3 Kasım 2013 Pazar

Manşet Enflasyon

Son zamanlarda “manşet enflasyon” (İngilizcesi headline inflation) deyimi sıkça kullanılmaya başlandı ve birçok kişinin kafası karıştı. Bir enflasyon vardı bir de çekirdek enflasyon vardı şimdi bir de bu çıktı diyenler çoğaldı.

Enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli biçimde yükselmesi demektir. Enflasyon, paranın satınalma gücünün düşmesine yol açar. Enflasyon oranı; fiyatlar genel düzeyinde belirli bir zaman diliminde ortaya çıkan artış yönlü değişmedir. Örneğin Kasım ayında enflasyon yüzde 1 oldu dediğimizde fiyatlar genel düzeyinin Ekim ayına göre yüzde 1 artmış olduğunu ifade ediyoruz demektir. Bu şekilde kullanılan enflasyon sözcüğüyle genellikle TÜFE’deki değişim kastedilir.

Enflasyonu ölçmekte kullanılan çeşitli endeksler var. Bunları sıralayalım:
TÜFE (Tüketici fiyatları endeksi): Mal ya da hizmetlerin nihai fiyatı yani tüketiciye satış fiyatı aşamasında oluşan değişiklikleri ölçmeyi amaçlayan bir endekstir. Piyasada alım satım konusu olan bütün mal ve hizmetlerin fiyatlarını izlemek imkansız olduğu için hanehalklarının bütçelerinde en fazla yer alan mal ve hizmetler anketle saptanıp belirli ağırlıklar verilmek suretiyle endekse dahil edilmekte ve onların fiyatları sürekli izlenmektedir. TÜFE endeksi: (1) Makroekonomik anlamda enflasyonu ölçmekte kullanılır. (2) Diğer ülkelerin enflasyonlarıyla karşılaştırma yapmakta kullanılır. (3) Ücret ve fiyatların ayarlanmasında gösterge olarak alınır. (4) Milli gelir hesaplarında hem arındırma (deflatör olarak kullanılma) hem de milli muhasebe hesaplarında gösterge olarak kullanılır. (5) Fiyat analizlerine temel alınır. (6) Kiraların belirlenmesinde ölçü olarak kullanılır.    

ÜFE (Üretici fiyatları endeksi): Malların (hizmetler ÜFE kapsamında yer almamaktadır) üretim aşamasında oluşan fiyatlarını ölçen bir endekstir. Üretim konusu olan bütün mal ve hizmetlerin fiyatlarını izlemek imkansız olduğu için seçilmiş mallar endekse belirli ağırlıklar çerçevesinde dahil edilmekte ve bunların fiyatları sürekli izlenmektedir.  

Çekirdek enflasyon: Fiyatlarda gözlemlenen tüm geçici etkilerin arındırılması suretiyle oluşturulmuş bulunan “özel kapsamlı TÜFE göstergeleri” ile ölçülen enflasyona çekirdek enflasyon deniyor. Bu göstergeler TÜFE’den (enerji, alkollü içkiler ve tütün ürünleri gibi) bazı alt kalemlerin dışlanmasıyla hazırlanmaktadır. Bu göstergeler A’dan I’ya kadar isim almakta olup her aşamada belirli ürünler endeksten dışlanmaktadır. Bugün için bunlar arasında çekirdek enflasyon olarak en yaygın kullanılanı bütün mevsimlik etkilere açık ürünlerin TÜFE’den dışlanmasıyla oluşturulmuş olan I endeksidir.

GSYH zımni deflatörü: Ekonomide üretilen tüm mal ve hizmetleri kapsayan bir fiyat endeksidir. GSYH zımni deflatörü nominal GSYH’nin, reel GSYH’ye oranı olarak ifade edilebilir. Bu anlamda GSYH zımni deflatörü, cari yıl ile temel alınan yıl arasında yaşanan fiyat gelişmelerini ifade eder.

Buraya kadar anlattıklarımızdan anlaşılacağı üzere TÜFE en kapsamlı ve bu nedenle de en çok kullanılan fiyat endeksidir. İnsanların çoğunluğu bu endeksteki değişimi enflasyondaki değişim olarak kabul eder. Büyük çoğunluk açısından ÜFE, özel kapsamlı TÜFE göstergeleri ya da GSYH zımni deflatörü fazla bilinmeyen ya da izlenmeyen göstergelerdir. O nedenle de medya asıl olarak TÜFE’deki değişimleri enflasyon göstergesi olarak kullanır ve manşete çeker. Bu çerçevede TÜFE, manşet enflasyon olarak anılmaktadır.

78 yorum:

  1. Her gelir grubu enflasyon artışından strese girer mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon herkes ve her gelir grubu için aleyhte bir gelişmedir. Geçici olarak lehte bir takım sonuçlar veriyor gibi görünse de zaman uzadıkça aleyhteki sonuçlar ağır basar.

      Sil
  2. Hocam Merhabalar;

    "Enflasyon oranlarımızın %5'lerin altına düşebilmesi için gelir esnekliği yüksek olan malları daha fazal üretmeliyiz" dersek doğruolurmu acaba? Teşekkür eederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide doğrular koşullara ve ortama çok bağlıdır. Eğer enflasyon talep enflasyonu ise bu dediğiniz kısmen doğru olur. Ama enflasyonla mücadeleyi sadece bununla açıklamak doğru olmaz.

      Sil
  3. hocam merhaba.konuyla ilgisi olmayacak ama sormak istiyorum. makroda yanılma modellerinde milli gelir kısa vadede artıyor uzun vadede sabit kalıyor. şöyle bir yanılma modeli de olabilir mi. teknoloji yanılma modeli diye. mesela yeni çıkan bir çok lüks telefonda fiyat çok yüksek alıcı kitlesi belli. sonra fiyat düşüyor bir noktaya kadar alıcı sayısı artıyor sonra o noktada sabit kalıyor. yani milli kısa vadede artan ama uzun vadede sabit kalan bir yanılma modeli olabilir mi hocam yoksa çok mu saçma bir düşünceye gittim

    YanıtlaSil
  4. Acaba sürekli ekonomi sayfalarında büyük puntolarla yazıldığı için mi manşet enflasyon denilmeye başlandı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon açıklanınca TÜFE ve ÜFE birlikte açıklanıyor ve medya TÜFE'yi manşete çekiyor. O nedenle de manşet enflasyon diye anılıyor.

      Sil
  5. Hocam 2000 sonrası enflasyon nasıl aşıldı bunda banka kredilerinin rolü nedir kısaca aciklar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon henüz tam olarak aşılmış değil. Enflasyonun aşılmış olması için yüzde 2 -3 düzeyine inip orada kalması gerekiyor. Buna karşılık 2002 sonrasında enflasyonda ciddi bir düşüş sağlandı ve çift hanelerden tek hanelere geriletildi. Bunda en önemli etken kamu bütçe açıklarının hızla düşürülmesi ve buna paralel olarak kamu borç yükünün azalması oldu. Kamu borçlanması azalınca borç verilebilir fonlara talep düştü ve dolayısıyla faizler de geriledi. Bunlar enflasyonu da düşüren nedenler oldu.
      Banka kredilerinin yüksek olması aslında enflasyonun daha hızlı düşmesini engelledi. Çünkü bu krediler talep yaratarak harcamayı ve dolayısıyla enflasyonu yukarı itmeye yönelik baskıyı artırıyor.

      Sil
    2. Bu dönemde krediler azaltıldı ama değil mi hocam

      Sil
    3. Hedef kredi artışını yüzde 15 dolayında tutmaktı ama tam tersi oldu ve kredi hacmi son bir yılda yaklaşık % 30 arttı.

      Sil
    4. Teşekkürler hocam

      Sil
  6. Hocam biliyorum çok ilgisiz gelebilir ama bir konuda size danışmak istiyorum, bana ışık tutabilirsiniz diye düşündüm. Yüksek Lisans hocam bana Finansal Muhasebeyi genel çerçevesi içerisinde, benim seçeceğim Sosyolojik bir kurama göre değerlendirmemi istedi. Bende Marksist bir pencereden bakmayı kafaya koydum ama bu ikisini nasıl bağdaştıracağım konusunda zorlanmaktayım. Muhasebeyi bugüne kadar hesap kitap kayıt olarak öğrendik çünkü. Ayrıca Das Kapital'in 2. cilt 6. bölümünde ''Defter Tutma'' diye bir bölüm var, Karl Marx orda muhasebeye atıfta bulunmuş ama dili o kadar ağır ki hiçbir şey anlayamıyorum. Sizin bana önerebileceğiniz bir yayın, döküman ya da herhangi başka bir şey olabilir mi bu konuda hocam. Çok teşekkür ederim, Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda ne yazık ki bir fikrim yok. O nedenle kaynak önerim de yok.

      Sil
  7. Hocam 2 tane sorum olacak. 1- Enflasyonun 2-3 civarından aşağı inmesi veya hiç olmaması bir ekonomi için problem yaratır mı ?
    2-Türkiye de ki enflasyonun düşmesinde krizin etkisi olabilir mi? Malum hane halkı zorunlu harcamalarından başka hiç bir harcama yapamıyor. Manşet enflasyon için emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle yüzde 1 - 2 ya da en çok 3 dolayında bir enflasyonun ekonomiyi canlı tutmakta yararı olduğu kabul ediliyor. Enflasyonun 0 hatta zaman zaman eksi 0,5 - 1 olduğu Japonya bunun tipik örneği. İnsanlar böyle bir ortamda para harcamamaya başlıyorlar. Keynesyen likidite tuzağı ortaya çıkıyor.
      Türkiye'de enflasyonun düşmesinde 2001krizinin etkisi oldu kuşkusuz. Pek çok insan işini, bir bölüm insan gelirinin bir bölümünü kaybetti. Ama asıl etki kamu kesiminin açıklarının azalması ve borçlanma gereksiniminin azalmasıyla ortaya çıktı.

      Sil
  8. enflasyonun 0 olması durumu hatta?

    YanıtlaSil
  9. Hocam TÜFE de mevsimlik sebze meyvelerin artmasi gibi etkenler enfilasyonu artiriyor. Çekirdek enflasyon daha iyi gösterge. Ama herkesin dilinde TÜFE. Çekirdek enflasyonu kullanmak daha mantikli degil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ama herkes o mal ve hizmetleri kullanarak yaşıyor. I endeksi çok dar kapsamlı. I endeksi bence sadece TCMB açısından, uyguladığı para politikasının etkili olup olmadığını ölçmekte işe yarıyor.

      Sil
  10. Enflasyonun hiç olmaması üretim yapmak isteyen kişileri bu fikirlerinden döndürür ve sonuçta üretim olmaz. deflasyon sorunu ortaya çıkar. tıpkı yıllardır Japonyada yaşandığı gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok doğru, yukarıda ben de aynı konuya değindim.

      Sil
  11. Hocam varlık barışı sizce neden etkili olamadı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ülkede riskler eskisi kadar düşük değil.

      Sil
  12. Hocam ötekiler nedir

    YanıtlaSil
  13. Hocam Merhabalar;
    Ben Türkiye'de aşırı şekilde bir tasarruf eğilimi olduğunu düşünüyorum ancak bizim tasarruf şeklimiz diğer ülkelerden biraz farklı. Şöyle ki; çevremdeki çoğu insan da dahil birçok insan yediklerinden içtiklerinden kesip ev,arsa,bağ,bahçe alıp değerlenmesini ve bir köşede durmasını istiyor.Bir kısım insan bunu borçlanarak yapıyor yani borç alıp tasarruf yapıyoruz aslında ama bu tasarruflarımız ekonomi dışında gelişiyor. Siz buna katılır mısınız?
    Bir de insanlarımızın büyük kısmı muhafazakar olukları için bankalara pek sıcak bakmıyorlar katılım bankalarına bile ve onların parası da ekonomi dışında kalıyor bunun için ne önerirsiniz acaba?
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi dışında kalan paralar yani yastık altı denilenler tasarruftur. Ancak bunlar sisteme girmediği ve krediye dönüşme olanağı olmadığı sürece ekonomiye yararı olmayan ve miktarını bilmediğimiz için tasarruf olarak görmediğimiz tutarlardır.
      İlk paragrafta saydıklarınız ise ekonomi anlamında tasarruf değil harcamadır. Yani bir kişinin parasını bankada biriktirmesi tasarruftur ama gidip onunla bir ev alması tasarruf değil harcamadır. Her ne kadar halk arasında bunlara tasarruf denilse de ekonomi bilimi açısından bunlar tasarruf kategorisine girmez.

      Sil
  14. Hocam , çekirdek enf.dan çıkarılan enerji, alkollü içkiler ve tütün ürünlerinin ne anlamda geçici etkileri var ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enerji çeşitli etkilerle sürekli fiyat değişimi gösterebiliyor. Ötekiler ise devletin gelir ihtiyacına da bağlı olarak piyasa dışında devletçe belirlenen fiyatlara dayanıyor.

      Sil
  15. Hocam, Merhaba !

    Size, iki sorum olacak...

    1-Cari harcamalar (giyim, temel gıda maddeleri, kira vb.) için ayrı bir enflasyon ölçümlemesi yapılıp, sosyal adaleti sağlamak bakımından da ücret zamlarının buna göre yapılması gerekmez mi ? İnsanlar her ay TV, Buzdolabı mı alıyor?

    2-Ülkemizin Tasarruf toplamı nasıl hesaplanıyor?

    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Aslında eskiden bu amaçla kentlerde Ücretliler Geçinme Endeksleri yapılırdı. Haklısınız ücret artışlarının buna göre hesaplanması daha doğru olur.
      (2) Gayrısafi (brüt) Tasarruflar, GSYH toplamından tüketim harcamaları (kamu + özel kesim tüketim harcamaları) düşülerek bulunuyor.

      Sil
  16. Hocam yazılarınız için çok teşekkür ediyorum;

    Acaba Taylor Kuralı'na göre enflasyonun bu halinden sonra ne yapılması gerekir?

    Allah sizden razı olsun tüm yazdıklarınız aydınlatıyor beni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Faize bakmak gerekiyor olabilir mi acaba?

      Sil
    2. TEŞEKKÜRLER HOCAM...

      Sil
  17. Hocam, ülkemizde faiz oranları % 8 , enflasyonda % 8 olunca reel faiz negatif yada 0 olduğu icin tasarruftan kaçıniliyor. Benim anlayamadığım su, bu %8 lik faiz , politika faizimi yoksa mb nin gecelik borc alma verme faizimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuşulan yüzde 8 faiz gösterge tahvilin faiz oranı. Hergün sürekli olarak yapılan alım satım işlemlerine göre belirlendiği için ölçü olarak alınması en kolay olan faiz o. MB'nin politika faizi % 4,5, gecelik borç verme faiz oranı ise ise yüzde 7,75. MB, politika faizi olarak belirlediği haftalık repo işlemlerini pek yapmadığı için bu yüzde 4,5'luk faiz pek geçerli değil. Asıl kullandığı yüzde 7,75 oranındaki gecelik faiz oranı. Piyasa bu faizlerin de etkisiyle faiz oluşturuyor. Bankaların mevduata verdiği faiz kabacak yüzde 8,5 - 9. Bu durumda reel faiz sıfır dolayında bulunuyor.

      Sil
  18. hocam bu yzıya yorumunuzu alabilir miyim rica etsem? Saygılar
    http://krugman.blogs.nytimes.com/2013/11/04/europes-inflation-problem/?smid=tw-NytimesKrugman&seid=auto&_r=0

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru saptamalar. Benzer bir durumu Japonya yaşıyor. İdeal olan yüzde 2 -3 dolayında bir enflasyondur.

      Sil
  19. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  20. Hocam çok kısa bir sorum olacak finans ile finansman arasında ki farkı kısaca açıklayabilirmisiniz ?
    2) hocam acaba 198o lerden sonra mı liberalleşme politikaları etkin olmaya başladı bu tarih dünya içinde aynı mı birde 1980 li yıllardan sonra ülkemiz de finansal yenilikler acısından ne değişti ?
    3) hocam bir hocamız bazı ülkeler ( amerika gibi ) liberalleşmeye geçilmeden önce yapısal reformlar yaptığını Türkiye'nin ise bu yapısal reformları yapmayarak direk copy paste yaptığını ve ekonomi sağlam temeller Üzerine kurulmayarak liberalleşme politikalarına giriştiğinden bahsetti acaba siz bu duruma katılıyormusunuz ? Yorumlarınız benim için çok önemli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Finans; ihtiyaç duyulan fonların uygun şartlarda sağlanması ve etkin bir şekilde kullanılmasıyla ilgili faaliyetlerdir. Finansman ise ekonomik etkinliklerin yürütülmesi için gerekli parasal kaynakların sağlanmasıdır. Yani ilki parasal kaynakların kullanım biçimi ikincisi ise sağlanması biçimidir.
      (2) 1980'ler genellikle dünyada sermaye hareketlerinin serbestleşmeye başlamasının tarihidir. Bizde de aynı yönde gelişmeler oldu.
      (3) Hocanız doğru söylemiş. Türkiye, eski düzene uyarlı yapısında reformları yapmadan bu yeni düzene geçti ve o nedenle krizler yaşadı.

      Sil
  21. Dinçer Yılmaz4 Kasım 2013 20:54

    Hocam, yazınızın konusu dışında affınıza sığınarak önemli bir konu hakkında mahfie@gmail.com adresinize bir mail gönderdim. Vakit ayırırsanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  22. Merhabalar Saygıdeğer Hocam,
    1-Enflasyon ölçülürken Tüfe'den yararlanıliyor ama tüfe tüm mal ve hizmetleri icinde barindirmiyor ve her yıl belirlenen mal sepeti degiskenlik gösterebiliyor bu ise net
    ölçümlere engel oluyor bunun yerine Gsmh Zimni Deflatoru kullanıldığı taktirde ithal mal ve hizmetleri yansıtmadıği için net bir veri elde edilemiyor bunun yerine farklı bir ölçüm yöntemi düşünülemez mi?
    2- Enflasyon satinalma gücünü erittigini o yuzden kisileri mal ve hizmetleri satin alma yönünde karar kaldırdığı için enflasyonun etkisini bir kat daha guclendirmis olmuyor mu?
    3- Enflasyonun hatta ekonominin yorumlanması güç ve karmasik bir bilim dalı olduğu aşikar olduğu halde çoğu kişinin bu konularda yorum yapmasini doğru buluyor musunuz?
    Simdiden Teşekkürler Hocam.
    3-
    2-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Evet bunlar önemli eksikler ama yine de bütün dünyada ortak sayılabilecek en iyi ölçüm yöntemi TÜFE. Bir zamanlar TÜFE mal ve hizmet sepetinin hiç değişmeyip donuk kaldığından şikayet ederdik şimdi de sık değiştiğinden şikayet ediyoruz. Yaşam o kadar hızlı değişiyor, öyle yeni ürünler yaşamımıza giriyor ki TÜFE sepetini sık değiştirmek gerekiyor.
      (2) Kastettiğiniz eğer "enflasyon enflasyonu besliyor" gibi bir cümle ise katılırım.
      (3) Bu konular insanların cebini doğrudan ilgilendirdiği için herkesin yorumuna açık oluyor tabii. Ama çok az kişi enflasyonla tam olarak neyi kastettiğimizi ve bunu nasıl ölçtüğümüzü biliyor. Çoğu kişi açısından domates fiyatları artmışsa enflasyon artmış demektir.

      Sil
  23. Hocam merhabalar,
    Türkiye'de 2002 sonrası enflasyonun tek haneli rakamlara inmesindeki etkileri sıralamışsınız. 2001 krizini ve bütçe açığını anladım fakat kamu borç stokuyla olan ilişkisini çözemedim.Çünkü bir yandan kamu borç stoku azalırken diğer yandan özel kesim borç stoku artmadı mı? Bu toplam talepte bir değişikliğin olmadığını göstermez mi? Bir diğer sorum da cari açık ile enflasyon arasında bir ilişki kurmamız mümkün mü? Varsa bu ilişkiyi açıklar mısınız? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu kesimi ile özel kesimin borçlanması biraz farklı. Kamu kesimi ağırlıklı olarak içeriden borçlanıyor ve bu borçlanmayı cari harcamalarında kullanıyor. Ayrıca 2000'ler öncesinde TCMB'den karşılıksız kullanım da yapıyordu. Özel kesim ise daha çok dışarıdan yani dövizle borçlanıyor ve bunu üretim ya da yatırım amaçlı kullanıyor. Bunun enflasyon yaratması daha sınırlıdır. Çünkü borçlanmanın karşılığında içeriye döviz giriyor.
      Cari açığın enflasyon üzerindeki etkisi ithal malların fiyatlarıyla ilgilidir. Eğer ithal malların (petrol, doğal gaz gibi) fiyatları artış halindeyse bunları ithal edip girdi olarak kullandığımızda enflasyon artışına neden oluyoruz demektir.

      Sil
    2. Yani cari açığın büyük ya da küçük olması enflasyonu etkilemez mi ? Ben cari açık azaltılırsa (ki ekonomi yönetimimiz bunu tasarrufları artırarak ve toplam talebi kısarak yapmayı planlıyor ) enflasyonun daha da düşeceği konusunda bir önerme ileri sürsem yanlış mı olur? Teşekkürler.

      Sil
  24. Hocam aslında şöyle diyebilirmiyiz biz aslında yapacağımız yatırımlar için 1) Türk lirasını kullanıyoruz çünkü yapılan işler sonucunda işçilerin parasını ödüyoruz ,içeriden yatırım için gerekli hammadde aldığımız da onu tl ile ödüyoruz v.s 2) döviz kullanıyoruz çünkü yapacağımız yatırımlar için hammadde almamız gerekebiliyor makine teçhizat almamız gerekebiliyor bunlarıda Türkiye'de üretilmiyorsa dışarıda almamız gerekiyorsa döviz bulmak zorunda oluyoruz yani kısacası şuna katılırmısınız ; yapacağımız yatırımlar için sadece Türk lirası kullanmıyoruz aynı zamanda dövizede ihtiyaç duyuyoruz

    YanıtlaSil
  25. Hocam bir önceki soruya paralel olarak izninizle şunuda eklemek istiyorum dedim ya yatırımlarımızı finanse edebilmemiz için hem Türk lirası kullanıyoruz hemde yabancı para kullanıyoruz hocam biz tasarruflarımızı artırırsak sonuçta şu gerçekleşmez mi ; artan tasarruflar sayesinde ihracata konu olan malların satışından elde edilen gelirler artar ayrıca tasarruf artışı ithalata yönelik mal talebini kısıcı etki yapacağından tasarrufların artmasıyla aynı zamnda eskisinden daha az dövize ihtiyaç duyarız desem yanlış olur mu

    YanıtlaSil
  26. Hocam bir yorumunuzda yanlış hatırlamıyorsam şunu söylemiştiniz Türkiye tasarruflarını artırırsa tl ihtiyacı için borçlanmak zorunda kalmaz ama döviz ihtiyacı için yine borçlanabilir demiştiniz ben şunu söyleyeceğim nasılsa tasarruflar artarsa bunun getireceği avantajlardan dolayıda dövize olan ihtiyacımız azalmaz mı yani daha fazla tasarruf etmemiz aynı zamnda daha fazla döviz geliri elde etmemizi sağlamaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dövize ihtiyacımız azalır ama daha fazla döviz geliri elde etmemize değil daha az döviz gideri yapmamızı sağlar.

      Sil
    2. Hocam ben aslında şunu kastederek döviz geliri elde eder dedim ;tasarrufun artışıyla ülkede yatırımların. Artması ve ihracata yönelik mal satışlarının artışını getirebileceğinden ve tasarruf artmasıyla içeride mallarına alıcı bulamayan üreticiler dışarısı için üretim yapmaya teşvik edici olduğundan o yüzden tasarrufların artması gelir getirici etki yapar dedim bilmem yanlış mı düşünüyorum ?

      Sil
  27. Hocam ülkemizde tasarruf oranları yeterli olmadığı artık herkez tarafından biliniyor. Ve tasarruf oranının düşüklüğünün tüketimin GSYH oranının yüksekliği nedeniyle olduğu söyleniyor,yazılıyor. Hatta bir makalesinde Güngör Uras, " Çünkü tasarruf oranını en az yüzde 25’e çıkarmak demek, bugün yüzde 85 olan halkın ve kamunun tüketimini yüzde 75’e indirmek demektir." yazmıştır. Yani tüketimden kısılan bir %10 nun tamamı, tasarruf oranını arttıracak. Böylelikle yuvarlak %15 tasarruf oranı %25e çıkacaktır. Bu düşünce hakim şuan. Peki ben şunu yazarsam yanılır mıyım? 2012 GSYH verileri üzerinden konuşursak;

    Tüketimin GSYH oranını %85 oranından %75 e çektiğimizde, sağladığımız bu tasarrufu yatırıma dönüşmediği varsayımı altında, Net ihracat kalemimiz de değişmezse, tasarruf oranımız 10 puan değil, sadece %1,67 artar. Bu artışta GSYH tutarı düştüğü için olur, yani aslında tutar olarak hiç artmaz. Bir başka anlatımla %85 göre 15 TL ise tasarruf tutarı, %75 göre de 15 TL olur.
    Yine bu varsayım altında, tasarruf tutarı ne kadar artar? Net ihracat tutarımızın olumlu artış tutarı kadar artar. Yani aslında, tasarruf tutarımızın artışına birinci dereceden etki eden kalem tüketim değil, net ihracat (ihracat eksi ithalat, veya geniş tanımla Net dış dünya faktör gelirleri) kalemimizdir. Bu varsayımda;

    - Net ihracat kalemimiz 10 milyar TL artarsa, tasarrufumuzda 10 milyar TL artar, GSYH mızda 10 milyar TL artar.
    - Tüketim tutarının içindeki ithalat payı sıfırsa, tasarruf tutarı azalmaz.
    - Tasarruf tutarı, tüketim/yatırım içindeki ithalat tutarı kadar azalır.
    - Eğer yatırım, döviz kazandırıcı bir yatırım ise ve/veya döviz tasarrufu sağlayan bir yatırım ise, sonraki yıllarda tasaruf tutarını arttırır.
    - Eğer yatırım, döviz kazandırıcı bir yatırım değilse, ve döviz gideri yaratan bir yatırım ise, hem o yıl, hem de sonraki yıllarda tasarruf tutarımızı azaltır, cari açığa olumsuz yönde katkı yapar.
    - O yıl istediğiniz kadarki tutarı tüketimden çıkarıp, yatırıma ekleyin net ihracat kalemi değişmezse, o yıl ki tasarruf tutarı değişmez. Sonraki yıllarda yatırımın tasarrufa olumlu katkı yapması, döviz kazandırıcı/döviz tassarruf sağlayıcı olmasına bağlıdır.
    - Her tüketim kötü, her yatırım iyi değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bir analiz. Ne var ki beklenti bu tasarrufların krediler kanalıyla yatırımlara yönleneceği ve üretim kapasitesini artıracak yatırımlar yapılacağı biçiminde. Böyle olmasa bile tüketimde yapılacak azalma ithalatı düşüreceği için cari açığı da kısar diye düşünülüyor.
      Ama bunlar sadece düşünceler ve beklentiler. Aslında hiçbir eyrde tüketim olmadan üretim olmaz.

      Sil
    2. Hocam şu cümlede bir hatamı tespit ettim;

      "O yıl istediğiniz kadarki tutarı tüketimden çıkarıp, yatırıma ekleyin net ihracat kalemi değişmezse, o yıl ki tasarruf tutarı değişmez."

      Olması gereken;

      "O yıl istediğiniz kadarki tutarı tüketimden çıkarıp, yatırıma ekleyin net ihracat kalemi değişmezse, tasarruf tutarı artar ama, o yıl ki cari açık tutarı değişmez."

      Bence tasarrufa yönelin çağrısının arka planında, 2014 senesinin zorlu geçeceği, herkezin planını ona göre yapması gerektiğinin ima edilmesi olarak görüyorum.

      Beklenti, kredilerin yatırımcıya gitmesini istemekse, tüketici yerine, yatırımcıya kredi verilmesinin bankalarca avantaj olması gerektiği de açık.
      Ayrıca yatrımcı cephesinden bakacak olursak, yatırımcı kredi talep ediyor da, banka mı vermiyor? Evet, istediği faiz oranlarından kredi bulamıyor olabilir. Banka da şu şekilde düşünüyor olabilir;

      1.000.0000 TL lik krediyi daha düşük bir faizle yatırımcıya verip riske gireceğime, bu krediyi 10.000 TL.- den 100 tüketiciye kullandırsam, daha yüksek bir faizden daha cazip olmaz mı? Bu 100 kişi ayrıca kredi kartı, sigorta, hesap işletim ücreti gibi sair gelirler de yaratacak.

      Biliyorsunuz, bankalar tüm iletişim kanallarını kullanarak tüketicilere kredi öneriyorlar sürekli.


      Sil
  28. Hocam merhaba, kurda ve yabancı ülke enflasyon oranlarında herhangi bir değişimin olmadığını varsayarsak bizde TÜFE'nin artış göstermesi reel efektif döviz kurunu nasıl etkiler? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal koşullarda bir ülkenin parasının iç değeri düşerse dış değerinin de o kadar düşmesi gerekir. Ama normal koşullar çoğu kez geçerli olmadığı için bu yansıma bu kadar net olmuyor.

      Sil
  29. Mahfi Hocam merhaba.
    tcmb nin enflasyon hedeflemesi %5 civarında yapılıyor ama gerçekleşen enflasyon % 8 civarında oluyor.bu da tcmb nin inanılırlığını etkiliyor tabiki tcmb tam anlamıyla müdahele edemiyor bu duruma ama hedeflenen enflasyon % 7 lere çekilse beklenen enflasyon yükselmeden ''enflasyon yükseliyor'' algısı yaratılmadan daha iyi olmaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha iyi olur tabii ama anladığım kadarıyla TCMB, memur zammı, ücret artışı vb yi frenlemek isteyen hükümetin isteğine uygun olarak hedefi düşük belirliyor ki istekler buna göre olsun.

      Sil
    2. mantıklı .teşekkürler hocam

      Sil
  30. Dinçer Yılmaz5 Kasım 2013 16:52

    üniversitedeki hocalarımdan biri dünyada enflasyonu sadece 2 ülkenin doğru düzgün ölçtüğünü söylerdi. biri Almanya ikincisi Japonya. Almanya doğru ölçer çünkü halk bu konuda çok hassastır, Japonya doğru ölçer çünkü enflasyonu düşük gösterme gibi bir durumu yoktur, tam tersi yüksek göstermeye çalışır derdi.
    Hocam bu arada cevap mailiniz, yardımınız ve ilginiz için tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  31. Hocam öncelikle yazılarınız için teşekkürler. Konuyla alakası yok ama sormak istiyorum. Cari açık finanse edilmek zorunda mı finanse edilemediği takdirde ne sonuçlar doğurur. Tekrar teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açık finanse edilmezse diye bir durum yok. Cari açık demek döviz gelirinden fazla döviz gideri yapmak demek. Bu gideri yapamazsanız zaten cari açık veremezsiniz.

      Sil
  32. Hocam,CDS oranımız yine 200'un üstüne çıkmış (Ispanya iel başabaş iken şimdi onlar 170 lerde).
    CDS oranımız neden hızlı bir şekilde artıyor? son birkaç gündür değişen nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyadaki algılamalar değişince 5 ekonomi öne çıkıyor son zamanlarda. Bunlar Brezilya, Türkiye, Endonezya, Güney Afrika ve Hindistan. Öne çıkmalarının nedeni önümüzdeki dönemde yüksek dış finansman ihtiyacı içinde olmaları. Bu finansmanın sağlanamayacağı gibi bir eğilim ortaya çıktığında bu ekonomiler çok etkileniyor.

      Sil
  33. hocam merhaba,
    size 2 sorum olacak musadenizle
    1)manset enflasyonu kavrami benim hatirladigim kadariyla teori icinde yer alan bi kavram degil,bu kavrami kisaca insanlarin evinde mutfaginda hayatta en sik kullandigi mallarin fiyatlarinda artis olarak ogrenmistik ve sayin maliye bakani tarafindan kullanildiginda duymustum.sizce de surec boyle mi gelisti
    2)bi suredir QE de yasanan durumlar nedeniyle gelisen piyasalardan gelismis piyasalara dogru bi gidis soz konusu,burda kredi notlari ve cds primlerinin etkisi oldugunu soylemistiniz.burda merak ettigim esasen yatirimcinin neden oraya kaydigi degil neden tahvilden hisse senedine hatta daha cok nakite gittigim
    tesekkur ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Evet böyle gelişti. Bu deyim aslında sokağın literatüre hediye ettiği bir adlandırma.
      (2) Bu kaymanın nedeni fed'in parasal genişlemeyi durdurması halinde gelişmiş ülkelerde paralel olarak faizlerin yükseleceği beklentisi. Bu durumda gelişen ülkelerde daha yüksek risk almak yerine gelişmiş ülkelerde daha az risk ve daha az faiz çekici hale geliyor. Şimdiye kadar gelişmiş ülkelerde (ABD örneğin) faizler reel olarak 0 idi ama faizler yükselince bu artıya geçecek ve eksi faiz almamak için gelişen ülkelere giden paralar bu nedenle geri dönüyor.

      Sil
    2. Yukarıdakji açıklamaya ek:
      Ayrıca ABD'de borsa yükseliyor. Şirket karları fena değil. Bu durumda yatırımcılar faizden daha yüksek getiri sağlayan borsaya girmeye yöneliyor.

      Sil
  34. efendim cumaertesi sınava gırcem kafam bı konuda ıyce karıstı sıze baska yeren ulasamadıgım ıcın burdan yazıyorum kusura bakmayın.efendım faiz oranı artarsa borç vermek ısteyenler acısından getırı arttıgı ıcın tahvil talebi artar tahvil talebi artarsada tahvil fiyatı artar diyoruz.bu mantıkla faiz ve tahvil fiyatı arasında doğru yonlu ılıskı var diyebiliriz.ama literatürde faiz ve tahvil fiyatı arasında ters ılışki var diyoruz kafam karıstı hangısı dogru yardımcı olursanız sevınırım hocam

    YanıtlaSil
  35. Tahvil fiyatlarıyla tahvil faizi arasında ters ilişki var. Bu konuda ayrıntılı bilgi ve hesaplama için benim makaleme bakabilirsiniz: http://www.mahfiegilmez.com/2013/06/faiz-yukselince-kim-kazanr-kim-kaybeder.html

    YanıtlaSil
  36. Hocam merhaba... TÜFE sepetinden çıkarılan ve eklenen bir takım mallar oldu bu yıl. TÜFE'de var olupta etkisinin gözle görülmediği ancak fıyatının ucuzlugu nedenıyle tüketılen mallar hakkında ne söyleyebılırsınız örnekte vermıs olursanız daha ıyı anlayacagımı düşünüyorum.
    Teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun hakkında pek bir şey söyleyemem ama gıda ve alkolsüz içecek grubunun ağırlığının her düzenlemede biraz daha azaltıldığını söyleyebilirim. Eskiden bu grubun ağırlığı % 30'a yakındı, şimdilerde yüzde 25'e yaklaştı. Ben gıda ve alkolsüz içeceklerin hanehalklarının bütçesinde ağırlığının azaldığına emin değilim.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...