10 Ağustos 2016 Çarşamba

Zorunlu Karşılıklar Niçin İndirildi?

Merkez Bankası Zorunlu Karşılık Oranlarını Düşürdü 
Merkez Bankası, zorunlu karşılık oranlarını bütün vadeler ve mevduat cinsleri için 0,50 puan düşürdüğünü açıkladı. Merkez Bankası’nın uyguladığı zorunlu karşılık oranları vadeye ve mevduat cinsine göre değişiklik göstermekle birlikte en yaygın vade ve mevduat cinsine (vadesiz + 1 – 3 aya kadar vadeli mevduat) uygulanan zorunlu karşılık oranını ortalama zorunlu karşılık oranı olarak alıyoruz. Buna göre ortalama zorunlu karşılık oranı yüzde 11,5’dan yüzde 11’e düşmüş oldu.

Bankalar topladıkları mevduatın ve diğer kaynaklarının merkez bankası tarafından belirlenen oranda belirli bir miktarını, ileride karşılaşabilecekleri zorluklarda talep edip kullanabilmek için merkez bankasına yatırmak zorundadırlar. Buna zorunlu karşılıklar, bunun miktarını belirlemeye yarayan orana da zorunlu karşılık oranı adı veriliyor. Merkez bankasının, karşılık oranını artırıp azaltarak bankaların açabileceği kredi miktarını ve maliyetini etkilemesi eylemine de karşılıklar politikası adı veriliyor.

Karşılıklar Politikası Nasıl Çalışıyor?
9 Ağustos’tan önce Merkez Bankası TL mevduatlar için zorunlu karşılık oranını yüzde 11,5 olarak belirlemişti. Bu tarihten önceki uygulama basit biçimde şöyle işliyordu: Diyelim ki 9 Temmuz’da A Bankasına bir kişi 100 TL mevduat yatırarak bir hesap açtırmış olsun. A Bankası bu 100 TL’nin % 11,5’i olan 11,5 TL’yi zorunlu karşılık olarak ayıracak ve Merkez Bankası’na yatıracak, kalan 88,5 TL’sini kredi olarak verebilecektir. Diyelim ki bu 88,5 TL’yi kredi olarak alan kişi, bu krediyi bir hafta sonra kullanacağı için bir haftalığına aynı bankaya mevduat olarak yatırmış olsun. Bu durumda A Bankası, bu 88,5 TL’lik mevduatın yüzde 11,5’i olan 10,18 TL’yi zorunlu karşılık olarak ayıracak ve kalan 78,32 TL’yi yeniden kredi olarak verebilecektir. Bu işlem teorik olarak zorunlu karşılık oranının tersi (örneğimizde 1/0,115 yani 8,695 katı) kadar tekrarlanabilir. Yani örneğimizdeki 100 TL’lik mevduat (100 x 8,695=) 869,56 TL’lik kredi yaratabilir. Bu şekilde ortaya çıkan paraya kaydi para bu mekanizmaya da kaydi para yaratma mekanizması deniyor.

9 Ağustos’ta Merkez Bankası zorunlu karşılık oranlarını düşürünce sistem şöyle işleyecek: Diyelim ki 10 Ağustos’ta A Bankasına bir kişi 100 TL mevduat yatırarak bir hesap açtırmış olsun. A Bankası bu 100 TL’nin % 11’i olan 11 TL’yi zorunlu karşılık olarak ayıracak ve Merkez Bankası’na yatıracak, kalan 89 TL’sini kredi olarak verebilecektir. Diyelim ki bu 89 TL’yi kredi olarak alan kişi, bu krediyi bir hafta sonra kullanacağı için bir haftalığına aynı bankaya mevduat olarak yatırmış olsun. Bu durumda A Bankası, bu 89 TL’lik mevduatın yüzde 11’i olan 9,79 TL’yi zorunlu karşılık olarak ayıracak ve kalan 79,21 TL’yi yeniden kredi olarak verebilecektir. Bu işlem teorik olarak zorunlu karşılık oranının tersi (örneğimizde 1/0,11 yani 9,09 kata kadar) kadar tekrarlanabilir. Yani örneğimizdeki 100 TL’lik mevduat (100 x 9,09 =) 909,09 TL’lik kredi yaratabilir.

Bu durumda Merkez Bankası, zorunlu karşılık oranını yüzde 11,5’dan 11’e indirmekle eski duruma göre her 100 TL’lik mevduatın 869,56 TL yerine 39,53 TL fazlasıyla 909,09 TL’lik kaydi para yaratmasına yol açmış olmaktadır. Bunun anlamı aynı mevduat miktarıyla daha fazla kredi verilmesine olanak sağlanmış olmasıdır. (Burada verdiğimiz örnekler kaydi para yaratma mekanizmasının hiç sızıntı olmadan sonuna kadar çalışması halinde ne olacağını göstermektedir.)

Merkez Bankası Zorunlu Karşılık Oranını Niçin Düşürdü?
Cari açığın arttığı dönemde kredilerde genişleme olduğu, bu genişlemenin iç tüketimi körüklediği, bunun da ithalatı ve dolayısıyla cari açığı artırdığı yolunda bir teşhis yapılmıştı. Bu teşhis sonrasında çeşitli önlemler alınırken makro ihtiyati önlemler çerçevesinde kredi hacmini daraltmaya yönelik önlemler de gündeme gelmişti. Merkez Bankası bu önlemlere zorunlu karşılık oranlarını artırarak destek vermişti. Zorunlu karşılık oranlarının artırılması, kredi genişlemesini sınırlarken tüketimi de düşürecek ve bir yandan cari açığın düşmesine bir yandan da enflasyonun baskılanmasına yarayacaktı. Zorunlu karşılık oranlarının artırılması, alınan diğer önlemler ve konjonktürün de yardımıyla cari açığın önemli oranda düşmesine katkı yaptı. Ne var ki bu tür bir fren kaçınılmaz olarak büyümeyi de yavaşlatmış oldu.

Merkez Bankası’nın yasal görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Dünyada enflasyonun sıfırlara düştüğü bir ortamda yüzde 8,8 düzeyindeki bir enflasyon söz konusu olduğuna göre burada Merkez Bankası’nın yasadaki görevini başarıyla yaparak fiyat istikrarını sağladığını söyleyemeyiz. Zorunlu karşılıkların indirilmesi bu istikrarın sağlanmasına yardımcı olmak bir yana tam tersi sonuçlar verecek gibi görünüyor. Merkez Bankası benzer bir uygulamayı gecelik borç verme faizini indirmeye devam ederek yapmaktadır.

Bütün bunlar bize Merkez Bankası’nın yasal görevini bir kenara bırakarak ekonomik büyümeyi kollamaya yönelik bir para politikası izlediğini gösteriyor.


Meraklısı için bazı kavramların açıklanması:  
Ankes: Bankaların mevduat çekilişi veya günlük işlemlere ilişkin ödemelerini karşılayabilmeleri amacıyla kasalarında hazır bulundurdukları paraya ankes denir. Bunun miktarı ve şekli bir zorunluluğa değil bankaların kendi karar ve uygulamalarına bağlıdır. Bankalar, gün sonunda bu değerleri genellikle TCMB’ye gecelik olarak borç verirler. Disponibilite: Merkez Bankası’nın bankaların kabul ettiği mevduata karşılık kasalarında tutulmasını zorunlu kıldığı parasal karşılıklardır. Ankes zorunlu olmadığı halde disponibilite zorunludur. Munzam Karşılık: Merkez bankasının disponibiliteye ek olarak bankaların kaynaklarından kendisine yatırmalarını zorunlu kıldığı miktardır (munzam kelimesinin Türkçe karşılığı: Ek, eklenmiş.) Zorunlu Karşılıklar: Merkez bankasının, kabul ettikleri mevduat karşılığında bankaların kendisinde tutulmasını zorunlu kıldığı miktarlardır. Türkiye’de Bugün Geçerli Olan Uygulama: Bugünkü uygulamada serbest karşılıklar anlamına gelen ankes uygulaması sürmektedir. Eskiden Türkiye uygulamasında (Umumi) Disponibilite + Munzam Karşılıklar uygulaması söz konusuydu. Günümüzde disponibilite ve munzam karşılıklar kalkmış, yerini bankaların TCMB’ye yatırmak zorunda oldukları zorunlu karşılıklar (ya da kısaca karşılıklar) almıştır. 

Bugün Türkiye’de geçerli olan uygulamaya baktığımızda “munzam karşılık oranları düşürüldü” şeklindeki anlatım yanlıştır. Doğrusu “zorunlu karşılık oranları düşürüldü” şeklinde olmalıdır.

175 yorum:

  1. Hocam sanirim bu bizi yillardir yaptigimiz o "Enflasyon dusuncemi buyume artar, buyume artincami enflasyon duser? Hangisi oncelikli?" Tartismasinin tam ortasina atiyor. Bu cozemedik bu isi...

    YanıtlaSil
  2. Hocam bugün Marmara Üniversitesi İktisat bölümün kazandım. Yarın sizin Kolay Ekonomi kitabınızı alıp okumaya başlayacağım. Umarım bu uzuuuuun yolda ülkeme fayda sağlayan bir birey olurum. Saygılar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebrik ederim. Bölümün dersleri bayağı iyi. Hakkını verip çalışırsanız karşılığını görürsünüz. Umarım dileğiniz olur ve iyi bir iktisatçı olursunuz.

      Sil
    2. Kardeşim hayırlısı olsun. Aynı zamanda ilk önceliğin ingilizce öğrenmek de olsun.

      Sil
    3. Güzel kardeşim hayırlı olsun öncelikle ben de 1 yıl önce hacettepe ingilizce iktisat bölümünden mezun oldum.Marmara nasıldır bilmiyorum ama muhakkak okulunda çok kıymetli hocaların vardır.Nacizane tavsiyem okulunda hocalarını kullan ve zaten burayı takip ediyor olman ilgili olduğunu gösteriyor.Şayet böyle devam edersen çok güzel yerlere gelirsin.Okul ve dersler dışında da birşeyler yaparsan önün açıktır inan.Maalesef herkes başlarken senin gibi bilinçli olamıyor.Tekrar tebrikler.

      Sil
    4. Mahfi bey ama MB kanunda fiyat istikrarı hedefiyle celismemek uzere hukumetin buyume ve istihdam hedeflerini destekler maddesi de var.

      Sil
    5. Çok doğru ama MB bugüne kadar enflasyon hedeflemesi uyguladı ve hiç bir zaman başarılı olamadığına göre demek ki fiyat istikrarıyla çelişmemek üzere büyümeyi desteklemek olmuyor.

      Sil
  3. - ZK oranı indirildi:
    - Tcmb de siyasi telkinle birlikte kesinlikle faizi düşerecek
    - Cep telefonu alımına tekrar taksit geliyor
    - Tüketici kredisinde 36 ay olan vade yükseltiliyor
    - kredileri geri çağıran bankaları ve yatırımın önünü açmayanları hayin ilan edileceği açıkça bugün beyan edildi.
    - emlak konut düşük faizle (%1 in altında) ev veriyor diğer bankalardanda faiz indirilmesi bekleniyor.
    -kredi faizleri inerse mevduat faizide düşer, bankalar bu ortamda kimden mevduat toplayacak?
    - varlık fonu kuruluyor hatırı sayılır miktarda para orda toplanacak.

    Şimdi tüm bu irili ufaklı kredi sisteminde para nasıl dönecek?
    Bankalar sürümden kazanma sistemini nasıl uygulayacak?
    Bu ortamın riski nasıl hesaplanacak?
    Ucuzlayan kredi enflasyonu arttırmayacak mı? Tcmb bu enflasyonla nasıl baş edecek?
    Altına talep artması beklenirse, bu beklenti altın fiyatlarını tavan yapmaz mı? Kárlı altın mevduatı eritmez mi?

    =>> şimdi ekonomideki karar birimleri bu soruların cevabını düşündü mü acaba? Yoksa "kervan yolda düzülür" diyerek yapalım ya nolcak mi denecek?

    Tüm bu soruları yakında kendiliğinden görecez.
    Cevaplar ve yorumlar için erken ama sizde bu sorulara öngörü niteliğinde yanıt var mı hocam???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun yüzde 9 olduğu bir yerde faizi daha da indirerek sistemi düzeltmek gibi bir ekonomi politikasının uygulanmaya çalışıldığı bir yerde benim bilgim bu sorulara cevap vermeye yetmez diye düşünüyorum.

      Sil
    2. Mafi bey, faizsiz bir ekonomi olmaz anlamını çıkarabilirmiyiz bu sözünüzden?

      Sil
    3. Sayın Hocam,enflasyon şimdilik yüzde 9 bu artabilir de,Cumhurbaşkanı yıllık faizi yüzde 9'a çekeceğiz diyor.Bankalar mevduatı yüzde kaçla toplayacaklar? Bu durumda enflasyondan arındırılmış reel faiz kaç olur?Yabancı fonlar reel faizin olmadığı,ekonomik kurulların bağımsızlığını yitirdiği güvenlik açısından risk taşıyan bir ülkeye para getirirler mi? Sıcak para gelmezse döviz artmaz mı? Döviz artarsa enflasyon patlamaz mı?Son olarak ekonomik parametrelerin aksine sadece faizleri düşürüp iç tüketimi artırarak ülke ekonomisini düzeltmek mümkün müdür?

      Sil
    4. Sizde Recep Tayyip Erdoğan Bey gibi Marmara Üniversitesi İİBF mezunu olsaydınız bilginiz yeterdi. Üstat sayesinde faizler düşüyor da bankalara gereksiz para kaptırmıyoruz.

      Sil
    5. Unknown:
      Hayır. Ama enflasyon varsa faiz de vardır anlamını çıkarabilirsiniz.
      bbbbbbb:
      Enflasyonun düşmediği bir yerde faizleri düşürmek ve o yolla enflasyonu düşürmeye çalışmak neden - sonuç ilişkilerini karıştırmakla ilgili bir konudur.
      Adsız:
      Kısmet ne yapalım, olmadı işte.

      Sil
    6. Bu aralar havalar çok sıcak gidiyor ve vatandaş olarak bundan rahatsızım.

      Devletimiz buna da bir el atsa da "hava sıcaklığını 35 dereceden 25 dereceye, nem oranını da %50'ye düşürmeyi düşünüyoruz" dese keşke. Yani isteyince oluyorsa bunun da olması gerek diye düşünüyorum ben. Yani mevsim, hava koşulları, atmosferde olup bitenler hepsi hikaye imiş ve aslında çok istersek onu da düzenleyebilirmişiz gibi bir sonuç çıkarıyorum ben bu olup bitenlerden. Siz ne dersiniz sayın hocam?

      Sil
    7. Bu konular isteyince oluyor gibi görünür baştan ama tam olarak öyle olur mu onu hep birlikte göreceğiz.

      Sil
  4. Hocam açıklayıcı yazınız için teşekkür ederim, fakat bir kaç noktada ufak hatalar var gibi geldi

    1)Karşılık politikası nasıl çalışılıyor başlığı altında 1/0,11=8.695 kata kadar tekrarlanır demişsiniz fakat doğrusu 9.09 olacak

    2)hocam birde zorunlu karşılığın %11.5 olarak aldığınız örneğin devamında yaratılan 100 liralık mevduatın 100*8.695=869,5 tl kredi yaratacağını söylüyorsunuz fakat bu cümle kredi yaratır değilde kaydi para yaratır şeklinde olması gerekmez mi ?Çünkü yaratılan kaydi para miktarı ile bankacılık sektörünün verdiği kredi miktarı zorunlu karşılık oranından dolayı farklıkaşmaktadır.kısacası bankacılık sistemi yatırılan 100 tl lik mevduat karşılığında 869,5 tl kaydi para yaratırken bu tutardan daha az da kredi verecektir. Dolayısı ile cümle kredi yaratır değilde kaydi para yaratır olmayacak mi ?

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk tespit çok doğru düzelttim teşekkür ederim. Öğrencilere copy paste yaptığı için kızıyorum ama ben de ilk örnekten copy paste yapıp düzeltme yaparken onu orada unutmuşum. Uyarı için teşekkürler.
      İkinci tespit için bir kez daha bakmanı rica edeceğim. 869,5 TL hem kaydi para hem de kredi. Çünkü arada hiç sızıntı olmadığı zk ertesinde kalan paranın kredi olarak verildiğini söylüyorum.

      Sil
  5. Hocam yazınızın aşağıdaki kısım gözden kaçmış.
    1/0,11 = 8,695 olarak yazılmış. Sonrasında oran 9,0909 olarak doğrusu belirtilmiş.

    Yazınız oldukça açık ve net. Emeğiniz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  6. Her nedense 2018 bana kriz yılı gibi görünüyor. Ekonomik kriz yıldan yıla derinleşiyor. 2018 yılına geldiğimizde Türkiye batağa saplanmış olacak. Bu sefer krizden çıkmak kolay olmayacak.

    YanıtlaSil
  7. Merhaba Hocam, Fed'in faiz artırımı meselesi kafamı karıştırıyor. Fed ilerde enflasyonun hedeflenen düzeyi aşmasını önlemek için faiz artırıyor. Faizler yükselince bankalardan para çıkışı yavaşlıyor, tasarruflar artıyor. Diğer taraftan Fed faizi artırınca ABD'ye para girişi artıyor. Faizler daha da artacak beklentisiyle kredi ihtiyacı olanlar erken davranabilirler. Bu durumda Fed fazi artırırsa piyasada para fazlalaşıyor, faiz artırmazsa yine fazlalaşıyor. Ben bu faiz konusunu yanlış mı anladım, lütfen açıklar mısınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır doğru anlamışsınız ve çok da iyi özetlemişsiniz. Sistem aslında ancak normla koşullarda ve kafaların karıl-şık olmadığı (yani beklentilerin normal olduğu) ortamlarda doğru çalışabilir. Yoksa bu tür karma karışık durumlarda aynen sizin tanımladığınız gibi karışıklıklar ortaya çıkıyor.
      Tabii Fed, piyasada fazlalaşan parayı çekebilir. O da ayrı bir konu.

      Sil
    2. ABD'nin dis borcu 19 trilyon dolar, her dakika artiyor. Bu rakama ic borclar dahil degil. FED'in M1 olarak adlandirdigi para stogu 3 trilyon dolar civarinda. M2 olarak adlandirildigi para gibi araclari da kapsayan para stogu 12 trilyon dolar. Yani su an dunyadaki tum dolarlari toplasa bile ABD dis borcunu odeyemez. ABD harcamalarini da azaltiyor gibi gorunmuyor. Haliyle ABD'nin bu borcu oteleyebildigi kadar otelemesi gerekiyor, otelemesi demek en azindan faizini odemesi demek. Boyle bir ortamda siz faiz arttirip borc dondurme ihtimalinizi azaltir misiniz?

      Sil
    3. Faizi artırmazsanız başkaları artırırsa borcu döndürme ihtimaliniz azalır. Herkes alır parasını daha yüksek faiz verene gider.

      Sil
    4. Ya gitmezlerse. Ülkemiz için konuşuyorum, faiz ne kadar düşerse düşsün Arap sermayesi bu ülkeden gider mi? Gitmez. Cumhurbaşkanı'da buna güveniyor ve faizleri indirin diyor.

      Sil
    5. Bu dediginiz ABD disindaki ulkeler icin gecerli olabilir. Ama ABD zaten borcunu dolar basarak odeyebilir. Su an yaptigi da o degil mi zaten? Faizin dusuk olmasi ile para ABD icinde de kalmiyor, enflasyon da yapmiyor. Problem diger ulkelerin ozellikle Cin'in dolarlarinin bir ise yaramadigi anladigi zaman olacaklar. Cin elindeki para ile yabanci yatirimlar yapmak istiyor ama en son Avustralya orneginde gorulecegi gibi ulkeler 'yabanci yatirim olsunda ne olursa olsun' demiyor.

      Sil
    6. Adsız 16.45 Arap sermayesi faiz düserse tabiki gitmez. Çünkü inşaata geliyorlar. İnsaat da ülkemizde sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak bir sektör değildir.

      Sil
  8. Sistem güzel bir şekilde izah edildiğine gerçek problem gözden kaçıyor. Kaydi paranın zorunlu karşılık ile havadan yaratılması bir problem değil mi? Küresel finans krizi bu sebeple oluşmadı mı? Borca dayalı para sistemi piyasada bir balon oluşturuyor. Bu duruma nasıl tedbir alınabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır küresel finans krizi bu nedenle oluşmadı. Küresel finans krizi düşük değerli türev ürünler nedeniyle oluştu. Kaydi para, paranın bankalara yatırılmaya başladığı tarihten beri var, yeni bir şey değil.

      Sil
  9. Yine ve yeniden 10 numara bir yazı.
    Yeni kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

    Hocam, serbest piyasaya müdahale var.
    Kısaca "durum vahim ekonomik kriz geliyor" mu diyelim?
    Yoksa bazı şeyleri yanlış mı görüyor - yorumluyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Demeyelim ama bazı şeyleri doğru gördüğümüz de gerçek.

      Sil
  10. Sn. Eğilmez yazınız tam gündemi yakalamış. Benim anlayamadığım şu: Döviz kuru zor bela tutulurken, enflasyonda kıpırdanma varken hem para politikası tam anlamı ile gevşiyor, hem bankalara kredi verin, düşük faizle verin, hem de riski bir süre gözardı edin telkininde bulunuluyor, maliye politikasında ise devlet harcamaları arttırılıyor. Benim fikrim, bu kısa vadeyi rahatlatmak adına daha orta vadede sistemin riski artmış oluyor. Elimizde üç çok iyi parametre var: Kamu borç düzeyi, bütçe dengesi ve sağlam sayılabilecek banka sektörü. Bu parametrelerdeki iyi rezervimizi harcıyoruz. Bir soru da şu: Bu önlemler gerçekten doğru ve yan tesirsiz önlemler ise, 15 Temmuz öncesi de uygulanabilirdi. Umarım ben yanılıyorumdur. Saygılar ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki yanıt: (1) Sizin anlamadığınızı ben de anlayamıyorum. (2) Niçin daha önce uygulanmadı sorunuzun yanıtı da yok. Ama şunu söyleyebilirim: Yanılmıyorsunuz.

      Sil
  11. Hocam selamlar TCMB ROK'un 2. 3. ve 4. dilimini 0.1 puan artırarak nasıl piyasaya döviz likidite sağlıyor bir örnekle açıklamanın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ROK biliyorsunuz TL ZK lar yerine yabancı para kabulüne ilişkin. ROK oranları artınca bankalar TL yerine yabancı para yatırıp daha az TL yatırınca ellerinde daha fazla TL likidite kalmış oluyor.

      Sil
  12. hocam yazınız çok açıklayıcı ve güzel olmuş yine ekonomi kelime daracığımıza yeni terimler kattınız.

    YanıtlaSil
  13. Üstadım anlayamadığım şu ki kaydi para yaratmak için bu döngünün Türkiye de olması için mevduat faizinin kredi faizi ile denk veya daha fazlası olması gerekmez mi? Ayrıca bu kredinin sadece tüketici kredisi olarak kullanımı yüksek olasılık değilmidir? Ekonomik büyümeye katma değer açısından faydası olabileceğini pek sanmıyorum sadece günü kurtaracaktır diye düşünüyorum.
    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örnekte açıkladım. Kredi çıkmış hesaba geçmiş olabilir ama hemen kullanılmayacak olabilir o zaman aynı faiz oranı olmasa bile kısa süreyle mevduat yapılabilir.

      Sil
  14. Yasal görevini bırakan MB siyasi iktidarın güdümünde diyebiliriz.Peki hocam mb iktidarın güdümünde olması nasıl olumsuzluklara neden olur?teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fiyat istikrarı sağlanamaz. Yani enflasyon düşmez.

      Sil
  15. Yasal görevini bırakan MB siyasi iktidarın güdümünde diyebiliriz.Peki hocam mb iktidarın güdümünde olması nasıl olumsuzluklara neden olur?teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  16. Hocam gelişmiş ülkeler genel olarak kamu ve özel borç toplamında milli gelire oranla yüksek değil mi. Bizim oranımız daha mı düşük onlardan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde kamu borç yükü gelişmişlerden düşük ama bize benzer ekonomilerden yüksek.

      Sil
  17. Hocam selamlar;
    İzninizle 2 konu hakkında size sorum olacak.

    1)Fatih Özatay'ın bir yazısında 1977 yılında FED yasasında yapılan değişimle beraber FED'in 3 amacının olduğunu öğrenmiştim. Bunlar; maksimum istihdam, fiyat istikrarı ve uzun vadeli faizlerin düşük oranda gerçekleşmesi. Keza Ha-Joon Chang "sanayileşmenin gizli tarihi" kitabında para politikalarının fiyat istikrarına aşırı önem verdiği için büyüme ve işsizlik gibi bazı konuları göz ardı ettiğinden bahsediyor.
    Bizim Merkez Bankamız da sadece fiyat istikrarını hedefliyor. Merkez Bankası'nın amaçlarını FED'in amaçlarına benzer şekilde yapsak ardından araç bağımsızlığını korusak sizce ülkemizin refahı açısından daha iyi olmaz mı? Böylece Merkez Bankasının bağımsızlığı hakkında tartışmalarında son bulacağını düşünüyorum.
    2) MB duyuruda "Rezerv opsiyonu kullanımlarının aynı seviyede kalması halinde, söz konusu değişiklikler ile finansal sisteme yaklaşık 1,1 milyar Türk lirası ve 600 milyon ABD doları ilave likidite sağlanmış olacaktır." ifadesini kullanmış. Acaba bu rakamları nasıl elde etmiş veya ben nasıl elde edebilirim? Bu ek likitidenin enflasyona etkisini nasıl hesaplayabilirim? Genel olarak kaydi para enflasyon ilişkisini grafik ve sayısal veriler ile nasıl ortaya koyabilirim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Fiyat istikrarı gerçekleşirse faiz istikrarı da gerçekleşir, faiz istikrarı gerçekleşince belirsizlik azalır, reel faiz de pozitif olduğundan insanlar tasarrufa ve yatırıma yönelirler büyüme artar ve istihdam istikrarı da gerçeklesir. Kısaca enflasyon bütün kötülüklerin anasıdır. Enflasyonun olduğu ortamda faiz de istikrarlı olmaz büyüme de geçiçi olur istikrar yakalayamaz, işsizlik de ülkemizde oldugu gibi bir dalgalanır bir azalır. Bu yüzden Fiyat İstikrarı birincil hedeftir.
      FED'de ise durum biraz farklı ECB ve diğer ülkeler gibi fiyat istikrarını mutlak hedeflemiyorlar. Bunun sebebini bende bilmiyorum.

      Sil
    2. (1) Her ülkenin ekonomi geçmişine ve halkının konulara verdiği değere göre biçimlenmiş bir yaklaşımı var. O çerçevede Fed'in ve AB ülkelerinin MB'lerinin politika hedefi farklılaşmıştır. Bizim MB, tek heedef olarak aldığı fiyat istikrarını sağlayamazken sizce bunun yanına bir veya iki hedef daha koyarsak bunları tutturabilir mi yoksa daha da mı kötü sonuçlar ortaya çıkar? Tek hedefi fiyat istikrarı iken araç bağımsızlığını tam olarak kullanamazken birden fazla hedefi olunca bu bağımsızlığı anlam taşıyabilir mi? Bugüne kadarki uygulamalara baktığımda benim bu sorulara yanıtım olumlu değil.
      (2) MB'nin ROK hesabında kullandığı rakamlar bende de yok. Bunları bir yerde açıkladığını da görmedim. Dolayısıyla o hesabı ben de yapamıyorum.

      Sil
  18. Merhabalar Hocam. Bir kaç sorum olacak. Kredi miktarının toplam mevduat miktarının üzerinde olduğu belirtiliyor. Faizlerin düsürülerek insanların tüketime yönlendirilmesi teorik olarak mevduat miktarının artmasını engelleyecektir. Bu ortamda dışarıdan borçlanma dışında bankalar kredi verecek parayı nereden bulacaklar? Bir de mevduat kredi oranında kritik seviyeler nereler ve biz o seviyelere yakın mıyız? Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk sorunuzun yanıtını ben de tam olarak bilmiyorum. Mevduatı artırarak kaynak bulmaları için faizi artırmaları lazım. Kredi faizlerini düşürdüklerine göre bunu da yapamazlar. Dışarıdan borçlanmanın bir sınırı var.
      İkinci sorunuza gelince bu oranın belirli bir kritiklik derecesi yok. Asıl sorun mevduatla kredinin vadeleri arasındaki uyumsuzluk. İlki 1,5 aylık bir ortalamaya sahip ikincisi 1 yıldan uzun.

      Sil
    2. Zaman ayırıp cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.

      Sil
  19. Bir bankacı olarak yazılarınızı keyifle okuyor ve tebrik ediyorum siteniz mobil uygulama ile entegre olabilirse yeni yazılar girildiginde bildirim gelse cok guzel olabilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Aslında bloga abone olunursa mail adresinize bildirim geliyor.

      Sil
  20. Negatif faiz ve parasal genişlemenin hakim olduğunu göz önüne alırsak; paraların değer kaybı bireysel gelirleri reel olarak aşağı yönde baskı layarak talebi olumsuz etkilemesi nedeniyle, global ekonomideki büyüme sorununu daha da kötüleştirir mi? Petrol ve altın gibi emtiaların fiyat düzeylerinde ani bir yükseliş bir hiper enflasyon riski doğurur mu? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha da kötüleştirebilir.
      Şu andaki durum bir hiper enflasyona gidiş olacağını göstermiyor. Tersine deflasyon daha olası görünüyor.

      Sil
  21. Hocam pür kapitalizme +10, pür sosyalizme -10 dersek günümüz liberalizmine +3, günümüz sosyal demokrasisine -3 diyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmem. Nasıl değerlendirdiğinize bağlı. Mesela kimisi de sosyalizme + 10 verir. Ama sizin değerlendirmenizi kabul eder de bakarsak yani Kapitalizm + 10, sosyalizm - 10 olursa bile bence sosyal demokrasi muhtemelen + 7 filan olurdu.

      Sil
  22. Hocam yazınızı beğendim elinize sağlık. Cumhurbaşkanı'nın bugünkü açıklamalarını dinlediniz mi? Bankalara bugün bir güzel giydirdi kendisini desteklemesem de söylediklerinde haklılık payı yok mudur hocam? Anladığım kadarıyla Cumhurbaşkanı ekonomiyi istihdam, yatırım ve ihracat temelleri üzerinde büyütmek istiyor. Bu düşünceden hareketle faizlerin düşürülmesi mantıklı bir hareket olmaz mı? Ayrıca hocam, CB'nin bu tür açıklamaları serbest piyasa ekonomisinde olumsuz bir etki yaratması gerekmez mi? Fakat tam tersi yönlü hareketler görüyorum. Bu konuda bizleri aydınlatırsanız çok seviniriz hocam saygılar...

    "Bankalarımız güçlü ama bu gücü böyle bir dönemde fırsata çevirmeye kalkarlarsa biraz önce söylediğim gibi üzerine gideriz. Hep söylüyorum, sadece faiz oranları konusunda bankacılarla benim aramda anlaşmazlığımız var. Hele bu dönemde. Kardeşim, sürümden kazanacaksınız. Ekonominin prensipleri, kaideleri orada farklı, bizde farklı mı ya? Amerika'da Japonya'da faiz oranı ne? Bizde neden böyle oluyor? Aynı ilkelerle hareket ediyoruz. Bu şekilde milleti aldatmanın, girişimcimizi aldatmanın bir faydası yok. Karınca şeyi gibi, incik büncük bir sözleşme getiriyorlar, siz de imzayı atıyorsunuz ne getirir götürür bakmıyorsunuz, bir an önce parayı alayım diyorsunuz, onda da bir an önce alamıyorsunuz ha. Finans sektörünü sıkıştıracağız.

    Zaten milletin parasıyla çalışıyorsunuz. Milletin parasıyla çalıştığınız böyle bir dönemde eğer kalkıp da bu ülkede yatırımcımızın önünü açmaz, onu daha da daraltır ve hemen basit bir olayda geriye çağırma gibi bir anlayışın, mantığın içerisine girerse kusura bakmasınlar, açık ve net söylüyorum, ben bunu 'ihanet' diye değerlendiririm.

    Faiz ve kredi politikalarında olumsuz yönde kırılma gördüğümüz bankaları not etmekten ve bunun hesabını sormaktan kaçınmayacağız."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu açıklamaları dinleyince nedense benim aklıma da şu sorular geliyor: Amerika'da, Japonya'da enflasyon oranı ne? Bunu yanıtlasak gerisi gelecek.

      Sil
    2. Faiz indirilirse enflasyonun artması kaçınılmaz mıdır hocam? Belki başka bir yolu daha vardır bunu bilmemelerine ihtimal vermek istemiyorum açıkçası.

      Sil
    3. Bunu biliyorlar tabi ki sonuçta çoğu kişiden daha fazla ekonomiyi bilen kişiler. Ama siyaset çoğu zaman büyümenin büyüsüne kapılır ve diğer göstergeleri ikinci plana atar.
      Faiz düserse de enflasyon artar bunun başka bir yolu yoktur çünkü hem talep artar hem lira değer kaybeder. Eğer aksi olursa bunun adı şansdır. Mesela ABD'de çok çok büyük bir deprem veya tsunami olur veya başkan öldürülür dolar çok büyük değer kaybı yaşar belki bu durumda faizimiz düşse de enflasyon düser. Böyle şeyler de milyonda bir olur.

      Sil
  23. Saygıdeğer hocam bir iktisat mezunu olarak ilgili yazınızı okuyunca aklıma iki soru takıldı. Diyelim ki bu politika likiditenin/para arzının artmasını sağlayacak, bankalar yapılan değişikliğin ardından daha geniş bir kredi tabanı elde edebilecekler vs.. İyi güzel ama müşterinin/yatırımcının kredi talep ederken bankaya uygulanan zorunlu karşılık oranıyla ne işi olur, o kendisine uygulanacak faize/vadeye bakmaz mı ? Faiz oranları düşürülmezse bu hamlenin ne anlamı kalır ? İlk sorum bu.
    İkinci sorum ise şu; denilebilir ki ''Bilançolarında daha fazla nakit bulunan, riskleri azalan bankalar artık daha uzun vadeli veya daha düşük faizli borç kullandırabilecek, daha fazla müşteriye/başvuruya ulaşacaklar..'' Otomobil fiyatları fahiş, artış gayet hissedilir düzeyde, talepte ki düşüş ise geçen yılın aynı dönemine göre %30, yani bu artış talep yönlü değil, kur artışları bir maliyet baskısı oluşturuyor. Konut fiyatları; sadece geçen yıla göre %20 düzeylerinde artış var ve artış talep yönlü. Gıda fiyatları malum vs gibi örnekler çoğaltılabilir.. Soru: Eğer bankalar faizleri düşürürse, düşen faiz oranlarını avantajlı bulan kesimler daha ucuz kredileri alıp, piyasada daha fazla talep oluşturmazlar mı, yani bu hamle ters tepip daha fazla enflasyona sebep olamaz mı ? Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk sorunuzda haklısınız. Kredi kullanacak olan kredi faizine bakar. Ama zorunlu karşılık düşürülünce kaynak maliyeti de düşecek ve bu kredi faizlerine düşüş olarak yansıyacak diye bekleniyor.
      İkinci sorunuzda da haklısınız. Aynen öyle olur. Ama anladığım kadarıyla şu anda önemli olan enflasyon değil büyüme.

      Sil
  24. Mahfi bey, öncelikle güzel bir konuya değindiniz. Yalnız bir iki konu hakkında aydınlatma gerekiyor diye düşünüyorum. TCMB ZK raporuna göre TL ZK Ağırlıklı Ort. 6/5/2016'dan beri 11,1 oranında. Yazınızda 11.5 demişsiniz. Şimdiki oranlarla 10.6 oldu diyebilir miyiz? Çünkü bütün oranlarda 0,5 indirime gidildi. KKTC'de söz konusu oran 6,8. 2002 senesinden beri (%15 idi) her sene aşağı çekildi. Sonucunu söyleyim tecrübeli biri olarak. Kredi ve Emlak patlaması. TCMB 2013 senesinde yayınladığı bir makale ile kredi ve büyüme arasında pozitif ilişki olduğunu sonuç kısmında neredeyse övünerek yazmış (working paper: 13/27) ki yurtdışında da özellikle İngiltere ve Japonya için Prof Richard Werner'in nominal GSYIH ve Kredi büyümesi arasında pozitif ilişki olduğunu vurgulamıştı. Fractional Reserve banking diyebileceğimiz bu sistem kaydi veya kredi para miktarı ne isim ile çağırırsanız çağırın parasal büyümeye neden olduğu için hem enflasyonu tetikleyici (talep yaratıcı) hem de finansal balonlar yaratıcıdır. EMlak sektörü ise kredi temelli olduğu için en yatkındır bu balonlara. Ki üstüne tuz biber veya ne derseniz deyin ekebilecek konut kredi faizine indirim talebi de aslında Türkiye'de ne yönün tercih edildiğini gösteriyor. Büyüme diye görünen aslında balonun şişmesidir. İçi boş kısaca. Hayırlısı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir saptama. Zaten oluşmuş bir balon var biz onu daha da şişirme yolundayız.
      Bu arada ben ZK ortalaması olarak vadesiz + 1 - 3 ay vadeli hesaplara uygulanan ZK yı aldım. Ağırlık orada. Ama sizin dediğiniz doğru olabilir. Hesap biraz değişir sonuç aynıdır.

      Sil
  25. son gelişmelerler
    ZK oranında düşüş ve kurulacak varlık fonundan yatırım desteğiyle aynı anda hem "Para Politikası" hem "Maliye Politikası" birlikte mi işletilmek isteniyor?

    YanıtlaSil
  26. Hocam faiz indiriminin olası olumlu yada olumsuz yanları nelerdir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok uzun bir konu. Daha önce yazmıştım bu konuda.

      Sil
  27. Hocam Bretton Woods sistemini anlatır mısınız ?

    YanıtlaSil
  28. Hocam faiz indiriminin olumsuz yanı var mıdır ?

    YanıtlaSil
  29. sayın hocam ;
    Mb zorunlu karşılık oranını faizleri banka faizlerini de indirdi demek yanlış olur mu ? Ayrıca bankalar artık daha fazla kredi verecek faizler düşecek yatırımlar artacak tasarruflar artacak ama tüketim azalacak günümüzde tüketim toplmu oldugu için tüketim azalması ekonomiyi kötü etkilemez mi sizce ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmaz.
      Bankalar daha fazla kredi verince tüketim niçin azalacak onu anlayamadım.

      Sil
  30. hocam bu kaydi para yaratma 1/0,115 mantığı nedir acaba neden o bölme işlemini yapıyoruz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. A: Mevduata yatırılan anapara R:Zorunlu Karşılık Oranı dersek.
      formül; (1 / R) x A şeklindedir.

      Sil
  31. hocam Zk günlük mü alınıyor bankalardan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır onu yatırmalarının belirli dönemleri var.

      Sil
  32. Sayın Eğilmez ; Mb geçelik borç verme yada alma faizini indirmesi durumunda oluşacak senaryolar nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB gecelik borç verme faizini indirdikçe bankaların maliyeti azaldığı için daha düşük faizle kredi vermeleri olanağı doğar.
      MB gecelik borç alma faizini indirdikçe bankalar MB'ye borç verecek yerde kredi olarak vermeye yöneleceklerdir.

      Sil
  33. Hocam yazınız sonucunda faizlerin inmesi ile tüketim artacak enflasyon daha da artacak büyüme de artacak doğru mu ?

    YanıtlaSil
  34. mahfi bey türkiye ve rusya arasındaki ticarette lira ve ruble kullanılması gündemde. türkiye açısından değerlendirebilir misiniz efendim. saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer Rusya ile ticaretimiz normal eskisi gibi devam ederse çok iyi olmaz çünkü her iki ülkeye de döviz lazım. Ama ilişkiler çok gelişip ticaret hacmi çok yüksek boyutlara ulaşırsa faydası olabilir çünkü doların yükselişi ülke içi enflasyonu daha az etkiler.

      Sil
    2. Ben Rusya'nın bunu kabul edeceğini pek sanmıyorum. Çünkü sattığı mallar her yere hard currency ile satılabilecek mallar (doğalgaz, petrol.) Öte yandan bu bizim için de pek iyi olmaz çünkü Ruble istikrarlı bir para birimi değil.

      Sil
    3. Rusya Remnimbi ile ticaret yapiyor ama? Rusya'ya sattigi mallar hard currency ile satilabilecek mallar degil mi?

      http://content.time.com/time/quotes/0,26174,2033058,00.html

      Sil
    4. Biz Rusya'ya 6 milyar dolarlık mal satıyoruz, karşılığında 26 milyar dolarlık mal alıyoruz. Diyelim ki biz aldığımıza TL verdik (26 x 2,95 =) 76,7 milyar TL eder. Rusya bizden aldığını bu parayla ödedi (6 x 2,95 =) 17,7 milyar TL yi bize geri verdi. Elinde kaldı 59 milyar TL. Bunu ne yapacak? Çin'den aldığı malları TL ile mi ödeyecek? Demek ki bu ilişkinin boyutu bizim sattığımız mal miktarıyla sınırlı olur (olsa olsa.)

      Sil
    5. Zaten Rusya ve Cin arasindaki anlasma da 25 milyar dolar ile sinirli. 6 milyar zamanla artabilir. Bu durum iki ulke icin de avantajli, cunku iki ulke de pazarlarini garanti altina almis oluyorlar. Birakin 6 milyar dolari, 1 milyar dolar bile olsa cok iyi bir gelisme olur. Isin daha da otesi Cin'in Ruble kabul etmesi olur.

      Sil
  35. Hocam Mb Rok uygulaması hakkında yazınız var ama olası etkileri kısmını biraz daha ayrıntılı anlatabilir misiniz acaba ? yani ROK yararı anladım ama zararları nelerdir %60 oranının azaltılıp artırılmasının etkileri nelerdir ?

    YanıtlaSil
  36. Bu aydınlatıcı ,öğretici bilgilerinizi bizlerle paylaşıyor olduğunuz için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  37. Benim bu yazidan anladigim , faizleri indiriyorum hadi tuketelim , hadi daha cok harcayalim ev alalim arsa alalim herkes cikarsin bakalim paralari bir ekonomiye can gelsin... hep biragizdan herkes bu gunler cok onemli degisiyoruz gucleniyoruz diyor . meshur yapisal reformlarimizi nicin yapmiyoruz o zaman aklim almiyor. elalem solar energy projelerinin butcelerini tartisiyor, biz yerel komurle yatirimi tesvik ediyoruz ...

    YanıtlaSil
  38. Hocam Merhaba,
    Bu parasal genişleme politikası enflasyonu yukarı taşıyacak, enflasyon yukarı çıktıkça da faizler gene yükselme eğiliminde olmayacak mı? Hükümet günü kurtarmanın derdine düşmüş belli ki Cari açıkta makas artarak devam edecek, döviz fiyatları Tl karşısında daha fazla değerlenecek v.s. Sizce hocam hükümet neye güveniyor?

    a_) Dolar rezervine mi?
    b_) Uzun vadede herkesin ölmüş olacağı kavramına mı?
    c_) Benim halkım işini bilir düşüncesine mi?
    d_) Yiğit Bulut ve Berat Albayrak?
    e_) Ya tutarsa ? :)

    Sizin görüşleriniz nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbiri. Neden - sonuç ilişkilerini karıştırıyorlar.

      Sil
    2. Bence bizim bilmediğimiz bir kaynak var.
      Belki de Osmanlı devletinin kayıp altınlarını buldular :)

      Sil
    3. Hocam aslinda yigit bulut muazam bir ekonomi bilgisine sahip. Nasil neden sonuc iliskilerini karistirabilir. Bence de kisa vade de ekonomi canli tutulmak isteniyor amac sonucta baskanlik sistemi oy toplama derdi. Rte baskan olduktan sonra bence faiz oranlarina karismazlar. amac dereyi gecene kadar herseyi yolunda gostermek.

      Yigit bulut eminim kredilerin talebi , talebin enflasyonu tetikleyecegini biliyordur. Enflasyon da faizleri daha sonradan tetiklemesi gerekirken faiz daha dusurulerek sicak paraninda kacmasi sonuc tl deger kaybi devaluasyon.

      Yani hocam bu riski nasil goremezler. Kisa vadeyi kurtarip orta ve uzun vadenin kaybedilmesi demek bu

      Sil
    4. Osmanlı'nın altınları olsa Düyun-u Umumiye olmazdı:)

      Sil
  39. Hocam sonuçda munzam karşılık ile zorunlu karşılık arasındaki fark ne ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Munzam karşılık eskide kalmış bir uygulama, zorunlu karşılık bugün uygulanan sistemin adı.

      Sil
    2. Aslında aynı o zaman terimlerin anlamı.

      Sil
    3. Hayır aynı değil.
      Eskiden bugünkü zorunlu karşılık oranlarının yerinde umumi disponibilite oranı denilen bir oran vardı. Bu oran değişmezdi. Bir de buna ek olarak konulmuş bir oran vardı. Ona da ek karşılık anlamına gelen munzam karşılık denirdi. O değişirdi.
      Yıllar önce bu uygulama kaldırıldı. Tek bir oran olarak zorunlu karşılık oranı kondu.
      O nedenle bugün munzam karşılıklar değişti demek yanlış olur. Çünkü ne umumi disponibilite kaldı ne de munzam karşılık.

      Sil
  40. Hocam aynı zamanda zorunlu BES ile kaynak yaratıp, piyasaya kredi vermek mi amaçlanıyor? Zorunlu karşılık oranlarının düşürülmesine paralel bir aksiyon mudur sizce bu? Ayrıca enflasyonun olduğu bir ülkede, döviz ve altın (ons) sürekli artış gösterirken TL birikim yapmaya insanları zorlamak ne derece mantıklıdır? Bu konu hakkında yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
  41. hocam cumhurbaşkanımız erdoğan, türk-rus ticari ilişkisinde dolar yerine lira ve ruble kullanmayı, böylelikle doların düşeceğini söyledi. böyle birşey mümkün müdür ve kısa vadede başarıya ulaşır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tum ticaret icin bu mumkun gorunmuyor, Rusya - Turkiye ticaret hacmi 30 milyar dolar civarindadir. Ancak bu denge Rusya yonunde ithalat agirliklidir. Rusya'dan cok buyuk bir kismi enerji olmak uzere 25 milyar dolarlik ithalatimiz var. Rusya'ya 25 milyar dolar karsiligi TL verirsek, bu Rusya'nin isine yaramaz, ancak 25 milyar dolarin 5 milyar dolarini TL olarak verirsek, o da Turkiye ithalatinda TRY kullanabilir.

      Bu da piyasayada 5 milyar dolarlik bir USD fazlaligi olusturur. Bir seyin arzi fazlalasirsa degeri duser.

      Umarim basarilabilir, Rusya zaten Cin ile benzer anlasmalar yapiyor. Turkiye boyle bir durumda cok daha istikrarli bir ekonomiye ulasmis olur.

      Sil
    2. Trilyonlarca doların Fed tarafından piyasaya sürüldüğü ve bunların yakında çekilmesinin beklendiği bir dünya piyasasında 30 milyar dolar ya da 5 milyar dolar gibi rakamların, doların değerine etkisi 0'a yakındır. Iki ülke de bu etkisizliğe karşılık tl ve ruble gibi istikrarsız oara birimleri ile ticaret yapma riskine giremez zannımca.

      Sil
    3. Adsiz 17:07, kotumser olmanizi ve ABD karsisinda caresiz oldugumuzu dusunmenizi anliyorum, buna stockholm sendromu da diyorlar. Ama en azindan hic etkisi olmaz diyememissiniz bu da hala umut oldugunu gosteriyor. TL ve Ruble neden iktidarsiz (ya da gercekten oyle mi) bunu da sorgulamanizi tavsiye ederim.

      Sil
    4. Burada çaresizlik değil gerçekler söz konusu. Denizin sıcaklığını bardak bardak su dökerek değiştiremezsiniz ve buna "olmaz" diyen adama Stockholm sendromu yaftasını yapıştıramazsınız. Dünyada uzay, silah vb teknolojisi ile doğal kaynaklar açısından ABD'den sonra gelen koca Rusya'nın neden çaresiz olabileceğini ve onca gücüne karşın neden gidip de "ben bundan sonra dolar kabul etmiyorum" diyemediğini de siz biraz düşünün.

      Sil
    5. Stockholm sendromuyla bunun hiç bir ilgisi yok.
      Türklerin bankalardaki mevduatının % 40'ı Dolar ve Euro ile. Bu ne demek? Türkler kendi paralarına güvenmiyor demek. TL neden iktidarsız diye sordunuz ya. Buyurun yanıtını. Benzer bir durum Ruble için de geçerli.
      Ekonomi, sosyal de olsa, bir bilimdir. Hamasetle, duayla, mucizeyle, hadi bir gayretle sorunları çözemezsiniz.

      Sil
    6. Biri cikar en dindar benim der, biri cikar en Kemalist benim der, biri cikar en bilimsel benim der. Birakin bi sekilleri de soyleyeceginiz seye odaklanin. Benim dedigim de o zaten. ABD tepemize bindigi halde halen gidip paramizi 0% faiz ile ABD'ye borc veriyoruz. ABD bu ulkenin kasabidir. Eger paraniz deger kaybetsin istemiyorsaniz, ya tl faize yatirin ya da altina, dolara ne diye yatiriyorsunuz? Bu milleti dolar ile ekonomiyi takip eder hale kimler getirmis acaba? (Niyeyse) 2008 sonrasi ekonomi yonetimi mi, devaluasyon aciklamasi oncesi mevduatini dolara ceviren Merkez Bankasi baskanlari mi?

      Sil
  42. hocam ege üniversitesiziraat fakültesi tarım ekonomisi bölümünü kazandım ilerde ziraat mühendisi olmanın yanında bir iktisatçı olabilirmiyim yoksa aldığım eğitimle pek bağdaşmaz mı?

    YanıtlaSil
  43. hocam sormak istediğim şuydu gelişmiş ülkelerdeki dış özel borç/gsyih oranı yine bizimkinden yüksek midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel sektör borçlarıyla ilgili detaylı bir liste yok elimizde. Bu ciddi bir eksiklik.

      Sil
  44. Hocam turistlerin Türkiye sınırları içinde yaptığı her harcama cari işlemler kaleminin hizmet ihracı kısmına mı giriyor. Aynı şekilde Türk turistlerin yurtdışında yaptıgı harcamalar hizmet ithalatı mı oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı turistlerin Türkiye'de yaptıkları harcamalar turizm geliri olarak ödemeler dengesine giriyor. Bizim dışarıdaki harcamalarımız ise turizm giderleri olarak hesaplara giriyor.

      Sil
    2. Cari işlemler hesabı içinde mi hocam?

      Sil
    3. Hocam son haberlere gore turizim ihracat kalemi sayilacakmis. Benim buradan anladigim bunun kimseye katkisi olmayacak. Sadece cari acigi dusurduk diyecekler.

      Sil
    4. Turizm gelirleri cari işlemler içindedir.

      Turizm ihracat kalemi sayılmaz. Bizim kendi kendimize bu konularda karar almamız söz konusu değil. Bütün dünya IMF'nin yaptığı sınıflandırmalara göre ödemeler dengesi hazırlıyor. Yani bizim turizme ihracat dememizle turizm ihracat olmuyor.
      Öte yandan turizm zaten cari işlemler dengesi içinde yer alıyor. Bunu bir üste kaleme çıkarmak veya yerinde bırakmakla cari denge değişmez.

      Sil
  45. Hocam merkez bankasi neden görevine sadık değil de aynı zamanda büyümeyi de kolluyor ki. 2 işi birarada yapamıyor o kadar gelişmiş bir ülke değiliz. Yani enflasyon çok düşük olsun da yüzde 4 yerine yüzde 3 büyüyelim böyle çok mu kötü olur yani sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hiç kötü olmaz ama bu dediğiniz Merkez Bankasının yasasına aykırı. Çünkü yasasında "görevi fiyat istikrarını sağlamak" olarak tanımlanıyor. Eğer büyümeyi de kollamasını istiyorsak adamlara yasa dışı iş yaptıracağımıza yasasına "fiyat istikrarını sağlamak ve büyümeyi kollamak" yazarız olur biter.

      Sil
  46. Bu arada hocam açıklanan büyüme oranlarına enflasyon dahil midir yoksa arındırılmış midir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme reel verilerle hesaplanır yani enflasyondan arındırılmıştır.

      Sil
  47. yine harika bir yazı çok teşekkür ederim mahfi hocam. bu arada önceki yazılarınızı okurken yaptığınız yorum dikkatimi çekti hocam. ''Benim çocukluğumda öğretmeni olmayan ilkokul ve ortaokullar olurdu. Şimdi demek ki hocası olmayan üniversiteler var. Öğrenci kalitesindeki genel düşüşün nedenleri ortaya çıkıyor.'' çok ama çok haklısınız sizin gibi kaliteli bir insanın öğrencisi olmak vardı. o zaman herşey başka olurdu. buna inanıyorum.

    YanıtlaSil
  48. Hocam yüksek enflasyona dolaylı vergi diyebilirmiyiz? Gerçi devlete değil üreticiye gidiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ödeyen açısından dolaylı vergi gibidir. Zaten enflasyon vergisi diye bir kavram var.

      Sil
  49. Hocam enflasyon üreticiye nasıl yarar? Mal sattığı fiyatlarla beraber girdi giyatları da artmıyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki türlü yansıyabilir: (1) Eğer maliyetine gelen artışı aynen fiyata yansıtabiliyorsa üreticiye zarar vermez. (2) Eğer maliyete gelen artışı fiyata yansıtamıyorsa o zaman üreticinin kârı düşer, hatta zarara gidebilir.
      Maliyeti fiyata yansıtmada ölçü üreticinin malının talep esnekliğidir. Eğer bu malın fiyat esnekliği yüksekse yani insanlar fiyatı artınca bu malı almaktan vazgeçiyorsa o zaman üretici maliyete gelen artışı fiyata kolayca veya tam olarak yansıtamaz. Mesela tekstil ürünleri böyledir. Eğer malın fiyat esnekliği düşükse o zaman maliyete gelen artış fiyata daha kolay yansıtılabilir. Mesela doğalgaz böyle bir maldır.

      Sil
  50. Hocam enflasyonun yüzde 8-9 olduğu bir ortamda senede iki kere yapılan %5-6'lık zamlar (yılda 11-12 eder) tükeyiciyi emflasyona karsı koruyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ücret zamlarını kastediyorsanız genel olarak korur. Ancak bunlar tabii ortalama fiyatlardır. Kiminin bütçesinde fiyatı çok artan mallar daha çok varsa onun kişisel enflasyonu ortalamadan yüksek olabilir. O zaman korumaz.

      Sil
  51. Commerzbank kıdemli gelişmekte olan ülkeler ekonomisti Tatha Ghose, "Merkez Bankası faiz indirmeden parasal koşulları genişletmenin yolunu bulmaya çalışıyor. Geçtiğimiz yıla kadar, kredi büyümesi çok hızlıydı, bu nedenle zorunlu karşılık oranında indirim seçeneği dışarıda bırakılmıştı.

    Son dönemde, kredi büyümesi sert biçimde yavaşladı. Önümüzdeki aylarda, zorunlu karşılık oranında ilave indirimler bekliyoruz. Bu genişleme hamlesi, hem TL hem de dolar arzını birlikte artırdığı için Türk lirası için neredeyse nötr etkiye sahip" dedi.

    "Önümüzdeki aylarda, zorunlu karşılık oranında ilave indirimler bekliyoruz."
    Ghose neden böyle bir beklenti içinde? Hangi verileri inceleyerek bunu söyleyebiliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda belirtmişsiniz kredi hacminde ciddi bir gerileme var. Bunun büyümeyi negatif etkileyeceği bekleniyor. Cari açık da geriledi zaten yani orada da pek bir sorun kalmadı. Bu nedenle kredileri artırıp büyümeyi yeniden yukarı itmeyi planlıyor hükümet. MB de bu çerçevede zk ları düşürüp kredileri genişleterek büyümeye destek olmaya çalışıyor.

      Sil
  52. tasarruf bonosu uygulamasina gecilmesi taraftariyim. Bu husu da ne dusunuyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeterince mali yük var vatandaşın üzerinde.

      Sil
  53. IMFye borcu sifir bir ekonomiyiz Istikrar ve muhabbet ortami icin nisan ve evlilik yuzuklerini halktan alinmasi dogru bir uygulama olur mu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu kafaya bayılıyorum imf ye borç sıfır ama bak bakayım hazinenin ne kadar iç dış borcu var özel sektörün ne kadar dış borcu var. imf kim ya ?

      Sil
    2. Kesinlikle çok doğru olur bunu da yaparsak dış güçlerin ödü patlar Türkiye'yi batırmak için günde 1 kere toplanıyorlarsa 10 kere toplanırlar iyice hevesleri kursaklarında kalır ama yine başarısız olurlar.

      Sil
  54. Mahfi Eğilmez Hocam bugün Hacettepe Iktisat Ingilizce bölümünü kazandim ve sizin bütün kitaplarınızı alıp okumaya çalışcam. Sizi her sabah NTV de izleyip bilgilerinize hayran kalıyorum. Verebileceğiniz tavsiyeler benim için çok önemli okul ve bölümümle ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum cevaplarsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebrikler. Hacettepe iyi bir okul. Bölüm de iyi. 4 yılın ders programlarını alın ve Boğaziçi ve ODTÜ ile kıyaslayın. Dersler arasında farklar varsa onları not edin ve onları da çalışın. Hemen değil tabi. Bu blogda üniversite süresini değerlendirmekle ilgilki bir yazı var. Onu mutlaka okuyun. Başarılar dilerim.

      Sil
  55. bu ZK imar bankası olayından sonra daha mı önemli oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok, her zaman önemliydi ama para politikası açısından son on yılda daha fazla kullanılır oldu.

      Sil
  56. Hocam mesala ben inşaat yaptıracağım ustaya hizmet karşılığı para yerine borç senedi imzalayıp verirsem usta o senedi malzeme karşılığı esnafa verirse esnaf da finans kurumu na senedi parayla değiştirdi diyelim bu da kaydi para yaratmak olur mu

    YanıtlaSil
  57. "Rezerv Opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkanının ikinci üçüncü dördüncü diliminde katsayıları 0,1 puan artırılmıştır.Rezerv opsiyonu kullanımlarının aynı seviyede kalması halinde söz konusu değişiklikler ile finansal sisteme 1,1 milyar dolar TL ile 600 milyon dolar ilave likidite sağlanmış olacaktır."

    Kıymetli hocam sisteme ek TL likidite sağlanmİş olmasını anlayabiliyorum. Fakat ilave döviz likiditesi nasıl sağlanmış oluyor? Yani ROK artırarak sisteme nasıl ilave döviz sağlanır? Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL karşılık yerine ROK ile yabancı para yatırınca bunlar rezerve sayılıyor. Daha yüksek ROK daha çok yabancı para demek.

      Sil
  58. Hocam sizce 2008 krizinin suçlularından biri de Bernanke olabilir mi ?

    YanıtlaSil
  59. hocam şangay beşlisine girsek nasıl olur sizce.... düşüncelerinize değer veriyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi olur da bizi almıyorlar.

      Sil
    2. gerçekten şangay beşlisine girsek türkiye için iyi olur mu hocam. neler değişir .. biraz bilgi verir misiniz hocam...

      Sil
    3. Yani bu ülkelerle dış ticaretimiz biraz daha gelişebilir.

      Sil
  60. kartelleşmeye örnek verebilir misiniz mahfi bey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte OPEC bir kartel olarak çalışmıştır.

      Sil
  61. hocam ticaretten artan rusya 20m türk lirasını ne yapacak diyorsunuz.
    Bu adamlar bu ülkeye turist olarak gelmiyor mu? Burda dolarla alışveriş yapacağına ülkesinden çıkarken parasını tl ye çevirip burda harcar. Böyle böyle o para erir zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 20 milyar TL değil 20 milyar dolar karşılığı TL (yani kabaca 58 milyar TL).Bu parayı 3 ay tuttuğunda dolar karşılığı 19 milyar dolara inerse (ki TL değer kaybediyor) aradaki fark ne olacak? Diyelim ki aynı durum bizde söz konusu. Yani diyelim ki biz Rusya'ya karşı 20 milyar dolar Fazla veriyoruz ve Ruslar bunu bize Ruble ile ödemek istiyor. Biz kabul edermiydik?

      Sil
  62. Hocam merhaba. Cok guzel bir yazi olmus elinize saglik.

    Zorunlu karsiliklar azalinca sizinde anlattiginiz uzere daha fazla kredi verebilecek bankalar. Bu da tuketimi artircak. Buna ek.olarak konut kredilerindeki oranlarin dususude tuketimi artiracak. Buda disardan alinacak ham madde urun vs gibi kalemlerin artisina dolayisiyla dolar bazinda cari acigin artisina sebep olcak. Boyle bir durumda zaten ihracat rakamlari dusukken birde ithalat rakamlarimiz artacak. Burda 2 sorum olacak.
    1) cari acigin buyumesi mevcut durumlar gozonunde bulunduruldugunda ulkeyi daha savunmasiz yapmaz mi? Ekonomik acidan.
    2) dolar bu durumda daha fazla yukselmez mi?

    Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her iki sorunuzun da yanıtı evet. Ama o durumda da ekonomi yeterince büyüyemiyor.

      Sil
  63. Hocam merhaba Mb asıl görevi fiyat istikrarı o yüzden fonlama faizini azaltmamalı peki büyüme artması için neler yapılabilir hem Mb hem devlet ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlara hemen başlamak gerekir.

      Sil
  64. Hocam bir yazınızda fonlama faizi oranı %11.5 ama haftalık repo faizi ile yürüttüğü politika faizi oranı 5.75 ve bankalar genelde fonlama faizini kullanıyor demişsiniz..Bankalar neden daha yüksek faiz oranını kullanıyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz karışmış galiba.
      Bugün itibariyle gecelik fonlama faizi % 9, haftalık fonlama faizi (politika faizi) % 7,5.
      MB ortalama fonlama faizini düşürmek istediğinde haftalık, artırmak istediğinde gecelik fonlamaya ağırlık veriyor.
      Bankalar bu fonları istedikleri kadar kullanamıyor. Bunların sınırı var. Toplamda MB'nin bu iki tür fonlamayla kullandırdığı paranın toplamı, toplam banka kaynaklarının % 7 - 8'i dolayında.

      Sil
  65. Hocam kaleminize sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş.

    Konudan bağımsız bir sorum olacak size. 2008 Mortgage krizinde neye yatırım yapanlar para kazandılar? Kriz dönemlerinde doğru pozisyon almak ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyor musunuz acaba?

    En içten saygı ve selamlarım ile..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bu konu biraz benim uzmanlığımın dışında açıkçası. Bu daha çok finansçıların işi.

      Sil
    2. Bildiğimiz kadarıyla konut sektöründe "short" pozisyonda olanlar voliyi vurdular.

      Sil
  66. Bütün bunlar bize Merkez Bankası’nın yasal görevini bir kenara bırakarak ekonomik büyümeyi kollamaya yönelik bir para politikası izlediğini gösteriyor.

    Yazınızın yukarı da alıntıladığım bu bölümünden, 2015 ocak ayında ''Eyy Merkez Bankası daha ne bekliyorsun'' çıkışları sonrası sonunda Hükümet kendine göre bir MB başkanı bulmuş çıkarımını yapıyorum.

    YanıtlaSil
  67. Aslinda dusuk faiz ortami cari acigi azaltman icik katma degeri artici yatirimlara ivme verebilir ve boylece buyuyen ekonomude vergi gelirleri faiz giderlerini asabilir ve bu da sonucta tasaruf oranini artirir diye dusunuyorum

    YanıtlaSil
  68. Hocam, elinize sağlık. Çok ufak bir sorum olacak. Şu anki senelik enflasyon değeri (http://www.tradingeconomics.com/turkey/indicators) %8.79 görünüyor. Peki bankaların mevduat hesaplarına verdikleri faizler %9 civarı olduğu için reel faizler pozitif demek mümkün müdür?
    Yoksa enflasyonu %7.5 olan politika faiziyle mi karşılaştırmamız gerekiyor?

    YanıtlaSil
  69. Yazdığınız her yazı ayrı bir ufuk açıyor insanda. Bildiğimiz sandığımız doğruların ne kadar yanlış ve eksik olduğunu bizlere gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  70. Hocam, biz ülke olarak cari açık ile büyüme arasındaki bu ilişkiyi reformlarla çözemediğimiz sürece daha çok bu konuyu tartışırız gibime geliyor.... Malesef cari açığı arttıramadan büyüyemiyoruz. Sonuçta, hükümet büyüme hedefinden taviz vermeyecek cari açık her düştüğünde MB'yi faiz indirimi konusunda baskılayacaktır diye düşünüyorum.

    Enflasyonla ilgili olarak da, MB şu şekilde düşünmüş olabilir mi: "TR'de nası olsa maliyet enflasyonu var ve biz MB olarak zorunlu karşılıkları bir miktar düşürsek bile enflasyona çok fazla negative etkisi olmaz ama tüketimi hızlandırarak bir miktar büyümeye katkı sağlarız".

    YanıtlaSil
  71. Hocam okulda hep enflasyonun nominal faizi artırdığını gördük ve enflasyonu yüksek ekonomiler dövize aç olduğundan reel faizlerde yükseliyor peki faizin artmasıda yatırımları azaltıp arzın daralmasına neden olmuyormu buda tekrardan enflasyona neden olmuyormu kısır döngüye girmiyormuyuz yüksek faizle

    YanıtlaSil
  72. Bir an once euro ortak para birligine gecmeliyiz hem faizsiz yasariz hem de enflasyon dolarizasyon sorunumuz olmaz. Bence euro para birligi ulkemiz icin hayilara vesile olur.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...