25 Mart 2015 Çarşamba

Parasal Büyüklükler ve Aralarındaki İlişkiler

Emisyon ve Emisyon Hacmi
Emisyon, çıkarmak, yaymak gibi anlamlar taşır. Para konu olduğundan emisyon kağıt para basıp dolaşıma çıkarmak ve dolaşıma sokulan para anlamlarına gelir. Emisyon hacmi dendiğinde merkez bankası tarafından basılıp piyasaya sürülen (dolaşıma çıkarılan) para miktarı anlaşılır. Emisyon hacmini belirleyen temel göstergelerden birisi bireysel para talebidir. Bireyler başlıca üç nedenle para talep ederler: Günlük alış verişlerini yapmak için (işlem amacıyla), tasarruf ederek geleceklerini garanti almak amacıyla (ihtiyat güdüsüyle) ve kârlı yatırım fırsatlarını değerlendirmek amacıyla (spekülasyon güdüsü.)

19 Mart 2015 itibariyle Türkiye’de emisyon hacmi yani dolaşıma çıkan banknot + madeni para tutarı 93,9 milyar TL’dir. Bundan aynı tarih itibariyle banka kasalarındaki yaklaşık 12 milyar TL’yi düşersek kalan 81,9 milyar TL dolaşımdaki para miktarına ulaşmış oluruz. Yani Türkiye’de piyasalarda dolaşan, bireylerin evlerinde, cüzdanlarında bulunan, şirketlerin kasalarında duran paraların toplamı budur. Bu miktar 2014 yılsonunda 77,4 milyar TL idi. 

Para Arzı
Para arzı, bir ekonomide bir dönemde piyasada bulunan para stokuna verilen addır. M harfiyle gösterilir. Bu kavram emisyon hacminden farklıdır. Çünkü içinde emisyon yani dolaşımdaki banknotlar ve madeni paralara ek olarak başka satınalma araçları da vardır. Para arzının çeşitli şekillerde ölçülmesi mümkündür. Bu ölçümler genellikle iki grupta toplanır dar para arzı ve geniş para arzı.

Dar Para Arzı
Dar para arzı iki şekilde ölçülür: M0 ve M1.
M0, en dar anlamdaki para arzıdır. TCMB tarafından dolaşıma çıkarılmış banknotlarla, Darphane tarafından dolaşıma çıkarılmış madeni paranın toplamından bankaların kasalarında bulunan nakit paranın düşülmesiyle bulunan toplamı gösterir. Yukarıda emisyonu anlatırken değindiğimiz dolaşımdaki paraya eşittir.
M0 = (Dolaşımdaki Banknotlar + Madeni Paralar) – Banka kasalarındaki nakit 
19 Mart 2015 itibariyle M0 = (93,9 – 12) = 81,9 milyar TL

M1, M0’a bankalarda bulunan vadesiz mevduatın da eklenmesiyle ortaya çıkar. 
M1 = M0 + Vadesiz Mevduat
19 Mart 2015 itibariyle M1 = 81,9 + 175,2 = 257,1 milyar TL

Geniş Para Arzı
Geniş para arzı da iki şekilde ölçülür: M2 ve M3.
M2, M1’e vadeli mevduatların eklenmesiyle bulunur.
M2 = M1 + Vadeli mevduat
19 Mart 2015 itibariyle M2 = 257,1 + 802,9 = 1.060 milyar TL
M3, en geniş para arzı olup M2’ye repo ve para piyasası fonları ve bankalarca ihraç edilen menkul kıymetler eklenerek bulunur.
M3 = M2 + Repo ve para piyasası fonları
19 Mart 2015 itibariyle M3 = 1.060 + 47,3 = 1.107,3 milyar TL

Parasal Büyüklükler Arasındaki İlişkiler ve Bunları Kullanarak Para Politikası Uygulama
Bireylerin para talebinin yanı sıra merkez bankasının para politikasını yürütme biçimi de emisyon hacmi üzerinde etkili olur. Merkez bankası örneğin enflasyonu denetim altında tutabilmek için sıkı para politikası izliyorsa o zaman bireylerin para talebini tam olarak karşılamayarak parayı kıt hale getirir. Bunu yapabilmek için çeşitli yöntemlere başvurur: (1) Emisyon miktarını sınırlar, yani piyasada dolaşımda bulunan paranın miktarını açık piyasa işlemleriyle azaltır. (2) Fonlama faizlerini yükselterek bankaların kendisinden daha az para kullanmasını sağlar. (3) Zorunlu karşılıkları artırarak kredi hacmini denetim altına alır. Bu şekilde piyasadaki para azalınca talep düşeceği için de talep enflasyonu denetim altına alınmış olur.

Eskiden büyük ölçüde emisyonu denetleyerek yani piyasaya az para sürerek ya da piyasadaki parayı açık piyasa işlemleri yoluyla çekerek para miktarını ve onun yaratacağı etkileri denetlemek mümkün oluyordu. Günümüzde emisyon üzerinden yapılan denetim eskisine göre etkinliğini kaybetmiş bulunuyor. Bunun nedenleri arasında bankaların kaydi para yaratmalarının yaygınlaşmış olması, hanehalklarının kredi kullanımının genişlemiş olması, kredi kartları gibi para yerine kullanılan araçların gelişmiş olması en önde yer alıyor. O nedenle de para politikasının yanında makroihtiyati önlemler devreye sokuluyor.



Not: Repo (repurchase agreement); kısa dönemli bir menkul değerin (Devlet tahvili, Hazine bonosu, banka bonoları, piyasada işlem gören borçlanma senetleri gibi) belirli bir dönem sonunda geri alınmasını öngören bir satış anlaşmasını ifade ediyor. Repo, borçlanmanın teminatlı hale getirilmesinin bir çeşididir. Para piyasası fonları;  piyasada yatırım fonu adı altında bankalarca oluşturulan fonları ifade ediyor. Bankalarca ihraç edilen menkul kıymetler; bankaların çıkardıkları 2 yıla kadar vadeli tahvil ve bonoları kapsıyor.

Kaynak: Burada geçen parasal büyüklükler için kaynak TCMB bilançosudur.
http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/5f483aa2-5381-45df-b9f6-8b74eb76e316/parabanka.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=5f483aa2-5381-45df-b9f6-8b74eb76e316


162 yorum:

  1. Hocam M0 para arzı dediğimiz şey yani dolaşımdaki para , herhangi bir getirisi olmayan ve günlük
    harcamalarımız için kullandığımız para mı oluyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Bu, fiili nakit parayı ifade ediyor. Yani Türkiye'de kağıt ve madeni para olarak ortada dolaşan para 82 milyar TL'den ibaret.

      Sil
    2. Hocam merhaba,

      Piyasadaki, en dar anlamda parasal taban olarak nitelendirilen ( dolaşımdaki para + Ticari Bankaların Merkez Bankalarında tuttukları zorunlu karşılık oranları) parasal büyüklüğe M0 diyebilir miyiz?

      Sil
  2. Değerli Hocam, konuyla ilgili değil ama her gün gözümüze sokulan ekonomik büyüme kavramıyla ilgili bir sorum olacak. En üst düzey akademisyenler dahil toplumun her kesiminin kafayı ekonomik büyümeye takması, bunun sadece gelir artışı, zenginleşme olarak algılanması sizce sıkıntılı bir durum değil midir? Sizce büyüme odaklı nefes alan dünyada Apple'ın her sene yeni telefon çıkarması, eskiden 4 milyon km yol giden otomobilleriyle övünen Mercedes'in her sene arabalarını makyajlaması tesadüf müdür? Büyüyeceğiz diye kalitesiz ve makyajı bol içi kof malları tüketmek zorunda kalmamız kıt kaynakların verimsiz kullanımı değil midir? Alınıp 5 sene tepe tepe kullanılacak malların aslında ekonomik büyümeye zarar veriyor olması çelişkisini nasıl çözeceğiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme dediğimiz şey aslında fiziksel artıştır. Yani sadece ekmek üreten bir ekonomi düşünürsek bu ekonomi t yılında 100 ekmek üretmiş, t+1 yılında 105 ekmek üretmişse % 5 büyümüş demektir. Çünkü fiziksel üretim artmıştır bu refah artışı anlamına gelir.
      Ne var ki bunlar sorduğunuz soruya tam cevap veremiyor. Bu dediklerinizi bizim ekonomi sistemi ölçemiyor. Bunu yapabilmek için gerçek refah artışı diye bir kavram geliştirmek gerekir.

      Sil
    2. 100 kişinin yaşadığı bir ülkede 100 ekmek üretilir . Ertesi yıl, 106 kişinin yaşadığı o ülkede 105 ekmek üretilmiş ise durum nedir ? (Türkiye)

      Sil
    3. Gayrisafi milli hasila. Toplam nufus 105 urettigine gore, 5% buyume gerceklesmis olur. Ote yandan kisi basina dusen GSMH dusmustur.

      Sil
    4. 100 kişilik ülke nüfusu 106'ya çıkmış olsa da GSYH tutarı ve büyüme oranı değişmez. Yani GSYH yine 105 TL ve büyüme % 5 olmuştur. Ama kişi başına gelir (100 / 100=) 1 TL iken bu büyümeye karşın (105 / 106 =) 0,99 TL'ye düşmüş olur.

      Sil
  3. Hocam merhaba
    Müsaadenizle bir soru sormak istiyorum ;
    1/Türkiyede ,kasalarında 12 milyar tl olan bankalar nasıl olur da Hazineye milyarlarca lira borç verebilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü kasalarında 12 milyar TL olması hesaplarında 120 milyar TL olmasına engel değil. MB'da mevduatları var. mesela onları aktarabiliyorlar.

      Sil
  4. peki bankalardaki hesaplarda 175 milyar TL varken, banka kasalarında sadece 12 milyar olması normal mi, herkes vadesiz hesabındaki parasını çekse ne olur ???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşsiz kalırlar.

      Sil
    2. Bankalar MB'deki zorunlu karşılıklarını talep ederler. MB yeni para basıp dağıtır.

      Sil
  5. Hocam öğretici paylasimlariniz icin tesekkur ederim.
    Bir sorum olacaktı. M0 olarak tanımladığımiz dolasimda ki para emisyon hacmi içinde düşük bir yüzdeye tekabül ediyor. Bu durumda merkez bankasinin talep enflasyonu ile mücadelesinde para arzini kismasi düşük bir etki yaratmaz mi. Insan mevcut para taleplerini pek ala emisyon hacminde mi diğer kalemlerden elde edebileceklerdir. Yanlış mı düşünüyorum ?
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin para arzını kısması sadece M0 miktarını azaltmakla kalmıyor. MB, bankalara uyguladığı zorunlu karşılılarla oynuyor, APİ işlemleriyle piyasadan para çekiyor. Ve bu yollarla para arzını kısabiliyor.

      Sil
  6. Hocam banka kasalarındaki nakit neden mevduattan sayılmıyor ve neden M1'e eklenmiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü bu paralar hep orada duruyor. Azalmıyor artıyor.

      Sil
  7. Hocam güzel yazınız için teşekkürler öncelikle;
    Konuyu hem kendim hem de okuyucuların doğru anlaması için bir kaç sorum olacak;
    1: Piyasa da (bankalardaki dahil) 93.9 milyar TL mi var? Yani MB dan ve darphaneden bu kadar para basıldı fazlası değil???
    2: geniş para arzının 1.107,3 Milyar TL olmasının sebebi bu basılan 93,9 milyar TL nin dolaşımından kaynaklı mı oluyor? Yani hesap yapılırken ;
    A Şirketinin bankadaki mevduatı :100 TL
    B şirketinin bankadaki A şirketinin mevduatından aldığı (kredi yoluyla) para 100 TL
    B şirketinin bankadan aldığı 100 TL ile REPO ya yatırdığı para 100 TL
    Toplam: 100+100+100 = 300 TL
    Yani; MB' nın basmış olduğu 100 TL'yi 3 farklı yerde topladık. Demek oluyor ki 93,7 Milyar TL de bu şekilde üst üste toplanıp duruyor. Yani bankalar para yarattığı için (aracılık yaparak) mi dolaşan para 93,7 olmasına karşın geniş para arzı hesaplamalara göre 1.107,3 Milyar TL çıkıyor?

    Not= Hocam ben kendimce basitleştirmeye çalıştım doğrumu yanlış mı yaptım bilemedim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Evet öyle
      2. Doğru yaptınız. A Bankası Ali beye 100 TL kredi verdiğinde Ali bey o parayı hemen çekmeyip bankaya mevduat olarak yatırdığında banka aynı parayı bu kez Veli beye de kredi olarak veriyor. Veli bey de hemen çekmezde yine mevduat oluyor. Buna bankaların kaydi para yaratma mekanizması deniyor.

      Sil
  8. makro ihtiyati önlemler neler hocam? saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makro ihtiyati politikalar ve Turkiye uygulamaları adıyla bu blogda yazılmış bir yazı var.

      Sil
    2. Buldum, teşekkürler...

      Sil
    3. Tamam. Bu blogda zaten o konuda yazım var.

      Sil
  9. hocam son 3 ayda dolaşımdaki para 4,5 milyar TL artmış. bunun sebebi nedir acaba? bana biraz fazla geldi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevsimlik artış. Bazen de düşüyor.

      Sil
  10. PARA demek ilizyon demek parayı basma hakkı kiminse kral odur her istedigini alır satar Dünyada para basan ABD AB İNGİLTERE İSVİÇRE bunlar krallar.

    YanıtlaSil
  11. Teşekkürler Hocam. Rica etsem bu büyüklüklerin zorunlu karşılık oranları ve GSYH ile ilişkisinden de bahseder misiniz?

    YanıtlaSil
  12. Hocam tek bir şey rica edeceğim,

    Genelde yazılarınız kadar altlarına yazılan yorumları da okuyorum.

    Bazı kullanıcılar 9-10 bölümden oluşan GENELDE BÜYÜK HARFLİ spam gibi yazılar kopyalıyorlar.

    Onların engellenmesi hem görüntü kirliliğinin önüne geçer hem de bloğun kalitesini artırır.

    Teşekkürlerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef, böyle bir engellemenin yapılması mümkün değil.

      Mahfi Beyin sürekli söylediği gibi:

      Hakaret, küfür, satış yapmak amaçlı reklam vb. içermediği müddetçe her tür yorumu onaylamaya çalışıyor.

      Lütfen önce şunları okuyunuz:

      http://www.mahfiegilmez.com/2014/12/2015-tahminleri.html

      2 Ocak 2015 02:57

      Hocam kimi yorumlar sizin asil yazinizdan daha uzun masallah. Hayir hepsi elle tutulur olsa tekrar tekrar okuyayim gercekten . Zaten sizde genelde bu yazilara ultra kisa cevap veriyosunuz cunku biliyosunuz o kadar uzun yazi bir soru degil esasen yorum icerir! Ben istiyorum ki herkesin yazisini okuyabileyim ama ne mümkün maalesef destan gibi . Buna bir sinirlama getirseniz nasil olur atiyorum 500 karakter gibi. Affiniza siginiyorum.

      Cevaplar:

      (1)

      Hatalı düşünme tarzı, hatalı çözüm önerileri de getirir. Blogda sınırlama yok değil. Ama diyelim ki 500 karakterlik sınırlandırıldı. Destan yazmak isteyen yine yazar; parça parça.

      Sorun burada bu değil, sorun sizde de görüldüğü üzere, bunu sabrın tükenişi olarak adlandırıyorum, tahamülsüzlük, anlık yaşama tam internet hızında. Bu uzun cümleler hızımızı yok ediyor değil mi? Yok hayır varacağımız noktaya hızlı gitsek ne olacak?

      Keşke bu blogu okuyan herkez düşüncelerini paylaşsa, ister uzun ister kısa, düşüncelere pranga vurmayalım. İnanıyorum bu tecübe bir süre sonra zaten düşünceleri, soruları daha yalın halde ifade edebilme yeteneğini de kazandırır. Okuma, bir süre sonra ifade yeteneğini de kazandırır, bu blog gibi bilgi hazineleri analitik düşünme kabiliyeti de kazandırır. Ve en önemlisi yurdum insanının ne düşündüğü hakkında da eşşiz bilgi sahibi yapar.

      Siz de deneyimlerinizi paylaşın, göremediklerimizi gösterin, ama kalp kırmadan, yakmadan, yoketmeden.

      Saygılarımla

      ++

      Sil
    2. Cevap (2)

      Ama şunu da belirtmek gerekir, eleştiri her zaman olmalı. Buna karşı değilim, sizin yazdıklarınız da bir eleştiridir. Ama "elle tutulur olsa" cümlesi doğru bir tespiti içermiyor. Ve benim yazdıklarım da size ve sizin gibi düşünenlere karşı bir eleştiri olduğunu da unutmayalım.

      Diyebiliriz ki, bazı soruları biraz çabalasak kendimiz de bulabiliriz. Ya da, sabredip Mahfi Bey'in bu blogtaki tüm yazılarını okuyup, yorumları, cevapları da okusak, aslında hemen hepsinin cevaplanmış olduğunu görmüş oluruz.

      Ama işte dedim ya, hazıra konma alışkanlığımız bizi yeni şeyler keşfetme yolculuğundan alıkoyduğu için, birçok fırsatları kaçırıyoruz, herşeyde olduğu gibi.

      ++

      Sil
    3. Cevap (3)

      Hayatı olabildiğince 'kısaltmaya' çalışıyorlar; siz de bu tuzağa seve seve düşmek istiyorsunuz sevgili Adsız!

      Evde veya tarihi bir lokantada, bir yemeğin lezzetli olması için meşakkatli bir süreç, üzerinde emek sarfedilmesi gerekir. Ancak bu işlem gerçekleştikten sonra o yemeğin tadından birşey anlarsınız.

      Tabii siz de dahil olmak üzere çoğunluğunuz -fast food- tarzı; çabuk yemeye, kısa zamanda yemeye, kısa yazılar okumaya, kısa YouTube videoları izlemeye, kısa mesafeli yolculuklara çıkmaya, sayfa sayısı az olan kitaplar okumaya alıştığınız için, burada yazılan yorumları da -armut piş, ağzıma düş- misali, bırakın 500 karakter, twitter da olduğu gibi 140 karakterle sınırlı olmasını bile istersiniz!

      Üslubumu sert tuttuğumun farkındayım. Ama en başta Mahfi Hocamın ne demek istediğimi çok iyi anladığını tahmin ediyorum.

      Kendisi hoca olduğu için yukarıda verdiğim eleştiriyi çoğumuzdan daha iyi anlayacaktır! Çünkü özellikle yeni nesil öğrencilerin (yukarıdaki yorumu yazan 'Adsız' kişinin öğrenci olup/olmamasını dikkate almadan, genel manada söylüyorum), en az 2 yaprak A4 kağıda dişe dokunur bir metin yazmaktan gitgide aciz hale getirildiklerini en iyi gözlemleyenlerden biri de Mahfi Hocanın kendisidir! Ve bu duruma kahroluyordur!

      Saygılarımla...

      Sil
    4. Öğrenci değilim arkadaşım, çalışıyorum, internete günde bir kaç kez girip çıkma fırsatımız oluyor.

      Sil
    5. Farketmez sevgili arkadaşım.

      Aynı anda 3 işi birden yapıp, bu harika blog sitesini takip edenler de var.

      Yorgunluktan bitap düşüp, ekran başında uyuyakalanlar da var.

      Bu blog sitesini takip etmeyip, dizi izlemeyi tercih edenler de var.

      NASA'nın internet sitesindeki PDF fizik makalelerini okuyanlar da var.

      Arkadaşlarıyla Eminönü'nde balık ekmek yiyip, 'ne olacak bu memleketin hâli?' diye sorarken; 'Starbucks' a selfie çekmeye gidenler de var.

      Ağrı/Patnos'ta ağır kış koşullarında ekmek parası kazanmaya çalışanlar da var.

      Veya bir akıllı cep telefonu satın almaya giderken yolda donup hayatını kaybedenler de var.

      http://www.diken.com.tr/rusyada-iphone-tutkusu-olum-getirdi-toplu-tasima-olmadigi-icin-donarak-oldu/

      Sil
    6. Ok, belli ki frekanslar farklı çalışıyor.

      Sil
    7. Frekanslar tabii ki farklı çalışacak.

      Herkesin tek tip yorumlar yazmasını ve okumasını beklememeliyiz!

      Herkesin aynı olmasını beklememeliyiz!

      Saygılar...

      Sil
    8. Bu kadar farklı çalışan frekanslarınızı duyurma ve yazma meraklısıysanız kendinize farklı bir blog açabilirsiniz.

      Sadece bir öneridir.

      Uzun uzun ve BÜYÜK HARFLİ 10-15 chapter'dan oluşan yazıları paylaşabilirsiniz.

      Mutlaka okuyanlar olacaktır.

      Sil
    9. Öneriniz için teşekkürler.

      Fakat ne yazık ki önerinizi kabul etmemiz mümkün değil.

      Hoşunuza gitmeyen, okumaya tenezzül edemeyeceğiniz yorumlarla karşılarırsanız, blog sayfasına hangi tür cihazla bağlanıyorsanız, ekranın köşelerinde 'X' işaretine tıklayarak veya dokunarak sayfayı kapatıp gündelik hayatınıza devam edebilirsiniz.

      'X' işaretinin ne demek olduğunu siz de gayet iyi bildiğiniz hâlde:

      'Bazı kullanıcılar 9-10 bölümden oluşan GENELDE BÜYÜK HARFLİ spam gibi yazılar kopyalıyorlar.

      Onların engellenmesi hem görüntü kirliliğinin önüne geçer hem de bloğun kalitesini artırır.'

      ifadesini yazmanız tahammülsüzlüğünüzün göstergesidir.

      Kimse kimseye tahammül etmek zorunda değil, 'X' işareti ile pencereyi kapatıp hayatınıza devam edebilirsiniz.

      Saygılar...

      Sil
    10. Cevaplara "Biz" şeklinde yanıt verdiğinize göre bloğun sahiplerinden veya yöneticilerinden birisiniz...

      Olaya uzun uzun şiirsel cevaplar yazmak yerine biraz daha yapıcı yaklaşmanızı beklerdim.

      Madem öyle, yapacak bir şey yok.

      Ha bu arada, "X işareti" değil "X butonu".

      Saygılar.

      Sil
    11. Tekrar etmeye mecburuz sevgili Adsız:

      'Şiirsel cevaplar yazmak' ile 'yapıcı yaklaşmak' arasında bağ olup/olmadığını, kimse belirleyemedeği gibi, siz de belirleyemezsiniz.

      'X' işaretine tıklayarak veya dokunarak sayfayı terkedip, yazılan yorumlara tahammül etmek zorunda değilsiniz.

      Her şey küçük bir parmak hareketinize bakıyor.

      Saygılar...

      Sil
    12. Burada Mahfi beyin yazdıkları haricinde herkesin yazdıkları yorum olarak yayınlanıyor. Peki yorum nedir diye sorarsak; Türk Dil Kurumunun internet sitesinde " Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma, tefsir" şeklinde açıklanmış. Diğer başka verilen anlamlarda var ancak konu ile en çok bunun ilgili olduğunu düşündüğüm için bunu yazdım. Ancak genelde büyük harfli ve spam gibi yazılar olarak adlandırılan ve anlaşıldığı kadarı ile bu eylemi yapanında bu adlandırmaya itiraz etmeyen kişinin yazdıklarının, Türk Dil Kurumunun yorum tanımlamasına uygun olmadığını düşünüyorum. Çünkü yazdıklarının Mahfi Beyin yazdığı özel konunun aydınlığı kavuşmasından başka bir amaçla yazıldığı, Mahfi beyin bu yazılara cevap olarak hemen hemen hiç bir şey yazmaması ve Mahfi beyin yazdığı yazının konusu ne olursa olsun, benzer ve pek çok tekrarı içeren yazıların yazılmasından net olarak anlaşılmaktadır. Eğer bu yazıları yazan Mahfi bey değil ise "Fakat ne yazık ki önerinizi kabul etmemiz mümkün değil. " ve " Tekrar etmeye mecburuz sevgili Adsız:" yazıları ile çoğul ifade kullanan ve öneriyi kabul etmeyenlerin kim olduğu konusunda kafada soru işareti oluşturup, en azından bende bu ifadeleri ile "kibirli bir insan" olduğu düşüncesi oluşturan kişi veya kişilerin yazdıklarını görmekten hoşlanmadığımı itiraf etmeliyim. Ancak burası Mahfi beyin köşesi ve buraya gelen herkes onun misafiri. Bu yüzden herkes de bunun bilincinde olmalı. Her ne kadar bazı beğenmediğimiz misafirler olsada elbette bu konuda takdir hakkı ev sahibinindir. Ancak diğer misafirlerinde başka misafirlerin davranışlarından memnun olmadığını usulü ile söylemeye hakkı vardır. "X" işaretine tıklayarak sayfayı terk etme davranışını tavsiye eden kişi de itiraz ettiği tahammülsüzlüğün daha büyüğünü yapmaktadır bana göre.
      Saygılarımla....

      Sil
    13. 'Ancak diğer misafirlerinde başka misafirlerin davranışlarından memnun olmadığını usulü ile söylemeye hakkı vardır.' açıklamanızı en başta kendiniz uygulasaydınız konu bu kadar uzamayabilirdi.

      Konuyu oldukça dar çerçevede değerlendirdiğinizi bildirmek zorundayız.

      Öncelikle, 'yorum' kelimesinin ne olup/olmadığını detaylı şekilde bir kez daha izah ettiğiniz için teşekkürler.

      Ana mesele şurada başlıyor:

      'Mahfi Beyin yazdığı konu üzerine, veya onunla ilişkili yorum, yorumlar yazılsın; ve bunlar okunsun. Eğer bu sağlanırsa sayfanın kalitesi daha da artar.'

      Unutmayınız, Mahfi Bey bu siteyi; imkânı, düşünce gücü, kelime kapasitesi, akademik kapasitesi, 'tecrübelerini aktarabilme kapasitesi' ne kadar el veriyorsa; o ölçüde, toplumun genelinin anlayabileceği ölçüde yazmaya çabalıyor. Yani bu siteyi tam manâsıyla bir akademik tartışma platformuna çevirmemek için büyük özen gösteriyor. (Bunu yaparken bilimin ve tabii ki adademisyen olmanın vakurluğunu ve 'yol göstericiliğini de' asla elden bırakmıyor.)

      Mahfi Beyin sadece yazdığı konu ile ilgili yorum, cümle, soru, açıklama, bilgilendirme, haber aktarımı vb. gelmesini her zaman beklemek mümkün değil; ki bunun mümkün olmaması da birçok yönüyle hem 'iktisat'ın geleceği için iyi, hem de yıllarını bu işe vermiş bir akademisyen-düşünürün dar bir köşeye sıkışıp, orada kalıp, hayatını orada tamamlamasına mani teşkil etmesi açısından mühim.

      Bu açıklamalardan sonra ikinci mesele şu:

      Mahfi Bey hangi konu üzerinde yazarsa yazsın, şahsınızın sözde 'spam' olarak nitelendirdiği yazılar BÜYÜK BÜYÜK HARFLERLE DE OLSA, 5 değil 5555 parçadan da oluşsa yazılacak, yazılmalı!

      Bu açıklamayı yapmamızın gerekçesi, daha açık bir ifade ile 'dayanağı'; Mahfi Beyin sitesinin yorum kısımlarının herkese açık bir platform olması, bu nedenle de herkesin, istediği her şeyi yazması gerektiği, yaklaşımı değil!

      Sebebi 'tahammülsüzlükler' ile daha yakından anlayacaksınız:

      Sadece şahsınızın değil, bu siteyi ziyaret edip, yazılanları okuyan, yorum yazan/yazmayan birçok kişinin de (şahsınızın nitelemesi ile) 'spam' olan o BÜYÜK BÜYÜK HARFLİ yorumları onaylamasını sorgusuz sualsiz beklemek tabii ki mümkün değil.

      +++

      Sil
    14. +++

      Gündemden kasten uzaklaştırılmaya çalışılan yüzlerce konu (ki bu siteye yazılan o bahsettiğiniz yorumların hepsi için geçerli) iktisat ile bağlantılı! Bu konuların gündemden kasten uzak tutulması başlıbaşına bir sorun iken, bu konuların duyurulması için bir başka blog sitesi açıp orada devam etmek yönünde 'akıl vermek'; konuların gündemden kasten uzak tutulmasına (bilinçli veya bilinçsiz) destek vermektir!

      Niçin?

      Çünkü: Mahfi Beyin sitesini ziyaret edenler arasında özellikle üniversite öğrencileri gitgide yükseliyor. Ve ekonomi ile bir şekilde ilişkisi olan bir çok amatör/profesyonel şahıs da sitede yazılanları takip ediyor.

      Bu sitede yazılanları okuyanlar arasında, bahsettiğiniz o yorumları da okuyup, değerlendirmeye alıp/almadıklarını ölçecek bir cihaz henüz icat edilmedi!

      Bu sebeple; her şeyden evvel, bahsettiğiniz yorumlara (belki de) kökten karşı çıktığınız için, tahammülsüzlük örneklerinden birini sergileyerek o tür yorumların bir daha kabul edilmemesini söyleyebildiniz! Bunu ne yazık ki söyleyebildiğiniz için kimlerin kibirli olup/olmadığı daha berraklaşıyor!

      Bu noktada, o yorumların kaldırılmayacağını (ve devamının geleceğini) bildiğiniz hâlde; doğrudan o yorumlarda yazılanlarla ilgili karşı çıktığınız (veya desteklediğiniz) hususları direkt o yorumların altında yazmanızı dilerdik! Asıl 'yapıcı yaklaşım' öyle olurdu! Ne yazık ki bizzat kendiniz o tür yorumların bir daha kabul edilmemesi yönünde tahammülsüzlüğünüzü ifşa ettiniz!

      Tekrar: Değerlendirmeye alınıp/alınmadığını ölçecek bir cihaz henüz icat edilmedi!

      Şimdi daha da büyük bir tahammülsüzlük sergileyerek konuyu kapatalım:

      BÜYÜK BÜYÜK HARFLERLE, DAHA FAZLA YORUM, DAHA FAZLA HABER BİLDİRİMİ, DAHA FAZLA 'GÜNDEMDEN KASTEN UZAKLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILAN' OLAYLAR BU SİTEDE YAYINLANMAYA DEVAM EDİLECEK!

      Bunu sadece şahsınıza söylemiyoruz, genele yayabiliriz: İnsanların aynı şablonlar içinde davranmasını dilemek, bir dünyanın ileri gitmesinin önünü tıkamaktır!

      Saygılar...

      Sil
    15. Genelde büyük harfli ve spam gibi yazılar olarak adlandırılan ve anlaşıldığı kadarı ile bu eylemi yapanında bu adlandırmaya itiraz etmeyen kişi(ler)/veya o olduğu farz edilen kişi(ler), "Adsız28 Mart 2015 13:15" yorumunu yazan kişi ile daha önce yorumları yazanın/yazanların aynı şahıs olduğu düşüncesi ile 2 yorum yazmış. Ancak ne yazık ki öyle değil. Bu nedenle yazdıklarının tutarlılığı ne yazık ki yok. Birde ısrarlı olarak kendisine neden çoğul ifade kullandığı sorulmasına rağmen bu konuda hiç bir cevap vermemesi de oldukça ilginç. Tahammülsüzlükler konusunda yazdıklarınızda beni gülümsetti. ( Allahta sizi güldürsün.) hem "X" işaretine tıklayarak sayfayı terk etme davranışını tavsiye edeceksiniz hemde tahammülsüzlük konusunda yazılar yazacaksınız. Kendinizin yapmadığı bir davranışı başkalarına tavsiye etmeniz şahsen bana komik geldi. Sizin gibi kendince doğru olanları ve yazılması gerekenleri burada 5-55-555-5555 parçadan pek çok kişinin yazdığını bir düşünün!!!! Bu durumda sayfa ne hale gelir hiç düşündünüz mü? Bence düşünün.
      Saygılar....

      Sil
    16. Anlamamak konusunda ısrar etmekte de özgürsünüz sevgili Adsız, tıpkı bahsettiğiniz yorumlara tahammül etmemek için 'X' işaretine tıklayarak veya dokunarak sayfayı kapatmakta özgür olduğunuz gibi.

      Birinci çoğul şahıs üslubu ile yazıyoruz; çünkü bir tek kişi değiliz. Bunu anlamak o kadar da zor değil.

      Daha sakin bir hâl içinde okuyup değerlendirmeniz için şu iki mesajın adresini tekrar yazıyoruz:

      1) http://www.mahfiegilmez.com/2015/03/parasal-buyuklukler-ve-aralarndaki.html?showComment=1427570610439#c5097222210564779888

      2) http://www.mahfiegilmez.com/2015/03/parasal-buyuklukler-ve-aralarndaki.html?showComment=1427570612913#c4931454149160683176

      '...
      Sizin gibi kendince doğru olanları ve yazılması gerekenleri burada 5-55-555-5555 parçadan pek çok kişinin yazdığını bir düşünün!!!! Bu durumda sayfa ne hale gelir hiç düşündünüz mü? Bence düşünün.
      ...'

      açıklamanıza cevap yukarıda verilen iki adreste.

      Saygılar...

      Sil
  13. Hocam öncelikle bu yazı için çok teşekkür ediyorum aklıma takılan soruların bir kısmına cevap oldu yazınız.bunun haricinde birkaç sorum olacaktı önceki yazınızda sormuştum fakat tekrar olursa kusura bakmayın.
    1)dolaşımdaki parayı banka kasalarınıda dahil edersek 94milyar tl olarak gözükmektedir ve Bu tutarda fiziki para mevcuttur. M3 para arzına baktığımızda ise kaydi paranın yaratılması etkisiyle büyüklüğün 1.1trilyon tl ye kadar Çıktığı görülmektedir.kısacası 94milyar tl kadar fiziki para varken muhasebe kayıtları sonucunda bu Büyüklük 1.1 tirlyontl ye çıkmaktadır.
    şunu sormak istiyorum;wall strett journal haberine göre dünya rezervlerinin 12tirlyon$ olduğu belirtildi acaba bu büyüklükteki tutar da dolaşımdaki nakit para gibi fiziki bir Büyüklük mü? Yoksa M3 para arzı gibi Yaratılan muhasebe kayıtları sonucunda Oluşmuş bir Büyüklükmüdür? Ben bu 12tirilyon$ büyüklüğün fiziki değilde M3 para arzı gibi muhasebe kayıtları sonucu oluşmuş Büyüklük olduğunu düşünüyorum.emin olmak istedim katılırmısnız Bunu merak ediyorum ?

    2)bankaların kasasında ki parayı da dahil edersek dolaşımda ki para 93milyar TL dir(yani bu tutarda fiziki para mevcuttur) fakat M2 para arzına baktığımızda ise 1trilyon tl olarak gözükmektedir. Yani anladığım,fiziki olarak mevcut olan 93milyar tl üzerinde 1tirlyon tl lik satın alma gücü kurulmuş.bankacılık sisteminde ve dolaşımda 1 trilyon tl kadar para olmadığından Kişilerin birden vadesiz ve vadeli mevduatlarını çekmek istediğinde bankacılık sistemi batmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Esasen fiziki paranın kaydi para yaratma gücü zorunlu karşılık oranının tersidir. Yani fiziksel para miktarının 11 kat kaydi para yaratma yeteneği var demektir. 12 trilyon dolar da fizik olarak basılmış para değildir. M3 gibi düşünün.
      (2) Batar tabii ama kişiler hiçbir zaman hep birlikte paralarını yalep etmezler. Böyle bir durumda banka faizleri yükselir ve kişilerin önemli bir bölümü yükselen faizler nedeniyle paralarını çekmezler. 2001 krizinde böyle oldu. İnsanlar paralarını çekmeye gittiler. Faizler yükseldi, hükümet de ayrıca bütün mevduata devlet garantisi verdi. Çekilişler durdu.

      Sil
  14. Hocam sizi okurken üniversite yıllarım aklıma geldi. Ben daha ortaokuldayken iktisat okumak istiyordum. Çok hoşuma giderdi konular. Sonra Ankara'da iyi bir üniversiteyi kazanarak bu amacıma ulaştım. Ama sizin de zaman zaman bahsettiğiniz 2 tür üniversite öğrencisi tipinden çoğunluk olan grubunun bir üyesi haline dönüştüm. Öncelikle şunu belirteyim ki, en büyük kusur bendeydi. Kolaya kaçtım, ezberlerdim geçtim dersleri. Ama şu da vardı ki eğitimi veren hocalarda sıkıntılıydı. En önemli derslerden biri olan mikroyu, konu konu öğrenci gruplarına dağıtıp, onlara anlattırarak geçtik bir yılı. Ben de dersi c1le zor bela... Ama bir de ekonomi tarihi hocamız vardı. Bir önceki yazınızın yorumunda sizin sıkıcı dediğiniz kitapları yer yutardım. Velhasıl demek istediğim şu ki; öğrenci suçlu kabul, ama çoğu hocada var olan isteği öldürüyor.

    Sizi okurken, üniversite birinci sınıfta iktisata giriş hocamızın (Çok iyi hocaydı.) dersinde hissettiğim heyecanı yaşıyorum tekrar. Bunu sağladığınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  15. Paranın hacmi kadar güvenliğide önemlidir.

    YanıtlaSil
  16. Mahfi hocam ben yıllardır hep şu fikri savundum.Siyasi iktidar icraatlarını anlatırken köprü yaptık,duble yol yaptık,hastane yaptık,emekli maaşı iyileştirmesi yaptık vs... Tamam bir çoğunu yapmışlardır belki.Fakat bir hükümet iş başına geldiği zaman bağımsız bir kurumca YSK olur Sayıştay olur yada yeni bir kurum temel ekonomik verileri ,iç borcu, dış borcu ,kamu personeli sayısı vs... gibi verileri kamuoyuna açık, şeffaf, erişimi kolay (web sayfası olabilir) bir kitle iletişim aracılığıyla halka açsa ve bu verileri belli peryotlarda güncellese .Bu veriler halkın anlayabileceği sade bir dille yayınlansa ne olur.Bence hükümetin karnesi olur.Köprü,yol,baraj otoyol yaptın ,silah aldın ,borç aldın faiz ödedin vs... ,borç hangi noktaya geldi, yani bu icraatları ve ekonomi için gerekli girişimleri HANGİ PARAYLA yaptın ,borçlamı,vergilerden topladığın paralarlamı ,yap işlet devretlemi.Bu durum belediyeler için de uyarlanabilir.Hep demokrasi deriz vede şöyle öğrenmişiz "Halkın kendi kendini yönetme şekli".Güzelde benim vergilerimden teşekkül eden paraları benim yetki verdiği insanlar nasıl YÖNETİYOR. Bunu benim anlayacağım lisanda öğrenmek demokrasinin olmazsa olmazlarından değilmi.
    Zamanın başbakanı meydanlara çıkıp IMF e 20 milyar $ borcumuz vardı ,biz bu borcu bitirdik üstüne biz IMF e 5 milyar $ borç verdik derken ustaca yalan söylüyor ,IMF yerine diğer borçlanma kaynaklarından söz etmiyordu.

    Hocam sonuç olarak şunu demek istiyorum.Bizde hükümetler hep yaptıklarını anlatır fakat nasıl yaptığını ya anlatmaz yada çarpıtır.Bunu hükümetin denetimde olmayan bir kurumca vatandaşla paylaşması gerekmezmi.Bende sahıs olarak para kazandığım işime yatırım yapmak yerine değişik kaynaklardan borçlanıp 3 ayda bir tatile çıkar, senede bir evimin eşyalarını değiştirir her akşam aileme yemeğe çıkarsam bu durumdan eşimde çocuklarımda özellikle KAYINVALİDEM çok hoşnut olur.
    Ama borç çevrilemez noktaya geldiğinde ve batma noktasında geldiğimde işte o zaman durum vahim.

    Abdurrahman DEMİRCAN

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedikleriniz çok doğru ama bunun olabilmesi için toplumun kamuoyunun da bir talebi olması lazım. Sizin bu yazdıklarınızı sokakta vatandaşa sorun hiç bir şey anlamayacaklardır. Çünkü toplum, bu tü taleplerde bulunmaya göre eğitilmiyor.

      Sil
  17. Hocam, siz ne yaptınız yahu?

    TCMB, anonim şirket dediniz, her şeyin anlamı değişti kafamda!

    Sanırım bizler her gün şubelerine gidip gelmekten onlarca ticari bankaya alıştığımız için TCMB gibi bir kurumun yapısını anlamakta güçlük çekiyoruz diye düşünüyorum.

    Aslında bir ayrı yazı olarak; bizdeki bağımsız mı / değil mi saçmalamalarını bir kenarda tutarak, dünyada merkez bankaları hangi gerekçelerle ortaya çıkmış, niçin ülkeler merkez bankası diye bir kurum icat etme ihtiyacı hissetmişler diye bir bilgilendirme yapsanız:

    Şakir-Aybüke-Ada-Şeyhmus-Berkçağ-Kamuran-Nuri-Baharcan-Melahat Bankaları ile

    Merkez Bankaları arasındaki farkları bir nebze anlamış oluruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet dünyada da aş şeklindeki MB'ler daha çok. Bizdekinin yüzde 51 hissesi Hazineye ait ama statüsü A.Ş.
      MB'ler üzerine bir yazı yazayım.

      Sil
  18. Küçük bir önerim var size.
    Migros, Carrefour gibi marketlere yolunuz düşerse, zeytinyağı fiyatlarına bir göz atın derim.
    4-5 büyük marka için , riviera ve sızma zeytinyağı fiyatlarının geçen seneye göre karşılaştırması şöyle :
    5 litrelik tenekelerde satılan, riviera zeytinyağı, geçen sene 30-35 tl iken, şimdi 55-60 tl arasında.
    5 litrelik tenekelerde satılan, sızma zeytinyağı, geçen sene 45-50 tl iken, şimdi 80-90 tl arasında.
    Devletin resmi organlarının açıkladığı enflasyon rakamlarına , pek uymuyor sanki ☺
    Benzer durum, diğer gıda ürünlerinin de çoğunda geçerli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeytinyağında büyük fiyat artışı var. Biliyorum. Ben bu dediğiniz yerlere haftada en az bir kez giderim. Hem alış veriş için hem de fiyatlara bakmak için. Diğer gıda ürünlerinde de artış var ama sanki zeytinyağında daha fazla artış oldu.

      Sil
    2. zeytintagı uretım bolgelerınden ezinede kendi urununu sıktırıp bu sızma yagı birbirine satan koylulerde hakiki zeytinyagı nın piyasası 1 ltsi icin fiyat 17 liradır. Bu durumda 5*17=85lira normal fiyat.Selamlar murtineer

      Sil
    3. Zeytin urunleri uzerinden karsilastirma yapmak, bu sene icin dogru olmaz. Kuraklik vs sebeplerden dolayi bu yil zeytin rekoltesi cok dusuk ve fiyatlar cok yuksek. Etkilenmeyen bolgelerdeki ciftcinin yuzu guldu bu sene. Marketlerdeki fiyatlar bence de normal.
      http://www.dunya.com/guncel/zeytinde-yuzde-40-kayip-var-241748h.htm
      http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1621051-kuraklik-zeytini-vurdu

      Sil
  19. Mahfi Bey, M3 para arzının değişiminin TL'nin değerine direkt olarak etkisi olması gerektiğini düşünebilir miyiz? Şöyleki M3 para arzı iki yılda 2 katına çıktıysa TL'nin değeri de yarıya düşmeli (diğer parametreler sabit kaldıysa) diye düşünüyorum. Bu bakış açısı doğru mudur? Ayrıca, aklı başında her insan gibi iktidarın kendi varlığını devam ettirebilmek için her türlü (hukuk içi-dışı) yaklaşımı sergileyebileceğini düşünüyorum. Bu anlamda devletin gizli bir şekilde para basması mümkün müdür? Böyle bir durum varsa bunu nereden, hangi göstergeden anlayabiliriz? Teşekkürler, İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  20. Hocam, Moodys bizim bankalarin karnesine kotu not vermis.
    "Winter is coming" sanirsam.

    YanıtlaSil
  21. Hocam Türkiyede merkez bankasının hangi şartlarda ve ne kadar para bastığı hakkında bilgi verirmisiniz. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin para basmasının bir şartı veya kuralı yok. Prensip olarak basılacak ek para ile potansiyel büyüme arasında bir ilişki kuruluyor ama bu bir kural ya da şart değil.

      Sil
  22. Sayın Hocam,

    Artık topçusundan popçusuna herkes ekonomist olmuş ülkede. Bakın dün ünlü bir futbolcu şöyle demiş: "Türk ekonomisi çok iyi. Dolarda biraz dalgalanma var. Faizlerin düşmesi gerektiğini düşünüyorum."

    Bu hale geldiğimiz bir noktada sizlerin kıymetini toplum olarak çok daha iyi idrak etmemiz gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bölgede faiz akıntısı tuhaf yerlere götürüyor insanları. Mesela bu futbolcu arkadaşımız niye kiralar yüksek ya da enflasyon yüksek bunları düşürmek lazım demiyor da faize takılıyor? Çünkü bu bölgede faiz günah keçisi. Bile bilmeyen, anlayan anlamayan faize laf ediyor. Enflasyonun yüzde 7,5 olduğu yerde faizlerin kaça düşmesinin gerektiğini düşünüyorsunuz diye sorsak ne diyecek acaba?

      Sil
  23. Hocam,

    Repoyu özetle geri alım vadiyle satım olarak tanımlamışsınız. Bu tanım müşteri yani bankalar penceresinden mi bakmak lazım yoksa M.B. penceresinden mi? Yoksa Bankalar ile müşteri arasında olan ilişkide müşteri penceresinden mi? Alım vadiyle satım yapan kim 'in sorusunu soruyorum özetle.

    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. serdarken
      çok güzel bir soru;ne zamandır ben de sormak istiyordum.

      Sil
    2. Her ikisi de. Para arzı tanımındaki repo nedir diye bakarsak buradaki repo bankaların müşterisiyle yaptığı işlemleri ifade ediyor. Buna karşılık MB, bankalara haftlaık repo ihalesi açıyor ve bankalar bu kağıtları MB'ye vererek karşılığında borç alıyorlar. Bu borca TCMB'nin uyguladığı faize de (oranı yüzde 7,50) Politika Faizi deniyor.

      Sil
  24. Hocam elinize saglik. Hocam euro niye birden firladi boyle ya 2.9 a dayandi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu soruya yanıt verene kadar Dolar da fırladı.
      Dolar önce hem Fed'in faiz artışının ileriye kayması hem de verilerin kötü gelmesi nedeniyle değer kaybedince Euro değer kazandı. Geçici olduğunu düşünüyorum. Yani aslında Euro değer kazanmıyor, Dolar düşerse Euro değerleniyor gibi oluyor.

      Sil
  25. Bankaların yüksek karşılık oranlarını kullanarak çoğalttıkları kaydi para büyüklüğü bu hesabınızda çıkmış ortaya. Dünyadaki ülkelerin tamamında aşağı yukarı aynı tablo çıkıyor. Bu sebeple yakında bu bankalar teker teker batacak. Borsalar da çökecek. Çünkü dünya ticaretinin ihtiyaç duyduğu para arzının çok çok üstünde rakamlar piyasaya sürülmüş durumda... Zorunlu karşılık oranlarının kaldırılması gerek. Bankalar hesabında ne kadar vadeli mevduat varsa, o kadar kredi vermeli, 10 katını değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu engellemenin imkanı yok. Dünya bankacılık sisteminin dışına çıkmış oluruz ki o zaman o bankalar bizimkilere borç vermemeye başlayabilir.

      Sil
    2. Haklısınız. Bankalar batacak, borsalar çökecek derken, önce diğer dünya bankalarını kastettim ben. Türk bankaları ABD, Euro bölgesi ve Çin bankalarına göre daha az riskli ama tüm bankalar birbirine zincirleme bağlı olduğu için bir tanesi batınca hepimiz etkileneceğiz. Çok büyük bir bankacılık krizi yaşandıktan sonra dünya ekonomisi bundan ders alacak ve yeni kurallar uygulamaya konacaktır...

      Sil
    3. bankacılıkta belki de yüzyıllardır her 7/10 senede bir büyük çöküşler olmuştur ama çok sıkı kurallarla dizginlenememişlerdir.
      çünkü gücü eline almak isteyenler finansa muhtaçtır.

      Sil
  26. Hocam Merkez bankasının faizi bankaların borçlanma faizi mı ? Mikro hocası faizi düşürmenin en cok bankalara yarayacağını yatırımcıları o kadar etkilemedigini söyledi .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle doğru söylemiş. Benim bu blogda bu konuda yazım var. http://www.mahfiegilmez.com/2013/06/faiz-yukselince-kim-kazanr-kim-kaybeder.html

      Sil
  27. Hocam yazı için teşekkürler.

    Kafam çok karıştığı için en doğru bilgiyi almak adına size 2 soru sormak istiyorum hocam.

    Birincisi : Ulusal paranın değersizleşmesi ve ulusal paranın eksik değerli hale gelmesi arasındaki fark nedir ?
    İkincisi ise : TR'deki göreceli enflasyon oranının dış ülkelerden daha yüksek olması durumunda Tl değersizleşir mi yoksa eksik değerli hale mi gelir ?

    İkinci soruyu anlamak için öncelikle ilk soruyu anlamam gerek fakat anlayamadım maalesef. Cevaplarsanız sevinirim hocam kolay gelsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karışık iki kavram. Bu tür kavramları kullanmıyoruz genellikle. Bir paranın iki tür değer kaybı söz konusu olabilir: Eğer ülkede enflasyon varsa para iç değer kaybına uğramış demektir. Eğer o ülkenin parası yabancı paralar karşısında parite düşüşü yaşıyorsa o zaman dış değerini kaybetmiş demektir. Genellikle iç değer kaybı dış değer kaybına, dış değer kaybı da iç değer kaybına neden olur.
      Türkiye'de enflasyonun yabancı ülkelere göre yüksek olması TL'nin iç değerindeki yüksek düşüşün dış değerine de yansıyacağı ve yabancı paralara karşı değer kaybedeceği anlamına gelir.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. bütçe.
      yapısal olarak + veren ülkelerde oynaklık az olur.
      yapısal olarak bütçe fazlasının sebebi, çok genel olarak petrol veya silah üretmektir.
      yapısal olarak - veren ülkeler mutlaka petrol ithal eder, fazlaca silah ithal eder ve sisteme uymasına bağlı olarak tüketim malı ithal eder.

      Sil
  28. hocam hayırdır nerelerdesiniz? merak ettim valla. yorumları bu kadar cevapsız bırakmazdınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hafta iki gün üst üste konferanslara katılınca bloga iki gün bakamadım ondandır.

      Sil
  29. Hocam öncelikle bu yazı için çok teşekkür ediyorum aklıma takılan soruların bir kısmına cevap oldu yazınız.bunun haricinde birkaç sorum olacaktı önceki yazınızda sormuştum fakat tekrar olursa kusura bakmayın.
    1)dolaşımdaki parayı banka kasalarınıda dahil edersek 94milyar tl olarak gözükmektedir ve Bu tutarda fiziki para mevcuttur. M3 para arzına baktığımızda ise kaydi paranın yaratılması etkisiyle büyüklüğün 1.1trilyon tl ye kadar Çıktığı görülmektedir.kısacası 94milyar tl kadar fiziki para varken muhasebe kayıtları sonucunda bu Büyüklük 1.1 tirlyontl ye çıkmaktadır.
    şunu sormak istiyorum;wall strett journal haberine göre dünya rezervlerinin 12tirlyon$ olduğu belirtildi acaba bu büyüklükteki tutar da dolaşımdaki nakit para gibi fiziki bir Büyüklük mü? Yoksa M3 para arzı gibi Yaratılan muhasebe kayıtları sonucunda Oluşmuş bir Büyüklükmüdür? Ben bu 12tirilyon$ büyüklüğün fiziki değilde M3 para arzı gibi muhasebe kayıtları sonucu oluşmuş Büyüklük olduğunu düşünüyorum.emin olmak istedim katılırmısnız Bunu merak ediyorum ?

    2)bankaların kasasında ki parayı da dahil edersek dolaşımda ki para 93milyar TL dir(yani bu tutarda fiziki para mevcuttur) fakat M2 para arzına baktığımızda ise 1trilyon tl olarak gözükmektedir. Yani anladığım,fiziki olarak mevcut olan 93milyar tl üzerinde 1tirlyon tl lik satın alma gücü kurulmuş.bankacılık sisteminde ve dolaşımda 1 trilyon tl kadar para olmadığından Kişilerin birden vadesiz ve vadeli mevduatlarını çekmek istediğinde bankacılık sistemi batmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu yukarıda bir yerde yanıtladım.

      Sil
  30. Doğkan Aygün26 Mart 2015 21:44

    Say'ın Hocam ;
    bankaların kasasında 12 milyar tl olduğunu belirttiniz. Şunu merak ediyorum acaba bu 12 milyar tl içinde bankaların merkez bankasında tuttuğu zorunlu karşılıklar ve merkez bankasında tuttuğu serbest rezervlerde dahil mi?yoksa merkez bankasında tutulan zorunlu karşılık tutarı 12 milyar tl ye dahil değil mi?

    2)son olarak parasal Tabanı dolaşımdaki nakit +serbest rezervler +zorunlu rezervlerin toplamından oluşmaktadır.acaba yukarda belirttiğiniz 93.9 milyar tl tutarında ki Büyüklük parasal taban mıdır ? Eğer parasal taban değilse hangi kalemleri de ekleyerek parasal taban büyüklüğüne ulaşırız ve parasal taban Büyüklüğü ne kadardır?
    Saygılarımla iyi günler dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Bankaların kasasındaki 12 milyar TL bankaların MB'deki hiçbir hesabına dahil değil.
      (2) Dolaşımdaki paraya (93,9 milyar TL'ye) TCMB'deki bankalar mevduatını ve zorunlu karşılıklar tutarını eklemek gerekiyor.

      Sil
  31. Hocam örneğin; merkez bankası genişletici para politikası izleyeceğini bunu da açık piyasa işlemleri vasıtasıyla yapacağını varsayarsak ; bu durumda merkez bankası yeni para basarak mı bankalrın elinde ki tahvilleri alıp bankalara para verecektir?
    Yani yeni para basarak dolaşımda ki nakit parayı artıracak bu vasıtayla da parasal tabanda artacaktır şeklinde düşünüyorum yanılıyormuyum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankasında yeteri kadar para vardır. Ama eğer yeteri kadar yoksa para da basabilir.
      Eğer para basarak bu işlemi yaparsa dediğiniz doğrudur.

      Sil
  32. Hocam,

    Siz de artık biliyorsunuz, Kemal Kılıçdaroğlu Kemal Derviş'e bakanlık teklif etti ve Kemal Derviş CHP eğer iktidara gelirse kabul etti.

    Bilmediğiniz ve şimdi öğreneceğiniz yer geldi: Kemal Derviş kapıdan ayrılmadan önce son olarak şu şartı koşmuş, Mahfi Eğilmez ile birlikte ekonomi ile ilgili her işte berabersek varım, O yoksa ben de yokum.

    Ne dersiniz hocam, 'voltran'ı kurar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni bir göreve getirme yolundaki esprileriniz güzel, hoş. Ama ben hiç bir göreve gelmem. Esasen hiç bir siyasetçi de benim gibi lafını dinlemeyecek bir adamı bir yere getirmek istemez. 55. Hükümet böyle bir hata yapıp beni Hazine Müsteşarı yapmıştı. 4,5 ay sonunda dediklerimi yapmadıkları için istifa ettim. Türk siyasetçisi böyle adamları sevmez. Bu işin bir yanı.
      İkinci yanı ben buradan bildiklerimi anlatıyorum. Beğenen varsa alır uygular. Benim bu saatten sonra hiç bir görev almak gibi bir niyetim yok. 25 yıl kamu görevi yaptım ve Müsteşarlık gibi en üst makamdan ayrıldım, 10 yıl da özel kesimde en üst düzey makamlarda görev yaptım. Artık sıra gençlerin. Bizler artık bildiklerimizi öğretmeye, paylaşmaya çalışmalıyız.

      Sil
  33. hocam Piketty'nin Capital kitabını okudunuz mu? kitap hakkındaki düşüncelerinizi ögrenebilir miyim?tesekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum. Bazı fikirlerini beğendim, katıldığım fikirleri var. Ama bence Marx'ın Kapital'i ile kıyaslanamaz. Ayrıca sırf Kapital'e benzesin onun gibi kalın bir kitap olsun diye gereksiz yere uzatılmış bir kitap olduğu kanısındayım. Bence bu kitap en fazla 100 - 150 sayfada toparlanabilecek bir kitap olmalıydı.

      Sil
    2. Kitabin gereksizce uzun oldugunu, ayni fikirlerin yeni deliller sunulmadan tekrarlandigini dusunmustum ama siradan fani bir okuyucu olarak heralde farkedemedigim bir hikmet var demistim kendi kendime. Sizden de ayni yorumu gormek beni cok mutlu etti. Daron Acemoglu`nun "Uluslarin Dususu" de kalin bir kitapti ama her sayfasini tekrar tekrar okumak, hic bir satiri atlamamak istemistim; oysa Piketty basit bir fikri uzattikca uzatmis.

      Sil
    3. Aynı kanıdayım. Acemoğlu'nun kitabında aynı duyguya kapılmıyor insan.

      Sil
  34. Gercek para ve kaydi paraya bizim merkez bankasi uzerinden bakarsak, yaklasik 11 kat kaydi para uretilmis. O zaman mevcut sistemde para, kredidir diyebiliriz. Bazi katilimcilar herkes parasini cekerse seklinde sorular sormuslar. Aslinda herkesin parasini cekmesine gerek yok. Mesela konut kredilerine bakarsak, odenmemis kredilerin oraninin % 9 olmasi cok ciddi bir kriz cikmasi icin yeterlidir. Bu gostergeyi Merkez bankasi yanilmiyorsam aylik, il bazinda yayinliyor. Istanbul icin son baktigimda bu rakam % 2, 5 duzeyindeydi. Yanilmiyorsam Turkiye'de bu gostergenin en yuksek oldugu il Gaziantep idi. % 4 civarindaydi. Fakat su an zannediyorum daha yuksektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle ödenmemiş kredilerin gerçek durumu sorun krize dönüşünce ortaya çıkar. Çünkü bankalar bazı kredileri batma noktasına getirmeden yüzdürürler. Hepsini de BDDK tespit edemeyebilir.

      Sil
  35. hocam merkez bankası genişletici para politikası izlemek istediğinde API işlemi vasıtasıyla bankaların elindeki tahvilleri alıp bankalara para vermektedir.merkez bankası bu şekilde piyasaya para enjekte ederken illa para basmasının gerekmediğini ,TCMB de yeteri kadar para olduğunu belirttiniz.
    Soruma gelirsem;parasal Taban dolaşımdaki nakit+zorunlu rezervler+serbest rezervler şeklinde tanımlanıyor. merkez bankasında yeteri kadar para olsada, api işlemlerini yaparken illa para basmak durumunda kalmasada ,api işlemini mevcut paralarından yaptığında dolaşımdaki nakit artacağından (zorunlu ve serbest rezervler sabit kalacağından) parasal taban artmaz mı?
    Ben merkez bankasının, api işlemini para basarak yapmasada parasal Tabanı artıracağını düşünüyorum emin olmak için sormak istedim.katılırmısnız ?karıştırdığım bir yer var mı?

    YanıtlaSil
  36. Karsiligunda inflasyon uretmeden kac ulke dunya da para basma yere ego vardir mesela Ingilize sterlinginini rezerv para yapan nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu soru nadiren sorulur ve hiç bir zaman doğru olarak cevaplanmaz.. cevapları siz bulmalısınız

      Sil
    2. Bu dediğiniz şart değil. Denkleme gelelim:
      Parasal Taban = Dolaşımdaki Para + Zorunlu Rezervler + Serbest Rezervler
      Eğer MB para basarsa dolaşımdaki para artar. Bu da parasal tabanı büyütürü.
      Eğer MB para basmaz örneğin zorunlu rezerv oranını % 12'den 10'a düşürürse o zaman elindeki zorunlu rezervlerden bankalara iade yapar. Eğer bankalar aldıkları bu paranın tamamını piyasaya sürerse zorunlu rezervlerdeki azalış kadar dolaşımdaki para artar ve dolayısıyla parasal taban değişmez. Buna karşılık bankalar iade aldıkları zorunlu rezerv miktarının bir bölümünü kasalarında tutarlarsa o zaman o miktar kadar parasal taban küçülür.
      Bankaların serbest rezervlerin yapacakları çekişleri de aynı mantık içinde değerlendirebilirsiniz.

      Sil
  37. Hocam merhaba

    Türkiyenin son 10 yılda,ki uluslararası yatırım pozizyonundaki durumu ve
    Son 10 yılda,ki iç talepteki değişimleri konu alan bir yazı kaleme almayı düşünüyormusunuz?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  38. Hocam kredi derecelendirme kurumlarının krizden önceki puanlamalarını unutamıyoruz. Ne kadarı objektif, ne kadarı siyasetten bağımsız, ne kadarı sermayeden bağımsız, kredi derecelendirme kuruluşları hakkındaki düşünceleriniz, eleştirileriniz neler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda birçok eleştiri yazdım ve televizyonda da anlattım. Çok ağır hareket ediyorlar, hızlı değişime ayak uyduramıyorlar, kriz çıkarma endişesiyle hareket ettikleri için objektif olamıyorlar. O nedenle artık eski itibarları kalmadı. Şimdi artık anlık risk ölçen CDS primlerine bakmak herkese daha anlamlı geliyor.

      Sil
  39. Ferruh Atalay27 Mart 2015 18:03

    Hocam saygılar
    Mevduat Bankaları ile Katılım Bankaları arasındaki farkı bir iki cümle ile açıklayabilirseniz sevinirim.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlki mevduat ve krediye faiz uyguluyor ikincisi faiz yerine mal alış ve satışı yapılmış gibi göstererek aradaki farkı alıyor.

      Sil
  40. Para arzında efektifler ve vadeli çeklerin rolü nedir? Para politikası uygulamasında Merkez Bankasının etkinliğini ne derecede etkiler bu ikili. Aydınlatabilirseniz sevinirim Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada para politikasını asıl etkileyecek olan şey bunların miktarında yaşanacak ani değişikliklerdir. Vadeli çek aslında borç senedidir. Çünkü çekte vade olmaz. Çek, ibraz edildiğinde ödenmek üzere düzenlenen bir belgedir. Ama bizde borç senedi yerine kullanılıyor. Bunların miktarlarında ani artışlar söz konusuysa uygulanacak politika etkilenir. Aşağı yukarı aynı şey efektifler için de geçerlidir.

      Sil
  41. hocam hükümetin TCBM ye müdahalesi hakkında görüşlerinizi alabilrimiyim ödev konum ve olumlu yanlarını araştırıyorum aydınlatabilirsenz çok sevinirim hocam şimdidden teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Prensip olarak ödevlere yardım etmiyorum ama olumlu hiçbir yanı yok.

      Sil
  42. Hocam felsefeyle ilgilendiğinizi biliyoruz. İktisat ile uğraşırken "saçma" duygusuna kapılmıyor musunuz? Aslında bütün bu analizlerin oyalamaca olduğu duygusuna kapılmıyor musunuz zaman zaman?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette. Yaşamın pek çok alanında olduğu gibi saçma duygusu ekonomi için de geçerli. Sonuçta içine kapatıldığımız bir sistem var. Kapitalist sistem. Bunun içinde sürekli bir şeyler geliştirmeye çalışmak belki bazı açılardan anlamlı ama bazı açılardan da saçma bir şey. Hayvanat bahçesinde bir kafese kapatılmış bir maymun düşünün. Kafesin dışındaki dünyayı biliyor ama dışarı çıkmayalı uzun zaman olduğu için yavaş yavaş da unutuyor. Bir yandan da sürekli olarak kafesini süslüyor, düzeltiyor. Bundan farklı bir yanımız yok.

      Sil
    2. Hocam, samimice soruyorum:

      6 satırlık şu açıklamanız gönlüme su serpti!

      Peki bu açıklamanız, yukarıdaki arkadaşımızın sorduğu soruya cevap verirken spontane olarak mı gelişti?

      Yoksa, uzun süredir bu kanıya sahiptiniz de, şimdi mi bu soru vesilesi ile açığa çıktı?

      Asıl sorum da şu:

      Kendinizi şöyle hissettiğiniz de oluyor mu?

      Misal, siz bir hukukçusunuz. Hukuk biliminde uzman, tecrübeli bir hakimsiniz. Ve ayrıca hukuk dünyası içinde 'idama karşı olan' bilimsel teoriler çerçevesinde kararlar vermek için çabalıyorsunuz, fakat ne yazık ki ülkede (varsayalım) idam yasal.

      Yürütmekte olduğunuz bir davanın varacağı sonuç ise idam kararını vermek ile vermemek arasında olacak, yürüttüğünüz o davada bu gidişatı öngörebiliyorsunuz diyelim.

      Ve davanın sonuç duruşması geldi çattı, 'Ben birçok kişinin benden beklediği idam kararını vermeyeceğim! Ya en ağır ceza olan müebbet hapis kararımı onaylarsınız, ya da ben bu meslekten istifa ediyorum!' der misiniz?

      Kapitalizmin hepimizi birer böcek gibi ezmeye devam ettiğini muazzam gözlemlediğiniz için; bir gün mesleğiniz olan 'iktisat' dünyasında başkaldırı yapmayı düşünür müsünüz?

      Sil
  43. Doğkan Aygün28 Mart 2015 17:11

    Say'ın Hocam yazdıklarınızdan şu şekilde bir sonuç çıkartarak müsadenizle sorumu yöneltmek istiyorum;
    Türkiye de emisyon hacminin 93.9 milyar tl olduğunu belirttiniz. Yani fiziki olarak bu tutarda para vardır.93.9 milyar TL'nin bankaların kaydi para yaratma Gücüne bağlı olarak vadesiz ve vadeli mevduat gibi yeni satın alma güçlerinin devreye girmesiyle 1.1 trilyon tl gibi bir büyüklüğe ulaşılıyor. Anladığım kadarıyla M3 para arzı 1.1trilyontl ise ortada yada piyasada fiziki olarak bu kadar paranın dolaşması gerekmiyor.ekonomi açısından ve enflasyonla Mücadelede de M0 para arzından ziyade M2 yada M3 gibi para arzlarına itibar ediliyor kanısına varıyorum.
    Soruma gelirsem;1)nasıl ki Türkiye'de emisyon hacminin yani fiziki olarak piyasada olan parayı(bankaların kasalarıda dahil) 93,9 milyar tl olarak ölçülüyorsa aynı şekilde Dünyada geçerliliği olan parayı ağırlıklı olarak dolar dersek ,acaba Doların dünyada fiziki olarak dolaştığı Büyüklük , tutar olarak ne kadardır? Bir bilginiz var mı yada tahmini olarak ne kadardır?
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda net bir bilgim yok. Arada bir bazı sayılar yayınlanıyor ama ne derece doğru bilmiyorum.

      Sil
  44. Hocam,

    Cahilliğime verin:

    Diyelim ki Lira dan vazgeçtik ve Dolar ı para birimimiz olarak kabul ettik.

    Dalgalanma durur, diye düşünmek saçmalık olur değil mi?

    Sonuçta Dolar ı yeni para birimi kabul etmekle, ABD'nin iç ekonomik canlanmasını ve oranın enflasyon koşullarını da kabul etmiş olmuyoruz değil mi?

    Her ne kadar Dolar ı yeni para birimi kabul etsek de, ülkemizin ekonomik altyapısı ABD ile aynı olmadığından para birimi değiştirmenin bir etkisi olmaz değil mi?

    Sorularımın size çok basit geldiğini biliyorum ama cevaplarınız önemli?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda iki yol var: Birisi sizin dediğiniz yol. Yani başka bir para birimini kendi para birimi olarak kabul etmek. Ancak bir ekonomik birlik (AB de olduğu gibi) söz konusuysa olabiliyor. İkinci yol örneğin Dolar elde ettikçe onun karşılığında yerli para basmak. Buna para kurulu (currency board) deniyor. Ülkeye ne kadar dolar (ya da döviz) giriyorsa onun karşılığında TL basarak para arzını kontrol altına almak hedefleniyor.
      İkisi de geçmişte denenmiş ama fazlaca bir yarar sağlananamış yollar. Çünkü her ülkenin koşulları kendisine göre farklılıklar gösteriyor.
      Doları kendi para birimimiz olarak kabul ettiğimizde aşağı yukarı Yunanistan'ın son yıllarda yaşadığı noktaya gelebiliriz.

      Sil
    2. Arjantin bu konuda guzel ornek hocam.

      Sil
  45. Hocam,

    Paul Krugman size selamlarını iletmemi söyledi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benden de selam söyleyin bir daha gördüğünüzde.

      Sil
  46. Dolari fiat money olarak olcebilmek cok guc. Herhalde dunyadaki kaydi dolar 2-3 katrilyon dolar mertebrsindedir. 2008 krizinde % 20 azaldigini dusunuyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in verilerine göre dolaşımdaki Dolar miktarı 25 Mart itibariyle 1,355 milyar Dolar.
      Dünyadaki fiziki ve kaydi Dolar miktarı 11 trilyon dolardan fazla. 2008 krizi sonrasında Fed tahvil alımı yapıp karşılığında para verdiği için bu paralar da kaydi para yarattığı için azalmadı arttı.

      Sil
  47. Hocam immam hatip okullari rekor kiriyor 28 subat oncesinin tam 7 kati ogrenciye kavustu. Bu demek oluyor ki baski set vurma daha cok azdirir. bu nedenle serbest birakmak serbest piyasada bazi seylerin dengesini bulmasini saglmaka daha iyi 28 subat olmasaydi bugun bu halde olmazdik toplum akar yolunu bulurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her toplum sonunda kendi yolunu bulur. Bilimsel eğitim yerine bu eğitim yöntemini tercih etmiş olan toplumlar sonunda hiçbir buluş yapamayan, başkalarına fason çalışan toplumlar haline gelir. Zaten öyle de oluyor. Ortadoğudan bir tek buluş çıkmamasının nedeni de budur.

      Sil
    2. Hocam dogru diyorsunuz da benim anlamadigim su hep ben bilirim anlayisi da hic hos kalmiyor bizim toplum sistemimizde aile hayatimizda ya cocuk birak agaca ciksin ne olur 15 14 yasinda bazi hatalar vardir insanin yapacagi bunu yapmasina izin vermezsen ileriki yaslarlda sorunlar daha da buyuyor. Benim gorusumu siz nedense begenmediniz cift ogretmenli tedrisat onerimi burdaki anlayis suydu tek adam mantigini yikmak dusunsenize iki ogretmenin ayni sinifta karsilikli dialog halinde verimli ders yaptigini bir hayal edin allah askina. hoca tek basina hayt hoyt mu diyecek yoklamama i alacak ders mi anlatacak susun cocuklar mi diyecek yoksa verilen projelerin odevlerin kritigini mi yapacak 70 kisilik sinifta.Sizden kritik bekliyorum. Hem de atanamayan ogretmenler icin cozum onerilerimi de zaten yazdim bu da o cozum onerilerimin icinde bir demokratik pragmatik ekonomik bir bakis acisiydi.

      Sil
    3. Bu dediğiniz iki hocanın karşılıklı diyalog halinde ders verme yöntemini biz Dr.Ercan Kumcu ile aşağı yukarı 13 yıldır uyguluyoruz.

      Sil
  48. Hocam yukarda APİ işlemi ile parasal taban arasında ki ilişkiyle ilgili sorumda bankaların zorunlu rezerv oranında indiirm yaparakda para politikasını yürüteceğini ve yapılan indirim sayesinde eğer bankalar kendilerine iade edilen zorunlu rezerv tutarlarını aynen krediye dönüştürürse zorunlu rezervlerde ki azalmaya karşılık dolaşımda ki nakit paranın artacağını ve parasal tabanda değişiklik olmayacağını belirttiniz.
    Şunu sormak istiyorum;1)TCMB nin zorunlu rezerv oranında değişiklik yapmadan sadece API işlemi ile piyasaya müdahale edeceğini varsayarsak her yaptığı API işlemi parasal Tabanı artırır mı? Ben artıracağı kanısına varıyorum emin olmak için sormak istedim.
    2)TCMB API işlemini yaparken hangi kaynağı kullanarak bankaları fonluyor? Ek Para basımımı yapıyor , yoksa daha önceden bilanço dışına çıkardığı bilanço dışında tuttuğu paradan mı bankaları fonluyor ? Aydınlatırsanız çok sevinirm
    esenlikte kalmanız temennisiyle .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Parasal Taban = Dolaşımdaki Para + Zorunlu Karşılıklar + Banka Serbest Mevduatları olduğuna göre eğer son ikisinde değişiklik yoksa ve MB APİ işlemini piyasaya para vermek için yapıyorsa (yani tahvil, senet alıp karşılığında para veriyorsa o zaman dolaşımdaki para artar. Bunu artırmak için de MB para basar. Bu durumda parasal taban da artar.
      (2) TCMB zaman zaman her iki yöntemi de kullanıyor. O nedenle bazen dolaşımdaki para miktarı artıyor bazen de azalıyor.

      Sil
  49. Hocam belki bu yazınızın konusu değil ama merak ettiğimden sorayım dedim
    Makro ekonominin kurucusu keynez piyasa her zaman kendi kendine dengeye gelmeyeceğini bunun için devletin müdahalesinin zorunlu olacağını söylüyordu .sosyal devlet Anlayışı gereği devletin eğitimde Sağlıkta v.b şeylerde rol almasının gerektiğini belirtmekteydi.kısaca şunu sormak istiyorum ; keynezin politikalarına ve savunduğu görüşlere bakarak keyneze herkesin anladığı biçimde sosyal demokrat diyebilirmiyiz ?bir hocamız keynezin liberal tarafta devletçi görüşü savunduğunu belirtmişti.
    Kısacası keynez sosyal demokrat mıdır ,liberalimidir ? Aydınlatırsanız çok sevinirm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynes'in genellikle sosyal demokrasi çizgisinde olduğu düşünülebilir. Çünkü önerdiği sistem kapitalizm (serbest piyasa) ile sosyalizm (kumanda altında piyasa) sistemlerinin bir karmasıdır. O nedenle Keynes'i karma ekonomik sistemin kurucusu olarak kabul ederler. Karma ekonomik sistem ise sosyal demokrasinin ekonomik sistemi olarak sınıflandırılabilir.

      Sil
  50. Hocam yukarda bir arkadaşa verdiğiniz cevapta ;FED in verilerine göre dolaşımda ki para miktarı 25 Mart itibariyle 1.3 trilyon$ olduğunu belirtiniz. Bu bilgiden şöyle bir sonuca ulaşıyorum :geçenlerde de bloğunuzda wall stret journal'ın haberine göre sorduğum soruda dünya rezerv miktarının 11 trilyon$ civarında olduğunu acaba bu tutarın fiziki olarak var olup olmadığını yada muhaseb kayıtlarından Oluşan bir Büyüklük olup olmadığını sormuştum .
    Verdiğiniz bilgiden Tümevarırsam şöyle bir sonuç çıkartıyorum; 11 trilyon$ fiziki Büyüklüğü olan tutar değil de muhasebe kayıtlarından Oluşan bir Büyüklük olarak anlıyorum .fiziki Büyüklüğü olan tutar 1.3 trilyon$ dır. Yanlış mı düşünüyorum.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu 1,3 trilyon doların tamamının MB rezervlerinde nakit varlık olarak bulunması söz konusu değil. Çünkü dünyanın her köşesinde elinde, cebinde, kasasında dolar olan insanlar, şirketler vardır. MB'larının rezervinde bulunan paranın çok azı fiziksel paradır. Kalanı ya başka bir MB'deki hesaptır ya da bir ülkenin tahvilidir. Ama çoğu ya para ya da tahvil cinsinden fiziksel varlıktır. Çoğu ülke MB'sı rezervlerinin önemli bir bölümünü ABD Hazine tahvili olarak tutar. Dökümünü şu anda bilmiyorum ama bizim MB'nin rezervlerinin bir bölümü nakit dolardır, daha büyük bölümü New York Fed'de hesaptır, bir o kadarı da ABD Hazine Tahvillerine plase edilmiş durumdadır. Euro hesapları da var mı bilmiyorum.

      Sil
  51. J W. GOETHE nin , "her iktisadi düşünce okulu yüzyıllardır kendi kendisiyle konuşan ve kendi düşüncesiyle tatmin olan bir insan gibidir ,ancak bu insan aptal da olabilir" sözü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir mahfi hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Goethe, çok önemli bir fikir adamıdır.
      Böyle bir sözünü ilk kez duydum. Ne var ki bu sözün ilk bölümü sosyal bilimlerin bütün dalları için geçerli olabilir. Aptallık kısmı ise tuhaf.Tutarlı da görünmedi bana açıkçası.

      Sil
    2. Tutarlilik kavramiyla çatışan tarafı neresi size göre hocam ?

      Sil
    3. Aptal insanların görüşleri akıllıca olmaz ve diğer insanlar tarafından benimsenmez. Normal durum budur.

      Sil
  52. Hocam merkez bankalarının rezervlerinin çoğunun başka merkez bankalarında bir hesaba yatırılmış şekilde yada Amerikan tahvillerine yatırılmış olduğunu belirttiniz. Şu şekilde bir kurgu yaparak kafamda olayı daha da basitleştirmeye çalışırsam örneğin; Türkiye nin fiziki olarak Varlığı olan 10milyar$ I başka bir ülkenin tahviline yada başka bir merkez bankasında faiz kazanmak maksadıyla hesaba yatırdığını düşünelim. Türk merkez bankasının yatırım yaptığı 10milyar $ lık fiziki rezervi el değiştirerek başka bir ülke merkez bankasının Varlığı durumuna gelecektir ,aynı şekilde bu merkez bankası da rezervlerini yatırım amacıyla başka ülke tahvillerine yada hesaplarına plase ederse 10milyar $ yine el değiştirerek bu sefer başka bir ülkenin rezervlerini artıracaktır . Kısacası ortada 10milyar $ fiziki paranın dolaşması ve el değiştirmesi neticesinde söz konusu olan 10milyar $ 3 ayrı merkez bankasının hesabında gözükeceğinden Dolaşan fiziki tutar 10milyar $ olsada dünya merkez bankası hesaplarında rezerv tutarı olarak 30milyar $ gözükecektir.
    Kısaca dünya merkez bankalarının rezervi 11 tirlyon $ dendiğinde kafamda verdiğim bu küçük Örneği kurgulayarak bU tutarın hepsinin fiziki değil kaydi paradan ibaret olduğu sonucuna varıyorum katılırmısnız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısmen katılırım. Çünkü Fed, eldeki doları başka ülke tahviline yatırmaz. Çünkü burada asıl olan para kazanmak değil risksiz rezerv tutmaktır. Fed açısından en risksiz rezerv kendi bastığı dolardır. Dolayısıyla herkes elindeki parayı risk düşük olsun diye dolara ve ABD Hazine tahviline yatırırken Fed'in parasını başka bir ülke tahviline veya parasına yatırması düşünülemez.Çoğu MB, rezervinin önemli bölümünü Fed'de sakladığı için de rezervin hepsi kaydi paradan ibaret değildir.

      Sil
  53. Hocam size iki sorum olacak
    Birincisi ekonomik kriz yaşandığında doğal işssizlik yükselir mi?
    Ikincisi ise. ;krizin etkisi tamamen geçtikten sonra doğal işssizlik ORANI eski düzeyine donermi ?
    Şimdiden teşekkür edeirm😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz hallerinde işsizlik oranı yükselir. Doğal işsizlik tanım gereği tam istihdam halinde olan bir ekonomideki işsizlik oranıdır. Yani ne yapılırsa yapılsın bu aşağıya düşürülemez. Tam istihdam ise hiçbir yerde fiilen gerçekleşen bir durum değildir. O nedenle bir ekonomin doğal işsizlik oranı olarak uzun yıllar ortalamasının alınması daha uygundur. Örneğin bu oran ABD için yüzde 5 dolayındadır.
      Kriz hallerinde bu oran yükselir. Eğer yükseldiği yerde uzunca bir süre kalırsa o zaman eski düzeyine inmesi çok zor alır ve zaman ister. Genellikle de krizden önceki düzeyinin üzerinde bir yeni yer edinir. Buna ekonomi literatüründe 'işsizlik histeresisi' adı veriliyor. Bu konuda benim bu blogda aynı adlı bir makalem var:
      http://www.mahfiegilmez.com/2013/12/issizlik-histeresisi.html

      Sil
  54. Hocam niye insanlar farkli dusunen insanlari hemen bir kalemde siliyorlar nicin sizce nicin insanlar farkli gorus duymaya ezber tabirle ezber bozan insanlari susturmaya calisiyorlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü Türk toplumu tartışma kültürüne, farklı görüşlere tahammül etme kültürüne uygun olarak yetiştirilmiyor. Eğitim sistemimiz buna uygun değil. O nedenle de insanlar kendi görüşü dışındakilere tahammül edemiyorlar.

      Sil
    2. Merhaba Hocam,

      Yukarıda ben ve daha sonra başka bir arkadaş, konu ile alakası olmadığı halde 10-15 bölümden oluşan BÜYÜK HARFLİ yazıların yazılmaması konusunda sadece eleştirel bir yaklaşımda bulunmuşuz.

      Başka bir arkadaş da bizi "Tahammülsüz" varsayarak cevaplar vermiş, halbuki şahsım adına ben (diğer kullanıcıyı bilmiyorum) tahammülsüz birisi olsam misal "... konularıyla ilgili cevapları engelleyebilir misiniz?" şeklinde bir yaklaşımda bulunabilirdim, 4-5 gündür o arkadaşa üşenmeden belirli saygı kuralları içerisinde cevap yazıyoruz.

      Ama o arkadaş, ısrarla bizi tahammülsüzlükle itham ediyor ve hoşunuza gitmiyorsa "X" işaretine basın ve gidin diyor...

      Sizin yorumunuzu da okuyunca, o arkadaşa hak verdiğiniz, ben ve son iki yorumu yazan diğer arkadaşı tahammülsüzlükle itham ettiğinizi görüyorum.

      Bence nezdinizde tahammülsüzlüğün ne anlam ifade ettiğini ve yukarıda bu tartışmayı başlatan ilk mesajımı tarafsızca tekrar okumanızı tavsiye ederim.

      Dediğim gibi, yazılar kadar altındaki tüm yorumları da okuduğum için bu benim açımdan sadece yapıcı bir yaklaşımdı, ancak ne tahammülsüzlüğümüz kaldı, ne tartışma eksikliğimiz ne de bakış açımız...

      İyi günler.

      Sil
    3. Sevgili arkadaşlar ben kimseyi tahammülsüzlükle filan itham etmiyorum. Burası bir blog. Ve ben buradaki politikayı hakaret, küfür içermedikçe ve gerektiğinde davet edildiğinde adını da açıklamak kaydıyla herkese açık tutarak bir çeşit ekonomik serbest kürsü yaratmaya çabalıyorum. Birbirinizle muhatap olmak istemiyorsanız bana görüşleriniz yazın. Ama açık söyleyeyim ben birbirinize cevap yazmanızdan memnunum. Hakaret, küfür vb olmadığı sürece. Olursa ben onları eliyorum zaten. Ama hepimiz de birbirimize sabır ve tahammül gösterelim. İsteyen uzun yazsın isteyen kısa yazsın. İsteyen büyük harf kullansın. İstemeyen okumasın. Sizin mesajınızı okudum tekrar ve hiçbir sıkıntı görmedim. Ben tartışma kültürüne sahipsizlikle sizi kastetmedim zaten. Genel bir çıkarımdı o.

      Sil
  55. Hocam yorum ve cevapları okurken kafamda tam manasıyla yerine oturtamadığım bir konu var tekrar olursa kusura bakmayın tekrar Olmasını göze alarak şunu sormak istiyorum;
    yukarda bir cevabınızda merkez bankası rezervlerinin önemli bir bölümü FED de saklandığı için merkez bankası rezervlerinin hepsi kaydi para değildir dediniz.bir habere göre dünya merkez bankası rezervlerinin toplamı 11trilyon$ , FED in verilerine göre de 25 Mart itibariyle dolaşımda ki dolar miktarı 1.3 trilyon$ aradaki (11-1.3=9.7 trilyon$ kaydi paradan ibaret olmuyor mu burayı anlayamadım ?
    Merkez bankası rezervlerinin hepsi kaydi para değildir dediniz ama 9.7 trilyon dediğim gibi kaydi para ise bu tutar önemli bir Büyüklük olmuyor mu?

    2)merkez bankaları rezervlerinin bir kısmını risksiz yatırım amacıyla fed e yatırmakta olduğunu , FED'in de kendisine risksiz olduğu düşüldüğü için yatırılan rezervleri başka yerlere yatırmayacağını bu sebeplede merkez bankası rezervlerinin hepsi kaydi paradan ibaret değildir dediniz . Hocam peki merkez bankaları rezervlerini Fed . Haricinde diğer merkez bankalarında tutamaz mı diğer merkez bankalrı da kendilerine yatırılan dolarları kullanarak , bu dolarlarda el değiştirerek başka merkez bankası rezervlerini artırmaz mı?

    3)hocam son olarak dolaşımda ki para fed verilerine göre 1,3 trilyon $ , dünya merkez bankası rezervleri de okuduğum bir habere göre 11 trilyon $ olduğu belirtiliyor neredeyse dolaşımda ki paranın 10 katı kadar. Bu bize Yaratılan kaydi paranın ne kadarda büyük olduğunu göstermez mi?sonuç olarak yorumlarınızda 11 trilyon$ ın fiizki Büyüklük olmadığını belirtmiştiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (3) Son sorudan başlayalım. Fed'in dolaşıma çıkardığı 1,3 trilyon dolar var. Bankalar bunun bir bölümüne sahip olunca Fed'e getirip zorunlu karşılık ya da serbest tevdiat yapıyor. Fed de bunun bir bölümüyle bankalardan Hazine tahvili alıyor ve rezerve ekliyor. Bu şimdi fiziki bir varlık mı değil mi? Değil diyorsanız o zaman kaydi para çok büyük demektir.
      (1) Önemli bir büyüklük ama sizin sorunuzda tamamı kaydi para gibi sorulmuştu. Ben de hepsi kaydi para değil, fiziki olanı da var dedim.
      (2) Eskiden tutarlardı şimdi pek tutmuyorlar. Mesela TCMB eskiden bir bölüm parasını ve İsviçre MB de saklardı. Şimdilerde AB ülkeleri hariç (onlar ister istemez Euroda) kimse Fed dışında tutmuyor. Uzak doğu ülkelerinden bazıları Japonya'da, Commonwealth ülkelerinin bazıları da İngiltere MB'de tutuyor olabilir ama asıl ağırlık Fed New Yok'da..

      Sil
  56. hocam piyasa ne alemde analiz bekliyoruz

    YanıtlaSil
  57. Sn: Mahfi Hocam Merhaba,
    Başkent Üniversitesi adına sizin mailine gönderdiğim davet için hatırlatma yapmak istedim.
    Selam ve saygılar
    Doç. Dr. Adalet HAZAR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam ben buradan ayrılamıyorum. TV programları, dersler, kitap yazımı vs derken zamanım da kalmıyor. Kusuruma bakmayın.

      Sil
    2. Hocam ben buradan ayrılamıyorum. TV programları, dersler, kitap yazımı vs derken zamanım da kalmıyor. Kusuruma bakmayın.

      Sil
  58. hocam piyasa analizi istiyoruz

    YanıtlaSil
  59. hocam çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  60. Hocam merhaba, avrupa para standartlarını kullanmaya başladığımızdan beri M2Y M3A gibi para tanımlarını hiç kullanmıyoruz artık değil mi?

    YanıtlaSil
  61. Hocam,

    Yarın müsaitsek ekonomik kriz misafirliğe gelecekmiş.

    Bizden oralet ve bir kase puding istiyor. Şöyle 6-7 sene kadar oturup gidecekmiş!...

    YanıtlaSil
  62. Hocam yeni takipcinizim burdan size soracağım sorularıma nasıl cevap alabilirim?

    YanıtlaSil
  63. Hocam büyüme rakamları geldi bu konuda kıymetli fikirlerinizi bekliyoruz

    YanıtlaSil
  64. Sayın Hocam,
    MB sının para arzını artırmasını MB sı bilançosundan neresinden takip edebiliriz. Teşekkürler...
    Mehmet ÇOBAN

    YanıtlaSil
  65. Hocam para banka dersinde tuttugum notta tahvil fiyati artarsa faiz oranı yine duser faiz bir sonuctur dıye bir not yazmisim fakat tahvil fiyati ile tahvil talebi ters orantili degil midir ? Tahvil talebi dusunce faiz oraninin artmasi gerekmez mi ? Benim bu tahvil ve faiz arasindaki iliskide kafam cok karisti kitaplari interneti didik didik ettim yinede birsey anlamadim beni aydinlatirsaniz cok sevinirim simdiden tesekkurler

    YanıtlaSil
  66. GSMH kadar,para basılıp,dolaşıma sunulması,mümkün mü?

    YanıtlaSil
  67. Hocam iyi günler,
    Emisyon hacmi ile ilgili bir sunum hazırlıyorum. 2016 mayıs ayı 102 milyar olan emisyon hacmi haziranda 116 milyara çıkmış. diğer yıllarda ve aylarda yıl içi böyle ciddi bir artış yok. Temmuzda da 121 milyara ulaşmış. bunun temel nedeni nedir?
    teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  68. Hocam, çok teşekkürler cevaplar için, dolaşımdaki paraya dövizler dahil değil; değil mi?
    Bu tutarlar nerede takip ediliyor?

    YanıtlaSil
  69. merhaba,

    Merkez Bankası'nın döviz alım/satım işlemleri ile para arzı ve parasal tabanın artması ve azalması arasında ilişki var mıdır?

    Bilgisi olan arkadaşlarımdan müsaitse de değerli hocamdan açıklama hususunda destek rica ederim.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  70. Hocam merhabalar, piyasadaki-dolaşımdaki para miktarını takip edebileceğimiz bir yer gösterebilirmisiniz ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...