6 Kasım 2013 Çarşamba

Enflasyon, Faiz ve Taylor Kuralı

Merkez Bankası’nın 2013 yılı için açıkladığı enflasyon hedefi yüzde 5 idi. Bu hedefi açıkladıktan kısa bir süre sonra enflasyon tahminini yüzde 5,3 olarak açıkladı. Bana sorarsanız hedef açıklayan bir birimin tahmin açıklaması doğru bir iş değil. Doğru olan tutmayacağını düşündüğü hedefi değiştirmek olmalı. Çünkü hedef açıklayan kurumun itibarı hedefe varışıyla ölçülüyor, tahmin tutturmasıyla değil. Yılın sonuna az bir zaman kala Merkez Bankası tahminini Temmuz ayında yükselttiği yüzde 6,2’den tekrar yükselterek yüzde 6,8’e çıkardı. Piyasanın enflasyon beklentisi ise yüzde 7,5 - 8 dolayında bulunuyor.   

ABD’li iktisatçı (Hazine bakanlığı da yaptı) John Taylor tarafından geliştirilmiş olan ve kendi adını taşıyan bir para politikası kuralı var. Taylor Kuralı’na göre merkez bankalarının kısa dönem borç verme faiz oranlarını, gerçekleşen gayrisafi yurtiçi hasıla ve potansiyel gayrisafi yurtiçi hasıla arasındaki fark ile gerçekleşen enflasyon ve hedeflenen enflasyon oranı arasındaki sapmalarla aynı yönde değiştirmesi gerekiyor.

Şimdi bu kuralın tanımlarından giderek mevcut duruma bir bakalım. Türkiye’nin potansiyel büyüme oranı yüzde 5. Bu yıl gerçekleşmesi beklenen büyüme oranına ilişkin tahminler yüzde 3,2 ile yüzde 4 arasında değişiyor. Bunu OVP tahminini esas alarak yüzde 3,6 olarak kabul edelim. Bu durumda büyüme, potansiyel büyümenin 1,4 puan altında kalacak demektir. Taylor kuralına göre ekonomiyi potansiyel büyümesine çıkarabilmek için faizleri düşürmek gerekecektir.

Merkez Bankası’nın hedeflediği yılsonu enflasyon oranı yüzde 5. Buna karşılık tahminler enflasyonun yılsonunda yüzde 7,5’dan aşağı bir düzeyde olmayacağı yönünde yoğunlaşıyor. Demek ki enflasyon, hedeften en az 2,5 puan yukarı doğru sapmış olacak. Bu durumda enflasyonu denetim altına alıp hedefe yaklaştırmak için faizleri artırmak gerekiyor.

İki türlü enflasyon var: Maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu. Eğer örneğin kur artışı dolayısıyla üretimde kullanılan ithal girdilerin maliyeti artıyorsa ya da petrol fiyatındaki artışlar nedeniyle üretim maliyetleri artıyorsa o zaman maliyet enflasyonu var demektir. Bu durumda faizlerin artırılması maliyetlerin daha da artmasına ve enflasyonun yükselmesine yol açabilir. Eğer tüketim harcamalarındaki canlılık nedeniyle talep artıyorsa ve bu artış arz artışının önünde olduğu için fiyatların da artmasına yol açıyorsa o zaman talep enflasyonu var demektir. Bu durumda faizlerin artırılması harcamaları kısıcı ve tasarrufları artırıcı etki yaratarak enflasyonun dizginlenmesine yardımcı olabilir. Türkiye'de bugün yaşamakta olduğumuz enflasyonun, ağırlıklı olarak maliyet enflasyonu olsa da içinde talep enflasyonunun unsurlarını da taşıyan karma bir enflasyon olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi kendinizi Merkez Bankası Başkanı yerine koyun ve faizleri artırmak mı gerekir düşürmek mi gerekir sorusunu yanıtlayın. Faizi artırsa büyümenin potansiyel büyüme oranından daha da uzaklaşması ve bir yandan da maliyetlerin artmasına yol açması söz konusu, artırmasa talep artışını dizginleyemeyeceği için enflasyonun hedeften daha da sapması söz konusu. Yani Merkez Bankası, tam anlamıyla “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” durumuyla karşı karşıya bulunuyor.

Böyle bir durumda “büyüme mi öncelikli yoksa enflasyonun düşürülmesi mi” sorusunu yanıtlamak gerekiyor. Aslında kuşkusuz her ikisi de çok önemli ama makroekonomide, tesadüflerin yarattığı istisnai durumlar dışında, hiçbir sorun bir başka göstergeye zarar vermeden çözülemiyor. Yani sürekli olarak bir şeyleri düzeltirken başka bir şeyleri bozma biçiminde ortaya çıkan (trade-off) ilişkiler yaşanıyor.   

Bana sorarsanız Merkez Bankası’nın burada faizi 0,25 puan kadar yükseltmeyi seçmesi gerekir. Çünkü Merkez Bankası yasasında kurumun tek bir görevi olduğu açıklanıyor: Fiyat istikrarını sağlamak. Yani enflasyonu düşük tutmak, yani TL’nin satınalma gücünün düşmesine izin vermemek. Ne var ki kazın ayağı öyle değil. Yasasında yazmasa da Merkez Bankası, ekonomideki ivme kaybından da sorumlu tutulmaya devam ediliyor.   

Bu gibi durumlarda en doğru iş kıpırdamadan durmaktır. Bizim Merkez Bankası da bu politikayı uyguluyor. “Ne şiş yansın ne de kebap” politikası diyebileceğimiz bu tür bir politikanın en belirgin sonucu iki tarafa da gerçek çözüm getirememesi ve bu ikili arasındaki dengeyi tesadüflere terk etmiş olmasıdır. 

125 yorum:

  1. Mağfi bey,

    Genel enflasyon değeri ile mutfaktaki enflasyon değeri arasında bir aldatmaca olmuyormu? İnsanların alım gücünü etkilemeyen, genel enflasyon kalemlerinin içine at nalından, davul tozu ve minare gölgesine(!) kadar insanların kullanmadığı hatta hiç kullnamadığı kalemleri koyarak bir nevi aldatma oynandığı söylenebilirmi? Bunun Ekonmideki yeri ve yorumu nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki düzeltme: (1) Benim adım Mağfi değil Mahfi, (2) Enflasyon endeksleri her yıl güncelleniyor. Sizin dediğiniz kalemler artık endekslerde yer almıyor.

      Sil
    2. Mahfi bey, bildiğim halde yanlış yazmışım. Özür dilerim.

      Sil
    3. Üzülmeyin, hepimiz benzeri hataları defalarca yapıyoruz.

      Sil
    4. AKP ilk yillarda yüksek faiz düşük kur politikasini izliyordu. Hatta 1 dolar1tl olurmuş tartışma si vardi.asiri değerli TL enflasyon u baski altina alıyordu ve ucuz dolardan dolayı ülke bilişim teknolojilerle donatildi. Bu bi basari midir? Tesekurler

      Sil
    5. Eğer başarılar gerçek duruma değil de sanal düzenleme ve ayarlamalara dayanıyorsa gün gelir başarısızlığa dönüşür.

      Sil
  2. Hocam Ellerinize sağlık,

    Çok haklısınız "“aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” " MB başkanı ne yapsın. Sözde MB bağımsızdı bir sorun olduğunda hükümmet merkez bankasına yükleniyor. Bütün dünyada siyaset herşeyin önüne mi geçiyor acaba **Bu davranışlar sonucunda Anayasal iktisat gerekli mi sizce hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Anayasal İktisat düşüncesine karşıyım. Ekonomi politikası esnek uygulanması gereken bir politika. Bunu bu kadar katı kurallara bağlarsak krizlerden çıkamayız.

      Sil
  3. Selam Hocam
    Ben sizin yazılarınızı bir hocamın tavsiyesi ile 3-4 yıldır severek takip ediyorum. Size bir sorum olacak: Taylor kuralı halende geçerliliyini devam etdiriyormu, yani bu kadar önemlimi ki, bu kurala göre Merkez bankası hareket etsin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taylor kuralını yüzde 100 doğru, her koşulda uygulanabilir bir kural olarak almak doğru değil. Ama bir ilişkiyi ortaya koyduğu kesin. Büyüme düşmüşse faizi düşürmek, enflasyon artmışsa faizi artırmak gerekir.

      Sil
    2. hocam ...bız derslerde taylor kuralını ıslemedık. bılındık uc polıtıka uzerınde durduk.....acaba bızım hocalara soylesek mı:)

      Sil
  4. Hocam elinize sağlık. Faiz ile enflasyon arasında negatif bir korelasyon bulunduğunu biliyorum peki bu her şartta doğru mudur sizce? Yani enflasyonu dizginlemek için faizleri artırmak çözüm olur mu? Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman olmaz. Eğer enflasyon talep yönlü ise faizleri artırmak çözüm olabilir. Ama enflasyon arz yönlü ise faizleri artırmak tam ters etki de yaratabilir, yani enflasyonu daha da yukarı çekebilir.
      Bizdeki enflasyon hem arz yönlü (yani girdi maliyetlerinin artmasın etkisi var) hem de talep yönlü (yani harcamalardaki artışın etkisi var.) Son dönemde talep yönlü baskılar daha ağırlıklı olduğu için faizleri biraz artırmak gerekebilir.

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim hocam. Gerçekten çok açıklayıcı olmuş.

      Sil
  5. Mahfi hocam merhaba,
    Ülkemiz konjonktüründe MB'nin bagimsizligindan bahsedemiyoruz zira siyasal mekanizmanin atadigi bir MB baskanindan bahsediyoruz. Hal böyle olunca, zaten aciklanan son enflasyon rakamlariyla negatif reel faizin azizlegine ugrayan tasarrufcu varken bir de ekonomideki faiz oranlarını olasi arttirimi yatirimciliri etkileyecegi dusuncesiyle hukumetin "marjinal oy kaybina ugrarim" demesine sebep olmaz mi; demem o ki hükûmet bunu goze alir mi?
    Merkez Bankası son zamanlarin en zorlu durumuna gecmis bulunuyor sanki..
    Saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyanın her yerinde MB Başkanını siyasal otorite atıyor. Bazılarında onay mercii parlamento oluyor (ABD gibi.) Önemli olan kimin atadığı değil toplumun o kuruma sahip çıkıp çıkmadığı. Bizim toplum bu tür bağımsızlık olaylarına yatkın değil. Bugün MB Başkanı faizi artırsa ve hükümet kızsa Başkana kimse sahip çıkmaz. Öyle olunca da bağımsızlık lafta kalıyor.
      Hükümetin faiz artırımına sıcak bakmadığı ve MB'nin de bu tavırdan etkilenerek faizden uzak durduğu bilinen bir olay.
      Haklısınız MB için çok zor bir dönemeç bu.

      Sil
  6. hocam merhaba,

    merkez bankası 2013 yılı için %5 enflasyon hedeflemesi yaparkende bu hedefin sapacağını biliyordu, şimdi hedef belirttiğiniz gibi %50 sapacak, merkez bankasının enflasyon hedeflemesinin bu durumda amacı nedir?
    piyasaya bu şekilde mesaj vererek enflasyon oranınımı etkilemek istiyor, yada gerçekten çokmu iyimser. mesala bir çok kurumsal firmada 2013 maaş zamlarında 2013 enflasyon hedefi açıklaması baz alınabiliyor, ve yakın oranlarda zam yapıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben artık bu hedefin ücret zamlarına sınır koymak için verildiğini düşünüyorum.

      Sil
  7. Dinçer Yılmaz6 Kasım 2013 12:15

    Taylor kuralının en önemli parametrelerinden biri "denge reel faiz düzeyi". bugün ABD'de bile iktisatçılar uzun vadede %2 gibi bir denge reel faiz konusunda mutabıklar çünkü bir para biriminden beklenen en önemli fonksiyonlardan biri reel getiri sağlamasıdır. ancak bizim merkez bankası "sıfır reel faize alışın" dediğine göre para politikasını pozitif bir denge reel faize göre ayarlamıyor.
    yabancı ekonomistler Taylor kuralına göre Türkiye'de %10'un üzerinde bir politika faizi (en azından borç verme faizi) olması gerektiğini söylüyorlar çünkü %2 gibi bir reel faiz düzeyini esas alıyorlar. TCMB ise muhtemelen reel faizi sıfır olarak alıyor ve %7,75'lik borç verme faizini yeterli görüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet işin özeti budur. Teşekkürler.

      Sil
  8. Merhaba hocam,
    TCMB nın görevleri arasında finansal istikrarıda sağlamak var diye biliyorum.Kriz döneminde finansal istikrar ön plana çıkıyor galiba biraz. FED in görevleri nedir tam olarak bilemiyorum ama, FED de finansal istikrar amaçlı politikalar uyguluyor.FED para politikasını tamamen ekonomideki canlanmaya bağlamış durumda şu an.Gerçi TCMB ile FED i politikaları konusunda doların rezerv para olmasından dolayı kıyaslamak ne kadar doğru olur bilemiyorum ama.FED in doların değerini belirleme konusunda çok zorlandığını düşünmüyorum.Günümüz konjonktüründe büyüme ve istihdamı artırıcı politikaları izlemek daha doğru olmaz mı hocam (tabiki sürdürülebilir bir cari açık seviyesinde) ? Yıllardır yaşadığımız iki haneli, yüksek enflasyon oranlarından sonra % 7 - 8 enf. oranı çok mu sizce? ( ekonomi literatürüne göre çok ama , seçim yapmak durumunda olduğumuz için soruyorum).Kıymetli vaktinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in görevleri bizimkine göre oldukça farklı. MB'larının görevleri ülkeden ülkeye değişiyor. Ancak son yıllarda ağırlıklı olarak tek hedefe enflasyona yönelik görevler üstlenmeye başladılar. Bizde MB Kannunda tek görev fiyat istikrarı olarak tanımlanmış bulunuyor. Bizim MB bu hedefe ulaşbilmek için finansal istikrarın da şart olduğu anlayışından giderek kendisini finansal istikrarla da görevli saydı. Ama finansal istikrarı sağlamak yasasından gelmiyor.
      Büyüme ve istihdam artırıcı politikaları MB'den ya da yalnızca para politikasından beklemek haksızlık olur. Onlar daha çok hükümetin yani maliye politikasının görevi olmalı. Aksi takdirde bütün ekonomiyi MB yönetecekse hükümete gerek kalmaz. MB'ları bastıkları paranın değerinden sorumlu olmalı.
      İki haneli enflasyondan yüzde 7 - 8 lik enflasyon oranlarına inmek büyük başarıdır ancak yıllardır yüzde 2 - 3 düzeyine inememek de sorundur. Enflasyonu ne yapıp edip yüzde 2 - 3 düzeyine indirmemiz gerekiyor.

      Sil
    2. Bazı ekonomistlere göre ekonomik politikaların başarısı için para ve maliye politikası birlikte ve birbiriyle uyumlu olarak uygulanmalı, ancak merkez bankası bağımsızlığı olduğu için hükümet ve merkez bankası politikaları birbiriyle uyumsuz olabilir.Bu yüzden ekonomi ve maliye politikası tek elden yönetilse ekonomi politikaları daha etkin olmaz mı?

      Sil
    3. Geçmişte o da denendi. O zaman da hükümetler Merkez Bankası'ndan karşılıksız para kullanarak açık finansmanı yaptılar.

      Sil
  9. HOCAM O KADAR İYİ ANLATTINIZ VE O KADAR İYİ ANLADIM Kİ SİZE ELLERİMLE YOĞURDUĞUM ÇİĞKÖFTEDEN İKRAM EDESİM GELDİ.
    HÜRMETLERİMİ SUNUYORUM HOCAM..

    YanıtlaSil
  10. enflasyon verisinin çok büyük oranda dışsal (petrol, kur vs) olduğu gözönüne almak gerekmez mi? talep kaynaklı enflasyon değil midir, faiz ile ters orantılı hareket eden. Eğer enflasyonun talep kaynaklı oluduğunu varsayıyorsak, sizinle hem fikirim. ama özellikle kurların 1,80 lerden 2 lere geldiği arz yönlü enflasyonist baskılarda taylor kuralı geçerli midir?

    tşk.ler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet almak gerekir. Bizdeki enflasyon maliyet + talep enflasyonu. Yani karma bir enflasyon. O nedenle de MB kıpırdamadan duruyor.

      Sil
  11. Hocam merhaba.konuyla alakası yok ancak keynesin likidite tuzagı kavramında belirlediği,faiz oranının dip seviyesi var malumunuz.faiz oranlarının artık daha fazla düşemediği durum.keynes faiz oranındaki bu en düşük seviyeyi neye göre belirlemiştir,hangi unsurlar etkili olmuştur sizce?tahvil fiyatlarıyla bir alakası olabilir mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahvil fiyatlarıyla çok yakından ilgisi var. Analiz tahvil fiyatlarına dayanıyor zaten.

      Sil
  12. Hocam saygılar, yazılarınız biz gençlere ekonomiyi çok sağlam temellerle öğretiyor,
    Sizden bir ricam olacaktı, halk bankası uzman yardımcılığı mülakatına gireceğim, mülakat öncesi bankacılık, krizler ve Türkiye ekonomisi üzerine tavsiye edebileceğiniz kitaplar nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bu konuda birkaç kitap var. Saruhan Özel'in bir kitabı var. Ondan yararlanabilirsiniz.

      Sil
  13. Hocam ekonomiyi yeni yeni takip ediyorum.bazı şeyler henüz oturmadı.kaç çeşit faiz var? TL'nin faizi ayrı Dolara-dövize-dışardan gelen paraya ödenen faiz farklı oranlardamı. Mesela Merkez Bankası faizi 7,75 olarak belirledi bunu kim için belirledi? Bu faizden ben yerleşik vatandaş olarak nası etkilenirim yurt dışından ülkeye para getiren Hans nasıl etkilenir. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konmuda bu blogda yayınlanmış yazılarım var. Blogdaki "Bu Blogda Ara" çubuğuna faiz yazın çıkan yazıları okuyun.

      Sil
  14. Faiz artırsa artan sıcak para ile kur düşüşü bu sefer cari açığı artıracak, yine en sağlıklısı sıfır reel faize oynamak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıfır reel faiz yerli tasarruf sahibinin faiz kazanamaması yani tasarrufunu artırmaması sonucunu doğuruyor. Buna karşılık tasarrufunu buraya getiren yabancı yatırımcı (kendi ülkesinde enflasyon düşük olduğu için) hatırı sayılır bir faiz geliri elde ediyor. Yerli ile yabancı tasarruf sahibini eşitlemenin (ya da en azından kazançta yaklaştırmanın yolu) faizi artırıp 6 aydan az kaln yabancı tasarrufun gelirine Tobin Vergisi uygulamak.

      Sil
  15. Hocam Merkez Bankasının belirlediği 7,75 faiz oranı ne oluyo? Bu hangi işlemlerde kullanılıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 7,75 TCMB'nin gecelik borç verme faiz oranı. Bankaların her akşam denk olarak kapanması gerekiyor. Bu denkliği sağlayamayan bankalar TCMB'den gecelik borç alırlar. Bunun faizi % 7,75'dir.

      Sil
  16. hocam merhaba. merkez bankası enflasyon hedeflemesi için faiz hedeflemesini kullanıyor ise ve romerin yatay olarak çizdiği mp eğrisinden sonra açık piyasa işlemleri nerede kalıyor. merkez bankası enflasyon oranını düşürmek için api yi mi daha çok kullanıyor yoksa faiz oranlarını mı hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. APİ yani tahvil bono alıp para vermek (ya da satıp piyasadan para çekmek) yaygın olarak kullanılıyor. TCMB, bankalara borç verirken bunu repo yoluyla yaptığı için bir çeşit APİ uygulaması yapıyor. Buna karşılık gecelik fonlama faizini de kademeli olarak 7,75'e yükselttiği için faiz politikasını da uyguluyor.

      Sil
  17. Merhaba hocam
    Enfllasyon oranlarini dusurebilmek icin faiz oranlarini yukari cekmemiz gerekiyor. Enflasyon dinamigimiz de karma yani hem arz hem talep yonlu. Faiz oranlarini artmasi kisa vadede enflasyonu dusurecek ancak uzun donemde maliyetleri artisi ile tekrar enflasyon yaratmayacak mi? Abd ve avrupada enflasyon dusuk ancak faiz oranlari da ortada. Bizim faizleri yukseltmemiz de sizin her zaman soylediginiz gibi gunu kurtarmak olacak. Burada insanlarimizin tuketim aliskanlari ve gelismislik duzeyleri cok onemli bence. Hep soylediginiz yapisal reformlari ancak hu sekilde yapabilecegiz ve ancak bu sekilde faiz enflasyon dengesi yerine oturacak. Yani mb nin yapacagi cok fazla birsey yok diye dusunuyorum. Insani gelismenin ekonomik genlesmeden yani buyumeden daha onemli oldugunu anladigimiz zaman gercekten mb nin bagimsizligindan bahsedecegiz ve ekonomik hamlelerini eleztirecegiz. Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet birçok yazımda da değindiğim gibi makroekonomik hedefler birbiriyle çelişkili sonuçlar doğuruyor. Enflasyonu kısmen (talep kaynaklı bölümünü) çözmek üzere faizi artırsanız bu kez öteki kısmı (yani arz yönlü enflasyon bölümü) olumsuz etkilenebiliyor. Bu da büyümeyi olumsuz etkiliyor. MB'larının işi o kadar kolay değil. Eleştiriyoruz ama daha net bir çözüm önerimiz de pek yok açıkçası.

      Sil
  18. hocam 05.11.2013 itibariyle merkez bankası analitik bilanço tablosunda açık piyasa işlemleri -41261809.00. dır. bu ne demektir. yani merkez bu kadarlık tahvil ya da bono mu almıştır yoksa satmış mıdır.iyi geceler hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu miktar MB'nin piyasadan APİ yoluyla aldığı tahvillere karşılık verdiği parayı gösteriyor.

      Sil
  19. hocam iyi aksamlar,
    sorum konu disi olcak ama yanitlarsaniz sevinirim.hicks hansen analizine gore para pol etkin olmasi icin,is egrisinin gorece daha yatik,lm egrisinin daha dik olmasi gerektigi malum.burda is denkleminde egimi belirten 1/kb (yani k harcama carpani,b yatirimlarin faize duyarliligi) kesrinin paydasi olabildigince buyuk olmali.para pol etkinligi acisindan inceledigimizde,para arzi artisi sonucu faizler dusecek ve b ne kadar yuksek olursa yatirimlar o kadar cok artacak.ancak para pol etkinligini k nin acisindan,yani carpanin etkisi acisindan incelersek,para arzi artirildiginda k nin burda rolu nedir.yani k ve para arzi arasinda nasi bi iliski vardir.cunku hem b nin hem k nin yuksek oldugu bi durumda is yatik olacak ve para pol etkinligi icin ilk kosul saglanmis olacak
    iyi aksamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harcamalar ile yatırımlar arasında çok yakın ilişki var. Harcama olmayan bir yerde tüketim olmaz, tüketim olmayan yerde ise yatırım yapmanın amacı olmaz (dışarıya satılabilecek üretim hariç.)

      Sil
  20. Hocam ellerinize sağlık.

    Hocam benim sorum faiz koridoru ile ilgili. Enflasyonu düşürmek isteyen bir merkez bankası sadece borç verme faizini mi yükseltmeli yoksa borç alma ve vermeyi aynı anda mı yükseltmeli?Bu iki faizin banka bilançolarına ve kredi ve mevduat faizlerine yansıma şekli nasıl oluyor?

    Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonu düşürmeyi hedefleyen bir MB'nin borç verme faizini düşürmesi yeterli görünüyor. Çünkü borçlanma faizini artırırsa bu kez dışarıdan borçlanıp MB'ye satarak para kazanma faaliyeti başlıyor.

      Sil
  21. hocam merhabalar öncelikle size saygılarımı sunarım.konu dışı olacak ama araba nasıl benzinsiz yol alamazsa piyasalarda faizsiz çalışmaz bu durum bu yazınızda da açıkca görülüyor faiz lobisi nedir hocam neden bu kadar tepki alıyor çarkları faiz döndürmüyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Faiz lobisi kafalarda kurgulanmış hayali bir düşman. Tıpkı Don Kişot'un yeldeğirmenleri gibi. Faiz ekonomi açısından tasarrufunu başkasına kullandıranın aldığı ücrettir. Ekonomi politikası açısından ise ekonomiye yön verebilmek için kullanılan bir araç. Ama bizde konu bu düzeyden çıkmış islami bir bakış açısıyla günah sevap ilişkisine oturtulmuş olduğu için doğru tartışmalar yapılamaz hale gelmiştir.

      Sil
  22. hocam enflasyon artınca faizleri artırmamız gerektiği mantığını tam kavrayamadım biraz acıklayabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bir ekonomide talep enflasyonu söz konusuysa yani insanlar gelirlerinin büyük bölümünü tasarruf etmek yerine tüketime harcıyorlarsa o zaman faizi artırmak çözüm olabilir. Tasarruflarına karşılık daha yüksek faiz geliri elde edeceğini düşünen insanlar harcamalarını azaltıp tasarruf edebilir. Ya da kredi faizleri yükselince harcamalar azalır. Harcamalar azalınca talep düşer, talep düşünce de enflasyon frenlenmiş olur.

      Sil
  23. Hocam öncelikle bizleri aydınlatıcı yazılarınızdan dolayı tesekkür ederim. Peki hem enflasyonu düsürücü, fiyat istikrarını saglayan poitikalar hem ekonomik büyümeyi saglayan politikalar aynı anda uygulanablir bir cözüm yok mudur? Ya da hükümetin vaya MB'sının bunun için ne yapması gerekir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bu denkliklerin sağlanması koşullara yakından bağlıdır. Türkiye 2002'den sonra hem büyümeyi artırmayı hem de enflasyonu düşürmeyi başardı. O zamanın konjonktürü lehimizeydi. Dünyada kriz yoktu, para boldu ve bu para nispeten yüksek faiz veren yerlere akıyordu. 2001 krizi sonrası birçok taş yerine oturduğu için Türkiye bu ikiliyi iyi yönetmeyi başardı. Ne var ki koşullar değişti dünya krize girdi, para bolluğu azalmaya yüz tuttu işler tersine döndü.
      Bazen bizim dışımızdaki koşullar öyle bir yere gelir ki yapılabilecek tek şey bu ikiliden birisini tercih etmek olur. Bugün öyle bir ortamda bulunuyoruz.

      Sil
  24. Hocam tokoz etkisini gunumuz turkiye ekonomisiyle baglantili aciklayabilrmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de gelirler artıyor. En azından GSYH bize bunu söylüyor. Buna karşılık tüketim artmaya devam ediyor. nereden biliyoruz? Çünkü tasarruf oranı yıllar içinde düşüyor. Takoz etkisini tam ölçebilmek için gelirin azaldığı duruma da bakmak gerekir.

      Sil
  25. Hocam merhabalar, yazilariniz oldukca ogreticidir, bundan dolayi size tesekkur etmek isteriz, ve en sağlıklı tavsiyenin sizden gelecegine inandığımız icin 2008 kuresel krizin turkiye üzerindeki etkileri sarih bir sekilde anlatan bir iki makale onerebilir misiz?simdiden cok sagolun hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda benim kitabım var: Küresel Finans Krizi (Remzi Kitabevi)

      Sil
  26. Hocam konu ile alâkası yok ama bir şey sormak istiyorum size. Ben kpss'ye hazırlanıyorum. Makro iktisat için de Erdal Ünsal'a baktım biraz fakat anlamakta zorlandım. Bu noktada daha kolay anlayabileceğim kaynak tavsiye edebilir misiniz? Ayrıca mikro ve makro iktisadi konulara vakıf olabilmek için neler yapılabilir? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Makroekonomi kitabıma bakmanızı tavsiye ederim. (Makroekonomi, Mahfi Eğilmez, Remzi Kitabevi)

      Sil
  27. Hocam Merkez Bankası politika araçları , Görevleri , Merkez bankası parası ile ilgili bir yazı yazarsanız daha net anlayacağız belkide , Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para politikası ile ilgili çok yazdım. Bu blogda var.

      Sil
  28. hocam saygılarımı sunuyorum.

    Taylor kuralını belki 10 defa okumuşumdur daha önce farklı kaynaklardan. ama inanın kafamda şimdi bütün parçalar birleşti ve net olarak anladım ne olduğunu. inş. bu yazılarınız hep devam eder. blogtaki tüm yazılarınızı okumuşumdur. hatta bazen dönüp tekrar okuyorum. hergün yeni yazı yazdınız mı acaba diye bakıyorum. Allah razı olsun, büyük bir kamu hizmeti ifa ediyorsunuz bence. Ayrıca tüm yorumlara da cevap veriyorsunuz ya ,başkalarının örnek alması lazım sizi.
    Kaleminize kuvvet. Tekrardan çok teşekkürler

    Akif Göktürk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Evet ben kamu kesiminde 25 yıl görev yaptığım için kamu hizmeti ifa etmeyi seviyorum.

      Sil
  29. Hocam Selamlar.

    Yukarıda konusu açılmışken banka uzman yardımcılığı pozisyonunu kariyer başlangıcı olarak nasıl değerlendirirsiniz? (Hazine,mali tahlil vey krediler gibi birimler için) Başlamış olanlara ne gibi tavsiyeleriniz olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bir seçim olarak değerlendiririm. Moda değişiyor ama bu aralarda Hazine biriminde olmak en iyisidir.

      Sil
  30. hocam merhabalar öncelikle emekleriniz için çok teşekkürler.ben ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için faiz oranlarının düşürülmesi durumunu anlayamadım.yardımcı olur musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Faiz oranları düşerse yatırımcılar daha ve ucuza rahat kredi kullanabilirler. Yatırımlar artar o zaman da büyüme hızlanır. Biliyorsunuz büyüme yeni üretime bağlıdır. Yeni üretim de yeni yatırıma.

      Sil
    2. şimdi anladım çok teşekkürler..

      Sil
  31. Hocam elinize sağlık iktisat kitaplarında karmaşık şekilde anlatılan bir konuyu çok güzel özetlemişsiniz. Peki olan hep biz vatandaşlara mı olacak, var olan sınırlı servetlerimiz hep eriyip gidecek mi, bizler hiç bir şey yapmadan elimiz kolumuz bağlı seyirci kalmak zorundamıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Şimdilik öyle görünüyor.

      Sil
  32. Az önce kolay ekonomi isimli kitabınızı bitirdim. Gireceğim mülakatlar öncesinde ekonomiyle ilgili kafamda yerinden oynayan bütün taşların yerine oturmasını sagladı. Ellerinize kaleminize saglık saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Kolay Ekonomi'nin işinize yaradığına memnun oldum.

      Sil
  33. Merhabalar Mahfi Hocam,

    Taylor'un bu kuralında gerceklesen enflasyonun beklenen enflasyonu aştığı takdirde Merkez Bankasinin kisa vadeli faiz oranini artirmasi reel faizlerin pozitif olmasini sağlayarak toplam talebi kismak amacindaysa toplam talebi kismak için daha etkin bir yol denenemez miydi? Faizlerin arttırılması her ne kadar tasarruf sahiplerinin yararinaysa yatırım yapmak isteyenleri de engellemis olmuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi, çelişkileri yönetme sanatıdır. Ya enflasyonu durduracaksınız ya da yatırımları teşvik edeceksiniz. Bazen bu tür seçimleri yapmak gerekir.

      Sil
  34. Hocam öncelikle bir maliye öğrencisi olarak yazılarınız ve eserleriniz benim için gerçekten veli nimet, altın kadar değerli. Ancak size nacizane bir sorum olacak. Şuan elimde ''hazine'' adlı eseriniz var, 10.basım -11.si cıktımı bilmiyorum daha alalı 1-2 hafta oldu bu basım vardı- sorum şu olacak kasım 2012'de basılmış bir kitapta neden '' ek tablolar '' bölümünde en güncel tablo 2008'dir? Güncellik ekonomide önemli olduğunu benden daha iyi bilen gören bir insansınız ve sizin eserinizde buna rastlamak acıkcası beni hem şaşırttı hem de meraklandırdı. Lütfen bunu kişisel/şuçlayıcı algılamayın. Saygılarımla. (İmf ile ilgili 2 tablonun biri 2009'u diğeri de 2013e kadar kapsıyor onlar dışındakileredir eleştirim.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Hazine, ilk kez 1997'de piyasaya çıktı. O zamandan bu zamana çok şey değişti. Sadece veriler değil, kapsamlar da değişti. Zaman içinde düzeltme ve güncellemeler yapsam da Türkiye öylesine hızlı değişiyor ki iki üç baskıda bir kitabı neredeyse baştan aşağı yenilemek gerekiyor. Oysa okuyucunun kitap talebi sürüyor ve basımevi beni beklemeden yeni baskıyı yapıyor.
      Hazine kitabı artık klasik bir kitap olduğu için veriler eski de olsa basılıp gidiyor. Belki en baştan oturup yeniden yazmam gerek.

      Sil
    2. Teşekkürler yanıtınız. Dip not olarak eklemek isterim ki ; belki haberiniz vardır/yoktur. Bazı üniversiteleride 2 yıldır hazine ders olarak okutuluyor -önceden okutulan üniversiteler var mı bilmiyorum ama- bu da bence sizin ve sizin gibi bu konulara hasıl hocalarımızın bu konuda ve daha güncel kitap yazmaları gerekliliğini bence artırıyor. Bunu da göz önünde bulundurmanızı rica ediyorum. (Şunu da söylemeden geçemicem derdim kesinlikle: size bi şeyler öğretmeye çalışmak ya da sizden daha bilgiliyim imajı vermek değil. Tek derdim okuduğum bölüm ve yan alanlarına olabildiğince hakim bilgilere sahip olmak ki bunun için siz ve sizin gibi hocalarımıızın gerek bilgileri gerek tecrübeleri gerekse de eserlerine yeni nesil olarak muhtaçız. Umarım ''en baştan kitap'' yazarsınız.) Saygılarımla.

      Sil
    3. Estağfurullah ben iyiniyetle eleştiri yaptığınızın farkındayım ve haklısınız da eleştiride. Bir sonraki baskıyı baştan ele almaya çalışacağım. Teşekkürler.

      Sil
  35. Hocam,
    Yorumlarda konuyu anladıklarını söyleyen arkadaşları tebrik ediyorum ve gıpta ile bakıyorum.
    Amerika faizi neredeyse sıfırladı. Euro yüksek sanıyordum, onların da düşükmüş. Biz de genelde dolar ile mal alıp euro ile satıyormuşuz. Dünya'da da enflasyon yok. Bütçemiz de açık vermiyor ve sıkı para politikası izliyormuşuz. Sorun olmaması gerekirken hem enflasyon %8 hem faizler %8. Üstelik parayı basan Amerika enflasyon orada olmalı faizler orada yüksek olmalı.

    Burada yanlış olan birşey var, ki yanlış bizde görünüyor. Yanlışı düzeltmemiz gerekirken yapacak birşey yok diyoruz.
    Bu durum hava soğukken ateş içinde yanan hastalara benziyor ama hükümete bakarsak herşey süper. Bir mega projeden öbürüne koşuyor.

    Hem faizler hem enflasyon ana partnerlerimize göre yüksek, gevşek para onlarda sıkı para politikası bizde... Yanlış birşeylerı sıkıyor olmayalım.

    Her ülke kendini düzeltmek için aksiyonlar alıyor, biz Nasrettin hoca gibi almışız sazı elimize tek nota üzerinden sazı tıngırdatıyoruz.
    Çıkan ses (enflasyon, cari açık vs) güzel olsa tamam diyeceğim de, güzel değil. Çalabileceğimiz başka notalar yok mu? (Elimiz kolumuz kırılmadıysa tabi)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir özet.
      Evet bizde görünenler iyi gibi. Buna karşılık görünmeyen bir şey var. Onu da arada bir gündeme getiriyoruz. Türkiye'nin bir yıl içinde bulması gereken dış finansman (cari açık finansmanı + bir yıl içinde vadesi gelecek dış borçla) kabaca 220 milyar dolar. O nedenle de zaten Türkiye kırılgan beşli arasında sayılıyor (ötekiler Brezilya, Hindistan, Endonezya ve Güney Afrika)

      Sil
  36. Üstad Merhabalar,

    Yazılarınızda eleştirinin yanı sıra ne yapılabilir sorusunu da cevapladığınız için teşekkür ediyorum. Bu açıdan okuyan insanların ufkunu da genişlettiğinizi düşünüyorum. Elinize sağlık. Benim soracağım soruyu arkdaşlar yukarıda sormuşlar. Ben de teşekkür etmek için yazayım istedim.

    YanıtlaSil
  37. Hocam merhabalar, arz enflasyonu var iken faiz artisi neden enflasyonu kamçılar? Bu iliskiyi tam anlamiyla kafamda kuramadim, yazinizda kur a da deginmissiniz faiz kur enflasyon iliskisini tam anlamiyla oturtamadim , aciklarsaniz sevinirim tesekkurler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz, şirketler açısından bir maliyet unsurudur. Çünkü işlerini öz sermayenin yanı sıra kredi kullanarak yaparlar. Kredi faizlerinin artması bunların maliyetini artırır. Eğer çeşitli nedenlerle maliyet enflasyonu yaşanıyorsa faizlerdeki artış o maliyetlere ek yük getirir.
      Kurun yükselmesi maliyetleri artırır. Bu durumda eğer faizler de yükselirse maliyetlere ek yükler binmiş olur.

      Sil
    2. Hocam merhaba,

      Kurun yükseltmesi faizleri arttırır. Faizleri arttırırsak yüksek kur kaynaklı maliyetler de artar.
      Sorum şöyle olacak;
      Faizleri artması durumunda sıcak para girişi hızlanacak, dolayısıyla kurda da bir miktar düşme gözlemlenebilir.
      Aslında bir çok parametre var ve attığımız her adım farklı sonuçlar da doğurabilir.
      Yanlış mı düşünüyorum acaba ? Açıklarsanız sevinirim.

      Sevgiler,

      Sil
  38. iyi günler Hocam,
    hocam maliyet enflasyonu durumunda faiz artışı enflasyonu hangi kanallardan etkiler? bizim gibi ithal girdi bağımlılığı yüksek olan ülkelerde kur artışı maliyet enflasyonu yaratıyor. bekleyişlerde olumsuzluk yokken faiz artışı kurlarda aşağı yönlü baskı yaratarak maliyet enflasyonunu geriletmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maliyet enflasyonunun varlığı halinde faizleri artırırsak bu defa maliyetlere faiz artışının yaratacağı ek finansman yükleri de biner ve maliyetler daha fazla artmış olur.

      Sil
  39. Hocam iyi akşamlar ,
    TCMB gecelik borç alanlar için faiz oranı %11,50 olarak belirlemiş bugün için.peki bu oranı yarın ben %13 yaptım diyebilir mi?
    Hocam bir gecelik faiz oranı düşüşünde bankalar 5 yıllık , 10 yıllık kredi verme olanakları nasıl artıyor ?yani TCBM GECELİK faizleri 5 yıllığına %9 yaptım mı diyor mesela ?

    Hocam birde bu ROK uygulamasında mevduatın %60 'ı yabancı para TCMB 'ye yatıyor ,peki bankaların bu kadar dolar rezervi var mı?Çok yüksek bir oran değil mi ?Daha sonra yüksek kurdan alınan bu paralar ne zaman bankalara dönüş yapıyor ?Hangi kurdan ?
    Aynı şey zorunlu karşılıklar içinde , bu paralar bankalara ne zaman dönüş yapıyor ?
    Yanıtlarsanız çok sevinirim hocam , saygılarımı sunarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada bir yanlışlık var. Çünkü TCMB'ninm gecelik borç verma faiz oranı % 11,50 değil % 7,75. 11,50 çok eskilerde kaldı.
      TCMB'nin faizi bankaların maliyetini bir miktar etkileyerek faizler üzerinde etkili oluyor.
      ROK için % 60 zorunlu değil. % 60'a kadar diyor.
      Zorunlu karşılıklar TCMB'de duruyor ve bankalara dönüş yapmıyor. Ancak banka mevduatını kaybederse o oranda geri alma hakkı var. Ki bu da sık görülen bir olay değil.

      Sil
  40. hocam, t.c merkez bankasının hedeflediği enflasyon oranının tutmayacağını aylar öncesinde fikirsel olarak bu blog da sizinle paylaşmıştım.zira: bizim gibi ithalata fazla tabi olan ve dolayısıyla da döviz kurlarındaki değişimlere karşı fazla hassas olan bir ekonominin kurlardaki yükselişlere dayalı olarak ciddi boyutta enflasyonis baskı yiyeceği gün gibi aşikardı. sanırım; m.b kurlarda bu derece yukarı yönlü bir hareket tahmin etmediği için düşük enflasyon tahmininde bulundu hocam.. ne dersiniz bu konuda?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin enflasyon hedefi sadece bu yıl değil hiç bir yıl tutmamdı. Bence ücret zamlarını frenlemek için böyle düşük bir hedef açıklıyor.

      Sil
  41. hocam merhaba,
    kisa olarak draghi nin dun yaptigi aciklamalarini degerlendirmeniz mumkun mu.politika faizindeki indirim ve eur/dol paritesi iliskisininin nereye varacagini dusunuyorsunuz.draghi nin deflasyon yorumlarina katilmamasi inandirici bi aciklama mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Draghi'nin ya da AMB'nin faiz indiriminin iki amacı var: (1) Deflasyona giden Avrupa ekonomisini canlandırmak, tüketimi, üretimi ve yatırımları bu yolla teşvik etmek, (2) Aşırı değerli hale gelen ve bu nedenle Avrupa'nın aleyhine gelişmelere yol açan Euro'nun değerini düşürmek.
      Draghi, Avrupa'nın deflasyon eşiğinde olmadığını ve atılan adımın kurla ilgili olmadığını söylese de altında yatan nedenler bunlar.

      Sil
  42. Hocam iyi akşamlar, son yıllarda Türkiye ekonomisi, bankacılık ve krizler üzerine tavsiye kitaplarınız nelerdir ? Yeni mezunum ve anlaşılır bir dil olması tercihimdir. Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Küresel Finans Krizi kitabım bu konuda anlaşılması kolay bir kitaptır.
      Türkiye Ekonomisi üzerine Yakup Kepenek'in kitabı anlaşılır bir kitaptır.

      Sil
  43. Hocam ben de diğer arkadaşlarım gibi size yeniden teşekkür etmek istedim. Gerçekten kitaplarda çok karmaşık olarak açıklanan konuları çok rahat anlamamızı sağlıyorsunuz. Ben de her gün ilk iş sizin sitenize giriyorum. Yeni yazınız var mı diye. Yorumları okuyorum. Onlar da çok öğretici çünkü. Üstelik herkese tekrar dönüyorsunuz. Geçen hafta da bana çok sıkıntılı bir konuda yardımcı olmuştunuz. Tekrar çok teşekkürler. Sizin gibi kıymetli biri ile bu şekilde görüşmek ve bilgilerinizden yararlanmak bile çok güzel. Çok teşekkürler. Ben de bunları yazmak istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Gelen sorular, yorumlar gerçekten de yazıları tamamlıyor.

      Sil
  44. Hocam Merkez bankası bankalar akşam "hesaplarını" kapatabilsin diye gecelik faizle borç alıyor veya onlara borç veriyor. Burada hesaptan kasıt, artık tam tabirini bilemeyeceğim ama, günlük bilanço eşitliğini sağlamak mıdır? Yani ben şunu algılıyorum banka personeli akşam 9 10 a kadar hesap dengesini tutturmaya çalışıyo yapamayınca Merkez Bankasından yardım alıyor. teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar her akşam mesai bitimine kadar günlük olarak mizan eşitliğini açık vermeden sağlamak durumunda. Fazla verebilir ama o zaman da faizsiz para tutmuş olur ve kazançtan olur. Bankalar akşam saat 16'dan önce bu hesabı yaparlar ve eğer ellerinde fazla para kalmışsa o saatten sonra kimseye satamayacakları için TCMB'ne gecelik borç verirler.Eğer açık vermişlerse o saatten sonra kimseden borç alamayacakları için TCMB'den borç alırlar. Gecelik borçlanma faizi % 7,75'tir. Böylece hesap denkliğini sağlarlar. Saat 16'ya kadar bu işlemi bitiremeyenler için TCMB'nin 16 - 16.30 arasında işleyen bir "geç likidite penceresi" vardır. Burada borç verme oranı % 10,25'tir. Yani geç kalan daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalır. Bankaların veznelerini erken saatte kapatmasının nedeni budur.

      Sil
  45. Hocam ben kamu maliyesi ile ilgili bir sorum olacaktı Merkez'den yönetim ve yerinden yönetim diyince ne anlamalıyım ?neden böyle bir ayrım yapılmaya ihtiyaç duyuluyor ?
    Hocam bir yerde görmüştüm kamu harcamaları diyince merkezi yönetimin ve yerel yönetim kuruluşlarının yaptığı harcamalar kamu harcamalarına giriyor demekteydi acaba doğrumudur bu tanım.
    3) merkezi yönetimin içinde yer alan özel bütçeli kuruluşlar ve genel bütçeli kuruluşların tanımını yapmanız mümkün mü ?
    4) son olarak biraz basit olacak kusura bakmayın ama merkezi yönetim ne demek yerel yönetim ne demek ? Tabi yerel yönetimlerin il özel idareleri , belediyeler ve köyler olduğunu biliyorum ama neden böyle bir ayrım var orasını açıklığa kavuşturursanız çok memmun olurum hocam bizleri aydınlattığınız için çok teşekkür ediyorum izninizle şunu da sormak istiyorum 5 ) borç faiz ödemeleri transfer harcamalarına girmiyor mu ? Bir hocamız girmediğini söyledi ama kitaplar da transfer harcaması olarak geçiyor benim kafam karıştı hangi kategoriye giriyor hocam aydınlatmanız mümkün mü ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Merkezden yönetim, yönetimle ilgili her türlü kararın hükümet tarafından alındığı bir sistemdir. Oturduğunuz mahallede bir üst geçit yapılacaksa kararı Ankara'da hükümet alır ve uygulatır. Yerinden yönetim ise bu tür yerel kararların yerel otoritelerce (belediye gibi) alınıp uygulandığı sistemdir. Bugün ağırlıklı olarak karma sistem uygulanıyor.
      (2) Kamu harcamaları her ikisin harcamalarını da kapsar.
      (3) Bu konuda blogda yazılarım var http://www.mahfiegilmez.com/2012/07/turkiyede-kamu-mali-sistemi.html
      (4) Bu konuda da blogda yazılarım var
      (5) Faiz ödemeleri transfer harcamaları içinde yer alır.

      Sil
  46. Hocam tek meclisi olan devlete üniter devlet diyoruz acaba federal devlet nedir üye devlet nedir açıklamanız mümkün mü ?
    2) Türkiye üniter bir devlet olduğu için bütçesinin nasıl geçtiğini biliyoruz acaba federal devlette bütçe nasıl geçiyor ?
    3) federal devlette örneğin Amerika'da iki meclis mi oluyor bir mecliste senatörler diğer mecliste temsilciler Meclisi diye yoksa aynı meclis içinde senatörler ve temsilciler mi oluyor bu konuda cahilliğimi maruz görün .
    4) hocam Türkiye'de iller ilçelere ilçelerde mahallelere ve köylere ayrılarak yönetiliyorlar acaba bu Amerika'da nasıl olmaktadır açıklarsanız çok memmun olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Üniter devlet, merkezi idarenin üstünlüğüne dayalı ve idari birimlerin (ulusal ölçeğin altındaki birimlerin) sadece merkezi yönetimin devretmeyi uygun gördüğü yetkileri kullanabildiği, tek bir birim olarak yönetilen devlettir. Federal devlet ise birden çok devletin bir araya gelmesiyle oluşan devlet türüdür.
      (2) Federal devlette bütçeler her bir devlet tarafından ayrı hazırlanıp bir araya getiriliyor.
      (3) ABD'de eyaletler var ve bu eyaletler kendi gelir ve giderlerinden sorumlu. Eyaletlerin başkentleri, kentleri var. Kentlar da kasaba ve köylerden oluşuyor. Yapı benzer bir yapı sadece her eyalet kendi meclisinde birçok kararı kendi başına alıyor. Örneğin bazılarında satış vergisi yüzde 3 bazılarında yüzde 5 olabiliyor. Ya da otoyollarda hız sınırı bazılarında 50 bazılarında 60 mil/saat olabiliyor. Bazıları hala idam cezasını kaldırmamış bulunuyor. Bazıları kürtajı yasaklıyor bazıları serbest bırakabiliyor.

      Sil
  47. Hocam ben şunu sormak istiyorum bankalar gün sonunda nakit açıklarını kapatmak için yada ellerinde kalan fazla parayı değerlendirmek için merkez bankası vasıtasıyla diğer bankalara borç veriyorlar yada alıyorlar deniyor benim sormak istediğim muhasebeden öğrendiğim kadarıyla bir bankada kasa noksanı yada kasa fazlası olsa dahi geçici hesaplara alınıp parayı bekletmektedirler . Ellerinde kalan fazla para diye bir şey nasıl söz konusu oluyor orasını anlayamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar gün sonunda nakit açısından açık vermemek zorundalar. Fazla verirlerse sorun yok ama o zamand ao parayı faizsiz tuttukları için kazançtan oluyorlar. Ama açık veriyorsa bunu kapatması gerekiyor. O nedenle de TCMB'den gecelik borçlanma yapıyorlar.

      Sil
  48. hocam farklı bi konu ama son günlerde dikkati mi çekti sormak istiyorum izninizle

    hocam brezilyanın ekonomik büyüklüğü 2,5 trilyon dolar, almanyanın 3,5 trilyon dolar

    brezilyanın ihracatı yaklaşık 250 milyar dolar, almanyanın 1,5 trilyon dolar .. 6 kat civarı bi fark var arada.. ithalatta'da yaklaşık olarak aynı durum var..

    hocam bu durum bize neyi gösteriyor? ... almanyanın ekonomisi ihracata bağlı ama brezilya kendi pazarıylamı büyüyor? başka ülkeler içinde bu tarz durumlar söylenebilir, tam olarak nasıl açıklamak gerekli?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Almanya ihracata daha fazla dönük bir ekonomi. Brezilya nüfusu, Almanya'nın yaklaşık 2,5 katı olduğu için kendi iç potansiyeli oldukça yüksek. Mesela Çin, Brezilya'nın tam tersi bir konumda. Nüfusu çok yüksek ama kişi başına geliri henüz yüksek olmadığı için ihracata dayalı bir ekonomik sisteme sahip.

      Sil
    2. Hocam Selamlar, Yazınız için Teşekkürler;
      Taylor Kuralı ile ilgili karşıt görüş olarak Chiago Merkez Bankası Başkanının açıklamaları vardı ama tam bulamadım bu konuda bilğiniz varsa aydınlatırsanız sevinirim. Şimdiden Teşekkürler, İyi Çalışmalar

      Sil
    3. Güney Kıbrıslı iktisatçı Athanasios Orphananides'in Taylor Kuralının siyasetçiyi yanlış yönlendirdiği hakkında eleştirileri var. http://en.wikipedia.org/wiki/Athanasios_Orphanides

      Sil
  49. Hocam teşekkürler.
    Gecelik borçlanma faizi % 7,75'tir. Her an artabilir ?Ki bankaların maliyetleri artar.Fakat bankaların verdiği kredilerin uzun vadeli getirisi sabit kalır.
    Peki hocam , gecelik faiz oranları nasıl bankaların uzun vadeli sabit faizle verdiği kredileri etkileyebiliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yanda gecelik borçlanarak elde edilen kaynaklar bir yanda 1 yıl vadeli krediler. Böyle olunca etkileniyor.

      Sil
  50. Hocam cari acigi azaltmak icin yapisal reformlari yapmamiz gerekir deniyo. Bu yapisal reformlar nelerdir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogda yapısal reformlarla ilgili bir yazım var ona bir göz atın.

      Sil
  51. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  52. hocam yazınız için çok teşekkür ederim. bu ülkede ki değerli bilim adamlarındansınız özellikte de ibf öğrencileri için.
    benim anlayamadığım nokta şu: faizlerin arttırılmasının sizinde söylediğiniz gibi ve birçok iktisat kitabından da okudum kadarıyla tüketimi kısması sonuç olarak enflasyonu düşürmesi gerekiyor. ancak bu durumda ülkede ki talep yapısı, kişilerin tüketim anlayışı, marjinal tüketim eğilimi, marjinal tasarruf eğilimi gibi faktörler göz ardı edilmiyor mu? söz gelimi Türkiye'de marjinal tüketim eğilimi yüksek olan kesim memurlar ve asgari ücretliler ya da sabit gelirliler ve bunların toplamı da nüfusun büyük bölümünü oluşturuyor dolayısı ile faizleri arttırarak bu kişilerin daha fazla tasarruf yapmalarını beklemek biraz anlamsız değil mi? faizlerin yükseltilmesi tasarruf eğilimi yüksek olan kişilerin uzun dönemde daha da zenginleşmesine ve makasın daha da açılmasına yol açmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bütün bu dedikleriniz doğru. Ne var ki herkesin kendi gücüne göre bir tasarruf düzeyi var. Dar gelirlilerin tasarrufu az ama sayı çok olduğu için toplamda tasarrufları yüksek olabiliyor. Yüksek gelirlilerin sayısı az ama onlar da daha fazla tasarruf ediyor.
      Makasın açılması tasarrufların yöneleceği yatırımlara da bağlı. Eğer bu tasarruflarla düşük gelirlilerin daha fazla yararlanacağı okullar, hastaneler, evler vb yapılıyorsa o zaman makas açılmaz.

      Sil
  53. Hocam merhaba,
    Konuyla ilgili değil ama bir sorum olacak. Hisse senedi fiyatlarındaki bir artış beklentisi piyasa faizlerini nasıl etkiler?
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  54. Mahfi hocam merhaba,
    Faiz artışı neden maliyet enflasyonuna neden oluyor.Faiz artışı teorik olarak kur düşüklüğüne neden olmaz mı?Tl nin değer kazanmasıyla maliyette azalmaya neden olmazmı hocam.

    YanıtlaSil
  55. hocam anlayamadığım bir nokta var.. Türkiye kur artışından kaynaklı bir maliyet enflasyonu ile karşı karşıyaki makro verileri incelediğimde net hata noksan kaleminin cari denge üzerindeki azaltıcı etkisi kaybolmaya başladığında kurlarda sanki bir devealüasyon yapılacağı izlenemi verilmekte.. şimdi yazınızda belirttiğiniz gibi PETROL FİYATLARININDA ciddi yukarı yönlü riskler taşıdığını ve teknik anlamada uyusuzluk yaratması yukarı sert hareketlerin olacağını bana gösteriyor. Böyle bir durumda artan petrol fiyatları cari dengemizi iyi bozarken rekabet edilebilirlik adına kurlarda aşağıya çekilmesi mümkün olamayacaktır yani maliyet enflasyonunda ciddi bir artış olacaktır bunu frenlemek için merkez büyük ihtimalle faiz artışına gidecektir. Ancak işte tam bu noktada maliyetlerin dahada artacağından bahsediyorsunuz ben bunun ekonomik bir sürdürülebilir politika olmadığını düşünüyorum bunun diğer adı yoksa kriz midir acaba yada benim gözden kaçırdığım nokta neresi ?

    YanıtlaSil
  56. Hocam sitenizi yeni keşfettim çok teşekkürler bilgileri için.
    Taylor Prensibinde: Enflasyon haddi %1 arttığında merkez bankasının kısa dönem nominal faiz haddini %1den fazla arttırması gereklidir.. '' Burda aklıma takılan soru şu hocam, neden faiz haddini %1 değil de %1 den FAZLA arttırması gereklidir?

    YanıtlaSil
  57. Bu duruma Merkez Bankasının uyguladığı faiz koridoru diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  58. Hocam taylora gore enflasyonun enflasyon değerinin üzerinde ve büyümenin potansiyel düzeyinin üzerinde olduğu durumda faiz oranı enflasyonun hedeften saptığı ölçüde mi yoksa daha fazlamı artmalı ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...