22 Temmuz 2020 Çarşamba

İnşaatla Büyüme Çabası: İki Dönemin Hikayesi

Türkiye’nin inşaata dayalı büyüme modeline geçişi 1980’lerde Özal ile birlikte başladı. Özal, bu sektörü devlet teşvikiyle canlandırabilmek için Toplu Konut İdaresini kurdu. Türkiye, o güne kadar uyguladığı imalat sanayi önderliğinde büyüme modelinden inşaat kesimi önderliğinde büyüme modeline geçiş yaptı. Buna karşılık inşaat kesimine dayalı büyüme modeli asıl olarak AKP iktidarı sırasında süreklilik kazandı. O nedenle burada konu edeceğimiz iki dönem 2003 – 2011 dönemiyle 2012 – 2020 dönemi[i].

AKP iktidarı işbaşına geldiğinde dönem inşaat kesimi modeliyle büyüme modelini uygulamak için uygun bir dönemdi. Küresel sistem büyüyordu, gelişmekte olan ülkelere büyük ilgi vardı, Türkiye Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakeresine başlamıştı. Bu ortamda Türkiye’ye ihtiyaçtan fazla döviz giriyor ve bu sayede döviz kurları 2005 – 2011 arasında neredeyse sabit kalıyordu. Aynı sürede enflasyonda da gerileme olduğu için faizler de düşüyordu. Yüksek reel faiz kazanmaya alışmış olan tasarruf sahipleri bu düşük faizlere alışamadığı için paralarının değerini korumak üzere yatırım amaçlı konut alımına yöneliyorlardı. TL’nin gücü enflasyonun ve dolayısıyla faizlerin düşmesine yol açıyor, bankalar uzun vadeli ve düşük faizli konut kredisi vererek inşaata olan talebi artırıyorlardı. Bu dönemde konuta o kadar fazla talep oldu ki konut fiyatları katlanarak arttı. Konut yatırımı, tasarrufu olanlar için olduğu kadar tasarrufu yetersiz olup da kredi kullanabilenler için en doğru yatırım haline geldi.

2010 yılından başlayarak Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği ulaşılabilir hedef olmaktan çıktıktan ve 2013 yılında ABD Merkez Bankası Fed, parasal genişlemeyi bitireceğini açıkladıktan sonra TL dış değer kaybına uğramaya başladı. Faizler yükseldi, konut fiyatları düşmese de durgunlaşmaya başladı. İnşaat kesiminde asıl çöküş 2015 yılında başladı ve 2019 yılının son çeyreğine kadar devam etti. Sonra Merkez Bankası’nın faiz indirimleriyle başlayan, teşviklerle devam eden desteklerle inşaat kesimi yeniden ayağa kalktı ve konut fiyatları artmaya başladı. Böylece inşaata dayalı büyüme modelinde AKP iktidarında ikinci döneme geçilmiş oldu.  

Aşağıda Merkez Bankası’nın hazırladığı konut fiyat endeksi yar alıyor (Kaynak: TCMB Konut Fiyat Endeksi Nisan 2020.) Grafiğe bakılacak olursa bu gidiş net biçimde görülebiliyor.


Bu yeni inşaata dayalı büyüme döneminde bizi neler bekliyor? Yanıtlanması gereken soru bu. Bu kadar destek ve faize baskı sonucunda konut fiyatlarındaki yükseliş bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Faiz geliri elde edemeyen, borsaya güvenmeyen birçok insan bu fiyat artışlarının çekiciliğine kapılıp yatırım amaçlı konut alacaklar. Buna karşılık inşaat kesimine dayalı büyüme modelinin sürdürebilmesi artık mümkün değil. Neden mümkün olmadığını maddeler halinde sıralamaya çalışayım: (1) Türkiye, AKP’nin ilk on yılında olduğu gibi yabancı sermayenin gözdesi olmaktan artık çok uzak. O dönemde Türkiye’nin risk primi (CDS) 100 baz puanlar dolayındaydı, şimdilerde 500 dolayında ve Türkiye, yatırımcılar açısından dünyanın en riskli 6 ülkesi arasında sayılıyor. (2) Türkiye bu riskleri düşürmeye çalışmak bir yana tam tersine kararlar alarak riskleri yükseltiyor. (3) Pandeminin etkisiyle bu yıl cari açığı düşürmeye yarayan turizm gelirleri de çok düşük düzeyde kalacak gibi görünüyor. (4) Yabancılara konut satışında da ciddi düşüşler olması bekleniyor. (5) İlk dört nedenle Türkiye döviz gereksinimini karşılayamayacak ve rezervleri harcamaya devam edecek. Bu da risklerin daha da artmasına yol açacak. (5) TCMB, faizleri enflasyonun altına düşürecek politikayı uzun süre sürdüremez. O nedenle faizler bir süre sonra yükselecek ve gayrimenkulün çekiciliği kaybolacak.

Bir yanlış anlamayı hemen önleyeyim, ben inşaat kesimini asla küçümsemiyorum. Tam tersine her bir apartman dairesinde en az 150 farklı sanayi ürünü kullanıldığı için inşaat kesimi benim gözümde ekonomiyi canlı tutan çok önemli bir kesim. Benim karşı çıktığım konu inşaat kesimini büyümenin lokomotifi yapıp her şeyi ona göre ayarlamak. Bu yanlış bir yaklaşım. Dünyada bunu deneyip de bu yolla sürdürülebilir büyüme yakalamış tek bir ülke yok. Bu modeli deneyenler eninde sonunda betona çarpıyorlar. Biz bir kez çarptık, vazgeçmedik ısrardan, şimdilerde ikinci kez çarpmak için uğraşıyor gibiyiz.





[i] Başlık Charles Dickens’in, Fransız Devrimi sırasında geçen, ünlü romanı ‘İki Şehrin Hikâyesi’ne gönderme yapmayı amaçlıyor. İki Şehrin Hikâyesi olağanüstü açılış cümleleriyle başlar: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, bilgelik çağıydı, budalalık çağıydı, inanç devriydi, kuşku devriydi, aydınlanmanın mevsimiydi, karanlıkların mevsimiydi, umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı, önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu, hepimiz doğrudan cennete gidecektik, hepimiz doğrudan cehenneme gidecektik, kısacası dönem tıpkı bugünkü dönem gibiydi…”   








131 yorum:

  1. Çok açıklayıcı olmuş çok teşekkürler. Hocam harcanacak rezervimiz kaldı mı? Sizin geçen yazınızdaki hesapla MB eksi rezervde. Yurtiçindeki tasarrufçuların parasını yiyior gibi. Dış ödemeler filan derken nihayetinde o da bitecek. Sonrasında ne olacak peki? Parayı betona gömdük derken inşaatla büyüme ısrarı bir bakıma kafayı da betona gömmek anlamına gelmiyor mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hocam merhaba, tasarrufçuların parasını yemek gelecekte bu döviz hesaplarının tehlikeye girmesi anlamına mi geliyor? Zorunlu olarak döviz hesapları TL'ye dönüştürülebilir mi?

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet memlekette finansal okur-yazarligin cok dusuk oldugunu canli ornekle goruyoruz iste.

      Sil
    2. Yorum,
      Makalenin aslından uzunm

      Sil
  3. Bizde türev piyasaların eksikliği Amerika'da yaşanan tarzda balon oluşmasını engelliyor mu yoksa sadece yavaşlatıyor mu hocam?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence engelliyor.Türev piyasaların varlığı riski arttırıcı işlev gördüğünü düşünüyorum.

      Sil
  4. Hocam Türkiye'nin ödemeler dengesinde sonuç bölümü olan genel denge yeri var. Genel denge 0'ın üzerinde ise ödemeler dengesinde sorun var anlamına mı gelir ? Ödemeler dengesi TL'nin değerini belirlenmesinde etki eder mi ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ödemeler dengesinde en önemli denge cari dengedir, onun açığı (ya da fazlası) alttaki finansman dengesiyle dengelenir. Genel denge ise en sonda rezerv hareketleriyle dengelenir. Genel denge açıksa fark rezervlerde azalmayla karşılanmış demektir.

      Sil
    2. Rezervlerden karşılanması TL'nin değerini düşürür mü ?

      Sil
  5. Hocam iceride insanlar katma degeri yuksek urunlerin uretimi sonucu iyi maaslar kazanmiyorlar.yani zenginlesme yok.ali veliye , veli hasana ev satiyor.ve tikandi sonunda ekonomi.
    Ayrica Guven yok.

    YanıtlayınSil
  6. Hocam elinize sağlık, durumu çok güzel özetlemişsiniz. Yazılarınızı takip eden ancak ilk defa yorum yapan biri olarak sorum şudur;
    Düşük faizde ısrar edilse, fiyatlar artmaya devam etse ancak sayılan diğer riskler dolaysıyla kur'un artışına gidebildiği yere kadar izin verilse yine de sektör betona çarpar mı? Teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  7. Hocam sanıyorum, belirttiğiniz üzere 2008 krizinde dünyanın büyük bir kesimi inşaat sektörü ve bu sektör temelli türev ürünlerle ilgili yeterli tecrübeyi edinmiştir......

    YanıtlayınSil
  8. Hocam, karisik bir konuyu cok net ifade etmissiniz. Ben kentsel donusum gelismesi ile, bambaska bir dinamigin basladigini da dusunuyorum. En onceleri Tabii ki spekulasyonu cazip yerlerde, ilave imar hakkinin yarattigi, muteahhit kazanci ve arsa sahipleri hirs dinamigin dengelenmesiyle (30 yuklenici 70 mal sahibi hikayeleriyle) yaratilan yenilenmeler, zamanla her yere sirayet ettiginde, bankacilik dahi olumlu etkilenir bu yenileme kredisi islerinden. Devletin kira destegi ile, evsahiplerine, (arz talep piyasasini bozup, kiraci cogunluk aleyhine yukselten) bir kira kazanci yaratmasi, aslinda talebi olmayan varos gayrimenkullere gecici ve sismis talep dogururken, insaat bitince bos kalan dairenin adi hala "zamaninda xxx liradan kiralanmisti" kalarak, varos betonun sahiplenilmesinde bir perception value olusturuyor. Dongu boylece olustugunda, herkes "ev fiyati hep yukari gider, eskiden buralar dutluktu" , gibi bir inanc sistemine geciyor ve satmak zorunda kalan zavallilar, dusuk fiyattan mali kaptirma cezasinda kusuru kendi zaruri ihtiyaclarinda ariyarak eziliyorlar. Ancak, Dongu Esas oldugu icin, daglardaki arsalara etkisi 30 yil sonra belki gelecek "imar hakki" umudu, artik vergilenebilir bir nakti kazanca donusuyor. Devlet tahrir defterlerinde, vergi gelir kalemi ve varlik deger beklentisi yaratiyor. Sehir varos betonunun yarattigi dikey varolus bicimi, avm/mall tipi cile doldurmayi da beraberinde getirdiginden, "covit pandekisinde avm açma zorunlulugu" , perception value yitimiyle baslamasi muhtemel ayilma surecinin derhal durdurulup, ataraxia halinin devami icin, heyet halinde doktor tavsiyesi oluyor. Dikey yerlesmis humanoidlerin beslenme ve gunluk bakim ihtiyaclari, en ucuz piyasalardan high fructose corn syrup doldurulmus kalori ithalati ile garantilendiginde, bu yasam bicimi "kader" olarak tescilleniyor. Yani mesele betona yatirim degil, yasam bicimi degistirilmesi bence.

    YanıtlayınSil
  9. Hocam tez çalışmama destek olur musunuz? 18-29 yaş arası bireyleri araştırmaya katılmaları için davet ediyorum. Araştırma linki: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSe8_2mcSD2oTLfu_TLtTdx2YxWGCAB6JJhgNjdo0Idqmf1cMQ/viewform?vc=0&c=0&w=1

    YanıtlayınSil
  10. İnşaat pahalı hocam, orta gelir grubu için en iyi iş ikinci el araba alım satımı şu sıra.

    Kayınçonun arabayı 150 bin kredi ile al, kendi arabanı enişteye 150 bin e kredi ile sat.
    Kayınço da eniştenin arabayı 150 bin kredi ile alsın. Sonra herkes parayı altına dolara gömsün.
    450 bin liralık kredi hacmi, 900 bin TL lik para dönüşü.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Araba sonunda kimde kaldi cozebilen var mi?

      Sil
    2. Mig bunlar niyeti bozar da kredileri ödemezlerse tüm arabalar bankanın.

      Almanya'dan fırlama bir arkadaşım geldi, hem alman hem türk vatandaşlığı var.

      Kız arkadaşının arabasını kredi ile satın aldı. Para kıza, araba elemana, eleman arabayı kız arkadaşına bıraktı sürsün diye, almanya ya gitti.

      Bir yıldır tek kuruş kredi ödemedi. Adresi olmadığı için banka icra gönderemiyor, gazete ilanı veriyor filan derken elemanın olmayan banka hesaplarına haciz de geldi. Adamın umurunda değil, banka el koyana kadar kız arkadaşı arabayı kullanacak.

      Bunu yapan sayısı sanılandan daha çok. Esas yapanlar yap satçı inşaatçılar.

      Dur bakalım kime patlayacak sonunda

      Sil
    3. 150bin tl kredi ile kayınçodan arabayı aldım tamam da aynı paraya enişteye sattığımda faiz üstüme kaldı. Kayınço arabayı aynı paraya enişteden geri alıyor, kayınçonun kar/zararı yok başa döndü de enişte faiz altında kaldı.

      Şimdi kayınço, enişte ve bana ucuz kredi çekebilmemiz için hüllecilik mi yaptı? Onun kârı ne? O yine el elde baş başta!

      Sil
    4. 0820, sen fakirsin galiba,
      hepsinde araba var, turluyorlar :)

      1650 nin yazdığı yeni bir şey değil, herkes yapıyor, özellikle esnaf çok yapar,
      Faizler düşükken akraba esnaflar birbirlerine naylon fatura keserler, karşılığında çek verir, sonra gider bankaya kırdırırlar.

      Ben dükkanı ilk açtığım yıl büyük bir marka mal sipariş edecekti, 30 gün vadeli. Bende sermaye olmayınca bir ahbaba durumu açtım. O bana 90 günlük hatır çeki verdi, ben ona fatura verdim. Sonra bankaya kırdırıp malları sipariş ettim, tahsilatı yapınca ahbab ile hesabı kapattım.

      Eğer yakın tanıdık değil ise çok riskli bir işlem.

      Sil
    5. 20.00 hatır çeki çok kullanılan bir şeydir biliyoruz. Fakat ahbaba gebe kalmakta var sonuçta, sen o hatırın karşılığını nasıl verecen zamanı geldiğinde. Onun için evini mi ipotek edeceksin? Ki yapmış insanlar biliyorum.

      Sil
    6. Vadeler uzun olduğu için özellikle inşaatçılar hatır çeki yazma, fiktif fatura düzenleme, muvazaalı satış, fiktif iş makinası kiralama, satma, kefalet, mal kaçırma işlerinde pek mahirdirler. Alacaklı veya banka uyanana kadar iş bitirmiş olurlar. Faktoringciler bunları pek iyi bilir. İşin garibi, bankaların kendi faktoring şirketleri bunları bildiği halde çalışmaya devam edip,üç kağıda ortak olurlar, sonra da kendi kendilerini zarara sokarlar.

      Sil
  11. hocam elinize sağlık, çevremizdeki insanlara anlatıyoruz gelecek günlerin yılların çok zor olacağı bir dönemden bahsediyoruz, bu yazınızı referans gösterip paylaşacağım. umarım sizin ve benim gibi düşünenler yanılır fakat bilimin sonuçları çoğu zaman gerçekliği yansıtır.

    YanıtlayınSil
  12. Hocam Libya dan 8 mil USD geldiği söylentisi var , bu kadar yüksek meblağ transferi anlaşılmaz mı? Nasıl doğruluğu teyit edilebilir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Swift transferi ile yapilirsa hemen anlasilir ve kaydedilir. Nakit transfer edilirse cok guvendigin 2 kisiyi oraya toplanti icin gonderip aldirman lazim, bilmem anlatabildim mi?

      8 Milyar dolardan bahsediyoruz. 80 Milyon adet 100 dolarlik banknot eder, agirligi 76 ton ceker. Bir A319-115X-CJ ucagi ile tek seferde rahat gelir. ANA problemimiz olan nakit doviz ihtiyacini da bir sekilde cozmus olur, ama sadece sonbahara kadar.

      Sil
    2. Libyalı verir 8 de verir 18 de verir, bizimkiler olmasaydı Hafter elemanı şimdiye çoktan çiğ çiğ yemişti.

      Sil
  13. Hocam bence ilk dönemde yapılan alt yapı yatırımları yollar vs gerekli idi ancak sonrasında bunun sürekli devamı hatalı bir politika oldu. Sağlık , yazılım , tarım gibi konulara odaklanmamız gerekli idi. Cari açığı düşürecek projelere odaklanılmalıydı. Hammadde ve ambalajların çoğu yurtdışında n geliyor. Yemler bile ithal. Ne yazıkki yerimizde saydık

    YanıtlayınSil
  14. Bence ilk dönemde hatalıydı, kur bu kadar düşük olmalıydı, gerektiğinden fazla baskılandı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ilk donemde kuru baskilamiyorlardi cunku ihtiyac yoktu. Dogrudan ve dolayli yabanci sermaye girisi bu isi MB adina yapiyordu zaten. Hatta doviz girisinin cok yuksek duzeyde olmasi sebebiyle MB TL verip piyasadan surekli doviz cekiyordu. Bu sayede doviz rezervleri duzenli olarak artabilmisti. Yapilan hata giren dovizleri insaata yoneltmek etmek yerine uretim yapip katma deger uretecek kanallara yonlendirmekti. Gecenlerde Ege Cansen yazmisti sanirim, aslinda yapilmasi gereken daha o zamanlarda tobin vergisi koyup fazla doviz girisini sinirlandirmakti cunku bu girisin bir de cikisi olacakti.

      Sil
    2. Kur dusuk olmasi hataliydi evet.
      Ama enflasyonda daha kapsamli ciddiyetli politika izlenebilirdi.
      Mesela pardan sifir atildigi yila girerken 1euro 1.75milyon tl olan kur 2milyona develue edilip 2005de de paradan sifir atip 2ye bolup 1Euro1YTL esitliginde en az 3 yilligina IMFnin de destegi ile butce fazlasi hedefi dogrultusunda asgari ucretin euro tl esitliginde 3 yilligina dondurulup YTL euroya fikslenseydi enflasyonda daha kalici cozum yakalanabilirdi. Ekonomi daha verimli bir hale burunur enflasyonda kalici dusus istikrar kazanir kamu mali dengesi daha guclu yapiya burunur issizlik azalir ve daha uretken rekabetci bir makro ekonomi olusurdu. Ondan sonra da yapisal reformlarla ise koyulurdu.

      Sil
  15. Faiz lobisi yoktur inşaat lobisi vardır

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Insaat lobisine sebep olan sey rant lobisidir, ozellikle Istanbulda.

      Sil
  16. İnşaat ile büyüme olsa yine iyi, ancak yandaşlar ile ve devleti zarara uğratarak projeler veriliyor. Garanti ücretler, döviz üzerinden , İngiltere mahkemeleri refere ederek vs

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu projelerin suresi 25 yillik, doviz uzerinden odeme garantili projeler. Dolardaki yillik enflasyon orani bile dikkate alinmis, her sene odeme miktari artiyor. Torunlarin da gelecegini garantiye almak gerekiyordu malum...

      Sil
  17. Herkes suçlu, insanlar hem yeşil alan istiyorum diyor hem de evim küçülmesin, 1 daire daha alayım, biraz daha büyk olsun deyip, 5 katlı evler 8-10 katlı , 10 katlılar 15 katlı oldu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. cevreyi yok eden projelerden ev alanlar da tam o itiraz edenler. hepimiz sucluyuz

      Sil
  18. Cari açık kapatılacak projelere odaklanılmalıydı. Bir ülkenin kar zararıdır bu cari açık. Bu kadar cari açık vermemeliyiz.

    YanıtlayınSil
  19. Hocam sizin sitedeki yorumlar, çevremdeki tanıdık mütahitler ve bazı esnaf aracılığı ile şunun farkına vardım, Türk bankaları risk ve kredi birimlerinde firmaların derecelendirmelerini yapamıyorlar.

    Ucuz ve uzun vadeli krediyi Türk bankaları sadece binaya veriyor.

    Durum böyle olunca, esnaftan durumu iyi olanlar bir arsa kapatıp mütahit oluyor, binayı bitirince diğer tanıdığı esnafın diktiği bina ile banka aracılığı ile kredi değişimi yapıyorlar. Özet ile, 1 milyon TL ye mal ettikleri binaları 2 - 2.5 milyon TL ye bankaya okutuyorlar, binalardaki daireleri de kiralıyorlar.

    Sistemin kendisi her mahallede bir mütahit yaratıyor.

    Fetö de etkili oldu, benim eski muhasebecim Fetö den hapse girdi. Müşterileri yanında çalışan bir akrabası devir aldı. Bu adamlar korkularından malları mülkleri sattılar, satamayanlar hülle ile evleri kredi ile al-sat yaptı, KGF ile evleri teminatlı krediye çevirdi, paraları yurtdışına aktardılar, bilerek ödemiyorlar, hacizler ile bankaları peşlerinden koşturuyorlar. Para lazım olunca Almanya dan buraya eşlerinin üzerine azar azar aktarıyorlar. Euro da değer kazanınca hepsi köşe oldu. Resmiyette ise, ya devlet memurları, ya işçi.

    Kaç kişi derseniz, benim Kayseri'den bildiğim en az 20 daire parası Almanya ya gitti. Bu adamlar aksi durumda bu malları hayatta satmazdı. Bunlara yasal boşlukları bilen birileri sağlam akıl vermiş, yoksa bunların kafaları bu kadarına çalışmaz.

    Bilmiyorum ne olur.

    YanıtlayınSil
  20. Hocam teşekkürler.
    Eğer böyle giderse 2023'de veya sonrasında kısır döngüye girip sonumuz kötü olacak gibi inşallah en yakın zamanda doğru işler yapar hükümetimiz umut etmekten başka bir şey gelmiyor.

    YanıtlayınSil
  21. ee adı üstünde, liyaKAT hocam.

    YanıtlayınSil
  22. IMF den para gelmiyor,
    SWAP limitleri sonuna geldi,
    ALTIN stokları çöldeki kar tanesi gibi erir.
    1-2 seneye seçim var.

    Geriye ne kaldı?
    Ülkeye para lazım, bu para nerden gelecek?

    Ülkeden çıkan parayı geri getirmek ile bu iş biraz daha sürdürülür.
    Ülkeden son 5 yılda en çok parayı çıkaranlar FETÖ mensupları oldu.

    İktidara yakın yazar çizer takımı FETÖ güzellemelerine başladılar,
    ama onlar suçsuzdu seslerini bir merkez o yazar çizer takımının kulağına yazmaları için fısıldamaya başladı,
    Bahçeli, FETÖ den yargılanan Mümtaz Türköne'yi de ismen anarak kıvılcımı çaktı.

    Geriye bekleyip, el sıkışmalarını beklemek kaldı.

    YanıtlayınSil
  23. Hocam teşekkür ederiz. Aslında konut arzı ve talebi ülke genelinde normal. Ama istambul'da anormallik göze batıyor.

    Tabiki üretim ve gelir getiren sektörlere yatırım çok daha mantıklıydı ama deprem gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Sağlam binalar yapılması iyi oldu.

    YanıtlayınSil
  24. AKPnin yerinde olsam bina guclendirme celik konsursyon gibi mutehahitlik hizmetlerine onem veririm. Insaat bir yere kadar sonucta. Turkiye bir deprem ulkesi. Bunlarin ve halkin binalarin yikilip yeniden yapilmasi olayina gireceklerini sanmam zaten olsaydi suana kadar olurdu.
    Bari depremde hasar gorme ihtimali yuksek binalari guclendirme hizmetleri uzerinden sektor beslenebilir. Hem boylelikle insaat sektoru canlanir hem de depreme hazirlik konutlarin guvenligi guclendirilmesi vs olur.
    Bunun icinde bu sektorde faaliyet gosteren kuruluslar icin vergi avantaji vs olusturularak bina guclendirme celik yapilanma isleri tesviklenebilir.

    Benim aklima mevcut sartlar altinda Insaat-Ekonomi deyince baska bir fikir gelmiyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şeyin aklına karpuz kabuğu sokmak gibi olmasın ama, devlet bina denetlemesi adı altında çürük binaların oturma izinlerini iptal edebilir. Oturanlar ya yeni ev yaptırsınlar, ya da başka yere geçsinler denir.

      Millet biraz bağırır çağırır, akşam bültenlerine boşaltılan evlerin dramları yansır ama inşaat sektörü kurtulur.

      Sil
    2. Benim aklima mevcut sartlar altinda bu geliyor.
      Normali olmasi gerekeni dediginiz gibidir.
      Ama; Bunlarin ve halkin binalarin yikilip yeniden yapilmasi olayina gireceklerini sanmam zaten olsaydi suana kadar olurdu.

      Son tahlilde bina guclendirme celik konsuryon yapmaktan baska bisey yok. Hem insaat sektoru hareketlenir hem de olasi depremde uc bes can kaybi da onlenir

      Sil
    3. Anonim 21:36

      Bir binayı sıfırdan yapmak güçlendirme yapmaktan daha kolay ve daha az risklidir.

      Güçlendirmeyi yapacak teknik ekibin işinde çok titiz ve deneyimli kişiler olması lazım.

      Aksi takdirde güçlendireyim derken daha güçsüz hale getirebilme ihtimaliniz yüksektir.

      Sil
    4. 19.40

      Teknik olarak daha kolay ve daha az riskli oldugu dogru.
      ama yapacak bisey yok. Ortada bir irade yok. Bu isler tek tarafli degil kamu ve halkin dahasi halkinda kendi aralarinda istegi anlasmasi lazim.
      Halk istemedikten sonra yikilip yeni eve hatta daha ufak eve tasinmayi
      Kamu da yikip sorumluluk organizasyon gibi riskli sosyal ekonomik durumlara girmek istemedikten sonra
      Tek care guclendirme kaliyor. Benim aklima mevcut sartlarda bu geliyor.

      Sil
    5. Rant yoksa inşaat işine kimse gözünü çevirip bakmaz. Güçlendirme işinde rant yok.

      Sil
  25. İnşaat sadece demir, çimento değil, çok fazla kişiye doğrudan ve dolaylı olarak iş imkanı sağlıyor. Belediye harçları, mimar ve mühendis kazançları, ev vergisi vs. katma değerli ödemeleri çok fazla. İnşaat sektörü çökerse ekonomi çöker o yuzden bu sektör ve paydaşlarında mutlaka ve mutlaka kontrollü büyümeye ihtiyaç var.

    YanıtlayınSil
  26. Bence Reis İç Anadolu da büyük bir çukur kazdırsın, tüm inşaat sektörü faydalanır, hafriyatı, kepçesi, benzini işçisi filan.

    Seneye de o çukuru kapattırsın, tüm inşaat sektörü yine faydalanır.

    Yetmezse terör var diye tüm Güney Anadolu sınırı dağı taşı duvarla kaplayalım.

    YanıtlayınSil
  27. Hocam bir kararname ile 65+ yaş tüm binaların iskanları iptal edilsin.

    Ülkeyi yeniden inşaa ederiz, işsizlik dip yapar.

    YanıtlayınSil
  28. İlkinde beton duvara çarptık, sonra gene devam ediyoruz, son hızla gitmeye :(
    İkinci kez çarparsak ne diyeceğiz bu sefer :(
    Ellerinize sağlık hocam :)

    YanıtlayınSil
  29. Hovçcam inşaat diğer sektörleri harekete geçirir yerine, diğer tüm sektörler inşaatı otomatik olarak harekete zaten geçiriyor. Yani bugün turizm patlasa otel yapmak için zaten inşaat olacak. Sanayide talep çoğalsa fabrika yapmak için inşaat olacak. Tarımda hayvancılıkta üretime geçsek o çifçi çocuğuna kendine ev yapmak için inşaata harekete geçirecek. Eğitim içi okul, futbol için stad, belediye gelirleri artınca yol köprü olacak, devletin geliri artınca baraj hastane tünel yapılacak. Yani ekonomi dengeli büyürse zaten tüm sektörlerde büyümeye geçer ve eğer denge bir taraf lehine bozulmaz ise tüm katmanlar aynı oranda gelişmeye devam ederler.

    Bence tek bir kaldıraç ile bir sektörü büyütüp diğerlerinin aleyhine bir yatırım önceliği tanınmamalı yoksa yıllardır olduğu gibi herkes çok para eden inşaata girer yada Özal dönemi gibi herkes otel turizm işine girer daha sonrasın da yapılan yanlış bankacılığı herkesin girip batırması gibi olur.

    Bence öncelik değil eşitlik lazım yoksa uzmanlaşma olmuyor. Sebebide hangi sektör çok kazanıyorsa herkes mesleğini bırakıp o işe giriyor sebebide açık yaptığı iş para kazandırmıyor geçinemiyor gelişmiyor ve atıl duruma itiliyor. İnsanlarda geride kalmamak için su tesisatçıların bile bir dönem doğalgaz ı olduğu gibi hemen oraya koşuşturuyor çünkü sürü psikolojisi toplumda hep işe yarar. Kokru ve panik sevk edilen amaca ulaştırmaya kullanıldığı gibi manipüle edilen toplumda algı yaratılarak daha çok kazanacağına inandırılır.

    YanıtlayınSil
  30. Sayın Hocam inşaat sektöründe 150 kalem sektörün büyümesinden nasibini alabilir fakat buradaki abartılı fiyatlar başka sektörleri olumsuz etkilemiyordu. Meselâ 900 bin tl ye ev alan biri kredi ödeyecek ve tatil planlarını askıya alacak böylece turizm sektörü bir müşteri kaybedecek daha az dışarıda yemek yenilecek araba alımı ertelenecek v.s sonuçta başka sektörler daha az kazanacak o zamanda bu diğer sektörlerde bir kırılganlık yaratmazdı?

    YanıtlayınSil
  31. Hocam CDS 100 bandında olsaydı biz bunları konuşuyor olurmuyduk?

    YanıtlayınSil
  32. SWAPLA ÖDÜNÇ ALINAN DOLARI YURTİÇİ YERLEŞİKLERE DEFALARCA SATARAK KURU SABİT TUTMAK NASIL MÜMKÜN OLUYOR? BİRİ VER BENİM DOLARIMI DESE, SEN KÖTÜ YOLDASIN BENİM İSTEDİĞİMİ YAPMAZSAN SANA DÖVİZ YOK DESE; EKONOMİ NE OLUR?

    YanıtlayınSil
  33. Mevcutta ne kadar konut ihtiyacı var, demografi ve sosyolojik değişimlere değişimlere göre gelecekte ne kadar ihtiyaç olacak, mevcut konut stoku nedir, gelecekteki ihtiyacı karşılamak icin ne kadar üretim yapılmalıdır? Sivil toplum kurulusları, toki, tuik, bankalar vs hiçbirinin bu sorulara cevap arayan raporuna rastlamadım. Bence üretici de tüketici de konuta bir ürün gözüyle değil spekülatif bir yatırım aracı olarak bakıyor, problem de bundan kaynaklanıyor. Ürün olarak ele alındığında, ihtiyaç varsa veya olacaksa konut üretimiyle de sağlıklı büyüme sağlanabileceğini düşünüyorum.Siz hiç böyle bir çalışmaya rastladiniz mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef ben de böyle bir çalışma görmedim.

      Sil
    2. genelde deprem sonrası bu tür konulara değinilir. 99 depremi sonrası yanlış hatırlamıyorsam tüm binaların yenilenmesi gerektiği ortaya çıkmıştı, standart dışı yapılar, eski mevzuatlar vs vs. Bir hesaba göre 4 trilyon dolar gerekiyordu.

      Sil
  34. Aynı hatayı birden fazla kez deneyip farklı sonuç beklemekle ilgili çeşitli özlü sözler var, burada tekrar etmeye gerek yok. Biz bunu ilk kez denediğimizde de aslında dünyada bu yöntemin sonuç vermediğini, iyi neticelenmediğini gösteren pek çok örnek vardı ama bir de biz deneyelim, çok süper zeki insanlarız, dünyanın beceremediğini biz kesin beceririz dedik ve battık.

    Şimdi durum daha beter, hem bu yöntemin sonuç vermediğini ve ülkeyi batırdığını yaşayarak gördük, hem de hata yapması mümkün olmayan çok süper zeki insanlar olduğumuz için bu durumu kabul etmeyip aynı yöntemi, bu kez batık bir ülkeyi bir daha çıkamayacak hale getirecek zihni sinir projeleri ile güçlendirerek tekrar deniyoruz.

    Einstein hayatta olsa bu durumu nasıl adlandırırdı bilemem ama 1/3'ü geçici belge ile çalışan ve çoğunluğu hem Karadeniz kıyısından hem de Aziz Nesin'in tanımladığı %60'lık halk kesiminden neşet eden 450küsurbin müteahhit ülke yönetiminde bu kadar etkili olunca bizim oğlan bina okuyor, dönüp dönüp tekrar okuyor. Bu kafayla muhtemelen velilerine "siz bu çocuğu okuldan alın" deninceye kadar da okumaya devam edecek.

    Not: Buradaki "bina" aslında Osmanlı medreselerinde okutulan bir Arapça gramer kitabıdır, kafası fazla basmayan öğrenciler bunu bir türlü beceremeyip habire baştan alırlarmış. Bu özelliği ile de, günümüzdeki yaygın anlamı ile de konuya cuk oturan bir atasözü niteliği taşıyor bence...

    YanıtlayınSil
  35. Ordunun aynı anda 4 kulvarda aktif olması bütçeye büyük yorgunluk getiriyor bence Hükümette doğru-yanlış bunu sonuna kadar finanse etmek zorunda eskiden inşaattı bence şuan ekol Savunma Sanayine kayıyor bunu hem sahada hem ihracatta kullanma gayretinde ama istenilen sıçrama yaşanmadığı için tekrar inşaata dönülecek gibi duruyor bir farkla ama bu sefer doların durumu yüzünden Risklerimizin azaldığı ilk anda ülke sıçrayış yaşayacak bence artı olarak Doğu Akdenizde sözü edilen rezervlerin 10/1 bile Türkiyeye kalırsa yeni bir Lale devri yaşayabiliriz diyorum ben Sizce olurmu Hocam ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Demokrasiyi, kadınlarını, yargıyı, üniversiteyi kaale almayan bir toplumun riskleri azalmaz.

      Sil
    2. Türk Ordusu teknolojisi kuvvetli bir ordu değildir. Biz teknolojiyi dışardan alırız, içerden komşu ülkelere göre kurmay heyetimizin kalitesi ile Ordu başarı sağlar.

      Misal, kurtuluş savaşıdır. Kurtuluş savaşını yapan kurmay heyeti içindekiler de, dışında kalan Osmanlı subayları da iyi kurmaydırlar. Ben 12 sene önce ordudan ayrıldım. Halen Hakkarinin en ucundan, Şırnak, Mardin, Urfa ya Antep sınırına kadar Türk jeopolitiğini iyi bilirim. Topografya ezberimdedir. Bu bize Cumhuriyet dönemi kurmaylarının alışkanlığından geldi. Bölgeye giriş çıkış nereden yapılır iyi biliriz.

      Ondan öncesinde de 1840 larda yeni ordu kurulurken, şimdiki Polonya kökenli çok insan bizim orduya dahil edilmiştir. O ekibin yetiştirdiği kurmaylar, iki profesyonel ordu nesli sonra 1890 larda Kurtuluş Savaşını kazanan ekibi çıkardılar.

      1840 öncesi Osmanlı ordusu bitmişti. 1760 dan beri uzatmaları oynayan bir orduydu. Mısır savaşını kaybetti ordu. Osmanlı 1790-1800 başı gibi de çökecekti. İngiltere ve Fransa, sırf Ruslar Akdenize inmesin arada tampon bölge olsun diye Osmanlıyı ayakta tuttular. Hatta, Rus savaşında silah alsın diye Osmanlının ödeyemeyeceğini bile bile para (borç) desteği de verdiler. Yoksa o paralar verilmezdi. İngiltere ve Fransa ayrılmak isteyen Mısır'ı Osmanlıya bağlı tuttular.

      O nesil ilk tırpanı Çanakkale savaşında yedi, çok kayıp verdik. Kalanlardan Cumhuriyetin ordusu kuruldu, 1930larda. Aynı mantık ile gidersek, kabaca 1980 den sonra bizim çok iyi kurmaylarımızın olması gerekirdi.

      Araya askeri darbeler girdi, ordu kurmay kadrosunda çok kayıp verdi. Alparslan Türkeş'in darbesinde 4000 e yakın kilit önemde subay ordudan atıldı. Son Kenan Evren darbesinde 7000 kişi atıldı. 13 yıldır süregelen Ergenekon ve Balyoz dan sonra kurmay eğitim kadroları, kurmay yetiştiren askeri okullar, askeri hastaneler gitti. İnsanlar askeri hastane deyince bana gülüyorlar, kendi hastanesi olmayan orduda iyi subay göreve talip olmaz. Psikolojik üstünlük verir.

      Bizim kurmay kadrosu bozulmasaydı, büyük ihtimalle 4 yerde aynı anda cephe açmazlardı. 4 cepheyi geçtim, adamlar 1928 de dönemin hükümetine uçak yaptırıyordu. O kadrolar devam etseydi, bizim savaş uçağı ve roket sanayimiz iyi bir yerde idi. Türkiye'den Libya'yı vuracak roketleri yapardık. O tarz kurmay heyeti ne yapar eder hükümeti askeri teknolojiye yatırım yaptırırdı.

      Biz o farkı Rusya İran savaşlarında gördük. Ruslar İran'ı silindir gibi ezerken, bizle epey uğraştılar. İran da öyle bir kurmay heyeti yoktu çünkü.

      Akdenizdeki petrolden pay alacak kadar güçlü bir ordu yok.

      (İlber Ortaylı gibi tarihçiler iyi bilir, Osmanlı 600 yıllık deriz ancak, 450 yıldan sonrası tamamen İngiltere ve Fransanın desteği ile ayakta durmasıdır.)

      Sil
  36. Konut elbette önemli ama sektör çalışanları ve yapan şirketler dışında üretime katkısı yok. Ülkenin tek çıkışının sadece üretim olduğunu görene dek batmış olacağız... Teşekkürler Mahfi bey...

    YanıtlayınSil
  37. Hocam iktisatçı tarih kurumu başkanı atanmış TOKİ Başkanı da merkez başkanı atanır olur biter dert etmeyin

    YanıtlayınSil
  38. Elinize sağlık hocam. Çok güzel anlamışsınız. Peki hocam şuanki düşük konut kredisi ve araç kredisi faizleri ile boçlanıp mal edinmek akıllı bir tercih mi? Şu anda herkes kredi çekip ev ve araba alıyor. İlerleyen günlerde bu faiz oranlarında azalma veya artma olur mu? Sizin bu konuyla ilgili fikrinizi çok merak ediyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İşiniz garanti mi? 3 ay sonra çalıştığınız yerde kalabilecek misiniz? Bunları düşünün.

      Sil
    2. Sn 1347,
      Eğer evin yarısı kadar paranız nakit olarak hazır ise, konut kredisi alın. Mahfi hocamızın yazdığı gibi, iş imkanı önemli. Aldığınız ev TL bazında size kazandıracak. Döviz bazında kaybettirecek. Arada ödemediğiniz kira, kendi evinizde oturmanın verdiği huzur kazancınız olur.

      Eğer, yatırım için düşünüyorsanız, şartlarınıza bağlı olarak değişir. Ben iş yaparken kendime iyi bir muhitten boş kalmayacak ofis yeri aldım. Stopaj avantajı vardı. İşleri oturtunca, çok ucuz bir semtten ofis yerini kredi ile aldım, kira parasının üstüne biraz ekleyip nakit akışını bozmayacak bir seviyede tuttum. Eski ofisimin kirasını da yeni ofisin sabit giderleri için kullanıyorum, bir nevi maliyet düşürüyor, azalan maliyeti de rekabet avantajı için ürün fiyatından indiriyorum, pazar payım artıyor, kazancım artıyor.

      Ne kadar zamanımı aldı derseniz, 12 yılımı verdim.2016 yılında ev fiyatları Mayıs Haziran döneminde aşırı yükseldi, bunu hissettim, birikimler ile yeni bir yer alacaktım vazgeçtim.

      İngiltereye gittim oradan bir yer aldım. Niye oradan aldın derseniz, bankalar konutu çok seviyor kredi verirken. İngiltere deki ofis yerinin kirası ile hem Türkiye'deki işlerin maliyetini düşürüyorum, hem Pound cinsinden varlık değerleniyor, hem de Barclays bankasına kira gelirlerini teminat gösterince bana %4 civarı faiz ile 60 aylık kira kadar nakit kredi anında veriyor.

      Konut yatırımı ciddi bir iş, ince eleyip sık dokumak lazım, sizin şartlarınız çok önemli

      Sil
  39. Sayın Eğilmez, halkımızın zihnine kazınmış konulardan biri de Konutun bir yatırım aracı olduğudur. Bence Yatırım aracı demek kısa sürede aldığın fiyattan daha fazlasına elden çıkarmaktır. Eskiden konutlar kısa sürede alınan fiyatın çok üstünde bir fiyattan elden çıkartılabiliyordu, hemen satılıyordu veya iyi fiyatlarla hemen kiraya verilebiliyordu. Şimdi durum tersine döndü, konut Yatırım aracı olmaktan çıktı, kısa sürede aldığınız fiyattan daha fazlasına satamıyorsunuz ve iyi fiyattan kiraya veremiyorsunuz. Ancak halkımızın zihnine kazınan konut bir yatırımdır dogması silinmedi. Bir zamanlar bilindiği üzere Birleşik Arap Emirlikleri / Dubai de, Katar'da /Doha da çok büyük inşaat projeleri yapılıyordu, dünyada Yatırım yapmak isteyenler buralardan bir kaç konut almak için bir birleriyle yarışıyorlardı. Ev fiyatları a katlayarak artıyordu, tam bir Yatırım balonuydu, balon patlayınca alınan konutlar herkesin elinde kaldı, projeler sonlandı. Aynı şey ABD de / Maimi de de oldu. Ancak ABD durumu idare etmeyi başardı. Dünyada Konutların Yatırım aracı olması çok özel bazı yerler (İngiltere gibi) dışında kalmadı. Bizim Ülkemizde de artık konutlar Yatırım aracı olmaktan çıktı. Ancak insanlarda zihniyet değişikliği kısa sürede olmuyor, 10 - 15 senede ancak düşüncelerimiz değişebiliyor. İnşaat sektörünü aşırı ısıtmadan devam ettirebilirsek sektörü yaşatabiliriz, aşırı ısındığı takdirde, Dubai, Doha, Abu Dabi de olduğu gibi sektörü uzun bir süreliğine bitiririz diye düşünüyorum. Acaba yanlış mıyım?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çoğu gelişmiş ülkenin kalabalık şehirlerinde insanlar konutu kiralanabilir hizmet olarak düşünüyorlar. İş bireysel yatırımcılardan çıkmış durumda bireyler büyük şehirlerin büyük binalarından ev almak istemiyorlar. Daha kırsal alanda, araba ile iş yerine bir saatte gidebilecekleri yerlerden, okul imkanı iyi yerlerden ev alıyorlar.

      Genç nesil, eğer ucuza bir yer denk gelmemiş ise yatırım için evi hayal bile etmiyor. Gelirinin bir kısmını verdiği barınma hizmeti olarak görüyor. Hal böyle olunca, bireysel konut yatırımcısı da o müşterilerin kira ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalıyor, sektöre emeklilik fonlarının konut yönetim şirketleri hakim oluyor.

      Sil
  40. Varlık fonu başkanı devlet yıllık 10 milyar dolar yatırım yapacak Adanaya yeni Tüpraş kurulacak falan açıklamaları olmuş sizce bu seferde ekonomide rus modelli devletçilikmi denenecek hocam ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Onlar doğu akdeniz de bir anlaşma olur, suriye de işler yolunda gider, oralardan gelen petrol bize akar diye 10 milyarlık hesap yapıyorlar.

      Bu işlerin temelinde ordunun gücü yatıyor.

      Bizim Türk ordusunun bölgede üstünlüğü var, ancak, bu üstünlük 4 yıl ile 5 yıl kadar devam edecek, 2025 sonrasında Türk ordusu bölgedeki 4. büyük ordu konumuna düşecek. Hükümetin orduyu her yerde ileri sürmesinin temelinde bu yatıyor. Bir an önce sonuç alınması lazım. Türkiyenin 3 yıl içinde askeri olarak sorunları çözmesi lazım.

      Çözebilir mi? Çözemez. Karşıdakiler blöfü görüyor, dikkat ederseniz eskiden blöf yapmazdık, mesela Suriyeye giriyorum derdik, girmiş gibi etkisi olurdu, bir kaç yıl önce giriyoruz dedik, hatta Cumhurbaşkanı kendi kaç kere giricem giricem dedi, Türkiye'de ise davul zurna ile duyurarak savaşa mı gidilir diye muhalefet eleştirmişti. Muhalefet ve İktidarın görmediği konu ordunun gücünün zayıfladığı idi. Karşı taraf blöfü yemedi, önce taşeron kullandık, yine yemediler gel gel dediler sonunda ordu girmek zorunda kaldı. Rusya ne yaptı? Canı sıkılınca göstermelik 40 askeri şehit etti, isterse 400 tane de şehit ederdi aynı gece.

      Uzun yazdım da, orduyu kullanarak blöf yapmak dönemi bitti. Blöfü yemiyorlar, gel diyorlar. Libya'da da aynısı oldu. Ordu Libya'ya girdi. Şimdi Mısır ben de gireyim dedi. 15 yıl önceki Türk ordusu olsa, Mısır giremezdi. Biliyorlar çünkü, 1 Libya da para yok, 2 bizim ordu güç kaybediyor.

      Niye bu kadar uzun yazdım şundan;

      İktidar bunu göremiyor. Sebebi de ordunun kurmay kadrosunda rasyonel düşünüp, üslubunca üst kurmay heyetleri uyaracak askerlerin hepsi son 13 yılda temizlendi. Kritik yapabilecek sesler ordu da kalmadı, sadece yukarının emri ile hareket eden bir yapıya döndü. Son Genelkurmay Bşk nı da Savunma Bakanı yapılıp, ordu tamamen iktidara bağlanınca iktidarı uyaran da kalmadı.

      O sebeple iktidar savaşı kazanırız veya bir denge unsuru yakalar, petrolü ülkeye akıtırız diyor. Bunu iktidara aktarmak da zor, çünkü bu yapıyı hazırlayanlar kendileri, uyarsan iktidar karşıtısın diye kabul etmiyorlar, alttan onlara gelen rapor daha önemli oluyor. Alttaki de raporu iktidarın nabzına göre hazırlıyor terfi için.

      Sil
    2. Doğrusu ordunun zayıfladığını pek sanmam 3 5 pkklı ile didişip dururduk ama benim anlamadığım oy almak için Rusyayı karşına alman ümmütçi gözükecem diye İsraile çomak sokmak gereksiz dünyada aynı anda hem Rusyayı hem amerikayı aynı anda karşımıza almayı nasıl başardık bilemiyorum orduya milyarlar yatırılıyor şuan mısırda bizden korkmadığından değil onları fonlayanlardan bişeyler koparma derdinde zannımca yoksa tr ile aşık atmayacağını her bir generali zaten biliyor

      Sil
    3. Selam 1856,

      Ordu düşündüğünüzden daha zayıf. Türkiye'nin ayakta durması için ordu en önemli güçtür.

      Kurmay artık yetişmiyor, teknoloji de satın alamıyor, askeri teknoloji üretebilecek bir kapasite ülkede yok. Gerisi zaman meselesi, 3-4 senesi kaldı, nasıl çöktüğünü görüceksiniz. İnsanlar keşke gök kubbe tepemize düşse, yer yarılsa içine girsek de bu durumda olmasak diyecekler.

      La Fontanie masalı gibi geliyor değil mi?
      Gerçekte değil. Sorun Türkiye'de değil. Rusya güçlü bir AB istemiyor. AB'nin mültecilerden ne kadar korktuğunu tüm dünya gördü. Corona öncesinde Türkiye'de mültecileri salmıştı, sonra tutmak zorunda kaldı.

      AB ile Ortadoğu arasında Türkiye güzel bir yastık idi, AB, Türkiye ilişkisinde çok stratejik hata yaptı. O hatanın bedelini ödeyecek. Rusya, Ortadoğu sınırını Türkiye'nin güney ve güney doğusundan, Yunanistan'ın doğusuna çekmek istiyor.

      Böyle olursa 85 Milyon Türk arasında en az 10 milyonu mülteci olarak geçmek isteyecek, çoluk çocuk en az 10 Milyon Türk mülteci ve bunlara eklenen ortadoğulular...

      Kürtleri silahlandırıp, iç savaş ile Doğudan nüfusa süpürme harekatı yapınca, birbirini tetikleyen göçler, AB kapılarına insanları itecek.

      Suriye de bunu çok güzel yaptılar, Afganistan da oldu, Libya da oluyor.

      Türkiye, ordusu zayıflayınca Rusya'ya kan parası ödedi, şimdi de her cephede Batının karşısında. Doğu Akdenizi filan yedirmeyecekler Türkiye'ye,

      Türkiye'yi parçalamak Batı için daha ucuz ve kazançlı.

      Sil
    4. Ben anlamadım açıkcası bu denilenleri, hem diyosunuz ki Rusya güçlü Ab istemediğinden Ortadoğu'nun sınırlarını Yunanistan'a çekecek, yani batı karşıtı bir hamle yapacak, hem de bu, Batı için bu ucuz ve kazançlı bir olay. Birbiriyle çelişmiyor mu bu dedikleriniz?

      Sil
    5. 17.06 youtubeden askeri analiz kasanları az izle sağlığına zarar verir nüfüsu 100 milyona dayanmış bir ülkeye saldıracak saldırılmasına izin verecek başka bir gerizekalı yok ayrıca Rusya avrupaya gaz satmak istiyorsa tr güvende olmak zorunda birde Rusya sağı solu silahlandırıyorda biz napıyoruz ne demek teknoloji satın alamıyoruz yerli sanayiyi korumak için ithalat firen yapılıyor çünkü ümit veren bir sanayi var ülkede ben 15 sene önce ülkenin siha uçak hss yapacağına sıfır ihtimal verirdim biraz güven ülkeye

      Sil
  41. Mahfi Bey,

    Hükumetin benimsediği Keynesyen ekonomik yaklaşım ile iç talep oluşturmaya çalışılıyor.
    Bunun olumsuz tarafı nedir? Neden betona çarpılıyor?
    150 kalem demişsiniz, 150 farklı sanayiyi, üretimi desteklemez mi?
    tam olarak sorun nedir? yazınızdan anlayamadım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazıdan anlamadıysanız buraya yazacağımdan hiç anlayamazsınız.

      Sil
    2. Selam 1732,

      Hükümet, aynı miktarda para ile inşaat işçilerine direk para verip kazma kürek ile toprak kazdırsa ve doldurtsa, inşaat sektörüne bina yaptırmaktan daha hızlı ekonomiyi büyütür ve katma değeri daha yüksek olur.

      Garip geliyor değilmi, garip ama gerçek.

      Sil
    3. Kardeş parayı betona gömdük, bunun ne kazancı var beton bu, 20-30 sene sonra tekrar eskiyecek. Onun yerine üretim yapmalıydık herşey yurtdışından geliyor yem bile , bunların üretebilecek lerimizden biz üretmeliydik. Onun yerine cari açık vermeye devam ediyoruz ve bir avuç yandaş müteahhit zenginimiz var

      Sil
    4. Mahfi Bey kaçamak cevap vermişsiniz. Peki sorumu değiştiriyorum.
      Hangi sektörü lokomotif yapmak gerek?
      sesli düşünüyorum tarım, hayır tarım sübvanse edilir, büyüme lokomotifi olamaz;
      ağır sanayi, çok büyük yatırım gereksinimi var, artı enerji tamamen ithal, mevcut kapasiteyi yavaş yavaş artırmak ve verimliliği artırmak, lokomotif olması lazım ama uzun vadede;
      savunma sanayi, son 10 senede başarılı sonuçlar alınıyor, fakat çok çok küçük, emekleme aşamasında diyebiliriz, uzun vadede belki yedek lokomotiflerden olur;
      teknoloji şirketleri, yavaş yavaş unicornlar çıkmaya başladı, uzun vadede olabilir;
      enerji, türkiyenin batısında her yere rüzgar türbini diktiler ama yetmez, barajlar, nükleer santral vs vs, bence hep ekonominin kara deliği olmaya devam eder.
      Aklıma gelenler bunlar.
      Sorumu tekrarlıyorum sizce Hangi sektörü lokomotif yapmak gerek?

      Sil
    5. Müteahhit misin kardeş? Çok mu stok birikti?

      Sil
    6. Günümüzde elektronik alt sektörü birçok ülke için lokomotif sektör durumunda. Türkiye için imalat sanayii, tarım ve bunların yanında elektronik sektörü üçlü çekici güç olmalı.

      Sil
    7. +yazılım (sermaye gerektirmez)
      +Sağlık(teknoloji kısmı)

      Sil
    8. Yazida anlatmak istediği herşeyin aşirisi risklidir bunu anlamayacak ne var sinekten bu kadar yağ çikmaz anlamayacak ne var

      Sil
    9. Hollondaya bilet al bi git bakalım tarım Lokomotif oluyormu belki fikrin değişir.Benim dedem hollanda emeklisi yıllarca orda çalışmış,bir süre sonra Türkiyeye dönmek zorunda kalmış köy kahvesinde Hollandada boruların içinde toprak olmadan suyun içinde domates falan yetiştiriyorlar hemde dik dik boruları dikip yapıyorlar diye anlatmış,köylü dedeme yalancı lakabı takmış gurbette delirdi sanmışlar bundan 50 sene sonra Türkiye topraksız tarımı keşfedip denemeler yapmaya yeni yeni başladı Tarım sadece 10 dekar yere buğday ekipte 5 ton buğday almak değil adamlar 10 dekarda milyon dolar ciro yapıyor bizde gelecek sene elektrik fiyatları yüzünden tarlaları arpaya çevireceğiz iyi günler dilerim :)

      Sil
    10. sayın anonim 11:46 yazılım sanayi kadar sermaye gerektirir iyi günler :)
      BilGates belgeselleri izleyip yazılım kasmayı hayal etmeyin bilgatesin aldığı eğitimi almak için yıllık 1 milyon dolar sadece okul masrafı var güncel kurdan apartmandan toki üniversitesinde olmuyor

      Sil
    11. Tarım dediniz aklıma bir anı geldi. Her hasat sonrası (bağ, zeytin, fındık), çiftçi paraları alır gelir büyük şehirden daire alır. tabi bunu yapan biraz büyük tarlası olan yapıyor ama halk konutu seviyorsa önü geçilmez sanki.
      Mahdut Mesuliyetli karkas yapı tek eski dairem var. İçinde kendim oturuyorum.

      Sil
    12. 1146, uzun yıllarım yazılım sektöründe geçti, yazılım sektörü kadar büyük sermaye isteyen çok az sektör var, otomotivden bile daha büyük sermaye ister.

      Siz yazılım sektörü içinden yükselen bir kaç tane düşük sermayeli firmayı örnek görüyorsunuz.
      O firmaların çalıştırması gereken insanın kapasitesi, eğitimi, okul imkanları, okul sonrası yetişmeleri, dünya çapında iş yapabilmeleri, hiç yapılmayan bir iş koluna yıllarca kanalize edilmeleri, yıllar süren emeklerin boşa gitmesi sonra yeniden başlanması, sermaye sahiplerinin fikir sahibi değil proje sahibi olmaları bunlar hiç ama hiç ucuz değil.

      Sil
    13. 15:32 ve 18:40 (tabii aynı kişi değilseniz) Amerika'da yazılım konusunda ders verdim orda çalıştım start up projelerim oldu, şunu anlamanız lazım ( tabii anlayabilirseniz) önemli olan fikir ve projedir, sermaye gerektiğinden fazla bulunur, bize girişimci ruhu lazım ama daha çok o yok bu yok diyen herşeyi bildiğini zanneden tuz ruhu var. Girişimci olun fikir bulun sonra sermaye bulamazsanız benimde dahil olduğum melek yatırımcılar var gelin bize. Ama az boş konuşmayı seversiniz yazılımdan çok anladığınızı da hiç zannetmiyorum.

      Sil
    14. Yazılım sermaye gerektirir diyen arkadaşlar bana iletşim bilgilerini versinler bi tartışalım bakalım belki benim yıllardır görmediğimi gören dahiler vardır, bişeyler öğrenirim, öğrenmenin yaşı yoktur.

      Sil
    15. Yazılım sektörü otomotivden fazla sermaye ister diyen arkadaşa Allah akıl fikir versin. Bi hindistana falan baksın. Cahil millet ile uğraşmak zor be.

      Sil
    16. 18:40 fikir gerekli fikir, o fikir için de beyin lazım beyin. Onlar için sermaye gerekmez, onlar yoksa konu başka. Fikir bulduktan sonra para bulunur, o parayı bulmak da yine beyinle alakalı, eğitim gerekiyor o da beyin ile alakalı, çoban olup Cumhurbaşkanı olan da var. Biraz ufkunuzu açın

      Sil
    17. 15:32 bilgi kirliliği yayiyorsun. Hangi yorumunu duzelteyim bilemedim. Senin gibiler ülkeye olan umudunu azaltiyor.

      Sil
  42. Türkiye kendi oturduğu evden başka yatırım amaçlı ev almayı yasaklamalı böylece yatırım yapacak kişiler sermaye bulabilir tabi inşaat işini milli spor olarak yapan bir ülke bunu yapar mı? Kendi önerime kendim güldüm.

    YanıtlayınSil
  43. Hocam yatırım amaclı konut alanlar neden konutu altına tercih ediyorlar,burada kültürel bir şey var,inşaat ve arsa bizim milli sporumuz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Faizi düşürüp vadeyi uzatınca başka alan kalmadığı için zorunlu spor oluyor.

      Sil
  44. Hocam bu kredi faiz oranları çok çok uygun,alınan konutun kira bedelinin üzerine bir miktar daha para konulduğunda konut bi kaç yıl sonra bedavaya gelecektir zira yüksek enflasyon kredi taksidini zaten ilk taksidden itibaren kemirmeye başlayacak..

    YanıtlayınSil
  45. Mahfi hocam siz Ağustos 1969'da, yani 19 yaşındayken, Woodstock Rock Festivali'ne (New York'a) gitmişsiniz, doğru mu?

    Bu muhteşem konserde olmanız büyük bir ayrıcalık. Fotoğraflarınızı instagram'da paylaşır mısınız?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1969'da dünya bugünkü gibi değildi. Öyle ben konsere gideceğim diyene (konser sahibi kendisi değilse) döviz vermezlerdi. Yurt dışına çıkışlar izne tabiydi. Herkes gidemezdi. Bu sadece Türkiye'de değil 10 - 15 zengin ülke dışında bütün ülkeler için böyleydi.

      Sil
  46. Hocam bizleri her daim aydınlattiğiniz icin oncelikle tesekkur etmek istiyorum. konut fiyatlari düşüş ve yükselişleri için dolar bazlı olarak mı dusunmemiz gerekli ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Konutu aldığınızda ödediğiniz parayı o günün kuruyla hesaplayıp not edin. İleride bakıyorsunuz konutun değeri 2 kat artmış görünüyor. Ama o değere aldığınız kiraları da ekleyip dolara çevirince bulduğunuz TL karşılığı dolar değeri ilk yazdığınız değerin altındaysa kazancınız yok demektir.

      Sil
  47. Birincisi ve en önemlisi şudur. Zaman para insan kaynağınınızı aktardığınız alan yüksek teknolojinin olduğu bir alan mıdır? Çünkü yönünüz teknolojiye yakınsa bu yeni teknolojileri de bulabilmenizi sağlayacaktır. Mesela dijitalleşmeye yoğunlaşırsanız bu tercihiniz sadece var olan teknolojiyi kullanmanızla kalmaz işin doğası gereği siz de bu alanda yeni buluşlar yapacaksınız demektir. Bu da ekonomik ilerlemeye vesile olur.Bir elbise fabrikanız varsa bu alanda teknolojik bir buluşunuz olmaz çünkü bu iş teknolojik ilerlemeye yönelik değildir böyle işlerde zaten arge çalışmaları yapılmaz. İnsanlarınız da hangi alanda daha çok gelecek varsa ve siz neyi teşvik ediyorsanız o alanın bilgileriyle veya gerekleriyle donanmış olur.İkinci husus hepimiz gelir adaletsizliğinden yakınırız ve bunun parasal bir olay olduğunu düşünürüz. Halbuki gelir adaletsizliği ülkenin üretim durumuna bağlıdır. Mesela bir ülke tarımda ilerideyse üretimi bol olur gıda ucuz olur herkes geliri ne olursa olsun kaliteli ve bol gıdaya erişir.Çok para kazanmak önemli olmaz. Karnı doyduktan sonra da kalan geliriyle ev araba vs alabilir. Tersi olur da ülke çok önemli ürünleri üretemez veya bilgi teknoloji vs. yetersizliği sebebiyle pahalıya üretirse insanlar pahalılık dolayısıyla talebi düşürür. Teknoloji zayıf ülkelerde gelirler zaten az olduğundan borçla krediyle gelirlerini arttırmaya çalışıp harcama yapmak talep ettiklerini bu şekilde almak zorunda kalırlar.bunun da bir sonu vardır. Bunun için kaynaklar ilk önce teknoloji tarım vs.alanlarına gitmeli biri toprağı ekip üretirken diğeri teknolojiyle gelir yaratmalıdır. Bu şekilde oluşan bollukta ucuzluk olur gelir adaletsizliği de olmaz. Yani herkes lüks yaşayamaz ancak temel ekonomik gereksinimlerini elde eder.
    Üçüncüsü halkımızın konut talebini devlet TOKİ vasıtasıyla karşılamalıdır. İnsanlar bankalara faiz ödeyerek ülke kaynakları faize yatırılmamalıdır. Bu konut vasıtasıyla bankalar faizler yoluyla iyi gelir elde ettiler ve konut fiyatları evler bankaya ipotekli oldukça da daha fazla arttı. Çünkü hiçbir alacaklı ipotek ettiği metanın fiyatının düşmesine müsaade etmez. Burda oluşan haksız kazanç arsa rantı konut fiyatının artması faiz rantı vs. TOKİ devreye daha fazla girerse bunların önüne geçilmiş olur. TOKİ veya devletin maksadı kar olmadığı için ev fiyatlarını devlet gereğinden fazla arttırmaz bu sektör daha sağlıklı olur haksız kazancın önüne devlet geçmiş olur. Bankalar da esas görevlerine döner ve ucuz faizleri teknoloji tarım gibi alanlarda ilerlemeye çalışan firmalara yönlendirir. Biz insanlar müteahhitlik yapmasın gelir elde etmesinler demiyoruz. TOKİ ev yapsın insanlar inşaatte çalışsın devlete borçlarını ev alanlar ödesin. Ev sistemi böyle olsun bu alandan yüksek kazancı uzaklaştırmalıyız.gelirleri ve teşvikleri bu alanda arttırırsak insan kaynağımızı firmaların ilgisini teknolojik ilerleme yerine buraya yöneltmiş oluruz. Müteahhitlik yapmak isteyen yapsın tabii ki müteahhitten de dileyen vatandaş evini alsın bizim dediğimiz ekonominin yönüyle ilgili. Son olarak şunu da söyleyelim insanların para biriktirerek ev almaları gerekir. biriken paralar böylece ülkeye kaynak olur bu da iyi bir planla ülkenin geleceğini inşa edecek alanlarda kullanılır. Bir insan 10 sene para biriktirip ev alsa 10 sene boyunca tasarrufu ülkeye kaynak olmuş olur.Ev fiyatları da böylece birden oluşan geçici taleple rayından çıkmaz daha istikrarlı olur. Kredi ise gelecekteki birikimlerimizi maalesef bugünden elimizden alarak tasarrufların önüne geçiyor ve ödenen krediler yeni krediler oluşturarak bu döngüye neden oluyor. Tasarruf olmayınca veya eldeki kaynaklar da yüksek teknolojiye gitmeyince mevcut iş alanlarındaki maaşlar gelirler de artmıyor ve -Allah hiçbir zaman göstermesin- durgunluklar krizler olabiliyor.

    YanıtlayınSil
  48. Türkiye'nin 1 yıl içinde çevirmesi gereken 169 milyar dolarlık borç döndürmesi var. Rezerv 90 milyar dolar. Borç çevirme oranı %53. Bu en az %100 olması gerekir. Yüksek bir dış finansman ihtiyacımız var. Rezervimiz yeterli değil ve yurt dışından para gelmiyor. Bu durum TL'de değer kaybının devam etmesine sebep olabilir. Haksız mıyım hocam ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Rezerv 90 milyar olaydı borç çevirme kolay olurdu.

      Sil
  49. Hocam inşaat üzerine dayalı bir sistemle birlikte ekilebilir arazilerin azalması söz konusu özellikle bir dönem avrupanın çiftçisi konumunda olan Türkiye bugün o konumdan maalesef çok uzak bunu pandemi döneminde de bir kez daha görmüş olduk.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Önce Avrupanın ucuz çiftçisi,
      Sonra Avrupanın ucuz işçisi,
      Yakında Avrupanın mültecisi dersek daha doğru olur.

      Bugün start verildi.

      Dünyanın gözünde, Bağdat ve Şam'daki bir ev ne kadar değerliyse,
      İstanbul daki bir ev de o kadar değerli.

      Sil
    2. 1754 Kardeşim, sen mi kurtarıcan memleketi?
      Ayasofya cami yapıldı.

      Hemen Çin'den sipariş ver Ayasofya yüzüklerini, getirt hemen 5-10 bin tane, internetten sat.

      Millet fetih suresi yazan bilezik arıyor, sen ne diyorsun?

      Sil
  50. Hocam bence inşaat lobisi nin ekonomi ye açtığı sıkıntıların çok daha büyüğünü çevreye veriyor, her yer beton oldu, mahvoldu çevre. Mikonos a gidin bir tane otel yok tamamı butik her yer boş alan. Ne zaman çevre bilincini önceliklendireceğiz?

    YanıtlayınSil
  51. Hocam iyi akşamlar farklı bir konuda sorum olacak cumhuriyet tarihinde tl nin dolar karşısında daha değerli olduğu yani 1 doların 1 liradan daha düşük olduğu dönem oldu mu olsuysa tarihini söyleyebilir misiniz??

    YanıtlayınSil
  52. Selam Hocam,

    Patagonya'da da inşaat ile büyüme çabası konuşuluyormuş.

    Oranın gerçek meselesi İnşaat ile büyümemi değil mi, düşük faiz ile varlıkların değer kaybetmesi mi değil mi, işsizlik oranının seviye hesabı mı değil mi gibi teknik konular değilmiş.

    Patagonya'nın başkanına, yürürlükte olan bazı yasalar ile ilgili çeşitli düşünce kuruluşları, bağlı oldukları Başkan danışmanları aracılığı ile düzenli raporlar sunarmış.

    Haziran ayı içinde tam 12 adet rapor sunulmuş kendilerine. Bu raporların 10 tanesini hazırlayan düşünce kuruluşları Patagonya'nın çeşitli cemaatleri tarafından finanse edilen, cemaat mensuplarınca yönetilen derneklermiş.

    Demokratik Patagonya'da yaşadığını düşünen Patagonya halkı, demokrasi ile ilgisi olmayan cemaatlerin yönetiminde olduğunu bilmezmiş. Yıllar sonra önüne konulacak sözde sandığı beklermiş.

    Patagonya'nın meselesi cemaatler ile büyüme çabasıymış,
    Çok şükür Türkiye'mizin öyle bir sorunu yok.

    İnşaat serin ve güzel bir konu tabii...

    YanıtlayınSil
  53. "Gerçekleri söylemekten korkmayınız!"

    Mustafa Kemal Atatürk

    YanıtlayınSil
  54. yerli arabaya kredi işide buraya kadar sürdü ..ikinci el konutta uçuk destekler bitti .. muhteşem bir enflasyon pişiyordu mutfakta .. artık ne olur S&P 3 yıl arka arkaya %9 enflasyon verdi ..bunada şükür keşke öyle kalabilse ..

    YanıtlayınSil
  55. Hocam, Avrupa'da deprem tehlikesi, depremlerin yaratacağı ekonomik çöküş, büyük can kayıpları riski bizdeki kadar değil. En azından bunda iyileşme oluyor. Benim asıl sevindiğim bu konu. Diğer mesele de inşaatla büyüme ülkenin katma değerli ürünlerini zamanla basitleştiriyor ve ihracat yapmak enayilik oluyor. Bu nedenle de inşaat iki yüzü keskin bıçak.

    YanıtlayınSil
  56. Hocam bu durumda ev almak için doğru bir zamanlama. Doğru mudur? Çünkü dediğiniz gibi faizler yükselince oturacak ev de alamayacağız. Veya faizler yükselince talep(dolayısıyla ev fiyatları da) düşeceğinden maliyet açısından fark eden bir şey olmayacak mı?

    Sevgiler
    Saygılar

    YanıtlayınSil
  57. Merkez bankası yıl sonu enflasyon tahminine güvenerek bir takım yatırımlar yapmak .... Merkez bankası döviz rezervlerine bakarak yatırım yapmak ... yatırım yapmak için tüik verilerini incelemek...yatırım yapmak için berber yusuf abiyi dinlemek.... sevgili mafih hocam gelişmiş ülkelerde insanlar yatırım yapmsk için nelere güvenerek hareket eder ...yatırım yapmak için

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...