9 Ağustos 2016 Salı

Tüketim Fonksiyonu ve Türkiye

Tüketim fonksiyonu, Keynesyen makroekonomik analizde tüketim harcamaları ile GSYH arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bir fonksiyondur.

Gelirin kullanımı iki şekilde olur: Tüketim (C) ve tasarruf (S). Bunu şöyle ifade edebiliriz:
Y = C + S

Keynes, Genel Teorisinde şöyle yazıyor: “İnsanlar, gelirleri arttıkça tüketimlerini de artırırlar. Ne var ki tüketimdeki artış, gelirlerindeki artış kadar olmaz.” Bu ifadeden yola çıkarsa, başka şeyler sabit tutulduğunda (ceteris paribus), tüketimin gelirin bir fonksiyonu olduğunu görebiliriz. Bunu da şöyle yazabiliriz:
C = f (Y)

Her ne kadar tüketim, gelirin bir fonksiyonu olarak ifade edilse de insanoğlu, hiç geliri olmasa da yaşamak için tüketim yapmak zorundadır. Gelire bağlı olmaksızın yapılan bu tür harcamaya otonom tüketim harcaması (CO) adı veriliyor.

Tüketim ile gelir arasındaki bu ilişkiden çıkarak marjinal tüketim eğilimi (Mpc) kavramı geliştirilmiştir. Marjinal tüketim eğilimi, gelirde ortaya çıkan bir birim artışın tüketimde ortaya çıkardığı artışı gösterir. Hesaplanması tüketimdeki değişimin (ΔC) gelirdeki değişime (ΔY) bölünmesiyle bulunur: 
Mpc = ΔC / ΔY

Aynı ifadeyi cebirsel olarak ifade etmek istersek tüketimin gelire göre türevini almamız gerekir:
Mpc = dC / dY

Keynes’in yukarıya aldığımız ifadesinden yola çıkarsak marjinal tüketim eğiliminin 0 ile 1 arasında olacağını anlarız. Çünkü tanıma göre gelirde artış olduğunda tüketimde artış olacak (0’dan büyük) ama bu artış gelirdeki artış kadar büyük olmayacaktır (1’den küçük.)

Buraya kadar yaptığımız açıklamayı özetlersek: (1) İnsan, hiç geliri olmasa da belirli bir tüketim harcaması yapmak zorundadır (bunu borçlanarak yaptığını varsayıyoruz.) (2) Geliri arttıkça tüketim harcamaları da artar, ancak bu artış gelirdeki artıştan daha küçük olur.

Buraya kadar anlattıklarımızı bir şekille gösterelim:

            
Dikey eksende tüketim harcamaları (C), yatay eksende gelir (Y) yer alıyor. 0 ile C1 arasında tüketim harcamalarının gelirden bağımsız kısmı yani otonom tüketim (CO) yer alıyor. Dikkat edilecek olursa gelirin (Y) sıfır olduğu yerde de tüketim söz konusu.

Buna göre tüketim fonksiyonunu şöylece yazabiliriz:
C = CO + cY
Burada C tüketim harcamalarını, CO otonom (gelirden bağımsız) tüketim harcamalarını, cY gelire bağımlı tüketim harcamalarını gösteriyor. Denklemdeki C bağımlı değişkeni (açıklanan değişken), Y ise bağımsız değişkeni (açıklayıcı değişken) gösteriyor. C’nin bağımlı değişken olmasının nedeni yukarıda C = f (Y) fonksiyonel ilişkisinde gösterildiği gibi Y’ye bağımlı olmasından, Y’nin bağımsız değişken olması ise tüketim harcamalarından bağımsız olarak ortaya çıkmasından kaynaklanıyor. Denklemdeki CO’ya (dikey ekseni) kesen katsayı, c’ye ise eğim katsayısı adı veriliyor.

Ekonomilerde GSYH büyümesi de benzer şekilde tüketim harcamalarının artışına yol açar. Bunu bir tablo yardımıyla gösterilebilir (bütün veriler milyar TL olarak okunmalı.)

Yıllar
GSYH
GSYH’da Artış
Tüketim Harcamaları
Tüketim Harcamalarında Artış
1
100

90
8
2
110
10
98
8
3
120
10
106
8
4
130
10
114
8
5
140
10
122
8
6
150
10
130
8

Yukarıdaki tabloya bakıldığında gelir (GSYH) arttıkça tüketim harcamalarının da arttığı görülebiliyor. Tablodaki verileri yukarıdaki denklemimizde yerine koyalım:
C = CO + cY
C = 10 + 0,8 Y

Bu fonksiyonel ilişki bize şunu anlatıyor: GSYH düzeyi sıfır bile olsa 10 milyar TL’lik tüketim harcaması yapılmaktadır. GSYH’daki her 10 milyar TL’lik artış, 8 milyar TL’lik tüketim harcaması artışına yol açtığına göre marjinal tüketim eğilimi 0,8 demektir. Her farklı GSYH düzeyinde yapılan toplam tüketim harcamasının GSYH’ya oranı değişmektedir. Bu orana da ortalama tüketim eğilimi adı verilmektedir. Örneğin GSYH 100 milyar TL iken ortalama tüketim eğilimi 90/100 = 0,90, 110 milyar TL iken 98/110 = 0, 89 olmaktadır.

Bu sanal örnekten sonra Türkiye verilerini kullanarak aynı hesaplamaları tekrarlayalım. Aşağıdaki tablo Türkiye’nin 1998 – 2015 yılları arasındaki GSYH ve özel nihai tüketim harcamalarını sergiliyor.

Yıllar
GSYH
GSYH Artışı
Özel Tüketim
Tüketim Artışı
Tüketim/GSYH (%)

 Y
ΔY
C
ΔC
c
1998
70,2

46,7

66,5
1999
104,6
34,4
71,6
24,9
68,5
2000
166,7
62,1
117,5
45,9
70,5
2001
240,2
73,5
164,3
46,8
68,4
2002
350,5
110,3
238,4
74,1
68
2003
454,8
104,3
324
85,6
71,2
2004
559
104,2
398,6
74,6
71,3
2005
648,9
89,9
465,4
66,8
71,7
2006
758,4
109,5
534,8
69,4
70,5
2007
843,2
84,8
601,2
66,4
71,3
2008
950,5
107,3
663,9
62,7
69,8
2009
952,6
2,1
680,8
16,9
71,5
2010
1.098,80
146,2
787,8
107
71,7
2011
1.297,70
198,9
923,8
136
71,2
2012
1.416,80
119,1
994,4
70,6
70,2
2013
1.567,30
150,5
1.109,70
115,3
70,8
2014
1.748,20
180,9
1.204,40
94,7
68,9
2015
1.953,60
205,4
1.341,20
136,8
68,7
Ortalama

110,8

76,1
70,2

Bu tablodan hareketle Türkiye için tüketim fonksiyonu grafiğini çizelim:


Şimdi de tablodaki verileri tüketim fonksiyonu denklemine yerleştirelim:
C = CO + cY
Burada:
C = 1.341,20
CO = Bilinmiyor
Y = 1.953,60
c = Mpc = 0,702

O halde önce bilinmeyen CO’ı bulalım:
1.341,20 = CO + 0,702 (1.953,60)
CO = - 1.371,43 + 1.341,20 = - 30,23
C = - 30,23 + 0,702 (1.953,60) = 1.341,20

Orta Vadeli Programa göre 2016 yılının GSYH tahmini 2.207 milyar TL’dir. Buradan giderek 2016 yılı için tüketim harcamalarını tahmin etmeye çalışalım. Bu tahmini yaparken 2015 yılı için hesapladığımız CO = – 30,23’ün ve c = Mpc = 0,702 değerlerinin 2016 yılında da aynı kalacağını varsayıyoruz.
C 2016 = CO 2016 + cY 2016
C 2016 = - 30,23 + 0,702 (2.207) = - 30,23 + 1.549,31 = 1.519,1

Buraya kadar anlattıklarımız matematiksel ekonominin alanına giriyor. Bunun ekonometrinin alanına girebilmesi için gelir artışı dışında tüketimi etkilemesi olası diğer unsurları da işin içinde katmamız gerekiyor. O zaman denklemimiz şöyle bir görünüm alır:
C = CO + cY + u

Burada denkleme eklediğimiz u (hata payı) toplumun yaş ortalaması, hanehalklarının sayısı, inançlar, gelenekler gibi tüketim harcamalarını gelir dışında etkileyen diğer faktörleri kapsayan bir terimdir. Ekonometrik tahminde kullandığımız u terimini işin içine katarak yapacağımız doğrusal regresyon tahmini u terimini katmadan yapacağımız tahmine göre gerçekleşmeye daha yakın bir tahmin olacaktır. u terimi için bir değer bulmanın en kestirme yolu herhangi bir yılın gerçekleşmiş verilerini ve bir sonraki yılın gerçekleşmiş GSYH’sını alıp yukarıdaki denklemi kullanarak bir sonraki yıl için tüketim tahmini yapmaktır. Çıkacak tahmin sonucuyla gerçekleşme arasındaki farkı bütün bir seri için hesaplayıp ortalamasını alırsak ortaya çıkan değeri u olarak kabul edebiliriz.

Kaynaklar:
John Maynard Keynes, Genel Teori, Kalkedon Yayınları, 2008.
Damodar N. Gujarati, Basic Econometrics, 4th edition, McGraw Hill.
Mahfi Eğilmez, Makroekonomi, 8. Baskı, Remzi Kitabevi.
Türkiye ile ilgili veriler:
TÜİK, GSYH verileri

73 yorum:

  1. hocam kaba hesapla y=c+ı+g+x-m dersek bu durumda y=100 c=70 alırsak i+g+nx=30 çıkıyor. bu çok kötü bir oran değil mi? yani bu durumda tasarrfufların yüzde 15lerde olduğuna şaşırılmalı.

    o halde bir nevi tasarruf açığı yok tüketim fazlası var demek yanlış olmaz. tüketimi de kısarsak milli gelir düşecek. ama onun yerine nx yani net ihracatı arttırabilirsek ya da yatırımları arttırırsak y yine yükselmiş olacak.

    nx nasıl artar : üretim yoluyla ya da devalüasyonla. devalüasyon yaparsan döviz sıkıntısı çekersin. o halde üretim daha mantıklı.

    i nasıl artar : tasarruf edip o tasarrufları tekrar piyasa ekonomisine sokup yatırım yaparak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim şu an ülkemizde tam tersi tasarruf açığı var tüketim fazlası yok. Tüketim %70'ini oluşturabilir bunun da nedeni tasarrufların ve yatırımların düşüklügü böyle bir ortamda tüketim ister istemez fazla gözüküyor. Nitekim özel sektör yatırımları 5 senedir hiç büyümüyor. Eğer tüketim fazlası var dersek belki bu şekilde diyebiliriz.
      NX'in nasıl artacağına gelirsek devalüasyonla olmaz bu iş çünkü hem ihracatımız ithalata bağımlı hem de enflasyon yaratır bu durum ayrıca devalüasyon döviz sıkıntısı yaratmaz döviz fiyatını artırır. Dediğiniz gibi NX'i artırmanın en iyi yolu üretim.
      I ise dediginiz gibi tasarrufları yatırımlara kazandırarak artar ama yatırımların verimli olması lazım tabi.

      Sil
    2. dostum ülkemizde tüketim fazlası var tasarruf açığı yok sözü ege cansene ait. konuyu ondan daha iyi biliyorsan bir şey demeyeceğim.

      Sil
    3. Dostum körü körüne kişilere bağlı kalmayı ve senin yaptığın gibi kişileri öne sürmeyi hiç sevmem. Ege Cansen öyle der ama Asaf Savaş Akat yada Deniz Gökçe farklı der bu sefer onun dediğine inanırsın. Hiç kimsenin söylediği mutlak değildir. Eğer senin de bu konu hakkında "Ege Cansen şöyle demiş" dışında bir bilgin varsa söyle ki tartışalım.
      Ayrıca Ege Cansen'in bahsettiğin yazısını okudum. Tasarruf açığı yok demiyor cari açığın nedeni tasarruf açığı değildir diyor ve açığı kapatmak için gelen para da tüketimde kullanılıyor bu da tüketim fazlası oluşturuyor diyor. Ki benim dediklerimin de Ege Cansen'le çok fazla çeliştiğini sanmıyorum. Yukarıda yazdığım gibi demek istediğim aslında tasarruflarımız düşük olduğu için tüketimin fazla olduğu yönünde. Yani asıl sorun tüketim fazlası degil tasarruf açığıdır. Tüketim fazlası da zaten bu yüzden oluşur.
      Hocam bu konuya bir el atabilirmisiniz tartışmalı bir hale geldi.

      Sil
    4. Bosver arkadasim n'i x'i anlamayi, yazi alttan alttan Turkiye'de tasarruflar dusuk, MB faizi arttirmali kimse tasarruf yapmiyor diyor; yalan yanlis kurcamala o rakam olmasa baska rakam olacak zaten. Kuru yukselttigi icin enflasyon oluyor, o da faizi yukseltiyor, faizi yukseltelim ki kur dussun sonra enflasyon duser sonra faizler duser(!) gibi uber bilimsel hikaye yemedi, simdi sira tek sarilacak sey tasarruf kaldi.

      Sil
    5. Dostum merak etme kimseye bağlı değilim orada ege hoca herkesin göremediğini gördüğünü düşündüğüm için o bilgiyi almışım. Kaldı ki iktisatta profesörler dahi bir çok konuda farklı fikirler ortaya koyuyor. Dolayısıyla sen ilk başta yanlış biliyorsun demekle aslında sen de bir nevi yanlış bilebileceğini düşünmüş oluyorsun. Kaldı ki bana mantıklı geldi ege hocanın sözü.

      Sil
    6. Evet iyi gidiyordu ve bu tartışmadan olumlu şeyler çıkacaktı ama madem ısrar ediyorsunuz bir el atalım.
      Bir ülkede özel nihai tüketim (yani C) uzun yıllar belli bir oranda oluşmuş ve pek fazla değişmemişse orada tüketim fazlası olduğunu söylemek ekonomik olarak mümkün değildir. Türkiye'de tüketimin uzun yıllar ortalaması toplam gelirin (GSYH) % 70'idir ve çok az değişim göstermektedir. Kriz yıllarında yüzde 68'e inmekte, çok iyi yıllarda yüzde 71'e çıkmaktadır. Eğer bu ortalama uzun yıllar mesela yüzde 65 iken son yıllarda yüzde 70'e çıkmış olsa o zaman burada tasarruf eksiği değil tüketim fazlası olduğunu söyleyebilirdik.
      Türkiyede tasarruf eksiği var. 2000'ler öncesinde tasarrufların GSYH'ya oranı % 20 - 22 arasındaydı. Bugün % 14 - 15 dolayında. Yani tüketim pek değişmeden % 70'lerde dururken iç tasarruflar % 22'den % 15'e düşmüş bulunuyor. Bu durumda Türkiyede tasarruf eksiği var demek doğru olacaktır.

      Sil
    7. şimdi ikna oldum hocam çünkü somut delil sundunuz. teşekkür ederim. diğer arkadaşa da teşekkür ederim.

      Sil
    8. Çok sağolun hocam aydınlattığınız için. Peki hocam düşen tasarruf oranına karşı tüketim oranı pek değişmeseydi o düşen yüzdelik miktar yatırımlara ve kamu harcamalarıma mı dağıldı?

      Sil
  2. Derslerinizde de böyle anlatıyorsanız o ders tadından yenmezmiş hocam. Ne Yazık ki böylesi bir hocaya denk gelmedik. Slaytlarla ders bitirirdik :(

    YanıtlaSil
  3. llp.marmara.edu.tr/OrganizasyonInfo.aspx?kultur=tr-tr&Mod=1&ustbirim=1370&birim=1373&altbirim=-1&program=883&organizasyonId=660&mufredatTurId=932001

    Hocam Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü ders programı sizce yeterli midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence ders programı çok iyi. Gerekli her ders var.

      Sil
  4. Genç fiziğiniz ve sürekli yenilikçi ve sorgulayıcı fikirlerinizle gençler için çok güzel bir kaynaksınız Mahfi hocam .Sayenizde Eylülde Anadolu üniversitesi iktisat ikinci üniversite için başvuracağım. Bilg.müh. 2. sınıf öğrencisiyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence sizi çok zorlamayacaksa çok doğru bir karar vermişsiniz. Başarılar dilerim.

      Sil
  5. " akademik ekonomi güncel ekonomik konularla ilgilenmez, ilgilenmemeli de. akademik ekonomi teoriler ve modellemeler demektir. lisans eğitiminde gösterilen temel ekonomi konuları reel piyasada asla tam anlamıyla işlemez. ekonomi öğretiminde sıkıntı yok, insanların bu bölüme bakışlarıyla ilgili bir sorun var. "

    https://eksisozluk.com/entry/36927212

    Hocam bu sene üniversiteye (İktisat) başlayacağım ve mezun olduğumda hiçbir güncel ekonomik gelişmeyi değerlendiremeyen, sadece teori ezberleyip mezun olmuş bir öğrenci olmaktan çok korkuyorum.

    Bu konuda tavsiyeleriniz nelerdir? Şimdiden teşekkürler...

    YanıtlaSil
  6. Hocam son zamanlarda teori üzerinden gidiyorsunuz gerçekten bizlere çok faydası dokunuyor. Sağolun,varolun..

    YanıtlaSil
  7. sayın hocam hiç geliri olmayan nasıl harcama yapar yada hiç geliri olmayana kim borç verir.o yapılan yardımlara veya ailesine muhtaçtır.günümüzde bir çok insanın durumu gibi.geliri olmayan adamın bırakın harcama yapmasını ona kimse selam vermez selamını almaz yolunu degiştirir.acı bir gerçektir bu. ne yazıkki

    bile vermiyor yada selamını almıyor yolunu degiştiriyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geliri olmayan da bir şeyler yiyip, içmek, giyinmek zorunda. Ya ailesi yardım eder ya borç alır ama mutlaka bir tüketim yapar.

      Sil
  8. Hocam otonom harcamaların pozitif olması gerekmiyor mu? Burada negatif çıkması, denklemimizi lineer ve sadece GSYH üzerine kurmamıza mı bağlı?

    YanıtlaSil
  9. Otonom tüketim nasıl oluyor da eksi değer alıyor hocam biraz açar mısınız o noktayı?

    YanıtlaSil
  10. Hocam gelir arttıkça tüketimde artar ancak gelirdeki artıştan küçük olur yazmışsınız. Burada heralde gelirin bir kısmı tasarrufa gideceği için gelirdeki artıştan küçük olur yazdınız. Ayrıca gelir arttıkca mpc de azalış göstermezmi? Bunu neden belirtmediniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelir arttıkça tüketim o kadar artmazsa mpc nin gelir arttıkça azalacağını ayrıca belirtmek gerekir mi?

      Sil
  11. Hocam Nurdan Aslan ile tanışıklığınız var mı?

    YanıtlaSil
  12. Hocam öncelikle size teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bugüne kadar derslerde hayali rakamlar ve varsayımlarla öğretilen bu teorileri uygulamalı ve gerçek verilere dayanarak anlatmaya çalıştığınız için.
    Türkiye verilerinin olduğu tabloyu incelediğimde ortalama tüketim eğiliminin (apc) 0,67 ile 0,71 arasında değerler aldığını gördüm. Keynes ise apc'nin gelir artışı ile birlikte azalacağını öne sürmüştü. Oysaki burda apc'nin belli bir aralıkta salınıp durduğunu görüyoruz. Bu konuda Sir Keynes'in ileri sürdüğü fikrin bize uymadığını görülüyor. Simon Kuznets ise yaptığı çalışmada uzun dönem verilerine dayanarak apc'nin Keynes'in öngördüğünün aksine azaldığını değil sabit kaldığını söylemişti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle saptamanız için teşekkür ederim. Çünkü genelde gözden kaçan bir şeye değinmişsiniz. Kitaplarda çoğu kez hayalı sayılar ve oranlarla yapılan bu analizleri ben Türkiye verileriyle yapıyorum. Bu oldukça zahmetli ama çok daha akılda kalıcı oluyor. Aslında benim makroekonomi kitabımın öteki kitaplardan en önemli farkı da odur.
      Tüketim fonksiyonu iki farklı alanda ele alınır. Bireysel tüketim fonksiyonu Keynes'in tanımladığı gibidir. Yani bireysel gelir arttıkça tüketim gelirdeki artışa göre azalan bir oranda artarç. Buna karşılık hanehalklarının tüketim harcamalarının tümünü ele alıp GSYH ile karşılaştırınce azalma görülmez hatta sabitleşme eğilimi görülür. Biz buradaki incelemeyi bireysel tüketim fonksiyonu olarak yapsak tüketimin payının gelir arttıkça azaldığını görebilirdik.

      Sil
  13. (Belirli bir büyüklüğe, kalkınma düzeyine ve belirli demokrasi aşamalarına erişmiş ekonomilerin bu kadar hızlı büyümeye devam etmesi zaten mümkün değil. ) demiştiniz geçen gün. neden efendim mümkün değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü onlarda zaten verimlilik, yüksek teknoloji katkısı vb üst düzeye gelmiş durumda. Dolayısıyla bunları hızla yukarı iterek hızlı büyüme sağlanması kolay değil. Öte yandan gelişmiş ekonomilerde sendikal haklar da oldukça ileri durumda. Dolayısıyla mesela uzakdoğuda örnekleri görüldüğü gibi işçiyi 8 saat yerine 10 - 12 saat çalıştırarak ucuza üretim artışı sağlamak da mümkün değil.

      Sil
  14. Sayın Hocam, kendime ayırabildiğim vakit çok kısıtlı ve ben bu kısıtlı vaktimin bir kısmını mutlaka sizin yazdıklarınızı okumak için ayırıyorum. Katkılarınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, yararlı olabiliyorsam ne mutlu bana.

      Sil
    2. Bütün okullarda siizin gibi hoca olsa nerdee :) herşey için sağolun mükemell bilgiler paylaşıyorsunuz 👏👏👏

      Sil
  15. Hocam yine harika bir yazı olmuş..gerçek hayatta iş yerinde finans alanında bize yardım edecek kitap öneriniz var mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitabı biraz inceledim. İyi bir kitap:
      http://www.idefix.com/Kitap/Finansal-Yonetimin-Temelleri/Eugene-F-Brigham/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Finans/urunno=0000000613650?gclid=Cj0KEQjwoau9BRDMvsnv5MCh24UBEiQAKOqcfbO9QX-ydRJQi1MFow3SImNICk-hjLXxwAlwTnEBRVEaAq3-8P8HAQ

      Sil
  16. Harika yazı olmuş hocam . App mpc den her zaman buyukmüdür ? keynes büyük kusnetsz herhalde uzun donemde app mpc ye esit demisti unutmadıysam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Kuznets haklı.

      Sil
    2. kuznets kim hocam biraz bahseder misiniz

      Sil
  17. Hocam merhaba, Yazınız için teşekkürler. Buradaki tüketim neleri kapsıyor? Yazınızdaki verileri sanırım, http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist adresindeki "Harcamalar Yöntemiyle Cari Fiyatlarla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (Yıllık)" tablosundan almışsınız. Bu tablodan, Türkiye'deki tasarruf oranı çıkar mı? Veya tasarruf oranı neye göre belirlenmekte? Y = C + S ise, Mpc yaklaşık 0,7 ise, marjinal tasarruf oranı yaklaşık 0,3 müdür? Yine, aynı tablodan hareketle, örneğin hanehalklarınının konut kredisi ödemesi-oto kredisi ödemesi arsa yatırımı vb. "harcamalar" tüketim harcamalarında mı kapsanıyor, tasarruf kapsamında mı, sabit sermaye oluşumu kapsamında mı? Bir de,
    C = CO + cY bu denklemde C ve Y 2015 verisi ikeni c(mpc) neden ortalamadan hesaplanıyor? Yani c=0,687 olmalı değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Buradaki tüketim hanehalkının tüketim harcamalarını kapsıyor. Yani yiyecek içecek, giyecek, kira, ulaştırma, haberleşme, eğlence kültür, eğitim, sağlık vb.
      Verileri dediğiniz adresten aldım.
      Bu tablodan tasarruf oranı çıkmaz.
      Tasarruf oranını ben IMF'nin web sitesindeki verilerden alıyorum. Ekonomide tasarruf olarak kabul edilenle vatandaşın tasarruf olarak gördüğü farklı olduğu için bunu çıkarmak kolay değil. Mesela vatandaş birikimiyle altın alınca bunu tasarruf olarak kabul eder oysa bu ekonomide tüketimdir.
      Y = C + S bireyler için doğrudur. Toplum işin içine girince dış tasarruflar da girer.
      Bireyler için mpc 0,70 ise mps de 0,30 dur.
      Bu saydıklarınızın tamamı ekonomi açısından tüketim harcaması kabul ediliyor.
      c(mpc) uzun yıllar ortalaması 0,70 olduğu için oradan aldım yoksa 0,687 de olabilir.

      Sil
  18. Hocam oncelikle guzel ve acik anlatiminiz tesekkur ederim. Burafa kafama takilan husus normal sartlarda CO in pozitif cikmasi gerekmez miydi neden negatif cikti ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki borçlanmışız

      Sil
    2. CO daima negatiftir. Çünkü gelire göre hesaplanıyor. İlk şekildeki tüketim fonksiyonu C = CO + cY çizgisini geriye (sola) doğru uzatırsanız Y (gelir) eksenini ekside kestiğini göreceksiniz.

      Sil
  19. Hocam Türkiye'de en beğendiğiniz iktisatçılar kimlerdir? Diğer sorum da şu: ekonomi bilgisini ölçmek açısından kpss ve kurum sınavlarında sorulan soruları nasıl buluyorsunuz? Sizce yeterli ve uygun mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğim çok iktisatçı var. Gülten Kazgan, Tuncer Bulutay, Asaf Savaş Akat, Erinç Yeldan, Ege Yazgan, Korkut Boratav bunlardan sadece bir kaç tanesi. Sadun Aren, Sencer Divitçioğlu, Yüksel Ülken de vardı.
      KPSS ve Kurum sınavlarında sorulan sorular ölçme açısından yeterli olmayabilir ama o sayıda katılımcıyı sanırım başka şekilde sınava tabi tutmak da pek mümkün değil.

      Sil
  20. natodan çıkmalı mıyız sizce hocam. saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Stalin'in Kars ve Ardahan'ı Türkiye'den istediğine ilişkin bir haber çıkınca bizimkiler telaşlandı. Nato'ya üye olmak için başvurdular. Nato bizi almadı. Menderes hükümeti 1950'de Kore Savaşında Birleşmiş Milletler gücüne katılmak üzere asker yolladı. Bizi hiç ilgilendirmeyen bir savaş olmasına karşın Türk askeri orada 1950 - 53 arasında savaştı. Bu girişim sonrasında Türkiye 1952'de Nato'ya üye oldu.
      Bu kadar sıkıntıyla üye olduğumuz Nato'dan çıkmamızı gerektiren bir neden göremiyorum.

      Sil
    2. Hocam size Mahfi Pasa diyebilir miyiz? Askeri dehanizla iki dakikada emperyalizmi cozdunuz.

      Sil
    3. Diyemezsiniz.
      Bu tür konular askeri deha gerektirmiyor, hatta deha da gerektirmiyor. Biraz tarihle ilgilenmek yeterli.

      Sil
  21. darbe girişimini ab kınamamış... demek ki darbeyi destekliyorlar diyebilir miyiz hocam... saygılar efendim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zorlama bir mantık kurgusu olur.

      Sil
    2. niye kınamadılar peki?

      Sil
    3. Ben bilmiyorum, biliyorsanız siz anlatın neden kınamadıklarını.

      Sil
  22. Hocam ben iktisatı teori olarak az çok biliyorum ama pratik konusunda sıkıntım var. Tv'de veya gazetelerde çıkan ekonomi haberlerini anlamakta zorluk çekiyorum. Mesela fed faiz kararını açıkladı deniyor. Bu neden önemlidir, faizi düşürse ne olur yükseltse ne olur gibi konularda sıkıntılıyım. Bu sadece aklıma gelen bir örnekti. Nasıl yenebilirim bunu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz oldukça yaygın bir şikayettir.
      Benim Kolay Ekonomi kitabımı okudunuz mu? Okudunuzsa Makroekonomi ve Mikroekonomi kitaplarımı da okumanızı öneririm.
      Ayrıca burada konu ettiğiniz örneğe benzer 30 - 40 kadar örneği yeni çıkacak kitabımda ele alıp nasıl analiz edildiğini anlatıyorum.

      Sil
  23. Mahfi Hocam ekonomi bilgisi ve diger konularda bilgi sahibi olmak istiyorum ama nereden basliyacagimi ne yapicagimi bilmiyor ve zamanimi bosa geciriyorum. Suanda ekonomi 1.sinif ogrencisiyim cogu konuda kendimi ilerletmek icin ne yapmaliyim. Her soruyla tek tek ilgilenip cevap yazdiginiz icin de ayrica tesekkur ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Kolay Ekonomi kitabıyla başlayın. Onu okuyup bitirdikten sonra yine yazın başkalarını önereyim.

      Sil
    2. Hocam kolay ekonomi kitabinizi bir kac ay önce bitirdim

      Sil
    3. O zaman sırada Makroekonomi var.

      Sil
  24. 1) Hocam ben iktisada giriş sorusu soruacağım. Dört üretim faktörinden biri olan sermayenin geliri niye faizdir. Buradaki sermayeden kasıt finansal sermaye yani para değil tam tersi makine, teçhizat falan. Makinenin geliri nasil faiz oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü sermaye işletmeye konmuş bir alacaktır. İki şekilde olabilir: (1) İşletme sahibi kendi parasını yatırmışsa bu onun açısından işletmeden alacaktır. (2) Bankadan kredi alarak sermaye olarak koymuşsa bu işletme sahibi açısından işletmeden alacak ama bankaya borçtur. Bunların hepsinin ölçüsü faizdir.
      Sermaye olarak konulan paralarla makine, teçhizat alınmış olması aklınızı karıştırmasın.

      Sil
    2. Ilginc bir sekilde Turkce kaynaklarda bu karistiriliyor. Uretimin faktorlerine parayi ve faizi sokmak Turkish Iktisat'in urunudur. Ne Adam Smith ne de yabanci bir kaynak uretim faktorleri icerisindeki 'sermaye'yi para olarak adlandirmiyor. 'Capital stock' denilen kavram, makine techisattir. Adi uzerinde uretimi mumkun kilan sermayedir. Geri donusu 'kar'dir. Para; uretimin bizzati icinde degildir. Ancak Neoklasik iktisatta sermaye, Isletme Sermayesi, Sabit Maliyet gibi para bazli mikroekonomik sermaye cesitleri vardir, bunlar da 'firsat maaliyet' olusturdugu icin geri donusu 'faiz' olarak adlandirilir. Turkce kaynaklara bu nasil boyle bulasmis, neoklasik ve klasik iktisat nasil boyle corba edilmis anlamak mumkun degil, yabanci kaynaklarda ve Adam Smith'in kitabinda da bu konu boyle anlatilir.

      Sil
    3. Hayır bu konu Türkçe kaynaklarda karıştırılmıyor. Ayrıca para da faiz de üretim faktörü değildir. Üretim faktörü olan sermayedir. Faiz, sermaye faktörünün üretimden aldığı paydır. Tıpkı emeğin üretimden aldığı payın ücret, toprağın aldığı payın rant ve girişimin aldığı payın kâr olması gibi.
      Capital stock dediğiniz makine teçhizat üretime kendiliğinden gelip girmez. O capital stock'u alabilmek için gerekli olan şey sermayedir. Adam Smith, kitabını yazdığında dünya bugünkü kadar parasallaşmamıştı.
      İsterseniz bu kavramı Türklerin icat ettiği gibi bir fikre kapılıp gitmeden önce arama motoruna factors of production diye yazıp bir bakın bakalım neler geliyor karşınıza. Bu kavram Neoklasik Ekonominin sisteme getirdiği bir kavramdır ve sandığınız gibi bir Türk icadı değildir.

      Sil
  25. Hocam bu verilere gore %5 guven araliginda ozel tuketim harcamalari 1 br arttiginda gsyh daki artis 1.43 oluyo. Ekonometrik analiz bunu gosteriyo.

    YanıtlaSil
  26. Hocam çok teşekkürler. Mevcut cari açık hakkında goruslerinizi bizimle paylaşır mısınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artış var. Tahmin ettiğimiz gibi eğer büyüme biraz yukarı gidecekse o zaman cari açıktaki artış da normaldir.

      Sil
  27. Hocam daha öncede sorulmuş ve cevap vermişsiniz;
    soru: C = CO + cY bu denklemde C ve Y 2015 verisi ikeni c(mpc) neden ortalamadan hesaplanıyor? Yani c=0,687 olmalı değil mi?
    cevap: c(mpc) uzun yıllar ortalaması 0,70 olduğu için oradan aldım yoksa 0,687 de olabilir.
    Ben de aynı noktaya takılmıştım fakat ben anlayamadım biraz daha açabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. c yi 0,687 olarak alabilirsiniz. O da doğru bir tercih olur.
      Benim 0,70 almamın nedeni bir tek yıldaki düşüşü baz almak yerine uzun yıllar ortalaması olan 0,70'i almayı tercih etmek ve böylece mevsim ve takvim etkisinden bir anlamda arındırmak şeklinde oldu.

      Sil
  28. Hocam C = CO + cY denkleminde c(Mpc) neden ortalamadan hesaplanıyor? Yorumları okudum biryerde de sorulmuş ama anlayamadım. Biraz daha açabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  29. Mahfi hocam selamlar. Yine çok yararlı bir yazı. Ekonomi gerçekten çok ilginç.
    Yazıda geçen "Tüketimi etkilemesi olası diğer unsurlar (u)" derken insanın aklına ne gelmeli? Örneğin savaş olabilir, büyük çaplı bir deprem veya kuraklık, örnekler çoğaltılabilir. Fakat şunu neyle açıklayacağız hocam:
    "İngiltere'nin eski başbakanı David Cameron ülkesinin AB'den ayrılma kararı almasıyla istifa edeceğini söyledi. Cameron'un Başbakanlık konutu önünde yaptığı konuşmada küçük kızı Florence bütün dikkatleri üzerine çekti. Florence'niön giydiği çiçekli elbise, Cameron'un canlı yayınlanan konuşmasının ardından mağazalarda tükendi. Yaklaşık 200 tl olan elbisenin her renginin kısa zamanda tükendiği belirtildi."(Takvim Gazetesi 16.07.2016 s. 10) inanılır gibi değil. Tüketime bakar mısınız? Burada işin içine sanırım psikolojik etkiler giriyor. Bunu nasıl açıklayacağız hocam?

    YanıtlaSil
  30. hocam elinize sağlık gercekten cok ıyı bır calısma olmus ancak benım kafama takılan bır sorun var abant izzet baysal unıversitesinde ıktısat 3. sınıfım ve vızeler geldi sızın kolay ekonomı kıtabınızı okumustum ve daha merak ederek buraya kadar geldım vizelere calısma konusunda makro ıktısadı daha kolay anlayabılmek icın neler yapabılırız daha anlasılır olabılmesı ıcın sımdıden tesekkur edıyorum.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...