31 Ekim 2014 Cuma

Fed Kararı: Köprüden Önce Son Çıkış

Fed’in son kararı başlangıçta kafa karışıklığı yaratsa da zaman geçtikçe piyasaların tepkisi normalleşmeye başladı. Fed’in açıklamalarından şunlar çıkıyor: (1) Niceliksel gevşeme programı çerçevesinde (QE) yapılan ve karşılığında piyasaya ek likidite vermeye yarayan düzenli tahvil alımı sonlandırıldı. (2) ABD’de ekonomik faaliyetler, ılımlı bir şekilde genişlemeye devam ediyor. (3) Emek piyasası, yeni iş imkanları yaratılması sonucu ortaya çıkan işsizlik oranındaki düşüşlerle toparlanmayı sürdürüyor. (3) Konut sektöründe hala canlanma tam olmasa da hanehalkı harcamaları artıyor ve özel kesim yatırım harcamaları olumlu seyrediyor. (4) Enflasyon FOMC’nin (Fed’in Para Politikası Kurulu) uzun dönemli tahminlerinin altında kalmaya devam ediyor.    

Fed açıklamasında, halen uygulanmakta olan yüzde 0 ile 0,25 aralığındaki faiz oranı bandının istihdamdaki gelişmelerin tatmin edici düzeye ulaşmasına ve enflasyonun da öngörülen oranlara gelmesine kadar muhafaza edileceği vurgulanıyor.    

Bu açıklamadan piyasa iki sonuç çıkardı: (1) QE’nin sonuçlandırılmış olması piyasalara ve özellikle de gelişme yolundaki ülke piyasalarına artık bedava ve bol para girişine kapıların kapanması anlamına geliyor. Bu bol likiditeyi kullanarak gelişme yolundaki piyasalardaki yüksek faizlerden yararlanan batılı fonların da bu imkandan eskisi kadar fazla yararlanamayacağı açık. (2) ABD ekonomisi toparlanmaya devam ediyor veya en azından Fed, bunun böyle olduğunu ve ona göre davranacağını açıklıyor. Bu toparlanma, daha biraz zaman alacak olsa da eninde sonunda Fed’in konu ettiği istihdam ve enflasyon düzeylerine varılacağını ortaya koyuyor.

Fed açıklamasında yer alan ABD ekonomisindeki toparlanma yorumları, Fed’in faiz artırması olasılığını artırdığı şekilde yorumlandığı için piyasaları rahatsız olmuş görünüyor. Bütün mesele faizin ne zaman artırılacağına gelip dayanıyor. Bu noktadaki tahminler 2015’in ilk çeyreği ile son çeyreği arasına dağılmış görünse de yılın ortası ile üçüncü çeyreği üzerinde yoğunlaşıyor. Kabaca bugünden başlayarak 1 yıl içinde Fed’in faiz arttıracağının beklendiğini söylersek bütün beklentileri aşağı yukarı formüle etmiş oluruz.

Fed’in açıklamalarına piyasanın ilk tepkisi, yukarıda değindiğimiz algılamalar sonucu, olumsuz oldu. Dünyanın dört bir yanında borsa endeksleri geriledi, Dolar değer kazandı. Euro Dolar paritesi 1,27’lerden 1,25’lere kadar geriledi. Türkiye’de de benzer gelişmeler oldu. 2,20’nin altına gerilemiş olan Dolar kuru yeniden 2,22’ye yükseldi. Zaman geçtikçe tepkiler yumuşamaya başladı. Eğer başka ve güçlü etki yaratacak bir olay olmazsa zaman içinde tepkilerin biraz daha yumuşayacağını göreceğiz.

Türkiye açısından baktığımızda risklerde yavaş yavaş bir düşüş başladığını gözlemliyoruz. CDS (credit default swap) primlerini uzun zamandır burada risk ölçümünün temel göstergesi olarak kullanıyorum. Yıla 245 bp ile başlayan Türkiye CDS primi, Şubat ayının başında 276 bp ile zirve yaptıktan sonra iniş yönünde ama oldukça dalgalı bir seyir izledi. Ekim ayına girerken CDS primi 208 bp idi. 29 Ekim itibariyle bu oran 176’ya gerilemiş bulunuyor. Bu oran, hala 22 Mayıs 2013’de (Fed’in QE’yi sonlandırabileceğine ilişkin ilk açıklamanın yapıldığı tarih) 118 bp oranındaki CDS priminden uzak olsa da risklerin iniş yönünde olduğunun göstergesidir.    

Aşağıdaki grafikte yılbaşından itibaren Türkiye’nin CDS primleriyle USD TL paritesindeki gelişmeler yer alıyor (kırmızı çizgi CDS primi ve sol eksende yer alıyor. Mavi çizgi USD TL paritesi ve sağ eksende yer alıyor.)  


Grafiğin ortaya koyduğuna göre CDS primleriyle ölçtüğümüz Türkiye’nin risklerine ilişkin algılama olumlu hale geldikçe USD TL paritesi de TL lehine doğru değişiyor.

Fed’in faiz artırması belki bir yıl sonra olacak ama bunun sinyallerini vermeye başlaması büyük olasılıkla daha erken bir zamanda başlayacak. Ve bunun yaratacağı piyasa dalgalanmaları bugünkünden çok daha yüksek olacak. Dolayısıyla Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı yüksek ekonomilerin önlerinde yaklaşık olarak 6 – 7 aylık bir süre var. Fed, faizleri artırmaya başlayacağının sinyallerini verdiğinde dış finansmana erişim daha da zorlaşacak. Onun için özellikle faiz üzerine kurduğumuz anlamsız tartışmaları bir yana bırakıp alınacak önlemlere çalışmamızda yarar var. Bizimle aynı kırılganlar kategorisinde bulunan Brezilya faizleri artırarak ilk önlemi aldı bile.  

117 yorum:

  1. Benin en çok merak ettiğim, parasal genişleme nereye kadar devam ederse monetary sistem çöker ? Buna en iyi örnek de bizim ülke olmalı. Bence parasal genişleme de, ABD den de Euro birliğinden de Japonya'dan da ilerideyiz ama bizim para sistemimiz hala çökmedi , değer kaybetti o kadar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası bilançosu sizin dediğiniz gibi bir parasal genişlemeye işaret etmiyor. M3 e bakarsak 2010'dan bugüne kadar şöyle bir hareket var: 615,4 708,8 783,5 931,6 1.044,9. Burada aşırı bir genişleme yok.

      Sil
    2. Selamlar Mahfi Bey, USA M3 u ne kadar yaklaşık. Açıklamayı bırakmış artık sanırım..

      Sil
    3. 16 trilyonun biraz üzeri. fed enflasyon beklentilerini bozmasın diye 2006da bıraktı açıklamayı çünkü 2008e kadar amerikalılar deli gibi firma vs. alıp para akıtıyolardı goülere. buda eurodolar miktarını çok artırdı

      Sil
    4. Yanıt için Adsız arkadaş benden önce davranmış teşekkürler.

      Sil
  2. Hocam yazınız için çok teşekkür ediyoruz. Sormak istediğim şey Brezilyanın faiz artırımı önleminin dışında başka hangi önlemler alınabilir birde bu CDS kavramını biraz açabilir misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En temel önlem şu anda faizler. Makro ihtiyati önlemler de devreye sokulabilir.
      Makro ihtiyati önlemler için şu makaleme bakın: http://www.mahfiegilmez.com/2014/04/makro-ve-mikro-ihtiyati-politikalar.html
      CDS için şu makaleme bakın: http://www.mahfiegilmez.com/2013/07/kur-faiz-dibs-bist-reyting-cds-hepsi.html

      Sil
  3. Hocam EUR/USD paritesi düşerken TL Dolar karşısında değerleniyor. Birileri içeri para mı sokuyor anlamadım. Burnuma siyasi kokular geliyor...

    YanıtlaSil
  4. Hocam genel olarak faiz borsa ve altin ile ters orantili degil mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel olarak faiz ile borsa ters orantılı ama altın başka şeylere bağlı.

      Sil
  5. Hocam fed tahvil aldigi zaman da faizler dusuyor, tahvil alimini kestigi zaman da faizler yukselmicek diyor. Aradaki fark nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz dönemlerinde bu tür ilişkiler birbirinin içine girer, neden ve sonuç ilişkileri karışır. Normal koşullarda Fed bu şekilde ilave tahvil alsa tahvil fiyatı yükselir ve dolayısıyla faiz de düşer. Ama dediğim gibi kriz durumunda bu ilişki bile farklı sonuçlar verebiliyor.

      Sil
  6. Hocam genel olarak altin fiyatlari ile petrol fiyatlari arasinda pozutif korelasyon var diyebilir miyiz. Biri artinca digeri de artiyor diye.saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de kıt bulunan emtia olduğu için normal olarak birlikte hareket ederler ama her ikisinin de farklı nedenlerden etkilenmesi söz konusu olabiliyor.

      Sil
  7. hocam yazınız için teşşekkür ederim...bugün japonya merkez bankasının varlık alımlarını beklenenin üzerinde yapacağını duyurunca piyasalar bayram ettti bunun etkisi sanki fed'in etkisini kırdı diyebiliriz ters etkiler yaratması bakımından çünkü fedin kararı doları yukarı yönlü hareket etmesini sağlarken japon merkez bankasının kararı ise doları aşağı yönlü bir etki yaptı kur 2.18 civarında sabitlenecek gibi duruyor,hocam benim sorum enflasyonu düşürebilmek için önce cari açığı düşürmemiz gerektiği sn.başçı belirtti nasıl bu ıkı değişken arasında ilişki vardır? hocam cari açığı düşürmek için daha çok üretip dışarıya satmamız lazım ıhracaat artmalıdır ulkeye dovız daha cok gırer ve tl kısmen değerlenır paranın alım gucunun artması eflasyonu artırmaz mı?çünkü toplam talep artacaktır insanlar daha fazla mal alabıleceklerdir, aslında hocam sorum eflasyonu düşürmek için yapılması gereken yapısal reformlar nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Fed'in etkisi Japonya'nın açıklamasından önce de biraz kırılmıştı ama dediğiniz gibi üstüne Japonya açıklaması gelince etki iyice yumuşadı. Evet dolarda 2,18 görünebiliyor.
      Kurlar arttıkça bizim ithalatımız da pahalı hale geliyor. Üretimimizin yüzde 60'ı ithal mallara bağlı. O nedenle üretim maliyetlerimiz kur artışından çok etkileniyor. Bu durumda ithalatın yerine yerli üretim koyabilsek ithalattan bu kadar etkilenmeyiz. Başçı bunu kastediyor.
      Paranın alım gücünün artması enflasyonu artırmaz düşürür.
      Toplam talep artacak anma toplam arz da artacak. Enflasyon olması için toplam talebin toplam arzdan daha fazla artması lazım.
      Yapısal reformlarla ilgili bu blogda yazılarım var.

      Sil
  8. hocam peki sizce mevcut faizler çıkabilecek olumsuzluklardan korunmak için yeterli mi yoksa artırılmalı mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir miktar artırılması gerekebilir.

      Sil
  9. Hocam Türkiye'den hızlı bir sermaye çıkışı riskine karşın faiz harici alınabilecek diğer önlemler neler olabilir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki başkaca bir önlem görünmüyor.

      Sil
  10. eğer vaktiniz olursa bea.gov sitesinden ABD özel sektör yatırım harcamalarına bakın. 2014 ortalaması sabit fiyatlarla 2,67 trilyon dolar. o kadar "toparlanma güçlü" yaygarasına rağmen 2005 ilk çeyrek rakamıyla neredeyse aynı. 10 yıldır yerinde sayıyor diyebiliriz. dolayısıyla Fed'in böyle bir ortamda faiz artışı tarzı bir şeye girişeceğini sanmıyorum. bence bilançosunu oldukça yavaş bir şekilde küçültecek sadece.
    bir de Fed faizleri nasıl artıracak onu merak ediyorum. Amerikan bankaları bizdeki gibi merkez bankasından borçlanma yapmıyorlar. ellerinde Fed'in aldığı varlıklar karşılığında çok fazla aşırı rezerv olduğu için (3 trilyon dolara yakın) özellikle büyük bankalar, bankalar arası piyasadan borçlanma gereği duymuyorlar, zaten kasalarında istemedikleri kadar çok para var. bu piyasanın çalışması için Fed'in epey bir miktar varlık satıp bankaların aşırı rezervlerini ertimesi gerekiyor. bu da 1 yıl gibi bir vadede olacak şey değil. acaba faiz artırımı için başka bir yol mu deneyecek?
    son olarak, bir yandan euro/dolar paritesi düşerken diğer taraftan dolar/TL kurunun da düşmesinin ihracatçı açısından hiç iyi bir gelişme olmadığı muhakkak. bu durum ekonomiyi nasıl etkileyebilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında burada özetlediğiniz konular Fed'in karşısındaki açmazlar. Faizi nasıl artıracaklarını bilseler de bunun ne gibi bir sonuç yaratacağı konusunda net bir görüşleri olduğunu sanmıyorum.

      Sil
    2. hocam diyelim ki siz Fed başkanısınız. bankaların elinde 3 trilyon dolar aşırı rezerv (para) var. bankalar sizden borçlanma yapmıyor, yani onların fonlama maliyetini direkt olarak da etkileyemiyorsunuz. faizi hangi yöntemle artırırdınız? ayda 100 milyar varlık satsanız piyasalar çöker, 10-15 gibi satsanız çok fazla bir şey değişmez. siz ne yapardınız?

      Sil
  11. Hocam merhabalar. Dışarıdan gelecek olan paraya bağımlı kalmadan kendi finansman ihtiyacımızı giderebilmemizin bir yolu var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç tasarrufları artırmak. Onun da yolu yerli tasarruf sahibine yüksek reel faiz vermekten geçiyor. Ne var ki faiz artışı sadece yerli tasarruf sahibini değil yabancı tasarruf sahibini de çekecek bir adım olduğu için uygulanması o kadar da kolay değil.

      Sil
  12. Hocam yazı için teşekkürler.Bir şeyi merak ediyorum;bir merkez bankasının bilançosunu küçültmek için elinde ne gibi araçlar vardır?mesela fed bu işi nası yapar? Faiz arttırması bunu sağlar mı? Bir de aylık 85 milyar dolarlık varlık alımı yapıyorlardı 1 sene evveline kadar bu varlıkların vadesi gelipte fed bunları tahsil ettiğinde bilançosu küçülmüş olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası'nın bilançosunda önemli bir miktar piyasaya sürdüğü para olduğunda bilançoyu küçültmek için bunu geri çekmesi gerekir. Fed, faizi artırdığında dünyaya dağılan dolarların bir bölümü ABD'ye geri dönecektir. Ayrıca vadesi geldiğinde Fed, dediğiniz gibi satın aldığı tahvilleri Hazine'ye verip parasını tahsil edecek. Bu durumda da bilançoyu küçültmüş olacak.

      Sil
    2. Hocam, Tahvil ve Para birbirine nasıl dönüşüyor? Bunu açıklar mısınız? FED para basıyor, Karşılığında tahvil alıyor, para veriyor.. Tahvilin vadesi geldiğinde karşılığında para alacak (bilanço küçülmesiyle kasedilen) o zaman hazine bir yerleden para bulup bu tahvilerin parasını ödeyecek? O zaman zaten az biraz görülen düzelmemsi seyler tam tersine dönecek?

      Sil
    3. Bu tür işler eninde sonunda ya vergiyle ya da harcamaların kısılmasıyla ödenir. Dediğiniz gibi sonunda herşey Hazineye fatura edilince ortaya çıkacak.

      Sil
  13. merhaba hocam, altin fiyatlari neden etkilendi bu durumdan sizin öngörünüz nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altında şu an arz talepten fazla. Sadece üretimle gelen altınlar değil bir de üstüne elinde altın bulunanlar altın satarak nakde geçiyor. O nedenle de fiyatları düşüyor.

      Sil
    2. tanıdığım bir altın rafinerisi çalışanı altındaki düşüşün fiziksel arz-talep kaynaklı olmadığını söyledi. fiziksel altın fiyatları spot fiyata göre %2 primliymiş. prim bu kadar yüksekken düşüşün long covering denilen vadeli piyasalar kaynaklı, yani Fed kararı dolayısıyla spekülatif olduğunu söyledi. sadece yükselişler değil düşüşlerin de spekülatif olabileceğini söyledi. bilginize sunulur.

      Sil
    3. Hiç bir mal fiyatındaki düşüş sadece spekülasyonla açıklanamaz. Mutlaka onun da etkisi, vardır ama eğer işin fiziksel yönü güçlüyse spekülasyon etkisi ne çok güçlü ne de çok uzun süreli olabilir. İşin altında mutlaka arz ve talep kaynaklı bir şeyler olması lazım. MB'lerin bir süre altın rezervlerini satmaları (bazıları hala devam ediyor) fiyatları etkiledi.

      Sil
  14. Hocam fed ayni zamanda butce acigini kapatmak icin hazine tahvili de aliyor degil mi? Butce acigi abd nin azaldi mi hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed, görünürde bütçe açığını kapatmak için tahvil almıyor. Ama ikinci elden tahvil alıyor. Bu, dolaylı olarak bütçe finansmanı demektir.
      ABD'nin bütçe açığı yüzde 2,8. Geçmişle kıyaslandığında bayağı düşük sayılır.

      Sil
  15. hocam bilindiği üzere sizinde sıkça tekrardığınız gibi ülkeye döviz girerse kur düşer ve borsada hayliyle yükselir yani ülkeye giren döviz borsaya kaydığından...hatta dolaylı olarak da belırttıgınız üzere faizler düşer çünkü doları çekmek için yüksek faize gerek kalmayacaktır fakat hocam şimdi borsa artarken dolarında artmasının sebebi temel sebebi ne olabilir bunun örneğini şuan piyasalar yaşamakta 2.hocam biz yatırımcıyı çekmek için yüzde 8-9 faiz veriyoruz onlar kazandıkları paralarını ülkelerine götürünce eflasyon oranları düşük olduğundan reel kazançları artıyor kar elde edıyor ama bız kendı ulkemızde eflasyondan dolayı negatıf reel gelır elde edıyoruz kim 1.sınıf vatandaş hocam yabancılara gelince şapur şupur bize gelince yarabbi şükür olmuyor mu? burdaki temel sorun faizin yuksek yada dusuk olması degıl sanıırsam eflasyon hala başımıza bela bızım ıcın birde hocam siz 94 krizinde sanırsam hazine müsteşar yardımcısıydınız kesın kamudaydınız o zaman ki dönemde fazilerin eflasyon oranlarının 3 haneli rakamları yuzde yuzun uzerıne cıkmasını acımasızca bu ıktıdar elestırıyor o zaman doğru yapılıpta şimdi bu iktidarca yanlış yapılan şeyler yok mudur hocam 94 de cari açık tasarruf oranımız şimdiden daha ıyı degılmıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi burada bir ayrım yapalım. Çünkü bazen sözler karışıyor.
      Eğer bir ülkeye, o ülkede riskler düştüğü yatırım ortamı iyileştiği için döviz giriyorsa yeni döviz çekmeye gerek kalmayacağı için faizler düşer. Ama eğer bir ülkeye döviz girişi faiz yüksek olduğu için sıcak para biçiminde giriyorsa faizler düşmez.
      1994 yılında ben ABD'de ekonomi ve ticaret başmüşaviriydim Türkiye'de etkin bir görevde değildim. O dönemde Hazine ihaleleri iptal edilirken ben de çok eleştirdim ama dinletemedim. O dönemde de bugünkü gibi faizleri düşürmeye çalışıyordu siyasal iktidar ve sonunda kriz çıkardı. Ne yazık ki o dönemde doğru yapılan ve bugüne örnek verebileceğimiz bir şey yok.

      Sil
  16. Hocam yazilariniz için çok teşekkür ederim. Ben istatistik mezunu yüksek lisans öğrencisi olarak sizin blog, yazı ve programlariniz sayesinde kendimi ekonomi alanında geliştirme fırsatı buldum . Sizce merkez bankası uzman yardimciligi mi yoksa dis ticaret uzman yardimciligi mi kariyer açısından hangisi daha avantajlı tesekkur ederim simdiden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merkez bankası tektir kıyasa bile gıremez dıgerlerı

      Sil
    2. Nazik sözleriniz için teşekkür ederim.
      Her ikisi de çok iyi. Merkez Bankası'nda ücretler daha yüksektir. O da önemli bir avantaj olabilir.

      Sil
  17. Hocam hep merak ettiğim konu, FED varlık alımlarını ABD bankalarından yapmadı mı ? Bu basılan para yine ABD bankalarında kalmadı mı? FED in dağıttığı 3 trilyon dolar dünyaya dağılmadı ki geri dönsün . neden dünya piyasaları panikliyor. Gördüğüm sadece düntya piyasalarında FEDin QE söylemleri sayesinde kurgulanmış bir manipulasyon ortamı var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle kardeş.amerikadan dışarıya 2002 2008 arası yayılan para 2008 sonrası yayılan paranın 5 katıdır. oda son 5-6 yılda dünya ekonomisi büyüdüğü için normal bir artış.fedin verdiği paranın yüzde 90ı banka kasalarında duruyor.öyle dışarıya çıkan yayılan 3 trilyon gibi bişey yok.olsa zaten enflasyon olurdu.

      Sil
    2. Tam öyle dediğiniz gibi değil.
      2008 krizi öncesinde Fed'in bilanço büyüklüğü 800 küsur milyar dolardı bugün 4 trilyon doların üzerinde. Yani Fed kuruluşundan 2008'e kadar bastığı paranın 4 katını son 6 yılda basmış bulunuyor.
      Bu paralar tahvil alımı vb amacıyla bankalara gitti. Önemli bir bölümü bankalarda nakit olarak duruyor ya da tekrar Fed'e yatırıldı. Ama bankalar likidite ihtiyacı için piyasadan para çekmedikleri için o para da dışarı gitti. Çok farklı yerlere gittiği için de enflasyona yol açmadı.
      Herşeyi kurgulamak mümkün değildir.

      Sil
    3. 15 Eylül 2008 öncesine göre parasal taban 3,11 trilyon dolar artmış. bu paranın 2,66 trilyon doları Fed'de excess rezerv olarak tutuluyor. 14,6 milyar doları nakit olarak banka kasalarına eklenmiş. kalan 435 milyar dolar hem ABD hem dış ülkelerde nakit olarak dolaşıyor. 435 milyar doların 300 milyar dolarının ABD dışına gittiği tahmin ediliyor. özetle, Fed'in son 6 yılda verdiği paranın sadece %14'ü piyasaya girmiş. %86'sı kendi bünyesinde ve banka kasalarında piyasa dışı duruyor.
      - en son data (http://www.federalreserve.gov/releases/h3/current/H3.pdf)
      - 11 Eylül 2008 datası (http://www.federalreserve.gov/releases/h3/20080911/h3.pdf)

      Sil
  18. Ben, ABD ekonomisinin krizden çıkmaya başladığı kanısında değilim.
    2008 Ekim üzerinden tam 6 yıl geçti.
    Kayda değer hiç bir gelişme yok krizden çıkış için.
    İyi gelen bir veri yanında muhakkak kötü gelen bir veri de var.
    ABD ekonomisi 2008 Eylül ayına asla geri dönemez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. janset yellenir son konuşmasında yarım ağızla ücret gelirlerinin gdpye oranı 2008de yüzde 44-45 idi 2013te yüzde 42ye geriledi income inequality demedimi zaten? yine ne yapsan kadın. biraz üzülüyor haliyle

      Sil
    2. ABD ekonomisinin krizden çıktığını kimse söylemiyor zaten. Ama belirli bir toparlanma olduğu kesin. Bu kadar çabaya ve harcamaya karşılık bu toparlanma az değil mi derseniz elbette az.

      Sil
  19. elinsaf hoca yinemi faiz artışı lazım diyosun.işler karışırsa merkez 11.25e yönlendirir bankaları enflasyonun 2 puan üzeri gecelik faiz azmıdır.illaki 15 filanmı olması lazım kesmesi için.ihracatçı euro-dolardan muzdarip bide kuru düşüreceksin iyice

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nın ortalama fonlama maliyeti 11,25 değil 8,30 dolayında. Yılsonu enflasyon tahmini ise yüzde 8,9'a yükseldi biliyorsunuz.

      Sil
  20. Hocam fedin varlik alimi diye kastedilen sey abd hazine tahvilleri , yine abd ozel piyasa tahvilleri degil mi ? Mesela euro bond alir mi ya da turk tahvilleri

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in tahvil alımı programında ABD Hazine tahvilleri ile ABD mortgage şirketlerinin tahvilleri dışında bir şey yoktu.

      Sil
  21. Hocam ABD daraltıcı para politikası neden uyguluyor? Ve AB deki genişletici politikanın uygulanma sureci ya da AB deki bu talep azlığı ülkemizi nasıl hangi kanallarla etkiliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD genişletici para politikası uyguluyor.
      AB henüz tam olarak genişletici politika uygulayamıyoır. Almanya karşı çıkıyor.
      AB'deki talep düşüklüğü bizim oraya daha fazla ihracat yapmamıza engel oluşturuyor.

      Sil
  22. Hocam yaziniz icin tesekkurler...tcmb fiyat istikrarini saglamak icin faizleri artirirsa dogru bir hampe olmaz mi?enflasyonun yuksek duzeylerde oldugunu dusunuyorum bunun da en buyuk sebebi uretmeden tuketmek yani talebin fazla olmasi bu da dolayisiyla tasarruflari dusuruyor.burada faiz arttirimi dogru olamaz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin şu anda acil bir faiz artırma zorunluluğu yok. Ama ileride olabilir o nedenle dikkatli davranması lazım.
      Enflasyon sadece taleple ilgili değil. İşin bir de kurlardan kaynaklanan maliyet yönü var. Ürettiğimiz malın yüzde 60'ı ithal girdilerden oluşuyor. O nedenle kur arttığında ithalatımız pahalılanıyor ve dolayısıyla bu da maliyetleri artırıyor.

      Sil
  23. hocam george soros abd ortadoğudan ve doları dünya para brimi yapmaktan vazgeçmezse önümüzeki yıllarda iflas edecektir dıye bır açıklaması var işin siyasi boyutu ekonomi boyutunun arka planında ve yön verici durumda sizde hocam çinin daha 10-15 yıl öncesine kadar insanlarının çoğunun karnını doyuramazken üstüne üstük adından da anlaşılacağı üzere çin halk cumhuriyeti yani liberalizme geç başlayan ekonomisinde uygulayan bir ülke ve dunya nufusunun yuzde 25 ine sahıp nasıl kendı ımkanlarıyla bu denlı dunyanın super gucu oldu yada olacak yakın zamanda bu bır tesaduf mudur yoksa çinin başarısımıdır yoksa 2008 krızını abd de fişekleyen yahudi lobısının sermayesını çine taşımasımıdır leman brothers kardeşlerin 400-600 milyar dolarlık bır sermaye transfer ettıgı soylenıyor...hocam asıl merak ettiğim konu şu benim turkıye nasıl 70lerle 70 cente muhtaç hale geldi? kıbrıs harekatından sonra abd ambargo uyguladı fakat ıstenılen sonucu alamadılar borsa uzerınden bır hareket yaptılar ne yaptılarsa bızım elımızı kolumuzu bagladılar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin konusunda hepsi birden doğrunun parçalarını oluşturuyor.
      İstenilen sonucu aldılar aslında. Türkiye 1970 lerden 1980'lerin ortasına kadar ayağa kalkamadı.

      Sil
  24. Kaç istiyorsunuz ? O kadar yapalım faizleri

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizle ilgili bir isteğim yok. Ben enflasyonu söz verildiği gibi yüzde 5 istiyorum. Bunu sağlayacak faiz ne ise onu uygulasınlar yeter.

      Sil
  25. Tabloya bakarak normal zamanlarda ( Piyasları makto düzeyde etileyecek haberler olmadığı sürece) CDS primlerindeki değişimin yönü aynı şekilde dolar kurunu etkiliyor. İstisnai durumlarda olduğu gibi ( ciddi ciddi QE nin sonlandırılacağı haberlerinin artması) Dolar kuru CDS'in yönünden aykırı gidiyor.

    YanıtlaSil
  26. Ne zamandır aynı terane ne olacak çok merak ediyorum. Fed de bir tcmb olamadı. Bir gece de iki üç kat artıramadı faizleri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bırakın iki üç kat 0,25 puan artırsa dağılacak sistem.

      Sil
    2. eskiden Fed de çok esnekti. çünkü bankalarda 50-60 milyar dolar rezerv vardı. Fed piyasadan 10-20 milyar dolar para çektiği zaman piyasa faizleri ciddi anlamda değişebiliyordu. şu an bankalarda 2,7 trilyon dolar para var. şimdilerde Fed'in benzer etkileri yaratabilmesi için belki 400-500 milyar dolar çekmesi gerekebilir.

      Sil
    3. Çok doğru. Fed krizden çıkış için uyguladığı bol para dağıtma stratejisinin içinde boğulabilir.

      Sil
  27. GELİŞME YOLUNDAKİ ÜLKELERİ NELER BEKLİYOR?

    TÜRKİYE REFORMLARDA GECİKTİ!

    Sabancı Üniversitesi Finans Kürsüsü Başkanı Prof Özgür Demirtaş'ın "Türkiye'nin 2023 hedefleri" hakkındaki görüşleri (30 Ekim 2014):

    Ben Türkiye'ye döneli yaklaşık 3 yıl oldu. Tabii ilk zamanlar, uzun yıllar sonra ülkeme döndüğümde mevcut duruma alışmakta bir parça zorluk çektim. Başlarda ülkemle ilgili optimisttim çünkü Türkiye 2001 bankacılık krizinden sonra ciddi reformlar yapmıştı. Bankacılığını sağlam hale getirdi. Bugün Avrupa bankalarının sınıfta kaldığı birçok -stres testi-nden kalacak bir Türk bankası neredeyse yok diyebilirim. Bunlar çok iyiydi. Bu reformların üzerine birtakım sosyal reformlar da eklenecek gibi oldu Türkiye'de; bunun heyecanıyla beraber Türkiye'ye akması gereken paradan daha fazla miktarda para girişi oldu. Bunlar 2002-2008 arası bir periyotta gerçekleşti.

    Tabii benim de içinde bulunduğum optimist diye nitelendirebileceğimiz bir grup bu reformların hızlanarak devam etmesi gerektiğini düşünüyordu. Belki de geçmiş 50 yılda Türkiye'nin önüne gelen en iyi fırsatlardan biriydi bu dönem! Şimdi görülüyor; Türkiye bu reformları yapmakta gecikti. Ve artık gecikmenin ötesine geçtik; bu nedenle bu kadar rahat konuşabiliyorum! Artık öyle bir yerde sıkışıp kaldık ki; reformlar yapılmaya başlandı başlandı! Eğer başlanmazsa bırakın 2023'ü, 2030 hedefleri bile yakalanamaz; böyle bir hedef varsa!

    Neden yakalanamaz? Size ispatlayayım:

    Türkiye'nin 2023 hedefi nedir? -İhracat hedefi-ni bir kenara bırakalım. Çünkü bizim ihracatımız -sırtında ithalatıyla- birlikte gelen bir ihracat!

    Türkiye ilk 10 ekonomi arasına girmek istiyor değil mi? Bizim 2013 GDP rakamımız ne kadar: 820 milyar USD.

    Peki 10. sırada olan ülke kim? Eğer ilk 10'a girmek istiyorsak, o 10. sıradaki ülkeyi devirmemiz lazım. 10. ülke Hindistan. 2013 milli geliri ne kadar: 1 trilyon 876 milyar USD.

    Şimdi hemen ispatlayalım 2023 hedeflerinin neden tutmayacağını. Tutup/tutmamasının öneminden çok; -Ne yapmalıyız?- sorusu var burada.

    Efendim neden tutmaz? Hindistan gelecek 9 yıl hiç büyümesin, hiç! Yani her yıl sıfır, sıfır, sıfır, sıfır ... ki böyle bir şeyin mümkün olmayacağını biliyoruz; orası da dinamik bir ekonomi! Ama Türkiye yüzde kaç büyürse onları geçebilir? Hesabı yaptığınızda %9.1 gibi bir şey çıkar! Ha bir de onlar %2 büyürse, baz etikisi ile bizim kendimize %3 eklememiz gerekiyor. Yani Türkiye %12 ila 13 büyümeli ki Hindistan'ı devirebilsin, ilk 10'a girebilsin!

    Bu mümkün mü? Bunun olasılığı yüzde kaç?

    Şu an bunun olasılığını %0.000 düşünüyorum!

    Peki o zaman karalar mı bağlanacak? Ne yapılması lazım?

    YanıtlaSil
  28. Daha ileriye yönelik hedefler konup, ona göre ev ödevlerinin yapılması lazım!

    -YAPISAL REFORM- DİYORUZ; İÇİ ÇOK DOLDURULMUYOR! O -YAPISAL REFORMLAR- NELERDİR? BİRKAÇ İSTATİSTİK VERECEK OLURSAK:

    Sosyal medyadan sık sık paylaşmaya başladım:

    Bir yönetici olarak; açarsınız OECD'nin istatistiklerini incelersiniz. Hangi istatistiklerde geri kalındı ise öncelik sırasına göre bunlar üzerinde çalışırsınız!

    Türkiye'de kadınların işgücüne katılma oranı % 30'ların altında! İçler acısı bir hal! Bu neye benzer biliyor musunuz? Kadınların çalışmadığı veya çalışamadığı bir ekonomi, tek bacaklı bir maraton koşucusudur! Tek bacağınızla ne kadar koşabilirsiniz? Dengeye ihtiyacınız var. Kadınların ekonomiye daha fazla katılması şart!

    EĞİTİME BAKIYORUZ: TÜRKİYE'NİN EN İYİ LİSELERİNDEN MEZUN OLAN ÖĞRENCİLERİN ÇOĞU ABD'YE GİDİYOR. GERİ GELSELER İYİ; BİR DAHA DÖNMEMEK ÜZERE GİDİYORLAR! -BEYİN GÖÇÜ-; 2. PROBLEM!

    3. problem: Üniversitelerin mümkün olduğu kadar -uluslararası standartlarda- icraat göstermesi şart. Bunun için merkezi bir yönetim değil; bunun için sadece biliminsanlarının kendi alanlarında kararlar verebildiği, yerel mekanizmaların güçlü olduğu bir anlayış lazım!

    Araştırma/Geliştirme (AR/GE):

    -Toyota-, bir şirket! Yıllık AR/GE'ye yaptığı harcama 10 milyar USD!

    -Türkiye-, bir ülke! Yıllık AR/GE'ye yaptığı harcama 8 milyar USD!

    Bakın:

    Sadece bu istatistik, sadece bunun üzerine uğraşsa bile, diğerlerini geçtim; Türkiye biryerlere gelebilir!

    EĞER TÜRKİYE DERSE:

    -NE KADAR GÜZEL; AVRUPA'DA EKONOMİ KÖTÜYE GİDİYOR,-

    -NE KADAR GÜZEL; PARASAL GENİŞLEME (QE) DEVAM EDECEK,-

    2014, 2015, 2016, 2017, 2018'İ DE DEVİREBİLİR.

    O ZAMAN BURADA -BOŞA HARCADIĞINIZ HER YIL-; 2035, 2045 VE HATTA 2055'E ATAR SİZİN HEDEFLERİNİZİ!

    30 EKİM 2014 İTİBARİYLE; DİKKATLE, VERİLERE ODAKLANARAK ÇALIŞMAK GEREKİYOR! ZAMAN GEÇİYOR, SİLKİNİP KENDİMİZE GELELİM!

    (http://www.cnbce.com/video/turkiye-reformlarda-gecikti)

    NEDİR BU YAPISAL REFORMLAR?
    (11 Ocak 2012)
    http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html

    EKONOMİDE YAPISAL REFORMLAR
    (8 Eylül 2013)
    http://www.mahfiegilmez.com/2013/09/ekonomide-yapsal-reformlar.html

    YAPISAL REFORMLAR REHBERİ
    (2 Mart 2014)
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/03/yapsal-reformlar-rehberi.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunların hepsini yıllardır ben yazıyorum ve tv de söylüyorum. Sizin de değindiğiniz gibi Prof. Özgür Demirtaş da bunları söylemiş. Yapısal reformların içi dolu aslında. Boş olan siyasetçinin onlara olan yaklaşımı.
      Eğitim bence de bir numaralı sorun. Yüzlerce yıllık tarihimizde bir tane icat yok, buluş yok, teknolojiye bir tek katkı yok. Bu eğitim yöntemiyle olamaz da zaten. Türkiye'de eğitim her geçen gün geriye gidiyor. Eğitilen sayısı artıyor gibi görünse de kalite giderek düştüğü için düzey de düşüyor.
      Türkiye yapısal reformlara eğitimden başlamak zorundadır. Ama bu reformu yapacak olanların eğitimi de önemli tabii.

      Sil
  29. Hocam Fed parasal genişlemelerle sisteme para enjekte etti şimdide parayı faiz yoluyla toplamaya çalışıyor. Topladığı parayı benzin döküp yaksa ve sistemden tamamen çıkarsa daha iyi olmaz mı? :)

    YanıtlaSil
  30. hocam yazılarınız ve mütalaalarınız için canı gönülden teşşekkür ederim...bazı sorular var hocam cevabını merak ettiğim yardımcı olursanız sevınırım
    1-) şuan makro ekonomik verilere bakıldığında ve yetkililerin açıklamasından önceliğin eflasyon olduğunu anlıyoruz peki hocam bu durumda genişletici para polikatısı uygulayamazsınız genısletıcı malıye polıkatısını desteklemeden nasıl yeterli ve istikrarlı buyuyebılırız?
    2-) borsa ile kur arasındaki ilişkiyi nasıl okumalıyız bugun her ikiside yukselişe geçti bu durumu nasıl açıklarız?
    3-) 2023 hayal oldu ilk 10 değil mevcut 17.sıramızı koruyabılırmıyız?
    4-)merkez bankamız ne kadar bağımsız hocam? sıyasetin kendısıne yön vermesine musade edıyor mu?
    5-) orta gelir tuzağına kesin olarak düştüğümüz söylenebılır mı?
    6-) söyledikleri gibi biz gidersek borsa 45 bınlere düşer türkiye iflas eder sözü ne kadar doğrudur?
    7-) borsanın ülke ekonomısını iflas ettırme gucu varmıdır hocam ne zaman tehlıkelı olur bır ulke ekonomısı ıcın?
    teşşekkur ederım hocam şimdiden cvplarınız için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Enflasyonu olduğu yerde istikrarlı büyüme olmaz.
      (2) Bazen gün içinde ya da bir kaç gün bu tür ilişkiler olabilir. Buradan hareketle korelasyon kurmak doğru olmaz.
      (3) Zor
      (4) Bizde yasa yaptın mı bağımsız oldu sanılıyor. Mesele uygulama. Siyasetçi faize yön veriyorsa bağımsızlık tartışmalıdır.
      (5) Evet söylenebilir
      (6) Hiç kimse vazgeçilmez değildir.
      (7) Borsa kendi başına bir ekonomiyi batırmaz ama ekonomi batma yoluna girerse borsa da batar.

      Sil
  31. Hocam yuksekogretimde ar-ge faaliyetlerine ayrilmasi gereken butcenin artmasi biz ogrenciler de istiyoruz.Ama sizin de bildiginiz gibi ayrilan butcelerle yapilan harcamalar ile bir kadinin dis guzelligi icin yaptigi harcamalarla ayni.Diger yandan universitelerde okuyanlarin artmasi ulkenin gelistigini ya da nitelik olarak iyilestigini gostermez sadece issizligin daha ileri bir tarihe ertelendigini gosterir.Bu da ilginc bir issizlik politikasi degil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de bunu vurguladım. Sorunu 4 -5 yıl erteledik ama süre geçince yine karşımıza çıktı.

      Sil
  32. Hocam calismalariniza* savunma sanayiye ayrilan odenekler*baslikli bir konu eklerseniz cok memnun oluruz.tesekkurler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu tümüyle bulmak kolay değil.

      Sil
  33. Mahfi bey yazınız için teşekkürler.
    Bence fed herseye rağmen faizleri artircak. Ve sonuçlarını yasadigimizda gorcez. Lehman Brothers kurtarilabilecegi halde tüm sonuçları hesap edilmeden batirilmasi gibi

    YanıtlaSil
  34. Hocam merhaba,

    Bundan önceki yazınızda biraz değinmiştiniz ama detay almak adına sorayım.
    Bu bilgiler ışığında yatırım öneriniz nedir? TL'nin değerini kaybetmemesi ve orta-uzun vadede değer kazanması adına dolar, euro, altın ve tl için bir sepet mi önerirsiniz? Önerirseniz bu sepetin dağılımı nasıl olmalıdır ya da sepetin dağılımındaki rakamları vermeseniz bile sepette neleri dikkate almak lazım gelir?
    Ben genelde %40 dolar, %30 euro, %20 altın ve %10 tl likit fon şeklinde ilerlemekteyim mesela.

    Çok teşekkürler.
    BK

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kişisel yatırım önerisi yapmıyorum ama bence sizin yaptığınız sepet son derecede iyi bir sepet.

      Sil
    2. Hocam tesekkurler. Bir soru daha ileteyim musaadenizle. Biraz basit kacabilir ama..
      Fed in faizleri 0.25 bile yapmasi bizim icin kotu olur demistiniz bi yorumunuzda sanirim. Bu kadar kucuk bir oynama bile neden KAOTIK bir durum olusturur? Yani bizim gibi gelismekte olan ulkelerde yuzde 10lar 15ler gorunce insan haliyle sorguluyor.

      Tesekkurler.
      BK

      Sil
  35. hocam faizle borsa arasında nasıl bir ilişki vardır? teşşekkur şimdiden cevabınız için...buarada rusyada brezilyanın ardından faizi artırdı ve kırılgan beşli de 3.sıradayız faiz sıralamasında hocam neden rusya ve brezilya faiz artırdılar ve onların borsasına bunun etkisi ne oldu bızım borsamıza nasıl yansıdı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu bir kaç kez yazdım faizle borsa genellikle ters yönlü ilişki içindedir. Yani faiz artarsa borsa endeksi düşer, faiz düşerse borsa endeksi yükselir. Bunun nedeni tahvil ve hisse senedinin rakip plazman Araçları olmasındandır.
      Rusya ekonomik olarak sıkıntıda o nedenle kaynak çekebilmek için faiz artıırdı. Ayrıca ambargonun etkisiyle enflasyon da artıyor. Brezilya ekonomisi de sıkıntılı. Onlar da dış kaynak peşindeler. Bizim durumumuz daha az sıkıntılı.

      Sil
  36. hocam ithalat ve ihracatın ülkeye yararları ve zararları ile ilgili bir yazınız var mı ben bulamadım da

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yazım yok. Bu konu aslında bilgisayara ne var ne yok diye sormak gibi bir şey.

      Sil
  37. hocam ekonomi yönetimi daha önce cari açığı azaltmak ve tasarrufları artırmak amacıyla kartlı
    alışveriş ve kredi kullanımına sınırlamalar getirmişti fakat son olarak merkez bankası zorunlu karşılıklara faiz ödeyeceğini belirtti.Yapılan son uygulama bankaların fon maliyetinin azalmasına yol açarak daha düşük faizle kredi vermelerinin sağlanması ve seçimler öncesi az da olsa ekonominin canlanması için atılan bir adım olarak görülebilir mi?Bu şekilde olursa tasarrufları artırmaya yönelik çalışmalara ters düşüyor gibi oluyor bu sebeple zorunlu karşılıklara faiz ödeneceği belirtilerek tam olarak yapılmak istenen nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence MB, üzerindeki faizi indir baskısından kurtulmak için bu tür hamleler deniyor ama nafile. Siyaset eninde sonunda bu ortamda faizi indirtecek ve ekonomiyi sıkıntıya sokacak.
      Siyasetçi için önemli olan yüksek büyümedir. Enflasyon filan ikinci planda kalır.

      Sil
    2. hocam yalnız burda bir ayrım var merkez bankası mevduat karşılık oranlarına faiz ödeyecek bankaların rasyosuna göre bu tüketime teşvik değil aksine mevduat toplama yarışının artması için dolaylı yoldan bankalara mevduat faızı noktasında yuzde 2 cıvarında esneklik sağlamış olacaktır bu tasarrufları artıracak ve talebi kısar enflayonu düşürür kaldıkı zaten seneye taviz yok diyor başçı ve formulunude acıklıyor

      Sil
    3. hocam başçının formülü yüzde 2 reel faizle eflasyonu düşürecez dıyor yuzde 6-7 reel faıze gerek yok dıyor fakat şuan reel faız negatif yuzde -.05 lerde ve benim asıl anlamadığım faiz artırımı olmadan hatta aksine merkez bankasının onumuzdeki süreçte faiz indirimine gideceği düşünüldüğünde bu oran nasıl gerçekleşecektir burda bir yöntem var hocam şu:Başçı, getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceği gibi bir açıklaması var ne demek bu hocam?

      Sil
    4. Üstteki iki yoruma yanıt:
      İlk yorum: Zorunlu karşılıklara ödenecek faiz mevduat faizlerini çok az etkileyecek bir hamle (çünkü yüzde 11,5'un yüzde 3'ü) ama dediğiniz doğru. Yani az da olsa mevduat faizini etkileyebilir. Ne var ki bu kadar düşük bir etki (benim hesabım yüzde yarımın altında bir oranı gösteriyor) tasarrufu artıracak bir etki yaratmaz.

      İkinci yorum: Reel faiz hesabında bugünkü enflasyona bakmayın. TCMB beklenti anketine göre 12 ay sonraki enflasyon beklentisi % 7,5. Bunu esas alırsak

      Reel Faiz = ((1+net nominal faiz) / (1+beklenen enflasyon) -1) = ((1+0,765) / (1+0,75) -1) = 0,14 olarak çıkıyor. (Net nominal faizi hesaplarken bugün geçerli olan yüzde 9 nominal mevduat faizinden yüzde 15 stopajı düşüyorum)

      Diyeceksiniz ki bu Başçı'nın dediği 2 puan değil. Haklısınız. Ama MB'nin 12 ay sonrası için enflasyon tahmini beklenti anketinden farklı (yüzde 6,3). Bunu da alsak reel faiz yüzde 1,26 çıkıyor. Buna karşılık MB'nin yüzde 5'lik hedefini alırsak yüzde 2,52 çıkıyor.

      Sil
  38. Hocam Allah sizden razı olsun. Ne güzel anlatıyorsunuz dişli mekanizmanın çarklarını. Ben Elektronik Mühendisiyim ve ekonomiyle ilgilenmeye başladım. Kitaplarınızı da aldım. Sadece şunu söylüyorum ; Allah sizden razı olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Umarım kitapların yararını görürsünüz.

      Sil
    2. Eksik olmayın hocam, laf olsun diye söylemiyorum, gerçekten hem yeni başlayanlar için hem var olan bilgisiyle muhakeme gücünü derinleştirmek isteyenler için tavsiye ediyorum. Mesleğimde, devlet teşvikleriyle üretime geçmek isteyen meslektaşlarım yoğunlukta. Teşviklerden faydalanmaya hak kazanan arkadaşlardan şirket kurmaları isteniyor. Evet, arkadaşlar şirket de kuruyorlar ancak 1 sene sonra kapatmak zorunda kalıyorlar. Tabiri caizse çekip çeviremiyorlar dükkanı. Neden? Çünkü mühendislik eğitiminde, son yıl verilen bir kaç seçmeli ders haricinde, ekonomi ile ilgili ders yok. Tamam, üretelim ama gerekli altyapıya sahip bireyler olamadıkça üretsek de satamıyoruz. Ben şimdi evimde TV üretsem ne olacak Hocam, pazarlayamadıktan sonra. Bu eksikliği gördüğüm için ekonomiye yöneldim ve sizin kitaplarınızdan başka güzel anlatan kitap bulamadım açıkcası. Öncelikle meslektaşlarımı, ardından diğer mühendis kardeşlerimi ekonomi bilgisine haiz bireyler olmaya davet ediyorum. Sıcak parayla olmuyor işte, üretmek lazım ülkemiz için :) Eserleriniz için tekrar teşekkür ederim.

      Sil
    3. Çok haklısınız. Üretim tek başına yeterli değil.

      Sil
    4. Dikkat et delikanlı bu iş mühendisciklere göre değil !

      Sil
  39. Hocam, FED faiz artırımının ülkemize etkisini bir, iki kelime ile yazarsanız çok sevinirim. İyi çalışmalar dilerim. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz girişi azalır, dış finansman bulmakta zorluk çekeriz, büyüme iyice düşer, kurlar yükselir, enflasyon artar, faizi artırmak zorunda kalırız.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam.

      Sil
  40. hocam ençok bu yıl ihracat yaptığımız ülke işviçre midir almanya mı? en son verılere gore... ençok ithalat yaptığımız ülke rusya sonra çin sanırsam bu ıkılı değişmez ama ihracatta supriz ulke işveçin altından dolayı bu yıl yer aldığını söyleyebılır mıyız genelde almanya ilk sırada yer alırdı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre 2014 Ocak - Eylül ihracatında Almanya 1, Irak 2, İngiltere 3. sırada yer alıyor. İsviçre 10. sırada. Geçen yıl aynı dönemde İsviçre 30. sıradaydı.

      Sil
    2. Ekleme. İsviçre altından dolayı yükseldi.

      Sil
  41. Hocam ben birşeyi anlamıyorum,şöyle ki neden bu fed bilançosunu küçültmek ve faiz arttırmak zorunda.sanki zorundalarmış gibi bir hava seziyorum.Sonuçta ne doğru dürüst enflasyonları ne de düzgün büyüme hızları var.bu kadar basılan paraya rağmen hemde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü bu işler sonsuza kadar böyle gitmez. Gün gelir o paralar ABD'nin başına bela olur. Bugün harcama zayıf enflasyon olmuyor ama yarın konjonktür döner harcamalar artmaya başlarsa işler değişir.

      Sil
  42. Türkiye En Riskli Ülke (1 Kasım 2014):

    Son üç haftadır para piyasalarında bir toparlanma var, Türkiye'de USD tırmanışı yerini düşüşe bıraktı, ABD 10 yıllık tahvil faizleri geriledi.

    Halbuki 31 Ekim 2014 itibariyle ABD Merkez Bankası (FED) parasal genişlemeyi (QE) bitirdi.

    Beklenen oldu ama piyasalar rahat görünüyor!

    Peki, ekonomide neler oluyor?

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Eski Müdürü, ekonomist Bartu Soral ekonomide yaşananları değerlendirdi:

    Piyasaların kilitlendiği konu: ABD'nin faiz arttırımına gidip gitmeyeceği, giderse ne zaman gideceği.

    Piyasalarımız son 3-4 haftadır ABD ekonomisinde yaşanan düşük enflasyondan dolayı bir durgunluk tahmininde bulunuyor. Durgunluğun devamı parasal genişlemenin devamı veya en azından 2015'in son çeyreğine sarkacak bir faiz artışı anlamına geliyor. Bu görüş ve beklenti hatalıdır!

    2014'ün başından beri bütün bildirimlerimde ABD ekonomisindeki toparlanmayı vurguluyorum. Faiz arttırım zamanlamasının ABD işsizlik oranı ile ilgili olduğunu hep vurguluyorum. Hedef; işsizliğin %6'ya gerilemesiydi. Bugün ABD'de işsizlik %5,8'e geriledi, hedefin altına inildi! FED toplantısında da bu vurgulandı.

    ABD ekonomisinde 2014 ilk çeyreğinde yaşanan küçülmenin mevsim etkisi olduğunu, ardından toparlanmanın güçlü geleceği öngörüsünü sizinle önceki mülakatımda paylaşmıştım.

    Dün ABD 3. çeyrek büyümesi beklentilerin üstünde %3,5 geldi (beklenti %3'tü!)

    ABD'de yaşanan bu ekonomik toparlanma, yeni istihdam kazanımları, bugün düşük görünen enflasyonu sene sonunda yukarı çekecek. 2015 ilk çeyreği içinde FED'den ilk faiz artışı gelecek! Ayrıca gözden kaçan bir diğer konu, ABD cari açığı düşüyor. 2008 yılında milli gelire oranla %5 olan cari açık bugün %2,3'e gerilemiş durumda.

    "Kimse geçici hava akımına aldanıp, gereksiz rahatlıklara düşmesin!"

    Şimdi piyasalar ile FED arasındaki çelişkiye değineyim:

    YanıtlaSil
  43. FED 31 Ekim'de parasal genişlemeyi (QE) bitirirken, ABD ekonomisinin toparlandığına dair güçlü mesajlar verdi. Ve işsizlik oranındaki gerilemenin altını çizdi. Önceki açıklamalarla beraber yap-bozu birleştirince -faiz artışı gelecek- demiş oldu. Üstelik bir önceki toplantıda 2015 sonunda reel faizlerin %1,37 olacağı beklentisini ilan etti. Ancak şu anda ABD piyasaları halen 2015 için %0,5 - 0,75 arası bir reel faizi fiyatlıyor. Yani ABD 10 yıllık tahvil faizi beklentilerle paralel yükseleceği yerde; düşüyor.

    Piyasalar bence hayal görüyor veya görmek istiyor!

    Türkiye'de yaşadığımız kurlardaki gevşeme bu durumun bize yansıması. Oluşan bu durumdan sonra şu soru akla gelebilir: Piyasalar mı daha iyi bilir, FED mi? Tarihteki örnekler bize piyasanın değil; FED'in bildiğini göstermişti. Kimse bu geçici duruma aldanmasın! 2015'te faiz artışı gelecek ve piyasalar da buna hemen uyum sağlayacak.

    Bu bağlamda bizim bilmemiz gerekenler şunlar: Dünyada bol ve ucuz likidite döneminin sonuna 2015 yılı içinde gelinecektir. Bizim tahminimiz 2015 ilk çeyreğidir. Yani ABD'de faizler daha yüksek, küresel likidite daha pahalı olacaktır!

    Dış finansman ihtiyacı yüksek olan ülkeler, daralan likiditeden olumsuz etkilenecektir!

    ABD'de yükselen faizler, cezayı dış borcu ve cari açığı yüksek ülkelere kesecektir!

    Bu ülkelerin finansman bulması zorlaşacak, bulunan finansman ise pahalanacaktır!

    Bakın çalıştığım bir grafiği sizle paylaşayım. Grafik; seçtiğimiz 10 gelişmekte olan ülkenin cari açık ve net uluslararası yatırım pozisyonunu birlikte karşılaştırıyor.

    Net uluslararası yatırım pozisyonu; -bir ülkenin dış dünyadan toplam alacağı ve rezervleri- ile -dış dünyaya toplam vereceği- arasındaki farkı gösterir.

    Net toplamda; dış dünyadan siz alacaklı iseniz pozitif, dış dünyaya verecekli iseniz negatif olur.

    Seçilmiş 10 Ülke Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu ve Cari Açık Oranı, (% GSYH), 2013:

    ( http://www.odatv.com/images/resimler/yanda(1).jpg )

    ( International Monetary Fund (IMF) Special Data Dissemination Standart Plus )

    Grafiğin yatay ekseni ülkelerin -net uluslararası yatırım pozisyonları-nı gösterirken, dikey eksende -cari açık verisi- görülüyor.

    Görüldüğü üzere her iki veride de Türkiye en riskli ülke konumunda!

    Türkiye'nin dış dünyadan alacakları ve rezervlerinden dış dünyaya yükümlülüklerini çıkarınca; GSYH'sinin %48 oranında negatif durumda olduğu görülüyor. Yani Türkiye'nin net UYP (Uluslararası Yatırım Pozisyonu) açığı 2013 sonu itibari ile GSYH'sinin %48'i oranına ulaşmış. Rakam olarak bakarsak yaklaşık 400 milyar USD.

    Bunun yanı sıra Türkiye'nin cari açığı 2013 yılı sonunda GSYH'nin %7,86'sı oranına ulaşıyor. Endonezya ve Meksika'nın net UYP'si de GSYH'lerinin %40'ı oranında açık veriyor. Ancak bu iki ülkenin cari açıkları bizden çok daha düşük: Endonezya = %3,27 ve Meksika = %1,77 oranında. Cari açığı yüksek olan ülkeler içinde bizden sonra gelen iki ülke Güney Afrika ve Brezilya. Ancak bu iki ülkenin net UYP'lerinin GSYH'lerine oranı: Güney Afrika = Eksi yüzde 8 ve Brezilya = Eksi yüzde 34!

    Şimdi dünya genelinde likidite kısılıp faizler yükselince cezanın kime kesileceğini gördük mü?

    Türkiye, daralan dış finansman ile kur baskısını 2015'de şiddetle hissedecek!

    Kurun yukarı yönlü hareketi; döviz açığı 180 milyar USD olan Türkiye Cumhuriyeti özel sektörünün bilançolarında büyük hasar yaratır!

    Üstüne üstlük; yükselen kur etkisiyle enflasyon yükselir!

    Kuru savunmak için dış finansman girişi gerekiyor. Onu bulabilmek için faizleri yükselteceğiz!

    İşte tam da bu aşamada ekonomik durgunluk gerçek yüzünü gösterecek!

    Toplam rezervlerimiz önümüzdeki 12 aylık dış finansman ihtiyacımızın ancak yarısını karşılamaya yetiyor!

    Maalesef her senaryoda sıkıştık!

    (http://www.odatv.com/n.php?n=turkiye-en-riskli-ulke-0111141200)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu analize katılıyorum. Üstelik artık daha fazla cari açık vererek daha az büyüyen bir ekonomik yapıya sahibiz. 2015 yılı Türkiye için çok daha sıkıntılı bir yıl olmaya aday. Ve biz "faiz insin mi artsın mı" gibi bilim dışı bir tartışmaya sıkışıp kaldık. Daha ilk adımda içine düştüğümüz bu bilim dışı tartışma bizi nerelere götürecek bilmiyorum. 2015'e dikkat edilmeli. Şu kadarını söyleyeyim benim görebildiğim kadarıyla 2015, 2014'ü k aratacak.

      Sil
  44. Hocam size ne kadar teşekkür etsek az. Ben yorumların tümünü okumaya çalışırken sizin hepsine cevap vermeniz müthiş bişey. Arada sırada üslupta hata edenler olsa da ("Kaç istiyorsan yapalım" tarzında) genel anlamda takipçilerinizin benle aynı görüşte olduğunu düşünüyorum. Tekrar elinize yüreğinize kaleminize sağlı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Ben, benim bloğumu okuyan yorum yapan herkesin değerli olduğuna ve yanıtlanmaya değer yorumlar yaptığına inanıyorum ve elimden geldiğince yetişmeye çalışıyorum. Bazı yorumlar sadece yorum-katkı niteliğinde oldukları için onları yayınlamakla yetiniyorum.
      Yanıtlamadığım sorular okulda sınav sorusu olarak sorulan sorular ve ödev konusu olarak verilenler. Onun dışındakileri yanıtlamaya çalışıyorum.
      Eleştiriden asla rahatsız değilim. Küfür hakaret vb içermediği sürece şaka dozunda kalan takılmalar dahil eleştirileri de yayınlıyorum ve yanıtlamaya çalışıyorum. Görüş farklılıkları olması, benim görüşlerime katılınmaması çok normaldir ve özendirilmesi gereken de bir tavırdır. Ben de büyüklerimin sözünü saygıyla karşılasam da itiraz ederek pek çok kurulu anlayışa başkaldırarak yetiştim. Başka türlü insan ileri gidemez. Büyüklerin her dediği doğru olsa biz dünyanın en ileri toplumu olurduk.

      Sil
  45. Aktörler değişti ama oyun hep aynı (24 Ekim 2014):

    Ülke siyasi bir kaosun içinde, sokaklarda insanlar ölüyor!

    Böyle bir durumda ekonomiden bahsetmek, İstanbul alınırken meleklerin cinsiyetini tartışmak gibi gelebilir bir çoğumuza. Bu da çok doğal, çünkü 30 küsur yıldır oynanan oyun hepimizi pusulasız bırakmış durumda!

    Oyunun adı: "Ekonomi ayrı şeydir, siyaset ayrı. Siyaset ekonomiye karışmamalı!"

    Özal-Evren işbirliği ile 1980'de başlayan süreç, SHP-DYP, DSP-ANAP-MHP ve AKP dönemlerinde derinleşerek devam etti.

    Aktörler değişti, uluslararası mali sermaye destekli oyun hep aynı kaldı.

    Ekonomiyi, yani toplumun temel sorunlarının altındaki esas dinamiği tartışmaksızın siyaset yapmanın, nedenlerden bağımsız olarak sonuçları tartışmanın doğru olduğu söylendi. Tersini söyleyip yapanlar gayrimeşru, çağ dışı ilan edildi!

    "Siyasetin görevi serbest piyasanın doğru çalışmasını sağlamaktır."

    "Devlet üretmez, üretirse de kötü üretir, pahalı üretir."

    "Tüm kamusal varlıklar özel sektöre tahsis edilmeli, kamu hizmetleri özel sektör eliyle gerçekleştirilmeli, kamu hizmetleri özel sektörün kâr alanı haline getirilmelidir."

    "Kamu hizmeti kötüdür, verimsizdir. Dolayısıyla tasfiye edilmeli, kamu malları, kamuya ait topraklar, dereler, ormanlar, göller özel sektöre devredilmelidir."

    "Yürütme erki özel sektörle paylaşılmalı, yönetim değil yönetişim olmalıdır. Aksi halde o rejimin adı demokrasi değil; faşizm olur."

    vb. bu oyunda en çok kullanılan replikler!

    Yeni kuşaklar bu gerçek dışı sözlerle yetişti!

    İktisat okullarından "kalkınma ekonomisi" dersleri kaldırıldı!

    Parayla para kazanma teknikleri eğitim programının ana konusu haline geldi. Ekonominin amacı ülkenin kalkınması, insanın, toplumun refahı değil; yerli yabancı para sahiplerinin daha çok para kazanması oldu. "Paranın dini, milliyeti olmaz" saçmalığıyla, el parasıyla büyümek, el parasıyla tüketmek; yani borç para karşılığı ülkenin bağımsızlığını ipotek altına sokmak meşrulaştırıldı!

    YanıtlaSil
  46. "Bu hakları savunmayı -faşistlik- olarak yaftaladılar!"

    Bize -siyaset ve ekonomi ayrı şeydir- diyenler ise her zaman olduğu gibi, bize söylediklerinin tam tersini yaptı! Topyekûn kalkınan, gelir dağılımının adaletli olduğu, çalışmanın ayrıcalık ya da lütuf değil bir hak olarak görüldüğü, çalışanların insanca yaşadığı bir ülkeyi ve ekonomik bağımsızlığı savunmayı "faşistlik" olarak yaftaladılar; ekonomik bağımlılığı, birbiriyle yarışan, birbirine destek değil rakip olan bireyleri, kentleri, bölgeleri; yani bölünmeyi, parçalanmayı savunmayı "demokrasi" diye adlandırmakta, kendileri gibi düşünmeyenleri demokrasi düşmanı olarak suçlamakta, siyasetin ta kendisini hem de en iki yüzlüsünü yapmakta sakınca görmediler. Gazete ilanlarıyla hükumetler düşürürken de, darbe liderleriyle kol kola gezerken de hep "en demokrat" oldular!

    Bu yalanı topluma yutturabilmek için ise insanlığın enternasyonal erdemler doğrultusunda gelişimine destek olunacak yerde daha da zayıflatılarak arkaik formlara, etnik ve dini kimliklere geri dönüş, çağdaşlığın demokratlığın gereğiymiş gibi gösterildi!

    Çalışan kesimlerin, kendilerini sermayenin kölesi haline getiren sisteme karşı birlik olmaları engellendi, emeğiyle zar zor geçinen, aslında aynı safta olması gereken geniş yığınlar; etnik ve dini kimlikleri ön plana çıkarılarak birbirlerine düşman edildi!

    "CHP'nin ekonomi politikaları tercihi belli oldu!"

    20 yılı aşkın süre, yani -12 Eylül 1980- sonrasında, CHP'nin yeniden kurulduğu günden bu yana, kalkınmacı ekonomi politikalarıyla topyekûn kalkınmayı değil; parasal büyümeyi esas alan Özal-Evren politikaları arasında gidip gelen CHP'nin son kurultayı sonrasında, -Ekonomik Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı- görevine Selin Sayek Böke'nin getirilmiş olması; CHP'nin ekonomi politikaları açısından tercihinin; -neo-liberal-, -aşırı finansallaşmaya dayalı-, -küreselleşmeci çizgi-den yana netleştiğini gösteriyor!

    CHP yönetimine seçilmesi sonrasında yaptığı ilk açıklamada, AKP'nin 2007'ye kadar uyguladığı ekonomi politikalarını; yani kamu mal ve hizmetlerinin özelleştirilmesini, sosyal devletin tasfiyesini, ucuz emeği ve -borç parayla ödünç refaha dayalı- ekonomi politikalarını başarılı bulduğunu belirten Böke; bu politikaların gelir dağılımı adaletsizliği konusunda ülkemizi Avrupa lideri, dünya sıralamasında ise beşinci yaptığından bahsetmeye gerek duymadı!

    Hala %3'ler düzeyinde büyüyor olmamız nedeniyle, ülkemizde ekonomik krizden bahsetmenin söz konusu olmadığını söyledi!

    "Ali Babacan'dan bile daha iyimser!"

    İşsizlikte, yoksullukta, iş kazalarında, güvencesiz çalışma ve hayat pahalılığındaki artışı; hane halklarının, esnafın, gerçek sanayicinin borca batmış olmasını kriz belirtisi olarak görmeyen Böke'nin; ekonominin durumu konusunda -kriz geliyor- uyarısı yapmaya gerek duyan Ali Babacan'dan dahi daha iyimser olduğu anlaşılıyor!

    Neo-liberal ekonomik sistem ile neo-liberal devlet yapısının ayrılmaz ikili olduğunu;

    Hem -enternasyonal yanlısı-, hem de piyasacı olunamayacağını uzun zamandır söylüyor, yazıyoruz!

    Bir kez daha söylemiş olalım!

    Ahmet Müfit

    ( http://www.odatv.com/n.php?n=chp-ekonomi-politikalarini-o-isme-emanet-etti-2410141200 )

    YanıtlaSil
  47. Hocam amerika tahvil alimlarini. Durdurdu deniliyor bu ne anlama geliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD Merkez Bankası Fed, bir süredir, ayda 85 milyar USD tutarında tahvili piyasadan alıp karşılığında para vererek piyasaya para sundu. Bu yolla piyasada harcamaları yani talebi artırarak ekonomiyi canlandırmaya çalıştı. Bunda da kısmen başarılı oldu. Başarı ortaya çıkmaya başlayınca her ay 10 milyar dolar indirerek bu 85 milyar dolarlık alımları azalttı. Ekim ayında da sıfırlayarak bu alımları bitirdi.

      Sil
  48. Hocam siyasetci icin buyume enflasyon daha onemlidir demissiniz. Bence turk halki icin enflasyon daha goz onunde gibi hocam. Cunku ekonomi dusuk buyuse bile insanlar faturalara zam gelmis mi ekmek pahalilanmis mi diye bakiyor sanirim bunda enflasyondan zamannda cok cektigimiz icin bi antipati olusmus durumunda.kaldi ki potansiyel buyume hizi yuzde 4 civarnda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk halkından kastettiğiniz işi olan insanlarsa doğrudur. Ama unutmayın büyüme sıfırlara eksilere düşerse o insanlar işlerini veya gelirlerini kaybedebiliyor. O zaman kimsenin gözü enflasyonu görmez. Bugün milyonlarca genç işsiz var. Onlara sorun iş mi önemli enflasyon mu diye. Alacağınız cevap iş olacaktır. Yüksek büyüme, düşük enflasyondan daha fazla iş alanı yaratır.

      Sil
  49. Hocam reeskont oranı parasal tabanı mı etkiler yoksa para çarpanını mı? 2 farklı makro iktisat kitabına baktım birisi parasal taban demiş, diğeri para çarpanı. Eğer para çarpanını etkiliyorsa neden 1+c/rdd+e+c+rdt formulunde yok anlamış değilim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reeskont faiz oranı bankaların ellerinde bulunan kırdırılmış senetleri MB'ye kredi talebi ile tekrar kırdırmaları sırasında MB'nin vereceği kredi için uygulayacağı faiz oranıdır. Reeskont faiz oranları düşünce bu ticari bankalar açısından MB'den daha ucuza kredi alma imkanı yaratır. Sonuçta MB'den ucuza kredi alan bankalar daha ucuza kredi açabilirler. Bu da bankaların kredi açma imkanını artırarak para çarpanını artıcı bir etki yaratır.

      Sil
    2. Simdi arkadasin son yorumuyla ilgili bir soruda takildim hocam ben de . reeskont orani dususu serbest rz azaltarak para carpanini artiriyor. Takildigim soruda reeskont faizi piyasa faizlerini dusuruyor buna faiz esnekligi yuksek para talebi eslik ettiginde serbest rz karsiliklari artiriliyor bu da parasal tabani artiriyor. Devaminda para carpani da azalir mi azalirsa yukaridaki para carpaninin arttigi durumla birlikte ne anlama gelir iyice kafam karisti

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...