14 Nisan 2013 Pazar

Kimin Borcu Artıyor


Toplumda borçlar konusunda uzun süredir bir tartışma var. Herkes borç tutarlarını kendine göre sınıflandırıyor, eğiyor büküyor. Kimi borçların azaldığını söylüyor kimisi arttığını. Bu tartışmaya bir son verebilmek amacıyla aşağıdaki iki tabloyu sunuyorum (Tablolardaki veriler TÜİK ve Hazine Müsteşarlığı sitelerinden derlenmiş ve hesaplanmıştır.)  

Tablo 1: Borç Verileri

Yıllar
GSYH (TL)
USD Kuru
GSYH (Milyar $)
Kişi Başına GSYH ($)
Dış Borç Stoku (Milyar $)
Kamu Borç Stoku (Milyar TL)
Hane Halkı Borç Yükü (Milyar TL)
2002
350.476
1,51
231
2.619
130
257
6
2003
454.781
1,50
305
3.383
144
298
13
2004
559.033
1,43
390
4.172
161
333
27
2005
648.932
1,35
482
4.964
171
351
46
2006
758.391
1,44
526
7.500
208
366
67
2007
856.387
1,30
659
9.333
250
356
91
2008
950.500
1,28
742
10.376
281
408
114
2009
954.000
1,55
618
8.456
269
466
125
2010
1.105.100
1,50
736
10.079
292
497
168
2011
1.297.700
1,67
774
10.444
304
547
216
2012
1.416.800
1,79
786
10.504
337
563
255
2002 – 12 Büyüme (%)
304
19
240
301
159
119
4150


Tablo 2: Borçların GSYH’ya Oranları

Yıllar
Kamu Borcu /
GSYH (TL, %)
Dış Borç /
GSYH ($, %)
Hane H Borç Stoku  /
GSYH (TL, %)
Kamu Dış Borç Stoku / GSYH (%)
Özel K. Dış Borç Stoku / GSYH (%)
2002
73
56
2
28
19
2003
65
47
3
23
16
2004
60
41
5
19
16
2005
54
35
7
15
18
2006
48
40
9
14
23
2007
42
38
11
11
24
2008
43
38
12
11
25
2009
49
44
13
13
28
2010
45
40
15
12
26
2011
42
39
17
12
26
2012
40
43
18
13
29


Birinci tablo bize son 11 yılda cari fiyatlarla TL cinsinden GSYH’nın % 304, USD cinsinden cari fiyatlarla GSYH’nın % 240, cari fiyatlarla kişi başına GSYH’nın % 301, Türkiye’nin toplam dış borç stokunun aynı dönemde cari fiyatlarla % 150, kamu kesimi iç ve dış borç stokunun TL cinsinden % 119 arttığını gösteriyor. Buraya kadar her şey yolunda gitmiş görünüyor. Birinci tabloda dikkati çeken iki konu var: (1) Herşey katlanarak artarken dolar kuru sadece % 19 artmış. Yani aşağı yukarı sabit kur rejimi uygulamasına benzer bir uygulama göstermiş. (2) 2002 yılında pek fazla borcu olmayan hane halkı 2012 yılı sonunda ciddi anlamda bir borç yükü altına girmiş. Hane halkının borç tutarındaki artış % 4150 ile dönemin rekorlarını alt üst etmiş görünüyor.  

İkinci tablo bize son 11 yılda kamu kesimi borcunun ve Türkiye’nin toplam dış borç stokunun GSYH içindeki payının azaldığını buna karşılık hane halkının borç yükünün hızlı bir artış sergilediğini gösteriyor. İkinci tabloda da dikkati çeken bir konu var: Kamu kesiminin borç yükü son 11 yılda azalmış buna karşılık hane halklarının ve özel kesimin borçları son 11 yılda hızla artmış.

Son 11 yıldaki gelişmelere bakarak borçlar konusunda şunu söylemek mümkün: Önceki dönemlerde borçlu olan kamu kesimiyken bu dönemde borçlar el değiştirmiş ve özel kesim ile bireyler borçlu konumuna gelmişler. Bu durum; Türkiye’nin 2000’lere kadar uyguladığı kamu kesimi ağırlıklı, bütçe açıklarına ve kamu kesimi borçlanmasına dayalı büyüme modelinin yerine özel kesim ağırlıklı, özel kesim yatırım ve tasarruf açıklarına yani cari açığa ve dolayısıyla özel kesim borçlanmasına dayalı büyüme modelinin konulmuş olması yönündeki yorumlarımla bire bir örtüşmektedir.

Bu yeni modelin eskisinden en belirgin farkı borçlanmanın kamu kesiminden özel kesime kaymasının yanı sıra hane halklarının da borçlu hale gelmesidir. Eskiden insanlar “bu borç nasıl ödenir?” diye kamu kesiminin borçlarını dert edinirlerdi şimdi, kendi borçlarını nasıl ödeyeceklerini düşünmelerinin zamanıdır. Çünkü kamu kesiminin borcunu ödemek için vergi koymak, para basmak, enflasyon yaratarak borcu hafifletmek gibi birçok yöntemi uygulama yeteneği olduğu halde özel kesimin ve hane halklarının böyle yetenekleri bulunmamaktadır.     

119 yorum:

  1. Hocam özel kesim borcun bu kadar yükselmesinden tasarrufların azalması ve tüketimin artması buyuk faktör ayrıca faizlerin bu kadar düştüğü bir ortamda tasarruf>yatırım artması beklenemez gecmis on yılda tüketimde artış tasarruf ta azalış oldu.ben önümüzdeki yıllarda eğer bu durumda faizler düşmeye devam ederse turkiyenin iktisadi anlamda çok buyuk sorunlar yaşayacağını düşünüyorum asırı cari açık bunun sinyallerini veriyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz takıntısı Türkiye'nin başına bela açabilir.

      Sil
  2. Hocam borc artmis devlet vatanin yarisini sattıgi haldd borc rekor kirmis yani develuasyon yakın olan yine halka olucak tayyip atıp tutmaya devam ettsin.onumuzdeki on sene bişeyler icat edilmeyecegine göre oy veren koyun surusune bu olaylari anlatmaktan dilim kurudu. Yazicak çoksşey var.cocuklarina dunurune sinirsiz kredi açmalar bunları da yazin insanlar aydinlansin bi bürokrat olarak siz ne şiş yansin ne kebab havası var ekonomi yazarlarinda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bilim sınırları içinde yazarım.

      Sil
    2. hocam kamu borcunun artmış olduğu gerçeğini insanların gözüne gözüne sokmanın bilimsel yolu yokmudur?Borçlanarak tüketerek büyüyeyn GSMH a oranla kamu borç yükünün düşmüş olması ne kadar anlamlı?Sonuçta on yılda kamu borcu yapılan 48 milyarlık özelleştirmeye rağmen iki kat artmıştır ve faizler %65 ken ödenen faiz 48 milyarken onda bir düşen faize rağmen 2013 bütçesinde öngörülen faiz ödemesi 53 milyar tl dir.ö-faiz oranı ve ödenen faiz bile tek başına kamu borcunun nasıl büyüdüğünü gözler önüne sermezmı?saygılar

      Sil

  3. Dünya nüfusu kalabalıklaşıp toprak rekabeti kızıştıkça küçük topluluklar bir araya gelip prenslikleri sonra devletçikleri ve son olarak devletleri oluşturmuşlar. Devlet dediğimiz şey devamlı dışarıdan saldırıya uğrayan bir kooperatiftir. Devletler arası rekabette başarıyı belirleyen unsur onların milli gelirleri, enflasyonları, darbeleri, isyanları, depremleri değil aralarındaki ticarette sağladıkları avantajdır. BİR ÜLKENİN BAŞINA GELEBİLECEK EN BÜYÜK FELAKET CARİ AÇIKTIR, dünya savaşını başlatıp kaybetmekten de kötüdür.

    Kısacası ülkeler 3 gruba ayrılabilir;
    1- Döviz kazananlar yani REEL OLARAK KAR EDEN İŞLETMELER
    2- Döviz kaybedebler REEL OLARAK ZARARDAKİLER-
    3- Hammadde zenginliği veya tasarrufçu anlayış sayesinde gemiyi yürütenler.
    4- istisnalar (Norveç, ABD vs.)
    1. gurup dünyayı idare edenleri işaret eder. 3. gurup idare edilenler. 2 ise çalkantılarda boğulanlar

    Demekki politikacıların halkı kandırmak için kullandığı milli gelir ve enflasyon gibi büyüklükler acımasız global rekabet ortamında karılaştırma unsuru değildir. Sonuçta her Türk vatandaşı yılda 2 defa ev ve araba alıp satsa milli gelirimiz ABD'yi sollar!!! Bu gerçeğe rağmen Cari açığın milli gelire orantılanarak makyajlanması bir aldatmacadır.
    Osmanlı devleti sanılanın aksine iflas etmeden önce başarlı bir milli gelir ve ihracat ve performansı sergiliyordu. Osmanlının son dönemlerinde çekilmiş bir kaç İzmir ve İstanbul liman resmi görmüştüm, denizin üstü gemicik doluydu, eminönü, tahtakale, galata, karaköy gibi ticaret merkezleri şimdikinden daha kalabalıktı... Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; Osmanlının tarımsal üretim ve ihracatı son dönemlerde devamlı yüksek oranlarda büyüyordu. Peki ne oldu da bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaketi yaşadılar? Dikkat edin pek çok ülke krize girip zor dönemler yaşamıştır ama osmanlının'ki farklı bir durumdu, yaşama alanlarını kaybetmişlerdi. Rusyada bolşevikler yerine Çar yönetimde olsaydı ve Rus ordusu doğudan giriş yapsaydı tarih nasıl şekillenirdi??

    Burada önemli bir paragraf açmak gerekiyor. Özelde anadolu müslümanları genelde tüm islami toplumlarda zayıf ve gelişmemiş bir milliyetçilik anlayışı vardır, onun yerine ümmetçilikten kaynaklanan bireysellik, kendini kurtarma duyguları gelişmiştir, sistem kendini korumak için ise cemaat içi dayanışma ilkesini esas alır ve cemaatçikler ticari olarak holdingleşmye çalışır Kollektif anlayış konusunda en uç örnek Japonya'dır. merkezdeki devlet herkesin ortak çıkarıdır ve herkes onu güçlendirmeye çalışır böylece güçlü devlet ortaya çıkar. İslam ülkelerinde devlet kesinlikle ortak çıkar noktası değildir, genelde dini-ruhani bir lider etrafında toplanmak tercih ediir. Bu anlayış sağlam olmadığından kolayca dışardan yıkılır (Libya, Irak, Yemen, Mısır aklıma gelen örnekler) İslam ülkelerindeki bu anlayışı eleştirmiyorum sadece dünyanın rekabet gerçeklerine aykırı olduğu için şansı olmadığını vurguluyorum. Kapitalist dünyada 3.000 nükleer başlık S.S.C.B.'yi yıkılmaktan kurtarmamıştı.
    Sonuç
    Maksat ülkeyi kurtarmak değil nede olsa bu iş için maaş alan değerli vekillerimiz var, bizi ilgilendiren bu tarz bir ülkede yatırım kararları nasıl alınır sorusudur. Bence aşırı döviz açığı veren yani zararına çalışan bir ülkede en uygun yatırım kararı zamanı yerel para biriminin düzeltme yaptığı andır.
    Merak eden için söyleyeyim bizim şartlarımızdaki bir ülkenin bu gidişatı düzeltmesine imkan yoktur, gidebildiği yere kadar böyle gider. Çözüm yolları var teorik olarak var ancak uygulama söz konusu olunca bilim kurgudan öte değiller.
    saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı devleti son zamanlarda anlatıldığı gibi başarılı bir ekonomik performansa hiçbir zaman sahip değildi. Hiçbir yeni buluşun altında bir Osmanlı imzası yoktur. Buluş olmayan yerde ekonomi ancak buluş yapanların iznine göre gelişir.
      Osmanlı limanlarındaki gemiciklerin fazlalığı ise sandığınız nedenlerle değil kendilerine tanınmış imtiyazlardan yararlanarak mal alış verişi yapan tüccarlarla ilgiliydi.

      Sil
    2. Peki hocam yurt dışından aldıgımız kredileri ve cari açık rakamlarımızı bu güne kadar yatırım yapıyoruz dış tic açıgı azalacak dedik 10 yıldır azalmadı ve sürekli arttı g.kore üretiem önem verdi yatırım yaptı arge ayptı dünya markaları yarattı üretimede üs haline geldi biz ise bize getirisi olmayan ve üretim ayagı bulunmayan yollar köprüler inşaatlar yapıyoruz belkide her 10 iş adamından 4 ü inaşşatcı oldu son dönemde üreten degil tüketen ve ithal eden bir ekonomi daha ne kadar bu ekonomik modelle devam edebilecek ?

      Sil
    3. Aşağı yukarı yedi sekiz yıldır bu konuda eleştiri yapıyorum ve yapısal reformların yapılması gereğini vurguluyorum. Ben bile yoruldum artık kendi sesini dinlemekten.

      Sil
    4. sizi eskiden ntv de şimdide cnbe de izliyorum hocam zaten bu tip konulara deginen çok az ekonomist ve iktisatcımız var çalışmalarınız için teşekürler ederim.

      Hocam bir diger sorunda özel sektörde çokkkkkk ciddi oranda doviz açık pozisyon var iannılmaz bir şekilde özel sektördeki şirketler dovizle borçlanmış kendi şirketim bile türkiyenin sayılı büyük şirketlerinden ama abd dünayda dovizlerini topladıgında eger bizim ülkede dolar 2.5 3 olsun bir yıgın batacak şirket var 1995 de aile şirketimiz vardı çok çok büyük bir şirketti amam markdaki dalgalanma oldugunda bir anda borcumuz 4 katına çıkmıştı ve asla asla batmaz denen şirket batmıştı. Hangi bankacıyla konuşsam özel sektör şirketleirnin doviz geliri olmadıgı halde dovizle borçlandıgını söylüyor.hem devlet hemde özel sektör hemde bireyler olarak resmen ekonomik iflas modeline dogru hızla gidiyoruz.

      Kusura bakmayın biraz felaket tallalı gibiyim ama birdaha 1995 1999 gibi krizler görmek istemedigim için bunları yazdım hocam

      Saygılar

      Sil
    5. Haklısınız özel kesimde açık pozisyon oldukça yüksek. 2001 öncesinde açık pozisyon bankalardaydı şimdi reel kesimde. Uyarılarınız haklıdır. Önlem alınmazsa sıkıntı çıkabilir.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. Dövizle elde edeceği gelirden daha fazla dövizli borçlanmasından kaynaklanıyor.

      Sil
  4. Hocam Türkiye geçen sene %2 büyüdü. Bu sene hedef daha yüksek. Türkiye'nin bu hedefi tutturabilmesi için ekonominin durgunluktan çıkıp daha da işler halde olması gerekir. Ancak şu anda sizinde gösterdiğiniz gibi özel kesimde halkda büyük bir borç içerisinde. Sizce bu durumda ekonomiye hareket ne yönden ve ne şekilde kazandırılabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlar yapılamadığına göre sırada cari açığın yerine bütçe açığını geçirmek olabilir.

      Sil
  5. Hocam, özel kesim borç stokunu hangi kaynaktan aldınız? Yanıtlayabilirseniz çok seviniriz.

    Şimdiden teşekkür ederim.

    Hakan Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazine Müsteşarlığı sitesinden.

      Sil
  6. Hocam dediğiniz doğru ancak Osmanlı devletinde var olan gelenekcilik anlayışı yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomisini öyle ya da böyle ayakta tutmuştur " kadim olan odur ki onun evvelini kimse hatırlamaz " bu konuda Mehmet genc in yazdığı Osmanlı imparatorluğunda devlet ve ekonomi kitabını tavsiye ederim bugün ezdigimiz Osmanlı ekonomisinde uygulanan esnaf örgütlenmesi ,uygulanan vergi sistemi turkiye de yok tabiiki de yıkılmasında verilen imtiyazlar savaşlarda kaybedilen topraklar etkili ancak Osmanlı devletinin basına gelenin 10/1 bizim basımıza gelse coktan iflas etmiştik o gunün şartlarında değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehmet Genç'in Devlet ve Ekonomi kitabını okudum. Mesele bir şeyleri geleneksel yollarla üretmekten çok ötede. Örneğin sanayi devriminde Osmanlı seyirci kalınca o geleneksel atelye üretimi kitlesel üretimle başa çıkamayıp yıkılmıştır. Loncaların yerini borsalar alınca eskiden ilericiliğin odağı olan loncalar tutuculuğun odağı olmuşlardır.
      Asıl olan teknoloji geliştirebilmektir. Bunun da tek yolu analitik bilimsel eğitimdir. Böyle bir eğitim buralarda hiç bir zaman verilmemiştir. Batı bilimsel eğitime geçerken Osmanlı tam tersine iyi kötü mevcut olan yarı bilimsel yarı teolojik eğitimden tümüyle teolojik eğitime dönmüştür. Hem de bu dönüş cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman zamanında olmuştur.
      Sonuçta Osmanlı Devleti iflas etmiş dağılmanın eşiğine kadar gelmiştir. Sevres Antlaşması bu iflasın belgesidir.

      Sil
  7. Hocam hanehalki borclarinin artmasında m.b faiz koridoruyla bankalarin kredi faizini dusurmesi etkili olmus olabilir mi? Yani halk surekli bankalara borclanior ancak bu borçlanmalari yatirimlara yansitabilirsek uzun vadede olumlu sonuclar almazmiyiz ? Yanlis mi dusunuorum saygilarimla hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru düşünüyorsunuz ama çoğunlukla bir şeyin nedeni tek başına bir şey olmaz. Faizdeki düşüş borçlanmada kuşkusuz etkili olmuştur ama başka şeylerin de etkisi var. Örneğin tüketim toplumu imajının yayılması ve yükselmesi borçlanmayı artırmıştır.

      Sil
  8. Hocam hane halkı borç yükü dediğimizde ülke içerisindeki bireyler arasında birbirlerine olan borçlarını mı kastediyoruz yoksa bireyin dışarıya olan borçluda mı kastediliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bireylerin birbirlerine olan borçlarını bilemeyiz. Bunlar kayda girmiyor. Burada hanehalkı borçlarından kastımız kişilerin kullandığı bireysel krediler ve kredi kartı borçlarıdır.

      Sil
  9. Hocam merakımdan soruyorum örneğin kamunun dışarıya olan borcu 300milyar tl diyelim kamu dışarıya olan bu borcu öderken 300 milyar tl kadar para bassa bastığı bu parayıda bankaya verip banka onun karşılığı kadar dövizi de dışarıya ödese böyle bir şey mümkün olabilir mi? Kısacası kamu dışarıya olan borcunu banka vasıtası ile mi ödüyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazine dış borçlarını TCMB aracılığıyla öder. Diğer kamu kurumları örneğin KİT'ler çalıştıkları bankalar aracılığıyla öder.

      Sil
  10. hocam yine harika bir yazı olmuş ekonomik durumu çok iyi özetlemişsiniz fazla söze gerek yok

    YanıtlaSil
  11. Persembe aksami A. Savas Akat hoca ile yaptiginiz programda ozel kesim borcunun kritik seviyeleri astiginda kacinilmaz olarak kamunun da problemi haline geldiginin altini cizdiniz, reel kesim kur riskinin bu senaryoyu gercege cevirme olasiligi da oldukca yuksek yazilarinizdan anladigim kadariyla? Cari acigin makul seviyelerde surdurulebilmesi icin sinir otesi petrol kaynaklarindan mi medet umulacak acaba merak ediyorum dogrusu zira ekeonomik olarak izah edilemeyecek bir buyume stratejisi ancak asimetrik enformasyon nedeniyle su an icin ongoremedigimiz bir politik acilimla gerceklesebilecekmis gibi gorunuyor. Her halukarda ulkemiz icin hayirlisi olur umarim. Iyi pazarlar.
    Saygilarimla,
    M. Ucar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer denetlenemeyecek bir takım denge bozulmaları yoksa krizden önce bazı düzeltmeler gerçekleşiyor. Mesela cari açık çok yükselince büyüme düşüyor ve cari açık da paralel olarak düşmeye başlıyor. O zaman borçlanma azalıyor. Ama eğer cari açığa aldırmadan büyümeyi zorlarsanız o zaman bir süre sonra kriz çıkabiliyor. Çünkü sistem sizin yapacağınız düzeltme yoksa kendini düzeltmeye yöneliyor.
      Türkiye bu tür zorlamaların sonucunda gelen krizleri çok yaşadığı için iyi kötü bir deneyime sahip. O nedenle ekonomi yönetimi cari açığı frenlemeyi seçti ve 2012'de büyümeyi düşürdü. Buna karşın hükümet içinde bu adıma yönelik çok da eleştiri yapılıyor.

      Sil
    2. Teşekkür ederim Mahfi bey. Saygılarımla.
      M.U

      Sil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. Sayın Mahfi Bey, Uluslar arası net yatırım pozisyonu eksi bakiye verdiği için bizim borçluluğumuzu gösteriyor değil mi? Merkez bankasının sunmuş olduğu tablodan 2002 ila 2012 yıllarını GSYH ile kıyaslarsak hata yapmamış oluruz herhalde. UYP tablosunun yükümlülükler kısmını ele aldığımızda 2002 yılı UYP yükümlülükler/GSYH (milyar usd) 147,8/231 = %64, 2012 yılı için 627,3/786 = %80 oluyor. Yükümlülüklerden doğrudan yatırımları çıkardığımızda 2002 yılı 129/231= %55,8, 2012 yılı 446,30/786 = % 56,8. Yani %64 ten % 80 olmasının nedeni, yabancıların ülkemize yaptığı doğrudan yatırımlarından dolayı. Doğrudan yatırımları dikkate almadığımızda ise bu oran 1 puan artışla %55,8 den % 56,8 yükseliyor. Bu yükselişin aslan payını da hisse senedi yatırımları kapıyor. Çünkü hisse senetlerini dikkate almadığımızda, 2002 yılında 125,5/231 = %54,3 2012 yılında 375,7/786 = % 47,8 oluyor.
    Birçok şeyi saymayarak bu oran sıfıra indirebiliriz herhalde:) Doğrudan yatırım ile hisse senedi yükümlülüklerimiz haricinde kalan yükümlülüklerimizde GSYH oranında düşme var.
    Türk yatırımcısı tercihini çok daha fazla hisse senetleri yönünden koymuş olsaydı, yükümlülüklerimiz hisse senedi yönünden 70 milyar usd açık vermezdi sanırım. Tabi bu olumsuz durumun sebebi borsanın halkımız gözündeki korkutuculuğu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tespitleriniz doğru. Ancak iş borçları ödemeye geldiği zaman herkes yukarıdaki tabloya bakar. Ayrıca UYP'den giderek hane halklarının borçluluğunu bilemeyiz.

      Sil
  14. Yani hocam merkez bankası para basıpta dışarıya borçlarını ödeyemez değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öderse bir süre sonra batarız.

      Sil
    2. Hocam nedeninide söylerseniz çok sevinirim

      Sil
    3. TCMB para basarsa enflasyon olur ayrıca paranın dış değeri hızla düşer, ülkenin riski artar. Kimse borç vermeyeceği gibi borcunu da geri istemeye başlar.

      Sil
    4. Hocam merkez bankasi degilde baska bi yerde bassin parayi kim engel oluyor yastik altinda varmış diyip kayit altina alınır olur biter saygilar

      Sil
  15. hocam siz Türkiye'nin dış borç stokunu yüksek buluyormusunuz.eğer yüksekse daha az cari açık verip daha az büyümeye razı olarak yaşayabilir mi? bu borcun sürdürebilirliiği nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin dış borç stoku yüksek değil. Geçmişle de kıyaslarsak diğer ülkelerle de kıyaslarsak yüksek olmadığı sonucu çıkar.
      Bu borcun sürdürülebilirliği borç / GSYH oranını arttırmayarak ya da düşürerek devam ettirmeye bağlıdır.

      Sil
  16. mevcut para sisteminin içinde kalındığı müddetçe kimse feraha ulaşmayı beklemesin.borca dayalı para sistemiyle bankalar parayı yarattıkça vatandaş hasan rahata erişemez.parayı devlet değil bankalar üretir,devlet üretecek olursa enflasyon patlar batarız derler,klasik öğretilmiş çaresizlik

    YanıtlaSil
  17. Hocam elinize sağlık. Salı günü banka müfettişliği için mülakatım var. Hem yazılarınızdan hem de göstergeler tablonuzdan çok yararlandım şimdiye kadar. Hakkınız ödenmez. Mülakata girecekler için yazdığınız yazıyı da okumuştum. Verebileceğiniz bir 'final advice' var mıdır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son gün akşamüstünden itibaren hiç bir şey çalışmayın mümkünse polisiye roman okuyun.

      Sil
  18. hocam bu tabloya göre tehlike çanları caliyormu.eger caliyorsa çözüm olarak ne önerir siniz veya siz devlet yetkilisi olsaydınız ki bunda tecrubelisiniz ne yapardınız buyume konusunda oran olarak yüzde kaç düşünüyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır çalmıyor. Çanlar kamu kesiminden çok borcu artan bireyler için çalıyor.
      Büyümeyi yüzde 5'in üzerine fazla zorlamamak gerekir.

      Sil
  19. Hocam iyi akşamlar, tarafsızlığına en çok inandığım insanlardansınız. Teknoloji sayesinde ulaşılabilir durumda çok kaynak var ve çok şey öğreniyoruz. Her kaynak kendince doğru söylüyor belkide ama biz sade vatandaşlar tablonun tümünü görebilecek hakimiyette değiliz. Konuya hakim olabilmek için de sizin gibi tarafsız ve bilimsel kişilere sorularımızı yöneltiyoruz. Soruma gelince; hane halkı borcunun bu aşırı artışı konut kredilerinden kaynaklanmıyor mudur? İkinci olarak; kişi başı borç miktarımız 2.000 dolar civarında olduğu ve bu miktarın avrupa ülkelerine göre çok düşük olduğu söyleniyor doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hane halkı borcundaki artışta ucuzlamış olan konut kredilerinin önemli payı vardır. Bir yandan da kredi kartlarının etkisi var.
      Doğru. Ama her toplumun bir borç kapasitesi vardır ve bu kapasite farklıdır.

      Sil
  20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borç iki nedenle artıyor vatandaş tüketmek için borçlanıyor özel kesim kuruluşları ise üretim ve yatırım için borçlanıyor.

      Sil
  21. Hocam sanırım durumun böyle olmasında hem AKP politikalarının hem de bizlerin suçu var.
    Örneğin babamın bir oto galerisi vardı, işler kötü gitti, düzeltmek için kredi çekti ama işe yaramadı ve kapatmak zorunda kaldık. Şimdi 4 kişi çalışıp krediyi bitirmeye uğraşıyoruz.
    Esnafın berbat durumda olması AKP'nin eseri ama bizler de o krediyi çekmeyebilirdik ve biliyorum ki bizim durumumuzda çok insan var.
    Sonuç olarak benim anladığım devlet tamamen kapitalist bir yaklaşımla esnafı, çiftçiyi, işçiyi hiç umursamadan kendisini kurtarmayı başarmış ve insanları kaderiyle başbaşa bırakmış.
    Makro düzeyde düzelmişiz, IMF'ye borç verir olmuşuz ama mikro düzeyde ne yapacağımız sadece bizi ilgilendirir olmuş.

    YanıtlaSil
  22. Cuma günüydü sanırım CNN Türk radyoda dinlemiştim. Binlerce TIR dolusu demir ya da çimento satıp ancak 1 TIR dolusu bilgisayar ya da cep telefonu alabiliyormuşuz. Döviz kazancı olmayan şirketin döviz borçlanması gibi üretmediğimizi çılgınca tüketiyoruz. Almayıpta geri kalalım demiyorum, 6 ayda bir son teknolojiyi aldıkta naptık diyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye üreten bir ülke. Tarımdan sanayiye, finansal faaliyetlere, ticarete kadar her alanda üretimi var. Bütün mesele tüketimi borçlanarak yaparken dikkatli olmak. Devlet buna dikkat etmeye başladı. Özel kesim ve vatandaş da dikkat etmeli. Ama enflasyonun altındaki faizler insanları borçlanarak iş yapmaya teşvik ediyor.

      Sil
  23. Hocam saygılar oldukça önemli bir konuya değinmişsiniz. ancak yanılmıyorsam 2008 yılı ortalama döviz kuru 1,5 değil 1,3 olmalı. İyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız 2008 yılı ortalama kuru 1,28 olması gerekirken hataen 1,50 olarak yazmışım. Buna karşılık hesaplamalarda 1,28'lik kuru aldığım için gerisi doğru. Düzelttim teşekkür ederim.

      Sil
  24. Hocam bence dışarıdan aldığımız borç miktarı kadar bunu nasıl kullandığımız da çok önemli eğer verimli alanlarda yatırımlarda v.s gibi yerlerde kullanıp ta kendini de kısa bir süre sonra amorte ediyorsa sorun yoktur eğer aldığımız bu parayı verimsiz alanda kullanıyorsak sadece tüketime harcıyorsak durum vahim demektir. Hocam kamu sektörünün ve özel sektörün dışarıdan aldığı borç verimli alanlarda mı kullanılıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borçlanma genellikle ilk alındığı yıllarda verimli alanlarda kullanılır daha sonraki yıllarda çoğunlukla eski borçları ertelemek amacıyla alınır. Bizim borçların da önemli bir bölümü yenileme amaçlıdır.

      Sil
  25. Hocam çok aydınlatıcı bir yazı olmuş yine ,sağolun,
    çok kısa bir sorum olacak.
    ekonomik sistemler bu şekilde borcu paslaşarak ne kadar devam edebilir? bir şekilde ülkeye giren para kaynakları sayesinde olabilir mi? yani bu şekilde tam ölüyoruz ne tam yaşıyoruz gibi..
    teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin özü üretim yapabilmek ve bu üretimi satabilmekte. Türkiye üretim yapan bir ekonomi ve bunu içeri de dışarı da satabiliyor. Eğer Türkiye de Yunanistan gibi üretemeyen (ya da turizm, taşımacılık gibi sınırlı üretim yapabilen) bir ekonomi olsaydı 2001 krizinden çıkamaz Yunanistan'ın durumuna düşerdi.

      Sil
  26. Hocam kaynaklara ulaşmanız bu kadar kolayken bu yazınıza ek olarak ilgili dönem içinde özelleştirme gelirlerini ve bir seferlik elde edilen gelirlerin ( çeşitli aflardan ) toplam tutarınıda dipnot olarak belirtirseniz kamu borcu eğrisini daha net görebiliriz sanırım.
    Selamlarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaynaklara ulaşma konusunda sizlerden bir ayrıcalığım yok. Sadece yıllardır aynı kaynaklara ulaşmaya çalışmanın verdiği bir "neyi nerede aramak gerektiğine ilişkin" birikim fazlam söz konusu olabilir. Özelleştirme gelirleri ile ilgili geçmişte yazdığım bir yazı bu blokta mevcut. Af ve benzerleriyle elde edilen gelirlerin dökümüyle ilgili bir kaynak bilmiyorum.

      Sil
    2. Ben sizin tüm yazılarınızı severek okuyorum hocam. Saygısızlık etmek istemem ama bu yazınızda kamu borçlanma ihtiyacının diğer kaynaklarla ( bir seferlik) ne kadar karşılandığını da görebilseydik daha güzel olurdu diye düşünmüştüm. Selamlarımla

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim. Saygısızlıkla hiç ilgisi yok. Sizinle yazıştıktan sonra o konuda biraz araştırma yapmaya karar verdim.

      Sil
  27. hocam merhaba
    öncelikle aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkürler.
    hocam sizce devletin uyguladığı politikalardan dolayı insanları borçlanmaya iten politikların sonunda sosyal devlet ilkesine ters düşen bu politikalar toplumu surekli borca iterek kendi başına bırakma gibi bir durum ortaya çıkarmıyor mu sizce bu ne kadar doğru?
    sonuçta mikro bazda girdikleri yükümlülüklerin altından kalkamayan yada borç batağına giren bir sürü insan var bence buda toplumdaki sosyal dengeleri bozmaktadır.
    teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İnsanları tüketime teşvik etme ve borçlanmaya itme kapitalizmin bugün geldiğimiz aşamadaki uygulaması haline dönüşmüş durumda ve bize özgü değil. Hatta bizim toplum, gelişmiş ülkelerle karşılaştırılırsa borçsuz bile sayılabilir.
      Sosyal dengeler konusunda haklısınız. Toplum insanları tasarrufa, israftan kaçınmaya yönelteceği yerde tam tersine harcamaya ve lüks tüketime yöneltiyor.

      Sil
  28. Hocam değerli yazılarınız için tekrar teşekkürler. Olması gereken vergi reformu hakkında görüşlerinizi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Türkiye için vergi reformu dolaylı vergilerin payının düşürülmesi vergi denetiminin bağımsız hale getirilmesidir.

      Sil
  29. Borçla ilgili bir link ne dersiniz ? http://www.haberfedai.com/Turkiyenin-dis-borcunu-duyunca-sok-olacaksiniz.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim yazımdaki sayılarla aynı. Miktar olarak bakmak çok doğru değil. Doğru olanı oran olarak bakmak. Türkiyede hane halkı borcu dışındaki borç oranları artmıyor.

      Sil
  30. Hocam altın dibe vurdu. 2011 yılı seviyelerine geldi fiyatlar. Sizce bu düşüş devam eder mi, yoksa fiyatlar kendince bir düzelme mi yapıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yılbaşından beri altından uzak durun deyip durdum. Çok ağır spekülasyon söz konusu.

      Sil
    2. Hocam, bunu biraz açmanız mümkün mü. Altın artık güvenli liman olma özelliğini yitiriyor mu. Yoksa geçici bir süreç mi bu.

      Sil
    3. Sn. Adsız, altın piyasasında yaşanan marjinallikler son 25 senede pek hayra alamet olmamış. 16:38'de yazdığım yorum belki size bir fikir verebilir.

      Sil
    4. büyük bankalar kullandıkları karmaşık modellerle şokları tahmin etmede iyiler. şokun gerçekleşmesi durumunda birçok riskle karşılaşacakları için değerli metal piyasasında açık pozisyonla yakalanmak istemezler. net-long pozisyonda olmak isterler. bunun için de önceden spekülatörlere var güçleriyle saldırıp onları long-covering'e zorlarlar. ama fiyatı çekebilecekleri yer sınırlıdır çünkü fiyat belli bir seviyeyi kırarsa hurda altın arzı kurur. hatta altın madenleri bile üretimlerini satmakta isteksiz olabilirler. hurda altın yıllık arzın %35-40'ı olduğundan bir süre sonra forward piyasada fiziksel metal satıcı kıtlığı ve alıcı bolluğundan dolayı fiyatlar yükselir. fiyat artışı otomatikman futures'a da yansır.
      reel faizler negatif olduğu ve hisseler pahalı kaldığı sürece fiziksel altına olan talep canlı kalacaktır. tabi bir de asya devletlerinin rezerv çeşitlendirme isteği var. altının orta-uzun vadede yönü kesinlikle yukarı.

      Sil
  31. Mahfi Hocam, bireysel bazda kişinin toplam borcunun aylık gelirine oranıyla değerlendirilebilecek bireysel borçlanma eğilimi verisi var mıdır? 255 Milyar TL borcun 75 milyon kişiye bölünmesi ile elde edilecek rakamı değil, toplumun genelini yansıtabilecek bir örneklemle, aylık gelirinin kaç katı borçlu olduğunun tespitini kastediyoum. Böyle bir veri, ülkenin makroekonomik durumu ya da orta-uzun vadeli görünümü konusunda fikir verir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir veri üretilebilir ama sizin dediğinize yarar mı karar veremedim.

      Sil
  32. hocam reel sektörle finansal sektör arasında fark açıldında tehlike çanları çalıyor denmektedir. Hocam bunun sebebini örnekle açıklamanız mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tam olarak böyle değildir. Sadece reel sektör ya da finansal sektör kendi para birimi dışındakilerle fazla borçlandığında sıkıntılar çıkar.

      Sil
  33. hocam( veya bilen bir arkadaş), ben iktisada merak saldım.sizin kolay ekonomi kitabınızı okudum ve zeynel dinler in iktisada giriş kitabını okudum.kafama bir şey takıldı (aslında çok şey var da takılan buraya sığmaz:))takılan husus şu: faiz oranı düşerse yatırım artar denilmekte. bunun sebebi girişimcinin ucuz kredi bulmasıyla açıklanır. benim kafama yatmayan faiz düştüğü vakit kişiler ellerindeki parayı ellerinde tutacakları içün mevduat birikmeyecek. bu halde bankalar kredilerini nereden verecekler?
    sorum çok basit olabilir yahut yanlış anlamış da olabilirim, aydınlatırsanız sevinirim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok önemli bir soru ve bu soruları sorup yanıtlarını aramak ekonomide yol aldığınızı gösterir.
      Parayı elde tutmanın çok riski vardır. Hırsızlık gibi, yangın gibi. O nedenle faiz ne kadar düşerse düşsün bankaya yatacak para vardır. Zaten bir süre sonra bankalara yatan paralar azalırsa faizler de yükselmeye başlar ve yine paralar bankaya gelir.

      Sil
    2. cevabınız içün teşekkür ederim hocam.

      Sil
  34. altın piyasasında son birkaç gündür yaşanan "aşırı satılmış" (oversold) durum son 25 yılda bu yana 5 defa yaşanmış. ilki Temmuz 1990'da yaşanmış ve akabinde Körfez Savaşı çıkmış. ikincisi Şubat-Haziran 1997 arası görülmüş ve netice Asya krizi olmuş. üçüncüsü Haziran-Ağustos 1998, devamında Rusya krizi. dördüncüsü Haziran-Ağustos 1999, 4 ay sonra DOW endeski zirve yapmış, 6 ay sonra dot.com balonu patlamış. beşincisi Eylül-Ekim 2008 dönemi, hepimizin bildiği gibi Lehman battı. altıncısı Nisan 2013.. Hocam, sizin bir felaket senaryonuz var mı? :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Felaket senaryom yok. benim senaryoların sonu hep mutlu sonla bitiyor.
      Bence zaten felaketin içindeyiz. Dünyanın haline bakın. Türkiye'nin şimdilik kenarda durması küresel sistemin felaket içinde olmadığını göstermez.

      Sil
  35. hocam bir ödev için Türkiye nin gelir dağılımı ile ilgili 2008 2013 verilerine ihtiyacımız var ama bulamıyoruz tüik in sitesine girdik ama bu aralığı bulamadık nerden bulabiliriz?şimdiden teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK sitesinde olması lazım. 2012 için gelir dağılımı açıklanmadı. BM'nin HUman Development Report'unda Gini katsayıları var. Geçmişe dönük oradan bulabilirsiniz.

      Sil
  36. Hocam bir ülkeden mal ithal ettiğimizde o malı almak için gümrüğe mi gidiyoruz ? Yoksa bizim kapımıza kadar geliyor mu? Ayrıca ithal ettiğimiz maldan alınan gümrük vergisini hangi birime ne zaman ödeniyor ? ithalattan alınan vergi çeşitleri nelerdir?bu vergileri malı ithal ettikten sonra nereye ödüyoruz? Hocam cevaplarsanız çok sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış ticaret işlemlerini anlatan yayınlar, bu tür konuların topluca bulanabileceği mecralardır. Bilgilendirme yanında; yeni iş/ticaret fırsatlarından da haberdsr olunabilir.Mesela sorular kapsamında, resmi gazetede yayımlanan, yeni gümrük kanunu'nu incelemekle bilgilenme başlayabilir.

      Sil
  37. hocam dışarıdan borçlanmamızın sebeblerinden biri de ülkemizde tasarruflarımızın çok yüksek düzeylere dayanamayarak bir işlem yapacaksak onun finansmanını amerika gibi bol para saçıp faizlerin çok düşük seyrettiği ülkelerden finanse etmemiz olduğu kanısındayım. hocam örneğin ben fabrika kuruyorsam ve belirli miktarda finansmana ihtiyaç duyuyorsam ülkemizde kredi faizleri yüksek olduğundan faizin çok düşük olduğu Japon bankalarından ya da amerika gibi bol paranın olduğu yerden alıp maliyetimin düşük olmasına bakarım. Sizce dışarıya karşı olan borçların bu denli artmasına buna bağlamak yanıltıcı olur mu ? Eğer buna bağlarsak resmin bütününden kopmuş olurmuyuz?

    YanıtlaSil
  38. Hocam yukarıda ki arkadaş sorusunda eğer buradaki tasarruflar fabrika kurmak için yetersiz seviyedeyse bunu dışarıdan borçlanarak finanse edebiliriz demektedir" hocam eğer burada bir yatırıma girişeceksek ve içeride parada bulamıyorsak dışarıdan borçlanıp bunu içeride harcama yapma hakkına sahip olabilirmiyim? ayrıca dışarıdan mal ithal ederken eğer tasarruflarımız yüksekse o malı içeriden bulduğumuz para ile alabilirmiyiiz? Alabiliyorsak bu nasıl olmaktadır? Bizim paramız dışarıda geçmiyor diye biliyorum ben . Hocam aydınlatıcı bilgilerinizi bizden esirgemerseniz çok sevinirim vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  39. Sorular ve yanıtlar açık kürsü gibi olmuş. Tam istediğim gibi.
    Altın meselesi karışık. Yanıtı kolay değil. Çünkü işin içinde spekülatif ataklar var.
    Borçlanarak verimli işler yapmak mümkün ama kolay değil. Eğer verimli kendi,ni ödeyebilecek iş yapmak mümkün olmazsa her yeni borç eskisini çevirmek için alınır hale heliyor.

    YanıtlaSil
  40. Merhaba hocam

    KAnal istanbul bizim için çokkkkk ciddi bir borç kaynagı olacak ister özel yapsın ister devlet yapsın ülke olarak ciddi bir borç altına giricez.Bazıları diyebilirki bu kanaldan geçmek paralı olacak devlet para kazanacak ama rusya bunun için bizimle çatır çatır savaşdı ve bogazlardan bedava geçiş hakkını aldı şidmi bu hakdan asla ama asla vazgeçmez bu durumda kanal istanbulun para kazanmak gibi bir şansı yok yatırılan para geri dönüşü olmayan bir yatırım inşaat beton demire yatırım yapıcaz istihdama ve üretime katkısı olmayan bir proje konut balonuna yeni bir yatırım olacak. Bunun yerine ithalatı güçlü olan bir sektöre yatırım yapsak veya tüm ülkeyi demir agla cevirsek hiç yokton otomativ yakıt tüketimi azalır ithalara katkısı olur bu konuda siz ne düşünnüyosunuz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Kanal İstanbul yatırımını Keynes'in piramitlerine benzetiyorum. Keynes, Mısır'ın zenginliğini piramitlerin yapımına bağlar. O kadar çok işçi çalışıyor o kadar çok malzeme kullanılıyor ki bütün bu harcamalar talep yaratıyor. Kanal da böyle bir proje. Eşe dosta göstermekten başka ne işe yarayacağını tam olarak anlamış değilim. Boğazlar Antlaşması ortada dururken kim niçin para verip geçsin bu Kanaldan bilmiyorum. Bir tek yolu var. Boğaz trafiğini yavaşlatıp engelleme yaparsak gemiler beklememek için para verip belki buradan geçer. Değer mi bilmiyorum.

      Sil
    2. Tarafsız yorumlarınız için teşekkür ederim

      hocam bu kanal istanbulun olumsuz bir proje oldugu ile ilgili promgramlarınızda dillendirme yaparsanız çok sevinirim. Lüks bir çakma bogaz görmekdense insanların emeklerini sunarak evlerine ekmek götürdükleri teknoloji fabrikası görmeyi yeglerim.

      Sil
    3. Teşekkürler. Ben de aynı şeyi yeğlerim.

      Sil
  41. TOKİ ve gayrimenkul spekülasyonu olayı da bizim cari açık konumuzun önemli bir malzemesi. Türkiye harcadığından daha az para kazanan yani yere çakılmaya mahkum bir ekonomi. İnşallahlarla ayakta tutulmaya çalışılan bu çarpık yapı kendi içinde bazı çarpık oluşumlar meydana getiriyor ve cahil toplum bunu bir gösterge olarak kabul edebiliyor.
    İnşaat sektöründe kamu arazilerini yağmalayarak bir canlılık oluşturulabilir ve daha önce söz ettiğim gibi kredi piyasası canlılığı sayesinde sektör büyüyormuş gibi görünebilir ancak bu sadece bir içe dönme sürecidir. İnşaat yaparak döviz kazanılmaz tam tersine kaybedilir. İnşaat içerde temel sektördür ama borç üzerine kurulu bir büyüme felaket getirir. Türkiye'nin önemli iki ihracat firması Akkök ve Erenler grubu istanbulda yaptıkları büyük projelerle gündemdeler acaba asıl faaliyet alanlarında küresel rakiplerine karşı ne durumdalar? bir sanayici neden inşaat spekülasyonuna katılmak zorunda kalır? herkes bina yapsın peki kim döviz getirecek eve? Cari açıktaki patlama pekçok nedene dayanıyor ama insanlar döviz açığının olumuz tarafını TL bolluğuna bakarak görmezden geliyor, bakalım sonuç ne olacak? türkiyenin ekonomik intiharının sonucunu bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayiciler son dönemde inşaat sektörünün çekiciliğine kapılıp bu işe giriştiler. Oysa tersi olmalıydı. Yani müteahhitlikten para kazananlar dönüp sanayiciliğe başlamalıydı. Bu işte bir terslik var.

      Sil
  42. saygıdeğer hocam aslında bu çalışmayı yapmanızı öngörmüştüm çok fazla borçla ilgili soru sormuştum hatta bunu anlatarak yayınlayabilir misiniz diye soracaktım ama siz benden önce davranmışsınız:) son olarak hocam türkiyenin brüt dış borcunun 103 milyar doları kamuya ait olduğunu ve ayrıyeten merkezi yönetimin borcunun 532 milyar tl olduğunu söylemiştiniz. ve bu 103 milyar dolarlık borç 532 milyar tl lik borcun içinde olduğunu yazmıştınız. şunu merak ediyorum mesela sayın babacanın bir açıklaması vardı biz vakıfbankın borcunu silebiliriz diye. bu silinebilecek özellikteki bu borçlar sanıyorum 103 milyar doların içinde olmuyor. bunlar 532 milyar tl lik borcun içinde midir ya da bu silinebilecek özellikte olan borç toplamı 532 milyar tl - 183 milyar tl(1 dolar=1,78 tl) = 469 milyar tl diyebilirmiyiz.verdiğiniz bütün bilgiler için çok teşekkür ederim hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakıfbank A.Ş statüsünde olduğu için borcu özel kesim borçları içindedir. Özelleştirme sırasında borcu silmek için satış fiyatından bu borçları düşüp devralmak kastedilmiştir diye düşünüyorum.

      Sil
  43. hocam özür dileyerek merak ettiğimden yukarıdaki sorunun aynısını soruyorum kusura bakmayın bilen arkadaşlarda cevap verirse sevinirim
    Hocam yukarıda ki arkadaş sorusunda eğer buradaki tasarruflar fabrika kurmak için yetersiz seviyedeyse bunu dışarıdan borçlanara finanse edebiliriz demektedir" hocam eğer burada bir yatırıma girişeceksek ve içeride parada bulamıyorsak dışarıdan borçlanıp bunu içeride harcama yapma hakkına sahip olabilirmiyim? ayrıca dışarıdan mal ithal ederken eğer tasarruflarımız yüksekse o malı içeriden bulduğumuz para ile alabilirmiyiiz? Alabiliyorsak bu nasıl olmaktadır? Bizim paramız dışarıda geçmiyor diye biliyorum ben . Hocam aydınlatıcı bilgilerinizi bizden esirgemerseniz çok sevinirim vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kullanılan kredilerle malisef yeni fabrikalar ve üretim tesisleri kurulmuyo ithalatı engelleyecek sektörlere yatırım yapılmıyo ONUN YERİNE RANTI zengin eden getirisi olmayan YOL,STAD,KONUT(ŞİŞİRİLMİŞ FİYATLARDAN),KANAL İSTANBUL ve çılgınca özel tüketim için ithalata giden para var . Keşke kore gibi hindistan gibi reel gerçek üretim yatırımları yapabilsek

      Sil
    2. Ben onu sormamıştım ama yined e teşekkürler

      Sil
    3. Bizim paramızın dışarıda geçmemesi önemli değil önemli olan bizim dışarıda geçen paraya sahip olup olmamamız. Siz dışarıdan bir mal alacaksanız bunun bedelini TL olarak bankanıza ödersiniz bankanız o parayı satıcının bankasına döviz olarak yollar malı alırsınız. Bizim banka o dövizi nereden bulur? Türkiye'ye çeşitli yollarla döviz gelir. İhracat, turi,zm, taşımacılık vb gibi alış veriş dışında yabancı sermaye yatırımı (Türkiye'de iş kurmak ve iş yapmak üzere gelenlerin getirdiği dövizler)portföy yatırımları (borsaya yatırım yapmak üzere gelen yabancıların getirdiği dövizler) Devlet Tahvili Hazine Bonosu almak için gelen dövizler, bankalara mevduat yatırmak için gelen dövizler vb.
      Eğer bizim ihtiyacımızdan az döviz gelmeye başlarsa iki şey olur: (1) İhtiyacımızı karşılayamayıp ithalatı düşürürüz (2) Döviz girişini artırmak için faizleri yükseltiriz.

      Sil
  44. Hocam 1.sorum ) Türkiye bu sene hem cari açığını finanse etmek için hem de borçlarını yenilemek için ne kadar yabancı sermayeye ihtiyaç duymaktadır? 2.sorum) kamunun dışarıya olan borcunu merkez bankası aracılığıyla ödendiğini söylemiştiniz. Peki özel sektör vadesi geldiğinde dışarıya olan borcunu hangi aracı kurumla nasıl ödüyor?(elden mi,nakit mi, yoksa havale mi? )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Türkiye'nin 2013 yılında 60 milyar dolar cari açık vermesi bekleniyor. Buna ek olarak kamu ve özel kesimin 2013 yılı dış borç ödemesi tutarı 80 milyar dolar dolayında bulunuyor. Bunlara yapılacak yeni borçlanmaları da eklersek kabaca 180 milyar dolar dolayında bir finansman ihtiyacı ortaya çıkar. Bazı yorumcular bu miktarın 200 milyar doları aşabileceğini öne sürüyor.
      2) Özel sektör yabancı parayla olan her türlü işlemini çalıştığı bankası aracılığıyla yapar. Çünkü karşı taraftaki alıcı da bunu kendi bankası aracılığıyla tahsil eder.

      Sil
  45. Hocam borçların sürdürülebildiğinde B(R-G)-F denkliğinde reel faiz oranlarının düşmesi bizim için borçların geri dönüşümü açısından olumluyken faizlerin düşmesiyle birlikte ülkeden çıkan yabancı paranın etkisiyle net ihracatımızdaki azalış bir paradoks oluşturmaz mı?..Buradaki dengeyi sizce nerede kurmamız gerekli..yada sabit olarak faiz dışı fazlayamı odaklanmamız gerekli..teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkeden çıkan yabancı para ihracatımızı düşürmez tam tersine artırabilir. Çünkü döviz azalınca değerlenir yani TL değer kaybeder ve sonuçta ihracat çekici hale gelir (eskiden 1 dolara mal sattığınızda elinize 1,8 TL geçerken şimdi 2 TL geçiyorsa bu sizi ihracat yapmaya teşvik eder.)
      Faizin düşmesi yeni borçlanmanın maliyetini düşürür ama bir yandan da hem iç tasarrufların azalmasına hem de dışarıdan yabancı para gelişinin azalmasına yol açar. Bunları hepsinin iyi tarafları da kötü tarafları da vardır. Bütün mesele piyasada oluşması gereken dengeyi fazla zorlamamaktır. Çünkü makroekonomide bir denge kurulurken genellikle başka dengelerde bozulmalar ortaya çıkar.

      Sil
  46. Mahfi Bey,
    Kayıtdışı ekonominin büyüklüğü nasıl tahmin ediliyor?
    Bu verileri görünce buradan tahmin edilebilir mi diye düşündüm. yorumlarınızı rica ederim.

    GYSH cari fiyatlarla toplam üretimi gösteriyor. Bu üretim ihracat, yurtiçi satış ve olası stoğa üretim olmalı diye düşünüyorum. Örneğin; 1400 000 TL GYSH varsa diyelimki 400 000 TL ihracat gerisi ve kalanı da yurtiçi satışlar, stoğa üretim ve diğer gelirler olmalı. Ancak kendi içindeki dağılım nasıl olursa olsun vatandaşın bu üretimi tüketecek geliri yeterli gelmiyor ki artan bir ivme ile borçlanıyor. Tabloda bu açık. Artık gelecek yıllarının gelirini harcamaya başlamış. Yukarıda başka bir arkadaş da gelir kısmı ile ilgi bir bilgiyi zikretmişti. Eğer ülkede tüm hane halkının resmi geliri biliniyora bunun makul dediğiniz % 5 lik büyümeyi ne kadar karşılayabileceği, borçlanmanın buna etkisi ve gerçekleşen büyüme oranlarına bakarak da aslında ne kadar kayıt dışı bir ekonomi büyüklüğü olduğu öngörülebilir gibi geliyor bana.

    Saygılarımla
    Mustafa Köprü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kayıtdışı ekonomiyi tahmin etmenin birçok yöntemi var ama hepsinin de kendisine göre eksikleri var. Ağırlıklı olarak hesaplamalar vergiler üzerinden giderek yapılıyor. Öncelikle kayıtdışı ekonomi kavramında anlaşma yok. Çoğunlukla vergi dışılıkla kayıt dışılık birbirine karıştırılıyor. Bir gelir vergi dışı kalmış olsa bile harcanması sırasında GSYH hesaplarına girmiş olabilir. Bu durumda vergi dışıdır ama kayıt dışı değildir. GSYH üç ayrı yöntemle hesaplandığı için bunlar bir miktar ortaya çıkıyor.
      İki konu farklı. Birisi GSYH öteki finansman. Tıpkı ödemeler dengesinde olduğu gibi GSYH bir işlemler toplamını gösteriyor. Mal ve hizmet alış verişi. Oysa borçlanma onun nasıl finanse edildiğini ortaya koyuyor.
      Vatandaş olarak bakarsak kişi başına borç miktarı 3.400 TL olarak görünüyor oysa kişi başına gelir 18.900 TL dolayında. Yani bazılarının geliri çok yüksek borç veriyor, bazılarının geliri düşük borç alıyor.
      Kayıt dışı ekonominin abartıldığı kadar büyük olmadığını düşünüyorum. Çünkü Türkiye kişi başına gelir olarak 10 bin doların üzerinde bir ekonomi gibi görünmüyor.

      Sil
    2. Yorumlarınız için tekrar teşekkür ederim. Bir ilave sorum daha olacak ; Hedef büyüme oranları için yaklaşık olarak hane halkı, özel kesim ya da kamu borçlanmaları miktarları ile ilgili korelasyonlar kurmak bilimsel olur mu? ya da bu yönde bir çalışma mevcut mu? Örneğin; %5 lik sürekli büyüme için kişi başına gelir x olduğunda , borçlanmaların ne kadar artacağını öngörebilir miyiz ?

      Sil
    3. Böyle bir model kurmak mümkün tabii bugünkü koşulların değişmeyeceği temel varsayımıyla bir model kurulup tahmin yapılabilir. Sonra da bazı koşullar değiştirilerek farklı senaryolar için tahmin yapılabilir. Ne var ki bu tahminler borçların gelirle birlikte arttığını göstermekten öteye gitmez. Faiz burada önemli bir değişkendir. Faiz artarsa borçlar başlangıçta artar sonra azalır.

      Sil
  47. Hocam bir ülkenin cari açığı ne kadar yüksek olursa kriz virüslerini bünyesinde taşır denilmektedir. Bunun sebebini şu şekilde açıklasak yanılırmıyız; cari açık ürettiğimizden fazla tüketmek olduğundan bu fazladan tükettiğimiz kısmıda sıcak parayla kvadeli borçlarla ve doğrudan yabancı sermayeye finanse ettiğimizden ve ayrıca finasman kalitemizin de bozuk olmasından bizim cari açığımız aynı zamnda yükümlülüğümüzde olduğundan bunların kısa zamanda ülkeden ayrılma tehlikesi de olduğundan ülke ani kur yükselişiyle karşılaşır. Hocam bunu bu şekilde izah etsem yanılırmıyım bunun bir de siz izah ederseniz minnettar olurum teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur ve bu sadece cari açık için değil bütçe açığı için de geçerlidir.

      Sil
  48. http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1151543 bu linki bir bakin hocam benim kafam karisti biraz...

    YanıtlaSil
  49. Hoca sorum Türkiye içinde fiziksel olarak aşağı yukarı 60 Milyar Türk Lirası var kağıt olarak yani. Nasıl oluyorda Trilyon dolar bi ekonomiden bahsediliyor. Bankalar nasıl oluyorda bu kadar kredi verebiliyor. Ayrıca bankalar toplanan mevduat hesaplarının 11 katı kadar kredi verebiliyor.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MV = PQ
      PQ = GSYH
      M = Para arzı
      V = Paranın yıl içinde el değiştirme sayısı
      MV = GSYH
      M= 60
      V= 13,3
      60 x 13,3 = 800 milyar USD

      Sil
  50. Hocam, bu ödenen kamu borcu nereden ödendi? Kamu tasarrufuyla mı? (Zannetmiyorum, ülke şantiyeye dönmüş durumda). Vergi tahsilatındaki artış mı? (Bence çok az bir paydır. Hala verginin tabana yayılmadığını ve ÖTV gibi "geçici" vergilerin devam ettiğini görüyoruz). Özelleştirme ve hazine arazisi satışlarıyla mı? (Bence çok büyük bir oran buradan gelecektir). Özetle benim yorumum ve tahminim, kamu borcunu topraklarımızı ve kurumlarımızı satarak (ben özelleştirmeden yana birisiyim bu arada) kapattık. Gerekli olan büyümeyi borçla özel sektör sağladı. Bu şekli kısmen eleştirmiyorum. Ancak bir değer yaratarak, daha çok çalışarak, daha çok üreterek bu ödemeyi yapmadık, bu büyümeyi sağlamadık. Klasik ve basit bir yöntemle, varlıklarımızı satarak bu duruma geldik. Dolayısıyla buna mevcut hükümetin bir başarısıdır demek bana göre külliyen yanlıştır. Bunun altyapısı ve ilgili kanunları beğenmediğimiz IMF ve Kemal Derviş'in hazırladığı ve onaylattığı kanunlarla gerçekleşti. Hükümetin tek yaptığı şey, bu kanunlara önemli oranda dokunmadı ve devam ettirdi. Belki de IMF anlaşması gereği dokunamazdı, onu biz bilmiyoruz, siz daha iyi bilirsiniz.

    Evlerde kredi ve kredi kartı borcu bir bomba. Ben 35 yaşındayım. Çevremde hemen herkes, evliliği sıkıntılı. Ve bunun ana sebebi, ekonomik sıkıntılar. İşçi, memur, asker intiharlarını unutmayalım. Takibe girmiş kişi sayısı kaç milyon oldu? KKB kayıtlarına göre, ödeme performansı ne durumda?

    Ciddi bir sosyal patlama, alttan alttan harlanmaya başladı. Şu anda bence yapılması gereken, Halk veya Vakıfbank isteyen kişilere 60 aylık kredi açmalı, ve o kişilere başka yerlerde kredi / kredi kartı kesinlikle açılmama şartı konmalı. Bunun tek çözümü bana göre budur.

    Saygılarımla,
    Alper Güney

    YanıtlaSil
  51. Bilgilendirici yazı için teşekkürler,
    GSYİH TL cinsinden hesaplanırken dış borç stokunun USD cinsinden hesaplanmasının gerekçesi tam olarak nedir, okuyucuları bu konuda da bilgilendirir misiniz? Kur etkisinden arındırılmış bir değerlendirme için ikisinin aynı cinsten hesaplanmasında ne sakınca var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış borç dövizle alındığı için hesaplamaya öyle alınıyor ve GSYH aynı kurla çevrilip dolara dönüştürülerek oran bulunuyor. Dünya uygulaması bu yönde.

      Sil
  52. hocam halkın borcu bilinçsiz harcamalardan mı artıyor suç halkta mı?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...