7 Aralık 2013 Cumartesi

3500 Yıl Önce Döviz Kurları

Bundan 3500 yıl kadar önce Hititler, Asurlular ve Babilliler aynı adı taşıyan ağırlık ölçülerini kullanıyorlardı: Şekel ve Mina (ya da mana.) Bu ağırlık ölçüleri aynı zamanda bugün İngiliz pound sterlininde olduğu gibi gümüşe dayalı olarak kullanılan bir çeşit para birimi ölçüsü idi. Hititler, Asurlular ve Babillilerle aynı adı taşıyan ağırlık ölçüsü ve dolayısıyla para birimini kullansalar da bunların ağırlıkları arasında fark vardı. Hititlerin ülkesinde, ya da onların deyimiyle Hatti ülkesinde, 1 Şekel 12,5 gram ağırlığa; 40 Şekele eşit olan 1 Mina ise 500 gram ağırlığa eşitti. Buna karşılık Asur ve Babil’de 1 Şekel 8,33 gram ağırlığa; 60 Şekele eşit olan 1 Mina 500 gram ağırlığa eşit idi. O zamanki değerini bir kenara bırakarak yalnızca karşılaştırmayı kolaylaştırmak için gümüşün gramını bugünkü değeriyle 3 TL olarak alırsak şöyle bir tablo yapma olanağımız var:

Ağırlık (gram karşılığı)
Şekel
1 MinaKaç Şekel
Mina
Hititlerde
12,5
40
500
Asur ve Babilde
8,33
60
500
Para Birimi (gümüş karşılığı)



Hititlerde
37,5 TL
40
1.500 TL
Asur ve Babilde
25 TL
60
1.500 TL

Bu eşitliklerden gidersek 1 Hitit Şekelinin 1,5 Asur şekeline eşit olduğunu görürüz. Ya da tersinden okursak 1 Asur Şekelinin 0,66 Hitit Şekeline eşit olduğunu. Ne var ki bu ilişkiye bakarak Hitit parasının daha değerli olduğunu söyleyemeyiz. Eğer bunu söyleyebilsek Hitit ekonomisinin daha güçlü olduğu yolunda bir tahmin yapma olanağımız olurdu. Ama yalnızca bu değişim oranlarına bakarak Hitit parasının daha değerli ve dolayısıyla Hitit ekonomisinin daha güçlü olduğunu söyleme olanağımız yok. Söyleyebileceğimiz tek şey Hitit parasının Asur ve Babil paralarına göre daha fazla gümüşten yapıldığıdır. Bu eşitlikler çerçevesinde örneğin Hitit pazarında 3 Hitit Şekeline satılan gömleğin Asur ya da Babil pazarında 4,5 Asur Şekeline satılıyor olması gerek. Ya da en fazla taşıma parası kadar ucuza.  

Komşu topraklarda aynı adı taşımasına karşın iki farklı ölçüde para birimiyle karşılaşmamızın temel nedeni yine ağırlık ölçüsüyle ilgili bulunuyor. İlk ağırlık ölçüsünün insanın taşıyabileceği kadar yük olduğu tahmin ediliyor. Buna Sümerde Gun, Akadda Biltu adı verilmişti. Daha sonraları ortaya çıkan Mina, Gun ya da Biltu’nun altmışta birini ifade ediyordu. Mina’nın altmışa bölünmesiyle çıkan ölçüye de Sümercede Gin, Akadcada Şekel deniyordu. Asur ve Babil, Sümer ve Akadda geliştirilen bu sayı sistemini benimseyip ölçülerini ona göre oluştururken Hititler, aynı ölçü adlarını kullanmalarına karşılık, Mina ile Şekel arasında 60 katlık bir fark yerine kırk katlık bir farka dayanan bir sayı sistemini benimsemişlerdi. Bu ölçüler, Anadolu’ya Asurlu tüccarlar tarafından taşındığı halde Hitit topraklarında bu farklı sayı sisteminin nasıl ortaya çıktığını tam olarak bilmiyoruz.    

Eğer Hitit şekelindeki gümüş ayarının Asur ya da Babil Şekellerindeki gümüş ayarından düşük olduğunu bilseydik ve o durumda böyle bir eşitlik ortaya çıkıyor olsaydı Hitit parasının daha değerli olduğunu ve Hitit ekonomisinin daha güçlü olduğunu söyleyebilirdik. O zaman Hitit Şekeli Dolar ve Euro gibi rezerv para niteliği kazanacak ve Asurlu tüccarlar ellerine geçen satın alma gücü daha yüksek olan, Hitit Şekellerini saklayacaklardı. Yani bugünkü Dolarizasyonun bir benzerini Hitit Şekelizasyonu olarak 3500 yıl önce yaşamış olacaktı bu topraklar. Ne yazık ki iki parada kullanılan gümüşün bugünkü anlamda kalitesini ölçmek için elimizde bilgi yok. O nedenle bugünkü bilgilerimiz doğrultusunda her iki parada da aynı nitelikte gümüş kullanıldığını, Hitit parasını değerli kılan tek nedenin fazla gümüş miktarı olduğunu söylemekle yetineceğiz.

Özetle söylemek gerekirse bugünün dünyasında döviz kurları olarak bildiğimiz şey, antik dünyada sayı sistemleri farkından ibaretti.

                       
Not: Bu yazı ilk kez 15.02.2004 tarihinde Radikal Gazetesinde aynı adla yayınlanmış olan yazımın elden geçirilmiş halidir.

Kaynaklar:
Mahfi Eğilmez, Hitit Ekonomisi, Ege Yayınları, İstanbul, 2005.
Erkan Ildız, Eski Çağda Bankacılık ve Bankerlik, Türkiye Bankalar Birliği yayını, İstanbul, 2013.        


42 yorum:

  1. Müthiş bir cumartesi yazısı. Tek kelimeyle "deli" bir çalışma, ellerinizle sağlık hocam. Işte teori dediğin böyle anlatılır. :) Çağrı

    YanıtlaSil
  2. Tıpkı bugün gibi Hitit parasının daha değerli veya makbul olması gümüş içeriğinden değil de askeri gücünden kaynaklanıyor olabilir mi? Bugün ABD ve Euro bölgesi iki güçlü ekonomik blok ve siyaseten müttefik görünüyorlar. Dolar ve Euro rezerv para birimleri ama doların dünya rezervlerindeki payı Euro'nun payının 2 katından fazla. çünkü ABD petrol başta olmak üzere emtia ticaretinde Euro'nun bile kullanılmasına pek tahammül edemiyor ve gerekirse askeri gücünü kullanıyor. bu durum diğer ülkeleri dolara yöneltiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugünkü durumla ilgisi pek yok. Çünkü bugünkü paralar karşılıksız. Oysa o günün paraları doğrudan gümüş.

      Sil
  3. Hocam yazıdan alakasız olucak ama cevaplarsanız çok sevinirim. Ülkemizde Merkez Bankası genişletici para politikası uyguladığı zaman enflasyon kaçınılmaz oluyor. Peki ABD uzun süredir genişletici para politikası uygulamasına karşın neden enflasyon ortaya çıkmıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynesyen likidite tuzağı konusuna bakmanız gerek. Bu blogda anlatmıştım.

      Sil
    2. enflasyon üzerinde para arzı etkili. Fed bir yığın varlık karşılığı bir yığın dolar verdi ama bu dolarların büyük kısmı banka aktiflerinde rezerv olarak duruyor. ancak bu rezervler para arzına dahil değil, yani piyasaya girmiyor. 2003-08 arası M2 para arzı artış oranıyla 2008-13 arası artış oranı hemen hemen aynı. para arzı diğer ifadeyle halkın ve kurumların elindeki para miktarı istikrarlı bir seyir izlediği için enflasyonda ciddi hareketlilik olmuyor.

      Sil
  4. ilginizi çekebilecek bir bilgi: dolar da pound gibi ismini bir ağırlık ve ayar ölçüsünden alıyor. 15-16.yüzyılda Orta Avrupa'da 15,5 gram ağırlığındaki (yarım ons) 22 ayar gümüş paraya "thaler" deniyordu. "thaler" zamanla "tolar" sonra "dollar" olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim bir şeydi ama yine hatırlattığınız iyi oldu. Teşekkürler.

      Sil
  5. hocam saygılar, kapsanmış ya da karşılanmış faiz paritesi hakkında bilgi vermeniz mümkün müdür? blogunuzda aradım ancak bulamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorular çeşitli giriş sınavlarında çıkmış sorulardır. Sınav sorularını yanıtlamıyorum biliyorsunuz. Aksi takdirde bu blog amacını kaybeder.

      Sil
  6. Hocam,
    Dönemin faiz oranları hakkında bilgimiz var mı? Hititlerin de "faiz lobisi" konusunda önlem almış olmalarına şaşırmam doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hititler öncesi dönem olan Asur kolonileri döneminde faizlerin % 30 ile 100 arasında olduğunu hesaplıyorlar. Ama Hitit döneminde faizin ne olduğunu bilmiyoruz. Muhtemelen tefeci faizi idi ve yüksekti diye tahmin ediyorum.

      Sil
  7. Hocam 19.yy ve 20.yy başlarında ülkeler paralarını altına endekslemişlerdi örneğin 1 Osmanlı Mecidiyesi=1,07 altın 1 İngiliz sterlinide =2,05 altın dı diyelim böyle yaparak 1sterlinin kaç Osmanlı Mecidiyesi olduğu biliniyordu . Hocam o zamanlar Osmanlı parasının yada sterlinin içinde gerçekten altın varmıydı paralar altından mı yapılıyordu yada en azından tamamı altından yapılmasada bir kısmı mı altından yapılıyordu ?ve Osmanlı benim param 1,07 altın saflığında derken yada sterlin 2,05 altın saflığında derken neye göre demişlerdir ve derken de tartışma çıkmışmıdır ?
    2) hocam bretoonwoods sistemi yıkıldıktan sonra 1972 den bu yana uluslararası ödemeler sistemi adına bir şey yapılamamıştır . Bugün hala amerika istediği gibi para basıp cari açığını rahatça finanse edebilmektedir ve Buda bir takım haksızlıkları beraberinde getirmektedir . yeni uluslarrası ödemeler sisteminin oluşailmesi adına ülkelerin 1944 yılında ki ne benzer şekilde bir araya gelip yeni bir para sisteminin oluşturulması gerekmez mi ? yoksa birtakım güçler buna engel mi olmaktadır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Kağıt para sistemi öncesinde geçerli olan metal paraydı. Bu metaller altın, gümüş ya da bunların bulunduğu karışımlardan yapılıyordu. Zamanla bu paralar kağıt parayla birlikte dolaşır oldu. Kağıt paranın karşılığı da altın olarak muhafaza ediliyordu. Başlangıçta örneğin 1 Lirada kaç gram altın varsa 1 lira olarak basılan kağıt paranın karşılığında da o kadar altın darphanede muhafaza ediliyordu. Örneğin elinde 1 lira olan birisi darphaneye gibi ver benim altınımı dese alabilecek durumdaydı. Buna tam konvertibilite deniyor. Benim bildiğim sterlin hiçbir zaman altın olmadı. Gümüş oldu. Dolar da öyleydi. Hala kolleksiyoncularda gümüş dolar bulunuyor.
      (2) Bretton Woods sistemi dünyada altın karşılığı basılan tek para olarak kalan doların altın karşılığının 1 ons altın = 35 USD olarak saptanması ve diğer para birimlerinin bu ölçüyle dolara bağlanması esasına dayalıydı. 1972'de ABD USD'nin altın karşılığını kaldırınca kağıt paraların tamamı karşılıksız kaldı. Ve bu USD gibi tek başına kalmış bir rezerv paraya büyük üstünlük sağladı. Dediğiniz gibi şimdi dilediği gibi basarak sorununu çözüyor. Rezerv para olduğu için dünyanın her yanından talep ediliyor ve yayıldığı için ABD içinde enflasyon yaratmıyor.
      Yeni bir parasal sistem şart oldu. Bu konunun G20 toplantılarında gündeme getirilmesi gerekiyor. Ama kim getirecek bilinmiyor.

      Sil
  8. Hocam merkez bankasının 2013 yılına ilişkin para politikası adlı yazınızda kaldıraca dayalı zorunlu karşılık oranından bahsetmiştiniz ve kaldıraç oranı 3,5 olanların daha fazla zorunlu karşılık yatıracağımdan bahsetmiştiniz . Bddk tarafından bu oranı tutturmayan bankalara bir takım yaptırımlar gelmektemidir yoksa 2014 yılımda mı devreye girecektir ? Ayrıca bu karar basel 3 te alınan bir karar mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaldıraca dayalı zorunlu karşılık oranları uygulaması 2013 III Ç itibariyle uygulamaya girmiş bulunuyor. Uygulamayı BDDK değil TCMB yürütüyor, çünkü zorunlu karşılıklar TCMB'ye yatırılıyor biliyorsunuz. Zorunlu karşılıklar için geçerli olan yaptırımlar bunun için de aynen geçerli. Bu uygulamaya ilişkin yönlendirme Basel III Komitesi kararları arasında yer alıyor.

      Sil
  9. Hocam 2001 krizi ile alakalı sorum olacaktı bazı sebelerden dolayı yabancıların ülkeye olan güvensizliği arttığından dolayı yabancılar paralarını alıp kaçmaya başladılar hem kur yükseldi hemde rezervler ciddi bir şekilde erimişti .ben şunu sormak istiyorum cari açığın finansman yöntemlerini sıcak para soğuk para ve borçlanma olarak sıralarsak ülkede 2001 krizinde risklerin yükselmesinden dolayı bu yabancı yatırımcı ülkeyi terk etmiştir . Hocam daha öncede söylemiştiniz kriz zamanlarında cari açık veren Türkiye cari fazla verir demiştiniz . Bu noktada şunu sormak istiyorum bireyler 2001 krizinde de eskisi gibi kur maliyetine katlanıp eskisi gibi cari açık vermek isteseydi bankalar o parayı bulabilirlermiydi? Şunu anlıyorum ülkenin riski yükseldiğinden dolayı belki borçlanma ile bulamaz dı , aynı şekilde ülkeye sıcak para yada soğuk para girişi olmadığından tam aksine krizde olduğundan çıkış olacaktır ve bu yollada bulamayacaktır .geriye bankaların döviz stokları ve merkez bankası rezervleri kalıyor bu sayede bulabilirlermiydi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2001 krizinde bankalar gerekli dövizi bulamazlardı. Bırakın dövizi bankalar o dönemde gerekli TL'yi bulamadılar. Bulmak için gecelik yüzde 3000 faiz verdiler yine bulamadılar.
      Döviz de TL de anormal koşullar dışında maliyetine katlanmayı göze alırsanız bulunabilir. Örneğin USD 2 TL'den bulunamıyorsa 2,05 TL'den bulunabilir. TL mevduatlarda azalma varsa yüzde 9 yerine yüzde 11 faiz verirseniz mevduat azalmasını tersine çevirebilirsiniz. Ama kriz zamanlarında bu mekanizma çalışmaz. İnsanlar ana parasını geri alamayacağını düşündüğü için siz yüzde 50 de faiz verseniz mevduat gelmeyebilir. Ya da kuru 2,10 da yapsanız dövizini satan bulamayabilirsiniz. Çünkü insanların çoğu kurun daha da yukarı gideceğini düşünerek dövizini satmaz. İşte o dönemde MB'nin devreye girmesi gerekebilir.
      Özetle faiz artışı ve kur yükselişi bulunmayan TL ve dövizi bulmak için yoldur ama krizin aşamalarına göre bu artışlar bazen güvenin daha da sarsılmasına yol açarak tam tersi sonuç verebilir.

      Sil
  10. Hocam özel olacak ama Hitit Tarihi merakınız ve araştırmalarınız neden kaynaklanıyor ?
    Bu yazınızda gerçekten mükemmel bir beyin fırtınası yaşadım, mesele sadece bilgi değil bu bilgiyi özgün araştırmalarla yorumlayabilmek. Analitik düşünme yeteneği bu olsa gerek. Haftasonu için zevkli bir yazı olmuş, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      20'li yaşlardayken "Tanrıların Vatanı Anadolu" (yazarı C.W. Ceram) adlı bir kitap okudum ve merakım o zaman başladı. Ondan sonra Hititler konusunda elime geçeni okumaya başladım, sonraları elime geçmeyenleri de bulup okudum, notlar aldım. Öteden beri antik dünyada ekonomik ilişkileri merak eder ve çalışırdım. Başlangıçta bu gözle bakarken sonra daha genel bir perspektif içinde analize başladım. Benim için bir hobi olarak başladı ve sonra hobiden öteye geçti.

      Sil
  11. Hocam kriz zamanlarında ülkemize olan güvensizlikten dolayı ve paramı versem de alamam gibi gerekçelerle ülkemize ne sıcak para ile yatırım gelmekte nede doğrudan yatırım ile para girmektedir hatta kriz zamanında borçlanmak istesek bile eğer risklerimz büyümüşse yine para bulamayacağızıdır tam aksine para gelmesi yerine var olan yabancı yatırımcılar ülkede ufak bir risk gördüğünde kaçacaktır . Eğer böyle bir senaryo gerçekleşirse döviz kaynaklarımız günbegün eriyecektir.
    1)normalde böyle bir kriz durumunda kurlar yükselir ,maliyetler yükselir ve yapılacak olan ithalattan vazgeçilir ve bundan dolayı kriz dönemlerinde cari fazla bile verilebilir normal olan budur . Ama ithal edilecek mallar hayati öneme sahipse esneklikleri düşükse çok uç bir örnek olabilir ama bu noktada hala ithalat yapmak isteyen bireyler varsa ama ülkeye olan sermaye akımları durmuşsa ve ülkenin itibari kalmadığından var olanlar da çıkışa geçmişse hanehalkının talep ettiği dövizi nereden karşılanacak(sıcak para , soğuk para ve borçlanmayı geçiyorum ) rezervlerden mi döviz stoklarından mı yoksa IMF ye mi başvurulacaktır ?
    Hocam sorum için kusura bakmayın neolur kafamda bazı şeyleri oturtamadığım için bu soruyu sorma ihtiyacı hissettim .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu dönemde sıcak para bir yandan çıkıyor, bir yandan da giriyor. Henüz öyle büyük bir döviz çıkışı söz konusu değil. Ayrıca özel kesim hızla pozisyon kapatmaya devam ediyor.
      (1) İthalinden vazgeçilemeyecek ürünlere örnek olarak petrol ve doğalgazı verebiliriz. Miktar azalabilir ama vazgeçilemez. Buna karşılık Türkiye'nin ihracatı sıfırlanmayacağına göre bunları karşılayacak döviz geliri girişi de devam eder. Ayrıca ülkenin 110 milyar doları TCMB'de 15 milyar doları da bankalarda olmak üzere 125 milyar dolar döviz rezervi ve 21 milyar dolar da altın rezervi var. Bunlar da böyle sıkıntılı günler için saklanıyor. Eğer içinden çıkılamaz bir durum olursa da IMF'ye gidilebilir.

      Sil
  12. Hocam affınıza sığınarak bu konu hakkında ki son sorumu sormak istiyorum ;şöyle bir zaman olmuşmudur kur ne olusa olsun bireyler belirli bir bedele katlanmak üzere ithalat için döviz talebinde bulunduğunda banka bende döviz yok ben senin ithalatını gerçekleştiremem dediği bir zaman var mı? Varsa bu kriz zamanlarında mı olmaktadır ?
    Şunu desem yanılırmıyım ; kriz zamanında ülkeye olan sermaye akımları dursa ve var olan yabancılarda ülkenin riskinde bir artış olduğunu düşünerek çıksa ve ülkede döviz varlığı olarak 20milyar$ kalsa ama ithalat yapılmak için gelen talep ise 60 milyar$ kadar ise kurlar yükselecek ve yüksek kurda ihracat v.s artacak ve döviz arzı artacak aynı şekilde bu yüksek kurda döviz talebi azalacak ve kur öyle bir noktaya gelecek ki döviz arzı ve talebi eşitlenmiş olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1980 öncesinde böyle bir zaman olmuştur ve zorunlu ihtiyaçlar için bile ithalat yapılamaz hale gelmiştir. Petrol ithal edilemediği için fuel oil bulunamamış ve evlerde ve işyerlerinde insanlar paltolarıyla oturmuştur (ben bunu yaşadım.) Sonunda Türkiye IMF'ye gitmiş, yüzde 50 devalüasyon yapmış, dış borçlarını erteletmiş ve ondan sonra yavaş yavaş normal koşullara dönüş başlamıştır.
      Bu tür sorunlar genellikle kurun doğru tanımlanmamasından kaynaklanıyor. O dönemde sabit kur sistemi uygulanıyor ve Türkiye kuru değiştirmemekte ısrar ediyordu. Sonuçta piyasa kuralları kurun değişmesini zorunlu kıldı.

      Sil
  13. Hocam geçen gün açıklanan rakamlara göre bankaların 15 milyar $ döviz stoku var ve bunlara merkez bankasında ki rezervleride eklenirse ülke olarak 136 milyar $ döviz varlığına sahibiz .
    1) hocam merkez bankası rok karşılığında topladığı ödünç rezervleri olası bir kriz durumunda yabancıların ülkeden kaçması durumunda bunları geri iade etmesi gerekecektir bu bankalardan karşılık sonucu aldığı rezervleri bankalara döviz satım ihalesi yaparak sunup bankalarda bu parayı yabancılara mı sunacak yoksa döviz satım ihalesi yapmayıp bankalar ne kadar karşılık yatırmışsa bu tutarları kriz anında çekebilme hakkına sahipmidir ? Hangi yöntemi kullanarak bu ödünç aldığı rezervleri yabancıların eline geçmesini sağlayacaktır ?
    2) hocam normalde sizde diyorsunuz genel de bankalar tasarruf yetersizliğinden dolayı dışardan borçlanmaktadır ve borçlandığı bu tutarı içeride tl kredisi verebilmek için m. B sına yatırarak tl alacaktır .şimdi bunu tersten düşünürsek bankaların aldığı borcun vadesinin geldiğini ve aldığı döviz borcunu ödeyeceğini düşünürsek bu sefer merkez bankasına tl yatırıp döviz alma hakkına sahip midir ?
    3) ya da kriz zamanında yabancıların ülkeden kaçması durumunda yabancıların döviz taleplerini karşılayabilmek için bankalar merkez bankasına tl yatırarak döviz alabilme hakkına sahip mi ?
    4)yanlış bilmiyorsam 70 cente muhtaç kaldığımız dönemde döviz stoklarımız tükenmişti ve banka ya tl versekte banka bize o dövizi veremiyordu Türkiye ekonomi tarihine hakim olamadığımdan ve yaşımda müsait olmadığından soruyorum ; 1979 yılında ki gibi bankaların döviz stoklarının tükendiği bir dönem geçirdik mı ? Mesela ağır bir kriz geçirdiğimiz 2001 yılında bankaların döviz stokları tükenmişmiydi ve biz tl verip te döviz alabiliyormuyduk ?
    4) hocam son olarak bir ülke ağır bir kriz ortamına giripte riskleride yükselmişse o ülkenin bankaları bireylerden gelen ithalat talebini karşılamakta güçlük çeker mi yani banka dönüpte bana gelen sermaye akımları durdu ne sıcak para geliyor nede borçlanabiliyorum o yüzden sizin bu taleplerinizi yerine getiremiyorum dermi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Bir banka yükümlülüklerini karşılayamama durumuna gelirse MB zorunlu karşılıklarını iade eder. Burada ihale olmaz.
      (2) Nasıl ki biz elimizdeki TL'yi verip karşılığında döviz almak hakkına sahipsek, bankalar her zaman MB'ye TL yatırıp döviz almak ya da tersini yapmak hakkına sahiptir. Günümüzde konvertibilte denilen şey budur (eskiden parayı verdiğinizde karşılığını altın olarak alma hakkına konvertibilite denirdi).
      (3) 2 ile aynı
      (4) 1980 öncesinde döviz krizi yaşadık. Bu konuyu bir üstteki arkadaşa verdiğim açıklamada yanıtladım. 2001 yılında döviz krizinden çok batık alacaklara dayalı bir bankacılık krizi yaşandı.
      (5) Bu gibi ortamlarda kur değişir. Diyelim ki 1 USD = 2 TL'den 20 milyar dolarlık talep varsa kur 1 USD = 2,10 olduğunda talep 10 milyar dolara düşer, hatta tam tersine elinde dolar olanlar satmaya başlar ve bu dengeye götürür. 1980 öncesinde dövizin tükenmesinin nedeni sabit kur sisteminde olmamızdı. Yani kur değişmemişti. Krizin bitişi de zaten yüzde 50 devalüasyon yapılmasıyla oldu. Buna karşılık eğer ekonominin çok zor durumda olduğu algısı ortaya çıkarsa o zaman kur çok yukarılara fırlayabilir.

      Sil
  14. Hocam sizin yazılarınızdan yorumlarınızdan tv proğramlarınızdan çok şey öğreniyoruz Allah razı olsun. Ayrıca hiç sıkılmadan gelen soruların hepsine cevap veriyorsunuz size minnettarız .iyi günler diliyorum esenlikte kalmanız temennisiyle .

    YanıtlaSil
  15. Merhaba Hocam,

    Özel bir üniversitede Finans Mühendisliği yüksek lisansı yapmak istiyorum.

    Faydası olur mu ?

    Görüşleriniz ve sorularımıza gösterdiğiniz sabrınız için içtenlikle teşekkür ederim...

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka olur. Ama dersle yetinmeyip ek çalışmalar yaparsanız çok daha yararlı olur.

      Sil
    2. Teşekkürler Hocam,

      Ek çalışma olarak olabildiğince kitap (sizin kitaplarınız da dahil) ve makale okumaya çalışıyorum. Bunun dışında sizin önerebileceğiniz bir şey olursa seve seve uygularım.

      Sil
    3. Başka hiçbir önerim olamaz, siz zaten gereğini yapıyorsunuz.

      Sil
  16. mahfi hocam ödemeler bilançosunda alt hesap olarak sermaye hesabı var.bu hesap ülkeye giren ve ülkeden çıkan portföy yatırımlarını ve doğrudan sermaye yatırımlarını mı ifade ediyor? Ben istersem her ülkenin ödemeler bilançosuna ulaşabilir miyim? teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce bir düzeltme yapayım bunun adı ödemeler bilançosu değil. Bu bir bilanço değil. O nedenle adı Ödemeler Dengesi (Balance of Payments.)
      Ödemeler Dengesinde Sermaye ve Finans Hesapları başlıklı bir alt denge var. Buradaki sermaye hesapları sadece göçmen transferleri ve üretilmeyen ve Finansal olmayan varlıklar toplamından ibaret. Miktarı da çok düşük. Buradaki asıl ağırlık finans hesaplarında. Bunlar cari dengenin nasıl finanse edildiğini gösteren kalemler. Bunlar arasında sizin değindiğiniz doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve portföy yatırımları da var. Ayrıca alınan krediler, borçlar vb buraya yazılıyor.
      İsterseniz her ülkenin ödemeler dengesi tablosuna ulaşabilirsiniz. Arama motoruna ülkenin adını ve yanına balance of payments yazsanız çoğuna bu yolla ulaşabilirisiniz.

      Sil
  17. Hocam sizce açıklanan enflasyon verileri gerçeği yansıtıyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence sepetteki ağırlıklar doğru değil. Örneğin gııda ve alkolsüz içecekler alt grubunun ağırlığı düşürüldü. Öyle olunca enflasyon düşük çıkıyor.

      Sil
  18. Hocam iki ülkenin para birimlerinin değerlerine göre o ülkelerin ekonomileri hakkında nasıl tahminde bulunabiliriz. Para birimi değerli olup ekonomisi iyi olan ülkeler de var kötü olan ülkeler de, tam aksi de mümkün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece paranın diğer paralar karşısındaki değerinden hareketle ülkenin ekonomisi hakkında yargıda bulunamayız. Örneğin Çin bilerek isteyerek ve ekonomi politikasının bir parçası olarak parasını değersiz tutuyor ama ekonomisi oldukça güçlü. Buna karşılık Euro güçlü görünüyor ama Yunanistan, İspanya, İtalya gibi Euro kullanan ekonomiler o kadar güçlü değil.
      Mutlaka başla göstergelere bakmamız gerekir.
      Para işin son noktasıdır.

      Sil
  19. Günaydın Hocam,

    Cari kelimesinin tam karşılığı nedir ? Cari oran, Cari borçlu hesap, cari enflasyon oranı vb.

    Kelime anlamı olarak geçerli çıkıyor ama sanki benim bilmediğim bir anlamı daha varmış gibi ?

    Yanılıyor muyum ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari, İngilizcedeki current kelimesinin tam karşılığı. Geçerli demek. Akan anlamına da geliyor. Örneğin cari harcamalar dediğimizde bu dönemde yapılan harcamaları kastediyoruz ya da cari hesap dediğimizde halen kullanılan açık tutulan hesabı ifade ediyoruz. Cari enflasyon oranı bu döneme ait enflasyon oranı demek.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...