28 Ekim 2015 Çarşamba

Atatürk'ün Yazdığı Geometri Kitabı

Babam 1913 doğumluydu. İlkokul ve ortaokulu Arap harfleriyle Osmanlıca yazılan sistem içinde okumuştu. Liseye başladığı sıralarda Harf Devrimi yapılmış ve Arap harfleriyle Osmanlıca yazılıp okunan sistemden Latin harfleriyle Osmanlıca yazılıp okunan sisteme geçilmişti. Osmanlıca, Türkçe, Arapça ve Farsçanın karışımından oluşan ağır bir dildi. Dolayısıyla Latin harfleriyle yazılsa da dil bugünkünden çok farklıydı. Babamdan duyduklarım dışında ben bu dille ilk kez resmi olarak Mülkiye’de okurken hukuk dersleri dolayısıyla karşılaştım. Sonradan Maliye Müfettişliği sırasında Muhasebe-i Umumiye Kanunu veya Memurin Muhakemat-ı Hakkında Kanun-u Muvakkat gibi yasaları okurken ve uygularken daha fazla içine girdim. Bu yasaları anlayabilmek için Osmanlıca – Türkçe sözlükle çalışırdık. Bir örnek olması için size Memurin Muhakemat-ı Hakkında Kanun-u Muvakkat’ın birinci maddesinin Osmanlıca özgün halini ve Türkçe karşılıklarını vereyim:

Özgün hali:Memurinin vazife-i memuriyetlerinden münbais veya vazife-i memuriyetlerinin ifası sırasında hadis olan cürümlerinden dolayı icrayı muhakemeleri şerait-i atiye dairesinde mehakim-i adliyeye aittir.’ Türkçe çevirisi: ‘Memurların, memuriyet görevlerinden doğan ya da memuriyet görevlerinin yerine getirilmesi sırasında işledikleri suçlarından dolayı yargılanmaları, aşağıdaki koşullar çerçevesinde Adliye Mahkemelerine aittir.’

Harf devrimi yapılmıştı ama bu yeterli değildi. Yukarıda örneğini verdiğim bütün bu metinlerin de Türkçeye çevrilmesi gerekiyordu. Bu yapılmadığında Osmanlıcayı Arap harfleriyle yazmak yerine Latin harfleriyle yazmaktan öteye gidilemiyordu. Ne var ki bu basit bir çeviri işi değildi. Bazen Osmanlıca’daki Arapça veya Farsça sözcüklere Türkçe karşılıklar bulmak gerekiyordu ve bu çok zaman alıcı bir işti. Bu işi bilimsel bir çerçeveye oturtarak yapmak için Atatürk, 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni (Türk Dil Kurumu) kurdurdu. 

Atatürk, eski dille eğitimin en rahatsız edici olduğu alanlardan birisi olarak gördüğü geometriyi (o zamanki adıyla hendese) doğrudan kendisi ele almaya karar vermişti. 1936 yılında Fransızca geometri kitaplarını aldırarak bunlardan yola çıkıp Türkçe karşılıklarını yazmaya başladı. İşte bu çaba sonucunda zait artı, nakıs eksi, müsavi eşit, müselles üçgen, murabba kare haline dönüştü. Bizim kuşaklar müselles-i mütesaviyül adlâ’yı eşkenar üçgen, zaviyetan-ı mütekabiletan-ı dahiletan’ı iç ters açılar diye okumanın rahatlığıyla yetişti. Bugün kullandığımız üçgen, dörtgen, kare, prizma, poligon, köşegen, silindir, daire, çember, çizgi, paralel, dikey, koni, piramit gibi geometri terimleri hep Atatürk’ün o çalışmasıyla Türkçeye kazandırıldı.  

Babam Arapça harflerle yazmayı öğrenmiş ve unutmamıştı. O kuşağın eski Türkçe dediği Osmanlıcayı da çok iyi biliyordu. Hukuk Fakültesinde en ağır Osmanlıcayı okumuştu. Okuduğu kitapların yanına not alması ya da hızlıca bir şeyler yazması gerekirse Arap harfleriyle Türkçe yazmayı tercih ederdi. Nedenini sorduğumda “steno gibi kısa yazmaya yarıyor” derdi. Ama kendi kuşağından birçok kişi gibi o da Arapça bilmezdi. Arap harflerini bildiği ve kullandığı, Arapça tamlamaların etkisindeki Osmanlıcayı iyi bildiği halde niçin Arapça bilmediğini o zaman anlayamazdım. Oysa o durumun, Latin harflerini bildiği ve o harflerle Türkçe yazdığı, okuduğu halde Latince, İngilizce ya da Fransızca bilmemekten hiçbir farkı yoktu.   

Geçenlerde kitapçıda kitaplara bakarken raflardan birinde Atatürk’ün yazdığı Geometri kitabını görünce hemen aldım. Bu kitap aslında bir geometri kitabından çok geometri terimlerini şekillerle anlatma ve tanımlama kitabı olarak kabul edilmeli. Başından sonuna kadar hızla okudum. Okudukça Atatürk’e, onun bilime olan saygısına ve ulusunun bilim öğrenmesi için gösterdiği çabaya hayranlığım biraz daha arttı.

Ne zaman geometri çalışırken şikâyet etsem babam “Ne şikâyet ediyorsun biz ‘bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesinin irtifaına hâsıl-ı zarbinin nısfına müsavidir’ diye okuduk siz ‘bir üçgenin alanı, taban uzunluğu ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir’ diye okuyorsunuz halinize şükredin” derdi.

Atatürk’ün Geometri kitabını alın ve okuyun. Kitabın, geometri bilginize katkı yapıp yapmayacağını bilemem, ama sayfalarını çevirdikçe Atatürk’ün bu ulusa bütün benliğini nasıl adadığını hissetmenizi sağlayacağına eminim.   

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun. 

156 yorum:

  1. Geometri kitabı yazan kurucunun ülkesini açı bilmeyenler yönetiyor çok acı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zaman yönetimi degiştirelim...

      Sil
    2. Degistiricez Ugur, 1 Kasimda....

      Sil
    3. Harika, okuduğum en güzel Cumhuriyet Bayramı yazısı, kutluyorum üstad, Bayramımız kutlu olsun...

      Sil
  2. Geometri kitabı yazmanın önemi sadece terimlerin yerelleştirilmesinde yatmıyor. Geometri aslında felsefe ve mantığın yani akıl yürütmenin en temelinde yatan konulardan biri hatta en başta geleni. Eski Yunan'da Pisagor vb felsefeciler aynı zamanda birer matematikçi (hendese) ve geometrici idiler. Akıl yürütme yani insan aklının önermeler ve argümanlar biçiminde mantıklı bir silsileyi takip ederek eğitilmesi ve çalıştırılması süreci de bizzat "bir üçgenin iç açıları toplamı 180 derece ise..." diye başlayarak devam eden geometri hesapları üzerine kuruludur. Yani Atatürk'ün geometri ve vatandaşlık bilgisi kitaplarını yazmayı tercih etmesi keyfi bir durum ya da tesadüf değil. Aksine, ortaya koymaya çalıştığı cumhuriyet rejiminin önce insan aklı üzerinde kurulması gerektiğini ve bu sistemin ancak modern ve akılcı bir vatandaşlık kavramı ile ayakta kalabileceğinin farkındaydı. Bu iki niteliği de geometri ve vtandaşlık bilgisi kitapları yazarak oluşturmaya çalıştı.

    Bu güzel yazınız için teşekkürler.

    İ.İ.

    YanıtlaSil
  3. Turkcelestirme, sadelestirme, harf devrimi ovgusu, su katilmamis kemalist doktrinin tezahurudur, baska bir sey degil. Bu tarz bir yaziyi bir bilimadamindan okumak da ilginc.

    800-1400 yillari arasinda Islam alimleri dunyanin bilim, teknik, tip, matematik, cografya, astronomide vs liderleriydi. Hicbiri Ataturk'un kitabina ihtiyac duymadilar, buyuk cogunluk Arapca okudu, yazdi, arastirdi.

    Turkiye'nin bilimsel acidan bugun hali, 'hendese'ye "geometri", 'muselles-i mutesaviyul adla’ya "eskenar ucgen" dememize ragmen icler acisi. Alfabesini degistirmeyen onca ulke bugun yeni patent vs bilimsel yayin konusunda Turkiye'yi fersah fersah geride birakmis halde. OECD siralamalarinda yerlerde surunuyoruz. Konu dilde degil, baska bir yerlerde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu nerede o zaman onu söyleyin. 800 - 1400 arasında İslam alimleri lider idiler de bugün niçin ortada yoklar? İslam dininin yorumunda mı bir sorun oldu? Varsa bildiğiniz bir şey söyleyin biz de düşüncemize ona göre yön verelim.

      Sil
    2. matbaa 1400'lerin ortalarinda kullanilmaya basladi - tabi batida. osmanli'ya girisi 1700'lerin basi, o da asiri sinirli sekilde. ibrahim muteferrika 17 yilda ancak 17 kitap basabilmis, kitaplarin tamami defalarca saray tarafindan okunup onaylandaktindan sonra basilmis. 17. yuzyilin ortalarinda osmanli'da okuma yazma orani 2-3% arasinda kalirken ingiltere'de bu oran 20%'ye yaklasiyormus. (Daron Acemoglu, Why Nations Fail, 2014)

      Sil
    3. Değerli Adsız,
      İslam Alimleri bahsini ettiğiniz çağlarda nasıl Arapça ile bilim yaptı iseler bugün de bilim yapabilmek için Latin alfabesini kullanmak zorundalar. Aziz Sancar gibi değerli bir bilim adamımız takdir edersiniz ki Arap alfabesi ile yazarak Nobel alamazdı. Haldun-Laffer Eğrisi belki sizin gözlerinizin göremediği hakikati biraz daha belirgin hale getirebilir. Kemalist Propaganda diyerek gayet taraflı olduğunuz anlaşılıyor halbuki İslamcı kimliği ile bilinen Mehmet Âkif, Necip Fazıl gibi kimseler o yıllarda harf devrimine hiçbir eleştiri getirmediler. Tarihi Kadir Mısıroğlu gibi aklı kaçıklardan değil gayet saygın tarihçilerden okumanızı tavsiye ederim. Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.

      Sil
    4. Murat Selcuk, bir yanlis anlasilma oldu galiba, yaziniz bana degil, Kerem'e hitaben yazilmis gibi ...

      Sil
    5. Evet, özür diliyorum. Sayın Kerem olarak düzeltiyorum.

      Sil
    6. Murat Bey, Mahfi Bey,

      Once "tarafli oldugunuz anlasiliyor" gibi fuzuli ad hominem laflari birakalim. Propaganda lafindan rahatsiz olduysaniz “endoktrinasyon” kullanayim. Turkiye’de oturmuyorum, Kadir Misiroglu kim bilmiyorum.

      Bugune kadar tabii bilimlerde (baris, edebiyat vs haric) 20'den fazla Japon nobel odulu almis bilim adami var. Sizce bunlar Japon alfabesini terkettikleri icin mi bu basariya ulastilar? Sizin kastettiginiz sey "dil" bilmektir, alfabe degil. Dil ogrenirken gerekirse alfabesini de ogrenirsiniz. Aziz Sancar'in kendi roportajlarinda da belirttigi gibi Amerika'ya ilk gittiginde Ingilizce bilmiyordu (Fransizca biliyormus). Sizce Latin alfabesi kullanan, o alfabeyle yazilan 2 dil bilen (Turkce ve Fransizca) ama Ingilizce bilmeyen biri olarak nobel alabilir miydi? Diyebilirsiniz ki alfabeyi taniyor olmasi dili ogrenmesini kolaylastirmis, dogrudur tabii.

      Ancak bu dediginizin bir adim sonrasi bayagi bir oryantalizme gider ki, “butun milletler kalkinmak icin latin alfabesine gecsin” diye sonuclanir, onu da zannediyorum kimse dogru bulmaz.

      Asagida da Mahfi Bey'in yazdigi birkac noktaya itirazim:

      "Bir Ingiliz Magna Carta'yi sozluk olmadan okuyamaz" demis. Tabii ki okuyamaz, adi ustunde "Magna Carta", Latince yazilmis, Ingilizce degil. Fakat Mahfi Bey asagida bir yerlerde Shakespeare ornegini de veriyor ve maalesef yaniliyor. Bugun iyi egitim almis her Ingiliz, eline Shakespeare aldiginda ne yazildigini kismen de olsa anlar, ben bile anliyorum, siz anlamiyorsaniz Ingilizce’niz yetersiz demektir. Baska bir ornek: ben Alman tedrisatindan gectim, bize okulda Alman destanlarini okuturlardi, gayet de guzel anlardik.

      Kastettiginiz sey elbette kismen dogru, ben babamin dilini konusmuyorum, babam dedemin dilini konusmuyor, bugunun Ingilizi Shakespeare’in dilini konusmuyor vs. Bizim de dilimiz Turkce, 500 yil once de Turkce idi, bugun de Turkce. Alfabe degisti, ama dil ayni. Fakat dogal olarak ayni Turkce degil. Lakin bu alfabeyi kokten degistirmenin bahanesi olamaz.

      Mahfi Bey, gene asagida bir yerlerde “tarihimizi kaybetmemiz dil degil ilgisizligimiz vs yuzunden” demis. Bence yaniliyor. Dusunun, 2015 yilinda dahi Osmanli tarihi hakkinda yazilmis en kapsamli ve detayli eser Hammer-Purgstall’in yazdiklaridir. Harf devriminin yaptigi sey, bir milletin bellegini sifirlamak, ikinci nesilden itibaren yetisenlerin, Osmanli donemi ile bagini tamamen koparmak olmustur. Ilgi duysaniz ne ogreneceksiniz? 1930 dogumlu bir tarihcisiniz diyelim, Osmanli ekonomik tarihi hakkinda arastirma yapmak, makale hazirlamak istiyorsunuz. Dili biliyorsunuz, o hala Turkce, fakat eldeki hangi orjinal kaynagi okuyacaksiniz? Nereden kayitlara ulasip, anlayip analiz yapacaksiniz?

      Bunlar uzun konular, haliyle burada cozulecek konular da degil. Ozetlemek gerekirse Cumhuriyet atiliminin cok cok onemli oldugunu, fakat harf devriminin fayda (bati medeniyetine entegrasyon (ozellikle asagida Candan Atadostu’nun son yazdiklarini cok ilginc buldum), hizli cumhuriyet hamlesi ile okur-yazar oraninda muthis bir artis vs) ve zararlarinin (kimliksizlestirme, iki medeniyet atasinda hazimsiz bir konumda kalma, zirve noktalarina herhalde bugunlerde geldigimiz cakma Osmanli sevdaciligi ve onun uzerinden kutuplasmis toplum vs) ayni seviyede oldugunu dusunuyorum.

      Hepimizin Cumhuriyet bayraminiz kutlu olsun.

      Sil
    7. Ben de bu dil devrimi konusunda Kerem Bey'e katıldığımı belirtmek isterim. Nitekim modernizasyona (batılılasma da diyebiliriz) Osmanlı devletinden daha geç dönemde başlamış epey bir ülke(Japonya, Kore, Israil, hatta devrim öncesi Iran bile) döneminde Türkiye Cumhuriyeti'nin başardıkarından daha fazlasını bilim ve edebiyata kazandırmış. Tabi bu durum birçok değişkenin eseri (sosyopolitik durumdan, dine ya da dilin yapısına) ama dil devrimi adında Türkçeleştirme dedikleri şey epey bir başarısız olmuştur. GeomeTri kitabındaki terimlerin %80 i türkçeleştirme sayılamaz daha çok yabancı dildeki terimin yeni Türk halfabesiyle pronansiyasyonudur. Gerçekten de sadelestirme adına Türk dilinin zengin yapısı bozulmuş şu anda 19. yy daki herhangibir eseri bir Türk öğrencisinin anlaması ancak Osmanlıca adını verdikleri (bana kalırsa bu terim de yanlıştır) dili öğrenmeleri doğrultusunda mümkündür. Bu yüzden bu Coğrafyanın tarihi ile ilgilenenler arasında en başarıları Eric Jan Zurcher, Donald Quaraet yada bilimum Ermeni Rum tarihçi olmuştur. Bu devrim malesef ki o dönemde rejimi halka daha hızlı empoze etmek uğruna gelecek nesillere zarar vermiştir. okuma yazma oranı halfabe veya dille ilgili değil, devletin vatandaşına eğitim hizmetini ne kadar verebildigi ile ilgilidir. Ortalama bir Japon yahut Koreli yada Israilli Ingilizce öğrenirken bir Türk un cektiginden daha fazla zorlanmiyor bana kalırsa.

      Sil
    8. Kusura bakmayın Kerem bet-y ama eline Shakespeare'nin kitabı alan bugünün İngilizi ne kadar anlarsa ben de o kadar Osmanlıca metinleri anlarım. Eski Türkçe yazılı olanı anlamam ama zaten İngiliz de latince yazılı Magna Carta yı anlamaz. Magna Carta'yı anlamak için Latince öğrenmesi gerekir. Oysa o tarihinin en önemli parçasıdır. Bizde de Osmanlı belgesini okumak için Eski Türkçe öğrenmeniz gerekir. Herkesin de o orijinal metinleri okumaya merakı olduğunu düşünmüyorum. Meraklısı öğrenir ve okur.

      Sil
    9. Öte yandan bir Çinliyle konuşursanız hemen anlarsınız ki sizin ingilizce öğrenmek için gösterdiğiniz çabanın en az üç katını göstermek zorunda kalıyorlar.

      Sil
    10. Mahfi bey, Kerem bey'in saat 11.51'de yazdıkları herşeyi apaçık ortaya koyuyor.

      Kerem bey'i ben de haklı buluyorum.

      Kendisi latin alfabesine karşı olmadığını ısrarla söylemiş zaten. Cumhuriyet kurulduktan sonra "dil devrimi" yapılarak, bir gecede, bir imparatorluk bakiyesinde birike birike gelmiş geleneklerin çok çok büyük kısmı anlaşılamaz hâle dönüştürüldü! Örneğin, bugün Topkapı'daki arşivi incelemeye gidenlerin büyük kısmı sadece "Osmanlıca", "Eski Türkçe", "Farsça", "Arapça"ya hakim olanlar! Yalnız ve yalnız latin alfabesi ile eğitim görenlerin çoğunun hayattaki tek gayesi, İngilizce öğrenmek, ABD'ye kapak atmak, facebook'da "entry" yazmak "like" yapmak, o kadar!

      Eğer "Osmanlıca" veya "Eski Türkçe" ile beraber "dil devriminin getirdiği latin alfabesi" toplumumuza öğretilse idi, bugün bambaşka bir Türkiye'de yaşıyor olurduk! Ve hattâ Attila İlhan bile "Osmanlıca"nın kaldırılmasıyla aynı hayalkırıklığını yaşadığını defaatle söylemişti! Ne çabuk unuttunuz!

      Mahfi bey, kusura bakmayın ama, sizin nedense "Ortadoğu" denen yere (zaten bu kelime ABD'li bir amiralin icadıdır) karşı bir gareziniz var. Yorumlarınıza ve tweetlerinize bakınca görüyorum ki, sinirlenince hemen "Ortadoğu'lu olmak" tabirini öne sürüp, sizle iletişim kurmaya çalışanları yerin dibine sokuyorsunuz.

      Şimdi bu yetmezmiş gibi, bir de "Araplara", "Arap diline" karşı da gareziniz doğdu.

      Bakalım yarın öbür gün, kimlere, nelere karşı öfkenizi dışa vuracaksınız.

      Kusura bakmayın, eleştiri yüklü bir yazı yazdım ama böyle gözüküyorsunuz!

      Sil
    11. Allâh aşkınıza Aziz Sancar'ın Fransızca bilmesiyle konu hakkinda nasıl bir bağ kurdunuz çok merak ediyorum. Fransızca Arap alfabesiyle mi yazılıyor? Yazdıklarımla yazdıklarınız arasında hiçbir ilişki yoktur. Türkçe Kursu'na gitmenizi tavsiye ederim zira imlânız da çok bozuk! Mugalataya yer bırakmayalım. Japon bilim adamı Arap alfabesi kullansa onu kim bilirdi? İnanın Araplar bile bilmezdi sadece konunun meraklısı bir kaç kişi bilirdi. Anlıyorum ki siz kafanızda bizim nasıl düşüneceğimizi belirleyip kategorize ediyorsunuz. İngilizce ile ilgili hiçbir şey yazmadığım halde Aziz Sancar'ın Amerika'ya gittiğinde İngilizce bilmemesini yazmışsınız. Alaka nedir? Türkiye'ye hangi ülkeden bakıyorsunuz bilemem lakin içinde yaşadığınız koşullara kapılmadan Türklüğünüzü muhafaza etmenizi tavsiye ediyorum. Türkiye'nin şartlarıyla yaşadığınız ülkenin şartları farklıdır.

      Sil
    12. Adsız 17:18 Ne Araplara ne de ortadoğuya karşı bir tavrım var. Sadece şunu söylüyorum. Biz Arap değiliz ve dilimiz Arapça değil. Bunları sonradan almışız. Özgün dilimiz Türkçe ve de biz Türküz.
      Attila İlhan'a saygı duysam da hep aynı şeyleri düşünmek zorunda değilim. Bunlar benim düşüncelerim.
      Ben size Arapçaya ve ortadoğuya niçin hayransınız diye soruyor muyum.
      Öyle anlatıyorsunuz ki sanki şimdi biz Arap harflerini bilen bir toplum olsaydık sanırsınız ki 77 milyon hep beraber Topkapı'daki Osmanlı arşivlerini incelemeye gidecektik. Merak etmeyin bu işleri merak edenler o alfabeyi öğrenip arşivleri inceliyorlar.
      Siz de kusura bakmayın ama ben de sizin Arap ve ortadoğu hayranlığınızı pek anlayamadığım için ben de eleştiri yüklü yanıtladım.

      Sil
    13. Kesin şu tartışmayı!

      Bundan sonra bütün dünyada bir tek dil kullanılacak:

      !!! NEWSPEAK !!!

      Sil
    14. Konu yine özünden sapıp öznel bir boyuta ulaşmış. Aslında özü son derece basit: yapılan değişiklik bir alfabe değişikliğidir ve bundan sonra da bununa paralel bir "dilde Türkçeleştirme ve sadeleştirme" süreci yaşanmıştır. Mirasın ortadan kaldırıldığı ya da erişiminin olanaksız kılındığı doğru değil. Unutmayalım ki Mustafa Kemal ve tüm kuşağı bu dili çok iyi biliyorlar ve kullanıyorlardı. 1930 ve sonrası doğanlar Osmanlıca dediğimiz metinlere doğrudan ulaşamamış olabilir ama zaten Osmanlı arşivleri hariç bu dil/alfabe ile basılı metin sınırlı idi. Yani erişilemediği söylenen mirasın tümü bugün bir Batı ülkesinde birkaç ayda basılan neşriyatın toplamı etmez. Elbette nicelik-nitelik farklılığı mevcut ama erişilemeyen mirasa bugün de erişmek zor değil.

      Burada sorulmayan soru, Cumhuriyet öncesi bu "sorun" yok iken yani herkes bu dili öğrenip konuşabiliyorken bu entellektüel ortamın ne kadar ilerlemeye yol açtığıdır. Zaten okuma-yazma düşüktür ve okuma yazma bilen aydınların ise çoğu Batı eğitimlidir ve vizyonları Batı eğilimlidir. Bu ortamda nedense hiçbir entellektüel kıpırdanma yok. Koca 19.yy'da yazılanlar arasında yavaş yavaş elden giden topraklar ve bunları yarattığı travma dışında herhangi bir kültürel-edebi veya entellektüel kıpırdanma yok. Bu metinlerin hepsine bugün de erişebiliyoruz. Yani habire söylenip durulan "geçmişimizle bağımızın koparılması" gibi bir durumun nedense gerçek hayatta karşılığı yok. Eski alfabeyi öğrenmek yasak değilken kim ne okuyormuş da kimin elinden ne alınmış bunu bir gösterin lütfen. Kimmiş "geçmişimizle bağımızı koparan"? Geçmiş orada raflarda duruyor ve bugün gidip 2-3 haftalık bir kursla bu alfabe ve dili söküp istediğinizi okuyabilirsiniz. Bu neye engel olmaktadır? Bugün dertlenmemiz gereken şey halkın artık bedava bile olan kitapları okumaması olmalıdır. Eski alfabe sevdası bu sorunumuzu çözmemekte.

      Sanırım aramızda dünya görüşü muhafazakar olanlar tüm tarihi kendi ideoloji ya da dünya görüşleri çerçevesinde görmekte olmalarıdır. Bahsedilen "kayıp geçmişe" nedense bu dönemler ile aynı zamanda yaşamış Anadolu insanı bile erişememektedir. Osmanlıca denen dili halk doğrudan anlayamaz. Oysa bu dile paralel bir halk Türkçesi imparatorluğun ilk dönemlerinden beri kendi içinde ola gelmiştir. Aşık Veysel (1894-1973) Osmanlıca mı yazıp söylüyordu da bu millet onu çok sevdi? Anadolu hep Türkçe geleneğini sürdüregelmiştir. Öte yandan, eski alfabe ile yazılmış son 2 yüzyıldaki metinlerin çoğu da aslında Türkçe'ye bir dönüş göstermektedir. Farsça/Arapça yoğun aruz edebiyatı Lale Devri'nde kalmıştır. Dil zaten özüne, Türkçe'ye yönelmiştir kaçınılmaz biçimde.
      ...
      İ.İ.

      Sil
    15. İnanmayana ve heveslisine önerelim: buyrun eski alfabe öğrenin ve Namık Kemal, Halide Edip vb okuyun bakalım ne fark edeceksiniz? Ya da daha basiti bunların yeni alfabe ile olan baskılarını okuyun ve lütfen bahsettiğiniz "kayıp miras" nedir, ne kaybolmuştur bunları gösteriniz. Ziya Gökalp (1876-1924)'ü yeni alfabe ile de aynı şekilde okuyabildiğinizi görünce şaşırmayın. Bugün hala modern Türkçe ile taa Doğu Türkistan'daki Türkler ile, Hazar Türkleri ile vb anlaşabiliyoruz ve bu insanlar Osmanlıca anlayamazlar. Cumhuriyetin yaptığı büyük ölçüde öze dönmekti. Elenen sözcüklerin yerine kökleri Türkçe sözcükler türetildi; "uydurulmadı".

      Magna Carta zamanının gereği Latince yazıldı, sonra İngilizce'ye çevrildi. Bugün okuyup anladığınızı iddia ettiğiniz Shakespeare'i doğru anlamak için kendisi üzerine bir ders-kurs almalısınız. Kelimeleri okumanız anladığınız anlamına gelmez. Kelimelerin telaffuzları ve anlamları bile değişti büyük ölçüde. Bugün bir İngiliz Edebiyatı antolojisi alırsanız Shakespeare sonneleri altında neredeyse her kelimenin açıklamasının verildiğini görürsünüz.

      Bir tarihte bir devrim gerekli idi ve bu olurken etrafa bakıp o an için en geçerli olanı alırsınız. Gelecek Latin alfabesini gösteriyordu ve bunu yaptık. Dİier tüm toplumlar bugün Latin alfabesini öğrenmek durumundadır. Bizim yaptığımıza benzer bir şeyi Koreliler 15.yy'da yaptılar. O güne dek Çin ve Japon etkisi altında kendileri olamayan bu toplum 1443 yılında Hangul adlı kendi alfabelerini oluşturdular. Bunu 20.yy'da yapmak durumunda olsalar çok büyük olasılıkla bizim yaptığımızdan farklı yapmazlardı çünkü bugün bu alfabe bilgisayar ile yazım vb konularda görece sorunlu ve neredeyse her modern Koreli İngilizce öğrenmek durumunda. Benzeri Japonlar için geçerli. Her ne kadar kendi alfabelerini korumuş olsalar da onlar da tarihsel zorunluluklar yüzünden romaji denen ve Latin alfabesi ile yazılan bir yazı türü geliştirdiler. 2. Dünya Savaşı sonrası eğitim gören Japonlar bunu öğrendiler. Günümüzde hala kullanılır. Bu iki toplumun da geçmişleri ile bağlantılarını korumaları kendileri açısından teknolojik veya entellektüel bir avantaj sağlamıştır denemez. Aksine onaylayalım ya da onaylamayalım Batılılaşarak modernleştiler. Batılılaşmadan modernleşmek mümkün müdür diye apayrı ve çok sorunlu bir tartışma başlatılabilir ama modernleşme aşamasında zaten elde var olan Batılı formları kullanmak (kravat takmak gibi modern giyim vb) pratikti. Latin alfabesine geçilsin geçilmesin herkesin bunu öğrenmek zorunda olması da bu gerçeği göstermekte. Bizde nedense işin bu boyutu değil de ille de muhafazakar görüşe destek verecek düşünce biçimleri ön planda tutulmakta ve bunlar da dönüp dolaşıp "geçmişle bağımız koptu" ya da "dedelerimizin mezar taşını okuyamaz hale geldik" gibi yüzeysel ve içi boş söylemlere dönüştüler. Dedemizin mezar taşında yazanları okumak zor değil ve orada yazanların bugünkü hayatımız açısından ne derece gerekli şeyler olduğu tartışılabilir.

      Saygılar

      İ.İ.

      Sil
    16. Can caźim adsız adaşim ; at çamuru izi kalsın mantıği ile ilerlemeyelim. Sevmeye bilirsiniz , benimsemeyebilirsin saygi duyarim hatta birlikte de eleştirebiliriz de lakin bu dil konusu nu cok farklı sahnelere getirmişiz .

      Yorumlarda yargı kabul ettirme noktasına gelinmiş tamamen bu nesnelliği kaybetmeden sadece dil hakkinda yorum yaparak koskocaman tarihi öznel yorumlamaktan kurtulalım birlikte.

      Ural altay dil ailesi , sami dili ailesi
      Bu iki hakikatı araştırırsak sanırım kimin kime gittiği geldigi hakkinda bilgi sahibi oluruz

      Sil
    17. Sayın Adsız @03:22,

      Ural-Altay ve Sami dil ailesinin farklı olmasının konu ile ilgisini çözemedim. Burada tartışılan konu sadece bir alfabe değişikliği değil, aynı zamanda bir kafa yapısı değişikliğidir ve diğer devrimler de bunun tamamlayıcısıdır. Bir tek değişikliği seçerek üzerinde konuşmak bize sınırlı bir gerçek sunar.

      Saygılar,

      İ.İ.

      Sil
  4. bu kitabı direkt yıllar önce okumuştum, direkt tıklayıp inceleyebilirsiniz
    http://www.minibilisim.com/isteataturk/e-kitap/Geometri.pdf
    tabi m.k.ataturk.un buyurdugu bir cok karşılık kullanılmasa da, dil devrimini desteklemek için ilginç bir çalışma olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Aslında kullanılanların sayısı çok daha fazla. Kullanılmayanlar az sayıda.

      Sil
  5. Hocam elinize saglık. Cok guzel bir yazı olmuş yine. Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Sizin de kutlu olsun.

      Sil
  6. Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Hocam, konu dışı sorum var ama çok mühim:

    FOMC, %0,10 veya %0,15'lik faiz arttırım sürprizi yapabilir mi?

    Yaparsa Türkiye'ye ilk ne olur?

    Yani Dolar-TL, 3,25'e mi fırlar?

    Yazar-kasa'lar sokak ortasına mı atılır?

    Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı binalarına protesto yürüyüşleri mi başlar?

    FOMC'DAN SÜRPRİZ FAİZ ARTTIRIMI GELİRSE, TÜRKİYE'DE "İLK" NE OLUR HOCAM?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir sürpriz beklenmiyor Ama olsa bile dediğiniz kadar vahim sonuçlar doğmaz. TL biraz daha değer kaybeder, belki TCMB faiz artırır, ortalık daha yüksek bir dengede durulur.

      Sil
  8. Hocam Atatürkün bilime duyduğu saygıyı ve bilimin yayılmasına olan katkılarını hiçbir şekilde inkar edemem.Ama sanki o dönemde osmanlıca bu kadar da gözden çıkarılmamalıydı.Sonuçta tarihimizde bu dil kullanılmış ve bunu tamamen unutmamız demek geçmişimizi unutmamız demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimse geçmişi unutmadı merak etmeyin.
      Ona bakarsanız Türkçe Kaşgâr diline kadar gider. Onu değiştirip Arapça ve Farsçayla doldurarak Osmanlıcaya çevirenleri ve Arap alfabesini kabul edenleri de daha eskiyle bağımızı koparmış saymamız gerekir. Ki bunun sonu yok.

      Sil
    2. Hocam üstteki arkadaşa katılıyorum.. 600 yıl bir anda bu kadar kolay silip atılmamalıydı. Geçmişi bu kadar çabuk unutturmamalılardı. Hata ettiler, en baştan hatalı başladık..

      Sil
    3. 600 yılı kimse atmadı merak etmeyin.

      Sil
    4. wealth of nations, adam smith, 1776. orjinal baskisindaki dilin hic degistirilmemis halde kullanildigi baskilar hala satiliyor. amazon'dan bir siparisle alinabilir. degil biz, ingiltere'de okumus buyumus insanlar bile ne dendigini anlayamaz o kitapta ...

      Sil
    5. Biraz daha geriye gidelim. William Shakespeare'in kitaplarının İngilizcesi de aynı durumdadır. 1215 tarihli Magna Carta Libertatum yani İngiltere'nin Anayasası'nı bugün bir İngilizin anlamasına imkân yoktur. Onlar da biz de bu metni bugünün İngilizcesine çevirisinden okumak durumundayız.

      Sil
    6. Dil, organik bir varlıktır ve tüm organizmalar gibi "evrim"'e tabiidir. Bizim tarafta en büyük eksik bu. Yavaş ve sürekli değişimlere uygun değil bizim kültürler. Anglo toplumların en büyük avantajı bu. Son derece esnek ve eklektik davranabliyor ve kendilerini kesin kurallar ile bağlamadan güne göre istişare ve pragmatizm ile değmi sürekli kılabiliyorlar. Biz ise kırılmadan yeni bir aşamaya geçemiyoruz. İlle de bir devrim, bir tepeden inmelik, bir lider müdahalesi vb lzım ki toplum bir sonraki aşamaya geçebilisin. Elimizdeki her anlama sanki ebedi gerçek imiş gibi sarılıyoruz. Kendimizin ve düşüncelerimizin dahi aslında geçici ve içinde yaşadığımız zamanla sınırlı olabileceğiniz düşünemiyoruz. Dil de buna benzer biçimde ancak devrimlerle yani kırılmalarla devam ediyor.

      İ.İ:

      Sil
    7. Bizim ülke çok ilginç gerçekten. İnternette bolca var, bir Arap'ın Arapça yaptığı sunuşu dinlesinler,sunuş teknik bir konuda ise İngilizce sözcüklerle dolu,Arapça bilmeye gerek yok. Demem o ki, Türkçe de o zamanlar şimdiki Arapça gibi Arapça-Farsça sözcüklerin istilasına uğramış. Atatürk'ün yaptığı hamle kesinlikle doğru idi, zira bir dil ne kadar kendi sözcükleriyle doluysa o kadar başka bir dildir. En nihayetinde yabacnı kavramla ile yeni sözcük gelmesi kaçınılmazdır ama çok açık ki, o zamanlar Türkçe bilen birisi okula gittiği zaman sanki başka bir dilde öğretim oluyor gibiymiş. Atatürk'ün esas kafasındaki plan bence Türkçenin sözcük türetme yetisini canlandırmaktı. Zira Türkçe sözcük yaratmak için bir çok eki içeriyor. Ama Dil Devriminin o kısmı bir türlü işletilemedi. Okullarda mutlaka gösterilmesi gereken bir nokta.

      800-1100 arası Ortadoğuda farmokoloji ve matematikte ciddi çalışmalar yapıldığı vakidir, ama o çalışmalar şimdiki standard müfredatın binde biri değildir. Anlatılır ve geçilir. Batının 1400'den sonra yaptığı bilimsel sıçrama zaten dilimizdeki Batıdan gelmiş terimlerin oranından bellidir,neredeyse hepsi batıdan gelme Latince ve Yunanca.

      1933 üniversite reformu bu ülke için yapılmış en gerekli hamlelerden biri idi. Atatürk'ün kafa yapısını anlamak için mutlaka bir AB ülkesi görmek gerekiyor zannımca,zira kendisi subaylığı sırasında hem Almanya'da,hem de Fransa'da bulunmuştu. Almanya'da böbreklerinden tedavi olmak için kalmıştı.

      Atatürk en kısa ifadeyle modern üretim toplumu için hukuki,ekonomik ve siyasi adımları başarıyla attığı gibi ülkeyi de modernleştirmeye girişti. Ruhu şad olsun.

      Sil
    8. Çok merak ettiğim bir nokta var aslında. Osmanlı iflas ettiği için battı. Age-of-empires oynamış herkes bile bilir ki,bir savaşı kazanmak için optimizasyon yapmak gerekir. Yani şehirin kişi kapasitesi sınırlı olduğu için, hem basılacak asker sayısı,hem işçi sayısı dengelenmelidir. Çok akıllıca yazılmış bir optimizasyon oyunudur neticede,asker sayısı-işçi sayısı, kaynak üretimi,tarlaların konumu. Osmanlı iflas etmişti ekonomik olarak,o yüzden parçalandı.

      Atatürk'ün yaptığı reformları eleştiren arkadaşlar,ortadoğu ve Osmanlıdan bir tane modern bilim literatürüne ait bir kitap olmadığını bilmiyorlar mı ? Herhangi bir konu,sosyoloji,mühendislik fark etmez. Peki Osmanlıdan kaç tane bilimsel makale basılmış ? Yok. Yok denecek kadar az.

      Atatürk bir optimizasyon dehası idi,yoksa o kadar başarıyı yakalaması,ülkeyi kıt kaynaklarla o hale getirmesi olanaksızdı. Tarihte yerini aldı,bizim kamuoyu hala kabul etmemek için direniyor.

      Saygılarımla.

      Sil
    9. Osmanlıca Enderunda kullanilan bir dil değilmiydi halk osmanlıca mı kullaniyordu.Bugün Osmanlı sevdalısı olup Osmanlıca diye yananlar o sistemin devamı olsaydı kariyer olarak ayan dışında cirit atacak alan bulabilirler miydi? Ataturk un dil devrimiyle Amaci gecmisi silmek degil anadolunun en ucra kosesindeki insanin bile esit firsatlara sahip olmasini saglamakti.

      Sil
    10. Okuma yazma bilmeyen halk arap alfabesini birakmis ve daha kolay ogrenilebilen latin alfabesine gecmis. Daha ne isteriz bilemiyorum. Karsit gorusler karanligi savunuyor gibi.

      Sil
  9. Sayın hocam değerli okurlarınıza Atatürk'ün dil politikasını gayet iyi anlamış ve Türkçe'yi de çok iyi özümsemiş olan değerli bilim insanımız Nihat Sami Banarlı'nın Türkçe'nin Sırları isimli kitabını haddim olmayarak tavsiye etmek isterim.

    YanıtlaSil
  10. "Musellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesinin irtifaına hâsıl-ı zarbinin nısfına müsavidir’ 9 kelime 74 harf

    ‘üçgenin alanı taban uzunluğu ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir’ 9 kelime 66 harf

    Birinin okumasının zor gelmesi alışık olmadığımızdan kaynaklaniyor. Yoksa ilk yazılan bana çok daha derin geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan anlamadığı şeyleri derin zanneder. Oysa ikisi de aynı şeydir. Eni boyu derinliği bu işte ‘üçgenin alanı taban uzunluğu ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir’

      Sil
    2. Hocam bu saptamanız "Stratejik Derinlik" için de geçerli sanırım.

      Sil
  11. "the sum of the interior angles of the triangle" Bunu da anlamıyorum ama hiç derin gelmiyor hocam. Demek istediğim ikincisini kullanıyoruz diye şükretmemize gerek yok. Pekala öğretmenlerimiz bize ilkini ogretseydiler bizde onu kullanırdık. Ayrıca babanız gibi Atatürk te latin alfabesine geçilmiş olmasına rağmen hayatı boyunca notlarını arap alfabesiyle almıştır. Bu da düşündürücü bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim kendi kimliğimize uygun bir dilimiz var: Türkçe. Biz Arap değiliz. Arapça, Arapların dilidir. Türkçe de Türklerin dilidir. Bir ulusun kimliği önce konuştuğu dille ortaya çıkar. Babam eski Türkçe not alırdı ama bizim öğrendiğimiz Türkçeyi daha çok severdi. Kimliğimize daha uygun olduğunu söylerdi.

      Sil
    2. Çok doğru hocom, Bugün, Türkçe bir çok çoğrafyada konuşulmaya ve yazılmaya devam etmektedir. Bu yüzden olacaktır ki "Türk Dili Konuşan Ülkeler Toplantısı" en üst düzey katılımcılar eşliğinde devam etmektedir.

      Sil
    3. Ayrica Atatürk'te notlarini eski Türkce almamistir bu da biline...

      Sil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Candan Atadostu. Çok değerli katkılarınız için.

      Sil
    2. TRT Yapımı Batıya Doğru Akan Nehir adlı bir belgesel izlemiştim. Vaktiniz olursa izlemenizi tavsiye ederim.

      Sil
    3. Candan bey cok haklisiniz. Arap harflerinin 4 byte yer isgal etmesinin sebebi ASCII karakterlerinin temelde Ingilizce (ve Latin alfabesi) uzerine kurulmus olasindan kaynaklaniyor. Eger bilgisayari ilk once Araplar gelistirmis olsalardi dogal olarak kendi alfabeleri uzerine kuracaklardi ve bu sefer Latin alfabesi 4 byte'lik yer isgal ediyor olacakti. Temel sorun su, neden Araplar bilgisayari veya herhangi bir teknolojik bulusu gerceklestiremediler ve batililar bu konuda surekli onculuk ediyorlar. Aslinda Arap medeniyeti islamiyetten once batidan ve eski Yunan'dan daha ileriydi ancak islamiyetten sonra Araplar ciddi anlamda geri kaldilar. Neden islamiyet geri kalmaya sebep oldu? Veya daha dogrusu geri kalmaya sebep olan islamiyetten baska bir faktor var mi? Bence bunun cevabi verilebilirse sorun da cozulmus olacak.

      Sil
    4. Cok yanlis teknik bilgiler vermissiniz. Latin alfabesi kullanmayanlarin interneti yavas felan degildir. Alan adlari latin alfabesi disinda kullanilabilir. TLD olarak bile latin disinda kullanilabilir. Ornegin .ру TLD vardir. Latin alfabesi disindaki harflari 4 bayt degil 2 bayt ile ifade edebilirsiniz. UTF-8'de latin haflari disindakiler 2 bayttir 4 bayt degil. Bu bahsettiginiz standartlari ABD'liler gelistirdikleri icin tabi ki ilk baslarda diger betikleri dusunmemisler, ama daha sonra geriye donuk destek icin latin alfabesi kullanmak arti olusturuyor ama Asya'daki internetin ve yazilim dilinin gelismesi, Rusya, Cin bu artinin cok da onemli bir arti olmadigini gosteriyor.

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. candan atadostu.nun bu kadar yanlış ve sığ bir yaklaşımla yazdıklarını şaşırarak okudum. 15.55 güzel ifade etmiş ama 150 tl yanına kar kalıyorsa ikna edemezsin :)

      Sil
    8. Karakter kodlamasi meselesi alfabelerden cok daha karmasik bir konudur, 1-2 bayt meselesi degil. Yuzlerce farkli alfabe ve karakter (glyph) var. Yarin Cin'liler bu teknolojileri ve standartlari belirlerse, ya keske Mandarin alfabesi kullansaydik mi diyecegiz? Boyle bakis acisi olur mu?

      Bir gun bir hintli ile hintlilerin Ingilizce konusmasi meselesini tartisiyordum. Hindistan'da milli dil yoktur. Kuzeydekiler ile guneydekiler anlasmak icin Ingilizce kullaniyorlar, o yuzden hintliler Ingilizce ogreniyorlar. Ingilizlerin mukemmel bir somurge tezgahi.

      Hintli arkadasima, bundan rahatsiz olup olmadigini sordugumda, en azindan Hindistanda en cok kullanilan dil ne ise onu neden herkesin ogrenmedigini sordugumda, Ingilizce'nin kolonial donemden kaldigini kabul etti ama kendisinin bundan hic rahatsiz olmadigini ve bu sayede batida hintlilerin cok rahat is bulabildigini vs. soylesmisti. Ne kadar buyuk bir eziklik diye icimden gecirmistim. Simdi de benzer hisleri duyuyorum.

      Sil
  15. Üniversitede dersimize konuk profesör olarak Azerbaycan'dan bir hocanın girdiği vakitler... Dersi İngilizce yerine Azerce anlatıyordu, biz de anlayabiliyorduk. Zor olsa da onun da bizim de hoşumuza giderdi... Çember denklemi yazdığı bir gün çap yerine "diametr", yarıçap yerine "radyus" tabiri kullandığını fark ettik. Bir arkadaş bu kelimelerin Türkçesi var demişti. Ne olduklarını sordu, cevap verdiler... Size samimi söylüyorum, kendi kendine 1 dakika boyunca "çap" - "yarıçap" diye şaşırarak tekrarladı. "Çok mantıklı sözler" diye de eklemişti :)

    YanıtlaSil
  16. Arap olmadığımız için Arap alfabesi bize uygun değil ama fransız olduğumuz için latin alfabesi bize uygun. Doğru anlamış mıyım?? Esas olan lisanı avamın seviyesine indirmek değildi. Amaç avamı o dilin seviyesine çıkarmak olmalıydı.
    Arap harfleriyle yazılan Türkçe, yani Osmanlıca denilip Türkçe'den ötekileştirilmeye çalışılan dilimiz yazılış olarak da okunuş olarak da bugünkü birçok alfabeden kolaydı. Arap harflerini bilen biri birkaç saatte Osmanlıca'da ciddi mesafe kat edebilir. Zaten Arap harflerini öğrenmek de normal birinin bir iki saatini alır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle doğru anlamamışsınız.
      Biz Türküz ve dilimiz Türkçe. Bizim dilimizi asıl ötekileştirenler güzelimiz dilimizi Arapçayla karıştıranlardı.
      Harf devrimi öncesinde Türkiye'de okuma yazma oranı da yüzde 15 idi.
      Yani o anlattıklarınız doğru değil.

      Sil
    2. Latin abecesi kesinlikte Türkçeye daha uygun. Arap abecesinde 3.5 sesli var. Türkçede 8 sesli harf var. Özellikle matbaa işleri latin abecesine geçişle ucuzladı,zira ABD-AB'den ithal edilen ürünlerin Türkçeye uyarlanması çok daha kolay. Latin harfleriyle toplam 70 karakter yeterliydi matbaada ama Arap harfleriyle 612. Hem dilbilim, hem de ekonomik açından Latin abecesi çok daha avantajlı.

      Sil
    3. %15 çok küçültülmüş bir oran efendim. 2. Mahmut Han zamanında ilkokul zorunlu hale getirilmişti. Memleketteki asker ve memurlar zaten %15'ten fazlaydı. Halktan kimse yok muydu yani okuma yazma bilen? Tamam. Hadi diyelim %15 idi. Burda suç o harflerin değildir. Demek ki bazı nedenlerden dolayı devlet halka iyi bir eğitim verememiş.
      Ayrıca harf devriminden sonra konuşulmaya başlanan Türkçe içi sonradan uydurulmuş kelimelerle dolu bir dil.
      Ben bu konuda Falih Rıfkı gibi değil Avram Galanti gibi düşünüyorum efendim.

      Sil
    4. Sayın Adsız,
      Eğer mesele bilim yapmak ise bütün Arap Tarihini hatta Osmanlı Tarihini de bilimsel açıdan bir değerlendirin. Bilim Tarihinde bu dönemlerde pek fazla bir gelişim olmadığını görürsünüz. Arap Tarihinde kayda değer tek bilim adamı İbni Haldun'dur. Osmanlı Tarihinde Kâtip Çelebi, Legari Hasan Çelebi gibi birkaç kişi haricinde bilim adamı pek yoktur. Cumhuriyet Türkiyesi'nin her ne kadar eksik aksak da olsa 100 yıla yakın tarihinde bilimsel ilerlemeler olmuştur. Eski Türkçe'yi bilmiyoruz kültürel mirasımız kayboldu gibi bir hezeyanı asla kabul etmeyiz sanki 1928 öncesinde kültürel mirası eskiler çok mu kullanıyordu? Türk Kroniklerini her zaman ecnebiler okudu. Cumhuriyet döneminde Türkler de okumaya başladılar. Ezcümle Arap değilsek onların alfabesini kullanmayalım Avrupalı değilsek de gene onların alfabesini kullanalım gibi kavmiyetçi bir bakış açısıyla ne bilimde ne dinde ne de herhangi bir konuda bir santim ilerleme kaydedemezsiniz. Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.

      Sil
    5. Çok doğru bir saptama. Yorumları okuyunca insan 77 milyonun tamamı Osmanlı arşivlerini okumak istiyor da Arap alfabesini ve Osmanlıcayı bilmediği için okuyamıyor sanıyor. Yani Arap alfabesini bilsek ve Osmanlıcayı da öğrenmiş olsak bütün ulus hep birlikte Topkapı'ya gidip arşivleri okuyacağız ve geçmişte yapıp da şimdi beceremediğimiz şeyleri yapıp ileri gideceğiz. Böyle bir hava var. Yahu arkadaşlar elimizin altın 50 bine yakın Hitit çivi yazılı tablet var. Orada koskoca bir krallığın (bundan 3500 yıl önce bu topraklarda bir süper güç kurmuş olan Hititlerin) tarihi yazılı. Bunları okuyabilen sayısı iki elin parmaklarından biraz fazla. Kimsenin bu işlere ilgisi yok. Hangi Osmanlı arşivini kim okuyacak? Bu işe kendini adamış insan sayısı belli. Bütün toplum Arap alfabesini bilse, Osmanlıcayı da sular seller gibi öğrense bu işle uğraşıp kendini arşive adayacak insan sayısı belki bugünkünün iki katı olur daha fazla değil. Bu işlerde para yok. Para olmayan işe de ancak idealist insanlar girer. Kimsenin de Osmanlı tarihiyle filan ilgilendiği yok. 10 bilemediniz 20 tarihçi ve bir o kadar da başka bilim adamı bu işe girmiş. Hepsi o.

      Sil
    6. yani, hitit.le osmanlıyı bir tuttunuz ya, pes.. osmanlı yakın geçmiş, hala dumanı üstünde.. hala yığınla araştrılması gereken konu, eser,bina vs var.. siz insanlar osmanlı tarihiyle kimse ilgilenmiyor diyorsunuz. atatürkün bile hayatı osmanlı tarihine dairdir yahu.
      insanlar gidip hitit.çeyi ne yapsın?

      Sil
    7. bu arada hitit.ler de türktü, onların alfabesini neden diriltmedik?

      Sil
    8. Sayın Adsız'ın anlayışından ötürü 20. yüzyılın başında bir güruh hâlâ 7. asrın kafasını yaşarken bir diğer güruh 20. asrı yaşıyordu. Gazi Paşa'nın anlayışını "BİZ 20. ASIRDAYIZ; 20. ASIR DA BİZDEDİR." diyerek özetleyebiliriz. Lakin 7. asrı yaşayanlar öyle hızlı çıktı ki birdenbire kendilerini 21. asrın da ötesinde sanmaya başladılar halbuki hâlâ 7. asırdalar ve de kendilerini 20. asra taşımaya çalışan adamı geri bulduklarını iddia ediyorlar. Kargaları beslemek neden hep pişmanlık getiriyor?

      Sil
    9. Hitit tarihini incelemezseniz Osmanlının kardeş katli hatasına nasıl düştüğünü de anlamazsınız mesela. Hititçeyi ne yapalım derseniz 3500 yıl önce Hititlerle başlayan hukuk devrimini anlayamazsınız. Kısas hukukunun yerini tazminat hukukunun nasıl aldığını anlamaz bugün hala hukukun üstünlüğünü anlamayıp tartışmaya devam edersiniz. Onun için Hititleri ve Hititçeyi çok da hor görmeyin.
      İsterseniz bu blogda Hititler bölümü var oraya bir bakın da sonra bunları yazın.

      Sil
  17. Hocam merhaba, yazınız için teşekkürler,
    Aklıma takılan şu ki, 'Atatürk geometri terimlerini içeren bir kitap' yazdı ifadesi bana pek gerçekçi gelmiyor, bunun için yeterli birikimi olmadığından değil, buna vaktinin olmadığını düşündüğümden. . Bu konu ile ilgili bir bilginiz var mı, bu çalışmayı Atatürk'ün oluşturduğu bir komisyon yapmış olabilir mi?
    Hepimizin bu zor günlerde bize ümit kaynağı olan Cumhuriyet bayramı kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı alıp okumanızı öneririm. Çünkü Atatürk tarafından Türkçenin geliştirilmesiyle görevlendirilmiş bulunan dil bilimci Agop Dilaçar'ın yazdığı ön sözde kendisinin yardımları olsa da Atatürk'ün bu işi bizzat kendisinin yaptığını anlatıyor. Öte yandan son yıllarını Dolmabahçe Sarayında neredeyse yalnız başına geçirmiş olan Atatürk'ün o dönemde bu işlere ayıracak zamanının da olduğu anlaşılıyor.

      Sil
  18. Hocam Atatürk'ün saf Türkçe kullanılması için yaptırdığı çalışmalardan sonra bu gidişle Türkçe'de kelime bırakmayacağız hata ettik Diyerek vazgeçtiğini biliyorum. Türkçe'de Sizin arapça olarak ne aradığını söylediğiniz kelimeler asırlar boyu Süregelen devinim içinde Türkçeleşmiş kelimeler değil mi? Keşke dil devrimini hayata geçirmeselerdi.Maalesef dilimizi kaybetmekle birlikte geçmişimizi de büyük ölçüde kaybettiğimizi düşünüyorum. Tarihimizi kaybetmedik diyorsunuz. Acaba şaka mı yapıyorsunuz? Ki siz ingiltere vb Ülkelerde bulunmuş bir insansınız. Tarihin nasıl yaşadığını ve onun nasıl sahiplenildiğini bizzat siz Görmüş olmalısınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihimizi kaybetmemiz dil yüzünden değil. Bizim tarihe olan ilgisizliğimiz ve değer bilmezliğimiz yüzünden. Türkçe yerine Arap harfleriyle Osmanlıca kullanıyor olsaydık sizce tarihi değerlerimizi koruyabilecek miydik?
      Okuma yazma oranı 1927'de yüzde 15'den düşük iken harf devrimi ve dilde değişim sonrasında bugün yüzde 95'e kadar yükselmiş bulunuyor. Bu şaka mı sizce? Hiçbir İngiliz Magna Carta'yı elinde sözlük olmadan okuyamaz. Dil o kadar değişmiştir. Ama tarihe saygılıdırlar.
      Osmanlının geçmişi, kayıtları, defterleri hepsi duruyor. Nasıl ki bir İngiliz tarihçi 500 yıl önceki bir belgeyi okuyabilmek için o devrin İngilizcesini öğrenmek zorundaysa aynı şey bizim tarihçi için de geçerli.
      Biz dilimizi kaybetmedik. Çünkü Arapça, Farsça karşımı o dil zaten bize ait değildi. Biz Arap değiliz, İranlı da değiliz. Biz Türküz. Bizim dilimiz Türkçe'dir. Biz aslında kaybettiğimiz dilimizi bulduk.
      Atatürk'ün hata ettik dediği bazı aşırı öztürkçe kelimelerdir. Onları zaten bünye kabul etmeyip kullanmıyor.
      'Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesinin irtifaına hâsıl-ı zarbinin nısfına müsavidir’ demek yerine
      ‘Bir üçgenin alanı taban uzunluğu ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir’ diyebilmenin keyfini yaşamak lazım.

      Sil
    2. Ataturk'un unuttugu sey, ya da kabul etmek istemedigi sey bizim sadece Turk'lerden olusmadigimiz gercegiydi. Ceremesini de simdilerde cekiyoruz.

      Sil
    3. "Ataturk'un unuttugu sey, ya da kabul etmek istemedigi sey bizim sadece Turk'lerden olusmadigimiz gercegiydi. Ceremesini de simdilerde cekiyoruz."

      Öyleyse, dünyadaki hemen hemen her gelişmiş ülke bunu unutmuş. Bunun alfabe ile ilgisini bilemiyoruz elbette.

      Sil
    4. Atatürk bir şeyi unutmuş değil. Ama sizin unuttuğunuz şey bizim Arap olmadığımız ve Arapçanın bizim dilimiz olmadığı.Şimdilerde ceremesini çektiğimiz şey bizim Atatürk'ü unutmuş olmamız.

      Sil
    5. Adsiz 01:09, alfabe ile alakasi yok, alfabenin bir millete dayatilmasi ile ilgisi var. X sahsi bir millet icin gordugu dogruyu dayatirsa, ve boyle bir uygulamanin ve dayatmanin pesinde kelli ferli insanlar, kendini aydin ilan edenler kosar sadece 'ya ne guzel ne ufku yuksekmis bu X sahsin' der nasil dayatildigini elestirmezse, ve eletiremezse sonraki bir tarihte de Y sahsi da gelir kendi dogrusunu millete dayatir. Buna da fasism denir. 1900'da da fasizmdir, 200'de de. Bugun aglayanlar gecmise baksinlar, hic aglamasinlar. Ne ekersen onu bicersin. Alakasi budur iste. Yapilanin ne oldugu degil, nasil yapildigi problem olan. Simdi bilebildiniz mi?

      Sil
  19. "Azerbaycan Respublikasi Prezidenti"... Azeri televizyonu haberlerinden bir alinti.

    İyi bayramlar...

    YanıtlaSil
  20. Keyifle ve keşke bitmese diyerek okuduğum bir yazı oldu. Edebiyat ve matematiğe olan ilgim nedeniyle, tarihimiz boyunca kullandığımız alfabeleri bir dönemler kafaya takmış ve ses zenginliği bakımından incelemeye çalışmıştım. 38 harfli Göktürk alfabesinin ses zenginliğini keşfetmiştim. Sonra, araya neden Arap harflerini sokmuşuz diye düşünmüştüm. Yukarıda belirttiğiniz gibi, Arap harflerine geçiş, fonetik bir kayıp olmuştur dilde.

    92 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nin tadını ilelebet çıkarabilmek dileğiyle 29 Ekim kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Çok doğru aslında biz Türkçeye geri dönerek bize ait olmayan bir dilden kurtulup kendi dilimize dönmüş olduk.

      Sil
    2. Her zaman ki harikasınız Arda Tunca, sizi çok seviyorum, salt bir ekonomist değil Cumhuriyet'in aydın bir ferdi olarak da. Tabi Mahfi Hoca'ya da bu güzel yazı için teşekkürler. Her zaman ki gibi kaliteli, dolu dolu.

      Sil
    3. Körler sağırlar birbirini ağırlar..

      Sil
  21. Sizin de bayramınız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, hepimizin bayramı kutlu olsun.

      Sil
  22. üstadım kaleminiz her daim kuvvetli olsun.

    atamızın ruhu şad olsun.

    YanıtlaSil
  23. Sevgili üstat,

    Sizin ve köşenizdeki yazılarınıza samimi paylaşımları ile katkı sağlayan hepimizin Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum.

    Onu daha ilerilere götürme istek ve arzusuyla.

    Cafer Demir

    YanıtlaSil
  24. Gönül isterdiki asırlar önce kullandığımız göktürk gibi kendimize ait bir alfabemiz olsaydı ne güzel olurdu.
    Burada en önemli nokta; ister latin olsun,ister arap alfabesi olsun hangisini kullanırsak kullanalım,dilimize sahip çıkalım.
    Ne ingilizceden ne arapçadan nede başka bir ulusun dillerinden Tükçe'mizi erezyona uğratmayalım.
    Ama maalesef geçmişte arapça ve farsçadan,günümüzde ise yoğun bir şekilde ingilizceden güzelim türkçemiz fazlasıyla etkilenmekte ve aşınma durumundadır.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  25. Kemalist değilim.

    Ama sizin gibi mesleğinde pir bir insanın yaptığı ekonomi saptamalarını doğru buluyorum.

    Buna ne diyeceksiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne diyebilirim, teşekkür ederim.

      Sil
    2. Yorumunuza cok tebessüm ettim efendi.

      Hani buraya gelip bilgilenmek zihnimizi fikrimizi berekenledirmek için yazarın ve ya yazmayananin müslüman , ateist , sağci veya solcu olmasinimi bekleyecez . Emeğinize saglik gercekten ekonomi okuma aşki uyandiracak derecede güzel yazılar yazan ve yaptiginiz tablolarla gerceği görmemizi sağlayan farkındalık yaratan bir insan şevkle okuyorum.
      Herneye inanıyor veya inanmıyorsanız saygı duyarım. mutluluklar dilerim ve engin bilgiler icin samimi tesekkurler

      İlahyat ögrencisi =)

      Sil
    3. Aynı saygıyı ben de duyuyorum. İnsanlar inançları veya inançsızlıklarıyla değil bilime ve çevrelerine olan katkılarıyla değerlendirilmeli. Değerli yorumunuz için de teşekkür ederim.

      Sil
  26. Hocam elinize sağlık. Haddim olmayarak son cümleye naif bir düzeltme yapmak istedim :
    "Cumhuriyet bayramıMız kutlu olsun. "
    H.B.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen düzelttim. Teşekkür ederim.

      Sil
  27. Mahfi Bey, öncelikle Ulusumuzun Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

    Bu tartışmada bazı konuları gözden kaçırıyoruz. Sırayla anlatmak gerekirse;

    1- Hepimiz farkına varmalıyız ki, düşüncelerimizi aktarırken herkese hitap edebilmeliyiz. İnsanlığımızdan, bilimsellikten ödün vermeden hem de. Mahfi Bey bu konuda hepimize çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Hele hele, bir cümle bile bir okuru okumamaya, anlamamaya itiyorsa, daha da dikkatli seçmeliyiz kelimelerimizi. Çünkü önemli olan bizim gibi düşünenlere değil, düşünmeyenlere hitap edebilmektir. Ülkemiz ne yazıkki fanatik bataklığına saplanmıştır. Burada sayın Candan Atadostunun ikinci yorumu kesinlikle takdire şayandır. Ama birinci yorumu "ırkçıdır". Bana göre Latin alfabesine geçmemiz çok yerinde olmuştur. Ama bu yerindeliği Arapları bu kadar kötüleyerek yapmamalıydınız. Size yakışmadığını düşünüyorum. Bunun da farkında olmadığınıza inanıyorum. Burada sizde fanatizmin bataklığına saplanmış oldunuz. Böyle bir kitap Türkler için yazılmış olsaydı, bu kitaba inanan, atıfta bulunan insanlarla dostane ilişki kurabilir miydiniz? Bilgi alışverişinde bulunup, hoş sohbetler geliştirebilir miydiniz? Kaldıki Araplar bizim komşumuz. Hep beraber bu coğrafyada yaşayacağız. Birbirimizle evlenecek, ticari bağlar kuracağız. Bu düşünceler iki toplumu birbirinden uzaklaştırır, düşman eder. Dostlarımızı çoğaltmamız gereken bir dönemdeyiz. Bence bir fikir, birbaşkasını kötüleyerek savunulmamalı. Ülkemizin kurucusu Atatürk yerine karar veremem ama, döneminde bilim dili Arapça olsaydı, gelecek Arapların medeniyeti olsaydı, Latin harflerine geçmezdi. Gerçi belki de Osmanlı'da yıkılmazdı. Bir keyfiyet nedeniyle Latin harflerine geçmedik. Atatürk Arapları sevmediği, nefret ettiği için mi yaptı bu harf devrimini?

    2- Eğer geçmişimizle tarihi bağlarımız kopmuşsa bu Latin harflerine geçtiğimiz için değil, a)- Osmanlıca yazılı kaynaklarımızı Türkçe'ye kazandırmadığımız için, b)- Bu eserler üzerinde araştırmalar, bilimsel çalışmalar yapmadığımız için, yapılanları da halka maletmediğimiz için. Bunu tarihi dizilerimizde de görmüyor muyuz? Herhangi bir macera dizisinden bir farkı var mı? O dönemi bize yaşatacak diziler çekilebiliyor mu? Bu durum senaristin tembelliğinden değil, başvuracağı yazılı bir kaynağı olmamasındandır. Bir iki kaynak yeterli değil. Binlerce yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Bu tarihimiz amerikalıların elinde olacaktı ki:)

    3)- Arap harflerini savunanlar da sanki, hadi arap harflerine geçelim der gibi. Bize ne kazandıracak, bu açıdan bakmamız lazım. Arapça üstün, Latin harleri üstün tartışmasından ziyade, bu ülkenin vatandaşlarını üstün kılmamızın yollarını arayalım. Arayamıyorsak ta birbirimize nefret duymamıza sebep verecek yorumlardan, düşüncelerden kaçınalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunlar da çok önemli saptamalar. Bazen hepimiz düşüncemizi ifade ederken abartı yöntemi kullanıyoruz. Dikkat etmek gerekir. Teşekkürler.

      Sil
    2. Ben de bu yoruma katiliyorum, ve katkida bulunmak istiyorum.

      Ataturk half devrimi ve diger bir kac devrim ile aslinda bir Avrupa projesi olusturmak istemistir, Turkiye'nin bir Orta Dogu ulkesi olmasini istememistir. Ataturk'un arap alfabesinin kotu oldugunu, arapcanin kotu bir dil oldugunu, Osmanlica'yi begenmedigini dusunmuyorum. Yeni bir ulus devlet olusturma amaci var, Osmanli genis bir cografyada cogu arapca ve farsca bilen bir cografyaya hukmediyordu, Turkiye sinirlari icinde buyuk cogunlugu Turk, ve azinlik olarak Ermeni ve Kurt'ler vardi. Ermeni ve Kurt dillerini siyasi bir tercih olarak yok sayip Turkce bu ulus milletin dili olarak kararlastirildi. Yapilan budur ve bunun yuceltilecek, kosulsuz dogru olarak gorulecek bir yani yok. Pek tabi artilari ve dogru bir karar oldugu oyle ya da boyle 100 yili deviren bir ulke icin konusulabilir. Bu tercihin eksikleri de vardir ve bunun sorunlarini bugun de yasiyoruz. Bu azinliklardan Ermeni'ler cogunlukla bu cografyayi terketti ve bizi hasim goruyorlar. Kurtler ise kendini 2. sinif goruyor ve bu algi surekli ayagimiza takiliyor. O yuzden daha uzun vadede dogru olup olmadigini bizim cocuklarimiz gorecekler. Umarim biz de kimi Arap ulkeleri gibi daha nice asirlari deviririz. Iran'lilar da arapca alfabe kullaniyor bunu da unutmayin, Iran'in bilim, sanat ve kultur alaninda ne kadar eski ve koklu bir medeniyet oldugunda en azindan herkes hemfikirdir diye dusunuyorum.

      Sil
    3. Biz Arap değiliz. Türkler Türkçe, Kürtle Kürtçe konuşuyor ve yazıyor. Bize ne Araçadan? İranlıdan bize ne? Biz İranlı mıyız?

      Sil
    4. O kadar irkci olmayin hocam, iranli olanimiz da var, arap olanimiz da var. Kurt kurtce konusacak, arap arapca konusacak diye bir kural mi var?

      Osmanli cok genis bir cografyada farkli milletleri bir arada tutmaya calisan bir imparatorluktu. Tabi ki onun dil, ideoloji, yonetim vs. ihtiyaclari ile Turkiye Cumhuriyeti ihtiyaclari farkli. Bakkal yonetmek ile holding yonetmek arasindaki fark gibi. Ataturk daha kucuk bir cografya da tek millet ideolojisini uygulamaya calismistir.Osmanli askeri olarak, birden Osmanli'dan nefret eder hale gelmistir. Ilginc bir sekilde de Osmanli izlerini yok etmek istemistir. Ilginc tabi. Ama bunu ister kabul edin, ister etmeyin. Cumhuriyet ideolojisi budur. Bir cok faydasi var bu ideolojinin ama sorunlari da kendini gosteriyor.

      Sil
    5. Elbette yok. Ama Türk ve Kürt niçin kendi dilleri varken Arapça konuşsun? Yani sanırsınız ki biz Osmanlıcayı bırakıp İngilizceye döndük. Arkadaşlar bizim döndüğümüz dil kendi dilimizdir. Her dilde özüne benzetilerek uydurulmuş sözcükler vardır. Stagflasyon mesela stagnation ile inflation'ın birleştirilmesiyle türetilmiş tamamen uydurma bir sözcüktür.
      Şunu da söyleyeyim ki bizim bugün arşivlerde okuduğumuz Osmanlı metinleri sokakta konuşulan dil değildi. O
      günün halkının anlayacağı yazılar değildi.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    8. Askla ya da nefretle yapilan yorumlar her zaman hataya yoneltir. Eger olaylara objektif bakmak istiyorsaniz once bir tarafa olan askinizi, diger tarafa da nefretinizi bir kenara koyacaksiniz. O zaman olaylari daha rahat anlayabilirsiniz. Diger turlu raki masasi muhabbeti yapariz.

      Sil
    9. Candan Atadostu,

      16.05 ve 16.09 da harikulade ifade etmişsiniz. Ayakta alkışlıyoruz.

      Bizim de sizden isteğimiz var:

      Biz de "Kemalist" ideolojinin dayattığı, "ulus devlet" kalıbı içinde, "tek tip insan" yaratma projenizden artık vazgeçmenizi istiyoruz. 2015'deyiz, doğru mu?

      Siz de "Kemalist" ideolojinin zulmünü kendi ellerinize bitirirseniz, tam aynı saniyede hem sizi hem Mustafa Kemal Atatürk'ü bizden fazla sevecek kimse olmayacaktır.

      Çünkü biz de insanları kafir, moskof, gavur diye ayırmayız. Hatta insan-hayvan diye de ayırmayız. Sevebilmemiz için, doğanın bir parçası olması yeterli.

      Size de saygılar, size de sevgiler.

      Sil
  28. Hocam ekonomi yazılarınızı da beğenerek takip ediyoruz ama nazarımda hiçbiri bu yazınız kadar tartışmasız gerçekler içermiyor.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  29. hocam merakımdan soruyorum.ülkemizde günlük siyasi köşe yazarlarından hangilerini takip ediyorsunuz,hangilerini beğeniyorsunuz.cevaplarsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğunu izliyorum bir ayrım yapmam doğru olmaz.

      Sil
  30. Korkut Boratav hakkındaki görüşleriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkutuyor bazen...

      Sil
    2. Korkut Boratav beğenerek izlediğim bir bilim adamıdır.

      Sil
  31. Hocam merhaba,

    Bu Arap merakı nedir yahu! Araba bu kadar kafa yoracağına kendi diline geçmişine odaklansa uzaya çıkmıştı bu Türkler.

    Başlatacaklar Arabına da Ortadoğusuna da.

    Ne diyeyim ben.

    Saygılar. İyi ki varsınız.

    YanıtlaSil
  32. ALBERT EINSTEIN'IN TÜRKİYE'YE GÖNDERDİĞİ MEKTUP!

    NOT: SAHTE MAHTE, PHOTOSHOP MHOTOSHOP DEĞİL!!!

    MEKTUBUN ASLINI GÖRMEK İÇİN:

    http://voices.nationalgeographic.com/2012/05/22/einsteins-and-ataturk-part-ii-einsteins-letter/

    MEKTUP HAKKINDAKİ VİDEOYU İZLEMEK İÇİN:

    https://vimeo.com/47229506

    (Video, Çankaya Üniversitesi tarafından hazırlanmıştır.)

    YanıtlaSil
  33. Harf devrimi de , kelime devrimi de bu ülkeyi kesinlikle geriye taşımıştır. Geçmişimiz ile olan bağımızı kopartmak ile beraber, dönemin ilim insanlarını da cahil yerine koymuşlardır. Çok basit bir empati ile durumu değerlendirebilirsiniz. Şöyle ki :

    Bugün karşı harf ve kelime devrimi olsa idi ne olurdu? Yarın sabah biri çıksa ve arapça alfabeyi Mustafa Kemal 'in o meşhur fotoğrafında olduğu gibi anlatmaya kalksa...Siz akademisyenler, bu dil ile yazmaya zorlansanız...Dahası bu yeni alfabe otursa, kökleşse ve 100 yıl sonra gelen jenerasyon sizin bu değerli yazılarınızı ANLAYAMASA ( Çünkü bu blog, latin harfleriyle yazılı).

    Bu senaryo hoşunuza gitti mi acaba? Bir toplum bunu yaşadı...Maalesef yaşadı..Çok yobazca gelebilir. Aha bu da dinci! diye yafta da yapıştırabilirsiniz. Ama ben gene de söyleyeceğim Mahfi Bey.Alfabe devriminin tek amacı, Kur'an dilinde bu toplumu uzaklaştırmaktı. E ne var bunda? İyi yapılmış... diyebilirsiniz.Her ne kadar ben aksini düşünsem de , gene de saygı duyarım. Ancak, yok Batı toplumunu takip etmek için (ki bu en saçma olan sebeptir, bu mantık doğru olsaydı, ruslar, koreliler, çinliler vs ingilizce konuşamıyor olurdu.), yok efendim daha sade sözcükler bulmak için..Yapmayın lütfen..Çocuk muyuz yani?

    Geçmiş ile bağımız koparıldı Mahfi Bey..Tersine devrim empatisini kurup, yukarda arz ettiğim örneği tekrar düşününüz...Sizin kullanığınız alfabeyi ve sözcükleri anlamayacak olan yeni bir jenerasyonu düşününüz...Çok acı olurdu doğrusu.. Aynı örnekten yola çıkarak kelimelerin alternatiflerini üretelim mi beraber? Örneğin, üçgen yerine “İTYÜSEK” (İçaçı Toplamı YÜz Seksen..Baş harfleri kullandık) , çember yerine “LASTİKİMSİ” vs. Şimdi, bu yeni kelimelerle yeni bir jenerasyon yetiştirelim, 100 sene sonra ÜÇGEN ve ÇEMBER kelimeleri duyduklarında emin olun şok olacaklar ve İTYÜSEK ve LASTİKİMSİ kelimelerini yeni dile sokan zata ( ki burda ben oluyorum) minnettar olacaklardır…

    Anlayacağınız şu Mahfi Bey, etkilenmeye programlanmış olduğunuzdan çocuk yaşlardan itibaren, herşeyden etkileniyorsunuz…


    Her neyse, bu vesileyle Cumhuriyet Bayramınızı da kutlarım. Evet, harf devrimine karşıyız diye, Cumhuriyete de karşı değiliz ya!

    Vesselam… ( Anlamayanlar Google kullanabilir…)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyefendi bu bizim ilk dil değiştirişimiz değil. Yani Arapça bizim anadilimiz değil. Türk olanlarımızın dili Türkçe, Kürt olanlarımızın dili Kürtçe. Arapça bize sonradan öğretilmiş bir dil. Dil devrimi bizim sonradan edindiğimiz Arapçadan özümüze dönmemizi sağladı.
      Yani biz Arap değiliz.
      Çinlilerle Koreliler ve Japonlar zaten kendi dillerini konuşuyor. Niye böyle bir ihtiyaç duysunlar ki? Biz bizm olmayan bir dili Arapçayı kullanmaktan vazgeçip özümüze döndük. Olay bu kadar basit.
      Geçmiş ile bağımız filan da kopmadı.

      Sil
    2. Hocam işiniz anlatmak olsa da anlatamazsınız enerjinizi yazılara dökün çünkü biz ilgiyle beğenerek takip ediyoruz.Bayramımız kutlu olsun

      Sil
    3. Yanlis bir bilginiz var. Cumhuriyet'tten once konusulan dil Arapca degildi. Arap betigi kullanilan Osmanlica idi. Nasil ki Latin betigi kullanmadigimiz icin Latince konusmuyoruz, Arap betigi kullandigi icin Osmanli, arapca konusmuyordu.

      Arap alfabesi sadece arapca'da kullanilmiyor, farsca da arap alfabesi kullaniyor. Zaten Osmanlica'nin arap alfabesi kullanmasinin sebebi arapca degil, farscadir. Kullandigimiz dini bir cok gunluk terim de farscadir arapca degildir. Bu da cogu insanin yanlis bildigi bir gercektir.

      Sil
    4. Birisi lütfen bu beyefendiye yarın Arapça alfabesini öğrenirse Kuran'ı anlayamayacağın söylesin.

      Yarın Arap alfabesine geçersek yarın ne okuyacağız? Bu değişm bize ne türden bir bilgi dünyasına erişim sağlayacak? Arapça'da bir yılda yazılan roman sayısını biliyor musunuz? Ya da bilimsel makale sayısını?

      Bugün kullanıdığımız "üçgen" için keyfi bir karşılık üreterek onca yıl sonra bunun benimsenmesinin normal algılanacağını söylemişsiniz. Bu da yapılan değişimin nedeni ve kökenini anlamadığınız ya da en azından farkında olmadığınız anlamına geliyor. Sanki durduk yerde can sıkıntısından biz "üçgen"'i değiştirmek istemişiz gibi. Öncelikle "müselles" yerine "üçgen" demenin ardında yatan motivasyon/gerekçelendirme ya da en azından mantığı anlamak gerek. Bu türden köklü değişiklikleri gerektiren mantık da bir "kökten değişim mantığı"'dır. Bunu kökten değişim ruhunu anlamazdan gelerek tüm meseleyi terimleri değiştirme (hem de bunu tamamen keyfi bir biçimde yapma) biçiminde sunmak bu mantıksal ilişkinin doğru kurulmadığını gösteriyor.

      Saygılar,

      İ.İ.

      Sil
  34. Sahiden kopmadı mı? O halde neden bir İngiliz çocuğu 100 sene önceki metinleri okuyabilyorken, bir Türk çocuğu okuyamıyor? Alfabe aynı değil çünkü...Alfabenin ötesinde, kelimelere ameliyat da yapmadı ingilizler...Yani geçmiş sözcüklerin bazıları bugün kullanılmasa da çoğu hala günümüz ingilizcesinde kullanılmaktadır. Ancak bu bizim için geçerli değil. Örneğin bir tarih meraklısı, osmanlıca deşifre etmeyi bilmez ise hiçbir şey öğrenemez! Sadece başkalarının kitaplarını tarar geçer..Oysa gerçek bir araştırmacı asıl belgelere ulaşmalıdır. Dahası,araştırmacı olmak zorunda da değil! Henüz yolun başındaki bir çaylak bile ( bir lise talebesi mesela), bu metinleri deşifreye ihtiyaç duymadan öğrenebilmelidir..Ancak maalesef bu artık mümkün değil. Bağımız kopmadı demek öyle mi? Ben dedemi bile anlayamıyorum bazen.. Şuanki jenerasyonu hiç düşünemiyorum...

    Bu arada özümüze mi döndük dediniz? Hafızam beni yanıltıyorsa belirtin lütfen, Orhun Yazıtları Latince miydi? Latin alfabesi, ÖZ mü? HAYIR ? Hmmm. Sanırım verdiğiniz cevapta diliniz sürçtü, çünkü Latinceye ÖZ demeniz beni fazlasıyla şaşırttı Mahfi Bey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öze dönmekle alfabeyi değil Türkçeyi kastettim bunu siz de anlamışsınızdır ama anlamazdan geliyorsunuz.
      Beyefendi, Arap alfabesini ve Osmanlıcayı bilen kuşaklar birden yok olmadı, onlar yakın zamana kadar yaşadılar, belki hala yaşayanlar var. Osmanlı arşivleri de her zaman araştırmacılara uzmanlara açıktı. İlgilenen sayısı iki elin parmaklarını geçmedi. Yabancılar bizden daha fazla ilgilendiler. Arap alfabesini ve Osmanlıcayı öğrenip bizim arşivlere girdiler. Princeton'da, Cambridge'de Osmanlı arşivlerinden çıkma belgelerden yazılmış birçok inceleme var. Öyle anlatıyosunuz ki bu toplum Arap alfabesiyle devam etse ve Osmanlıca bilse hep beraber gidip Osmanlı arşivlerini okuyacağız. Yok böyle bir şey. Tarihçiler ve uzmanlar bunları zaten okuyup yazıyorlar.

      Sil
    2. Anlaşılan o ki tartışma fazlasıyla ideolojik.. Birbirimizi ikna edemiyoruz. Bir kaç tane de uyanık arkadaş Osmanlıca nın Arapça olmadığını, sadece Arap alfabesi kullandığını söylemiş. İnanın okurken güldüm. Yahu, bundan haberi olmayan mı var acaba? Dinden uzaklaştırmak dedim, Arapçadan uzaklaştırmak demedim! Çünkü, Din ile olan bağların koparılması için bir çok eylem yapıldı ( istiklal mahkemelerinde idam edilen insanları birazcık okusanız anlardınız) . Hasılı, külliyen bir temizlik yapıldı ve bu HARF lere de yansıdı. Osmanlı Türkçesinin Alfabe olarak Arapça kullandığınu, aslında Türkçe olduğunu söylemeniz bile son derece abes çünkü basit bir bilgiden ibaret.

      Bir başla arkadaş zaten itiraf etmiş durumu "kökten değişiklik" diyerek. Zaten bende bunu söylüyorum ya...

      Yeni üretilen kelime ve üretilen kelimelere aşina YENİ toplum fikrimin de arkasındayım. Evet, LASTİKİMSİ kelimesini kullanmaya başlayın 100 de değil, 20 sene sonra insanlar ÇEMBER kelimesinden tiksinir..

      Etkilenmeye kodlanmışsınız hepiniz ilkokul çağlarından itibaren. Ne desem anlaşamayacağız..

      Ancak şunu da belirteyim, ideolojik olarak çok ayrı olsak da, ekonomi alanında sizden çok fazla şey öğrendim. Yine de benim için baş tacısınız Mahfi Bey.



      Sil
  35. Asılolan kavram dünyanızın zenginligidir. Dil sadece bir ifade aracıdır, bir kodlamadır. Kişinin kavram dünyasının genişliği de kisinin zihinsel ve ekonomik özgürlüğü , bağımsızlığı ile yani " birey " olması ile doğru orantilidir. Ulu önder Atatürk net sekilde ifade etmiştir ; fikri hür , vicdanı hür nesiller....

    Dil devrimini bağımsızlık ve kimlik oluşturma bağlamında değerlendirmek daha anlamlı olacaktır.

    Bana göre Kürt sorunu ; feodalitedir. Esir haldeki benliklerdir. Rahmetli Musa Anter in Kürt dili ve edebiyatı ile ilgili çalısmaları olmuştur. Derinligi olmayan bir dil ve edebiyatın toplum üzerindeki birlestirici ve doyurucu etkisi de çok zayıf olmaktadır.

    Köy enstitüleri ile coşan halk arasında , Türkçe öğrenmek zorunda kalmış bir çok Kürtçe konuşan vatandaşımız da olmuştur ancak gerçekçi bir pencereden bakarsak ; bu insanlar öyle yada böyle , bir ikinci dil öğreneceklerdi....

    Bugün, kişilere kul olmaktan kurtulduğumuz günün yıl dönümüdür , cumhuriyetimizin ve degerlerinin , kıymetinin idrak edilmesi dilegimle, cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

    Sevgi ve saygılarımla..

    YanıtlaSil
  36. @mahfiegilmez

    okur-yazarlik uzerinde alfabe degisikligi ve Cumhuriyet zihniyetinin etkisi:

    https://pbs.twimg.com/media/CSbPI5WWcAAj8za.jpg:large

    @MurattA_ @mahfiegilmez

    bizde yedik

    @firstlord4

    TÜİK'in işsizlik, enflasyon verilerini doğru kabul edip bunu etmeyin aferin size. Aman yemeyin.

    *
    Hoca, sen ne adamsın ya...

    Okurken gülmekten yere düştüm ;-)))

    YanıtlaSil
  37. Bursa Nutkunda ve Gençliğe Hitabesinde bugün yaşadıklarımızı öngören Ata'mız, " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. " diyerek; cumhuriyetimiz hakkında da öngörüde bulunmuştur. Bugün cumhuriyet karşıtlarının sesi gür çıkıyor olsa da, cumhuriyet taraftarlarının sayısı çok daha fazladır.
    Bu anlamlı günde anlamlı yazınız için çok teşekkürler. Bayramımız kutlu olsun...

    YanıtlaSil
  38. Bu yazımda ben Atatürk'ün yazdığı geometri kitabını, onun bilime ve ulusunu eğitmeye verdiği önemi vurgulamak istemiştim. Dil onun bir aracıydı. Ama tartışmalar farklı yerlere kaydı. Burada wikipediden alınma iki noktaya değineceğim:

    Sami dil ailesi veya Semitik diller, Afro-Asyatik dil ailesinin bir alt grubudur. Orta Doğu'da yaygın olan antik dillerin çoğunu kapsar. Bunların arasında Arapça, İbranice ve Aramice en fazla konuşulan sami dillerdir. Ayrıca Fenikece ve Akadca da Sami dil ailesinin mensubudur. Ama bu iki dil günümüzde konuşulmamaktadır. İbranice, Arapça, Aramice'nin lehçelerinden olan Süryanice de bölgede kullanılan Sami dillere örnek olarak gösterilebilir. Sami adı Nuh'un oğlu Sam'dan gelmektedir. Sami veya Semitik tabiri günümüzde daha çok İbrani ve Arapları tanımlamakta kullanılır.

    Ural Altay Dil Ailesi, 19. yüzyılda ve bazı ülkelerde 20.yy ortalarına kadar yaygın biçimde kabul edilen, günümüzde ise tartışmalı hale gelen bir kuramsal dil öbeğidir. Günümüzde Ural-Altay dil ailesi ile birlikte, bu dil ailesini Altay dilleri ve Ural dilleri olarak ikiye ayrılması da sıklıkla kabul görmektedir. Bu ailenin Altay kolu Türkçe, Moğolca, Mançuca ve Tunguzca'dır. Macarca, Fince ve Estonca ise bu ailenin Ural kolundandır. Korece ile Japonca'nın da Ural-Altay dil ailesine ait olduğunu gösteren çalışmalar da mevcuttur.[1]

    Günümüzde çoğu dil bilimci Ural ve Altay ailelerindeki benzerlikleri "tarihsel orijin" veya "yakınsama" ile sonuçlanmış karşılıklı etkileşim ile açıklamaktadır. Ural ve Altay dil aileleri arasında ünlü uyumu, sondan eklemelilik, cümlede özne-nesne-yüklem sıralaması ve dillerin dilbilgisel olarak cinsiyetsiz olması gibi güçlü yapısal benzerlikler vardır.

    Görüleceği gibi bizim dilimiz Arapça'dan farklı bir dil ailesine sahiptir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farketmez hocam, en iyisi Arap alfabesi. Adam kendine Türk diyor ama Türkçe konuşmak zoruna gidiyor. Böyle bir saçmalık işte.
      TÜRK-->TÜRKÇE
      Bir daha yazayım. TÜRK.

      Bu kafadaki adamların zihnindeki Arap fantezisini çıkarmak yüzyıllar sürer.

      Sil
    2. Hocam ne zaman bu ülkenin entelektüelleri olgulara bilim gözlüğüyle bakarsa o zaman bu olgular kor doğuşu tartışmalardan uzaklaşır

      Sil
    3. Efendim bu meselenin dil ailesiyle amcasiyla pek bir ilişkisi yoktur. Bu mesele dil devrimi meselesidir ve ne kadar başarılı olabilmis meselesidir. Yani politik bir konudur, öyle Wikipediadan verilmiş bilgiler doğrultusunda objektif bir sonuç ortaya çıkacakmış gibi görmemek lazım. 1930larda TDK ve CHP sekreteri Recep Peker başta olmak üzere bir takım bilimsellikten epey uzak, politika doğrultusunda 1 yılda doktoradan ordinaryusa atanmış üniversite hocalarının ve dönemin konjonktürel faşizm modasının getirdiği bir etkiyle tam hatirlamamakla beraber 10binlerce kelime turetilmistir. Bugün sadece yüzde 5 ini hala daha kullanabiliyoruz. Aynı şekilde gayet türkçe olmuş öyle Arapçadir bizim dilimize uygun değildir diyemeyecegimiz binlerce kelime dışlanmaya maruz kalınca tabiki biz burada politik bir yorum yaparız.
      Kelime,insan,kâtip,kitap ve binlerce diğer kelimeyi nasıl silebiliriz?Nitekim silemedik hala daha kullaniliyorlar. Bu 'ZENGINLIK' tir. Türkçe belki de dünyadaki en zengin dillerden biriydi. Alfabe devrimi makul görülebilse de dilde sadelestirme adı altında yapılan şeyler bu zenginliğe tepeden inme bir durum kattı.

      Mahfi bey, siz bir bilim insanisiniz, düşünün ki politika her zaman tartisilabilir olmalıdır. Bu metninizin bu açıdan en başarılı blog yazilarinizdan olduğunu düşünüyorum. Şayet sizin bahsettiginiz görüşlerin çoğu devletin uzun zamanlar resmi ideolojisi oldu ve tartışılması yasaklandı. Internet sayesinde şu anda birkaç adım ilerleyebuliyoruz.

      Sil
  39. 29 ekim 22:11 yazıma ek olarak;

    Sayın Mahfi Hocam , konu Atatürk ve onun icraatları olunca ; pandora'nin kutusu açılıveriyor malesef. Atatürk ü anlamak için , Atatürk 'ün ve arkadaşlarının asıl olarak neye karsı mücadele ettiklerini iyi bilmek lazım. Yani : karanlık, cehalet, din tuccarligi , korkaklık, insanlığa dair negatif ne varsa.

    Atatürk 'ün bütün söylem ve icraatları evrenseldir. İnsan hakları beyannamesi gibi her yerde okunabilir, okunduğu her yerde de anlam ve kıymet bulur çünkü insanlık ailesinin kavram dunyası ortaktır.

    Fikri hür , vicdanı hür nesiller için..

    Sevgiyle kalın.

    YanıtlaSil
  40. Geçmişten koparıldık söylemi bana biraz tembel avuntusu gibi geliyor. Osmanlı'dan kalma hangi eseri okumak istiyoruz da harfleri nedeniyle okuyamıyoruz çok merak ediyorum

    YanıtlaSil
  41. yorumları okumaktan günlük işlerim aksıyor, yazmasanız olmaz mı ? insanlara hayret ediyorum: sosyal medya,siyaset ve futbolun takibi, trafikle boğuşma, akşam tv izleme....8 saati düş, bütün bunlar 16 saate sığmıyor, yoksa sorun bende mi? yaşlandık galiba

    YanıtlaSil
  42. Değerli yazınız için çok teşekkürler Mahfi Hocam.
    Tartışmalarla ilgili olarak demek isterim ki: bir şeyin iyi mi kötü mü olduğuna karar vermek bu kadar zor olmasa gerek. Birkaç uygun kriter ve objektif değerlendirmeyle sonuca kolayca ulaşılabilir (puanlama usulü kullanılabilir mesela).

    Bizim hiçbir konuda ortak bir doğruya ulaşamayıp tartışmalarda boğulmamızın sebebi sanırım kimsenin doğruya ulaşmak gibi bir derdinin olmaması. Hep kendi varsayımımızı ispata çalışıyoruz, inandığımız değerleri sorgulayacak kadar cesur olamıyoruz :(

    YanıtlaSil
  43. 10'larca yorum yapilmis, cogu ozel uzmanlik gerektiren konularda iddiali iddiali yorumlar yapilmis.
    Meselenin ozu kopmus gitmis bagimsiz bir suru konu cikmis ortaya.
    Daha once de yazmistim, baska bir yazinin altinda, Mahfi Egilmez'den baska da bu seviyede bu kadar kapsayici ve acilimci bir insan bulamayiz herhalde.

    Neyse, ufak bir not da ben duseyim:

    Batan, hayatini deva ettiremeyen, coken, vatandaslarini savasta yenik dusuren, topraklarini koruyamayan, arkasinda kalanlara da dunya kadar borc takan eski bir imparatorluga bu derecede ask duymak nedendir acaba? Tamam, uzun dunya tarihinin yaklasik 2-3 yuzyillik donemiden topraklarini, dolayisiyla vergi aldigi insan sayisini genisletmis Osmanli imparatorlugu, ama en nihayetinde basarisiz olmus?
    Osmanli tarihini layikiyla ogren, iyi yaptigi seylerden ders al, kotu yaptiklarindan da ders al ki bir daha tekrarlanmasin, ama tekrar yasatmak, onun uzerine sifirdan kurulmaya calisan, dunyada belki de ataturk'ten baska kimsenin yapmaayacagi devrimlerle yeni bir dil, kultur, toplum yaratma calisan daha 92 yasindaki bir cumhuriyetten istenen ne ki?

    Dogrudur, bir suru kayit vs de ulasilamsi guc hale getirlmistir harf devrimiyle ama dil devrimi diye birsey zaten net olarak yok ki. saray kendisinden baska kimsenin konusmadigi bir dil konusuyordu onun disinda da herkes kendi tarihinden gelen dili konusuyordu. imparatorluk sinirlari genisken birbirinin ne dediginden tek kelime anlamayan dunya kadar toplum vardi muhtemelen. yeni bir ulke kurulurken de tek bir dil konusulmasini planlamak cok da ters gorunmuyor, ki zaten elde sadece anadolu kaldigi icin cok farkli dil de yoktu zaten ortada. -- tabi ozellikle kurce ve kurt halkina yapilanlar konusu bu tartisma icin cok genis, su an o konuya grimek dogru degil - sonucta tam olarak ne tartisiliyor ki? varligini 6yuzyil civarinda devam ettirebilmis, bunun da yarisi digger yarisinda kazandiklarini kaybetmekle gecmis bir imparatorluga bu derece sahip cikmaya calisip su an parcasi oldugumuz cumhuriyete bu derece negatif yaklasmak neden acaba?

    YanıtlaSil
  44. konu geometri ama görülüyor ki, latin alfabesi seçimi tartışması ilelebet sürecek. tabi bu seçimin zaruri, ceberrut bir şekilde uygulanması da .. buradaki arkadaşların temel konularda hep aynı, ilkokul seviyesinde takılmaları üzüntü verici.. mesela

    'osmanlı iflas etti battı ondan imparatorluk bitti' deniyor
    almanya.nın kaç kez iflas ettiğini biliyor musunuz? son zamanlarda yunanistanı duymuşsunuzdur, şu an böyle bir devlet yok mu oldu? bir imparatorluğun neden yıkıldığını hala anlamamış bir toplum var.. bakın 1.dünya savaşında, ingiliz,fransız,italyan,rus ve alttan kışkırttıkları yunan,ermeni,arap.larla çatışan bir toplum imparatorluk var. bugün bile bu kadar devletin saldırısına dayanabilecek bir yapı olamaz! 1. dünya savaşının amacını bilen kaç kişi var?

    'osmanlı.da bir tane bile akademik yayın yok' deniyor
    akademik yayın mantığını batılılar kurmuştur, onların standartında, alfabesinde, dilinde....ve şekil özellikleri ile yazmanız gerekir. YANİ iphone telefona android app yüklemeye çalışmayın, 2 ayrı mentalite ve güç savaşı var. 2015.de bile koç, odtü, boün. ün yaptığı akademik yayın sayısına bir bakın ve neden böyle anlatın bana.

    'Osmanlı okuma yazma bilmiyordu' deniyor
    o tarihlerde,dünyada, okur yazar sayısı ile ilgili yapılan sayısal çalışmanın sağlıklı olacağını düşünen galiba yok. 30 sene önce ülkede okur yazarlık %99 denirdi.. askere gidince gerçeği görüyorsunuz. atatürkün sıradan bir aile çocuğu iken alabildiği eğitim ortada. ve en önemli şey, osmanlı devletini yönetici kitlenin eğitim seviyesi, t.c. deki ile karşılaştırılamaz seviyede yükseti.

    'Latince alfabe çok kolay' deniyor'
    dillerin kolaylık zorlukları kişiden kişiye değişir ama sorun bu değildir.öyle olsa araplar,japonlar,çinler,ermeniler,ruslar vs. latinceye geçerdi. israil ölmüş dilini diriltip ibraniceyi kullanmazdı. latincenin kolay olduğunu söyleyenlerin başka alfabeyi akıcı olarak bildiklerini sanmıyorum
    .
    'biz arap değiliz, Latin alfabesi türkçeye çok uygundu' deniyor
    peki biz latin miyiz? öztürkçe uygur alfabesine,hitit alfabesine vs ne oldu? latincedeki q x w harflerinin neden alınmadığını açıklayabilen var mı? ataturk ve inonunun arap alfabesine düşmanlığı çok açık biçimde anılarında anlatılıyorken, bunu, turkçeye yakışmıyordu gibi kılıflara sokmak abes.
    alfabe düşmanlığı osmanlıda yoktu, resm senet gibii kağıtlarda dahi 4 alfabe birden görülüyordu son 50 senede.
    alfabe düşmanlığı cumhuriyetle başlamıştır.
    devrimden sonra arap harfleri ile yayın yapanlar ceza almıştır hatta asılmıştır.
    hala bunları tartışıyor ve temel noktaları anlamadıysak, latin harfleriyle de yazsak, başarılı olmuş sayılmaz.

    atatürkü dolmabahçede,savaronada yalnızlığa mahkum edip bunlarla uğraşmasını sağlayanlar, işi başarmış ki hala tartışıyoruz.
    bu arada, agop dilaçar .ın hayatını bir araştırınız, ermenistan dil kurumu başına, mahfi eğlmez gibi bir türk geçebilir miydi, düşününüz.

    YanıtlaSil
  45. Atatürk, Türk dili çalışmalarıyla birlikte Türk tarihinin de araştırılmasını sağlamış. Bu sayedeTürklerin kökeninin “Mu” lara dayandığı anlaşılmıştır. “Türk; övün, Çalış, güven.” Sözünü de boşuna söylememiştir.
    Övünüyoruz ancak çalışmamız, çok çalışmamız gerekiyor. Atatürk’e sonsuz teşekkürler…

    YanıtlaSil
  46. Son kez yazayım.
    (1) Türkler islamı kabul etmeden önce kendi dillerini yani Türkçeyi konuşurlardı. Yani bizim asıl dilimiz Türkçedir. Sonradan bunu bozarak Arapça ve Farsça karışımlı bir Osmanlıca yaratmışız.
    (2) Eğer Arap alfabesini kullanıyor ve Osmanlıcayı aynen muhafaza ediyor olsaydık da Osmanlı arşivlerine girecek insan sayısı bugünkünden pek farklı olmazdı. Çünkü Türk insanı bilimle, tarihle o kadar ilgili değil. Yani biz dili ve alfabeyi değiştirmeseydik bugün bütün toplum Osmanlı arşivlerini inceliyor olmazdık.
    (3) Elimizde Anadolu'nun en eski uygarlığı olan Hititlerin bıraktığı onbinlerce tablet var. Orada bir tarih yatıyor. Hititler kimdir deseniz Türkiyede doğru yanıtlayacak insan sayısı Almanya veya İtalyadakinden azdır.
    (4) Osmanlı arşivlerinin bir bölümünü İngiliz, Amerikalı, Alman, Macar vb tarihçiler çözüp okumuş ve yayınlamıştır. Demek ki alfabe ve dil bilmemek tarihten kopmak anlamına filan gelmiyor.
    (5) Atatürk, çökmüş bir imparatorluktan geriye kalmış moralsiz bir ulusu yeni bir Türklük yaklaşımıyla ayağa kaldırmaya çalışmıştır. Arapçaya düşman olduğu ya da Kuran'ı unutturmak için Arapçadan Türkçeye geçtiği gibi iddialar tamamen hayal ürünüdür. Ve Atatürk'ü gözden düşürme çabasının sonucudur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inönü anılarında kendisi yazmış bunu.. hala hayal ürünü diyorsunuz.. pes

      Sil
  47. Hocam,
    Babanız Türkiyedemi okudu ?
    Babanızın Akademik kariyeri sizi nasıl etkiledi ?

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babamın eğitimiyle ilgili bilgi bu yazımda var: http://www.mahfiegilmez.com/2012/05/hic.html
      Onun kariyeri beni çok fazla etkilemedi ama yaşama bakışı, yaklaşımı, felsefesi, kitaplığı beni oldukça etkiledi.

      Sil
  48. ASIL SORUN ŞU:

    YUKARIDA 29 EKİM 2015 16:01 DE YAZAN ADSIZ'IN DEDİĞİNİ UNUTMAYINIZ, ARADA KAYNAMASIN!

    "ATATÜRK'ÜN UNUTTUĞU ŞEY YA DA KABUL ETMEK İSTEMEDİĞİ ŞEY, BİZİM SADECE TÜRK'LERDEN OLUŞMADIĞIMIZ GERÇEĞİYDİ. CEREMESİNİ DE ŞİMDİLERE ÇEKİYORUZ."

    EĞER YUKARIDAKİ CÜMLENİN NE DEMEK OLDUĞUNU İYİCE ANLAMAZSAK, "LATİN ALFABESİ", "ARAP ALFABESİ", "OSMANLICA" MI, "ESKİ TÜRKÇE" Mİ VE BENZERLERİ ARASINDA BOĞULURUZ!

    GÜNÜMÜZ ABD'SİNİ ÖRNEK ALALIM.

    ABD İÇİNDE ÇEŞİTLİ ETNİSİTELERDEN MİLYONLARCA İNSAN BİRLİKTE YAŞIYOR VE KULLANDIKLARI ŞEMSİYE TABİR "AMERİKALI":

    "NATIVE-AMERICAN",
    "AFRICAN-AMERICAN",
    "LATIN-AMERICAN",
    "JEWISH-AMERICAN",
    "DUTCH-AMERICAN",
    "INDIAN-AMERICAN,
    "IRISH-AMERICAN",
    ...
    GİBİ YÜZLERCE TABİR GÖRÜRSÜNÜZ.

    ABD'NİN BÜTÜN EĞİTİM KURUMLARINDA OKUTULMASI ŞART KOŞULAN DİL "İNGİLİZCE" OLMAKLA BERABER, LATİN KÖKENLİ ABD VATANDAŞLARININ SAYISININ ÇOK OLMASI SEBEBİYLE ARTIK "İSPANYOLCA" DA YAVAŞ YAVAŞ OKUTULMAYA BAŞLANAN BİR DİL HALİNE GELDİ.

    ÖZELLİKLE 2008 ABD BAŞKANLIK YARIŞLARINDAN 2016 BAŞKANLIK YARIŞLARINA KADAR, ADAYLARIN KAMPANYALARINA BAKARSANIZ, PROPAGANDALARINI SADECE "İNGİLİZCE" DEĞİL, "İSPANYOLCA" DA YAPTIKLARINI GÖRECEKSİNİZ!

    ŞİMDİ:

    "OSMANLI İMPARATORLUĞU" İÇİNDE YÜZLERCE ETNİSİTE VARDI! HER ETNİSİTENİN KENDİ İÇİNDE KULLANDIĞI DİLLER VARDI, GELENEKLER VARDI, ÖRFLER VARDI!

    "TÜRKİYE CUMHURİYETİ"Nİ KURAN KADROLAR (BAŞTA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK OLMAK ÜZERE) BİR "ULUS DEVLET" İNŞA ETMENİN ŞART OLDUĞUNA KARAR VERMİŞLER, VE BU ŞARTI YERİNE GETİRMEK UĞRUNA BAŞLATTIKALARI "İNKILAP"LARDA LATİN ALFABESİNE GEÇİŞİ DE YAPMIŞLARDIR.

    FAKAT BU KADROLARIN GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ BİR DURUM VARDI:
    MİRAS ALDIKLARI COĞRAFYA, DEVASA BİR İMPARATORLUĞUN KÜLLERİNDEN GERİYE KALAN ETNİSİTELERİN TORTULARINI İÇİNDE BARINDIRIYORDU, TIPKI BUGÜNKÜ ABD DE OLDUĞU GİBİ!

    T.C.'NİN SINIRLARI İÇİNDE YAŞAYAN ETNİSİTELERİN TORTULARI "SADECE TÜRK'LERİN YAŞADIĞI VE SADECE TÜRKÇE'NİN KULLANILDIĞI" BİR YER DEĞİLDİ!

    RUM'LARI, ERMENİ'LERİ, ACEM'LERİ, KÜRT'LERİ, KIRIM'LILARI, ARAP'LARI, YAHUDİ'LERİ, KAFKASYA'YA GÖÇ EDENLERİ, BALKAN'LARA GÖÇ EDENLERİ UNUTMAYINIZ! BÜTÜN BU UNSURLAR VE DAHA FAZLASI İMPARATORLUK BAKİYESİNDE YÜZYILLARDIR YAŞAMIŞ İNSANLARDI!

    "LATİN HARFLERİNİN KABUL EDİLMESİ", ULUS DEVLET YARATMA PROJESİNİN BİR ÜRÜNÜDÜR! BU COĞRAFYA'DA, TÜRK'LER DIŞINDAKİ BÜTÜN ETNİSİTELERE HAK TANINMAMIŞTIR!

    İMPARATORLUK MİRASINDAN KALAN ETNİSİTE ÇEŞİTLİLİĞİ ÜZERİNE İNŞA EDİLEN YENİ BİR YÖNETİM MODELİNDE "TEK DİL"İ DAYATIRSANIZ, KÜLTÜRLER ERİMEYE BAŞLAR, GELENEKLER ERİMEYE BAŞLAR, ÖRFLER ERİMEYE BAŞLAR, VE NİHAYETİNDE İNSANLAR YOK OLMAYA BAŞLAR!

    EĞER, T.C.'Yİ KURAN KADROLAR, ULUS DEVLET ZİHNİYETİNİN DİKTE ETTİĞİ "TEK TİP İNSAN" HAYALİNE KAPILMASALARDI, VE "LATİN ALFABESİ"Nİ EMPOZE ETMEMİŞ OLSALARDI, BUGÜNKÜ ABD'NİN DAVRANDIĞI GİBİ DAVRANSALARDI; ÜLKEMİZ 2015'TE BAMBAŞKA BİR YER OLURDU!

    İLK ÖNCE:

    İMPARATORLUĞUN DAĞILMASINDAN SONRA GERİDE KALAN ETNİSİTE TORTULARININ ÇEŞİTLİLİĞİ
    İLE
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NDE YARATILMAYA ÇALIŞILAN "ULUS DEVLET", "TEK TİP İNSAN" KAVRAMLARI
    ARASINDAKİ FARKLARI ANLAMAYA ÇALIŞINIZ!

    KURTULUŞ SAVAŞI'YLA BAĞIMSIZLIĞIMIZI ELDE ETMEMİZ BAŞKA ŞEY!
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NDE "TEK TİP İNSAN YARATMA" PROJESİ BAŞKA ŞEY!

    29 EKİM'E KARŞI DEĞİLİZ!
    CUMHURİYET'İ SEVİYORUZ!
    "İSLAM" CUMHURİYETİ İSTEMİYORUZ!
    LAİKLİĞİ SAVUNUYORUZ!

    AMA:
    "DİL" KONUSUNDA ÇOK BÜYÜK HATALAR YAPILDI!
    LÜTFEN BU HATAYI ARTIK GÖRÜNÜZ!
    "TEK TİP İNSAN YARATMA" TUZAĞINA DÜŞMEYİNİZ!

    MAHFİ HOCAMIZIN VE BU SAYFADAKİ BİRÇOK YORUMUCUNUN ANLAMAK İSTEMEDİĞİ DURUM YUKARIDAKİ GİBİDİR!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi anlıyorum. Ama sizin de anlamanız gereken şeyler var.
      Her şeyden önce tarih bugünden geriye bakılarak değil o günkü koşullarla değerlendirilmelidir. O zamanın eğilimi ulus devlet modasıydı. ABD istisnadır. Ne İngiltere ne Almanya ne Fransa ne İtalya o dediğiniz gibi Irish German veya Anglo Italian gibi bir düzene asla geçmemiştir.
      Kaldı ki koskoca bir imparatorluk elden gitmişti. O aşamada çok uluslu çok etnisiteli bir model kurmak mümkün değildi.
      Tarihsel olayları değerlendirirken kendi çerçevesi ve koşulları içinde değerlendirmek gerekir. Aksi takdirde mesela bugünkü koşullar ve çerçeveden bakarsak bütün Osmanlı hanedanını kardeş katili bir hanedan olarak suçlamak gibi bir yanlışın içine düşeriz.
      Asıl sorun günümüzde. Bugün artık eğilimler koşullar değiştiği halde biz yine tek tip insan yaratma peşindeyiz.

      Sil
    2. Peki Mahfi Hocam, "olaylar yaşandığı dönemin şartlarına göre değerlendirilmelidir" diye yazmışsınız. Demek ki, latin alfabesine geçilmeyebilirdi de! Ama geçilmesine karar verilmiş, ne yazık ki! Yıllar önce alınmış bir kararın ceremesini bugün bile çekiyoruz! Siz de şahit oldunuz, sayfanızda 140'ın üzerinde yorum var, ve artmaya devam edebilir!

      HİTLER VE TAKİPÇİLERİ DE "YAHUDİLERİN KATLİ" EMRİNİ VERMİŞTİ! "1933-1945 KOŞULLARINA GÖRE" TARİH DERSLERİNDE ÖĞRENDİK!
      AMA BU FACİANIN "ETKİLERİ" GÜNÜMÜZDE DE SÜRÜYOR! YARIN DA SÜRECEK!

      YAŞANAN OLAYLARA, SADECE "BUZ GİBİ MATEMATİKÇİLİK", SADECE "BUZ GİBİ İSTATİSTİKÇİLİK", SADECE "BUZ GİBİ DATABASE'CİLİK" ZİHNİYETİYLE BAKMAYA ALIŞMIŞSINIZ! YAZIK!!!

      Günümüze gelelim, bugünkü şartları konuşalım:

      1 Kasım seçimlerinden sonra, neredeyse bütün siyasi partiler, "1982 Anayasası"nın düzeltilmesini, ya da yeni bir anayasa yazılmasını, seçim programlarına koymuşlar.

      "GÜNÜMÜZ ŞARTLARINA GÖRE" YAPMAMIZ GEREKENLER:

      * "TEK TİP İNSAN YARATMA" ZİHNİYETİNDEN HERKES VAZGEÇMELİ!

      * "TÜRKÇE"NİN RESMİ DİL OLARAK DAYATILMASI BIRAKILMALI.

      * ANAYASAL SINIRLAR ÇERÇEVESİNDE, "ŞİDDET" OLGUSUNUN YANINA YAKLAŞMADAN, HERKES "ÖZYÖNETİM" UYGULAYABİLMELİ.

      * "KAMU" DA HİÇKİMSENİN KILIK KIYAFETİNE KARIŞILMAMALI. ("Kamu"da doğup büyümüş olan bu "tekçi zihniyet", "özel sektör"e de sirayet ediyor!)

      * "CEMEVİ", "SİNAGOG", "SHRINE", "HİNDU & BUDİST TAPINAĞI", "ŞAPEL", "TEKKE", "ATEİZM DERNEĞİ", "ZAVİYE", "YOGA MERKEZİ", "KUR'AN KURSU", "KUANTUM FİZİĞİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ" GİBİ YÜZLERCE KURUMUN AÇILMASINA VE KAPANMASINA "DEVLET" İSİMLİ MEKANİZMA KARAR VERMEMELİ.

      Eğer yukarıdaki ilk 5 adımı "günümüz şartlarına göre" gerçekleştirmezsek, hatamızı tekrar etmiş oluruz Mahfi Hocam!

      Sil
    3. "Türkçe'nin tek dil olarak dayatılması bırakılmalı. " denilmiş.

      Bir ülkede hakim dil olması ülke pazarının bütünleşmesini sağlar. Bütünleşmiş, ülke çapında bir pazar ekonomik hayatın yararına değil midir?

      Sil
  49. Aslında "resmi dil" meselesine biz çok takılıyoruz. Kanada'da Fransızca ve İngilizce iki resmi dil var ama Fransızca konuşulan kısım çok küçük bir kısım ve o kişiler de İngilizce bilirler. Sadece Fransızca bilen ve İngilizce öğrenmemekte ısrar eden birisi Kanada'da fiilen yaşayamaz ya da çok sınırlı yaşar.

    YanıtlaSil
  50. Mahfi Bey, guzel ve degerli yaziniz icin tesekkurler, felsefi olarak tek tip insan yaratmama olgusunu anlamak mumkun ancak uygulamada bugune kadar bunu basarabilmis tek bir ideoloji bulunmuyor. Tek tip insan yaratmama ne zaman ideolojiyi tehdit ederse o zaman ideoloji tek tip insan yaratacak sekilde varligini surdurme ve savunmaya geciyor. Genclige Hitabe ve Nutuk tek tip insan yaratmiyor, biz kurduk siz daha iyiye goturun diyor. Ataturk, Fatih Sultan Mehmet, Alpaslan hepsiyle gurur duyalim ancak bizi ileriye goturecek sey arabin alfabesi veya osmanlica mi? Ya da Ataturk u elestirmek mi? Tabiiki bunlarin hepsi benim sahsi gorusum ve dusuncem. Diger herkesin gorusune de saygi duyuyorum. Saglamis oldugunuz perspektif ve guzel yazilariniz icin tesekkurler, sevgiyle kalin.

    YanıtlaSil
  51. Tahliye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih

    Mustafa Kemal'in yazdığı kitaplar:

    Takımın Muhabere Talimi (1908'de Almanca'dan çeviri)

    Cumalı Ordugahı-Süvari: Bölük, Alay, Liva Talim ve Manevraları (1909)

    Tabiye ve Tatbikat Seyahati (1911)

    Bölüğün Muhabere Talimi (1912'de Almanca'dan çeviri)

    Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918)

    Türkiye Cumhuriyeti (1923'de en büyük eseri olarak kurulmuştur)

    Nutuk (1927)

    Vatandaş İçin Medeni Bilgile r(1931'de manevi kızı olan Afet İnan adıyla yayınlandı)

    Geometri (1937'de isimsiz yayımlandı)

    YanıtlaSil
  52. Cemil Meriç'in dediği gibi bütün mukaddesleri yıkan Fransız İhtilali bile Fransızcaya dokunmamıştır. Artık bu dil devriminin sakat bir devrim olduğunu kabul edin. Dilimiz arapça ve farsça kelimelerden kurtuldu mu? Büyük ölçüde Evet. Ama yerini fransızca ve ingilizce kelimeler almaya başladı; demagoji, ajitasyon, akredite, akreditasyon, dezenformasyon (fr). Operasyon ve spekülasyon (eng.) ve daha yüzlercesi.

    Mahfi Hocam madem Türkçe'ye bu kadar aşıksınız lütfen yukarıda saydıklarım gibi fransızca ve ingilizce'den dilimize sokulmuş kelimeleri de kullanmayınız.

    Kabul edelim tarihin en zengin dillerinden birine sahip iken şimdi kuşa çevrilmiş bir dile sahibiz. Bu konu hakkında Geoffrey Lewis'in "Turkish Language Reform: A Catastrophic Success" isimli kitap okunabilir.

    "The Ottoman Empire came to an end in 1922, but its administrative and literary language, Ottoman Turkish, the only language that ever came close to English in the vastness of its vocabulary, did not become a dead language until the middle of the twentieth century."

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her dilde yabancı kelimeler var. Bu bize özgü değil. İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca dilleri Latince ve Yunanca sözcüklerle dolu. Ayrıca birbirlerinden de bir sürü sözcük almışlar. Bu kaçınılmaz bir şey. Çünkü teknoloji nerelerde yükseliyorsa o dilin üstünlüğü ve diğer dillere girişi artıyor. Ama eğer Türkçe karşılığı varsa ve yerleşmişse ben her zaman onu kullanmayı tercih ederim.
      Fransız ihtilali Fransızcaya dokunmamıştır. Çünkü adından da belli olacağı gibi o Fransızcadır. Bizdeki durum farklıydı. Biz Arapçaya dönüşmüş bulunan Türkçeyi kendi özüne çevirmeye çalıştık. Arapça ve Farsça bizim dilimiz değildi. İslamı kabul etmemizle birlikte ortaya çıkan etkinin altında kendi dilimizi geliştirmek yerine Arapça ve Farsçe sözcükleri alıp karma bir dil yarattık. Osmanlıca Türkçesi denilen dil tam anlamıyla melez bir dildi.
      Fransızca da eğer Arapça ya da Çinceye dönüşmüş olsaydı Fransız ihtilali ona dokunurdu emin olun.

      Sil
    2. Değerli Hocam,

      İngilizler, Fransızlar ya da İtalyanlar Latinceden girmiş yahut türetilmiş kelimeleri dillerinden hiç bir zaman atmaya çalışmadılar. Ya da "Dilimiz artık Latince'ye dönüştü, özümüze dönelim" demediler. Böyle tahripkar bir faaliyete tenezzül etselerdi ellerinde dilleri kalmazdı. Bugün bir italyan "Liceo Classico" ya gidiyorsa Latinceyi seve seve öğrenir çünkü aksi takdirde dilini tam anlamıyla öğrenmiş sayılmaz bu bir Fransız için de geçerlidir, eğer fransızcasını ileri taşımak istiyorsa Latince öğrenmelidir. Bizde bu devrimin uygulamasında Arapça öğrenmek bile yasaklanmış, müfredatlardan kaldırılmıştır (Bunun amacını dilimizi arapçanın boyunduruğundan kurtarmaktan ziyade islamın temel metinlerinin bu dilde olmasının daha ağır bastığını savunanlar var lakin ben o konuya girmek istemiyorum).

      Velhasılıkelam, Türkçe, Arapça ve Farsçadan ayrı düşünülemez. Çünkü Latince bugün Fransızca, İtalyanca ya da İngilizce için ne anlam taşıyorsa bu diller de bizim için bu anlamı taşımaktadır. Özellikle Fars medeniyeti Avrupa medeniyetleri için Yunan-Grek medeniyeti ne anlam ifade ediyorsa bizim için odur. Eğer "Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesinin irtifaına hâsıl-ı zarbinin nısfına müsavidir" yerine "Bir üçgenin yüzölçü tabanının yüksekliğine çarpımının yansına eşittir." demenin keyfini çıkarın diyen değerli babanız hayatta olsaydı (Allah rahmet eylesin!) "Egzoz emisyon ölçümü istasyonu" gibi gülünç tabirlerin kullanımından keyif çıkarır mıydı acaba? Bence çıkarmazdı çünkü bunlar bir dili küçük düşürür, aşağılar.

      Saygılar.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...