24 Ekim 2014 Cuma

Tasarruf Sorunumuz Büyük

Küresel sistemdeki bütün ekonomilerde olduğu gibi Türkiye ekonomisinin de bugün birçok sorunu var. Bu sorunların bir bölümü küresel sistemde görülen genel sorunlar, bir bölümü bazı ekonomilerde görülen sorunlar. Bu sorunların en önemlilerini şöylece sıralayabiliriz: Cari açığın yüksekliği, enflasyonun yüksekliği, büyümenin potansiyelin altında kalması, bütçe açığının düşüklüğünün bir seferlik gelirlere dayanması, yatırımların artırılamaması, tasarrufların düşüklüğü, dış finansmana zorunlu kalınması.

Bunlar içinde en önemli sorunlar yatırımların ve tasarrufların düşüklüğü. Çünkü bu sorunlar öteki ekonomik sorunlara öncülük ediyorlar. 

Aşağıdaki grafik gelişme yolundaki ekonomilerde ve Türkiye’de yatırımların GSYH’ya oranının gelişimi 1980’den bugüne gösteriyor.

Grafiğe baktığımızda Türkiye’nin yatırımlarda gelişme yolundaki ülkeler ortalamasına göre geride kaldığını görüyoruz. 2000’lere kadar nisbeten bu grubun ortalamasına yakın oranda yatırım yapan Türkiye, 2000’lerden başlayarak gruptan kopuyor. 2014’e geldiğimizde gelişme yolundaki ekonomilerin yatırım / GSYH oranı yüzde 32’ye çıkarken Türkiye’nin yatırım / GSYH oranı yüzde 20’lerde kalıyor. Yani aradaki fark Türkiye aleyhine 12 – 13 puana kadar çıkıyor. Türkiye, yatırımlarını artıramayan bir ekonomi konumuna giriyor. Bu, geleceğimiz açısından olumsuzluk anlamında çok önemli bir gelişme.

Aşağıdaki ikinci grafik gelişme yolundaki ekonomilerde ve Türkiye’de tasarrufların GSYH’ya oranının gelişimi 1980’den bugüne gösteriyor.
2000’lerin hemen öncesine kadar gelişme yolundaki ülkelerin tasarruf / GSYH oranı ortalaması dolayında bir ortalamaya sahip olan Türkiye’nin bu tarihten sonra kopmaya başladığını ve sonraki her yılda bu kopmanın daha da hızlandığını görüyoruz. 2014 yılı için tahminler Türkiye’de tasarruflar / GSYH oranının yüzde 14 dolayında olacağını, gelişme yolundaki ekonomilerde ise bu oranın yüzde 35’e yaklaşacağını gösteriyor. Yani tasarruf oranı açısından rakiplerimizle arada 20 puana yakın fark oluşuyor.

Yatırımlarla tasarruflar arasındaki fark (cari açığı gösteriyor) dışarıdan finanse edilmek zorunda. Bu da bize Türkiye’nin dışa bağımlı yapısının bir türlü değiştirilemediğini gösteriyor.

Türkiye’nin bir numaralı sorunu tasarrufların düşük olmasıdır. Bu düşüklük, yatırımların artırılamamasına ve cari açığın düşürülememesine yol açarak büyümenin potansiyel büyüme oranının altında kalmasına neden oluyor.  

Türkiye düşük tasarruf meselesini çözmeden ekonomik dengelerini yerli yerine oturtamayacak gibi duruyor. Bu meseleyi çözmek için geçmişteki verilere ve özellikle de reel faizlere bir bakmakta yarar var. 

113 yorum:

  1. Hocam Tasarruf etmemiz gerektiğini maliye bakanıda söylüyor. Tüm veriler bunu gösteriyor ama sorun nasıl tasarruf edileceği konusunda. Mevcut koşullarda elde edilen gelirden elektrik,su,doğalgaz, yiyecek, yol masrafı vs zorunlu giderler çıkarıldıktan sonra elde neredeyse hiçbirşey kalmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocamızın cevabını merakla bekliyorum :)

      Sil
    2. elektrik, doğalgaz, ulaşım, yiyecek ve diğer tüketim kalemleri ağırlıklı olarak yerli kaynaklarla üretilse sizin cebinizden çıkan para ülke içinde bir başkasının geliri ve tasarrufu olur. böylece ulusal tasarruflarda bir kayıp olmaz. ama üretimin önemli bir kısmı yabancı kaynaklarla yapılıyor. bu kaynaklara ödediğimiz döviz dışarıya tasarruf çıkışı anlamına geliyor.

      Sil
    3. 2000'ler öncesinde de bu dediğiniz sorunlar vardı. Yani kişi başına ortalama gelir bugünkünden daha düşüktü. Buna karşılık 1980 - 2000 arasında tasarrufların GSYH'ya oranı ortalama olarak yüzde 20 dolayındaydı. 2000 - 2014 arasında bu oran yüzde 15 dolayında (bugün yüzde 13 küsur.) Gelir arttığı halde niçin tasarruflar azalıyor? Birçok nedeni olabilir. Ama temel neden reel faizin düşüklüğü. 2000'ler öncesinde reel faiz yüzde 5-10 arasındaydı bugün ise -1 ile + 1 arasında ve çoğu zaman sıfır dolayında.
      Tasarruf, faiz için yapılır. Faiz almayan insan parasını niye bankaya yatırsın? Yatmış parasına pek dokunmasa da yenisini yatırmıyor.

      Sil
    4. Hocam Japonya'da da yıllardır reel faiz sıfıra yakın fakat tasarruf oranları bizimkisinden çok daha yüksek değil mi?

      Sil
    5. Japonyada reel faiz sıfıra yakın ama, enflasyon da sıfıra yakın, paranızı kenara koyarsanız kar etmeseniz de zarar etmiyor ama burada enflasyon ve paranın değer kaybediyor olması sıkıntı, geçen sene 45bin tl verip araba alabiliyorken aynı araba bu sen 55-60bin tl. dolayısıyla araba, arsa, ev, ne alıp koyarsan kenara, kardasın.

      Sil
    6. Reel faiz zaten enflasyon etkisinden arındırılmış faizdir..

      Sil
    7. Sevgili hocam gelir artmasına rağmen tasarrufların artmamasının sebebi bundan bir kaç gün önce yazdığınız makalede gizli aslında değil mi? Kişi başına düşen borçluluk oranının kişi başına güşen gelir düzeyinden fazla artması.

      Sil
    8. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında tasarruflarımızın düşük olmasının birçok ekonomik ve sosyal nedeni var elbette. Ama 2000 öncesi Türkiye ile karşılaştırıldığında tasarruflarımızın düşmesinin temel nedenlerini şunlar olarak görüyorum: 1) 2000 öncesine nazaran bankacılık ve finans sektörü çok gelişti, bunun bir sonucu olarak da tasarruf oranları azaldı. Artık vatandaş ileride bir gün olur da geliri giderini karşılamazsa olasılığına karşı tasarruf etmeyi düşünmüyor. Böyle bir durumla karşılaşırsam nasıl olsa bankadan kredi kullanırım diye düşünüyor. Bu da tüketim dürtüsünü tetikliyor. 2) 2007 yılından itibaren gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan kriz ile beraber bu ülkelerde bir "tasarruf furyası" başgösterdi ve bu ülkelerin fazla tasarrufları Türkiye gibi ülkelere yöneldi. Bu da reel faizleri aşağıya çekti ve düşen reel faizler yerli hanehalkının tasarruf yapmayı bırakmasına ve harcamalarını artırmasına neden oldu.

      Sil
  2. Yazınız için teşekkürler Mahfi Hocam. Kamu dahi tasarruf yapma yerine bütçeyi her geçen yıl büyütmeyi marifet olarak görüyor. Üstelik bütçe artışı yaşayan kalemlere kamunun başka bütçe kalemlerinden tasarruf ederek değil ek vergilendirme yaparak kaynak yaratmaya adeta and içmişler gibiler. Vatandaşın vergi yükü nerelere kadar tırmanacak merak konusu doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kamu tasarruf yapmamalı. o zaman vatandaştan gereğinden fazla vergi toplamış olur. bu mantıklı bir şey olmaz. piyasadan para çekerek ekonomiyi soğutmak istediği zamanlarda da borçlanma yapmalı.

      Sil
    2. Arkadaşımız kamunun gelirini artırmasını değil harcamasını azaltması gerektiğini söylüyor sanırım. Ki bence de haklı. Bu yılın il 9 ayında faiz dışı giderler yüzde 14'den fazla artarken vergi gelirleri yüzde 7,7 artmış. Sorun faiz dışı gelirlerin hızlı artmasında. Kamu, israfa kaçan harcamalar yapmamalı. Bakanlıklardaki arabalara, yapılan çalışma ofislerine baktığınızda ciddi bir israf olduğu görülüyor.

      Sil
    3. diyelim ki harcamaları azalttı ve bütçe fazlası oluştu. bu durumda vergileri de düşürmeli. söylemek istediğim buydu. kamunun ne kadar para harcıyorsa o kadar geliri olmalı. bütçe fazlası vermesi mantıklı değil.

      Sil
    4. Sanırım bütçe fazlasını böyle bir ortamda kimse savunmuyor. Vergileri düşürmek bir yana ne yazık ki artırmaya hazırlanıyor hükümet. Çünkü harcamaları düşüremiyor.

      Sil
  3. Hocam butce aciginn dusuklugunn bir seferlik gelirlere dayanmasi ne demek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aile bütçesinden örnek verelim. Diyelim ki 100 TL gideriniz ve 80 TL de geliriniz var. Aradaki 20 TL'lik farkı borçlanabilirsiniz ya da evinizdeki gümüş şekerlikleri satabilirsiniz. Şekerlikleri satarsanız bir sonraki ay ya da sonrasında satacak bir şey bulamazsınız. İşte bu bir seferlik gelirdir. Devlet için de KİT'leri özelleştirip gelir elde etmesi aynı şeydir.

      Sil
  4. Hocam iyi günler. Yaklaşık 1-1,5 senedir yazılarınızı günlük takip etme fırsatı buluyorum. Şu 2 ay içerisinde girdiğim bir kurumun yazılı sınavında Türkiye Ekonomisi ile ilgili 30 puanlık bir tartışma sorusunu sayenizde cevaplayabildim. Devamında yine sayenizde mülakatta da soruları aynı şekilde cevapladım. Bu işi burada hiçbir ticari amaç gütmeden yaptıgınız için çok teşekkür ederim, çok dualar alıyorsunuz bilesiniz.Sağlığınıza duacıyım, iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana bir yararım oluyorsa.

      Sil
    2. Hocam arkadaşımızın ifade ettiği durumu ben de yaşadım. Ufkumuzu genişletiyorsunuz. Vesileyle teşekkür etmek istedim.

      Sil
  5. Hocam grafikte tasarrufların 2000'lerden sonra hızla düşmesinin nedenlerinden birini enflasyonun tek haneye inmesine bağlayabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bir nedeni o bir nedeni onunla birlikte faizin düşmesi.

      Sil
  6. Gelir dağılımı bu kadar bozukken ve alt gelir grubundan ,sürekli üst gelir grubuna para aktarılırken ve üst gelir grubundakiler lüx tüketimler ile rahati çinde paraları dışarı akıtırken hatta oradaki bankalara parasını yatırırken reel faizi artışı ne kadar etkili olur Hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2000'ler öncesinde aynı durum geçerliydi ve reel faizin etkisi çok yüksekti.

      Sil
  7. Mahfi hocam tüm yazılarınız ve çabalarınız için çok teşekkür ederim sizi gün gün takip etmeye çalışıyorum. Eger mümkünse sizin gibi yazan ve takip etmemizi tavsiye ettiginiz site v.b yazarsanız çok mutlu olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Birçok site ve blog yazarı var. Çok da güzel yazıları ve analizleri oluyor. Ama düzenli olarak ve güncel konularla genel konuları harmanlayarak yazan var mı ben de bilmiyorum açıkçası.

      Sil
  8. hocam merhabalar,
    çok önemli bir yazı teşekkürler, 2000 den sonra Türkiyenin aslında çok onemli bir ayrışma yaşadığını görüyoruz, Likidite bolluğundan diğer ekonomiler yararlanırken biz ne yapmış olabiliriz hocam.. Harcama yaptık, konut arsa aldık, ama neticede aldığımız konut veya arsa için ödedeğimiz paralar ( bu paraların büyük bölümüde kredi ) yine tasarrufa yada bankaya dönmesi gerekmiyor mu ? ( insalar paraları toprağa gömmediklerine göre)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel faiz düşükse veya sıfırsa paralar bankaya dönmez. Kimse parasını bedavadan kullandırmayı istemez.

      Sil
  9. Bir proğramınızda su içtiğiniz porselen kupayı bu ülkede daha pahalıya üretiliyorsa ithal edilsin dedikten sonra bu ülkeye yatırım yapılmıyor demeniz Bu ülkede aynı gramaj ekmekle aynı paraya porselen bir kupa satın alabiliyorsunuz Bir porselen kupayı üretirken harcanan enerji ile en az 1000 tane ekmek pişirilir Geçirdiği işlemlerde cabası Haklısınız bu ülkede o porselen kupa üretilse sadece harcadığı enerji faturasını bile karşılamaz Biz ülke olarak teknoloji ihraç eden bir ülkemiyiz Yada katma değeri daha yüksek başka ürünler (artık neyse onlar) üreten bir ülkemiyiz Yoksa biz tükettiğini bile üretemiyen hale gelmiş bir ülkemiyiz Evimde kullandığım birçok ürün ithal Asıl sorulması gereken soru bu değirmenin suyu nereden geliyor
    Bu ülkede üretim yapmak fantazinin ötesinde birşey değil Üretmeden neyin tasarrufunu yapıcan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz, haklılık payı olsa da tam olarak doğru değil. Çünkü Türkiye üretim yapıyor. Yapmasa bu otomotiv ihracatını, tekstil ihracatını kim yapıyor? Bizim sorunumuz ürettiğimize katma değeri fazla katamamak ve marka yaratamamak.
      1992 - 95 yılları arasında ABD'de görevli bulundum. Evimde kullanmak üzere satın aldığım malların yüzde 90'ı Çin veya Kore malıydı. Bu, ABD'nin üretim yapmadığını göstermez.

      Sil
  10. 1998, 1999 ve 2000 yılına ilişkin tasarruf ve reel faizleri verileri şöyle:

    1998: tasarruf/GSYH oranı %23, vadeli mevduatın stopaj sonrası getirisi %69,5, ortalama enflasyon %84,6, reel faiz -%8,2 (reel faiz hesabı: (169,5 / 184,6) -1 = -%8,2)
    1999: tasarruf oranı %18,5, vadeli mevduatın stopaj sonrası getirisi %67,7, ortalama enflasyon %65,1, reel faiz +%1,6
    2000: tasarruf oranı %17, vadeli mevduatın stopaj sonrası getirisi %37,8, ortalama enflasyon %54,9, reel faiz -%11

    1. 1998 ve 2000'de reel faizler bugünkünden çok daha düşük olmasına rağmen tasarruf oranları bugünkünden yüksek. bunda en önemli faktörlerden biri artan enerji maliyetlerinin cebimizdeki parayı yutması. böylece tasarruflar düşüyor, haliyle cari açık da artıyor.
    2. 1990'larda nominal faizlerin yüksekliği para aldanmasına yol açıyordu. enflasyon geriden gelen bir veri olduğu için daha çok kaynak banka mevduatlarına gidiyordu.
    3. 2002-09 arasında reel faizler +%6 gibi oldukça yüksek seviyelerde olmasına rağmen kredi vadelerinin uzaması tüketimi körükledi (özellikle konut piyasası) ve tasarruflar düştü.
    4. 1990'ların sonuna kıyasla küresel rekabette geriye düştük. diğer gelişmekte olan ülkelerin performansı mal satmamızı zorlaştırıyor. dış girdiler için ödediğimiz dövizi ihraç ettiğimiz malların fiyatlarına daha az yansıtabiliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeltme: 1999'un ortalama enflasyon oranı %65,1 değil %64,9; reel faiz +%1,6 değil +%1,7 olacak
      2002-09 arasındaki ortalama reel faiz +%6 değil +%5,5 olacak.

      Sil
    2. 1998'de mevduatta yabancı para ağırlığı yüksek. Onun da faizine bakın derim. Özellikle doların reel faizi oldukça yüksek.
      Tabii hiç bir durumu tek bir göstergeyle açıklamak mümkün değil.

      Sil
    3. 1998'de USD mevduatın stopaj sonrası faizi ortalama %7,75. dolar kurundaki artış oranı %71,6
      (1 + %71,6) X (1 + %7,75) -1 = %84,9
      ortalama enflasyon %84,6
      USD mevduatın reel faizi = +%0,16 neredeyse sıfır diyebiliriz.

      Sil
    4. sağol kardeş verdiğin bilgiler için.2002 2009 arasnda vatandaş enflasyondan fazla faiz almış ama tasarruf yine düşmüş.çünkü döviz çıkışı artmış,cari açık yükselmiş.elin oğlu cebimizden para çalmış veya biz çalmasına izin vermişiz.mahfi hoca yatıyor kalkıyor faiz düştüğü için tasarruf düştü diyor.oysaki olay belli.faiz düştüğü için değil döviz çıkışı arttığı için tasaruf düşmüş.petrol yükselmiş,eskiden bu topraklarda üretilen şeyler ithal edilir olmuş,elin oğlu bizim insanımızdan kazandığı parayı ülkesine alıp götürmüş.o zaman ne yapıcaz.ihracata yönelik üretim,ithal ikamesi,daha az israf.şu trafikte bir yığın benzin harcıyoruz boşuna.seninde dediğin gibi 20 yıl vade konut kredisi,bunu azami 10 yılla sınırlamak farz.

      Sil
  11. Hocam merhaba, Gelişmekte olan ülkeler bizden neyi farklı yapıyor,ki tasarruf oranları % 30 lar seviyesinde? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Riskler daha düşük. Bilimin tersine açıklama da pek yapmıyorlar.

      Sil
    2. Amerika'nın tasarruf oranı yüksek mi örneğin?

      Sil
  12. aradaki farkta cari açık olarak karşımıza çıkıyor..

    YanıtlaSil
  13. karı-koca çalışan bir çocuk sahibi ve yeni ev almış bir ailenin,hali hazırdaki gelir durumu ile tasarruf yapabilmesini beklemek bu ülkede hayal ne yazık ki.
    Çekirdek aile düzeyinde tasarruf edilemediğinde de yatırımların finansmanı için dış kredi ya da sıcak para ile ucuzlayan döviz seçeneği ön plana çıkıyor. Burada ise borç alınan para için ödenen ana para ve faizden ve kur hesaplamalarından sonra bu yatırımın hala karlı olması ve tabii gelir getirebilmesi lazım ki ekonomik büyüme gerçekleşsin, bu karlılığı sağlayabilmek için de yatırımcı ilk başta çalışanlarının ücretlerini ve özlük haklarını buduyor. Tüm yatırımcılar benzer işlem yaptığında ve iş hukuku düzenlemeleri de bu sisteme alet olduğunda ise çalışanlar gelir durumları ile tasarruf yapamaz hale geliyorlar. Biz de tasarruf eksiğinden bahsediyoruz.
    galiba buna kısır döngü deniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 80'li 90'lı yıllarda yeni ev almış, evin kredisinin taksitlerini ödeyen aile diye bir şey yoktu. insanlar bir yerden toplu para gelmediği sürece ev alamıyorlardı. sadece yüksek geliri olanlar para biriktirerek ev alabiliyordu. kirada oturanlar da emekli ikramiyesiyle bir ev almış olan Ayten Teyze'ye kira ödüyordu (para ülke içinde kalıyordu) eski zamanlaraki tasarruf oranlarıyla bugünün tasarruf oranları arasındaki farkın en büyük nedenlerinden biri kredi vadelerinin uzaması ve sadece konut değil diğer tüketici kredileri kullanımının artmasıdır.
      inşaatlarda tamamen yerli girdi kullanılsa ülke olarak tasarruflarda bir azalma olmaz. sizin cebinizden çıkan para müteahhit Ali ile banka hissedarı Veli'nin geliri ve dolayısıyla tasarrufu olur. ama öyle mi? inşaatın yapımında ithal girdiler var. kaba inşaat bitince iç dekorasyonda bir yığın ithal malzeme kullanılıyor. ithal malzeme demek tasarrufların yurt dışına çıkması demek. konut, ihraç malı üreten bir sermaye kalemi de değil, yani döviz de kazandırmıyor. bir de kredi faizleri tamamen banka hissedarı Veli'nin geliri olmuyor, bir de yabancı hissedar Amerikalı Joni banka karına ortak oluyor ve aldığı kar payını ülkesine götürüyor. ayrıca banka size kredi kullandırmak için dışarıdan da borçlanıyor ve dış borçlanma için de faiz ödüyor. doğal olarak tüm bu şartlar altında bizim tasarruflar düşüyor.

      Sil
    2. 2000'ler öncesinde bu kadar borç yoktu belki ama gelirler de bu kadar değildi. Yine de tasarruf daha yüksekti.

      Sil
    3. TÜİK'in gelir dağılımı araştırmasında ücret geliri elde edenler ve yevmiyeli çalışanlar yıllık ortalama 13.228 TL gelir elde ediyorum demiş (aylık 1.100 TL) ya siz haklısınız ya da TÜİK :)

      Sil
    4. Kişi başına yıllık gelir 2000'ler öncesinde 3 bin doların altındaydı bugün 10 bin doların üzerinde (benim ölçmeye itirazım var ama resmi sayılar böyle.)

      Sil
    5. tabii ki siz haklısınız. TÜİK'in gelir dağılımı araştırmalarını görünce bana hep bir gülme gelir. şöyle özetleyeyim:
      Türkiye'de 20 milyon hane var. TÜİK 20 bin haneye anket gönderiyor. bu 20 bin hane 2013'te toplam 264 milyon TL "harcanabilir kişisel geliri" olduğunu beyan etmiş. ülke geneline yayın 264 milyar TL eder (20 milyon/20 bin=1000, 1000X264 milyon=264 milyar) yani hane halkı harcanabilir geliri GSYH'nin %17'si(!) kadar. tabii ki rakamlar bire bir tutmaz ama bu kadar da fark olmaz. bizimle aynı gelir dağılımına sahip(!) ABD'de harcanabilir kişisel gelirin GDP'nin %75'i kadar olduğunu hatırlatayım.
      TÜİK çalışanları rakamları manipüle mi ediyor? hayır, etmiyor. ama örneklemi birileri iyi seçtirmiyor. belli ki ülkedeki kaymak tabakaya bu anketler gitmiyor. ABD'de W.Buffett'a bile bu tarz anketler gidiyor. o da bu anketlere memnuniyetle cevap verdiğini söylemişti. sizce Mustafa Koç'a böyle bir anket gider mi? ya da gitse cevap verir mi? hiç sanmıyorum.

      Sil
  14. Sayın Hocam
    YATIRIMLAR - CARİ AÇIK =YURT İÇİ TASARRUF

    Yatırım olarak değerlendirilen kalemler nelerdir? Örneğin bankadaki 300 000 tl mizi çekerek daire satın aldığımızda bu harcama yatırım harcaması olarak YATIRIMLAR listesine mi girmektedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi biliminde yatırım sonuçta üretim kapasitesini artıran bir harcamadır. Yani yeni bir ev inşa edilmesi yatırımdır ya da bir fabrikada yeni bir üretim hattı yapılması veya mevcut hattın daha fazla üretim yapmasını sağlayacak şekilde kapasitesinin artırılması yatırımdır. Ama bir kişin ev satın alması yatırım değildir. Halk arasında yatırım diye adlandırılsa da ekonomide üretimi artırmayan şey yatırım değildir. Bir müteahhidin ev yapması yatırımdır ama sizin o evi satın almanız (dayanıklı) tüketimdir.

      Sil
    2. hocam sıfırdan daha önce hiç oturulmamış bir ev almak yatırım harcaması daha önce oturulmuş bir evi satın almak tüketim harcaması diye öğrenmiştik üniversitede bu doğru mu yanlış mı?

      Sil
  15. hocam halkın satın aldığı altın tasarruf hesaplarına girmez mi? bankalardaki altın hesabı giriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. altın bir finansal varlık (öyle olmasaydı merkez bankası rezervlerinde kendisine yer bulamazdı) ancak altın alımı için halkın ödediği para tasarruf kabul edilmiyor tam tersi ithal malı olarak gözüküyor ve sanki tasarrufları azaltıyormuş gibi kayıtlara geçiriliyor. tabii ithal edilen altının tamamı külçe altın veya ayarı yüksek altın olarak durmuyor. bir kısmının düşük ayarlı mücevhere dönüşmesi işleri karıştırıyor.

      Sil
    2. Cevap gayet yeterli olmuş. Eklenecek bir şey yok.

      Sil
  16. Hocam milli gelirdeki tarimin payina hayvancilik dahil midir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Basitleştirmek için Tarım, Sanayi ve Hizmetler diye gruplandırıyoruz. Aslında TÜİK, tarımı, hayvacılığı, avcılık ve balıkçılığı ayrı ayrı gösteriyor. Ama dediğim gibi kategorize ederken tarıma bunları katıyoruz, hatta inşaatı da sanayiye katıyoruz.

      Sil
  17. Hocam m*v=c+i+g+x-m denkleminde uluslararasi iktisat nereyi konu alir (x-m) yi mi? Saygilar

    YanıtlaSil
  18. Hocam iktisat politikalarindan uluslararasi iktisat politikasi(dis ticaret politikasi) ve gelirler politikasi reel kesimi mi yoksa finansal kesimi mi etkiler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış ticaret politikası her ikisini de etkiler. Dış ticaret arttıkça banka işlemleri de artar reel kesim işlemleri de.
      Gelirler politikası birinci derecede reel sektörü etkiler ama finansal kesim üzerinde de buradan giderek dolaylı etki yapar.

      Sil
  19. Merhaba Hocam,

    Yazılarınızı beğenerek okuyor ve takip ediyorum. Yukarıda bahsettiğiniz tespitle ilgili bir sorum olacak. Reel fazilerin artması durumunda bu defa kredi maliyetleri de artacak ve yatırımları caydırıcı bir etki yapmayacak mıdır? Bizim gibi gelişmekte olan ve de parası döviz olmaya ülkelerde mekanizma nasıl işler? Bilindiği üzere yatırım mallarının hatırısayılır bir kısmı ithal, dolayısıyla kullandırılan yatırım kredileri de döviz cinsinden. Artırılması gereken reel faizler TP mi, yoksa döviz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada asıl olan enflasyonu yüzde 2 - 3 düzeyine indirebilmektir. Eğer enflasyon % 3 olsa ve bunun üstüne 1 - 1,5 puan reel faiz verilse bu hamle yatırımları caydırmaz ama tasarrufları artırır. Artırılması gereken faizler TP faizler. Dolarda enflasyon yüzde 1,5 - 2 olduğu için yüzde 2'nin üstündeki faiz reel faiz sağlıyor zaten.

      Sil
  20. Hocam tüm yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Somut verileri ortaya koyarak sentez yapıyorsunuz. Ancak istatistikler malumunuz bazen çok yanıltıcı olabiliyor. Türkiye'de mevcut enflasyon seviyesinde 50 bin tl'yi biraraya getiren bu parayı vadeli hesapta tuttup negatif reel getiri elde etmek yerine, 1+1 bile olsa bir yerinden kendisini rantın olduğu inşaat sektörüne atıyor. Birikimini en karlı olan yerde değerlendiriyor. Marangozun inşaat yaptığı bir ülkeden bahsediyoruz. Kuyumcu, tekstilci birçok arkadaşım var.Kendi sektörlerinde elde ettikleri karlarının önemli kısmını ev alıp kiraya vererek veya al/sat; yap/sat yaparak değerlendiriyor. Verdiğiniz tasarruf oranı istatistiği içierisinde bu rakamlar gözükmüyor. Bu nedenle tasarruf oranımız düşük çıkıyor olabilir mi? Konuyu bir de bu çerçevede değerlendirebilir misiniz? Saygılarımla. CANER İNCE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doru ama bu gelişme faizin düşük olmasının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Düşük faizle herkes ikinci üçüncü evleri almaya yöneldi. İkili bir etki var: (1) Faizler düşük olduğu için kredi alıp ev almak akıllıca görünüyor (2) Faizler düşük olduğu için tasarruf yapıp bankaya koymak hatalı görülüyor. Yani negatif veya sıfır dolayındaki reel faiz tasarrufu caydırmak bir yana harcamayı teşvik etti.

      Sil
  21. Yukarıda açıklama kısmen yapılmış sonradan gördüm. Sorumun dikkata alınmamasını rica ederim. Saygılar. CANER İNCE

    YanıtlaSil
  22. Hocam teşekür ederiz öncelike..hocam sormak istediğim bir şey var maliye üçüncü sınıf öğrencisiyim dershane de Alan gurubuna kaydoldum herkes bir yararı olmaz diyor bende sayitayda denetçi olmak istiyorum sizce dershanenin bir katkısı olur mu teşekür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir fikrim yok. Çünkü benim öğrenciliğim sırasında üniversite için dershane yoktu. Şimdiye kadar da dershaneye gittiğini anlatan bir kişiden durumun ne olduğunu dinlemedim. O nedenle bilgim yok. Ama ben olsam dershaneye gitsem de gitmesem de kitapları alıp kendim okurdum.

      Sil
  23. Hocam tasarrufların gidebileceği tek yer banka mevduat faizi değilki. Genel olarak sermaye piyasaları dersek bence daha doğru olur.

    Buradaki sorunun kaynağıda sermaye piyasalarında yatırımcıların kar edememesi karı geçtim mevcut tasarrufunuda kaybetmesidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hisse senedi almak tasarruf değil plasman sayılıyor. O nedenle ekonomi açısından o bir tasarruf değil.
      Sermaye piyasasına para yatıranların sorunu ayrı bir sorun.

      Sil
  24. Hocam reel faiz artarsa ithalat, azalirsa ihracat artar diyebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir ilişki yok. Kısmen benzer eğilimler çıksa da bunları genelleyip böyle sonuçlara varamayız.

      Sil
  25. Mahfi bey yazınız için teşekkürler. Zannedersem başkalarının parası ile lüks yaşama alıştık ve bunu gelişmişlik olarak algiliyoruz. Bakış acimizi değiştirmeniz gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bu dediğiniz kısmen doğru bir saptama. Borçla yaşamak bir alışkanlık oldu. Önce kamu kesimi borçlandı, sonra özel kesim şimdi de hanehalkı borçlandı. Ne var ki bu bütün dünyada böyle oldu. Herkes olanaklarının ötesinde yaşamaya alıştı. Balonlar da böyle oluşuyor zaten.

      Sil
  26. Hocam yazı için teşekkürler. Konuyla alakasız olarak birrşey sormak istiyorum. İngilizceyi ne zaman ve nasıl öğrendiniz tavsiyeleriniz neler? İktisatı İngilizce konuşup anlamak için neler önerirsiniz? Bu bağlamdaki kaynak ve öneri tavsiyelerinizi merakla bekliyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngilizce öğrenme konusunda uzman olmasam da kendi deneyimlerimden yola çıkarak bir yazı yazmayı düşünüyorum.

      Sil
    2. Merakla bekliyoruz, özellikle ekonomi literatürü ile ilgili böyle bir rehberliğe ihtiyacımız var, umarım kısa zamanda yayınlarsınız.

      Sil
  27. Hocam yapısal reformlar ne zaman yapılacak? Örneğin son nobel ödülünü alan ekonomistin özelleştirmeyle akakalı araştırmalarından dolayı bı ödülü aldığını kaç kişi biliyor. Bi önlem alındı mı ki? Çünkü özelleştirme resmen tekele yol açıyor. Faydası giderek azalıyor.Avrupada eksi faiz diye dalga geçip ekonomisiyle dalga geçenler türkiyenin reel faizinin eksi olduğundan haberi var mı ki? Sizce reel faiz türkiye' de kaç hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana sorarsanız ekonomide yapılması gereken yapısal reformların zamanını kaçırdık. Uygun zaman 2006 - 2009 aralığıydı. O zaman yapabilseydik sonucu şimdiye kadar büyük ölçüde almaya başlamıştık. Şimdi u reformları yapmak için konjonktür uygun değil. Çünkü bu reformlar başlangıçta bir süre gelir kayıplarına, enflasyonda yükselişe, cari açıkta artışa, büyümede düşüşe neden olabilir. Bugün dış ve iç ekonomik ortam bunları göğüsleyebileceğimiz olanağı vermiyor.
      Buna karşılık sosyal alandaki reformların yapılmasının zamanı yok. Yani bilime dayalı bir eğitim reformunu, bağımsız bir yapı getirecek olan yargı reformunu, düşünce özgürlüğünün sınırlarını kaldıracak bir demokrasi reformunu her zaman yapmak mümkün. Bütün mesele bu yolda toplumda istek ve yönetenlerde niyet olması.

      Sil
  28. Hocam 2002 sonrası artan özel sektör borçları hakkındaki yazınızı okudum ama bu konu hakkında daha geniş kapsamlı bir yazınız var mı ya da önerebileceğiniz kaynak ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim başka yazım yok bildiğim başka kaynak da yok.

      Sil
  29. Sayın Hocam,
    Yazınızdan, ülkemizin dışa bağımlı yapısının geçmişte olduğu gibi bugün de aynı kaldığı sonucuna ulaşıyorum. Savaş meydanındaki ecdadımızın ortaya koyduğu fedakarlıkla elde ettiğimiz özgürlüğümüzü Osmanlı'nın son dönemlerinde boynumuza vurulan ekonomik köle halkasıyla kısmen kaybedişimiz aşikar. Benim sormak istediğim; söz konusu ekonomik bağımlılığımız nedeniyle daha önceleri iç işlerimizdeki en uç noktalara kadar müdahale edebilen küresel güçlerin, bugün itibariyle geçmişe kıyasla etkin olmamalarında acaba ekonomik gücümüzün etkisi ne olduğunu düşünüyorsunuz?
    Öncelikle yazınız için ve eğer cevaplayabilirseniz yorumunuz için şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün itibariyle geçmişe kıyasla etkin değiller mi? Cari açık size tam olarak neyi ifade ediyor acaba? Ayrıca sorunu dışarda arayan şu zihniyetten vazgeçseniz de iğnenizi alıp bize batırsanız biraz?

      Sil
    2. Evet bugün daha da çok etkinler. Türkiye bugünden itibaren1 yıl içinde yaklaşık 165 milyar dolar dış borcunu yenilemek ve kabaca 50 milyar dolar da cari açık için dış kaynak bulmak zorunda. Yani bir yıl içinde toplamda 215 milyar dolar dolayında yabancı kaynak bulmak zorundayız. Bu durumda küresel güçlerin Türkiye üzerinde daha az etkin olduğunu söylemek mümkün mü?

      Sil
  30. hocam gerek kendi bilgilerimle gerekse sizin bilgilerinizden derlediğim kadarıyla mükemmel iktisat politikası yoktur ekonomi tahtiveralli gibidir bir yere aşırı yük binince diğer taraf havaya kalkıyor sorunun ise dengede nasıl kalınacağı konusu olduğu. herhangi bir ülke kendi iç dinamiklerinden önce küresel bir güç olan fedin güdümünde iktisat politikaları yapmaya çalışıyor. en basit ifadeyle fedin enflasyon ile işsizlik arasındaki değiş tokuşunu eğer işsizlik artmışsa düşen faiz oranları ve parasal genişlemeye gidiliyor ta ki enflasyondan korkulana kadar. bu şekilde işsizlik düşmeye başlayıp enflasyon baskısı artınca bu sefer de tam tersi faiz oranları yükseltilip işsizlik tekrar artmaya ve enflasyon baskısı çok azaldığı hatta negatif olduğu zamanda ise yine tam tersini uygulayıp enflasyon yaratıcı ve işsizlik azaltıcı politikalar uygulanıyor bu kısaca abdde kısır bir döngü. diğer ülkeler ise bu konjonktürde eğer parasal genişlemeye gidilirse faizleri görece daha yukarı çekmeye, eğer parasal sıkılıştırma ya da faiz oranları yukarı çıkarsa faizlerin daha da yukarı çekilmesi gerekiyor ülkede. gelişmekte olan ülkelerdeki kısır döngü sıcak parayı nasıl ülke içerisine çekileceği burada da faiz avantajı sağlamaları gerekiyor kısa vadede. uzun vadede ise yapısal reformlarla üretebilmeleri ve bunu ihraç edebilmeleri gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet vardığınız sonuç doğrudur. Ekonomi politikası mucizevi bir baston değildir. Bir yeri düzeltirken bir yer bozulur. Eğer bir ülke yapısal reformlarını yapmış olsa o zaman ekonomi politikası çok da etkin sonuçlar elde etmeye yarayabilir. Eğer dışa bağımlılığımız bu kadar fazla olmasaydı Fed politikalarından bu kadar etkilenmezdik. Ama yuılda 200 - 220 milyar dolar dış finansman bulmak zorundaysak o zaman bunlardan da etkilenmemiz fazla olacak.

      Sil
  31. Keşke en büyük sorunumuz bu olsa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki en büyük değil ama en büyük sorunlarımızdan birisi de bu. Çünkü bu sorun bizi dış finansman açısından dışa bağımlı kılıyor.

      Sil
  32. Ferruh Atalay25 Ekim 2014 22:06

    hocam; konu ile alakasız ama son çıkan 6552 sayılı kanunla yapılandırılan vergi borçları 2015 yılına nasıl yansır acaba? 2015 yılında Devlet daha fazla vergi tahsilatı yapabilirmi?, gerçi daha 6111 in üzerinden 3 yıl geçti ama... Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir etkisi olur ama büyük bir etki olacağını pek sanmıyorum.

      Sil
    2. Ferruh Atalay27 Ekim 2014 12:53

      Teşekkürler Hocam.

      Sil
  33. Reel faiz pozitif olunca birileri rahatsız oluyor. Tabi herkes, kendi görüşleri çerçevesinde birşeylerden rahatsızlık duymakta özgür. Ama negatif reel faize nedense tepki gösterilmiyor. Halbuki negatif reel faizde, bir bakıma, borç veren faiz ödemiş oluyor. İnanış biçiminin gereği olarak pozitif reel faize karşı olanların, aynı şekilde, negatif reel faize de tepki gösterip harekete geçmesi gerekmez mi hocam? En azından söylediklerinde biraz samimiyseler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir saptama. Ama birçok toplumda bu tür günah keçileri bulup insanları oraya yönlendirerek yönetim yapmak mümkün olunca sonuç da böyle oluyor.

      Sil
  34. hocam fed parasal genişlemeye giderken sıcak parayı çekmek için faizi yükseltiyoruz, fed para vermeyi kestiği zaman da faizi yükseltiyoruz gelişmiş ülkeler hep faizi yukarı mı çekmek zorunda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bu kadar dış finansmana bağlı kalacaksak ister istemez sonuç bu oluyor.

      Sil
  35. 10 senedir meydanlarda reel faiz verilmiyecek diyen kisiye soyleyin bunlari....neden tasaruf etsinki vatandas eksi reel faizle...enayimi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yazıyorum da söylüyorum da zaten elimden geldiği kadar.

      Sil
  36. Hocam zengin bir okuma listesi bekliyoruz sizden sevgilerr...

    YanıtlaSil
  37. Sayın Hocam mevduatın getirisi tatminkar değilse alternatif tasarruf aracı olarak bireysel emeklilik denenebilir mi? Altyapısı, yatırım araçları çeşitliliği, getirisi ve sabredilirse %25 teşviği ile cazip görünüyor siz ne düşünüyorsunuz? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişisel olarak iyidir değerlendirmek gerekir.

      Sil
  38. hocam merkez bankası 100 lira para bastı diyelim bu durumda pasifteki emisyon miktarı artarsa bilanço mantığı gereği dengeleyici işlemi ne olur ? aktifte hazine borçları artar mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Basılan para nereye gidiyorsa o hesap aktifte artar. APİ ile verilmişse o artar.

      Sil
  39. Hocam milli gelirdeki paylar acisindan bakarsak sanayi ,hizmet, tarim ve insaat sektorleri diye devletin kamuda istihdam ettigi ozelliklerde bakanliklarda calisan nerdeyse herkes hizmetler sektoru icinde diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyebiliriz. Sadece yatırım kalemlerinde çalışanlar yatırım işçiliği diye sınıflandırılıyor.

      Sil
  40. Hocam, faiz politikasının yanlışlığının tasarrufların verimsiz olanlara yönelmesine neden olduğunu söyleyebilirmiyiz? Örneğin tasarruların konut ve inşaata yöneldiğini gören sanayicilerimiz de fabrikalarını satıp, daha yüksek kazanç gördükleri için inşaat sektörüne girmeye başladılar..Bu işin sonu nereye varır sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım böyle söyleyebiliriz. Bu işin sonu üretim yerine ithalatın artmasına varıyor zaten.

      Sil
  41. sayın hocam birinci sorum merkez bankası bilançosunda şuan itibarıyla pasif kısımda api işlemleri (-) işareti ile gösterilmektedir. eğer (-) olmasaydı merkez bankasının borçlarını gösterecekti eksi olduğu için merkez bankasının api işlemleri ile alacağını mı göstermektedir?

    diğer sorum hocam merkez bankası api ile piyasadan para çekti bunun muhasebeleştirilmesi sadece pasif kısımda mı gösterilir? ya da nasıl gösterilir. saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru.
      MB parayı çekip aktifine koyduğunda TL varlıklarında yer alır.

      Sil
  42. Hocam selamlar,

    tasarrufların büyük oranını "orta direk" dediğimiz kısım gerçekleştirmiyor muydu? Global ticaretin iyice kolay olması ile beraber, her bir ülke kendi orta direği ile alışverişe ihtiyacı olmadığını anladı. Bu nedenle iç tüketimden ziyade, global tüketiciler orta direğin zamanla ortadan kalkmasına neden oldu. böylece tasarruf yapabilecek kesimde kalmadı.

    benim teorim, reel faizler artırılsa bile Türkiye de tasarrufların çok az artacağıdır. Türkiyede zengin kesim belirli rantlar ile %20 lerin üzerinde kazanç elde ettikleri için bu derece bir faize yanaşmazlar. bu nedenle kaybolan orta direk nedeni ile faizler yükselde de tasarruf lar artış göstermeyecektir.

    Hasan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizinki henüz test edilmediği için henüz hipotezdir. Her hipotez saygıdeğerdir. Test edilip de doğruluğu kanıtlanırsa iş ciddileşir. Yoksa hoş bir hipotez olarak kalır.
      O dediğiniz rantlar pek kalmadı.

      Sil
  43. Mahfi Bey,

    Tasarruf oranlarımızın yükselmesi, ancak büyümenin devam etmesiyle beraber net ihracatımızda meydana gelecek kalıcı olumlu artışlara bağlı.

    Faizin de net ihracatımızın üzerinde çok büyük bir etkisi var.

    Bir yandan ihracatın artması için rekabetçi bir kura ihtiyacımız var, diğer yandan varolan borçları çevirebilmek için ithal tasarruflara.

    Ama en nihayetinde GSYH belli bir büyüklüğe, yükümlülüklerimiz önemli bir tutara ulaşmışken, yıllar yılı cari açık vermek sürdürebilir bir durum değildir. Tercihimizi cari fazla verecek bir ekonomik yapıdan yana kullanmamız gerekiyor.

    Bu aşamada bir çalışmaya dikkatinizi çekmek istiyorum, 2014-2023 Ulusal İstihdam Stratejisi. Herkezin okumasını tavsiye ediyorum. Şimdi yatırım yapmadan tasarruflarımız artmayacak, yatırım için de dövize ihtiyacımız var. Bu belgenin tespitleri; imalat sanayi yatırımlarının içindeki ithalat oranı %60, turizm yatırımlarında ise % 6,2. Yani diyebiliriz ki turizm bizim petrolümüz, yüksek katmadeğerli ürünümüz ve en önemlisi de bir fabrika gibi Çin'e taşıma riskide mevcut değil:)
    Bu ülke ihtiyacı olan dövizi en az maliyetle Turizm sektörü sayesinde bulabilir. Ve bu potansiyeli de mevcut. Yanlış anlaşılmasın, sadece turizm demiyorum ama kıymetinden yeterince istifade edemiyoruz.
    Hem turist sayısını, hem kişi başı harcama tutarının arttırılmasının uğraşısı içinde olmamız gerekir, tüm kurumlarımızla.

    YanıtlaSil
  44. Öncelikle iyi günler. Ekonomi konularına daha yeni başlayan birsi olarak bir konuya değinmek istiyorum. Eskiden yani 2000 lerden önceki insanların cebine girdiği parayla şuanki para çok farklı yani insanlar artık ( 2003 - 2005 li yıllardan sonra ) harcayacak parayı buluyorlar. Fakat sizinde söylediğiniz gibi insanlar tasarruf yapamıyor. Çünkü harcama yapmayı seven bir toplumuz. Burda değinmek istediğim konu ise şu ; harcama yapmayı seven bir toplumda tasarrufa gitmek bu konuyla ilgili yasalar çıkarmak o toplumu caydırmaz aksine toplum yine para harcamak isteyecektir psikolojik olarak. Ama paranın gittiği yer yani harcanılan şey toplumun en çok neye para harcadığı bunun tespitinin yapılıp o yönde yatırım yapılırsa yani demek istediğim vergisi yüksek teknolojik aletlerin ülkemizde üretilmesine başlansa , yapılan harcamaların yüksek yüzdesinin yurtdışı yatırımcılarına gitmesi yerine ülkemizde bulunan yatırımcıya yönlendirilmeli diye düşünüyorum. Ülkemizdeki yatırımcıların yabancı ortaklı olması, teknolojik açıdan gelişememiz ülkemizdeki büyük ekonomik adımı atamamamıza neden olmaktadır diye düşünüyorum. Harcama yaparak yatırımcı para kazanacak fakat harcanan para yabancı sermayeye değil Türk sermayesine akarsa bu ekonomik devinimde ülke ekonomimiz büyük adım atmış olacak. Kısacası kulağımızı ona yakın olan el ile değilde uzak olan el ile tutmaya çalışıyoruz.Bu ne kadar doğrudur, siz ne dersiniz hocam bu konuda ? Değerlendirirseniz çok sevinirim . İyi günler .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk olarak harcama yapmayı seven bir toplumsak bu son 12 - 13 yılda artmış olan bir sevgi gibi görünüyor derim. Çünkü 2000'ler öncesinde tasarruflarımızın GSYH'ya oranı yüzde 20 iken son 12 - 13 yılda gerileye gerileye yüzde 13'e düşmüş bulunuyor. Demek ki son 12 - 13 yılda harcamayı daha çok sever olmuşuz. Neden? Çünkü faizler düştü. Faiz düşüşü ikili etki yaratıyor: (1) Tasarruf yapmayı caydırıyor, (2) Düşük faizle kredi alıp harcamayı artırıyor. Bu harcamayı yaparken kişiler tasarruflarını da krediye katıp harcıyorlar. Böylece tasarruflar geriliyor.
      Dediğinizi geçmişte yaptık. Yerli üretimi korumak için gümrükleri yüksek tuttuk. Sonuçta dış dünyadaki üretimle rekabet eden bir yerli üretim yaratamadığımız gibi çok daha pahalı ve kalitesiz ürünleri halkımıza satan bir sanayi yarattık. Ben bu tür korumaya karşı değilim. Ama bunu çok dikkatli ve özenli yapmak lazım. Sonuçta asıl olan tüketiciyi korumaktır. Eğer biz kalitesiz ve pahalı mal üreten üreticiyi sırf yerli üretici diye sürekli korursak halkı mağdur ederiz. Çok dikkatle ve özenle bu konuya eğilmek gerekir.

      Sil
  45. Hocam, bu verileri nereden aldınız?

    YanıtlaSil
  46. Merhaba hocam. Peki bu problemlerin cozumlerine hanehalkindan baslayip; nasil ekonomik analiz yapabiliriz ? Tasarrufun neden önemli gibi sorulara cevao vererek topluma ogretmeye calismak faydali olur mu ? Cogu insan neden tasarruf etmesi gerektigini nasil tasarruf etmesi gerektigini bilmiyor. Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...