3 Ekim 2016 Pazartesi

Avrupa Bankalarının Sorunları ve Küresel Kriz

İtalya’da bankacılık sorunları

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı (Brexit) sonrasında Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin endişeler artmıştı. Bu endişelerin en fazla yansıdığı alan bankacılık sektörü ve en fazla yansıdığı ülke de geri dönmeyen kredilerin giderek arttığı İtalya oldu. Banka hisseleri borsada ciddi oranda değer kaybına uğradı. İtalya’da konut fiyatlarında görülen düşüşler bankaların açtığı konut kredilerinin geri dönüşünü zorlaştıran nedenlerin başında geliyor. Aşağıdaki grafik çeşitli Avrupa ülkelerinde konut fiyatlarındaki gelişmeyi gösteriyor (kaynak: Eurostat - Financial Times.)


Grafik, İtalya ve İspanya’da konut fiyatlarının düşüşünü net bir biçimde gösteriyor. İspanya’da toparlanma başlamış olmasına karşın İtalya’da düşüş devam ediyor. Bu gelişme, İtalya’da bankacılık sektöründe geri dönmeyen krediler sorununun en önemli kaynağını oluşturuyor. Aşağıdaki grafik geri dönmeyen kredilerdeki gelişmeyi gösteriyor (kaynak: Thomson Reuters Data Stream – Financial Times)


Toplam miktarı 400 milyar doları aşmış bulunan geri dönmeyen krediler toplam kredilerin yüzde 12’sine yükselmiş bulunuyor. Ağırlıklı olarak konut sektörü kredilerinden kaynaklanan benzer sorunları yaşayan İngiltere, İrlanda ve İspanya acı reçeteleri uygulayıp sorunu hafifletirken İtalya, zamanında böyle bir uygulamaya gitmediği için şimdi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.

Deutschebank sorunu
İtalyan bankacılık sisteminin sadece kendi ülkesini değil Avrupa’nın tümünü tehdit eden bu görünümünün yanına bir de Almanya’nın en büyük bankası olan Deutsche Bank’ın karşılaştığı ciddi tehdit eklenince yeni bir kriz tehdidiyle karşı karşıya kaldık. ABD, subprime mortgage işlemlerine ilişkin türev ürünlerin oluşturulması ve satışında yaptığı kural dışılıklar nedeniyle Deutsche Bank’a 14 milyar dolarlık ceza kesti. Bu ceza öncesinde geçen yılki yaklaşık 7,5 milyar dolarlık zarara karşın değeri 70 milyar dolara yakın olan banka birden değer kaybederek 20 milyar dolarlık değerin de altına düştü. Ceza, 5,4 milyar dolara indirilecek olsa da sorun oldukça ciddi. Daha da vahimi Avrupalı başka bankaların da benzer cezalar karşısında kalabileceği endişesinin ortada olması. Çünkü birçok banka Deutsche Bank ile aynı şeyleri yapmış bulunuyor.

Küresel kriz Avrupa için bitmedi. Bitecek gibi de görünmüyor. Ve işin en kötü tarafı bankacılık sisteminin belki de en fazla küreselleşmiş sistem olması nedeniyle bu sıkıntıların yerel ya da bölgesel kalmayacak olması. Yani Avrupa’daki bu sıkıntı dünyanın her köşesi için tehditler oluşturuyor.

Kapitalizmin temel çelişkisi: Ahlâk / kazanç
Bu meselenin başlangıcı 1980’lere kadar gidiyor. O tarihlerde arz yönlü ekonomi görüşü ortaya atıldı. Bu görüş, o zamana kadar egemen olan talep yönlü politikaların ekonomiyi yeterince büyütmediğini asıl meselenin arzı artırmak olduğunu öne sürerek yola çıktı. Arz yönlü ekonomi görüşünü savunanlar arzı artırmanın yolunun çalışmayı ve üretmeyi engelleyen yüksek vergi oranlarını düşürmek, üretime engel oluşturan çevre koruma önlemlerini hafifletmek, hatta mümkünse kaldırmak, kuralları gevşetmek ve hatta çoğunu kaldırmak (deregülasyon) ve özelleştirmelere gitmek olacağını öne sürdü. Bu öneriler başlangıçta genel olarak akılcı görünen yaklaşımlar olarak algılandı ve ABD’de Ronald Reagan, İngiltere’de Margaret Thatcher dönemlerinde önemli ölçüde hayata geçirildi. Sonraları aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok ülkede yaygınlık kazandı. 1980’ler ve 90’lar, hatta 2000’lerin başları bu akımın etkisiyle geçti. Özelleştirmeler son hızla yapıldı, vergi oranları düşürüldü, birçok alanda kurallar gevşetildi hatta kaldırıldı, çevre önlemleri düşürüldü. Bunların sonucunda 1980’lerde 10 trilyon dolar dolayında olan küresel GSYH 2010’da 7 kat büyüyerek 70 trilyon dolar düzeyine ulaştı. Aşağıdaki grafik IMF verileri kullanılarak hazırlanmıştır.


1980 sonrasında hızlanan GSYH büyümesinde arz yönlü politikaların katkısı oldukça yüksektir. Ne var ki sistemi sonunda küresel krize taşıyan da yine bu düzenlemeler oldu. Dün ABD’de türev ürünlerin kural dışı kullanımı nasıl sonuçlandıysa bugün de Deutsche Bank’ın karşı karşıya kaldığı ceza, türev ürünlerin etik olmayan biçimde kullanmasının bir sonucudur. İtalyan bankalarının düşük kredibiliteli şirketlere veya alanlara açtıkları kredilerin geri dönmemesinin nedeni de yine aynıdır.

İstikrarlı ekonomi bir denge meselesidir. Kuralları çok ağırlaştırırsanız sistem kazanç sağlayamayacağı için yeterince çalışamaz. Ama kuralları çok gevşetirseniz o zaman ahlâk dışı kazancı teşvik edersiniz.

Özetle söylemek gerekirse son günlerde Arthur Laffer’in Türkiye ziyareti arkasından yeniden öne çıkarılan arz yönlü ekonomi ve onun önerdiği neoliberal politikalar bugün geldiğimiz küresel krizin başlıca sorumlusudur. 

143 yorum:

  1. Mesaj çok doğru bir mesaj: mesele denge meselesi, dengeyi hangi noktada kuracağımız meselesi. Ama işte o tartışma noktasında da politika başlar...

    not: sehven 10 milyar ve 70 milyar dolar yazılmış sanıyorum, doğrusu trilyon dolardır.

    YanıtlaSil
  2. Mahfi hocam, geçen gün yine yazmıştım. Sanırım yine büyük bir kriz bizi bekliyor. ABD ile AB arasında bir çekişme yaşanıyor. Şu anlık ekonomide bir savaş veriyorlarmış gibi görünüyor.

    AB önce, Apple vergi cezası uyguladı, ABD karar siyasi diyip, WV'den sonra emisyon skandalına Bosch'u dahil etti. Bu sefer AB, McDonald'a vergi cezası kesti. Ardından şimdi ABD. Muhtemelen bir adım sonraki durum, AB'nin bir ABD şirketine ceza kesmesidir.

    Bu şirketler normal şirketlerde değil. Fransa Cumhurbaşkanı: AB, artık ABD olmadan kendini koruyabilmeli diyip kendi ordusunu kurmaya girişti. ABD'nin AB üzerindeki nüfuzu ise İngiltere idi. O da Bretix.

    Kriz tellallığı yapmak olmasın ama, gelen bir kriz var gibi görünüyor ve Türkiye'nin bunu görüp önlem alması gerektiğini düşünüyorum. Bu ise, sizin sürekli sözünü ettiğiniz yapısal reformlarla olmalı. Bankacılık sektörümüz, 2001 Krizi sonrası bir ders çıkarmıştı. Güzel önlemler aldılar. Şu anda ne durumda tabi siz daha iyi bilirsiniz. İhracat yaptığımız ülkeler grubunu genişletmeliyiz. AB ve ABD'de çıkacak her sıkıntı mutlaka bizi de etkiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıkıntı azalacağına artıyor. Ve bizi de etkiliyor derece derece. Yapmadığımız yapısal reformlar bize çok sıkıntı açacak.

      Sil
  3. Mahfi hocam kapitalizmin ana çelişkisi bana göre artı değer sorunudur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artı-değer kendisi sorun değil artı-değer olmasa hiç kimse üretim yapmaz. Ama artı-değerin çok yüksek tutulmaya çalışılması yani kar hırsı kapitalizmin en büyük sorunlarındandır.

      Sil
    2. Yanıt - yorum çok doğru.

      Sil
  4. Hocam merhaba,
    Deutsche Bank'a kesilen fatura aynı zamanda arz yönlü ekonomiye mi kesiliyor? Ekonomi politikanın bazı boyutlarda değişeceğini veya değişmesi gerektiğini söyleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Zaten değişecek de. Bütün mesele krizden çıkılmasında. Çıkıldığında kurallar sıkılaşacaktır.

      Sil
  5. Dünya GSTHsı 70 milyar dolar değilde 70.000 milyar dolar mı olacak acaba hocam?

    YanıtlaSil
  6. Mahfi hocam küresel gsyh trilyon dolar olması gerekmiyor mu.

    YanıtlaSil
  7. Bu bankacilik krizi bence onlemi alinamayacak gibi. Bankacilk krizleri bilindigi uzere adeta kanser gibi sinsice baslar ve sonra yayilir. ABD de taa 2006da baslamisti biliyorsunuz turkiyede 2000de basladi 2001de patladi.2003e kadar zor duzeldi. Baska hic bir sektor krizine benzemez benzese onlem alirsin sorunu cozersin bu oyle degil once bankacilik sistemi krize girer sonra direk reel sektoru vurur. Bu durum ECB para politiklarini etkiler mi

    ECB sizce bundan sonra ne yapar yeni bir parasal genisleme yapar mi. Bu bankacilik sektorundeki odnmyen kotu konut kredilerini Fedin yaptigi gibi 3 sene de eritebilir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu şimdiden kestirmek güç ama şunu söylemek mümkün: Bu kriz oldukça uzun sürecek.

      Sil
    2. Bence gelişmiş ülkeler bu noktada mızıkçılık yapacaklar. Genişlemenin işe yaraması için paranın dışarı gidememesi lazım. Aynen vize ve sınır geçişlerinde olduğu gibi yapacaklar. Kendileri istemedikleri zaman paranın kaçamayacağı ve iç ekonomiyi teşvik edeceği ama dışarından gelen sermayenin rahat gireceği bir ortam tasarlayacaklar. Burada kazığı yine bizim gibi ülkeler yiyecek.

      Aynısını vize ve sınır geçişleri olayında görüyoruz. Schengen bölgesi güzel ama bunun sadece kendi vatandaşları için rahatloık yaratmasını, dışarıdan gelen bizlerin aynı rahatlıkla hareket edememesini istiyorlar artık. Sermaye için de buna benzer bir şey kurguladıklarını düşünüyorum açıkçası yoksa elde enstrüman kalmadı.

      Para basmanın işe yaraması için basılan paranın piyasaya girmesi lazım, kredi olması ya da tüketime destek olması lazım. Oysa o para şu anda bize geliyor faiz nedeniyle. Eğer dediğim gibi olursa bizi çok ama çok zor günler bekliyor çünkü artık sıcak para aynı rahatlıkla gelemez. Faiz bile bir derece işe yarar bizim için.

      Sil
  8. Elinize sağlık hocam. Sizce Türkiye ihracatını artırmak ve çeşitlendirmek için ne gibi yollar izlemelidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Türkiye bu konuda elinden geleni yapıyor ama yapmadığı şey ihracata konu üretimini yüksek teknolojili ürünler ağırlıklı bir yapıya kavuşturmak. Bunun için de teşvik sistemini ona göre kullanmak gerekiyor.

      Sil
  9. Sn. Eğilmez küçük bir uyarıda bulunayım: "Bunların sonucunda 1980’lerde 10 milyar dolar dolayında olan küresel GSYH 2010’da 7 kat büyüyerek 70 milyar dolar düzeyine ulaştı. Aşağıdaki grafik IMF verileri kullanılarak hazırlanmıştır." Milyar USD sanırım Trilyon USD olacak idi. Saygılar ile.

    YanıtlaSil
  10. Hocam bravo hızınızı hiç kimse alamıyor. Bir süper yazı daha.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam valla ben okumaya yetisemiyorum siz yazmaktan usanmiyorsunuz bravo.

      Sil
  11. ABD ve Almanya birbirlerine bir sebep ile (ceza kesme konularında haklılarsa aslında bu da geçmişlerinin ne kadar pislik olduğunu gösteriyor değillerse ekonomik savaşın zirvesindeler) milyarlarca dolar/euro ceza kesip duruyorlar. umarım sonu tekrar 2. dünya savaşı gibi bir askeri savaşa dönmez, dönerse ne olcağı herkesin malumu

    YanıtlaSil
  12. hocam iyi bir analitik dusunce ve analiz ornegi tebrikler
    butun bu ekonomi politikalarinin basarili olabilmesi icin uretmek zorundayiz.ancak katma deger yaratacak bir uretim arge ye ve sonucunda egitime dayaniyor.egitimin iyi niyetlerimizle katma degeri nispeten yuksek uretim olmasi gerek tarimda gerek sanayide. simdi baslarsak en az on yil surer.gecmis on yila bakarak gelecek onyilin da farkli olacagina dair yalniz temennilerin oldugunu goruyorum.halbuki bati dunyasinda egitim var ancak basarisiz yonetim ve kapitalizmin vahsi yonu var.aceba eski iktisat politikalarinin bir kenara birakip bakis acisi gercekten ulkenin kalkinmasi olacak gercekten ,sosyal yonu bireysel refahin artirilmasi olan bir iktisat politikasi yaratmak gerekmezmi.aksi halde heriktisat politikasi sadece mevcut durumun devamini getirir.
    hocam ekonomide analiz kitabiniz tukendimi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Doğru saptamalar.
      Kitabın ilk baskısı bitti, ikinci çıkıyor.

      Sil
  13. Hocam merhaba. Yayınladığınız yazıların altında yer alan bazı sorular, yorumlar ve sizin verdiğiniz yanıtlarda da birçok bilgi olduğunu düşünüyorum. Yeni kitabınız henüz yayınlandı ama ileride burada yer alan sorulardan yola çıkılarak (soruları alanlarına göre sınıflandırıp, düzenlemek vs her ne kadar zaman alacak olsa da) soru-cevap olarak bir kitap yayınlanırsa özellikle yeni öğrenciler ve bu konularla ilgilenen herkes için faydalı olacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu dediğinizi kısmen Ekonomide Analiz kitabında yaptım.

      Sil
  14. Hocam 90'larda yüksek enflasyonun nedeni bütçe açıklarıydı. Peki bu talep enflasyonuna mı maliyet enflasyonuna mı girer,neden? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. populuzm nedeniyle vergi artislari yeni vergiler konulamadigi ve vergiler dogru duzgun toplanamadigi icin . butce aciklari para basilarak karsilaniyordu. devlet harcamalarini yatirimlarini nakdi ve ayni yardimlarini hatta memur maaslarini bu hazine guvencesine merkez bankasi matbbasina guvenerek yapiyordu, Bu da cogunluklada bu talep enflasyonu olarak karsimiza cikiyordu. Yalnizbir istisna 1994deki enflasyon maliyetinde yogun oldugu bir karma nitelikte enflasyondur bu maliyette ani kur soku ve artan vergilerden kaynaklanmistir.

      Sil
  15. 1-Hocam İrlanda ve İspanya'nın içtiği acı reçetelerden bahsetmişsiniz bunu örneklendirebilir misiniz?

    2- Türkiyede de kredi kullanımı yönünden gerçekten kredi kartı kullanımı gibi bir bilinçsizlik hakim ve son zamanlarda takibe düşme rakamlarındaki artış ve geçici bir çözüm olarak uygulanan tek seferlik ek faiz yükü getiren yapılandırma uygulamasını ve şuan bizde de görülmeye başlanan konut satışlarındaki düşüşü nasıl değerlendirebiliriz? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1- Her ikisi de bankacılıkta yeniden sermayelendirmeye gittiler.
      2- Türkiye konut meselesinde tıpkı bu ülkeler gibi dolu dizgin gidiyor.

      Sil
  16. Sn. Eğilmez, yazınız için teşekkür ederim. Avrupa'nın bence iki yolu var ya Japonya ölçeğine benzer bir parasallaşma ile sistemde ve ülkelerde oluşan sistem zararını örtecek, ya da AB küçülerek zengin ve istikrarlı ülkelerin oluşturduğu bir AB şeklini alacak. Şu andaki uygulanan politika ile konfederal bir yapı halini alamamış bir AB için kalıcı iyileşme yapmak zor. Türkiye rekabet gücünde giderek gerilerken, en büyük ihraç pazarımız olan AB'deki bu gelişmeler ülkemiz için ekonomik riskleri arttırıyor. Ekonomik olarak zor bir 2017 ve 2018 bizi bekliyor olabilir. Saygılar ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. 2017 dahada zor olacak gibi.

      Sil
    2. Son 10 yıldır gelecek seneden bahsederken "daha da zor olacak" öngörüsünden başka bir şey duymadım. Bu sadece şirketin işine yarıyor. Şirketin karlılığı reel anlamda her geçen yıl artarak devam ederken ücretlerdeki reel artış % 1`i geçmiyor.

      Sil
  17. Hocam bugün avro sabit kur sisteminin bir parasımıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üye ülkeler açısından öyle ama bölge açısından değişken.

      Sil
  18. Çare sosyalizm. İletişimin, üretimin bu kadar kolay olduğu bir çağda haftada en az 45 saat çalışmak zorundaysak, bir önceki nesilden daha çok çalışıp daha az kazanıyor ve geleceğe güvenle bakamıyorsak kapitalizm bizi daha iyiye götürmüyor demektir. Artık başka bir şey lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bildigim marx kapitalizmde en son noktaya gelinince sosyalizm gelecek demisti ve bu geri donusumsuz olacak demisti. Fakat gorduk ki defalarca geri donuldu. Demek oluyor ki henjz dunya sosyalizme gecis surecini tamamlamadi. Devrim falan degil tatihsel materyalizmin gerektirdigi surec zaten buna surukluyor bizi.

      Sil
    2. Sosyalizmin işleyebilmesi için nitelikli eğitime sahip, toplumsal bilinç sahibi insanların çoğunlukta olması gerekir,dünyanın gidişatı ise tam ters yönde, yani bu rüyadan uyanın artık.

      Sil
    3. Nitelikli eğitime sahip ,toplumsal bilinç sahibi insanların çoğunlukta olması da sosyalizmin işleyebilmesi için yeterli değil. Sadece sosyalizmi önceki deneyimlere göre daha başarılı kılar. Bence sosyalizmin işleyebilmesi için iki şart var
      1) İnsanların bir lokman bir hırka yaşamaya razı olması lazım
      2) Toplumsal bilinçten öte insanüstü bir bilince sahip olması lazım. Kendi çıkarına hiç önem vermeyip, kendini toplumun ve insanlığın çıkarına adaması lazım.

      Sil
    4. Söylediğim gibi bilgi ve meta üretmek artık çok kolay. İnsanların bir lokma bir hırkayla yaşamasına gerek yok artık. Belki 30 yıl sonra endüstriyel otomasyon en basit atölyeye bile girdiği zaman veya tarımsal üretim otomasyon ile yapıldığı zaman insanların çalışmasına gerek kalmayacak. Çalışmayan insanlar para kazanamayacak dolayısıyla harcayamayacak. Böyle bir ortamda kapitalizm nasıl çalışabilir?

      Sil
    5. Sen komunizmle sosyalizmi karıştırmışsın,bahsettiğin malum 20yy da çöken sscb komünizmi,
      sosyalizm örneği için 20 yy.iskandinav ve fransa sosyalizmi örneklerini araştır.


      Sil
  19. Hocam "Fischer Yanılgısı" nedir tam olarak galiba sizin teoriniz. Eski yazıları kurcalıyordum Serdar Turgut taa 2001 yılında eleştirmiş bu teorinizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada var.
      http://www.yenicaggazetesi.com.tr/2001-kasitli-krizinin-mimarina-iade-i-itibar-92187h.htm

      Sil
  20. hocam kategorik bakış açılarını reddettiğinizi tahmin ederek;
    1- Türev araçların hangi ortam, vade ve şartlarda bir ekonomi için faydalı olabileceği düşünülebilir?
    2- Türev araçların regüle eden kurumlar ve normlar hangi şartlarda sıkı/yasaklayıcı veya gevşek olmalıdır?
    3- Türev araçlarla ilgili genel kanaatiniz nedir?
    şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türev araçlar, pek çok diğer araç gibi açık ve net kurallara bağlandığında yararlı olacak araçlardır. Ne var ki bu tür araçlar ilk çıktığında kamu otoritesi konuya hakim olana kadar büyük bir serbestlik hatta kısmen kuralsızlık içinde yürütülüyor ve kötüye kullanılıyor. Sonuçta da küresel krizde yaşanan sıkıntılar doğabiliyor. Bu duruma bakarak aracı kötülemek mümkün değildir. Bu aracı kurallara bağlamadan kullanıma açan ve gerekli denetimi yapmayan kurumlar sorumludur.

      Sil
  21. Hocam bankacılıkta SWIFT mekanizması tam olarak nasıl işler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. swift mekanizması dünya bankaları arasında elektronik fon transferini sağlayan bir mekanizmadır. Uluslararası para gönderimlerinde ya da ülke içinde döviz transferlerinde bu mekanizma devreye giriyor ve fon aktarımı bu mekanizma aracılığıyla yapılıyor. Bu linkte daha ayrıntılı bilgi var: http://www.nedir.com/swift

      Sil
    2. Sağolun.

      Sil
  22. Sayın Hocam,
    Her zamanki gibi aydınlatıcı yazınızı merakla okudum, teşekkürler. Benim sorum doğrudan yaznın konusu Avrupa değil. Avrupa bankalarının durumunu anlatırken ABD'nin kestiği cezayla ilişkili. Şöyleki, sanki ABD kılıcını çekmiş artık taraf gözetmeden kapitalizmin ruhunda olan vahşi içgüdüsüyle Avrupaya, Körfeze (2/3 temsilciler meclisi kararı), denk getirebilirse (ilişkilendirebilirse) İran'a ve Türkiye'ye ceza kesiyor. Tepki alsa da güç onda olduğu sonucunda istediğini alıyor. Sizce bu durum, ABD'nin doları 1. sınıf rezerv tutma kaygısıyla yaptığı bir hamle mi yoksa ekonomisi ciddi anlamda sinyal mi veriyor? Tabi ki bunlar dışında sizin açacağınız başka bir pencereyi de merakla duymak isterim. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda birçok iddia var. Kimileri de bunu Apple'a AB tarafından kesilen cezaya bağlıyor. Ama bu tğr cezalar rastgele kesilemez. Mutlaka bir hukuksal dayanağı vardır.

      Sil
  23. Güven endeksi yüzde doksan dogrumu sizce yüzde doksan ekonomiye guveniyormus

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir endeks yüzde doksan doğru değil. Yaklaşık eğilim gösteriyor. Bir de bu güven endeksi ölçmeyi yaptığı andaki duruma göre biçimleniyor. Bugün ölçseniz farklı çıkabiliyor.

      Sil
  24. hocam selamlar.
    ABD hangi yetkiyle deustche bank'a bu cezayı kesebiliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. DB, ABD'de yaptığı işlemler nedeniyle cezalandırılıyor. Yani ABD'de çalışması ABD hukukuna tabi. Dolayısıyla ABD'de yaptığı işlemlerde bir suç teşkil edecek fiil işlemişse ABD bankacılık ya da sermaye piyasası otoritesinin yetki alanına giriyor ve o nedenle de onlar ceza kesebiliyor.

      Sil
  25. Ekonomide analiz kitabinin ikinci baskisinin yaklasik cikis tarihi nedir.bir tarih verebilirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün yarın çıkacak ama 1. baskıdan tek harf fark yok.

      Sil
  26. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olsa giyim ve ayakkabı sektöründeki enflasyonu değil gıda ve ulaşım sektöründeki enflasyonu çarpıtırlardı.

      Sil
  27. Hocam selamlar. Katma değerle ilgili bir sorum var biraz uzun olacak ama.
    1)Kendi toprağında buğday yetişen bir köylü bu buğdayı değirmenciye 20 krş.a satsın. Değirmenci bunu un haline getirip 40 krş.a fırına satsın. Fırıncı bunu ekmek haline getirip 70 krş.a bakkala satsın. Bakkal da bunu 1 tl.ye satsın. Bu durumda her birinin yarattığı katma değer 20+20+30+30=1 tl yani ekmeğin fiyatına eşit. Bu durumda milli gelir hesaplaması yaparsak üretim yöntemine göre milli gelir 1 tl ama gelirler yöntemine göre 20+40+70+1tl=2.3 tl. Sadece karlarını toplarsak 1 tl yani üretim yöntemiyle milli gelire eşit. Bu durumda gelirler yöntemiyle hesaplanan milli gelirin adının aslında karlar yöntemiyle milli gelir olması gerekmiyor mu :) Tabi ki öyle değildir ama benim kaçırdığım nokta hangisi?
    2)Katma değeri yüksek ürün satmak bir ekonominin gelişimi açısından önemli deniyor. Ama katma değerin yüksek olması için her üretim aşamasında fiyatın yani karın da yüksek olması gerekiyor. Bu durumda da enflasyon oluşur. Bunun sakıncası yok mu?
    3) Yukarıdaki örneğime göre, buğday fırında ekmek haline gelene kadar bir katma değerden bahsetmek mümkün. Ama fırıncı bunu bakkala sattığında bakkal bir şey üretmiyor sadece satıyor. Yani bir katma değer üretmiyor gibi. Ürettiği katma değer sadece satış yani hizmet katma değeri mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Burada sadece kar var. Dolayısıyla karları toplayacağız. Diğer gelir unsurları (yani ücret, faiz ve rant burada yok.) Dolayısıyla karlar toplanacak.
      (2) Bir uçakta kullanılan çok hassas bir chip üreten bir şirket düşünün. Bunu 50 TL ye mal ediyor ve yurtdışındaki uçak şirketine 200 TL'ye satabiliyor. Çünkü bu chip i üreten fazla yer yok. Kastedilen budur.
      (3) Üretim yalnızca fiziksel bir eylem değildir. Hizmet üretimi de üretimdir. Bakkal burada hizmet üretiyor.

      Sil
    2. 1) Hocam burada (kar= toplam gelir - toplam diğer girdiler) olması lazım değil mi? Yani kar dediğimiz aslında sadece girişimcinin karı değil tüm üretim faktörlerinin karı olması lazım verilen örneğe göre.

      Sil
  28. Hocam merhaba konuyla alakasız olacak ama phillips eğrisinde ya enflsyondan yada işsizlikten feragat etmek zorundasındır. Bu feragat durumu şuan için ABD,AB,,Japonya gibi ülkeler için geçerli değil heralde enflasyon artarsa işsizlik düşer. Ee zaten hem enflasyonu artırmak istiyorlar hem işsizliği düşürmek istiyorlar. Bir de phillips eğirisi bu ülkeler için geçerlimidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Phillips eğrisi normal koşullarda her yerde geçerli. Ama dediğim gibi normal koşullarda. Şu anda normal değil anormal koşullarda olduğumuz için bu tür genllemeler geçerliliğini kaybedebiliyor. ABD işsizliği % 9 dan 4,9'a kadar düşürdü ama enflasyonu artıramadı. Oysa normal koşullarda Phillips eğrisi çalışacak ve enflasyon artacaktı.

      Sil
  29. Esasinda dunyanin ve avrupanin sorunu yeterli para basmamak. Para basmaktan korkmamak lazim. Para olursa mal da olur.Para basilinca enflasyon meflasyon olmaz.Cunku At sahibine gore kisner.

    Kisaca japonya olsun avrupa olsun derhal karsiliksiz para basmali. Zor durumdaki ulkelerin butcelerini ve bankalari bu karsiliksiz para ile faizsiz bedavadan borcsuz finanse etmelidir. Euro ve yen kaldiki dolar gibi sinsi bir para degildir. Doilar sinsi bir para bastikca riskler yukselir insaat balonu turev piyasalari emtialar vslerde balonlar meydana getiriri. Bu vesile ile euro ve yen uretimde sanayide karsiligi olan deflasyon yasayan ekonomilerin ezerv niteligi olan ancak dolar kadar dunya icin risk tasimayan sinsi olmayna para birimleridir. Derhal Turkiyenin 90li yillarda yaptigi gibi para basilmali bu yapildigi taktirde helikopter vs para ya da ihtiyac duyulmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de sürekli para basıyor merak etmeyin. Ama para bollaştıkça harcama daha da düşüyor. Çünkü insanlar bu yaklaşımın ileride yeniden kriz yaratacağını düşünerek ellerine geçen parayı tasarruf ediyor harcamıyor.

      Sil
  30. Hocam Osman Altug hocamizi tanir misiniz bilir misiniz, sever misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osman Altuğ ile tanışmışlığım yok. Kendisini medyadan biliyorum.

      Sil
    2. Kendisi hatırladığım kadarıyla üniversiteden hocam olur. Son senenin sadece son dersine gelmiş eğitim gönüllüsü bir insan!

      Sil
  31. Merhaba hocam bir sorum olacak. Yigit bulut gecen ki yazilarindan birinde türkiye deutche bank'i satin alabilirmiş. Ya hocam bu kadar iddaali olmamıza inanamıyorum. Bu gerçek olabilir mi? Yani türkiye'nin boyle bir gucu var mı? Bana buraz uçmuşuz gibi geldi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir iktisatçının sorması gereken soru şudur: Belki alırız ama ne pahasına?

      Sil
    2. sonuçta isterse Almanya da alır, başka ülkeler de alır, sorun o değil ki ! Aktif kârlılığı %1'e düşmüş bir bankayı niye alalım ?

      Sil
    3. Deutsche Bank'ın piyasa fiyatı 18 milyar USD'ye düştü, bunun üçte biri kadar ceza ödemek zorunda, kar edemiyor, ciddi kredi batıkları olduğu ve kurtarılmazsa iflas edeceği konuşuluyor. Bu koşullar altında kimse almaz, ama 18 milyar USD Türkiye'de oluşturulacak büyük bir konsorsiyumun temin edemeyeceği bir para değil. Zamanın en büyük bankalarından Barings Bank batınca sembolik olarak 1 USD'ye satılmıştı. Bu ölçüde göze büyütmeye gerek yok bazı şeyleri.

      Sil
  32. Hocam sizin uzmanlığınız iktisatin hangi dalı üzerine? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makroekonomi, ekonomi politikası.

      Sil
  33. Hocam öncelikle yazınız için teşekkürler.
    "İtalya’da konut fiyatlarında görülen düşüşler bankaların açtığı konut kredilerinin geri dönüşünü zorlaştıran nedenlerin başında geliyor." Hocam konut fiyatlarındaki düşüşle bankaların açtığı konut kredilerinin geri dönüşü arasındaki bu ilişkiyi tam kuramadım. İtalyan Bankaları konut kredilerini kimlere açmışlar? Yardımcı olursanız sevinirim. Bir de ABD'nin Deutsche Bank 'a ceza kesmesi nasıl mümkün oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İtalya'da da bizdeki gibi çoğu konut, konut fiyatlarında artış olacağı beklentisiyle yatırım amaçlı alınıyordu. Fiyatlar düşüp de konutlar satılamayınca ayrıca yabancıların konutları kiralama hevesi de azalınca krediler geri ödenemez hale geldi.
      ABD, Deutsche Bank'a ABD'deki işlemlerinde yaptığı hukuk dışı kural dışı uygulamalar nedeniyle ceza kesiyor.

      Sil
    2. burda konut fiyatları düşerse çoğu kişi almaz mı hocam. ben konut fiyatı düşse alırım

      Sil
    3. Adsiz, ne kadar dusse alirdin? %5 mesela veya %10. Peki 1 sene sonra %25 dusecegini bilsen bugunden yine de alir miydin? Ama 1 sene sonra %25 dusecegini nereden bileceksin?

      Sil
  34. Sayin hocam, turkiyede konutta balon var mi sizce ? Insaat ile donen ekonomi hakkinda ne dusunuyorsunuz ? Bu devran boyle mi devam eder ? Biz yeni mezunlar 250-300 bin en kotu evleri nasil alacagiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşaata bu kadar yüklenen her yerde balon oluşuyor. Türkiye'de de var. Buna karşılık başta İstanbul olmak üzere deprem riski nedeniyle yeni konut talebi de yüksek olduğu için bu balon Avrupa'daki benzerlerine göre daha az sorun yaratıyor.

      Sil
    2. Balon yanlış bir tabir, fakat spekülatif yönlendirmeler ticaretin her alanında olabiliyor (bilişim sektöründe de var mesela). Türkiye'de konut talebi çok canlıdır, şöyle bir etrafınıza bakın; biraz birikmiş parası olan pek çok kişi tasarrufunu ilk olarak bir ev almakta kullanıyor, sadece orta düzey geliri olanlar değil; futbolculardan sanatçılara yüksek geliri olanlar da tasarruflarını gayrimenkulde değerlendiriyor daha çok. Metrekare fiyatları ortalamada AB ülkelerinin üçte biri civarında üstelik.

      Sil
    3. Nufus ozelinde genc nufus oldugu icin talepkar durum var. Aksi halde balon su ana kadar patlamisti.

      Sil
  35. Merhaba Hocam. Ortadoğu karışık,Afrikaya açılan kapımız Mısırla aramız bozuk, Rusya ile barıştık ama onların da durumu pek iyi degil ve şimdi de AB'nin bankacılık sorunlarından söz ediyorsunuz. AB bizim en büyük ihraç pazarımız. Ne dersiniz biz de endişelenmelimiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahsen ben endişeliyim.

      Sil
    2. Endişelenecek sebepler var, iyimser olunabilecek işaretler de. Nereden baktığınıza bağlı. Fiyatlar genel düzeyini de bu algı denklemleri belirliyor bir ölçüde. Ben tersini düşünüyorum: uçak türbülans yapıyor ama varılacak nokta (global düzeyde) bugünkünden daha emniyetli ve güzel bir liman. Sarsıntılar neokorteksi kilitliyor, kilitlemesin.

      Sil
  36. En fazla ihracat yaptığımız AB krizden çıkamıyor. İhracatımızı artırmak için ihraç mallarımızın niteliğini değiştirmemiz gerekmiyor mu? ( bütün dünyaya ihraç edebilmek için)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasıl değiştireceğiz. Hiçbir buluşu olmayan, buna göre eğitilmeyen, bilimden giderek kopan bir toplum ihraç mallarının niteliğini nasıl değiştirecek? Yapısal reform diye yıllardır bunun için anlatıp duruyoruz. Ama anlayan kim bilmiyorum.

      Sil
    2. Değiştirebiliriz. Eğitim seviyesi yükseliyor, bunu sadece lokal binalardaki taş duvar mektepleri dönemi gibi düşünmeyin; internet, globalleşme, komünikasyon vs vs eğitimi online ve sürekli hale getirdi. Yurtdışı imkanları alabildiğine açık, kütüphaneler keza.

      Sil
    3. İyi de kafayı kullanan yurtdışına kaçıyor işte. Ülkenin her yerinde bir itiş kakış ya da resmen savaş var. Hangi globalleşmeden bahsediyoruz? Herkesin cebinde telefon olması gelişme değil. Diploma eğitim demek değil.

      Sil
    4. Kutuphanelere giden yok. Internet sadece porno icin kullaniliyor. Zaten Interneti kullananlar Ingilizce de bilmiyor nereye gidip ne bakacak? Globallesme sadace is imkani yaratirsa ize yariyor yoksa sana ne globallesmeden? Komunikasyon da sadece mobile facebook ve mesajlasma icine yariyor Turkiye de. Egitim seviyesi yukseliyormus. Evet ilkokul 3 seviyesinden 4 seviyesine yukselmis gecen 10 senede. Dogru, goreceli bir yukselme var...

      Sil
  37. Hocam bizim rakibimiz durumunda olan gelişmekte olan ülkelerin kredi notları nedir;Moodys notumuzu indirdikten sonra bizden çıkan paralar Hindistan, Brezilya gibi ülkelere mi gitti?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkelerin kredi notları burada toplu olarak var: https://tr.wikipedia.org/wiki/Kredi_derecelendirme_notlar%C4%B1na_g%C3%B6re_%C3%BClkeler_listesi
      Genel olarak bizim not düşünce buradan çıkan paralar notu BBB olan ve faizi yüksek ülkelere gidiyor. Hindistan, Endonezya bunlar arasında.

      Sil
  38. türkiyenin ekonomisi şu an yunanistandan daha iyi durumda. ama bizim negatif onların duragan. burda bi sıkıntı yok mu hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok çünkü Türkiye BB +, Yunanistan ise B - notuna sahip.

      Sil
    2. Yunanistan fiilen batıktır. Yapısal reformları yapmazsa işi zor :))

      Sil
  39. sayın hocam, türkiyede geri dönmeyen krediler toplam kredilerin yüzde kaçıdır.normali nedir.normali aşması türk bankaları için kriz veya sorunmudur.birde sayın hocam ,hep serbes ekonomi ve kapitalizm derken bu zordaki bankara devletlerin, merkez bankalarının sahip çıkması sizce dogrumudur.bu bankalar normal zamanlarda kar yaparken normal vergi dışında bu sene çok kar yaptım devletime estra vergi vereyim diyorlarmıki devletler halkın parasını bunları kurtarmada kullanıyor.madem serbes ekonomi ve kapitalizm diyorlar,o zaman kapitalizm ve serbes ekonomi kuralları çerçevesinde kötüler gider iyiler kalır ilkesi olması gerekir.iyi günlerde kendilerine çalışırlar,kötü günlerde devlet bize sahip çıksın.ne ala dünya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlan edilen oranlara göre % 4 dolayında. Bu oranlar normaldir. % 10'lara gelmesi tehlikelidir, daha yukarılara gitmesi krize işaret edebilir.
      Dediğiniz anlamda kapitalizm hiç bir yerde tam olarak uygulanmıyor. Öyle uygulansa o zaman sendikaların da olmaması ücretlerin de düşebildiği yere kadar düşmesi gerekir. Aslında devlet bu bankalara sahip çıkmazsa o zaman da bunların batışı bütün toplumu olumsuz etkiliyor. Doğrusu bunlara kuralları tam olarak uygulamak sonra da batarlarsa dönüp bakmamaktır. Ama kimse kuralları da tam olarak uygulamıyor. Yani bu bankalar da bu hale gelirken devletin gözü önünde geliyor.

      Sil
  40. HOCAM ABD ARTIK MALLARI İTHAL EDİYOR DEMİŞTİNİZ. NİYE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü birçok şeyi artık üretmekle uğraşmıyor. Mesela eskiden spor ayakkabıları kendisi yapardı artık Çin'de yaptırıyor.

      Sil
  41. çok güzel bir tespit: doğrusu budur. Sorun kesinlikle kapitalizm değil, kapitalist kuralların mızıkçılar tarafından delik deşik edilmesidir. Kapitalizm günah keçisi yapılıyor, oysa asıl mesele rekabetin asli unsurlarını ihlal eden nepotizmdir. Sovyet tarzı devlet ekonomisi rejimlerini uygulayan hiçbir ülke iktisaden kalkınamamıştır, gelişmiş tüm ülkeler de öyle ya da böyle serbest piyasa ekonomisini denemiştir, bu ideolojik bagajlardan kurtulalım artık.

    YanıtlaSil
  42. hocam bir zamanlar chp ezanı türkçe yapmış. çok yanlış bir yaklaşımmmıs değil mi hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoca, evet dese klavyenin başında kıs kıs gülecen değil mi?

      Sil
  43. Hocam kaleminize sağlık..

    ABD bu aralar (son bir yıl içinde) denk getirdiği büyük firmalara milyar dolarlık cezalar kesiyor hatta 11 Eylül'den sorumlu diye Suudi Arabistan'a bile fatura kesmeye çalışıyor. bu "para toplama" olayını "neye hazırlık" olarak görürsünüz?

    Ekonomik+siyasi bir cevap bekliyorum :)
    kolay gelsin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herhangi bir yanıtım yok çünkü altındaki nedeni bilmiyorum.

      Sil
  44. Hocam dünkü enflasyon düşüklüğü durgunluğa mi işaret ediyor,mb bunun uzerine faiz düşürürse mantıklı mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır sadece enflasyonun baz etkisiyle düşüşüne işaret ediyor. Kasım, Aralıkta yükselişe geçebilir.
      MB'nin gecelik borç verme faizini 0,25 puan daha indirmesi söz konusu olabilir.

      Sil
  45. Hocam dünkü enflasyon düşüklüğü durgunluğa mi işaret ediyor?

    YanıtlaSil
  46. Bence, küresel krizin çizgilerini keskinleştirecek bir kaç nüans var.
    1)Brexitin ardından, İngilterenin diğer ülkeler üzerindeki etkisi. Yani güçlü bir üyesini kaybetmiş AB'de frexit, itexit, spexit gibi çıkışlar tetiklenebilir. Bu da ekonomik olarak yoğunlaşmış AB bölgesindeki krizi globalleştirebilir.
    2) AB üyeleri Deutschebank'a Amerikanın kestiği cezayı soğuk savaş olarak algılayabilir ve tekrardan daha sıkı bağlar kurarak bu krizi birlikte atlatma yoluna gidebilir.

    Bence daha olası görünen, ikinci maddedir. Ekonomik olarak zaten tedirginlik yaşayan AB ülkeleri bağlarını güçlendirip bu krizin üstesinden birlikte gelmeyi deneyecektir. Burada karşımıza bir nüans daha çıkıyor. AB bu krizi birlik olarak atlatabilecek mi? bunu yaşayarak göreceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence cogu kisi Breciti farkli algiliyor. Brexit Ingiliz politikacilar ve AB karsitlarinin sigindigi liman olmasinin tek bir nedeni var o da sinirsiz ulussuz calisma imkani ve goc. Yalniz bundan schengende serbest doalsim gezme tozma anlasilmasin. Bu calisma imkani ve goc sanildiginin aksine AB icinden kaynaklanan bir is gocu.

      Ornegin Ingiltereye yuzbinlerce polonyali romanyali vsli geldi ve bunun yani sira bu imkandan yararlanan bir suru mafyatik kriminal tiplerde akin etti ve kendi illegal olusumlarini kurdu. Bu durumun iki sonucu oldu. 1- Goc veren ulkeler kendi kriminal ve issizlilik gibi yapisal sorunlarindan bedavdan kurtuldu ve bu o ulkeleri uluslarasi sucla mucadelede ve issizlik egitimsizlik gibi sorunlarla mucadelede geri birakti. 2-Goc alan ulkeler ise hic hak etmedigi sekilde yeni kendinden olmayan yapisal kemik ithal sorunlarla karsi karsiya kaldi. Sonuctq brexit ortaya cikti. Bu bir cozum degil.

      Bence olmasi gereken scehngene devam schendegende sorun yok. Ancak calismak icin ve baska nedenlerle gelen uzun vadeli kalmak isteyen AB gocmenlerinin yer oturum bildirimi yaparken belli bir ucret alinmasi gerektigidir. Sonucta Romanyadan ingiltereye gezmeye gelen adama bisey demiyorum ama calismya gelen adam en azindan 3. ayin sonunda oturum basvurusunda bir 200 euroyu islem ucreti olarak odemesi gerektigini dusunuyorum. simdi buna karsi cikanlar olacak yahu ingiltereye dil kursuna giden hintli ogrencinin verdigi paranin hic mi gunahi yok! Bunun yani sira kendi ulkesinden aldigi cevrilmis sabika kaydini beyan etmesini dusunuyorum. Bu her ulke icin gecerli olmali ki en azindan bir denge emme basma tulumba islevi gorsun/ Bir standart olmali. Nasil turkiyede bir mahalleden baska mahalleye giden adamdan bildirim yaptiginda muhtarlik belli bir para aliyorsa bu da ole olmali! Alman ispanyaya calismaya gidiyorsa da ayni uygulama ile karsilansin bakin o zaman brexit olur mu. Hem boylelikle bir cok sorun cozulur elde edilen paralarla da var olan sorunlara kaynak aktarilir. Bir tasla birden fazla kus! Tabii politikaci milleti turkiyede ve dunyada ayni kor goze parmak goremiyorlar.

      Sil
    2. @Adsız 14:56

      Kardeşim elin adamına aklı vereceğine sen kendi ülken için çözüm geliştirsen ya? İngilizin aklına gelmiyor mu bunlar? Gelen 200 euro verirse ne kadar kaynak yaratırsın ki? Adamın ülkesinde işsizlik maaşı 800 EU zaten. Parayı bastıran girer ülkeye ve sosyal sorunlar yine devam eder. Adamın derdi kendi alt sınıflarına iş yaratamamak çünkü dışarıdan işçi geliyor. Bir de refah ülkesi diye Ortadoğu'dan çok sayıda adam ya Almaya'ya, ya Fransa'ya ya İngiltere'ye geliyor ki İngiltere'nin göç politikası bu alt sınıflara Hindistan ve Pakistan gibi eski Commonwealth ülkelerinden adam almak. Yani İngiltere kendi sömürge kırallığı geçmişi ile yen AB politikaları arasında bölünmüştü zaten ve kendine daha fazla hareket alanı sağlayacak bir konum arıyordu. Bu zaten bilinen bir durum. Bize ne bunu çözmek? Sen gelen Suriyeliler için çözüm üret önce.

      Sil
    3. İngiltere hiç bir zaman schengen vizesini kullanmadı, her zaman kendi vizesini uyguladı. Yorumun geri kalanı yanlış bir olguya dayandığı için cevap vermeyeceğim, selamlar.

      Sil
    4. Tamer Yavuz
      Ben sadece ingiltereden bahsetmiyorum ki Avrupa schengen serbest is gucu dolasimindan bahsediyorum. Iyi de bu romanyali vsli adamlar hangi dayanaga bagli olarak geliyorlar. Yorumumu zaten okumadigin belli.

      Sil
    5. Adsız4 Ekim 2016 17:50

      Bu sizi ilgilendirmez ben sadece bir yorum yaptim. Ama siz polemik yapmakla mesgulsunuz. Gelen milyonlar olunca 200 euro ciddi bir kaynak sanirim matematikten haberiniz yok. Zaten gelenlerde cogunlukla alt seviye kitleler olunca kendi insanin alt kitleleri brexit dedi. Benimkisi bir yorum. Bu yorum bu blogda brexitle ilgili suriyelilerle ilgili degil. Bunu ben degilmilyonlarca Suriyeliyi ulkeye boca eden adamlara abilerine sor. Sana ve yaratmak istedigin polemige daha fazla cevap veremeyecegim.

      Sil
    6. tamer navruz4 Ekim 2016 22:52

      Bulgaristan ve Romanya'ya serbest dolaşım hakkı verilmesi göçmen meselesini... - the network

      https://www.youtube.com/watch?v=36_bYNxeUH8

      Sil
  47. Gıda ve giyimde enflasyon 3,5-4% bandında. Düşüyor. Bu şu demek : faizler düşecek. Beklendiği gibi. İyi haber diyelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur kısmi etki ile forse edecektir, ama temel belirleyici olması zor hocam, çünkü esas oğlan enerji maliyetleri, ki orada da baz fiyatlar süratle gerilemeye devam ediyor (doğalgaza yapılan %10 indirimin etkisi de önümüzdeki aylarda enflasyona yansıyacak). Faizler 5-6% aralığına park edebilir yıl sonuna doğru. İyi haber enflasyon. İhracat ve yatırımların katkısını artırabilirsek, 2017 ekonomi açısından sanıldığından daha iyi bir yıl olabilir.

      Sil
  48. Bize bisey olmaz dememiz

    bize bisey olabilir ama biz yinede bildigimiz yoldan donmeyelim mi demek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı. Mesela bu suyu içme mikroplu dediklerinde içip bize bir şey olmaz demek. Bazıları yapısal reform filan der aldırmayın, yapmasak da bize bir şey olmaz demek.

      Sil
  49. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  50. Bizim notumuzu kiran Avrupalilar amerikalilar simdi ac kurtlar gibi birbirlerini yemeye basladilar. Iste gercek ortada. Onlar kriz yaratir biz is yaratiriz. Bknz listeye

    1. İlköğretim ve liselerde kitaplar ücretsiz dağıtıldı. Öğrenciler okulun ilk günü kitaplarını sıralarında buldu

    2. Hastane ve eczane kuyrukları sona erdi. Randevular internet ve telefon üzerinden alınarak hastalara büyük kolaylık sağlandı

    3. Duble yollar yapıldı. Dağlar delinip tüneller açıldı. Leyla mecnuma kavustu.

    4. Hızlı ve hizlandirilmis tren halkın hizmetine açıldı

    5. Türkiye dünyada söz sahibi bir ülke haline geldi. Herkes Türkiye'nin görüş ve fikirlerine saygı duymak zorunda kaldı.Eskiden kimse ne istediğimizi ne dediğimizi umursamazdı. 13 yıl içinde ülkemiz kelimenin tam anlamıyla dünya lideri ülkelerden biri oldu. Ortadoguda bizden habersiz ucan yok. Rusyanin ucagini dusurduk.

    6. Dış politikada her zaman mazlumun yanında zalimin karşısında olundu

    7. Ekonomide atılımlar yapıldı. Türk parası değer kazandı. Milli gelir arttı. Liradan altı sıfırın atılması büyük bir hamleydi. Türk lirasının itibari geri verildi. Kişi başına düşen milli gelir AK iktidarlarından önce üçüncü dünya ülkeleri seviyesindeyken, AK iktidarlardan sonra gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaştı. Herkes bu basariya gipta ile bakti. Bu nedenle notumuzu kirdi.

    8. IMF'ye olan borçlar sıfırlandı. Torunlarımız borç yükünden kurtuldu. Ödenemez deniyordu, ancak ödendi. Türkiye'nin ekonomik açıdan ne kadar güçlü olduğu iç ve dış mihraklara gösterildi.

    9.Okul olmayan yerlere okullar açıldı. 100Binlerce yeni öğretmen atandı

    10. Milli birlik ve beraberlik güçlendi. Ayrımcılık ortadan kalktı. Türk-Kürt-Laz-Çerkez-Arap... Tüm Türkiye halkları eşit ve refah içinde yaşadı. Sorunlar teker teker ortadan kalktı. 15 temmuz magduriyeti ile millet daha cok kenetlendi.

    11. Enerji alanında Türkiye resmen çağ atladı. BTC, Tanap, Mavi akım ve Türk akımı projeleri Türkiye tam bir enerji dağıtım merkezi haline geldi ve gelmeye devam edecek.

    12. Doğa ve çevreye verilen önem arttı. 2.5 milyar fidan dikildi.
    13. Türkiye'de mobil pazarda büyük gelişmeler yaşandı. Özellikle internet kullanımında önemli artış görüldü. 2002'de toplam 1,3 milyon olan internet abone sayısı, günümüzde 35 milyona yaklaştı.

    Cep telefonu abone sayısında da büyük artış yaşandı ve abone sayısı 23,3 milyondan 70 milyona çıktı.

    14.2002'de 26 olan havalimanı sayısı 52'ye yükseldi. Sektörde yaşanan bu gelişme, yolcu sayılarına da yansıdı. Uçakla seyahat eden yolcu sayısı 2002'de 36 milyon iken, bu rakam 2013 sonu itibarıyla 150 milyonu aştı.

    15. 2003'te yüzde 18,4 olarak gerçekleşen enflasyon, bir yılda 9,1 puan düşerek yüzde 9,3'e geriledi. 2008 ve 2011 yıllarında sırasıyla yüzde 10,1 ve yüzde 10,4 olan enflasyon, söz konusu yıllar dışında çift haneli rakamları görmedi. 10 yıllık dönemde enflasyonun en düşük gerçekleştiği yıl yüzde 6,2 ile 2012 oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kullanıyorsanız söleyiyin biz de kullanalım hagagah ortadoğuda bizden habersiz kuş uçmuyormuş ahahahaha

      Sil
    2. Çürük temel üzerine kredi çektiğin parayla kaç kat çıkabilirsin.

      Sil
  51. Degerli Hocam,
    Kambocya Riel'i ya da Tayland Baht'i Amerikan dolari karsisinda son 5 yilda TL kadar deger kaybetmemis. Degisim %5-10 civarinda sinirli. Bunun sebebi bu ulkelerin iyi ekonomik performansi mi, yoksa ülkemizin kirilgan olmasi mi? Arada bu kadar fark olmasini neye bagliyorsunuz? Saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl neden Türkiye'nin her yıl 200 milyar dolayında bir dış finansman bulmak zorunda olması. Bu, Türkiye'yi kırılgan yapıyor ve bütün olumsuzlukların TL'ye yansımasına yol açıyor.

      Sil
    2. Bu 200 milyar dolar dış finansman konusuna detaylı bakmak lazım: bankaların sendikasyon kredileri varsa mesela içinde, zaten bankaların yüzde 75'i yabancı ortaklı, yurtdışı merkez fonlaması çok girift. Keza, yabancı ortaklı reel sektör şirketleri de kısmen bu denklemde. Burada bir algı yönetimi var, unutmayın, likidite tuzağından bahsedecek kadar mali piyasaların helikopter paraya döndüğü bir ortamda, fonlama maliyetleri bu kadar düşmüşken, dış finansman zorluklarının endişeye sevk etmesi biraz yersiz bir korku. Asıl üzerinde durulması gereken, ihracatımızın kabaca yarısını gerçekleştirdiğimiz AB ekonomisi deflasyona sürüklenirken, ihracat çekişli büyümeyi nasıl sürdürülebilir kılabiliriz. Bunun üzerine kafa yormak lazım.

      Sil
  52. Hocam şu iktisatta en çok anlamadığım şey amortismanın ne olduğu çok teknik bir dille anlatılıyor. Daha doğrusu ne olduğunu biliyorum ama niye hesaplandığını anlamıyorum. Firmalar sabit sermayesinin eskimesini niye hesaba katsın üretime katkısı azalıyor diye? Bende mesela bir laptop alıyom 2 sene boyunca kullanıyorum artık işe yaramıyor atıyorum sadece ona 2 sene önce ödediğim fiyat kalıyor aklımda. Firmanın niye aklında sadece sabit sermayenin zamanındaki fiyatı kalmıyor da bununla beraber bunu eskimesi aklında kalıyor? Açıklayabilirseniz memnun olurum hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Isinizle ilgili bir yemek yediginiz zaman bu o andaki ihtiyacinizi karsilayan bir giderdir. Fakat laptop yada araba aldiginizda bu gider aslinda orta vadeli diyebilecegimiz bir sure icin yapilmistir. Sirketlerin giderleri gelirlerinden dusulerek karlari hesaplanir ve belli bir donemde bu tip sabit kiymetleri gelirden dusmek gelir verginizi dusurur. Devlet kullanim omru kadar sure boyunca bunun giderlestirilmesini bekler ve buna gore de sabit kiymet omurlerini belirler. Ayni zamanda bu tip varliklarisabit kiymet envanterine kaydetmeniz ve gerektiginde yetkililere gostermeniz zaruridir.

      Sil
  53. Hocam,
    Bu NTVpara sitesinde bir gariplik var. 30 eylul deki programin linki calismiyor. Ve o tarihten sonra hic program videosu yok. Teknik ekipi hatirlatirmisiniz? Tesekkurler. Yurt disindan sizi sadece bu sekilde izleyebiliyoruz,

    YanıtlaSil
  54. Hocam dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetleri faizin içinde olması lazım dolayısıyla milli gelirin de içinde olması lazım. Peki bu niye milli gelirden çıkarılıyor? Milli gelirden çıkarılınca dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetleri yok sayılmıyor mu?

    YanıtlaSil
  55. Sayın Hocam

    Cevabını çok merak ettiğim merkez bankalarına dair bir soru var. Doğrudan cevaplar yada kaynakça gösterirseniz sevinirim.

    Piyasada nakit sıkıntısı olduğu son 6 aydır sıkça dillendiriliyor. Avrupa ve Amerika merkez bankaları ticari hayatı canlandırmak için para basıp dağıtıyor.
    Bu durumda TCMB neden böyle bir yola gitmiyor. Gidiyor da haberlerde mi çıkmıyor. Bu durumda paramızın diğer para birimleri karşısında zayıflayacağı temel bilgisine sahibim.

    Benim anlamaya çalıştığım TL cinsinden ne kadar para var piyasada. Bu neye göre belirlenmiş, bunun kontrol mekanizması nedir? Darphane iktidar baskısıyla para bassa ve devlette buradan memur maaşlarını ödeyerek parayı dolaşıma soksa bunun başkaları tarafından anlaşılması nasıl oluyor. Sadece serbest piyasa koşullarında artan mal ve hizmet fiyatları mı bunun tespit yöntemi ? Açıkçası bunun yasalarla vs engelleniyor olması gibi bir durum varsa bunun günümüz koşullarında çok birşey ifade ettiğini düşünmüyorum.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde enflasyon yüzde 7 - 8 arasında, oysa para basıp dağıtan ülkelerde yüzde 0 - 1 arasında. O nedenle MB para basmıyor. Ama buna karşılık zaman zaman likidite sıkışıklığını önleyecek biçimde APİ işlemleri yapıyor.

      Sil
    2. Cevap için teşekkürler ama para bassa bunu piyasaya mı bildiriyor, bildirmese ve dolaşıma soksa bunun kur üzerine mi etkisi oluyor kısmını merak ediyorum. Teşekkürler

      Sil
  56. Mahfi Hocam merhaba
    Öğretici yazınız için teşekkürler .
    2008 krizinden bu yana yaşanan parasal süreç Fridman ın monetarist ekolünün yanlış olduğu anlamına gelir mi ? Bu miktarda QE Nasıl enflasyon yaratmıyor ? M2 ile enflasyon arasında belirtildiği gibi sıkı bağ yok mu acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Ekonomi teorilerinin çoğu normal koşullarda geçerli teorilerdir. Küresel kriz anormal bir durumu temsil ediyor. Üstelik pek çok teorinin ortaya atıldığı kısıtlı sermaye hareketleri döneminden serbest sermaye hareketleri dönemine geçildiği için bu teoriler olayı açıklamakta eksik kalıyor.

      Sil
    2. yeni teoriler bekliyoruz

      Sil
  57. Merhabalar hocam,

    ABD de 2008 yılı sonunda Lehman Brothers ve bazı bankalardan kaynaklı krizde ABD piyasası daraldı, Türkiyeye gelen kaynaklar kesilip geri dönünce ilk önce USD kuru fırladı, sonra daralan ABD ekonomisini canlandırmak için FED tahvil alımı politikalarına başlayınca kurda gerileme ve yavaş artış oldu.
    Avrupa bankalarında da batma çıkma durumu olursa ya da Avrupa finans piyasaları sarsılırsa ilk önce Euro kuru yükselişe mi geçer? Dünyaya yayılan 2008 ABD krizi, şimdi de AB de mi yaşanıyor?

    YanıtlaSil
  58. sayın eğilmez, mesela abd bankacılık sistemi özellikle abd nin yüksek tüketim gücünü de hesaba katarsak hem içsel hem de dışsal olarak talep almıştır fakat Avrupa ekonomisinde bankacılık sistemi içeride tüketim potansiyellerinin zayıf olması nedeniyle daha çok dışsal taleplere dayalı aktif büyüme yaşamak gibi bir bağımlılık yaşamaktadır ve son 2 yıldır giderek yavaşlamaya başlayan global iktisadi aktivasyonların da büyük etkileriyle sistem yeterli seviyede büyüyemiyor ve ayrıca deflasyonist baskılar sistemin varlık değerlerinde erimeler yaparak sermaye yeterlilik gibi kritik öneme haiz rasyolarında bozulmalara sebebiyet veriyor. sayın eğilmez, abd de para ve sermaye piyasaları ekonominin finansmanında daha büyük hacme sahipken kıta avrupasının ekonomisinde bankacılık sistemi finansman konusunda daha büyük hacme sahiptir. dolayısıyla Avrupa bankacılık sisteminin bu yönüyle abd deki bankalardan daha dezavantajlı olduğunu ve bunu günümüzde sert biçimde yaşamaya başladığını düşünüyorum. sizce bu konuda yanılıyor muyum?. düşüncenizi merak ediyorum. saygılar....

    YanıtlaSil
  59. Hocam Deutsche Bank'a is basvurusunda bulundum sizce bu görünümde hata mi yapmisim, Turkiye'den de cekilmeleri gündemde mi?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...