19 Mayıs 2013 Pazar

Küresel Krizde Kazananlar ve Kaybedenler


Ekonomiler küresel krizden ne kadar etkilendiler? Başlıca ekonomilerin küresel kriz öncesinde ve 2012 yılsonundaki makroekonomik göstergelerini karşılaştırmalı olarak ele alıp bu göstergelerdeki değişimlere puan vererek sorunun yanıtını bulmaya çalışacağım.  



Aşağıdaki tablo ABDD, Japonya, İngiltere, Euro Bölgesi ülkelerinin tümü, BRIC ülkelerinin geri kalanları (Brezilya, Rusya, Hindistan) ve Türkiye’nin küresel krizden hemen önceki (2008 yılsonuna kadar krizin etkileri ekonomilere fazla yansımamıştı o nedenle kriz öncesi olarak bu yılı alıyorum) ve krizden sonraki (eldeki son veriler 2012 yılsonu verileridir) durumunu yansıtıyor. Burada ele alınan göstergelerin eksik kaldığı, başka göstergelere de bakılması gerektiği ileri sürülebilir. Ne var ki veri her konuda bulmanın o kadar da kolay olmadığı bir ortamda bunlar önemli makroekonomik göstergeler olduğu için aradığımız şeye hizmet edebilir diye düşünüyorum (bütün veriler IMF’nin April 2013 World Economic Outlook database setinden derlenmiştir.KB Gelir kişi başına GSYH'nın kısaltılmış halidir. Bütçe dengesi, kamu borç stoku ve cari denge GSYH'nın yüzdesi olarak verilmiştir.)    

Ülke
GSYH
KB
Gelir
Enflasyon
İşsizlik
Bütçe Dengesi
Kamu Borç Stoku
Cari Denge

Milyar $
$
%
%
GSYH  %
GSYH %
GSYH %
ABD
2008
14.291,6
46.900,9
0,7
5,8
-5,1
75,5
-4,7
2012
15.684,8
49.922,1
1,8
8,1
-6,4
106,5
-3,0
Japonya
2008
4.849,2
37.865,1
1,1
4,0
-3,5
191,8
3,3
2012
5.964,0
46.735,7
-0,2
4,4
-9,3
237,9
1,0
İngiltere
2008
2.670,4
43.493,1
3,9
5,6
-7,3
52,2
-1,0
2012
2.440,5
38.588,8
2,6
8,0
-5,4
90,3
-3,5
EURO BÖL.
Avusturya
2008
416,1
49.915,0
1,5
3,8
-2,4
63,8
4,9
2012
398,6
47.083,0
2,9
4,4
-1,3
73,7
2,0
Belçika
2008
509,8
47789,6
2,7
7,0
-1,8
89,2
-1,3
2012
484,7
43686,2
2,1
7,3
-3,4
99,6
-0,5
G. Kıbrıs
2008
25,3
31.685,5
1,8
3,8
-2,5
48,9
-15,6
2012
23,0
26.389,1
1,5
12,1
-6,4
86,2
-4,9
Estonya
2008
23,9
17.801,0
7,0
5,5
-
4,5
-9,2
2012
21,9
16.319,8
3,8
9,8
-
8,5
-1,2
Finlandiya
2008
273,3
51.302,5
3,4
6,4
2,0
33,9
2,6
2012
250,1
46.098,3
3,5
7,7
-0,6
53,3
-1,7
Fransa
2008
2.845,1
45.789,4
1,0
7,8
-3,0
68,2
-1,7
2012
2.608,7
41.140,7
1,3
10,2
-2,4
90,3
-2,4
Almanya
2008
3.640,7
44.334,4
1,1
7,6
-0,9
66,8
6,2
2012
3.400,6
41.512,7
2,0
5,5
0,2
82,0
7,0
Yunanistan
2008
343,2
30.393,8
2,2
7,7
-14,2
112,5
-14,9
2012
249,2
22.055,4
0,3
24,2
-3,7
158,5
-2,9
İrlanda
2008
263,3
58.697,2
3,2
6,4
-11,9
44,5
-5,7
2012
210,4
45.888,3
1,5
14,7
-6,0
117,1
4,9
İtalya
2008
2.318,2
38.882,8
2,4
6,8
-3,8
106,1
-2,9
2012
2.014,1
33.115,0
2,4
10,6
-1,3
127,0
-0,5
Lüksemburg
2008
55,0
112.429,1
0,7
4,2
2,4
14,4
5,4
2012
56,7
107.206,4
2,5
6,0
-1,9
21,1
6,0
Malta
2008
8,8
21.390,8
5,0
6,1
-6,4
60,9
-4,9
2012
8,7
20.852,4
2,8
6,3
-3,0
72,5
0,3
Hollanda
2008
874,9
53.198,7
1,7
3,1
-1,1
58,5
4,3
2012
773,1
46.142,4
2,8
5,3
-2,7
71,7
8,3
Portekiz
2008
253,1
23.838,8
0,8
7,6
-5,4
71,6
-12,6
2012
212,7
20.178,6
2,1
15,7
-4,0
123,0
-1,5
Slovak C.
2008
94,7
17.552,8
3,5
9,6
-2,8
27,9
-6,6
2012
91,9
16.899,0
3,4
14,0
-4,5
52,3
2,3
Slovenya
2008
54,8
27.266,6
2,1
4,4
-3,4
22,0
-6,2
2012
45,6
22.192,5
2,5
9,0
-1,3
52,6
2,3
İspanya
2008
1.600,9
35.112,8
1,5
11,3
-5,3
40,2
-9,6
2012
1.352,1
29.288,7
3,0
25,0
-5,7
84,1
-1,1
DİĞER
Çin
2008
4.520,0
3.403,5
1,2
4,2
-0,5
17,0
9,3
2012
8.227,0
6.075,9
2,5
4,1
-0,9
22,8
2,6
Rusya
2008
1.660,8
11.630,6
13,3
6,4
3,9
7,9
6,2
2012
2.022,0
14.246,8
6,6
6,0
0,5
10,9
4,0
Brezilya
2008
1650,4
8616,3
5,9
7,9
-2,1
63,5
-1,7
2012
2396,0
12078,8
5,8
5,5
-2,7
68,5
-2,3
Hindistan
2008
1275,7
1101,7
9,7
-10,4
73,3
-2,4
2012
1824,8
1491,9
11,2
-8,8
66,8
-5,1
TÜRKİYE
2008
730,3
10272,4
10,1
10,9
-3,7
40,0
-5,7
2012
794,5
10609,2
6,4
9,2
-3,0
36,4
-5,9
Ortalama
3,3
8,1
-3,6
69,4
-1,2

Tablonun son sırasındaki ortalamalar bu ekonomilerin iki yıldaki değerlerinin ortalamasıdır. Tabloya baktığımızda 2008’den 2012’ye birçok ülkenin GSYH’sının ve dolayısıyla kişi başına gelirinin düştüğü buna karşılık işsizlik ve kamu kesimi borç stokunun arttığını görüyoruz. Küresel krizin uluslararası çerçevede en belirgin etkisi gelirlerin azalmasına karşılık borçların artması olarak ortaya çıkmış görünüyor.

Aşağıdaki tabloyu ilk tablodan yararlanarak küresel krizde kaybedenleri, durumu idare edenleri ve kazançlı çıkanları ayırabilmek için hazırladım.

Ülke
GSYH
KB Gelir
Enflasyon
İşsizlik
Bütçe D.
K.Borç St.
Cari D.
Puan
ABD
+
+
=
=
=
1,5
Japonya
+
+
#
=
=
0,5
İngiltere
+
=
#
-3,0
EURO B.
Avusturya
+
=
+
=
-0,5
Belçika
+
=
=
-2,0
Güney Kıbrıs
+
#
-4,5
Estonya
=
=
+
-1,0
Finlandiya
=
=
=
=
-1,0
Fransa
=
+
-3,5
Almanya
=
+
+
+
0,5
Yunanistan
+
=
=
-2,0
İrlanda
+
=
+
-1,5
İtalya
+
+
+
-1,0
Lüksemburg
+
=
=
#
=
+
2,0
Malta
+
+
+
+
1,0
Hollanda
=
=
=
+
0,5
Portekiz
=
#
#
-4,0
Slovak C.
=
=
+
-2,0
Slovenya
=
+
=
+
0,0
İspanya
=
+
-3,5
DİĞER
Çin
+
+
=
+
=
=
+
5,5
Rusya
+
+
=
+
+
=
=
5,5
Brezilya
+
+
=
+
=
=
3,5
Hindistan
+
+
#
+
0,5
TÜRKİYE
+
+
=
=
+
+
4,5

 Tablodaki işaretlerin anlamları şöyle:

Değişim
Puan
Anlamı
+
1
Kriz boyunca başarılı gelişme ve ortalamanın içinde
=
0,5
Kriz boyunca başarılı gelişme ama halen ortalamanın dışında
#
-0,5
Kriz boyunca başarısız gelişme ama halen ortalamanın içinde
-1
Kriz boyunca başarısız gelişme, üstelik ortalamanın dışında

Ortalama olarak bu tablolardaki ekonomilerin hepsinin 2008 ve 2012 yılı değerlerinin ortalamasını aldım.  
  
Karşılaştırmaya esas aldığım 7 makroekonomik gösterge söz konusu olduğuna göre tümüyle başarılı olmuş ve ortalamanın içinde kalmış bir ülkenin toplamda 7 puan alması mümkündür. Buna göre bir değerlendirme yaptığımızda şu sonuçlar ortaya çıkıyor:
(1)    2008 sonu ile 2012 sonu arasını kapsayan küresel kriz döneminin en başarılı ekonomileri sırasıyla Çin (5,5 puan), Rusya (5,5 puan), Türkiye (4,5 puan) ve Brezilya’dır (3,5 puan.) Küresel krizi en başarılı geçirmekte olan ekonomilerin tümünün gelişme yolundaki ekonomiler olduğu dikkatten kaçırılmamalı.
(2)    Dönemin en başarısız ekonomileri Güney Kıbrıs (4,5 puan), Portekiz (4 puan), Fransa (3,5 puan) ve İspanya’dır (3,5 puan.) Küresel krizin en başarısız ekonomilerinin tümünün gelişmiş ekonomi kategorisinde yer alan Akdeniz ülkeleri olduğu dikkat çekiyor.    
(3)    Yunanistan (2 puan) ve İrlanda’nın (1,5 puan) 2012 yılsonundan önce önemli destekler alarak biraz durumu toparladıklarına, İtalya’nın (1 puan) kriz içinde ve 2012 yılından önce bir toparlanma politikası izleyerek 2012 sonundan önce biraz durumu toparladığına dikkat etmek gerekir.
(4)    Krizin başlangıç noktası olan ve resesyona ilk giren ekonomi durumunda bulunan ABD’nin (1,5 puan) krizden çıkış yolunda olduğunu görebiliyoruz.
(5)    Almanya (0,5 puan) ve Hollanda (0,5 puan) küresel krizden en az hasarla çıkan Avrupalı ekonomiler konumunda bulunuyorlar.
(6)    Uzun süredir durgunluk içinde bulunan Japonya’da (0,5 puan) krizden az hasar almış görünüyor. Buna karşılık Japonya’nın kriz öncesi dönemde de aşağı yukarı aynı durumda olduğuna dikkat etmekte yarar var. Euro bölgesinin dışında kalmış olsa da İngiltere (- 3 puan) krizden oldukça hasar almış görünüyor.  
(7)    Toplam 7 puanın yarısının (3,5 puan) üzerinde puan alanların krizden kazançlı çıktıklarını söylememizin mümkün olacağını düşünüyorum (özellikle diğerlerinin kaybettiği bir ortam olduğunu dikkate alırsak.) Bu durumda Çin, Rusya ve Türkiye küresel krizden kazançlı çıkma yolunda ilerliyorlar. Brezilya ise tam orta noktada bulunuyor.
(8)    Sonuçlara bakarak gelişme yolundaki ülkelerin (Çin dışında) geçmişte pek çok kriz yaşamış olmalarının onlarda kriz yönetimi konusunda bir deneyim ve bilgi birikimi yarattığı sonucuna varmak doğru görünüyor. Buna ek olarak bu ekonomilerin kapitalizmin (özellikle de finansal kapitalizmin) bütün inceliklerine girmemiş olmalarının (türev ürünler gibi) onların lehine olduğu anlaşılıyor.
(9)    2001 krizi sonrasında Türkiye’nin içine düştüğü durumu “ahbap, çavuş kapitalizmi” olarak niteleyen ve bize çıkış yollarını öneren Amerikalı ve Avrupalı iktisatçıların, Avrupa’nın küresel krizde içine düştüğü durumu tanımlamakta ve çıkış önerileri konusunda sıkıntılar içinde olduğunu gördüğümü söyleyebilirim. Başkasının sıkıntısını çözmek için öneri geliştirmek kolaydır. Önemli olan kendi sıkıntılarını çözmek için çıkış yolları geliştirebilmektir.  

35 yorum:

  1. Hocam, detaylı çalışmanızdan dolayı çok teşekkür ederim. çok aydınlatıcı bir yazı olmuş.
    Hocam, dikkatimi çeken bir şey var: IMF'nin ABD'ye ilişkin verilerinde ciddi hatalar var. en başta kamu bütçe dengesi. bea.gov verilerine göre genel hükümet (general government) bütçe açığının GSYH'ye oranı 2008'de %8,7 2012'de ise %11,0 seviyesinde. IMF'nin verileri bunun çok gerisinde. ABD ekonomisi dünyada veri toplamanın en kolay ve rahat olduğu ekonomidir. hani başka ülke olsa anlarım da ABD gibi bir ülkenin verilerinde bu derece farklılık çok dikkatimi çekti.
    yine 2008 sonu enflasyonu %0,1 IMF verisinde %0,7 olarak görünüyor. keza işsizlik oranı. bls.gov verilerine göre 2008 sonunda ABD'de resmi işsizlik oranı %7,3 2012 sonunda %7,8

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Veriler konusunda anlaşma yok. Yani bazı kurumlar yılsonu verisini bazıları ortalama veriyi alıyor. Bazıları arındırılmış seri kullanıyor bazıları arındırılmamış. Bütçe açığı konusu da böyle. IMF'nin kullandığı veri structural balance yani faiz dışı dengeye daha yakın bir kavram. Farklılıklar buralardan çıkıyor.

      Sil
  2. Hocam Türkiye acisindan bu krizin hasarsiz atlatilmasinin en buyuk nedeni 8.mdde belirttiginiz gibi 2001 krizinden sonra ihtiyatli davranan finans sektörunun risk almayarak turev piyasalarda yatirim yapmamis olmalaridir.Turkiyenin ihracat yaptgi ulkelerin yasadigi reel sektor daralmasinin Turkiyeyi ilk otomotiv sektorunden vurmasiyla Turkiye krizin finans piyasasindaki teget gecisinin reel sektorde mumkun olamayacagini gorerek ötv indirimiyle ic talebi arttirarak ve ihracati farkli pazarlara da tasiyarak bu daralmanin etkileriniin daha derin olmasini engelledi.Aslinda en buyuk avantaj finans sektorunun cok derin olmamasiydi bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı kanıdayım. Bir zamanlar büyük talihsizlik olarak nitelediğimiz 2001 krizi şimdi geriye bakınca sanki bizim için bir şansmış gibi duruyor. İki nedenle (1) Bankacılık kesimine çeki düzen verildi ve küresel krizde herkesin mali sektörü dağılırken bizimki sağlam durabildi. (2) IMF'den kriz boyunca sağlanan 45 milyar dolar tutarındaki parasal destek ve maliye ve para politikası desteği mali sistemimizi sağlamlaştırmada çok etkili oldu.

      Sil
  3. Hocam elinize sağlık, çok değerli bir çalışma olmuş. Bu karşılaştırmalı tablolar büyük fotoğrafı görmemize yardımcı oluyor ve Türkiye ekonomisi için söylemek gerekirse; kamu maliyesi yönünden elimiz bu kadar iyiyken, sizin de zaman zaman belirttiğiniz üzere hep ötelediğimiz yapısal reformları yapmanın vaktidir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Evet yapısal reformları yapmanın zamanıdır. Aslında on yıldır başlasaydık şimdiye çoğunu bitirmiş olurduk.

      Sil
  4. hocam eğri oturalım doğru konuşalım. "bankacılık sektörü karmaşık türev enstrümanlara bulaşmadığı için krizden kolay çıktık" gibi laflar ediyoruz ama ABD'de türev piyasalar kriz için sadece bir tetikleyiciydi. daha kısa zamanda daha şiddetli olmasına neden oldu o kadar. türev piyasalar olmasaydı petrol fiyatları 5-6 ay içinde değil de 18 ay içinde dip yapardı. lehman battığında ABD'de finans dışı firma ve hanehalkı borcu GDP'nin %175'i kadarmış. bizde ise o tarihte %60'ı kadar! mesela 1929-33 krizinden önce ABD'de bu oran %135 imiş ki o tarihlerde bügünkü gibi karmaşık türev enstrümanlar da yok. ama yüksek borçluluk krize neden olmuş. 2. dünya savaşı sonrası özel sektör borcu %40'lara gerileyince nihai toparlanma başlamış.
    gelişmiş ülkelerde krizin baş sorumlusu yüksek borçluluk düzeyleriydi. halen de borç problemini aşabilmiş değiller ve krizden çıkamıyorlar. şu an ABD'de borçluluk seviyeleri bizdeki kadar olsa krize girerler miydi? veya 2008 sonunda ABD'deki kadar bir borçluluğumuz olsaydı krizden çıkar mıydık? hiç sanmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2001 krizi öncesinde bizim kamu kesiminin borç stoku gelişmiş ülkelerin çoğunun bugünkü borç stokununun üzerindeydi.
      Türev ürünler kötü değildir. Ama denetimi kolay değildir. Denetimi aksayan her şey kötülük yaratmaya eğilimlidir.

      Sil
  5. Hocam Türkiye'nin daha az cari açığa kavuşabilmesi ve yapacağı ithalatın finansmanını dışarıdan değilde içeriden bulabilmesi için daha fazla tasarruf yapması gerektiğiniösöylemiştiniz. Daha fazla Tasarruf yaparak içeride bu parayı bulduğumuzda dışarıdan mal ithal etmek istiyorsak aracı kürüm olan bankaya tasarruf yüksekliğinden dolayı bulduğumuz parayı yatırdığımızda o ithalatın gerçekleşmesi için bankada yeterli miktarda dövizin olması gerekmez mi? Yani sadece tasarrufları artırmakla kalmayıp aymı zamanda ülkeye döviz çeken ülke olmamız lazım değil mi ?yani sadece tasarrufları artıran ülke olmak değil aynı zamanda döviz sıkıntısını aşıp ülkeye döviz çeken ülke olmalıyız hocam buna katılırmısınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dövizi de bir mal gibi düşünün. Eğer banka bize yeterli döviz veremezse o ithalatı yapamayız.
      Dövize talep çok olursa fiyatı (yani kuru) yükselir. O zaman da alabilenler alır. Biz alamazsak ithalatı yapamayız.
      Tasarrufların artması yatırımların ve dolayısıyla yerli üretimin artmasını ve döviz ihtiyacının azalmasını getirir.

      Sil
  6. Hocam, tabloları yorumlamada daha basite indirirsek ve 7 puan üzerinden yorum yaparsak ortalama ve üstü 4 ülke var. 21 ülke kötü ve vasat.O zaman Roubini'nin söylediği 2 yıl içinde yeni bir kriz olacak kehaneti doğru olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin iyi, ABD fena değil, Japonya toparlanıyor, Almanya fena değil. Bunlar sistemin aşağı yukarı 5 te 3'ünü oluşturuyor. Eğer bunlarda bir terse dönüş olmazsa kriz olmaz. Ama eğer bunlardan ikisi ters bir gelişmeye kurban giderse kriz olur.

      Sil
  7. Hocam tasarrufların artması yerli üretimi artmasını ve döviz ihtiyacının azalmasını sağlar dediniz fakat kısa vadede henüz yabancı mallara olan ithalatımız azaltamadıysak hala diğer ülkelerden mal ithal etmek durumundaysak dövize ihtiyacımız olmaz mı? benim tam olarak sormak istediğim şu ;Türkiye şu an tasarruflarını artırsada dışarıda parasının hükmü olmadığından ithalat yaparken banka aracılığıyla yapacak ve bankaya tl verip sonrasında banka o kadar dövizi ithalatın gerçekleştiği ülkeye yollayacak yani hocam bizim tasarrufları artırmamız yetmeyip gerekli ithalatın yapılması içinde Bankalarda yeterli dövizin olması gerekmiyor mu ? Eğer biz tasarruflarımızı artırsakta bankada yeterli döviz yoksa ithalatı nasıl gerçekleştireceğiz ki ? Kısacası önemli olan tasarrufları artırmakla kalmayıp gerekli ithalatı yapabilen ülke olabilmek için de döviz çekmemiz gerekir değil mi hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bir yazı yazmıştım blogda var. Döviz Yoksa Ne Olur?

      Sil
  8. Hocam değerli çalışmanız için teşekkür ederim. Analitik düşünmeye çalışarak çalışmanıza dönük sistematik şu eleştirilerim olacak; eğer eleştirseniz sevinirim.

    1. 2008 son çeyreğinde aslında kriz globalleşmiş idi, 2008 3. çeyrek veya 2007sonu daha iyi bir tercih olabilir mi? Krizin 2007de başladığını düşünenler var.

    2. Artı eksi yöntemiyle ekonomideki değişik parametreleri birbiriyle kıyaslamak, sanki çok önemliyle çok önemsizi birbirine elma/armut gibi riski taşıyor. Belki en doğrusu her önemli rakamı kendi başına izole değerlendirmek ve birbiriyle kıyaslamamak olabilir. Ayrıca, marjinal bir kişi başına gelir artışı sanki büyük birşeymiş gibi görünüyor. Oysa yadsınamaz bir gerçek var ki, Türkiye ekonomisi 2007dahil, 2012ye dek cumhuriyet döneminin en kötü ortalama büyüme performansını, cumhuriyet döneminin en hızlı borçlanmasıyla gerçekleştiriyor.

    Amaç illa şampiyon ilan etmek ise, sadece -1 ve +1 yerine, oransal olarak bir metrik konabilir mi, yani -100 ile +100 arası türev bir artış azalış?

    3. Borçlanma metrikleri; özellikle ekonomik büyümenin itici gücü olan borçlanmalar. Kişi başına borçlanma, genel borçlanma veya uluslararası yatırım pozisyonu gibi metrikleri koymak milli gelir büyümelerinin niteliğini daha iyi açıklayabilir mi?

    4. EUR/USD kur etkisi
    Avrupa ülkeleri dolarize ekonomiler olmadığından ve ekonominin her alanında EUR ile yaşandığından ötürü, kişi başına gelir ve milli gelir rakamlarında EUR/USD bazlı ölçüm yanıltıcı olabilir. 2008 sene sonu parite 1.30 görünüyor ama bu rakamların ölçümü senelik ortalamayla yapılıyor ise (bunu bilmiyorum), AB ülkeleri dolar bazında gereğinden düşük görünebilir mi?


    Alp

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Çeyrekler itibariyle GSYH serilerine ve kişi başına gelir serilerine hatta diğer serilere ulaşma imkanı yok. En azından bu kadar çok ülke için.
      2.Bu dediklerinizi önlemek için ortalamanın içinde kalmak veya dışında olmak gibi ek bir ölçü koydum. 2007 - 2012 Türkiye tarihinin en kötü büyüme performansı değildir. Ayrıca en hızlı borçlanma da bu döneme ait değildir.
      Amaç şampiyon ilan etmek değil, herkese aynı ölçü uygulandığı sürece bir mahzur olacağını sanmıyorum.
      3.Elbette daha iyi açıklayabilir. Veri bulunabildiği sürece.
      4.USD bu tür karşılaştırmalar için dünya çapında kullanılan bir ölçü olduğu için ben de onu aldım.
      Bu bir deneme kuşkusuz. Hataları da olabilir eksikleri de. Ama bu alan daha iyi ve ayrıntılı çalışmalara açık bulunuyor. Daha iyisini yapan olursa onu da duyururuz.

      Sil
    2. Teşekkürler Hocam, Bu çalışma hem yararlı hem de oldukça çaba gerektiriyor. Bu sebeple bir meyveli ağaç. Ekonomi basındında (Türkiye ve dünya) bu derece kapsamlı karşılaştırmaları yapan sayılı kişi var. Bu sebeple tekrar teşekkürler ve elinize sağlık...

      Benzer çalışmaları OECD ülkeleri istatistik bölümünden bazen bakıp yapmaya çalışıyorum, ancak dediğiniz gibi her tür veri yok.. Economist Intelligence Unit vs bu tür verileri nereden toparlıyor acaba? Eğer dünya ve Türkiye ekonomisi veri kaynakları ve linkler konusunda bir yazı yazabiliseniz çok seviniriz.

      Alp

      Sil
  9. Teşekkürler hocam, hem yöntem hem de ülkelerin gruplanması bakımından aydınlatıcı bir çalışma olmuş

    Daha net bir resim için
    özel kesim borç stoğu,
    kısa vadede ödenmesi gereken borçlar,
    hazinede kullanılabilir varlıklar,
    borçlanabilme faizi
    kriterlerin de eklenmesi gerekmez mi?

    Saygılarımla,

    Ulaş Tan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette gerekir. Ben bu kadar ülke için bu verileri bulamadım. Bu verileri bana sağlayabilen olursa bunları da ekleyip çalışmayı daha iyi bir hale getirebilirim.

      Sil
  10. Sayın Hocam,
    Krizden avantajlı çıkanların karakteristik özellikleri için aşağıdaki değerlendirmeler doğru olur mu?
    Çin, Rusya, Brezilya ve Türkiye için

    1) aşırı borçlanmayarak krizi ve teşvikleri yönetebilmiş olan bir devlet
    2) morali bozulmadan çalışıp tüketmeye devam etmiş kalabalık nüfusun canlı tuttuğu iç-dış piyasa
    3) gelişmekte olan ülkenin inşaası için gereken büyük paranın ülkeye çekilebilmiş olduğu potansiyel

    Sormak istediğim
    Krizi yönetebilen, çalışan ve gelişmekte olan ülkelere giren bu büyük para, aşağıdakilerden hangisini tercih etmiş, tarihe baktığımızda olaylar büyük paranın gittiği ülkeler için nasıl gelişmiş?

    Gelişmekte olan ülkelerde büyük paranın yönelebileceği üç başlık görebiliyorum,
    1) Klasik tercih, ürünler için ticari kredi, fabrikalar için borsa ve son günlerde gelişmekte olan crowdfunding var.
    2) İnşaatlar için kredi, mortgage, sukuk şeklinde değer zinciri yakın tarihte büyük paranın en çok tercih ettiği değer zinciri var
    3) İnovasyonu desteklemek için patent gibi bir "tapu" sistemi etrafına benzer bir değer zinciri yaratılamaz mı?
    Örneğin: İsmi ve yayın hakları tecille koruma altına alınmış bir "Yeni Türk Dizisi"ne 100 TL yatırarak crowdfunding ile finanse etmek, yayına girdiğinde reklamlarıyla birlikte izleyerek tüketimini yapmak ve ardından yurtdışı ve internetteki gösterimlerinden elde edilen katma değer sayesinde başta yatırılan bireysel 100TL'den "filmin ömrü boyunca" para kazanmak.

    Tüm yazılarınızı severek okuyan (Latin dili edebiyatı mezunu) bir okuyucunuzum. Zaman ayırdığınız için şimdiden teşekkürler sayın hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin dışında Rusya, Brezilya ve Türkiye'nin bu krize girerken en büyük avantajı buna benzer finansal krizleri yakın geçmişte yaşamış ve çoğu IMF desteğiyle bu krizlerin hem maddi hem de programa dayalı etkilerini gidermiş olmalarıydı. Bir başka ifadeyle bu üç ülke bata çıka yüzmeyi öğrenmişlerdi.
      Önerdikleriniz doğrudur. Ne var ki hepsinin bir sınırı var. Sonuçta teknolojiyi üretemeyen ülkeler dünya çapında büyüklüklere ulaşamıyor. Çin'in buralara gelmesi taklit ederek başladığı teknoloji üretimini artık kendi başına yapabilir noktada olmasıdır. Biz henüz orada değiliz.

      Sil
  11. bizimkilerin yurtdışında neden hindi gibi kabardıkları anlaşıldı :) belli ki hükümet yetkilileri de türkiye'yle başka ülkelerin karşılaştırmasını IMF'nin oldukça eksik ve sınırlı dataset'iyle yapıyor. bu sınırlı dataset'le kıyaslama yapılınca da durumumuz daha iyi gözüküyor. mesela kamu borç stoku, bütçe dengesi gibi veriler kıyaslamalarda dikkate alınırken özel sektör borç yükündeki değişim ve özel sektör tasarrufları, döviz varlık-likidite dengesi, borçlanma maliyetleri, özel sektör verimliliği gibi faktörler devre dışı kalıyor ve gerçek resim tam olarak görülemiyor.

    YanıtlaSil
  12. Mahfi Hocam yakında adınız Sıfırcı Hocaya çıkacak, rahmetli Kurthan Fişek'ten devralacaksınız mirası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıfırcı olan aslında hoca değil öğrencidir.

      Sil
  13. hocam yunanistan ın kişi başı milli geliri 22bin dolar olarak gözüküyor. misal şuan euro dan çıkıyoruz artık kendi para birimimizi kullanıcaz deseler bu kişi başı gelirde dolar bazında büyük bü düşüş gözlenmezmi yani para birimlerinin şu an euro olmasından dolayı gsyh ve kb gsyh rakamlarının içinde sanallık bulunmuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Krize karşın bu değerlerde düşüş görülmüyor. Oysa Euro yerine Drahmide kalsalardı bunların hepsi çok daha fazla düşmüş olacaktı.

      Sil
  14. Hocam yerli para degerlendi mi ülkedeli temen enflasyonun düşmesi nasıl oluyor? yardımcı olabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yerli paranın değerlenmesi en başta petrol ve doğal gaz gibi temel girdiler olmak üzere ithalatı ucuzlatıyor. Bunları kullanarak yapılan üretim de ucuzluyor.

      Sil
  15. Dolar alalım mı hocam yoksa bozduralım mı ? dolarla ılgını goruslerınız nelerdir bu yaz amerikaya yolculuk yapan birisi olarak cevaplarınızı bekliyorum ? teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz düşmesini beklemekte yarar var.

      Sil
  16. Merhaba Hocam,
    bir çok yazınızı okuyorum, genellikle çok fazla veri kullanarak, objektif analizlerde bulunuyorsunuz.
    Benim kafam bir çok gösterge hakkında gerçekten çok karışık.

    Özellikle Enflasyonu örnek verebilirim.

    Mesela Rusya'da iki sene öncesiyle şimdiyi karşılaştırmayı bırakın, 6 ay öncesine göre dahi, temel gıda ürünlerinden tutun, en basit ihtiyaçlara kadar herşey gözle görülür şekilde artıyor. (iki senedir gözlemliyorum)
    ama gelin görün ki Türkiye Rusya'dan kötü durumda görünüyor enflasyon konusunda.
    ben Türkiye'de açıklanan enflasyonun, dar gelirli kesime aynen yansıdığını düşünmüyorum. orta sınıfın altındaki herhangi bir mahallede yaşayan kişinin enflasyonu %5i geçmez. (bu tür bir muhitte oturuyorum)

    Acaba hesaplamada mı yanlış yapıyoruz?
    Nerede hata var anlamıyorum.
    Sistemin kendisimi sorunlu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin gözleminiz bu şekilde. Birçok kişi de enflasyonun aslında açıklanandan çok da yüksek olduğunu öne sürüyor. Herkes kendi harcama kalıplarına göre kendi enflasyonunu kabaca hesaplıyor ve ona göre TÜİK'in açıkladığı enflasyon hakkında karar veriyor. TÜİK, binlerce tüketim malını binlerce işyerinden ayda ortalama iki kez derleyerek bu hesabı yapıyor. Üstelik hesaplamada kullanılan ölçüler düya standartlarına uygun.

      Sil
  17. Ayrıca az üstteki sorumdan sonra birçok soru daha geliyor aklıma.

    örneğin bu yazınızda ki veriler;
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/08/turkiye-ekonomisinin-22-yukselen-piyasa.html

    Burada Türkiye'nin işsizlik oranı artmış görünüyor önceki 11 yıla göre, fakat 11 yıl öncesinde iş bulamadığı için intihara kalkışanlar artık yok, hatta öyle ki çok yoğun bir göçmen nufus mevcut ülkede. Hatta bir farklı durum da, Kadınların iş gücüne katılımı da arttı. ve biraz klişe olacak ama, çalışana iş var, millet iş beğenmiyor durumunda çoğu.

    benim gözlemlerim bunlar, istatistiksel veri kabul edilemezler ama doğruluk payımın ne olduğunu merak ediyorum bana açıklarsanız sevinirim Hocam.

    iktisat son sınıf öğrencisiyim, hala birçok şeyi anlayamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası ilk kez işsizliğin açıklanandan düşük olduğunu iddia eden bir yorum okuyorum. Eğer herkes iş bulabiliyor olsa işsiz olan 400 bin İİBF mezunu ve 300 bin öğretmen hergün hak aramakla uğraşmazdı. Eski intiharların olmamasının nedeni yeni dönemde işsizlik sigortası olması. Yani işsiz kalanlar eskiden olduğu gibi tümüyle parasız değiller, işsizlik sigortasından ücret alıyorlar.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...