30 Mayıs 2015 Cumartesi

Seçime Bir Hafta Kala Finansal Piyasaların Görünümü

Seçime bir hafta kala başlıca finansal piyasalarda yılbaşından bugüne kadar yaşanan gelişmelere hızlıca bir göz atalım. Bu yazıda yer alan bütün değerler gün sonları itibariyle oluşmuş değerlerdir. Gün içinde daha yüksek (ya da düşük) değerler oluşmuş olabilir.

Borsa
Yıla 85.584 değeriyle başlayan BIST 100 endeksi seçim haftasına kadar inişli çıkışlı bir seyir izledi. 13 Mart’ta en düşük değer olan 76.642 ile günü tamamladıktan sonra yeniden çıkışa geçti. Aşağıdaki grafikte kırmızı kesik çizgi yılbaşındaki değeri gösteriyor. Seçim haftasına girerken BIST 100 endeksi yılbaşına göre yüzde 3 değer kaybına uğramış görünüyor.



Aşağıdaki tablo BIST 100 endeksinin son 2 haftadaki değişimini gösteriyor. Son iki haftada endeks, 27 Mayıs’taki yükseliş dışında, sürekli değer kaybetmiş durumdadır.  

Gün
BIST 100
18 Mayıs
88.652
20 Mayıs
87.791
21 Mayıs
86.565
22 Mayıs
85.804
25 Mayıs
84.567
26 Mayıs
83.649
27 Mayıs
84.292
28 Mayıs
83.570
29 Mayıs
82.981

Borsanın faize ve kura duyarlı olmasının sonucu olarak bu iki değişkende ortaya çıkan artışlar borsanın değer kaybına yol açıyor.

USD/TL
Yıla başlarken kur; 1 USD = 2,35 TL idi. Zirveyi 2,72 ile 4 Mayıs’ta gören  USD/TL kuru yılbaşından itibaren inişler çıkışlar yaşamış olsa da sürekli yükselen bir trend izledi. Aşağıdaki grafikte yer alan kırmızı kesik çizgi kurun yılbaşı değerini gösteriyor. Bu değeri baz olarak alırsak yılın ilk ayında yaşanan düşüşün bir daha hiç yaşanmadığını ve iniş çıkışlar görülse de yükselişin sürdüğünü görebiliyoruz. Bu gidiş benim yılbaşında yaptığım “bu yıl USD/TL kuru iniş ve çıkışlar yaşayacak olsa da yön yukarı doğru olacak” şeklindeki tahminimle örtüşen bir gelişmeyi işaret ediyor.


Aşağıdaki tablo USD/TL kurunun son 2 haftadaki gelişimini gösteriyor. Tablonun son sütunu da Dolar Endeksinde aynı dönemde yaşanan değişimi sergiliyor. Son iki haftada kur, 21 Mayıs’taki düşüş dışında, sürekli TL’nin değer kaybıyla değişmiş. USD/TL kurundaki değişime USD Endeksiyle birlikte baktığımızda kurun önemli ölçüde endeksin etkisinde hareket ettiğini yani TL’deki değer kaybının daha çok USD’nin diğer paralara karşı değişimine göre biçimlendiğini söyleyebiliyoruz. TL, USD’ye karşı yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 14 değer kaybına uğramış bulunuyor.  

  
Gün
USD/TL
USD Endeksi
18 Mayıs
2,58
94,22
20 Mayıs
2,61
95,45
21 Mayıs
2,57
95,25
22 Mayıs
2,60
96,14
25 Mayıs
2,61
96,01
26 Mayıs
2,63
97,30
27 Mayıs
2,65
97,37
28 Mayıs
2,66
96,97
29 Mayıs
2,66
96,89


USD/TL kuruyla USD Endeksinin paralel değişim içinde olması, USD/TL kurunun büyük ölçüde ABD ekonomisine ilişkin verilere ve Fed’in faizle ilgili açıklamalarına bağlı olarak değiştiğini gösteriyor. Türkiye ekonomisi dış finansmana en fazla ihtiyaç duyan ekonomilerin başında geliyor. Bunun sonucu olarak da TL, ABD verilerine, USD endeksine ve Fed açıklamalarına karşı en hassas para birimlerinden birisi haline geliyor. Seçim sonrasında oluşacak ortama göre bu etkilenme daha da artabilir. .  

Faiz
Yıla başlarken TCMB politika faizi yüzde 8,25, 2 yıllık tahvilin gösterge faizi de yüzde 8,12 idi. TCMB, politika faizini 21 Ocak’ta yüzde 7,75’e ve 25 Şubat’ta yüzde 7,50’ye indirdi ve o tarihten sonra başka bir düzenleme yapmadı. Aşağıdaki şekilde kırmızı çizgi TCMB’nin politika faizini (MBF), mavi çizgi de gösterge faizi (GF) gösteriyor. TCMB’nin politika faizinde yukarıda değindiğimiz iki indirim düşüşler olarak izlenebiliyor. Şubat ayının ortalarına kadar TCMB’nin politika faizinin altında seyreden gösterge faiz o dönemden sonra üste çıkmış ve bir daha hiç politika faizinin altına düşmemiştir. Gösterge faizin Nisan ve Mayıs aylarında oldukça dalgalı bir seyir izlediğini ancak yönünün yukarı doğru olduğunu gözlemleyebiliyoruz.


Aşağıdaki tablo son iki haftada gösterge faiz ile TCMB politika faizindeki gelişmeyi bir arada gösteriyor. Görüleceği gibi TCMB politika faizinde değişiklik yok iken gösterge faiz inişli çıkışlı bir çizgi izliyor.

Gün
Gösterge Faiz (%)
TCMB Politika Faizi (%)
18 Mayıs
9,59
7,50
20 Mayıs
9,64
7,50
21 Mayıs
9,61
7,50
22 Mayıs
9,69
7,50
25 Mayıs
9,72
7,50
26 Mayıs
9,96
7,50
27 Mayıs
9,87
7,50
28 Mayıs
9,91
7,50
29 Mayıs
9,88
7,50

Yılbaşına göre yüzde 22’ye yakın artış göstermiş bulunan gösterge faizin önümüzdeki dönemde dış gelişmeler kadar iç gelişmelerden de etkileneceğini tahmin ediyoruz. Şimdiye kadar daha çok dış gelişmelerden etkilenen faizler, seçim sonrası oluşacak ortama göre iç gelişmelerin etkisi altında daha fazla kalabilir.  

CDS
Yıla girişte Türkiye’nin CDS primi 185 idi. Ocak ayı süresince CDS primi inişler ve çıkışlar yaşasa da genel olarak düşüş yolunda ilerledi. Sonrasında iniş ve çıkışlar devam etmekle birlikte genel eğilim yükselişe döndü. Aşağıdaki grafikte kırmızı kesik çizgi yılbaşındaki durumu gösteriyor. 15 Nisan’da zirve yapmış olan CDS primi, sonrasında düşüşe geçmiş görünüyor.


Aşağıdaki tablo son iki haftada Türkiye’nin CDS priminde yaşanan gelişmeyi sergiliyor. Yılbaşına göre yüzde 15 dolayında yukarıda bulunan CDS primi son 2 haftada büyük bir değişim göstermemiş bulunuyor.

Gün
CDS Primi
18 Mayıs
209
20 Mayıs
206
21 Mayıs
205
22 Mayıs
204
25 Mayıs
203
26 Mayıs
208
27 Mayıs
212
28 Mayıs
212
29 Mayıs
211

Seçim Sonrası İçin Finansal Piyasa Tahminlerim
Seçim sonrası için finansal piyasa göstergelerine ilişkin gelişim tahminlerimi aşağıdaki tabloda paylaşıyorum. Seçim sonuçları ne şekilde çıkarsa çıksın bu tahminlerim geçerlidir. Kısa süreli ters gelişmeler yaşansa da genel gidişin bu yönde olacağını tahmin ediyorum.

Finansal Piyasa Göstergesi
Seçimden Sonra Yönü
Borsa
Düşüş
USD/TL
Yükseliş
Faiz
Yükseliş
CDS
Yükseliş



Sözlük:
USD Endeksi: Amerikan dolarının 6 büyük para biriminin (Japon Yeni, Euro, Kanada Doları, İngiliz Sterlini, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) oluşturduğu döviz sepetine karşı değerini ölçen bir endekstir. DXY kısaltmasıyla ifade edilir. Mart 1973'te Bretton Wood's sisteminin kaldırılmasından kısa bir süre sonra 1973 = 100 endeks değeri baz alınarak hesaplanmaya başlamıştır. Söz konusu 6 para birimi endekste şu ağırlıklarla yer alır: Euro % 57,6 Japon Yeni % 13,6, İngiliz Sterlini % 11,9, Kanada Doları % 9,1, İsveç Kronu % 4,2 ve İsviçre Frangı % 3,6.
CDS Primi: CDS, Credit Default Swap deyiminin kısaltmasıdır. Türkçede tam bir karşılığı olmadığı için CDS olarak kullanılıyor. Biraz zorlamayla da olsa zaman zaman “kredi risk primi” olarak adlandırılabiliyor. CDS, bir kişi ya da kuruluşun, kredi sahibinin karşılaşabileceği alacağın ödenmemesi riskini belirli bir bedel karşılığında üstlenmeyi kabul etmesinin bedelidir. Bu çerçevede bir anlamda kredi sigortası gibi çalışır. Yunanistan devletinin borçlanma tahvilini alan bir kurum düşünelim. Bu kurum bu tahvil karşılığında Yunan devletine belirli bir faiz karşılığında belirli bir süre için kredi vermiş olur. Vade sonunda tahvili verecek ve anaparasını, birikmiş faiziyle birlikte geri alacaktır. Diyelim ki bu kurum Yunanistan’ın bu tahvilin bedelini geri ödeyeceğinden endişe duyuyor olsun. Bu durumda bu kurum bu tahvili CDS işlemi yapan kuruluşa götürecek ve ona belirli bir bedel ödemek suretiyle Yunan devletinin vade sonunda ödememesine karşılık CDS şirketinin ödemesi garantisini satın alacaktır. İşte bu kurumun CDS şirketine ödediği prime CDS primi (risk primi) deniyor. Bir ülkenin ya da şirketin CDS primi ne kadar yüksekse borçlanma maliyeti de o kadar yüksek demektir. Çünkü bu prim ister istemez faize yansımaktadır.  


61 yorum:

  1. Hocam elinize sağlık.Benim fikrim ise dolar her türlü yukarı çıkacak Eğer tek parti iktidarı çıkarsa dolar yukarı faiz aşağı olur.tersi durumda ise borsa aşağı dolar yine yukarı faiz yukarı olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Tek parti iktidarının da mv sayısına bağlı.

      Sil
    2. En doğru tesipt bu mv sayısı

      Sil
  2. Bu Hükûmet artık topluma heyecan veremiyor. İnandırıcılığını kaybetti. İktidar değişmeden biç bir şey iyiye gitmez.

    YanıtlaSil
  3. her zaman ki gibi açık ve anlaşılır bir şekilde tabloyu orta yere sermişsiniz. Hasanpaşa Hanında ayak üstü görüştüğünüz yılların takipçisi okurunuz

    YanıtlaSil
  4. hocam ekonomi yönetimindeki en aklı başında olarak değerlendirilebilecek sayın başbakan yardımcısı ali babacan bddknın bank asyaya el koymasına siyasi bir karar değil demiş sanırım siyaset böyle birşey:( yazık çok yazık. siz ne düşünüyorsunuz bu konuda hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasetin girdiği hiçbir konuda ekonomik yorum yapmanın anlamı kalmıyor.

      Sil
  5. Ellerinize sağlık Üstad..Yunanistan'ın kreditörlerle anlaşmaya varması halinde USD' de ki değişim sizce nasıl olur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Euro bir süre prim yapar. Ama Yunanistan meselesi böyle tek bir anlaşmayla gündemden çıkacak bir durum değil.

      Sil
  6. öncelikle bu hükümeti göndererek istibdat (tek adam) rejiminden kurtulmamız gerekmektedir..ardından komşularla ilişkileri düzeltir ihracatımızı arttırırız..Türkiye terör ihraç eden bir ülke olmaktan çıkınca risk primi de düşecekir..ister inan ister inanma bunları yapabilecek parti de Vatan Partisi'dir..daha şimdiden Suriye,İran,Irak ve Mısır'a heyetler gönderdiler..seçimden sonra olmasa da erken seçim sonrası ümitliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanmıyorum.ve cidden ...

      Sil
  7. Hocam babanem bile bu yaziyi anlayip parasini dolara cevirdi. Hala kimi arkadaslarim al sat ile gunu kirtarma pesinde. Hele dolarin 2.50 seviyelerine donecegini dusunen yandaslara bir sey diyemiyorum. Bu kafa ulkeyi 13 yil fazla bile goturmus.
    Akliniza saglik.

    YanıtlaSil
  8. seçim sonrası AKP azınlık hükümetinin, birkaç HDP'li vekilin desteği (tamamen AKP'ye destek verecek kadar aptal değiller) ve Apo'nun da yönlendirmesiyle güvenoyu alacağını düşünüyorum. çünkü alternatifi AKP-MHP koalisyonu. AKP bu kozu/tehditi çok iyi kullanacak ve HDP'lilerin bazıları AKP hükümetine güvenoyu verecektir, çok fazla alternatifleri yok.
    dolayısıyla, seçim sonrası borsadaki düşüşlerin birkaç günle sınırlı olacağı kanaatindeyim. doların seyri ise Yellen'ın faiz artışını masadan kaldırmasına bağlı olacaktır. şimdilik kuyruğu dik tutmaya çalışıyor ama nafile gibi. ABD ekonomisinde dayanıklı mal siparişleri YoY 6 aydır üst üste düşüşte (böyle bir durum en son 2008'de yaşanmıştı) sabit sermaye yatırımları 2011 ilk çeyrekten beri ilk defa düşüşte. AVM ve zincir mağaza 2.çeyrek cirolarındaki yıllık artış geçen yılın yarısı kadar (bu yıl %1,7 geçen yıl %3,5) dün açıklanan Chicago PMI verisi yine 2009'dan bu yana en düşük Mayıs verisiydi. benzin fiyatlarındaki düşüş amerikan halkının tüketimini değil tasarruflarını artırdı. çünkü amerikan halkı hala çok borçlu, eline geçen parayı borcunu azaltmakta kullanıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef ben de amerikanın ikinci yarıda beklenen toparlanmanın çok altında kalacağını düşünüyorum çünkü eğer piyasa doğru fiyatlama yapmışsa amerikanın dağıttığı parayı toplaması işlerin hiçte yoluna girmediğini ya dağıtılan paranın düzgün harcanmadığını gösterecektir (o krizde para dağıtmak değil iflas ettirmek gerekiyordu, geniş halk kitlelerine olası etki çok daha az para dağıtılarak halledilebilirdi- dağıtılan para çok parası olanların cebine/borcuna/riskine gitti) . Yani amerika toplayacam demeye başladığında yine herşey yavaşlama/durma eğilimine giriyor. Bu durum enflasyon yaratacaktır, bu da doların yeniden değer kaybederek amerikanın en azından dağıttığı parayı dolaylı ve hiç istemediği yoldan gene toplaması demektir. Bu da uzun vadede dünyada enflasyonu arttıracaktır. Avrupa bence çok kritik riske girdi... Bence amerikanın çok uzun vadeye yayıp 0.1 puan gibi çok düşük seviyelerde faiz arttırımı yapmaya başlaması ve 10 yıla kadar yayması akıllıca olacaktır (2-3 yıl önce yapmaya başlaması gerekirdi -şimdi real faiz 1-2 puan üstte olmuş olur ve rakamlar bu kadar kötü olmazdı, ödeme baskısı zamana yayıldığı için...), ama yine de biz ne biliyoruz değil mi?

      Mahfi Bey dikkat edin eğer amerika parayı toplayamazsa (bence hala riski yüksek) ve hükümet gitmezse (bence azımsanmayacak kadar olası) dolar artacak yıkılacak uçacak dediler olmadı bunlar yalancı diyeceklerdir, Beklentinizi verirken riskleri de açıkça yazınki çıkış yolunuz kalsın...

      Sil
  9. Mahfi Bey,yine acik bilgilendirme yazisi olmus.Kaleminize saglik.Amator inernet siteme sayfanizin linkini kaydettim ve butun yazilarinizi takip ediyorum.Yazilariniz sayesinde guncel ekonominin geneli hakkinda bilgi sahibi oluyorum.

    YanıtlaSil
  10. Üstat,
    Her türlü seçim sonucu için öngörülerinizi değiştirmiyor olmanızdan piyasalar için belirleyici olacak olanın yurt dışı olacağı sonucu çıkartılabilir yada;
    1- Ak parti tek başına iktidarının gerçekleşmesi durumunda, başkanlık sistemine gidecek olun yolun
    2- Veya Ak partinin içinde olacağı yada olmayacağı bir koalisyon senaryosunda Cumhurbaşkanı ile yaşayabilecek iletişim sorunlarının sonuçlarını da göz önüne alarak

    Olası herhangi bir senaryonun hayrımıza olmayacağını mı söylüyorsunuz ?

    Çok selamlar.
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı öyle.
      Sonuç ne olursa olsun dış gelişmeler bizi derinden etkileyecek.
      AKP tek başına ve çoğunlukla iktidar olursa hoşgörüsüzlük bizi sıkıntıya sokacak. Kısa dönemde olmasa bile orta - uzun dönemde riskler artacak.
      Koalisyon ise bambaşka sıkıntılara yol açacak ve olası bir erken seçimi çağıracak. Ki o da ayrı bir risk demek.
      Özetle ben Türkiye'nin önümüzdeki döneminde iktidarda kim olursa olsun geçtiğimiz dönemden çok daha sıkıntılı bir geleceğin bizi beklediği kanısındayım.

      Sil
    2. Türkiye'nin önümüzdeki döneminde iktidarda kim olursa olsun geçtiğimiz dönemden çok daha sıkıntılı bir geleceğin bizi beklediği kanısındayım.
      İŞTE BÜTÜN AÇIKLAMLARI BİTİREN CÜMLE
      "ÜLKE İYİ YÖNETİLEMİYOR."
      TEŞEKKÜRLER ÜSTAD TEŞEKKÜRLER

      Sil
    3. Hocam 'Koalisyon ise bambaşka sıkıntılara yol açacak ve olası bir erken seçimi çağıracak' diyorsunuz.
      Anayasanın 116. Maddesini aşağıya kopyaladım. Bakın neler yazıyor.
      ' MADDE 116- Bakanlar Kurulunun, 110 uncu maddede belirtilen güvenoyunu alamaması ve 99 uncu veya 111 inci maddeler uyarınca güvensizlik oyuyla düşürülmesi hallerinde; kırkbeş gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı veya kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
      Başbakanın güvensizlik oyu ile düşürülmeden istifa etmesi üzerine kırkbeş gün içinde veya yeni seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisinde Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine kırkbeş gün içinde Bakanlar Kurulunun kurulamaması hallerinde de Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir.
      Yenilenme kararı Resmî Gazetede yayımlanır ve seçime gidilir.'
      Dikkat ederseniz iki büyük cümle sonunda 'verebilir' deniyor. 'Verir' demiyor. Bu ne demektir. 'İsterse' öyle yapar demektir.
      Yani sizin dediğiniz 'Koalisyon ise bambaşka sıkıntılara yol açacak ve olası bir erken seçimi çağıracak'. Yani siz ömrünüzde gördüğünüz siyasetin temayyülünü yazıyorsunuz. Haklısınız. Bende öyle düşünüyordum.
      Bu anayasayı yazarken Orhan Aldikaçtı çok düşündü. Düşündü. Böyle bir kararsız cekli caklı anayasa maddesi yazmış. Konsey'de helal olsun demiştir herhalde.
      Şimdi bu maddeye binaen sn. Cumhurbaşkanı 'yeni bir seçime götürmüyorum' diyebilir mi. Diyebilir. Neden çünkü bir mecburiyet yok. 'Güven oyu almamış bir hükumet devam edebilir' diyebilir mi diyebilir. Neden çünkü anayasa 'kurulduğu halde güvenoyu alamadığı takdirde Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına danışarak, seçimlerin yenilenmesine karar ''verebilir.'' diyor. 'Verir' demiyor. Yani 'Tbmm başkanıyla görüştüm bu hükumetle devam edeceğim' denilebilir. 'Güven oyu alamayan başbakan istifa eder' diyen bir hüküm var mı. Yok. Yaptırım var mı.
      Güven oyu almamış bir hükumet'i uzaklaştırma net değil.
      30 yılını yazışmalarla geçirmiş biri olarak söylüyorum.
      Anayasacılar bu hususa ne der bilmiyorum. Anlatan da yok...

      Sil
    4. En guzel Yorum bence bu

      Sil
  11. M.E.Ü. - Mahfi Eğilmez Üniversitesi'nin öğrencisi olduğum için çok mutluyum.

    'Futbol'un ordinaryüsü Lefter Küçükandonyadis'se,
    'İktisat'ın ordinaryüsü Mahfi Eğilmez'dir!

    Bahtiyar olunuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah.
      Ben Lefter'i canlı izleme fırsatı buldum. O gerçek ordinaryüs idi.
      Ben sadece iktisatçıyım.
      Bir yararım dokunuyorsa ne mutlu bana.

      Sil
    2. futbolun ordinaryüsü messi'dir

      Sil
    3. Hayır futbolun ordinaryüsü Lefter'dir. Ordinaryüs unvanı Türkiye'de kullanılmış bir unvandır. En az 5 yıl profesörlük yapmış ve bilimsel eserleriyle katkıda bulunmuş kürsü başkanı olan kişilere verilen bir unvandı. 1933 yılından 1981 yılına kadar kullanılmış bir unvandır. YÖK Kanunu ile birlikte kaldırılmıştır.
      Yani daha Messi ortaya çıkmadan kaldırılmış bir unvandır. Dolayısıyla Messi'nin ordinaryüs olması mümkün değildir.
      Türk halkı sadece Lefter'i futbolun ordinaryüsü diye anmıştır.

      Sil
    4. Messi kim la, bebe o bebe!

      Ordinaryüsümüz Lefter,

      Edson Arantes do Nascimento,

      Franz Beckenbauer,

      Metin Oktay,

      Alex de Souza,

      Jay-Jay Okocha,

      Hele hele Arçil & Şota & Revaz Arveladze kardeşler varken

      Messi ne ki, te allam ya...

      Sil
  12. Üzerimizde emeğiniz büyük. Evet, burada uğraşmak yerine bir işle uğraşıp çok iyi paralar kazanabilirdiniz. Fakat ölümsüz olmadığınızı çok önce farketmiş olmanız muhtemel. Sadece biz değil gelecek kuşaklar da bu blogdan yararlanacaklardır. Sizi unutmayacağız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bu sözleriniz benim için paradan önemli.
      Bir yararım oluyorsa ne mutlu.

      Sil
  13. Değerli hocam ellerinize sağlık. Bir iktisat öğrencisi olarak yazılarınızı sürekli takip ediyorum benim için çok faydalı oluyor.

    YanıtlaSil
  14. Fedin faiz artışını haziranda yapamayacağına yatırımcılar artık kesin gözüyle bakıyor olabilirler, seçimlerden dolayi negatif ayricilik içinde bulunduğumuz günlerde secime yaklaştıkça koalisyon hükümetine işaret eden secim anketlerinin sonuclari ekonomideki uygulanacak olan politikalarin belirsizligi konusunda dövizdeki volatiliteyi arttirdi.
    önümüzdeki hafta abd tarimdisi istihdam rakamlarinda piyasa 200.000 ustunde istihdam artışı bekliyor fed haziranda arttiramasada bence sayin hocam eylulde bir miktar artis sonrasinda araliga dogruda faizlerde bir miktar artış( kademeli olarak )görebiliriz.yani yellen in de 2015 faiz israrini da qe (parasal genişleme sonucu piyasadaki likitide bolluğu ) na bagliyorum. Secim sonrasinda oncesinde olduğu gibi ic piyasalarda yine kisa vadede negatif ayrisacagimizi dusunuyorum fakat secim sonrasi Tcmb faiz silahini cekebilir.(kurdaki volatiliteye bağlı).borsada da düşüşün süreceğini fakat dolar aleyhine gelebilecek her türlü veri bist endeksini arttirabilir.yani hocam fed faizleri arttirmadan gelismekte olan ülke ekonomileri hem sicak para hemde yatirimlar yonunden sıkıntıyı cekmeye coktan başladı diye düşünüyorum
    Sevgilerimle saygilarimla hocam .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı ben de aynı şeyleri düşünüyorum.

      Sil
  15. kazanmış olduğum alın terini, son zamanlarda enflasyon ve kurlar karsısında ezdiren benim gibi biri için çok aydınlatıcı aynı zamanda egitici bir yazı. Lise mezunu sade bir vatandaş olarak bir şeyler öğrendim. Aydınlatıcı ve eğitici yazınızı hazırlarken vermiş olduğunuz emekler için çok çok teşekkürler. hakkınızı helal edin. İbrahim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, kimse üzerinde bir hakkım yok, var ise de helal olsun.

      Sil
  16. Hocam sizce Ruble sene içinde değer kazanmaya devam eder mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer Rusya yumuşamayı sürdürürse kazanır.

      Sil
  17. Hocam bu dolar endeksi neymiş ki neymiş. 1980-1983 yıllarında ben bir aylık maaşımla bir cumhuriyet altını alabiliyordum. Yönetime kızıyordum. Böyle pahalılık olur mu diye. Meğer dolar endeksi 170 leri vurmuş haberimiz yok. Nerde gazetelerde ekonomi sayfası bile yoktu.
    2001 krizinde dolar endeksi 129. Yani cumhurbaskanının başbakana anayasa fırlatması hikaye. Bunları şimdi öğreniyoruz. Daha doğrusu ben öğreniyorum. O günkü gazetelerin sayfalarında böyle teknik haberler var mıydı. Yoktu.
    Bunlar dolar endeksinin 76-85 lerde gördü. 11 yıl böyle devam etti. Bir-bir-buçuk yıldır dolar endeksi 100 ü vurunca hoplamaya başladık. İşler iyi gitmemeye başladı. Ebrûli günler bitti. Şaşkınlık başladı. Kerameti kendinden bilmek iyi değil. Elin uşağı dizimizin bağını çözdürecek.
    Dolar Endeksinde bizim dahlimiz olsaydı iyi olurdu. Obama'yı FED'i degiştirir bahçelerine incir ağacı dikerdik. İki tane yeni yetmeyle işi götürürdük be hocam. Ekonomi dediğin ne ki ''yapmayın beyler'' dersin yapamazlar.
    Sizin bu yazınızda belirttiğiniz göstergeleri dolar endeksinin 129 ları bulduğu durumlarda düşunmek bile istemiyorum.
    Allah göstermesin 2000 deki gibi dolar endeksi 129 u bir vursa halimiz harap. 'Su insanı boğar ateş yakarmış' demeye başlıyacağız.
    Ah dolar endeksi ah. Yakacan bizi. 129 Dolar endeksi geri gelirse Gelen iktidar yandıki ne yandı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalbinizi sıkıştırmak istemezdim ama Allah gösterecek!

      Hem de acı acı, eziyet dolu günler bizi bekliyor!

      8 Haziran'da güllük gülistanlık bir sabaha uyanmayacağımızı hatırlatır,
      Eylül - Aralık arası (ve sonraki dönem + 10 yıl) havale geçiren bir topluma dönüşeceğimizi kahrolarak duyururum!

      Sil
    2. Mahfi Bey'in öngördüğü gibi seçim sonrasında kim gelirse gelsin, daha zor günler bizi bekliyor. Orası kesin.
      Güllük gülistanlık sözü, masallarda geçen bir söz oldu artık. Bu da kesin. Ruh sağlığı hasara uğramamış biri kaldı mı bu ülkede, onu inanın bilmiyorum.

      Ama küresel sistem ülkeleri batırma üzerine inşa edilmiş bir yapı değil. Elbette ki kendilerine rakip çıkmasına da eli kolu bağlı kalacak bir yapı da değil. Her ülke gelişmiş ülke olsun gibi bir niyetleri de yok. Gözünün yaşına bakmazlar.

      Kendilerince pazar gözüyle görülüyoruz, ürettiklerini almamız lazım. Bu parasal genişlemeler hep bunun için. Kendi ülkelerinin para biriminin değeri düşsün, diğer ülkelerinin para birimi değer kazansın. O ülkelerde ithalat cazip hale gelsin. Şimdi elinize bol para geçerse ne yaparsınız. Verimli bir şekilde kullanmayacağımız kesin. Biz de bunu yaptık. Ve parasal genişleme başarılı oldu.

      Mahfi Bey önceden söylemişti. Kendi aralarında konuşmuş, sıraya koymuşlardır anlamında. Amerika, Avrupa, Japonya ve şimdi belki de ÇİN. Anlayacağınız kurtuluşumuz yok bu sıcak paradan.

      İster misiniz, FED, ECB den sonra Çin Merkez Bankası da parasal genişlemeye gitsin. Yuan'ın rezerv para olması için çabaları var biliyorsunuz. Bu muhakkak olacak demiyorum. Ne güzel Dolar kullandık, Euro kullanıyoruz, ileri de de YUAN kullanırız demiyorum. Neler olabileceğini kimse öngöremez.

      Öngörüde bulunurken ileride de tüm koşulların bugünkü gibi sabit kalacağını düşünerek varsayımlarda bulunuyoruz.
      Bir hamle, çok şeyi değiştirir. Aynı şekilde karşı hamlelerde çok şeyi değiştirir.

      Sıcak paraya muhtaç kalmamak için, üretmeyi, katma değer yaratmayı, geleceğimizi şekillendirmeyi, teknoloji üretmeyi öğrenmeli, güzel şeylerin bu ülkedeki ağırlığını arttırmalıyız.

      Bunu başarmaktan başka çaremiz yok. Bu da bizim fırsatımız. Hiç bir şey imkansız değil.

      Sil
    3. Öyleyse; alkışlıyoruz, milletçe alkışlıyoruz!

      Sil
    4. Timür Çimen buraya
      Yumruk havaya!

      Pardon Timur Bey, hangi galakside yaşıyorsunuz bilmiyorum ama iyimser olmak için elimizde hiçbir veri kalmadı!

      Yazdıklarınız 20 yıldan fazla süredir dillere pelesenk oldu ama hamle yok!

      Tam manasıyla 'dibe vurmak' ne demek, bunu toplumca unuttuk gibi gözüküyor. Eziyet, bir toplumu güçlendirir mi; galiba bunu en iyi sosyologlar, antropologlar ve tarihçiler inceleyebilir!

      Kötümser olmak ile 'verili bilgi' (yani acı günlerin yaklaşmakta olduğu gerçeği) arasındaki bağ her zaman doğru değildir!

      Bir canlının bir gün öleceğini bilmek bizleri 'sürekli kötümser' düşüncelere sevk etmez.

      Sahte iyimserlik ise ne yazık ki bir tür uyuşturucu gibi...

      Keşke sizin kadar iyimser olabilseydik...

      Sil
  18. Hocam gelismis ulkelerde hayati gun kritik gun diyorlarmi gorende diyecek ulkede ic savas var bu kadar anlam yuklenmemeliki siyasetin gunluk hayata bir hic oldugu anlasilsin

    YanıtlaSil
  19. Hocam 1997 yılında borsa endeksi 1 dolar ile 2 dolar arasında seyreder ve 2 doları tavan ve tehlike sınırı olarak kabul ederdik.Geçen yıllar ve şu anda endeks 32 dolar seviyelerinde.Soru1;Geçen süre içinde şirketler 16 kat büyüdümü.Soru2;Piyasalar ve Litaratürdeki karar mekanizmaları Varlık fiyatlarındaki bu artışın farkındamı?Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şirketlerin değeri arttı. Herşeyin değeri arttı. Bunun bir bölümüne balon deniyor. Öte yandan TL de Dolar da değer kaybetti.
      Farkında olsalar ya da farkında olup da bir şeyler yapsalar 2008 de kriz çıkmazdı.

      Sil
  20. Hocam, bir bilim insanı olduğunuzdan bilirsiniz:

    Mesela 2,35 TL yazdınız. Nokta değil de, virgül kullanılmasının nedeni ne?

    Birçok yerde karışık kullanıldığını görüyorum. Acaba matematikteki ifade ile iktisattaki ifade farklı mı oluyor?

    Hangisini kullanmamız gerektiği ile ilgili yol gösterir misiniz? Bütün nüansları bir kenara bırakırsak, bilim hangisini gösteriyor?

    1 USD = 2,35 TL

    235 cm = 2,35 m ? / 2.35 m ?

    Bir diğeri de:

    Hem nokta, hem virgülün aynı anda kullanılması ?

    TCMB 2011 Altın Mevcudu Uluslararası St. Olan (Safi Gram) = 195.333.917,75

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden ben nokta kullanırdım. Fakat Türk sistemi küsurat ayrımını virgül ile yaptığı için virgül kullanmaya başladım..
      2,35 Türk sisteminde doğrusudur. 2.35 Amerikan sistemidir.
      TCMB'nin kullanımı Türk sistemine uygun. İlk iki ayrımdaki nokta 000 lık ayrınları sondaki virgül burada gramı, para sayısında ise kuruşu gösteriyor.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  21. Hocam yazılarınızı sürekli takip eden biriyim cok faydalı oluyor teşekkürler. Hocam bu hafta iktisat politikasi sinavimiz var da bir sey kafama takıldı izninizle onu sormak istiyorum. Sabit döviz kuru geçerli iken maliye politikalari uygulamasi konusunda , odemeler dengesi egrisinin lm den daha dik olduğu konumda sermaye alışkanlığı azdır. genisleyici maliye politikasi uyguladigimiz zaman ithalat artiyor. Ayni zamanda faizlerde artıyor fakat sermaye akışkanlığı az olduğu için daha az sermaye girişi oluyor ve ödemeler dengesi açığı gerçekleşiyor. Ben bu şekilde anladim hocam bir yanlışlık var mi acaba. Grafikte de yatayda Y var dikeyde ise r var. Oradaki r faiz oranı sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Anlamanızda hata yok.
      Y geliri
      r faizi gösteriyor.

      Sil
  22. hocam bütçede kamu giderleri sınıflandırmasında mal ve hizmet alımları ile sermaye giderleri ikisi de yaklaşık 40 milyar lira. sermaye gideri 1 yıl veya 1yıldan uzun mal ve hizmet alımları için ayrılmış ödenek. bu durumda mal ve hizmet alımları yine aynı şey için ama bu sefer ömrü 1 yıldan az olan ayrılmış ödenek midir farkı tam olarak nedir hocam? http://www.bumko.gov.tr/TR,5837/2015-nisan.html saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sermaye giderleri KİT'lere sermaye katkısıdır.

      Sil
  23. hocam bu genel bütçeli özel bütçeli da ddklarda döner sermayede artan gelirler kurumda mı kalıyor yoksa bütçeye gelir olarak mı kaydediliyor. örneğin hastane döner sermayesinde doktorlar maaşları dışında dönerden ücret aldılar diyelim ve yine belli bir para kaldı diyelim bu para nereye gidiyor hocam bütçeye mi? bütçeye geliyorsa hangi kalem altında gelir sanırım vergi olmaz bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döner sermaye gelirlerinin her yıl belirli miktarı genel bütçeye gelir yazılıyor. Diğer gelirler kalemi altında.

      Sil
  24. Hocam 2011 Yunanistan krizinde, hatırlarsınız CDS şirketleri temerrüde düşme durumunda riskin tamamını üstlenmediği gibi muallak bir durumu muallak bir şekilde ifade etmişlerdi. O dönem tam ne oldu hatırlamıyorum, ama tamamı olmasa da bir kısmını ödemişlerdi diye hatırlıyorum. Bu CDS kurumumun 2011 deki konum, duruş ve faaliyetlerinide göz önünde bulundurarak gerçek bir sigorta olup olmadığı yönündeki yorumunuzu çok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  25. Üçüncü köprüde üç iflas erteleme hocam ne düşünüyorsunuz.Yine bizim cebimize yansıyacak gelişmeler yaşanıyor gibi.

    YanıtlaSil
  26. görüyorum ki hükümetin gideceğinden çok ümitli arkadaşlarım var,kolisyon bekleyen arakdaşlarda az değil..ancak geçmişimiz bize birşeyi işaret etmekte,koalisyonlar döneminin ülkedeki ekonomiyi nasıl bir hale getirdiğini unutmamak elzemdir..ancak unutmuşa benziyoruz..fethi okyar ın bir sözü aklıma geldi,çok partili sistemin ilk denemesinde atatürk fethi okyarı paristen çağırıppartiyi kurmasını istediğinde ve hayallerini anlattığında fethi okyar bunun mümkün olamayacağını türk halkının osmanlı kültürü ile bağlılık duygusu lider sultan ne derseniz diyin ile bağlı olduğunu ve atatürkünde yeni lider olduğunu bu yüzden çok partili sitemin gerekliliği olan düşünmek düşünceleri sentez potasından eritebilmek,yansız düşünmeyi yapamaz demek istemiştir.şimdide aynı haleti ruhiyedeyiz..ve eğer ki koalisyonlara dönersek ben yine eski dönemlerden ders çıkaramadığımız için eskiye döneceğimizi düşünmekteyim..bu dediklerimden başka mana çıkarılmaması isteğimle beraber,tek parti olan bir hükümetin olmasının ekonomik alanda daha iyi olacağı kanısındayım..elbet te bu ülke insanı bir karar verecektir.ve bukarar benim nezdime en doğru karar olarak saygı duyulacaktır.

    YanıtlaSil
  27. Hocam öncelikle aciklayici yaziniz icin cok sagolun, ben konuya biraz uzak bir hukuk fakultesi ogrencisi olarak şunu merak ediyorum; tek parti iktidarının guc kaybetmesi piyasalar tarafından olumlu karsilanamaz mi, ya da niye hep tek parti iktidarının guc kaybetmesi piyasalarda olumsuz bir etki olarak değerlendirilir acaba? Yani sahsen ben yabanci yatirmci olsam guc kaybetme olarak degil de iktidara bir uyarı atesi olarak gorurdum ve olumlu bir durum olarak karsilayabilirdim. Sonucta iktidari istediginde halkin dizginleyebildigini gormek yatırımcı olarak bana guven de verirdi açıkçası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun da burada başlıyor!

      Acaba iktidar, halk tarafından dizginlenmeye izin veriyor mu, gönlü razı oluyor mu, demokrasiyi o derece özümsemiş mi!

      Cevap: Koca bir HAYIR!

      Fatih Altaylı'yı günahım kadar sevmem ama şu açıklaması mühimdir:
      "Madem Türkiye'deki basının The New York Times kalitesinde, bağımsızlığında ve tarafsızlığında olmasını isteyenler var; o zaman bu ülkenin vatandaşları da o kaliteye, o bağımsızlığa ve o tarafsızlığa göre kendini geliştirsin!"

      *
      Sermaye, daimi olarak "kâr edeceği" kanallara akar! Kısa vade, orta vade, uzun vade saçmalığını da ona göre ayarlar!

      Sermaye için, bir ülkedeki "insan hakları ihlalleri" önemlidir ama "kâr"dan sonra gelir!

      Sil
  28. Doların yükselişi devam eder. Seçimler tabloyu dolar açısından dahada yukarıya taşır.
    www.e-kumbaram.blogspot.com

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...