9 Şubat 2013 Cumartesi

Türkiye Açısından Para Arzı Kavramları

Para arzı (ya da aynı anlama gelen para stoku), bir ekonomide belirli bir anda mevcut parasal varlıkların toplam miktarını ifade eder. Bu tanım ikiye ayrılarak çeşitlendirilir. Dar anlamda para arzı kavramı, genellikle dolanımda bulunan para miktarı ile vadesiz banka mevduatlarının toplamını anlatmak için kullanılırken, geniş anlamda para arzı kavramı, bunlara bankalardaki vadeli mevduat miktarının da eklenmesiyle ortaya çıkar.

Ekonomi literatüründe M harfiyle gösterilen para arzını darlıktan genişliğe göre sıraladığımızda karşımıza bazı ayrıntılı tanımlar çıkar. Bu tanımlar ülkeden ülkeye biraz farklılık gösterse de işin özü aynıdır. Burada Türkiye’de kullanılan tanımları ele alacağım. Aşağıdaki tabloda yer alan para arzı tanımları en dar para arzı tanımından en geniş olanına doğru sıralanmış bulunuyor.  

Para Arzı
İçeriğinde bulunan parasal varlıklar
Miktarı (2012, Milyar TL)
M0
Dolaşımdaki para - Banka Kasalarındaki Para
54,6
M1
M0 + TL ve YP Vadesiz Mevduat
167,4
M2
M1 + TL ve YP Vadeli Mevduat
731,8
M3
M2 + Repo ve Para Piyasası Fonları + Bankalarca İhraç Edilen Menkul Kıymetler
774,7

M0, en dar anlamdaki para arzı, TCMB tarafından dolaşıma çıkarılmış banknotlarla, Darphane tarafından dolaşıma çıkarılmış madeni paradan bankaların kasalarında bulunan nakit paranın düşülmesiyle bulunan toplamı gösterir. 2012 yılsonu itibariyle Türkiye’de dolaşımda bulunan para miktarı 54,6 milyar TL imiş. Demek ki GSYH’mızın (2012 yılı için 1.426 milyar TL olarak tahmin ediliyor)  % 3,8'i kadar banknot ve madeni para dolaşımda bulunuyor.

M1 dar para arzı tanımı dolanımdaki paraya yani M0’a bankalarda bulunan vadesiz mevduatın da eklenmesiyle ortaya çıkar. 2012 sonu itibariyle 167,4 milyar TL tutarındaki M1 büyüklüğünün 61,4 milyar TL’lik bölümü dolanımdaki paradan, 106 milyar TL’lik bölümü de bankalardaki vadesiz mevduattan oluşmaktadır.

M2 geniş para arzı M1’e vadeli mevduatların eklenmesiyle bulunur. 2012 sonu itibariyle 731,8 milyar TL büyüklüğündeki M2’nin 167,4 milyar TL’lik bölümü dolanımdaki para ve vadesiz mevduattan kalan 564,4 milyar TL’lik bölümü ise vadeli mevduat toplamından oluşmaktadır.  

M3 en geniş para arzı M2’ye repo ve para piyasası fonları eklenerek bulunur. 2012 sonu itibariyle 774,7 milyar TL olan M3’ün 731,8 milyar TL’lik bölümü M2’den, 42,9 milyar TL’lik bölümü ise repo ve para piyasası fonları ve bankalarca ihraç edilen 2 yıla kadar vadeli menkul değerlerin toplamından oluşur. (Repo (repurchase agreement); kısa dönemli bir menkul değerin (Devlet tahvili, Hazine bonosu, banka bonoları, piyasada işlem gören borçlanma senetleri gibi) belirli bir dönem sonunda geri alınmasını öngören bir satış anlaşmasını ifade ediyor. Repo, borçlanmanın teminatlı hale getirilmesinin bir çeşididir. Para piyasası fonları;  piyasada yatırım fonu adı altında bankalarca oluşturulan fonları ifade ediyor. Bankalarca ihraç edilen menkul kıymetler; bankaların çıkardıkları 2 yıla kadar vadeli tahvil ve bonoları ifade etmektedir.)

Irwing Fisher’in, adını taşıyan ünlü bir denklemi vardır: Fisher Denklemi. Bu denklem: MV = PT şeklinde ifade edilir. Burada M para arzını, V (velocity) paranın dolanım hızını, P ortalama fiyatları ve T de ekonomide üretilen malların fizik miktarını gösterir. PT’yi kısaca GSYH olarak gösterebiliriz. Bu durumda denklemimiz MV = GSYH’ya dönüşür. Paranın dolanım hızından kastedilen her bir para biriminin (1 TL) bir yılda kaç kez el değiştirdiğidir. Bu denklemde para arzını M1 olarak alırsak Türkiye için 2012 yılının dolanım hızını V = GSYH / M1 formülü ile yaklaşık 8,5 olarak buluruz. Yani 2012 yılında her 1 TL 8,5 kez el değiştirmiş demektir. (Bu hesaplamada para arzını M1 olarak almamızın nedeni dolanımdaki para ile banka kasalarındaki paranın ve kredi kartı, banka kartı gibi araçlarla her an kullanılabilir durumdaki vadesiz mevduatı bu hesaba katmanın doğru olacağını düşündüğümüz içindir.) Bu durumda denklemimiz şöyle bir eşitliği verir: 167,4 x 8,5 = 1.426 milyar TL.

MV = PT denkleminin bize anlattığı çok basit bir şey vardır. Ekonominin fiziksel üretiminde  (T) çok hızlı ve çabuk artışlar olmaz. Aynı şey geleneklere, alışkanlıklara göre biçimlenmiş olan paranın dolanım hızı (V) için de geçerlidir. Bunlardaki değişiklikler orta uzun vadede gerçekleşir. Dolayısıyla V ve T’yi kısa dönemde kolay değişmeyen büyüklükler olarak kabul edebiliriz. Bu durumda para arzında (M) ortaya çıkacak bir artış fiyatlar genel düzeyinde (P) artışlara (enflasyona) neden olur.

Bu yaklaşım birçok merkez bankasının niçin temel hedef olarak fiyat istikrarını aldığını ve niçin parasal genişlemeyi denetimde tutmaya çalıştığını açıklamaktadır. Sona yıllarda başta Fed ve AMB olmak üzere merkez bankaları ekonomiyi canlandırabilmek amacıyla parasal genişlemeye gittikleri halde enflasyon oluşmamasının nedeni içinde bulunulan kriz ortamının devam ediyor olmasıdır. Böyle bir genişleme normal ortamlarda yapılmış olsa büyük çaplı enflasyon yaratabilirdi.

Aşağıdaki grafik Türkiye’nin 2002 – 2012 arasındaki GSYH’sıyla (kırmızı çizgi, sağ eksende) yılsonu M1 para arzı miktarlarını (mavi çizgi, sol eksende) bir arada gösteriyor. Grafik, TCMB’nin, enflasyonu denetlemek üzere para arzını denetim altında tuttuğunu gösteriyor.


75 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. hocam sayenizde ekonomist olmasakta verileri görünce tahmin yürütme kabiliyetini kazandik.Son gun gelen sanayii uretim endeksi bazi hesaplamaları bozacak nitelikte ve merkez bankası bu verileri tahmin etmeden planlama yapti.Sizinde her yorumunuzda belirttiginiz gibi buyume bu yilda istenilen rakama gelmeyecek .Özel sektör ve yatırımcının izlemesi gereken yol nedir hocam.saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyümenin düşük kalması demek piyasada yavaşlama olması demektir. Yani iç talep yeterli düzeye gelmeyecek. Bu durumda yeni yatırımlara girişmemekte yarar var. Tabii bu her sektör için geçerli değil. Bazı sektörler hızlı büyüyebilir. Ama genel olarak maliyetleri daha iyi kontrol etmek gereken bir yıldayız. "Gelirini artıramıyorsan giderlerini kısacaksın."

      Sil
  3. Hocam paranin dolasim hizini diger ulkelerle kiyasladigimizda cikan farklarin ne anlama geldigi konusunda da bizi bilgilendirirseniz memnun olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynes'e göre paranın devir hızıyla reel faizler arasında pozitif korelasyon var ama gerçek verilere baktığımızda durum daha farklı. mesela ABD'de son 20 yılda ekonominin genişleme zamanlarında devir hızı artıyor, durgunluk dönemlerinde devir hızı azalıyor. çünkü genişleme zamanlarında para, tasarruf eğilimi düşük bireylerin eline daha çok geçiyor. durgunluk zamanlarında ise para daha çok tasarruf eğilimi yüksek kişilerin elinde duruyor. Türkiye'de de benzer bir durum var. her geçen yıl üst gelir gruplarının toplam mevduatlardan aldığı pay artıyor ve paranın devir hızı düşüyor veya en azından artmıyor.

      Sil
    2. Amerika'da 80'li yıllarda nominal-reel faizler 90'lara nazaran yüksek ancak paranın devir hızı 80'lerde daha düşük. bu da Keynes'in teorisine uymuyor. 80'ler ve 90'larda ortalama büyüme ise hemen hemen aynı. belki 80'lerde işsizliğin daha yüksek olması yada para yerine kart kullanımı gibi faktörler etkili olmuş olabilir.
      Türkiye'de son yıllarda kart kullanımının yaygınlaşmasının paranın devir hızını artırması beklenebilir. ama servet dağılımındaki adaletsizlik daha baskın çıkmış gibi.

      Sil
  4. Hocam kitaplarinizi okumaya başladım.matematik bitirdim.iktisat yüksek lisansı yapıyorum.sayenizde iktisat altyapisini alabileceğini düşünüyorum.saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım yararlı olur, kolay gelsin.

      Sil
  5. Hocam konuyla alakasız olacak ama çok merak ediyorum acaba Türkiye'deki nüfus artış hızının yavaşlaması ve bunun gelecekte ekonomiye yapacağı etkilerle ilgili bir yazınız var mı? (veya yazacak mısınız?) Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlikelerdden biri olduğunu düşünüyorum bu durumun. saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkenin nüfusunun artış gösterip göstermemesinden daha önemli olan o ülkede nüfusun kalitesinin artış gösterip göstermediğidir. Bana sorarsanız Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlike nüfusun kalitesinin artmamasıdır.

      Sil
    2. üstad nufus konusun da cok haklisiniz.. Bu konuda bir yazi yazarsaniz çok faydali olur diye düsünüyorum. Bu arada yaziniz yine çok güzel (yalin , bilmeyenlere ôgretici ve bilenlere toparlayici ) olmus. Elinize saglik..
      Hasan A.

      Sil
  6. son yıllarda Fed ve AMB'nin bilançoları 3'e 4'e katladı ancak para bankaların kasasında rezerv olarak duruyor, az bir kısmı dışarıya çıktı. merkez bankalarının bilançolarındaki genişleme çoğu kişiyi yanıltıyor. "bu kadar parasal genişlemeye rağmen enflasyon düşük, demek ki parayla enflasyon arasındaki bağ koptu" gibi yanlış bir düşünceye neden oluyor. örneğin ABD'de de M3 para arzı 2005 sonunda 10,2 trilyon dolar iken 2008 sonunda yani sadece 3 yıl içinde 14,6 trilyon dolara çıkmış. bu dönemde ortalama enflasyon %3.5, ortalama büyüme ise %1,4 olmuş. ABD M3 para arzına ilişkin en son veri ise 15,1 trilyon dolar seviyesini gösteriyor. M3 para arzı (M2+ para piyasası fonları + repo + large time deposits + eurodollars) 4 senedir neredeyse yerinde sayıyor ve bu durum enflasyona da yansıdı. 2008-2012 arasında ortalama enflasyon %1.6, ortalama büyüme ise %0,8 oldu.

    YanıtlaSil
  7. hocam biraz alakasiz olacak ama hükümet yetkilileri bizimle dalgami geciyor.sayin bakan Ergün gelen verilerin hedefler doğrultusunda oldugunu söylüyor. Sanırım eskiye dönüş başladı hocam.Gercekler yerine masallar soylemini artik rafa kaldirdigimizi düşünmüştüm ama umudum kalmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. halklar hak ettikleri gibi yönetilirler

      Sil
  8. Hocam, Keynes faiz arttıkça paranın devir hızı artar, faiz düşerse azalır diyor. Türkiye'de son 3-4 yıldır hem reel hem nominal faizler düşüyor. faizlerdeki düşüşün paranın devir hızına bir etkisi oldu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son üç yılda paranın devir hızında düşüş var.

      Sil
  9. Hocam şunu sormak istiyorum; örneğin ben bankaya 1000 lira yatırınca benim adıma mevduat hesabı açılmış oluyor ve karşılık oranınında %10 olduğunu düşündüğümüzde 100 lirası merkez bankasına yatıp kalan 900 lirada kredi olarak verildiğinde krediyi alan kişi bunun 500 lirasını bankaya yatırdığında onun Adınada mevduat hesabı açılmış oluyor halbuki yaratılan kaydi para 900 liraydı ve bu kişiye 900 liralık satın alma gücü oluşturmaktaydı.hocam anlamadığım nokta m1 para arzı büyüklüğünü bulurken bankadaki vadesiz mevduat hesabını mı hesaba katıyoruz(örnekte 500 lira oluyor) yoksa verilen krediyi mi hesaba katıyoruz(örnekte 900 lira) kısacası + 900 olarak mı hesaba katılıyor + 500 olarak mı? Cevabınız için teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. banka 900 lira kredi verince bunu aktifine "krediler" hesabına kaydeder. karşılığında ise 900 lirayı pasife "mevduatlara" kaydeder. kredi kullanan kişi 900 liralık bir mevduata sahip olur. yani kredi demek onunla aynı tutarda mevduat demektir.

      Sil
    2. M0 yani en dar anlamda para arzını alacaksanız nakit parayı saymış olursunuz . Bunun dışındaki tanımlarda kaydi para da sayılır.

      Sil
  10. Hocam repo bankalar ile merkez bankası arasında olmaktadır hatta merkez bankası repo faizi ile bankanın maliyetlerini etkileyebilmektedir. Benim sorum; acaba repo kişisel olarak ta yapılabilir mi ? Yabancı bir kişi tasarrufunu getirip tl çevirip repo yapıp faiz geliri elde edebilir mi? Yoksa repoyu aracı bir kurumla mı yapmak zorundayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz hatırlamıyorsunuz ama 1980'lerde ve 90'larda kişiler de yoğun biçimde bankalarda repo işlemi yaparlardı. Hatta banka şubelerinde repo kuyrukları oluşurdu. Şimdilerde kişilerle yapılma oldu. Teorik olarak hiçbir engel yok ama bankalar artık zaten mevduata günlük faiz vererek repo işleminin yerine mevduatı koydular.

      Sil
  11. Hocam yıllardır üniversitelerde okutulan bu kvramları o kadar açık yazmışsınız ki bravo. hakikaten çok büyük bir tecrübesiniz. bir okunuşta anlayabiliyoruz anlattığınız şeyleri.

    YanıtlaSil
  12. Hocam merhaba,
    Para arzı gibi teknik bir konuyu çok basit ve sade bir biçimde ortaya koymuşsunuz yazınızda.Hem teoriyi bilmek hem de uygulamaya hakim olmak çok büyük bir güç.Elinize ve kaleminize sağlık.
    1-Tabloda vadeli,vadesiz mevduat toplamı 670 milyar gözüküyor.(731-61).2012 sonu mevduat rakamı 815 milyar değil mi.(BDDK)
    2-Kredilerin ana kaynağı olan toplam mevduatların GSYH içindeki payı düşük değil mi.
    İyi pazarlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Ben bankacılık verilerini ANKA ekonomik bülteninden alıyorum. Onların yaptığı sınıflandırma bana daha mantıklı geliyor.
      Toplam mevduatın GSYH içindeki payı hangi veriyi alırsak alalım düşük. Gelişmiş ekonomilerde bu pay GSYH'nın % 100'ünü aşıyor (bazııarında GSYH'nın bir kaç katına kadar çıkıyor.)

      Sil
    2. para arzı tanımlarına hangi unsurların dahil edileceğine merkez bankası karar veriyor. o nedenle TCMB'nin verilerini takip etmek daha faydalı olur. Türkiye'de M2 para arzının GSYH'ye oranı %51 ABD'de ise %66. aslında öyle çok büyük bir fark yok.

      Sil
    3. farklılıkları ölçerken oranlar arasında kıyaslama yapmak bizi hataya düşürür.

      Sil
  13. Merhaba Hocam öncelikle öğretici yazılarınız iktisad kitaplarında ki ağır dilden uzak ve gayet açıklayıcı bir uslüba sahip.Bu bağlamda yazınızı okumakla beraber aklıma takılan bir soruyu size yöneltmiş olayım?.TCMB 2006'dan beri tam enflasyon hedeflemesi yaparken nasıl oluyorda ara hedefinde parasal büyüklükleride etkiliyebiliyor.Nihai hedef enflasyon hedeflemesi olduğunda ara hedef sadece faiz hedeflemesi olması gerekmez mi.Bu durum merkez bankasının kayıp fonksiyonuna görede ters bir durum değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana sorarsanız enflasyon hedeflemesi biraz göstermelik bir hedef. O nedenle ara hedefi de nihai hedefi de göstermelik kalıyor.

      Sil
    2. Türkiye gibi küçük ve dışa açık bir ekonomide enflasyon beklentilerini yönetmenin ve enflasyon hedefine ulaşmanın en kolay yolu döviz kurunu kontrol etmektir. kur vasıtasıyla para politikası başka bir ülkenin (ABD) para politikasına çapalanır. döviz kuru ise kredi hacmi ve parasal büyüklükleri denetim altında tutarak, sıcak para akımlarını özendirerek yahut yeri geldiğinde özendirmeyerek kontrol edilir. burada faiz bir araçtır, duruma göre artar veya azalır. bir kur şoku yaşandığında hemen faiz silahına başvurulması (örn. Mayıs-Haziran 2006, Ekim 2011) yada ortalık sakinleşince faizlerin hemen düşürülmesi bundandır. faizdeki oynaklık, hem sıcak para akımları hem parasal büyüklüklere etki ederek kuru etkiler. tabi 2008-09 tarzı krizler istisnadır çünkü emtia fiyatları çöktüğü için kur şoku enflasyona neden olmaz ve kur kendi haline bırakılır.
      sonuç olarak Türkiye'de döviz kurunu dolayısıyla parasal büyüklükleri ve sıcak para akımlarını yönetmek faizi yönetmekten daha önemlidir. kur şoklarının özellikle ikincil etkilerini bertaraf etmek için faiz istikrarından feragat edilir.

      Sil
  14. hocam, kafa karıştıran konuları anlaşılır bir biçimde yazıyorsunuz. güzel bir yazı olmuş...

    YanıtlaSil
  15. Hocam Merhaba, yazınız için teşekkür ederiz. Üçlü açmaz ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyormusunuz? Bu konu ile alakalı tavsiye edebileceğiniz bir kaynak varmı? Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  16. Yunanistan krizini ve Türkiye'ye etkilerini anlatınız? (Mülakat sorusu) Açıklamasını yapabilecek olan var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yunan krizinin en önemli etkisi Euro'nun dolar karşısında değer kaybetmesiyle dış ticaret dengemiz üzerindeki kur etkisi oldu. (ihracat ağırlıklı olarak Euro ile, ithalat ise dolarla yapıldığı için) ikinci etki Avrupa'daki kredi daralması ve banka bilançolarındaki küçülmeden geldi. bu da ihraç pazarımızı daralttı. bir de bir miktar daha düşük ücretlere razı olan Yunanlı işgücü ithal ettik. asıl etki İtalya ve İspanya'nın yaşadığı sıkıntılardan geldi.

      Sil
    2. Üçlü açmaz konusunda tavsiye edebileceğim net bir kaynak yok.

      Sil
  17. Hocam, bir düzeltme yapmak istiyorum. M1 para arzına banka kasalarındaki nakit para dahil değil. dolaşımdaki nakit ve madeni para miktarından banka kasalarındaki nakit çıkarılıyor, daha sonra bu miktara vadesiz TL ve YP mevduatlar ekleniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, banka kasalarındaki nakit, para arzına dahil değil. merkez bankasının sitesinde [dolaşımdaki para (M0) = dolaşıma çıkan banknot + madeni para - banka kasaları] şeklinde yer alıyor. bankaların elindeki nakit para arzına değil parasal tabana dahil ediliyor.

      Sil
    2. Düzeltme yapılmıştır, teşekkürler.

      Sil
  18. Kredi kartı kullanımı para arzına dahil edilmiyor mu?

    YanıtlaSil
  19. Keynes Paranın Dolanım hızını istikrarsız olarak görüyordu. Mantıken faiz arttıkça paranın dolanım hızının azalması gerekmez mi? Keynes bariz mantık hatası yapmamış mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynes, "faizler artarsa spekülatif para talebi azalır, para talebi de para arzına eşit olacağı için veri bir GSYH düzeyinde para arzı azalınca paranın devir hızı artar" şeklinde bir mantık yürütüyor.

      Sil
  20. Para arzı tanımları konusunda kitaplar arasında bazı farklılıklar var. Mesela,bazı kitaplar M0 para arzı tanımını almamış.

    YanıtlaSil
  21. M1= Dolaşımdaki Para + Vadesiz Mevduat (YTL,YP)
    M2= M1 + Vadeli Mevduat (YTL,YP)
    M3= M2 + Repo + Para Piyasası Fonları
    Merkez bankası sitesi ve benim kitabımda böyle tanımlıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dolaşımdaki parayla kastedilen finans dışı kesimin elindeki banknot ve madeni para. bundan dolayı banka kasalarındaki nakit dahil edilmiyor.

      Sil
  22. merkez bankasının sitesinde dolaşımdaki para (herhalde kastedilen M0 para arzı) 2012 sonunda 54,6 milyar TL olarak gözüküyor.

    YanıtlaSil
  23. Şirketlerin tahvil çıkarması mı daha avantajlıdır hisse senedi çıkarması mı? Neden? Mülakat sorusu açıklayacak olan var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şirketin, mevcut kar marji, satışları mali verileri ile vergi oranı gibi değerin analizi yapılarak; optimal sermaye maliyeti hesaplanarak karar verilir. Şirket açısından seçilen yöntemin hisse değerini artırması amaçlanır

      Sil
  24. Hocam iyi günler ; acaba enflasyonun kontrol altına alınması için kurun sabitlenmesi arasındaki ilişkiyi açıklayabilirmisiniz?bir de kurun düşük olması içeride ithalata yönelik rekabeti azalttığından ithalatın artmasıyla toplam talep azalıp enflasyon kontrol altına alınabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sabit kur rejimi para arzının esnek olduğu, yani sadece arttığı değil azalabildiği durumlarda mümkün. günümüz fiat-money sistemlerinde geçerliliği kalmadı çünkü mevcut sistemde para arzı azalmıyor. bunun da en büyük nedeni mevduat sigortası; bankaların batmasına ve mevduatların buharlaşmasına izin verilmiyor. merkez bankaları ve hükümetler hemen bankaların yardımına koşuyor. eskiden altın standardı zamanlarında mevduat sigortası yoktu, bankalar batınca para arzı azalıyor ve fiyatlar genel seviyesi düşerek ödemeler dengesi açığı veren ülkenin ihracatını artırıcı etki yapıyordu. günümüzde sabit kur rejimleri en fazla birkaç yıl devam edebilir. ülkeler arasındaki faiz-risk primi farkı, enflasyon farkı, cari denge farkları, sınırlı rezervler vb. faktörler sabit kur sistemine engel. Euro bölgesi bir nevi sabit kur bölgesi ve dengesizlikler iyice ayyuka çıktı. Euro bu haliyle zorlamayla yürüyen bir sistem.
      Türkiye gibi ülkelerde döviz kuru sıkı markaj altında tutuluyor. bazen kurun çok yükselip ikincil enflasyonist etkiler yaratması engellenmeye çalışılırken, bazen de TL'nin aşırı değerlenmesinin önüne geçilmeye çalışılıyor.

      Sil
  25. Endeks nedir? Endeksleme nerelerde kullanılır? Borsada ne tür endeksler vardır? GSMH deflatörü bir endeks midir?

    YanıtlaSil
  26. diyelim ki 1 TL nominal bedelli 1.000 adet hisse senedi var ve şirket 500 TL'lik finansmana ihtiyaç duyuyor. bu finansmanı sağladığı zaman vergi ve faiz öncesi dönem karı 500 TL oluyor. (vergi oranı %20, tahvil faizi ise %10 olsun) tahvil ihraç ederse 500 TL - 50 TL faiz = 450 TL vergi öncesi kar olur. vergi sonrası kar ise 360 TL, hisse başına net kar ise 360 TL / 1.000 = 0,36 TL olur.
    şirket tahvil yerine 500 adet hisse senedi ihraç ederse toplam hisse sayısı 1.500 olur. vergi sonrası kar 400 TL, hisse başına kar 400 TL / 1.500 = 0,27 TL olur.
    bu durumda mevcut ortaklar açısından tahvil ihracı, hisse senedi ihracından daha avantajlıdır.
    tahvil-hisse senedi opsiyonlarının değerlendirilmesinde en önemli faktör tahvil faizidir (hisse senedi ihraç maliyetleri ihmal edilirse) şirketin uzun vadeli tahvil piyasasına erişimi mümkünse ve faizler makulse, mevcut ortaklar açısından tahvil ihracı genellikle daha avantajlıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kaynak karlılığını da unutmamak lazım. o da çok önemli bir faktör.

      Sil
  27. Şirketin tahvil mi çıkartması yoksa halka açılması mı daha avantajlı olur?

    YanıtlaSil
  28. Hisse senedi ihracında 400 TL kar nasıl oluştu? Onu açabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hisse senedi ihracında faiz gideri yok. vergi öncesi kar 500 TL, vergi 100 TL. vergi sonrası net kar 400 TL oluyor.

      Sil
  29. M0 para arzındaki karışıklığı gidererek yazıda düzeltmeler yaptım. Yazıda kullandığım verileri ANKA ekonomi bülteninden aldım. Yazıyı yazdığım sırada TCMB sitesindeki veri dağıtım sisteminde 2012 yılı Kasım ayı sonu verileri yayınlanmıştı. Burada ANKA'dan aldığım veriler ise Aralık sonu verileridir. Yalnızca M0 verisini TCMB'denm aldım o da Aralık sonuna aittir.

    YanıtlaSil
  30. hocam sizce merkez bankasi bagimsiz hareket edebilirmi yoksa hukumetin istekleri dogrultusundami hareket edecek.Yoksa yeni bir ekonomik onlem veya tesvik paketimi ufukta gözüküyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merkez bankası hükümetten bağımsız hareket edebilse bile yurtdışından bağımsız hareket edemiyor. Başçı'nın gözü kulağı dışarıda. Bernanke seneye görevi bırakıyor. yeni bir başkan gelene kadar "şapkadan" yeni bir tavşan çıkmayacak. ayrıca ABD'de bu yıl 300 milyar dolar kadar bütçe tasarrufu var. son olarak Yunanistan'ın Euro'da kalması kesinlikle garanti değil. medya pek haber yapmıyor ama Yunan halkı tahammül sınırlarının eşiğine geldi. bu şartlar altında büyüme en fazla %2-3 gelir.

      Sil
    2. %15 kredi büyümesi para arzında %7-8 artışa yol açar.paranın devir hızını sabit kabul edersek nominal GSYH %7-8 artar.%6 deflatör artışı olsa demek ki büyüme %1-2 gelecek.bu kadar düşük büyümeye hükümet razı olmaz.yerel seçimlere şunun şurasında 1 yıl kaldı.%15'lik kredi büyümesi hedefi revize edilir.artan cari açık da hesaplama yöntemi değişiklikleriyle gizlenir.
      ben yunan hükümetinin yerinde olsam bir saniye tereddüt etmeden eurodan çıkar iflas ilan ederim.neticede yunanistan jeostratejik öneme sahip bir ülke.batı sırtını yunanistana dönemez.dönerse rusyanın kucağına atmış olur.dolayısıyla iflas halinde yunanistana siyasi yaptırım uygulanmaz ab üyesi olmaya devam eder.öyle ambargo vs olacağını da sanmam.temel ihtiyaç maddelerini alması için imf para verir.üç beş yıl dışarıdan borçlanamazlar,bir de enflasyon olur.enflasyona yabancı bir ülke de değil zaten :) zenginlerinin parası da yabancı bankalarda.şöyle sağlam bi devalüasyon oldu mu 2020ye kalmaz toparlanırlar.

      Sil
  31. yillardir oy verdigim akp hükümeti zannima gore son demlerini yaşıyor.Bu kadar insani iceri atip sonrada ölüm doseginde tahliye etmek nasil bir duruş. Yazik degilmiydi bunca insana.iftira büyük gunah degilmi kardesim.inandik sana guvendik suclular yoksa niye atilsinlar iceri dedik bu büyük gunaha bizide ortak ettin.ekonomi iyiye gidiyor dedin ahbap oldugumuz ne bakkalimiz ne kasabimiz nede manavimiz kaldi geriye.herkes borclu ve mutsuz.Sabrindan istifade ettin bu asil millettin.Sende biliyorsunki bu halk acindan ölse cikip bagirip cagirmaz haşa yağma zaten haram bize.Ama sabrimiz Eyüp sultandan gelme .Senden oncekilerde benden gayrisi yalan dediler .lale devri kayinbiraderler yigenler yemeyip götürenler hepsini gördük cok şükür. simdide rolleri degismis isimleri degismis arkadaslar meydanda .Sanirsam daha ozel isim takilmadi bu arkadaslara.Amma görmüş gecirmisiz senden önce hissederiz gelen güruhu.selametle git sıkıntı olmadan.Bizde yeni parlatilacak olanı hah işte bu diye tekrardan alkislayalim. tarihin tekerrür sayfasinda.hocam hakkını helal et sayfani işgal ettim .ama kalmadiki senin gibi adam oğlu adam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlara ve yanıtlara teşekkür ederim.
      Görüşler farklı, düşünceler farklı. Normal ve güzel olanı da bu.

      Sil
  32. Hocam, Merhaba !

    Ülkenin yerüstü varlıkları ile para miktarı arasında bir bağ var mı?
    Ayrıca, Bankalarda mevduaatı olan şu kadar kişi var deniyor ve bu gelir dağılımı ile ilişkilendiriliyor.Doğru analiz için Bankalardaki mevduat sahiplerine, diğer varlık (gayrimenkul,altın, araba, makina, diğer varlıklar,) sahiplerinin de eklenmesi gerekmezmi mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yerüstü varlıkları ile para arzı arasında bir bağlantı yok.
      Gelir dağılımı ile servet dağılımı farklı kavramlardır. Bankadaki tasarruf gelir değil servettir. Gayrimenkul araba vs hep servetin unsurlardır. Gelir akım kavramdır servet ise stok. Bir ülkede gelir dağılımı düzgün olabilir servet dağılımı bozuk olabilir ya da tersi. Dolayısıyla servet dağılımına bakarak gelir dağılımı için bir çıkarımda bulunulabilir ama bu çok yüzeysel olur.

      Sil
  33. hocam M1 ve M2 para arzı arasındaki fark olan vadeli mevduatların bu kadar fazla olmasını nasıl yorumlamalıyız? yani tasarruf yatırım açısından bu elbette önemlidir ancak merakım türkiye ekonomisinde de böyle mi işlemektedir yoksa olay hem tasarruf sahiplerinin hem de bankaların faiz kazancı ile mi ilgilidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vadeli mevduatın yüksek olmasının nedeni tamamen faiz geliridir. Eskiden daha da yüksekti ama faizler düştükçe azaldı.
      Tasarrufların yatırıma dönüşmesinde tasarruf sahiplerinin pek bir tercihi yoktur. Onlar faiz geliri elde etmek ve paralarını emin bir yerde saklamak için bankaya yatırırlar, bankalar da kredi almak isteyenlere bu mevduatı kredi olarak verirler. Sonuçta o kredilerin bir bölümü yatırım için kullanılır, bir bölümü de tüketim vs. için. Ama tüketim için kullanılanlar da sonuçta talep yarattığı için üretimi ve dolayısıyla yatırımı etkiler.

      Sil
  34. hocam mo para tanımıyla ilgili bir kavram karmaşası var. nerdeyse tüm kitaplar mo para arzını:dolanımdaki para+banka parası olarak almışlar nitekim sizde 23/01/2007 tarihli radikal yazınızda böyle almışssınız ama merkez bankası sitesinde farklı verilmiş. kafam karıştı, yetişin hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız. Hatta bazen sadece dolaşımdaki para olarak alınıyor. M0 para arzı kavramını TCMB'nin açıkladığı şekilde ele alıyoruz o nedenle son tanımı almak gerekiyor. Yami M0 = Dolaşımdaki para - banka kasalarındaki para.

      Sil
  35. Merhaba Hocam;
    Türkiye'de çoklu kur sistemi uygulaması olsa nasıl olur? Bölgesel veya sektörel bazda ekonomik bakımdan ihracatın ithalatı karşılama oranında artış olur mu? Bu konuda kaynak/kaynaklar önerirseniz memnun olurum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye geçmişte çoklu kur rejimi uygulamıştır. Örneğin ithal malları kategorilere ayrılmış ve bu kategorilere farklı kurlar uygulanmıştır. İhracatta da benzer uygulamalar yapılmıştır.
      Çoklu kur uygulaması sabit döviz kuru rejiminde mümkündür.
      Kaynak için IMF veya OECD uluslararası kuruluşların yayınlarına bakılabilir

      Sil
  36. Hocam merhaba, ortalama her 5-7 senede bir global yada yerel bir kriz döngüsünün içerisindeyiz.Acaba ileride oluşabilecek bir krizde kurla alakalı olarak 99 daki gibi bir kur çıpası uygulanır mı ?dövizin yukarı doğru aşırı dalgalanmasını önlemek için.Benim öngörüm uzun vadede 1 dolar=1tl hükümetin asıl amacı paramızıda uluslararası geçerli hale getirmek.


    YanıtlaSil
  37. Yanıtınız için teşekkürler hocam. (Örneğin; 1 Akdeniz TL'si=1,5 Karadeniz TL'si). Ama hocam mesela bölgesel bazda farklı para birimleri olsa ve değerleri farklı olsa ve hepsinin değerlerinin ortalaması Türk Lira'sının değerini oluştursa diyelim; bölgeler arası rekabet ortamı için devlet belli başlı politikalar izlese, ayrıca spekülasyonu dağıtmak adına ne türlü etkileri olur? Ben bunun üzerine çok kafa yordum ama hangi kaynağa bakacağımı bilmiyorum. Sizin bahsettiğinizden biraz farklı düşünmüştüm. İhracatta önemli rol oynayan bölgelerin para birimleri değerlenmeyip; diğer bölgelerin para birimleri değerlenirse TL toplam bazda değerlenir ve ithal mallar için göreceli olarak değerli TL'yi kullanırsınız ve böylece hem ithalatta hem ihracatta kazanmış olursunuz; otomatik olarak enflasyon baskılanmış olur. (Ülke genelinde) Yani değerli olan bölgenin TL'sini ithalatta kullan, değersiz olanı ihracatta kullan modeli.

    YanıtlaSil
  38. Merhaba Hocam. Öncelikle önemli konuları sade ve anlaşılır şekilde bizlere sunduğunuz için çok teşekkür ederim. Yapmış olduğunuz para arzı kavramları açıklamasında M1 para arzının elde edilişinde kafama takılan bir husus oldu. M0 para arzı miktarı 54,6 milyar TL iken, 167,4 milyar TL olan M1 para arzında 61,4 milyar TL`lik bölümün "Dolanımdaki Para" olduğunu söylemişsiniz. M1 para arzının elde edilmesinde kullanılan M0 para arzının 54,6 milyar TL olmasına karşın, M0 para arzı miktarı ile 61,4 milyar TL tutarındaki "Dolanımdaki Para" miktarı arasındaki farkın sebebi nedir? Dolanımdaki para 61,4 milyar TL ve M0 para arzı da 54,6 milyar TL olduğuna göre "Banka Kasalarındaki Para" miktarı 6,8 milyar TL oluyor. Bu durumda "Banka Kasalarındaki Para" miktarı M1=M0 + TL ve YP Vadesiz Mevduat=167,4 denkleminde "TL ve YP Vadesiz Mevduat" kaleminde mi yer alıyor? Bilgilendirirseniz çok sevinirim. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  39. Teşekkürler.
    İkisi arasındaki fark banka kasalarındaki paradır.
    Dolaşımdaki para (currency in circulation)
    Dolanımdaki para (currency issued)
    Fark olan 6,8 milyar TL, TL mevduattadır.

    YanıtlaSil
  40. merhaba hocam , failzer artarsa vadesiz mevduatlara nasıl bir etkisi olur, bankalar buna nasıl tepki verirler, teşekkürler

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...