14 Aralık 2011 Çarşamba

Dünyanın Hasta Adamı Avrupa

Bu kaçıncı umut bağlanan zirveydi hatırlamıyorum. 24 diye bir söz dolaşıyor etrafta ama kimse emin değil. Bilinen tek şey Avrupa’nın borç sorununu çözmek için birçok zirve yapıldığı ve bunların hiçbirinden istenen sonucun çıkmadığı. Avrupa’nın borç batağı içinde bunalan altı ekonomisi İtalya, İspanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan ve İrlanda olarak sıralanıyor. Bunlar arasında borç yükü en düşük olanı İspanya, ama onun da başka sorunları büyüdüğü için borç yükü düşük olsa da etkisi yüksek oluyor. Bu ülkelerin toplam olarak 5,3 trilyon dolara ulaşan kamu borç yükü oranları (kamu kesimi borç stoku/GSYH) sırasıyla şöyle: İtalya % 121, İspanya % 67, Belçika % 95, Portekiz % 106, Yunanistan % 165 ve İrlanda % 109. Bu altı ülkenin toplam borç yükleri GSYH’ları toplamının % 103’ünü oluşturuyor. Bu ülkelerin 2012 – 2013 yılları boyunca çevirmeleri gereken borç servisinin ülkelere dağılımı da şöyle: İtalya 793 milyar dolar, İspanya 448 milyar dolar, Belçika 146 milyar dolar, Portekiz 66 milyar dolar, Yunanistan 129 milyar dolar, İrlanda 60 milyar dolar. Bu altı sorunlu Avrupa ülkesinin borçlanma faizlerini de sıralayalım: İtalya % 7, İspanya % 6, Belçika % 5, Portekiz % 13, Yunanistan % 34, İrlanda % 8 (Bu verileri IMF WEO September 2011 veri seti, OECD veri seti ve Financial Times’da yayımlanan tablolardan yararlanarak derledim.)

Bu görünüm bize hastalığın ne olduğunu net bir biçimde gösteriyor. Bu ekonomiler bu oranlarla borçlanmaya devam ederlerse bırakın bu borçların anaparalarını faizlerini bile geri ödemekte çok zorlanırlar. Buraya kadarki verilerde dikkati çeken konular şunlardır: (1) İspanya ve Belçika dışındaki 4 ekonomi GSYH’sının üzerinde borca sahiptir. Belçika bu konuda limittedir. Borç yükü açısından en rahat görünen ekonomi İspanya’dır. (2) En ağır borç yükü altındaki ekonomi olan Yunanistan’ın bu sorunu tek başına çözmesi imkânsız, dış destekle çözmesi ise olağanüstü zor görünmektedir. (3) Bu altı ekonominin önümüzdeki iki yıl içinde bulması gereken toplam finansman miktarı 1,6 trilyon dolardır. Yalnızca İtalya’nın çevirmesi gereken borç tutarı 793 milyar dolardır. Bu, aşağı yukarı Türkiye’nin GSYH’sına eşit bir tutarı işaret etmektedir. (4) Bu büyük açmaz borçlanma faizlerini inanılmaz düzeylere sıçratmıştır. Yunanistan’ın borçlanmayla finansman bulma imkânı kalmamış, Portekiz için de bu kapı neredeyse kapanmıştır. Çünkü bu oranlarla alınan borçların geri ödenme imkânı yok gibidir. İtalya için yüzde 7 faiz oranıyla borçlanmak ise karabasandan farksızdır. (5) Euro’nun para birimi olarak itibarını kaybetmesinin altında bu yüksek borç yüklerinden çok önümüzdeki iki yılda ödenmesi gereken borç servislerinin tutarı ve inanılmaz oranlara yükselmiş olan faiz oranları yatmaktadır.

AB Liderler zirvesinden beklenen kararların çıkmaması, geleceğe dönük beklenti yaratmaya yönelik mesajlar ve düzenlemelerle yetinilmesi çözümü zaten çok zor olan bu tabloyu çözümü neredeyse imkânsız bir sorun haline getirmiştir. Sorunun çözümüne yardımcı olacak tek yol IMF’nin bu ülkelerin borçlanmalarının bir bölümüne garantör olmasıdır.

Daha önce yaptığım önerimi bir kez daha tekrarlamak istiyorum. IMF, belirli programları uygulamaları kaydıyla bu ülkelerin borçlanmalarının belirli bölümüne (% 20 ya da 30 gibi) düşük bir komisyon alarak garantör olmalı ve böylece bu ekonomiler piyasadan makul faizlerle borçlanıp borçlarını çevirebilecek konuma gelmelidir. Bu sorunun bundan daha rasyonel ve kestirme bir çözümü yoktur ve bu çözüm ilave kaynak kullanmaya yol açmayacaktır.

2 yorum:

  1. Bu borç yükü ve borç çevirme servisi bizde olsaydı Medya nederdi acaba?.Biz onları zengin zannetmiştik oysa onlar birbirlerini borçla çevirmişler.

    YanıtlaSil
  2. Bir yerde, başlangıçta bir nüve olarak başlayan bir olumsuzluk, basiretli davranıp korkusuzca üzerine gidilip hal yoluna konmadığı sürece, küçük bir odak ile başlayıp daha sonra içinden çıkılmaz hale gelen o sorun, ortadan kalkmış olmuyor. Ekonomist değilim ama, kitaplarda saklı bunca iktisat teorisi ve iktisatçı varken medeniyet, aydınlık, kalite gibi kavramlara referans gösterdiğimiz Avrupa ülkelerinin, içine düştükleri bugünkü ekonomik çıkmazın sorumluluğunu, ekonomi biliminden farklı başka bir şeyde aramalı diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...