermaye karşılığında ne kadar kar elde ettiklerini, yani her bir birim sermaye karşılığında kaç birim kar yaratıldığını gösterir.

      Sil
    2. Hocam özsermaye karlılığı oraninin cazip olmasi için oran ne olmalıdır?

      Sil
  10. Dış borçlar ödenmeyecek ve bunun sebeb olduğu cereme çekilecekse ve halkımız buna razı ise sorun yok.Ama bu borç ödenecekse ve illa ödenecekse türk halkının işi ileri dönemde çok zor.Nereden biliyorum anlatayım;Mersin'in 3.çevre yolu boyu inşaatlar ve satılık daireler ile dolu.Bu daireler &inşaatlar yapılıyor ,satılıyor vs.Fakat Mersin'de bunun finansmanını sağlayacak üretim yok.Bazılar hizmetler sektörü ,liman vs. diyecek.Paranın üretildiği yer reel olarak üretimdir,gerisi fasa fiso.Alacaklı ,finansör birgün gelecek ve paramı ver veya equivalent birşeyle (faizci tabiri)ödeş diyecektir,zira daha geçen Arjantin'den extra nemalarını kanuni yönden tahsil ettiler.

    YanıtlaSil
  11. Hocam kedileriniz hala süt içmeye geliyorlar mı? Üzerlerinden araba geçmediyse, bunca zaman yaşıyorlarsa ne iyi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kediler yaşıyor ama artık süt içmeye gelmiyorlar. Hepsi bir eve kapağı atmış durumda. Arada sırada sitenin içinde görüyorum onları.

      Sil
    2. Site mi?

      Siz sıradan insanlarla aynı yerde mi yaşıyorsunuz?

      Sil
  12. Hocam kanımca dış borçlar için siyasi riskler ve genel ekonomik ülke risk algısı çok önemli. Yıllardır Belçika dikkatimi çekiyor. Berbat istatistiklerine rağmen krize girmiyor.

    YanıtlaSil
  13. Üstad bu durum tüketim ekonomisine bağlı bir büyüme gerçekleştirmemizin sonucu mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onunla ilgisi var tabii.

      Sil
    2. Tüketim ekonomisi ile Türkiye nasıl büyür,biri biraz açabilir mi bunu?İktisat eğitim yok,hoca haricinde takip ettiğim bir mecrada yok,ama çevremde gördüğüm kadarıyla insanlar zenginleştikçe,her alanda ithal lüks mallara yöneliyor.Bu durumda nasıl Türkiye büyüyor?

      Sil
    3. Açmaya gerek yok arkadaşım. Üretmeden tüketim ekonomisiyle büyümek diye bir durum yoktur. O bakımdan yani, buyumuyoruz şişiyoruz :)

      Sil
  14. Okuyorum, okuyorum sonrada internetin olmadığı bir yerde tekrar okumak için kaydediyorum. Hocam yine çok güzel yazı yazmışsınız, teşekkürler. Ha bu arada yazacağınız analiz ile ilgili kitapta ekonometri ile ilgili notları da yazarsanız, sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Ekonomik Analiz kitabını değişik bir yöntemle yazıyorum.

      Sil
  15. hocam esenlikler

    Mdrkez bankasi baskaninin hukumete cok yakin onun siyasasini izleyen faizleri indirecek biri olursa dolar 3.30 olur mu
    merylin linc gibi kuruluslarin boyle bir bagintisi var
    siz neler soyleyebilirsiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BANK OF AMERICA MERRILL LYNCH'İN RAPORUNDA DOLAR/TL'NİN YILIN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE 3.30'A ÇIKACAĞI ÖNGÖRÜLDÜ.

      BU, HAZİRAN'DA %15'LİK DEVALÜASYON ANLAMINA GELİYOR.

      Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim öncesi verdikleri vaatlerin hepsini yerine getirdiklerini söylese de, harcamaları artırarak ekonomiyi canlandırma adımları olan bu vaatlerin ekonomik verilere nasıl yansıyacağı önem taşıyor. Ücret artışı, kamu harcaması ve kredi genişlemesini içerdiğinden kriz önlemleri olarak da nitelendirilen bu vaatler, tüketim odaklı olduğundan cari açığı artıracak ve bütçe dengesini bozacak etkiler içeriyor. Öte yandan, seçim öncesinde de oldukça dillendirilen sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak, enflasyonu düşürecek, ihracatı artıracak yapısal reformlardan hâlâ haber yok.

      Davutoğlu’nun önceki gün Reform Tanıtım Toplantısı’nda açıkladığı ve yerine getirdiklerini söylediği “Asgari ücretin 1300 TL’ye çıkarılması, seyyanen zamlar, kendi işini kurmak isteyenlere 50 bin TL’ye kadar karşılıksız destek, esnafa 30 bin TL’ye kadar faizsiz kredi imkânı, seracılara 100 bin liraya kadar destek, 18-40 yaş aralığında çiftçilere 30 bin TL’ye kadar hibe desteği, önlisans ve lisans öğrencilerinin burslarında yapılan yüzde 21 artış” gibi vaatler bir miktar daha bütçe açığı pahasına kamu harcamalarının artırılmasıyla gerçekleştiriliyor. Amaç harcamaları artırarak büyümeyi desteklemek. Reformların bütçeye ne kadar yük getireceği ise belirsizlik kaynağı olmayı sürdürüyor.

      ‘Reform yorgunu’

      Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz eski bir Merkez Bankası üst düzey yetkilisi, “Şu ana kadar yapılanlar genişlemeci maliye politikası. Yani harcamaları artıran birtakım işlemler. Yapısal reformlara ise hâlâ sıra gelmedi. Dolayısıyla önce bu döneme kadar yapılanların sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmaları gerekir. Neredeydik nereye geldik ve eski yerimizden yeni yerimize gelinceye dek ne kadar masraf yaptık, ne kadar araştırma yaptık, hangi sektörde neredeydik şu anda bulunduğumuz yer ne şeklinde. Bunlarla ilgili hiçbir açıklama yok. Türkiye reform konuşmaktan yoruldu” dedi.

      Merrill Lynch devalüasyon öngörüyor

      Bank of America Merrill Lynch’in, EEMEA (Avrupa, Ortadoğu, Afrika) bölgesi ile ilgili yayımladığı haftalık raporda dolar/TL’nin yılın ikinci çeyreğinde 3.30’a çıkacağı öngörüldü. Bu, hazirana kadar en az yüzde 15’lik devalüasyon anlamına geliyor. Kurdaki bu oynaklığın sermaye açığı yüksek olan şirketler başta olmak üzere döviz borçlanmalarını, enflasyonu ve büyümeyi olumsuz etkilemesi bekleniyor. Merkez Bankası hesaplamalarına göre dolar kurundaki yüzde 10’luk bir artış enflasyonda 1.5 puanlık yükselişe yol açıyor.

      Merrill Lynch, üçüncü ve dördüncü çeyrekte ise kurun 3.20 seviyesinde olacağını öngördü. Kurum cari işlemler açığının GSYH’ye oranının 2016’da yüzde 5.4 olacağını öngörürken hükümetin Orta Vadeli Plan (OVP) hedefi yüzde 3.9. Merrill Lynch’in yüzde 9.5’lik enflasyon öngörüsüne karşın OVP hedefi yüzde 7.5. Kurum bu yıl yüzde 3.5 büyüme beklerken, hükümet yüzde 4.5 hedefliyor. Hükümet 2016’da bütçe açığının yüzde 1.3’e çıkmasını beklerken, Merrill Lynch’in öngörüsü yüzde 2.2. Bunda kamu harcamalarını artırıcı adımlar etkili olacak.

      Kurum, öngörülerini Merkez Bankası’nın yüzde 7.5’lik politika faizini sabit tuttuğu varsayımına dayandırıyor. Merkez, faiz indirimi baskısına yenik düşerse veriler daha da kötü gelebilir.

      Cumhuriyet, 9 Nisan
      http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/513003/Devaluasyon_kapiya_geldi.html

      Sil
    2. Bilmiyorum. Ben kişilerle değil sistemle ilgiliyim. Bir yerde sistem yanlış kurulmuşsa orada kişilerin etkisi pek olmaz.

      Sil
  16. Özgür bir basın, elbette, kötü ya da iyi olabilir. Fakat hiç şüphesiz, özgür olmayan bir basın kötüden başka bir şey olamaz.

    Albert Camus

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Eğilmez'in içinde olduğu iktisat, elbette, kötü ya da iyi olabilir. Fakat hiç şüphesiz, Mahfi Eğilmez'in içinde olmadığı iktisat kötüden başka bir şey olamaz.

      Bir Albert Camus okuru

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim, teveccühünüz. Albert Camus'nün sözü çok önemli tabii ve de çok doğru.

      Sil
  17. Değerli hocam,gayet net ve anlaşılır bir yazı olmuş.Bu sene ortalama döviz kuru 2015 yılına göre daha fazla olacağından (büyük ihtimalle), tl bazında büyümemize rağmen $ bazında sene sonunda tekrar küçüleceğimizi düşünüyorum.Üstelik borç stoku cari açığın azalmasına rağmen etkisi ile bir miktar da artacaktır.Ve hatta net borç stoğunun kendisi yani kar transferleri sonucu doğurması, cari açığın sebeplerinden biri olmuştur.Çok tehlikeli bir kısır döngüye girebiliriz ama aslında çözüm reçetesi de çok açık.Sizin defalarca yazdığınız ve bence samimi birçok Cumhuriyet aydının da ifade ettiği yapısal reformların yapılarak, yabancı sermaye çeken, verimli,israfı azaltmış, nitelikli mal ve hizmet üretebilen, katma değer yaratabilen bir ekonomiye dönüşebiliriz.Ama fasit dairenin ucunun kapanması bence yakın,inşallah daha fazla vakit kaybetmeden başlarız.Emeğinize ve ilminize sağlık

    YanıtlaSil
  18. Mahfi hocam , elinize sağlık. Benim merak ettiğim sonuç olarak bu borç yükünün ekonomi politikaları üzerine hiç mi etkisi yok? Bahsedebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmaz olur mu? Bakın ülkeye yabancı sermaye girişi düşüyor onun yerine sürekli borç giriyor. İleriye önemli sorunlar yığıyoruz.

      Sil
  19. Hocam aşağıda okuyacağınız bilgi HELSINKI CENTER OF ECONOMIC RESEARCH (HECER) tarafından hazırlanmıştır.

    GERÇEKTİR, ŞAKA MAKA DEĞİLDİR!

    "Male Organ and Economic Growth: Does Size Matter?"

    Discussion papers

    Prepared by Tatu Westling, University of Helsinki and HECER, July 2011

    Abstract

    This study explores the link between economic growth and penile length between 1960 and 1985. It estimates an augmented Solow model utilizing the Mankiw-Romer-Weil 121 country dataset. The size of male organ is found to have an inverse U-shaped relationship with the level of GDP in 1985. Economic development between 1960 and 1985 is
    negatively associated with the size of male organ. With considerable reservations it is also found to be a more important determinant of GDP growth than country's political regime type. Two interpretations for the patterns between male organ and economic growth are discussed briefly: the link between penile length, testosterone and risk-taking, and selfesteem production. Despite the robust statistical links, until more rigorous treatments on the subject the proposed ‘male organ hypothesis’ should be taken with reservations.

    Keywords: economic growth, development, penile length, Solow model.

    [ https://helda.helsinki.fi/bitstream/handle/10138/27239/maleorga.pdf?sequence=6 ]

    YanıtlaSil
  20. maliye bakanlığı varken ekonomi bakanlığına gerek var mı? Mesala çalışma ve sosyal güvenlk bakanlığı maliye bakanının onayı olmadan adım atamıyor. O zaman çsgb yerine üst düzey memur yönetimi yeterli gelmez mi? Ekonomi bakanı maliye bakanlığının alanından neyi farklı yapıyorda böyle bir bakanlığa gerek var?
    İşin özü ekonomi yönetimi neden tek bakanlık adını altında yönetilmiyor? Çoğu zaman birbirleriyle çatışır vaziyette bölünüyorken ne gerek var bu kadar çok bakanlığa?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette yok ama zaten bu bakanlığın adı ekonomi bakanlığı. Asıl işi dış ticaret. Evet dış ticaret de ekonomi,inin bir parçası ama Maliye, Hazine varken o bakanlığa ekonomi bakanlığı adını vermek çok yanlış Doğru örgütlenme gümrüklerin de oraya alınması ve adının Gümrükler ve Dışticaret Bakanlığı olmasıydı. O zaman da tv den bunu anlattım ama dinletemedim.

      Sil
  21. Siyaset ve iktisat; "şeker ve sinek" gibiyse; (teşbihte hata aranmaz)

    A)-Türkiye ve konjonktür ekseninde başkanlık sistemi için referanduma gidilesi ekonomik beklentileri aşağı çeker mi?
    B)-Piyasalar bugünkü şartlar dahilinde siyasal bir sistem değişikliğine ne şekilde tepki verebilir?

    Yanlızca mahfi hocadan değil tüm blog okuyucularından da objektif birer yorum bekliyorum.
    Cevaplar için şimdiden mahfi hoca ve yorumculara teşekkür ederim. Saygıyla selamlıyorum hepinizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. a-Siyasi riskleri artırıcı bir hamle olması kısa vadede ekonomik beklentileri olumsuza çeker diye düşünüyorum.Ama referandum sonucuna göre değişim çıkarsa, bence kısa vade de hızlı olumluya döner. Orta ve uzun vade olumlu olabilmesi için yeni sistemin kesinlikle uluslararası hukuk normalarına uygun,şeffaf ve hesap verebilir kurgulanması lazım ki bence mevcut siyasi otorite böyle bir yola girmez.

      b)Yazdığım gibi kısa vadede ülke riskini artıracak bir adım olduğu için bence olumsuz tepki verir.

      Saygılar

      Sil
    2. Ben bu adımın zaten siyasal sıkıntı içinde olan ülkeyi daha da sıkıntıya sokacağını düşünüyorum. Esasen mevcut durum resmi olarak olmasa da fiili olarak başkanlık sistemi uygulaması olarak görünüyor bana.

      Sil
    3. Sistem değişikliğinin,bir kişinin ihtirası ve korkuları nedeniyle talep edildiği görüşü yoğun bir sekilde ifade ediliyorsa, hangi ülke olursa olsun bu durum olumlu bir sonuç vermez.

      Sil
  22. Tablo 3'te kamu ile ozel sektorun faiz/anapara oranini karsilastirdigimizda kamunun fahis faiz yuku altinda oldugunu goruyoruz. Anaparaya gore 2-5 kat arasi daha yuksek faiz odemeleri yapiliyor. Cok yuksek bir fark. Bu rakamlar neden kaynaklaniyor olabilir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu kesiminin geçmişten gelen uzun vadeli borç anaparalarının her yıl ödenen faizleri olduğu için faiz ödemeleri yüksek görünüyor.

      Sil
  23. Fatih Mehmet Maçoğlu'nun belediye başkanlığı hakkında, icraatları hakkında izlenimleriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzleyemedim, bir şey diyemeyeceğim.

      Sil
  24. iktisadi analizlerde kısa ve uzun vade için net bir süre tayini var mıdır?
    Örneğin tahvil ve bono ayrımında 1 yıldan uzun/kısa tayini varken.
    j. m. keynes'e bakarsak ;"uzun vadede herkes ölmüş olacak" der burda uzun vade belirsiz bir gelecek!
    Ekonomik büyümenin kısa vadede alelacele yapılan işlerle tayin edilmesi yapısal reformların önündeki en büyük engel değil mi?
    Büyüme rakamları hükümetlerin bir nevi karnesi gibi yorumlanırken her yıl büyüme rakamlarına bakmak yerine 4 senede ortalama analiz yapılması daha mantıklı değil mi?
    Şimdi her yıl bakılması ekonomi aktörleri açısından pozisyon alma açısından önemli. Peki bunu bir yıl ya da çeyrek yıl gibi kısa vadeli aksiyonlar, büyüme konusunda sapmaların asıl sebebi değil mi?

    Sanırım toparlayamadım ama umarım anlaşılır olmuştur. Saygılar

    YanıtlaSil
  25. Hocam ben dalga gecmiyor ve soruyorum: IMF'ye olan bagimliligin bitmesi onemsiz midir? Onemli olan kaynak degil sadece toplam borc mudur? Ve bir de borc/gdp oraninin ulkelerin gelismislik duzeyiyle oratili olmasi neyin nesidir (benim gibi ekonomi cahili icin kafa karistirici bir durum)? Asagidaki link'teki haritaya bakinca keske so sizin cizdiginiz trendin egimi daha da artsa da biran evvel batili ulkelerin arasina girsek diyesi geliyor insanin :).

    https://en.wikipedia.org/wiki/Debt-to-GDP_ratio#/media/File:Government_debt_gdp.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haritadan bakarak haddim olmayarak yorum yaparsam, Sudan, Eritre, Yunanistan gibi ülkeler dışında yuksek borç/gdp oranı olan ülkeler gelişmiş olmaları dışında borç veren ülkeler de aynı zamanda. Hatta ABD dolar yüzünden de o durumda olabilir özelde. Haritayı görünce ilk aklima gelen bu oldu. Yoksa sebep/sonuç ilişkisinin "borcu çok olan gelişmiş olur" şeklinde olması pek akla yatkın değil.

      Sil
    2. Bu harita son on yılda yani küresel krizle birlikte bu kadar ters yüz oldu, ondan önce gelişmiş ülkelerin çoğunda durum böyle değildi.

      Sil
    3. şafak bey imf ye olan bağlılığımızın bitmesi diye bir durum yok.borç imf den alınır, tahvil çıkarılır satılır,bankalar dışarıdan para getirip piyasaya satar hepsi borçtur.eskiden rezerv merkez bankalarının politika faizleri yüzde 5-6 lar civarındaydı gelişmekte olan ülkeler ancak yüzde 10 la borçlanabiliyordu.imf daha düşük faizle verdiğinden mecburen imf den alınırdı.2007 den beri gelişmiş ülkelerin parasal genişleme ve sıfıra yakın faiz dönemi sürüyor.yani 10 yıldır dünya dolarım var eurom var yok mu alan dönemi.yüzde 3 faiz veriyorum dediğin zaman para koşarak geliyor.istikrar var para yağıyor denen şey bundan başka bir şey değil.

      Sil
  26. Merhaba Mahfi Bey,
    Analiziniz icin cok tesekkurler. Yukarida kullandiginiz dolar kuru reel midir? Degilse reel kura donusturup en azindan 1 kolonda reel kura gore oranlari paylasabilirseniz cok daha faydali olacaktir.
    Ikinci sorum: (eger boyle bir kavram varsa) net_gsyh= gsyh-dis_borc olarak dusunebilir miyiz?

    Tesekkurler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır ne yazık ki uluslararası karşılaştırmalar cari kurla yapılıyor.

      Sil
  27. Hocam net dış varlıklar neden bazen pozitif bazen negatif?
    2015 yılında 21.252 Dış varlık varsa Net Diş Borç Stoğu 232.690-21.252 = 211.438 olması gerekmiyor mu?
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oradaki eksi borç gibi düşünülüp ekleniyor.

      Sil
  28. Tablo'te görülen kamu özel sektör borçlanma faiz oranları arasındaki makas çok fazla değil mi? Türkiyedeki hangi özel şirket yada banka kamudan daha fazla güvenli? Osman Altuğ hocanın dediği gibi bu "üçkağıt" ekonomisine kafamız bi türlü basmıyor, üretimi olmayan ekonominin varacağı en iyimser liman durağanlıktır. Herkes bu makro rakamlarla istediği gibi yorum yapabiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu kesiminin uzun vadeli borçları var ve her yıl anapara ödemesi olmasa da faizleri geliyor, oysa özel kesimin borçları daha kısa vadeli ve sadece 1 - 2 yılın faizi geliyor.

      Sil
  29. Hocam elinize sağlık
    Arkadaşlar herkes 5500 $ verse tüm Sorunlar çözülüyor
    Yanlış mı anladım hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, doğru tespit. Ama arkadaşlar da diyebilir önce sen bizim kişi başına on bir dolar gelirimizi ver.

      Sil
    2. hocam biz 5 kişiyiz buna göre bizim 27500 dolar mı vermemiz lazım yoksa hane başına mı bu 5500 dolar.80 milyar yapıyor bende de o kadar para yok.

      Sil
  30. İzninizle bir saptamada ben yapmak istiyorum hocam. Net dış borç stoğundaki artış, alınan borçların varlıklarmızı arttırmadığına işaret ediyor. Yani borcumuzu yeni borçla ödemek durumunda olduğumuz gerçeğini yansıtıyor. Yani kaynak yaratamıyoruz diyebilirmiyiz.

    Gerçi özellikle bankaların dışarıdan aldığı borçları tl olarak varlıklarında tuttugu gerçeğini gözönünde bulundurursak tablo biraz pembe gibi duruyor, ancak bu da kur riskinden dolayı ekonominin pamuk ipliğine bağlı olduğunu göstermez mi? FED toplantıları ile yatp kalkmamızda bu sebepten değil mi !


    Bunları yazarken subat cari açık datası geldi net hata noksan + 2.8 milyar gelmiş, çekirge yine sıçradı 😀
    Selamlarımla, cengiz

    YanıtlaSil
  31. Hocam toplam borcun GSMH ye göre düşük kalmasının sürdürülebilir olup olmadığı GSMH nın neden ve nasıl yükseldiği ile birlikte aynı şartlarda yükselmeye devam etmesinin mümkün olup olmadığına da bağlı değil mi. Daha açığı bu millet yarın lüzumsuz para harcamayı kesse ya da şimdi olduğu gibi lüzumsuz para harcamanın fonlaması bankalar tarafından kesilse bu borç oranı hızla yükselmez mi, dolayısıyla bu rakama bakıp sıkıntı yok demek çok mümkün değil.

    YanıtlaSil
  32. Hocam sade ve anlaşılır yazı için elinize sağlık. Sorum bu cümlenizle ilgili; 'Çünkü bu yıl içinde alınacak, yenilenecek kısa vadeli dış borçlar 2017 ve sonraki yıllarda ödenecek miktarların üzerine eklenecek ve bu miktarları artıracaktır'. Burada yenilemeden maksat , daha önce alınmış olan ve 2016 yılı içinde ödenecek borcun ödemesinin yapılmayıp tekrar yapılandırılması, yeni borç ödeme planının yapılması mıdır?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İki türlü de düşünülebilir: (1) Ödeyip yeniden borçlanmak, (2)Yeniden borçlanıp o parayla ödemeyi yapmak.
      Kesin olan şu ki bu miktarların üzerine yeni (ek) dış borç almak artık kolay değil.

      Sil
  33. Hocam elinize sağlık. Kısa birkaç sorum var;
    Net Dış varlık tam olarak nedir ? Borçları ve alacaklarının net olarak durumu mudur? Birde enterasan bir durum var 2015'te katılım ve yatırım bankalarının net dış varlıkları eksi olarak mevduat bankalarının 4 katı pazar ayları %5 olmasına rağmen ? Bu neye işaret eder , nasıl yorumlamak lazım?

    teşekkürler

    iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolun.
      Evet dış varlıklardan dış yükümlülükleri düştüğümüğüzde net dış varlık ya da net dış yükümlülük çıkar. Demek ki katılım bankalarının dış yükümlülükleri dış varlıklarından daha fazlaymış o nedenle net dış varlıkları eksi çıkıyor. Yani dışarıya kredi vermemiş, dışarıdan borçlanmışlar.

      Sil
  34. Merhaba Hocam,
    Ne oldu veya ne yasaları değişti ki son 15-20 yıldır özel sektör borç miktarları uçtu gitti hocam? Özel sektör önceki yıllarda neden bu kadar borçlanmıyordu? Ayrıca bu borç stokları yatırıma gidiyorsa özellikle son yıllarda büyüme oranlarına görünür etkisi olmalıydı sanırım ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu kesimi piyasadan çekilince özel kesim daldı. Bir de özelleştirmeler var tabii, özelleştirilenleri alırken dışarıdan borçlandılar + özelleştirilen kamu mallarının içindeki dış borçları devraldılar.

      Sil
  35. Merhaba;

    Makalenizi okudum, ülkenin ekonomik durumu gerçekten içler acısı ve gelecek nesiller bunun bedelini çok ağır ödeyecekler. Fakat benim sormak istediğim başka bir şey var. Sonuçta "ekonomi" dediğimiz olgu, üzerinde yaşadığımız gezegenin kaynaklarını sömürüp, ekosistemi mahfedip, buna da "ilerleme" demek için uydurulmuş bir şey değil midir? Niçin bütün ekonomistler poltikacılar "büyüme" den bahsediyor da, "sürdürülebilirlikten" bahsetmiyor? Benim bildiğim kadarı ile dünya ve sunduğu kaynaklar büyümüyor, büyüyen sadece insanoğlunun açgözlülüğü.

    At gözlüklerini bir dakikalığına çıkaralım ve büyük resme bakalım, Tüm dünya birbirine borçlu, faizler ile beraber o borç devamlı artıyor, ülkeler batıyor, aslında gerçekten kime borçluyuz? Bu kutsal bir şey gibi eleştirmekten imtina ettiğimiz "ekonomik düzen" aslında bir "ponzi düzeni" değil mi? Bir de son olarak Adam Smith'in "görünmez el"i kimin eli? Ekomomist ve finansçıların devamlı karmaşık bir dille konuşmaları ve abidik gubidik analojiler kullanıyor olması acaba ortalama insanın içinde manasızca koşturduğu hamster çarkının farkına varmaması için olabilir mi?

    Dürüst yorumlarımızı bekliyorum
    saygılar
    "efendisiz"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedikleriniz doğru, gerçekten de bir Ponzi oyununa benziyor bu. Buraya kadar kabul de ben o dediğiniz abidik gubidik karışıklığı yaratmamaya özen gösterdiğimi sanıyorum. Elimden geldiğince basitleştirerek yazmaya çalışıyorum.

      Sil
    2. Yok zaten sizi kastetmemiştim, "abidik gubidik" analoji kullanan ekonomi yorumcularını televizyonlarda görebilirsiniz. Yarı İngilizce yarı Türkçe, misal "doların euro makası kapanıyor", "piyasalarda risk iştahı büyüyor", "euro ralli yapıyor", "küresel piyasalarda volatilite artıyor" gibi tabirler idi kastettiğim. Bunları biz anlıyor olabiliriz ancak, ortalama vatandaşın bu kalıplardan çok fazl bir şey anladığını sanmıyorum.

      Ben tüm dünya ekonomik düzeninin tamamen "duman ve aynalardan" oluşmuş bir dikkat dağıtma aparatı olduğunu biliyorum, insanları üzerinde yaşadıkları gezegeni yokederek, daha fazla para kazanarak huzur ve mutluluk içinde yaşayacağına inandıran, bunun için daha çok çalışması gerektiğini böylece "zengin" olabileceğini ihtimalini kafalarına eken büyük bir sahte makina.

      Belki yıllarınızı verdiğiniz bu "bilim"i yerden yere vuruyorum, ancak siz de biliyorsunuzdur, Sirkülasyonda dolaşan para tüm servet birikiminin sadece %3 ü kadardır. birkaç istisna dışında servet ve zenginlik genel olarak miras yolu ile aktarılır. Banka hesaplarında dijital rakamlar olarak gözüken varlıklarımızın hiçbir meta değer karşılığı yoktur. Dolar, Euro, Monopoly oyunu parası veya bir kalpazanın printerda bastığı sahte para arasında değer olarak hiçbir fark yoktur. Değerleri sadece insanların ona duyduğu güven ile belirlenir. Ve herkesin cilaladığı "ekonomik büyüme" sadece ve sadece borç ile sağlanır, cebimizdeki her kuruş para aslında birilerinin birilerine borcudur, ve tüm borç ödendiğinde sirkülasyonda 1 kuruş para kalmaz.

      Muhtemelen izlemişsinizdir ama izlemeyenler için buraya linkini bırakayım, Küresel para düzeninin bilinmeyen kirli sırları "Zeitgeist" isimli belgeselde https://www.youtube.com/watch?v=pTbIu8Zeqp0 detaylıca anlatılmıştır. İzlemeyen herkesin izlemesini öneririm, türkçe altyazılı versiyonu da mevcuttur. Çok da uzak olmayan bir zamanda ya tüm sistem çökecek ya da daha adaletli bir şekle evrilmek zorunda kalacak.

      Saygılar
      "efendisiz"

      Sil
  36. Katilim ve yatırım banları nin net dış varliklari stoku neden hep eksi değerler de , 2015 dede bankalarınki eksi de kalmış?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış yükümlülükleri dış varlıklarından daha fazla.

      Sil
  37. Merkez Bankası'na yeni başkanın
    atanmasının ardından Erdem
    Başçı'nın da yeni görevi belli oldu. Reuters, Erdem Başçı'nin OECD nezdinde büyükelçi olarak atanacağını duyurdu.

    kaynak: gercekgundem.com

    YanıtlaSil
  38. Hocam turistler turkiyeye bu sene huzur bulmaya gelir mi?

    Benim uzuldugum y.disindan Inanin o kadar cuzi komik fiyatlar var ki turkiye destinasyonlarinda o kadar dustu ki paketler hotel + ucak ucak paralarini da devlet karsiliyor yeni eylul aynina kadar surecek tesvik saysesinde. yani kisaca kendi memelektini emegiyle her seyiyle bedavaya peskes cekiyor. zararina calistiriyor.

    Elin cigeri bes para etmez herifi fiyaka yaparak devletin amorti ettigi ucaklarla 5 yildizli otellerde artistik patinaj yapacak. Tatil edecek. Bizde bu heriflerin tatil yapmasi icin az personelle az maasa cok ise bir de ulke maliyemizden ucaklara tesvik yaparak onur duyacagiz allah bereket versin de\iyecegiz sevinecegiz.Halk da gelen turizm rakamlariyla yaz tatilini gecirecegi koyunde gobek atacak

    YanıtlaSil
  39. Hocam yoksullaştıran büyüme politikaları da bu tablonun oluşumuna dahil midir ? Yani esnekliği düşük malları üretme stratejisi yıllar yılı ülkenin ayağına sıkmış ve borçları ezememişiz gibi görünüyor ?

    YanıtlaSil
  40. Hocam merhaba, tablodaki rakamlara göre 1989 yılı için brüt dış borç yükünün %40 olması gerekmiyormu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Borç verilerini Hazine sitesinden GSYH verilerini de TÜİK'in istatistik yıllıklarından aldım. TÜĞİK'in GSYH serilerinde 1948, 1968 ve 1998 yıllarına göre (bu yılları baz alarak) yapılan hesaplar var ve bu hesaplar işi karıştırıyor. Sizin uyarınızdan sonra IMF sitesine başvurdum ve Hazinenin GSYH serisini oradan aldığını fark ettim ve ben de yazımdaki tutarlılığı sağlamak için o seriye göre metin kısmında düzeltme yaptım. Aslında TÜİK dururken İMF sitesindeki serileri almak üzücü ama ne yazık ki durum böyle. Uyarı için teşekkür ederim.

      Sil
  41. Hocam yeni merkez bankasi baskani icin yorumunuz nedir? Gecmis tecrubeleri faizsiz bankacilik ve kamu bankasi. Basamakpar biraz hizli cikipmis gibi. Merkez bankasi baskan yardimciligina atandigi tarihi de dikkate alirsak en basindab Basci'dan sonraki baskan olarak dusunulmus gibi gozukuyir. Piyasalar olumlu karsiladi gibi bir hava var. Siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kişilerle ilgili yorum yapmıyorum. Asıl olan sistemlerdir. Siyasetin her gün faiz konusunda yorum yaptığı bir sistemde başkanın kim olduğu önemini kaybeder.

      Sil
  42. mahfi hocam,2015 yilinda tl banka mevduati negatif reel faiz nedeniyle eksi kapatmisti.2016 yilinda benzer bir durum beklenebilir mi sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir. Ben üçüncü çeyreğe kadar düşüş olacağını sonrasında kur ve faiz artışı olacağını tahmin ediyorum.

      Sil
  43. Ekonomi bakaninfa soyledigi gibi türkiye radikal bir faiz indirimini kaldirabilirmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Radikalden neyi kastettiğimize bağlı. Mesela 3 puan radikal bir indirim olur. Bunun sonucu iyi olmaz diye tahmin ediyorum. Ama bugünkü ortam 1 puana kadar indirimi kaldırabilir.

      Sil
  44. Birinci tabloda ne zaman maviyle gösterilen borcun GSMH'ya oranını kırmızıyla gösterilen dış borç toplamına yaklaşmış ya da geçmişse hep krize girmişiz. 1994,2001 ve 2009. 2015 de aynı durumda bu kriz yolda demek mi oluyor? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Koşullar farklı. Tek bir göstergedeki gelişime bakarak bu çıkarımı yapmamız doğru olmaz diye düşünüyorum.

      Sil
    2. Tek bir göstergeyle bunu söylemek doğru olmaya bilir fakat 25 senedir turizmde çalışan biri olarak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, Antalya'da turizm tarihin en kötü yılını geçirecek. Resmi açıklamalar gerçeği kesinlikle yansıtmıyor.

      Sil
    3. Antalya konusunda kesinlikle haklısınız, ben de aynı şeyi görebiliyorum.

      Sil
  45. Sn. Mahfi Bey , öncelikle kişi başı milli borç'u gündeme getirmenizden dolayı teşekkür ederim.
    İnşallah bir gün T.C.'nin 'ulaşım' katastrofunu da gündeme alan bir yazınızı görmek dileği ile saygılar.

    YanıtlaSil
  46. Hocam borclanmak odeyebildiginiz surece iyi bisey değil midir? Sonucta en fazla borcu oln ulke ABD. Ayrica su da var kurumlar kuruluşlar bankalar vs. her neyse size borç veriyorsa bu size guvendiklerini ve geri odeyebileceginize inandıklarını gostermez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD kendi parasıyla borçlanıyor bunu unutmayın. Yani bir gün basar dolarları alın paranızı deyip borcunu öder. O zaman değersiz hale gelmiş olan dolarları alanlar yanar.
      Türkiye ise dış borçlanmasını ABD'nin parasıyla yapıyor. Günün birinde o dolarları basıp borcunu ödeyemez. Anacak çalışıp, uğraşıp kazandığı dolarlarla borcunu ödeyebilir.

      Sil
    2. Tesekkur ederim hocam simdi daha iyi anladim

      Sil
  47. Merhabalar hocam türk lirasının değer kazanması icin kamu ve ozel kesimin uzerne düşen görev nedir acikarmisiniz

    YanıtlaSil
  48. Merhaba Hocam,
    Öncelikle yazılarınız için çok teşekkürler. Ekonomi konusunda gerçekten bilgi verici oluyor.
    Benim bir sorum olacaktı.
    Özel sektörün borcuna niye endişeleniyoruz?Özel sektör borçlandı ise rasyonel gerekçelerle borçlanmıştır. (yani borcunu değişen ekonomik koşullara göre ödeyebileceğini hesaplamıştır) Aynı şekilde borç veren de rasyonel gerekçelerle borç vermiştir. (yani alacağını değişen ekonomik koşullara göre geri alabileceğini hesaplamıştır.) Özel sektör rasyonel bir borçlanma yürüttüğü için borcunu ödeyememe ihtimali düşüktür diye düşünüyorum.Eğer özel sektör işletmesi borcunu ödeyemezse ya yeni borç alır, ya satılır ya da kapanır. Satılırsa işletme hayatına devam eder. zaten pek çok işletme yabancıların elinde olduğu için yabancıya gider diye bir endişemiz de ne kadar anlamlı olur bilemiyorum. Borç alıp işini çevirebiliyorsa sorun yok. Ancak işletme kapanırsa çalışanlar işsiz kalacaktır. Bu da borçlanma rasyonel yapıldığında düşük bir olasılıktır. Demek istediğim kamu borcu dolaylı olarak tüm halkın ya da ülkenin borcu olduğundan endişelenelim ancak sahibi bile yabancı olan bir firma için neden endişelenelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Özel sektör dış borcunu ödeyemezse TL değer kaybeder. TL değer kaybederse ithal mallar ve girdiler pahalı hale gelir. İthal mallar ve girdiler pahalı hale gelirse içeride enflasyon olur. Sonuçta borçla bir ilgisi olmayan bizlerin hayatı sıkıntılı hale gelir.
      Özel sektör sandığınız kadar rasyonel bir borçlanma yürütmüyor. Mutlaka böyle yürüten firmalar var ama çoğu o durumda değil.

      Sil
  49. Hocam bu habere yorumunuzu merak ediyorum. G20 içinde en çok büyüyen ekonomilerden olduğumuz söyleniyor. Bu haberin doğruluk payı nedir?
    http://www.irishtimes.com/business/economy/turkey-s-economy-is-booming-despite-dark-shadow-of-volatility-1.2612259

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haber doğru. 2015 yılında Türkiye % 4 büyüdü. G20 ülkeleri içinde büyüyen ekonomiler arasında yer alıyor.

      Sil
  50. Hocam merhaba. Çukurova iktisat son sınıf öğrencisiyim. Sizin kitaplarınızla o yılları geride bıraktık diyebilirim.. Bir sorum olacak. Güncel ekonomik sorunlar hakkında bir ödev hazırlamam lazım ve bu yazı bana konu seçimimde yardımcı oldu. Bunu genişleterek ele almak istiyorum. Dış ve iç borçlar sorunlarına çözüm önerilerinizi öğrenebilir miyim? Ve son olarak ödevim için tavsiye ettiğiniz yol haritası,kaynak vs her türlü yardımcı olabilecek fikirlerinize ihtiyacım var.
    İyi çalışmalar,teşekkür ederim şimdiden.

    YanıtlaSil
  51. Merhaba Mahfi Bey, ne yazık ki Ülkemizin girdiği ve devam eden ekonomik krizin seyrini anlatmışsınız.

    YanıtlaSil
  52. Yazınız için teşekkürler hocam gayet açıklayıcı bir makale olmuş.
    Konu ile ilgili olmayan bir soru sormak istiyorum müsadenizle.
    Küresel Sermaye Hareketlerinin Yönetilmesinde Tobin Vergisi ve TR Ekonomisi için Uygulanabilirliği Üzerine bir tez yazıyorum. Konuya ilişkin olarak önerilerinizi paylaşırsanız mutlu olurum.
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  53. Sayın Hocam, Türkiye'nin GSMH büyümesi ve dış borç grafikleri 2002 yılından beri nasıl büyüyor görebiliyor musunuz? Sanki 2002'den sonra dış borç ile GSMH arasında tam bir korelasyon ve hatta bir de offset değeri var gibi GSMH'ye etkiyen sanırım bu offset değeri 2002'den 2016'ya , muhtemel olarak GSMH hesaplamasında finansal servisler yani bankacılık hizmetleri dahil edildiğinden özel sektörün ve kamunun aldığı dış borçlar hep GSMH'de gözüküyor ve buna ilave offset değer de sanırım aslında 2002 yılından beri dış borç olmasaydı ekonominin yerinde saydığını ve büyümediğini söylüyor. Resmi bu linkte bulabilirsiniz.
    http://cdn.tradingeconomics.com/charts/turkey-external-debt.png?s=turkeyextdeb&v=201604112009n&d1=19160101&d2=20161231&url2=/turkey/gdp

    YanıtlaSil
  54. hocam, yabancıların Türkiye'ye getirip mevduata yatırdıkları para ülkenin dış borç hanesine mi yazılır ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...