23 Şubat 2013 Cumartesi

Kur Savaşları


Ekonomide bebek sanayiler tezi diye bir tez var. Bu teze göre bir ülkede yeni kurulmuş bir sanayi dalı uluslararası rekabete açılmadan önce bir süre gümrük vergileriyle veya kotalarla ya da başka yollarla korunmalıdır. Aksi takdirde henüz gelişemeden uluslararası rekabete açılırsa ayakta kalamaz, yıkılır. Bu tıpkı bir erkek aslan yavrusunun başlangıçta annesinin yakın koruması altında kalması gibidir. Büyüyüp, geliştikten ve başkalarıyla rekabet edebilecek aşamaya geldikten sonra sürüden ayrılır ve kendi sürüsünü oluşturmaya çalışır. .

Ekonomide bir de İngilizcesi beggar thy neighbour olan bir uygulama var. Türkçeye “komşudan dilenme” olarak çevrilebilir. Bu politikanın özü korumacılık uygulamalarına dayalıdır. Ödemeler dengesi sıkıntısı çeken, ya da başka bir ekonomik dengesizlikle karşılaşmış olan bir ülke bu dengeleri, başka ülkelerin ödemeler dengesini ya da başka ekonomik dengelerini bozacak bir takım düzenlemelerle düzeltmeye çalışıyorsa buna komşunan dilenme politikası adı veriliyor. Örneğin yüksek ithalatı nedeniyle cari açık veren bir ülke, ithalatını düşürmek için kota, tarife, ya da kur düzenlemelerine girişiyor ve bunların sonucunda ödemeler dengesini başka ülkelerin dengelerini bozacak şekilde düzeltmeye çalışıyorsa uyguladığı bu politikaların tümü bu adla anlıyor.

Bebek sanayiler yaklaşımı ithal ikamesi modelinin bir parçasıdır. Bir malı ithal edecek yerde ülke içinde imal etmek için o malın ithalatını kısıtlayıcı önlemler uygulamak biçiminde kendisini gösterir. Eğer ekonomide bir veya birkaç mal için böyle bir uygulama söz konusuysa gümrük vergileri ya da kota uygulamaları bu amaca hizmet eder. Eğer ekonominin tümü için böyle bir uygulama söz konusuysa o zaman bunlara ek olarak kur düzenlemeleri gündeme gelir. Bu düzenlemeleri geçmişte Türkiye’nin de aralarında olduğu pek çok ülke uygulamıştır. Günümüzde bu uygulamayı en yaygın yürütenlerin başında Çin ve Hindistan geliyor. Her ikisi de paralarını dolara karşı çok düşük değerde tutuyor ve bu yolla ithalatlarını kısıtlarken ihracatlarını artırıyorlar. Başlangıçta sanayilerini yeni kurduklarında bu politikaları hoş görülüyordu. Ne var ki bugün artık ikisinde de bebek sanayiler gelişti, hatta bazıları birer dünya devi haline geldi. O nedenle bu iki ülkenin uygulamayı ısrarla sürdürdüğü düşük kur politikasına tepkiler giderek artıyor.  

Japonya, komşudan dilenme politikasını son dönemde uygulamaya koyan en önemli örnek. Son 20 yılda yaşanan birçok gelişme Japon ekonomisini geriye düşürdü. Para basmayı denedi olmadı, gevşek maliye ve para politikası denedi olmadı. Sonuçta kamu borcunun GSYH’nın % 250’sine, bütçe açıklarının GSYH’nın % 10’una gelip dayandığı bir aşamaya gelmesine karşın ekonomisini canlandırmayı başaramadı. Buna karşın Japonya cari fazla vermeye devam ediyor. Son birkaç yılda Japon Yen’i bütün para birimlerine karşı değer kazandı. Japonya’da yeni hükümet işbaşına gelince ilk işi Yenin eski haline gelmesi için önlemler almak oldu.  Bu durumda Japonya’da ihracat ucuzlarken ithalat pahalı hale geliyor. Ticaret ortaklarının aleyhine bir düzeltme sağlamaya çalıştığı için Japonya’nın bu uygulaması tipik bir komşudan dilenme politikası olarak kabul ediliyor.  

Japonya’nın Yen’in değerini düşürmeye yönelik olarak izlediği politika kur savaşları diye adlandırılan durumu ortaya çıkardı. Aslında kur savaşları öteden beri vardı. Yukarıda verdiğim örnekte Çin ve Hindistan’ın bebek sanayi sorununu aştıktan sonra da kurlarını düşük tutmaları kur savaşlarının süregelen örneğiydi. ABD, yıllardır Çin’i bu konuda uyarıyor ve Çin, ABD’yi zaman zaman kuru düzelteceğini söyleyerek zaman zaman da Dolar rezervlerini Euro’ya veya altına çevireceğini ya da ABD Hazine tahvillerini satacağı yolunda yarı tehdit içeren açıklamalar yaparak ABD’nin baskılarını püskürtmeyi başarıyordu. Ne var ki bu kez Japonya’nın kuru kullanarak ekonomisini öteki ülkelerin dengelerini bozma pahasına düzeltmeye girişmesi, kur savaşlarının çapını artık katlanılabilir olma sınırının ötesine taşımış gibi görünüyor. Bu girişime en açık tepki Fransa’dan geldi.   

Şimdilerde en büyük korku Avrupa’nın kur savaşlarına girip girmeyeceği. Fransa, Euro’nun son dönemde kazandığı yüksek değerden oldukça rahatsız görünüyor. Buna karşılık Almanya Euro’nun Dolar karşısındaki değerinin 1,30 ile 1,40 arasında salınmasından rahatsız olmadığını söylüyor. Son zamanlarda ekonomi konularında Avrupa’da sıklıkla rastlanan bir başka uzlaşmazlık noktasındayız.  

Kapitalizmin en önemli kabullerinden birisi uluslararası ticaretin artmasının genel ekonomik refahı artıracağı kabulüdür. O nedenle kapitalist ekonomik yaklaşımlar uluslararası ticaretin savunucusudur. Genel olarak korumacılık önlemleri adı altında toplanabilecek olan bütün bu yaklaşımlar bu kabulün işlemesini engelleyici yaklaşımlar olarak sınıflandırılıyor. Korumacılık önlemlerinin doruk noktasına çıktığı dönemler ikinci dünya savaşı dönemi ve sonrasıdır. O nedenle Bretton Woods’da geliştirilen yaklaşımla ödemeler dengesi sorunuyla karşılaşan ülkelerin korumacılığa girişmek yerine IMF’den destek almaları öngörülmüştür. Savaş sonrasında gelişme yolundaki ekonomilerin, bebek sanayilerini ithal ikamesi uygulamasıyla korumalarının bozucu etkilerini hafifletmek için Dünya Bankası kredileri devreye sokulmuştur.

Bugün geldiğimiz aşamada yani küreselleşmiş bir sermaye akımları sistemi altında çıkabilecek bir kur savaşının nasıl çözümlenebileceğine ilişkin bir altyapı henüz bulunmuyor. Sistem değişti ama kurumlar ve yaklaşımlar henüz değişmediği gibi sistem değişimine de ayak uyduramadı.

Ve Türkiye
Türkiye, tarihi boyunca kur savaşlarının içinde oldu. 1930’lardan 1980’lere kadar sabit kur rejimine dayalı bir ithal ikamesi modeli uyguladı. Bebek sanayilerini korumaya aldı. Gümrük vergileri, kotalar, ek vergiler (fonlar), ihracatta vergi iadesi ve diğer sübvansiyonların hemen hepsi uygulandı. Ama ne yazık ki o bebek sanayilerin çok azı dünya çapında oyuncu yetiştirebildi. Türkiye, bütün o korumacılık deneyimine karşın dünyaya kendi markalarını çıkaramadı. 1980’lerde model değişikliğine gidildi. Bu kez koruma duvarları yavaş yavaş kaldırılarak serbest kur rejimiyle birlikte ihracata dönük büyüme modeline geçildi. 1980’lerde model değişikliğine gidilirken korumacılık döviz kuruna dönük hale getirilerek biçimlendirildi. Türkiye, 1980’lerden 2000’lere kadar, TL’yi değersiz tutarak, ihracatı destekleyen, ithalatı kısıtlayan bir döviz kuru politikası izledi. Bu aşamada da dünya çapında markalar yaratılamadı. Bugün uygulanan model daha da farklı bir durumu yansıtıyor. TL’yi ne çok düşük değerli ne de aşırı değersiz tutmak hedeflenmiyor. Çünkü TL değersiz olursa belki ihracat artıyor ve ithalat düşüyor ama bu kez de GSYH ve diğer göstergeler düşük çıkıyor. TL aşırı değerli olursa tersi çıkıyor. Bu çerçevede Türkiye, TL’nin hafif değerli olduğu bir politika izliyor. Yani Türkiye, daha geri planda olsa da, kur savaşlarının içinde bulunuyor.    


78 yorum:

  1. Hocam yazınız için teşekkürler.

    1-Ülkemizde de sanırım 1960-1980 yıllara arasında planlı kalkınma çerçevesinde bebek sanıyi koruma mantığı vardı.Ama biz güney kore gibi atağa geçemekdik. Güney kore ile 1960 yıllarda aynı gelir düzeyine sahiptik ne oldu de bizde olmadı bu sıçrama.
    2- Çin ve hindistan kendi paralarının değerini düşürüyor böyle ihracatı artıyor diyorsunuz bu WTO bu ülkelere neden birşey demiyor zamanında türkiye de ödemeler bilançosu açık verdiğin aman TÜrkiye sen ithalatı kısma ben sana yardım ederim deyip bize baskı yapıyordu(IMF).

    hOCAM SON PARAGRAFDAN ŞUNU ANLADIM Kapitalist ve Devletçi yaklaşım gelişmiş ülkelerin çıkarlarına göre işlevsel hala geliyor. Gerek Amerika gerekse diğer Avrupa ülkeleri hepsi kapitalist yaklaşımı benimsemişlerdi ancak işlerine geldiği zaman kura müdehale edip yine kendi alehlerine kullanabiliyorlar. Her zaman söylerler Serbest dış ticaret olsun ama diğer ülkelerde Singer-Prebish tezi geçerli olurken siz aman müdehale etmeyin serbest piyasa da herşey düzeldir diyorlardı. Şimdi kendilerine en ufak birşey olduğunde dünya umrunda değil.

    Bana dokunmayan yılan bin yaşasın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1- Biz ithal ikamesi modelini Kore kadar başarıyla uygulamadık ve popülizme saptık. Şu anda elimizde birçok fırsat var ama yine farklı bir popülizme sapıyoruz.
      2- Çin ve Hindistan bize göre çok daha büyük ekonomiler ve bize göre daha güçlü baskı yapabiliyorlar.
      Kapitalizmin çifte standardı konusunda çok haklısınız. Sistemin özünde bu yok gibi görünse de uygulamada en açık biçimiyle mevcut.

      Sil
  2. hocam elinize sağlık, iyi hafta sonları. hocam acaba su an ki dolar kuru hakkinda ne düşünüyorsunuz? bazı ekonomistler ve kurumlar kurun 2 liranın üstün de olmasi gerektiğini söylüyorlar. ilginiz için teşekkür ederim. iyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL USD'ye göre değerli gmrünüyor. Benim tahminim % 10 dolayında değerli. Yani TL nin USD kurunun 1,95 - 2,00 aralığında olması gerekiyor diye düşünüyorum. Buna karşılık TCMB sadece dolara değil 36 ülkenin para biriminin ağırlıklarına göre değerlendirme yapıyor.

      Sil
    2. tesekkurler hocam, iyi gunler.

      Sil
  3. Hocam öncelikle böylesine önemli olan ve birçok iktisatçının es geçtiği nir konuyu kaleme aldığınız teşekkürler
    Turkiye 1960-1980 yılları arasında uyguladığı bebek endüstri modeli bu yıllarda pek ise yaramadi ancak aynı politika 1930-1940 yılları arasında çok başarılı uygulandı Osmanlı döneminde uygulanan kapitülasyonlar yüzünden Osmanlı ekonomisi çökmüştü bu yüzden olsa gerek turkiye cumhuriyet döneminden 1980 lere kadar ithal ikame korumacilik politikasını benimsedi.Ancak dediğiniz gibi başarılı olamadık bunda en buyuk etmen bu politikaları benimsersen de aynı Zama'nda yerli firmaların üretim yapması ve uluslararası ticarette One çıkmasını sağlayan girişimler olmadı turkiye girişimcilikte dünyada en alt sıralarda yer alıyor sadece ithal ikameci politikalarla bu başarılı olmuyor.vegi iadesi uygulandığı donemde de bir sürü hayali ihracat yaparak devleti dolandırdılar bu zihniyet bu ülkeye zarar vermiş vermeye de devam ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Evet kötüye kullanımlar konusunda biz üst sıralarda olduğumu için bu tür modeller fazla işe yaramıyor.

      Sil
    2. Türkiye de ki insanlar hizmet sektörünün yatış yeri olduğunu bildikleri için kim uğraşır esnaflık ile. 2 yıl KPSS çalış al puan yatmaya başla böyle sistem olursa böyle devam eder.

      Meslek lisesi okudum ve bizi pişman ettiler. Teşekkürler MEB

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Mahfi Hocam, yazılarınız için çok teşekkürler. Yazılarınız bana çok faydalı oluyor.

    Ülkemizde ithal ikamesi modelinde G. Kore gibi başarılı olmadığımıza değinmiştiniz, ülkemizdeki fırsatlar nedir? Daha detaylı anlatabilir misiniz? Çok acemice soru olabilir kusura bakmayın.

    Teşekkürler.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bizim değerlendiremediğimiz fırsatlar ekonomik ortamı popülizmden uzak tutarak gelişmeyi tamamlamaktı. Popülizme daldığınız anda enflasyon da bütçe açığı da başka dengesizlikler de gelebiliyor. Bizde öyle oldu. Oysa işi sıkı tutup enflasyonsuz, makul büyümeli (% 5), bütçe açıksız, makul borçlanmalı bir model çerçevesinde yürüyebilseydik ithal ikamesi modeli başarılı olur kendi arabamıza, kendi markalarımıza sahip olabilirdik.

      Sil
  6. Yazı için teşekkürler Üstad..
    Evet biz 1960-1980 arası ithal ikameci politika uyguladık o zamanlar başarısız olmamızın ön önemli sebebleri siyaset makamının sürekli el değiştirmesi ve darbelerdir..
    Bugün başka bir noktadayız bütün şartlar müsait dünya çapında markalar çıkarmak istiyorsak belli sektörlere geçici ithal ikame politikası uygulamamız gerekmezmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Aynı kanıdayım ve bunu hem yazdım hem de tv de savundum. Kısmi ve Geçici ithal ikamesi uygulaması bizim yapmamız gereken uygulamadır. Rekabete en yakın sektörlerdeki şirketler belirlenip onlara ya da belirll ürünlere destek verilse bir şeyler yapmak mümkün olabilir.

      Sil
    2. Peki hocam bizim insanımıza 1980'li yıllardan beri ithal ürün iyidir ithal malı alın şeklindeki mantığı yerleştirdiler.

      Halkımız biri ithal biri Türkiye üretimi olan 2 otomobilden sizce hangisini seçer. Bence fiyat aynı ise ithal ürün olsun der.Yerli malının fiyat bin tl yüksek olursa yine ithal ürünü seçer hani milleyetçiydik dediğimiz cevap yoktur.

      Tüketim toplumu olan bir ülkede ithal ürünlerin diğer firmalarla rekabeti bana göre yok diyebilirim özelliklede günümüz yüksek vergi koyup gümrük duvarları ile etrafımızı kapatamıyorsak. Kimse yerli otomobil üretmez niye üretip kendini riske atsın.

      Sil
    3. Eğer yerli üretim otomobil ithal otomobilden üçte bir ucuza olursa hiç merak etmeyin satar. Koreliler böyle yaptı. Sonra yavaş yavaş kaliteyle birlikte fiyatı artırdılar. Ama siz hiç duyulmamış, geçmişi olmayan bir yerli arabayı ithal araba fiyatına satmaya çalışırsanız kimse almaz.

      Sil
    4. hocam siz daha iyi bilirsiniz 1960 yıllarda ülkemiz dışa kapalıyken yurt içinde tüp fiyatları gıda vb ürünlerin fiyatları hep uçuktu ne zamandışa açıldık o zaman ucuzlayıp girişimcilerimiz kendini yeniledi teknoljiyi yakalamaya başladı.

      Yine böyle olmasın bilirsiniz biz pazarın kaymağını alırız(yüksek fiyatlı satmaya çalışırız) otomobil içinde böyle olmasın

      Sil
  7. Elinize saglik guzel metin olmus Hocam. Kucuk oneri: 20. yuzyilda ticari korumaciligin zirvesi I.Dunya Savasi ile II.Dunya Savasi arasidir (1930~lar). Metinde o bolumun gozden gecirilmesini oneriyorum.

    YanıtlaSil
  8. HOCAM, Bende yazınızın başlığını değiştirmeyi öneriyorum. :) Bence bu durum artık kur savaşları değil düpedüz ticaret savaşları. Bence dünya globalleşme sürecinin tersine tekrar ülkeler bazında kapanmaya gidecek. Ulusal ve milliyetçi yapısını kaybetmiş ülkeler bu savaşta ilk yenilenler olacak. Benim sorum : bazı yorumcular 1930'lardaki ne benzer bir ticaret savaşından ve onun sonucunda 1939 yılında başlayan 2. Dünya savaşından bahsediyor. O yıllarda ne olmuştu ? Bugüne göre farklar nelerdi ? Karşılaştırma yapabilir misiniz ? KORKUM : YOKSA TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR ??!!
    ELİNİZE SAĞLIK . İYİKİ VARSINIZ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyük dönüşümlerle birlikte bu tür kavgaların, savaşların da çıkması normal. Küresel sisteme geçiş altyapısı tam olarak oluşmadan gerçekleşti. Sonuçta burada tarih tekerrür ediyor.

      Sil
  9. Güzel yazınız için teşekkürler benim birkaç sorum olacaktı:

    1- Cari açığını kapatmak isteyen çoğu ülkeler için geçerli diyebilir miyiz sonuçta diğer ülkelerin de ekonomi politikalarını etkiliyorsun?

    2- Laponya'nın ticaret ortaklarının aleyhine iş yapması demişsiniz o nasıl oluyor Yen'i düşürecek ihracat artacak ithalat azalacak buradaki söz konusu durum ülke içindeki tacirlerle mi ilgili oluyor?

    3- Son olarak Çin doalr rezervlerini altına çevireceğini söyleyerek Amerika'yı tehtit etmesi paranın değerini azaltırım enflasyonunun artırırım anlamına geliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      1- Diyebiliriz.
      2- Yenin değerini düşürdüğünde ithalatı azalıyorsa Japonya'ya ihracat yapanlar yapamaz hale geliyor. Bu da o ihracatçıların ülkelerinin aleyhine bir gelişme oluyor. Yen ucuzlayınca o ülkeler kendi üreticilerinin mallarını değil Japon mallarını alıyorlar bu da o ülke üreticilerinin aleyhine oluyor.
      3- ABD, Çin'e Yuan'ın değerini artırması için baskı yapınca Çin de buy tür argümanlar ileri sürerek ABD'yi kendi silahıyla vurmaya çalışıyor.

      Sil
  10. Hocam elinize sağlık.Teşekkür ederiz.
    Çin'de ve Japonya'da iç talep artarsa kur savaşlarının şiddeti azalacaktır. ABD bu ülkelerde yaşayan insanların tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye çalışması lehinedir. Kendi vatandaşları gibi tüketen Çinli ve Japon yurttaşlar yaratırsa mesele tamamdır. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Çinliler ve Hintliler eğer Amerikalı ya da Avrupalı standardında tüketime başlarsa (yani buzdolabı, araba, klima, deterjan vb kullanırlarsa) bu da bambaşka çevre sorunları yaratacak demektir.Yani hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında.

      Sil
  11. hocam yazınız için teşekkürler..
    hocam bir anlamda doların anahtar para olması abd nin elini bağlıyor diyebilir miyiz? abd nin de ihracatını arttırmak için böyle bir politikaya yönelmesinin etkileri nasıl olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      ABD'nin durumu fena değil şimdilik. Çünkü Euronun değer kazanması ABD'nin işine yarıyor. En kötü durumda olanlar Avrupalılar. Paraları hem Dolara, hem Yene hem de Yuana karşı değerli.

      Sil
  12. hocam bebek sanayi tezini kullanarak dünya çapında markalar çıkaran özellikle Güney Kore gibi bir örnek karşımızda varken, biz size göre nerde yanlış yaptık ta bu ithal ikameci politikalar uyguladığımız dönemlerden, istediğimiz sonuçları çıkaramadık? acaba rekabetten uzak , sermayenin sadece belirli bir kesmın elinde olmasıyla beraber tekel piyasaların etkisinden dolayı bebek sanayi tezinden olumlu sonuç alamamış olabilir miyiz

    ikinci sorum da hocam şu anda cari açık sorunu ve üretimde ithal girdiye bağımlılık gibi yapısal bir sorunu önlemek için tekrardan bebek sanayi olayını uygulamamız olumlu bir sonuç vermez mi , günümüz liberal dünya düzeni içerisinde böyle bir tezi uygulama gibi bir şansımız olabilir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında korumacılıkla yaptığımız şeyler de var tabii ama nedense biz marka yaratamamış durumdayız. Ben bunu ithal ikamesine karşın uygulanan popülist kamu politikalarına bağlıyorum.
      Şu sırada hükümet zaten dediğinize benzer bir uygulamaya kısmi olarak girdi. Yeni teşvik sistemi bu dediğinizi öngörüyor. Ne var ki herşeyin zamanı var tabii. İthal ikamesinin tam uygulayabilmek için bir sürü müdahale de gerekiyor. Günümüzde bunları yapabilmek mümkün değil.

      Sil
    2. hocam o dönemki uygulanan popülist politikalar derken bunu örnekle açabilir misiniz.

      bir de hocam yeni teşvik sistemi ile ilgili size göre eksikleri, artıları ile ilgili ayrıntılı analizlerinizi barındıran bir yazı yazarsanız çok memnun olurum keza kanımca ülkemizin mevcut sıkıntılardan kurtulması için, var olan cari açık ithal girdiye bağımlılık döngüsünü kırabilmesi için artık kesinlikle somut bir adım atılmalı ve kendi kendimize üreten montaj sanayinden kurtulup marka değerleri çıkaran bir ülke olmamız lazım. yoksa büyüme cari açık gaz fren döngüsünden hiç bi zaman çıkamıycakmışız gibi düşünüyorum ben.

      Son olarak gerçekten mükemmel bir site oluşturmuşsunuz.Yıldız İktisat mezunu bir genç olarak yazılarınızı inanılmaz keyifle okuyorum ve yazıların altında da bizlerin görüş ve sorularını beyan edebilmesi ve sizin de zaman ayırarak tek tek bizlere cevap vermeniz de bambaşka bi güzellik ve anlam katmış. Böyle bir blog oluşturduğunuz için gerçekten teşekkür ederim hocam.

      Sil
    3. Bu sitenin yararlı olmasına seviniyorum. Sizler burada yazılanlara yorum yaptığınız sürece ben de elimden geldiğince yanıt vermeye çalışacağım. Amacım da buydu zaten. Burada küçük çapta da olsa bir tartışma forumu yaratabilmek. Bunun yavaş yavaş gerçekleştiğini görmek beni mutlu ediyor.
      Popülizm büyük ölçüde bütçe açıkları vermekle ilgiliydi. Bir de büyük çaplı altyapı yatırımları vardı o dönemlerde. Bunların getirdiği harcamaları da gözden uzak tutmamak gerekir. Yani örneğin baraj, yol, su dağıtım sistemleri, elektrik santralleri vb kurmaktan ithal ikamesiyle uğraşacak pek de kaynak kalmıyordu. Bunun da hakkını vermek gerekir. Türkiye o dönemde harcamalarını karşılayacak vergiyi alamadığı için dışarıdan ve içeriden borçlanıyordu.
      Yeni teşvik sistemi konusunda bir şeyler yazabilmek için biraz daha zaman gerek. İlk sonuçları bir görmemiz lazım.

      Sil
  13. Hocam benim merak ettiğim bebek endüstri tezinde ülkenin söz konusu endüstriyi belli bir ölçeğe gelene kadar sübvansiyon vermesi diğer ülkelerce damping olarak anlaşılmaz mı,ya da verilen sübvansiyonun ihracat yapılan ülkede üretilen ithal ikamesi malın maliyetinin altına düşecek kadar olabilir mi?Bir de bu küreselleşme sürecinde Avrupa le Gümrük birliği anlaşmasının 1972'lerde verilmiş bir sözün yerine getirildiğini, daha sonra sadece bir bakanın yurtdışına temsilci olarak gidip imzaladığı(1995'te) aslında bizim meclisten geçmiş yasal bir tabana sahip olmadığını söyledi hocamız siz ne diyorsunuz bu konuda,Ayrıca yazınız da bizim gibi yetişmekte olan ekonometri öğrencileri için sade anlaşılır bir dilde, elinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte bu tür iddialar daha havada kalır, genel bir tepkiye neden olmazdı. Şimdilerde dediğiniz gibi herkes damping diye adlandırıp sesini yükseltiyor. Ama eğer ithal ikamesi ile kollanan bir mal ihraç malı değil de ithal malı ise yani sattığımız malı içeride üretebilmek için örneğin döviz kuruyla kollama uyguluyorsanız kimse bir şey diyemiyor. Yine bağırıp çağıranlar olur ama özellikle bu tür kriz ortamlarında ses duyulmuyor.
      AB ile Gümrük Birliği düzenlemesine tek başına bir anlaşma olarak bakarsak yanılırız. 1995 yılında kabul edilip 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği anlaşması aslında Türkiye ile AB arasında imzalanan ve TBMM'den geçen 1963 tarihli Ankara Antlaşmasının son aşamasıdır ve dayanağı da o antlaşmadır. Dolayısıyla o antlaşmada bu aşama zaten öngörüldüğü ve taahhüt edildiği için yeniden TBMM'den geçirilmesine gerek olmamıştır.

      Sil
  14. Hocam millet ithal ikameci ihracata dayalı yaklaşım ve bunların uygulamalarını çok merak ediyorum. umarım bu konuda bir makale yazarsınız.

    Bende son zamanlarda Türkiye -Güney Kore karşılaştırmasını örnek alan bir kitap araştıran bir kitap arıyorum. http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=635644 bunu buldum sizin tavsiye edeceğiniz kitap varmı.

    Yukarıda size bir yorum yazmıştım TÜrkiyenin Otomobil üretimi hakkında Yorum:

    "hocam siz daha iyi bilirsiniz 1960 yıllarda ülkemiz dışa kapalıyken yurt içinde tüp fiyatları gıda vb ürünlerin fiyatları hep uçuktu ne zamandışa açıldık o zaman ucuzlayıp girişimcilerimiz kendini yeniledi teknoljiyi yakalamaya başladı.
    Yine böyle olmasın bilirsiniz biz pazarın kaymağını alırız(yüksek fiyatlı satmaya çalışırız) otomobil içinde böyle olmasın" Türkiye de millet kendini korumaya alınca altta kalanın canı cıksın deyip fiyat yükseltip eski ürünleri satıyor ki bunlara şahit olduk.

    Koç sabancı vb dev şirketler korumacılığın uyuglandığı zamanda kurulup devleştirildi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu karşılaştırma önemli ipuçları verebilir. Ama unutmamak gerekir ki iki ülkenin gelenekleri, alışkanlıkları ve yönetim biçimleri çok farklı. Ve bunlar planlı kalkınmaya yaklaşımları, kabulleri çok farklı hale getirebilecek özellikler. Şu makalede özetle bilgiler var. http://www.yildiz.edu.tr/~gonel/akademikdosyalari/yayinlar/planlikalkinma.pdf
      Bir başka özet de bu İngilizce makalede var: http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,2029399,00.html

      Sil
  15. Hocam yazınız çok bilgilendirici oldu teşekkürler. Benim sorum şu; Bir ülke (çin) rezervlerini altına çevirirse bunun anlamı nedir? Ekonomiye ne gibi etkilerde bulunur? Böyle bir durumda nasıl bir politika izlenmelidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Çin döviz rezervlerinin tamamını altına çeviremez. 3,5 trilyon dolarlık altın talep ederse altın fiyatları düşer ve Çin zarar eder. Sadece Çin değil elinde altın olan herkes zarar eder. Çin bunu ABD'nin kur baskısına karşı bir tehdit olarak ileri sürüyor.

      Sil
    2. Hocam yazınız da "3,5Trilyonluk altın talep ederse altın fiyatları düşer" demişsiniz aksine çıkmaz mı

      Sil
    3. Evet haklısınız, bazen kısa ve kestirme yazmaya çalışırken yanlış anlamlar yüklenebiliyor. Açık yazayım. Çin 3,5 trilyon dolarlık altın talep ederse dolar düşer altın fiyatları yükselir. Doların bollaşarak değer kaybetmesi Çin'in ihracat gelirlerinin düşmesine yol açar. Öte yandan Çin'in talep etmeye başlamasıyla altın fiyatları yükselir sonra talep kesilince yeniden eski düzeyine doğru düşmeye başlar ve Çin yine kaybeder. Dolayısıyla bu kadar büyük bir operasyonu yapmak, söylemek kadar kolay değildir.

      Sil
    4. hocam ne güzel açıklamışsınız,resmen aydınlandım:)teşekkürler

      Sil
  16. Hocam popilizm konusunda haklısınız
    Bu ülkenin kaderi nezaman değişecek
    Yada nasil değişir?
    Bu konuda bence basin cok onemli faktör oynuyor popilizm konusunu gundemde tutrak yazarlar dahil tabiki kimlerden destek aldıkları belli.biraz cezaret gösterip bunlarida yazsaniz daha agresif politika izleseniz bizde biraz daha aydinlanmis oluruz
    Samsung tek basina bu ülkenin ihracat ti kadar is yapiyo bizimkinler hala bu ulkeye zirnit kadar faydasi olmamis nerde yasarlarsa oranin huzurunu bozan bir topluluğu yuceltmekte ne buluyorlar belli BOT ya bu ulke bitmis aslinda yazicak cok sey var sermaye yapısının yuzde 70 si yabancı olan bir ulkeye döndü hukumet başarılı goruyor kendini sizden ricam bu konularla ilgili bir kac yazi yazmaniz
    Demekrasi diye diye ülke sarkik demokrasi ye döndü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Popülizmin terkedilmesi ülke insanlarının yani kamu oyunun yaklaşımına bağlıdır. Biz ne istiyorsak iktidar onu verir. Çünkü oyları bizde alacaktır. O nedenle önce bizim kendi çıkarımıza ne olduğunu anlayıp ona göre istemde bulunmamız gerekiyor. Şu sıralarda bedava sağlık hizmeti ve ilaç dağıtılıyor. Bunun sürdürülemeyeceği ve bizi ileride sıkıntıya düşüreceği belli. 1980'den hemen önce de su fiyatına benzin satılırdı. Buna itiraz etmeyip yan cebime koy diyorsak sonucuna da katlanmak zorundayız.

      Sil
    2. hocamm ihRAcat yatıgımız zaman 1000 dolar dan anlastık aama tl üzerinden 1500 yapıo farzedelim kur düştügünde zarar edecegime göre bn bu zarardan nasıl kurtulabilirim yada az zararla çıkabilrim yardım ederseniz çok sevinirim hocam..

      Sil
    3. hocamm ihRAcat yatıgımız zaman 1000 dolar dan anlastık aama tl üzerinden 1500 yapıo farzedelim kur düştügünde zarar edecegime göre bn bu zarardan nasıl kurtulabilirim yada az zararla çıkabilrim yardım ederseniz çok sevinirim hocam..

      Sil
  17. hocam kur savaşları demişken aklıma geldi, sizin ve hemen hemen diğer bütün ekonomistlerin söylediği TL'nin olması gerekenden değerli olduğu. hatta big mac endeksine göre de baktığımızda gene yanılmıyorsam %10 15 gibi bi oranla TL olması gerekenden değerli. Kişi başı milli gelirimize baktığımızda ise 10bin doların üstüne taşıyabildik. şimdi acaba bu kişi başı milli gelirin artmasında liranın dolara karşı olması gerekenden değerli olmasının etkisi ne kadardır hocam bunu nasıl analiz edebiliriz yani açıkçası bu büyüme bi miktar kurdan kaynaklı sanal bir büyüme diyebilir miyiz

    hocam bir de gümrük birliğinden konu açılmışken size göre bu anlaşma tamamen ülkemize olumlu sonuçlar mı doğurmuş yoksa içerisinde olumsuzluklar da doğurmuşmudur hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda geçmişte yazmıştım (Radikal'de) yakında burada bir kez daha yazayım. Bizim GSYH'mızın önemli bir bölümü TL USD ilişkisinden kaynaklanan sanallığı içeriyor.

      Sil
  18. hocam merhaba. Konuyla ilgili değil ama bir soru soracağım müsadenizle.. Beşeri sermaye ve dış ticaret ilişkisi konulu bi ödev hazırlayacağım. Hangi verilerden yararlanabilirim ve bu verileri nereden temin edebilirim.Saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bilgim yok. Kolaylıklar dilerim.

      Sil
  19. hocam ben de sizin gibi maliye mezunuyum ve aynı zamanda Maliye uzman yardımcısını kazandım ve çağrılmayı bekliyorum.Sizin gibi ileride kalite bir iktisadi analiz yapabilmek benim büyük hedeflerimin arasındadır. Öncelikle konuyla alkası yok ama Maliye uzman yard. nasıl bir meslek ben vergi müfettişliğini de kazandım ancak vergiden %20 ye giremedim ben de MUY seçeceğim biraz bilgi verebilir misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben olsam vergi müfettişliğini seçerdim. İlerisi için meslek kazandırıcı bir seçim olurdu.

      Sil
  20. Selam,
    Şu konularda 1-2 sayfalık bir makale hazırlayabilir misiniz?
    2000-2001 krizi nedenleri sonuçları ve çıkmak için uygulanan politikalar?Eurozone borç krizi nedenleri sonuçları?Yunanistan krizi,2008-2009 ABD mortgage krizi neden ve sonuçları?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2000 - 2001 kriziyle ilgili görüşlerimi Küresel Finans Krizi, Ekonomi Politikası adlı kitaplarımda yazdım. Ötekilerle ilgili de çeşitli yazılarım yayınlandı. Google'da aranarak bulunabilir.

      Sil
    2. diğer ödevlerini de bana gönder.işletme muhasebe üretim üzerine...

      Sil
  21. Hocam konuyla pek alakalı değil ama birşey merak ediyorum.
    Eski den beri öğretilen fiyatları serbest piyasada berlilenmesi olayı benim biraz kafamı karıştırıyor.

    Örneğin dolar arzı artarsa dolar düşer diyoruz peki dolar ne kadar düşer.
    Piyasada 1 Dolar 1 Tl iken piyasa 100 dolar girişi olursa(piyasa toplam işlemi 1000 dolar varsayalım) dolar fiyatı ne kadar düşer.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu koşullara ve talebin durumuna göre değişir. Hemen ölçeblecek bir sihirli formül yok.

      Sil
  22. Serdar Kelleci;
    Değersiz tl ihracatı artırırken; düşük usd gsyh'ı artırıyor. cari açık gibi bir problem varken gsyh sandık da oy kazancından başka neyi ifade edecektir? Yapısal reformların çok ama çok uzağındayız. Euro Bölgesi; Ortadoğu,Uzakdoğu, A.B.D. , ülke paralarının değerinin; düşme politikasını izlerken bizim sürekli değerli tl ısrarmızın GSYH'dan başka neye katkısı var. Tüm dünya kendi parasının değerini düşürmeye çalışırken biz bu kur savaşlarının hangi tarafındayız. Düşünün papaz kaçtı oynuyorsunuz herkes elinden papazı kaçırmaya çalışırken siz sürekli papazı bulmaya çalışıyorusunuz gibi geliyor bana. Umarım papaz elimizde kalmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL neye göre değerli ve ne kadar değerli? Biz bu değerliliği hep dolara bakarak yapıyoruz. Oysa asıl ağırlık bizim açımızdan € da olmalı. TL € ys göre değerli mi? Hesaplar öyle östermiyor.

      Sil
  23. Hocam yine teşekkürler hep teşekkürler. Blog amacına fazlasıyla hizmet ediyor galiba. 2010 odtü iibf mezunuyum. Yapılan yorumları okudukça keşke bizim zamanımızda blog yazmaya başlasaydınız diyorum. Eminim Hocalarımızın yeterli ol(a)madığı birçok sıkıntımıza cevap olurdunuz. (Yok estafirullah hocalarınız yeterlidir falan demeyin değillerdi. Kurum sınavlarına girdikçe bunu çok iyi farkettik ama geç oldu biraz tabi.) Neyse, blogunuzu her ortamda tavsiye ediyorum tüm öğrenci kardeşlerime size de tekrar teşekkür ediyor yazma gücünüzün daim olmasını temenni ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Yararım oluyorsa ne mutlu.

      Sil
    2. Fatih bey bence Kurum sınavının soru tarzı ile bizim okullarda öğretilenler ve bunun sonucunda yapılan vize ve finallarin farklı olması bu gibi bir düşünceye neden oluyor Gerçekten öyle Şuanda Anadolu üniversitesinde İİBF okuyorum ve açık öğretim mezunu arkadaşım var 1 yıldır kurum sınavına çalışıyor. Arkadaşda şunu gördüm arkadaş bir konu hakkında bilgi sahibi ancak yorum yap deyince orada kalıyor.

      Sistem bu şekilde işliyor

      Sil
  24. merhaba hocam,

    TL düşük tutulduğunda ihracat artıp ithalat düşüyor ama nasıl GSMH ve diğer gösergeler düşük çıkabiliyor? Burdaki mekanizmayı anlayamadım. Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH, TL ile hesaplanıp ortalama kur ile YSD'ye çevriliyor. 2012 GSYH'sı 1.426 milyar TL. 2012 yılında Ortalama USD kuru 1,75. Yani USD cinsinden GSYH 815 milyar USD çıkıyor. Şimdi TL'nin değerinin düştüğünü ve 2012'de ortalama USD kurunun 1,75 değil de1,90 olduğunu düşünün. Bu durumda USD cinsinden GSYH (1.426 / 1,90 =) 750 milyar USD çıkacaktır. Yani TL, USD'ye karşı değer kaybederse USD cinsinden GSYH düşmektedir.

      Sil
  25. hocam, sağolsun ekonomi bakanı zafer çağlayan önce yerli oto için sanayi devlerimize atıfta bulundu. türk ekonomisine şekil verenler ise bu atak karşısında "pas" dedi.

    şimi ise zafer çağlayan volkswagen'i türkiye'ye çağırıyor. gelsin burada otomobil üretsin diye. yerli otoyu üretemiyoruz madem, elin otosunu ülkemizde üretelim diye düşündüler sanırım.

    buna karşı değilim getirileri olduğu kadar götürüleri de olacaktır ama altını çizmek istediğim nokta şu:
    marka yaratamıyoruz ne yazık ki.

    marka yaratmak güven ile olur. yaratamıyorsak başkasının malını üretiriz. lakin başkası da malını ürettirmesi için gene güven ortamı şart.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marka yaratmak kolay iş değil. İthal ikamesi dönemlerini boşa geçirdik. Şimdi de bütçenin rahatladığı dönemi boşa geçirip yapısal reformları yapmıyoruz. Bu durumda dönüp de devlet desteğiyle bir şeyler yapmamız kolay değil.

      Sil
  26. Hocam yazılarınızı büyük bir keyifle okuyorum.

    Ben şuan iktisat bölümünde öğrenim görmekteyim yavaş yavaş kendi hedefimi belirlemeye çalışıyorum fakat bir sürü meslek var ve yönlendiren yok tamamen kendi çabalarım şahsen kariyer yapmak istiyorum zannediyorum ki benim gibi nice genç arkadaşlarım var.Kariyer meslekler hakkında da bir yazı yazabilir misiniz? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  27. hocam reel piyasalar ve ic talep durma noktasinda.sizce hukumet ve merkez bankasi büyümeme ve talep daraltma konusunda hemfikirmi oldular.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aksi takdirde cari açık ve onun finansmanı sorun oluşturuyor.

      Sil
  28. Bedava saglık,ilaç dagıtımı demişsiniz Hocam. Yaz ayında SGK'dan eve gelen yazıyı aktarayım. İşsizmişim de Gelir testi yaptıracakmışım ve gelirime göre 100-200-300 TL para ödeyecekmişim. Yazının sonunda seni icraya,hazce veririzit ediyor.
    Halkbankasında Genel Saglık Sigortası Borcum birikmiş. AKP'nin saglık sistemi ve adaleti bu mu? Gelirim,işim,malım hiçbir şeyim yok. Böyle bir şey dünyada bir tek bizde var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kimine bedava sağlık hizmeti veriliyor ama işsizlerden de böyle bir katkı alınıyor.

      Sil
  29. HOCAM,ÇİN İÇ TALEBİN MAKRO İKTİSADİ BÜYÜMESİNDEKİ HACMİNİ ARTIRIRSA; CARİ AÇIK VERME RİSKİ OLUR MU?. YOKSA ÇİN İKTİSADI NET TASARRUF ARTIRICI BÜYÜME YAPISINA SAHİPTİR,BU NEDENLE: İÇ TALEBİN YAPISINDA, POZİTİF GERİ BESLEME KOMPOZİSYONU GENİŞ TALEP MUHTEVİYATI VARDIR VE BU ÖZELLİĞİ SEBEBİYLE KOLAY KOLAY CARİ AÇIK VERMEZ DİYEBİLİR MİYİZ HOCAM?. SAYGILAR...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin toplumsal yapısı itibariyle iç tüketimi zayıf olan bir ekonomi. O nedenle de ihracatı ithalatını aşıyor. Bu yapı ileride tersine dönebilir. Şu anda Çin'de nüfusun beşte biri batılı standardında yaşıyor. Kalan beşte dört çok düşük standartlarda yaşıyor. Bu oranlar tersine dönerse Çin cari açık verebilir.

      Sil
  30. HOCAM,ABD SON YILLARDA SÜREKLİ ZAYIF DOLAR POLİTİKASI İZLEMESİNE RAĞMEN ÖZELLİKLE 2000 YILINDAN SONRA DAHA FAZLA CARİ İŞLEMLER AÇIĞI VERMEYE BAŞLADI.O HALDE ABD NİN CARİ AÇIĞININ SADECE KURDAN DEĞİL DAHA ÇOK YAPISAL SORUNLARDAN KAYNAKLANMAKTA OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİR MİYİZ?..

    YanıtlaSil
  31. HOCAM, BEN ABD EKONOMİSİNİN ANCAK 2015 ORTALARINDAN İTİBAREN KRİZ ÖNCESİ BÜYÜME MODUNA DÖNEBİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.ZİRA:2008 FİNANSAL KRİZİNDE ÖZELLİKLE ABD İKTİSADININ BÜYÜK KESİMİNİ OLUŞTURAN ORTA KESİMİN TASARRUFLARINDA CİDDİ ERİMELER YAŞANDI.BU TASARRUFLARIN YENİDEN İKAMESİ MİNİNMUM 7 YILI BULABİLECEĞİ İÇİN 2015 VE SONRASINDA YİNE %3 ÜN BİRAZ DAHA ÜZERİNDE BÜYÜME GÖSTEREN BİR ABD EKONOMİSİ GÖREBİLİRİZ KANAATİMCE!.BU NEDENLE DE ABD DE VE DOLAYISIYLA DA KÜRESEL İKTİSADİ EKSENDE FAİZ ARTIŞLARININ 2015 YILI ORTALARINDAN SONRA OLMASI KUVVETLE MUHTEMEL GİBİ GÖRÜNÜYOR VE BU DURUMDA DA BİZİM GİBİ GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE O KONJONKTÜRDE FED İN PARASAL SIKILAŞMA YAPMA BAŞLANGICINA PARALEL OLARAK KUR YÜKSELİŞLERİ VE FAİZ YÜKSELİŞLERİ İLE MAKRO EKONOMİK YAVAŞLAMALARIN ARTMASI DA BELENEBİLİR DEĞİL Mİ HOCAM.BU KONUDAKİ TAHMİNİNİZİ MERAK EDİYORUM HOCAM!.NE DERSİNİZ?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD bütün olumsuzluklara yasa çıkarma zorluklarına karşın AB'den hala iyi durumda. 2015'den başlayarak faizler artabilir. Benim tahminim önümüzdeki dönemde ABD ve AB ekonomisi toparlanmaya başlarsa ve faizleri artırırlarsa bu bizim gibi ekonomileri sıkıntıya sokabilir.

      Sil
  32. HOCAM,GELİŞMİŞ EKONOMİLERİN MERKEZ BANKALRININ UYGULAMIŞ OLDUĞU AŞIRI GENİŞLEYİCİ PARA POLİTİKALARINA RAĞMEN İSTENİLEN ETKİLERİN MEYDANA GETİRİLEMEMESİNDE; 1- FİNANSAL KRİZİN YARATTIĞI DOMİNO ETKİLERİNE PARALEL OLARAK TASARRUF ERİYİŞLERİNİN ÇOK ARTMIŞ OLMASI. 2- MAKRO DÜZEYDE BORÇLULUK ORANLARININ ÇOK YÜKSEK OLUŞU VE PİYASA DİNAMİKLERİNİN GENEL OLARAK BORÇ STOKLARINI ETİTME VE DAHA NOMİNAL SEVİYELERE İNDİRME GÜDÜLERİNİN ARTMIŞ OLMASI.3-ÖZELLİKLE YÜKSEK ULUSLARARASI FİNASAL ENTEGRASYONLAR NEDENİYLE PİYASALARA ARZ EDİLEN LİKİDİTENİN İÇ PİYASLARDA YETERİNCE KALMAYIP DIŞ PİYASALARA AKMASI VE BU NEDENLE İÇ TALEBE YANSIMASININ DÜŞÜK KALMASI.. BUNLARIN ETKİLERİ DE OLABİLİR Mİ HOCAM?.SAYGILAR...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek çok neden var. Bir bölümünü siz saymışsınız. Ama en önemli nedenlerden birisi de insanların beklentilerinin bozulmuş olması.

      Sil
  33. Sayın Hocam bir yıl önce yayınladığınız bu güzel yazı halen popülerliğini koruyor sanırım korumaya da devam edecek. Size sorum şu: Kur savaşları neden olumsuz bir şeymiş gibi algılanıyor? Kura müdahale ile kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışan bir ülkenin neden dünya ticareti üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu görüşü hakim. (ticaretin azalacağı, toplamın sıfır olduğu vs.)
    en nihayetinde kendi çıkarını ençoklamak isteyen bir bireyin toplumun da çıkarlarını maksimize edeceğini var saymıyor muyuz? Söz konusu ülkeler olduğunda bu durum neden değişiyor?
    Teşekkürler
    Selamlar

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...