18 Kasım 2013 Pazartesi

Kırılgan Beşli

Morgan Stanley’in Ağustos ayı ekonomi raporunda kırılgan beşli diye bir gruplandırma ortaya atıldı. Kırılgan beşli olarak adlandırılan bu grupta Hindistan, Brezilya, Endonezya, Türkiye ve Güney Afrika yer alıyor. Bir zamanlar BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) yükselen piyasaların en parlak örnekleri olarak lanse ediliyor, bunların arasına zaman zaman Türkiye, Güney Afrika, Meksika, Endonezya gibi ülkeler de katılıyordu. Şimdi bunlardan Çin, Rusya ve Meksika dışındakiler kırılgan beşli grubunda buluşmuş bulunuyor.

Fed’in 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltmaya başlayacağı yolundaki açıklamasının ardından yükselen piyasa ekonomilerine giden yabancı fonlarda azalma ortaya çıktı. Hatta bu, zaman zaman tersine akımlara da döndü.
 
Aşağıdaki grafik yükselen piyasa ekonomilerine yönelik yabancı kaynakların gelişim eğilimini göstermektedir (Grafik The Economist dergisinden alınmıştır. Kaynağı Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) raporudur.) 


Grafik bize yükselen piyasa ekonomilerine hisse senedi (mavi çizgi) ve tahvil (siyah çizgi) alımı amacıyla yönelen kaynaklarda 2013 yılında, Fed açıklamasıyla başlayan düşüşü gösteriyor.

Kırılgan beşli gruplandırması da ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarını azaltacağına ilişkin açıklamasından sonra ortaya çıktı. Fed’in bu açıklamasının ardından paraları en çok değer kaybeden yükselen piyasa ekonomileri bu beş ülke oldu. Bu ülkelerin böyle bir grubun içinde değerlendirilmesinin nedenleri olarak yüksek cari açık oranları, yüksek enflasyon oranları ve büyüme performansındaki düşüşler gösteriliyor. Bu ülkelerin önümüzdeki dönemde dış finansman ihtiyaçlarında önemli artışlar olacağı ve Fed’in kolay para politikasını terk etmesi halinde bu ekonomilerin gerekli dış finansmanı bulmakta çok zorlanacakları tahmin ediliyor. Bunlara ek olarak bu ülkelerin hepsinde gelecek yıl genel seçimlerin yapılacak olması siyasal belirsizliklerin ortaya çıkmasına ve dolayısıyla risklerin artmasına yol açıyor.

Aşağıdaki tabloda bu beş ülkenin söz konusu göstergeler açısından karşılaştırması yer alıyor (Oranlar The Economist Dergisinden alınmış olup Kasım 2013 itibariyle son durumu göstermektedir.)

Ülkeler
Büyüme (%)
Enflasyon (%)
Bütçe Açığı (%)
Cari Açık (%)
Brezilya
2,5
6,2
3,0
3,5
Hindistan
5,0
9,6
5,2
3,9
Endonezya
5,6
7,1
3,3
3,5
Güney Afrika
1,9
5,8
4,8
7,0
Türkiye
3,2
7,6
2,2
7,2

Büyüme oranı açısından kırılgan beşlinin tam ortasında yer alan Türkiye, enflasyon oranı açısından Hindistan’ın ardından ikinci en kötü, cari açık açısından ise en kötü ekonomi durumunda bulunuyor. Bütçe açığı açısından ise en rahat konumdaki Türkiye dışındaki ülkelerin maliye politikası önlemleri almaları zorunlu görünüyor.

CDS, Credit Default Swap deyiminin kısaltmasıdır. Türkçede tam bir karşılığı olmadığı için CDS olarak kullanılıyor. Biraz zorlamayla da olsa zaman zaman “kredi risk primi” olarak tercüme edilebiliyor. CDS, bir kişi ya da kuruluşun, kredi sahibinin karşılaşabileceği alacağın ödenmemesi riskini belirli bir bedel karşılığında üstlenmeyi kabul etmesinin bedelidir. Ülkeler açısından risklerin ölçülmesinde son zamanlarda en fazla kullanılan ölçü budur. Eskiden ülkenin reytingi bu tür ölçümlemeler için yaygın olarak kullanılırdı. Ne var ki reyting kuruluşlarının itibar kayıpları ve reyting ölçümlerinin sıklıkla yapılamaması günümüzde CDS primlerini itibar ölçümünde ön plana çıkarmış bulunuyor.  

Dolayısıyla bir ülkenin risk durumunda artış olup olmadığını anlamanın en kestirme yolu onun reytingine bakmaktan ziyade CS primlerine bakmaktır. Yukarıdaki tabloda yer alan kırılgan beşlinin CDS primlerini aşağıdaki tabloda 22.05.2013’den bu yana aylık olarak sunuyorum (Oranlar Deutsche Bank DB Research’ten alınmıştır. Söz konusu raporda Hindistan’ın CDS primleriyle ilgili veri bulunmamaktadır.)

Tarih
Türkiye
Brezilya
Endonezya
G. Afrika
22.05.2013
118
130
140
169
31.05.2013
131
146
162
191
28.06.2013
191
185
207
216
31.07.2013
205
191
208
222
29.08.2013
240
203
282
240
30.09.2013
214
173
220
197
31.10.2013
185
166
193
185
15.11.2013
196
192
216
204
Artış Oranı (%)
66,1
47,7
54,3
20,7

22.05.2013 günü Fed’in tapering (tahvil alımlarını azaltma) sinyali verdiği tarihten bu yana en büyük risk artışını Türk tahvilleri yaşamıştır. Bu, Türkiye’nin, kırılgan beşli arasında, Fed’in olası bir tahvil alımı azaltma adımından en çok etkilenen ülke olabileceğini gösteriyor.

Fed Başkan adayı Janet Yellen’in, Senato Bankacılık Komitesi önündeki soru cevap toplantısı sırasında yaptığı açıklamada tahvil alımlarının azaltılması yönünde henüz bir takvim belirlenmediğini söylemesi kırılgan beşliye önümüzdeki dönemde yapısal reformları hayata geçirmeye başlamaları için olağanüstü bir imkan tanımış bulunuyor. Fed’in tahvil alımı yoluyla piyasaya para vermesi ve dolayısıyla bu bol paranın yükselen piyasa ekonomilerine akmaya devam etmesi sonsuza kadar devam edecek bir politika değil. O nedenle bu aradan yararlanarak gerekli önlemleri almak en akıllıca iş gibi görünse de bu beş ülkede de önümüzdeki yıl seçim yapılacak olması önlem almalarının önünde önemli bir engel oluşturuyor.

Bakalım kırılgan beşli içinde hangi ülkeler bugünden başlayarak tahvil alımlarının azaltılmasına kadar geçecek süreyi değerlendirip kırılganlığı azaltacak önlemleri alacak, hangileri durumu kadere terk edecek. 

116 yorum:

  1. Hocam yine çok dolu, temel bilgiler vermişsiniz çok güzel bir yazı olmuş.
    Benim sorum sizin de dediğiniz gibi Yellen ın "tarih belirlemedik" sözü gelişen ekonomiler için artık büyük son fırsat olabilir.
    Ancak ülkemizde, Fed in 2014 te kesin çıkış tarihine paralel olarak seçimler var. Dolayısıyla sizce sözünü ettiğimiz reformlara önümüzdeki sene de girişmeyip oluruna mı bırakırız, yoksa maliye ve para politikası üzerlerine düşen görevleri yapmaya çalışırlar mı?
    Teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğiniz gibi hazırlanan gelir vergisi reformu TBMM'ye gittiyse de orada askıya alındı. Sanırım seçim sonrasına ertelendi. Dolayısıyla maliye politikası açısından önemli düzenlemeler seçim sonrasına bırakılmış görünüyor. Bu durumda pek önlem almayacağımız anlaşılıyor. Buna karşılık özel kesim açık pozisyonunu kapatıyor. Tamamını değil ama bir bölümünü kapattı. Bu da iyi bir gelişme.

      Sil
    2. Üstadım TBMM'ye sevk edilen gelir vergisi tasarısında reform olacak bir şey görüyor musunuz siz? Bizde adettendir, vergi kanunlarında en ufak bir değişiklik yapsanız adı vergi reformu olur. Yeni tasarı da eski GVK ve KVK'nın sıkıştırılıp 3-4 sayfalık maddelerle madde adetinin indirilmesinden ibaret. Çok sınırlı bazı değişiklikler var. Bunların yapılması için de tüm kanunun yeniden çıkarılması gerekmiyor. Hele GVK-KVK birleşmesi çok garip. Önce zannediyorsunuz ki, Türkiye vergi entegrasyonu yapıyor. Hiç ilgisi yok. Şöyle diyelim; iki kitabınızı birleştirip yeni baskıda basıyorsunuz. "Efendim yeni kitap yazdım." :)
      Şimdi bir de VUK yazımına başlamış GİB. Neden Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü değil de, uygulamacı GİB'in başladığını bir tarafa bırakıyorum; VUK öyle büyük problemleri olan bir kanun değil ki! Tam aksine oturmuş, onbinlerce yargı kararıyla, binlerce özelgesiyle içtihadı oluşmuş bir kanun. Bunun komple değiştirilmesi, eski birikimden faydalanılmasını da son derece güçleştirecek. Ne faydası olacak bunun? Dostlar alışverişte görsün. "Ne yapıyorsun?" "Yeni kanun yazıyorum". "Aferin".

      Sil
  2. Elinize ve akliniza saglik ustadim, tekrar mukemmel bir yazi okuyoruz. Bir zamanlar dis borclarini odeyemeyecegini ilan eden yani default eden Rusya simdi bas koselerde. Peki bunun sebebi nedir? kendi topraklarinda enerji kaynaklarina sahip olmayan veya bu enerji kaynaklarini kontrol etme gucune sahip olmayan ulkeler, maalesef Turkiyemiz, her daim disaridan medet ummak zorundadir. Nokta. Bu yuzden politikacilarimizin pulp fiction niteligindeki ucuz soylemleri (disariya borc verir hale geldik, USD bazinda gelirimiz su dkadar artti,vs) maalesef okumayan veya arastirmayan kitleleri etklileyebilmektedir, ne kadar yaziktir ki bu kitleler ulkemizin cogunlugudur ve gercegidir. Baskasinin parasiyla dugun yapilir yapilmasina da, sonrasinda bunun bedeli nasil odetilr hep beraber gorecegiz - maalesef. Salt istatistikler veya rasyolar uzerinden ulkeleri degerlemek ne kadar dogru, o da ayrica bir tartisma konusu olmali kanatimce. Marmara bolgesinin tek basina tum ulkeyi sirtladigi bir oratmada adam basi milli gelirimiz suradan suraya geldi,vs orneginde oldugu gibi! Saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Rusya aslında süper güçlüğünü kaybettiği dönemde doğal gaz zengini olarak geri döndü. En önemli olay bu. Bizde bu tür zenginlikler yok ya da şu anda işletilmesi fizıbl değil. O nedenle tek çıkışımız yapısal reformları tamamlamak. O da çeşitli nedenlerle ertelenip duruyor.

      Sil
    2. İmla hatalari için özür dilerim üstadım.

      Sil
  3. Hocam,
    Ülke olarak Fed in tahvil alımını azaltmasına kadar ne gibi yapısal önlemler alabiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce bu blogda yazdığım yapısal önlemler yazısında belirttiğim önlemlerin özellikle cari açıkla ilgili olanlarıyla başlamak gerekir.

      Sil
  4. Hocam Türkiye'nin bu kırılganlığı azaltması için ne yapması gerekir peki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogda yapısal reformlarla ilgili yazılarımda yazdıklarımdan farklı şeyler değil.

      Sil
  5. The Economist'in Ülke rezervlerine oranla kısa dönemli dış borç, cari açık, kredi büyümesi ve finansal açıklık'a göre düzenlediği Capital Freeze Index'e(1) göre Türkiye, maksimum riskin 20 olduğu endekste 18 ile sermaye akımlarının durması durumunda en çok etkilenecek ülke olarak görülüyor. Endonezya 12, Brezilya 11 ve Güney Afrika 8 ile Türkiye'den oldukça geride yer alıyor. CDS primlerindeki artış da bu endeksi doğrular nitelikte görünüyor. Benim sorum şu yönde; sermaye akımlarının durması ya da yavaşlaması durumunda ülkeleri daha çok etkileyecek olan cari açık mıdır yoksa özel sektörün kısa dönem dış borcu mu? Saygılarımla. Kadir DEMİRCİ, TOBB ETÜ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de. Çünkü ikisi birbirine bağlı. Cari açık arttıkça ya da devam ettikçe kısa vadeli borçlar da yükseliyor. Ama finansal akımların sekteye uğraması ilk ağızda kuşkusuz kısa vadeli borçların ödenmesini aksatarak sorunun ortaya çıkmasına yol açar.

      Sil
  6. Hocam yazınız için teşekkür ederim ,ama anlamadıgım bi yer var. Bütçe açığı açısından rahat konumdaki Türkiye dışındaki ülkelerin maliye politikası önlemleri almaları zorunlu görünüyor.Yani nasıl iyi konumda oluyoruz bunu anlamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin bütçe açığı GSYH'sının yüzde 1,5'i dolayında. Bu açıdan iyi. Bizdeki sorun dış açık yani cari açık.

      Sil
  7. hocam suan turkıyede kac senelık tahvıller var ben en uzun 10 sene dıye bılıyorum. kısa vadelı borcu eger odeyemezsek konsolıdasyaon mumkun mudur alı babacan oyle bır acıklama yaptı dıye bılıyorum 20 senelık borclanma eger yanlıs hatırlamıyorsam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin en uzun tahvil borçlanma vadesi 30 yıl. Ama bunun miktarı düşük. Ağırlık 7 - 10 yıllıklarda. Kısa vadeli borcu ödeyemediğimizde Londra Kulübü mekanizması işler. Onu da bir başka yazıda anlatırım.

      Sil
  8. Hocam harika bilgiler için teşekkürler. Size bir sorum olabilir mi? FED'in tahvil alımını azaltması yada durdurmasına karşı bir önlem gerçekten alınabilir mi? Cevap evet ise kısaca neler yapılabilir? Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Önlem alınabilir ama bunlar zaman alıcı işler. Yani yapısal reform dediğimiz yıllara dayalı işler. Bu konuda bu blogda yazılarım var. Özel kesim için alınacak önlem ise açık pozisyonları mümkün mertebe kapatmak.

      Sil
  9. Merhaba Mahfi Hocam,

    Fed'in 22 Mayıs'ta tahvil alımında
    azaltmaya yönelik sinyaliyle fed'in atacağı her adımı merakla izleyemek yerine kendi
    alacağımız politikalara yönelsek daha dogru olmaz mi? Mesela; Mali disiplinden
    ödün vermesek, Mali Alan( Kamu Borclanma limiti ile cari borclanma
    arasindaki olumlu fark) yaratmaya çalışsak, Faiz kanalıyla kısa vadeli sıcak paradan ziyade uzun vadeli yatırım yapilabilecek politikalar uzerinde dursak v.s. yani makro ekonomik istikrari sağlayacak politikalara kafa yorsak daha iyi olmaz mıydı? Nacizane görüşüm bunlar . Goruslerinizi bekliyorum Hocam.

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aynı düşüncedeyim. Yapısal reformları bir an önce hayata geçirmek gerekir. Çünkü eninde sonunda bu sermaye akımları azalacak.

      Sil
    2. bı sorum olacak cevap yazarsanız sevınırım

      Sil
    3. kırılgan 5 ulke nedır kımdır? bu ulkelerın kırılgan 5li kırılgana yer almasının nedenı nedır? bu ulkeerın olumsuz etkılerı nelerdır
      ?

      Sil
    4. rahmaaaaan?! :S dasdajbalbawnaknaklwnklaaw

      Sil
  10. hocam elinize sağlık. müsaadenizle iki sorum var. ilki; kısa vadede ne gibi önlemler alınabilir? ikincisi yapısal dönüşümü yapmak için yeterli zaman sağlar mı? teşekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadede özel kesim şirketleri açık pozisyon kapatmaya yönelebilirler. Ki bunu zaten yapıyorlar. Kamu için kısa vade yeterli olmayabilir. Çok zaman kaybedildi. Yapısal reformlara başlamak gerekiyor. Vade kısa diye diye bu reformları erteleyerek bugüne geldik.

      Sil
  11. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Mahfi Bey acaba kırılganlıktan kurtulmak için neler ilk etapta gözden geçirilmeli ?

    YanıtlaSil
  12. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Mahfi Bey acaba kırılganlıktan kurtulmak için neler ilk etapta gözden geçirilmeli ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel kesim için açık pozisyonları kapatmak. Kamu için de cari açığa neden olan kalemleri düşürmeye çalışmak.

      Sil
  13. Elinize sağlık üstad..

    Kuzey Irak'la son dönemdeki olumlu ilişkilerimiz ve yaptığımız petrol anlaşmaları cari açık ve dolayısıyla bu anlattığınız riskler için nasıl bir çare olur acaba ya da çare olabilir mi?

    Teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yararı olur tabii ama asıl sorun ithal ettiğimiz malları rekabet edebilecek biçimde burada üreterek katma değeri burada yaratmaya çalışmak.

      Sil
  14. Gizem toksarı18 Kasım 2013 23:47

    Hocam öncelikle yazınızı bir solukta okudum ve aklımda bazı şeyler daha da otur du, gerçekten yazılarınız insanı hiç sıkmadan bir solukta okutuyor hocam siz formülü bulmuşsunuz ekonomiden hiç bir şey anlamayan bile sırf bu siteyi takip ederek çok şey öğrenir darısı diğer ekonomistlerin başına diyerek bir kaç soruyu sormak istiyorum ;
    1) hocam biz ülke olarak Amerika'da ki tahvil azaltımını şundan dolayı mı takip ediyoruz ; eğer tahvil azaltımı başlarsa ve Amerika'da faziler yükseltilirse Türkiye'den döviz kaçışı başlayacak ve Buda ithalatçıların özellikle ekonominin üretim kapasitesini artıran ithalatçıların maliyetlerinin yükselmesine sebeb olacak bu da üretimi azaltacak ve maliyet enflasyonuna sebebiyet verecek bunun için mi bizi çok ilgilendiriyor ?
    2)hocam yazınızın bir Bölümü'de 'Fed’in kolay para politikasını terk etmesi halinde bu ekonomilerin gerekli dış finansmanı bulmakta çok zorlanacakları tahmin ediliyor' dediniz ben burada şu kısma takıldım eğer olası bir tahvil azaltımı olursa dış finansmanı bulmakta Türkiye zorlanır dediniz ; diğer yorumlarınızda dövizin de bir mal olduğunu onunda bir fiyatının olduğunu ve bankaların bunu her türlü bulacağını söylemiştiniz hani olası bir kötü durum olsada sizin dediğiniz gibi banka o dövizi her türlü bulabilir değil mi ?
    3) 2. Soruyla bağlantılı olarak tahvil azaltımı olursa dış finansmanı bulmakta zorlanır dediniz ya ; sermaye girişlerinin azalmasına rağmen Türkiye yine 60 milyar $ cari açık vermek istese banka dönüp bireylere ya sermaye akışı durdu ben de para bulmakta zorlanıyorum o yüzden sizin ithalatınızı gerçekleştirecek dövizi bulamıyorum demez değil mı ?tahvil azaltmı olsada banka o parayı bulur ama eskisinde daha yüksek maliyete bulur diye mi düşünemeliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Evet temel olarak dediğiniz nedenler geçerli. Bu durumda dolar kuru yükseleceği için bizim maliyetler artacak ve bu bir yandan cari açığı büyütürken bir yandan da enflasyonu körükleyecek. Ayrıca dış borçlarımızı da TL cinsinden yükseltmiş olacak.
      (2) Dövizi bulmak mümkün tabii ama fiyatı yükseleceği için pahalı dövizle yapılacak işler sınırlı kalır. İthalat düşer. O zaman da bizim büyüme oranı düşer.
      (3) Banka karşılığını aldığı dövizi bir şekilde bulur da reel sektör artık o dövizi o maliyetle ister mi orada sorun var. Çünkü içeride 100 TL'ye satabileceği bir malı artık 200 TL'ye mal eder hale gelirse buna alıcı bulamayabilir. Dolayısıyla kurdaki yükseliş ithalatı düşürür.

      Sil
  15. Hocam oncelikle bu konuyu bukadar guzel.anlatip bizi aydinlattiginiz icin cok tsk ederim.benim sorum kirilganligi azaltacak onlemler tam olarak nedir? sizce Turkiye nasil bir politika izlemeli? saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bu konuda yapısal reformlar başlıklı yazımda bilgi vermiştim.

      Sil
  16. Hocam bir yazıda okumuştum ve bankaların amacının ekonomik değer yaratmak olduğunu ve ekonomik değeri maksimize etmesi gerektiğini söylüyordu ; hocam bir banka ekonomik değeri nasıl yaratır ve onu nasıl maksimize eder pek anlayamadım açıkçası ,izah ederseniz çok sevinirim
    2) bankacılık. Risk alıp yönetme sanatı diyoruz bankanın aldığı riski aktiflerimi gösterir yoksa pasiflerimi ? Normalde bildiğim kadarıyla aktifler gösterir ama şöyle bir şey deniyor yükümlülük ne kadar artarsa risk te o kadar artar deniyor bu yaklaşıma görece sanki alınan risk dışardan sağlanan kaynaklar mış gibi gösteriliyor bir açıklık getirirseniz çok sevinirim .
    3) bankaların özkaynakları neden bu kadar çok önemlidir ? Ve neden bu kadar çok denetlenmektedir ? Ve yanılmıyorsam bankalar verdikleri kredilerin %8 inin özkaynaklarından karşılamakta bunu doğru buluyormusunuz ?sonuçta sermayenin bireylerin bankaya olan güvenini sağlaması için atılda bırakılması gerekmez mi ? ( gerçi o zamanda getiri kaybı oluyor ama ) pek işin içinden çıkamadım açıkçası

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Banka ekonomik değer yaratmaz. Ekonomik değer yaratacak olan işletmelere kredi vererek onların değer yaratmasına aracılık eder. Aldığı mevduatı ne kadar çok kredi verirse o kadar çok değer yaratılmasına aracılık etmiş olur. Tabii doğru kredileri verirse.
      (2) Bankaların riskleri aktiflerdeki krediler ve benzeri kalemlerde yer alır. Yükümlülük artışı geri ödenecek mevduat vb nin artması anlamına geldiği için öyle deniyor.
      (3) Bankaların ne kadar sermaye ile ne kadar iş çevirdikleri çok önemli. Bunun en az % 8 olması (bu orana sermaye yeterliliği deniyor) gerekli görülüyor. Bu oran bizde ortalama yüzde 16 dolayında. O nedenle bankacılık sağlam diyoruz. Fazlası sermayenin iyi kullanılmadığını azı da bankanın çok kaldıraç kullandığını ve riskinin büyüdüğünü gösteriyor.

      Sil
  17. Mahfi bey çok güzel bir yazı olmuş.Çok başarılı.Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  18. - Hocam Fed tahvil alım programlarını azaltırsa Amerika başta olmak üzere tüm Dünya'da gösterge tahvil faizleri artacaktır.Yani Türkiye, Amerika'ya göre tahvil alımı yapmak isteyenler açısından avantajlı olmaz mı?
    - Bir diğer sorum Türkiye'nin kırılganlıklarını azaltıcı politikalar izleniyor mu? Çünkü tahvil alımları sürdürebilir değil elbet birgün azalacak ve sonlanacak.MB'nın ek parasal sıkılaştırmaları ve döviz satım ihaleleri ile günü mü kurtarıyoruz?
    -Üstteki soruma karşı tez olabilecek bir soru Fed'in kuruluşundan 1913'den 2007 yılına kadar olan aktifleri yaklaşık 800 milyar dolar.2007 2013 arası yaklaşık 4 trilyon dolar olmuş.Neredeyse son 5-6 yılda artan bilanço 94 yılda oluşan bilançonun 5 katı Piyasalar panik havası oluşturarak aşırı bir tepki mi veriyor?Türkiye en kötü senaryoyu geçtiğimiz Haziran'da yaşamış olabilir mi?
    Hocam son olarak yazılarınızla bizi aydınlatın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. - Burada risk ile getiri farkı öneli. Türkiye'de faiz artacak olsa da risk de yükseliyor. O nedenle gelen azalıyor.
      -Özel kesim açık pozisyonunu azaltıyor ama kamu kesiminde kırılganlık azaltıcı bir politika henüz pek yok.
      -Evet Fed'in bilançosu inanılmaz büyüdü ve bence bu önümüzdeki dönem için en büyük tehdit. Şu anda bir panik havası yok gibi ama yakında olabilir. Türkiye'de özel kesim açısından durum açık pozisyonlar kapatılmaya başlandığı için iyiye gidiyor ama kamu kesimi henüz tam darbe yemedi.
      teşekkürler

      Sil
  19. Hocam merhaba,teşekkürler aydınlatıcı yazınız için. FED'in Mayıs ayından beri tutarsız bir politika sergilemesinin nedenleri neler?Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Obamacare düzenlemesinin olumsuz etkilerinden korkuyor Fed. sağlık reformu daha yaşlı, daha alt gelir gruplarına mensup olan veya hastalık riski daha yüksek kişiler için avantajlı ama daha genç, orta gelir grubuna mensup ve hastalık riski düşük olanlar için iyi değil çünkü prim maliyetlerini artırıyor. ayrıca işverenler açısından da büyük bir belirsizlik kaynağı, bu da istihdam ortamını olumsuz etkileyebilir. Obamacare konusunda Cumhuriyetçiler ve başkan Obama katı bir tutuma sahipler. bu katı tutumun bütçe-borç tavanı anlaşmazlıkları nedeniyle ekonomiye olumsuz etkisi olabileceği beklentisi Fed'i zor durumda bırakıyor.

      Sil
    2. Fed, gerekli ve yeterli maliye politikası desteği alamıyor. ABD'nin bütçesi onaylanmış değil, borç tavanı sorunu çözülmüş değil. Hepsi geçici çözümlerle gidiyor. Bu durumda Fe'in bundan daha tutarlı bir politika izlemesi kolay değil.

      Sil
  20. hocam fed'in tahvil alım programını durdurması bizim ekonomimizi daha çok cari açık üzerinden etkiler,
    2013 yılı cari açığına baktığımızda aslında bir düzelmenin olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. yanlış hatırlamıyorsam 2012 yılında altın ticareti bizim cari açığımızın 8 milyar dolar eksik oluşmasına olanak sağladı. 2013 yılında ise bu güne kadar altın ticareti bizim cari açığın 7 milyar dolar daha fazla oluşmasına neden olmuş durumda. cari açığımızın 60 milyar dolar olduğunu varsayarsak, ve altın ticaretini dışlarsak aslında cari açıkta %20 lik bir düzelme olduğu anlamına geliyor. cari açıktaki bu düzelme olmasına rağmen büyümenin 2,2 den 3,4 yükselmesi aslında bazı düzelmelerin olduğu anlamına gelir. ve Türkiye'deki enerji ithalini de göz önüne alır ve önümüzdeki süreçte devreye girecek nükleer santraller düşünürsek bu açığımızın daha sürdürülebilir olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. yalnız Türkiye'nin önündeki en büyük tehlikenin katma değeri düşük ürünler ile uzun bir süre böyle gidemeyeceğidir. yapılan ar-ge harcamaları çok düşük olmakla birlikte harcamaların desteklediği projeler de aslında çokta ar-ge sayılacak çalışmalar değildir. bunun yanında teşvik programlarının da gerçekten hayati ve çok kısıtlı alanlarla sınırlı tutulması gerekir. böylelikle cari açık daha az düzeylere çekilebilir. ve bunlarda seçimlerde hükümeti zor durumda bırakacak politikalar değildir onun için, seçim deyip, yapılması gerekenlerin bir buçuk yıl ertelemesinin yanlış olduğu kanaatindeyim, ben cari açık mevzusunun bu yönünün ön plana çıkarılarak beklentileri yönetmenin daha önemli olduğunu düşünüyorum. çünkü kendi kendini doğrulayan bekleyişler gibi bu açığın bir gün patlayacağını söyleye söyleye sonunda patlayacağını düşünüyorum hocam siz bu konuda dersiniz acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet altın dışı cari açık 2013'ün ilk 9 ayında 2012'nin ilk 9 ayına göre geriledi (2012'nin ilk 3 çeyreğinde altın hariç cari açık 42,4 milyar dolar, 2013'ün ilk 3 çeyreğinde ise 40 milyar dolar olarak gerçekleşmiş) ancak 2012 ve 2013 istisnai yıllar. çünkü hem geçen yıl hem bu yıl özel sektör yatırımları azaldı. eğer özel sektör yatırımları bu yıl artsaydı en az %90 ihtimalle altın dışı cari açık epey bir artardı. dolayısıyla istisnai kabul edilebilecek 2012 ve 2013 yıllarını birbiriyle kıyaslayarak bir trend değişimi olduğunu, yapısal cari açık sorununun bir nebze de olsa hafiflediğini, daha sürdürülebilir bir patikaya girdiğini söylemek için erken.

      Sil
    2. Nükleer enerji yatırımını bugün yapsak en erken sonucu 7 yıl sonra alırız. Ayrıca nükleer enerji öyle iddia edildiği gibi ucuz bir enerji kaynağı değil.

      Sil
    3. Mahfi bey, benim bu nükleer enerji yatırımımızın daha doğrusu Rusya, Japonya veya başka bir ülkeye nükleer santral inşa ettirip, işlettirip, üretilen enerjiyi USD bazda şu cente alırız denildikten sonra, bu yatırım nasıl cari dengeye olumlu katkı yapacağını anlayamıyorum. Konu hakkında az bilgi sahibiyim. Nükleer yakıtı ithal edeceğiz, üretilen elektriği yanılmıyorsam yuvarlak 13 cente alacağız. Hani üretilecek katma değer yüzünden GSYH artacak, dolayısıyla cari açık/GSYH oranı düşecek olabilir ama, cari açığı artıracağı bana göre kesin. Ancak dediğiniz gibi bugünden başlasak bize bu teknolojinin faydası 10 ila 15 yıldan sonra olabilir. Ben nükleere karşı değilim. Kendi imkanlarımızla nükleer tesis kurabilecek, nükleer yakıt imal edebilecek (tabi %100 güvenli bir şekilde) kapasiteye ulaşmayı isterim. Bunun yolu buradan geçiyorsa tamam. Ama kurulacak iki üç santralin enerji cari açığımızı yılda kaç milyar usd düşürecek? Bu konuda bir çalışma var mıdır acaba? Sizin düşüncelerinizi de öğrenmek isterim.

      Sil
    4. Bu konuda çok çeşitli ve birbiriyle taban tabana zıt görüşler var. Hangisine itibar edileceğini ben de bilemiyorum. Kabaca yaptığım inceleme sizin dediğiniz sonuçları gösteriyor. Yani ilk 10 - 15 yıl buradan sağlanacak net bir fayda yok. Uzun dönemde maliyet düşüyor. Ben de nükleere karşı değilim ama birisi bunun yararını ve getireceği tasarrufu iyice açıklamalı ki ikna olalım.

      Sil
  21. Dinçer Yılmaz19 Kasım 2013 10:47

    Hocam Brezilya'nın "kırılgan beşli" içerisinde yer alması çok garip değil mi? Ağustos 2013 itibarıyla Brezilya'nın brüt dış borcu 310 milyar dolar, altın hariç NET döviz rezervi pozisyonu ise 370 milyar dolar! Türkiye'nin o tarihte brüt dış borcunun 367 milyar dolar, altın hariç net rezerv pozisyonunun 35 milyar dolar olduğunu düşünürsek Brezilya'ya haksızlık edilmiş gibi. G.Afrika, Endonezya, Hindistan tamam ama Brezilya'nın "kırılgan beşli"ye dahil edilmesi çok enteresan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Brezilya'nın ekonomik performansında önemli bir düşüş var. Ayrıca gelecek yılın seçimleri konusunda da önemli bir belirsizlik söz konusu.

      Sil
  22. hocam merhaba, yazınız Müthiş açıklayacı olmuş teşekkürler, müsadenizle bir sorum olacak;
    Fed' in tahvil alımını azaltması operasyonel olarak neyi ifade ediyor? bugüne kadar elinde ABD tahvili olan kişi veya kurumlar, ellerindeki ABD tahvilini aylık 85 Milyar dolara kadar Fed' e verip karşılığında nakit alabiliyor, tahvil alımı sona erdiğinde ise FED artık ABD tahvili almayacak, elinde ABD tahvili olanlar , bu tahvilin vadesini bekleyecek, yada sadece piyasada satabilecek. Anladığım doğrumu?

    saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Anladığınız doğru.

      Sil
  23. hocam bu cds dediğimiz döviz verip, tahvil alanlara faiz harici ilave para verilmesidir değil mi? hocam diğer bir sorum: sıcak para ve cari açık arasında bir ilişki var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açık çeşitli yollarla finanse ediliyor. Bunlar arasında mevduata gelen ya da tahvil bono alan ya da kısa vadeli olarak kredi şeklinde gelen paralara sıcak para deniyor. Bu tür paralar en küçük bir rik gördüğünde hemen ülkeyi terkediyor.

      Sil
  24. Merhaba Hocam
    Öncelikle elinize sağlık çok güzel bir yazı. Benim bir sorum olacak size: Kırılgan Beşli dediğiniz ülkeler FED in alacağı bir karardanmı daha çok etkilenir yoksa ECB nin aldığı karardanmı... Çünkü son günlerde gördüğümüz tablo onu gösteriyor ki, ECB nin alacağı faiz indirimi de Sadece Kırılgan Beşliyi değil de hemen hemen Gelişmekte olan Ekonomilere positif etki yaptı.
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Kırılgan beşli olarak anılan ülkeler gerek Fed'in gerekse ECB'nin alacağı kararlar sonucu azalabilecek olan yabancı kaynak girişleri nedeniyle etkileniyor. Ya da eğer kararlar kaynak akışına yola açacaksa bu kez de pozitif olarak etkileniyor. Bu kararlardan bütün gyü ler etkilenmekle birlikte en çok yabancı kaynak ihtiyacı olan bu beşli daha fazla etkileniyor.

      Sil
  25. Mahfi Bey, TCMB yayınlamış olduğu Çalışma Tebliği No:13/40 (Türkiye'de konjonktürel etkilerden arındırılmış cari işlemler dengesi) göre, son 5 yılda altın hariç çevrim uyarlamalı cari denge yuvarlak %5 olduğu hesaplanmış. Ve bu raporda sizinde hep söylediğiniz gibi, yapısal düzenlemelerin kritik önemde olduğu, iktisadi büyümeden ödün vermeden de %5 in altına inmesinin kısa vadede oldukça güç olduğu yazmakta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arındırma meselesini fazla abartmamak gerekir. Çünkü cari dengenin finansmanını sağlayanlar konuya arındırılmamış değer üzerinden bakıyorlar. TCMB'nin söylediği doğru. Yapısal reformları yaparak cari açığı yüzde 2 -3 gibi bir düzeye indiremezsek işimiz zor.

      Sil
  26. Öncelikle teşekkürler hocam, berraklaştırıcı yazınız için.
    Yapısal düzenlemelere dair son 8 senesini neredeyse boşa geçirmiş(bankacılık vs hariç) mali yönetimin, seçimler arefesinde böyle bir (kendisi için) riski üstleneceğini sanmıyorum. Karamsar olmamak istiyorum ama olgulardan bu eğilim çıkıyor sanki. Bilmiyorum.
    Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Yapısal reformların yapılıp yapılmaması konusunda ben de sizinle aynı görüşteyim.

      Sil
  27. hocam, bence enflasyon açısından da cari açık acısından da en kötü maalesef türk ekonomisidir. zira: Hindistan enflasyonu ile makro iktisadi büyümesi arasındaki ilişkiye bakacak olursak; bir de türkiyeye bakacak olursak net biçimde Hindistan bizden daha kuvvetli büyüdüğü için enflasyonu bizden yüksektir ancak biz zayıf büyümeye rağmen yüksek enflasyondayız çünkü cari dengemiz çok destabil durumda!.en kırılgan ekonomi biziz hocam maalesef!. saygılar.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet zaten bunlar içinde en sıkıntılı ülke olarak Türkiye'yi görüyorlar.

      Sil
  28. Hocam Kaldıraç orana pasifler \ özkaynaklar diyoruz bunu anlıyorumda birde kaldıraç oranı şu anlama geliyor diyorlar ;1 birim sermayeye kaç kat borçlanıldığını gösterir.hocam bu cümleyi açıkçası tam olarak anlayamadım bunu izah ederseniz çok sevinirim
    2)hocam kaldıraç oranının büyük olması kullandığımız yabancı kaynakların yüksek olduğu anlamına mı geliyor eğer bu anlama geliyorsa kaldıraç oranının yüksek olması bankaların yüksek borçla çalıştığını göstereceğinden istenen bir şey değildir herhalde ?
    Yani kaldıraç oranının Yüksek olması iyi bir şey mi kötü bir şey mi?
    3)hocam aklıma çok takılan bir soruyu sormak istiyorum ; örneğin benim yüklü bir miktarda param var bende paramı iyi koruyacak bir banka arıyorum herhalde paramı yatıracağım bankada arayacağım ilk şart ban ne kadar faiz verdiği değil paramı batırma ihtimaline karşı tuttuğu sermayeye bakarım herhalde ve örneğin bankanın sermayesi 80 milyar $ gözüküyorsa şunu merak ediyorum bu 80 milyar $ bankanın kasasında olası bir kötü duruma karşı atıl bir şekilde duruyormudur ? Eğer hocam 80 milyar $ kasada atıl bir şekilde durmuyorsa kasada 20 milyar $ duruyorsa geriye kalan 60 milyar $ I kredi vermekte v. S de kullanmışsa krediler geri gelmesse direk sermayesini kaybetmiş olmayacak mı ? Yani şu kafama yatmadı eğer sermayesinin tamamını nakit olarak kasasında tutuyorsa banka için bir fırsat maliyeti vardır o da faizdir eğer sermayesini de para atıl bir şekilde elde kalacağına kredi vermede kullanıyorsa buseferde direk krediler ödenmeyince sermayesini yitirecek bankalar nasıl bir politika izliyorlar hocam anlatabilirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biiyorsunuz her işletmede sermaye ve diğer kaynaklar vardır. Sermaye işletme sahiplerinin işletmeye koyduğu para (ya da benzer değerlerdir:) Kaldıraç oranı bir anlamda bize işletme sahiplerinin koyduğu sermaye ile ne kadar yükümlülük altına girdiğini gösterir.
      Bu konuları burada kısa kısa anlatmak kolay değil. Hepsini uzun uzun anlatmak ve örneklerle açıklamak gerekiyor. Bence siz bir mali analiz kitabı alıp bu kavramları oradan inceleyin. Aksi takdirde buardan ezber bilgi vermiş oluruz.

      Sil
  29. Hocam 'Küresel Finans Krizi'' kitabınızda BRİC ülkelerinin ikisinin dünyanın belli başlı sanayi girdilerini üreten diğer ikisinin de bu girdileri kullanıp sanayi üretimi ihraç eden ülkeler olduğunu, ABD'de bir kriz çıksa bile üretim maliyeti ucuz olan bu ülkelerin ürünlerine olan talebin düşmeyeceğine değinmişsiniz.'' bu noktadan hareketle FED'in tahvil alımı likiditeyi azaltsa bile BRİC ülkelerinin ne kadar kırılgan gözükseler de ciddi bir etkilenmeye maruz kalmayacağından söz edebilir miyiz ? Son olarak para bolluğunun azalacağı bir ortamda bütçe açığını yabancı sermaye hareketleri ile finanse eden Türkiye gibi bir ekonominin yapısal reform adıma vergi düzenlemesi yapması gelirini azaltarak krize davetiye çıkarmaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BRIC ülkelerinin üretim yapısının güçlülüğü ayrı bir konu dış finansmana olan bağımlılıkları ayrı bir konu. Şu anda Brezilya ve Hindistan'ın kırılgan beşli arasına girmesinin temel nedeni dış finansman sorunu çekmeleri. Yani ödemeleri gereken borçları var, ayrıca cari açıkları söz konusu ve bunları finanse edebilmek için dışarıdan kaynak bulmaları gerekiyor. Bu açıdan onlarda da sorunlar var. Ayrıca siyasal açıdan da çok istikrarlı bir görünüm çizmiyorlar.
      Türkiye fazla bütçe açığı vermiyor ve bunun finansmanını da asıl olarak içeriden yapıyor. Dış finansmana asıl bağımlı olan kesim özel kesim. Vergi reformu konusunda haklısınız. Şu aralar bir vergi reformu yapmak doğru olmayabilir. Birçok yapısal reformda olduğu gibi bunda da geç kalıp fırsatları kaçırmış bulunuyoruz.

      Sil
  30. Fed’in tahvil alımı yoluyla piyasaya para vermesi ve dolayısıyla bu bol paranın yükselen piyasa ekonomilerine akmaya devam etmesi sonsuza kadar devam edecek bir politika değil. demişiniz hocam merak ettiğim bu politika sonsuza kadar devam ederse neler olur dünyada.
    teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed bu politikalara başlarken bilançosunun büyüklüğü 0,9 trilyon USD idi limdi 3,8 trilyon USD. Bir MB'nin bilançosu para bastıkça büyür ve eninde sonunda hiper enflasyona yol açar. Ayrıca o paranın dünyadaki itibarını düşürür. Bir yerde mal bollaşırsa fiyatı da düşer. Şu anda ekonomiler canlı olmadığı için bunun etkisini tam olarak böyle görmesek de eninde sonunda bu etki çıkar ortaya.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam mevlüt

      Sil
  31. Hocam bu dalgali denize sabit kur rejimiyle yakalansaydik nasil olurdu ? Ukrayna icin bir makale okudum yukselen car acigi nedeniyle tutugu sabit kur rejimini muhafaza edemeyecegi dogrultusunda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabit kurla yakalansaydık karaborsa kurla karşılaşırdık. Bir yerde talep yüksek arz az ise o zaman ya fiyat yükselir ya da sabit fiyat söz konısıuysa karaborsa oluşur.

      Sil
  32. Merhaba Hocam,

    Biz ülke olarak neden hiç bir şey üretemiyoruz ? Avrupa otomobil üretiyor. Amerika teknolojide uçmuş durumda. İskandinav ülkeleri çelik üretiyor, tarım yapıyor. Uzakdoğu teknoloji de keza öyle.

    Bizim eksiğimiz ne hocam ? Hakikaten bu ülkede kafası çalışan adam mı kalmadı yoksa bu iş tamamen yatırım ve olaya bakış açısıyla mı ilgili ?

    Görüşleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülke olarak bir şey üretemediğimiz tezi doğru değil. Biz marka yaratamıyoruz. Yoksa tekstilde, otomotivde diğer sanayi ürünlerinde ciddi üretimimiz var. Bizim sorunumuz teknoloji üretememek ve marka yaratamamak. Bunun temel nedenini yanlış eğitimden kaynaklandığını, soru soran, analitik düşünen insanlar yetiştirmememize bağlıyorum.

      Sil
  33. Bence de eğitimden kaynaklı hocam... Misal Finlandiya şu an eğitimde 1 numarada görünüyor ve Angry Birds gibi totalde 6-7 yıllık geçmişi olup da 10 milyar USD değerindeki bir oyunun oradan çıkmasına şaşmamalı...

    Kimya, tıp, biyoloji, fizik ve teknoloji konularında dünyanın çok gerisinde kaldığımızı düşünüyorum... Hindistan bile yakın zamanda Mars'a keşif aracı gönderdi...

    Biz de ise fen fakültelerinin kapatılıp kapatılmaması tartışılıyor...

    Bilim olmadan gelişmiş ülke olabilir miyiz Hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilim olmadan gelişme olmaz, dolayısıyla gelişmiş ülke olunmaz.

      Sil
  34. hocam otomotiv üretimi bir nevi montaj , tekstilde de Çin piyasaya hakim değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek öyle değil. Biz burada birçok marka için parçalar üretiyoruz. Sorunumuz markamızın olmaması. Tekstilde Çin'in hakim olmasının nedeni ucuza üretim yapması. Bizim sorunumuz 100 yıldır hala Çin'in ürettiği tekstilde rekabet etmeye çalışmak. Oysa bizim markalarımız olsaydı farklı yerde olurduk.

      Sil
  35. Hocam selamlar. bütçemizin iyi görünmesinde etken olan özelleştirme, 2b, varlık barışı gibi kalemleri sıralamaya koyarsak hangilerinden ne kadar para aldığımız bilgisine nereden ulaşabilirim? Rakamsal olarak siz biliyorsanız bunları söyleyebilir misiniz yaklaşık olarak? Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrıntısını ben de bilmiyorum. Yılsonunda bütçe gerçekleşmelerine (maliye.gov.tr de kamu hesapları bülteni) bakmak gerekir.

      Sil
  36. Kırılganlığı azaltacak yapısal önlemlerin neler olabileceği konusunda görüşlerinizi merak ediyorum. Kırılganlık konusunda işletmelerin "mikro" ölçekte yapması gerekenler hakkındaki yorumlarınızı kendi araştırmam için de merak ediyorum.
    Mikro çözümler "dalgalı ekonomide" firmaların siyasetten daha bağımsız olmasına da yardımcı olur fikrindeyim. Makro çözümler ayrı bir konu ancak daha çok siyasal olacağı için sade vatandaşı direk ilgilendirmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırılganlığı azaltacak yapısal önlemlerin daha önce bu blogda yazdığım yapısal reformlardan farkı yok. Mikro ölçekte ise her firmanın kendisine göre önlem alması gerekiyor. Çünkü her birinin sorunu farklı. Ortak sorun açık pozisyon. Bir kere acilen onu düşürmeye çalışmaları gerekiyor.
      Makro çözümler vatandaşı sanıldığından çok daha fazla ilgilendiriyor. Çünkü ekonomi nu kadar büyük oranda cari açık vermeye devam ettikçe bunun etkisi ekonominin genelinde olduğu kadar vatandaş ve firmaların özelinde de ağır şekilde görülüyor.

      Sil
  37. hocam, özellikle fed'in bilançosundaki kuvvetli şişmenin abd ekonomisinde 2015'ten itibaren güçlü enflasyonist baskıyı artıracağına ve faiz artırımlarının o dönemde hız kazanabileceği kanaatindeyim. zaten kuvvetli finans iktisadi genleşmelerin bir gün mutlak enflasyon getireceği aşikardır. sanırım, fedin bilançosu da ancak yükselecek enflasyonla daha nominal hale gelecektir hocam. ne dersiniz bu konuda?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yaygın görüş bu yolda. Ortada bu kadar çok para varken eninde sonunda enflasyonist eğilimlerin tırmanmaması pek mümkün görünmüyor. Fed de bunun endişesini duyuyor zaten.

      Sil
    2. Hocam siz anladınız ancak ben "fed'in bilançosundaki kuvvetli şişme.." tabirini anlamadım. Kısaca açıklayabilir misiniz?

      Sil
    3. Kriz öncesinde Fed bilanço büyüklüğü 0,9 trilyon dolardı şimdi 3,8 trilyon dolar yani bilanço 4 kat artmış. Bir MB bilançosunun artması demek para arzının artması demektir. Para arzının artması da enflasyon yaratan mekanizmanın faaliyete geçmiş olması demektir. Çünkü bir yerde mal az para çoksa orada enflasyon olur. Endişenin nedeni budur.

      Sil
  38. Hocam kurdaki artisa ragmen cari acikta iyilesme yok. Yapisal reform dediginiz is yasasinda budama. Turkiye yuksek katma degerli urunleri idcibhaklarini budayarak nereye kadar artirabilir. Tesekkur ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformla ilgili bnu blogdaki yazıma bir göz atın. Ben orada iş yasasından hiç söz etmedim.

      Sil
  39. Ege Cansen uretimimiz tuketimimize yetmediginden cari acik veriyoruz diyor. Ulkede mb faizleri uygun olabilir ama uzun donem yatirim kredileri icin uygun kaynak yok. Bir de luzumsuz bir banka kesimi dusmanligi basladi. Bu durumda uretim acigi nasil kapanacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru tespitler. Üretiminin yapmadığımız ya da yapamadığımız şeyleri dışarıdan ithal ederek cari açığa katkı yapıyoruz. Enerji girdileri vb gibi zorunlu ithalatın yanı sıra bir de ithal ettiğimiz ürünler var. Bunları burada üretmek için fazlaca bir çabamız da yok. Bu durumda cari açığı düşürmek kolay değil tabii. Dünyada en kolay iş çözemediğin konularda düşmanlık başlatmaktır.

      Sil
  40. Hocam bir ülke dışarıya karşı olan borçlarını ödeyemeyince mi imf yi çağırır ?
    2)hocam eğer borçlarımızı ödeyemiyorsak IMF yi çağıracağımıza diğer ülkelerden borçlanamazmıyız?yani ülkelere borçluysam bu borcu ülkemize gelen sıcak para ve doğrudan yatırım için gelen paradan yada diğer ülkelerden borçlanarak IMF yi çağırmadan halledemem mi ? Yoksa öyle bir noktaya gelince kimse bize borç vermek istemez mi ?
    3)hocam siz bir ülkenin her türlü döviz bukacağını söylüyorsunuz dışarıya olan borçlar yerine getirilmesse IMF imdada yetişeceğine banka vasıtasıyla sizin her zaman bulabiliriz dediğiniz dövize ulaşabilşrmiyiz ?
    4) hocam birde bankalar sizin dediğiniz gibi dövizi her türlü bulabiliyorsa bireyler adına , IMF yi yardıma çağırmaya gerek kalır mı ki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Bir ülke ödemeler dengesi sıkıntısına düşünce ya da böyle bir sıkıntıya düşeceğini ve dövzi bulmakta zorlanacağını görürse IMF'yi yardıma çağırabilir.
      (2) Zaten diğer ülkelerden veya piyasadan borçlanamaz ya da yüksek maliyetli borçlanır hale gelince IMF çağırılır genel olarak. Yani IMF bi,r anlamda son borç verici (lender of last resort) gibi görev yapar.
      (3) Dövizi her zaman bulursunuz ama kredisi kalmamış birisinin sonun tefeciden yüzde 50 faizle borç bulması gibi olur bu. Bunun yerine IMF'ye gidersiniz. Kaldı ki sorununuz sadece döviz bulmak değil ekonomideki olumsuzlukları da düzeltmek olunca para bulmak yetmez başka düzenlemeler de gerekir. Onu da borç veren değil IMF yapabilir.
      (4) Siz bugün dövizi 1 USD = 10 TL den bulmaya razıysanız IMF'ye gerek kalmaz. Krize girmişseniz bazen size dövizi razı olduğunuz fiyata bile vermezler. Çünkü geri ödeyemeyeceğinizi düşünürler. Her zaman döviz bulunur derken onu kastediyorum. Buluırsunuz ama kaça?

      Sil
    2. Hocam çok telşekkür ederim Kafamda daha iyi oturdu .

      Sil
  41. http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1460791-maliyeden-cari-acikla-mucadele-icin-3-somut-adim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önlemler bana çok somut önlem gibi gelmedi açıkçası.

      Sil
  42. Merhaba Hocam,
    Konuyla alakasız olacak ama size birşey danışmak istiyorum. Hazine Müsteşarlığı Uzman yard. yazılı sınavını geçtim, mülakat aşamasındayım. Bir istatistik mezunu olarak mülakata nasıl çalışmamı tavsiye edersiniz? Önerebileceğiniz kaynaklar var mıdır? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kolay Ekonomi ve Ekonomi Politikası kitaplarını okuyun derim.

      Sil
  43. Öncelikle yazınız için teşekkür ederim.
    Kırılgan 5'li içerisinde örneğin Brezilya'nın politika faiziyle Türkiye Merkez Bankası'nın politika faizi arasında çok fark var. Bu farklılık yabancı yatırımcı açısından ne gibi bir motivasyon farkı yaratır? Brezilya'da politika faizinin Türkiye'ye göre çok daha yüksek olması yabancı tahvil yatırımcılarını daha mı cezbeder? Eğer durum buysa, Türkiye neden politika faizini daha yükseltmiyor? Yanıtlayabilirseniz çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizdeki politika faizi aslında uygulamada hiç kullanılmayan göstermelik bir faiz. Faizle ilgili takıntılarımız nedeniyle orada öyle göstermelik olarak duruyort. Asıl olarak bakılması gereken faiz gösterge tahvilin faizi. Bizde bu faiz şu anda % 9,05.
      Türkiye politika faizini yükseltemez çünkü faiz düşmanlığı doğru karar almayı engelliyor.

      Sil
  44. Hocam, CDS madem ülkelerin riskini ölçmede bu kadar güvenilir bulunuyor neden bankaların kredi fiyatlamaları CDS bazlı yapılmıyor dersiniz? Libor davaları ya da kriz zamanında Libor'un ekranlarda bir gösterge olarak görünüyor olsa da aslında işlem görmediğinden kullanılabilir olmaktan çıkabilmesi gibi nedenlerle, mesela uzun vadeli L+500 bps bir fiyatlama yerine CDS+500 bps fiyatlama yapılmamasında teknik anlamda ne neden oluyor olabilir? Sonuç olarak Türkiye'deki bankaların uzun vadeli bir fonlama kaynağı yok, eğer bankalar CDS bazlı kurumsal müşterilerin kredi verseler kendilerini daha hedge etmiş olmazlar mı? Çok yanlış bir yerden mi bakıyorum, yardımcı olabilirseniz sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. CDS'e ters taraftan bakıyorsunuız. CDS priminin belirlenebilmesi için önce faizin bilinmesi lazım. Yani bir tahvilin fiyatı ve faizi belli olacak ondan sonra onun cds primi çıkacak ortaya.

      Sil
    2. Yanıtınız için çok teşekkür ederim. Sorumu yanlış sormuşum sanıyorum. Sorum aslında tahvil değil de bankaların müşterilerine verdiği uzun vadeli Proje Finansmanı kredileri içindi. Krediler uzun vadeli olduğunda müşteriler çoğunlukla değişken faizli bir krediyi tercih ediyorlar. Değişken kredilerin fiyatlaması para birimine göre Libor ya da Euribor üzerinden eklenen marjla oluyor. Türk bankaları Türkiye'de yerleşik müşterilerine kredi verirken herhalde Türkiye risk pirimini eklemiyorlardır. Ama kendileri sendikasyon kredilerini yabancı ülkelerden alırken (tamam bankaların tek kaynağı sendikasyon kredileri değil ama yine de önemli bir yer tutuyordur) bu risk primine maruz kalıyorlar. Bu risk pirimi de büyük ihtimalle CDS'e göre belirleniyor olmalı yabancı bankalar tarafından. Türkiye'de TRLibor bir baz olarak ciddiye alınmıyor. TR Libor ne bankalar cariye ne de tahvil fiyatlarına tekabul ediyor. 2008'de Libor krizi çıktığında ya da geçtiğimiz dönemdeki Libor skandalları nedeniyle Libor'a olan güvenin gerilediği noktada bankalar USD cinsinden kredileri için gösterge olarak ne alabilirlerdi? Bu açıdan sorumu düzelterek sorduğumda bu CDS olamaz mıydı sizce?

      Sil
  45. hocam sermaye hasıla oranı türkiyede 4,5 mudur? bu oran teknolojıye baglı mıdır. teknolojı gelısınce duser mıdır yoksa baska parametrelere baglı mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir birim ilave çıktı elde edilebilmesi için ne kadar yatırım yapılması gerektiğini hesaplamakta kullanılan ölçüye sermaye hasıla katsayısı adı veriliyor. Türkiye'de son durum nedir ben de bilmiyorum. Bu oran teknolojiden etkileniyor ve teknoloji gelişimine bağlı olarak düşebiliyor.

      Sil
  46. Hocam çok teşekkürler.

    Hocam biliyoruz ki 22 Mayıs'tan sonra gelen yabancı sermaye azaldı.Burada sıkıntı yok.Peki hocam gelmeyen sermaye ABD ye gitti ama ABD tahvil faizleri neden yükselişteydi hocam bu süre zarfında? yani bu sıcak para tahvile gitmemiş demek ki.Tahvile gitmiş olanda çekiliyor gözüküyor.Nedir hocam bunun mantığı aradaki bağlantıyı tam olarak kuramadım.

    Elinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD'ye geri dönen paralar tahvile değil borsaya gitti. Tahviller Fed'e ger satılıyor. Tahvil satışı artınca fiyatı düşüyor faizi yükseliyor.
      Öte yandan son dönemde Fed'in tahvil alımını azaltmasının zaman alacağı ortaya çıkınca yabancı girişi eskisi kadar olmasa da yine başladı. Kurun yüksek kalmasının nedeni yerli şirketlerin pozisyon kapatmak için döviz alımları.

      Sil
  47. Hocam Merhabalar;

    Hocam epeyce bir süredir SANAL PARA konuşuluyor.Sizce böyle bir şeyin olma ihtimali var mıdır? Olursa eğer bu saydığınız teknik konuların anlamları değişebilir mi? O zaman nasıl bir ekonomi dünyasınn içine gireriz acaba?
    Teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bitcoin giderek yayılıyor. Bu konuda bir yazı yazacağım.

      Sil
  48. Hocam size iki sorum olacaktı:

    1- Ülkemizde tasarruf düzeyi düşüklüğünden yakınılır hep. peki biz gerekli tasarruf düzeyine sahip olsak bunu üretime yönlendireceğiz ama ne üreteceğiz. dünyada çok büyük firmalar var ve yıllardır yapılan arge çalışmaları sonrası elde edilen birikimler. biz ülke olarak bir araba üretelim ihraç edelim desek bile insanların yurt dışında talep edebileceği bir araba üretme şansımız az. biz yeterli tasarruf düzeyine sahip olduğumuz zaman ne üreteceğiz ve nasıl üreteceğiz?

    2-Abd hükümeti kepenk kapattı. sebep obamacare'in yükleyeceği mali yük. abd gibi süper bir ekonomi bile vatandaşlarına insan onuruna yakışır bir sağlık hizmeti sunamayacak bir gelir seviyesinde mi. abd faizleri yükselttiği zaman uluslararası piyasalardaki paralar tekrar abd ye dönecek. e tabi euro bölgesi de etkilenecek. abd bu gelir daralmasında üretttiği ürünleri diğer üretici ülkeler ürettiği ürünleri kimlere satacak. uluslararası ekonomi aşırı derece de şişti de, uluslararası ekonomi bu yüzdenmi bu kadar kırılgan. uluslararası ekonomideki gerçek, sürdürülebilir denge düzeyi nedir?

    Şimdiden teşekkürler. Levent GÖRGÜLÜ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Biz ciddi bir üretim yapıyoruz. Tekstilden otomotive kadar hemen her alanda üretimimiz var. Birçok arabanın parçaları burada üretiliyor. Kendi markamızı taşıyan arabamızın olmaması üretim yapmadığımızı göstermez.
      (2) Son yılda dünya GSYH'sı 4 kat arttı. Bence bu şişmenin ölçüsüdür. Burada bir süre oyalanıp bunu sindirmez ve yükselmeye devam ederse balonlar patlayacak. Yapılmaya çalışılan şey bu şişkinliği sindirmeye çalışmaktan ibaret.

      Sil
  49. Merhaba Hocam,

    Oluşturmuş olduğunuz bu bloğu bir bilgi hazinesi olarak görüyorum. Hem sizin yazdıklarınız, hem okuyucuların yazdıkları o kadar güzel şeyler öğreniyoruz ki, gerçekten içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    Ben basit bir soru sormak istiyorum;

    LIBOR'un mantığı nedir ? Bütün kredi sözleşmelerinde LIBOR+2,5 gibi rakamlar görüyoruz. LIBOR oranı hangi şartlara/hesaplamalara göre belirlenir ?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. LIBOR, London interbankoffered rate deyiminin kısaltmasıdır. Londra'da kurulu yüksek itibarlı bankaların her gün saat 11 de birbirlerine verecekleri borçlarda uygulayacakları faiz oranını göstermek üzere belirledikleri bir orandır. Geleneksel ve eski bir uygulama olduğu için pek çok ilemde baz faiz oranı olarak kabul ediliyor.
      Oran, en itibarlı bankaların birbirine ve çok itibarlı müşterilerine vereceği borcun faiz oranı olduğu için daha az itibarlı müşterilere Libor + belirli bir oran üzerinden borç verilmesi söz konusudur. + dan sonra eklenen ek faiz oranına da spread deniyor.

      Sil
  50. Hocam Selamlar,

    Şu borsadaki Pozisyon alma ve açık kapatma terimlerini anlatabilir misiniz ?

    Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  51. hocam öncelikle teşekkür ederiz, yarın gireceğim banka sınavı öncesi çok güzel bir güncel ekonomi bilgisine sahip oldum yazılarınız sayesinde, kolay ve anlaşılır üslubunuz gerçekten çok etkileyici. Benim bir sorum olacak:
    Economist dergisinin yayımladığı capital freeze index'de türkiye credit kısmında da en yüksek ülke. Sitelerinde yayınladıkları grafikte 2009-2012 kredi değişiminin yüzdesel miktarda gösterimi var. Fakat bu inceleme yapılırken salt kredi değişikliğine bakılarak yapılmış sanırım.Eğer bu şekilde yapıldıysa bu kredilerin yapısını, güvenilir olup olmadığını bilmeden risk arzediyor demek çok doğru mu?
    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  52. hocam konuyla ilgisi yok ama, altın ve kur arasında nasıl bir kolerasyon var anlayamadım. ülkeye sıcak para girince altın fiyatı nasıl değişir? altın ve dolar ikame malmıdır? teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...