14 Ağustos 2016 Pazar

Bankalar Faiz Düştüğünde mi Kazanır Yükseldiğinde mi?

“Bankalar faizler düştüğünde mi kazançlı mı çıkarlar yoksa yükseldiğinde mi?” Bu soruyu sokakta sorsak, yanıtlayacak olanların büyük çoğunluğu “bankalar faiz yükselirse kazançlı çıkar” diye yanıtlarlar. Ben bu soruyu sınıfta öğrencilere sordum. Yanıt sokakta verilecek olandan farklı değildi. Öğrencilerin büyük çoğunluğu “faiz yükselirse bankalar kazançlı çıkar” diye yanıtladılar. 

Bu konuyu, kısa bir süre sonra çıkacak olan Ekonomide Analiz kitabımda ele aldığım için burada yazmıyordum. Ama tartışmalarda gelinen nokta bu analizi burada paylaşmaya karar vermeme yol açtı. Böylece bu yazı, kitapta örnek olay incelemelerini ve analizlerini nasıl yaptığım konusunda da bir fikir vermiş olacak (Kitapta analiz yöntemlerinin anlatılmasını izleyerek basit, orta düzey ve ileri düzey olmak üzere bu yazıya benzer 30 kadar analiz örneği yer alıyor.)

Bir sorunun yanıtı çok basitse o yanıtı benimsemeden önce biraz düşünmek gerekir. Sherlock Holmes’in dediği gibi: “Açık bir gerçekten daha aldatıcı bir şey yoktur.”

Başlıktaki soruya yanıt ararken analitik düşünce tekniğini buraya uygulamaya çalışalım. Böylece bu basit soruyu herkesten önce yanıtlama şansını yitirmiş olsak da gerekçeleriyle kanıtlanmış ama geç gelmiş doğru yanıt, çabuk verilmiş yanlış yanıttan iyi olacağı için kazançlı çıkan biz oluruz (buradaki analiz kısa vade için geçerli bir analizdir.) 
 
(1) Her şeyden önce en küçük ayrıntılara bile dikkat etmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Burada bakmamız gereken ayrıntı mevduat ve kredinin vade yapısı ve faiz oranlarıdır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) ve Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) sitelerine baktığımızda Türkiye uygulamasında bankalardaki mevduatın ortalama vadesinin 3 ay, bankaların açtığı kredilerin ortalama vadesinin ise 1 yıl olduğunu görüyoruz. Aynı sitelere ve Merkez Bankası sitesine baktığımızda da bankaların mevduata verdiği faiz ile kredilere uyguladıkları faiz arasında kredi faizleri lehine 4 – 5 puan fark olduğunu saptayabiliyoruz.

Şimdi bu verilerle bir tablo yapalım:

Mevduat
Kredi
Ortalama Vade
3 ay
1 yıl
Ortalama Faiz (%)
10
15

Demek ki bankalar kaynaklarını ortalama olarak yıllık yüzde 10 faizle ve 3 ay süreyle topluyorlar ve bunları 3 ayda bir yeniliyorlar. Buna karşılık kullandırdıkları paraları yıllık yüzde 15 faizle ve ortalama olarak 1 yıl süreyle veriyorlar.

(2) İkinci aşamada gözlemlediğimiz bulguların nedenlerini bir araya getirmeye çalışmamız gerekir. Böylece bulguların doğru olup olmadığını bir kez daha denetlemiş oluruz. Bulguların doğruluğunu denetlemek için bu aşamada yanıtlamamız gereken soru şudur: Niçin bankalara yatırılan mevduatın vadesi bu kadar kısa? Bankalar, Merkez Bankasının uyguladığı para politikasına güvenerek ileride enflasyonun ve dolayısıyla faizlerin düşeceğini bekledikleri için daha uzun vadeye farklı faiz vermemekte, böylece ileride düşecek enflasyonda yüksek faizle bağlanmak istememektedir. Buna karşılık kişiler, kendi deneyimlerinden hareketle, ileride enflasyonun düşmeyeceği ve faizlerin yükseleceği beklentisi taşımakta ve o nedenle ileride artabilecek olan faizler yerine bugünkü faizlerle uzun vadeli bağlanmak istememektedirler. Bu yaklaşım kişilerin mevduatlarını kısa vadeli oluşturmaları sonucunu getirmektedir.

(3) Elde ettiğimiz bulgulardan ve olası nedenlerden çıkan sonuçları bir senaryo çerçevesinde toparlamamız gerekir.

Böyle bir ortamda X Bankasına A’nın yıllık yüzde 10 faizle ve 3 ay vadeyle 10.000 TL mevduat yatırdığını düşünelim. Aynı gün B, X Bankasından bu 10.000 TL’yi yüzde 15 faizle 1 yıllığına kredi olarak almış olsun. 3 ay sonra A’nın yatırdığı 10.000 TL’nin vadesi dolduğunda faizlerin yüzde 11’e çıkmış olduğunu düşünelim. Bu durumda X Bankası, A’ya yüzde 10 yerine yüzde 11 faiz vererek mevduatını yenilemesini sağlayacaktır. Aksi takdirde A, parasını X Bankasından çekip yüzde 11 faiz veren başka bir bankaya yatırır. X Bankası zorunlu olarak A’nın mevduatının vadesini 3 ay daha ve bu kez yüzde 11 faiz vermeye razı olarak uzatırken kredi verdiği B’nin geri ödemesine daha 9 ay olduğu için kredinin faizini artıramayacaktır. X Bankasının maliyetleri artmış ama kazancı değişmemiştir. Sonuçta X Bankası, faiz artışından kazançlı değil zararlı çıkmış olmaktadır.

Tersini düşünelim. Diyelim ki mevduat faizi 3 ay sonunda yüzde 10’dan yüzde 9’a düşmüş olsun. Bu durumda X Bankası, 3 aylık vade sonunda A’nın mevduatını yenilerken yüzde 10 ile değil, yüzde 9 ile yenileyecektir. Oysa kredinin vadesinin dolmasına henüz 9 ay olduğu için B’ye uyguladığı faizi düşürmeyecek, yüzde 15 faiz uygulamaya devam edecektir. Sonuçta X Bankası, faiz düşüşünden zararlı değil kazançlı çıkmış olacaktır.  

(4) Olay yeri incelemesini analitik düşünce yöntemini kullanarak tamamladığımızda toplumun büyük çoğunluğunun yanlış yanıtladığı sorunun doğru yanıtını bulmuş ve bankaların faiz artışından kayıpla, faiz düşüşünden ise kazançla çıkacağını kanıtlamış olduk.  

(5) Görmek ile gözlemlemek farklı şeylerdir. Sherlock Holmes, bulgularını açıkladıktan sonra Dr.Watson ile aralarında şu konuşma geçiyor:

Dr. Watson: “Ben de seninle aynı şeylere, aynı şekilde bakıyorum ama bu sonuçlara ulaşamıyorum.”
Sherlock Holmes: “Bu kata çıkan merdivenin kaç basamağı var?”
Dr. Watson: “Bilmem, saymadım.”
Sherlock Holmes: “17 basamağı var. Bakıyorsun ama gözlemlemiyorsun. İkisi arasında büyük fark var.” “Dünya, çoğu kişinin gözlemleyemediği birçok açık gerçekle doludur.”

(6) Açık gerçeklerin kalanları da çıkacak olan Ekonomide Analiz kitabında.


Ek: 2016 Yılının İlk 6 Ayında Merkez Bankası’nın Faiz İndirimleri ile Banka Kârlarının Artışı Arasındaki İlişki İçin Göstergeler

(1) Merkez Bankası’nın (TCMB) 2016 yılının ilk altı ayındaki faiz indirimleri:

Tarih
TCMB Gecelik Borç Verme Faizi (%)
01.01.2016
10,75
25.03.2016
10,50
21.04.2016
10,00
25.05.2016
9,50
22.06.2016
9,00
İndirim (puan)
1,75

(2) Bankaların 2016 yılının ilk altı ayında kârlarındaki artışlar:
Borsada işlem gören bankaların net dönem karı yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 43 arttı ve 12,8 milyar TL'ye ulaştı. Borsada işlem gören bankaların 12 aylık net kârı 20,6 milyar TL oldu (Kaynak: Türkiye Bankalar Birliği, TRT Haber ve Dünya Gazetesi, 19 Ağustos 2016.) 









225 yorum:

  1. Birisinde birim fiyatindan kazanirlar otekisinde surumden yani miktardan kazanirlar bu kadar basit

    YanıtlaSil
  2. Hocam sizce de Jared Diamond'un Tüfek mikrop ve çelik te dediği gibi coğrafya milletlerin kaderi midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişe bakınca Diamond'un bu yorumunun haklı yönü olduğu görülebiliyor.

      Sil
    2. Hocam yalnız bu söz İbni Haldun'a aittir diye biliyorum.

      Sil
    3. Ben de İbni Haldun diye biliyorum.

      Sil
    4. Bu söz ilk olarak İbn-i Haldun tarafından söylenmiştir daha sonra da Napoleon Bonaparte tarafından söylenmiştir. Diamond'da ondan aşırmıştır muhtemelen.

      Sil
    5. Merhabalar. Seviye gerçekten çok yüksek. Emeği geçen herkese teşekkürler :)

      Sil
    6. Baha Bey bir sözün gerçek sahibinin bilinmesi için yapılan bilgi paylaşımından nasıl seviye belirlemesi yaptınız? Ayrıca sizin yazdığınız bu "ironi seviyesi yüksek ve zeka dolu" yorumunuza da bir seviye belirlemesi yapabilir misiniz?

      Sil
  3. Şu sorunun cevabını da vermeniz gerekmez miydi? Faizlerin düştüğü bir ortamda tasarruf sahipleri bir noktadan sonra bankalarda tasarruf yapmayı bırakır mı? Ve yine bankalar faizler düşerken makastan 4 5 baz puan fark kazanabilir mi? Benim gördüğüm sistemde kredi çekenler bu oranlardan kredi kullanmaya razı. Böyle olunca bankalar yüksek mevduat veriyor. Ve makas açık. Bütün bankalar kredileri dusurmezse mevduat kaybı olur. Mevduat kaybı olmaması için de makasin daralması lazım. Yazınız bütün senaryoları doğru içermiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne dediğiniz anlaşılmıyor.

      Sil
    2. Bahsettiginiz konu faiz oranlarini aciklayan loanable funds teoremi ile aciklaniyor. Haklisiniz, teoriye gore faizlerin dusmesi demek borc verilebilir fonlarin azalamasi anlamina gelir. Bankalar mevduata daha fazla faiz vererek ki bu eski makasi koruyamayacaklari anlamina gelir mevduati tutmak (borc verilabilir fonlari arttirmak ya da korumak) zorunda kalirlar, bu da karliliklarini dusurur.

      Sil
  4. Hocam su hususuda atlamayalim mevd. faizleri dusus trendine girdiginde kredi fazleri de cogunlukla dusmektedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama arada vade farkı var. O aradaki farktan bankalar kazançlı çıkıyor.

      Sil
  5. Soruyu "faizler dustugunde mi yoksa yukseldiginde mi bankalar kazancli cikar" diye sorarsak aciklamaniz cok dogru.

    Ancak faizlerin dususu sonsuz bir surec degidir ve bir noktada dengeyi bulacaktir. Burada faizler sabit kalacaktir.

    Soruyu "dusuk faizl ortamda mi yoksa yuksek faizli ortamda mi bankalar kazancli cikar?" seklinde evirirsek; yanit farklilasir sanirim. Bence halkin ve ogrencilerinizin soruyu algiladigi sekil budur ve bu algiyla onlarin yanitlari da dogrudur. Faiz dusukse, bankalarin mevduat-kredi faizleri arasina koyduklari marj da daralmak durumunda kalacaktir. Yani karlilik dusecektir islem hacmi artmadigi surece. Bankalarda son 10 yildir hesap isletim ucreti, para transfer ucreti, kart ucreti, zart komisyonu, zort masrafi diye farkli grlir kalemlerine yonelme durumunda kalmistir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar faiz düştüğünde mi kazanır yükseldiğinde mi? ile
      Faizler düştüğünde mi yoksa yükseldiğinde mi bankalar kazançlı çıkar?
      Bu iki soru arasında fark var diyor değerli izleyicim. Ben farkı anlayamadım ama belki anlayan çıkar.

      Sil
    2. Sayin hocam,
      Ayni soruyu ben soracaktim. Zannediyorum burda kastedilen faizlerin düstügü degil düsük oldugu durumdur. Mesela kredi ve mevduat faizlerinin 5% ve 3% oldugu durumu ele alalim (faizler sabit ve dusmuyor) ve bu durumu sizin orneginizdeki 15% ve 10% faiz oranlarinin oldugu duruma karsilastiralim. Burda galiba islem hacmi onem kazanacaktir ve dusuk faizlerde insanlar daha fazla kredi kullanmaya egilimli olacaklarindan islem hacmi artacak ve bankalar yine karli cikacaklardir. Bneim bir ikinci sorum daha olacak: Bildigim kadariyla bankalar verdikleri kredilerin b+üyük bir kismini mevduatlardan degil dogrudan Merkey Bankasindan aldiklari borc paralarla karsiliyorlar. Bu gercegin de (eger dogruysa) analizinize dahil edilmesi gerekmez miydi?

      Sil
  6. o zaman bu işin türkçesi şu mudur hocam?

    türkiyede faizler düştüğünde bankalar mevduat faizini aşağı çekti ama kredi faizini aşağı çekmedi böylelikle ilk duruma karşı çok fazla kazandılar.

    dışarıdan cumhurbaşkanı müdahalesiyle kredi faizlerini de indirdiler.

    yani faizler aşağı indiğinde zaten ilk duruma göre çok kazandılar ama aç gözlü davranıp daha çok

    kazanmak istediler.

    burada asıl sorum şu : cumhurbaşkanı asıl o müdahaleyi yapmasaydı o kan emiciler kredi faizini

    indiremez miydi? yoksa bu konuda bddk nın o bankalara bir yaptırımı olur muydu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazının bu yazdığınızla ilgisi yok.
      Sizin sorununuz konulara objektif bakamamak. Siz en baştan bankaları kan emici olarak tanımladığınız için yazıyı tam olarak okuyup anlayamıyorsunuz. O nedenle bambaşka bir şeyler söylüyorsunuz. Bilimde ilk kural: Olaylara tarafsız bir gözle, duygulardan sıyrılarak bakmaktır. Bunu yapamazsanız olayı anlayamazsınız.

      Sil
  7. peki hocam tl mevduatlarında faizler düştüğü zaman bankalar daha çok kazanıyor burası tamam.

    peki dolar ya da euro para cinsinde durum nedir? bildiğim kadarıyla iki para cinsinde de mevduat toplanıyor. ama kredi veriliyor mu bilmiyorum. eğer veriliyorsa orada durum nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar mevduatına verilen faizler % 2 dolayında. Kredilerle ilgili bir bilgi bulamadım.

      Sil
    2. Turk bankacilik sisteminde verilen toplam kredilerin yaklasik yuzde 30'u yabanci para cinsinden (bunun kabaca yuzde 60 i dolar kalanini diger para birimleri ) dolayisiyla yukarida bahsedilen durum yabanci para cinsinden verilen krediler icin de gecerli. Tabi bunun yaninda kur riski de var onu da hesaba katmak lazim.

      Sil
  8. İyi de hocam bu geçiş aşamasıyla ilgili bir durum yani faizlerin 10 dan 11e geçerken ki arada illaki biri kaybedip diğeri kazanacak... ki bu dediğiniz sürekli tekrarlanırsa kayıplar ve kazançlar faiz oranlarından sürekli ve yüksek oranlı sapar onun içinde zaten öylesi ortamlarda finans kurumları batar (istikrarsız ekonomiler)...
    işin diğer tarafına gelince yani oturmuş bir enflasyon ve faiz duzeninin olduğu ve arzulandigi piyasalarda bence faizin talep esnekliği önemlidir yani bireyler ve kurumlar 1 puanlık faiz indirimine yüksek tepki veriyorlarsa o zaman indirimden kazanılır aksi durumda da kaybedilir

    YanıtlaSil
  9. Teoride evet mantıklı dediğiniz peki ;
    - faiz düşmeden önceki t1 zaman ile faizin düştüğü t2 zamanda mevduat ne seviyede (mevduattaki para miktarında azalış var mı?)
    - faizin yüksek seyrettiği dönem k1 ile faizin düştüğü dönem sonu k2 arasındaki karlılık (faiz dışı gelirden arındırılmış) farkı nedir?

    -faizin düştüğü dönemde bankaların faizdışı gelirinde artış ne sevide seyrediyor?

    Bunu bu şekilde somut örnekle en az 3 banka verisi ile kanıtlamanızı beklerdim. İşte o zaman teori zemine oturmuş olurdu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. - Geçmiş faiz indirimlerine baktığımızda (Faizlerdeki düşüşler sınırlı oranda yapıldığı için olsa gerek) mevduatta dikkat çekici bir değişim olmamış görünüyor. Ama faiz oranı ciddi şekilde düşürülse muhtemelen mevduatta düşüş olur ya da en azından döviz mevduatına geçiş olabilir.
      - Arada hep başka şeyler de var. Örneğin komisyonlar kaldırılmış, kurlarda değişim var vb o nedenle tam olarak ölçemedim.
      Haklısınız ama burada ortaya attığım düşünce bir teori değil hipotez.

      Sil
    2. teşekkür ederim yanıtınız için teori mi hipotez mi karmaşasınz düşüp teori dememin en büyük etkeni, "daha önce çok defa anlattım(yazdım) faizler düşürse bankalar kar eder" diyerek doğru olanın sizin söylediğiniz olduğunu bastırarak ifade etmeniz. Hipotez yanlışlanabilir ama söyleminizle yanlışlanmasının önünü kapatır gibisiniz.
      Benim yukardakı bu sorularımı bir nevi hipotezinizin test aşaması olarak görün. Söylemle görünen uyuşmadıktan sonra hiçbir manası yok.

      Yaban arısının uçabileceğini bile 60 senede teoriye oturtmuşlar. O arada yaratılışından bu yana o arı gövdesine göre çok ufak olan kanatlarla uçuyordu zaten. (ntv 2 dakikada bilim bugüm izledim) bilmem anlatabildim mi !

      Sil
    3. Hayır kapatmıyorum sadece hipotezimi ısrarla öne sürüyorum. Belki birisi deneysel bir araştırma yapar. Ben denedim ama ne yazık ki bankaların karlarını alıp faizlerle kıyaslayarak bir yere varılamıyor. Çünkü banka karlarını faiz dışında etkileyen pek çok faktör var. Kur, komisyon gelirleri, şube sayıları, kredi miktarları, makro ihtiyati önlemler vb bunlardan bir bölümü. Bunları tek tek ayıklayıp bakmak gerekiyor. Ama yayınlanmış verilerle bunları ayıklamak mümkün görünmedi. Belki birkaç bankayı seçip onlardan veri toplayıp araştırma yapmak en doğru yol. Benden bu hipotezi ortaya koymak. Belki birisi bunları yapar. Kim bilir belki siz yaparsınız.

      Sil
    4. Sayın hocam, keşke yapabilsem ama akademisyen yada TCMB-TBB uzmanlarından olmadıkça açık ayıklanmış verilere ulaşmak zor gibi görünüyor.

      Ama şöyle bir şey var bir aşağıdaki yorumda arkadaş (Adsız 14 Ağustos 2016 17:28) faiz oranları verilerini paylaşmış.

      https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/6291/Turkiye'de_Bankacilik_Sektoru_2011-2015_Aralik.pdf

      Bende bu belgeye ulaştım ve anlamlı bir sonuca ulaşabilmek adına onu inceliyorum.

      Sayfa 45 dikkatimi çekti. 2011 den 2012 ye net faiz gelirlerinin toplam aktiflere oranı (yüzdelik olarak) artarken 2011 den 2015'e düşüş seyrinde görünüyor.

      Belki siz belgeye göz atarsanız Hipotezinizi destekleyecek ya da çürütecek anlamlı bir şeyler bulabilirsiniz.

      Saygılarımla.

      Sil
    5. Ben onları çok inceledim. Ne yazık ki ayıklanmamış veriler. Yani hangisi faizden hangisi kurdan veya kredi artışından ayırt edilemiyor. Akademisyenin de ayıklanmış veriye ulaşması kolay değil. MB araştırmacıları ulaşır belki.

      Sil
  10. Hocam bu problemde, bankaların faiz düşüşünden hala kazançlı çıkabilecekleri bir "limit faiz" değeri var mıdır?
    Bir başka deyişle, Avrupa Japonya gibi faizlerin sıfır hatta negatif olduğu ülkelerde problemi nasıl ortaya koymak gerekir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buradaki analiz Türkiye için geçerli. Japonya'da mevduata sıfır faiz verdikleri için artık kâr edecek yer yok sanırım.

      Sil
    2. Hocam,
      Türkiye bankalar birliği ve TCMB verilerine göre;
      Yıllar - Tüm bankaların Karı( milyar TL)-Faiz
      2010-21,30 milyar kar, %6,75 faiz
      2011-19,10 milyar kar, % 6,00 faiz
      2012- 22,60 milyar kar, %5,50 faiz
      2013- 23,60 milyar kar, % 4,75 faiz
      2014- 24,50 milyar kar, % 9,10 faiz
      2015- 25,60 milyar kar, % 7,62 faiz
      Sonuç olarak: Bankaların karı 2010 yılından 2011 yılına geçiş haricinde hiç düşmemiş. Hatta faiz oranlarının iki katına çıktığı 2013-2014 döneminde dahi artmış.Gösterge faiz artsa da azalsa da karlar artmaya devam etmiş. Öte yandan mevduat ve kredi vade sürelerine ilişkin; banka ve vatandaşların beklentilerine göre vade sürelerinin değiştiği yönündeki yorumunuz sanırım kısmen doğru. Çünkü piyasanın ileride nasıl bir seyir izleyeceğini bankalar elbette ki teknik ekipleriyle daha iyi öngöreceklerdir ancak mevduat sahibi olanların böyle bir öngörüsünün olması görece daha zordur. Netice olarak başlangıçtaki banka ve vatandaşların piyasa hakkındaki öngörüleri kısmındaki yorumlarınızdan, vatandaşlar için olan kısmı sanırım biraz sonuç odaklı ve diğer faktörlerin dışlanması ile ortaya konulmuş .

      Sil
    3. Bu tür bir kıyaslama bize bu hipotezin doğru ya da yanlış olduğunu göstermez. Sadece faiz değişiminin etkisine bakmak gerekir. Oysa burada kârı etkileyen birçok gösterge var. Faizin yanında kur değişimi, komisyon gelirleri, kredi miktarındaki artışlar, kredi kartı sayısında ve kullanımındaki artışlar, şube sayısı artışı vb gibi birçok faktör kârı etkiliyor. Bütün bu diğer etkileri ayıklayıp sadece faizin getirdiği etkiyi bulmadan sizin vardığınız sonuca varmak mümkün değil.

      Sil
    4. Yıllara göre sadece karları yazarsak sermaye oranına göre karı eklemezsek pek bi anlam ifade etmez bence.

      Sil
    5. Adsız 17.28 veriler için teşekkürler

      Bakınız Sayfa 45:
      https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/6291/Turkiye'de_Bankacilik_Sektoru_2011-2015_Aralik.pdf

      Grafikte görüldüğü üzere net faiz gelirlerinin toplam aktiflere oranı
      2011-2012 aralığında yükseliş
      2011-2015 aralığında ise düşüş olarak görünüyor.

      Sil
  11. Moralim çok bozuk yazınızı okudum ama anlamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka işlerle uğraşın. Herkes analiz yapacak diye bir zorunluluk yok.

      Sil
    2. Moralim bozuk olduğu için anlamamıştım her lafı da tersten anlıyorsunuz Mahfi Bey ne bu asabiyet? Sizi böyle bilmezdik...

      Sil
    3. Ben okuduğunuzu anlamadığınız için moralinizin bozuk olduğunuzu söylediğinizi sanmıştım. Kusura bakmayın yanlış anlamışım.
      Zaman zaman hepimize olur. Canımız sıkkınken okuduğumuzu anlamayız. Çünkü kendimizi okuduğumuza veremeyiz.
      Moraliniz bozuk olmadığı zaman bir daha okuyun o zaman anlayacaksınız.

      Sil
    4. Okudum ve aradaki ilişkiyi kurup şimdi anladım. Elinize sağlık.

      Sil
    5. Hocam, buna ben de şaşırdım. Velev ki morali bozuk olmadan anlamamış olsun. O zaman da mı vazgeçmeli? Yani belki ekonomi ile ilgili yeni öğrenmeye çalışan, yeni yeni merak salan birisi olsa idi o zaman da başka işlerle uğraşın mı demek lazımdı veyahut eğer bu konuya ilginiz varsa önce şunlar ve şunlar hakkında bilgilenip daha sonra bir daha okuyun demek mi lazım?

      Bir insan bir şeye heves edebilir ama o işle ilgili çaba gösterip göstermediğini bilmeden bırakın bu işler size göre değil gibisinden bir şeyler söylemek ne kadar doğru bilemedim. Bir bildiğiniz var demek ki... Ancak ben gene de diğer yolu seçiyorum.

      Saygılar,

      Sil
  12. bir ulkede reel faizler niye yuksek olur
    bir ulkede reel faizler niye dusuk hatta negatif bolgede olur
    reel faizlerin yuksekligi o ulkelerde en cok neyi etkiler mesela gelir dagilimi bozulr mu yatirim reel sektorden sanal finans sektorune mi kayar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkede enflasyon yüksekse ve riskler de yüksekse reel faiz yükselir.
      Bir ülkede insanlar para harcamıyorsa yani likidite tuzağı olgusu ortaya çıkmışsa reel faizler sıfıra hatta negatife düşebilir.
      Reel faizin yüksekliği ülkede en çok kredi kullananları etkiler. Normal koşullarda yatırımlar azalır. Ama bir ülke sürekli bu konumdaysa ve toplum buna alışmışsa yatırım da düşmez. Mesela Türkiye'de 2000'ler öncesinde reel faizler % 10'a yakındı ama yatırımlar da tasarruflar da (GSYH'ya oran olarak) bugünkünden yukarıdaydı.

      Sil
    2. Bir ülkede mevduat faizi enflasyon oranından yüksek olursa pozitif düşük olursa negatif reel faiz olur.
      Reel faizlerin yüksekliği insanların tasarruflarını artırır gelirlerinin enflasyona karşı korunması gerekçesiyle.
      Reel faizlerin yüksekliği finansal yatırımları artırır ve bu artan bu kaynak bankalar tarafından reel sektöre verilir böylece reel sektör yatırımları da artar.
      Gelir dağılımına gelirsek; başlangıçta finansal yatırımcı lehine bir miktar gelir dağılımı bozulabilir. Ama bu kaynaklar reel sektöre yatırım yapılması kaydıyla ulaşırsa bundan herkes yararlanabilir.

      Sil
  13. Bankalar ellerinde DIBS tutar ve faiz düşerse kar yazarlar saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru. Sadece bankalar değil elinde DİBS tutan herkes faiz düşüşünden kazançlı çıkar. Bu konuda yazım var: http://www.mahfiegilmez.com/2013/06/faiz-yukselince-kim-kazanr-kim-kaybeder.html

      Sil
  14. mahfi bey 19 ağustosta fitch notumuzu indirir mi? sorumsuz olması gereken cumhurbaşkanının, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça müdahale ettiği, bankalara tehditle faiz indirttiği bir ülkenin notu yatırım yapılabilir olabilir mi? olmamalı sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence indirmez. Fitch, bu üç reyting kuruluşu arasında (diğer ikisi S&P ve Moody's) notu en bol olanı.

      Sil
    2. sizin notunuzu nasil hocam bol mu sizin okulu kazandim iktiadi. Sinifta birakmazsiniz umarim.

      Sil
    3. dersime girip dinleyen iyi not alıyor. Deneyimler bunu gösteriyor.

      Sil
  15. Hayatta insan için en zoru, doğru olduğuna inandığından vazgeçmek (yanıldığını kabul etmek), faiz tartışmasına da bunun yansıması demek lazım. Tartışmaları sonladırmak için deneysel çalışalım, kim haklı görelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıdaki yorumlardan birisine verdiğim yanıtta da değpindiğim gibi deneysel çalışmak bu konuda o kadar kolay değil. Bankaların kârını etkileyen faiz dışında pek çok faktör var. Hepsini ayıklamak gerekir.

      Sil
  16. Hocam bankaların e mevduat diye yeni ürünleri cikti ve faizleri konvansiyonel mevduattan daha yüksek oluyor. Bunun nedeni bankaya emisyon sorumluluğu yüklememesinden kaynaklı mıdır?

    YanıtlaSil
  17. Hocam,
    tezinizde haklısınız ama bence bunu bankalara sorsak, cevapları :
    Hiç kredi vermesek daha iyi olur. dolaylı işlemlerden risksiz okadar güzel para kazanıyorlarki :)

    örneklersek,
    bankamatikten para transferi (eğer müşterisi değilseniz) 9 tl,müşterisi iseniz 4 TL
    internetten para transferi ( katılım bankaları hariç) 4 tl
    şube içi hareketleri hiç saymıyorum bile,

    2011 yılı
    eft adeti 170.000.000 adet
    Kredi kartı çekimi 2.000.000.000 adet
    banka kartı çekimi 700.000.000 adet
    çek takas işlemleri 17.000.000 adet
    pos sayısı 2.000.000 adet
    atm sayısı 48.000 adet

    kredi kartı sayısı 112.000.000 adet
    banka kartı sayısı 58.000.000 adet

    bu kadar risksiz işlem olanağı ve nakit tahsilat girdisi varken Kredi vermek onlara sadece
    tahsilat riskinden başka bir şey getirmediğini düşünüyorum.

    Saygılarımla


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da ayrı bir yanı tabii.

      Sil
    2. Bu da bankaların yüksek faiz dönemlerinde karını arttırmaya yönelik eylemleri olarak görünemez mi ?

      Sil
  18. Hocam merhaba.
    1) Z.K.'nin inmesi üzerine bankalar kredi faizini düşürme eğilimine girerler. Ama düşürdüklerinde de mevduat faizinin kolay kolay değişmeyeceğini dikkate alırsak zarara uğraralar.
    Bu durumda bankalar zarara uğramamak için ne gibi bir strateji izlerler? Mesela Z.K.'nin düşen 0.5 puanlık kısmını kredi faizini indirmeden kredi verseler olmaz mı? Yada faizi düşürüp sürümden kazanarak bu zararı telafi edebilirler mi?
    2) Z.K.'nin düşmesi bankalarda mevduat faizini düsurme egilimi oluşturur mu normal şartlarda? Galiba şu an kaynak sıkıntısı çektikleri için mevduat faizi düşürmezler.

    YanıtlaSil
  19. Hocam küresel kriz sonrası Türkieyedeki bol likitide döneminde sıcak para devlet tahvillerine mi bankaların mevduatına ve tahvillerine mi geliyordu? Galiba devlet daha güvenli olduğu için devlete geliyordu. Peki devlete gelen bu para bankalara nasıl ulaşıyordu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet tahvillerine geliyordu (ağırlıklı olarak.)
      Devlet tahvillerine gelen para bankalara ulaşmıyor. Tam tersine bankalar da devletten tahvil alıyor.

      Sil
    2. Hocam o zaman bankalar o dönemde bu kadar kaynağı nereden buldu?

      Sil
    3. Türklerin mevduatı + Dışarıdan alınan sendikasyon kredileri

      Sil
  20. 1) Zorunlu karşılık sadece mevduattan mı alınır?
    2) Eskiden disponsibilite oranını bankalar Mb'ye mi yatırırlardı yoksa kendi kasalarında mı tutardı bir öncwki yazınızdan tam anlayamadım. Kendi kasalarında tutuyorlarsa istediği zaman kullanamıyorlardı dimi?
    3) Munzam karşılıklar mevduat hariç her türlü kaynağı kapsıyor muydu?
    4) Kasa kolaylığı tutulması zorunlu mu? Zorunluysa yukarıdakileeden hangisine giriyor?

    YanıtlaSil
  21. Hocam merhaba, Bankalar, mevduat-kredi arasındaki faiz farkına ilişkin oluşan durasyon riskini Faiz Swap'ları hedge ediyorlar diye düşünüyordum. Bu durumda, mevduat-kredi faizine bakmak sadece yeterli değil diye düşünüyorum. Alım-satım işlemleri ile her bir bankanın faizin artış veya azalışta karda mı zararda mı olacağı bankanın pozisyonuna göre değişir diye düşünüyorum. Buna ilişkin analizler bankaların dip notlarında var diye hatırlıyorum. Örneğin, İş Bankası'nın 2015 Faaliyet raporunun 203. sayfasında 100 baz puan artışta banka zarar beklerken, 100 baz puan azalışta kar bekliyor.
    Genel olarak size katılıyorum kesinlikle. Sadece, merak ettiğim nokta şu: Bankanın mevduat-kredi vade yapısıyla birlikte alım satım pozisyonlarını da hesaba kattığımızda, faizin yukarı/aşağı yönlü hareketinin bankanın karlılığında yaratacağı etkinin yönü bankadan bankaya değişmez mi sizce?

    Çok teşekkür ederim yorumlarınız için,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle değişir ama bu uygulama sanıldığı kadar yaygın değil.

      Sil
  22. Hocam reel kesim Tüfe Üfe den büyükse kar eder.
    Tüfe Üfe den küçükse zarar eder.
    Bu ifadeler doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretici - Perakendeci - Tüketici
      ÜFE TÜFE

      ÜFE < TÜFE ise ve bu fark çok büyükse o zaman üretici gelen maliyetleri fiyata yansıtamıyor demektir.
      ÜFE > TÜFE ise ve bu fark büyükse o zaman perakendeci malın fiyatını artırıp tüketiciye yansıtamıyor demektir.

      Sil
  23. Evladim iktisad okuyor sizin kitaplarinizi aldim koydum onune ama inanin alip okumamis bile isi gucu kizlar toplar maclar. Ne yapayim

    YanıtlaSil
  24. Odtu Kuzey kibris kampusu ibfde okuyorum. Iktisad son dayim ama hala iktisadi analizler yapamiyorum. o sekiller ne oyle nasil okuyorsunuz nasil ciziyorsunuz. anlamiyorum. dersleri ezberleyip geciyoruz arkadaslarla kafede. Okey atarken o kavramalri ezberledim. allah sonumuzu hayir etsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç zorlamayın kendinizi ezberleyin gitsin. Okeycilere de ihtiyaç var. Kahvehaneler de para kazanmalı.

      Sil
    2. Iktisadi (yada finans bankacilik alanlarinda) analiz yapabilme veya yapma kabiliyeti bir anda gelisen bir sey degil. Size tavsiyem ogrendiniz seyler icin NEDEN sorusunu sorup uzerinde en azindan iki dakika dusunup yanlis da olsa bazi mantikli cikarimlar yapmaniz gerek ve bunu zamana yaymaniz gerek. Yoksa ezberci olup cikarsiniz.

      Sil
    3. Buraya da demek ki troller gelebiliyor. ODTÜ'de okuyup böylesine güzel Türkçe ile kendini ifade etmek de çok güzel. Evladı iktisat okuyan da komşusu galiba.

      Sil
  25. Hocam kızmayın haddim olmayarak söylüyorum ama bugün biraz sinirlisiniz gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yazıcaktım ama arkadaş yazmış ben de aynı şeyi düşündüm. Mahfi hoca bir şeye kızmış diye düşündüm. Böyle zarif adamı da kızdırabiliyorlarmış demek ki insanlar.

      Sil
    2. Hoca "oyle soruya boyle cevap" ekolunden. Ve dediklerinde de haksiz degil, sonucta olabilecek en anlasilir sekilde yazmaya calismis. Buna ragmen bazilarinin anlamamasi normal. Vermeyince mabut, neylesi Mahfi...

      Bir de konu hakkinda dusunmeden herseyi hazir isteyenler var, ki kitabin ana hedefi insanlari dusundurmeye yonelik. Bu kadar ornek ve aciklamaya ragmen uzerinde dusunmeden soru sorunca verilen emege saygisizlik gibi oluyor. Bu tur sorularin ozellikle IIBF ogrencilerinden gelmesi cok aci, birseylerin yalnis gittiginin acik ornegi.

      Sil
  26. Hocam mesela petrol satan ülkeler kendi ortak paralarını oluştursalar(euro) bu para rezerv para olabilir mi? Japonya'nın rezerv parada çok altta olmasının sebebi ABD gibi ordusu ve uçak gemisi olmayışı mı ? Yani bir yerden sonra ordu ve üs olması gerekiyor mu?(Petrodolar ile ilgili).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkenin parasının rezerv para durumunda olması için o ülkenin dünyadaki reel ve finansal ticarette ağırlıklı bir yeri olması lazım. Bu konuda ABD 1, Avrupa 2. sırada. Sretlin ve İsviçre Frangı daha çok finansal ağırlıkla burada. Yen de reel ticaretle burada. Şimdilerde Yuan da rezerv para olma yolunda ilerliyor.
      Petrol satan ülkeler petrol konusunda bile doğru dürüst bir tavır alamzken bu konularda nasıl bir araya gelebilir ben bilemiyorum.

      Sil
  27. Hocam keske elimde imkan olsaydi da siz ve bir kac iktisadcidan olusan bir okul kursaydim butik bir okul. ismini de Istanbul of college economics ICE. dersleri ingilizce sdece 2 yillik master programlari olan bir enstitu olurdu. dersleri de blog uzerinden odevler yorumlar analizlerle taclandirirdik.

    YanıtlaSil
  28. Değerli hocam,bankalar ve faize karşı toplumumuzda ki önyargı malum.Geçmiş dönemlere bakınca haklı bazı taraflarıda var.Ama günümüz şartlarında bankacılık çokta karlı bir iş değil.Bence Türkiye'de kredi faizlerinin düşmesine engel temel sebep ülke ekonomisinin risk algısı ve yapısal sorunumuz olan cari açık.Döviz açığı ancak dış borçlanmayla çevriliyor,borç stoğu da artıyor.Yüksek enflasyon ise rekabet gücümüzü sürekli kemiriyor.Bir çeşit fasit daire.Zorlamayla düşürülen faizler en geç bir yıl içinde misliyle artacaktır bu arada tl ciddi bir darbe daha yiyecek ve bilançolar iyice hırpalanacaktır.Ayrıca dış siyasi konjonktür bu sefer aleyhimize olacak gibi gözüküyor. Kalıcı olarak faiz düşürülmek isteniyorsa yapısal reformları gerçekleştirip, verimli, üretken, rekabetçi, sürdürülebilir, cari dengede bir ekonomik plan uygulanmalıdır.Bu olmadan döner dururuz.

    YanıtlaSil
  29. Mahfi Bey , öncelikle bizleri bilgilendirmek için gösterdiğiniz çabayı ve sabrınızı takdir ediyorum ve haddim değil ama bu trollerle vakit kaybetmemenizi tavsiye ediyorum

    YanıtlaSil
  30. Öncelikle şunu belirteyim, twitter'da yazdıklarınızı (ve sitenizi de elbette) dikkatle izleyen biri var:

    https://twitter.com/tuncaliku/

    Bu kişi ben değilim. Aşağıda yazdığımı okuyunca anlayacaksınız.

    Tunç Bey, ekonomi konusunda "müzmin orthodox" kalıplara sıkışıp kalmayıp, rasyonellikten asla taviz vermeden, yeni ekonomi modelleri geliştirmek üzerine size sık sık twit yazıyor. Sizin Tunç Bey'e cevaplarınız ise geçiştirici, ciddiye alıyor gözükmüyorsunuz.

    Ekoloji konusunu iktisattan uzak görmeye devam ettikçe, iktisadı daima matematik, daima maliye, daima "ideolojilerin rekabeti", daima enflasyon-faiz ilişkisi, daima Klasikler-NeoKlasikler, daima Keynesyenler-NeoKeynesyenler ... diye, kalıplar içinde değerlendirmeye devam ettikçe, öyle görünüyor ki iktisat kendi kendini yok edecek, bilim olmaktan uzaklaşacak, iktisada meraklı olanlar bile, ya tamamıyla kopacak, ya da finans gibi ucubeleşen alanlara kayacak.

    Bakınız size Anonymous'un bir uyarısını hatırlatıyorum:

    13 Ağustos: "Economists should study environmental science as well, this way they can understand unlimited growth is dangerous."

    https://twitter.com/YourAnonNews/status/764505902540029956

    "Aman haa... büyümeye zeval gelmesin de, ekoloji, coğrafyamız çökmeye devam etse de olur..." anlayışının tehlikelerine dikkat çekiyor.

    Sizin yaptığınız ise Mahfi Bey, sadece şunu yazıp köşenize çekilmek mi?

    http://www.mahfiegilmez.com/2014/12/ne-pahasna.html

    Dünyayı elbette tek başına kurtaramazsınız. Peki nerede akademisyen hüviyetiniz ve tanınırlığınızla ortaya koyduğunuz modeller, ikazlar, ip uçları?

    Yaklaşan tehlike hakkında "yazmadı demesinler" kabilinden tek yazı yazıyorsunuz, sonra "orthodox kalıplarınıza" geri dönüyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam tersine, Tunç beyin yazdıklarını ciddiye alıyorum.

      Sil
  31. Mevduat vade ortalamasının değil 3 ay 40 45 gün olduğu ortalama kredi vadelerinin bir yıldan fazla olduğu sektörde Faiz dususlerinden elbette bankalar daha fazla kar elde edecektir. Ancak, bankaların ne tek geliri ne de tek gideri faizdir. Sektörü son on yıl içerisinde incelerseniz, karın aktiflere olan oranında, özkaynak karlılığı ve net faiz marjinda çok sert düşüş yaşandığını görülecektir. Bir banka yönetimi herşeyi stop edip sadece özkaynagini Dibslere veya mevduata yatirsa daha yüksek kar elde edecektir.
    Banka bir ticari işletmedir ve en büyük gayesi karını maksimize etmektir. Bu hedefe ulaşmak içinde düşük faiz ortamında yüksek faizle risk satmaz. Sorun, insanların devletin/tcmb nin faiz politikalarına rağmen bankaların neden kredi faizlerini düşürmediklerini anlamada ısrarla bilim dışı fikirlere sahip olmalarıdır. Bir ekonomide tasarruf miktarı sürekli düşüyorsa, sektör ister istemez kit olan bu varlıklara daha yüksek maliyetle ulaşacak ve ihtiyacı olanlara daha yüksek faizle aktaracaktir. Ancak, Türk bankacılık sektörünün karlilik oranları (faizin düşük yada sıfır olduğu) gelişmiş ülkelerin bankacılık sektörünün altındadır. Burda da herkesin şikayet ettiği ücret ve komisyonlar öne kazanmaktadır..bankacılık sektörü kar elde etmiyorsa reel sektöründe kar elde etmesi beklenemez..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Objektif ve doğru saptamalar, teşekkürler katkınız için.

      Sil
    2. Unkown 21:32; "Türk bankacılık sektörünün karlilik oranları (faizin düşük yada sıfır olduğu) gelişmiş ülkelerin bankacılık sektörünün altındadır." şeklinde bir ifade var. Bu ne kadar doğru? Somut birkaç örnek ile açıklama yapabilir misiniz? Ben tam tersi biliyordum...
      Ayrıca yazınız için teşekkür ederim, dikkat çekilmek istenen konu özelinde gayet açıklayıcı.

      Sil
  32. Değerli hocam benim sorum biraz politik iktisatla alakalı. Geçmiş zamanları düşündüğümüzde sizce insanlar o zaman mı daha çok sömürülüyor yoksa şimdi mi?
    Mesela şuan herkes mülkiyet sahibi olabiliyor. Kast sistemi yok. Sistem kim daha çok kazanırsa onu zengin kılıyor. Savaşa herkes gitmiyor. Ülke hanedanın malı değil. Diğer taraftan bakarsak evet emek sömürüsü var tam olarak özgürlüğün olmadığı alanlar var. Nasıl değerlendirirsiniz bu konuyu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örneğin 1870'lerde çocuk işçiler çalıştırılıyordu, çalışma süreleri ve koşulları çok kötü ve ücretler düşüktü. Dolayısıyla emeğin sömürülmesi daha fazlaydı. Bugün koşullar emeğin lehine değişmiş durumda. Çalışma süreleri daha kısa, vardiya usulü geçerli, çocuk işçi çalıştırılmıyor, çalışma koşulları daha iyi. Geçmişle kıyasladığımızda daha iyi durumda olunduğunu görebiliyoruz.

      Sil
  33. Merhaba hocam devalüasyon koşullarında enflasyonist bir ortam oluşur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devalüasyondan kasıt paranın değer kaybıysa dış ticarete açık ve dolarizasyonun olduģi bir ülkeyse olur. Özellikle bizim gibi ülkelerde.
      Ama Japonya ve ABD'de olmaz mesela emin olmamakla beraber onlarda para arzı belirler enflasyonu diyorum. Tabi kriz ortamında para arzının enflasyona etkisi sınırlı oluyor.

      Sil
    2. Devalüasyon dediğimiz şey sabit kur rejiminde yerli paranın yabancı paralara karşı değerinin idari bir kararla düşürülmesi demektir. Günümüzde dalgalı kur rejimi geçerli olduğu için devalüasyon olmuyor. Her an paralar değer kaybediyor veya kazanıyor. Buna biz devalüasyon veya revalüasyon demiyoruz. Paranın dış değer kaybı (currency deppreciation) veya değer kazanımı (currency appreciation) diyoruz.
      Diyelim ki TL, Dolara karşı 1 ay içinde % 10 değer kaybetti. Yani mesela kur 1 USD = 2,95 iken diyelim ki 3,19 oldu. Bu durumda ithal edilecek malların fiyatları artar. Çünkü eskiden 295 TL'ye 100 USD'lik mal alırken şimdi 319 TL'ye 100 USD'lik mal alır hale geliriz. Bu maliyet artışı ister istemez fiyatlara yansır ve enflasyona yol açar.

      Sil
  34. %2.2 en flasyon icin % 4 nominal faiz normal kabul mudur.

    Mesela bir ulke dusunun Enflasyonu %3 Issizligi %4.5 nominal Faiz Orani %0.25

    Boyle bir ekonomi issizligini enflasyonunu artirmadan nasil daha dusurebilir sizce

    Bence faizde %0.25 baz puan kadar indirim yolu gozukuyor.

    Kurumlar vergisinde 5 ile 6 puan indirim yapilabilir

    Bu ikisini yaptigimizda issizligin dusecegini dusunuyorum. Siz ne hukmedersiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazla bile. Çünkü enflasyon düştükçe riskler de düşeceği için reel faiz beklentisi azalır.% 2,2 enflasyon için yüzde 3 nominal faiz yeter de artar. Bu durumda reel faiz kabaca 0,8 olur ki bu yeterlidir.
      Örneğinizdeki gibi bir ülkede başka sorunlar var demektir (likidite tuzağı gibi.) O nedenle faizi indirmekle veya kurumlar vergisini düşürmekle pek bir yere varılmaz.

      Sil
  35. İyi akşamlar hocam,
    Ben Ricardo Denklik Teorisi'nin son 10 yıl icin tezim çerçevesinde analizini yapmak istiyorum. Bu bağlamda vergi oranlarını kullanarak ekonometrik model kurmam gerekiyor. Ama hangi vergi oranlarını almam gerektiği konusunda tam emin olamadım. Bu noktada bana yardım edebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım en doğrusu tüm vergileri temsil eden vergi yükünü almak. Yani vergi gelirleri / GSYH oranı.

      Sil
  36. Merhaba hocam bankalarda binlerce insan performansa dayalı calisiyor. Performans ölçümlerinde en yüksek puanlar karlilikta. Bu kadar insan kari düşünürken faizler düşse de bankanın kari artar faizler artsa da bankanın kari artar :) tek gerçek bu bence. Saygilar.

    YanıtlaSil
  37. Atatürk'ün yaptığı her şeyin tersi doğrudur

    Hükümet, biri "Türkiye Varlık Fonu", diğeri "Otomatik Bireysel Emeklilik" olmak üzere, iki yeni finansal kurumu, kamu maliyesi sisteminin içine yerleştirmeye karar vermiş.

    Bunu duyunca ilk tepkim "tamamen faydasız", üstelik bürokrasiyi ve kırtasiyeciliği artırmaktan başka bir işe yaramaz demek oldu.

    Sonra durdum ve düşündüm. Bu, bilanço makyajlama ve propaganda ustası cingözlerin mutlaka bir bildiği vardır dedim.

    Kısa bir okumadan sonra bu ikili yapının ne işe yarayacağını buldum.

    Amaç, "adı vergi olmayan yeni bir vergi" koymaktı. Hemen aklıma "vergicilik, kazı en az bağırtarak en çok tüy yolma sanatıdır" özdeyişi geldi. Burada kaz, halk; tüy de alınan para oluyor tabii.

    Sonra hatırıma ustamız Kemal Kurdaş'ın, 1961'de ekonomik büyümeyi artıracak kamu yatırımlarının finansmanı için bulduğu "Tasarruf Bonosu" geldi. Güneşin altında yeni bir şey yoktu!

    YURTTA VE BULUNDUĞUMUZ BÖLGEDE HAVA DURUMU

    ABD'nin 1991'de başlattığı Irak'ı dize getirme harekâtından bu yana, güneydoğu sınırımız rahat yüzü görmedi. Ancak esas bozulma Suriye'de başlayan iç harpten sonra ortaya çıktı.

    AKP'nin, "Atatürk'ün yaptığı her şeyin tersi doğrudur" inancıyla hayata geçirmeye çalıştığı "Pan İslamist - Mini Emperyalist" dış politika, Suriye sorununu bizim içimize taşıdı. Bu yüzden 3 milyona yakın mülteci ülkemize geldi.

    Aynı politika yüzünden İsrail, Rusya ve Mısır'la düşman olduk. Bu gelişmeleri fırsat bilen, ABD ve AB "Kürtleri devlet sahibi yapma" kararını tatbike koydu. Pek tabii, TC'nin, PKK'nın ülkeyi bölme eylemlerine karşı yürüttüğü mücadele zora girdi ve maliyeti arttı.

    Bu olayların bütçe üzerinde yarattığı baskı yetmiyormuş gibi, AKP'nin "yandaş rantlama - seçmen büyüleme" amacıyla inşa ettirdiği devasa bayındırlık eserlerinin parasal yükü, devalüasyonla birlikte patladı.

    AKP'nin cingöz maliyecilerinin, "Kamu Borcu / Milli Gelir" oranını düşük göstermek için kullandıkları "davul kamunun sırtında, tokmak müteahhidin elinde" yöntemiyle alınan dış borçlar acıtır hale geldi.

    BÜTÜN HARCAMALAR BÜTÇEYE ÇIKAR

    Bu ahval ve şerait, maliyeyi zorlarken ortaya bir de lanet dinci darbe girişimi çıktı.

    Hamdolsun vartayı atlattık.

    Darbeci imam Fethullah Gülen yüzünden, eskiden pek de öyle hissetmezken, ben de "Allah, R. T. Erdoğan'ı bize bağışlasın" diye dua etmeye başladım.

    Neyse!

    Gözlerimi kapayıp, ekonomiyi dinlemeye başlayınca ufukta kocaman bir bütçe açığı görüyorum!

    Anlaşılan, ekonomi bakanları da aynısını gördükleri için, bütçe gelirlerini artırmak için çare düşünmeye başlamışlar!

    Akıllarına, "Sosyal Güvenlik Sistemi" ve "Gönüllü Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)" zaten varken, bir de "Otomatik BES" kurma fikri gelmiş. Aslında SGK primleri artırılsa, aynı sonuç alınır.

    Sırada faizlerin düşürülmesi var.

    Şimdi sıfıra yakın düzeyde olan devlet tahvil ve bonolarının reel faizi, nominal faizler enflasyonun altına inerse, eksiye düşecektir. Böylece devlet, halkın parasını bedava kullanmış olacaktır.

    Üstelik bütçe, en az "faiz dışı fazla" kadar "reel fazla" verecektir. Bu suretle "Kamu Borcu / Milli Gelir" oranı daha da düşecektir. Bunu gören derecelendirme kuruluşları kredi notumuzu düşürmekte acele etmeyecektir.

    Son söz: Vergi isteme benden, buz gibi soğurum senden.

    Ege Cansen
    11 Ağustos
    Sözcü Gazetesi

    YanıtlaSil
  38. Askerî ve Muhammedî Ekonomi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de faizlerin indirilmesi meselesini uzun süredir kafasına takmış vaziyette.

    İster mevduat, ister kredi, ister tahvil-bono, isterse Merkez Bankası'nın belirlediği faizler olsun, bu musibetin her türlüsü mutlaka inmelidir diyor. Her fırsatta, her vesileyle çevresine ve yetkililere baskı yapıyor.

    Ancak çok büyük ikna gücüne rağmen, faiz indirme babında istediği kadar etkili olamıyor. Mesela geçmişte Ali Babacan ve Erdem Başçı pek söz dinlemedi. Çünkü bu faiz indiriminin ekonominin hayrına olacağına inanmadılar.

    Şimdi de ortalıkta Mehmet Şimşek çalısı duruyor. Erdoğan'ın emrini dinlemeyenler "faiz hızla inerse, döviz hızla çıkar" kanısındadır. Onların düşüncesine göre, döviz fiyatının ani ve yüksek artışının (yani devalüasyonun), Türk ekonomisine vereceği hasar, yüksek faizin verdiği ve verebileceği hasardan çok daha büyük olacaktır. Bu tasalarında yalnız değiller. Türk ekonomi esnafının çoğu da böyle düşünüyor. Onların ekonominin gidişatını kestirmek için baktıkları barometre, "faiz-metre" değil "dolar-metre"dir.

    ASKERÎ VE MUHAMMEDÎ EKONOMİ

    Erdoğan sonunda dayanamayıp, konut kredisi faizlerinin aylık %1'in altına indirilmesi talimatını verdi. Askerlikte "emir, demiri keser" denir. Başkomutan Erdoğan baktı ki, bankacı-maliyeci takımı ikna olmuyor o da "emir, demiri keserse; faizi haydi, haydi indirir dedi" ve "şak" diye talimatı verdi.

    Devlet bankaları da "tak" diye emri yerine getirdi.

    Gerçi devlet bankalarının konut kredi faizini indirmesi, faizlerin indiği anlamına gelmiyor. Nitekim aynı gün özel bir banka "vadesiz gibi kullanacağınız vadeli mevduata %12.5 faiz veriyoruz" diye reklam yapıyordu. Bu fiyatla toplanan mevduattan verilecek kredinin faizi %17'den aşağı olamaz.

    FAİZ, ŞU MEÇHUL

    Faizin ne olduğu, nasıl oluştuğu, ne işe yaradığı, reel ekonomiyi nasıl etkilediği kolayca anlatılabilecek ve anlaşılabilecek şeyler değildir.

    "Faiz, emeği sömürür."

    "Faiz, haksız kazançtır; almak da vermek de günahtır."

    "Faiz, paranın kirasıdır."

    "Faiz, paranın zaman değeridir."

    "Para faizsiz; dükkân kirasız olmaz."

    "Faiz, kapitalist sistemin düzenleyicisidir."

    "Faizsiz ekonomi olmaz."

    "Faiz yükselince ekonomi yavaşlar; düşünce hızlanır."

    "Faiz artınca enflasyon düşer; düşünce çıkar."

    "Faiz, enflasyondan doğar."

    "Enflasyon, faizden doğar."

    gibi önermelerin hepsi, hem doğru, hem de yanlıştır.

    Çünkü sebep-sonuç ilişkisi her zaman "durumsaldır". Ekonomik bağlamda durumsallık, üç bileşenden oluşur:

    1. Ülke ekonomisinin atalet momenti. Yani, halen istenmese bile, ne yöne ve hangi güçte sürüklendiği.

    2. Ülke ekonomisinin topoğrafyası. Yani altyapısı, kurumları ve kültürü.

    3. İç ve dış ekonomi aktörlerinin ve halkın beklentileri.

    Ekonomiyi canlandırmak için alınacak, faiz indirme veya başka her tür teşvik tedbirinin, bütçeye ne kadar yük yükleyeceği ve bu yükün halka nasıl yansıtılacağı hesaba katılmazsa, kaş yapayım derken göz çıkarılabilir.

    Bu sebeple Erdoğan'ın "emirle faiz düşürme" yöntemini onaylamıyorum.

    Son söz: Her teşvik, bir yolsuzluk kapısıdır.

    Ege Cansen
    14 Ağustos
    Sözcü Gazetesi

    YanıtlaSil
  39. Mahfi Hocam Merhaba;
    Öncelikle bilgi ve birikimlerinizi çeşitli kanallar ile bizlerle paylaşıp aydınlattığınız için size şahsım adına çok teşekkür ederim.
    Soruma gelince; bu konuyla pek alakalı olmamakla birlikte en iyi yorumlardan birini kendisi ile bizzat çalışmış olan sizin yapacağınızı düşünmekteyim.
    Samimi bir cevap verirseniz beni çok mutlu edersiniz.
    Konu:Rahmetli Necmettin Erbakan
    Kendisini ekonomik,sosyal,kültürel ve zekası bağlamında kısaca yorumlar mısınız?
    Sizce başarılı mıdır?
    Düşüncesi,hayalleri ve idealleri bağlamında nasıl bir portredir?
    Özellikle ekonomik bağlamda Türkiye'nin gelişmesi için yaptığı,yapamadığı,ortaya koyduğu
    çalışmaları nasıl değerlendirirsiniz?
    Bu konuda sizin görüşlerinizi ciddi anlamda merak etmekteyim.
    Tesekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Rahmetli Erbakan ile çalışmadım. Dolayısıyla yakın tanıdığım bir kişi değildi. O nedenle hakkında sizin sorularınız çerçevesinde bir yorum yapmaya kendimi yetkili görmüyorum. Buna karşılık onun gerek siyasal bir partinin başkanı ve gerekse zaman zaman hükümet üyesi olduğu dönemlerde dışarıdan gözlemlediğim portresi hakkında görüşüm Dini siyasete sokması nedeniyle pek olumlu değildir ne yazık ki.

      Sil
    2. Merhaba Hocam;
      Hocam Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunuyum.Alanımda iyiyim diyebilirim. İktisat alanına iyi derecede hakim olmak için (ar-ge yapmanın,analize dayalı kitaplar haricinde) kitap sırası yapmaya kalkar isek su sıralama nasıl olur;
      1-Kolay Ekonomi-Mahfi Eğilmez
      2-Mikro Ekonomi-Erdal Ünsal
      3-Makro Ekonomi-Erdal Ünsal
      4-Uluslararası İktisat- Halil Seyidoğlu
      5-Ekonomi Politikası-Mahfi Eğilmez-Ercan Kumcu
      Kimisi Halil Hocanın Ulus. İkt. kitabı okuduktan sonra ekstra Makro Ekonomi kitabı okumaya gerek yok, içerisinde Makro'da iyi derecede var diyor.
      Sizce bu sıralama nasıl? Birde siz bir sıralama yapar mısınız? Siz neler önerirsiniz? Bu kitaplar nasıl sizce?
      Tesekkurler...

      Sil
    3. Hocam cevap vermeyecek misiniz? sizin fikirleriniz benim için önemli cevap verirseniz sevinirim.
      Tesekkurler...

      Sil
  40. Hocam faizler olayın sadece süsü.5 yılın üzerinde bankacılık deneyimim var.Gelir dağılımı adaletsizliği arttığında bankaların karlılığı artar.Gelir dağılımı adaletsizliği azaldığında bankaların karlılığıda azalır.Çok detaya girmeye gerek yok.Olay bu kadar net.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tezinizin, bankacılık sektörünün rekabet halinde olduğu ve iyi denetlendiği ülkelerde işlediğini düşünmüyorum. Üstelik bankacılık sektörü son 30 yılda uluslar arası bir iş haline geldi. Gelir dağılımı adaletsizliğini ve banka karlarını dikkate aldığımız zaman hangi verileri alacağımız karışık. Örneğin Türkiye'de gelir dağlımının bozuk olduğunu kabul edelim, Bankaların Türkiye'deki karları 2015 yılında neredeyse verdikleri mevduat faizinin altında idi. O da görünürde. Sizin tezinize göre bunu açıklamak olanaklı değil. Sizin tezinize karşı bir tez üretmek gerekirse şu kolaylıkla söylenebilir: Önemli ekonomik krizler büyük bankaların sermayelerini yitirmelerine neden olurken, aynı zamanda toplumdaki gelir dağılımını bozar durumda idi. Bankaları yüksek kaldıraçla çalışan ve bu kalduıracın etkisi ile karları/zararları yükselen ya da düşen kurumlar olarak görmek doğru olur diye düşünüyorum.

      Sil
  41. hocam sorunun net, cevabın ise "kısa vade" için doğru, "uzun vade" için yanlış olduğunu düşünüyorum. Verdiğiniz örnekteki gibi 1 yıl boyunca mevduat faizleri güncelleneceği için bankalar faiz artışından kısa vadede zarar edecekler, ancak 1 yıl sonunda kredi faizlerini de güncelleyeceklerdir. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde mevduat-kredi faizi makasının, düşük olduğu dönemden daha yüksek olması muhtemel olduğundan, faiz artışının bankaların lehine olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Aslında bu analizin kısa vade için geçerli olduğunun anlaşılacağı düşüncesiyle ayrıca bu konuya değinmemiştim.
      Ama eğer faiz indirimleri sürekli olursa o zaman biliyorsunuz kısa vadeler birleşir ve uzun vade olur.

      Sil
    2. Hocam zaten söylediğiniz her şeyin altına imzamızı atarız. Tüm sektörü temsil edemesem de bir bankacı olarak söylüyorum bunları. Emeğinize sağlık.

      Sil
  42. Hocam maliye politikası mı daha önemli para politikası mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kosullara gore degisir. Para siyasasi ve maliye siyasasi birbirni tamamlyan siyasalardir. her biri tek basina ekonomi politikalarini yurutecek guce sahip degildir her ikisi de birlikte esgudumlu uygulanirsa sonuc alinir. Ornegin su an avrupada para politikalari ile sonuc alinmya calisiliyor ancak bunun yaninda maliye politikalari goz ardi ediliyor boyle olunca da deflasyon stresinden cikilamiyor. Ayni sey japonyada da oldu onlarda para politikasini deniyorlar sonuc alamadilar ve maliye politikasini da su an hala dusunmedeler.

      Sil
    2. Yanıt müthiş. Ben de yanıtlasam aynen bunları yazardım.

      Sil
  43. Mahfi hocam,
    Gömlek yakanızda gizli birer Süperman ve Batman logoları mı var?
    Sanırım bu logoları sadece ultrasonic gözleri olanlar görüyor.

    Hiçbir gelir beklentisi olmadan şahsi vaktinizden feragatle bu bloga yazı yazıyor üstelik her yoruma cevap veriyorken sizden daha ne bekliyorlar anlamıyorum. Üstteki bir yorumda olduğu gibi dünyayı kurtarmanız bekleniyor.
    Üstelik bu kurtarma işi onların kalıplarına uygun olmayınca çabanız yetersiz görünüyor ve bazı kalıplara sıkıştırılıp eleştiriliyor.

    Gerçekten anlamsız boş eleştiriler.
    1- her yaşa ve her kişiye tek şartı başarı olan lisans ve lisansüstü eğitim açık.
    2-bu blog ücretsizdir sizde bir tane açabilirsiniz.
    Bu ikisini yapmak isteyene çokta zor değil. Buyrun Mahfi Egilmez'den kalanları siz tamamlayın...!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Olsun ben alıştım artık. Zaman zaman sinirlensem de alıştım.

      Sil
  44. Hocam konu ile alakasız ama bişey sormak istiyorum CDS primi ile türev ürünler piyasasında ki hareketler aynı mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen benzerlikler olsa da farklı hareketler söz konusu.

      Sil
    2. CDS piyasasi zaten bir turev piyasa cesitidir. Credit Default Swap - Batan Borc El Degistirmesi olarak da Turkce'ye cevrilebilir. Iki kurumun olasi 'batik borc'larini alip satmasi normal bir ticaret gibi gorunuyor mu? Zaten bu yuzden swap deniyor trade denmiyor bunlara. Turev piyasa deyince de ahim sahim bir sey anlamayin, finans piyasasinda 'turev'i 'sanal' olarak okursaniz ne oldugu konusunda kafaniz karismaz. Sanal olan her sey gibi inanilmaz derecede spekulasyona ve hatta manipulasyona acik piyasalardir turev piyasalar.

      Sil
  45. hocam dolarizasyon nasıl kullanılır yani hangi konumlarda ortaya çıkar ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolarizasyon (para ikamesi) bir ülkenin vatandaşlarının ve kurumlarının kendi para birimleri yerine Dolar gibi rezerv paralara yönelmeleri demektir. Örneğin mevduatlar TL yerine Dolar ve Euroya dönmüşse, kiralar, çeşitli ücretler Dolar Euro gibi paralarla ölçülüyorsa o zaman o ülkede dolarizasyon olgusu var demektir. Bu durum genellikle enflasyonun ve yerli paranın dış değer kaybının yüksek olduğu ortamlarda artar. Bugün itibarıyla Türkiye'de mevduatın % 40'ı yabancı para cinsindendir. Devlet bile 3. Köprü geçiş ücretini Dolar ölçüsüyle (3 Dolar + KDV olarak) belirlemiştir.

      Sil
    2. iyi ki varsınız. ne güzel öğreniyoruz . çok mutluyum...

      Sil
  46. Sana bayılıyorum Hocam. Çıksın hadi kitap.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolun. Eylül'de çıkacak umarım.

      Sil
  47. Hocam genellikle bu faizlerin düşmesi gayrimenkul yatırımı yapan geliri 10K ve üzeri olanlara yaramıyor mu? Bu sürede mümkün olduğunca gayrümenkul alıp daha sonra fahiş fiyatlara kiraya veriliyor. Asgari ücretlilerden veya 2K maaş alan birinin faiz oranı düştü diye ev alabileceğini sanmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama yine gidip oylarınızı malum partiye veriyorsunuz değil mi? Kendi düşen ağlamaz diye bir söz vardır tam size uyuyor bu söz.

      Sil
  48. Faiz lobisiyle ilgili çalışmanız var mı?Yoksa bu lobi nedir,nasıl çalışır,nerelerde çalışır,nasıl zayıflatılabilir,aydınlatmanızı bekliyorum değerli hocam. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok. Çünkü böyle bir lobi yok. Ama faizden korkanların oluşturduğu bir faiz fobisi var.

      Sil
  49. Hocam sizinle 2010 yılında televizyonda tanıştım. O zamanlar 16 yaşında bir lise öğrencisiydim, ekonomiye ilgim yeniydi ve sizin anlatımınız beni etkilemişti. Söyledikleriniz içerikliydi fakat anlatımınız sadeydi. O günden beri sizi ve ekonomiyi takip etmeye devam ettim.
    Şimdi bakıyorum 6 sene geçmiş. Artık üniversitede bir hukuk öğrencisiyim. Bazen ekonomi hakkında konuşurken çevremdekiler bu kadar bilgiyi bir hukuk öğrencisi olarak nasıl edindiğime şaşırıyorlar. Ben de ekonomideki ilerlememi gözlemleyebiliyorum. Yazılarınızı ilgiyle takip ederek kendimi ekonomide geliştiriyorum. Benim ekonomiye ilgimin oluşmasında ve kendimi geliştirmemde katkınız çok fazladır. Bu sebeple size canı gönülden teşekkür ederim hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, başarılar dilerim.

      Sil
  50. Konuyla çok alakasız ama aklıma takıldı hocam çözemiyorum !Citizenfour izlediniz mi ?2015 Oscar en iyi belgesel ödülünü aldı.11 Eylül saldırılarından sonra ABD 'nin tüm vatandaşlarını dinlediğini ,izlediğini anlatan vede bu mahremiyet ihlalinin ulusal guvenlik adına yapıldığının ABD tarafından legal olduğunu gözler önune seren ilginç ödüllü bir belgesel.Peki Oscar ödülleri Los Angeles'ta ABD 'de veriliyor.Bütün bu olanlar nasıl bizzat kendileri tarafından deşifre edilip üzerine birde kendileri tarafından ödül veriliyor.Ne düşünüyorsunuz ?Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu filmi izlemedim. O nedenle bir yorum yapamayacağım.

      Sil
  51. Sn. Eğilmez yazınız için teşekkür ederiz.Yukarıdaki yorumlarda da belirtildiği gibi faizlerin düşmesi ve banka karlarının artması anlamında hipoteziniz ile ilişkili çok fazla değişken var.Örneğin mevduat faizleri düşmesine rağmen kredi faizlerinin bir süre katı kalması halinde, genel anlamda kredi kullanan kesimden finansal sektöre bir nevi servet transferi olmaya başlar. Eğer reel kesimin özvarlıkları yetersiz, aynı zamanda faaliyetlerinden ürettiği kar ve nakit yeterli değilse, bankaların kredi portföyünün kalitesi zayıflamaya başlar. Veya başka bir senaryoda yerel para faizi gereğinden fazla indiğinde, döviz kurunda olabilecek artış YP pozisyonunda yerel para cinsinden uzun döviz pozisyonu kısa olan firmaları zor duruma sokabilir. Bu da bankaların kötü kredi karşılıklarını arttırabilir. Gerçekten bu kadar üzerinde tez ve karşı tez üretilebilecek bir konuyu işlediğiniz ve tartışmaya açtığınız için teşekkür ederim. Saygılar ile.

    Son not: Okuyucular bir tez ya da hipotezi olduğu gibi kabul etmek veya, reddetmek yerine, sunulan modeli tartışırlarsa, bu blogun değerini arttırırız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Son notunuz çok önemli. Sadece blogun değeri artmaz aynı zamanda asıl amacı da gerçekleşmiş olur.

      Sil
  52. Hocam merhaba, alınan krediyi spot kredi olarak düşünüyoruz Rotatif değil doğru muyum ? Rotatif kredilerde kredi maliyetlerindeki artışı bankalar anlık olarak yansıtabiliyorlar. Saygılar.

    YanıtlaSil
  53. hocam bankalara faiz indirin denilmesi, kredi geri çağırmanın bir bedeli olacağı gibi söylemler çoğunluğu yabancılara ait olan bankacılık sektöründen çıkışlara uzun vadede yol açar mı? saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanmam çünkü onlar da alıştı bizim bu tür konuları iç politika malzemesi olarak kullanmamıza.

      Sil
  54. Spot kredi ve rotatif kredi farkı nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rotatif kredi ürünlerinde faiz oranları ve vade değişiklik gösterebilmektedir. Bu kredi türünde faiz sabit değildir. Bankalar rotatif kredilerin faizlerini piyasanın koşullarına göre şekillendirebilmektedir. Bunların yanı sıra krediyi erken kapatma veya bir kısmını peşinen ödeme gibi imkanlarda bulunmaktadır. Ayrıca banka kredi kullananın vadesinden önce ödemesini de isteyebilmektedir. Firmaların kullandığı bu kredi ürününde vadeler 3 ayda bir gelmektedir. Firma rotatif kredi ürününü kullandıktan 3 ay sonra kredinin faizini ödemek ile yükümlüdür.

      Spot kredi ürününde kredi faiz oranı, kredi vadesi sabit kalmaktadır. Piyasanın koşulları değişse de kredi faizinde veya vadesinde herhangi bir değişiklik oluşmamaktadır. Kredi faizi ve vadesi kredi başvuru esnasında belirlenir ve vade sonuna kadar sabit değerler üzerinden baz alınarak ödemeler gerçekleşir. Krediyi kullanan veya banka erken kapatma işlemini gerçekleştirememektedir. Bu kredi ürününde kredinin son taksitinin ödeneceği güne kadar kredi açık kalacaktır ve vadesi bittiğinde kredi kapanmış olacaktır.

      Sil
    2. Hocam rotatif kredi de banka faiz oranını nasıl değiştirecek firma kabul etmek zorunda mı herşeyi ? Bide banka erken ödemesini isterse firma açışından zor durum oluşturmaz mı ?

      Sil
  55. Emeğinize sağlık hocam. Ödemeler dengesiyle ilgili oturtamadığım birçok nokta var. Onunla ilgili de aydınlatıcı bir yazınızı bekliyoruz. :) Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında geçmişte yazdığım yazılar var blogda.

      Sil
  56. https://www.stlouisfed.org/on-the-economy/2016/may/banks-more-profitable-interest-rates-high-low

    YanıtlaSil
  57. yazınız için teşekkürler hocam.
    bankalara yatırılan vadeli mevduatların az olması miletin faize haram gözüyle bakması etkilimi sizce ?
    yastık altında mı yoksa bankada mı altın biriktirmeimizi tavsiye edersiniz ?
    şimdide tşk ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faize haram gözüyle bakılmasının bir miktar etkisi vardır sanırım. Böyle düşünenlerin bir bölümü de parasını katılım bankalarında değerlendiriyor. Faizle ilgili bir sorununuz yoksa (çünkü o da bir çeşit faiz) altını bankada tutmak hem getiri hem de risk açısından daha akıllıca olur.

      Sil
    2. 100 gram altininiz varsa 100 gram altininiz vardir. 140 m2 eviniz varsa 140 m2 eviniz vardir. Bunun faiz ile alakasi yok. Ya da var ama aslinda faiz de kira oldugu icin o da bir cesit altin ya da dolar. Her neyse.

      Altini fiziksel olarak elinizde tutmak fiziksel altin talebini arttiracagi icin aslinda daha akillicadir bu sayede altininiz deger kazanir, getiri yonunden daha yuksek bir yatirim yapmis olursunuz.

      Risk acisindan banka 'ben fiziksel olarak altini vermiyorum' diyebilir, ki zaten hicbir banka 3bin grama kadar fiziksel altin vermiyor, ancak fiziksel altininiz varsa, altininizi alamama gibi bir riskiniz olmaz. Calinma, kaybolma gibi riskler vardir ancak, banka hesaplarinizin da soyulmasi mumkundur.

      Bankada altin biriktirmenin sadece konfor acisindan faydasi vardir.

      Sil
    3. Ekonominin çıkış noktası "değer" dir. Gram, metrekare vb birimler değer ölçüsü değildir. Evde altını tutup değerinin artmasını beklemek ile para tutup beklemek arasında da bir fark olmamalı o zaman. Malum, piyasadaki para azalınca bankalar faizi arttırırlar. 1 yıl içinde paranın getirisi altını geçebilir. Altının değeri de dünyada olup bitenler karşısında düşebilir. Bu mantığı anlamadan "olsun, benim evdeki 1 kilo altınım aynen 1 kilo olarak duruyor" demek hiç de mantıklı olmaz. Alırken ödediğiniz değer ile o andaki değer arasındaki farkı görmelisiniz. Ev konusuna girmiyorum bile çünkü Türkiye gibi bir yerde ev alıp satmaktan daha değerli bir şey yok şu anda (gerçi o değerin önemli bir kısmı balon ama neyse). Altının diğer unsurlardan farkı geleneksel olarak bir değere sahip olduğu yönünde üzerinde uzlaşma olmasıdır. Bu nedenle aslında kriz zamanlarında kaçılacak bir emtiadır. Durduk yerde yatırım yapmak istiyorsanız önce bedeli olarak ödediğiniz ile o andaki değeri arasındaki farkı gözetmelisiniz. Saygılar

      Sil
    4. 'Altin yegane para birimidir.' - Alan Greenspan, Eski FED Baskani

      Son zamanlarda insanlarin en buyuk yanilgisi ekonomiyi son bir iki yuzyilda kesfedilmis bir sey sanmasi. Para dediginiz sey bile bundan 50 sene oncesine kadar aslinda 'altin' demekti zaten. Son 50 yilda da her 5-10 senede bir balonlar ve krizler basladi.

      Shakespeare 1600'larda 1 onz altinla iyi bir takim elbise alinabildigini soyluyor. Hala 1 onz altinla iyi bir takim elbise alinabiliyor. Hatta iyi bir takim elbise $1000 bandindan sonrasi olarak degerlendiriliyor.

      Yaklasik 200 yildir 1 onz altinla iyi bir Colt tabanca alinabiliyor. Su an da alinabiliyor.

      Milattan once 560'larda 1 onz altin 350 somun ekmek alabiliyormus. Su an da alinabiliyor. (ABD'de somun ekmek fiyati $2 - $2.5 dolardir)

      Gene Roma Imparatorlugunda, 1 onz altinla terzi dikimi elbise, bir cift sandal, ve aksesulari alinabiliyormus. Bugun de alinabiliyor.

      Maaslara gelirsek, Roma Imparatorlugunda parali orduda maas (yillik) olarak 38.58 onz altin olarak aliniyormus. Bugun de ABD ordusunda maaslar $40,000-50,000 civarinda.

      Eger yuzlerce yildir 'deger'ini korumus baska bir emtia ya da ekonomik deger biliyorsaniz lutfen paylasin biz de bilelim. Dunya merkez bankalari baskanlari da biraz ekonomi ogrensin, bosuna tonlarca altini kasada bos yere bekletmesinler.

      Kisa donem (1-5 yil) icin altin iyi bir birikim olmayabilir, cunku fiyatlarin duzeltme donemini kacirmis olabilirsiniz, ancak eger 5 yilin uzerinde bir birikim yapmak istiyorsaniz ya da 5 yil sonra bir seyi almak icin birikim yapiyorsaniz atalarinizin tecrubesine kulak vermeniz faydaniza olur.

      Sil
  58. Hocam ülkemizde bankalar faizler düşsede ,yükselsede kazanıyor.Cünkü orta gelir tuzağında olan toplumlarda karşılanamayan finansal ihtiyaçlar bankalar tarafından karşılanır.Hatta var olan aktörler yetersiz kalır.Piyasada olanlar kazandıkça kazanır.Orta gelir tuzağından çıkınca konuyu tartışmaya açalım :) Selamlar.

    YanıtlaSil
  59. Mahfi Bey Merhaba;
    Öncelikle burada yayınladığınız yazılarınız ve bir nevi yaptığınız amme hizmeti için size teşekkürlerimi sunarım. Yazılarınızı okurken aklıöa takılan iki soru var:
    Türkiye'nin artık kronik hale gelen tasarruf açığının kapatılması için nasıl bir çözüm düşünürdünüz?
    Bankalarımızın 2005 senesinden beri yaklaşık 150 milyar dolarlık yurtdışı kredi kullanıp bu kaynağı inşaat sektörüne ve altyapı projelerine aktarmasıyla ilgili görüşünüz nedir?

    Değerli görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Türkiyenin kronik hale gelen birçok sorunu var, birisi de tasarrufların yetersizliği. 2000'ler öncesinde tasarruflar yeterliydi. Yani cari açığımız yüzde 1 - 2 dolayındaydı. Çünkü reel faiz söz konusuydu. Sonrasında reel faiz düştükçe (ki bugün sıfır dolayındadır) tasarruflar da azaldı. Reel faizin düştüğünü gören insanlar tasarruf yapmak yerine tam tersine tasarruflarını da katıp düşük faizle kredi alıp konut yatırımı yapıyorlar. O halde yapılması gereken şey faizleri zorla indirmek değil tam tersine en az 2 puan reel faiz olacak şekilde oluşmasını sağlamaktır.
      İnşaat eğer altyapıya yönelikse ileride bir yarar sağlar ama bizdeki gibi ağırlıkla konuta yönelikse sürdürülebilir bir iş değildir. Sonuçta Amerikasından İspanyasına hepsi bu modelle hızlı büyüme sağlamış ama sonuçta çöküş yaşamıştır.

      Sil
  60. Değerli hocam yukarıda acikladiginiz durumda bankaların öz sermayeleride etkili olmaz mi ?Oz sermayesi nispeten daha zayif olan bir banka yuksek faizde topladığı mevduattan zarar ederken,Öz sermayesi güçlü olan bir banka yuksek faizden daha fazla kredi açarak bu durumu fırsata çevirebilir.Her bankanın bilancosuyla alakalı bir kar -zarar durumu olur düşük yada yüksek faiz oranlarında.Ceteris-paribus varsayimi altinda mi aciklamalariniz?Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazı genel (ortalama) durumu anlatıyor kuşkusuz. Bankaların özeline indiğimizde farklılıklar mutlaka çıkacaktır.

      Sil
  61. Hocam hiç muska yaptırdınız mı? Hocanın birine gittim üzerinde 2 büyü var dedi okuyup üfleyerek bunu geçirecegini söyledi. Güvenebilir miyim hocam tereddütteyim? Bir de 100 lira istedi.
    Hocam saçmalık olsun diye yazmıyorum gerçekten başıma geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşamım boyunca bu tür boş inançlarla işim olmadı.

      Sil
  62. Twitter hesabınızda; 'İşsizlik artıyor, bütçe fazla veriyor, büyüme yukarı yönlü. 17 Kasım 2015'deki yazımda öngördüklerim gerçekleşiyor'Dediniz.İşsizlik artarken bütçenin fazla vermesi mali disiplinle mi alakalı ?İsşizlik artanken büyümenin yukarı yönlü olmasını yorumlayamadım hocam aydınlatırmısınız?Burda maliye politikasıyla işsizlik aşağı çekilebilir ama bu durumda bütçe fazla vermez.Turizm ve ihracat kanallarıyla mı büyümeye başladık?Katkılarınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asgari ücret artışının yarattığı talep artışıyla büyüdük. Tweet'de referans verdiğim yazıma bakarsanız orada açıklanıyor.

      Sil
  63. Öncelikle bir tıp doktoru olarak bu platformda yorum yapmaya haddim olmadığını bilerek, bir hayat tecrübesi yorumu olarak kabul etmeniz ümidiyle yazıyorum.
    Öncelikle hocamızın banka faizinin düşmesi ile kârlılığın artığı tespitini doğru bir tespit olmakla yersiz buluyorum. Şöyle ki, eğer bankalar bir yıl sonunda kapatıp gidecekler ise evet doğrudur. Ancak bankaların kapatmasını beklemiyoruz, süreç devam edecek. Faizler biraz daha düşünce mevduat - kredi makası daralacak, ardından mevduat sahipleri düşük faiz nedeniyle kendilerine başka yatırım arayacak belki doğrudan mal ve hizmet üretenlerden uzun vadeli doğrudan alış verişi olacak, ardından mal ve hizmet üretenlerin kredi kullanım ihtiyacı azalacak. Bu arada kısa dönemde mevduat azalmasına bağlı kredi maliyet yükselmesini unutuyor değilim. Ancak kredi kullanım ihtiyacınin azalması ile faiz maliyeti tekrar düşecektir. Unutulmasın ki faiz inişin de 0 a gidişten dolayı limit var.
    Öbür tarafta faiz artışı ilk başta mevduat faizi ödemesini artırdığı için banka kârlılığı düşecektir doğru. Ancak devam eden süreçte kredi faizi de artacak, devamında mevduat - kredi makası büyüyecektir. Ayrıca mal ve hizmet üretenin kredi kullanım ihtiyacı artacak,kredi talep artışı da ayrıca yüksek faiz getirecektir. Mevduat sahibi önce yüksek faizden kazanmış zannedecek ama artan satin alma maliyeti ile elinde bir şey kalmayacaktır.
    Oysa mevduat sahibinin parasını satan banka artan sürüm ve faiz farkından kârlılığıni artıracaktır.
    Son söz: Kârlılık maliyet ile satış farkı ve ciro ile elde edilir. Yani faiz artar dolayisiyla faiz makası ve kredi kullanımı artar ise Kârlılık artar derim.
    Saygılarımla. Abdulkadir ÖKSÜZ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz doğru. Çünkü yazıma eklemeyi unuttuğum bir şey var o da bu analizin kısa vadeli bir analiz olduğu. Bununla birlikte faizin % 10 dolayında olduğunu ve eğer enflasyonda düşüş olursa her yıl faizin de bir miktar ineceğini düşünürsek o zaman kısa vadeler birbirine eklenerek uzun vade olur ve analiz uzun vadede de geçerlilik kazanır.

      Sil
    2. Faizin degisiminin bankalar uzerindeki saatlik etkisini de yazacak misiniz?

      Sil
    3. Onu da sizden bekliyoruz artık.

      Sil
  64. Hocam rotatif kredi de banka faiz oranını nasıl değiştirecek firma kabul etmek zorunda mı herşeyi ? Bide banka erken ödemesini isterse firma açışından zor durum oluşturmaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredi konuları firmanın büyüklüğü, itibarı ve banka ile ilişkilerine bağlıdır.

      Sil
  65. 2000 öncesi faizler ve enflasyon çok fazlaydı. o zamanlar yatırmlar bugunkünden yüksek dediniz. nasıl böyle oluyor mahfi bey, saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2000'ler öncesinde enflasyon yüzde 70'lerde, mevduat faizleri % 80'lerdeydi. Yatırım / GSYH % 22, Tasarruf / GSYH ise % 20 idi. Cari açık da yüzde 2 idi.
      Bugün enflasyon % 8,8, mevduat faizleri ise % 10'larda. Buna karşılık yatırımlar / GSYH % 19, tasarruflar / GSYH % 15.
      Ben bunları seri istatistiklerle defalarca yazdım. Nasıl oluyor? Demek ki reel faizi indirince yatırım artmıyor ama tasarruf düşüyor.

      Sil
    2. o zmanlar nasıl oluyor da %80 faiz ile yatırım yapabildiler... yani kreedi alsan iş yapmak için geri ödemesi çok ama çok fazla...

      Sil
    3. Değişen fazla bir şey yok. Çünkü enflasyon da aşağı yukarı % 70 - 75 dolayındaydı.

      Sil
  66. ak parti enflasyonu %30 dan nasıl % 7 ye düşürdü mahfi bey, bu başarıyı kutlanacak bir başarı değil mi...saygılar efemdim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette kutlanacak bir başarı ve defalarca kutladık zaten. Ama sürekli bunu kutlarken de dünyada enflasyonun sıfırlara geldiği bir dönemde bizde hala yüzde 8,8'de kalmasını da atlamayalım.

      Sil
    2. peki nasıl düşürdüler ne yaptılar da düşürdüler , biraz açıklayabilir missinz mahfi bey, saygılar efendim...

      Sil
    3. Bunları çok yazdık geçmişte. Ama özetle söylemem gerekirse Türkiye ekonomisinde 2000'ler sonrasında oluşan olumlu havanın temel nedeni 2001 krizidir. Bu kriz toplumda her şeye rıza gösterme eğilimi yarattı. İkişer kere vergi ödendi. Vergiler artırıldı. Kimse gık demedi. Ayrıca IMF de 35 milyar dolar destek verdi. Birçok nedeni var. Biraz uzun.

      Sil
    4. yapisal reformlar yapildi bunlarin basinda merkez bankasi bagimsizligi ve ozerkligi gelir sonra devlet butcesini yiyip bitiren hantal ihale kanunu en guncel en adil hale getirildi. Butce disiplini olmadan enflasyonla mucadele edilemeyecegi goruldu. Enflasyonun da tumm ekonominin basat dusmani oldugun farkina varildi ve siyasi irade ortaya konuldu. Ayrica dis dunyada da konjoktur iyiydi abd basta olmak uzere dolar yagmuru 2001 kasimindan sonra bize yardim etti cin ucuz mal uretimi dunyada ve bizde enflasyon sorunun azalmasina neden oldu. iste tum bu nedenlerden dolayi turkiyede enflasyon nisan 2004 itirabiriyle tek rakamli oldu. fakat gelinen nokta %8.8 bandinda on yili askindir suren enflasyonun niye bizim gibi ulkelere uygun bir oran olan % 3.5 a inememeisidir. tum dunyada gelismis ulkeler icin 2 ve 2.5oraninda enflasyon uygun iken gelismekte olan ulkeler icin %3 ve %3.5 makul kabul edilir. fakat suan dunyada bu makul enflasyon oranlarinin da altinda rakamlar gorulmekte bizde ise hala %8.8 bandindayiz ki buna bile seviniyoruz bazen %9 hatta %10 oluyor. iste basat ve dunyadan ayrildigimiz sorunda burda kopuyor. Mesela tum dunyada gida fiyatlari duserken bizde reel olarak %22 artti. Bizdeki gida enflasyonu neredeyse dunyada rekor kiran ulkeyiz

      Sil
  67. Mahfi bey
    Gecenki yazınızda faizleri düşürmek için enflasyonu düşürmek gerekir faizi düşürmenin bi anlamı yok gibi bi özet yaptınız
    1. Eğer bi şirketiniz olsaydı ve aralıklarla kredi kullanan bi şirket sahibi olsaydınız faizlerin düşmesinin ne demek olduğunu anlardınız enflasyona takılmazdınız
    teori ile anlatmak güzel ama gerçeklerle karşılaşınca gerçeklerle teori arasındaki farkı kim anlatacak
    2. yukarda bi arkadaş sormuş dolar ve euro ile iş yapan şirketler dolar ve euro kredisi kullanır şahıslar kullanamaz ,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Enflasyonun düşmediği bir ortamda faizi indirir de negatif yaparsanız eninde sonunda enflasyon artar ve siz faizleri yeniden ve bu kez daha çok artırmak zorunda kalırsınız.
      (2) Enflasyon inmediği halde faizi indirerek reel olarak negatif düzeye getirirseniz bir süre sonra kur artar ve faizi de artırmak zorunda kalır sistem. 2014 başlında olanları unutmayın. MB faizi 4 puan artırmak zorunda kalmıştı.

      Sizi faizdeki artış mı üzer yoksa kurdaki artışlar mı üzer? Çünkü faizi enflasyonun aksine düşürmeye başlarsak o zaman 2014'de olanlar olur.
      Teori dediğiniz şey gerçek hayattan çıkarılmıştır. O nedenle teoride yazılanları da ihmal etmeyin.

      Sil
  68. Hocam, bilgilendirici değerlendirmeleriniz için çok teşekkürler. Ancak ufak bir yorum eklemek isterim.
    Burada ki değerlendirmelerin çoğunluğunun kısa dönemli değerlendirmeler olduğunu düşünüyorum. Sonuçta faiz düşüşünün de sınırı doğal olarak bellidir ve hikaye ters yöne döndüğünde aynı senaryoya göre bankaların karları ciddi oranda azalacak. Diğer yandan, kısa dönemli kar durumunu bile kısıtlayan diğer bir unsurunda refinansman olduğunu düşünüyorum. Hepimizin çevresinde geçtiğimiz dönemde kredisini yeniden yapılandıranlar oldu. Sanırım bu gibi durumlar yazınızda bahsettiğiniz bankaların elde ettiği karı bir ölçüde düşürüyor. Elbette yeniden yapılandırmanın getirdiği ek maliyetleri düşündüğümüzde bu durumun gerçekleşmesi için faiz düşüşün belirli bir eşik değeri geçmesi gerekiyor. Sonuç olarak, faiz düşüşü durumunda bankaların karı artar mı azalır mı sorusunda elimizdeki senaryolarla haklı olarak bankaların karı artar sonucuna ulaşabiliyoruz.Ancak uzun dönemli düşündüğümüzde bankalar bu durumdan karlı çıkabiler mi bunun cevabı bu kadar açık olmayacaktır. Sanırım bunu görmek için senaryonun terse döndüğü durumu yaşayıp, yürürlüğe girecek/kalkacak düzenlemeleri görmemiz gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söylüyorsunuz ama kısa dönemler birbirine eklenince uzun dönem oluyor.

      Sil
  69. Hocam yazınızda da anlattığınız üzere Türkiyede bankaların topladıkları mevduat vade yapısı verdikleri kredilerin vadesinden kısa olduğu için faiz düşme ortamında karları olumlu etkilenir bunun böyle olduğunu kanıtlamaya ihtiyaç bile yok ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda yazılan yorumlar arasında bazıları var ki onları okursanız bu basit gerçeği kanıtlamak için harcanan çabaya hayret edersiniz.

      Sil
  70. Cari acik tasaruf noksanligi uretiyor o da uretimi artirtidkca daha da kronik geliyor cari acik ve finansmani guclesiyor evet bunu cozmek icin faiz yukseltilebilinir fakat bu da bir baska soruna yol acar cari acigin butce acigini donusmesine yol verir veya hizlandirir sonucta sonuc itibariyla konuyla alakali bankalar sadece deflasyon ortaminda para kazanamazlar o zamanda merkez bankalar devreye girer

    YanıtlaSil
  71. KASIM
    Hocam faizlerin yüksek olduğunda bankaların kazançlı çıkacağı görüşü siyasilerin kendi hatalarının sonucu olan enflasyonun suçunu bankalara atmak için kullandıkları bir enstrüman olmaktan öteye gitmemektedir. Çok güzel bir analiz. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen böyle. Ve bunu da bayağı yaygın biçimde kabul ettirebiliyorlar. Teşekkür ederim.

      Sil
  72. Sayin hocam biz genclik te tukenmislik sendromu var.Bunu nasıl asarız bir günde bu konu uzerine yazın.Sporda,bilim ,müzik,sanat başarı yok.Çalışıyoruz ,çabalıyoruz ,yillarimiz geçiyor umutla hayalle ama olmuyor hiç bir şey değişmiyor.Başarı gelmiyor,gelmiyor.Bazı şeyler için o kadar çok emek verdim ki film yapılsa oturur tüm Türkiye ağlar ama sonuç yok !Artik hayalde kuramiyorum gece uyurken.Emegi gecen herkese tesekkurler.

    YanıtlaSil
  73. Sabah TV de Rio'da yapılan müsabakaları soruyordunuz.Hemen bilgi vereyim hocam 400 metre bayanlar atletizm musabakalarinda Bahamali Miller Finali yatarak tamamladı ve Altın madalyayı kaptı.Final çizgisini geçebilmek için yerde sürünen atlette gördük ...Atlet bacaklarıyla değil ,kollarıyla geçti çizgiyi ...insan gerçekten hayret ediyor.Selamlar,Sevgiler.

    YanıtlaSil
  74. Sizin varsayımız sadece bir senaryoyu kapsıyor. Mevduat faizini düşürdüğünde mevduatların azalmadığı varsayımı. Bana hiç gerçekçi gelmiyor. Faizlerin düştüğü ortamda bankalar mevduat faiz oranlarını düşürdükçe tasarruf sahipleri ne kadar bankalara yönelir? Burada 2 senaryo var. Mevduat azalmasın diye mevduat faizlerini korursun. (Günümüz bankacılığında olan bu) Kredi faizini düşürürsen makas daralır, karlılık azalır. Mevduat faizini düşürürsün. Mevduat azalır. Yine vereceğin kredi azalacağından karlılığın düşer.

    Realiteye bakarsanız bankaların mevduat faizini düşürmediği gerçeğini göreceksiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1 ay önce mevduat faizi ortalama % 11'di. Bugün % 10. Mevduat Temmuz sonunda 1.404 milyar TL iken 11 Ağustos itibarıyla 1.424 milyar TL olmuş. Yani realite sizin dediğiniz gibi değil.

      Sil
  75. konu dışı bir şey sormak istiyorum:

    Yatırım teşvik paketleri ile ülkemize gelmesi beklenen yabancı yarıtırımlar nasılsa yapan var diyip bizim teknoloji yoğun işlerde gelişmemize engel olur mu?
    Örneğin otomotiv sektörü montajcılıktan ileri gidemiyor. Kendi motorumuzu üretemiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu, bizim o yatırımları nerede nasıl kullanacağımıza ve yönlendireceğimize bağlı.

      Sil
    2. Geçmiş geleceğe ayna tutar derler. Peki bu güne kadar nasıl oldu?

      Sil
    3. Bugüne kadar bazen teknolojiyi satan engel oldu bazen de biz çok istekli olmadık.

      Sil
  76. Merhaba Hocam, yazınızla ilgili içinden çıkamadığım bir nokta var.

    Faizler düşerken bankaların mevduat ve kredilerin vade farklarından nasıl avantajlı çıktıklarını anladım. Ancak bu düşüş bittikten sonra yani düşük seviyelerde sabit olarak devam etmeye başladıktan sonra banka, mevduat ve krediler arasına eski yüksek faizli günlerdeki kadar spread koyamayacaktır. Ayrıca mevduat vadelerinin ve kredi vadelerine göre kısa olması durumu değişmezse, faizler yükseldiğinde düşüşteki avantajının tam tersine bir kayıpla karşılacaşak kazançlarını geri verecektir.

    Bu durumda bankalar yüksek faizli ortamı düşük faizli ortama tercih eder diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Bu analiz zaten kısa dönemli bir analiz (1 yıldan kısa.) Eğer faiz indirimleri devam ederse (ki o da normal koşullarda enflasyondaki düşüşe bağlı) o zaman orta vadede de kazançlı çıkarlar.

      Sil
  77. Üzerinden 31 gün geçmiş ama kimse sormamış, hayret!!!

    Hocam, 15 Temmuz gecesi siz neler yaşadınız?

    Darbe girişimi olduğunu ne zaman, nasıl öğrendiniz?

    Sarıyer'de miydiniz, başka yer de mi? F-16'ların sesini siz de duydunuz mu?

    Birilerine telefon açtınız mı net bilgilere ulaşmak için? NTV'ye ulaşmayı denediniz mi? Biliyorsunuzdur, orayı da bombalamakla tehdit etmişlerdi, muhabir Özden Erkuş anlatmıştı.

    Aklınızdan ilk geçenler ne/neler oldu? Aileniz mi, ekonomi mi, Dolar/TL'nin yükseleceği mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olayları televizyondan izledim. Çok canım sıkıldı. Çünkü darbe başarılı olursa facia olacaktı, başarılı olamasa bile çok zarar verecekti.

      Sil
  78. Hocam merhabalar..Çok yoğun olduğunuzu biliyorum ama sizinle tanışmak en azından dersinizi,sizi dinlemek istiyorum.Bu mümkün müdür?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim dersim ilkbaharda (Mart ayında) başlıyor. O zaman bana yazarsanız mahfie@gmail.com. bir şeyler ayarlarız.

      Sil
  79. sayın hocam faizin düşmesinden bankalar karmı eder zararmı sorusunu mahsuru yoksa kaçıncı sınıf ögrencilerine sordunuzda bilemediler.eger 2 ve üzeri sınıftalarda onlara teessüflerimi sunarım.ben lise mezunu, ekonomiyide sizin gibilerden ögrenmeye çalışan biri olarak,sorunun cevabını biliyorsam onların bilmemesi şuanki egitim kalitemizi göstermiyormu.eger bu kalitede ögrenciler mezun oluyorsa tabiki türkiyede her zaman kirizler olacaktır.açıkcası üzüldüm sayın hocam.selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun şu ki ekonomiyi o mezun olanlar yönetmiyor malesef. Faiz gibi önemli bir aracı bile ekonomi karar vericileri değil de politikacılar yönünü, düzeyini belirliyor. O nedenle eleştiriniz haksız bence. Ülkemizde mezunlar önce mezun olma derdinde sonra iş bulma telaşında olduğundan açıkçası bu soru öğrenciler için hiç bir şey ifade etmiyor. Çünkü gerek KPSS'de gerekse iş görüşmelerinde karşılarına gelmiyor.

      Sil
  80. Hocam, Dick Advocaat hakkında ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...