21 Aralık 2013 Cumartesi

Fed Kararı mı Yolsuzluk İddiaları mı Piyasayı Daha Fazla Bozdu

Fed Kararı ve Yolsuzluk İddiaları
2013 yılının sonuna doğru ekonomide ve ekonomiyi etkileyecek çerçevede önemli iki gelişme yaşandı: (1) Fed’in “niceliksel gevşeme” (quantitative easing ya da kısaca QE) adı altında uyguladığı tahvil alım programı çerçevesinde her ay yaptığı 85 milyar dolarlık tahvil alımının miktarını 10 milyar dolar azaltması. (2) Geçtiğimiz hafta ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları ve bu iddialarla ilgili başlatılan soruşturmalar.

16 – 20 Aralık 2013 haftasına girerken ve haftadan çıkarken başlıca piyasa göstergeleri şu görünümdeydi.

Gösterge
16.12.2013 Pazartesi sabahı
20.12.2013 Cuma akşamı
İki Tarih Arası Değişim (Türkiye açısından, %)
USD kuru (TL)
2,04
2,09
-2,5
Euro kuru (TL)
2,81
2,86
-1,8
Kur sepeti (1/2 USD + 1/2 EUR)
2,42
2,47
-2,1
USD EUR Kuru (USD)
1,38
1,36
1,4
BIST 100 Endeksi
74.065
69.573
-6,1
Gösterge Faiz (%)
8,92
9,61
7,7
CDS Primi (Baz Puan)
188
221
17,6

Bu iki olayın etkisiyle bir hafta içinde TL USD’ye karşı yüzde 2,5, Euroya karşı yüzde 1,8 değer kaybederken sepet kur yüzde 2,1 yükseldi. BIST 100 endeksi yüzde 6,1 değer kaybederken, gösterge tahvilin faizi yüzde 7,7 artışla çift haneye yaklaştı. Türkiye’nin CDS primi yüzde 17,6 ile ciddi bir artış yaşadı.

USD Euro kurunda USD lehine yüzde 1,4 oranında bir artış (ya da Euro aleyhine yüzde 1,4 oranında bir düşüş) ortaya çıktı.

Bu veriler içinde USD EUR kurundaki değişime baktığımızda Fed’in tahvil alımlarını azaltmasının USD’yi Euroya (ve diğer para birimlerine) karşı güçlendirdiğini söylememiz mümkün. Bu değişimin TL üzerinde her iki para birimine karşı değer kaybı biçiminde etkili olduğu görülüyor.

Türkiye’de piyasaları etkileyen ikinci olay yukarıda değindiğimiz yolsuzluk iddiaları ve bu iddialar çerçevesinde soruşturmalar oldu. Bunların etkisini kurlar, BIST 100, faiz CDS primi üzerinde görmek mümkün olabiliyor.

Kırılgan Beşlinin En Kırılganı Kim?
Aşağıdaki tabloda geçtiğimiz haftaya girişte ve çıkışta kırılgan beşlinin (Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye) para birimlerinin USD karşısındaki değerleri yer alıyor. Tabloya göre Geçtiğimiz haftada Hindistan Rupisi dışında kalan paraların hepsi USD karşısında değer kaybetmiş ve en yüksek kaybı TL yaşamış. TL’nin, diğer paralara karşı yaşadığı daha yüksek değer kaybının ardında yolsuzluk iddia ve soruşturmalarının olduğunu görmek mümkün.

Para Birimleri vs USD
16.12.2013 Pazartesi sabahı
20.12.2013 Cuma akşamı
İki Tarih Arası Değişim (%)
Türk Lirası
2,04
2,09
-2,5
Brezilya Reali
2,33
2,38
-2,1
Hindistan Rupisi
62,1
61,9
0,3
Endonezya Rupiahı
11980
12112
-1,1
Güney Afrika Randı
10,3
10,4
-1,0

Aşağıdaki tablo hafta başı ve sonu itibariyle Hindistan dışındaki kırılgan beşlinin CDS primlerini sergiliyor (Hindistan verileri düzenli olmadığı için buraya alınamadı.) Tabloya göre geçtiğimiz hafta içinde Türkiye’nin CDS primi yüzde 17,6 oranında artarken diğer ekonomilerin CDS primlerinde düşüş ortaya çıkmış. Yani öteki ekonomiler haftayı risklerini azaltarak geçirirken Türkiye’nin risklerinde ciddi artış algılanmış. Bu bize yolsuzluk iddia ve soruşturmalarının yarattığı etkiyi gösteriyor.

CDS Primleri (Baz Puan)
16.12.2013 Pazartesi sabahı
20.12.2013 Cuma akşamı
İki Tarih Arası Değişim (%)
Türkiye
188
221
17,6
Brezilya
182
179
-1,6
Endonezya
216
212
-1,9
Güney Afrika
194
193
-0,5
  
Aşağıdaki tablo bu beş ülkede borsa endekslerinde geçtiğimiz hafta yaşanan değişimi gösteriyor. Türkiye borsası dışındaki ülkelerin borsalarında artış söz konusu olmuş. Buna karşılık Türkiye Borsası (BIST 100) hafta başından hafta sonuna yüzde 6,1 oranında düşüş sergilemiş.

Borsa Endeksleri
16.12.2013 Pazartesi sabahı
20.12.2013 Cuma akşamı
İki Tarih Arası Değişim (%)
Türkiye
74.065
69.573
-6,1
Brezilya
50.200
51.186
2,0
Hindistan
6.207
6.274
1,1
Endonezya
4.126
4.196
1,7
Güney Afrika
43.800
44.574
1,8

Özet ve Sonuç
Anlattıklarımızın özeti şudur: Fed’in tahvil alımlarında azaltmaya gitmesi Hindistan dışında kırılgan beşlinin para birimlerini değer kaybı biçiminde etkilemiş, buna karşılık Türkiye dışındakilerin CDS primleri düşerken borsa endeksleri yükselmiş, Türkiye’nin ise parası değer kaybederken CDS primi yükselmiş, borsası da düşmüş bulunuyor.

Anlattıklarımızın ulaştığı sonuç da şudur: Türkiye piyasaları Fed’in tahvil alımını azaltma kararından çok, hafta içinde başlayan yolsuzluk iddiaları ve soruşturmaların etkisiyle bozulmuş görünüyor.     

Bulunduğumuz nokta ise şudur: İç gelişmelerin, ekonomiyi, dış gelişmelerden daha fazla etkileyeceği bir döneme girmiş durumdayız.

Not: Yazıda geçen Fed, niceliksel gevşeme (QE), BIST 100 endeksi, CDS primi, kırılgan beşli gibi kavramların anlamları için blogdaki Ekonomi Sözlüğüne bakınız.

43 yorum:

  1. Fed Tahvil alımlarını azaltacağım der Türkiye'de gezi olur, Fed Tahvil alımlarını azaltmaya başlar Türkiye'de yolsuzluk operasyonu olur. İster istemez bunlar bir tesadüf mü diyesi geliyor insanın. Eğer bir sonraki azaltma geldiğinde de birşeyler olursa var artık bu işin içinde birşeyler derim sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Polisiye roman okumak iyidir, analitik düşünceyi geliştirir ama kendinizi o kurgulara fazla kaptırırsanız bir bakarsınız komplo teorileri yazmaya başlamışsınız. Dikkat diyeyim.

      Sil
    2. Peki içerideki negatif haber etkisinin tersi nedir? Ne tarz gelişmeler bizi kırılgan beşlinin üstünde bir performansa götürür?

      Sil
    3. Cari açığın düşmesi ve dış finansman ihtiyacının azalması. Bunun da yolu tasarrufların artmasından geçiyor. Tasarrufların artmasının neye bağlı olduğunu söylemeyeyim. Çünkü onu söyleyeni lobici ilan ediyorlar.

      Sil
    4. Hocam,
      siz söyleyin de adınız lobiciye çıksın, sorun değil. Ama siz gerçekten yüksek faizlerin tasarrufu artıracağına inanıyor musunuz? Eğer inanıyorsanız, kadim dostunuz Ege Cansen sizin gibi düşünmüyor, yüksek faizlerin tasaruffu artırmadığını, aksine azalttığını söylüyor: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24962854.asp

      Sil
    5. O zaman ben de soruyorum 2001 krizinden önceki on yılda niçin tasarruf gsyh oranı yüzde 20 idi de sonrasında sürekli düşerek yüzde 13 e kadar geriledi?

      Sil
    6. Mahfi Bey, ne kadarlık bir reel faiz ülke ekonomisi için faydalı olur?
      Enflasyona, istihdama, GSYH, cari açığa, ülke tasarruf oranına etkileri nasıl gerçekleşir? Uygulanan politikayı Senaryo1, reel faiz politikasını Senaryo2 diye adlandırırsak, karılaştırmalı olarak bir iki yıl içerisinde ülke ekonomisine getiri/götürleri, maliyeti ne olurdu?

      Sil
    7. Şu anda reel faiz sıfır ile 1 arasında değişiyor. 2 -3 arasında olsaydı sanırım tasarruflar bu kadar gerilemezdi, kredi kullanımları da bu kadar yükselmezdi. Bu senaryoları hesaplamak için ayrıntılı analizler lazım.

      Sil
    8. Hocam,
      faizler arttığında ekonomik büyüme nasıl etkilenir? faizlerin yüksek olduğu bir ortamda yatırımlar nasıl etkilenir?

      Sil
  2. Anlaşılan o ki; Cari açık, Halk Bank aracılığı ile İran'dan gelen paraların aklanması şeklinde kapatmaya çalışılıyormuş. Bu kanalın kapanması ya da ABD tarafından öğrenilmesi ( kongre aylardır biliyormuş ve yaptırım istiyormuş deniliyor) Bundan sonrası için, cari açığın olumsuzlukları piyasaları daha fazla etkileyecektir diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan sonra cari açık daha da aleyhte sonuçlar verecek.

      Sil
  3. Hocam elinize sağlık. 2 yorumum olacak. Tablo'da - işareti artan bir deger için yanlış kullanım gibi geldi bana. Bir de yazınızı kurgularken, bir primler arttı, TL değer kaybetti diye bir düz bir ters düşünceye zorluyorsunuz okuyanı.. Düşünce hep tersten okuma veya hep düzden okuma mantiğinda arka arkaya dizilirse daha kolay anlaşılır bir yazı olur.. Bir öneri olarak dikkatinize sunarım.

    YanıtlaSil
  4. Hocam ABD'de ortalama mortgage kredi faizleri 2012'de %3,65 iken 2013'te %3,95'e çıkmış (kaynak: federalreserve.gov) buna rağmen konut satışları 2013'te artmış. 22 Mayıs'taki Fed toplantısından bu yana ABD borsaları %10 civarı prim yapmış. ayrıca son 1 yılda Fed'in bilançosu 1 trilyon dolar genişlemiş ancak Fed'in verdiği paranın 930 milyar doları banka rezervlerine gitmiş, yani piyasaya girmemiş ve ticari banka bilançolarında atıl olarak bekliyor. bütün bu veriler Fed'in hamlelerinin ekonomiyi çok fazla etkilemediğini gösteriyor. piyasaların Fed kararından pek etkilenmemesinin nedeni bu olabilir mi? geçenlerde Citibank CEO'su "Fed, getiri eğrisinin şekline İncil'e inandıkları gibi inanan ekonomistler için var" demişti. galiba adam haklı (sizin bu ekonomistlerden olmadığınıza eminim :)
    2014'ün akıbeti Obama'nın Amerikan halkı arasında popüler olmayan sağlık düzenlemesiyle ilgili tutumuna bağlı olacak gibi görünüyor. 2012 başkanlık seçimlerinden önce sağlık düzenlemesinin gerçek mahiyeti halktan gizlenmişti ama şimdi detaylar ortaya çıktıkça Amerikan halkının Obama'ya bakışında ciddi negatiflikler var. eğer alt gelir gruplarının çıkarlarını orta gelir gruplarının çıkarlarının üzerinde görmeye devam ederse 2014'ün zor bir yıl olacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bunlar doğru görünüyor ama acaba Fed bu yaklaşımı yapmasa yani piyasayı fonlamasaydı ne olurdu bunu kimse ölçemiyor.
      2014 gerçekten zor bir yıl olacak gibi görünüyor.

      Sil
    2. Fed geçen yıl Eylül ayında "open ended QE" denilen uygulamaya başladığında mortgage faizleri %3,55 seviyesindeymiş ve Kasım 2012'de %3,31'e geriledikten sonra hep yükseliş eğiliminde olmuş. şu aralar %4,47 düzeyinde. Fed'in varlık alımları karşılığında verdiği para piyasaya pek girmediği için faizlerde düşüş olmamış. dolayısıyla hiç varlık almasaydı faizler yine bugünkü düzeylerde olurdu diyebiliriz. Fed ne kadar para verirse versin ticari bankalar bu paranın büyük bir kısmını rezerv olarak tutarlarsa, yani kredi hacmindeki artış hızı düşük seviyelerde kalırsa Fed'in sadece varlık alımına yönelik hamlelerinin ekonomiye pek bir etkisi olmuyor.

      Sil
    3. Hocam ben işletme bölümü öğrencisiyim ve sizin kitablarınızdan, yazılarınızdan çok şey öğrendim. Ayrıca böyle bir hizmet yaptığınız için çok teşekkür ederim.
      Ben ilerleyen günlerde ülkemizin durumunun daha da kötü bir hal alacağını düşünüyorum. Operasyonun daha devam edeceği söylentisi, seçimler, piyasaya olan güvenin azalması ve fed in tahvil alımında yapacağı azaltma sebeplerinden Mayıs ayında ne durumda olacağımızı az çok tahmin ediyorum. Merkez bankası bugün yüksek bir meblada döviz ihalesi açtı. Bunun yerine faiz koridorunun tabanını yükseltmiş olsa piyasaya güven vermek adına daha mantıklı bir iş yapmış olmaz mıydı ?
      Ben daha çok döviz fiyatlarındaki yükselmenin enflasyonu daha fazla artıracağından korkuyorum. Günü kurtarmak maliyetlerimizi yükseltirse bu halk ne yapacak ?

      Sil
    4. Fed'in tahvil alımı yoluyla bankalara verdiği likiditenin hiç katkı yapmadığını söylememiz mümkün değil. Bu paraların tümüyle piyasaya girmediği doğru ama bir bölümü de kredi olarak kullanılıyor. Fed eğer bu hamleyi yapmamış olsaydı faizler muhtemelen çok daha yukarılarda olabilirdi.

      Döviz kurlarındaki yükselme enflasyon üzerinde ister istemez olumsuz etki yapacak. Buna karşılık bütçe üzerine (ithalde alınan KDV nedeniyle) olumlu etki yapacak. Cari açık üzerinde ise (petrol ve doğal gaz başta olmak üzere olumsuz, ihracat açısından ise olumlu) karışık etkileri olacak gibi görünüyor.

      Sil
    5. Döviz kurundaki artış, ithalatı pahalı hale getireceği için ithalat talebini azaltır, ithalde alınan KDV de azalacağı için bütçe dengesine olumsuz etki yapar. Döviz kurunun düşük kaldığı zamanlarda ithalde alınan vergilerin bütçe üzerinde olumlu etkileri oldu. Kur artışı ihracat üzerinde de olumlu etki yaratacaktır, ama ihracata etki genellikle gecikmeli olur. Bu da 3-5 ay sürecek bir döviz krizine yol açar. 2014 sonuna kadar döviz yeni bir dengeye ulaşır, faizler ve enflasyon da yeni bir dengeye ulaşır.

      Sil
  5. Hocam yazı için elinize sağlık. Aklıma bir konu takıldı ve bunu size danışmak istiyorum. Yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim. Geçenlerde Net Hata ve Noksan Kalemi açıklanmıştı ve yanlış hatırlamıyorsam 5 milyar $'a yakın çıkmıştı bu kalem. Acaba bu rakamın İran ile ilgisi olabilir mi? Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir de olmayabilir de, ne yazık ki bunu kimse net olarak açıklamıyor. Oysa TCMB'nin kendi düzenlediği bir tablo ile ilgili bilgi vermesi gerekir. En azından tahmin olarak. Ama yapmıyorlar.

      Sil
  6. Hocam irana ambargo konduğunda ve irandan petrol aldığımızda ödememizi dolarla yapılmasına izin verilmiyordu bizde bu yüzden altın ile ödemeyi gerçekleştirip ödediğimiz altınlarda ihracat rakamına mı dahil oluyordu ? Burasını izah edeseniz çok memun olurum?
    2) hocam birde irana ödemeyi yaparken halkbankası aracı olarak kullanıldı deniyor( tl olarak halkbankasına para yatırıldı altın olarak gönderildi deniyor ) ben bu kısmı çok anlayamadım burasını izah ederseniz çok memun olurum .kısacası bu sistem nasıl çalışıyordu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Ben bu konuda sizin yazdığınız gibi olduğunu düşünüyorum. Yani altın bu işlemde bir ödeme aracı olarak kullanılmıştır diye düşünüyorum. Hükümet ise bunu şöyle açıkladı: "Doğal gazı aldık TL ödedik onlar da TL'yi verip bizden altın aldılar." Bu açıklamanın benim dediğimden hiçbir farkı yok. İran, hiçbir uluslararası ödemede kullanamayacağı TL'yi alıp ne yapsın?
      (2) Birinci soruya cevap verirken açıkladım.
      Benim görüşüm
      Doğal gaz - Altın
      Hükümetin görüşü:
      Doğal gaz - TL - Altın

      Sil
  7. Hocam müsadenizle herkesin anlayacağı dilde CDS tanımını vermek gerekiyor burada sanırım;
    CDS bir nevi sigortadır. bir bağımsız aracı vasıtasıyla borcunuzun geri ödenmeme riskini ortadan kaldırmak için kullanılır.
    Çok kaza yapan arabanın sigortası nasıl yüksekse , burada da cds o yüzden yüksektir.
    Ülkenin ekonomik güveni düştükçe cds artar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Yazılarımı okurken yazı içinde geçen kavramların tanım ve anlamları için blogda yer alan Ekonomi Sözlüğü'ne bakılabilir. Çoğunun açıklaması orada yer alıyor.

      Sil
  8. Faizler azaldığından dolayı altın ve foreks gibi yatırım araçlarına yönelen türk vatandaşı ciddi kayıplar verdiğini düşünüyorum.Bu konuda bir inceleme var mı ? Çevremde çok fazla altın, foreks ve borsada kayıp yaşayanlar var.Mevduata fazilerin düşüklüğünden dolayı sıcak bakılmadığından bunlara yöneliyorlar.Bir çoğunun birikim yapmaya hevesi kalmamış ve paralarını harcamaya yönelmişler.Türk halkının son zamanlarda yatırımını belgeleyen bir bilgi var mı ? Altının düşmesinden vatandaş ne kadar kaybetmiştir ? Mahfi hocam size saygılarımı sunuyorum.Tarih kitaplarınızı en kısa sürede satın alıp okumayı planlıyorum.Birde bir tarih sever olarak eğer okumadıysanız gore vidal ın "Ben Cyrus, Zerdüşt'ün Torunu " öneririm.Herodot,homeros ve thukydides okudum ama gore vidal tam bir tarih sever.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de aynı görüşteyim. Zaten faizlerin düşmesiyle birlikte tasarruf oranlarının hızla düşmesi ve kredi kullanımının artması da bunu gösteriyor. Faizin eksiye düştüğünü gören insanlar bırakın tasarruf yapmayı mevcut tasarruflarını yeni aldıkları kredilere ekleyerek paralarını borsaya, gayrimenkule, altına vb yatırdılar ve çoğu zarar ettiler. Belirli yerlerde değeri artan gayrimenkuller dışında kira getirilerinin gayrimenkulün değerini karşılama süresi 30 yıla kadar çıktı. Yani gayrimenkullerin değeri artıyor ama kira getirileri artmıyor (genel olarak, tabii ki istisnaları var.) Bir yandan tasarruflar artsın ve kredi kullanımı azalsın deyip bir yandan da reel faiz sıfırda kalsın demek bırakın ekonomiyi genel olarak çelişkinin tipik örneği. Burada çoğu kez ABD ve Avrupa'dai düşük faizler örnek veriliyor. Onların büyümelerini yüzde 7'ye çıkarma gibi bir ihtiyacı yok ki. Onlar yüzde 2 büyümeyle durumu idare edebiliyor. Yüksek büyümeye, dolayısıyla tasarrufa ve yatırıma ihtiyacı olan biziz.
      Sözünü ettiğini kitabı aldım ama okuma fırsatını bulamadım henüz.

      Sil
  9. Hocam, ben bir ekonomist değilim. Elektrik Mühendisliği öğretim üyesi ve çiftçiyim (sizi daha önce zirai krediler konusunda rahatsız etmiştim) ama hayat mücadelesi ister istemez ekonomik gelişmeleri takip etmeye itiyor bizleri.

    Bugüne kadar sizin gibi "gördüğünü yazan" ekonomistlerden okuduğum, Türkiye ekonomisinin başında 3 bela vardı: 1) Cari açık, 2) Gayrımenkul Balonu, 3) Aslında 1' e dahil olması gereken ama Bernanke daha bahsini açtığında bizi kötü silkeleyen ABD' nin tahvil alımı azaltması durumu. 3. madddeyi ayırıyorum çünkü ABD tahvil alımları dışında cari dengemizi kaynağı belirsiz paralar da sağlıyordu. Bu 3 madde doğrudur diyebilir miyiz?

    Bugüne kadar öncelik gayrımenkul balonu tehlikesindeydi ama son yolsuzluk operasyonu ile artık cari açık finansmanı en önemli sorun ve patlamaya en müsait bombadır diyebilir miyiz? Ben Gülen gibi üstün zekalı ve bağlantıları güçlü birisinin beyhude harp ilan edeceğine ihtimal vermiyorum. Eğer cari açık patlamaya müsait bir bomba ise, bu patlamada enflasyon-faiz-döviz dengesi nasıl olur? Hepsinin artacağı bir gerçek ama hangisinin artışı diğerlerine oranla daha fazla olur. Geçmişteki krizlerde 1 yıl kadar vadede faiz, döviz artışını yakalayıp geçiyordu. Şimdi faizi sevmeyen bir başbakan var ve bu faiz inadı ile radikal enflasyon-döviz artışı ama bunlara göreceli daha düşük faiz artışı olabilir diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu üç madde doğru ama bunlara eklenebilecek şeyler de var kuşkusuz. Örneğin işsizlik oranı, örneğin büyümenin sağlıksız olması ya da bütçenin geçici gelirlere dayanması gibi.
      Cari açığın finansmanı sorunu öteden beri birinci sıradaydı. O nedenle bizi kırılgan beşli arasına sokuyorlar. Ama haklısınız bu son olaylardan sonra risk arttı ve bu tehlike de büyüdü.
      Cari açıkta finansman sorunu ortaya çıkarsa Türkiye cari açık veremez ve dolayısıyla da büyüyemez hale gelir. Hatta küçülme bile olabilir.
      Eğer bu dengesizlikler ortaya çıkarsa faizi sevelim ya da sevmeyelim faiz doğal olarak artar. Az bulunan şeyin fiyatı artar.

      Sil
  10. Sayın Mahfi Eğilmez, operasyonun kimsenin dikkat çekmediği bir yönü hakkında fikrimi paylaşmak ve size soru sormak istiyorum:

    Ali Ağaoğlu, malesef, Türkiye'de emlak sektörünün yüzü ve domino taşıdır. kendisi hakkında daha önce iflas ettiğine, son iki projesinin imara aykırı yapıldığına, devlet bankaları ile ayakta tutulmaya çalışdığına ilişkin haberlerin ortaya çıkması hem Ağaoğlu hem de gayrimenkul Sektörü için iyi olmamıştır.

    Ayrıca projelerde imar usülsüzlüklerinin ortaya dökülmesi ile Ağaoğlu Şirketileri hakkında ayıplı maldan kaynaklı sözleşmenin feshi davalarının açılması ve paraların iadesi ile sonuçlanabilir.

    Kanaatime göre; Ağaoğlu Şirketleri Grubu'nun iflasla karşı karşıya kalmasının, "Kelebek Etkisi"ni yaratacağını ve bu etkiden bankalarında "özellikle morgage kredilerinin" nasibini alacağını düşünüyorum.

    Sn. Mahfi Eğilmez, acaba bu kurgu aşırı "hatta paranoyakça" mı ve Türkiye ekonomisi böyle bir operasyondan bu çapta ekilenmez mi? Yoksa yarattığım kurgu da haklılık payı var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz zorlama bir kurgu gibi geldi bana.

      Sil
  11. Hocam bu yolsuzluk olaylarından sonra , cari açığımızın istatistiklerin, TÜİK'in vb. açıkladıklarından daha çok olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sonucu çıkaramayız, çünü bilimde sonuç çıkarmak için elimizde bunu etkileyen veriler ve ilişkiler olmalı. Ama net hata ve noksan hareketleri konusunda açıklama yapılmadığı sürece kuşku artar.

      Sil
  12. Merhaba hocam, ABD Merkez Bankasının yapmış olduğu çıkış ile ilgili olarak FED piyasaya olan fonlamasını 10 milyar dolar azalttığını açıkladı. Azaltılan bu 10 milyar doların 5 milyar dolarlık kısmını hazine tahvillerinden, 5 milyar dolarlık kısmını ise ipotekli menkul kıymet alımlarından yapacak. Böylece ABD tahvil alım hızı 45 milyar dolardan 40 milyar dolara konut ipotekli menkul kıymet alımı ise 40 milyar dolardan 35 milyar dolara inecek.
    FED'in çıkış stratejisini başlatmasında birinci sebep parasal genişlemenin piyasadaki fiyatlamayı bozacak kadar büyük boyutlara ulaşması , ikinci sebep faydanın zarardan az olmaya başlaması ve üçüncü sebep ise işsizlikte toparlanma olması. Bu gerekçelere bağlı olarak şunu diyebilir miyiz, FED'in piyasa fonlamasını 85 milyar dolardan 75 milyar dolara indirdi, bu sizce devam edecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir özet. Belki bir şey daha eklemek mümkün bu parasal genişlemenin devamı eski etkisini yapmıyor artık. Azaltmada bunun da etkisi var.
      Fed'in, eğer mevcut gidiş devam ederse, 2014 yılında bu alımları sonlandırana kadar indirime devam edeceğini düşünüyorum.

      Sil
  13. Merhaba Hocam, FED piyasa fonlamasını 10 milyar dolar indirdi. bunu yapmasını gerekçesi ise 1- parasal genişlemenin piyasadaki fonlamayı bozacak kadar büyük boyutlara ulaşması. 2- Faydanın zarardan az olmaya başlaması. 3- İşsizlikte toparlanma olması vb . Bu gerekçelere baktığımızda ABD de işsizlik verileri toparlanma yönünde zikzaklar çiziyordu piyasaya olan fonlama ise baştan beri zaten piyasayı bozuyordu, faydaya gelecek olursak parasal genişlemenin yapılmaya başlandığı ilk günden itibaren gelişmiş piyasalara daha çok fayda sağlamıyor muydu? Bunlardan yola çıkarak şu sorulabilir; FED daha önce yapması gereken bir şeyi neden şimdi yaptı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bunun cevabı yukarıda ilk yorumunuza verdiğim yanıtta ve sizin 3 maddelik özetlemeniz içinde var. Biraz da bu adımı atacağını ilk açıkladığında piyasalarda yaşanan karmaşa geciktirdi diye düşünüyorum. Yani sadece ABD'ye değil bütün dünyaya bakarak adım atıyor Fed.

      Sil
  14. iyi aksamlar sayin hocam, fed in bu alimlari azaltmasinda ulasmak istedigi sinir neresidir ve bu sinira ulasinca elde etmek istedigi nedir ? son olarak bu noktaya ulasirsa Turkiye ve dunya bundan nasil etkilenir ? saygilarimla...

    YanıtlaSil
  15. iyi akşamlar sayın hocam.son günlerde Türkiye ekonomisinin girdiği olumsuzlukları fırsat bilerek, lehine olarak eskisinden daha güçlü bir şekilde çıkması mümkün olabilir mi?; zira ithalattan alınan KDV azalmasına rağmen TL nin değer kaybetmesi ihracat rakamlarını artıracaktır dolayısıyla ihracat > ithalat olduğundan cari acık azalma eğiliminde olur, ihracat sayesinde (ülke malına talep arttığından) sanayi kuruluşlarında artış dolayısıyla işsizlik azalmaya ve bu durum ihracattan dolayı ülkeye giren döviz sayesinde (şimdilerde olduğu gibi tcmb döviz stoklarını eritmeye gerek kalmadan) ülkede bulunan döviz miktarı artarak tekrar eski konumuna gelene kadar kayıp vermeden gelişme gösterilebilir diye düşünüyorum....saygılarımla..

    YanıtlaSil
  16. Hocam size şöyle bir sorum olacak : FED in tahvil alımlarında 10 milyar dolarlık bir azaltmaya gitmesinin temel nedenleri ne olabilir? Böyle bir ekonomik politika Türkiye,Endonezya,Brazilya,Hindistan,Güney Afrika gibi ülkeler açısından ne gibi sonuçlar doğuracaktır?Bu ekonomik politikanın Türkiye'deki kamu maliyesi değişkenleri (vergi,bütçe ve kamu harcaması) üzerindeki etkileri nasıl olacaktır? yazılarınızı okudum hocam ama birde siz özetlerseniz çok sevinirim Türkiye kemer sıkma politikasımı uygular yoksa aynen devam mı eder?

    YanıtlaSil
  17. Mahfi hocam size bi sorum olacak yanıtlarsaniz cok sevinirim. FED in aldigi Teypring karari 2014-2015 yillari arasinda turkiyede özellikle kamu Maliyesi değişkenlerini nasil etikileyecek. Yani vergileme ve kamu harcamalarini nasıl etkiler? Teşekürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in aldığı QE Tapering kararı Türkiye'nin dış finansman bulma konusunu etkiler. Yani asıl etkji cari açığın finansmanının nasıl yapılacağında ortaya çıkar. Kamu maliyesi değişkenleri üzerinde etkisi pek olmaz.

      Sil
  18. Hocam merhaba öncelikle yazınızı çok beğendim fırsat buldukça takip ediyorum. Soru değil de merak ettiğim
    Türkiye piyasaları Fed’in tahvil alımını azaltma kararından çok, hafta içinde başlayan yolsuzluk iddiaları ve soruşturmaların etkisiyle bozulmuş görünüyor. ( yazınızdan alıntı)
    ? Yaşanan Siyasi istikrarsızlık olmasaydı Türkiye FED'in tahvil alımı azaltması durumunu nasıl karşılardı.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...