9 Ekim 2012 Salı

Dünyanın Ekonomik Görünümü Değişiyor mu?


Aşağıda IMF World Economic Outlook’tan yararlanarak hazırladığım bir tabloyu sunuyorum. Tablo dünyanın ekonomik görünümünü son iki yılda karşılaştırmalı olarak veriyor. Üst bölümde 2010 yılı görünümü alt bölümde de 2011 yılı görünümü var.  

Öncelikle 2011 yılı görünümünü basit biçimde açıklamaya çalışayım. Dünyayı 100 kişiden oluşan, toplam geliri 100 dolar olan bir köy olarak hayal edersek Köydeki nüfusun 15’inin gelişmiş ekonomiler adıyla, 85’inin ise yükselen ve gelişen ekonomiler adıyla sınıflandırıldığını görürüz. 15 kişilik gelişmiş ekonomiler 100 dolarlık köy gelirinin 51,1 dolarını alıyor buna karşılık 85 kişilik yükselen ve gelişen ekonomiler ise 100 dolarlık köy gelirinin 48,9 dolarını alıyor.

DÜNYA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ
2010
Sayı
GSYH Payı (%)
Nüfus Payı (%)
Toplam Ekonomi
184
100,0
100,0
Gelişmiş Ekonomiler
34
52,3
15,0
     ABD
19,7
4,5
     Euro Bölgesi
14,6
4,8
     Japonya
5,8
1,9
Yükselen Ekonomiler ve Gelişen Ekonomiler
150
47,7
85,0
     Çin
13,6
19,7
     Hindistan
5,4
17,8
     Rusya
3,0
2,1
     Brezilya
2,9
2,8
     Türkiye
1,0
1,1
2011
Sayı
GSYH Payı (%)
Nüfus Payı (%)
Toplam Ekonomi
186
100,0
100,0
Gelişmiş Ekonomiler
35
51,1
15,0
     ABD
19,1
4,5
     Euro Bölgesi
14,3
4,8
     Japonya
5,6
1,9
Yükselen Ekonomiler ve Gelişen Ekonomiler
151
48,9
85,0
     Çin
14,3
19,6
     Hindistan
5,6
17,6
     Rusya
3,0
2,1
     Brezilya
2,9
2,8
     Türkiye
1,0
1,1

2011 yılı görünümüne göre gelişmiş ekonomiler içinde yer alan Amerikalılar kişi başına 4,3 dolar, Euro bölgeliler 3 dolar, Japonlar ise 2,9 dolar elde ediyor. Buna karşılık yükselen ve gelişen ekonomiler arasında yer alan Rusların eline adam başına 1,42 dolar, Brezilyalıların eline 1,03 dolar, Türklerin eline 0,91 dolar, Çinlilerin eline 0,73 dolar, Hintlilerin eline 0,32 dolar, geçiyor.

Oldukça adaletsiz bir dünya ekonomik görünümüyle karşı karşıya bulunuyoruz. Buna karşılık 2010 yılının görünümüyle karşılaştırdığımızda adaletsiz görünümde hafif de olsa bir düzelme gözlemlenebiliyor. İşi biraz daha geri götürüp de 2005 yılındaki dünya ekonomik görünümüne bakarsak 2010 yılı görünümüyle bire bir aynı olduğunu görürüz. Demek ki 2005’den 2010’a kadar pek bir şey değişmemişken küresel krizin etkisiyle son bir yılda değişiklikler olmuş. Bunda yükselen ekonomilerin ve gelişmekte olan ekonomilerin küresel krize daha dayanıklı bir yapıda olmalarının ve krizi daha az hasarla geçirmelerinin önemli etkisi var.


21 yorum:

  1. Gelişmiş ülkelerin ekonomik ve mali alt yapısı güçlü olduğu için reaksiyonlara hızlı bir şekilde çözüm bulabiliyorlar. marifet, iltifata tabidir. Güzel yazınız için teşekkür.

    YanıtlaSil
  2. Hocam sizce bu adaletsizlik düzelir mi, ya da düzelmesi için neler yapılabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte Çin ve Hindistan ABD'nin çok önündeydi. Dolayısıyla zamanla bu görünüm değişecektir. Bu konuda bir yazım var. http://www.mahfiegilmez.com/2012/06/ekonomilerin-yukselisi-ve-dususu.html

      Sil
  3. hocam,gelişmekte olan ekonomilerin küresel krizden daha az zararla çıkmalarını nasıl açıklayabiliriz?Gelişmekte olan ülkelerin hepsimi doğru hareket etti?yada gelişmekte olan ekonomiler küreselleşme noktasında daha geride oludukları için mi daha az bir zararla atlattılar bu krizi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun bence görünen en önemli nedeni gelişmekte olan ülkelerde finansal varlık yaratma sisteminin ve bu tür varlıkların alım satımının henüz gelişmemiş olmasıdır. Reel varlıkların kağıda bağlanarak sunulması işlemi balonların oluşmasında önemli rol oynuyor.

      Sil
  4. Türkiye yuzde 8 büyüdü iyi hoş da bunun çoğu montaj sanayi sayesinde.Ne zaman katma değeri yüksek ürünler üretirsek o zaman gerçek büyüme sağlanabilir.1960'larda otomobilde 11 bin adet olan montaj sanayi bugün 1.2 milyon

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyümek iyidir, montaj sanayii de sanıldığı kadar kötü değildir. Kötü olan 1960'dan beri montaj yapıp dünyada marka olabilecek bir araba üretememiş olmaktır.

      Sil
  5. Hocam gelişmekte olan ekonomilerin krizi daha hafif atlatmalarında, gelişmiş ekonomilere göre daha fazla kayıt dışı ekonomilerinin olması etkili olabilir mi? Kriz zamanında kayıt dışı ekonomi bir miktar tampon görevi görmede etkili midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka etkisi vardır. Bir de krizlerden oransal olarak fakirler ama mutlak değer olarak zenginler daha fazla etkilenir.

      Sil
  6. Ustadim
    Nufusun bu belirlemede ciddi etkisi oldugunu saniyorum
    Aksi halde dunyanin 2 nci buyuk ekonomisi Cin halkinin eline 0.73 usd gecmesi nasil izah edilebilri ki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişi başına gelir toplam gelirin nüfusa bölünmesiyle bölündüğü için nüfusun çok olduğu yerde kişi başına gelir düşecektir.

      Sil
  7. Hocam elinize sağlık, ülke ekonomisi ve dünya ekonomisi gelir dağılımı bu kadar özet anlatılabilirdi ancak.
    Teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  8. "Bunda yükselen ekonomilerin ve gelişmekte olan ekonomilerin küresel krize daha dayanıklı bir yapıda olmalarının ve krizi daha az hasarla geçirmelerinin önemli etkisi var."
    genel olarak krizleri gelişmiş ya da büyük ekonomilerin çıkardığını söylersek hızlı giden otomobil kaza yaptığında haliyle daha büyük hasar alacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ama onun savrularak çarpmasıyla ötekilerin de hasar alması beklenir.

      Sil
  9. Hocam,
    Yazınız için teşekkür ederim. Yazınızı okurken Yeni Kurum İktisat'ın birkaç açıklaması geldi aklıma. Kısaca bunlara değinerek katkı yapmak isterim.
    Gelir dağılımı adaletsizliğinin uluslararası boyutta mutlaka birçok nedeni vardır. Ancak ben meseleyi kurumsal düzenlemelerle ilişkili bir sürecin yansıması olarak değerlendiriyorum. Yeni Kurumsal İktisat (YKİ)'ın temel birkaç sorusundan biri de şudur: Milli gelirleri, istihdam oranları, sanayi yapıları veya coğrafyaları birbirine yakın olan ülkeler neden farklı oranda iktisadi büyüme sonuçları elde ediyorlar? YKİ bu durumu her ülkedeki resmi ve gayriresmi kurumsal gelişme yolunun farklı olmasına bağlıyor. İktisadi birimler her ne kadar niyetlerinde rasyonel olmaya çalışsalar da eksik sözleşmeler, işlem maliyetleri, fırsatçılık, sınırlı rasyonalite, eksik tanımlanmış ve/veya hükme bağlanmış mülkiyet hakları ve eksik bilgi nedeniyle kurumlarını, çıkarı en fazlalaştıracak şekilde tasarlayamıyorlar. Kurumlar, belirsizliği azaltmak ve yaşanılan çevreyi kontrol altına alabilmek için tesis edilen yazılı/yazısız bütün kısıtları ifade ediyor. Alt kısımlarına girmeden kurum örnekleri olarak; gelenekler, siyasal yapılanma, ticaret kanunu, yargısal düzenlemeler verilebilir. Burada esas olan, kurumların uygulama biçiminin siyaset yollu olmasıdır. Kurumların tasarımı, bu tasarımın zaman içerisindeki değişimi siyaset mekanizması ile mümkündür.
    Bu noktadan sonra lafı daha fazla uzatmadan, yazınızla kurduğum bağı şu şekilde özetleyebilirim. Gelir dağılımından, gelire yaptığı katkı kadar pay alamayan ülkelerin, kurumsal yapılarının bireysel çıkarları en fazlalaştıracak şekilde tasarlanmadığını; bu ülkelerdeki siyasi yapılanmanın,insanlarının bu duruma aksi bir tutum takınmasına izin vermediğini; bu durumun, kurumsal yapıları göreceli olarak daha iyi tasarlanmış ülkeler tarafından fark edilip rekabet güdüsü çerçevesinde kullanıldığını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bn de bu değerli katkınız için teşekkür ederim.

      Sil
  10. Hocam, size bir sorum olacak.

    Değişen dünya düzeni içerisinde son yıllarda Türkiye'ye gelen yabancı sermayenin arttığını, nitelikli yerel firmaların yabancı sermayeler tarafından satın alındığını ve satın alınamayan bir çok yerel firmanın da ekonomik zorluk içerisinde olduğunu, hatta iflas ertelemelerin arttığını görmekteyiz. Aynı paralel de; Avrupa ve Amerika'nın da zor dönem geçirdiğini görmekteyiz.

    Dünyadaki bu ekonomik sıkıntının; Mikro düzeydeki finansal sıkıntıların çokluğu ve dolayısıyla Makro düzeyi etkilediğini söylemek doğru olur mu? Bu sıkıntıların tüm dünya'da firmalara ağır yük getiren banka kredilerinin artık çevrilebilir olmaktan çıktığını düşünebilirmiyiz? Bu ekonomik sancıları; artık kapital sistemin yerine yeni bir ekonomik sistemi arayışın geçiş sancıları olarak görebilirmiyiz? Dolayısıyla, Dünya yeni bir ekonomik sistemin arayışı içerisindemidir?

    Saygılarımla,
    Bekir TEVER

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...