29 Ekim 2016 Cumartesi

Cumhuriyet

Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığı ekonomik yapı tam bir faciaydı. Sanayi diye bir şey yoktu. Üretimin büyük bölümü tarıma, o da hava koşullarına bağlıydı. Kapitülasyonlar ve dış borçlar ülkeyi tam bir açmazda bırakmıştı. 1923 yılında milli gelir 570 milyon dolar, kişi başına düşen milli gelir yıllık 48 dolar, ihracat 51 milyon dolar, ithalat 87 milyon dolar, GSYH’da sanayinin payı % 11 idi. Bütün ülkede 13.000 adet telefon vardı. Doktor başına düşen hasta sayısı 13.000 dolayındaydı. Üniversite ve yüksekokullarda 3.000 dolayında öğrenci okuyordu. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu’ndan GSYH’sının yarısından fazla tutarda Düyun-u Umumiye borcunu devralmıştı.

Birinci Dünya Savaşının hemen ardından girdiği kurtuluş savaşından yeni çıkmış olan Türkiye’de, insanlar yorgun, bitkin, fakir ve dünyadan soyutlanmışlardı. Bütün dünya Türkiye’nin karşısına dikilmiş, batmasını bekliyordu. Bütün bu yorgunluk, bitkinlik, fakirlik ve yalnızlığa karşın Cumhuriyeti kuranlar, onurlu, gururlu ve her şeyden önemlisi umutluydular. Umutluydular, çünkü Türk halkı inanılmaz bir kurtuluş mucizesi gerçekleştirmişti ve Atatürk’ün önderliğinde ekonomik mucizeyi de gerçekleştireceklerine inanıyorlardı.

Beklendiği gibi de oldu. Türkiye Cumhuriyeti, ilk dönemde büyük atılımlar yaptı, milli gelirini hızla büyüttü, sanayisini, ihracatını geliştirdi, bütün fakirliğine karşın sırtına yüklenen Osmanlı borçlarını son kuruşuna kadar ödedi ve bugünlere geldi.

Atatürk döneminde (1923 – 1938) Türkiye Cumhuriyetinin başardığı yapısal reformlardan bazılarını aşağıda sıralıyorum:   

Cumhuriyet ilan edildi (1923.) Hilafet kaldırıldı, Tevhid-i Tedrisat (öğretim birliği) kabul edildi, ilköğretim zorunlu hale getirildi, TC’nin kendi bastığı ilk madeni para tedavüle çıktı, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kuruldu (1924). Aşar vergisi kaldırıldı, Danıştay kuruldu (1925). Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi ve kadın – erkek eşitliğine geçildi,  demir ve elik sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun çıkarıldı. Kayseri Uçak ve Motor fabrikası açıldı (kapatılıncaya kadar bu fabrikada 112 savaş uçağı üretildi.)nTopkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı, Ankara’da Milli Sahne adıyla ilk tiyatro kuruldu, uluslararası saat ve takvim uygulamasına geçildi. Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıklar kaldırıldı ve Kabotaj Kanunu uygulaması başladı (1926). Okullarda karma eğitime geçildi (1927). Laiklik bir cumhuriyet ilkesi olarak kabul edildi. Türk halkına okuma yazma öğretmek için millet mektepleri açıldı (1928 - 1936 yılları arasında 16 – 45 yaş arasında temel eğitim verilen kişi sayısı 3 milyonu buldu). Türk harflerinin kabul ve uygulanması hakkında kanun yürürlüğe girdi (1928). Kadınlar belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı (1930). Anadolu Demiryolu Şirketi ve Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alınarak millileştirildi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu.  Uluslararası ölçü birimleri yürürlüğe girdi (1931). Halkevleri açıldı (1932). Kadınlar genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı kazandı (1934). Ankara’da Devlet Konservatuvarı açıldı (1936).

Bir nefeste sıralanan bu reformlar mutlak monarşiyi cumhuriyete dönüştürmüş, laikliği yaşama geçirmiş, Türk insanını kulluktan çıkarıp yurttaş yapmış, eğitimi dinsel temelden bilimsel yapıya dönüştürmüş, dünyada pek az ülkede varken kadınlara eşit haklar vermiştir. 

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin GSYH’sı 750 milyar dolar dolayında, kişi başına yıllık geliri 9.300 doları, ihracatı 150 milyar doları, ithalatı 250 milyar doları aşmış durumdadır.

Osmanlı, hatasıyla sevabıyla, başarısıyla başarısızlığıyla bizim geçmişimizdir. Bu geçmişle övünürüz. Ama Osmanlı geçmişinden bir gelecek yaratmaya çalışmak, sadece zaman kaybıdır. Yapmamız gereken şey Cumhuriyetimizi, demokrasiyle tamamlayıp ileri götürmektir. 

66 yorum:

  1. Sayın Eğilmez Yapısal Reform dediğiniz böyle olur.:)

    YanıtlaSil
  2. Ayrica Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunu da unutmayalim. Sadece ekonomik değil kültürel anlamda da yapilmali Yapisal Reformlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Daha eklenecek çok şey var da özetledim.

      Sil
    2. Bu kadar yapısal reform bir araya kısa zamanda geldiğinde işte buna devrim denir.
      Cumhuriyet medeni, kültürel, ekonomik alanlarda çağın dışına itilmiş bir toplumu yeniden hakettiği
      düzeye getirmiştir.

      Sil
  3. Hocam şu yorumunuzu çok beğendim "Osmanlı, hatasıyla sevabıyla, başarısıyla başarısızlığıyla bizim geçmişimizdir." çok başarılı bir yazı olmuş. Tüm ülkemizin cumhuriyet bayramını kutluyorum.

    YanıtlaSil
  4. BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN HOCAM HEP BIRLIKTE DAHA GÜZEL YILLARA !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimizin bu büyük bayramı kutlu olsun.

      Sil
  5. Yapisal reformlarin ne oldugunu soranlar bir daha bir daha okusun. Hocam kaleminize saglik cok net bir yazi.

    YanıtlaSil
  6. Hocam yıllardır bariz bir şekilde görünüyor ki bu ülkenin gelişmesini istemeyen odaklar var.Cumhuriyete,demokrasiye ne kadar sıkı sarılırsak sarılalım önümüzde terör gibi büyük problemler var,dolar birkaç gündür tarihi zirveyi görüyor.Açıkçası karamsarım bu konuda.Kısa vadede ve uzun vadede neler yapılabilir? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı'nın en karamsar olduğu, battı, tamamen bitti dendiği dönemde Kurtuluş Savaşı başlatılmıştır. Her karanlığın bir aydınlığı, her aydınlığın bir karanlığı vardır.

      Sil
  7. Acı ama gerçek,cumhuriyetin kazanımlarını görmek için aydın olmak yetmiyor maalesef (günümüzde)

    YanıtlaSil
  8. En büyük yapısal reformlar devletin çağdaş, anlaşılır bir yapıya evrilmesi olarak anlaşılmalı. Yapısal reform derken bu parametre ölçüsünde değerlendirilmelidir. Paylaşımınız için teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
  9. Osmanli'nin son donemi MUTLAK MONARSI degildir, MESRUTIYET'tir (Ingiltere'nin rejimi). Osmanli'nin son doneminde iktidarda bulunanlar (Ittihat ve Terakki, Jon Turkler) ile Milli Mucadele donemi ve Cumhuriyet donemi iktidarda bulunanlar ayni siyasal temeldendir. Birini yerip, birini overken yanlisa dusmeyin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam öyle değil o dediğiniz. Şöyle:
      I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgiden sonra, İkinci Meşrutiyet'in altı yıl sürmüş olan üçüncü Meclis-i Mebusan'ı 21 Aralık 1918'de feshedildi. İşgal koşullarından ötürü Anayasa'nın emrettiği yeni seçim yaklaşık bir yıl süreyle yapılamadı. Sonra seçim yapıldıysa da 11 Nisan 1920'de padişah Mehmet Vahdettin meclisi resmen feshetti.
      Yani işin özeti meşrutiyet 1. Dünya Savaşından sonra sadece kağıt üzerinde vardı.

      Sil
    2. Dünyada adı Cumhuriyet olan pek çok devlet var. Mısır Cumhuriyeti, Yemen Cumhuriyeti, Suriye Cumhuriyeti gibi. Her cumhuriyet demokratik değildir. Adı Krallık olan demokratik ülkeler de var. Parantez içinde örnek verdiğiniz İngiltere meşrutiyet, Türkiye Cumhuriyetinden daha ileri bir demokrasidir. İngilteredeki gibi meşrutiyet Osmanlı'da hiç olmadı. Osmanlı hükümetinin varlığı bağımsızlığı tehlikeye soktuğu için Atatürk saltanatı kaldırmaya mecbur kalmıştır. Yani Türkiye anayasal monarşi olamazdı. Tarih bilgim çok zayıf, ben böyle biliyorum.

      Sil
    3. Tarih bilginiz zayıf olsa da kafanızın aydınlığı olayı kavramaya yetiyor. Teşekkürler.

      Sil
    4. 150 yil onceki Osmanli'nin demokrasisi ile, bugunun Ingiltere'sinin demokrasisini karsilastirmak pek akillica olmaz. 150 yil once bir musluman olarak Ingiltere'de yasamak istemezdiniz emin olun, zaten musluman olarak Ingiltere'de muhtemelen musluman kolonilerinden gelmis bir koleydiniz.

      Ayrica 100 yillik Osmanli mesrutiyetini de yok saymak cok akillica olmaz. Bu yazida boyle yapiliyor demiyorum ancak genel olarak Osmanli'nin son iki yuzyilini, sanki orta cagdaki bir krallikmis gibi aktarmak ideolojiktir. Cumhuriyet sifirdan dogan bir ulkenin insaasi degil, bir surecin devamidir. Objektif bakan herkes, bunun hakkini verecektir. Osmanli ile ilgili gercekler anlatildiginda maksat Osmanli'dan bir gelecek yaratmak degil, sureci bu cografyanin insanlarinin lehine ilerletmektir. Insanlar gecmisi oldugu gibi ogrenmedikleri icin kendilerini somurenlere ayri bir hayranlik, bir oykunme icine giriyorlar. Gercekler degil de masal dinlemek istiyorsaniz o ayri tabi.

      Ayrica demokrasisi cok ileride olan Ingiltere, daha gecen haftalarda Rusya'nin BBC'si sayilabilecek, Ingiliz kanunlarina gore faaliyet gosteren Russia Today'in hesaplarini gerekcesiz olarak dondurdu. Turkiye'deki darbe girisiminden de ne kadar rahatsiz oldugunu demokrasi asigi medyasi gosterdi. Yani o demokrasi dediginiz sey isine geldigi kadar olunca demokrasi olmuyor.

      O yuzden haklisiniz kavramlara cok takilmamak gerekir. Ulkeler kurulur, yikilir, rejimler degisir. Ben sadece yanlis bir bilgilendirmeyi duzeltmek istedim.

      Sil
  10. Hocam verdiginiz rakamsal bilgiler icin tesekkur ederim. Genelde bir konuda olayi rakamlarla aciklayip, ne oldugunu gosteren duzgun bir arastirma bulmak zor. Ben ekonomi alaninda sizin gibi konunun uzmani degilim ve bir ulkenin ekonomisini basarili veya basarisiz olarak degerlendirirken tek gostergeye bakiyorum bu bana yaklasik bir fikir veriyor ki oda; ulke Gsmh nin toplam dunya Gsmh sine orani. Bu blogda bunun disinda baska gostergelerden haberdar edip rakamsal bilgileri paylastiginiz icin tesekkurler.
    Bayraminiz kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  11. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

    YanıtlaSil
  12. Taa o zaman uçak üretmiş ülke şimdi yerli otomobil konuşuyor. Çok ilerledik canım.

    YanıtlaSil
  13. Bu ülkede batılılaşma ve demokratikleşme hareketi Osmanlı döneminde başladı. Atatürk ülkeyi monarşiden demokrasiye geçirmedi. Osmanlı Devleti fiilen yıkılmıştı. Meşrutiyet reformdur. Cumhuriyet yeni kurulmuş devletin yönetim şeklidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cumhuriyet ilan edildi (1923.) Hilafet kaldırıldı (1924.) Laiklik bir cumhuriyet ilkesi olarak kabul edildi (1928). Tevhid-i Tedrisat (öğretim birliği) kabul edildi, ilköğretim zorunlu hale getirildi (1924.) Okullarda karma eğitime geçildi (1927). Türk halkına okuma yazma öğretmek için millet mektepleri açıldı (1928 - 1936 yılları arasında 16 – 45 yaş arasında temel eğitim verilen kişi sayısı 3 milyonu buldu). Türk harflerinin kabul ve uygulanması hakkında kanun yürürlüğe girdi (1928). Danıştay kuruldu (1925). Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi ve kadın – erkek eşitliğine geçildi (1926). Kadınlar belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı (1930). Kadınlar genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı kazandı (1934). TC’nin kendi bastığı ilk madeni para tedavüle çıktı (1924). Aşar vergisi kaldırıldı (1925). Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıklar kaldırıldı ve Kabotaj Kanunu uygulaması başladı (1926). Anadolu Demiryolu Şirketi ve Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alınarak millileştirildi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu (1931). Demir ve Çelik sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun çıkarıldı, Kayseri Uçak ve Motor fabrikası açıldı (kapatılıncaya kadar bu fabrikada 112 savaş uçağı üretildi) (1926). Uluslararası ölçü birimleri yürürlüğe girdi (1931). Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kuruldu (1924). Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı, Ankara’da Milli Sahne adıyla ilk tiyatro kuruldu, uluslararası saat ve takvim uygulamasına geçildi (1926). Halkevleri açıldı (1932). Ankara’da Devlet Konservatuvarı açıldı (1936).
      Bunları Osmanlı mı yaptı? Atatürk olmasa çevresindekiler bunları kabul eder miydi sanıyorsunuz?

      Sil
    2. Benim demek istediğim Cumhuriyet için reform demek yetersizdir. Osmanlı Devleti fiilen bitmişti zaten. Saltanatı bitiren Atatürk değil. Cumhuriyet bir devletin dönüşümü değil yeniden doğuşudur. Atatürk istemese Cumhuriyette olmayacaktı. Osmanlı'nın demokrasiye zorlanması ve son dönem Osmanlı modernleşme çabaları olmasa Atatürk gibi bir insan yetişir miydi?

      Sil
  14. Hocam iyi bayramlar. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk döneminde o dönem için gelişmiş bir ülke değil miydi? Baksanıza çok az ülkede olan kadınlara seçime hakkı veriliyor, savaş uçağı üretiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelişmiş değildi. Uçak üretmek ve kadınlara eşitlik tanımak çok önemli ama devamını getirmek gerekirdi. Ne yazık ki biz, Atatürk'ten sonra bunların devamını getiremedik.

      Sil
    2. Niye devamını getiremedik? Bu sorunun mantıklı bir çok açıklaması olabilir. Ama doğru olanı bulamadığımız takdirde, problemin çözümünü nasıl ortaya koyabiliriz?

      Cumhuriyetimiz kutlu olsun. Cumhuriyetimize, demokrasimize, halkımıza her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

      Kurtuluş savaşımızda en azından düşmanlarımız belliydi.

      Sil
  15. 29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edildi...bu 1921 anayasasında değişiklik yapılarak gerçekleştirildi...yani 1923'ün 29 Ekiminde bir anayasa değişikliği yaşandı biz o aslında anayasa değişikliğini kutluyoruz...

    29 Ekimde sadece cumhuriyet rejimi anayasaya sokulmadı...devletin dilinin Türkçe, dinin de islam olduğu da 29 Ekimde anayasaya eklenmiştir...bu teknik anlamda şeriata dayalı milliyetçi-muhafazakar bir rejimin tesis edildiği anlamına geliyor..

    11 Nisan 1928'de islama-şeriata dayalı model terk edilerek anayasa laikleştirilmiştir...yani laik cumhuriyetin kuruluşu teknik anlamda 11 Nisan 1928'dir..

    Şimdi ''Atatürkün kurduğu bu düzeni nasıl oluyorda tersine çevirme hakkını AKP kendinde bulabiliyor'' diye bazıları merak ediyor ya..işte referanslarını bu ayrıntıdan alıyorlar...

    ''Mustafa Kemal 29 Ekimde islama dayalı bir rejim kurmuştu, sonra gücünü konsalide edip muhalefeti komple saf dışı bırakınca kafasındaki asıl modeli hayata geçirdi, yani yeni devletimiz özünde islama dayalıydı yine öyle olması gerekir, bu son derece doğaldır'' diye düşünüyorlar...

    '2. Kurtuluş Savaşı başladı' mavrası da aynı niyeti ifade ediyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İslam'a içki başta yasak değildi. Sarhoşken ibadet etmek yasaktı. Aynı mantıkla içki de içebilirler.

      Sil
  16. Öncelikle bu ağ günlüğünü(blog) takip eden herkesin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

    Normalde bu ağ günlüğünde açılan her başlığın altına yazmaya çok istekli arkadaşların bu başlık altına pek bir şey yazmak istememelerini çok iyi anlıyorum.Çünkü sadece tarihimize,Cumhuriyeti'in kuruluşuna değil her tür bilgiye içimizden gelen saf bir merakla,araştırmaktan zevk alarak yaklaşmayı öğretmediler bize.Çoğunlukla slogancı,belli simgeler üzerinden yürüyen,ezberci,belirli kalıpların dışına çıkamayan eğitim-öğretimlerden geçtik.Atatürk'ün hayalini kurduğu, yaşamaktan,öğrenmekten,araştırmaktan,sorgulamaktan zevk alan,dünyaya açık nesil ne yazık ki yaratılamadı.Eğer bugün kendisini kendi çapınca 'Yeni Atatürk' gibi gören ve eskisinden içten içe tiksinen bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetiliyorsak bu pedagojik yanlışlarla dolu eğitim sistemimizin bunda payı çok büyük.Şapkayı önümüze koyup bu yapılan pedagojik yanlışlarla yüzleşmeliyiz ve aynı hataları yapmamak için elimizden geleni yapmalıyız.

    Şimdi yazacaklarımla farklı bir konuya geçiş yapmış gibi olacağım ama aslında öyle değil.Bence bu 'başkanlık rejimi' konusuyla ülke olarak son derece tarihi bir yol ayrımındayız!Ya yılgınlık ve kabullenmişlik içinde karanlık bir döneme gireceğiz ve çok daha kötü şartlara razı olacağız ya da tam tersi.

    Ben parlamenter sistemimizin de bu Cumhuriyet'in çok önemli kazanımlarından biri olduğunu düşünüyorum ve ekonomik zorluklar altında ezilen halkımızın her türlü propagandaya karşın başkanlık rejimine 'hayır' diyerek rejimimizin sinsice dönüştürülme çabasına gerekli cevabı vereceğini düşünüyorum. .Çok değil en geç 2-3 yıl sonra da Cumhuriyet ve demokrasi fikirlerine,Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine yeteri kadar olmasa da az çok yaraşır yeni bir iktidarın oluşacağından neredeyse eminim.İşte öyle bir iktidar kurulduğunda biz az çok okumuş ve demokrat insanlar eski hataların tekrar edilmemesi için ve iktidarın daha ileri taşınması için rehberliğimizi esirgememeliyiz.Bunun için de güce ve umuda ihtiyacımız var.

    Bir ülke için en büyük tehlike okumuş,ufku açık insanlarının yılgınlık ve umutsuzluk içinde olmasıdır.Yukarıda hocamızın paylaştığı atılımları yapanlar 'çılgın' insanlardı,biz de en az onlar kadar kararlı ve çılgın olabilmeliyiz,aksi taktirde yanıbaşımızdaki Ortadoğu ülkelerinin durumu yanıbaşımızda duruyor.

    YanıtlaSil
  17. Az,Öz özetlemişsiniz,Kaleminize,Yüreğinize sağlık,Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  18. Atatürk ün mirasını çatır çatır yedik,cumhuriyetin kazanımlarınıda sattık savdık, bekleriz artık
    bir kahraman daha çıksında kurtarsın memleketi diye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Godot yu beklesin vatandaş.

      Sil
  19. Çok guzel özetlemişsiniz . AKlinıza , ellerinize saglik

    YanıtlaSil
  20. Hocam yazınız yapısal reformlar açısından çok aydınlatıcı olmuş lâkin lâiklik konusunda kafa karıştırıcı bir veri var ki o da 1928'de anayasadan "Devletin dininin din-i İslâm" olduğunun çıkarılmış olup lâiklik ilkesinin anayasaya girdiği tarihin 1937 olduğudur. Yukarda bir arkadaş lâik cumhuriyetin kuruluş tarihini 1928 olarak gördüğünü söylemiş ki fikrimce çok yanlış bir tarihtir. Lâiklik dünyanın kurallarını dünyada yaşayanların belirlemesi olarak tanımlanacaksa buna adım attığımız ilk tarih 1808 Sened-i İttifak'tır.
    Kanaatimce rejimin bayramı olmaz ancak bizim cumhuriyete geçmemiz sadece bir rejim değişikliği değil aynı zamanda bir daha sömürge-yarı sömürge olmamak üzere kurulmuş bir sistem olmasıdır. Tarihi referans aldığımızda burada yaşamaya başladığımız tarih 20 Mayıs 1040'tır. Mesela benim doğup büyüdüğüm Amasya 940 yılı aşan bir süreden beri Türk toprağıdır.
    Herkesin cumhuriyet bayramını kutlarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel özet, teşekkürler. Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.

      Sil
  21. İyice demokrasiden uzaklaşıyoruz... aleni şekilde hem de... 29 Ekim'de böyle bir karar alınabiliyor... yazıklar olsun...

    Bir öğretim görevlisi olarak yorumlarınızı alabilir miyim hocam ?

    http://www.hurriyet.com.tr/yeni-khk-ile-rektorluk-secimleri-kaldirildi-40262924

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diktatorluklerde olur boyle seyler. Yoksa siz bu ulkenin demokrasi ile filan mi yonetildigini zannediyordunuz?

      Sil
    2. Zaten YÖK'den sonra ne üniversite kaldı ne özerklik ne de başka bir şey. Sonuç üniversite eğitiminin inanılmaz kalite kaybı oldu. Bu da son aşaması.

      Sil
  22. hocam merakımdan soruyorum art niyetim yok;
    Şimdi bu başkanlık denen şey cumhuriyete alternatif ürün mü? tamamlayı ürün mü? yoksa ayrık ürün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevcut durum esasen başkanlığın fiilen uygulandığı bir durum. Cumhuriyet açısından değil demokrasi açısından bakarsanız daha sağlıklı sonuçlara ulaşabilirsiniz.

      Sil
  23. Konuyla alakasız ama, üniversite rektörlük seçimleri kaldırılmış diye okudum. Artık Cumhurbaşkanı atayacakmış. Keşke bir Atatürk daha gelse şimdi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden de CB atıyordu ama seçilenler arasından atıyordu. Şimdi seçilenler arasından şartı da kalktı. Düzenleme şöyle oldu:
      2547 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan "Devlet üniversitelerinde rektör, profesör akademik unvanına sahip kişiler arasından görevdeki rektörün çağrısı ile toplanacak üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından Cumhurbaşkanınca atanır" ifadesi yerine “Devlet üniversitelerinde rektör Yükseköğretim Kurulu tarafından önerilecek, profesör olarak en az üç yıl görev yapmış üç aday arasından Cumhurbaşkanınca atanır" denildi.

      Dolayısıyla üniversite dediğimiz yer tümüyle siyasal iktidara bağlanmış bulunuyor.
      Bu üniversiteden buluş yapacak insan yetişir mi? Siz söyleyin.

      Sil
  24. Hocam Merhaba ;

    Piyasa neden bu kadar soğuk?

    Bu soru ile ilgili açıcı bir cevap verirseniz mutlu olurum.

    İyi çalışmalar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz bana sıcak bir yer söyleyin (iklim olarak sıcak yerler dışında) ben size piyasanın neden soğuk olduğunu anlatayım.

      Sil
  25. Hocam, umhuriyet bayramınızı kutlarım. Yazınız gercekten cok iyi olmus. Beklentimiz Cumhuriyet ile birlikte refah düzeyimizin arttığı, eğitim sisteminin düzeldiği daha nice yıllara..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Üniversite rektör atamalarıyla ilgili son karardan sonra eğitimle ilgili umutlar da herhalde rafa kalktı.

      Sil
  26. Sayın hocam , bu ülkede eleştirisel bakış açısı olmaması, sisteme değil tek adama dayalı sistem de Osmanlı'nın son zamanlarında var olup cumhuriyetle Yok edilemediğini ve halen etkisini sürdürdüğünü düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok etkisi olduğu kesin, haklısınız.

      Sil
  27. Cumhuriyet ile bir problemleri yok İran'da Cumhuriyet hatırlatırım onların problemi Atatürk ve laiklik ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde Cumhuriyet demek aşağı yukarı Atatürk ve laiklik demektir.

      Sil
  28. Hocam okurken gözlerim yaşardı inanır mısınız? Keşke 1923-1938 için, Hitit tarzı bi köşe yapsanız da ufkumuz genişlese..

    YanıtlaSil
  29. Güzel bir özet olmuş hocam ve biz yine aynı hataya düşüyoruz, Cumhuriyetimize ideolojik yaklaşıp kör oluyoruz. Evimizdeki diger pencereleri kapatıp tek pencereden dünyaya bakmaya başladık ne üzücü. Bir kurtulsak şu at gözlüklerinden..

    Yaşasın Cumhuriyet
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  30. Yönetim sistemi ne olursa olsun zihniyetler değişmedikçe hiçbir zaman istenilen noktaya gelemeyeceğiz. Yönetim sistemlerinin bayram olarak kutlanması da ne kadar doğru bilmiyorum. Bugün ülke olarak geldiğimiz noktada mutsuzluk had safhada ise cumhuriyet derdimize deva olamamış bir sistem demektir. Padişahlık sisteminin geldiği noktayı da özetlemişsiniz zaten. Saltanat,Faşizm,Komünizm, Diktatörlük ya da Cumhuriyet. Elbette aralarında büyük farklar var olsa da gelinen nokta cumhuriyeti de sorgulatıyor. Daha iyi bir yönetim şekli mümkün mü sizce.

    YanıtlaSil
  31. Hiç boşuna kendinizi üzmeyin. Başkanlık sistemi öyle de böyle de maalesef gelecek. Ne şartla olursa olsun. İsterse desin ki ben tek yetkiliyim herkesi ben atarım, herkes bana maaşından %40 verecek. Yine de gelecek. Bu adamın tek lafıyla millet sokağa çıkıp tankın önüne yattı. Bunun bir çok sebebi var.

    En büyük sebebi Bahçeli'dir. Haziran seçimlerinde millet dedi ki "biz AKP den bıktık biraz da sizi dinleyelim" Bahçeli efendi "yok olmaz dedi" millet de "olmazsa al sana hdp den az sandalye" dedi. %40 olan AKP oyunu %49'a çıkardı. Dikkat ettiniz mi? 15 temmuzda Erdoğan'ın yanında zafer işareti yapanlar "bozkurt" yapıyordu. Bahçeli bu sahneden utanmalıdır.

    İkincisi CHP'nin saçma sapan politikaları. CHP logosundaki 6 oktan birini (milliyetçilik) çöpe attığından beri bu milletten zor oy alır. AKP'nin aldığı oyun %30 u islamiyetten ise %20 si milliyetçilikten. Bu millet Milliyetçilik sayesinde bu kadar süre ayakta duruyor, yıllarca okullarda, sokaklarda bu millete milliyetçilik işlendi. Solcuyum diye gidip faşist HDP'nin yanında yer aldı. Ne yaptıklarının kendileri de farkında değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ak Partinden memnun olmayanların ve Ak Partiye oy verenlerin çoğunun düşündüğü bence de matıklı bir sebep: Hangi partiye oy verelim düşüncesi..
      Kendi partisinin küçücük bir ilçesini(İstanbul Şişli Belediyesi) dahi yönetemeyen Chp mi, siyaseten ne dediğini, ne istediğibile anlaşılamayan Mhp mi..

      Sil
  32. Türkiye'de bunu anlayacak kapasitede insan az ne yazık ki. 1930'lardaki Rome Döneminde övkünen İtalyan'lardan farkımız yok, şu an.

    YanıtlaSil
  33. Merabalar Hocam peki Japonya hangi yapısal reformlar yaptıda bu hale geldi?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...