14 Temmuz 2015 Salı

Beş Derste Ekonomi







138 yorum:

  1. Hocam biliyoruz çok yoğunsunuz ama yakın zamanda sizi üniversitemizde misafir edebilmemiz mümkün müdür?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman sorunlarım nedeniyle bu davetlere katılamıyorum kusura bakmayın.

      Sil
    2. Hocam Saygılar

      Usd frang paritesi ile ilgili yorumunuz nedir

      Tesekkürler.

      Sil
  2. Hocam merhaba, Yunanistan'ın Troyka'yla anlaşması, ülkemizdeki koalisyon arayışları ve Fed'in faiz artırımı euro kurunu nasıl etkiler? Ocak'ta erasmusa gidecek öğrencilere döviz almak için beklemeyi mi önerirsiniz yoksa şimdiden almak karlı olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gibi durumlarda hepsini aynı anda almak yerine yavaş yavaş almak en risksiz yol olur.

      Sil
  3. Kısa ve net....
    hocam dolar borcu olanlara dolar alım için tahminizi söyleyip yardım etmek istermisiniz ??
    kesinlikle danışmanlık olarak düşünmeyin. en azından gün solermisiniz ??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bilsem de söylesem. Bilinmeyen pek çok şey var. Ama bilinen bir tek şey var o da doların yükseleceği. Bu düzeylerde yavaş yavaş almakta yarar olabilir.

      Sil
  4. Sayın hocam;
    Net/Hata noksan kaleminin kaynağı belirsiz olduğuna göre,piyasa oyuncuları bu veriyi bilerek neden,nasıl ve neye güvenerek satın alıyorlar...Bu Durum nereye kadar taşınabilir yada sürdürülebilir siz ce...İkinci bir konu ise gayrimenkul fiyatlamasındada olağanüstü bir yükseliş mevcut yaşadığım bölgede...Bu piyasada ne anlama gelir...
    Teşekkür ederim
    Teşekkür ederim....

    YanıtlaSil
  5. Sayın Eğilmez'e ve bu sayfanın ziyaretçilerine hatırlatma:

    "İkinci Ders: Ekonominin kuralları nettir." açıklamasında "Büyük balık, küçük balığı yer." ifadesi bir dayatmadır; matematik, fizik gibi bir kural değildir!

    "Doğadaki yaşam döngüsü"nün aynısı veya benzerinin "insanlar arasında" da olduğu (veya olması gerektiği) tamamıyla bir dayatmadan ibarettir!

    "İktisat" disiplini uzmanlarının (veya bu disiplinin takipçilerinin) dayatılan bu ifadeyi olduğu hâliyle iletmesi; bir tespitten başka bir şey değildir! Mühim olan; bu bozukluğu değiştirecek cesarete sahip olmaktır! "İktisat"ın; sadece matematik, sadece kimya veya sadece fizik olmadığı anlaşılmadığı müddetçe; sürmekte olan sistem kainati yok edecektir!

    Toplumlara sistemleştirilmiş hâlde yoğun şekilde empoze edilmeye (özellikle İngiltere'de) "Thomas Hobbes" adlı düşünürün çıkarımlarıyla başlanmıştır. Bu çıkarımların en sistemli hâli "Leviathan" isimli eserinde anlatılmıştır. Hobbes; çıkarımlarını şu temel üzerine kurar: "'İnsan'; doğası gereği yok edicidir! Tahakkümünü sürdürmek için, ilk önce yakın çevresine, sonra yayıla yayıla 'genel'e ulaşarak; bir 'güç mücadelesi'ne girer."

    Hobbes'un bu tezine en güçlü muhalefeti yapan kişi "Jean-Jacques Rousseau"dur: "Hobbes; 'insan'ın doğası gereği yok edici olduğu fikrine nasıl ulaştı? İnsan doğasını niçin 'kötücül' bir yerden başlattı da, 'iyicil' bir yerden başlatmadı? 'İnsan doğasının yok edici olduğu' genellemesini doğru kabul etmemiz gerektiği görüşü niçin yaygınlaştı? Bu temel sorulara cevaplar aramadığımız müddetçe; Hobbes'un son hâlini verdiği bir 'yanılgılar tarihi' devam edecektir! 'İnsan'ın özgür olmasındaki çekirdek şudur: İstediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır."

    Mesele; Rousseau'yu anlayabilmek, yaptığı uyarıyı belleklerde daima canlı tutmak, sadece canlı tutmakla yetinmeyip, sürekli eylem hâlinde olmaktır!

    Detaylı bilgi için şu adreslerde yazılanları dikkatle okumanız tavsiye edilir:

    A.
    http://bit.ly/1HGMQua

    B.
    http://bit.ly/1gzi14R

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım ne demeye çalıştığınız özellikle uydurulmuş bir sözde bilim olan iktisatçılar tarafından anlaşılır. Ancak düşünce kalıpları matematik gibi bir keskin mekanizma ile çalıştığından, yukarıda neler demeye çalıştığınızın anlaşılması çok zor. Hatırlattığınız için çok teşekkürler..

      Sil
    2. Sayın Adsız (16 Temmuz 2015 12:44),

      Görüşlerinizi aktardığınız için teşekkürler.

      Konu çok derin.

      Sadece bir düzeltmede bulunalım:
      "İktisat"ın bilim mi yoksa disiplin mi olduğu sorunsalı yeni keşfedilmiş bir durum değil. Fakat "uydurulmuş" olduğuna dair iddialar yersizdir; bu konuda emin olabilirsiniz. (Not: Eleştirinizi daha çok "bir kısım iktisatçılar"a yönelttiğiniz anlaşılıyor. %100 haklısınız!)

      "Kapitalizm" isimli zehrin etkilerini daha açık şekilde ortaya koymadan evvel; "iktisat"ı özellikle "matematik kafesi"ndeki hapis hâlinden kurtarmamız gerekiyor!

      Yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için:
      Matematik başta olmak üzere "sayısal" birçok bilimin ve disiplinin; "iktisat"tan tamamıyla arındırılmasından bahsetmiyoruz. "Matematiksiz iktisat" mümkün değil!

      Fakat:
      Yukarıda da ifade edildiği üzere;
      "İktisat"ın sadece matematikten ibaret olmadığını,
      Hayatın her alanında tecrübe ettiğimiz üzere, oldukça kompleks bir yapıya sahip olduğunu,
      "İnsan faktörü"nü tekrar yüzeye çıkarmak zorunda olduğumuzu,
      "Sosyoloji",
      "Sosyal psikoloji",
      "İnsan psikolojisi",
      "Tarih",
      "Coğrafya",
      Ve hattâ "ekoloji" alanlarını tekrar "iktisat"ın içine katarak düşünmek zorunda olduğumuzu hatırlamak ve hatırlatmak zorundayız!

      Değişimin; akşamdan sabaha, bugünden yarına gerçekleşmeyeceğini biliyoruz.

      Fakat:
      Şimdiden adım atmadığımız müddetçe; her şeyi olduğu gibi "iktisat"ı da zehirlemeye tüm hızıyla devam eden "kapitalizm" kainatın kökünü kazıyacak!

      Daha fazla cesarete ihtiyacımız var!

      Saygılarımızla

      Sil
    3. Kimisi iktisat biliminin matematik yonuyle, kimisi sosyoloji yonuyle ilgilenebilir. Iktisattaki para akisini, fizikteki akiskan mekanigi gibi dusunebilirsiniz, ya da makro ekonomiyi termodinamik kanunlari ile ornekleyebilirsiniz. Neden illa beyaz siyah gibi gormek gerekiyor ki?

      Bunlarin otesinde Insanlari cok onemser gibi gorunen yorumlari yapanlar aslinda insanlari suru gibi algiliyorlar. Sizin zekaniz kapitalizmi, sosyalizmi algiliyor ama tabi 'cahil'ler bunu goremiyor degil mi? Bu sistemlerin zaten insanlarin bizzati kendi dogalarinin geregi davranislarinin sonucu ciktigini unutmayin. Insanlarin temel davranis bicimleri, hirs gibi, azim gibi, kiskanclik vb. gibi duygularini cikartip atamazsiniz. Cikartip atarsaniz da o canli artik insan olmaktan cikar. Hangi ekonomik modeli uygularsaniz uygulayin bu davranis bicimleri diger insanlara zarar verecek, ya da fayda saglayacaktir. Bu canli yasaminin bir parcasidir. Karsi koyamazsiniz. Ne kapitalizmde ne de sosyalizim bu davranis bicimlerini alip goturmeyecek bunu unutmamak lazim. O yuzden bir kiymeti olacaksa iktisat biliminin temel amaci, mevcut yasantimizda aslinda kendiliginden olusan bir sistemi anlamak, ve bu sistemin yanlis idare edilmesini engellemek olmali, buna pozitif bilimlerle ulasabilirseniz onunla ulasin, ya da "din" ile bile ulasabilirseniz onunla ulasin.

      Insanlari kucumsemeyin. Cunku insanlar bu evrenin birer parcasidir. Dunaydaki tum bilgilere de sahip olsaniz, insandan cok daha basit canlilarin bile nasil bir karmasa ile yasadigini aciklayamazsiniz. Kaldi ki 'cahil' sandiginiz insanlar icin neyin dogru neyin yanlis olduguna karar verebilesiniz. Bunu hedeflemek gercekten 'hayatin anlamini bulmaya calismak gibi' abesle istigaldir. Biz tanri degiliz, evren insaa edemeyiz. Iktisadi yasam da evrenin bir parcasidir. Kimse insan dogasinin belirli sartlar altindaa kabul etmeyecegi bir modeli kuramaz, isletemez. Insanlar yasamaya devam ettikce, birbirleri ile iliski kurdukca bugun o iktisadi model uygun olur, yarin baskasi. Olaya soyle de bakabilirsiniz. Sayet Newton akiskanlar mekanigini bulmasaydi o su gene akacakti. Ya da termodinamik kanunlari tanimlanmasaydi enerji korunumu evrende gene var olacakti. Ayni sekilde Adam Smith ya da Marks olmasaydi bu iktisadi modeller zaten insan hayatinin birer parcasi olacakti. Aksini dusenebilir misiniz?

      Bilim insanlari aslinda yeni seyler kesfetmezler, zaten var olani ortaya cikartilar, daha iyi anlamamizi saglarlar. Bizim de bu bilgilerimizi kullanarak karsilasabilecegimiz sorunlara onceden tedbir almamiz lazim ki kisir cekismelerle vakit kaybetmeden sinirli omrumuzde bir sonraki nesillere daha kiymetli seyler birakalim.

      Sil
    4. Sayın Adsız (18 Temmuz 2015 02:58),

      Konuyu neredeyse en alınmayacak yerden algılayarak; ya kasıtlı olarak, ya da farkında olmadan çıkarımlarınızı aktarmışsınız.

      "Kimisi iktisat biliminin matematik yönüyle, kimisi sosyoloji yönüyle ilgilenebilir." cümleniz ne yazık ki yanlış. Tırnak içindeki ifadeniz gerçeği yansıtmıyor!

      "İktisat"ı değerlendirirken; matematiği ön plana çıkarıp, sosyolojiyi (ve diğerlerini) arka plana atarsanız; ilk önce bizzat "iktisat"ın kendisine olmak üzere, kainata ihanet etmiş olursunuz!

      Unutmayınız:
      "İktisat" disiplininin gelişimi daha çok "dünya gezegeni içindeki hayata göre" şekillenmiştir. Mesela "özel mülkiyet" kavramının varlığı ya da yokluğu tartışması; daha çok "dünya gezegeni içindeki hayata göre" değerlendirilir.

      Fakat:
      Teknolojinin muazzam hızla ilerlemesi ile; yakın gelecekte uzayda da insan varlığının yayılacağını söylemek artık o kadar da zor değil. Ve uzayda "kapitalizm", "özel mülkiyet", "Dow Jones endeksi" gibi kavramlar ya yeniden tanımlanacak, ya da köhnediğine karar verilip ortadan kaldırılacak! Tıpkı; kangren olmaya yüz tutmuş bir uzvun vücudun geriye kalanını yok etmemesi için ampüte edilmesi (kesilmesi, koparılması vs.) gibi!

      "İktisat";
      Sadece Newton'un akışkanlar mekaniği üzerine söyledikleri ile ilgili,
      Sadece Einstein'in kuantum üzerine söyledikleri ile ilgili,
      Sadece Ricardo'nun "dünya gezegeni içindeki hayata göre" yaptığı saptamalar ile ilgili,
      Sadece Marx'ın "proletaryanın işlevleri" üzerine söyledikleri ile ilgili,
      Sadece "Case-Shiller index"in ne anlatmaya çalıştığı ile ilgili,
      Veya sadece "CDS'nin (Credit Default Swap)" neyi ifade ettiği ile ilgili değil!

      "İktisat"ın sadece matematik ve sadece "sayısal ifadeler" ile ilgili olduğuna inandığımız müddetçe; kainatın kökü kazınacak!

      http://bit.ly/1gzi14R

      Yukarıdaki adreste yazılan ifadeleri daha dikkatli okursanız;
      "Adsız" şekilde bildirim yapmanın, birçok yönüyle, "aşırı subjektif (ve çoğu uydurma) bilgi ortalığa saçmak" olarak algılandığını öğreneceksiniz! Mesela o adrestekileri "Amartya Sen", "Mahfi Eğilmez" veya "Asaf Savaş Akat" gibi isimler yazsa idi; muhtemelen sizin 02:58'deki yanıtınız farklı olacaktı!

      "İnsanları çok önemser gibi görünüp, gerçekte insanları sürü olarak görmek" sizin iddianızdır. Yazılanların daha çok "sosyalizm"e yakın gözükmesi sebebi ile, ve yazılanlar arasında "sol", "komünizm", "sosyalizm" vb. kelimelerin geçmemiş olması sebebi ile; böyle bir iddiayı savunduğunuz anlaşılıyor (yanılma payımız var.)

      Yukarıdaki adres daha dikkatli okunursa; "sol hareketler"in ekseriyetinin ne olup / ne olmadığı ile ilgili bilgiler daha net anlaşılacak.

      Üçüncü paragrafınızın cevabı şudur; çok farklı şeyler söylemiyoruz: "...'İktisat'ın; hayatın her alanında tecrübe ettiğimiz üzere, oldukça kompleks bir yapıya sahip olduğunu..."

      Bu sayfada müzakere yürüttüğümüz konu; "cahil olanlar" ile "cahil olmayanlar" ayrımını ortaya koymak ile ilgili değil. Bu da sizin iddianızdır.

      Hâlbuki, şu kainatta ne çok insan var "Bilmem! Ve bilmediğimi bilirim!" sözünü hayatlarında bir kutupyıldızı gibi belleyerek yaşayan! İşte cesur insanlardan bir örnek!

      Matematik (ve sayısal tabanlı bilimlerin & disiplinlerin ekseriyeti) N.Ş.A. "mutlak sonuçlu"dur.
      İktisat; "mutlak sonuçlu" değildir!

      "İktisat" disiplini; "sosyal bilimler ağacı"nda en kıymetlilerdendir. Ve sosyal bilimlerde "unutmak" eylemi en az kapitalizm kadar ölümcüldür!

      İlk önce; bizlere unutturulanları hatırlamakla başlayacağız!

      Daha fazla cesarete ihtiyacımız var!

      Saygılarımızla

      Sil
  6. Hocam, yarın işsizlik verileri açıklanacak. (15 Temmuz, saat 10:00)

    İki sorum olacak:

    İşsizliğin yükselişini sürdüreceğini tahmin ediyor musunuz? Çünkü mevsim etkilerinden arındırılmamış işsizlik verilerini ön plana çıkararak, sanki işsizlik düşüyormuş gibi bir algı yaratma eğilimi var bu ülkenin genelinde! Bu kasıtlı davranışa sizin gibi üstatların rağbet göstermeyeceğini biliyoruz!

    Biz işsizleri (özellikle, dişiyle, tırnağıyla, beyniyle mücadele edip, yan gelip yatmayıp, hakettiği halde istihdam edilemeyenler) daha da ciddiye alıp bir yazı yazmayı planlıyor musunuz?

    YanıtlaSil
  7. Eğlenceli ve güzel bir özet olmuş hocam.Teşekkürler

    YanıtlaSil
  8. çek beğendim... saygılar...

    YanıtlaSil
  9. TÜRKİYE'DE EKONOMİK KRİZ VAR MI? YOK MU?

    Krizi, bir takım dış güdümlü ve maksatlı ana akım TV kanalı sabah akşam "kriz var" yaygarası koparmadığı müddetçe kabullenmeyecek kişilerin hakkında konuştuğu krizdir! Çünkü bu tiplere göre kriz şöyle bir şeydir: Bir muhabir çarşıya pazara gidecek, önceden anlaşılmış bir takım teyzeler & amcalar kriz var diye üstünü başını yırtacak, haberde bolca "kepenkler kapalı" gibi ifadeler geçecek, yer sofrasında bayat ekmek koparanların ağır çekim görüntüleri eşliğinde acıklı müzikler çalınacak, stüdyodaki sunucu burnundan nefes vererek üzgün bir surat ifadesi takınacak ve takdiri seyircinin üstün anlayışına bırakacak! Bu saydıklarım oldu mu, toplumumuzun büyük kesimi zokayı şak diye yutar. Bu saydıklarım yoksa, Türkiye'de ekonomik kriz de yoktur!

    Cari açık ne olmuş? Dolar/TL paritesi nereden nereye yükselmiş? Yıllık büyüme nasıl yavaşlamış? Orta gelir tuzağı neymiş? Alım gücü neymiş? FED'in yaklaşan faiz kararı neymiş? Türkiye gelişen ülke ekonomileri arasında büyümede kaçıncı sıraya gerilemiş?... Bunlar hikaye! Akşam saat 7'de üflemeli çalgıların acıklı tınıları eşliğinde insanlık dramı mizanseni izlemeyen yurdum insanına göre kriz yoktur ve olabilemez!

    https://eksisozluk.com/entry/53188063

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte budur. Ekşi sözlüğe yazan arkadaş meseleyi çözmüş bitirmiş. Tebrikler.
      Anayasaya aykırı olarak kapatılan dershanelerin sahiplerinin açacağı tazminat davalarından gelecek tazminat ödemelerinin kendi ödediği vergilerden finanse edileceğini anlamamış ama her türlü eleştirinin dış güdümlü, maksatlı yayın olduğunu çözmüş. Ne diyelim.

      Sil
    2. Sayin Hocam bayram sebebiyle turk telekon yine internet hatlarinda bir karisikliga sebep oldu galiba? Benim okudugum entry ile sizin yorum yaptiginiz entry sanki birbirine mukabil degil.

      Sil
    3. Galiba Mahfi Hocamız 'bir takım dış güdümlü ve maksatlı' ifadesini görünce eleştirmeye karar vermiş. Halbuki ikinci kısım da 'Cari açık ne olmuş? Dolar/TL paritesi nereden nereye yükselmiş? Yıllık büyüme nasıl yavaşlamış? Orta gelir tuzağı neymiş? Alım gücü neymiş? FED'in yaklaşan faiz kararı neymiş? Türkiye gelişen ülke ekonomileri arasında büyümede kaçıncı sıraya gerilemiş?... Bunlar hikaye!' diye bir bölüm, Mahfi Hocamızın yıllara yayılan isyanını destekler nitelikte!

      Zaten entryyi ekşiye yazan asıl şahıs da 'bir takım dış güdümlü ve maksatlı' ifadesini, bu ifadeyi sık sık kullananlara laf atmak için, hinlik olsun diye, sanki kendisi de kabul ediyormuş gibi göstererek yazmış.

      Sanırım espriyi değerlendirirken Mahfi Hocamız bir karışıklık yaşadı...

      Sil
    4. Niye öyle olsun ki. Espriye espriyle yanıt vermiş olmamı niye düşünmüyorsunuz?

      Sil
    5. Anayasaya aykırı olarak kapatılan dershaneler.. sizi de paralel ilan ederlerse şaşırmayın Hocam...

      Sil
    6. Benden önce AYM'yi ilan etsinler. Anayasaya aykırılık kararını veren orası.

      Sil
    7. Oraya zaten paralel yuvası diyorlar ama çıkıp bağıracak cesaretleri yok.

      Zaten yavaş yavaş, paralelin sivildeki kollarına, medya gibi, uzanmak için adli hazırlık içindeler. Sizlerin de anayasaya aykırı olarak kapatılan dershaneler gibi ifadelerinizi kanıt gösterip, acı patlıcan falan dinlemezler, CNBCe binasından elleriniz kelepçeli olarak 'Her yer Taksim, her yer direniş' veya 'Benim kitaplarım yanmaz kâğıttan basıldı' veya 'Keynes tatile çıksın' gibi parolalı haykırışlarınız eşliğinde polis otosuna bindirilirken izleriz!

      Endişemiz budur...

      Sil
    8. Hocam dershanesini kapatan biri olarak tazminat davası açamıyormuşuz çünkü anayasaya aykırılığı tespit edilen bu yasa anayasaya aykırılığı tespit edilinceye kadar anayasaya aykırı değilmiş.anayasya aykırı bir yasanın görüşülmesini 15 ay bekleten anayasa mahkemesine ise zaten dava açacak bir üst mahkemede yok.tüm bunlarında bir hukuk felsefesi varmış ve dayanağıda 82 anayasasıymış.yetmez ama evete katılmamıştım ama olursa 'yeter ama hayır' a katılacağım

      Sil
    9. Hocam kendime yazıyorum diyor sorguluyor ufuk açıyor.Bazıları ise tehdit gibi mesaj yazıyor.zorunuza gidiyorsa okumayın.özgür düşünme ama orta gelir tuzağından kurtul mümkün değil.bırakalım bu faşist tavırları.maviye mavi demek yasaklanınca mavi başka renk olmuyor.

      Sil
    10. Ekonomik krizin zaten finansal bir izahi var. Cogu insanda oldugu gibi kalp yavas yavas durunca buna kalp krizi denmez ama aniden durunca denir. Ekonomik kriz de boyle bir sey. Dogrudur ekonomi yavas yavas kotuye gidiyor. Ama bunun ani bir etkisi olmadan kriz demek mumkun degil bence. Hocanin da surekli bahsettigi gibi, tetkiler kotu cikiyor, kolestrol yuksek, damarlar sertlesmis, kriz olursa sadece kalbi degil diger organlari da etkileyecek. Tedbir almazsak ekonomik kriz ile ulkenin sadece finans sektoru degil diger tum sektorleri ciddi zarar gorecek. Ekonomi bu sekilde giderse kriz cikmadan bile nallari dikebiliriz, ani olmaz belki ama sancili olacagi kesin.

      Sil
  10. Bugün Taner Berksoy'la programınızı izledim de, kakara kikiri...

    Onca istatistiki veriyi izah et, şunları yapmalıyız, bunları yapmalıyız diye diye ortalığa fırça at, araya birkaç tane daha kakara kikiri serpiştir, sonra yüksek yüksek maaşları cukkala, sonra hooooop tatile devam!

    İktisat bu mu! Teşekkür ederiz, biz almayalım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almayın. Siz, size anlatılan her şeyin doğru olduğuna inanın. Bizim dediklerimize sakın inanmayın. Biz, sizi kandırmak üzere orada görev yapıyoruz. Siz buna inanın.

      Sil
    2. Siz kusura bakmayın Mahfi Hocam,
      Saatlerinizi harcayıp buraya yazılar yazıyorsunuz, reklamsız sitenin masraflarını üstleniyor, bedavadan en kıymetli değerlendirmeleri sunuyor, üstüne bir de tüm yorumlara cevap vermeye çalışıyorsunuz. Ama bilgiye bu kadar ulaşabilmek ve demokratlığınız bazılarına fazla geliyor.
      Yine de yazılarınızı takip eden ve faydalanan birçok ekonomi öğrencisi var. Ben ekonomist olmasam da ilgiyle okuyorum.
      Üstteki yorumcuya karşı ben de teşekkürlerimi sunayım dedim.
      Bayramınız şimdiden kutlu olsun.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim. Sizin de bayramınız kutlu olsun.

      Sil
  11. en önemlisi "ekonomiyi anlamak istiyorsanız teoriye değil dataya bakın"
    (2010 kongre seçimleri sonrası Obama'ya danışmanlık görevinden istifa eden keynesyen L.Summers'ın 2013'te sarf ettiği bir cümle)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Data önemlidir de onu teori olmadan yorumlamak pek kolay değildir. Zaten yeni ve farklı bir yorum varsa yeni bir teori oluşuyor demektir. Teori denilen şey uygulamadan çıkar. Gökten zembille inmez.

      Sil
  12. DERS:6 Ekonominin yükü eşit dağıtılmamıştır.

    http://drcetiner.org/wp-content/uploads/2011/12/ekonomi.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu da seçtiklerim arasında vardı. Başlığına da 'ekonomide yükü daima vatandaş çeker' yazmıştım sonra yer sıkıntısı nedeniyle çıkardım.

      Sil
  13. Doğkan Aygün14 Temmuz 2015 19:23

    sayın hocam bir önceki yazınızı yeni okuma fırsatı bulduğumdan önceki yazınızla alakalı kafamı kurcalayan sorumu dile getirmek istiyorum;
    son sanayi üretimi rakamları ekonomiyi dönem sonunda makul bir büyüme oranına yakınlaştırmada uzak olduğunu belirttiniz.bunun içinde bütçe açığını 1.3 lerden 2.5 lere çıkarılabileceğini örneğin:harcama eğilimi yüksek olan asgari ücretin üzerindeki vergilerin kaldırılarak, bu kesimin daha fazla harcama yapmasını bu sayede de ekonominin büyümesine olumlu katkı yapacağını belirtiyorsunuz.
    bu noktada iktisat teorisi bağlamında şunu merak ediyorum,eğer dediğiniz gibi asgari ücret üzerinde vergiler kaldırılırsa devletin gelir kalemi eskisine nazaran azalmış olacak.belki asgari ücretle çalışan kesim vergi yükünün kalkmasıyla ve de harcama eğilimi yüksek olmasıyla toplam talebe olumlu katkı yapacaktır fakat bu seferde devletin gelirleri azaldığı için devlet,eğer borçlanmassa eskisi kadar harcayamayacaktır. yani dediğiniz politika hayata geçirilirse bir taraf eskine nazaran daha fazla harcarken öteki taraf olan devlet,gelirinin azalmasıyla(eğer borçlanmasını artırmassa) harcama eğilimi düşeceğinden eskisi kadar harcayamayacaktır..
    buda toplam harcamalar açısından nötr bir durum oluşturmayacakmıdır?

    2)hocam dediğinizden acaba şunu mu çıkarmalıyım: asgari ücretliler üzerinde vergiler kaldırılırken devlette eskisi gibi aynı harcama düzeyini koruyacak bunuda eskisinden biraz daha fazla borçlanarak gerçekleştirecektir.ancak bu şekilde asgari ücret üzerinde ki verginin kaldırlması büyümeye olumlu katkı yapabilir.eğer devlet vergilerin kalkmasıyla azalan gelirlerini borçlanma ile yerine koymassa eskinden daha az harcama yapmak durumunda kalacak buda toplam talep açısından çokta fazla bi şey değiştirmeyecektir.dediğinizden bunu mu anlamalıyım, bu şekilde mi düşünmeliyim?
    saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) İlk anda dediğiniz etki görülür. Fakat sonraki aşamada bu geliri elde edenlerin yapacağı harcamalar alış verişi ve dolayısıyla KDV tahsilatını artıracağı için vergi gelirleri artar. Eğer harcamaşları canlandırıcı bir etki ortaya çıkarsa devletin vergi kaybı son derecede düşük kalabilir.
      (2) Evet devlet ilk başta kaybettiği vergi gelirinin yerine borçlanmayı artırabilir ama sonra KDV ve ÖTV gibi gelirlerinde ortaya çıkacak artışlarla da bu ek bporçlanmayı kapatabilir.

      Sil
    2. Ülkemizde yaklaşık 20M çalışan olduğunu, 5M kişinin asgari ücret ile çalıştığını (ya da asgari ücretle çalıştığının gösterildiğini) var sayarsak, çok büyük bir kesimin de asgari ücretten biraz daha fazlaya çalıştığını düşünürsek, asgari ücrete uygulanacak vergi muafiyeti sonrası bu 1200 civarı maaş alanların eline nette daha az geçeceğinden bu kişiler de asgari ücretten maaş almaya başlayacaklar. Etti mi kabaca 10 milyon. 20M çalışanın yarısından vergi alınmayacak demek oluyor bu kabaca tabii ki. Orta gelirli insanların kafasına vurulmaya devam edilecek oluyor bu şekilde. Yanlış düşünüyorsam düzeltirseniz sevinirim hocam.

      Sil
  14. Hocam her tercih zamanı geleceğin meslekleri adı altında bazı listeler yayınlanıyor.Bunların başlıcalarından biri de finans ancak ben sektöründe içinde olan kimle konuşsam çalışanların Türkiye'de önünün çok kapalı olduğundan bahsediyor.Elbette bu sadece bu sektörle ilgili değil Türkiye ilgili.Açıkçası bilen insanlardan bunu duymak gelecek korkusunu artırıyor,karamsarlığa sürüklüyor.Sizce bu anlatılanlar kesinlikle doğru mu ve de finans sektöründe bir adım öne çıkabilmek için hangi somut adımları atabiliriz?Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür listelere fazlaca aldırmayın. Finans bugün de gelecekte de önemli bir meslek. Bütün mesele sizin o işi sevip sevmeyeceğiniz, benimseyip benimsemeyeceğinizle ilgili. Eğer daha okuldayken konuyu ciddiye alıp, diğer dallarla destekleyerek sizinle birlikte yola çıkanlardan çok daha fazla okuyup öğrenerek kendinizi geliştirebilirseniz her meslek size gelecek sunar. Dünyanın en iyi mesleğini bile gönülsüz yaparsanız, çalışıp rakiplerinizin önüne geçmezseniz başarılı olamazsınız.
      Finans mesleğini seçecekseniz, aynı seçimi yapanlardan farklı olabilmek için ekonomi, hukuk, muhasebe ve yabancı dil (tercihen ingilizce) bilgilerini bu seçimin yanına mutlaka eklemelisiniz.

      Sil
  15. 1,3,5 doğru
    2,4 ve ek ders tartışılabilir

    YanıtlaSil
  16. Herkese lazım bir

    pa ra pa ra pa ra pa ra pa ra pa

    finansçı da finansçı...

    Finansal okur yazarlık dedikleri şey, borsa yükselme alçalmalarını öğrenmek, trading de short ne demek öğrenmek, F/X ne demek öğrenmek, leverage nedir öğrenmek gibi şeyler mi yoksa başka anlamları mı var?

    YanıtlaSil
  17. Hocam ek derste belirttiğiniz "kriz anında Keynesi çağırmak"fikrine karşı olarak bir yerde krizden önce keynesyen politikaların krize yol açtığını söylemek nasıl olur?
    (greenspan dan çok mu etkilendim nedir :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Greenspan sizi etkilemiş. Çok doğru değil.

      Sil
  18. Yukarıda bir okuyucu da büyük balık küçük balık ikilemine takılmış. Ben de aynı konuya değineceğim.
    Memeli iseniz küçük de olsanız memesizleri yenersiniz.
    Aslolan memeli olup olmadığınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılmaz olmuş.
      Dinazorlar için o koca yumurtalarını toprağın altında veya agacın üstünde saklamaları zor olurdu. Üstlerine tüneseler bile minicik bir fareyi gorebilmeleri zor. Azmiyle mermeri delebilecek fare-ataları için
      yumurta kabugunu delmek cok da zor olmasa gerek. Fare kendi yavrusunu dogana ladar karninda sakladığı için yumurta koruma derdi yok.
      Memeliler ortaya çıkışından sonra, yumurtasını yüzeyde bırakan hayvanların hayatı epey zorlaşmıstır herhalde.
      Memeliler yavruları karnında taşıdıkları için her daim yiyecek arayabilirler. Bu da bir çeşit teknoloji.
      Kıssadan hisse; küçük iseniz teknolojik açıdan önde olmalısınız.

      Sil
    2. Sayın 01:16 ve 08:38,

      "Rekabet" ve "kapitalizm" kelimeleri bebekliğimizden itibaren en ince kılcal damarlarımıza enjekte edildiğinden; "insan hayatı"na dair yazdıklarınızın hepsinin (ne yazık ki hâlâ!) "doğadaki yaşam döngüsü"nden türediği zannediliyor!

      "İnsan" da bir canlı türüdür, "insan" da bir hayvan türüdür. Bu tartışmasız bir gerçek.

      Fakat; "insan"ı (neredeyse) diğer bütün türlerden ayıran en temel özelliklerinden biri; açgözlülüğünü kontrol edebilme yetisinin (görece) gelişmiş olmasıdır!

      Yazdıklarınızın neredeyse hepsi; sadece ama sadece "doğadaki hayatta kalma mücadelesi" çerçevesinde! Ne yazık ki bunlar "rekabet"in ve "kapitalizm"in ne kadar etkili zehirler olduğunun en açık ispatlarından biri! Çünkü "insan" hayatına dair olanları "(genellikle vahşi) doğa içinde analojiler kurarak" anlatmaya çaba sarfetmek; eğer bir başlangıç noktası göstermek istersek "Hobbes"tan günümüze ne kadar başarılı olunduğunun ispatıdır! Rousseau'nun kasıtlı olarak hasır altı edildiğinin ispatıdır!

      "Büyük" bile olsanız; teknolojik açıdan önde olmanız hiçbir şey ifade etmez! Çünkü kainatın en tehlikeli ve en ölümcül sisteminin doruk noktalarını test ettiği bir dönemden geçiyoruz; o sistemin adı "kapitalizm"!

      Detaylı bilgi için şu adreslerde yazılanları dikkatle okumanız tavsiye edilir.

      "Büyük balık, küçük balığı yer." ifadesinin bir dayatmadan ibaret olduğunu daha net anlayacaksınız:

      A.
      http://bit.ly/1HGMQua

      B.
      http://bit.ly/1gzi14R

      Sil
  19. 4. Ders : Yüksek enflasyon ekonomiyi sıkıntıya sokar.
    Değerli hocam, böyle nasıl olmuş?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok daha doğru. Çünkü yüzde 2-3 dolayında bir enflasyon iyidir. Bunu Avrupa ve Japonya örneklerinde gözlemleyebiliyoruz.

      Sil
    2. Dediğinizi bir daha düşündüm ve doğrusunun bu olmasına karar vererek değiştirdim. Katkı için teşekkür ederim.

      Sil
  20. Hocam, ekonominin kuralları gerçekten de net midir? Döviz kurunun ne olacağıyla ilgili soraya "Bilinmeyen pek çok şey var" diyerek yanıtlamışsınız yukarıda. Ekonominin bilinmeyeni bol olan örneklerini dikkate aldığımızda bu önermeniz geçerliliğini sürdürür mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz kurunun ne olacağı ekonominin kuralıyla ilgili bir konu değildir. Ekonomide kural için örnek 'fiyat artarsa arz da artar' şeklinde bir örnektir. Döviz kurunun ne olacağı geleceğe yönelik bir tahmindir. Ve ekonomi dışında pek çok konudan etkilenir (Yunanistan'ın AB ile anlaşıp anlaşmayacağı, İran ile anlaşma, Suriye krizi, Rusya'nın tavrı vb.)

      Sil


  21. Beş derste ekonomi, çok güzel tasarlanmış ve öğretici bir sunum. Teşekkürler.

    Ek ders de çok yararlı. Ama bence, "Ekonomi kötüye gittiğinde Keynes'i imdada çağırmak adettendir" yerine "Ekonomi kötüye gittiğinde Keynes'i kötüye kullanmak adettendir" demek durumu daha iyi ortaya koyar.

    Bir de enflasyon dersi tartışılabilir. Ekonomistlerin hemen hepsi bir konuda ortak görüşteyse, o konudaki ortak görüşe şüpheyle yaklaşmak alışkanlığım vardır. Özelleştirmenin erdemleri bunların başında gelir. Enflasyon konusu da bunlardan biridir. Enflasyonun ekonomistlerce dehşet verici bulunmasında, enflasyonun para babalarının paralarını eritici rolünün etkisi de var mıdır acaba diye düşünüyorum.

    Saygılarımla





    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel ve doğru katkılar teşekkür ederim.
      Aslına bakarsanız başlık yüksek enflasyon diye başlamalıydı. Çünkü enflasyonun sıfır olmasının ekonomiyi krize soktuğunu en azından Japonya'nın 20 yıllık deneyimi ve son Avrupa krizi bize gösteriyor.

      Sil
  22. İktisat öğrenmeye başladığım ilk günlerde bütün dünyayı değiştirebileceğimi sanmıştım sonra baktım ki olay çok daha karmaşık. Şimdi şöyle düşünüyorum: Bir olması gereken var birde olan. Beş derste ekonomide yazılanlar olan... yani bir planlama ve uygulamadan sonra gerçekleşen, sonuçlanan. Olması gereken ise gücü elinde bulunduranlar tarafından engellenmeye devam edecek çünkü insanın doğası böyle. Şu anda böyle düşünüyorum. Uzun yıllar bu bilimle ilgilenmek istiyorum. Bakalım daha neler öğrenecek ve düşüncelerimiz hangi ölçülerde değişecek.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım severek, isteyerek yaparsınız bu işi. Başarılar dilerim.

      Sil
  23. Hocam biraz alakasız olacak fakat ekonomi kanallarında yorum yapan ve gerçekten ekonomi parçalayan insanlar oluyor. Siz genel bu şahıslar ile ilgili ne düşünüyorsunuz? (isim,kanal vs sormuyorum yanlış anlamayın.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İktisatçılar ve finansçıların bakış açıları ve ufukları farklıdır. İktisatçılar uzun vadeye bakar ve farklı yorum yaparlar, finansçılar bugün ne olduğuyla ilgilidirler. Kişiyi tanırsanız ona göre dinlerseniz daha yararlı bilgi edinebilirsiniz.

      Sil
  24. Sevgili üstat,

    Yarın arife. Olur ki yazmazsınız, şimdiden bayramınızı kutlamak istedim.
    Keyif ve sıhhat içinde geçirmeniz dileği ile.

    Çok selam ve saygılar
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ben de sizin bayramınızı kutlar, iyilikler dilerim.

      Sil
  25. Hocam ekonomi gazeteciliği için de tavsiyelerinizi paylaşır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vazgecin: gazeteci enflasyonu faktoru...Vaz gecmeyecekseniz saciniza jole surup saraya atlamaya bakin...Duz gazetecilikle bir yere varamazsiniz.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Giderek zor bir meslek haline geliyor. İyi yapılırsa iyi bir meslektir.

      Sil
    4. Sayın adsız, siz gazeteciliği bir yere varmak için araç olarak görenlerdensiniz sanırım? Gazetecilik bir sorumluluk alanıdır. Amacı doğru bilgiyi yaymaktır, bilgi üzerinden bir şeyler elde etmek değil. Gazeteci kamuya karşı olduğu kadar düne, bugüne ve geleceğe karşı da sorumludur. Bu sorumluluk çerçevesinde hasbelkader iletişim fakültesi bitirmiş bir gazeteci olarak meslek alanımdaki niteliksiz enflasyon balonuna değil ülkenin ve dünya ekonomisinin gerçeklerine ilgi duyuyorum. Öte yandan kimin ne yaptığı ve ne kazandığı beni ilgilendirmiyor. Teşekkürler. Hocam hala cevabınızı bekliyorum.

      Sil
  26. Mizahi yaklaşım tarzınızı beğendim hocam. Yunanistan'ın bir süre sonra tekrardan temerrüte düşüp Euro para biriminden çıkacağını düşünüyorum. Bu durumun EU bölgesine artıları ve eksileri neler olur, Yunanistan'a artıları ve eksileri neler olur, bu konuda bir yazı yazabilirseniz pek çoğumuzun aklındaki bazı sorular yanıt bulmuş olur hocam. Taktir sizin tabi. Ben de şu karikatür ile katkı yapmak istiyorum, istisnaları olsa da statüde istikrar söz konusu oluyor bugün http://i.hizliresim.com/XoWLAO.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda yazdık ve konuştuk aslında. Ben Yunanistan'ın bu aşamada Eurodan çıkmasının kendisinin ve Euro bölgesinin yararına olacağını düşünüyorum.

      Sil
    2. Bu arada yoruma eklediğiniz karikatür de çok hoş.

      Sil
  27. İktisadın en temel sorunlarından biri 'kurnazlık ile kâr etmek' ile 'adil yollarla kâr etmek' arasındaki ayrımı net çizgilerle ortaya koyamamış olması! Bu biraz halledilse çözümlere yaklaşacağız ama zor gözüküyor. Tıpkı 'Catch-22' kavramına benziyor!

    http://dictionary.cambridge.org/dictionary/british/catch-22?q=Catch-22

    -Selam olsun sana balıkçı...

    -Selam ols...
    Haydaaa! Geçen sene şair değil miydin sen? Cık cık cık...

    -Şair mi kaldı artık abi!
    Herkes kurnaz oldu artık!

    http://2.bp.blogspot.com/-QB4IA5DKadk/VXzNHCHfhxI/AAAAAAAABhQ/h3oEKcNIah8/s1600/001%2B-%2BKopya.jpg

    YanıtlaSil
  28. Doğkan Aygün15 Temmuz 2015 19:19

    Sayın Hocam bugün 11 de ekonomi proğramında ercan kumcuyu ağırladınız. Yine sayenizde çok yararlı bilgiler edindik Sağolun
    Türkiye'nin şu anki mevcut Şartları altında ercan kumcuda sizin gibi maliye politikasına ağırlık verilerek bütçe açığının biraz daha artırılması gerektiği görüşünde.bunun içinde devletin bütçe açığını artıracak genişletici politika izlemesini ve ortaya çıkan açığında borçlanmayla kapatılması görüşünde mutabıksınız.
    Ancak sizlerden öğrendiğim pratik bilgileri iktisat teorisi dersiyle birleştirirsem şu soruyu sormadan kendimi alamıyorum; eğer Türkiye bu şartlar altında harcamaları genişletmek adına borçlanmayı dahada artırırsa bu sefer de özel yatırım harcamaları dışlanmış olur mu?yani devlet bu şekilde yaparak harcamalrını genişletirken bu seferde özel sektör faizlerin yükselmesinden dolayı yatırım harcamaları geriler mi ?eğer böyle bir durum olursa ilk durumda ki devletin genişletici politikası companse edilmiş olmaz mı?

    2)hocam dedinizden aslında şunu da anlamıyor değilim ama tam emin olamadım. Dışlama etkisi çok uç bir noktadır. Crowding-out durumu, özel sektörle birlikte devletinde piyasadan aşırı fon talep ettiği durumda görülür. Eğer dediğiniz gibi devlet finansmanını borçlanmayla yapacak şekilde bütçe açığını artırırsa Türkiye'nin şu anki şartlarında bankalarda Atıl fon olduğundan devletin bu politikası özel sektörün yatırımlarını dışlamaz. Zaten Türkiye'de şu an özel sektör harcamadığı için devlette devreye girerek özel sektörün yapmadığı harcamayı yaparsa ekonomiye harcamalar cephesinden olumlu katkı yapacağı kanısına varıyorum.
    Katılırmsınız saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      (1) Geçici ikramiyelerle kamu harcamalarının bir ya da iki kez artırıldığını düşünelim. Bunun karşılığında emekliler ve asgari ücretliler gibi tasarruf eğilimi sıfır olan kişiler ellerine geçen parayı harcayacaklar. Bu bir yandan ekonomiyi canlandırırken bir yandan da KDV ve ÖTV gibi vergilerin ödenmesine yol açarak devlete vergi geliri olarak dönecek. Her harcamanın birilerinin geliri olduğunu ve onların da harcama yapacağını düşünürsek bu mekanizma sayesinde yapılan harcamanın önemli bir bölümü vergi olarak geri alınacak zaten. Burada önemli olan artan kamu harcamalarının düşük gelirli kesime gitmesi. Bu durumda kamu kesiminin ek borçlanma yapması çok fazla sorun yaratmayacak gibi görünüyor.
      (2) Bu da söz konusu ama yukarıda değindiğim gibi harcamanın önemli bölümü vergi olarak döneceğine göre fazla da borçlanma olmayacak demektir.

      Sil
  29. ÜNİVERSİTE PANAYIRI!

    Her yıl bu zamanlar bir üniversite yazısı yazmayı geleneksel hale getirdiğimi fark ettim. Haliyle, öyle oluyor. Çünkü her yıl bu zamanlar üniversite panayırı kuruluyor. Kentin meydanlarında üniversite tanıtım ve pazarlama standları açıldığını, medya ekranlarında, sayfalarında koca koca profesörlerin üniversitelerini pazarladıklarını, kentin bilbordlarında üniversite reklamlarının boy boy yer aldığını görüyorsunuz. Neoliberal Ak faşizmin hayatımıza soktuğu gerçeklikten biri de bu; metalaşmış, ticarileşmiş, panayırlaşmış yükseköğretim gerçeği…

    BÜTÇEDE EĞİTİM

    Her yıl yazdıklarımızı yine anımsatalım. Eğitim de, sağlık gibi her türüyle Anayasal bir hak ve parasız olmalı. Ama bu olmuyor ve giderek eğitim ailelere finansmanı yıkılmış bir endüstriye dönüştürülüyor. Bu, ilköğretimden yükseköğretime kadar böyle.

    2014 yılında genel bütçenin harcamalarının ancak yüzde 17’si eğitime harcanmış. Kaç öğrenciye? Kabaca 11 milyonu ilköğretim, 6 milyonu orta öğretim, 6 milyonu da yükseköğretimdeki 23 milyon öğrenciye. Nüfusun yüzde 30’u demek bu öğrenciler…

    Ne harcanıyor bütçeden öğrenci başına? İlköğretimde 2 bin 600 TL, orta öğretim ve yükseköğretimde de 2 bin 900 TL... Bu parayla doğru dürüst eğitim olur mu? Olmaz, diyenler parasını bastırıp özel okullarda okutuyor çocuklarını, parası olmayanlar da bununla yetiniyorlar. Ama sonuçta, okullar bitince, eğitim kalitesi farkından işi kapmada da iyi eğitimliler devletin verdikleriyle yetinenlerin önüne geçiyor.

    YÜKSEKÖĞRETİMDE

    Yaşı gelenin, yaşının okulunda okuma imkanı bulmasına “okullaşma oranı” deniyor. İlkokul çağındaki çocukların hemen hepsi okula erişebiliyor, ortaöğrenimde ise yüzde 40’ı ulaşamıyor ortaöğretime, özellikle kızlar… Yükseköğretimde, son yılların şişirmesi, dolgusuyla gençlerin yüzde 40’ı ancak yüksek tahsil yapabiliyor, yüzde 60’ı yapamıyor.

    Bu yüzde 40’a da bakın nasıl ulaşıldı... Ak faşizm, üniversiteye giriş kuyruklarını azaltmak ve görünürde sorunu çözmüş görünmek için bir yandan her ile bir, hatta bazılarına birkaç devlet üniversite binası dikti, ilçelere yüksekokul ve kapılarına üniversite, yüksekokul levhaları yazdırdı, bir yandan da önüne gelene “vakıf üniversitesi kurma” izni tanıdı, teşvikler verdi. Sonuçta, 2003 yılında 20 olan vakıf üniversitesi sayısı, bugün 79’a çıktı ( 8 tane de Vakıf MYO var) ; 60 olan devlet üniversitesi sayısı da 109’a çıktı. Böylece etti mi size üniversite sayısı 188! Neydi 2003’te? 80, Yani Ak faşizm döneminde artış yüzde 135!.. Sadece üniversite sayısı şişirilmedi, üniversitelerin kapasiteleri de zorlanıp yüzde 83 artırıldı. Böylece üniversiteli öğrenci sayısı 2003’te 1 milyon 950 bin dolayında iken bugün 6 milyonmuş gibi gösteriliyor. Artış, yüzde 208 !..

    +++

    YanıtlaSil
  30. +++

    Ama bu sayıların yaldızını kaşımak lazım gerçeği görmek için…Ve bunu yaptığınızda 6 milyon öğrencinin, üniversite yaşındaki her 100 kişinin 40’ının okullu görünmesinin kofluğu ortaya çıkıyor. Bakın nedir gerçek:

    Altı mil­yon üni­ver­si­te­li­nin 2 milyonu 2 yıllık önlisans öğrencisi, bunların da üçte biri örgün, diğerleri “ikinci, uzaktan, açık” gibi kategorilerde. Lisans öğrencisi 3,6 milyon, bunların da ancak 1,5 milyonu örgün kalanı yine “ikinci, uzaktan, açık” gibi kategorilerde. 350 bin de lisansüstü öğrenci var.

    Özetle, önlisans ve lisansta örgün okuyan sayısı, 6 milyonun üçte biri ancak. Top­lam­da öğrencilerin üçte ikisi, mekan ve donanım olarak, ka­li­te­li bir eği­ti­mi al­mak­tan uzak bi­çim­ler­de, “uzaktan, ikinci, açık” gibi kategorilerde… Şi­şir­me­ye ba­kar mı­sı­nız!..

    Öğ­ren­ci ba­şı­na dü­şen öğ­re­tim ele­ma­nı sa­yı­sı, ele­ma­nın ka­li­te­si, haliyle içler acısı. YÖK verilerine göre önlisansta öğretim üyesi başına 300 öğrenci düşüyor. Lisansta da 30 öğrenci…

    Ge­le­lim va­kıf üni­ver­si­te­le­ri­nin du­ru­mu­na…

    VAKIF ÜNİVERSİTELERİ

    Çok kı­sa bir geç­miş­le­ri var ama sa­yı­la­rı 79’u bul­muş du­rum­da va­kıf üni­ver­si­te­le­ri­nin. Sekiz tane de Vakıf Meslek yüksekokulu var. Bü­yük hol­ding­ler, bü­yük ti­ca­ret, sa­na­yi oda­la­rı, ders­ha­ne ori­jin­li eği­tim fir­ma­la­rı, kur­duk­la­rı va­kıf üni­ver­si­te­le­ri ile yük­se­köğ­re­tim kul­va­rın­da ya­rı­şı­yor­lar. Öğ­ren­ci sa­yı­la­rı 400 bin do­la­yın­da he­nüz. Öğrencilerin yüzde 6-7’sine sahipler ama hocaların yüzde 15’ini istihdam ediyorlar. Devlet üniversitesindeki öğrenciler için “negatif ayrımcılık”…

    Vakıf adı da gerçeğe uymuyor, yakında tamamen şirket gibi işletilecekler ve her şeyiyle bir “öğrenci turizmi”ne dönüşecek yükseköğrenimin özel ayağı. Öğrenci otelleri, restoranları, yeme-içme-eğlenme mekanları ile 5, hatta 6 yıldızlı yabancı öğrenci de kabul eden küresel üniversiteler!…

    BİRİKEN GENÇ ÖFKE!

    Peki bu paralı yüksek tahsile gücü yetmeyen yüksek öğrenim gençliği? Onlar, halkın vergilerinin ancak yüzde 4’ü ile devletin kalitesiz yüksek öğrenimini almaya zorlanacaklar ve şimdiden yaşandığı gibi, mezun olduklarında, iş başvurularında ilettikleri CV’lerinde yer alan devlet üniveritesi isimleri, CEO’lar tarafından görülür görülmez, okunmadan buruşturmuş olarak çöp sepetini boylayacak. Bunu açıkça itiraf ediyorlar zaten ve sonuç: Bugün resmi işsizlerin dörtte bire yakını üniversite, yüksek okul diploması edinmiş gençler… Okullar bitirildikçe, bir süre için üniversite emziği ile avutulmuş gençler kendilerini daha çok işsizler ordusunda bulacak, madem işsiz kalacaktık, niye okuduk, sorusunu büyük bir öfke ile daha çok soracaklar. Bakalım o zaman onlara bu oyunu oynayanlar ne yapacaklar…

    MUSTAFA SÖNMEZ
    http://www.birgun.net/haber-detay/universite-panayiri-84662.html

    YanıtlaSil
  31. Hocam, bilginiz varsa aydınlatır mısınız. Military Keynesianism, askeri harcamaları artırmayı öneren mi, önermeyen mi bir yaklaşım?

    Başkan Roosevelt'e şöyle bir şey yazmış bir mektubunda Keynes 1933'te:

    Thus as the prime mover in the first stage of the technique of recovery I lay overwhelming emphasis on the increase of national purchasing power resulting from governmental expenditure which is financed by Loans and not by taxing present incomes. Nothing else counts in comparison with this. In a boom inflation can be caused by allowing unlimited credit to support the excited enthusiasm of business speculators. But in a slump governmental Loan expenditure is the only sure means of securing quickly a rising output at rising prices. That is why a war has always caused intense industrial activity. In the past orthodox finance has regarded a war as the only legitimate excuse for creating employment by governmental expenditure. You, Mr President, having cast off such fetters, are free to engage in the interests of peace and prosperity the technique which hitherto has only been allowed to serve the purposes of war and destruction.

    Anladığım kadarıyla militarist, askeri harcamalara (ve zihniyete) karşı olduğunu söylüyor burada Keynes.

    Sizin bulgu ve bilgileriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynes, durgunluğa ya da depresyona girmiş bir ekonomide toparlanmayı, canlanmayı sağlamak için maliye politikasının genişlemeci olarak kullanılmasını öneriyor. Savaşa karşı duruşu olduğu izlenimi bende de var. Birinci Dünya savaşının yıkımını yaşamış ve ikinci dünya savaşına gidişi ve o savaşı görmüş bir kuşağın temsilcisi olarak bu tavrı çok normal. Buna karşılık savunma sanayii ve savaş sanayiinin temeli (o bunu desteklememiş olsa da ) hep Keynesyen modele dayandırılır.

      Sil
  32. Hocam merhaba, biraz alakasız olabilir beni mazur görün lütfen ama iktisatla ilgili kesinlikle okunması gereken 5-10 kitabı (güncel ya da klasik) ve mutlaka izlenmesi gereken filmleri vs. bizimle paylaşabilir misiniz acaba? Şimdiden çok teşekkürler ve iyi bayramlar!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları epeyce yazdım çizdim geçmişte. İki kitabı mutlaka okumanızı öneririm: (1) Gülten Kazgan: İktisadi Düşünce Tarihi (veya politik iktisadın evrimi) ve (2) Alaeddin Şenel: İlkel Topluluktan Uygar Topluma.

      Sil
  33. Mahfi abi; resmen blogculukta bir konsept yarattiniz. Hemen herkese cevap vermeler, agir abiligi korumada basari, mesafeli ve ayni zamanda samimi cevaplar (ikisi de beraber gercekten) ve en onemlisi yogunlugunuza ragmen her zaman okuyucuya butik tarzda cevaplar. Tek kelimeyle bravo. En kisa zamanda sizinle tanismak icin elimden geleni yapacagim. Saygiyla egiliyorum

    YanıtlaSil
  34. Hocam ben genel olarak bir sorum olacaktı; eğer devlet borçlanmasını aşırı bir şekilde artırıp bu parayı da bankalara tahvil satarak sağlarsa piyasa faizleri yükselerek crowding out effect denen özel sektörün yatırımlarının dışlanması Gündeme gelecektir deniyor .
    şunu sormak istiyorum ;ilk başta faizlerin yükselmesinden dolayı özel sektörün yatırımları dışlanmış gibi gözüksede devlet daha sonradan piyasadan çektiği parayı harcadığında bu harcamalar Kişilerin gelirini artıracaktır kişilerde ellerine geçen parayı muhtemelen bankaya yatıracakları için bankanın devlete verdiği fonlar tekrardan bankacılık sistemine dönecektir. Eğer dediğim gibi olursa özel sektörün yatırımları dışlanmamış oluyor yanlış mı düşünüyorum yada nereyi eksik düşünüyorum ?bir türlü cevabını veremedim yardımcı olursanız sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parayı eline geçirenlerin kim olduğu önemli. Eğer para bizde olduğu gibi eninde sonunda düşük gelirli ve dolayısıyla düşük tasarruf eğilimli kişilerin eline geçerse o zaman tasarruf edilmeyip harcanıyor. Sonunda enflasyon yükseliyor ve devlet, enflasyon nedeniyle artan kamu giderlerini karşılamak için yeniden borçlanıyor. Öyle olunca faizler yükselmeye başlıyor ve özel kesim kar edemeyeceğini düşünmeye başlayınca borçlanarak yatırım yapmayı kesiyor. 2001 öncesi Türkiye de durum buydu.

      Sil
  35. Ekoomi adına öğrenilecek bir ders varsa oda "Halkın" bakış açısıyla "Ekonominin karar birimlerinin" bakış açısını bu resimdeki kadar net ;)

    YanıtlaSil
  36. Halkın bakış açısı ve ekonominn karar birimlerinin bakış açısı: http://i.hizliresim.com/vLzW5p.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonominin karar birimleri yerine hükümetin ve bürokrasinin dersek daha doğru olur.

      Sil
  37. Yüksek enflasyon ekonomiyi sıkıntıya sokar ama bir de algı aynılgısı da oluşturuyor sanırım.
    Çünkü 6 aylık dönemlerde emekli maaş zamlarında +para beklentisi, enflasyonun yüksek çıkmasının etkilerinden daha yüksek oluyor diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  38. Hocam, bugün bir alışveriş mağazasında 100 TL ve üzeri alışverişlerde 40TL'lik hediye çeki veriliyor yazıyordu. Ne iyi %40 indirm gibi diye düşündüm. Ancak bu hediye çekini bir sonraki 100 ve üzeri alışverişlerde kullanabiliyorsunuz. Yani toplamda en az 240TL lık alışverişte 40TL indirim alabiliyorsunuz yani aslında %16.66 indirim yapılıyor.
    Matematiksiz ekonomi olmuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, benzer bir uyanikligi farkettigimde cok sasirmistim: "Pesin fiyatina 10taksit ve pesin alimlarda %30 indirim." Ilk duydugunuzda ne cazip geliyor ama aslinda. "Pesin fiyatim su, 10taksit yaparsam %30 vade farki alirim" demekle ayni kapiya cikiyor. Sunum super.

      Sil
  39. Hocam kusura bakmazsanız yukarda cevaplanıdınız fakat aklıma yatmayan bir kaç husus var izninizle sormak istiyorum tekrar oluyorsada affınıza sığınıyorum ;
    Eğer kamu bütçe açıklarını piyasadan finanse ederse ve bunu Alışkanlık haline getirirse piyasada ki fonlara kamunun da talebi ekleneceği için piyasada faziler yükselecek ve özel kesimin yatırımları da faize son derece duyarlı olduğu için söz konusu yatırımlar azalacaktır. Bu konuda ki analizinizi hazine Kitabınızda grafiklerle göstererek De anlatmışsınız.
    Fakat aklıma her nedense şu geliyor ; kamu piyasadan çektiği fonu belki özel kesim kadar verimli alanlarda kullanmayacak olsada bu parayı transfer,destekleme giderleri, yatırım harcamaları şeklinde tekrar ekonomiye kazandıracak bu da diğer kesimlerin geliri olacaktır. Bu kesimlerde elde ettiği gelirleri tekrardan bankacılık sistemine aktardığında bankacılık sisteminde ilk anda devletin talebiyle azalan fonlar şimdi yerine gelmiş olmayacak mı? Dolayısıyla da fonların yeniden bankacılık sistemine Dönmesi ilk anda yükselen faizleri tekrardan aşağı getirmez mi? Bu sebeple de dışlama etkisi giderilmiş olmaz mı?
    Kitaplarda devletin piyasaya girmesiyle faizler yükselir özel kesim yatırımları dışlanır deniyor fakat fonların tekrardan bankacılık sistemine döneceği düşünülmüyor.ben mi eksik düşünüyorum eksik düşünüyorsam da nereyi eksik düşünüyorum ?saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devletin borçlanmaya girmesi ve bu borçlanmaya artırarak devam ettirmesi halinde crowding out etkisi oluşabilir. Ama eğer özel kesim zaten yatırım yapmamaya başlamışsa (Türkiyede iki yıldır durum böyle) ve o nedenle ekonomik büyüme düşmüşse ayrıca kamu borç yükü de makul sayılabilecek bir düzeyde ise o zaman bu tür ilkeleri fetiş haline getirerek ekonomiyi de boğmamak gerekir. Unutmamak gerekir ki ilk 6 ayda Türkiye 35 milyar TL nin üzerinde faiz dışı fazla verdi. Bunun mesela 10 milyar TL'sini ekonomiye verse ne olur? Bence iyi olur. Ekonomi canlanır. Sonra yine hafif hafif harcamaları sıkmaya başlarız.

      Sil
  40. Hayatı boyunca izin, tatil, dinlenme (pazar günleri de dahil) nedir bilmeyenler için de tatil yapın.

    He mi?

    YanıtlaSil
  41. Hocam öncelikle üniversiteye başlayan çaylak bir iktisatçı olarak yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.Iktisat egitimime yildiz teknikte yari ingilizce olarak baslicam.Sizce kendimi gelistirip iktisatla ilgili onerdiginiz kitaplari okursam iyi paralarla iş bulma olanagim artarmi yada var mi okul hakkinda dusunceleriniz nelerdir?

    Simdiden cok tesekkurler saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önceliğiniz para kazanmak değil öğrenmek olmalı. Yaşıtlarınızdan daha ileri bilgiye sahip olacak şekilde çalışmalı ve öğrenmelisiniz. Para kazanmak sonraki aşama. Eğer para kazanmaya odaklanacaksanız o zaman ekonomi kitapları yanında muhasebe, hukuk bilginizi ilerletmeniz şart. Ayrıca ingilizceyi de en ileri düzeye taşımaya bakın. 4 yıl, iyi değerlendirilirse iyi bir süre. Ve bunların hepsini yapmaya yeter.

      Sil
  42. Hocam,
    Bayramınızı kutlar, sağlık sıhhat ve esenliklerle geçireceğiniz nice bayramlar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayramda yurtdışındaydım gecikerek de olsa ben de sizin bayramınızı kutlarım.

      Sil
  43. hocam merhabalar Şirketlerin yönetim uygulamaları hisse fiyatlarını etkilermi yardımıcı olursanız sevinirim teşekkürler şimdiden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de bu tür konulardan çok spekülatif eğilimler öne çıkıyor. Ama genel olarak iyi yönetilen, profesyonel yönetilen şirketlerde hisse fiyatlarının artması gerekir.

      Sil
  44. Hocam,
    An itibarı ile altının onsu 1,132 $. Altına yatırım yapanlar, yavaş yavaş altından çıkıyorlar diye düşünüyorum.
    ABD haziran enflasyonu %0,3. Bu da FED'in yıl içinde (eylül ?) faiz artışına başlayacağı yönündeki görüşleri kuvvetlendiriyor.
    Sizce ABD'de hiper enflasyon tehlikesi ve dolayısıyla altının astronomik rakamlara çıkma olasılığı var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasalar sorunun yanıtını vermiş oldular.

      Sil
    2. Altın konusunda 1 yıldır görüşüm değişmedi. 2015 Dolar yılı olacak demiştim aynen öyle oluyor. Sanırım bu gidişle 2016 da Dolar yılı olacak. Altın, bizde Dolar nedeniyle değerini koruyor. Altına para yatırmak yerine Dolara yatırmak kazancı artıracak bir tercih olur.

      Sil
  45. İyi bayramlar. Hayranım size. Sizi çok seviyorum. Umarım mikroekonomi kitabınıza imza günü düzenlersiniz ve sizinle tanışma imkanı bulabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, geçmiş bayramınız kutlu olsun.

      Sil
  46. Mahfi Bey, İran'a uygulanan ambargonun kalkmasıyla İran'ın küresel dünyaya açılmasının bölge ekonomisine etkileri ne olur?
    konu hakkındaki görüşlerinizi almak isterim. Benimkiler aşağıda.
    İRAN
    Düne kadar kredi kartlarının geçmediği, hiçbir Amerikan malının satılmadığı İran'a nükleer silah anlaşmazlığı yüzünden uygulanan ekonomik ambargo kaldırıldı, İran küresel dünyaya açılıyor artık. Bu durumun bölgedeki ülkelerde ekonomik sonuçları ne olur?
    İran, Suudi Arabistan'dan sonra bölgedeki en büyük petrol üreticisi. Ambargonun kalkmasıyla, gizli saklı yaptığı ucuz petrol ve doğalgaz ihracatı, resmiyete kavuşur, böylece enerjide ihracat geliri daha da artar. Sahip olduğu bu enerji zenginliği ona olağanüstü bir yatırım avantajı sağlıyor. Petrole sahip diğer müslüman ülkelerden önemli bir farkı var İran'ın: Sanayileşmeye uygun bir altyapısı ve vizyonu var. Enerji zaten ucuz, üretimde de işgücü ucuz olduğu için, ambargonun kalkmasıyla ticarette cazip bir ülke hale gelecek: hem yabancı yatırımcı çekmek açısından hem de ürettiğini ihraç etmekteki rekabetçiliği açısından oldukça güzel günler bekliyor İran'ı...
    Ambargonun kalkmasıyla ülkede 5 koldan sanayi atılımları planlanmaya başlamış bile. İran'ın ithalatının artacağı aşikar, ama buna karşılık ihracatı katbekat artacaktır. Perakendede dünya markaları İran'da mağaza açıp satış yapabilir ama İran'ın teknoloji ürünlerinde planı farklı. Bunları kendisi üretip bölge ülkelerine hatta Avrupa'ya satmayı planlıyor. Teknolojik Ar-ge için hem finansal güçleri hem de teknik altyapıları var. Lojistik açıdan ise konumu itibariyle Türkiye gibi avantajlı bir konumda, ihracatta sadece bize değil, Çin ve Hindistan'a da ciddi bir rakip olacağını düşünüyorum. Sonuç itibariyle, oluşan bu yeni ve ciddi pazardan ihracatta pay alabilmek için İran'la yakınlaşmak gerekir ama bunu sadece Türkiye değil, bölge ülkeleri ve ekonomisi duraklayan Avrupa ülkeleri de yapmaya çalışacak. Bu durumda seçme hakkı İran'ın olacak.
    İran, planladığı gibi ihracat değeri yüksek teknoloji ürünlerinde atılım yapabilirse, nüfusu da az olmadığı için (78 milyon) önümüzdeki yıllarda GSYH dünya top 10 listesine rahatlıkla girer, hatta ilk 5'i zorlar. (Şu an Türkiye'nin hemen arkasında 15.sırada) İranlılar üretmek istiyorlar, e petrolleri de var yani para var huzur var, ortadoğunun yeni incisi İran olabilir, kuvvetle muhtemel. Hatta ve hatta Çin, Rusya ve İran yakınlaşması olursa, dünya üzerindeki tüm dengeler değişir. Diye düşünüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de aşağı yukarı sizin özetlediğiniz gibi düşünüyorum. Çok iyi özetlemişsiniz, eklenecek pek bir şey kalmamış.

      Sil
    2. Iran'ın toplumsal yapısı insanların bireysel ekonomik faaliyetlerinden elde ettiği getiriye el koyacak şekilde şekillenmiş olduğu için o dediğiniz atılımları yapması zor; çook zor.
      Uzun bir süre daha, saçı görünmüştü renkli giymişti vs gibi fuzuli işlerle uğraşma potansiyelleri var.

      Sil
    3. İran'ın genelinde hakim olan kesif şeriat düzenine, kesif muhafazakâr düzene elbette karşıyız.

      Fakat şunu belirtmek zorundayız:
      Ne yazık ki İran'a da 'bireyci' & 'individualist' zehir geçmişte hiç görülmediği kadar enjekte edilmeye başlanacak! İran'ı da 'bakın ne güzel; bu ülke de artık dünyaya entegre oluyor' zırvalamaları ile kapitalizmin dipsiz kuyusuna atmaya başlıyorlar!

      Orada da 'yeşil yol protestoları' gibi haklı muhalefet zincirlerinin kurulması an meselesi; çünkü kapitalizmin en güçlü buldozerleri faaliyetlerine başlamak üzere!

      Hatırlayan var mı 'Ali Şeriati' kimdi, ne uyarılar yapmıştı!
      Soyisminde 'şeriat' kelimesi geçtiği için onu hemen 'gerici' olarak yaftalayanlar çıkarsa hiç şaşırmayız!

      *
      I have no religion but if I were to choose one it would be that of Shariati's!

      Benim bir dinim yok. Ama bir tane seçmeye karar verseydim, bu; Ali Şeriati'ninki olurdu!

      (Jean-Paul Sartre)

      *
      In comparison with capitalism, which reconstituted man as an economic animal,
      In comparison with Marxism, which found man an object made up of organized matter,
      In comparison with Catholicism, which saw him as the unwitting plaything of an imperious unseen power (the Divine Will),
      In comparison with dialectical materialism, which saw him as unwitting plaything of the deterministic evolution of the means of production;
      Existentialism made man a god.

      İnsanı bir tür iktisadi hayvan olarak yeniden inşa eden kapitalizmi,
      İnsanı bir tür düzenli, tertipli maddeden ibaret sayan Marksizmi,
      İnsanı otoriter, görünmez bir gücün bir tür şuursuz oyuncağı olarak kabul eden Katolikliği,
      İnsanı üretim araçlarının gelişigüzel olmayan evrimi sonucunda meydana gelmiş bir tür şuursuz oyuncak olarak gören diyalektik materyalizmi;
      Varoluşçulukla kıyaslarsak:
      Varoluşçuluk insanı bir tanrı hâline büründürmüştür.

      (Dr. Ali Şeriati, sosyolog
      'Marksizm ve diğer batı temelli hokkabazlıklar'
      http://tinyurl.com/ooydpgq
      Sayfa 26)

      Sil
  47. hocam, dolar ve euronun düştüğü ortamda sterlinde hiç düşüş olmaması ya da görece daha az düşüş olmasının sebebi nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngiltere ciddi bir toparlanma yaşıyor. Ayrıca ABD'yi ve AB' yi birer blok olarak kabul edersek İngiltere sanki bu blokların hem içinde hem dışında gibi bir hava taşıyor.

      Sil
  48. Hocam sizin dışınızda ekonomiyle içli dışlı kimlerin bloglarını takip edebiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar güncel başka bir ekonomist bloğu var mı bilmiyorum.

      Sil
    2. Murat Yıldırım22 Temmuz 2015 15:34

      yok hocam. derslerde bile bu kadar erken cevap gelmezdi.:)

      Sil
  49. Hocam merhaba,
    Ders 2'deki "ekonominin kuralları net"tir ile Ders 3'teki "zenginler de batabilir" cümleleri birbiri ile çelişmiyor mu? Kurallar net olsa zengin hep zengin fakir hep fakir kalmaz mıydı?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama büyük balık her zaman zengin balık demek değildir.

      Sil
    2. Ekonominin kuralları NETTİR fakat tüm değişkenler SABİT değildir. Kuralına göre oynamazsan Yunanistan gibi batabilirsin.

      Sil
  50. Sayın hocam bir ek derste iktisadın genel tanımında geçen şu 4 sihirli madde için yapabilir misiniz?

    1- kıt kaynaklar
    2- sınırsız istekler (sonsuz insan ihtiyaçları)
    3- bir ve ikiyi bir araya getirip mümkün olan fayda maximizasyonu sağlamak
    4- sosyal devlet.

    İktisadın tanımı daha da genişletilebilir ya da daraltılabilir. Kıt kaynaklara karşın insanların bitmek bilmeyen sonsuz ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağını araştırıp modellemek gerçekten kolay bir iş değil. Kaynaklar (genel olarak) sabit kalmakla beraber istekler ve ihtiyaçlar gün geçtikçe çeşitlenmekte ve buna müteakip artmaktadır.
    Günümüzde bu 4 sihirli terimi bir araya getirip, bunu başarabilen bir ekonomi ya da bir model yok sanırım? Sanırım ütopik sosyalist iktisatçılar bile bunu başaramamışlar (?). Belki kapitalizm hırslarından arındırılabilse bu başarılabilir, ama o zaman kapitalizm olmaktan çıkar.
    Bu konuda görüşünüz nedir hocam.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki akşam yemeği için elimizde 3 tane tost var. 3 kişi var. A 2 gündür bir şey yememiş, B 1 gündür bir şey yememiş, C ise sabah kahvaltısı yapmış olsun. Bu durumda 3 tostun 1 tam ve 1 yarım tostu A'ya, 1 tostu B'ye, yarım tostu da C'ye verirsek bu saydığınız 4 eylemi de tamamlamış oluruz.
      İşin teorik yönü budur. Da uygulamada bunu yapacak olan sosyal devlet nerededir onu bilemem.

      Sil
    2. Kusura bakmayın ama yazdığınız bu şablona sosyalist veya komünist sistem deniyor Mahfi bey!

      Mutlaka siz bizden daha geniş biliyorsunuz: Kapitalizm, gelir dağılımı adaletsizliği üzerine kuruludur! Yazdıklarınızın gerçekleşmesi için sosyal devlet ne yazık ki yeterli değildir! İlk olarak kapitalizmi ortadan kaldırmak şarttır! Sonra kurulacak düzen görüşmelerinde ise köktenci komünizme kaymayan zeminde araştırmalara başlanmalıdır! Da bunu yapacak olan, 'hayatı' ve 'insaniyeti' ilk sıraya koyan zihniyet nerededir onu bilemiyoruz!

      Sil
  51. Hocam, Çukurova Üniversitesi İktisat Bölümünden geçen ay mezun oldum. Hocam, özel sektör iş avantajı açısından makro iktisat alanında tezli yüksek lisans konusunda öneriniz var mıdır? Teşekkür ederim. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer özel sektörde çalışmayı planlıyorsanız makroekonomi yerine işletme veya finans dallarından birinde yüksek lisans yapmayı tercih edin derim.

      Sil
  52. Hocam,

    1. Şu fotoğraftaki T-shirt'ünüzü gönderir misiniz?

    https://pbs.twimg.com/media/CKhx73eW8AAVbYG.jpg:large

    Çerçeveletip AR/GE departmanımızdaki duvara asacağız.

    2. Size hayran hayran bakan küçük arkadaşımızın iletişim bilgilerini yazar mısınız? Bir allame ile temas kurabilmiş bir insanın hayatında meydana gelen değişiklikleri incelemek için kendisine kan testi uygulayacağız. (Endişelenmenize gerek yok. Artık iğne vb. materyaller kullanmadan, icat ettiğimiz [tabii ki patentine sahip olduğumuz] cihazla, damara 5 cm mesafeden kan çekebiliyoruz.)

    Adres:
    Türkiye Cumhuriyeti
    Yapısal Reformlar Merkezi
    (ODTÜ yanı)
    Ankara, Türkiye

    Cevaplarınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fotoğraftaki bebek Lina idi. Tur boyunca hiç ağlamadı desem yeridir. Güler yüzüyle turun sevgilisi oldu. Çocuğun kafasına bugün doğru görünen ama yarın yanlış olacak olan ekonomi modellerini, teorilerini, uygulamalarını sokmanıza izin veremem.

      Sil
    2. Kapitalizme karşı olduğunu açık açık bildirdiğiniz için teşekkür ederiz (tabii ki komünizme meyletmeden) Mahfi Bey.

      Sil
  53. hocam Fed faiz artımına başlarsa Türkiye için senaryoları dolar kuru artar,emtia fiyatları düşer, ihracat artar, ithalat azaldığı için enflasyon artar, faiz oranları yükselir ve büyüme oranları düşer diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer diğer koşullar değişmez sadece Fed faizi yükselirse şunlar olur sanırım: Türkiye'ye yabancı kaynak girişi düşer, TL değer kaybeder, faizler yükselir, büyüme daha da düşer, işsizlik artar enflasyon artar. Buna karşılık ihracatın artabilmesi sadece TL'nin değer kaybına bağlı değildir. Bizim satacağımız malları alanların durumu iyileşmezse ihracatımız da artmayabilir. Çünkü Fed'in faiz artırımı onların durumunu da bozabilir.

      Sil
    2. çok teşekkürler hocam kısaca zor günler Türkiye ekonomisini bekliyor seçimleri de katarsak işin içine.

      Sil
    3. Seçimler emin olun işin en hafif kısmı.

      Sil
  54. Beş derste ekonomi, harika.

    YanıtlaSil
  55. "yüksek faiz yüksek enflasyonu doğurur" Recep Tayyip Erdoğan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altıncı ders: Ön yargılar gerçeği doğru olarak görmeye engel olur.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...