24 Haziran 2013 Pazartesi

Ekonominin Geleceği

Fed açıklamasının etkisi
Bir türlü sıkıntılı bir hafta geride kaldı diyemiyoruz. Her geride kalan sıkıntılı hafta yerini yeni bir sıkıntılı haftaya bırakıyor. Fed'in ilk açıklamasından bu yana hava hep böyle gitti. Ardından Fed açıklamaları geldikçe işin ciddiyeti daha fazla ortaya çıktı ve etki de arttı. Haftaya 73 binlere gerilemiş borsa endeksi, 1,94'ün üzerine çıkmış dolar kuru, 2,55'e dayanmış Euro kuru ve yüzde 8’i geçmiş bulunan gösterge faiz ile başladık. Bir zamanlar kriz göstergesi olarak kabul edilecek bu görünüm bugün yalnızca sıkıntı olarak anılıyor olsa bile eğilimin böyle sürmesi halinde sıkıntının ötesini konuşmaya başlayacağımız açıktır.  

Gerginlik Fed'in para politikasını biraz sıkılaştırmayı düşündüğünü açıklamasıyla başladı. Bu aşamada iki temel konuyu vurgulayalım: (1) Fed henüz sıkılaştırma yapmış değil, sadece geleceğe dönük bir sıkılaştırma olasılığını dile getiriyor. (2) Fed'in yapacağını açıkladığı sıkılaştırma tahvil alımını kaldırmaya yönelik değil sadece alımı bir miktar azaltmaya ve bu yolla piyasaya verdiği likiditeyi bir miktar düşürmeye yönelik bir açıklama. Özetle Fed'in bu aşamada yaptığı fiziksel bir değişim söz konusu değil, yalnızca ileriye dönük olarak verdiği bir mesaj var. Buna karşın rahat paraya alışmış bulunanlar için bu adarlık bir açıklama bile sıkıntı olarak algılanıyor ve piyasalarda gerginlik yaratıyor.

Gezi Parkı eylemleri
Polis artık kimseyi Gezi Parkı'na sokmuyor. Buna karşılık eylemler bu kez de Taksim'de buluşup protesto etme biçimine dönüşmüş görünüyor. Geçtiğimiz Cumartesi akşamı yine binlerce kişi Taksim Meydanı'nda buluştu, polis yine tazyikli su ve biber gazıyla müdahalede bulundu. Bütün bunlar sanki eylemlerin hiç bitmeyeceği havasını yaratıyor. Kimsenin de tansiyonu düşürmeye yönelik bir mesaj vermeye niyeti yokmuş gibi bir görünüm sürüp gidiyor. Bu gelişmelerin sonucu olarak zaten Fed açıklamalarının yarattığı etkiyle olumsuz algılama sürecine girmiş olan piyasalar daha da olumsuz hale geliyor. Reel kesimde önemli bir açık pozisyon olduğunu ve bunun ağırlıklı bölümünün hedge edilmediğini dikkate alırsak tedirginliğin niçin büyüdüğünü anlamak çok da zor değil.

Bu hafta TCMB, kurlara yön vermeye çalışırken aktif olarak, Hazine ise çeşitli ihalelerle borçlanmaya çalışırken pasif olarak piyasada yer alacak. TCMB'nin aktifliği kurlar üzerinde etki yapacak enstrümanlara sahip olmasından, Hazine'nin pasifliği ise elindeki araçlala faizlere doğrudan etki yapma olanağının bulunmamasından kaynaklanıyor. Faizlerin yükseldiği bir ortamda Hazinenin iç borçlanma maliyeti de ister istemez artacak. Bu görünümün sürmesi not artışına karşın Hazinenin dış borçlanma maliyetini de olumsuz etkilemeye devam edecek. Türkiye'nin CDSlerindeki yükselme bu maliyet artışının en belirgin göstergesi.

Kriz gelişme yolundaki ülkeleri yeni vuruyor
24 Aralık 2012 tarihinde bu blogda yayımlanan “2013 Tahminleri” başlıklı yazımın girişinde şöyle yazmışım: “2012 yılına girerken “bu yıl kriz yılı o nedenle tahmin yapmayacağım” demiştim. Aslında her yıl tahmin yapıyorum ve geçen yıl da yapmıştım. Ama kullandığım model bana 2012 yılında bir kriz ortamının oluşacağını işaret ettiği için elde ettiğim sonuçları paylaşmamıştım. Şimdi çıkıp da şunları tutturdum bunları tutturmadım diyecek halim yok. Madem tahminlerimi kamuoyuyla paylaşmadım hangilerinin tutup hangilerinin tutmadığı da bana kalsın…Buna karşılık kamuoyuyla paylaştığım 2012 kriz yılı olacak tahminimin tutup tutmadığı konusunda bir şeyler söylemem gerekiyor. 2012 yılının kriz yılı olacağını söylerken asıl olarak Avrupa ve yükselen piyasa ekonomilerini kastederek söylemiştim. Avrupa gerçekten de krize girdi ama yükselen piyasa ekonomileri benim tahmin ettiğim spillover etkisinden (yani dışarıdaki olayların içeriye yansıması) kurtulmayı başardı.” 

Demek ki tahminim yaklaşık 6 aylık bir gecikmeyle gerçeğe dönüşmüş görünüyor. Küresel krizi başlangıçta ve hatta devamında iyi atlatıyor görünen gelişme yolundaki ekonomiler şimdilerde krizin için doğru çekiliyorlar. Bu etki Brezilya’dan Çin’e kadar yaygın bir hal alıyor. Türkiye’nin de bu anafora kapılması söz konusu. Krizdeki ABD ve AB, krizi para saçarak atlatmaya yöneldiler. Bu likidite bolluğundan en fazla gelişme yolundaki ekonomiler kazandı. Şimdilerde artık paraların geri çekilme dönemi geldi. Bu gelişmeden de en fazla gelişme yolundaki ekonomiler etkileniyor. Böyle bir durumda içeride sıkıntı yaratmak bu gergin ortamı daha da gerecek bir etkiye yol açar. Türkiye ve Brezilya bunun tipik örnekleri. 

Krize girmek kolay çıkmak zordur
Krize giriş kapitalist kültüre dönüşmüş küresel sistemde ciddi bir travma yarattı. Çünkü bütün eski büyük krizlerde olduğu gibi sistemin yeni paradigmaya uygun teorik altyapısı henüz hazır değildi. Krizlerde hep olduğu gibi Keynesyen uygulama imdada çağırıldı. Ne var ki o da sermaye hareketlerinin bu kadar serbest olduğu bir yapının modeli değildi. Buna karşılık oldukça yardımcı oldu.

Şu aralar bu krizden çıkmaya çalışırken ikinci travmayı yaşıyoruz. ABD, kısmen sağladığı toparlanmanın verdiği cesaretle kriz boyunca üç kattan fazla artırdığı Fed bilançosunu yavaş yavaş düşürmeye yöneliyor. Bu yöneliş arzusunun açıklanmasıyla birlikte küresel sistemde bu kez tersine bir anafor oluştu ve gelişme yolundaki ülkeleri içine çekti. Bu ülkelerden yabancı para hızla çıkıyor.

Asıl travma bundan sonra yaşanacak. Fed'in henüz bir eyleme dayanmayan açıklaması bu tür bir etki yaratıyorsa eyleme geçtiğinde yaratacağı etkinin boyutunu düşünmek bile zor. Özetle söylemek gerekirse gelişme yolundaki ülkeleri zor günler bekliyor. Umalım ki anafordan çıkarken gelişme yolundaki ülkelerin üzerine basan gelişmiş ülkeler yeniden anafora kapılıp devrilmesinler. O zaman kriz sürekli bir hal alabilir. 

91 yorum:

  1. Hocam Türkiye de kaynağı belli olmayan, kayıt dışı çok sıcak para var diye düşünüyorum. Körfez ülkelerinden olabilir. bu para gitmedikçe Türkiye dalgalanmalardan belli bir oranda etkilenecek ve kısa sürede sakin seyrine tekrar dönecek diye düşünüyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Ahmet Bey,
      Hoşgörünüzle fikrimi beyan edeyim.
      Kayıt dışının yönünü tahmin edemesem de, para parayı çeker düz mantığı işler gibi.
      Seneye Suudi Arabistan borsasının yabancılara açılacağı konuşuluyor. Türkiyenin iki katı değerde ve iştah kabartan bir piyasa. Eğer biz 1 sene içinde güven oluşturamazsak, işimiz zor.
      Ayrıca finansal piyasalar bir yana, gelen sıcak para ülkeye yatırım yapmıyor. Fakat yine de istikrar sağlıyordu. Eğer son 5 yıldaki istikrarlı ekonomiyi, gerçek yatırımlarla desteklese idik, geleceğe daha iyimser yaklaşabilirdik.
      Maalesef bizim için yolun sonu görünüyor. Bundan sonrası siyaset.

      Sil
    2. Soru da güzel yanıt da. Ben de birkaç cümle ekleyeyim. Kimse kimsenin kara gözü kara kaşı için gelip gitmez. ABD ve AB'de işler düzelirse körfez parası bize gelmeyi bırakıverir.

      Sil
  2. günaydın;veriler parasal genişlemenin tamamının reel ekonomiye yansımadığı finansal piyasalarda kaldığını göstermekte.Fed açıklamaları sonrası yaşanan panik havası finansal piyasalarda olusan balonun büyük olmasından kaynaklanıyor olabilir mi?Finansal piyasalardaki balon hakkında görüşünüz nedir?syg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finansal genişlemenin ABD'de reel piyasalara yansımamış olması tezi tam olarak doğru değil. Öyle olsa ekonomi potansiyel büyüme oranında büyüme sağlayamazdı. Fed'in bilançosu 3,5 kat artmış durumda. Bunun eski düzeyine indirilmesi için müthiş bir sıkılaştırma gerekeceği ve bunun da faizlerin artmasına yol açacağı beklentisi var. Olay oradan kaynaklanıyor.Herkes gelişmekte olan ülkelere yatırdığı paraları çekip ülkesine dönüyor artacak faizlerden yararlanmak için.
      Finansal piyasalarda balonlar zaman zaman oluşup iniyor. Şu sıralarda orta şişkinlikte olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  3. Sn Hocam finansman maliyetlerinin hızla artacağı önümüzdeki yıllarda 3.köprü/havalimanı/kanal istanbul projeleri nin ekonomimizi nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu projelere kaynak bulmanın çok zor olacağını ve durum böyle giderse çok pahalıya geleceğini düşünüyorum. 3. Köprü ve İstanbul'a 3. havalimanı biraz daha yapılabilir görünse de Kanal İstanbul projesinin yaşama geçirilmesinin kolay olmayacağını tahmin ediyorum. Tabii bugünkü koşullar altında. Yarın ne olur kimse kestiremiyor çünkü.

      Sil
  4. Hocam ;5 yıldır krizin atlatılamamasını neye bağlıyorsunuz.Büyük ülke ekonomilerini iflas ertleleme almış şirketlere benzetebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1929 Büyük Bunalımı da yaklaşık on yıl kadar sürmüştü. Bir ülkenin veya bir bölgenin krize girip çıkmasıyla gelişmiş ekonomilerin topluca krize girmesi çok farklı. Hatırlarsanız Türkiye 2001 krizinden bir yılda çıkmıştı. Uzakdoğu da 1997 krizinden iki yılda çıkmıştı. Çünkü geri kalan ülkelerin durumu iyiydi ve ihracatta sorun yoktu.

      Sil
  5. hocam merkez normal mevduat faizi gibi faiz verir mi özel bankalar gibi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB mevduat kabul etmiyor. Tek istisnası Almanya'daki Türk vatandaşlarına açılmış mevduat hesaplarıdır.
      TCMB sadece bankalardan borç alır ve bankalara borç verir. Eskiden Hazineye de borç verirdi bu da yasaklandı.

      Sil
  6. Hocam, Erken seçimlere gidilmesi ekonomiyi nasıl etkiler. Düşünceniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erken seçim gündemde değil sanıyorum. Ama seçimler her zaman olduğu gibi bu sefer de olumsuz etkiler.

      Sil
  7. Hocam dünkü Cumhuriye gazetesinde Mine Kırıkkanat'ın yazısının son kısmında:

    G NOKTASI
    Adı bende saklı bir okurumun, 11 Haziran 2013 tarihli iletisidir:
    “2008 yılında başlayan ve halen süren küresel krizle mücadelede, ABD Merkez Bankası FED’in uygulamaya koyduğu ‘quantitative easing(QE)’ programı, tahminen bir yıl içinde sona erecek. Getiri eğrisinin ucunun bükülmesi (operation twist) dahil, QE1,QE2,QE3… derken yapılabileceklerin tamamı yapıldı. FED, ECB, BOJ gibi önde gelen merkez bankalarının bütün kurşunları tükendi. Bu hamlelerin işe yarama katsayısı her seferinde biraz daha azaldı ve marjinalize oldu.
    Artık parasal genişlemeye devam etmenin bir anlamı kalmadı. Tarihte benzeri görülmemiş devasa genişlemeye rağmen hiçbir ülkede enflasyon oluşmadı. Çünkü bu paraların önemli bir bölümü dolaşıma girmeyip borsalara aktı ve varlık balonları oluştu.
    Bu paraların bir kısmı da Türk borsasına ve bono piyasasına geldi. Şu an da finansal piyasalarda gördüğünüz her şey sanal, adeta halüsinasyon ürünü. Türkiye dahil birçok ülkede son 1-2 yıldır negatif reel faiz var. Ülkemizde birçok banka büyük tutarda mevduatlara daha ‘az’ faiz verir oldu. Bu nedenle 1 milyon TL’yi 3-4 parçaya bölüp, ayrı ayrı hesaplara yatırıp, daha fazla getiri elde etmeye çalışanlar bile var.
    Bu saçmalıkların sonu gelmek üzere. Ucuz para dönemi bitiyor. Önce Federal Reserve, tahvil alım programını azaltarak sıfırlayacak ve ardından faizleri yavaş yavaş artıracak. İşte o zaman sermaye anavatanına geri dönecektir. Türkiye’den sermaye çıkışı kaçınılmaz. Finansal piyasalar her şeyi birkaç yıl öncesinden fiyatlandırmaya başlar. Bu çıkış Gezi Parkı Olayları’ndan 1-2 hafta önce başlamıştı. Sadece önümüzdeki bir yıl içerisinde “rollover” edilmeyi bekleyen kamu ve özel borç stoku 156 milyar USD büyüklüğünde. Yaklaşmakta olan bu devasa ekonomik krize hem AKP, hem de ulusal bütünlüğü ‘çok’ kırılgan olan Türkiye dayanamaz…”

    Yorumlarınızı alabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Analiz temel olarak doğru.

      Sil
    2. Iste tam bu sebepten icimizden bir grup tam da bu processin basinda, kazmayla ulke ekonomisinin beline bir darbe indirmistir.
      Hedef aciktir, amac outcome'i garanti altina almak istemekten kaynaklanmaktadir. Uzucu, bencilce ve dusundurucu..

      Sil
  8. Hocam merhaba, bu dönemde altın almak mi yoksa biraz daha beklemek mi gerekir? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdilik altından uzak durun derim.

      Sil
  9. hocam merhaba,
    fed in bu politikaları ile ilgili ülkemizin saygın ekonomistlerine görüşlerini sorduğumda genellikle aldığım cevap Fed in parasal sıkıştırmayı piyasayı etkilememek için yavaştan yapacağını ve gelişmekte olan piyasalar için bir kriz öngörmedikleri belirtmişlerdi. ancak varlık alımını azaltabiliriz sözü bile iyi diye geçindiğimiz borsamızı, piyasalarımızı yıktı geçti tabiri caizse.
    Size sormak istediğim 2008 krizi kadar uzun süreli olmasa da onun çapına yakın bir kriz bekliyor musunuz, bir de bu kadar kargaşaya yol açan durum Fed in genişleme politikası mı yoksa Bernanke nin ön plana çıkan baskın görünen durumu mu?
    Teşekkür ederim şimdiden hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben 2012 yılının son çeyreğinde bu etkinin çıkacağını ve krize yol açacağını tahmin etmiştim gecikmeli olarak bu tahminim çıkıyor. Ben kriz bekliyorum. Gelişme yolundaki ülkelerde ciddi sıkıntılar yaşanacağını tahmin ediyorum.
      Kargaşaya yol açan durum finans kesiminde rahatlamaya yol açan bol para politikasının sonuna gelinmiş olması.

      Sil
  10. Hocam Konut kredisi almak şu sıralar doğru mu.

    YanıtlaSil
  11. Hocam FED'in de öngördüğü takvim doğrultusunda bizdeki olumsuz grafiğinin en dibe ne zaman vuracağını düşünüyorsunuz? Bir de dip U şeklinde mi olur yoksa V şeklinde mi olur?

    Hatırlarsanız küresel olumsuzluklar bize 2009'da rastladığında 2009 yerel seçimlerinde hükümet il genel meclisi oylamasında ülke genelinde %39 oy almıştı. Hükümet aynı tablonun tekrarlanmaması için önümüzdeki seçimlerde neler yapabilir ve de yapacakları hiç olmazsa bir süre için kendisi adına faydalı olur mu? Yoksa seçim odaklı politika gütmek faturayı hem seçimde hem de piyasalarda daha da mı kabartır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu çapta bir kriz ve bu çapta bir krizden çıkış çabası ilk kez karşımıza geliyor. Bundan öncekilerin hiçbiri küresel kriz değildi. O nedenle ne kadar süreceği ve nasıl çıkılacağı çok kolay yanıtlanabilecek bir soru değil. Sadece sezgisel olarak bir şeyler söylemek mümkün. Sanki krizden çıkış uzun süre alacak gibi görünüyor. Çünkü gelişmişler toparlanırken gelişme yolundaki ülkeler sıkıntıya düşüyor ve bu kez onlar ötekileri aşağıya çekiyor. Bir çeşit kısır döngü söz konusu.

      Sil
  12. Hocam merhabalar,
    Bernanke sonraki ortalık malum, sizinde beklediğiniz üzere yeni bir kriz kapıda. Ben, TCMB'nın özellikle son Fed kararına karşı takındığı tutumu siz nasıl yorumluyorsunuz onu merak ediyorum. Yani piyasaya belli miktarlarda dolar satarak kuru dengede tutmaya çalışması ne kadar doğru ve etkili olmaktadır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. göründüğü gibi anlık etkiler dışında pek bir işe yaramamış gözüküyor. Merkez Bankası işe yaramayacağını bildiği halde döviz ihalesi açtı gibime geliyor bana, çünkü zaten bazı bakanlar tarafından sürekli olarak baskı altında bırakılıyor, şimdi döviz sepeti bu durumdayken hiçbirşey yapmadı denilmesin diye döviz satım ihalesi yaptı gibime geliyor.
      Hocamın görüşünü de öğrenmek isterim tabi.

      Sil
    2. Aslında TCMB'nin bu müdahaleleri gönüllü yaptığından kuşkuluyum. Biraz dostlar alış verişte görsün usulü gibi. Sizinle aynı kanıdayım.

      Sil
  13. Maalesef ki, günlük siyaset ile ekonominin, 2001 krizinden sonra bu kadar yaklaştığı bir döneme girdik. Her ne kadar küresel likidite koşullarına, gelişmekte olan ülkelerin gelecekteki işleyişine ilişkin bazı endişeler gündeme geldiyse de, bizim iç siyaset de damgasını vurdu bizde oluşan verilere. FED etkisi ve Gezi Parkı olaylarının hangisinin bizim piyasadaki gelişmeleri ağırlıklı olarak etkilemekte olduğunu tespit edemiyordum ilk günlerde. Ancak, küresel gelişmelerin çok daha ağırlıklı olduğunu söyleyebilmek sanırım mümkün geldiğimiz bu noktada. Bu telaş bir yerde denge bulacak ama o dengeyi henüz göremiyoruz. Merakla izlemekteyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ikisinin de etkisi olduğu kanısındayım belki dış etki daha ağırlıklı olabilir ama bizim bu dönemi iyi yönetemediğimiz de açık.

      Sil
  14. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  15. sayın hocam, gezi olaylarındaki boykotlar, özellikle garanti bankası boykotları, ekonomiyi etkiledi mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MUtlaka etkisi vardır ama çok önemli boyutlara çıkacağını sanmıyorum.

      Sil
  16. Hocam konuyla çok alakalı değil ama yatırımlar hakkında bir kaç şey sormak istiyorum; hocam kitaplarınızdada belirttiğiniz gibi yatırım ; sermaye stokuna yapılan ilave ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik bir harcamadır ayrıca kitabınızda 3 tür yatırımın olduğunu belirtmişsiniz 1) sabit sermaye yatırmı olan makine teçhizat alımı 2) konut ve bina alımı 3) stoklara yapılan ek ilave yatırım 3 şekilde olduğunu söylemişsiniz peki hocam devletin yaptığı yol baraj liman köprü gibi şeyleri de kitaplar yatırım olarak adlandırıyor peki hocam bunu hangi mantığa göre yatırım. Harcamasına dahil ediliyor nitekim benim bildiğim kadarıyla baraj köprü otoyol yapımı makine teçhizat alımı gibi Sabit sermaye yatırımı değil konut yatırımına da benzemiyor stoklara yapılan ek ilavede değil hocam bu yatırımlar bu 3 şekilde ki yatırım çeşitlerinden hangisine girmektedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar sabit sermaye yatırımı kategorisine giriyor.

      Sil
    2. Hocam makine ve teçhizat sermaye stokuna yapılan ek ilave ve üretimi artırmaya yönelik yatırım olduğu için onun sabit sermaye yatırımı kategorisine girmesini anlıyorumda ( çünkü ileride o makineler sayesinde daha fazla mal ve hizmet üretilecek ) otoyol köprü ve limanları. Hangi mantıkla makine ve teçhizatla aynı kategoriye girmesini anlayamadım aydınlatırsanız sevinirim

      Sil
    3. Bir işletmede ya da bir ülkede uzun yıllar kullanılabilecek olan makine teçhizat, bina vb yapımı tanım gereği sabit sermaye yatırımı sayılıyor. Baraj örneğini alırsak barajdan şehir suyu, sulama suyu ve elektrik elde ediliyor. Bunların hepsi üretime katkısı olan şeyler. Sulama suyu tarımda sulama amaçlı kullanılıyor, elektrik sanayide üretim için gerekli enerji demek. Yollar köprüler ise üretilen ürünlerin tüketim merkezlerine ulaştırılmasına yarıyor. Dolayısıyla bunların sabit sermaye yatırımı sayılması doğal.

      Sil
  17. Hocam selamlar,değerli yazılarınız için çok teşekkür ederim.Değerli hocam GOP da genel olarak bir çalkalanma başladı ve sanırım bunun çapı gitgide büyüyecek.Burada ise Türkiye'nin kırılganlığının daha fazla olduğunu düşünüyorum.Çünkü kredi genişlemesi %20 olup MB nın %15 lik hedefinin üzerinde olmasına rağmen ilk çeyrek büyüme 3 geldi.Bununda büyük kısmı kamu tarafından geldi.Cari açıkta tabi tekrar artış eğilimine girdi.Bunun sonucunda orta vadede işsizliğin yükselişe geçeceğini bilmeye kahin olmak gerekmiyor sanırım.Ayrıca bol para döneminin bitmeye başlaması sonucu borçlanma maliyetleri giderek artacağından elimizde kalan son iyi şey olan düşük kamu borç oranınıda kaybedebiliriz.Hikaye sanırım mutlu bir sonla bitmeyecek gibi görünüyor.Yaz bitiyor,ağustos böceği yapmadığı ödevlerin sonucuna katlanacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Türkiye'nin kırılganlığının benzer yükselen piyasa ekonomilerinden fazla olmasının nedeni cari açığa dayalı büyüme modelinden kaynaklanıyor.
      (2) Borçlanma maliyetlerinin artması cari açığı da bütçe açığını da eskisi kadar ucuza ve kolay yolla finanse edemeyeceğimizi gösteriyor.
      (3) Karınca ile Ağustos Böceği öyküsü yanlış bir öyküdür. Çünkü Ağustos böceği yaz başlarken larvadan çıkar ve yaz biterken ölür. Dolayısıyla karınca gibi birikim yapmasına gerek yoktur. Ama ülkelerin yaşamı hep sürer ve onların karınca gibi geleceği düşünerek birikim yapması şarttır.

      Sil
  18. Hocam bir de şunu sormak istiyorum.Son bir ay içinde yaşadığımız kısmi devalüasyonun ihracata olumlu etki edeceğini düşünüyormusunuz? Dikkat ettimde rakip olduğumuz GOP ülkelerininde kurları TL gibi değer kaybetti.Yani bu konuda ayrışmadık sanırım,REK in 120 nin altına çok inmeyeceğini düşünüyorum.Sanki bir çeşit kısır döngüye girildi,yapısal reformlar olmadan bu işe çare bulmak zor sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle bir küçük düzeltme yapayım. Dalgalı kur rejiminde paranın yabancı paralara (yp) karşı değer kaybına devalüasyon demiyoruz. Devalüasyon sabit kur rejiminde para otoritesinin aldığı karara dayalı olarak paranın değerinin düşürülmesidir. Dalgalı kur rejiminde paranın yp lere karşı değer kaybına sadece değer kaybı (ingilizcesi deppreciation) deniyor.
      Bir paranın yp lere karşı değer kaybı hemen ihracata olumlu etki yapmaz. İthalatrı kısıcı etkisi daha çabuk görülür. Kaldı ki eğer benzer ülkelerin hepsinin para birimlerinde yplere karşı toplu bir değer kaybı yaşanıyorsa o zaman hiç birisinin ihracatı artmayabilir. Ancak ötekilerden farklı ürünler ihraç edenlerin ihracatında artış olabilir. Öte yandan paranın değer kaybı maliyetleri (borçlanma bedelleri, ithal girdiler gibi) artırdığı için sanayide ister istemez maliyet artışları ortaya çıkar ve ihracattan gelebilecek kazanç da buraya gider.
      Kısır döngüye girildiği doğru bir tespit gibi görünüyor.

      Sil
  19. hocam TCMB'nin faizi arttırması bu ortamda nasıl bir sonuç doğurur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasi otorite izin verirse artırır.Artırırsa TL nin cazibesi artacağından dövize karşı TL yi savunması kolaylaşır.Tasarruf oranı ve cari açığada olumlu etki eder.Ve fakat bütçe dengesini bozar,büyümeyi yavaşlatır,işsizliğe olumsuz etki eder.kırk katır mı kırk satır mı? Vakti varken yapısal reformlar ile faiz artırımını beraber gerçekleştirseydik sanırım daha iyi olurdu

      Sil
    2. 5 yıldır sürekli olarak (ve haklı olarak) aynı eleştiriyi duyuyoruz ve yapıyoruz. Kırk katır mı kırk satır mı noktasında mıyız şuan? Dışarıya bağımlı olarak yürütülen büyüme politikasının bittiği noktada mıyız? Merak ettiğim, FED'in açıklamalarına finansal piyasaların tepkileri biraz sert olmuş olamaz mı? Neticesinde kimse aksi bir açıklama beklemiyordu.

      Sil
    3. Bu gibi ortamlarda MB'ler genellikle faizi artırırlar. Bu bizim için daha da önemli. Çünkü cari açığımız var ve bunu finanse edebilmek için dış tasarrufları çekmek zorundayız. Ama TCMB'nin yaratılan faiz düşmanlığı ortamında bunu yapması zor. Çünkü biz faizi bir ekonomik olgu olmaktan çıkarıp bir tabu haline getirmeyi başardık. Buna karşılık piyasa faizi artırdı zaten. TCMB'nin politika faizi % 4,5'da dursa da piyasada gösterge tahvilin faizi % 5'lerden % 7 - 8 aralığına geldi. Bankalarda da hafif hafif mevduat faizini artırma faaliyeti var. Eskiden MB faizi düşürünce piyasadaki faizler düşüyordu şimdi piyasada faizler artıyor bakalım MB buna uyacak mı? Uyarsa MB, piyasa tarafından yönlendirilme konumuna girmiş olacak.
      Fed'in açıklaması bekleniyordu ama beklenenden biraz erken oldu.

      Sil
    4. burda MB'nin faiz arttirmayisina bi serzenis algiliyorum..
      TL'nin guclenmesi bu ulkede vatanini seven her vatandasin son isteyecegi seydir.
      TL'nin deger kaybinda olusacak butce acigi, parametrelerin bozulmasi bi seferliktir

      Sil
  20. Ustad hayirlr aksamlar. Fed aciklamalari sonucu ortaya cikan rakamlar kriz icin yeterliydi onceleri, kuresel piyasalar ve ulkemiz daha ne kadar dayanabilir bu daruma, ulke merkez bankalari birlesip fede para politikasi konusunda telkinde bulunabilir mi sizce? Bir diger sorum ise, sayin maliye bakanimiz yaptiigi son aciklamada gezi parkinin ve fedin aciklamalarinin kisa vadede ekonomi uzerinde ciddi etkisinin olmadigindan bahsetiler size gore kisa vadeden cikma vakti gelmedi mi alinacak onlemler ve uygulanacak politika ayni zamanda uzlasi icin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu tür konuların görüşüldüğü çeşitli ortamlar var. Bunlardan birisi de G20 toplantıları ama sonuçta Fed kimseye danışmadan yaptığı parasal genişlemeyi yine kimseye danışmadan geri çekme kararı aldı. Bence doğrusunu yapıyor. Bu biraz da derin dalış yapmış dalgıçın dinlene dinlene çıkışı gibi. Aksi takdirde vurgun yiyebilir.
      Maliye Bakanını ben de izledim. Ekonomi yönetiminde yer alan bir kişi olarak panik havasını dağıtmayı amaçlıyor.

      Sil
    2. yorumlarınız için teşekkürler üstad...

      Sil
  21. Hocam ülkemize yeterince sıcak para yada doğrudan sermaye girişi ile döviz girmese bile biz burada akreditif anlaşması gereği bankamıza tl yi yatırıp istediğimiz kadar ithalat yapamazmıyız ? Eğer böyle olabiliyorsa ve içeride tl yi yatırıp istediğimiz kadar ithalat yapabiliyorsak cari açığı nasıl finanse edeceğiz gibi soruyla uğraşmaya neden gerek kalıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam arkadaş tamda zihnimdeki soruyu sormuş sizin döviz yoksa ne okur adlı yazınız okunduğumda benimde aklıma gelen soru buydu ; gerçektende biz burada ithalat yapmak istediğimizde ithalat yapacağımız bedelin tutarını bankamıza tl cinsinden yatırıyorsak bankamızda o tutarı döviz cinsinden diğer ülkeye yoluyorsa ülkeye döviz girmese de yine de ithalat gerçekleş mez mi? Hocam şunu anlıyoru ; ülkemize az döviz girerse kur yükselir yapacağımız ithalatın bir kısmından vazgeçeriz de peki ya vazgeçmesssek yine de tl yi bankaya yatırıp bankada diğer ülkede ki muhabir bankayla daha sonradan hesaplaşıp bizim ithalatımızı yapmamızı sağlamazmı?

      Sil
    2. Basit bir örnekle bunu anlatmaya çalışayım.
      Diyelim ki ülkenin 100 USD dövizi var ve buna karşılık 250 USD'lik ithalat ihtiyacı var. Ülkede de bütün bu işleri yapan tek banka var. 5 tane de ithalatçı var ve her biri 50 USD'lik ithalat yapmak istiyor. Ve yine diyelim ki USD kuru 1,90. Şimdi varsayalım ki ithalatçıların hepsi aynı anda bu bankaya gidip 50'şer dolarlık ithalat için akreditif açmak istiyor. Bu durumda banka bu talebi görünce kuru önce 1,95'e sonra 2'ye sonra örneğin 2,25'e çıkarır. Çünkü elinde yeterince döviz bulunmamaktadır. Bu durumda pahalılaşan ithalat dolayısıyla ithalatçılar yapacakları ithalatın bir bölümünden vazgeçerler ve en önemli bölümünü almaya yönelirler.
      Yani döviz de bir mal gibidir. Eğer dövize talep döviz arzından fazla ise kur yükselir ve bu yükselen kur ithalatın bir bölümünü alınamaz (ya da alınsa bile bir yere satılamaz)hale getirir. Kaldı ki kur yükselmesine karşın talep devam ederse kur daha da yükselir. Ta ki arz ile talep eşitlenene kadar.
      Tabii işler bu kadar basit değildir. Pek çok banka pek çok ithalatçı ve ayrıca bankaların dış hesapları vardır ama işin özü böyle işler.

      Sil


  22. Kapıldığımız rüzgarın etkisi bitti galiba ve bizi kıyıdan uzaklaştırıp koskocaman bir denizin orta yerine kadar getiren bir hükümet gördük son 10 yılda ve artık dalga da yok rüzgar da daha fazla kürek çekme zamanı geldi gibi.
    Hocam 2001 krizinde olduğu gibi birçoğumuzun can yeleği bile yok. Boğulmamak elde değil.
    Devlet olarak bu süreçten yumuşak bir iniş yaşayacak mıyız? Biraz sert geliyor sanırım bu etki.

    Herhangi bir B planımız var mı acaba hocam ve bu süreç sonucunda kronik bir kriz etkisinde yaşamaya devam eder miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sadece bizim kapıldığımız bir rüzgar değildi. Gelişmiş ülkelerdeki sıkıntı para basarak çözülmeye çalışıldığı için sermaye hareketlerinin serbest kaldığı küresel sistem çerçevesinde paraların önemli bölümü yüksek faiz veya getiri sunan gelişme yolundaki ülkelere aktı.
      İşer iyi giderken her yerde "yapısal reformları yapmak lazım" diye anlattım durdum. Kimse dinlemedi. Herkes bu likidite bolluğu hep böyle gider sandı.
      B planımız olduğu bilmiyorum. Görünüşe göre pek öyle bir plan yok gibi.

      Sil
  23. Hocam bugün ziraat ta 54 günlük bono alış 12,23, satış 3,95 gözüküyor.Bu kadar fark nasıl oluyor.Bono alım satımı hakkında biraz bilgi verebilir misiniz??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle bu kadar büyük farklar kapanışta ortaya çıkar. Tıpkı döviz kurundaki gibi piyasa kapanırken arayı açarlar.

      Sil
  24. Hocam devlet bankasında çalışan bi arkadaşım kredi musluklarını sonuna kadar açtıklarından bahsediyor. Bu konuda bi bilginiz var mı acaba?
    Bunların yapılması ne derece doğrudur?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin büyüme modeli bu. Krediyle içeride tüketimi artırmak ve yabancıları tasarruflarını içeri çekerek büyümeyi finanse etmek.
      Bu tür politikalar bir süre için doğru görünür ama sonsuza kadar sürdürülmesi mümkün değildir. Geçmişte Türkiye bütçe açığıyla aynı politikayı kamu kesimi üzerinden yapmayı denedi. İlk zamanlar işler iyi gitti ama o politika sürdürülebilir değildi ve 2001 kriziyle sonlandı. Bu kez işi özel kesim eliyle deniyor Türkiye.

      Sil
  25. Hocam deniyor ki Türkiye'ye ardı arkası kesilmeden ve cari açığından da yüksek miktarda gelen para kesilirse türkiye yapacağı ithalatı yapamaz deniyor . Anlamadığım nokta Türkiye'ye eskisi kadar döviz gelmesede biz ithalat yaparken parayı bankaya tl cinsinden ödeyerek ithalat yaptığımızdan ithalat neden gerçekleşmeyecekmiş orasını anlayamadım izah ederseniz sevinirim hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konudaki aynı soruyu yukarıdaki bir yorumun altında yanıtladım.

      Sil
  26. hocam bernanke işsizlik yüzde 7ye düşene kadar tahvil alımını kısmayı sölemiş. tahvil alımı kısalırsa faiz artar faiz artarsa dolar diğer ülke para birimlerine göre değer kazanır ithalat daha da artmaz mı bu durumda işsizlik nasıl düşer? hem borsa da düşüyor işsizlik nasıl düşer ki artmaz mı anlamadım hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz döneminde her şey çelişkili hale geliyor.

      Sil
  27. Soruyu soran ben değilim hocam ama soran arkadaş Birleşik Devletler açısından sormuş.Sonuçta daha değerli dolar Birleşik Devletlerin ihracatını olumsuz etkileyeceğinden işsizlik yaratmazmı diye düşünüyor.Belki de onlarda iç talebe dayalı büyüme modeline geri dönüyor yada QE ler sayesinde zaman kazanarak yapmaları gereken yapısal reformları yaptılar ve daha sağlam bir ekonomiye geçtiler.Sizce hocam,Amerika yönetimi ödevlerini yaptı mı QE döneminde???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu dönemde hiç bir şey tam olarak planlandığı gibi gitmez. Bazı şeyler düzelecek bazı şeyler ister istemez bozulacak.
      Kimse bu dönemde ödev yapamadı. Zaten bu tür dönemlerde ödev yapılmaz. Beladan kurtulmaya çalışılır. İyi zamanlarda yapılmayan ödevler nedeniyle bu duruma düşüldü. Şimdi buradan çıktıktan sonra ödevler yapılacaktır diye düşünüyorum.

      Sil
  28. hocam abdye göre dolar değer kazansa onların ihracatı mı artar? tr ye dolar değer kazanırsa bizim ihracatımız artar diye biliyordum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki siz Amerikalı bir ihracatçısınız. 1 USD = 1.25 Euro. Avrupaya 100 USD'lik mal sattığınızda elinize 125 Euro geçiyor. Şimdi diyelim ki 1 USD = 1.30 Euro oldu. Siz Avrupaya 100 USD'lik mal satarsanız elinize 130 Euro geçer. Her ikisi de 100 USD'ye eşit olmakla birlikte eskiden Avrupa'dan 125 Euroluk mal alabilirken şimdi 130 Euroluk mal alır hale gelirsiniz.

      Sil
  29. hocam çok özür dilerim. ben amerikalı ihracatçıysam önceden 125 euroluk mal alıyorsam sonra aynı paraya 130 euroluk mal alıyorsam ithalatım artmış olmaz mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur. Ya da eskiden 100 USD'ye aldığınız malı şimdi 95 USD'ye alabilirsiniz.
      Yukarıda da dediğim gibi bu dışticaret ilişkileri sadece kura bağlı olarak işlemez. Malın cinsi, talepğ ve gelir esnekliği de çok önemlidir. Kriz nedeniyle tatile çıkmayı erteleyen Avrupalı için mayoların ucuza ithal edilmiş olması pek bir anlam taşımayabilir.

      Sil
  30. anladım hocam çok değişik şeylere bağlı direkt ilişki kuramıyoruz yani çok sağolun. o zaman genel olarak borsa düştüğü zaman da işsizlik artar diyemeyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün mesele ortamın ne halde olduğu. Aslında sizin dedikleriniz normal zamanlarda birbiriyle az ya da çok ilişkili. Ama kriz zamanında bu ilişkiler bozuluyor hatta tamamen tersine dönebiliyor.

      Sil
  31. Serdar
    Mahfi Bey; ekonomi jargonunu çok iyi bilmediğim için basit, kendi dilimle anlatmaya çalışacağım çünkü aklım almıyor artık.
    ABD bugüne dek çin yuanın düşük tutulmasına karşı eleştirilerde bulunmuştu şimdi ise usdnin değerini tüm dünyada çok değerli hale getiriyor, o halde Çin'in ekmeğine yağ mı sürmüş oldu? ya da dünyada yeni bir bunalım yaratmaya mı çalışıyor? 2 -3 yıl önce keynesyen modeli deneyen üstelik paranın kendi sınırları içerisinde kalmayacağını bilerek o modeli deneyen fed şimdi yine şaşırtmaya devam ediyor sanki. Benim aklım almamaya başladı. düşüncem şudur ki; fed her ne kadar geleceğe yönelik bir sıkılaştırma politikası olasılığından bahsetse de ben fedin ters oynayacağını düşünüyorum. Çok global düşünemeyeceğim için şu şekilde açıklamak isterim, mortgage krizi öncesinde gayrimenkul fiyatları sürekli artış gösterdi ve bir balon oluştu sonra bu balona birileri davet edildi davet edilenler de bu daveti geri çevirmediler. A.B.D. oluşan bu balonu çok güzel pazarladı. Bugün ise usd her ne kadar rezerv bir para olsa da o da mortgageg gibi bir yatırım enstrümanı. ABD acaba bu kez de usd için mi davetiyo çıkartıyor. Değer yükseltip sonra da aynı mortgage krizi gibi zararına ortak mı arıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür değişimler her zaman isteğe göre olmuyor. Yani ABD doları değerli mi tutmak istiyor yoksa fazla bastığı parayı kriz yaratmadan geri mi çekmeye çalışıyor tam olarak ayıklayamıyoruz. Çünkü her ikisi de birbirinin hem nedeni hem sonucu olan şeyler bunlar.

      Sil
    2. Serdar bey super bi noktaya deginmissiniz. Mainstreamden farkli oz bi bakis acisi, her babayigitin harci degil gercekten.
      Aynen dediginiz gibi parayi sikilastiracagim diye ABD dolaraina gelgel yapiyor. FED butcesi 3.5 katina cikmis dolar kaybetmemis bu nasil istir yahu ??
      Bence dolara deger kaybettirme oncesi dolari allama pullama operasyonudur bu !!!
      Dunyada en fazla upside potansiyeli olan para suan Cin Yuanidir. 2015'te semi convertible olacaktir

      Sil
  32. Hocam yukarıda akditif anlaşması ile alakalı soru sormuştum sağolun sizde yanıtladınız benim sizin yanıtınızdan çıkardığım bir sonucu aktarmak istiyorum yanlışım varsa düzeltin lütfen ; biz istediğimiz kadar ithalat yapmak için içeriden tl bulsakta bankada döviz yoksa o ithalat gerçekleşmez yada gerçekleşsede bankada olan döviz kadar ki kısmı gerçekleşir. bizim amacımız ekonomimize sıcak para ile yada doğrudan sermaye yatırımı ile döviz kazandırmak tamam biz ithalat yaparken ithalat bedelini döviz ile ödemiyoruz ama ödemeyi bizim adımıza üstlenmiş aracı kurum olan banka yaptığından amaç bankada olabildiğince dövizin birikmesi .hocam yanlışım varsa düzeltin lütfen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru. Biz ödemeyi TLŞ ile yapıyoruz banka döviz ile ödüyor. Ama dövizi illa fiziki döviz olarak almayın. Bankaların yabancı bankalarla anlaşmaları çerçevesinde onlar nezdinde kredileri de vardır. Ama bunların hepsinin sonuçta bir limiti var. Sonuçta birisi dövizi bulup parayı ödemek zorunda.Döviz yoksa bizim TL'lerle yabancı malı alamayız.

      Sil
    2. Yukarıdaki soruyu cevaplamadan önce kafamda hep şu soru dolaşıyor du ya madem biz ithalat yaparken ithalat bedelini bankaya tl cinsinden ödüyoruz o zaman merkez bankası istediği kadar tl basıp ithalat yapmak istediğndede bu tl yi bankaya yatırıp ithalatını gerçekleştirmez mi diye düşünüyordum .cevapladığınız sorudan da anladığım kadarıyla bu böyle gerçekleşmez asıl olan burada bankaya tl yatırmak değil bankanın o ithalat bedelini ödeyecek dövizin olması gerekir .ayrıca hiç bir hükümet içeride enflasyon virüsü taşıyan paranın bu derece yüksek miktarda bankalarda bulunmasını istemez
      Hocam kafadaki verdiğim soruya cevap doğruluk payı varmıdır ?

      Sil
  33. Mahfi hocam size önce teşekkür etmek istiyorum. Balon şişiyor dediniz patlayacağını söylediniz. Şuanki durum anladığım kadarı ile sıkıntılı günlerin başlangıçı ve uzun sürecek. Krizler hazırlıklı olanlar için son değildir. En çokta sizin uyarılarınızla hazır hale geldim yani beklenmedik bir durum değildi benim için. Bir buçuk yıldır borçlarımı azaltma yeni borçlardan kaçınma, tasarruflarımı artırma çabası ile geçti. TEŞEKKÜRLER...

    YanıtlaSil
  34. Hocam şimdi devlet iç borçlanma yaparken sadece paranın sahibi el değiştiriyor ülke içerisinde Servet artımı diye bir şey söz konusu olmuyor halbuki ki dışarıdan borçlanma yapıldığında dışarıdan ek kaynak girişi olduğundan ülkenin serveti artmış oluyor. Benim sorum şu;
    1)bildiğim kadarıyla devlet yada özel sektör dışarıdan borçlandığında elindeki dövizi Hazine'ye yatırarak tl alıyor böylece aldığı bu parayı da içeride kullanabiliyor hocam bu şekilde borçlanılıp içeride bu para yatırılıp tl alınması enflasyon baskısı oluşturmaz mı?
    2)özel sektör yada hükümet bütçe açığı için borçlandığında bu parayı içeride kullanmak için parayı nereye yatırması gerekiyor ?
    3) merkez bankasının döviz rezervlerinin artışı dışarıdan borçlanıp borçlanılan dövizin bankaya yatarak artmasından mı kaynaklanmaktadır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam son olarak ta 4) biz dışarıdan borçlanmamızın sebebi içeriden yeterince tl yi bulamamamızdan dolayı mı borçlanıyoruz içeride yeterince tl bulabilsek borçlanmamız düşecek mi?

      Sil
    2. 1)Piyasaya fazladan TL çıkmış olacağı için enflasyon baskısı yaratır ama bu bir borç olduğu ve sonuçta geri ödenirken TL verilip de döviz alınıp dışarı yollanacağı için bu kezde enflasyou düşürücü etki yaratır. Bu olayın borç alma ve verme işi olarak pek çok kez ve farklı zamanlarda yapıldığını düşünürsek artırıcı ve düşürücü etkilerin kabaca birbirini götüreceğini düşünebiliriz.
      2)Özel kesim bankaya yatırır ve gerektiğinde kullanır. Hazine ise bunu TCMB'deki döviz hesabında tutar ve oradan kullanır.
      3)Bir anlamda öyle. Buna ek olarak TCMB, bankaların topladığı mevduatlardan aldığı zorunlu karşılıkları da dövizle alma olanağı tanıyınca rezervleri bu yolla da arttı.
      4)Dış borçlanmanın iki nedeni var: Genellikle iç tasarruflarımız yetersiz olduğu için dışarıda borçlanıyoruz. Ama bazen de dışarıdan borçlanmak (özellikle vade uzunluğuna bakarsak) daha ucuza geldiği için dışarıdan borçlanıyoruz. Bizde mevduatın ortalama vadesi 1,5 ay oysa dış borçlanmada ortalama vade 1,5 yıl.

      Sil
  35. Hocam iç tasarruflardan neyi anlamlıyız? Tasarruf mevzunu biraz açabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelir iki şekilde kullanılır tüketim ve tasarruf. Tasarruf ya bankaya yatırılır mevduat olur ya da yastık altında tutulur faiz getirmez. Altın da bir çeşit tasarruf sayılır. Bundan ötesi tasarruf değildir. Yani biriktirdiğiniz parayla mesela hiise senedi ya da tahvil almışsanız bu tasarruf değil portföy yatırımıdır.

      Sil
  36. Mahfi Bey, MB rezervlerinin yaklaşık 20 milyarı altın,5 milyarı Hazine'nin ,75 milyarı ise munzam karşılık. Geriye pek bir şey kalmıyor.Dövizdeki talebi karşılayabilmek için ''kullanılabilir net rezerv'' miktarı ne kadardır ? Merkez Bankası sıkışınca munzam karşılıkları da satıp,kullanabilir mi ?
    MB , 2011 haziran-2012 Şubat ( 7 ay ) içerisinde 15-16 milyarlık satış yapmıştı.Toplam satış kapasitesi nedir ? ------- SAYGILAR ---------

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB rezervlerinin hepsini kullanılabilir olarak kabul etmek çok kolay değildir. Teorik olarak mümkündür ama o noktaya gelmek kolay değildir. 1990 yılında Körfez Krizi ve sonrasında savaşı sırasında TCMB döviz rezervlerinin önemli bir kısmını kullanmıştı. Sonraki bir kaç ay içinde durum normale dönünce rezervler geri gelmişti.
      TCMB rezervleri içindeki karşılıkları kullanabilir. Bunda yasal olarak da yönetsel olarak da bir sıkıntı yok. Ama eğer ortada bir kriz varsa ve bu kriz bankaları da vurmuşsa ve bankalar MB'ye müracaatla zorunlu karşılıklarını kullanmak istemişlerse o zaman sıkıntı çıkar. Buna karşılık bu iki sıkıntı zaten birbirinin içindedir diye düşünmek de mümkündür. Yani MB rezervlerini zaten bankaların sıkıntılarını karşılamak için kullanacağından rezerv kullanmasıyla karşılıkları serbest bırakması aynı kapıya çıkar.
      MB için bunları kullanmakta teorik olarak bir sınır olmamakla birlikte psikolojik sınır olabileceğini düşünüyorum.
      Diyelim ki rezervinin % 50'sini kullanmış olan bir MB için dış dünyanın o ekonomiye bakışı "risklerde ciddi artış oldu" şeklinde olacaktır.

      Sil
  37. hocam özellikle ticaretle uğraşan bir ailenin ferdi olarak bu yazıdan ilerisi için çok karamsar bir tablo çıkardım ki özellikle 2009 yılında ekonomik anlamda küçüldüğümüz o yılda bizim işlerin nasıl kötüye gittiğine bizzat şahit olmuştum. bu durumda ticaretle uğraşan küçük ölçekli firmaların neler yapmasını önerirsiniz tedbir olarak.

    bir de hazinenin borçlanmasıyla ilgili yakın zamanda şöyle bir yazı okumuştum. 5 yıl vadeli tahvil ihalesinde karşılama oranı 1.27 oldu.yine tüfeye endeksli 10 yıl vadeli tahvil ihalesinde karşılama oranı 1.45 oldu. burada bahsedilen karşılama oranını açıklayabilirmisiniz hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yazı karamsar bir yazı değil ama geleceğin yükselen piyasa ekonomileri için çok parlak görünmediğini söylüyor. Bence önümüzdeki döneme hazırlık açısından mümkün mertebe dövizde açık pozisyonu azaltarak girmek ya da döviz risklerini hedge etmek yararlı olacaktır.
      Sözünü ettiğiniz karşılama oranı örneğin 1 TL'lik tahvil satışı teklifine karşı 1,27 TL'lik alım talebi geldiğini anlatıyor. Yani tahvil alım talebi / tahvil satış teklifi.

      Sil
  38. hocam faiz lobisinin olduğunu ısrarla savunan bi yazar yazısında 2006 yılında da fedin parasal daralmaya gidebileceğini açıkladığı ve bu doğrultuda mb nin 4.25 puan faiz artırımına gittiği ve bu yüzden faiz lobisinin ekmeğine yağ sürdüğünü yazmış. bu yüzden de dış ticaret anlamında değerli tl den dolayı ihracat yapılamadığı insanların dış ticarete konu olmayan malların ticaretini yapmaya yöneldiğini ve cari açıktan bu nedenle kurtulamadığımızı belirtmiş. bu oyuna bu sefer mbnin gelmemesi gerektiğini ve reel faizin 0 düzeylerinde olmsı gerektiğini söylemiş.halbuki hocam, yapısal sorunlarımızdan dolayı ne olursa olsun ihtalat yaparak büyümeye mahkum değilmiyiz. bu durumda mutlaka dış tasarrufları ülkemize çekmemiz gerekmezmi aksi durumda gerekli parayı çekemeyeceğimiz için ileride çok daha vahim sonuçlarla karşılaşmaz mıyız. bu durumda da kanımca mb nin faiz artırımına gitmesi gerekmez mi.

    gene aynı yazar ısrarla kişibaşı milli gelirimizin 3 misli arttığını savunup dünya bankasının bu konuda bir raporunun da bu şekilde yorum yapmasını da kanıt olarak göstermiş. gerçekten şahsen inanasım gelmiyor hocam. dolar bazında 3 kat artmış olması bunun reel bir artış olduğunu göstermez değil mi hocam halbuki. değerli tl den bahsediyor da değerli tlden dolayı bunun sanallık içerdiğini göremiyormu yoksa hükümete yakın gözükmek adına bunu görmek işine mi gelmiyor. aynı kişinin ülkenin önemli bir üniversitesinde ders veriyor olması insanın gerçekten daha da şaşırtıyor, dehşete düşürüyor. ben iktisat mezunu bir insan olarak gerçekten şaşırıyorum bence yandaş ya da muhalefet olmak adına olanı işine geldiği gibi yorumlamaktan ziyade keşke objektif doğruları söyleyen yazılar okuyabilsem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen MB piyasaya faiz için yol gösterir bazen de piyasa MB'ye. Şimdilerde MB faizi artırmasa da piyasa artırmış bulunuyor. Faizin tabu haline getirildiği ve ekonomi, politikası aracı olmaktan çıkarıldığı bir ortamda MB'nin işi zordur.
      Kişi başına gelirimiz 3 kat arttığı dorudur ama bu nominal artıştır. Reel anlamda neler olduğunu görmek isterseniz benim bu blogdaki yazıma bir göz atın. http://www.mahfiegilmez.com/2013/04/gercekte-ne-kadar-buyuduk.html

      Sil
  39. hocam misal siz şu anda mb nin başındaki kişi olsanız faiz ile ilgili olarak nasıl bir karar alma eğiliminde olurdunuz şu an için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben şu sıralarda MB'nin aldığı politika yaklaşımını beğeniyorum, aynı şeyi yapardım sanırım. Faiz olayında ortamın biraz yatışmasını bekler ona göre karar verirdim. Sanırım MB de böyle yapıyor.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...